Taşıma Tabancanızda Red-dot nişangaha İhtiyacınız Var mı?
#21
Değerli Forumdaşlarım,

Wilson Combat'tan Ken Hackathorn'un YouTube'da "tabancada reddotun artıları eksileri" konulu bir konuşması var. Bu videonun transkriptini Türkçe'ye çevirdim. Videonun altına bırakıyorum. Çok ilginç tesbitleri var:



Merhaba arkadaşlar, Wilson Combat YouTube kanalı için Ken Hackathorne burada. Birkaç konudan bahsetmek istiyorum.

Yaklaşık bir yıl önce Bill Wilson ile birlikte "The Gun Guys" adlı bir bölüm yaptık, özellikle de trendlerden bahsettik. O sırada Bill, tabancalardaki Red Dot (kırmızı nokta) nişangâhlar konusunu gündeme getirdi ve ben de kendi görüşlerimi sundum.

Bazıları şuydu: Artık tabancalardaki Red Dot nişangâhlar geleceğin yolu, çözüm ve adeta dilimlenmiş ekmekten sonraki en iyi şey olarak lanse ediliyor.
Ve o röportajda ben bu konuda bazı olumsuz yönler dile getirme cüretinde bulundum. Ve vay canına, internet... İnternetteki kafa karıştırıcılar adeta çıldırdı. Red Dot'lar hakkında olumsuz bir şey söylemeye cesaret ettim ya, insanlar hemen başladı:

"Bu adam ne dediğini bilmiyor, yaşlı başlı, zamana ayak uyduramamış, geleceği göremiyor."
Bu yüzden şimdi bu videoyu yapmaya karar verdim. Adı da "Red Dot Gözden Geçirildi" olacak ve bu konuda konuşmak istiyorum.

Öncelikle insanlar şunu varsayıyor:

"Bu adam yaşlı, demek ki Red Dot kullanmayı düşünmüyordur." Evet yaşlıyım, ama önümde...Altı tane Red Dot takılı tabanca var.
Uzun zamandır bu silahlarla atış yapıyorum ve çok fazla da kullanıyorum, çünkü ne olduklarını bilmek istiyorum. Artıları ne, eksileri ne...

İnsanlar hep artılarından bahsetmek istiyor. Etrafta birçok "kavalcı" var; insanlara "Red Dot almanız lazım, bu yoldan gitmelisiniz" diyorlar.
Ve anlıyorum, herkes geçimini sağlamak zorunda, Allah yollarını açık etsin, bu serbest piyasa sistemi.Ama çoğu duman ve aynalar satıyor.

Artıları var mı? Evet, var.
Eksileri var mı? Kesinlikle var.
Ve bunlardan birkaçını konuşacağız.

İlk Red Dot nişangâhlı tabancam bir Glock 17 idi. AETI’de Trijicon RMR'yi doğrudan monte ettirdim. Ve bu şekilde atışlara başladım. Bu, birinci nesil bir RMR, yani oldukça eski ve çok fazla atış yaptım. Bu silah, Red Dot kullanmayı gerçekten öğrenmeye başladığım yer oldu.
Sanırım ikinci tabancam bir Sig 320 idi — M17 diyebilirsiniz — ve üzerinde Sig Sauer Romeo 2 vardı,bu sözde askeri standartlara uygun model. Onunla da epey atış yaptım.

 Üçüncü silahım ise AimPoint Acro piyasaya çıktığında aldığım bir modeldi. Beş inç namlulu bir X9 modeli ve Wilson Combat’ın True Zero montaj sistemine sahip. AimPoint Acro kapalı vericili nişangâhı ilk kez bu silahla denedim ve doğal olarak bununla da çok atış yaptım.
Sonraki tabancam bir Shadow Systems MR918 idi — bu aslında Glock 19 benzeri bir model.İkinci nesil bir RMR var üzerinde ve kendine has bir doğrudan montaj sistemine sahip. Bu tabancayla da çok sayıda mermi attım. Daha sonra Wilson Combat, özel yapım Sig 320 modelini çıkardı.
Bu taşıma modeli yine AimPoint Acro ile donatılmıştı ve bu da doğrudan AimPoint Acro’ya monte edilmişti.En son aldığım tabanca ise Shadow Systems MR920 idi.Bu model temelde Glock 17 boyutlarında bir kabzaya ve Glock 19 boyutlarında bir üst parçaya sahip.
Üzerinde ise Holosun var — bu, Primary Arms ACSS retikül sistemiyle geliyor. Bu, şu anda en yeni modelim.

Ama bu tabancaların tamamıyla toplamda en az 20.000 mermi attım.Dolayısıyla size bazı gözlemlerimi aktarabilirim.

Eminim ki, atıcılığa yeni başlayan birisi Red Dot kullanmayı, demir nişangâhlara alışkın birinden çok daha hızlı öğrenir.

Bir düşünün: Diyelim ki tabancalarla demir nişangâhla 1.000 mermi atmışım. Her seferinde tabancayla atış yaparken kendimi ön nişangâha odaklanacak şekilde eğitmişimdir. Bu kadar tekrar yaptıktan sonra “otomatiklik” (automaticity) denilen bir durum oluşur.Yani bilinçaltım, ön nişangâha odaklanmayı düşünmeden yapar.Tek yapmam gereken silahı kaldırmak ve gözüm kendiliğinden ön nişangâha gider.

Ancak bunun dezavantajı şu:

Red Dot nişangâhlı bir tabancayı doğru şekilde kullanmak için, ideal olarak hedefe odaklanmanız ve kırmızı noktayı merminin gitmesini istediğiniz yere yerleştirmeniz gerekir.

Ama eğer ben demir nişangâhla 1.000 mermi attıysam, bu bilinçaltı programlamayı “sıfırlamak” içinteorik olarak Red Dot ile 1.001 mermi atmam gerekir.
Yani benim gibi uzun süredir demir nişangâhla atış yapan biri için, bu geçiş oldukça zordur.Evet, eğer kendime atıştan önce “Hedefe bak, hedefe bak” dersem, sorun yaşamam.Ama genelde gözüm yine noktaya kayar — çünkü bu beyin artık böyle programlanmış.
Bu, doğru ya da etkili atış yapamayacağım anlamına gelmez,sadece en verimli haliyle yapamıyor olabilirim.

Amerika’da silah sahiplerini, kolluk kuvvetlerini ya da askerleri düşünün — kim oldukları fark etmez.Silahı olan, silah taşıyan veya silah kullanan insanları ikiye ayırırım: Bir de yüzde birlikler vardır.Yüzde birlikler, düzenli olarak antrenman yapan, çok sayıda atış yapan ve bu sayede son derece yetkin hale gelen insanlardır. Bill Wilson ve ben bu gruptayız. Biz “silah adamlarıyız”, atıcıyız ve çok fazla pratik yaparız.Bu nedenle ileri düzeyde yetkinleşiriz.

Eğer siz de bu gruptaysanız — şunu açıkça söyleyebilirim…
Silahı çekip atış yaptığımda noktayı bulmakta hiç zorlanmadığım noktaya gelmem yaklaşık bin mermiye mal oldu.
Elbette internetten hemen şu sesler yükselecektir:
“Bunu kuru çalışmayla (dry fire) da yapabilirsin.” Hayır, yapamazsın. Kuru çalışmayla silahı çekmeyi ve ilk seferinde noktayı bulmayı öğrenebilirsin,
ama silah geri tepip ateşlendiği an artık yeni bir sorunun vardır.

Silah sağ elle mi ateşleniyor, sol elle mi? Silah hareket etmeye başladığında, nokta kaybolur ve yeniden bulman gerekir. Kuru çalışma bunu öğretmez.
Gerçek mermi atarak öğrenmen gerekir.

Gerçek şu ki: Öğrenme eğrisi vardır. Benim için silahı rahatça kullanabilmem bin mermi sürdü. Ama Red Dot’u doğal bir şekilde kullanabilmem beş bin mermi sürdü.

Bu arada artık kullanabiliyorum. Hatta Red Dot ile neredeyse demir nişangâhla olduğum kadar iyi atış yapabiliyorum.
Uzun mesafelerde Red Dot’la daha iyi atıyorum çünkü yalnızca tek bir nişan noktası var — nokta.
Artık nişangâh hizalamam gerekmiyor. Yani uzak mesafede Red Dot’un bir avantajı var.

0–10 Yarda: Soğuk Gerçek

Kimsenin konuşmak istemediği sert bir gerçek var: Tabancanın gerçek hayatta kullanıldığı mesafe nedir? Sıfır ila on yarda.
Bu mesafelerde Red Dot’un hiçbir avantajı yoktur. Red Dot takılı bir tabanca, 0–10 yarda mesafede demir nişangâhlı bir tabancadan ne daha hızlıdır, ne daha isabetlidir, ne de başka bir üstünlüğü vardır.

Biri çıkıp “bence avantajı var” diyebilir. Güzel, git silahına tak. Ama eğer bunun gerçekten avantaj sağladığını düşünüyorsan —kendini kandırıyorsun.

Bu yola girmek istiyorsan, şunu söyleyeyim: Kaliteli bir Red Dot almak istersin. Piyasada her türlüsü var.Bazıları hava tabancasına bile takılmaz, bazıları ise gerçekten kaliteli. İyi olanlar ucuz değil.

Fiyatlar şöyle değişiyor: Mesela bu elimdeki Holosun gibi bir model yaklaşık 400 dolarAimPoint Acro gibi modeller ise 600 dolar civarında.
Yani bu bazı durumlarda önemli bir ek masraf anlamına gelir.Hele ki silahın tasarımına göre bir ara parça (plate) gerekiyorsa…
Unutmayın: Zayıf halka çoğu zaman bu plakalardır.Bu yüzden sağlam bir şey almanız gerekir.

Mesela Glock’un MOS sistemi. Glock’un kendi verdiği adaptör plakaları o kadar sağlam değil.
Aftermarket bir ürün almak istersinizÖrneğin bu elimdeki Wilson Combat True Zero sistemi, gördüğüm en sağlam sistemlerden biri.
Gerçekten mükemmel şekilde mühendisliği yapılmış. Kırılma, çatlama gibi bir endişeniz olmaz.
Evet, daha pahalı — ama ne kadar ekmek, o kadar köfte.

Pratik Gerekliliği
İkinci mesele: Çok fazla mermi harcamanız gerekecek. Ve sıkça karşılaştığım bir şey var:Benim yaşadığım yerde insanlar gelip şunu söylüyor:
“Artık çok iyi görememeye başladım…”

Ve diyorlar ki: “Silahıma Red Dot takmam gerek, böylece daha iyi atış yaparım.”

Ben de her zaman sorarım: “Ne kadar atış yapıyorsun? Ne kadar pratik yapıyorsun?”

Cevap genelde şu olur: “Yılda birkaç kez atış yapıyorum.”


O zaman şunu açıkça söylüyorum: Hiçbir zaman Red Dot’u kullanmayı öğrenemeyeceksin.

Red Dot’ta iyi olmak için çok sayıda mermi atmak gerekir. Ve bir şey daha söyleyeyim:Kendi tecrübemden ve tanıdığım birkaç kişinin deneyiminden yola çıkarak diyebilirim ki: Red Dot kullanmak biraz "çabuk unutulan" bir beceridir.
Yani, Red Dot’la çokça atış yaptıktan sonra silahı kasaya koyup bir süre kullanmazsan,geri döndüğünde yeniden alışman gerekir.

Unutma, başka bir şey değilse bile şunu hatırla: Red Dot kullanırken nokta, demir nişangâhlardan biraz daha yukarıdadır.
“E ama aradaki fark belki sadece çeyrek inç,” diyebilirsin. Ama beynin, silahı göz hizana getirip demir nişangâhlara göre hizalamaya alışkın.
Birdenbire o hizalama değiştiğinde, küçük de olsa fark yaratır.Yani şunu anlayın: Red Dot’un bir öğrenme süreci vardır.

Bazıları diyor ki: “Polis teşkilatları da bunlara geçiyor.”

Evet ama şunu da söyleyeyim: Çoğu polis memuru yılda bir ya da iki kez atış poligonuna gidiyor.Ve silahlarında Red Dot varsa,
bu sistem onlar için pek işe yaramıyor. Ama eğer sen bir “yüzde birlik” isen —yani yarışmalara katılan, sık sık atış yapan, çok mermi atan bir atıcıysan —o zaman Red Dot’u çok etkili kullanabilirsin.

Ama çoğu insan bu yüzde birlik grupta değilGenelde yılda sadece 100–200 mermi atan insanlardan bahsediyoruz. Ve bu insanlar da şöyle düşünüyor: “Bunu silahıma takarım, komodinin üzerine koyarım, gerekirse hazırım olurum.”

Evet… Ama muhtemelen kendini kandırıyorsun.

Her yıl üreticiler, dayanıklılık açısından kendilerini daha da geliştiriyor. Bu sistemler genellikle pille çalışıyor ve şok veya hasar gibi problemler hala var ama giderek daha iyi hale geliyorlar. Mesela, dayanıklılık açısından şu anda piyasadaki en iyilerden birinin ve uzun zamandır öyle olanın Trijicon RMR olduğunu düşünüyorum.
Ama bunun da birkaç dezavantajı var:
  • Görüntüsünde biraz balık gözü (fisheye) etkisi var.
  • Eğer pili değiştirmeniz gerekirse, cihazı söküp tekrar takmanız gerekiyor. Ve bu durumda genellikle yeniden sıfırlama (re-zeroing) yapmanız gerekiyor. Çok fazla bozulmaz ama yine de ayarlamanız şart.
Bu da eğer atış poligonundaysanız ya da — Allah korusun — silahı gerçekten kullanmanız gereken bir durumda başınıza gelirse
ve kılıftan çıkarıp hedefe yöneldiğinizde kırmızı nokta görünmüyorsa,pek kullanışlı bir durum değildir.
İnsanlar şöyle diyebilir: “Yedek nişangahların var.”

Evet, yedek demir nişangahlar orada olmalı. Ama şu gerçeği unutmayın: Beyniniz Red Dot kullanmaya alıştıysa,silahı çıkarıp nişan aldığınızda ve kırmızı nokta yoksa, “Eh, o zaman hemen demir nişangahlarla nişan alırım” diyemezsiniz.

Çünkü beyniniz otomatik olarak kırmızı noktayı aramaya devam eder. Ben bunu sürekli görüyorum: İnsanlar silahı çıkarıyor ve “Nerede bu nokta?” diye sağa sola oynatıyor, çünkü beyin onu arıyor. Bu yüzden, yedek nişangahlarınız olsa bile bu, hemen geçiş yapabileceğiniz anlamına gelmez.
Kendinizi kandırmayın.

Kapalı Emitör (Enclosed Emitter) sistemlerinin hayranıyım. Bu sistemlerde arka ve ön tarafta birer mercek (lens) bulunur.
Örnek: Aimpoint Acro P1 ilk çıktığında bazı sorunları vardı — özellikle çok kısa pil ömrü.Neden bu kadar kötü bir pil kullanmışlar, anlamıyorum.
Ama şirket hatasını kabul etti, ürünü yeniden tasarladı. Şimdi 2032 tipi pil kullanıyorlar ve pil ömrü artık yaklaşık bir yıl.
Yeni sürüm olan P2’yi almak gerekir. Zaten P1 artık büyük ihtimalle üretimden kalktı.Kapalı sistemleri seviyorum çünkü:

Açık emitörlerde toz, kir gibi şeyler içeri girip sistemi bozabilir. İnsanlar diyor ki: “Bu çok büyük bir sorun değil.”

Evet, ta ki başınıza gelene kadar!
  • Lensin üzerindeki kir görüşü etkiler.
  • Emitör kısmına giren şeyler ise felakettir.
Dikkat etmeniz gereken başka şeyler de var: Toz, kar, buz gibi çevresel faktörler ve sıcak–soğuk geçişlerinde yaşanan buğulanma (fogging).
Hangi yöne geçiş olursa olsun, birkaç saniyeliğine hiçbir şey göremeyebilirsiniz. Bunu azaltmak için bazı lens spreyleri var.
Mesela Cat Crap adında bir ürün buğu oluşumunu bir derece azaltıyor. Ama yine de o ilk birkaç saniye boyunca görüş sorunu yaşayabilirsiniz.

İnsanlar diyor ki: “Artık bütün tabancalar Red Dot uyumlu üretiliyor.”

Bu da işin biraz “havalı çocuk modası” kısmı...

Artık üreticilerin çoğu, tabancalarını Red Dot nişangâhlarına uyumlu şekilde, adapter plakalı olarak üretiyor.
Çünkü bir firma böyle bir tabanca üretiyor ve satışları iyiyse, diğer üreticiler de düşünüyor: “Biz de bunu yapmalıyız. Çünkü müşteriler bunu istiyor.”

Ve tabii ki bazı silah medyası ve reklamcılar, bu Red Dot olayını gazlıyor: “Mutlaka almalısın! Olmazsa olmaz!”

Ama şu gerçeği unutmayın:
Eğer amacınız öz savunma ise, yani 10 metre ve daha yakın mesafede kullanılacak bir silahsa — Hayır, buna ihtiyacınız yok.

İstiyorsanız, eyvallah — Tanrı sizi korusun, gidin bir tane alın, takın silahınıza. Ama şunu anlayın: Usta olmak için çok pratik yapmanız gerekir.
Bu sistemde iyi olmak zaman ve çok sayıda mermi ister. Bu çabaya girmeye hazırsanız, o %1’lik kesimdeyseniz, belki sizin için gayet mantıklı bir tercih olabilir.Ama burada en önemlisi şu: Yaşam tarzınız, bu konuda karar verirken belirleyici olmalı.

Mesela:
Silah alıp internetteki “cool” çocukların yaptığı her şeyi kopyalamayın.
Red Dot olacak,
Altına taktik fener takılacak,
Yüksek kapasiteli şarjör olacak,
Holster belin ortasında, kasığa bakacak şekilde olacak...

Herkes sosyal medyadaki bu “liderlerin” peşinden gidiyor. Ama gerçek şu ki, bu senin için en iyi seçim olmayabilir. Benim bir arkadaşım var, adı Bruce Kaiser — benimle sık sık çalışır. O hep şunu söyler: “Gerçek dünyada, çoğu zaman daha az olan, daha iyidir.”
Ve eğer ekipman açısından daha az karmaşık bir sistem kullanırsan,bu senin için belki de en doğru seçenek olur. Evet, hâlâ bazı insanlar şöyle diyecek: “Bence Red Dot bana göre değil.”

Harika. Gerçekten test et. Bir tane al, atış yap ve kendin karar ver.
Bazı insanlar yeşil noktayı, bazıları kırmızı noktayı daha iyi görür. Bu tamamen göz yapısına bağlıdır. Benim tecrübem şu: Karlı ortamda hava güneşliyse, yeşil nokta neredeyse kayboluyorKırmızı nokta benim için çok daha iyi çalışıyor.
Ama bu benim yaşadığım yere özel bir durum.

Benim bakış açım şu:

Red Dot nişangâhlı tabanca, biraz 1911 tipi tabancalara benzer.
Yani ne demek bu?
1911 tipi tabancalar, mesela bir Glock veya Shadow Systems gibi silahlara göre:
  • Daha fazla bakım ister.
  • Daha dikkatli olunması gereken silahlardır.
  • Yağlanmalı, kontrol edilmeli
Eğer siz de: “Silahımı kontrol ederim, bakımını yaparım, Detaylara dikkat ederim, ben bir meraklıyım” diyorsanız —Red Dot sizin için de mantıklı olabilir.

"Pil çalışıyor mu? Nokta görünüyor mu? Üzerinden görebiliyor muyum? Yoksa tamamen göbek kiri ve tozla mı dolu?"
Benim yaşadığım yerde bu mevsimde dört tekerlekli araçla gezerseniz, her şey tozla kaplanır.
Diyebilirsiniz ki: "Bu çok büyük bir mesele değil."

Kapalı emitter (Red Dot’ta hem ön hem arka lens olan model) kullanıyorsanız, Baş parmağınızla camı silip görebilirsiniz.

Ama açık emitter (Red Dot’un sadece arka tarafı açık olan modeli) ise, Toz içeri girdi mi, öylece çabucak temizlemeniz mümkün değil.Cebinizde kulak çubuğu (Q-tip) taşımıyorsanız işiniz zor.

Bazı insanlar diyor ki: “Kapaklı tabanca kılıfı alırsın, korur.”

Evet, mümkün. Zaten polislerin kullandığı sistem genelde böyle. Red Dot'lu, fenerli silahları için kılıf değil, kılıf gibi görünen kova takıyorlar neredeyse.
Gerçekten bakınca, kalça hizasında bir kova taşıyor gibiler.Yine işte, “cool” çocuklar bunu kullanıyor.

Peki, gelecek ne yönde?
İnsanlar hep soruyor: “Geleceğin trendi ne olacak?” Peki, bunu nereden bileceğiz?

Bakın ben size anlatayım.

Ben ve Bill Wilson silah işine ilk girdiğimizde, Herkesin tabancasında ayarlanabilir gez-arpacık olması gerekirdi.Çünkü “iyi atıcı” olmak için bu önemliydi.
“Cool” olan herkesin silahında ayarlı gez vardı.

Sonra ne oldu? Bir on yıl geçti — ve bu özellik önemini yitirdi. Neredeyse tamamen ortadan kalktı. Sonra bir dönem geldi, Pachmayr marka kauçuk kabzalar çıktı. O zaman yeni bir tabanca ya da revolver alırsan: İlk iş, Pachmayr tutacak alır, silaha takardın. Çünkü silahı iyi kavrayabilmek için bu şarttı.

Kimse sorgulamazdı bile — “Olmazsa olmaz” derlerdi. Ama bir 10 yıl geçti — onlar da tarihe karıştı. Sonra ne geldi? Lazerler. Crimson Trace kabzalar… “Mutlaka savunma silahına lazer takmalısın” dediler. Herkes lazer alıyordu. “Gelecek burada!” diyorlardı.

Ama şimdi kaç kişi hala lazer kullanıyor? Ve son olarak, hâlâ bana "bu yaşlı adam ne konuşuyor" diye düşünen varsa: Size .40 Smith & Wesson mermisinin hikâyesini anlatayım.

1990 yılında, Smith & Wesson’da bir mühendis yeni bir fişek geliştirdi: .40 S&W.

1995’te FBI, resmi görev mermisi olarak bunu kabul etti. 2005’e gelindiğinde, ABD’deki polis departmanlarının %60’ından fazlası bu mermiyi kullanıyordu. Peki şimdi nerede bu .40 S&W? Bir trenddi… ama başarısız oldu.

Bir şeyin kalıcı hale gelmesi, zaman içinde kendini kanıtlamasına bağlıdır.
Örneğin: 1985–1995 arasında, Amerikan kolluk kuvvetleri revolver’dan yarı otomatik tabancaya geçti.
Ve artık biliyoruz ki: O noktadan dönüş yok.Otomatik tabanca, artık standart uygulama.

Ama Red Dot nişangâhlı tabanca için böyle diyemeyiz. Ne kadar sevseniz ya da sevmeseniz de — Bu sistem henüz geleceği garanti edilmiş bir şey değil.

Benim inancım şu: Eğer o %1’lik kısımdaysanız — yani çok çalışan, pratik yapan, bilinçli bir kullanıcıysanız — Red Dot’u seversiniz,
Kullanmayı öğrenirsiniz, İşinize yarar.

Ama geri kalan %99’luk kullanıcı kitlesi için — Muhtemelen beklediğiniz faydayı sağlamayacaktır. Şöyle düşünün: Silahınızı doldurdunuz, Komodine koydunuz: “Gece bir şey olursa, elim altında olsun” diyorsunuz.

Evet, Red Dot bu konuda bir gece görüşü gibi çalışıyor, bu doğru.Ama diyelim ki o silah 2 yıldır orada duruyor.
Ve bir gece bir ses duydunuz, tabancayı aldınız.
  • Pil hâlâ çalışıyor mu?
  • Tozla, tüyle, kirle kapanmış mı?
  • Gerçekten kullanabilecek misiniz?
İşte esas soru bu.

Toplumun %99'u — yani düzenli olarak pratik yapmayan, eğitim almayan, atış yapmayan ve kendini geliştirmeye çalışmayan insanlar için, Red Dot nişangâh korkunç bir fikir.

Ama o %1’lik dilimdeyseniz — Yani sürekli antrenman yapan, “Ben Red Dot kullanacağım” diyen biriyseniz —Muhtemelen bu sistemle çok iyi bir atıcı olabilirsiniz.

Ben dürüst olayım:
Bugün Red Dot’lu bir tabancayla, demir nişangâhlı bir silahla nasıl atış yapıyorsam, aynı seviyede atış yapabiliyorum.Ama mesafe artınca — özellikle 15–20 yard ve sonrası — Red Dot’la bariz şekilde daha iyi atış yapıyorum.

Ama insanlar ne düşünürse düşünsün, şunu unutmayın: Biz her zaman “olasılıklar” (possibilities) yerine, “ihtimaller” (probabilities) üzerinden düşünmeliyiz. Son zamanlarda hepinizin duyduğu bir olay oldu:

Indiana’da bir alışveriş merkezinde silahlı saldırı yaşandı. Orada, Mr. Dickens adında genç bir adam —Tam anlamıyla bir kahraman —Kendi taşıma ruhsatlı silahını çekti, aktif saldırganı etkisiz hale getirdi.

İnternette anlatılanlara göre: 40 yard mesafeden 10 atış yaptı, 8’i isabet etti. Harika, çok iyi. İnsanlar diyor ki: “Benim de Red Dot’lu silahım olmalı, çünkü ya ben de bir gün AVM’de 40 yarddan atış yapmak zorunda kalırsam?” Ama bu bir olasılık değil, bu sadece bir ihtimal. Gerçeklikte karşılaşma oranı çok çok düşük. Aynı insanlar şunu da diyor:

“Ben yanımda turnike taşıyorum, lazım olabilir.” Ama ben diyorum ki Gerçek verileri inceleyin: Amerika’da her yıl kaç kişi turnike sayesinde hayatta kalabilirdi?


Turnike yerine cebinizde birkaç göğüs bandı (chest seal) taşımanız daha faydalı olurdu.Yani insanlar olasılıklara göre hazırlanıyor, Halbuki ihtimallere göre hazırlanmalısınız.


Peki Red Dot görüşler geleceğin teknolojisi mi? Tabanca dünyası bu yöne mi gidecek?

Cevabım: Bilmiyoruz. Henüz erken. İçgüdüm bana diyor ki, Bu da belki zamanla lazerler gibi, Kauçuk kabzalar gibi, Ayarlanabilir gezler gibi, .40 Smith & Wesson fişeği gibi — Bir dönem “olmazsa olmaz” olup sonra tarihe karışabilir. Belki geleceğin ta kendisi olur. Belki de olmaz.

Sen akıllı birisin. Düşün, değerlendir,

Kendi kararını ver.
Bol şans, iyi atışlar.
 Fortis Fortuna Adiuvat
[+] 8 kullanıcılar diyor Bu gönderi için Sabri'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi