Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Silah Ruhsatına Etkisi:
Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması müessesesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231.maddesinde
5-14 fıkraları arasında düzenlenmiştir. Madde uzun olduğundan yazılması gereksiz. Uygulamada kısaca
bu madde gereğince verilen kararlara HAGB denilir. Bilmeyenler için kısaca HAGB’ nin ne olduğunu anlatayım:
-Bir sanık(şüpheli) hakkında işlediği iddia edilen bir suçtan dolayı yapılan ceza davası yargılaması sırasında,
mahkemece verilen ceza, iki sene ve daha az süreli hapis veya adli para cezası ise, mahkemece HAGB kararı
verilebilir.
HAGB şartlarını sıralamak gerekirse,
1-Öncelikle sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin olmaması gerekir.
2-Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden
suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
3- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya
tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,(Zararın giderilebildiği suçlarda)
4-Mahkemece verilecek cezanın 2 yıl ve daha az veya adli para cezası olması, gerekir.
-Mahkemece HAGB kararı verilirse ve bu hüküm kesinleşirse, sanık 5 yıllık bir denetim süresine tabi tutulur. Sanık,
bu süre içinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı
takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. Aksine, bu sürede kasıtlı
bir suç işler ve tedbire ilişkin yükümlülüklere uymazsa, mahkumiyet hükmü açıklanır. Düşme kararı verildiği takdirde,
söz konusu suç hiç işlenmemiş sayılır ve sanık eski hukuki durumuna döner.
Şimdi silah ruhsatıyla HAGB ilişkisine gelelim. Silah ruhsatı verilmesine engel durumları aşağıdaki linkte incelemiştik.
https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=142
-6136 Sayılı Kanunda ve ilgili 91/1779 sayılı yönetmelikte, ruhsat verilmesini engelleyen durumlar ve suçlar sayılmıştır.
Örneğin, ateşli bir silahla işlenen bir suçtan veya değişik zamanlarda iki farklı suçtan veya ateşli silahlarla işlenen bir
suçtan mahkum olunmuşsa, silah ruhsatı alınamaz.
Yönetmeliğin 16.madde 4.fıkrasında, sayılan belirli suçlardan dolayı hakkında kovuşturma yapılan kişiye kovuşturma
sonuçlanıncaya kadar silah ruhsatı verilmesine ve yenilenmesine ilişkin işlemlerin bekletileceği ve silahın ilgili birimce
emanete alınacağı yazılıdır. (Birinci fıkranın (a), (b), (d), (e) ve (h) bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında
kovuşturma yapılan kişiye kovuşturma sonuçlanıncaya kadar, milli güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerine aidiyeti,
iltisakı veya irtibatı nedeniyle görevden uzaklaştırılan kişiye ise tekrar göreve iade edilinceye kadar)
Yine, aynı yönetmelikte bahsi geçen mahkumiyetin kesinleşmiş mahkumiyet olduğu yazılıdır.
-Hakkında ruhsat alınmasını engelleyen bir suçtan HAGB kararı verilen ve denetim süresi içerisinde bulunan bir kişi
ruhsat almak için başvurursa ne olacak?
-Denetim süresi içerisinde olan bir kişi sanık statüsündedir, ancak mahkum değildir. Çünkü ortada kesinleşmiş bir
mahkûmiyet kararı yoktur. HAGB kararı ise askıdadır.Bu kişinin hukuki durumunun ne olduğu ve böyle bir durumda
olan kişinin ruhsat başvurusu halinde ne yapılacağı konusunda doktrinde farklı görüşler ortaya çıkmış ve mahkemeler
tarafından birbirine zıt kararlar verilmiştir.
Sonuçta Danıştay 2012 yılından itibaren verdiği istikrarlı kararlarla, Yönetmelikte 16/4.fıkrada belirtilen
suçlardan dolayı hakkında HAGB kararı verilmiş ve denetimli serbestlik süresi içerisindeyken silah ruhsatı
için başvuran şahısların durumunun, yargılaması devam eden şahıslar gibi değerlendirilmesi gerektiğini,
bu nedenle silah ruhsatı verilmesi talebinin reddine karar verilmesini doğru bulmuştur. Eğer devam eden
bir ruhsat işlemi varsa da yine 16/4.fıkra gereğince durdurulacak ve silah emanete alınacaktır.
Danıştay bu konuda açılan davalarda, Yönetmeliğin 16/4.maddesindeki yargılamanın sonuna kadar beklenilmesi ile ilgili
fıkranın iptal taleplerini de reddetmiştir.
-Şimdi uygulamaya gelelim.Ruhsat birimi yeni başvurularda GBT yanında adli sicile de bakar. HAGB kararı kesinleşince
adli sicilin farklı bir bölümünde kayıt edilir. HAGB şerhi görülünce, şahıstan veya ilgili mahkemeden kesinleşmiş HAGB
kararını ister. Gelen karardaki suç eğer engel suçlardan birisiyse, ruhsat işlemi reddedilir ve ilgili şahsa yazılı bildirimde
bulunulur. Eğer yenileme için başvuru yapılmışsa ve yine engel suç nedeniyle HAGB varsa, işlem kovuşturma sonuna
kadar bekletilir ve silah ilgiliye yapılacak tebligatla emanete alınır.
Denetim süresi sonunda kasıtlı bir suç işlenmemişse ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun
davranılmışsa, ilgili mahkemece verilen düşme kararı alınarak, ruhsat birimine verilir ve ruhsat işlemlerine devam
edilerek silah emanetten alınır.
-Bu konudaki birkaç mahkeme kararını mesaja ekleyelim:
Danıştay 15.Dairesi’nin 2025/7501 E.2018/5115 K sayılı ve 22.5.2018 tarihli kararı
Dava, davacının silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun, kaçakçılık suçu nedeniyle devam eden
ceza yargılaması bulunduğundan bahisle reddine ilişkin 'nın 28.05.2015 tarih ve 62683 sayılı işlemi ile işlemin dayanağı
olan …'nın 18.04.2013 tarih ve 2013/20 sayılı Silah Ruhsat İşlemleri Birleştirilmiş Genelgesi'nin "Yargılaması Devam
Edenler" başlıklı 7.13. maddesinin 1. bendinin iptali istemiyle açılmıştır. Davacı hakkında, Yönetmeliğin 16. maddesinin
(d) bendi kapsamında bulunan, kaçakçılık suçundan yargılandığı dava sonucunda, … Asliye Ceza Mahkemesinin
08.05.2014 tarih ve E:…; K:… sayılı kararıyla 1 yıl 8 ay 25 gün hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına kararı verildiği ve denetim süresinin devam ettiği, dolayısıyla davacı hakkında silah ruhsatı almasına
engel devam eden ceza yargılaması bulunduğu görüldüğünden, silah taşıma ruhsatı başvurusunun reddi yolunda
tesis edilen bireysel işlemde de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Danıştay 15.Dairesi’nin 2014/10115 E.2016/731 K.sayılı 9.2.2016 tarihli kararı
Dava; davacının tarafına silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 07.11.2014 tarihli
işlem ile bu işlemin dayanağı olan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin
fıkrasında yer alan "Bu madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılaması devam eden şahısların ruhsat ruhsat
verilme ve yenileme işlemleri yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulur." hükmünün iptali istemiyle açılmıştır. 6136
sayılı Kanun'un 7. maddesinde ateşli silahları kimlerin taşıyabilecekleri sayılmış olup, ateşli silahla işlenen suçlardan
hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara,
affa uğramış olsalar bile hiç bir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilmeyeceği belirtilerek genel bir
sınırlama getirilmiş ve Kanun'un 7. maddesinde sayılanlar dışında kalanlara silah ruhsatı verilebilmesi için valiliklere
takdir yetkisi verilmiştir. İdarelere tanınan takdir yetkisi sınırsız olmayıp, bu yetkiyi kullanan kamu görevlileri kamu
yararı ve hizmetin gereği olarak değerlendirme yapmak zorundadırlar.Ayrıca,valilere tanınan takdir yetkisinin Kanun'un
verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılacak düzenleyici işlemlerle objektif bazı esaslara bağlanması da mümkündür. Bu
durumda, Kanun'un 7. maddesiyle verilen yetkisini kullanan Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan yönetmelikle bazı
hususi durumlar yönünden valilerin takdir yetkisinin sınırlandırılması eşitlik ve objektiflik ilkelerinin sağlanması
açısından hukuka uygun bulunmaktadır. Silah taşımanın yada bulundurmanın gerek kişinin kendisi, gerekse toplum
için taşıdığı riskler göz önünde bulundurulduğunda, kamu güvenliğinin sağlanması ve kendisine ruhsat verilecek
kişinin suç şüphesinden uzak olması amacıyla, yargılamaları süren dolayısıyla cezalandırılma ihtimali bulunan
şahıslara yönelik olarak dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin dördüncü fıkrasıyla getirilen ön tedbirde,
hukukun genel ilkelerine ve 6136 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık görülmemiştir.
Danıştay 15.Dairesi’nin 2012/9257 E.2015/2228 K.sayılı ve 16.4.2015 tarihli kararı
Dava; davacının tarafına silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 25.07.2012 tarih
ve 10101 sayılı Ankara Valiliği işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında
Yönetmeliğin 16. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. Davacı hakkında yapılan UYAP sorgulamasında
Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca
ruhsat almasına engel suçlardan olan sahtecilik suçu nedeniyle yargılandığı, beraat ettiği ve işlem tarihi itibariyle beraat
kararı kesinleşmediğinden hakkındaki yargılamanın devam ettiğinin tespit edildiği, davacı tarafından da işlem tarihi
itibariyle beraat kararının kesinleştiğine dair belge ibraz edilmediği görüldüğünden dava konusu bireysel işlemde de
hukuka aykırılık görülmemiştir. Bununla birlikte davacı hakkında verilen beraat kararı 28.02.2014 tarihi itibariyle
kesinleştiğinden, davacının 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun ve 91/1779 sayılı
Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca başkaca bir engeli olmaması
kaydıyla kesinleşmiş yargı kararını ibraz ederek silah taşıma ruhsatı alabileceği açıktır.
Danıştay 15.Dairesi’nin 2012/9939 E.2015/1300 K.sayılı ve 04.3.2015 tarihli kararı
Dava; davacının tarafına silah bulundurma ruhsatı verilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 04.06.2013
tarihli işlem ve bu işlemin dayanağı olan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16.
maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Bu madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılaması devam eden
şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemleri yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulur. Yargılama sonucuna
kadar silah ilgili birimce emanete alınır." şeklindeki düzenlemenin iptali istemiyle açılmıştır. Davacı hakkında 6136
sayılı Kanun'un 13. maddesinde düzenlenen "ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya
bulundurma" suçu ile ilgili verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, kesinleşmiş bir
mahkumiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği açık olup, bu kararın davacı hakkında hukuki bir sonuç
doğurması ancak denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mümkün olduğundan ve
mahkemenin belirlediği 5 yıllık deneme süresince, yargılanan şahsın sanık sıfatının devam ettiğinin kabulü
gerekeceğinden, davacının durumunun Yönetmeliğin 16. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında
değerlendirilerek ruhsat işlemlerinin yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulması gerekmektedir.
Bu durumda davacının tarafına silah bulundurma ruhsatı verilmesi talebiyle yaptığı başvurunun, yargılaması devam
edenler kapsamında bulunduğundan ruhsat işlemlerinin 30.09.2009 tarihli işlemle durdurulduğu gerekçesiyle reddine
ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Danıştay 15.Dairesi’nin 2011/1079 E.2012/530 K.sayılı ve 25.01.2012 tarihli kararı
Dava, davacının silah taşıma ruhsat talebinin reddi ile mevcut silah taşıma ruhsatının iptaline ilişkin 09.02.2010 tarihli
işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Silah ruhsatı başvuru ve yenilemelerinde, ilgililer hakkında adli yargı yerlerince verilen
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararlarının, kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği,
ilgilinin sanık sıfatının 5 yıllık deneme süresince devam edeceğinin ve yargılanması devam eden kişi olarak kabul
edilmesi gerektiği.
Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması müessesesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231.maddesinde
5-14 fıkraları arasında düzenlenmiştir. Madde uzun olduğundan yazılması gereksiz. Uygulamada kısaca
bu madde gereğince verilen kararlara HAGB denilir. Bilmeyenler için kısaca HAGB’ nin ne olduğunu anlatayım:
-Bir sanık(şüpheli) hakkında işlediği iddia edilen bir suçtan dolayı yapılan ceza davası yargılaması sırasında,
mahkemece verilen ceza, iki sene ve daha az süreli hapis veya adli para cezası ise, mahkemece HAGB kararı
verilebilir.
HAGB şartlarını sıralamak gerekirse,
1-Öncelikle sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin olmaması gerekir.
2-Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden
suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
3- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya
tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,(Zararın giderilebildiği suçlarda)
4-Mahkemece verilecek cezanın 2 yıl ve daha az veya adli para cezası olması, gerekir.
-Mahkemece HAGB kararı verilirse ve bu hüküm kesinleşirse, sanık 5 yıllık bir denetim süresine tabi tutulur. Sanık,
bu süre içinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı
takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. Aksine, bu sürede kasıtlı
bir suç işler ve tedbire ilişkin yükümlülüklere uymazsa, mahkumiyet hükmü açıklanır. Düşme kararı verildiği takdirde,
söz konusu suç hiç işlenmemiş sayılır ve sanık eski hukuki durumuna döner.
Şimdi silah ruhsatıyla HAGB ilişkisine gelelim. Silah ruhsatı verilmesine engel durumları aşağıdaki linkte incelemiştik.
https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=142
-6136 Sayılı Kanunda ve ilgili 91/1779 sayılı yönetmelikte, ruhsat verilmesini engelleyen durumlar ve suçlar sayılmıştır.
Örneğin, ateşli bir silahla işlenen bir suçtan veya değişik zamanlarda iki farklı suçtan veya ateşli silahlarla işlenen bir
suçtan mahkum olunmuşsa, silah ruhsatı alınamaz.
Yönetmeliğin 16.madde 4.fıkrasında, sayılan belirli suçlardan dolayı hakkında kovuşturma yapılan kişiye kovuşturma
sonuçlanıncaya kadar silah ruhsatı verilmesine ve yenilenmesine ilişkin işlemlerin bekletileceği ve silahın ilgili birimce
emanete alınacağı yazılıdır. (Birinci fıkranın (a), (b), (d), (e) ve (h) bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında
kovuşturma yapılan kişiye kovuşturma sonuçlanıncaya kadar, milli güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerine aidiyeti,
iltisakı veya irtibatı nedeniyle görevden uzaklaştırılan kişiye ise tekrar göreve iade edilinceye kadar)
Yine, aynı yönetmelikte bahsi geçen mahkumiyetin kesinleşmiş mahkumiyet olduğu yazılıdır.
-Hakkında ruhsat alınmasını engelleyen bir suçtan HAGB kararı verilen ve denetim süresi içerisinde bulunan bir kişi
ruhsat almak için başvurursa ne olacak?
-Denetim süresi içerisinde olan bir kişi sanık statüsündedir, ancak mahkum değildir. Çünkü ortada kesinleşmiş bir
mahkûmiyet kararı yoktur. HAGB kararı ise askıdadır.Bu kişinin hukuki durumunun ne olduğu ve böyle bir durumda
olan kişinin ruhsat başvurusu halinde ne yapılacağı konusunda doktrinde farklı görüşler ortaya çıkmış ve mahkemeler
tarafından birbirine zıt kararlar verilmiştir.
Sonuçta Danıştay 2012 yılından itibaren verdiği istikrarlı kararlarla, Yönetmelikte 16/4.fıkrada belirtilen
suçlardan dolayı hakkında HAGB kararı verilmiş ve denetimli serbestlik süresi içerisindeyken silah ruhsatı
için başvuran şahısların durumunun, yargılaması devam eden şahıslar gibi değerlendirilmesi gerektiğini,
bu nedenle silah ruhsatı verilmesi talebinin reddine karar verilmesini doğru bulmuştur. Eğer devam eden
bir ruhsat işlemi varsa da yine 16/4.fıkra gereğince durdurulacak ve silah emanete alınacaktır.
Danıştay bu konuda açılan davalarda, Yönetmeliğin 16/4.maddesindeki yargılamanın sonuna kadar beklenilmesi ile ilgili
fıkranın iptal taleplerini de reddetmiştir.
-Şimdi uygulamaya gelelim.Ruhsat birimi yeni başvurularda GBT yanında adli sicile de bakar. HAGB kararı kesinleşince
adli sicilin farklı bir bölümünde kayıt edilir. HAGB şerhi görülünce, şahıstan veya ilgili mahkemeden kesinleşmiş HAGB
kararını ister. Gelen karardaki suç eğer engel suçlardan birisiyse, ruhsat işlemi reddedilir ve ilgili şahsa yazılı bildirimde
bulunulur. Eğer yenileme için başvuru yapılmışsa ve yine engel suç nedeniyle HAGB varsa, işlem kovuşturma sonuna
kadar bekletilir ve silah ilgiliye yapılacak tebligatla emanete alınır.
Denetim süresi sonunda kasıtlı bir suç işlenmemişse ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun
davranılmışsa, ilgili mahkemece verilen düşme kararı alınarak, ruhsat birimine verilir ve ruhsat işlemlerine devam
edilerek silah emanetten alınır.
-Bu konudaki birkaç mahkeme kararını mesaja ekleyelim:
Danıştay 15.Dairesi’nin 2025/7501 E.2018/5115 K sayılı ve 22.5.2018 tarihli kararı
Dava, davacının silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun, kaçakçılık suçu nedeniyle devam eden
ceza yargılaması bulunduğundan bahisle reddine ilişkin 'nın 28.05.2015 tarih ve 62683 sayılı işlemi ile işlemin dayanağı
olan …'nın 18.04.2013 tarih ve 2013/20 sayılı Silah Ruhsat İşlemleri Birleştirilmiş Genelgesi'nin "Yargılaması Devam
Edenler" başlıklı 7.13. maddesinin 1. bendinin iptali istemiyle açılmıştır. Davacı hakkında, Yönetmeliğin 16. maddesinin
(d) bendi kapsamında bulunan, kaçakçılık suçundan yargılandığı dava sonucunda, … Asliye Ceza Mahkemesinin
08.05.2014 tarih ve E:…; K:… sayılı kararıyla 1 yıl 8 ay 25 gün hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına kararı verildiği ve denetim süresinin devam ettiği, dolayısıyla davacı hakkında silah ruhsatı almasına
engel devam eden ceza yargılaması bulunduğu görüldüğünden, silah taşıma ruhsatı başvurusunun reddi yolunda
tesis edilen bireysel işlemde de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Danıştay 15.Dairesi’nin 2014/10115 E.2016/731 K.sayılı 9.2.2016 tarihli kararı
Dava; davacının tarafına silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 07.11.2014 tarihli
işlem ile bu işlemin dayanağı olan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin
fıkrasında yer alan "Bu madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılaması devam eden şahısların ruhsat ruhsat
verilme ve yenileme işlemleri yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulur." hükmünün iptali istemiyle açılmıştır. 6136
sayılı Kanun'un 7. maddesinde ateşli silahları kimlerin taşıyabilecekleri sayılmış olup, ateşli silahla işlenen suçlardan
hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara,
affa uğramış olsalar bile hiç bir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilmeyeceği belirtilerek genel bir
sınırlama getirilmiş ve Kanun'un 7. maddesinde sayılanlar dışında kalanlara silah ruhsatı verilebilmesi için valiliklere
takdir yetkisi verilmiştir. İdarelere tanınan takdir yetkisi sınırsız olmayıp, bu yetkiyi kullanan kamu görevlileri kamu
yararı ve hizmetin gereği olarak değerlendirme yapmak zorundadırlar.Ayrıca,valilere tanınan takdir yetkisinin Kanun'un
verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılacak düzenleyici işlemlerle objektif bazı esaslara bağlanması da mümkündür. Bu
durumda, Kanun'un 7. maddesiyle verilen yetkisini kullanan Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan yönetmelikle bazı
hususi durumlar yönünden valilerin takdir yetkisinin sınırlandırılması eşitlik ve objektiflik ilkelerinin sağlanması
açısından hukuka uygun bulunmaktadır. Silah taşımanın yada bulundurmanın gerek kişinin kendisi, gerekse toplum
için taşıdığı riskler göz önünde bulundurulduğunda, kamu güvenliğinin sağlanması ve kendisine ruhsat verilecek
kişinin suç şüphesinden uzak olması amacıyla, yargılamaları süren dolayısıyla cezalandırılma ihtimali bulunan
şahıslara yönelik olarak dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin dördüncü fıkrasıyla getirilen ön tedbirde,
hukukun genel ilkelerine ve 6136 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık görülmemiştir.
Danıştay 15.Dairesi’nin 2012/9257 E.2015/2228 K.sayılı ve 16.4.2015 tarihli kararı
Dava; davacının tarafına silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 25.07.2012 tarih
ve 10101 sayılı Ankara Valiliği işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında
Yönetmeliğin 16. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. Davacı hakkında yapılan UYAP sorgulamasında
Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca
ruhsat almasına engel suçlardan olan sahtecilik suçu nedeniyle yargılandığı, beraat ettiği ve işlem tarihi itibariyle beraat
kararı kesinleşmediğinden hakkındaki yargılamanın devam ettiğinin tespit edildiği, davacı tarafından da işlem tarihi
itibariyle beraat kararının kesinleştiğine dair belge ibraz edilmediği görüldüğünden dava konusu bireysel işlemde de
hukuka aykırılık görülmemiştir. Bununla birlikte davacı hakkında verilen beraat kararı 28.02.2014 tarihi itibariyle
kesinleştiğinden, davacının 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun ve 91/1779 sayılı
Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca başkaca bir engeli olmaması
kaydıyla kesinleşmiş yargı kararını ibraz ederek silah taşıma ruhsatı alabileceği açıktır.
Danıştay 15.Dairesi’nin 2012/9939 E.2015/1300 K.sayılı ve 04.3.2015 tarihli kararı
Dava; davacının tarafına silah bulundurma ruhsatı verilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 04.06.2013
tarihli işlem ve bu işlemin dayanağı olan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16.
maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Bu madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılaması devam eden
şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemleri yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulur. Yargılama sonucuna
kadar silah ilgili birimce emanete alınır." şeklindeki düzenlemenin iptali istemiyle açılmıştır. Davacı hakkında 6136
sayılı Kanun'un 13. maddesinde düzenlenen "ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya
bulundurma" suçu ile ilgili verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, kesinleşmiş bir
mahkumiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği açık olup, bu kararın davacı hakkında hukuki bir sonuç
doğurması ancak denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mümkün olduğundan ve
mahkemenin belirlediği 5 yıllık deneme süresince, yargılanan şahsın sanık sıfatının devam ettiğinin kabulü
gerekeceğinden, davacının durumunun Yönetmeliğin 16. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında
değerlendirilerek ruhsat işlemlerinin yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulması gerekmektedir.
Bu durumda davacının tarafına silah bulundurma ruhsatı verilmesi talebiyle yaptığı başvurunun, yargılaması devam
edenler kapsamında bulunduğundan ruhsat işlemlerinin 30.09.2009 tarihli işlemle durdurulduğu gerekçesiyle reddine
ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Danıştay 15.Dairesi’nin 2011/1079 E.2012/530 K.sayılı ve 25.01.2012 tarihli kararı
Dava, davacının silah taşıma ruhsat talebinin reddi ile mevcut silah taşıma ruhsatının iptaline ilişkin 09.02.2010 tarihli
işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Silah ruhsatı başvuru ve yenilemelerinde, ilgililer hakkında adli yargı yerlerince verilen
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararlarının, kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği,
ilgilinin sanık sıfatının 5 yıllık deneme süresince devam edeceğinin ve yargılanması devam eden kişi olarak kabul
edilmesi gerektiği.


![[+]](https://www.tabancatufek.com.tr/images/collapse_collapsed.png)