Yorumları: 553
Konuları: 140
Teşekkür Alındı: 530 mesajda 3,363
Teşekkür Verildi: 1,074
Kayıt Tarihi: 19-02-2024
07-06-2024, 20:04
(Son Düzenleme: 07-06-2024, 20:07, Düzenleyen: Sabri.
Sebep: imla düzeltmesi
)
Eski forumda bu konu sıkça tartışılmaktaydı. Mahmut Hoca’nın başlattığı anket arkası tartışmalara aşağıdaki katkıyı yapmışım:
Eski konu yeniden gündeme gelince bu konudaki bilgileri toparlayıp özellikle bu konuda kararsız kalabilen yeni kullanıcılar için seçim konusunda yardımcı olabilmesi için konuyu bir özetlemek istedim. Aşağıdaki tabloda topladığım kaba karşılaştırmayı, daha aşağıda açıklamaya çalışacağım.
Kinetik sistemler tüfeğin geri tepmesi ile Newton'un hareket yasaları ve eylemsizlik üzerinden çalışırlar. Döner başlık sistemi ile kilitlenen mekanizmanın, geri tepme ile mekanizma içindeki hassas ayarlı bir yay sistemini harekete geçirmesi sonucu, ateşlemeden çok kısa bir süre sonra kilidi açar, geri tepme ile mekanizma fişeği geri çekerek tahliye eder ve bir irca yayı ile mekanizmayı geri getirerek fişek yükleme işlemi gerçekleşir
Gazlı sistemlerde ise fişek ateşlendikten sonra namlunun orta bölümlerindeki deliklerden kaçan gaz bir piston sistemini çalıştırarak kurma kolunu geri iter, mekanizma kilidi açılır, uzun veya kısa vurmalı pistonun geri ittirmesi sonucu mekanizma geri giderken fişek tahliye olur , önde veya arkada yer alan irca yayı ile mekanizma yerine gelirken yeni fişeği namlu yatağına sürer.
Haliyle gazlı sitemlerde piston, piston yatağı ve kurma kolu kinetik sistemlere göre fazla parçalardır.
Kirlenme denince kinetik sistemlerde kirlenen sadece namludur. Oysa ki gazlı sistemlerde, piston yatağı, piston, üzerinde yer aldığı şarjör borusu, hatta mekanizma barut gazı ve kurşun artıkları ile kirlenir. Uzun süre atış yapılan kinetik sistem temizlemeden çalışmasını sürdürürken, gazlı sitemler belli atış sayısından sonra kirlenmenin derecesine bağlı olarak tutukluk yapmaya başlarlar. Mamafih günümüzdeki gazlı sistemlerde 400-600 atımdan sonra ancak; tutukluk, yükleme ve tahliye hataları başlar.
Bu durumda gazlı sistemler, kinetik sistemlere göre daha sık aralıkta temizlik gerektirir.
Gazlı siteme göre, kinetik sistemler piston sistemi olmaması nedeniyle çoklukla daha ince ve geri tepme ile çalıştığı için daha hafif tüfeklerdir. Hafifliği nedeniyle daha rahat çevirme, takip, önleme sağladığı için ördek, kaz gibi su kuşu avcılarının tercihidir.
Geri tepme çalışma mekanizmasının esasını oluşturduğu için, gazlı sistemlere göre fazladır. Sıkça atış yapan trap, skeet atıcılarının kinetik sistemlerde geri tepme nedeniyle yoruldukları, ilerleyen atışlarda isabetsizliğe başladığından söz edilmektedir. Ağır sıkılarda bu yorgunluk gazlı sistemlerden çok fazladır.
Her ne kadar yeni nesil kinetik sistemler düşük gramajlı sıkıları çalıştırabilse de, genellikle 24 gm altında ve subsonik fişeklerde kinetik sistemlerde tahliye hatası gazlı sistemlere göre sıktır.
Kinetik sistemlerde tüfeğin üzerine eklenen red-dot, dürbün, fener gibi aksesuarlar, tüfeğin ağırlaşmasına ve geri tepme ile çalışmasında aksaklıklara, besleme ve tahliye hatalarına neden olabilmektedir. Benelli klik olayı bazı kinetik tüfeklerde besleme ve ateşleme sorunlarına yol açabilmektedir.
Her iki sistem de iyi üreticiler elinden çıktığında isabetli ve sorunsuz atış imkanı sağlarlar. Yukarıda belirttiklerim doğrultusunda tercih elbette kullanıcının. Benim kişisel tercihimin gazlı tüfeklerden yana olması da kendime göre gerekçeleri olan tamamen bir tercih meselesidir.
Saygılarımla
Fortis Fortuna Adiuvat
Aşağıdaki 11 kullanıcılar diyor Bu gönderi için Sabri'e teşekkür ederiz:11 kullanıcılar diyor Bu gönderi için Sabri'e teşekkür ederiz.
• 1905sss (31-07-2024), blacksea (07-06-2024), ceycey (07-06-2024), ERDAL TOKER (08-08-2024), ftyc (30-08-2024), Gunduz (08-06-2024), Mehmet Şerif (30-10-2024), Shepherd (07-06-2024), TA1ILO (23-06-2024), TamEr (27-12-2025), yaaslanturk (09-10-2024)
Yorumları: 176
Konuları: 14
Teşekkür Alındı: 135 mesajda 390
Teşekkür Verildi: 458
Kayıt Tarihi: 19-02-2024
07-06-2024, 20:54
(Son Düzenleme: 07-06-2024, 20:59, Düzenleyen: Shepherd.)
Eski bir M3K ve Venza kullanıcısı olarak şunları söyleyebilirim.
Gaz sistemde barutun enerjisi piston yardımıyla deşarj olduğu için geri tepmesi oldukça az yüksek gramaj fişeklerde bile sıkıntı yaşamadım.
Temizlik konusunda gazlı tüfekte piston yüzüğü 15 20 atışta bile kararıyordu. 100 üzeri atışlarda resmen kurum kaplıyordu. (kesinlikle tavsiye degildir) sirkeli suda 5 10 dakika bekletip kurulduktan sonra belli belirsiz baristolle yağlıyordum.
İsabet konusu ve diğer ağırlık konusuna girmek istemiyorum. Çünkü biri atis diğeri av tüfeği karşılaştırmak doğru değil.
Tehlikeli silahlar yoktur. Sadece tehlikeli insanlar vardır.
Şehit Amfibi Uzman Çavuş Muhammet Fatih Durhan
Şehit Polis Memuru Şeyda Yılmaz
Kurban İkbal Uzuner Kurban Ayşenur Halil
Yorumları: 784
Konuları: 231
Teşekkür Alındı: 730 mesajda 3,905
Teşekkür Verildi: 1,311
Kayıt Tarihi: 18-02-2024
Bu konuda Sn.syılmaz’ın eski forumda açtığı 25.12.2009 tarihli konu
Yivsiz Tüfeklerde Kinetik-Gazlı Sistem:
Selamlar, arkadaşlar yarı otomatik tüfek alacak olursanız tercihinizi gazlı sistemden yana mı yoksa kinetik (döner başlıklı) sistemden yana mı kullanırsınız, tercihinizin nedenlerini de söylerseniz önemli bir paylaşım olur diye düşünüyorum,
Başka bir sitede Sn. Yavuz İLNAM'ın yaptığı değerlendirmeyi aktarıyorum,
Yarı otomatik av tüfeği kullanan arkadaşlar bilirler, bu tüfekler iki ayrı mekanik sistemle çalışırlar, bunlar kinetik ve gazlı sistemlerdir.
Öncelikle kinetik sistemi anlatalım ve sonra karşılaştırmada bulunalım.
Kinetik sistem : Bu sistem tamamen geri tepmeden ve bu tepmenin mekanizma içerisinde etki ettiği enerji ile çalışır, yani fişek patlar ve geri tepme etkisi mekanizmayı geri iter, böylece boş kovan dışarı atılır ve yerine dolu fişek gelir, tamamen fişeğin patladıktan sonra oluşturduğu ters basınçla çalışır.
Sistem parça bakımından avantajlıdır, çünkü çok fazla ayrıntı parça gerektirmez, sadece sistem içindeki yayların hassasiyeti ve gerilme boşalma güçleri çok önemlidir, ancak tüfek omuza alınmaz ve dipçik arkasında tepme gücünü mekanizma içinde bırakacak bir destek olmazsa silahınız çalışmayabilir ve toz toprak metal artıkları olan ve iyi temizlenmemiş bir tüfek sistemde çalışma zorluğu yaratabilir.
Ayrıca bazı kinetik sistemli tüfekler mekanizma yaylarından dolayı 24 ve 28 gr. lık fişekleri çalıştırmayabilir.
Gazlı sistem: Bu sistem yivsiz tüfekler haricinde birçok askeri ve av silahlarında kullanılmaktadır. Sistem namlu içindeki deliklerden mekanizmaya aktarılan barut gazı ile ve bu gazın mekanizmayı çalıştırmasıyla oluşur. Kinetik sisteme göre daha fazla teferruatlı ve daha fazla parça içermektedir, barut gazından güç aldığından genelde sorunsuz çalışır ve çoğu nedenden etkilenmez, ancak parçalardan dolayı arızalanma üst sınırdadır, özellikle yerli silahlarda.
Şimdi bu sistemleri karşılaştıralım.
Parça sayısı: Kinetikte az - gazlıda fazla
Arıza: Kinetikte yok denecek kadar az - gazlıda fazla
Tutukluk (fişeğe ve temizliğe oranla): kinetikte fazla - gazlıda az
Serbest atış: kinetikte uygun değil - gazlıda uygun
Mühimmat seçimi: Kinetikte var - gazlıda yok
Dezavantajlar:
Gazlı sistem yarı otomatikler çok soğuk havada gaz yoğunluğu düştüğünden çalışmayabilir.
Gücü fişeği iten barut gazından alıdğı için hız ve mesafe kinetiğin %20 si daha da geridedir, söküp takma problemi vardır.
Kinetik sistem: Tutukluk oranı fazla mühimmat seçer. Serbest atış imkanı yoktur.
Avantajlar:
Gazlı sistem: Tutukluk problemi çok az.
Serbest atış imkanı çok
Kinetik sistem: Tüm barut gazı fişekte olduğundan hız ve mesafe gazlı sisteme göre &20 daha ileri, parçaya bağlı arıza az.
Peki Dünya ve Türkiye'de ne kullanılıyor.
Her yıl Türk üreticiler dahil Dünyada ki yarı otomatik silah üreticileri 6,800,000 kinetik sistemli 3,250,000 gazlı sistem yarı otomatik tüfek satıyorlar ve bu pazarın en büyük satıcısı İtalyan Armi Benelli 2,500,000 kinetik sistem yarı otomatik av tüfeği satıyor.
Peki Türkiye'de: Her satılan 10 yarı otomatik av tüfeğinin 8'i gazlı sistem.
Okinal demiş ki:
Sn syılmaz
Yivsiz yarı otomatik tüfeklerde kinetik sistem ya da gazlı sistem diye bir ayırım yoktur yoktur. Yivsiz yarı otomatikler, gaz geri tepmeli kilit açacak şekilde dizayn edilmişlerdir.
Aralarındaki farklar temel anlamda bolttaki kilit sistemlerinde oluşmaktadır. Bu sistemi ellerindeki şemalarla çok daha bilgili arkadaşlar açıklayacaklardır.
Xlcod3r demiş ki:
Sn. okinal, arkadaşımızın kinetikten kastı, döner kafa tabir edilen sistemdir. Gazlı dediği malumunuz namlu ilerisindeki bir delikten sisteme barut gazı basıncını aktarmak sureti ile mekanizmayı çalıştırır. Bu durumda yivsiz tüfeklerde 2 tip çalışma sistemi vardır.
Sevgiler...
Okinal demiş ki:
Sn xlcod3r
Aslında düşüncelerimi yazıya tam dökemediğim için kendimi ifade etmekte zorlanıyorum. Eksik anlatırsam affedin lütfen.
Yivsiz yarı otomatikler namlu içerisinde bulunan delikten, fişek tüpüne takılı pistona basınç uygulayarak pistondan bolta uzanan bir parça ile boltu bir miktar geri iterek bolt kilidini açmaktadır. İşte bu kilit yarı otomatiklerde iki türlü olmaktadır.
1- döner kafa sistem = Bu sistemi ak47 ve m16 türü silahlarla aynı prensipte olarak düşünebiliriz.
2- mandal sistem= bu sistem daha çok tohmpsom m1a1 Degtyarev makineli tüfeklerde ki sistemle eş tutabiliriz. Şöyle ki bolt un içinde yarım ok tezahür edebileceğimiz bir kilit vardır. Bu kilit bolt açıkken, bolt içinde kalmakta, bolt ileri sürülüp fişeği namluya sürdüğümüzde kilit bolt un üst tarafından içinden çıkıp namluda mevcut bulunan çentiğe oturmaktadır.
Kısaca anlatmak gerekirse hiç bir yivli yarı otomatik namlu ağzından harbi ile boltu ittirerek bolt açılmaz. Benim yarı otomatiğim mandal sistemdir.
Artık onunda detay söküm fotoğraflarını buraya koyarak açıklamaya çalışırım.
Baris demiş ki:
Ben yıllarca gazlı sistem yarı otomatik yivsiz kullandıktan sonra, uzun süre duyduğum "kinetikler fişek seçer" söylemini ilk elden doğru mudur diye test etmek için Benelli sistemli bir Beretta yarı otomatik aldım. Bu sistemin akranlarının, tam güçteki magnum fişekler ile çok hafif doldurulmuş trap fişeklerini sürmede arıza yapabildiği, ve gazlı sisteme göre daha sert teptiği söyleniyor idi.
Benelli mekanizma ile şu anda binlerce fişek içeren deneyimim, kaliteli bir kinetik tüfek ile bu söylemlerin %90'ının mazur görürseniz "bullshit" yani saçma olduğu yönünde. Birlikte atışa gittiğim arkadaşlarımızın da tecrübe ettiği şekilde, doğru ve kaliteli malzemeden imal edilmiş bir kinetik tüfek, kendi fazla yumuşak el dolumlarım ve 22gr trap fişekleri; öbür yanda da magnumlar dahil, hiçbir tutukluk yapmadan binlerce atış yapıyor. Bu "mit"lerden doğruluk payı verdiğim tek kısım, gazlı sisteme göre, özellikle çok daha az parça sayısı ile daha hafif çıkabilen kinetik tüfeklerin, tepmeyi daha ani ve sert ilettiği şeklinde. Özellikle sentetik mobilyalı hafif bir tüfekte kinetik sistem daha sert tepiyor.
Yukarıdaki listede geçen "Kinetik sistem: Tutukluk oranı fazla mühimmat seçer. Serbest atış imkanı yoktur. " kısmının mühimmat seçme konusu söylediğim benim Beretta'mda hiç başıma gelmedi, daha hi-velocity magnum brennekelerden ultra hafif trap ve el dolumlarına kadar tutukluğu vaki değil, ikinci cümledeki "serbest atış"tan kasıt nedir onu da anlayabilmiş değilim; zira kinetik sistem her daim gazlıdan çok daha çabuk ve hızlıdır, ünlü bir misal olarak webdeki "hazneden çıkan boş fişeği vurabilen" atıcıların tüfekleri hep kinetiktir. Hızlı tetik parmağı ile ilk boş fişek yere düşmeden tüfeğin haznesini tamamen boşaltabilirsiniz...
Kinetiklerde dikkate alınması gereken önemli bir konu, tüfeğin yaylarının çalışabilmesi için karşı ağırlık-destek gerektiği, yani omuza sağlam yerleştirip; boşluk bırakmadan atış yapmak ve desteksiz atışlardan kaçınmak gerektiği. Gazlı bir otomatiği bel hizasında tutup "elden" atabilirsiniz ama kinetik sistemli bir tüfek bundan hoşlanmayacaktır. Özellikle denemek için Benelli'ler ile bunu yaptığımda bilerek hiçbir arıza yaptıramadım, ama çok hafif dolumlarla bunu denemek fırsatım olmadı, sorun çıkabilme ihtimali o durumda daha yüksek.
Sağlam tutuş ve destek ile atışta, kinetiğin hem hızı, hem güveni, hem ıslakta irtifada tozda çalışabilme imkanı kesinlikle gazlıya göre öne çıkıyor. Ayrıca yukarıda bahsedildiği gibi, toplam enerjide çok az kayıp olduğundan dolayı kinetikler gazlılara göre daha güçlü ve kayıpsız atış yapıyor. Tabii bu da daha çok teptikleri hissiyatına etki eden faktörlerden birisi.
Bu sebeplerle, hem (kırılabilecek) toplam parça sayısının çok az olması, temizlik ve bakımda gazlı ya göre kat kat daha çabuk ve kolay çalışma, daha hafif olması, havanın neminden soğuğundan etkilenmemesi gibi sebepler ile benim genel maksat yarı otomatik yivlide seçimim "kaliteli üretim" bir kinetik sistem olur.
Xlcod3r demiş ki:
Sn.okinal, döner kafa sisteminde Ak 47 nin sadece mekanizma kilit düzeneğini düşününüz.Gaz ile hiç bir alakası yoktur.
Şekerlioğlu demiş ki:
Şimdi bu sistemleri karşılaştıralım.
Arıza: Kinetikte yok denecek kadar az - gazlıda fazla
Tutukluk (fişeğe ve temizliğe oranla): kinetikte fazla - gazlıda az
Serbest atış: kinetikte uygun değil - gazlıda uygun
Mühimmat seçimi: Kinetikte var - gazlıda yok
Dezavantajlar:
Gazlı sistem yarı otomatikler çok soğuk havada gaz yoğunluğu düştüğünden çalışmayabilir.
Gücü fişeği iten barut gazından alıdğı için hız ve mesafe kinetiğin %20 si daha da geridedir, söküp takma problemi vardır.
Kinetik sistem: Tutukluk oranı fazla mühimmat seçer. Serbest atış imkanı yoktur.
Avantajlar:
Gazlı sistem: Tutukluk problemi çok az.
Serbest atış imkanı çok
Kinetik sistem: Tüm barut gazı fişekte olduğundan hız ve mesafe gazlı sisteme göre &20 daha ileri,parçaya bağlı arıza az.
Peki Dünya ve Türkiye'de ne kullanılıyor.
Her yıl Türk üreticiler dahil Dünyada ki yarı otomatik silah üreticileri 6,800,000 kinetik sistemli 3,250,000 gazlı sistem yarı otomatik tüfek satıyorlar ve bu pazarın en büyük satıcısı İtalyan Armi Benelli 2,500,000 kinetik sistem yarı otomatik av tüfeği satıyor.
Peki Türkiye'de: Her satılan 10 yarı otomatik av tüfeğinin 8'i gazlı sistem.
Sayın syılmaz
1)Arıza konusunda benim düşünceme göre,işçilik ve malzeme kalitesi üst düzey olan bir tüfek de,her iki sistemde de sorun çıkmaz.
2)Temizlikten kaynaklanan aksaklıklar, özellikle yerlilerde sorun yaratsa da,hiç temizlenmeden,binlerce fişek atan kaliteli gazlılarda var.
3)Mühimmat seçimi konusunu anlamadım.Biraz daha açabilirmisiniz.En azından kendi çevremde de kullanılan ve okuduğum birçok yorumda,bugüne kadar benelli bir tüfekte böyle bir sorun duymadım.
4)Kinetik ile gazlı bir sistem arasındaki %20'lik,mesafe farkını belirttiğiniz değeri,nasıl elde ettiniz.Bu konuda'da bilgi verirseniz sevinirim.Benim bu konuda bildiğim,beretta firmasının yaptığı bir testte,her iki sistem arasında "Anlamlı bir fark olmadığı"hakkındaki bilgiler yanlışmı acaba?.
Mekanizmanın açılma işlemi, fişek,namluyu terk ettikten sonra gerçekleşir.Dolayısı ile gazın bir yere kaçtığı falan yok.Açıkçası bugüne kadar,ülkemizdeki forumlar hariç,(google türkçesi ile)takip ettiğim ve etmeye çalıştığım, bazı yabancı forumlarda,bu konu ile ilgili hiçbir tartışmaya veya yüzde lere, rastlamadım.
5)kaliteli malzeme ve kaliteli bir işçilik ile üretilen bazı tüfeklerde, gazlı olması nedeni ile sorun çıktığına pek denk gelmedim.(örneğin:beretta)
6)Gazlı tüfeklerin,ülkemizde çok satıyor olması,daha önce ülkemizde üretilen kinetik sistemli tüfeklerde sorun yaşanması ve üretimin zorluğudur.
Saygılar.
syılmaz demiş ki:
baris demiş ki:Yukarıdaki listede geçen "Kinetik sistem: Tutukluk oranı fazla mühimmat seçer. Serbest atış imkanı yoktur. " kısmının mühimmat seçme konusu söylediğim benim Beretta'mda hiç başıma gelmedi, daha hi-velocity magnum brennekelerden ultra hafif trap ve el dolumlarına kadar tutukluğu vaki değil,
Sn. Yavuz İLNAM bu tecrübeyi yerli tüfeklerle yaşamış olabilir.
baris demiş ki:İkinci cümledeki "serbest atış"tan kasıt nedir onu da anlayabilmiş değilim;
Sn. Barış, cevabı yine kendiniz vermişsiniz.
baris demiş ki:Kinetiklerde dikkate alınması gereken önemli bir konu, tüfeğin yaylarının çalışabilmesi için karşı ağırlık-destek gerektiği, yani omuza sağlam yerleştirip; boşluk bırakmadan atış yapmak ve desteksiz atışlardan kaçınmak gerektiği. Gazlı bir otomatiği bel hizasında tutup "elden" atabilirsiniz ama kinetik sistemli bir tüfek bundan hoşlanmayacaktır. Özellikle denemek için Benelli'ler ile bunu yaptığımda bilerek hiçbir arıza yaptıramadım, ama çok hafif dolumlarla bunu denemek fırsatım olmadı, sorun çıkabilme ihtimali o durumda daha yüksek.
Sn. Yavuz İLNAM'ım da serbest atıştan kasttettiği, omuza dayama yapılmadan atış yapılması olayıydı.
baris demiş ki:Bu sebeplerle, hem (kırılabilecek) toplam parça sayısının çok az olması, temizlik ve bakımda gazlı ya göre kat kat daha çabuk ve kolay çalışma, daha hafif olması, havanın neminden soğuğundan etkilenmemesi gibi sebepler ile benim genel maksat yarı otomatik yivlide seçimim "kaliteli üretim" bir kinetik sistem olur.
Kendisinin de kişisel tüfek seçimi, yukarı da sizin de belirttiğiniz hususlardan dolayı kinetik sistem bir tüfektir, ben kendi tercihi kısmını buraya aktarmamıştım.
Sn Şekerlioğlu bir önceki mesajımda Sn. Barış'a verdiğim cevapta ki gibi Sn. Yavuz İLNAM mühimmat seçme olayını yerli kinetik tüfekler de yaşamış olabilir, benim de av forumlarından okuduğum tavsiye, yarı otomatik alanlara ava gitmeden önce çeşitli marka ve gramajlarda fişeklerle atış yapılması, tüfeğin hangi fişekleri seçtiğinin öğrenilmesi, avda da bu tecrübeye dayanarak fişek kullanılması yönündedir.
Kinetik ile gazlı sistem arasında ki %20'lik mesafe farkına gelince benim bu yönde bir tecrübem yok, görüş Sn. Yavuz İLNAM'ım kendi görüşü olduğu için birşey diyemeyeceğim ama sanırım Sn. Barış'ın da tecrübesi bu yöndedir ama yanlış düşünüyorsam Sn Barış bu konuda tacrübesine dayanan görüşünü açıklarsa daha doğru olur.
Blacksea demiş ki:
Her iki sitem tüfeği de kullandım.
Benelli nin omuza iyi oturtulmazsa mekanizma yapmayacağı doğru değil. Ben deneme için kalça hizasından , tek elle vs. pek çok alakasız şekilde denemiştim tüfeği , hiçbir sorun çıkartmamıştı. Benelli sistem tüfeklerde yayların özelliğinin çok önemli olduğu doğrudur. Sistem yayların tansiyonu üzerine kurulmuştur. Benelli tüfeği hızla salladığınızda , tüfek pompalı tüfekmiş gibi mekanizma yapar , yayları o kadar hafiftir. Gazlı tüfeklerde ise kurma kolu ile mekanizmayı çekmek bile (bir parça) efor gerektirir. Yalnız döner kafa sistemli bir tüfeği , kundağından sabit bir yere , misal duvara dayayarak ateş etmemek gerekir , sistemin mutlak geri tepmesi gerekir.
Benelli’nin bir diğer tartışmasız üstünlüğü de çok kolay olan temizliğidir. Özellikle pek çok modelinde mevcut olan üst kapağın çıkarılabilir yapısı , bu konuda avantaj sağlar.
Yalnız (bilimsel olarak tabii ki denemedim ama) etkili mesafesinin %20 daha fazla olduğuna ise inanmıyorum. Hem , ben atışlarda bunu hissetmedim. Hem de %20 çok önemli bir fark ve böyle olsa diğer önemli üreticiler de gazlıdan vazgeçerlerdi diye düşünüyorum.
Pars demiş ki:
Merhabalar sayın arkadaşlarım. Gazlı ve kinetik tüfeklerden gazlı olan Altay marka kinetik tüfeklerden kendi tüfeğim vursan marka ve yine kendi tüfeğim olan gazlı yıldız marka tüfekleri karşılaştırma yapma şansım oldu.
1-) Kinetik tüfekler gazlı tüfeklerden daha tesirli.( yüzdesini bilemeyeceğim )
2-) Kinetik tüfekler parça , temizlik, arıza konusunda gazlı tüfeklerden daha avantajlı. (markadan markaya fark edebilir )
3-) Kinetik tüfekle de desteğe bağlı tutukluk problemi ve mermi seçme olayı fazla.
En bariz gözüme çarpan özellikler bunlar. Şahsen iki yıldır tüfeklerimi ele alamadığım için daha ayrıntıya giremeyeceğim.
Saygılar.
Syılmaz demiş ki:
İnt.de gezinirken konu ile ilgili yeni bir bilgi buldum, kafamda iyice karıştı, bu yazıda da gazlı sistem ön plana çıkarılıyor ve hatta daha az parçadan ve daha basit bir sistem olduğunu belirtiyor(şaka gibi). Üçüncü bir sitemden daha bahsetmiş 'Atıl Bloklular' sanırım bu da hem gazlı hem kinetik sistemin bazı özelliklerini barındıran bir sistem.
YARI OTOMATİK VE POMPALI YİVSİZ TÜFEKLER*
Yarı otomatik av tüfekleri üç sistem dahilinde çalışırlar.
Geri tepmeli (Recoil Operated)
Gaz kaçırmalı ( Gas Operated)
Atıl blok ( Inertia Block Locked)
GERİ TEPMELİLER
Geri tepmeli av tüfekleri yapımında kronolojik olarak ilk sırayı alan tüfekler, Browning A5 ve Remington 11-48 tüfeklerdir. Bu tüfekler uzun geri tepmeli (Long Recoil Locked Breech) prensibinde çalışmaktadırlar. Bu sistemde atış sırasında namlu ve ona kilitli olan kapak grubu geri tepmeyle bir kovan boyundan da uzun mesafe geri giderek, fişek muhteviyatının namludan çıkıp gitmesine, yeterli vakit geçişi ve barut gazı basıncının yok denecek kadar azaltılmasını sağlarlar. Bu hareket esnasında yön değiştirici bir elemana temasla, namlu geri uzantısı altındaki yerini terketmekte olan kapak bloğu içindeki kilit ünitesi, sonunda tamamen açılarak namlunun sıkışarak enerji depolayan kendi geri tepme yayının etkisiyle ileri giderek, boşaltma yapmasını temin ederken, kapak takımı, biraz daha geri gidip orada kilitlenerek, namlunun tamamiyle yerine oturup kendini kilitli durumdan kurtarmasını ve sıkışmış olan kendi geri getirme yayı etkisiyle ileri hareketle doldurmayı yapmayı ve namlu geri uzantısındaki yuvaya yeniden kilitlenme işlemlerini üstlenmektedir. Bu tüfeklerde hareketli iki eleman, namlu ve kapak takımının ayrı ayrı iki geri getirme yayı mevcuttur ve bunlardan namluya irtibatlı olanı genelde boru şarjör üzerinde monte edilmiş durumdadır. Kapak takımının dışarıdan elle hareketi, bu parça üzerinde dışta yer alan bir kolun geri çekilmesi ve bu işlem sırasında namlu hareketine gerek kalmadan kilit bloğunun yerinden kurtulmasına izin veren, mekanik bir sistemle yapılmaktadır. Öte taraftan, namlu kendi kızak kılavuzları üzerinde, kapakla beraber, önden geriye itildiğinde geri gidebilir ve diğer otomatik dolmalı türlerden genelde bu şekilde ayırtedilir.
Bu tüfeklerde kullanılan fişeğin zayıf veya kuvvetli oluşu, atış sırasında, namlu gerisini örten kapak grubu hareketinin sağlıklı çalışmasını direkt olarak etkiler. Her türlü doluda tüfeğin sağlıklı çalışmasını temin için, genellikle namlu geri tepme yayı ve namlunun buna irtibatlı kılavuzu arasına yerleştirilen, monte edildiği şarjör borusu üst cidarı üzerinde, fişeğin gücüne göre elle konumu değiştirilen bir diğer elemanın, 180 derece farklı konik veya düz satıh temaslarının kendine baskı durumuna bağlı kalarak, daha çok veya az sürtünme sağlayarak geri tepen parçaların süratini ayarlayan, daralıp-genişleme kabiliyetli basit bir yay çember kullanılmaktadır. Kuvvetli dolular için, baskı yüzüğünün konik tarafı, bu parçayla temas halinde olmalıdır. Öte taraftan bu tüfeklerde geri tepme işleminin iyi çalışması, silahın tutuluşuyla da ilgilidir. Omuza zayıf ya da çok yüksek, alt veya üst açıda yaslanan, açıkta bırakılarak (desteksiz) kalçadan yapılan atışlarda, çalışmada aksaklıklar olma ihtimali yüksektir. Bu b akımdan tüfekte çalışma bozukluğu halinde, güç ayar parçalarının konumunu değiştirmeden önce tutuşun sağlamlığından emin olmak gerekir. Geri tepmeli prensible çalışan yarı otomatik yivsiz tüfekler;
Hareketli namlunun getirdiği fazla parça ve hassas işlem,
Zayıf ve kuvvetli dolulara göre elle ayar gereği,
İyi çalışması için mükemmel tutuş, gerektirmeleri nedenleriyle, son zamanlarda yerini tasarımı çok önceden tasarlanmış olan gaz kaçırmalı tüfeklere bırakmaktadır.
GAZ KAÇIRMALILAR
Bu tüfeklerde atış sırasında namlu hareketi yoktur. Bu silahlarda da normal halde kapak grubu namluya kilitli durumdadır. Bu kilidin namlu içi gaz basıncı, tehlike sınırı altına düştükten sonra, boşaltma ve doldurma için açılması, namlu ortalarında ve genelde altta şarjör önünde yer alan basit bir gaz deliği ve bu bloğun gerisini örten bir gaz piston miliyle sağlanmaktadır. Atış sırasında bu grubun namlu içerisine açılan deliğinden içeri giren barut gazı, gaz pistonunu geriye doğru, kapak takımının kilit grubundan kurtulmasına yetecek kadar hareket ettirmekte, kapak takımını, fişek muhteviyatı gittikten çıkıp sonra, kalan gaz basıncı ve edindiği eylemsizlikle geri gidip boşaltmayı, daha sonrada, sıkışan geri getirme yayı zorlamasıyla ileri hareket ederek doldurma ve tekrar namlu gerisine kilitlenme işlemlerini yapmaktadır. Gaz kaçırmalı tüfeklerde kullanılan fişek gücü, sürgü hızı dolayısıyla, silahın sağlıklı çalışmasıyla doğrudan ilgilidir ve her tür güçte, pistonun düzenli hareket etmesi için; İçine dolan gaz hacmi ve basıncıyla daralıp genişleyerek, gaz hücresi iç cidarlarıyla olan sürtünmeyi arttırıp-azaltarak, piston süratini düzenleyen(Beretta),
Gaz basıncına göre bir kısmını dışarı atarak, çalışma için yeterli gaz hacmini eşitleyen (S&W) sistemleri oluşturulmuştur.Genellikle otomatik valf sistemleri geliştirilip silaha monte edilerek, bu tür tüfeklerde kullanıcının doğrudan müdahelesi ortadan kaldırılmıştır. Bu tüfekler, nispeten basit olan yapılışları ve genellikle ayar gerektirmeyen ve tutuşa bağlı olmayan kullanımları nedeniyle halen yarım otomatiklerde en çok tutulan modellerdir.
ATIL BLOKLULAR
Yarım otomatik yivsiz tüfeklerde en son gelişme, gaz kaçırmalı türlere bir alternatif olarak tasarlanan, zayıf ve kuvvetli dolulara daha az duyarlı olup, otomatik te olsa bir düzenleyici konstrüksüyonu gerektirmeyen, dolayısıyla daha basit yapıda ve daha güvenilir olan bu sistemlerdir.(Benelli),
Bu silahlarda normalde, namlu gerisinde kilitli durumda olan kapak grubu arkada ağır ve önde hafif, arada bir yayla birbirine bağlı duran iki elemandan teşekkül ettirilmiştir.
BenelliAtış sırası, geri tepme esnasında, arkadaki ağır blok ataletle yerini koruyarak ve geri hareket eden tüfek içinde izafi olarak ileri hareket ederek aradaki yayı sıkıştırmakta, fişek muhtevası namluyu terk edip, iç basınç tehlike sınırı altına düşünceye kadar olan süreyi, bu şekilde kazanıp, ön bloğun bağlı olduğu kilit grubunu açarak bilinen boşaltma-doldurma işlemleri için tüm kapak kombinasyonunu serbest bırakmaktadır. Sonuç olarak, bu üç sistemle çalıştırılan, yarı otomatik yivsiz tüfeklerle, pompa hareketli türler, sürgünün (pompa) elle hareket ettirebilme alışkanlığının kısa sürede kazanılması sebebiyle eşit kabül edilirler.
Pompalı Tüfekler
Öte yandan, doldurma hareketinin elle, istendiği zaman güvenli olarak yapılabilmesi, barut gazı tamamının fişek muhtevasını itmekte kullanılması, her türden şarjdaki doluyu, bir düzenleme yapmaksızın atabilmesi, orjinal dolu kullanıldığı taktirde tutukluluk yapmaması yüzünden, pompa hareketli tüfekler bir miktar üstünlük sağlamış ve daha güvenli kabul edilmişlerdir.
Dezavantajı ise, atış esnasında çürük çıkan, (kötü patlayan) fişeği atıcıya haber vermemeleridir. Avın ya da atışın heyacanına kapılan atıcı, kötü patlayan fişeği fark edememekte, hemen ardından yaptığı pompa hareketiyle ikinci atışını yapmakta ve namlu içi tıkalı olan tüfek kazalara sebep olabilmektedir. * ADSD
Cihan54 demiş ki:
Sn.Syılmaz,
Kullanmakta olduğum 2 adet yerli yarı otomatiğim var.(2 tane de kinetik vardı sattım)
Biri,13 yıl önce aldığım Prensesin extra 2020 modeli, hem döner başlıklı hem de gazlı, yani çift sistemli, Bİri mobil şoklu, biri de kısa düz namlu olmak üzere 2 namlusu var.
Bu tüfek 13 yılda 5000- 6000 civarı atım görmüştür. Tüfeğimden çok memnunun, bir defa iğnesi kırıldı, bir kez de tüfeğin sert zemine düşmesi sonucu plastik tetik koruması çatladı, bunların dışında hiç sorun yapmadı, uzun süre temizlememe rağmen hiç tutukluk yapmadı, Biraz ağırlığı dışında (3.440 gr) çok memnunun. Video eklemeyi bilseydim, 9 atışlık parmak vurarak gerçekleştirdim, atışlardan birini paylaşmak isterdim.
Diğeri ; 2 yıl önce, arkadaşımla birlikte birer tane almış olduğumuz ; gazlı, torun 1012. Bununla 800-900 adet atış yaptım, arkadaşımda o civarda atış yaptı. Piston ve Piston yuvasını çok kirleten yerli fişeklerde dahi hiç sorun yaşamadık.
Bu tüfeklerden önce de, 2 tane yerli döner başlıklı, gazlı olmayan 2 adet yarı otomatiğim vardı, ikisini de sattım.
Bu iki sistem hatta 3 sistem arasında , enerji kaybıyla ilgili hiç bir fark göremedim, gözlemlediğim farklar fişekler, namlu ve şoklarla, alakalı, farklardı.
Basitlik yönüne gelince , gazlı sistem daha basit ,daha fazla çalışma aralıklarına sahip ( özellikle yerli tüfeklerde). Döner kafanın nasıl daha hafif olabildiğini anlayamadım, gazlı sistemden sadece pistonu eksik ama mekanizma, neredeyse gazlının 2 katı ağırlığında, yani hemen hemen aynıya geliyor. Sistemden kaynaklanan ağırlık farkı yok.
Döner başlıklı sistemde, her şeyin kusursuz ve çok iyi ayarlanmış olması gerekiyor. üstelik döner başlıklı sistemde, çalışma esnasında, kilit açılıp ,başlık yerinden kurtulup, fişeğin basıncıyla birlikte mekanizma geriye doğru hareket ettiğinde; başlık üzerindeki başlığın kilit açık vaziyetteyken dönmesini engelleyen namlunun devamı şeklimdeki raya sürtünmesi sonucu, aşınma ve arıza çok fazla. kalitesiz malzeme kullanan bazı yerli tüfeklerde, bu olay daha fazla gözlemlenebiliyor. Gazlı sistemli bazı yerli tüfeklerde, eskiden namlu ile mekanizmayı birbirine kilitleyen parça kırımına sık rastlanıyordu. Benim gazlı tüfeğimde henüz olmadı, kolay kolay kırılacak gibi de görünmüyor.
saygılar
Syılmaz demiş ki:
Sn. Cihan54 yorumunuz için teşekkür ederim, bir arkadaşımda 15 yıldır kullandığı Vursan marka yarı otomatik (Gazlı)/Pompalı çift mekanizma bir tüfek var, şu an çok memnun hiç sorun yaşamadığını belirtiyor ama ilk 2-3 sene tüfekte çok tutukluluk yapma sorunu yaşamış (ne kadar ilginç, tüfek bir kaç sene hep tutukluluk yapıyor sonra hiçbir şey yokmuş gibi yıllarca sorunsuz çalışıyor). Yerli yarı otomatik tüfeklerde bir standart yok gibi aynı marka aynı model bir tüfeğin kullanıcısı tüfeğini sorunsuz olarak tanımlarken başka bir kullanıcı aynı tüfekle çok çeşitli ve sık sorunlarla karşılaşabiliyor, yerli yarı otomatik tercih edenlerin işi birazda şansa kalmış gibi.
Aşağıdaki 4 kullanıcılar diyor Bu gönderi için ceycey'e teşekkür ederiz:4 kullanıcılar diyor Bu gönderi için ceycey'e teşekkür ederiz.
• Altain (12-01-2025), blacksea (08-06-2024), Shepherd (08-06-2024), TA1ILO (23-06-2024)
Yorumları: 553
Konuları: 140
Teşekkür Alındı: 530 mesajda 3,363
Teşekkür Verildi: 1,074
Kayıt Tarihi: 19-02-2024
Kinetik-Gazlı sistem tartışmasına ait eski yazıları aktardığı için sayın ceycey'e teşekkür ederim.
s yılmaz dışındakilerin çoğunun (xclod3r ve blacksea hariç) kinetik denilen ataletli çalışma sistemini iyi anlamadıkları anlaşılıyor.
Alıntı:Okinal demiş ki:
Yivsiz yarı otomatik tüfeklerde kinetik sistem ya da gazlı sistem diye bir ayırım yoktur. Yivsiz yarı otomatikler, gaz geri tepmeli kilit açacak şekilde dizayn edilmişlerdir. Aralarındaki farklar temel anlamda bolttaki kilit sistemlerinde oluşmaktadır.
Elbette gazlı olsun kinetik olsun çalışma sistemlerinin amacı kilit mekanizmasını açmaktır. Ama, açma sistemleri biri biri ile alakası olmayan sistemlerdir. Aradaki farkın bolt' (sürgüdeki) kilit sistemi ile alakası yoktur. Genellikle döner başlık şeklindeki kilit sisteminin kinetik sisteme özgü olduğu gibi bir yargı vardır, bu yanlıştır.
Kinetik (Ataletli) sistemin illaki döner başlıklı olma zorunluğu yoktur. Nitekim cari sistemin mucidi Bruno Civolani'nin ilk tasarımı ürünü Benelli SL80
ve son tasarımı Breda Xanthos'da kilit blokları düşey yönde, ilkinde altta, ikincisinde üstte konumlanmış durumdadır. 80'li yılların ortalarında Winchester'in döner başlık ile ilgili patent süresi dolduğundan, Benelli döner başlığı kendi sistemlerine uyarlamıştır. Döner başlıklı düzen
Benelli'nin ikinci sürüm tüfeklerinde görülmeye başlanmış, ülkemize büyük miktarda bu formda geldiğinden imajı o yönde olmuştur. Dahası,
Fabarm patentli Ceasar Guerini "Roman" modelleri, gövde dışı, şarjör borusu önünden atıl bloklu düz kilitli kinetik tüfeklerdir.
Alıntı:baris demiş ki:
Bu sebeplerle, hem (kırılabilecek) toplam parça sayısının çok az olması, temizlik ve bakımda gazlı ya göre kat kat daha çabuk ve kolay çalışma, daha hafif olması, havanın neminden soğuğundan etkilenmemesi gibi sebepler ile benim genel maksat yarı otomatik yivlide seçimim "kaliteli üretim" bir kinetik sistem olur.
Kinetik sistemin parça sayısı azlığı biraz abartıdır. Gazlı sistemlerde fazladan olan piston ve bunun etkilediği kısa vurmalı veya uzun vurmalı sürgü hareketini sağlayan kızak dışında bir fazlalık yoktur. Piston ve piston kılıfı olmayınca kinetik sistem el kundakları daha dardır, yani ince yapıdadırlar. Kinetik sistemin hafif olması ataletli sistemin bir şartıdır. Kinetik yay Sistemin çalışabilmesi için geri tepmenin bunu kurabileceği bir ağırlık gerekir. Ağırlık artınca ataletli sistem çalışamaz. Bu nedenle üzerine dürbün, red-dot takılınca ağırlığı arttığından düzgün çalışmayan çok kinetik tüfek vardır.
Sn. Baris biraz abartmış "kırılabilecek parça sayısı..." Gazlı tüfeği olup da parça kırımı yaşayan kaç tüfek vardır? Hava şartları mühimmatı ilgilendiren bir konu. Gazlı sistemin soğuktan, rutubetten çalışmaması gibi bir durum da ben bilmiyorum.
Alıntı:Pars demiş ki:
1-) Kinetik tüfekler gazlı tüfeklerden daha tesirli.( yüzdesini bilemeyeceğim )
2-) Kinetik tüfekler parça , temizlik, arıza konusunda gazlı tüfeklerden daha avantajlı. (markadan markaya fark edebilir )
Kinetik tüfeklerin daha tesirli olduğu bir şehir efsanesidir. Aynı boydaki namlulu gazlı veya kinetik tüfeklerin ayni fişekte namlu çıkış hızları arasında bir fark yoktur. Gazlı sitemi kurmak için pistona giden gaz miktarı toplamın %1-2 sini geçmez.
Kinetik tüfeklerin arıza konusunda avantajlı olduğu konusu da tartışılabilir. Sistemin çalışabilmesi için gerekli zayıf irca yayları düşük basınçıı fişeklerde tahliye-besleme hatası, Benelli klik denilen sürgünün kilitlenememesi gibi olaylar gazlı sitemlerde mutad değildir.
Temizlik konusunda da namlu dışında başka kısımlarının kirlenmediği konusu doğru değildir. Ancak gazlı sistemlerin piston da barut gazı ve kurşun artıklarının belirli atım sayılarının üzerinde sistemin çalışmasını zorlaştırdığı doğru olsa da, üşengeç olmayanlar için soru teşkil etmez. Namlu kirlenmesi sistem ayırt etmez, her iki sistemde de aynı oranda kirlenir.
Alıntı:Cihan54 demiş ki:
Basitlik yönüne gelince , gazlı sistem daha basit ,daha fazla çalışma aralıklarına sahip ( özellikle yerli tüfeklerde). Döner kafanın nasıl daha hafif olabildiğini anlayamadım, gazlı sistemden sadece pistonu eksik ama mekanizma, neredeyse gazlının 2 katı ağırlığında, yani hemen hemen aynıya geliyor. Sistemden kaynaklanan ağırlık farkı yok.
Evet Kinetik sistemin ataletle çalışabilmesi, kinetik yayının 4 mm kurulabilmesi için sürgü biraz daha ağırdır ama genel ağırlık olarak, kinetik tüfekler gazlı sistem tüfeklerden hafif olmak zorundadır.
Kinetik sistemi daha iyi anlayabilmek için aşağıdaki konuyu okumanızı salık veririm:
KİNETİK TÜFEĞİN SINIRLARI
Saygılar
Fortis Fortuna Adiuvat
Aşağıdaki 4 kullanıcılar diyor Bu gönderi için Sabri'e teşekkür ederiz:4 kullanıcılar diyor Bu gönderi için Sabri'e teşekkür ederiz.
• blacksea (10-06-2024), ftyc (30-08-2024), Shepherd (09-06-2024), TA1ILO (23-06-2024)
Yorumları: 553
Konuları: 140
Teşekkür Alındı: 530 mesajda 3,363
Teşekkür Verildi: 1,074
Kayıt Tarihi: 19-02-2024
10-06-2024, 09:14
(Son Düzenleme: 10-06-2024, 09:17, Düzenleyen: Sabri.)
Saim Alper Erdem üstatdan:
Yivsiz tüfeklerin sınıflandırılması, Benelli'nin geçen asrın son çeyreği başlarında bizim kinetik dediğimiz malum modelini çıkarıncaya kadar sadece iki ana gruptan oluşmaktaydı;
- Geri tepmeliler(Recoil Operated),
- Gazlılar (Gas Operated)...
Geri tepmeli denen sınıfta, namlu arkasını atış sırasında kapalı ve kilitli tutan kapak takımını açmak için gerekli iş yapabilme kabiliyeti, SİLAH GÖVDESİ üzerinde HAREKETLİ olan namludan alınmaktaydı. Bu devinim bir fişek boyundan uzunsa sistemin adına "Uzun Geri Tepme", kısaysa "Kısa Geri Tepme" denilmekte, namlu içi basıncın en yüksek olduğu zaman arka cenahı kapalı tutan kapak külliyesi, bu devinim sonunda açılmakta, kurma, boşaltma mesaiine başlamaktaydı. Browning A5 ve onun yakın taklidi örneklerle geçen asrın yarısı katedilip geçildi. Uzun geri tepmeli A5'in pahalı yapılanmasına karşı, maliyetin devinim mesafesiyle orantılı olduğu zehabıyla kısa tepmeli bir kaç örnek yapıldıysa da, vaziyetin öyle olmadığının idrakı ile hemen terkedildi.
Plastik ham maddesi ve barut bileşimlerinin gelişmesiyle, fişekler saçma ve saireyi namlu içine temas etmeden dışarı atan tapalarla yapılmaya başlanınca, otomatik tüfeklerin ilk örneklerinin kullandığı gazlı sistem, tahliye kanallarına saçma, keçe kırıntısı, karton misali ıvır zıvırın kaçma riski plastik tapalarla artık risk olmaktan çıkınca çok kısa sürede yivsiz tüfek üretiminin hakimi oldu. Zira, geri tepmeli sınıfını tek başına temsil eden A5 ve taklidlerinin maliyeti çok yüksekti.
Derken...
Bir anda Bruno Civolani nam bir İtalyan, çok eski bir İsveç efsunlu tüfeğini tetkikle tasarladığı yivsizini motorsikletçi Benelli'ye sattı ve mevcut iki sınıfa da tam uymayan, üreticisinin önce "Ataletli sistem/Inertia Operation" sonra ticari markalaştırarak "Inertia Driven" dediği kinetik tüfekler piyasaya çıktı...
Bu tür, üçüncü bir sınıf oluşturmaktaydı... Geri Tepmeli... Gazlı... Ataletli...
Filvaki, bu yivsizleri geri tepmeli sistem içinde mütalaa edebilmek de mümkündü. Zira, namlu gerisini kapalı tutan takım, yine geri tepme olgusundan iş kotarıyordu. Ancak bu kere tepmiğin etkilediği kasa üzerinde arkaya giden namlu değil, SİLAHIN BÜTÜNÜ idi...
Ateş edildiğinde, önünde ve arkasında iki yay arasında bir yere tesbitli olmadan duran mekanizma yerini muhafaza ederken, arkaya pür şiddet geri tepen silahın ağırlığıyla öndeki ağır yay önce eziliyor, ardından açılıp kazandığı KİNETİK/ HAREKET enerjisini bizim mekanizma dediğimiz kapak taşıyıcısına aktarıp kilitten çözülmeyi başarıyordu. Geri tepme olgusu mevcut, ancak yaklaşık yarım asırdır bilinen, oturmuş tanımdan çok farklı konum ve şekilde işlem halindeydi. Bu nedenle sisteme "Ataletlli / Inertial" ismi daha layık bulundu.
O güne kadar kullanılan geri tepmeli ve gazlı sistemlerde, kişiler, oluşumu çıkaran mekanik öğelerin bağlantı ve seyrini gözle görüp bizzat yavaş hareketle aslına benzer gidişatta izleyebiliyorlardı. Ancak kinetik tüfekler öyle değildi. Kilidin nasıl olup da açıldığını gözler önüne serecek mekanik bağlantı yoktu... Tüfek kilitli hazır... Güm!... Haydii... Sanki sihirli gibi mekanizma bağlantıdan kurtuluyor silahı kurup boşaltıyordu... Üreticilerimizin çoğu, her bir parçasını aynen yontup çalıştırdıkları ürünlerinin nasıl olup da bu işi kotardığnı anlıyamıyorlardı ve ... Halen öyleler... Kullanım kitaplarındaki çalışma prensibi metinleri işten anlayanlar için bir gülmece vasfındadır.
Kinetik tüfeklerin en büyük avantajı temizliğin neredeyse sadece namlu içine münhasır olmasıydı. Ancak, kinetik enerjiyi önce kurulup sonra boşalan bir kaynaktan, gidiş dönüş biletiyle aldıkları, uzun addedilebilecek bu sürede, namlu içini çabuk terkeden hafif dolular,
geri tepme hızını düşüren ek ağırlıklar nedeniyle kurma ve boşaltmanın esas öğeleri, namlu içi artık basınç ve kazanılan moment ya da yönlendirilmiş yük gerekenden az birikim kazanabildiğinden inkita nedenleri olabiliyor, zaten gücü yetmeyen bu faktörlerin bir de irca
yayı direnciyle güreşmesi gerektiğinden, zayıf yapılması gerekiyor, bu da mekanizmanın bazen açık kalmasına, bazen de kapansa bile sağa sola vurarak aralanmasına neden olabiliyordu... Nazlı tüfeklerdi...
Bunun yanında, her ne hikmetse, özellikle bizim kullanıcılar, hatta üreticiler arasında bile, gazlı tüfeklerin yüzde yirmilere varan bir güç kaybı tevatürü türetilmişti... Öyle ya... Gaz pistonları neyle çalışıyor... Gazla... E, nereye gidiyor bu gaz... Namlunun önünden mi çıkıyor... Yo... Altından bir yerlerden... O zaman kayıptır kardeşim... Hem de yüzde yirmi...
Bu komik vehim kinetik tüfeklerin hem kullanıcı hem de üreticilerimiz arasında daha çok itibar görmesinin baş nedeni olmuştu ve ... Galiba halen de böyledir.
Kullanıcı yönünden gazlı mi kinetik mi ikilemine en uygun yaklaşım, biraz fedakarlıkla iki tüfeğe de sahip olmaktır... Tercihin pekişmesi başkalarının emanet tüfeği, bir iki deneme ile mümkün değildir. Her iki türün bilinen en uygun, aynı zamanda ekonomik örneklerinden birer tane edinerek sistemlerin artı ve eksilerini yaşayarak öğrenmek muhtemel en uygun yoldur... Birinde karar kılınırsa diğeri elden çıkarılabilir yahut beğenilen bir sonraki ekstra alımın tercihi olur.
Gazlı tüfeklerde güç kaybı vehimi, ülkemizde, üreticiler indinde bile, nedense, gündemden hiç düşmeyen bir konudur.
Gaz basıncını namludan küçük çıkışlarla kilit açma mekanizmalarına yönlendirme düşüncesi, yivli tüfeklerde, geçen asrın ilk yıllarından da önce başlamış bir uygulamadır. O zamanın kara barutlu fişekleri. tahliye kanallarını çok kısa sürede tıkadığı, korozyona yol açtığı için fazla tutulmamış, bu şekilde otomatik dolumlu piyade tüfeklerinin gelişmesi bayağı ertelenmiş, hatta Almanya gibi bazı ülkelerde, bu nedenle, askeri tüfek talepleri arasına "Namluda delik olmama" zarureti getirilmiştir.
Zaman içinde barut teknolojisinin gelişimiyle gazlı sistemler kullanılmaya başlanmış, Newton fiziği uyarınca yapılan basit hesaplarla mekanizma devrelerine aktarılan barut gazının, tabir caizse "Atık gaz" niteliğinde olduğu ordonat yetkililerine anlatılarak tasvipleri paralelinde bugün çok kullanılan gazlı piyade tüfeklerinin çağı başlamıştır.
Yivsiz tüfeklerde, gaz tahliye çıkışlarının, barut artığı, küçük saçmalar, keçe ve sair ıvır zıvırla tıkanmasını önleyen plastik tapaların gelişimiyle aynı sistem, geçen asrın ortalarından itibaren kullanım görmeye başlamıştır. O zamana kadar pazar hakimi olan Browning A5 ve klonlarının "Uzun geri tepmeli" çalıştırma sistemi, daha ucuz ve etkin buyaklaşımla giderek pazardan çekilmiş, kaybolmuştur.
Yivsizlerde gazlı düzenin ilk yapımcılarından "Remington" un başlangıç modeli patentinde, "Yapılan araştırmalar neticesinde, kullanılan barut türlerinin büyük çoğunluğuyla namlu ilk yirmi ile yirmi beş santim ilerisinde, gaz basıncının itiş etkisinin takribi yüzde sekseninin elde edildiği, bu nedenle her tür dolu için bu mesafeden mekanizma kilit devrelerine alınacak gaz niteliklerinin görevini kusursuz yapacağı" ifadesi yer almaktadır. Söz konusu söylem, uzun araştırma ve deneylerin sonucudur.
Bugün de bu görüş büyük oranda geçerlidir. Namlu içi ilk yirmi beş santim önünde, barut gazı itiş gücünün yaklaşık yüzde seksenini kazanmaktadır. Kalan miktar takribi yüzde yirmi, normalde altmış beş santimlik bir namludan artakalan öne uzunlukta, 12 Ga. namlu çapıyla 230 santimetre karede, 2.5 milim çaplı iki tahliye kanalı alanı 0.03 santimetre kare;
0,000125 (1/8000 civarı) oranlı kapalı ve açık alan kıyaslı ortamda işlevini sürdürmektedir.
Çok müşkülpesent düşünürler için bu oranın 1/3000 olduğu varsayılırsa, tahliye kanallarına kadar gelen dolunun, orada "Zınk!" diye çakılıp gazın aşağı gidişine seyirci olduğu düşünülse dahi , mesela 450 m/saniye kazanılmış ilk .. hızın bu oranda kaybı; Ancak 1.35 m/saniye civarı olacaktır.
Ki gerçek böyle de değildir. Gazın çok küçük bir kısmı tahliye kanallarına sevkedilirken, büyük kısmı mesela 36 gram gelen dolunun ileri sürüm işlevinde mesaiine devam halindedir.
Mekanizma grubunun ortalama ağırlığı 600 gram civarıdır.
Aynı birimin geri giderek kilitten kurtulma mesafesi de yaklaşık bir santimdir.
Newton üçüncü formülünden neşet eden; "Mekanizma ağırlığı x mekanizmanın dolu namludan çıkıp gittiği zaman içindeki aldığı yol= Dolu ağırlığı x dolunun namlu sonuna kadar gideceği yol x fişek taban alanı/namlu iç çap genişliği" eşitliğiyle, bir santim geri kilit açılma aralığı sonuna kadar seyahatin bitişinde, dolunun, namlu içi tahliye kanalları ilerisinde yaklaşık 22 santime ulaşacağı hesaplanabilmektedir. Yani, 25+22= 47 santim namlu içinde barut gazı tamamen kapalı bir ortam içinde devinim vermektedir. Bu vukuat sırasında mekanizma geri getirme yayı, eylemsizliği ile kendi içinde çok az sıkışıp gerekli parçalara destek özelliğini kaybettiğinden, geri tepen parçalara durdurucu etki verebilme kabiliyetinde değildir.
65 santimlik namlunun kalan , en fazla 25 santiminde söz konusu kapalı açık alan oranı, gerçekte 1/15000, karamsar yorumcu için, haydi onunda üçte biri; 1/5000, bu değerin 450 m/saniye ilk hıza kıyası, takribi, 0.9 m/saniye civarı olsa gerektir.
Ki gerçekte oluşum böyle de değildir.
Kilit açıldıktan sonra mekanizma grubu, tamamen basit geri tepmeli düzende devinim vermektedir. Yani, fişeğin arkaya itişine karşı koyan, aksam ağırlığı olarak yalnızca takribi 600 gramlık kütlenin eylemsizliğidir. Bu birimin dolunun namludan çıkıp gitmesi için gerekli, kalan yirmibeş santim öne mesefede, fişek arka kısmının çıplak olarak dışarı taşırabileceği uzunluk 2 santim civarı olması gerekir ki, bu dahi güvenli sayılabilecek bir değerdir.
Ancak gerçekte durum farklıdır. Geri tepme şoku etkisiyle kendi içinde şıkışarak destek özelliğini kaybeden irca yayı, ilk bir santimlik mekanizma arkaya deviniminin bu aralığı kapatması neticesinde etkinliğini kazanıp, en az üç dört kilo yükle geri tepen aksam üzerinde durdurucu etkisini başlatacak, namlu içindeki dolunun tamamen çıkıp gitmesinden sonra kazanılmış moment ve kalan gaz basıncına yenilerek mekanizma arkaya hareketine izin verecektir.
Görülmektedir ki...
Tahliye kanallarından alınan gaz basıncının güç kaybı gibi bir etkisi hiç yoktur.
Olsa bile... Hesapla bulunan 1/5000, haydi olmadı 1/3000 açık alan kıyasıyla, dolu ileri devinimi namlu içinde yavaşlamış dahi bulunsa...
Herkesin malumu olduğu üzere, barut hakkının tamamı standart en uzun namlu içinde dahi yanmamakta, bir kısmı dışarı atılmaktadır. Ağız alevi ve sesin büyük ölçüde sebebi bu oluşumdur.
Namlu içinde yavaşlayan dolu, bu zaman içinde daha çok miktar barudun yanmasına, bunun neticesinde daha yüksek ilk hız kazanımına neden olacaktır.
Yani, gazlı tüfeklerde beklenen, daha az değil daha çok ilk hız ve vuruş enerjisi olmalıdır...
Neye niyet... Neye kısmet...
Netice-i kelam...
Gazlı tüfeklerde güç kaybı yoktur... Aksine inananlar bir an önce bu vehimden kurtulmalıdırlar.
Fortis Fortuna Adiuvat
Aşağıdaki 7 kullanıcılar diyor Bu gönderi için Sabri'e teşekkür ederiz:7 kullanıcılar diyor Bu gönderi için Sabri'e teşekkür ederiz.
• al-me (03-01-2025), blacksea (10-06-2024), Çankaya (15-06-2024), ceycey (10-06-2024), ftyc (30-08-2024), LAMRETOEJ (12-06-2024), TA1ILO (23-06-2024)
|