Silahlarda Görülen Pas Cinsleri
#1
Sn.Alpago’nun 11.5.2009 tarihli yazısı:

Silahlarda Görülen Pas Cinsleri

Kara Pas:

Oksijen ve rutubetin demir,çelik üzerindeki etkisiyle oluşan bir pas cinsidir. Genellikle yüzeyseldir, uygun çözücü ve temizleyici yağlarla temizlenerek giderilebilir, periyodik bakımlarla ilerlemesi durdurulabilir. Uzun süreli nem ve çok havadar ortam, belde kılıfsız taşıma sonrası metal üzerindeki terlemenin etkisi başlıca sebepleridir. Silahların uzun süreli kullanım dışı bekletileceği ve saklanacağı durumlarda bu tip paslanmadan koruma için uygun ve izolasyonu sağlıklı silah kutularında(tercihen ahşap veya kenar şeritleriyle, kapanışta vakumlama yaparak nemden silahı tecrit eden silah çantalarında)silahın üstüne gelmeyecek şekilde ufak nem emici poşetçiklerle saklamak tercih edilmelidir.

Kırmızı Pas:

Çelik ve demir aksamlar üzerinde hava, nem, yağlarla birleşerek tortulaşmış barut artıkları etkisiyle oluşmaktadır. Bu pas görüldüğünde, ihmal edilmeden uygun temizleme maddeleriyle çeliğin yapısına zarar vermeden giderilmelidir. Aksi halde çelik üzerinde geriye dönüşü zor tahribata sebep olur,metal üzerinde hızla ilerleyen bir pas cinsidir. İleri durumlarda  karıncalanmaya ve aşınmaya sebep olur. Özellikle nemli ve sıcak iklimlerde silah sık sık kontrol edilip uygun şekilde yağlanmalıdır. Atış sonrasında yeterli temizlik sağlayan solüsyonlar ile silah iyice temizlenmeli, çelik uzun süre barut artıklarına maruz bırakılmamalıdır.

Karıncalanma:

Uzun süreli bakım,temizlik ve yağlama yapılmamış,yoğun nem,hava ve pasın satıhta meydana getirdiği, en az 0,025mm derinliğinde, 0,25mm çapında oyuklardır. Bu durum gözle görülebilir ve metal yüzeyler için tehlike arz eder. Tespit edildiğinde üstünde aşındırma yapılmadan kaplama ve tesfiye konusunda bilgi sahibi ustalara müracaat edip uygun çözüm aranmalıdır.

Pas giderilmesinde, özellikle aşındırıcı etkiye sahip, silah yüzeyine kısa süreli fayda sağlayan, fakat uzun sürede metalin yüzeyinde faydasından çok zararı olan, içeriğinden emin olmadığınız asit bazlı temizleme sıvılarına ve kalitesiz temizlik yağlarına itibar etmeyiniz.

Saygılar.

cehennem demiş ki:

Verdiğiniz bilgi için teşekkür ederim, bir sorum olacak. Dedemden kalma Mossin Nagant marka 1914 yapımı bir tüfeğim var. Onu köy evine gittiğim sırada buldum. Bakımsız ve paslıydı. Kac yıl kullanılmadı Allah bilir. Mekanizmayı düzelttim. Dipçik çürümüş ve namlu içi paslanmış; elimden geldiği kadar sildim ama hala paslı gibi duruyor. Bu namlu adam olur mu?

Alpago demiş ki:

Silahın üzerindeki paslanan kısımları özelliklede namlu içini elden geldiğince aşındırıcı malzeme ile temizlemeyin, piyasada bulacağınız wd_40 veya AC_90 pas temizleme yağları ile yüzeyi yağlayıp 10dk bekledikten sonra itinalı bir biçimde bez ile silin, çok ileri derecede paslanmamış ise bir iki uygulamadan sonra yüzey temizlenecektir, karıncalanma ve oyuntu var ise silahınızı işinin ehli bir ustaya teslim edip dikkatlice işlemleri takip etmelisiniz. Namlu içini temizlerken bezleri tek yönlü hareket ettirin ileri geri harbileme yapmayın atım yatağından ileriye doğru harbileme yapın.(sağlam bir ipin ucuna bağlanmış %100 pamuklu bez en iyi harbimdir.)

Ali Kozanoğlu demiş ki:

Sn. arkadaşlar,

Klâsik meneviş olarak düşündüğümüz, bazı eski sarma namluların kahverengi parıltısı (browning), bazı Webley'lerin, Mauser'lerin mavi-grisi (bluing) veya Tokarev tabancalarda çok rastladığımız kara-gri (neredeyse İngilizlerin "blacking" tabirine İngiliz silâhlarından daha layık) menevişler silâhların hem parıltısını azaltmak hem de bilgiğimiz sıradan veya adi pasa karşı korumasını arttırmak için kullanılan "kontrollu paslandırma" şekilleridir. Bu bahsettiğim "kontrollu paslanma" demir/çelik malzemelerin yüzeylerinde yukarıda "sıradan veya adi pas" diye bahsettiğim oksidasyonun başlangıç safhalarında durdurulması ve yüzeyde sebep olduğu mikroskopic gözeneklerin de yağlar için bir tutucu zemin teşkil etmesinin sağlanmasıdır. Aşırı sıcakta (meselâ suyun kaynama hararetinde) kırmızı pas siyah pasa dönüşür. İnce kırmızı pas yüzeyleri yukarıda "browning" diye adı geçen menevişi sağlarken bunun kaynatılmış hali de, kullanıldığı zeminin kimyasal özelliğine ve/veya kaç defa tatbik edildiğine ve paslanmayı sağlayan aracı maddenin (meselâ soğan suyu ilâ cıva süblimesi arasında yemek tuzu da dahil onlarca madde) özelliklerine göre mavi-gri-siyah renkleri arasında değişebilen çeşitli tonlarını oluşturur. Ve de üzerine sürülen muhtelif yağlarla korunur.
Bu pas tabakası bazı Afganistan veya Afrika toplumlarında kumla temizlenerek yok edilir. Zamanla silâhım yüzeyinden bir miktar da bu kumla yok olur. Bu şekilde temizlenmeyip/beyazlatılmayıp üzeri yumuşak bir deri veya bezle silinip temizlenen ve yağlanan silâhlarda ise, bilhassa kılıf ve el sürünmesi ile aşınan meneviş renginin yerini grimsi bir "doğal" meneviş alır. Buna "patina" denilebilir. Bu da bir nevi "kontrollu paslanma"dır. Çok kullanılmış, taşınmış silâhlarda en iyi bakıma rağmen bu "patina" bazen silâhın tüm dış yüzeylerinde görülebilir.

Silâhlarını "yeni gibi görünüşlü" sevenler menevişi tekrar yaptırabilir, nikel, krom kaplamaları seçebilirler. Ne var ki bu gibi yeni meneviş ve/veya kaplama işlemleri tamamen oksidasyondan arınmış ve yağsız yüzeylere tatbik edilir. Bunun temini için yapılan ince zımpara ve/veya polisaj işlemleri aslında aşındırma işlemleridir ve silâh yüzeyindeki orijinal alet, takım izlerini, damgaları, keskin köşeleri kenarları yuvarlatıp silâha "yumuşak" ve "kemiksiz" bir görün tü verirler (laylon poşette bayatlamış lâhmacun gibi) ki bir çok meraklı böyle bir zemin üzerine altın dahi kaplansa istemez, orijinal, menevişsiz fakat aşınmamış görünüşü tercih ederler.

Saygılar,

Demir/çelik içerikli (hatta bazı bakır/çinko/kalay içerikli) nesnelerde gerek ter, gerekse kılıfların veya benzer kimyasal işlem görmüş deri gibi kap, torba, kutu, vb içinde kalan kimyasal tuzlar sebebi ile paslanması/kararması/kızarması/yeşermesi gibi kimyasal etkiler göstermesi ne olursa olsun iyi bir şey değildir. Bu hem okside filân olan malzemelerin orijinal görünüşlerini bozar, hem bu oksidasyon sonuçlarının dökülmesi ile metalde yıpranmalara, eksilmelere (genelde korozyon dediğimiz) hem de bulaştıkları diğer yerlerin de bozulmalarına sebep olabilir.
Bu sebepten belki bu gibi yerlerde kullanılacak özelliklere sahip "paslanmaz çelik" vidalar bulmak ve kullanmak iyi bir seçim olabilir.
Silâh taşıma konusunda (kendim hiç taşımadığım halde) çok terlediğim için sık sık paslanmaz çelik silâhları tercih ettiğimi yazmam da aslında bu yüzdendir.

Piyasada o kadar çok değişik dişlerde ve formlarda paslanmaz çelik vidalar bulunmaktadır ki bunların bazıları ehil ustalarca tadil edilerek de gerekli maksatlar için kullanılabilirler ve bir çok durumda bu vidaların tamamen yeniden yapılmasından daha iyi neticeler verebilirler.

Saygılar,

Burakt demiş ki:

Arkadaşlar merhaba. Benim sorum ben tabancamı 2 haftada bir temizleyip yağlıyorum. Sonra ince bir beze sarıp kaldırıyorum. Kimileri diyor ki silah açıkta kalsın kimi diyor ki tabancayı yağladıktan sonra ince bir poşete sarın. Benim bulundurma ruhsatım var ve ancak 2 ayda bir gidebiliyorum poligona. Uzun süre kullanılmayacak durumlarda oluyor. Bir de koruyucu ve temizleyici yağlar hakkında bilgi verir misiniz. Mesela 3-4 ay silahımı kullanmayacaksam nasıl bir bakım yapmalıyım.
tabancam stoegercougar 8000ft

Lvnt demiş ki:

Sn Burakt , silahınızı 2-3 ayda bir kullanıyor iseniz , temizliğini yapıp , ince bir tabaka halinde dışını koruyucu yağ ile yağladıktan sonra , ince bir beze sarıp mümkün ise kasada muhafaza etmenizi tavsiye ederim , ev ortamlarında aşırı bir rutubet olmadığından poşete koymanın pek faydası olacağını sanmıyorum , 2-3 ay kullanılmayan bir silahın her türlü emniyeti için küçük bir kasa silahı her türlü etkenden en sıhhatli bir şekilde korur..
Silahı sakladığınız kutuya, çekmeceye vb. küçük nem alıcı poşetlerden de atarsanız iyi olur. Rutubeti bir miktar engellemiş olursunuz.
Saygılar..

hosbey21 demiş ki:

Sayın arkadaşlar yaklaşık 50 yaşında oda tahmini yaşı boyası kalkmış paslanmış bir av tüfeğiyle başımız dertte. Bu tüfeği araba boyacısına götürüp kumlama yaptırıp tekrar siyah boya yapabilir miyiz? Kumlama bu tüfeği etkiler mi? Bilmediğim bir işlem olduğu için soruyorum . Cevaplar için teşekkürler, saygılar.

Lupus demiş ki:

Sn.hosbey21,
Kumlama işlemleri amaca göre farklı çap ve evsafta tanecikler, farklı basınç ve hızla kumlanacak yüzeye püskürtülerek yapılmaktadır. Sanayide uygunsuz kalınlıktaki tanecikler ve basınçla yapılan kumlama sonrası yüzeyi ay yüzeyine benzer kraterlerle dolmuş bir CZ 75 görmüş birisi olarak, böyle bir işlem yaptırmadan önce iyice araştırmanızı, kumlama işlemini yapacak kişiyi bu konuda iyice bilgilendirmenizi, işlemi yapacak kişinin de konuya ne kadar vakıf olduğunu iyice sorgulamanızı öneririm. Ancak en güzeli bu işlemi, tecrübeli bir tamir bakım atölyesinde yaptırmaktır...Saygılar.

Paslanmaz çelik demek, kesinlikle paslanmayan çelik demek değil, sadece daha zor ve geç paslanan çelik demektir...
Paslanmaz çelik bir S&W Model 66' ın içerisindeki pas;
Her silah düzenli ve usulüne uygun bakım ister...

[Resim: 8we67gd.jpg]

Her silah en azından bir kaç yılda bir işinin ehli bir usta tarafından ayrıntılı bir şekilde kontrol edilmelidir...Saygılar.

Firestorm demiş ki:

15 sene kadar cam atölyemizde kumlama bölümünde çok değişik malzemeler kumlamıştık.
Kumlama yaptırmayı düşünen arkadaşlara tavsiyem; cam kumlama yapan bir atölye bulabilirseniz eğer o atölyede kullanılan Silis kumlar hem çok kalın partikül yapısına sahip olmaz , hem de gemi metal aksam kumlamacıları kadar yüksek basınçla kumlamada yapmazlar. Malum kimi zaman çok ince cam eşya kumladıkları için camı kırmadan bozmadan kumlama yapabilmek için ince kum ve de nispeten düşük basınçla kumlama yapmak zorundalar.
Bu türlü bir atölyeye giderseniz şayet ellerinde hortum tertibatından başka tabanca ile kumlama yapıp yapmadıklarını sormanızda fayda var.
Tabanca ile kumlama hadisesinde bir kovadan kum çeken tabanca mevcuttur ve de kullandığı basınç hortum dediğimiz tertibattan çok daha azdır.
Örnek vermek gerekirse bir süre eski gaz lambalarının camlarını bu ekipmanla kumlamıştık. Cam o kadar inceydi ki, en ufak bir hatada kırılıp giderdi.
Tabanca ile kumlama yaparak dikkatsizlik sonucu kırmazsak eğer kumlamada bu camlar kırılmazdı.
Metal yüzey kumladığımızda bahsettiğim küçük partiküllü silis kum ve düşük basınçla çok hassas yüzeyli ipek gibi bir satıh elde ediyorduk.
Daha sonra metal kumlama yapan tertibatlarda gördüğüm yüzeyler kullandıkları granül malzemelerden dolayı çok pütürlüydü.
İstanbul’da modoko sitesi etrafında hala bir kaç atölyede bahsettiğim hassas kumlama işleri yaptırılabilir.
Saygılar.
[+] 5 kullanıcılar diyor Bu gönderi için ceycey'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla
#2
Bugün Quora.com da gördüğüm bir WD-40 sorununu aktarmak istiyorum:

[Resim: main-qimg-ce61012792d02462f2abc2dd8e9e4150.jpg]
Yukarıda görülen tabanca 1970 model bir Colt .38 
Balık avına çıkan bir kişi tabancayı teknenin tuzlu deniz suyu dolu sintinesine düşüyor. Daha sonra bulunan tabanca temiz su ile yıkandıktan sonra WD-40 sıkılarak, bir termosun içine konuluyor burada unutuluyor. 6 ay sonra bulunduğunda iç aksamı dahil her tarafı pas içinde.

Bu örnek, WD-40’ın “Water Displacement” (su uzaklaştırma) özelliğinin, yüzey düzgün şekilde kurutulmadan uygulanırsa, aksine suyu hapsedebileceğini net şekilde gösteriyor. Tabancanın üzerinde, su tamamen kurutulmadan sıkılan WD-40’ın suyu metalin mikroskobik gözeneklerinde nasıl tuttuğu, pas izlerinden açıkça görülebiliyor.

https://www.quora.com/Can-you-use-WD-40-...ge-the-gun
 Fortis Fortuna Adiuvat
[+] 5 kullanıcılar diyor Bu gönderi için Sabri'e teşekkür ederiz.
Bul
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi