Normlar Hiyerarşisi ve Silah Hukuku
#1
Arkadaşlar, hukuk sisteminde "normlar hiyerarşisi" denilen bir kavram vardır.
Hukuk normuna,belli bir toplumsal ilişkiyi düzenlemek amacı ile oluşturulan ve devletin yaptırım 
gücünde bağlanan kurallar topluluğu diyebiliriz. Örneğin yasa bir hukuk normudur, yönetmelik de.
Hiyerarşiyi de altlık üstlük ilişkisi olarak tanımlayabiliriz. Bu durumda normlar hiyerarşisi, normlar
arasındaki altlık üstlük ilişkisidir. Hukuktaki normlar hiyerarşisi için bir piramit kullanılır. Son 
Anayasa değişikliğinden sonra, ülkemizdeki normlar hiyerarşisi şu şekildedir:

[Resim: slnv3jp.jpg]

Tepedeki norm olan Anayasa en güçlü ve en soyut olan normdur. Aşağı indikçe normlar daha somut
olur, ancak güçsüzleşir. Alt aşamadaki norm üst norma aykırı olmaz. Örneğin yasalar/uluslararası 
sözleşmeler Anayasa'ya aykırı olamazlar. Yönetmelikler de C.Kararnameleri, kanunlar/uluslararası 
sözleşmeler ve Anayasa'ya aykırı olmaz.
Uluslararası sözleşmeler, ancak usulüne uygun olarak TBMM tarafından onaylanıp, yayınlandıktan sonra
kanun niteliğinde sayılırlar.(İstisnaları  vardır.)
C.başkanlığı kararnameleri,cumhurbaşkanının yürütmeyle ilgili alanlarda aldığı yetkiyle çıkarttığı
kararnamelerdir. Bunlar kanunlar/uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'ya aykırı olamaz.

Yukarıdaki şemaya göre, bir kanunun uygulanması amacıyla ilgili bakanlık, kamu tüzel kişileri vs 
tarafından çıkartılan yönetmeliklerin yasalara aykırı olamayacağını görüyoruz.
Genelde bir kapsamlı bir yasa konulduğunda, bu yasanın uygulanmasını sağlamak için ilgili bakanlık 
tarafından  bir de yönetmelik yayınlanır. Yasalar genelde çok ayrıntılı olmaz. Soyut bir hüküm konulur. 
Ayrıntılar bir yetki  maddesi ile yönetmeliğe bırakılır.Örneğin, yasada"C.başkanlığı tarafından çıkartılacak 
yönetmelik gereğince belirlenen kişilere vali tarafından taşıma ruhsatı verilebilir." deniliyorsa, bu kişileri 
belirleme yetkisi yasayla C.başkanına verilmiş demektir. Cumhurbaşkanlığı çıkaracağı yönetmelikle bu 
kişileri belirler. Ama, kanunda yetki verilmemişse, yönetmelikle taşıma ruhsatı verilebilecek bir gurup 
yaratılmaz. Zira, yönetmelik yasalara aykırı olamaz. Aksi takdirde "yetki gaspı" yapılmış olur.
Aynı şekilde, yönetmeliklerle yasada olmayan bir konuda kısıtlama konulamaz.
Ayrıca, "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi gereğince yönetmelikle suç yaratılıp, ceza verilemez.

Bu kısa açıklamadan sonra, konumuza gelelim. Biliyorsunuz 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer 
Aletler Hakkında Kanun'un uygulanmasını sağlamak amacıyla,91/1779 Sayılı Yönetmelik yayınlanmış olup, 
halen yürürlüktedir.(Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile diğer Aletler Hakkında Yönetmelik)
Bu yönetmelikte bazı hükümlerin yasaya aykırı olduğunu ve yetki gaspı yapıldığını düşünüyorum.
İlerideki günlerde göndereceğim mesajlarla bunları tek tek belirteceğim. Şimdilik iyi akşamlar.
[+] 6 kullanıcılar diyor Bu gönderi için ceycey'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#2
6136 Sayılı Kanun’un 7.maddesinin 1.fıkrasının 5.bendinde aynen”  Cumhurbaşkanınca çıkarılan 
yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanlar,”……. 
denilmek suretiyle silah taşıyabilecekler için C.başkanı tarafından çıkarılacak yönetmeliğe yetki 
verilmiştir.Nitekim bu yetki ile yönetmeliğin 9.maddesi gereğince valiler tarafından taşıma ruhsatı
verilebilecek meslek grupları ve şahıslar belirlenmektedir. Örneğin avukat, noter, kuyumcu, pilot vs.
meslek grupları bu maddeye dayanarak taşıma ruhsatı alabiliyorlar.
Buradaki durumu örnek olarak anlattım. Normlar hiyerarşisine uygun bir yetki devri yapılmış.

Ancak, aynı durum ruhsat verilmesini engelleyen haller ve ruhsat iptali için yapılmamış, işte asıl 
mesele burada.
Ruhsat verilmesine engel durumları https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=142  
linkindeki konuda incelemiş, bu konuda önce kanundaki sonra yönetmelikteki maddeleri tek tek 
belirtmiştik.
Yasadaki engel durumlar ve iptal bedelleri kısaca şunlardır:
1)Ruhsatların veriliş sebepleri ortadan kalktığını 6 ay içerisinde bildirmeyenler,
2) Süresi dolduğu halde altı ay içerisinde ruhsatını yeniletmeyenler,
3) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, 
Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamına giren 
suçlardan mahkûm olanlar,
4) Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar,
5) Taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlar,
6) 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında 
haklarında tedbir kararı verilenler,
7) Silah bulundurma ve taşıma ruhsatı olup bu silahla suç işleyenler,
8) Silahın muhafazasındaki ihmali ya da kusuru neticesi başkaları tarafından bir suç işlenmesine 
veya intihar ya da intihara teşebbüs edilmesine neden olanlar.

Gördüğüm kadarıyla bu sayılanlar dışında herhangi bir engel durum ya da iptal sebebi yok.
Bu sayılanlardan 1,2,7 ve 8 maddelerindeki hallerde ruhsatlar iptal edilir. Diğer sayılanlar ruhsat 
verilmesine engel durumlardır.
Kanunda ruhsat verilmesine engel durumların  ve  iptal sebeplerinin belirlenmesi için yönetmeliğe 
herhangi bir yetki devri yapılmamıştır.Oysa yönetmeliğin 16.maddesinde bir çok engel durum ve 
iptal sebebi vardır. Bunlardan bazıları kanunda sayılan 8 durum-iptal sebebiyle aynıdır. Ancak, bunların
dışında belirtilenler de vardır. Örneğin, f) Taksirle veya basın ve yayın yoluyla işlenenler hariç olmak 
üzere değişik zamanlarda işlediği aynı veya farklı türden ikiden fazla suçtan dolayı mahkum olanlara.

Kanunda bu konuda açıkça  yetki devri yapılmadığı ve kanunda aynı hüküm bulunmadığı için, bence 
bu f bendine dayanılarak ruhsat verilmezse veya verilen ruhsat iptal edilirse, yapılan işlem hukuka 
aykırıdır. Zira,yetki gasbı mevcut olup, yasaya aykırı bir şekilde yönetmelikle engel durum yaratılmıştır.
Bu f bendinin dışında da başka bentlerde de benzer durumlar mevcuttur.
[+] 7 kullanıcılar diyor Bu gönderi için ceycey'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#3
Bir önceki mesajımda, kanunda ruhsat verilmesine engel durum ve ruhsatın iptal sebebi olarak
8 sebebin sayıldığını, yönetmelikte bunların dışında sebepler yaratıldığını bildirmiştim.

Bunlardan iki tanesini daha yazıyorum:
g) Ruhsatlı silahını geçici de olsa başkalarına verdikleri için mahkum olanlara.
i) Spor maksatlı olarak spor federasyonlarının demirbaşına kayıtlı silahları amacı dışında kullananlara,

Bu engel sayılan durumlar yasada bulunmamaktadır. Bu durumların yaratılması yetki gaspı olup,
hukuka aykırılık mevcuttur.

Bunların dışında bizim için asıl önemli konuya gelelim:

6136 Sayılı Kanun’un Ek 7 maddesinde aynen “Silah ruhsatı almasında mani hali bulunmayan her Türk
vatandaşı bulundurmak maksadıyla silah satın alabilir. ……” denilmektedir.

Ama, yukarıda belirttiğimiz 91/1779 sayılı Yönetmeliğin silah ruhsatı verilmesine engel durumları düzenleyen
16.madde m bendinde aynen” Yirmibir yaşını bitirmemiş olanlara.” denilmektedir. Buyurun buradan yakın!

Yasanın yaş belirtmediği bir durumda, açıkça yetki verilmediği halde  yönetmelikle daha ileriye giderek 21 yaş
yazılması, bence yine hukuka aykırıdır.

Yasalarımızda reşit olmak için 18 yaşın  bitirilmesi gerekmektedir. Reşit olan evlenebilir, çocuk sahibi yani baba
olabilir, sözleşmeler yapıp borçlanabilir, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılabilir(eskiden idam 
edilebiliyordu),milletvekili olabilir, hatta yivsiz tüfek alabilir. Ama, tabanca  alamaz.!!!

Silahlarla ucundan ilgilenmiş herhangi biri bile, yivsiz tüfeğin tabancadan çok daha tehlikeli ve öldürücü 
olduğunu bilir. Tabancayla birine ateş ederseniz, hayati yerlerinden birine gelmezse deler geçer, yaralar. 
Ama, yivsiz tüfekle aynı mesafeden birini ayak veya kolundan vurursanız o organı kopartır, kan kaybından 
ölüm tehlikesi oluşur. Hele hayati bir organa denk gelirse o anda öldürür. Bu konu ayrıca tartışılması 
gereken bir konu.

Sonuç olarak bence, silah ruhsatı almak için uygulanan 21 yaşın bitirilmesi şartı hukuka aykırıdır. Yasada 
değişiklik yapılmadığı sürece, reşit olan yani 18 yaşını bitirenler (başka engelleri yoksa) tabanca alabilir.
[+] 7 kullanıcılar diyor Bu gönderi için ceycey'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#4
Tahminimce tabanca için 21 yaş, askerlik yaşı düşünülerek koyulmuş. Günümüzde çoğu kimse askerliğini yaşında yapmıyor ve tamamına yakını silahlar hakkında sıfıra yakın bilgiyle askerliğini bitiriyor.
Şahsen askerde temel ateşli silah güvenlik kurallarından bir haber asteğmenler biliyorum. Komandoyum diye geziyordu ama silahı 90 dik tutup tetik düşüreceğini bilmiyordu. 45 derecelik açıyla karargah binasına doğru tetik düşüyordu.
Tehlikeli silahlar yoktur. Sadece tehlikeli insanlar vardır.
Şehit Amfibi Uzman Çavuş Muhammet Fatih Durhan
Şehit Polis Memuru Şeyda Yılmaz
Kurban İkbal Uzuner Kurban Ayşenur Halil
[+] 1 kullanıcı diyor ki Bu gönderi için Shepherd'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#5
Bir önceki mesajımda 91/1779 Sayılı Yönetmeliğin 16.maddesinin g bendindeki halde (Ruhsatlı silahını
geçici de olsa başkalarına verdikleri için mahkum olanlara.) ruhsat verilmeyeceği ve verilmiş ruhsatın
iptal edileceği hükmünün olduğu,bu metnin yasada olmaması nedeniyle ortada yetki gasbının olduğunu 
ve hukuka aykırılık bulunduğunu belirtmiştim.
Bizim ceza hukuku sistemimizde "kanunilik ilkesi" mevcuttur.Yani yasalarda olmayan(tarif edilmemiş)
bir eylem suç olmaz ve kişiye ceza verilemez. Ne ceza yasalarında ne de 6136 Sayılı Kanun'da " ruhsatlı
silahını geçici de olsa başkasına vermek" diye bir suç yoktur.Bu yüzden ruhsatlı silahını geçici de olsa
bir başkasına veren şahsa ceza verilmez, çünkü ortada suç yoktur.Yani bu şahıs mahkum olamaz.
O zaman bu hüküm niçin yönetmeliğe konuldu?
Eğer tabanca sahibi suç işleyeceğini bildiği halde birisine ruhsatlı tabancasını verir ve o şahıs suç işlerse,
yardım ve yataklıktan zaten ceza alır.Böyle bir durumda bir daha ruhsat alamaz.Kısacası, ruhsatlı silahını
başkasına geçici olarak veren şahsa ceza verilmeyeceği için, yönetmelikteki bu hükmün bu açıdan da
uygulanma olanağı yoktur.
[+] 6 kullanıcılar diyor Bu gönderi için ceycey'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi