KİNETİK TÜFEĞİN SINIRLARI
#1
Saim Alper Erdem üstat'dan alıntıdır

KİNETİK TÜFEĞİN SINIRLARI 

17. Asırda yaşamış Newton alimi; “Duran veya hareket eden cisimler, dışarıdan bir müdahale olmadıkça istiflerini hiç bozmaz, duruyorlarsa durgunluk halini, hareket ediyorlarsa ne hız ne de yönlerini değiştirmezler”… demiş ve şöyle devam etmiş; “Hareket kavramı bu prensiple başlar, bu nedenle buna biz BİR NUMARA diyelim”…

Türkçemiz’de “Atalet veya Eylemsizlik” olarak tanımlanan bu kavram, adı üzerinde, değişmeyen oluşumları tanımladığından uygulamada çoğu zaman ihmal edilmiş veya hak ettiği değeri görmemiştir…

Silah tasarımı da bu ataletten payını almıştır… Halbuki harekete başlayan bir cismin içi veya üzerinde yerine tesbitli olmayan her ayrı cisim, Bay Newton’a hürmeten durağan halini koruyacak, ana cismin hareket halindeki uzantılarının yolları üzerindeyse onlara çarpacaktır. Bu çarpan cismin ağırlığına ve hızına göre hiç de küçük görülmeyecek bir enerji kaynağıdır…

Geçen asrın başlarında, “Mauser,… Sjögren” gibi firma ve şahıslar bu enerji kaynağını farkedip istifade etmek istemiş ancak, zamanın gelişmeleri daha çok atılanın namluyu hızlı terkettiği “Yivli” silahlarda olduğundan, yeterli sürat ve kütle uyumu sağlanamamış, kısmen yavaş “Yivsiz” türde yapılan tek örnek, başarılı olmasına rağmen gelişen diğer çalışma sistemleriyle yarışamamış öylece kalmıştır…

1960 ortalarında bir İtalyan, “Bruno Civolani” nasılsa eline geçirebildiği ilk örneklerden birini basitleştirip geliştirerek patentini almış, uzun çabalar sonucu satıp bugün herkesin bildiği “Ataletli veya Kinetik” tüfeklerin icatcısı mertebesine yükselmiştir…

Tüfekte, namlu arkasında kilitli bir KAPAK, onun arkasında yaya benzer bir ENERJİ TOPLAMA BİRİMİ onun arkasında kapağı içinde taşıyıp kilitli halden kurtarma, sırasında yeniden namluya kilitleme donanımını içeren bir TAŞIYICI ve onun arkasında da bu grubu geri tepme nihayetinde normal yerine taşıyan bir İRCA YAYI bulunmaktadır… Teknik olarak bir spiral, en az spir çapının tel çapından altı kat büyük olma haliyle yay sınıfına girebildiği ve düzenekteki esnek birim bu değer altında olduğundan ona yay tanımı yakıştırılmamıştır…

[Resim: w42btf3754py.png]

Düzenekte taşıyıcı, önde esnek enerji toplama birimi, arkada irca yayı arasında küçük darbelerde sanki durağan, güçlü itişlerde hareket edebilir halde sandviç durumundadır…

Ateş edildiğinde…
Tüfek geri teper ancak içindeki taşıyıcı onunla beraber arkaya hareket yerine eylemsizliğini muhafaza ederek istifini bozmadan yerinde durur… Yani, arkaya hareket etmekte olan silahla tokuşur… Önündeki yay azmanı esnek birime çarpar, momentlerin korunumuna göre geri tepmeyle yaklaşık eş güçle ona aldığı yükü aktararak ezer, geri tepme sademesi durunca da ezilenin esnekliğiyle topladığı gücü kendine iadesiyle arkaya giderek kapağı kilitten kurtarır… Bu zaman zarfında da atılan nesne namludan çıkıp gitmiş olur…

Ancak…
Nasıl belli bir yükseklikten aşağı bırakılan top zıplayarak aynı seviyeye hiç bir zaman çıkamazsa…
Taşıyıcının geri tepen tüfekten aldığı moment, sürtünme, ısı ses ve sair nedenlerle nisbeten azalmış olarak yay azmanına aktarılır… Yay azmanı da bu momenti aynı nedenlerle daha da azaltılmış olarak iade eder… Yani…
Tüfeğin kilitten kurtulma sonunda taşıyıcıya arkaya gidişi için aktarabildiği moment, gazlı veya geri tepmeli bir örneğin verebildiğinden azdır… Onlar yukarıdaki misaldeki topun ilk bırakılış, kinetik tüfekler zıplayıp ulaşabildiği noktadaki potansiyel enerjisini kullanırlar…
Kinetik tüfeklerin sınırları bununla başlar…
***
Kinetik tüfeklerde, geri tepme momentini önce depolayıp sonra kilit devrelerine aktarırken yani, diğer sistemlerin “Gidiş” biletiyle hallettikleri işlemi “Gidiş dönüş”, iki biletle işler hale getirirken oluşan enerji kayıpları, bu silahların kilit açmayı takip eden her çalışma safhasında kendini gösterir…

Alıntı:İkinci nesil döner başlıklı kilitle çalışan kinetik tüfeklerde, yay azmanının depoladığı enerjiyi deşarj ettiği taşıyıcı, aldığı momenti kapağa spiral yatağındaki pimin manivela etkisiyle onun dönüşünü hızlandırarak yansıtırken her ne kadar tüm grubun yavaşlayan arkaya hızını eser miktarda artırırsa da, neticede taşıyıcı ve kapaktan oluşan mekanizma grubunun kilit açılımını takip eden kurma ve boşaltma işlevlerininde etkili olan geri tepme faktörleri, “Kazanılmış moment ve namlu içinde kalan barut gazı” genel yavaşlıktan olumsuz yönde etkilenir.

Sonuç olarak, kinetik tüfeklerde, kapak ve taşıyıcıdan oluşan “Mekanizma grubu” diğer sistemlerden, özellikle gazlı örneklerden, AYNI FİŞEKLE DAHA AZ SÜRATLE geriye harekete başlar.

Yavaş hareket eden bir mekanizma takımın nihai yerine ulaşabilmesi için, onun geri dönüşünde işlev verecek “İrca yayı”nın daha az güçle kurulabilecek türden yani nisbeten zayıf olması gerekir…

Bu durumda…
Eğer tüfek omuzda veya elde geri tepmeyi kısmen net bir şekilde durduracak şekilde kavranılmamışsa…
İrca yayı direncine karşı gitmekte olan, bu arada horoz ve atbaşı sürtünmeleriyle de hızı daha da azalan mekanizma grubu arkaya seyahati nihayetinde halen devam etmekte olan tüfek geri tepme hareketininden nasibini alarak bunu irca yayı gerilimine aktarır, onun itiş gücünü nisbeten zayıflatır… Böyle olunca…
Mekanizma grubu yerine ulaşıp kapağı kilitleme çabasında sürtünmeye yenilir… Tam kapanamaz… Fişeği atım yatağına sürebilse dahi tetik çekilince düşecek horozun darbesini kapsüle ulaştıramaz… Ateşleme olmaz…

Öte taraftan…
Yavaş açılan mekanizma grubu nedeniyle özellikle namludaki kalış süreleri kısa olan hafif dolularda…
Bir de kullanılan namlu boyu kısa ise…
Mekanizma grubuna intikal edecek geri tepme faktörleri, kazanılmış moment ve bakiye gaz haliyle yetersiz kalacağından…
Mekanizma grubu geri hareketinde ulaşması gereken yere varamadan sürtünmeye yenilir ve ne boşaltma, ne kurma ne de yeniden dolum işlemlerinde başarılı olamaz…

Kinetik tüfekler her ne kadar periyodik temizliğin genellikle namlu içiyle sınırlı kalacağı algısına sahip olsalar da, geri tepen aksamın hareket yolu üzerinde de temiz kalmaları şarttır. Yukarıda söylenen sebeplerden bu aksam ve devinim yollarında zorunlu horoz, atbaşı sürtünmelerine ilave hız azaltıcı faktörler silahın çalışabilirliğini olumsuz etkiler…

Bu nedenle, halen çoğu gazlı örneklerde, şarjör çıkışını açıp kapayan iç mandalın taşıyıcı yolu üzerine bir çıkıntısıyla ve onun ileri geri devinimlerinin kontrol ettiği kamlarla SÜREKLİ SÜRTÜNMELİ olarak çalışan, onun süratini azaltan mekanizma hareketine bağlı dolaysız, hızlı dolum sistemi kinetik tüfeklere uygulanamaz… İrca yayının kısmen güçlü olduğu başlangıç safhalarında kullanım mümkün gibi görülse de daha sonralarında olumsuzluk kaçınılmaz olacaktır…

Mekanizma grubuna iki safhada yüklenebilen geri tepme momentinin zayıflığı ve bu işlemin sebep olduğu yavaşlıkla ortaya çıkan bakiye gaz hacmindeki nisbi yetersizlikle gelen güçsüz irca yayı kullanım zorunluğu, mekanizma grubunun tam kapanması safhasında da kendini gösterebilir… Bunun Amerikan kullacılarındaki adı “B…..i Click”tir… Aynı durum, atım yatağı doluluk kontrolu, silahın silkelenmesi, kazara sağa sola takılması benzeri hallerde de olabilir ve sahibini kritik zaman ve yerde, dolu sandığı ancak ateşlenemeyen bir silahla çaresiz bırakabilir…
***
Diğer sistemlerde doğrudan alınan ve otomatik dolumu çıkaran aksamın çalışmasını sağlayan geri tepme elemanlarından “Kazanılmış moment”in dolaylı ve kayıpla temini, rötarlı işlem sırasında eksilen diğer faktör “Namlu içinde atılanın uzaklaşmasından sonra kalan barut gazı basıncı” nın da dolu ağırlığı ve namlu boyuna bağlı olarak bazan yetersiz kalabilmesi, her iki faktöre bağlı olarak, irca yayının işlevini yapabilecek güçte, nisbeten zayıf seçilme zorunlukları, kinetik tüfekleri özellikle gazlı türlere karşı, çalışma veriminde geride bırakmaktadır…

Diğer tarafan… Klasik enerji toplama birimi yay azmanını döner başlığı taşıyanın içinde bulunduran kinetik tüfeklerde…
Mekanizma grubu, bu birim için yaklaşık iki santim kadar uzun yapılma zorundadır…
Mekanizma grubu iki santim normalden uzun olduğunda…
Tüfek kasası da buna uygun ve normalden daha uzun yapılmalıdır… Böyle olunca…
Kinetik tüfekler bükülmelere daha hassas kasalı, daha hantal yapıdadır…

Öte yandan…
Yay azmanına yer bulma amaçlı bu uzunluğa ek olarak…
Taşıyıcının, ateşleme sırasında geri tepen tüfek içinde işlevini verebilmesi için…
Dört milim kadar ileri yol payına ihtiyacı vardır… Taşıyıcı her doluda en az bu kadar öne giderek yay azmanına yeterli gücü aktarabilmektedir… Bazı otoriteler bunun “ Her atışta aynı geri gidiş gücüyle en alasından bir mekanizma hız düzenleyicisi” olduğunu söylemektelerse de bilindiği gibi mekanizma süratinde etkili olan sadece aktarılan moment değil, aynı zamanda namlu içinde dolu ağırlığına göre kalan barut gazı basıncıdır… Aslında taşıyıcı ileri yol payı daha da uzatılarak daha iyi sürat düzenlemeleri yapılabilir ancak bu, hem daha boylu bir kasaya hem de yay azmanının elastıkiyetine göre değişecek “Cevap verme süresi” yönünden her zaman olumlu netice vermiyebilecektir…

En hafif yirmidört gramlık dolu ve elli santim namluyla üç kiloluk bir kinetiğin atılanın silahtan ayrıldığı andaki geri tepme mesafesi dört milimetredir… Kinetik tüfeklerde kabul edilen çalışma aralığının teorik değeri budur ancak, sürtünme ve sair unsurlar göz önüne alındığında namlu boyuna en az bir beş santim kadar ilave gerekecektir… Kinetik yivsizlerde minimum pratik çalışma değerleri bunlardır… Her ağırlıktaki fişekte taşıyıcının izafi dört milim ileri hareketi, güvenli ve basit, kilit kam devrelerinin yapılandırılabileceği optimum mesafedir…

Günümüzün askeri yivli tüfeklerinde namlu ortalama kırkbeş santim, kovan şişe boyunlu, çekirdek yaklaşık sekiz gram civarındadır… en az üç kilo tartacak böyle bir tüfek ateş edildiği ve atılanın silahtan ayrıldığında elde edilen geri tepme, taş çatlasın iki milimetre kadar yani, kinetik tüfeğin yay azmanını kurma değerinin teorik olarak yarısıdır… Bu aralıkta işlev verecek maliyeti makul ve güvenli kilit açma kapama mekanikleri üretmek mümkün değildir…

Bu nedenle askeri tüfeklerin klasik kinetik sistemde yapılması imkansıza yakındır…

Ezcümle…

Kinetik tüfekler; Dolaylı moment aktarımından kaynaklı yavaş mekanizma sürati; Buna bağlı dolum elamanlarına iletilebilen zayıf geri tepme faktörleri; Bundan mütevellit kullanım zorunluğu olan zayıf irca yayı; Bundan neşet eden güçsüz mekanizma kapanma ve dolum zorlukları…
Bunun yanında; Taşıyıcıyla şarjör mandalının devamlı sürtünme halinde oldukları dolaysız, çabuk dolum sistemlerine uyumda zorluk…
Ek olarak; Normalden uzun mekanizma ve kasa kullanımının yarattığı hantallık ve mukavemet zafiyeti…
Dahası; Güç toplama biriminin minimum çalışma aralığının yivli tüfeklere uyum vermemesi…
Sınırlarının sahibidirler…

“E, peki niye halen kullanılıyor ve çok TUTULUYOR”… Diye soran olacaktır…

El cevap; Kuş avı, müsabaka gibi kullanım sahalarına sınırları “Cuk” oturmaktadır…

Üstelik…
Az parçalı ve temizliği de kolaydır…

Duayen üyelerden kinetik sistemi çok, ama çok iyi bilen, bu konuda patent sahibi Sayın @S. Alper ERDEM özel yazışmalarımızdan birinde şöyle diyordu:

"Kinetik tüfekler, temizliğe çok duyarlı olmadığından özellikle Amerikalı, bir yarışmadan diğerine koşturan müsabık kullanıcılar tarafından tercih ediliyor. Zahir olan tek sebep bu. Adamlar, süratli dolum için silahın sağını solunu oyup modifiye ediyor, daha da hız kazanmağa çalışıyor, ama hepsinde ortak olan Benelli dolaylı dolum sistemininin getirdiği yavaşlığı görmüyorlar. Biri, diğerini taklid ediyor.

Sportif uygulamalar ayrı,  çatışma ve can tehlikesi olan tehlikeli avlar ayrıdır. Birinde kaybolan bir kaç puan iken diğerinde soz konusu şirin candır. Yapımcılar, bunu bildiklerinden  nişangahlı şoksuz kinetik imalatına ağırlik vermiyor olmalılar.

Şahsen, spor amacı dışında hiç bir uğraşı dışında kinetik tüfeği tercih etmezdim. Nitekim, askeri kullanımda da böyle bir seçim yok gibidir."

Evet böyle diyor Sayın ERDEM. Bu arada bilmeyenler için belirteyim, ABD de ve bazı ülkelerde yapılan 3-Gun  (üç silah) yarışmalarında yivsiz tüfeklerde tek kurşun değil, saçma kullanılıyor. O nedenle şok içeren namlulu  şerit bant nişangahlı tüfekler kullanılıyor. Önemli bir vurgu da "askeri amaçlarla kullanılan tüfeklerde kinetik seçeneği yok gibi"
 Fortis Fortuna Adiuvat
[+] 10 kullanıcılar diyor Bu gönderi için Sabri'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#2
KİNETİK SİSTEMİN ANLAŞILMAYANLARI

Şu kinetik sistem diye ifade edilen "eylemsizlik (Atalet) sistemi ile çalışan tüfek o kadar yazmamıza rağmen pek anlaşılmıyor. Kinetik tüfek nedir derseniz "Eh, işte temizliği az" "hem gaz kaçağı yok daha delici" vs. gibi şeyler duyarız. 

Nasıl çalışıyor derseniz, biraz iddialı olacak taklit olarak imal eden üretici bile nasıl çalıştığını anlatamıyor. 

Geçenlerde forumda dolaşırken gözüme çarptı, bir forumdaşımız "Tüfek patlayınca mekanizma geri giderek 4 mm kinetik yayını ezer, yay açılınca mekanizmayı şiddetle geri iter" demiş. 4 mm aklında kalmış, gerisi külliyen yanlış. Tüfek patlayınca mekanizma, sürgü, taşıyıcı her neyse olduğu yerde duruyor. Bir yere gittiği veya hareket ettiği yok. Çünkü eylemsizlik prensibiyle çalışan sistemde, eylemsizliği korumak için sürgü hareket etmiyor. Geriye tepen tüfek, geri giderken döner başlık  gerisindeki kinetik yayı eziyor. Ne kadarmış? 4mm. Sonra yay elastikiyet nedeniyle eski haline dönerken, döner başlığı çevirerek namlu kilidini açıyor. Bu arada kinetik yayı genleşirken sürgüyü geri fırlatıyormuş. Yok öyle bir şey. Birazdan Fizik yasaları ile hesaplayacağız. Kinetik yayının işlevi döner başlıklı namlu kilidini açmaktır. (gazlı sitemlerde kısa veya uzun vuruşlu olsun piston hem kilidi açar aynı zamanda sürgüyü de geri ittirir)

Şimdi Benelli'nin videosu üzerinden sistemin nasıl çalıştığına bakalım:



Saim Alper Erdem üstad şöyle demişti:
Alıntı:Ateş edildiğinde…
Tüfek geri teper ancak içindeki taşıyıcı onunla beraber arkaya hareket yerine eylemsizliğini muhafaza ederek istifini bozmadan yerinde durur… Yani, arkaya hareket etmekte olan silahla tokuşur… Önündeki yay azmanı esnek birime çarpar, momentlerin korunumuna göre geri tepmeyle yaklaşık eş güçle ona aldığı yükü aktararak ezer, geri tepme sademesi durunca da ezilenin esnekliğiyle topladığı gücü kendine iadesiyle arkaya giderek kapağı kilitten kurtarır… Bu zaman zarfında da atılan nesne namludan çıkıp gitmiş olur…

Ancak… Nasıl belli bir yükseklikten aşağı bırakılan top zıplayarak aynı seviyeye hiç bir zaman çıkamazsa… Taşıyıcının geri tepen tüfekten aldığı moment, sürtünme, ısı ses ve sair nedenlerle nisbeten azalmış olarak yay azmanına aktarılır… Yay azmanı da bu momenti aynı nedenlerle daha da azaltılmış olarak iade eder… Yani… Tüfeğin kilitten kurtulma sonunda taşıyıcıya arkaya gidişi için aktarabildiği moment, gazlı veya geri tepmeli bir örneğin verebildiğinden azdır… Onlar yukarıdaki misaldeki topun ilk bırakılış, kinetik tüfekler zıplayıp ulaşabildiği noktadaki potansiyel enerjisini kullanırlar…  Kinetik tüfeklerin sınırları bununla başlar…

Önce şu kinetik yayı denen şeyin esneklik modülü ile ne kadar ezildiğini bir hesaplayalım:

Önce 3 kg civarında bir kinetik tüfeğin 32 gramlık bir fişeği 397 m/s (1300 fps) ile attığı zaman oluşan geri tepmeyi hesaplamamız lazım. Hesapla kafanızı karıştırmayayım  28 ft-lb  yani yaklaşık 4 kg/m.

Şimdi Hooke kanununa göre  yayın kaç mm ezileceğini hesaplayalım ( Kinetik yayları için yay sabiti 10 )

[Resim: Ekran-Resmi-2024-11-23-20-14-16.png]

Ne bulduk? 3,92 yani yaklaşık 4 mm. Kinetik yayı bu kadar eziliyor.

[Resim: 4-kg-m.png]

Ne bulduk kinetik yayının depoladığı enerji 4 kg/m. Kinetik bir tüfekte kurma kolunu çektiğinizde dipçikte yer alan irca yayının kaç kg güç ile kurulduğunu kendi kinetik tüfeğimde ölçtüm. O da 4 kg. ( Gazlı tüfeklerde 5-6 kg civarı). Kinetik sistemde irca yayı yumuşak olmak zorunda. Yoksa sürgünün geri gelişini zorlaştırırsa sistem çalışmıyor. İrca yayının zayıflığı da ayrı sorun tabii ki... 

Şimdi 4 kg irca yayı, 300 gram ağırlıkta sürgü sistemi, atbaşı ve horozu kurma gibi bir de üstüne sürtünme... Bu kinetik yayının ittirme gücü tüfeği kurar mı? Kurmuyor. Kurma işlevini yapan namludaki bakiye gaz basıncı.

Bakın aşağıdaki videoda forumdan kara45 arkadaşımızın M3K kinetik tüfekle subsonik fişek atışları var. Kinetik yayı namlu kilidini açıyor ancak namlu içi gaz basıncı yeterli olmadığı için fişek biraz geri gidiyor ama tahliye olamıyor:



İşte böyle. Nasıl çalıştığını bir türlü anlatamadığımız kinetik sistemde, kinetik yayının görevi namlu kilidini açmak. İster döner başlık, ister düşey kilit sistemi olsun. Ama döngüyü tamamlayan namludaki bakiye gaz basıncı. Hesaplar da bunu söylüyor.

Saygılar

(Tüm forumdaşlarıma iyi bir hafta sonu tatili dilerim)
 Fortis Fortuna Adiuvat
[+] 8 kullanıcılar diyor Bu gönderi için Sabri'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#3
Sn Sabri elinize sağlık, kinetik ile ilgili çok güzel bir yazı daha. 

Dediğiniz gibi kinetik çalışma sistemini anlatmakta, anlamakta biraz zor. Yazıyı dikkatle okuduktan sonra anlamamak mümkün değil tabii ama genel olarak okumayı çok sevmeyen bir yapımız olduğu da maalesef gerçek.

Kinetik sistemin bence diğer bazı dezavantajları da şunlar:
-Basit ve az parça içeren bir sistem gibi görünmekle beraber, üretilmesi zor. İyi bir üreticinin tüfeği olmalı, ben yaptım oldu diyen üreticinin değil.
-Sistem tamamen yay basınçları üzerine kurulu olduğundan tüfek eskidikçe yani yaylar tansiyonunu kaybettikçe çalışma sıhhatinde oluşabilecek soru işareti. Gerçi ülkemizdeki maddi ve manevi şartlar nedeniyle bir tüfeğin böyle limitinde kullanılabilmesi pek mümkün değil.

Benelli Raffaello tüfeğim vardı. O tüfeği düşük gramajla denedim. Belden, kafa üstünden, tek elle, desteksiz atışla denedim. Denemediğim hareket bu tip tüfeklerde yapılmaması gereken dipçiği bir yere dayayıp ateş etmekti. Ben kullandığım sürede bir sorun yaşamadım. 

Ancak tüfeğe sahip olduğum zamanlar mevcudiyetinden habersiz olduğum bir konu hariç; Benelli click. Aslında bu sorunu da ben yaşamadım ama ben tüfeği steril denebilecek şartlarda kullanmıştım, o yüzden yanıltıcı olabilir. Geçen sene bir konu ile ilgili görüştüğüm ve yerli bir kinetik tüfek kullanan usta bir avcı anlatmıştı, bir tepeyi tırmanırken tüfekten destek aldığını ve tüfeğin dipçiğinin yere çarpması sonucu mekanizmanın açılıp tam kapanmadığını ve farkında olmadığı için avı kaçırdığını belirtmişti.
[+] 5 kullanıcılar diyor Bu gönderi için blacksea'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#4
Saim Alper ERDEM üstadı yorumu:

    Harika hesaplamalar yapmışsınız... Tebrik ederim...  Ateşlenen bir fişeğin  mekanizmayı çalıştırma yeteneği... Momentinden çok... Bu yükün süresi ile ilgilidir... Yani... İtki/impuls dedikleri...  Bu da doğrudan... Atılan danenin namlu içindeki kalış süresine bağlıdır... Mesela 5,7 tabancaların sıradan yapılandırmalarla çalışmama sebebi budur... Geciktirme mekanizması gibi görünen yapı... Aslında... Namlu boyunu uzatıp çalışma sınırına getirir...  

Bu gerçek yanında...  Yayların atalet ortamında etkisi... Elastikiyet sınırları dışında... Sadece teraziye verdikleri ağırlık kadardır...  Bakiye gaz faktörü de... Uzun geri tepmeli ve piston vuruşlular haricinde... Boşaltmayı yapan ana unsurdur... Aksi takdirde... Kimse Beretta 950 tabancanın boş kovanının tırnak olmadan nasıl tahliye edildiğini açıklayamaz.  

Bütün bu veriler dahilinde...  Benelli sisteminin...  - Yayının... Elastikiyetine bağlı olarak... Bir kısmının ataletiyle büzülerek kendinden kurulduğu...  - Kurmayı gerçekleştiren "İtki"nin... Doğrudan namlu boyuna bağlı olduğu...  - Boşaltma ve kurma işlemlerinin... Bu itkiye ek olarak bakiye gazla gerçekleştiği...  Rahatça söylenebilir...  

Hesap kitap işlerine gelince...  O kadar karışık ve şümulli ki... Fizikçiler bile... Ancak pratikte gerçekleşmiş yapılanmaları sonradan bir kaç merhale ile hesaplıyorlar... Albay " Chinn"in "Makinalı Tüfek Ciltleri 1-5a" bakabilirsiniz... Ve... Bu hesaplamaların yeni tasarımlara başlangıç safhasında etkili olduğunu gösteren yapılandırmalar çok az hatta yok gibidir... En çok ilgili olan levyeli... Makaralı... Kamlı geciktirme sistemleri dahi... Hesaplamalar değil... Tesadüfler neticesi... Sınama yanılmayla ortaya çıkmıştır...  

Sağlıklarla kalın...
 Fortis Fortuna Adiuvat
[+] 2 kullanıcılar diyor Bu gönderi için Sabri'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#5
İnce muhendislik dokunuşları dahilinde Kinetik bir tüfeğin geri tepmesi yüksek olur demek sanırım biraz eksik ve iddiali bir çıkarım olacaktır.
Bugün bir arkadaşımın kinetik tüfeği ile atış yaptım. Geri tepme yok gibi bir şeydi. Şaşırdım kendi gaz sistemli tufegimle fişekleri denedim. Bariz bir sekilde gaz sistemli tüfeğim daha çok tepiyordu.
Tehlikeli silahlar yoktur. Sadece tehlikeli insanlar vardır.
Şehit Amfibi Uzman Çavuş Muhammet Fatih Durhan
Şehit Polis Memuru Şeyda Yılmaz
Kurban İkbal Uzuner Kurban Ayşenur Halil
Bul
Cevapla
#6
(24-11-2024, 15:42)Shepherd yazdı: İnce muhendislik dokunuşları dahilinde Kinetik bir tüfeğin geri tepmesi yüksek olur demek sanırım biraz eksik ve iddiali bir çıkarım olacaktır.
Bugün bir arkadaşımın kinetik tüfeği ile atış yaptım. Geri tepme yok gibi bir şeydi. Şaşırdım kendi gaz sistemli tufegimle fişekleri denedim. Bariz bir sekilde gaz sistemli tüfeğim daha çok tepiyordu.

Sn.Shepherd,

Kinetik sistem, nam-ı diğer ataletli sistemde, geri tepme olmazsa sistem çalışmaz. Ancak gazlı mı kinetik mi hangisinin daha çok geri teptiği konusunda karar vermek için, tüfek ağırlıkları, namlu boyları ve atılan fişeklerin eşit olması gerekir. Ayrıca gazlı sistemin daha az teptiği bence diğer bir şehir efsanesidir. Zira fişek patladığında geri tepme başlar, gazlı tüfekte gaz deliği geri tepmenin en fazla olduğu 25-30 cm ler civarındadır ve buradan pistonu çalıştırmak içi kaçan gaz toplamın %5 ini geçmez, yani tepmeyi pek de azaltmaz.

Geri tepme ile ilgili gölge fotoğrafı tekniğiyle çektiğim bir videom var:

En sağda namlunun gölgesi görünüyor. 0.03 saniyede daha fişek namludan çıkmadan geri tepme başlıyor, fişek çıktıktan sonra devam ediyor ve namlu şahlanması çok sonra başlıyor.

Geri tepme hesaplanırken Tüfeğin ağırlığı, sıkının ağırlığı, barut miktarı, namlu çıkış hızı hesaba katılır. Kinetik tüfekler geri tepme olması ve ataletli sistemin çalışabilmesi için tüfek ağırlığı hafif tutulur. Ağırlığı az bir gaz sistemli tüfek de en az o kadar teper.

Saygılar
 Fortis Fortuna Adiuvat
[+] 1 kullanıcı diyor ki Bu gönderi için Sabri'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#7
Kinetik sistemdeki yay mekanizması eşik değere gelene kadar absorbe edecek lse bu gerisinde oluşan yüklenme hızını azaltır böylelikle kümülatif impact ( toplamda ateşleme sonucunda aynı miktar enerji oluştuğunu kabul ediyoruz ) aynı olsa bile hissedilen etki daha az olabilir mi ? Özetle kuvvet zaman eğrisi üzerinde bir pik yerine daha geniş bir alana yayılarak hissedilip ani bir şok yerine daha uzun sürede hissedilen bir geri tepme ortaya çıkıyor olabilir. Bu nedenle de özellikle ardışık atışlarda şahlanmanın kontrolünü kolaylaştırabilir. Bu da atıcının performansı üzerinde olumlu etki ile sonuçlanır diye düşünüyorum.
Hikmet Gümüş - İzmir
[+] 1 kullanıcı diyor ki Bu gönderi için gumush'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi