SAVUNMA AMAÇLI YİVSİZ TÜFEK SEÇİMİ
#1
"Değerli forumdaşlar sanıyorum 2012'de kaleme alıp paylaşmış olduğum bir yazıma bir forumdaşımız sayesinde tekrar ulaşınca tekrar paylaşayım istedim."



SAVUNMA AMAÇLI YİVSİZ TÜFEK SEÇİMİ


Değerli forumdaşlar tekrar merhaba.

Daha önce çeşitli konularda zaman zaman tekrar ettiğim bazı konuları, bir mesaj altında tekrar toplayarak kafasında bu soruya cevap arayan forumdaşlara nazaran kalıcı bilgi bırakmak istiyorum.

Aslında Sn Konuk, Sn Gunman, Sn Strongarm gibi değerli forumdaşlarımız varken yazmak çok doğru değil. Ancak bazı forumdaşlarımızın garip tavırlarının yol açtığı küskünlükler, bir çok bilgili forumdaşımızın uzaklaşmasına veya artık bilgi paylaşma konusunda isteksizliğe ve forumda yazmamasına sebep oluyor. 


Benim yazım insanın olmadığı yerde keçi Abdurrahman Çelebi olurmuş misali aslında. Ancak bütçesi her ne olursa olsun, kafasında savunma amaçlı tüfek arayışı olan herkese bir rehber olması amacı ile (hem silaha ve mekaniğine hem de kullanımına yatkın, hem silahın ne olduğunun hem de nasıl olması gerektiğinin farkındalığına sahip biri olarak) öğrendiklerimi aktarmak istedim. 
3 yılda yaklaşık 15 farklı marka ve tipte tüfek sahibi olmuş (şu gün itibarı ile sanıyorum 1 adeti yerli olmak üzere 40 tan çok daha fazla yivsiz silah -bir o kadar da tabanca- sahibi olmuş), en az bir o kadarını fikir sahibi olmaya yetecek kadar eş dost sayesinde kullanmış biri olarak; edindiğim tecrübemi sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Eksiğimiz veya yanıldığımı söyleyenler de olabilir. Akıl pazarı kurulsa herkes yine kendi aklını alırmış Smile 
Faydalanan ve Allah razı olsun diyen olur ise ne mutlu, Daha bilgili ve yetkin forumdaşlarımız eksikleri kapatacak olur ise yine ne mutlu..


Savunma amaçlı silah gerekli midir?

Kendimizi korumayı silahlanmadan yapamaz mıyız? Elbette huzurlu ve güvenli bir ülkede yaşıyor isek, ortalama bir hayatımız var ise, veya içinde bulunduğumuz coğrafya koşullarında çok şanslı bir insan isek hayatımız boyunca silaha ihtiyaç duymadan yaşama ihtimalimiz bulunabilmektedir.

İçinde bulunduğumuz coğrafya şartlarında; ortalama şartlarda yaşayan -ortalama zekada ve ortalama psikolojik sağlığa sahip- bir bireyin silah sahibi olmaktan rahatsız olacağına pek ihtimal vermemek ile birlikte; bireylerin seçimleri kişisel olarak kendilerini ilgilendirmektedir. 

Silah karşıtlarının at gözlükleri ile yaptıkları yorumların bizleri etkilemesine veya engellemesine izin verebiliriz. Ancak bir gün yardıma ihtiyaç duyduğumuzda asla bizi koruyamayacak veya korumak için kılını kıpırdatamayacak bireylerin öğütleri ile hareket etmiş olacağımız hususu da herkes tarafından kabul edilir düşüncesindeyim. 

Bu milletin askeri polisi var diyenler de olabilir. Ancak polis olay vuku bulduktan sonra, asker ise gerçek anlamda karışıklık çıktıktan sonra geleceğinden; kendinizi savunacak bir silahınız yok ise hırsızın/uğursuzun/terörist vb nin insafına kalmış olacaksınız bir müddet.

Gerçekleşmesi muhtemel bir senaryo yazalım. Olası bir bağımsızlık hakkı, vatan birliğinin korunması durumunda ise; düşmanlık güden güçler hem kolluk kuvvetlerine hem de kolluk kuvvetlerinin ailelerine aynı anda saldırmaktadır. Çoğu kişi eşi çocuğu tehlikedeyken (kolluk kuvvetlerimizin bir kısım personeli haricen) sizin eşiniz çocuğunuzu düşünemez, düşünemeyecektir de. Belki bölgesel/genel bir iç karışıklık durumunda veya bir terörist saldırısı durumunda; mahalle karakolundaki polis önce ailesini güvene alacak; ondan sonra durumunu değerlendirecek, ona göre hareket edecek, bu arada fırsat olursa sizi de kurtarmak için kısmi hareketlerde bulunabilir olacaktır (bir ihtimal yardımcı olmaya çalışabilir veya bir ihtimal düzeni korumayı öncelik olarak görür, düşman güç eline düşmüş sizi ve ailenizi göz ardı eder). Tüm bu süre boyunca kendinizi savunacak bir ateşli silahınız yok ise kurbanlık koyundan farkınız olmayacaktır. 

Diyelim ki kolluk kuvvetleri herşeyin önüne görevini koydu, o zaman da önce genel düzeni sağlamak zorunda. Önceliği insan kurtarmak olmayacaktır. Veya diyelim ki vatandaşların güvenliğine öncelik verildi, siz ve aileniz kaçıncı sırada kurtarılabilir olacaksınız? (Basit bir pandemi döneminde bile aşıların hangi öncelik sırası ile dağıtıldığı kimlere kaç ay sonra sıra geldiği çok yakın bir geçmişin acı gerçeği)

Her ne kadar yasal olarak yapılan bireysel silahlanmanın karşısında duran, asıl amaçları Kuva-i Milliye ruhunu öldürmek olan (bilinçli veya bilinçsiz şekilde) veya bu görüşe hizmet eden vakıf ve dernekler oldukça faal olsa da; bizler de silahımıza, kendimizi yasal olarak edindiğimiz silahlar ile koruma şansımıza/hakkımıza sahip çıkmalıyız.

Şartlar ciddi anlamda kötüleştiğinde yaşama hakkımız, silahımız ve mühimmatımız kadar olacaktır. Yivsiz bir tüfek; yıllarca dağda pişmiş, profesyonelleşmiş, iyi bir eğitim almış, elinde tam otomatik piyade tüfeği olan bir terörist karşısında asla etkili olmayacaktır. Ancak ağlaşarak ve dua ederek beklemek yerine, dua ederek silahlı beklemenin daha iyi olacağı hepimizce aşikardır. Bu tür ekstrem durumlar haricinde; dağda taşta kamp yaparken kamp alanını koruyabilmek, şehir dışında evimizi bahçemizi korumak, hırsıza uğursuza karşı kendimizi ve ailemizi korumak için silah sahibi olmak gayet anlaşılır bir ihtiyaçtır.

Silaha gerek yok ben vücudumu silah olarak kullanmayı biliyorum, evdeki keseri, mutfaktaki et bıçağını kullanır kendimi ve ailemi korurum, elzem bir sebeple sokağa çıkmam gerektiğinde taş ile her türlü işi görürüm, evden çıkmam gerekmez kapım pencerem kurşun geçirmez malzemeden imal edilmiş, biz barış dolu bir ülkede yaşıyoruz sen ne hayallerdesin diyorsanız Smile, tabi ki değerlendirme ve tercih yapıp karar verme elbette yine şahsınızın insiyatifindedir.  


Unutulmamalıdır ki silaha gerek görmeyen insanların fikirleri, sizi ve ailenizi başınız sıkıştığında ne yazık ki kurtaramayacaktır.


Savunma amaçlı ateşli silah tercihi/kullanımı konusunda yivsiz tüfek ne kadar doğru bir seçim olur?

* Ülkemiz şartlarında; savunma amaçlı ateşli silah edinmenin en ucuz ve en az prosedür gerektiren şekli yivsiz av tüfeği edinmektir (Kiralamaktır. Zira eski içişleri bakanımız Sn. SS in gider ayak verdiği kararlardan birisi de yivsiz tüfeklerin de kiralanması yönünde oldu).

Zaten yivli yarı otomatik olarak alabileceğimiz tüfek/tabanca maliyetleri, yasal prosedürleri, devlete ödenen kiralama ücretleri ortada, tekrar tekrar açıklamak abes ile iştigal olur. Tam otomatikler, bizim gibi kanun içerisinde hareket eden vatandaşların filmlerden veya resimlerden başka şekilde göremeyeceği silahlar da olduğuna göre..

Kısaca, her ne kadar prosedürü ağır olsa da, yivli silahlara nazaran daha az prosedürü vardır.

* Özellikle ve öncelikle şunu belirtmek gerekiyor; pompalı veya yarı otomatik olsun, şehir içinde yaşıyorsanız ve savunma amaçlı yivsiz av tüfeği edinecekseniz lütfen gidip kuş vb avlarda kullanılan av tüfeklerinden almayın. Ev içerisinde veya dışarısında kendinizi korumaya çalışmak için 71 namlu bir av tüfeğini almanın gerçekten mantıklı bir izahı yoktur.

Kendimizi kandırmayalım. Bu amaçla alınabilecek tüfeklerin ideal namlu boyu 46,5 cm-53 cm dir.

* Yeri gelmişken tekrar belirteyim, namlu ne kadar uzun olursa fişeğin menzili o kadar fazla, hedeften sapması o cihette az olacaktır. Bunu anlamak için temel fizik kurallarına biraz aşina olmak yeterlidir, ancak yivsiz tüfek uzun menzil için tasarlanmamıştır. Öyle olsa idi 1,5 -2 mt lik namlular ile gezmemiz gerekirdi.

* Fişek kapasitesi önemlidir. Ne kadar çok fişek varsa o kadar iyidir. Fakat kullanmayı bilmiyorsanız ister tek fişeğiniz ister 10 fişeğiniz olsun, sonuç pek değişmeyecektir. Yivsiz av tüfeklerinin sağladığı en büyük avantaj (ak74 olsa daha iyi olurdu evet ama yok) kullanılabilen fişek tiplerinin değiştirilebilmesidir. Yaralamak istemediğiniz bir hasıma karşı plastik mermi, avlamak istediğiniz hayvana (domuz için tek kurşun, kuş avı için saçma) uygun av fişeği kullanmanıza olanak verir.

* Kullanması kolaydır, söküp temizlemesi basit, ülkemizde üretimi bolca yapıldığı için de ekonomiktir. 

* Her bireyin rahat kullanabileceği bir çeşidi illaki bulunmaktadır.

* Tabancaya göre çok daha kolay kullanılabilir, daha uzun menzillidir, çok daha etkilidir. (Tabancalı bir adam ile tüfekli bir adam karşılaştığında, tabancalı adam ölü bir adamdır Smile )
[+] 19 kullanıcılar diyor Bu gönderi için turkmenoglu'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#2
Kalibre Seçimi

Aslında gerçekten en ufak detaylandırmaya bile gerek yok, bununla birlikte tecrübesi olmayanlar için genel bilgi vermek gerekir ise: Doğal olarak kesinlikle 12 kalibre en ideal çap. 
Kısaca en çok fişek çeşidini, her tür fiyat skalası içerisinde, en fazla bulunabilirliğe sahip olarak sunan çap 12 kalibredir. Farklı bir kalibreyi kesinlikle önermiyorum zira 12 kalibre fişeği köy bakkalında bile bulabilirsiniz. Daha iyisi en yaygın yivsiz tüfek üretimi de yine bu çaptadır.

89 yatak süper magnum neredeyse tamamen gereksiz, piyasada fişek çeşidi de pek yok, aşırı pahalı, zaten bulup atsanız o sert tepme size ve tüfeğe yazık eder. 
70 yatak bile her nevi domuzda bile yeterli olmaktadır. Magnum olarak ifade edilen 76 yatak ham daha sert doluların (yivsiz av fişeği türlerinin) hem 70 yatağa sığan standart av fişeklerinin de kullanımına imkan verdiği için karşımızda en ideal sonuç olarak durmaktadır.

Evinizde farklı çaplarda yivsiz tüfeğiniz olduğunda, kritik zamanlarda o tüfeğe yanlış çapta bir fişeğin girmesi ihtimalinin oldukça yüksek olacağından emin olabilirsiniz. Çoğu forumdaşımız nezdinde yivsiz konusunda memleketteki bir elin parmaklarını geçmeyecek yetkinlikteki vatandaşlardan birisi de benmişim -eğer bu gerçek ise bence durum çok korkutucu Smile-.  Ne kadar karıştırmam desem de benim bile başıma geldi. Ben önlemimi evimde sadece 12 ye yer vererek almayı uygun gördüm.


Tüfek tipi seçimi

Yarı otomatik, pompalı, poze/çifte (yanyana çifte, altalta çifte), tek kırma olarak adlandırılan mekanizma ve namlu tiplerine sahip tüfekler savunma amaçlı olarak tercih edilebilmektedir.

Eğer silahı kullanacak kişi tecrübesiz, tecrübe kazanmakta zorlanacak veya tecrübe kazanamayacak biri ise seçim çifte (yan yana namlulu çifte) olarak adlandırılan tipten yana yapılabilir. Kişinin tamamen silahsız olmasından iyidir. Pozelerin savunma amaçlı olarak çifteye tercih edilmesini ve kullanılmasını önermemekteyim. Çiftelere  göre yeniden dolumu aşırı zordur. Baskı altında ancak bir profesyonelin veya deneyimli atıcının/atıcının gerekli hareketleri yaparak tüfeği kolaylıkla tekrar doldurabilmesi mümkündür. Ortalama bir atıcı için altalta iki namlunun birleştirilmesi ile yapılan pozelerin baskı altına tek kırma ile aynı kapasiteye sahip olarak değerlendirebilir olması göz ardı edilmemelidir. Tek kırmaların ise hızlıca ikinci bir atış şansını veremeyeceği için tercih edilmesini önermiyorum.

Kapasite sebebi ile pompalı ve yarı otomatik tüfeklerin seçilmesi konusunda bu işin uzmanları genel itibarı ile hem fikirdir. Ancak kişisel önerim kesinlikle yarı otomatiklerin tercih edilmesi yönündedir.

Bu iki platformu (pompalı/yarı otomatik) da seviyorum, severek kullanıyorum. İyi, ortalama veya vasat bir kullanıcı için; baskı altında kullanılma, kolay kullanılabilme, hız, tek elle kullanabilme, tutukluk durumunu giderme hızı veya kolaylığı, tutukluk ihtimali yaşatma gibi parametrelerin tamamında yarı otomatik tüfek pompalı tüfekten üstündür. Profesyonelleştiğinizde bu parametrelerin bir kaçını birbirine yaklaştırmanız mümkün olsa da her bir parametreyi aynı çizgiye getirmeniz mümkün olamayacaktır.

Pompalı tüfek tutuklukları genelde kaba kuvvetle pompayı sertçe çekerek giderilemez (belki onda biri ancak bu şekilde halledilebilir). Hayal kurup yazmak veya hayal kurup yazanlara inanmak, deneyip yazmaktan her daim daha kolay olduğu için pompalının daha az tutukluk yaptığı safsatasını söyleyenler ile sıkça karşılaşılır. Pompalı / yarıotomatik karşılaştırması için aşağıdaki gerçek bir profesyonelin videosu bulunmakta.





Bu video ortalama bir silahsevere veya herhangi bir yetenek düzeyindeki yivsiz tüfek kullanıcısına neyin ne olduğunu gösterme konusunda gayet yeterli aslında. Videonun sonuna kadar (özellikle son kısımlarının daha da dikkatlice) izlenmesini salık veririm. 
[+] 13 kullanıcılar diyor Bu gönderi için turkmenoglu'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#3
Konu önemli ve genel anlamda hatalı şekilde bilgi verme potansiyeline sahip çok sayıda bilgisiz/eğitimsiz kullanıcı olduğundan biraz daha irdelemek faydalı olacaktır.

Pompalı tüfek seçiminde dikkati edilmesi gereken husus sağlıklı mekanizma ve ağır tüfek tercihi yönünde olmalıdır.
Bu iki husus sizin atış konforunuzu, tüfeğe yatkınlığınızı, hedef stabilitenizi önemli ölçüde arttırır. Uzun atış çalışmalarını sıkılmadan ve fazla yorulmadan da yapmanıza imkan verir aynı zamanda. 

Hafif pompalı tüfeklerin vücuda yansıttığı tepme şiddeti ile 50 atım (hatta 20-30 atım) sonrasında 1 hafta ağrı çekecek hale gelirsiniz. Yüksek tepme hissi yani darbe hissi hedeften ve atıştan çabuk kopmanızı sağlar. Daha kötüsü darbe ve ses insanı aptallaştırır. Hele tek kurşun/şevrotin veya biraz ağır dolu saçma fişekler kullanıyorsanız ilk kutuyu tamamlamadan (muhtemelen ilk beş atışta) atışı bırakmak istersiniz.

Ağır tüfek alınmalıdır. 3 kg altını her anlamda hafif, 3,3 kg üstünü de ağır olarak nitelendirebiliriz. Tabi ağırlık genel olarak (özellikle) namlu ve kasa tarafında yoğunlaşmalıdır.


Pompalı tüfek kullanımı konusunda ısrarcı olanların (savunma amaçlı yivsiz tüfek kullanımında) aşağıdaki iki hususa aşırı özen göstermelerini özellikle tavsiye ederim:

1) Kaliteli fişekleri savunma amaçlı olarak saklamaları hususu önemlidir. Zira ülkemizdeki fişek üretim kalitesi vasat veya vasat altında seyretmektedir (Bu konu ayrı tartışma/inceleme konusu olduğu için uzatmaya gerek görmüyorum).

2) Kaliteli bir yivsiz tüfeği edinip, yeterli test ve denemeler ile kontrol ettikten sonra kullanmaları hususu önemlidir.


Tüfek tipi seçiminde bir diğer önemli olan husus, bir platformda uzmanlık kazanmaktır (yarı otomatikte uzmanlaşmak pompalı sistemlerde uzmanlaşmaktan herhalde 5-10 kat daha kolaydır). Hobi olarak ara sıra ikincil bir platform kullanılmasında sakınca görmüyorum, ancak savunma amaçlı olarak bir platformu seçilmiş ve bu konuda harcanacak zaman ve olanaklar fazla değil ise, öncelik bu platform üstünde yeterli deneyimi kazanmak olmalıdır. Bu sebeple hobi olarak farklı platformları zaman zaman kullanıyor olsanız da, bir sistem üzerinde uzmanlaşmalısınız.

Tekrar üstünden geçilmesi gereken hususlardan biri de pompalı tüfeklerde fişekte enerji kaybı olmaması durumu (aslında safsataya yakın bir gerçeklik söz konusu). Diyelim ki enerjinin %1 i veya 2 si yarı otomatik tüfeklerde mekanizmanın kurulması için harcansın.. Çok mu önemli? Gerçekten bu fark fişek hızından veya enerjisinden farkedilebilir mi derseniz, bence farkedilir denilmesi başlı başına bir başka hurafedir.


Mühimmat seçimi

Şahsi kanaatime ve kişisel deneyimlerime göre savunma amaçlı kullanılması muhtemel fişek türleri başta 16 lı, 12 li, 9 lu  şevrotinler, tek kurşunlar ve iri taneli saçma bulunduran av fişekleridir.

Şevrotinler; etkili, ortalama ve ortalama altı atıcılar için hedefi tutturmanın nispeten kolay olduğu, ülkemizde bulunabilir fişek türleridir. 16 lı şevrotinleri daha içtenlikle tavsiye edebilirim ancak ülkemizde üretimi bulunmamaktadır. İthal fişeklerde bulunması kolay olmamakla birlikte büyük bir şans ile bulunsa da hiç ekonomik bir tercih olmayacaktır. 

Tek kurşun alınacak ise, kendinize ve tüfeğinize göre yaptığınız denemeler ile daha ideal bir sonuca ulaşarak seçim yapmanız mümkündür. Hani gerçekler reklama girmeyecek kadar aşikar olduğundan kendi öncelik tercihimi belirteyim (federal, winchester, remington (5 li orjinal usa ürünleri / 10 lu olanlar değil), sellier&bellot, b&p kullanmayı sevmekle birlikte mevcut ekonomik şartlardan dolayı yaf, meca, jet, sterling ve benzerlerini de kullanıyorum.

Ne yazık ki ülkemizde üretimi yaygın değil ve nazaran daha pahalı olan bilya şeklindeki tek kurşunların kullanılmasını (tüfeğinize ve kendinize göre yeterince test yapıp olumlu sonuçlar almanız durumunda) yine tavsiye edebilirim. Makbulü 12 kalibre kovan içerisinde yataklandırılmış 16 kalibre kullanılmasıdır. Ben 12 kalibre bilya şeklindeki tek kurşunları; piyasada bolca satılan yanarlı dönerli, etrafı rüzgar gülü misali yivlendirilmiş, içi boşaltılmış kurşunlara nispeten bazı açılardan daha iyi buluyorum. Bilya (misket) şeklindeki kurşunların deliciliği biraz daha fazladır. Ancak asıl avantajları namlu içerinde yaptığı sıvaşmanın çok az olması, hedeften sapmasının (namlu içinde çabuk ezilip stabilitesini kaybeden, hatta sıkıca ezildiği için arkasındaki tapayı bırakmayarak tek vücut haline gelen fişeklere göre daha az sapmasıdır. 10 standart tek kurşunun namluda yaptığı sıvaşmayı 200 adet misket tipli tek kurşun yapamaz.

Tek kurşun diye satılan çoğu tek kurşunun halini atış sonrasında incelerseniz; fişeğin namluya ne nispette sıvaştığını, ezilen kurşunun tapayı bırakmadığını görebilirsiniz. Arkasında tapası ile, eziş büzüş olmuş tek kurşunun havada düzgün ilerlemesini (zaten barut hakkı ve fişek tasarımı doğru düzgün olmayan fişeğin) ve hedeften sapmamasını beklemek abestir.

Yukarıda belirttiğim sebeple sürekli kullanarak kalite çizgisinden emin olmadığınız yerli fişeklerle nişangah kontrolü veya sıfırlama çalışmaları yapılmamasını önerebilirim.

Sonuç olarak; yapılacak mühimmat seçimi sonrasında oluşturulacak stokta şevrotine ağırlık vermekte, tek kurşunu toplam mühimmat içerisinde %20-30 civarında tutmakta, yine en azından %5-10 oranında saçma olarak tabir edilen av fişeği bulundurmakta fayda görüyorum.

Ev savunma için, ev içerisinde tek kurşun veya şevrotin kullanılması kesinlikle önerilmez. Ev savunması için büyük saçmalar (iri taneliler) tercih edilebilir. Her ne kadar aksini iddia eden biri mutlaka çıkacak olsa da, em kötü şartlarda bile vücuda 5-6 cm (belki daha da fazla) penetre edecek 20-30 saçmanın yarattığı tahribat büyük ihtimal ile hasmın hayatının kaybı ile sonuçlanacaktır (Uyuşturucu etkisi altında değil ise kol veya bacaktan yaralanması bile kesinlikle bertaraf olmasına yeterlidir).

Ancak şevrotin olsun saçma olsun; içindeki kurşun tanelerinin dağılma etkisi göz önünde bulundurulmalıdır. Diyelim ki 47 cm lik namlulu bir tüfeğiniz var ve şevrotin yüklediniz. Yaklaşık olarak bir metre mesafede 2,5 cm çaplı bir dairede dağılım olacağını öngörebilirsiniz. Her 1 metre için çapı 2,5 cm kadar artırırsanız sanıyorum etkili alan kafanızda canlanacaktır. Yani 10 mt de 25 cm çaplı bir daire içerisinde düzgün açılmış bi namluda düzgün yapılmış bir şevrotin fişeği ile grupmanı toplayabilirsiniz. Saçma kullanımında daire çapı biraz daha büyüyecektir.

Şevrotinin 50 mt ve ötesinde kullanılması ancak baskı ateşi olarak düşünülür ise faydalı olabilir, kişisel olarak azami 25-35 mt civarı için kullanmayı doğru buluyorum. Ancak şevrotinin de aslında iri taneli bir saçma olduğu, en azından bir ksımının çeşitli sebepler ile grupman merkezinden fazlaca sapabileceği her daim göz önünde bulundurulmalıdır. Eğer atış hattınızda isabet almaması gereken her hangi bir unsur var ise şevrotin kullanılmamalıdır.

10 mt mesafede bir hedefi vurayım derken, yanında duran ancak vurmamanız gereken hedefi de vurabilirsiniz. Mesafe arttıkça yukarıda açıklanan dağılım da misli ile artacaktır doğal olarak.

Ben 20 mt de 1 mt gibi sapmalar ile karşılaştım ender olsa da. Farketmediğim daha fazla sapmalar da olmuştur muhakkak.

Şunu özellikle belirtirim. Yivsiz tüfek ile vatan savunulmaz, sadece kısıtlı imkanlar dahilinde kendinizi ve ailenizi korursunuz. Şanslı iseniz yivliye geçişte size aracı olur (çok şanslı iseniz demeliyiz, piyade tüfeğinin karşısına yivsiz ile çıkmak için gerçekten çok çaresiz kalmış olmak gereklidir, gerçek hayat filmlere benzemez).

Hayalperest insanımız çok, ısrarla açıklamak zorunda hissediyorum kendimi. Özellikle son 25 yıldır saçma bir delikanlılık? yozlaşmış bir serdengeçtilik? aptal cesareti pompalanıyor tv flmleri ve uzun soluklu diziler ile. Nüfusun içinde azımsanmayacak bir kesimin kafasına tencere geçirip eline kepçe alıp kalkanlı kılıçlı tarihi gerçeklere uymayacak derecede absürt dizileri izlediğini düşündüğümde korkup (onlar için değil arkada bırakacağı -kendini savunamayacak aile fertleri- adına üzülüp korkup) tekrar söyleme ihtiyacı içerisine giriyorum. 

Hatta daha büyük bir çoğunluğun; -rol icabı- yozlaşmış ahlak anlayışlarına sahip, absürt hollywood filmlerine bile taş çıkartacak yerli dizilerimizdeki aksiyon sahnelerini sergileyen kahraman? cıkların hareketlerine/tavırlarına/konuşmalarına özendiğini düşündüğümde tekrar tekrar hatta onlarca kez tekrar ederek söylemek istiyorum bu önemli gerçeği. Yivsiz tüfek ile -veya tabanca ile- vatan savunulmaz, sadece kısıtlı imkanlar dahilinde kendinizi ve ailenizi korursunuz.


Yarı otomatik tüfekte çalışma sistemi seçimi

Diyelim ki önerimi uygun buldunuz ve kararınız yarı otomatik bir yivsiz seçmek yönünde oldu.  Gazlı mı yoksa kinetik sistem ile çalışan bir tüfek mi seçmeli net olarak karar veremiyorsunuz.

Kinetik sistem daha hassas imalat ve işçilik gerektirmektedir. Bir kinetik sistem tüfek yapılana kadar geçen sürede daha fazla adette gazlı sisteme sahip tüfek yapılabilmektedir.

Az bakım gerektirmesi, hafifliği sebebi ile kolay taşınabilmesi, temizlemeden yüksek atım yapmaya imkan veriyor olması tartışmasız bu sistemi öne çıkarmaktadır. Ancak kinetik sistemler adı üstünde kinetik enerji sebebi ile çalışan mekanizmalara haiz olduklarından bu sistemin çok iyi tasarlanmış olması gerekmektedir. 3-5 bin atımda mutlaka tüfekteki tüm yaylar değiştirilmelidir. Ben kinetik sistemi çok sevsem de (akdaş ak212, benelli m3, benelli m2 sahibi olmuş, envai çeşit ata kullanmış biri olarak söylüyorum) bu sistemden beni uzaklaştıran tek şey tüfeklerin hafifliği idi. Kinetik sistemin sağlıklı çalışması için tüfeklerin hafif olması gerekmektedir. Kinetik sistemin sağlıklı çalışması için tüfek ağırlığı iyi hesaplanmalı, sistem parçalarının ağırlığı buna göre yapılmalı. Dışarıdan namluya taktığınız bir fener bile normalde atacağı bir fişeği tahliye edememesine veya besleme sorunları yaşamanıza sebep olabilir.

Yivsiz tüfeğin kullanımındaki en rahatsız edici nokta oluşan geri tepmedir. Kinetik sistemli tüfekler ise hafif olduğu için tepme şiddeti oldukça rahatsız edici olmaktadır. Eğer tüfek ağırlığı artarsa hissedilen geri tepme azalır ama tüfek ağırlığı artarsa bu sefer kinetik sistem sağlıklı çalışmamaktadır.

Gazlı sistem tüfekleri daha ağır yapılabilirler. Dolayısı ile bir miktar daha konforlu atış sunar. Konfor diyoruz ama konfor kelimesi hedef üzerinde sağlanan isabetli ve hızlı mükerrer atışlar da demek aynı zamanda. Ağır olmayan tüfekler ile ateş ettiğinizde namlu bir tarafa bakar siz başka bir tarafa bakar halde bulursunuz kendinizi. Handikapı ise 250-350 atımda bir tüfeği söküp temizlemeniz gerekmektedir yoksa tüfek çalışmaz hale gelir. Bir tüfek testinde tüfek kinetik sistem ile çalıştığı için tüfeği 1700 atım temizlemeden kullanmıştım, sıfır tutukluk..

Gazlı sistem ile çalışan 3,3-3,4 kg altı tüfekler alacaksanız bu seçimi çok da tavsiye etmem. Ağır olmayan bir gazlı tüfek alınmasını gereksiz görüyorum. İthal taktik tüfeklerde şimdiye kadar gördüğüm en iyi gazlı sisteme haiz tüfek sat8 dir, (İyi tüfekten kastım, tutukluk yapmadan en fazla atıma ulaşabilen tüfek olmasıdır. Hassas ve özenli üretim şekli, malzeme kalitesinin etkisi de ayrıdır) m4 ü liste dışı bırakarak söylüyorum, o taktik olarak tasarlanmış bir tüfektir ve ayrı bir sınıftadır.


Nişangah seçimi

Uygun fiyatlı/yüksek kalitede olmayan bir tüfek alınacak ise ayarlanabilir gez veya nişangahlardan uzak durulmasında ciddi fayda görüyorum, ve tercih edilmemesini öneriyorum.

Taktik tüfeklerde ghost sight nişangahı veya pikaçu rayı taktik gereksinimlere uygun sağlıkta oturtabilen çok sayıda yerli firmamız yok, çok büyük ihtimal ile sorun yaşarsınız. Nokta atışı yapmak da kolay değildir. Alınmasını önermiyorum (Fayda fiyat ayrı bir etken daha bir kaç ay önce bir akrabama tüfek alacaktık, yerli bir markanın ürününü tercih ettik. Bayide o modelde istediğimiz nişangah tipinde tüfek stokta yoktu. Yenisini sipariş etme maliyeti 10x idi. Biz eskiden giriş yapmış stokta bulunan ghost sight lı modeli 8x maliyet ile temin ettik. Burada yazması konuşması kolay Smile bütçe herşey Smile  )

Ghost sight nişangah bence başlı başına olmayan bir problemin çözümüdür. Evet alışıldığında (nokta atışı-hedef atıcılığı yapılmayacak ise) nişan almak yani hedefe odaklanmak kolaydır. Ancak bu düşük geri tepmeli tam otomatik yivli tüfekler için daha geçerlidir. Ghost sight nişangah türü yivsiz yarı otomatik tüfeklere uygun bir nişangah değildir (daha doğrusu ultra çözüm, son sistem nişangah gibi sunulması sadece pazarlama stratejisidir).

Biri çıkıp da yukarıda söylediklerime karşı çıkabilir, şimdiden cevap verip açıklama yapmak zorunda kalmayayım. Diyelim ki ghost sight a 5-10 bin atımdan sonra efektif kullanacak şekilde alıştım (alışması oldukça zor bir nişangah türüdür ayrıca), faydasını görmeye başladım.. İyi de ben o atım adetini yüksek bantlı veya nokta arpacıklı bir tüfekle yapsam hedefe bakmaya gerek kalmayacak kadar silaha yatkınlaşmış olurum. Ne anlamı kaldı ghost sight nişangah kullanımının?

Yivsiz tüfek gibi yüksek darbeyi karşılamak zorunda kaldığınız tüfeklerde hızlı ve mükerrer atışta kolaylık sunan sadece iki tip nişangah vardır. Biri şeritli yüksek bant namludur, ikincisi nokta arpacıktır. Keskin atış yani nokta atışı yapacaksanız ise gez arpacıklı nişangahlardır (yivsizin savunma amaçlı kullanımında hedefte nokta atışı ne kadar gerekli olacaktır orası ayrı : ) ).


Şarjörlü afilli tüfek tipi

Acemi silah severlerin büyük bir çoğunluğu (içerik/muhteviyattan daha çok görselden etkilenen kitleyi oluşturduklarından) tüfek görünüşüne aldanarak seçim yapmaktadır.

Eğer çok ünlü ithal markaların çok ünlü ithal tüfeklerinden alınmayacak ise; tüfekte tip aramak yerine problemsiz çalışabilecek bir tüfek almaya gayret etmek daha doğru bir seçimdir.

Orasından burasından şarjör çıkan (şarjörlü tüfeklerden savunma tüfeği olmaz, detaylandırmaya gerek görmediğim kadar basit bir husus), veya orası burası tırtıklı, afilli isimleri, gösterişli kabza/dipçik/kundak/nişangahları veya tipleri olan tüfekleri alan herkesin sonu ne yazık ki aynı olacaktır.

Paraları çöpe gider, tüfek lazım olduğunda kendilerinin de gideceği yer aşikardır. Sade görünüşlü, kesinlikle sade yapılı ve sabit nişangahlı av tüfekleri tercih edilmelidir. Domuz avında kullanılabilecek tüfek seçenekleri arasından tercih yapılmasını önermek sağlıklı ve muhtemelen en geçerli tavsiye olacaktır.

Değerli forumdaşlar, diyelim ki tüm bu yukarıdakileri kendi akıl süzgecinizden geçirdiniz ve savunma amaçlı kulanılacak bir tüfek aldınız. Bu arayışta gözünüzün kaldığı tüfek olursa tamam onu da alın, ama savunma amaçlı alınacak tüfek tipi sebebi ile alınmamalıdır.

((Evet yine de şarjörlü tüfek hayranı çok kişi olduğu ve ilerde de olacağı için -ki bende oldukça seviyorum, hatta klasik mekanizmalardan sıkıldığımdan lever action veya şarjörlü tüfekler daha ilgi çekici geliyor uzun süredir- kısaca açıklayayım sonraki mükerrer soruların önüne geçebilmek adına. Ateşli silahlar veya yivsiz tüfekler konusunda profesyonel manada yeterli eğitim ve deneyimi olan, makine veya mekanik konuda yüksek eğitimi veya ciddi anlamda mesleki bir geçmişi olan herkes/her silah sever gibi ben de aynı fikirdeyim. Günümüzdeki mevcut üretim şartlarında aksi söz konusu bile değildir.

Olur mu olur, kullanılır mı kullanılabilir. Araziye arazi lastiği ve 4 çeker araç kullanmadan da girer çıkarım. İstediğim çukura tümseğe suya çamura aracımı götürürüm diyen birisine ne diyebiliriz ki. Yapamazsın deme hakkımız var mı, elbette yok. Araç onun, mal onun can onun.  Peki size bmw 3.20 ni al gel de hafta sonu offroad yapalım ırmak dere aşalım diyen bir arkadaşınız olsa ona ne söylerdiniz? Evet, 3.20 sizin..
 
Av fişeği yapısı itibarı ile kolaylıkla zedelenmeye açıktır. Bu sebeple uzun silindir şeklindeki bir şarjör borusu içerisinde muhafaza edilirler. Av tüfeği mekanizmasının toleransları ile yivli fişek kullanan herhangi bir tüfeğin üretim toleransları, fişeğin yapısı, fişeğin şekli, mekanizmanın hareket alanı, mekanizma içindeki fişeğin hareket alanı bla bla bir çok detay farklılık arzetmektedir. Yivli silahlarda metal kovanlı metal çekirdekli fişekler herhangi bir zedeye uğramadan şarjör mekanizması içerisinde uzun süre tutulabilmekte, defalarca kez şarjörden çıkarılıp geri şarjöre basılabilmektedir. Kaç defa metal kovanı ezilmiş bir fişeğe denk geldiniz? Peki aynı dayanımı plastik gövdeli bir fişekte yakalama şansınız nedir? O fişeğin herhangi bir yeri biraz fazla zedelenirse ne olabilir? O fişek şarjörde biraz fazla hareket ederse ne olabilir? Kaldı ki savunma amaçlı olarak bir tüfek kullanmanız gerekiyor ise ve normal hedefe atış yapar halde bir sportif atıcı duruşunda da olmayacaksınız. O duruşta olursanız zaten dert etmeye gerek yok bertaraf edilmek üzeresinizdir.)


Kontrol 

Tüfeği aldığınızda, önce karma (çeşitli tip ve markada, çeşitli yapıda -şevrotin,tek kurşun, saçma, trap skeet fişekleri vb gibi) fişekler ile 150-200 atımlık bir karma (fişek tipleri rastgele sıralarda olsun) test yapın. İlk 15-20 atım sonrasında kesinlikle tutukluk yapmıyor olmalı. 500-1000 atımdan sonra tüfek mekanizma sağlığı veya dayanıklılık anlamında ne olduğunu belli etmeye başlar, birkaç bin atımdan sonra yargınız kesinleşecektir. Düzenli aralıklar ile (örneğin gazlı sistemle çalışan tüfeklerinizi her 200-250 atımda bir, kinetik sistemle çalışan tüfeklerinizi her 700-800 atımda bir) temizleyerek atımları gerçekleştirmeyi atlamamak gerekir. Sorun yaşamadıysanız artık silahınıza mekanik çalışma sıhhati ve dayanıklılık anlamında güvenebilirsiniz.

Vuruş noktasına dikkat edin, nişangahın gösterdiği yeri vuramayan herhangi bir silah, silah değil çöptür. Bir silahtan tek bekleyeceğiniz şey düzgün çalışması ve isabetli olmasıdır. Geri kalanı fantazi veya beğenilerdir. Böyle ciddi bir konuda asıl önemli olanlar yerine fantazi peşinde koşanların kendilerini savunmalarına gerek olup olmadığı Tanrı'nın taktirinde ve insiyatifindedir, yorum yapmak bana düşmez. Yine de garanti olması için tüfek alırken fabrikadan tüfeğin yaptığı 5 atımlık (normalde bunu yapan pek yok ama nişangah üretim sonunda kontrol edilmiş olur baştan) tek kurşun atış kağıdını talep edin. Bir ihtimal hatalı nişangah var ise ve bu test sırasında tespit edilir ise, bir ihtimal bu kusuru çözülerek gönderilmiştir.

Karma testinizi tutukluk yapmadan geçen, nişangahı düzgün olan tüfeğinize artık gönül rahatlığı ile güvenebilirsiniz. Silahın tüm yaylarının ve değişimi tavsiye edilen parçalarının değişimlerini yapıp, küçük bir karma test sonrasında öncekiler ile aynı sonuçları aldı iseniz, tüfeğiniz savunma amaçlı kullanılabilecek bir tüfektir. Sadece güzel günlerde keyifle sportif atış yapmak için kullanmanızı başka hiç bir şekilde kullanma ihtiyacı duymamanızı temenni ederim. 
[+] 15 kullanıcılar diyor Bu gönderi için turkmenoglu'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#4
Dürbün ve Reddot


Eğer paradox namlu ve uygun mühimmat kullanılmıyorsa, yivsiz tüfekte dürbün kullanılmasının önemli bir faydası olmayacaktır.  Kendi deneyimlerimin ışığında son derece de gereksiz görüyorum. Yivsiz tüfekte atış anındaki darbe oldukça yüksek olduğu için hem son derece kaliteli dürbün ve tespit ayağı kullanılmalı, tüfeğin yapısı sağlıklı dürbün montajına uygun olmalı, hem zaten tam isabetli bir atış 100 mt aldında yapılacaksa; o mesafeyi görmeyen kişinin gözlük kullanması daha mantıklı bir hareket olur kanaatindeyim. Dürbüne ayrılacak maddi kaynak atıcılık talimine ayrılır, daha efektif bir sonuca ulaşılır. 

Paradox namlum var sabot tek kurşun kullanıyorum 150-200 mt mesafedeki hatta bazen biraz daha uzun mesafelerdeki hedeflere atış yapıyorum, kullandığım fişek tiplerinin genel davranışını ve tüfeğimle uyumunu çözdüm, hep bu tür fişekler kullanıyorum. Namlumu her faaliyetten sonra temizliyorum. Çok iyi bir dürbünüm ve çok iyi bir tüfeğim var, her ikisi de yüksek kalitede. Dürbün ile atışı tercih ediyorum der isek dürbün kullanımı kulağa bir nebze mantıklı gelebiliyor. Bir nebze diyorum zira benim öyle bir sete ayıracak kaynağım olsa yivli bir tüfek ve iyi bir dürbüne ayırırdım aynı maddi kaynağı. Muhtemelen hepimiz de aynı şeyi yapardık Smile

Paradox namlu ile normal tek kurşun kullanılması durumunda zaten 5-10 atıma gelmeden, namlu slug namluya dönüşür. Yani düzenli temizlik yine şart ama sabot fişek kullanılmadığı için yine dürbüne ihtiyaç yok..

Domuz avı gibi kritik avlarda ise; dürbünün kullanılması durumunda, atıcı güvenli bir noktada sabit halde beklemede değil ise çok büyük ihtimal dahilinde silahın atıcının elinde oldukça işlevsiz hale gelmesi sonucu ile karşılaşabiliriz. 

Red dot, gez arpacık kesişimi ile vakit kaybetmeden hedefe odaklanmaya izin verdiği için hedefe angaje olarak atış yapma süresini direkt olarak kısaltmaktadır. Ancak kullanılabilecek kalitede olanların başlıcaları eotech ve aimpoint ve fiyatları ortadadır. 

Kalitesiz, 300  500 usd lik reddotlar ne kadar güvenilir olur, hangi gün hangi koşulda, hangi hava şartlarında hatalı gösterime sebep olur. Sizin doğru olmayan bir noktaya yapacağınız herhangi bir kritik atışın sonucu nelere mal olabilir? Bunun kararı kullanıcıya aittir. Şahsen mekanik olmayan bir nişangaha 1. sınıf bir ürün değil ise asla uzun süreli kullanımda veya kritik bir atışta güvenmek istemem, veya sisli veya aşırı soğuk bir havada, veya tüfeği bir yere çarptı isem veya düşürdü isem elektronik nişangaha güvenerek asla o tetiği çekmem.

Uygun fiyatlı ürünlerde sürekli sıfırlama bozulması problemi yaşamak olasıdır. Bilinmesi gerekir ki, kesinlikle reddot / dürbün gibi uygulamalar size gözünüzün normalde göremediği gece şartlarında ilave bir görüş sağlamayacaktır. Yine reddot dürbün vazifesi görmeyecektir. Gece nişangahları net göremediğiniz için red dot doğru nişan almanızı sağlar, gece görüşü arttırmaz. Gece görüşü sağlayan optik cihazların veya dürbünün biz sivillere yasak olduğu hususu dahilinde belirtiyorum.


Stok durumu

Tamamen bütçeye ve saklama şartlarına bağlı olmakla birlikte; tüfeğim var 1 kutu da av fişeğim var diye yeterli görmeyiniz lütfen. Diyelim ki ihtiyaç hasıl oldu ve o geceyi/o günleri/o haftayı/o ayı mevcut tüfeğiniz ile ailenizi koruyarak atlatmak zorundasınız. Kaç kere lazım olabilir, ne kadar süre ile lazım olabilir, gerekirse onurlu ölmek için kaç adet isabetli atış yapmanız sizce yeterli olur, kaç saatlik sıkıntılı süreler yaşanabilir ve bu sürelerde kaç adet fişeğe ihtiyacınız olabilir kendiniz karar vermelisiniz.  


Gelecekteki okuyucularımız için  faydalı bir başlık olmasını - kolay okunabilmesi adına biraz samimi bir sohbet havasında kaleme alındı- , ileriki zamanlarda çok daha iyilerini yazabilecek genç arkadaşlarımızın yetişmesini ve forumdaş olarak aramıza katılmasını umuyorum. 

En büyük temennim; hiç bir vatandaşımızın hiç bir zaman savunma amacı ile bir silaha ihtiyaç duymayacak olmasıdır. 
Eğer lazım olacak olur ise, lütfen günün sonunda ayakta kalacak kişi olun. Ailenizi, komşularınızı -hatta iş uzarsa sokağınızı mahallenizi- koruyabilmiş olun.


Saygılarımla
Saygılarımla
[+] 24 kullanıcılar diyor Bu gönderi için turkmenoglu'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#5
SAVUNMA AMAÇLI YİVSİZ TÜFEK SEÇİMİ

Kişilerin; yaşantıları, güvenlik algıları ve savunma refleksleri farklı olduğu için savunma amaçlı yivsiz tüfek seçimi konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkar.

Bu konuda çok mesaj geldiği için ben de kendi fikirlerimi belirtmek istedim. 

Benim için savunma amaçlı kullanılacak yivsiz tüfekler; 12 ga çapında, klasik boru tip şarjör ile beslenen, gazlı sistemle çalışan yarı otomatik platformlardır.

NEDEN 12 GA

Türkiye standartlarında tartışmasız en iyi çap 12 ga’dır. 

Özellikle slug ve buckshot fişeklerle çok ama çok güçlü; fişek çeşitliği ve dolum malzeme vs. tedariki noktasında ise açık ara öndedir.

NEDEN BORU TİP ŞARJÖR

Kutu tip şarjörlerin neden sağlıklı çalışan platformlar olmadığı konusunda hazırlamış olduğum floodu aşağıya bırakıyorum, o yüzden buraya tekrar uzun uzun yazmayacağım. 

https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=151

Herhangi bir şarjör barındırmayan fişeklerin şarjör yerine doğrudan atım yatağına sürüldüğü kırma namlulu çifte-poze türündeki tüfekler çalışma sıhhati açısından mükemmel olsalar da düşük fişek kapasiteleri yüzünden dezavantajlıdırlar. 

Gerek yivsiz tüfeğin gerekse fişeğin yapısı itibariyle en sağlıklı besleme yapabilen ve bunların yanında yüksek fişek kapasitesi sunan şarjör sistemi, şarjör borusunun namlu ile paralel eksende uzandığı ve fişeklerin arka arkaya dizildiği boru tip şarjör sistemidir. 

NEDEN YARI OTOMATİK?

Pompalı ve kırma namlulu sistemlerde dolu fişek operatör tarafından doldurulup yine operatör tarafından tahliye edilirken; yarı otomatik sistemlerde, ilk fişeğin ateşlenmesini müteakip tahliye ve besleme tüfek tarafından yapılır.

Atıcının tek yapması gereken hedefe odaklanması ve tetiği çekmesidir. Bu durum da operatör tarafından yapılacak bütün tahliye ve besleme hatalarını (kısa kurma vs.) ortadan kaldırır.

İyi bir malzeme ve güzel bir işçilikle yapılmış gazlı sistem bir tüfek, kaliteli fişekler ile beslendiği taktirde operatör hatası olmadan sağlıklı ve hızlı bir şekilde binlerce fişeği atabilir.

Pompalı ve kırma namlulu platformların atış hızı yavaşken yarı otomatik platformların hızı, tetik parmağınızın hızına eşittir.

Saniyeler içerisinde şarjördeki bütün fişekleri hedefe gönderebilirsiniz.

Yarı otomatik platformlar, taktik kullanım açısından da avantajlıdır. Tüfeğimizi, her şartta iki elle tuttuğumuz nizami atış pozisyonunda kullanacağımızın garantisini kimse veremez. Unutmayın; belki kucağınızda çocuğunuz varken birden fazla atış yapmak zorunda kalacaksınız. 

NEDEN GAZLI SİSTEM?

Gazlı sistemler, ateşlenen fişeğin oluşturduğu gaz basıncının tüfeğin mekanizmasını otomatik olarak kurması prensibi ile çalıştığı için çevresel etkilerden (tutuş hatası vs.) çok ama çok az etkilenirler. 

Kinetik tüfekler ise çalışabilmek için geri tepme kuvvetine karşı koyacak belirli bir güçteki karşı kuvvete ihtiyaç duyarlar.

Tutuş hatası yaparsanız, atış esnasında dipçiği omuzunuza güzel oturtmazsanız ya da mükerrer atışta dipçik omuzunuzdan kayarsa tutukluk yapabilirler.

Ayrıca kinetik tüfeklerin adam dövdüğü doğrudur. Çalışma prensipleri nedeniyle gazlı sistemlere göre daha sert geri tepmeye sahiptirler. Bu nedenle mükerrer atışlarda daha isabetsizlerdir. 

Pompalı ve kırma namlulu sistemlerden daha hızlı olsalar da asla bir gazlı yarı otomatik kadar hızlı olamazlar. Yine belden ve tek el ile yapılacak atışlar için çalışma prensibi nedeniyle tutukluk riski barındırır.

Kinetik tüfeklerin ağırlık durumlarının değişmesi çalışması için gereken karşı kuvveti de değiştireceğinden, üzerine eklenecek her ekipman (yan fişeklik, feneri red dot vs.) tutukluk yapmasına neden olabilir.

“Gazlı tüfekler, barut gazının bir kısmını tüfeği yeniden kurmak için kullandığı için güçsüzdürler.” 

Bu fark teoride olsa da pratikte asla anlaşılamayacak bir faktır.

Bu zamana kadar gazlı yarı otomatik 12 ga bir yivsiz ve uygun fişek ile kazan dairesinden vurulan bir domuzun yaşadığını görmedim.

Türkiye coğrafyasında 12 ga yarı otomatik gazlı bir yivsiz ile kendinizi ve ailenizi koruyamayacağınız, iki veya dört ayaklı bir “domuz” yoktur.

“Yarı otomatik tüfek ile plastik fişek atamazsınız.”

Gazlı yarı otomatik ile ilk fişeği attıktan sonra plastik fişeğin basıncı mekanizmayı tekrar kurmaya yetmez. Peşinden ikinci fişeği atmanız için mekanizmayı tekrar el ile kurmanız gerekir.

Plastik fişek benim savunma anlayışımda asla yer almaz. Çünkü elime tüfeğimi alıp ateş edecek noktaya gelmişsem benim ya da ailemin can güvenliği ciddi bir tehdit altında demektir.

Şahsımın ve ailemin hayatını kurtarmak dışındaki her şey o an için benim için önemsizdir.

"Yarı otomatik tüfekler tutukluk yaparken pompalı tüfekler tutukluk yapmaz."

Pompalı tüfekler tutukluk yapmaz mı?

Sadece gülüyorum ?

Sevgili dostlar yukarda anlattığım nedenlerden dolayı benim için savunma tüfeği;

12 ga çapında, 47-61 cm namlulu, minimum 5 fişek kapasiteli ve gazlı sistemle çalışan yivsiz tüfeklerdir. 

Benim savunma anlayışım ve geçmiş tecrübelerimden elde ettiğim sonuç ve kişisel doğrum budur.

Başkasının daha başka doğruları ve kişisel güvenlik anlayışı olabilir.

Buraya kadar okuma zahmeti gösteren herkese teşekkürler. 

Silahla ve sevgiyle kalın.

http
s://twitter.com/dgnucak/status/1682653031521714176?t=vlhvAorsC-8v7jzKpeyeOg&s=19
[+] 26 kullanıcılar diyor Bu gönderi için dgnucak'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#6
("Yarı otomatik tüfekler tutukluk yaparken pompalı tüfekler tutukluk yapmaz."
Pompalı tüfekler tutukluk yapmaz mı?
Sadece gülüyorum ?)


Özellikle fişek sıkışmasından dolayı tahliye problemi sık yaşanabilir. Eğer çözüm yolunu bilmiyorsanız geçmiş olsun...Yüzdesel Oran veremem , ama marka model, yerli yabancı farketmiyor..
[+] 6 kullanıcılar diyor Bu gönderi için Şekerlioğlu'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#7
Dediğiniz gibi aslında pompalı tüfeklerle de sıkışma problemi gayet yaşanmakta, özellikle söz konusu pompalı tüfekler bizim yerli markalarımız ise.

Mekanizmanın zor geçmesi genelde sık rastladığımız bir problem. İthal pompalı tüfeklerde tüfeği tek elle bile kurabilirken bunu yerli tüfeklerde yapmak çok zor. Pompalı kullanmak başlı başına zorken bir de kurması zor olan tüfek tercih edilmemeli diye düşünüyorum. Mekanizma zor geçtiği için sürekli fişek sıkışması söz konusu.
[+] 2 kullanıcılar diyor Bu gönderi için DempseyRoll'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#8
(20-03-2024, 14:29)DempseyRoll yazdı: Dediğiniz gibi aslında pompalı tüfeklerle de sıkışma problemi gayet yaşanmakta, özellikle söz konusu pompalı tüfekler bizim yerli markalarımız ise.

Mekanizmanın zor geçmesi genelde sık rastladığımız bir problem. İthal pompalı tüfeklerde tüfeği tek elle bile kurabilirken bunu yerli tüfeklerde yapmak çok zor. Pompalı kullanmak başlı başına zorken bir de kurması zor olan tüfek tercih edilmemeli diye düşünüyorum. Mekanizma zor geçtiği için sürekli fişek sıkışması söz konusu.

Çözüm konusunu yarım bırakmak istemem..
Ben de yıllar önce yabancı bir forumda yayınlanan bir video da görmüştüm. Böyle bir durumda telaş yapmazsanız sorunu gidermek gerçekten basit.
Eğer atıştan sonra fişeğiniz yuvada sıkışmış ve mekanizmayı geri çekemiyorsanız, yapmanız gereken, el kundağını sıkıca tutup dipçiği sert şekilde yere vurmanız olacaktır. Bu durumda sorunun giderildiğini göreceksiniz.
[+] 3 kullanıcılar diyor Bu gönderi için Şekerlioğlu'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#9
Merhaba Sn dgucak;

Ya ilgili konunun altına devam etseydiniz veyahut başlığı biraz değiştirse idiniz Smile

https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=96

Saygılarımla
[+] 2 kullanıcılar diyor Bu gönderi için turkmenoglu'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#10
(02-04-2024, 00:21)turkmenoglu yazdı: Merhaba Sn dgucak;

Ya ilgili konunun altına devam etseydiniz veyahut başlığı biraz değiştirse idiniz Smile

https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=96

Saygılarımla

Kusura bakmayın Sn turkmenoglu, sizin konunuzu sonradan gördüm. Moderasyon konuyu kapatıp mesajları taşırsa çok sevinirim.

Saygılar
Bul
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi