Bağımsızlık-Silah İlişkisi,Güvenlik Sorunları ve Çözümleri
#1
Silah Yasası Tasarısı çalışmaları sırasında TBMM Silah Yasası Komisyonu üyelerine verdiğimiz metindeki "Bağımsızlık Silah İlişkisi" ve "Güvenlik Sorunları ve Çözümleri" isimli makaleleri, bireysel silahlanma hakkı ile ilgili olduğu için burada paylaşmak ihtiyacı hissettim.

                  BAĞIMSIZLIK-SİLAH İLİŞKİSİ:
                  Tarih boyunca yapılan savaşlar ve istilalar incelendiğinde; silahları daha güçlü olan ve silahlarını daha iyi kullanan milletlerin genelde galip geldiğini görüyoruz. Silahları düşmanlarından geri kalmayan ve silahlarını kullanmayı bilen toplumlar ,tarih boyunca kaybetmemişler ve asla köleleştirilememişlerdir.                 
                  Osmanlı İmparatorluğu’nun 3 kıtaya kadar yayılmasının en önemli nedenlerinden birisi, iyi silahlara sahip olması ve bu silahları kullanmayı iyi bilen bir ordusunun olmasıydı.
                  Silahlarımız olmasa ve değerli komutanlarımızca silahını iyi kullanabilen eğitimli bir ordumuz olmasa, İstiklal Savaşı’nı kazanabilir miydik?
                  Yani,silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu, bağımsızlık için en önemli unsurlardan birisidir.
                  Yine savaş tarihi incelendiğinde, milis kuvvetler dediğimiz silahı olan sivil güçlerin çok önemli roller oynadığını görüyoruz.
                  Amerika’nın bağımsızlığını kazanabilmesi, milis kuvvetlerin düzenli ordu yanında savaşa girmesiyle mümkün olmuştur.
                  Osmanlı’da, savaş zamanı dışında çiftçilik yapan, sefer olunca orduya katılan sipahileri hatırlayalım. Bunlar da milisti.
                  Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasını sağlayan en önemli faktörlerden biri, Kuvay-i Milliye denilen bir kısmını milislerin oluşturduğu güç değil midir? Babadan, dededen kalma tüfekleri ve tabancaları olan siviller savaşa katılmasa, zafer kazanılabilir miydi?
Bu örnekler arttırılabilir. Bir de ters örnekleri düşünelim.
                1995 Yılında Srebrenitsa’da, Birleşmiş Milletler tarafından Boşnak köylerinden duvarda asılı dededen kalma tekli kırmalar bile toplanmış, öteki yanda Yugoslav ordusunun depolarını açıp silahları alan Bosnalı Sırplar, savaş başlamadan çok önce milis eğitim kampları düzenleyerek katliama hazırlanmışlardır. Sonuçta silahlı Sırplar, çoluk, çocuk demeden hiçbir silahı olmayan(resmi rakamlara göre)8.372 müslümanı katletmişlerdir. Müslümanların evlerinde en azından birer tüfeği olsaydı, bu katliam olabilir miydi?
Yugoslayva iç savaşı sırasında ellerinden silahları alınan Müslüman Boşnaklar, küçük atölyelerde ve evlerinde silah yaparak kendilerini savunmaya çalışmışlardır. Bu silahların bir kısmı şimdi soykırım müzelerinde sergileniyor.
Yine 1992 yılında Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı Kasabası’nda Ermeni güçler, silahsız  106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan vatandaşını katletmiştir. Kadınlara tecavüz edilmiş, hamile olanlarının karınlarına süngü saplanarak bebekleriyle birlikte öldürülmüşlerdir. Bu insanların kendilerini savunmaya yetecek kadar silahı olsaydı, bu katliam kolayca yapılabilir miydi?
                  Tarih göstermiştir ki , silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu dışında silahı olan milisler de bağımsızlık için önemlidir. Silahı olan insanları köleleştiremezsiniz.
 
                   GÜVENLİK SORUNU VE ÇÖZÜMLERİ:
                  Büyük şehirlerimiz son on yıllarda büyük bir değişim geçirmiştir. Sosyal ilişkiler farklılaşmış, dayanışma, vatandaşlık bilinci, sevgi ,saygı gibi kavramlar tüm Dünya'nın içinden geçmekte oldu "kaos çağı" da diyebileceğimiz ortamda, giderek yok olmaya başlamışlardır. Nüfus artmakta, kaynaklar azalmaktadır. Kaynakları yoğunluklu tüketmekte olan kitle, pastanın kendilerine düşen payından vazgeçmeyip, daha da hırçınlaştıkça; genel nüfus, ekonomik olarak her geçen gün daha da zorlanmaktadır. Bu hızlı değişim ve sosyo-ekonomik anlamda yeni değerlere tutunamayan, nasıl tutunacağını bilmeyen , feodal düzenden şehirli düzenine geçmekte zorlanan kitleler, işsizliğin artışıyla ekonomik olarak da zorlandıkça; sonuç olarak kanunsuzlaşmaya giden iki farklı yoldan birini seçebilmektedirler. Yalnız kalarak, soyutlanmak, giderek geçiminin zorlaşmasıyla, bir aile kurma şansını da yakalayamamak ve en sonunda kaybedecek hiçbir şeyi olmayan potansiyel suçlu bir bireye dönüşmek. Ya da kendi aralarında gruplaşarak, bir güç mevzisi elde etmek adına kanunsuzlaşmak; ki buna çete kurmak diyoruz.
                  Bu noktaya ek olarak, vatanımız  şu an Dünya'da yüzyıllardır uğruna savaşılan kaynakların ortaya çıktığı , sınır komşularının politik açıdan son derece istikrarsız olduğu bir coğrafya üzerindedir. Kaynaklar ve güç dağılımları olarak bakıldığında da, bu coğrafya daha uzun süre bu konumda kalmaya mahkumdur. Dolayısıyla, bu ülke üzerinden suç nakli, (silah kaçakçılığı, uyuşturucu trafiği vs.) daima olmuştur ve olmaya da devam edecektir.
                  Güvenlik güçlerimiz bu konularda ellerinden geleni yapmakta olsa da, bu, bireyin böyle bir coğrafyada yaşadığı gerçeğini; kendisinin ve ailesinin güvenliğinden endişe duyabileceği gerçeğini değiştirmez.         
                  Hemen hemen Dünya’nın her yerinde olduğu gibi, yurdumuzda da saldırı suçları ciddi oranlarda artmaya başlamıştır. Dürüst vatandaşın haklarını kollamak, ve suçluların cezalandırılması adına yeterli çözümlerin bir türlü sağlanamaması, potansiyel suçluları da çabucak suç dünyasına çekmekte, adeta “ekmeklerine yağ sürmektedir. ”Kimi metropollerin nüfusunun on beş milyonu bulduğu bu zamanda, güvenlik güçlerinin de her köşe başına bir memur koyamayacağı malumdur. Dolayısıyla da bireysel suçları önleyici tedbirlerin alınmasında yetersiz kalınması, günümüzde anlaşılamayacak bir durum değildir. Öyleyse vatandaşın haklarının, özellikle de insan haklarının en kutsalı olan “yaşama hakkının” korunması; “bireyin kendisinin ve ailesinin can güvenliğini koruma hakkının elinden alınmaması gerekmektedir.
                  Özetlemek gerekirse,
                  -Silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu dışında silahı olan milislerin de bağımsızlık için önemli olduğu, silahı olan insanları köleleştirilemeyeceği,
                  -Ülkemizin en istikrarsız coğrafyalardan birinde yer alması ve bundan kaynaklanan silah kaçakçılığının her zaman var olacağı realitesi,
                  -Nüfusun artması, kaynakların azalması, feodal düzenden şehirli düzene geçilmesi, işsizliğin artmasıyla ekonomik ve sosyal olarak tutunamayan insanların potansiyel suçlu olması, çetelerin artması, saldırıların çoğalması,
                  -Nüfusun artmasıyla güvenlik güçlerinin herkesi her zaman koruyamayacağı gerçeği,
                  -Halkımızın geçmişten gelen silah sevgisi ve silah kültürünün varlığı, vb. nedenlerle savunma ihtiyacı hisseden insanlar, içgüdüsel olarak  kendisinin ve ailesinin namuslarını, canlarını, mallarını, ülkelerinin bağımsızlıklarını duvarda asılı duran silahlarına ve tabancalarına emanet etmişler, kısaca bireysel olarak silahlanmışlardır.
                  Emniyet Genel Müdürlüğü’nün resmi istatistiklerine göre, ateşli silahlarla işlenen suçlarda, ruhsatlı silahların oranı 2005 yılında % 16,7 , 2006 yılında %11,83 olmuştur. Silahlanma karşıtı Umut Vakfı’nın açıkladığı istatistiğe göre, bu rakam 2012 yılında % 9’a düşmüştür. Bu rakam içerisinde meşru müdafaa durumu nedeniyle ateşli silahını kullanan ve beraat edenlerin de olduğu düşünülürse, net rakamın %5-6 olması kuvvetle muhtemeldir.
                         
                   Yani ,yasal silahı olan insanlar, kanunlara uymaya çalışan, suç işlemekten çekinen ve silahına sadece yukarıda anlattığımız şekilde canını, malını, namusunu ve vatanını korumak için sahip olan insanlardır.
[+] 16 kullanıcılar diyor Bu gönderi için ceycey'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#2
-Yakın tarihinde Kuvâ-yi Milliye gibi bir oluşum olan
-At, avrat, silah söylemine sahip
-Her Türk asker doğar denilen
ve erkeklerin zorunlu askerlik yapığı bir ülkede bireysel silahlanmanın önemini anlatmanın bu kadar zor olması gerçekten çok ilginç.
Merak ediyorum acaba Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bugün yaşasaydı bu konu ile ilgili ne düşünürdü? Şahsi kanaatim, yasal ve bilinçli bireysel silahlanmaya karşı oluşumları, harici bedhahlar tarafından desteklenen dahili bedhahlar olarak tanımlayacaklarıdır.
Emeklerinize sağlık Sn. Ceycey. Güzel günler görmek dileğiyle.
[+] 4 kullanıcılar diyor Bu gönderi için Ömer Faruk'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi