<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[TR TabancaTufek Silah Forumu - Bireysel Silah Edinme Hakkı]]></title>
		<link>https://www.tabancatufek.com.tr/</link>
		<description><![CDATA[TR TabancaTufek Silah Forumu - https://www.tabancatufek.com.tr]]></description>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2026 19:33:41 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Silah Ruhsat Harçları Niye Fahiş Oranda Arttırıldı?]]></title>
			<link>https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=1074</link>
			<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 09:22:47 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.tabancatufek.com.tr/member.php?action=profile&uid=4">ceycey</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=1074</guid>
			<description><![CDATA[Arkadaşlar, biliyorsunuz silah ruhsat harçları diğer harçlara göre fahiş oranda arttırıldı. Bunu iki kez yıl ortasında ek<br />
artış yaparak sağladılar. Şu anda bulundurma harcı 60.147,00 TL, taşıma harcı 187.941,00 TL. Dünyanın hiç bir yerinde <br />
bu kadar yüksek harç olduğunu sanmıyorum. CİMER'e toplu dilekçe vermemize rağmen geri adım atılmadı.<br />
Peki sizce bu artış niye yapıldı? Silah harçları niye fahiş fiyatlara ulaştırıldı? Bu konuda bir anket hazırladım.<br />
Şıklardan birini işaretler ve düşüncelerinizi bir kaç satırla belirtirseniz memnun olurum. Saygılarımla.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Arkadaşlar, biliyorsunuz silah ruhsat harçları diğer harçlara göre fahiş oranda arttırıldı. Bunu iki kez yıl ortasında ek<br />
artış yaparak sağladılar. Şu anda bulundurma harcı 60.147,00 TL, taşıma harcı 187.941,00 TL. Dünyanın hiç bir yerinde <br />
bu kadar yüksek harç olduğunu sanmıyorum. CİMER'e toplu dilekçe vermemize rağmen geri adım atılmadı.<br />
Peki sizce bu artış niye yapıldı? Silah harçları niye fahiş fiyatlara ulaştırıldı? Bu konuda bir anket hazırladım.<br />
Şıklardan birini işaretler ve düşüncelerinizi bir kaç satırla belirtirseniz memnun olurum. Saygılarımla.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mke ' de fahiş fiyat]]></title>
			<link>https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=1054</link>
			<pubDate>Sat, 10 Jan 2026 00:35:33 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.tabancatufek.com.tr/member.php?action=profile&uid=1746">Radihoca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=1054</guid>
			<description><![CDATA[Bireysel <br />
Silahlanamıyoruz..<br />
Bu nasıl fiyat ? <br />
<a href="https://ibb.co/8g3VRZFf" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.ibb.co/Ldwfq74c/Screenshot-20260110-002242.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Screenshot-20260110-002242.jpg]" class="mycode_img" /></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bireysel <br />
Silahlanamıyoruz..<br />
Bu nasıl fiyat ? <br />
<a href="https://ibb.co/8g3VRZFf" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.ibb.co/Ldwfq74c/Screenshot-20260110-002242.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Screenshot-20260110-002242.jpg]" class="mycode_img" /></a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[TBMM Dilekçe Komisyonu]]></title>
			<link>https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=975</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 11:52:19 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.tabancatufek.com.tr/member.php?action=profile&uid=69">dgnucak</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=975</guid>
			<description><![CDATA[Sevgili Dostlar;<br />
 <br />
Özellikle sosyal medya hesaplarımı takip eden dostlarımın bildiği üzere imza kampanyası düzenlemem noktasında uzun zamandır büyük bir talep vardı. Ben de bu konuda çalışma yapmaya başlamıştım ancak bazı sağlık sorunlarım süreci biraz geciktirdi.<br />
 <br />
Bazı dostlar ile yaptığımız istişareler neticesinde bir dilekçe ile TBMM Dilekçe Komisyonuna başvurma kararı aldık. Ortak taleplerimizin bulunduğu bir dilekçeyi bu amaçla hazırladım.<br />
 <br />
Bundan sonraki süreçte TBMM Dilekçe Komisyonuna aşağıdaki dilekçeyi sunup diğer vatandaşların imzasına açılması için talepte bulunacağım. <br />
 <br />
Bu anlamda dilekçeyi okumanızı ve hem dilekçe hem de komisyona sunulması ile ilgili fikirlerinizi beyan etmenizi istirham ediyorum.<br />
 <br />
Katkı sunacak dostlara şimdiden teşekkür ederim.<br />
 <br />
Saygılarımla<br />
 <br />
Doğan UÇAK<br />
 <br />
 <br />
----------------------------------------------------------------------------<br />
 <br />
 <br />
 <br />
Sayın Milletvekilleri;<br />
 <br />
Bizler; çalışıp üreten, vergi veren, askerlik yapan, toplum içerisinde birlikte yaşama kurallarına ve başta Anayasa olmak üzere yürürlükte bulunan kanunlara uyan yasalara saygılı vatandaşlarız.<br />
 <br />
Silahlarımız bizler için:<br />
 <br />
Emniyet kemeri ya da yangın söndürme tüpü gibi kişisel güvenlik ekipmanlarımız,<br />
Futbol topu ya da dalış gözlüğü gibi sportif faaliyetlerimizde kullandığımız spor gereçlerimiz,<br />
Motosiklet ya da model uçak gibi hobi olarak uğraşmaktan zevk aldığımız mekanik yapılardır.<br />
 <br />
Ülkemizde silah sahipliğini düzenleyen ve yürürlüğe 1953 yılında giren 6136 sayılı Kanun her ne kadar çeşitli değişiklikler görse de artık günümüz ihtiyaçlarına cevap verememekte ve bazı toplumsal sıkıntıları da beraberinde getirmektedir.<br />
 <br />
Silahı yasakla, cahil kalsın; cehaletini öne sür daha çok yasakla paradoksu içerisinde sıkışıp kalan mevcut silah kanunu; bilinçli, yasal ve kontrol edilebilir silah sahipliğini destekleyemediği gibi kontrolsüz ve yasa dışı silahlar ile mücadele noktasında da yetersiz kalmaktadır. <br />
 <br />
Ülkemizdeki sivil silahlanma meselesinin magandalık ve yasa dışılıktan kurtarılarak bilinçli ve yasal zemine oturtulması için 6136 sayılı Kanun ve bürokratik uygulamalarda aşağıda arz olunan değişikliklerin yapılması zaruri hale gelmiştir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talep 1:</span> Silah ruhsat harçları kaldırılmalı ya da yürürlükte bulunan asgari ücret göz önünde bulundurularak makul oranlarda (%5-10) ve tek seferlik harç ücreti tahsil edilmeli, ruhsat yenileme işlemleri esnasında tekrar harç tahsil edilmemelidir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerekçe :</span> İnsanlar, temel ekonomik ve sosyal yönelimleri neticesinde aynı faydayı sağlayacakları bir mala daha fazla ödemek istemezler.  Ülkemizdeki ruhsat harçları yüzünden yasal yollardan silah sahibi olmak, kaçak yollardan silah sahibi olmaya göre çok daha pahalıdır. <br />
Üstelik insanlar bir sürü bürokratik ve mevzuatsal engelleri aşarak edindikleri silahlarının tam olarak sahibi olamazlar. <br />
 <br />
Her beş yılda bir aynı iğne deliğinden yeniden geçer ve ruhsatsız bir silah alabilecekleri kadar tutarı harç olarak yeniden öderler. Beş yıllık süre sonunda harç ödemeyen ve ruhsatını yenilemeyenlerin silahlarına el konulur. Bütün bu uğraşlara rağmen edinmiş olduğunuz silahınızı evinizden çıkarmanız da yasaktır. Bu şekildeki uygulama devam ettiği sürece insanların ruhsatsız silaha yönelmesi kaçınılmazdır. <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talep 2:</span> Beş yıl süre (bir dönem) ile bulundurma ruhsatlı silah sahibi olup geçen süre zarfında silahı ile herhangi bir suça karışmamış ya da silahın muhafazasında kusur göstererek suç işlenmesine neden olmamış vatandaşlara, haklarında açılmış ve devam eden adli soruşturma bulunmaması ve eğitim koşuluyla silah taşıma ruhsatı verilmelidir.<br />
 <br />
(Not: Kişi evlilik birliği içeresindeyse silah taşıma ruhsatı verilmesi için duruma göre eşinin yazılı muvafakati aranabilir.)<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talep 3:</span> Aday memurluk süresi hariç olmak üzere beş yıl memuriyet hizmetinde bulunan kamu görevlilerine, haklarında açılmış ve devam eden adli ve idari soruşturma bulunmaması koşuluyla kamu görevlisi silah taşıma ruhsatı verilmelidir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerekçe 2-3:</span> Anayasamızın 17. Maddesi “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” der. İnsanların kendilerini ve ailelerini korumak istemeleri kadar doğal bir şey yoktur ve her insan, kendisinin ve ailesinin yaşamını koruma hakkına sahiptir.<br />
 <br />
Başkalarının suç işleme ihtimalleri, yasalara saygılı vatandaşların meşru müdafaa sınırları dâhilinde yaşama ve kişi güvenliğini haklarını korumasını ve bireysel silah edinme hakkını kullanmasını engelleyemez. Bu durum Anayasamızın 38. maddesi “<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Ceza sorumluluğu şahsidir.</span>” ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 20. maddesinde “<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.</span>” tanımlanan suç ve cezanın şahsiliği ilkesine aykırıdır.<br />
 <br />
Ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından dönem dönem yayımlanan suç istatistikleri göz önünde bulundurulduğunda suçların ezici çoğunluğunun kesici ve delici aletler ile yasa dışı silahlar ile işlendiği, yasal ve takibi kolay olan ruhsatlı silahların suç işlenmesi amacıyla kullanılmadığı görülmektedir.<br />
 <br />
Genel itibariyle 6136 sayılı Kanun; kolluk kuvvetleri ve birkaç meslek mensubu çıkarıldığında geriye sadece seçkin (siyasi, bürokrat vs.) ve zenginlere (kuyumcu, iş adamı vs.) silah taşıma hakkı tanımaktadır. <br />
 <br />
Anayasamızın 10. maddesi “<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir</span>.” derken söz konusu 6136 sayılı Kanun olduğunda bu eşitlik; seçkinler ve zenginler kendi arasında, sıradan halk ve fakirler kendi arasında eşite dönüşmüştür. İnsanları statülerine göre değil, yetkinliklerine göre değerlendirmek gerekirken 6136 sayılı Kanun, toplumu sınıflara bölerek adeta örtülü bir kast sistemi oluşturmuştur.<br />
 <br />
İhtimaller üzerine kurulan bir sistem kapsayıcı ve adaletli olamaz. Yaşama ve kişi güvenliği hakkı, mesleğine ya da zenginliğine bakılmaksızın herkes için eşittir. Kendisinin ya da ailesinin yaşama hakkını, meşru müdafaa sınırları dâhilinde korumak zorunda kalan bir kişi için mesleklerin ya da kimliklerin hiçbir önemi yoktur. <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talep 5:</span> Vatandaşların bulundurma ruhsatlı silahlarını, bürokratik bir sürü işleme gerek kalmaksızın tıpkı yivsiz tüfeklerde olduğu gibi kapalı veya açık poligonlara veya ikinci bir adrese kutusunda ve boş bir şekilde götürebilmesinin önü açılmalıdır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talep 6:</span> Ülkenin her kentine, ailece gidilip piknik yapılabilecek ve doğal hayatı rahatsız etmeden güvenli bir ortamda atıcılık sporu yapılabilecek açık tabanca ve tüfek poligonları yapılmalı ve fişek alımında sayı sınırlaması kaldırılmalıdır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerekçe 5-6: </span>Uygun olmayan yer ve zamanlarda vatandaşın hem kendi hem de başkalarının can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde ateşli silah kullanmasının, hiç kimseye faydasının olmadığı gün gibi ortadadır. <br />
 <br />
Silahlar; sokak aralarında, düğünlerde ya da maç sonralarında değil güvenli poligon ortamlarında ateşlenmelidir; ancak maalesef ülkemizde her ilde atış poligonu bulunmamaktadır. Hele ki yivsiz ya da yivli tüfekler ile atış yapılabilecek poligon sayısı koskoca ülkede bir elin parmağını bile geçmeyecek sayıdadır.<br />
 <br />
Vatandaşların ruhsatlı silah sahibi olmasına ve her silah başına yıllık 1.000 (bin) fişek satın almasına izin verip bu fişekleri sarf edecek yer ya da atmaya izin vermemek tam bir akıl tutulmasıdır.<br />
 <br />
Silah sahibi vatandaşlar ruhsat alırken bürokratik zorlukların yanında kucak dolusu harç parası ödemesine rağmen, idare tarafından bu anlamda hiçbir hizmet alamamaktadır. İdare, ruhsat için yüksek harç bedelleri talep ediyorsa ruhsat verdiği vatandaşına yasal silahı ile güvenli atış yapabileceği alanlar yapmak ya da belirlemek zorundadır. <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talep 7:</span> Her silaha ayrı ruhsat uygulamasına son verilmeli ve ruhsat yenileme işlemleri esnasında mülki idari amir onayı şartı kaldırılmalıdır. <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerekçe 7: </span>Nasıl ki her araba aldığımızda yeniden ehliyet almamız gerekmiyorsa silah ruhsatı uygulaması da aynı şekilde olmalıdır. Ruhsat kişiye verilmeli ve ruhsat verilen kişi, adına kayıtlı bütün yasal tabancalarını ruhsat süresi içerinde bulundurup taşıyabilmelidir.<br />
 <br />
Ruhsat süresi sonunda ise kişinin nörolojik, psikolojik ve fizyolojik yeterliliği devam ediyorsa ve adli yönden engel hali oluşmamışsa talebi doğrultusunda silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı mülki idari amir onayına gerek kalmadan kendiliğinden yenilenmelidir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talep 8: </span>Silah satışlarındaki MKEK tekeli ve vergi borcu yoktur uygulaması kaldırılmalıdır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerekçe 8: </span>İnsanlar ruhsatsız silaha bulundukları şehirde ulaşabiliyorken ruhsatlı silah satışlarının MKEK tekelinde toplanması, günümüz serbest piyasa ekonomisi şartlarında yersiz bir uygulamadır. Silah ruhsat harçlarının yüksekliği ve bürokratik işlemlerin uzunluğunun üzerine bir de silah satın alabilmek için diğer illerden İstanbul ya da Ankara’ya gitmek zorunda olmak insanlara ekstra maddi ve manevi yük getirmektedir. <br />
 <br />
Yerli silah üreticilerinin ürettiği modeller, hâlihazırda diğer illerdeki MKEK ile anlaşmalı av ve mermi bayileri tarafından satılabilmelidir. Bu durumun sektörel anlamda büyüme yaratacağı ve insanları ruhsatsız silah almak yerine ruhsatlı silaha yönelteceği açıktır. <br />
 <br />
Ayrıca kişilerin vergi borcunun bulunması hakların en temeli olan yaşama ve kişi güvenliği hakkının korunmasına engel oluşturmamalıdır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç ve istem:</span><br />
 <br />
Yasal ve bilinçli silahlanma ile kim kazanır?<br />
 <br />
1-Mevcut silahların kimde ve ne kadar olduğu kayıt altında olacağı için ülke asayişi kazanır.<br />
2- Silah sahibi olmak isteyen yasalara saygılı vatandaş kazanır.<br />
3-Silahı üreten yerli üretici ve silah sektörü (av ve mermi bayileri, poligonlar vs.) kazanır.<br />
4- Üretimle beraber artacak istihdamla ve alınacak vergi gelirleriyle ülke ekonomisi kazanır.<br />
 <br />
Peki kim kaybeder?<br />
 <br />
1-Uluslararası silah kaçakçıları kaybeder.<br />
2-Silah kaçakçılığı ile zenginleşen terör örgütleri ve mafya organizasyonları kaybeder.<br />
3-Yasal ve bilinçli bir şekilde silahlanmış vatandaş karşısında suçlular ve suç işlemeye meyilli kimseler kaybeder. <br />
 <br />
Yasal ve bilinçli bireysel silah edinme hakkının genişletilmesi hâlinde, devlet ve vatandaş olarak her türlü kazan-kazan durumu olacakken mevcut kaybet-kaybet ilişkisinde hâlâ ayak diretilmesinin hiç kimseye bir faydası bulunmamaktadır.<br />
 <br />
Silahların ruhsatları kâğıt parçaları değil vicdanlardır. Silah sahibi olmanın insanları daha kötü yaptığına dair hiçbir bilimsel veri yoktur. Bilinçli bir vatandaşın elinde bulunan silah şiddete neden olmaz; aksine uğrayabileceği muhtemel şiddeti önler. Bireysel silah edinme hakkının, yasalara saygılı her vatandaşa eşit bir şekilde tanınması polise alternatif oluşturmak değil, yalnızca insanların yaşama, kişi güvenliği ve savunma haklarını koruyabilmeleri için kişisel önlem alabilmelerinin önünün açılmasıdır.<br />
 <br />
Mevcut düzenlemede, insanların yasal ve bilinçli silah kültürü oluşturmaması ve oluşturamaması adına her şey ziyadesi ile mevcuttur. Uygun eğitim verilerek uygun şartlarda yasal yollardan ve bilinçli silah sahipliğini teşvik etmekten ziyade, silah sahipliğini toplumun ayrıcalıklı kesimine tanımakta ve toplumun geri kalanını yasa dışılığa itmektedir. Yasal yollardan silah sahibi olmak isteyen vatandaşlara verilecek her hayır cevabı, silah kaçakçılarına potansiyel yeni müşteriler kazandıracaktır.<br />
 <br />
Yasal bireysel silah edinme hakkının kullanılması noktasındaki her kısıtlama ve yasak, insanların ruhsatsız silaha yönelmesine yol açar. Kamu düzeni ve güvenliği için kimlerin elinde olduğunu bilmediğiniz beş silah mı daha tehlikelidir yoksa kimlerde olduğunu bildiğiniz on silah mı? Ruhsatsız silahların takibi çok zordur. Silahları kontrol altında tutmanın en kolay yolu onları ruhsatlandırmaktır.<br />
 <br />
Silahı yasaklayıp, yasağın konuşulmasını dahi yasak sayarak çözüm üretemeyiz. İnsanlara neden ruhsatsız silah taşıyorsun ya da almak istiyorsun diye sorulduğu zaman, haklılık payı bulunan cevaplar alınıyorsa bir yerlerde yanlışlık yapılıyor demektir.<br />
 <br />
6136 sayılı Kanunun bizleri getirdiği noktada suçlular ve suç işlemeye meyilli kimseler, sayısı milyonlarla ifade edilen yasa dışı silahlara kontrolsüz ve çok kolay bir şekilde ulaşırken yasalara uyan dürüst vatandaşlar ise yasal yollardan silah sahibi olmak için kanunun ve bürokrasinin dişleri arasında ezilmektedir.<br />
 <br />
Yaklaşık 72 yıldır yürürlükte bulunan silah kanunu ve sadece polisiye tedbirler ile ülkemizdeki yasa dışı silah sorununun çözülemeyeceği ortadadır. İnsanların gözünde yasa dışı silahı cazip hale getiren tüm uygulamalar, bütün yönleriyle ve dikkatli bir şekilde ele alınmalıdır.<br />
 <br />
Yasa dışı silahlarla mücadele ve yasal silah sahipliği ile bilinçli silah kültürünün ülkemizde yaygınlaştırılması adına, yukarıdaki taleplerin uygulamaya geçirilmesini,<br />
Arz ve talep ederim.<br />
 <br />
Saygılarımla.<br />
 <br />
 <br />
Doğan UÇAK]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sevgili Dostlar;<br />
 <br />
Özellikle sosyal medya hesaplarımı takip eden dostlarımın bildiği üzere imza kampanyası düzenlemem noktasında uzun zamandır büyük bir talep vardı. Ben de bu konuda çalışma yapmaya başlamıştım ancak bazı sağlık sorunlarım süreci biraz geciktirdi.<br />
 <br />
Bazı dostlar ile yaptığımız istişareler neticesinde bir dilekçe ile TBMM Dilekçe Komisyonuna başvurma kararı aldık. Ortak taleplerimizin bulunduğu bir dilekçeyi bu amaçla hazırladım.<br />
 <br />
Bundan sonraki süreçte TBMM Dilekçe Komisyonuna aşağıdaki dilekçeyi sunup diğer vatandaşların imzasına açılması için talepte bulunacağım. <br />
 <br />
Bu anlamda dilekçeyi okumanızı ve hem dilekçe hem de komisyona sunulması ile ilgili fikirlerinizi beyan etmenizi istirham ediyorum.<br />
 <br />
Katkı sunacak dostlara şimdiden teşekkür ederim.<br />
 <br />
Saygılarımla<br />
 <br />
Doğan UÇAK<br />
 <br />
 <br />
----------------------------------------------------------------------------<br />
 <br />
 <br />
 <br />
Sayın Milletvekilleri;<br />
 <br />
Bizler; çalışıp üreten, vergi veren, askerlik yapan, toplum içerisinde birlikte yaşama kurallarına ve başta Anayasa olmak üzere yürürlükte bulunan kanunlara uyan yasalara saygılı vatandaşlarız.<br />
 <br />
Silahlarımız bizler için:<br />
 <br />
Emniyet kemeri ya da yangın söndürme tüpü gibi kişisel güvenlik ekipmanlarımız,<br />
Futbol topu ya da dalış gözlüğü gibi sportif faaliyetlerimizde kullandığımız spor gereçlerimiz,<br />
Motosiklet ya da model uçak gibi hobi olarak uğraşmaktan zevk aldığımız mekanik yapılardır.<br />
 <br />
Ülkemizde silah sahipliğini düzenleyen ve yürürlüğe 1953 yılında giren 6136 sayılı Kanun her ne kadar çeşitli değişiklikler görse de artık günümüz ihtiyaçlarına cevap verememekte ve bazı toplumsal sıkıntıları da beraberinde getirmektedir.<br />
 <br />
Silahı yasakla, cahil kalsın; cehaletini öne sür daha çok yasakla paradoksu içerisinde sıkışıp kalan mevcut silah kanunu; bilinçli, yasal ve kontrol edilebilir silah sahipliğini destekleyemediği gibi kontrolsüz ve yasa dışı silahlar ile mücadele noktasında da yetersiz kalmaktadır. <br />
 <br />
Ülkemizdeki sivil silahlanma meselesinin magandalık ve yasa dışılıktan kurtarılarak bilinçli ve yasal zemine oturtulması için 6136 sayılı Kanun ve bürokratik uygulamalarda aşağıda arz olunan değişikliklerin yapılması zaruri hale gelmiştir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talep 1:</span> Silah ruhsat harçları kaldırılmalı ya da yürürlükte bulunan asgari ücret göz önünde bulundurularak makul oranlarda (%5-10) ve tek seferlik harç ücreti tahsil edilmeli, ruhsat yenileme işlemleri esnasında tekrar harç tahsil edilmemelidir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerekçe :</span> İnsanlar, temel ekonomik ve sosyal yönelimleri neticesinde aynı faydayı sağlayacakları bir mala daha fazla ödemek istemezler.  Ülkemizdeki ruhsat harçları yüzünden yasal yollardan silah sahibi olmak, kaçak yollardan silah sahibi olmaya göre çok daha pahalıdır. <br />
Üstelik insanlar bir sürü bürokratik ve mevzuatsal engelleri aşarak edindikleri silahlarının tam olarak sahibi olamazlar. <br />
 <br />
Her beş yılda bir aynı iğne deliğinden yeniden geçer ve ruhsatsız bir silah alabilecekleri kadar tutarı harç olarak yeniden öderler. Beş yıllık süre sonunda harç ödemeyen ve ruhsatını yenilemeyenlerin silahlarına el konulur. Bütün bu uğraşlara rağmen edinmiş olduğunuz silahınızı evinizden çıkarmanız da yasaktır. Bu şekildeki uygulama devam ettiği sürece insanların ruhsatsız silaha yönelmesi kaçınılmazdır. <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talep 2:</span> Beş yıl süre (bir dönem) ile bulundurma ruhsatlı silah sahibi olup geçen süre zarfında silahı ile herhangi bir suça karışmamış ya da silahın muhafazasında kusur göstererek suç işlenmesine neden olmamış vatandaşlara, haklarında açılmış ve devam eden adli soruşturma bulunmaması ve eğitim koşuluyla silah taşıma ruhsatı verilmelidir.<br />
 <br />
(Not: Kişi evlilik birliği içeresindeyse silah taşıma ruhsatı verilmesi için duruma göre eşinin yazılı muvafakati aranabilir.)<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talep 3:</span> Aday memurluk süresi hariç olmak üzere beş yıl memuriyet hizmetinde bulunan kamu görevlilerine, haklarında açılmış ve devam eden adli ve idari soruşturma bulunmaması koşuluyla kamu görevlisi silah taşıma ruhsatı verilmelidir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerekçe 2-3:</span> Anayasamızın 17. Maddesi “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” der. İnsanların kendilerini ve ailelerini korumak istemeleri kadar doğal bir şey yoktur ve her insan, kendisinin ve ailesinin yaşamını koruma hakkına sahiptir.<br />
 <br />
Başkalarının suç işleme ihtimalleri, yasalara saygılı vatandaşların meşru müdafaa sınırları dâhilinde yaşama ve kişi güvenliğini haklarını korumasını ve bireysel silah edinme hakkını kullanmasını engelleyemez. Bu durum Anayasamızın 38. maddesi “<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Ceza sorumluluğu şahsidir.</span>” ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 20. maddesinde “<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.</span>” tanımlanan suç ve cezanın şahsiliği ilkesine aykırıdır.<br />
 <br />
Ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından dönem dönem yayımlanan suç istatistikleri göz önünde bulundurulduğunda suçların ezici çoğunluğunun kesici ve delici aletler ile yasa dışı silahlar ile işlendiği, yasal ve takibi kolay olan ruhsatlı silahların suç işlenmesi amacıyla kullanılmadığı görülmektedir.<br />
 <br />
Genel itibariyle 6136 sayılı Kanun; kolluk kuvvetleri ve birkaç meslek mensubu çıkarıldığında geriye sadece seçkin (siyasi, bürokrat vs.) ve zenginlere (kuyumcu, iş adamı vs.) silah taşıma hakkı tanımaktadır. <br />
 <br />
Anayasamızın 10. maddesi “<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir</span>.” derken söz konusu 6136 sayılı Kanun olduğunda bu eşitlik; seçkinler ve zenginler kendi arasında, sıradan halk ve fakirler kendi arasında eşite dönüşmüştür. İnsanları statülerine göre değil, yetkinliklerine göre değerlendirmek gerekirken 6136 sayılı Kanun, toplumu sınıflara bölerek adeta örtülü bir kast sistemi oluşturmuştur.<br />
 <br />
İhtimaller üzerine kurulan bir sistem kapsayıcı ve adaletli olamaz. Yaşama ve kişi güvenliği hakkı, mesleğine ya da zenginliğine bakılmaksızın herkes için eşittir. Kendisinin ya da ailesinin yaşama hakkını, meşru müdafaa sınırları dâhilinde korumak zorunda kalan bir kişi için mesleklerin ya da kimliklerin hiçbir önemi yoktur. <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talep 5:</span> Vatandaşların bulundurma ruhsatlı silahlarını, bürokratik bir sürü işleme gerek kalmaksızın tıpkı yivsiz tüfeklerde olduğu gibi kapalı veya açık poligonlara veya ikinci bir adrese kutusunda ve boş bir şekilde götürebilmesinin önü açılmalıdır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talep 6:</span> Ülkenin her kentine, ailece gidilip piknik yapılabilecek ve doğal hayatı rahatsız etmeden güvenli bir ortamda atıcılık sporu yapılabilecek açık tabanca ve tüfek poligonları yapılmalı ve fişek alımında sayı sınırlaması kaldırılmalıdır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerekçe 5-6: </span>Uygun olmayan yer ve zamanlarda vatandaşın hem kendi hem de başkalarının can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde ateşli silah kullanmasının, hiç kimseye faydasının olmadığı gün gibi ortadadır. <br />
 <br />
Silahlar; sokak aralarında, düğünlerde ya da maç sonralarında değil güvenli poligon ortamlarında ateşlenmelidir; ancak maalesef ülkemizde her ilde atış poligonu bulunmamaktadır. Hele ki yivsiz ya da yivli tüfekler ile atış yapılabilecek poligon sayısı koskoca ülkede bir elin parmağını bile geçmeyecek sayıdadır.<br />
 <br />
Vatandaşların ruhsatlı silah sahibi olmasına ve her silah başına yıllık 1.000 (bin) fişek satın almasına izin verip bu fişekleri sarf edecek yer ya da atmaya izin vermemek tam bir akıl tutulmasıdır.<br />
 <br />
Silah sahibi vatandaşlar ruhsat alırken bürokratik zorlukların yanında kucak dolusu harç parası ödemesine rağmen, idare tarafından bu anlamda hiçbir hizmet alamamaktadır. İdare, ruhsat için yüksek harç bedelleri talep ediyorsa ruhsat verdiği vatandaşına yasal silahı ile güvenli atış yapabileceği alanlar yapmak ya da belirlemek zorundadır. <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talep 7:</span> Her silaha ayrı ruhsat uygulamasına son verilmeli ve ruhsat yenileme işlemleri esnasında mülki idari amir onayı şartı kaldırılmalıdır. <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerekçe 7: </span>Nasıl ki her araba aldığımızda yeniden ehliyet almamız gerekmiyorsa silah ruhsatı uygulaması da aynı şekilde olmalıdır. Ruhsat kişiye verilmeli ve ruhsat verilen kişi, adına kayıtlı bütün yasal tabancalarını ruhsat süresi içerinde bulundurup taşıyabilmelidir.<br />
 <br />
Ruhsat süresi sonunda ise kişinin nörolojik, psikolojik ve fizyolojik yeterliliği devam ediyorsa ve adli yönden engel hali oluşmamışsa talebi doğrultusunda silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı mülki idari amir onayına gerek kalmadan kendiliğinden yenilenmelidir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talep 8: </span>Silah satışlarındaki MKEK tekeli ve vergi borcu yoktur uygulaması kaldırılmalıdır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerekçe 8: </span>İnsanlar ruhsatsız silaha bulundukları şehirde ulaşabiliyorken ruhsatlı silah satışlarının MKEK tekelinde toplanması, günümüz serbest piyasa ekonomisi şartlarında yersiz bir uygulamadır. Silah ruhsat harçlarının yüksekliği ve bürokratik işlemlerin uzunluğunun üzerine bir de silah satın alabilmek için diğer illerden İstanbul ya da Ankara’ya gitmek zorunda olmak insanlara ekstra maddi ve manevi yük getirmektedir. <br />
 <br />
Yerli silah üreticilerinin ürettiği modeller, hâlihazırda diğer illerdeki MKEK ile anlaşmalı av ve mermi bayileri tarafından satılabilmelidir. Bu durumun sektörel anlamda büyüme yaratacağı ve insanları ruhsatsız silah almak yerine ruhsatlı silaha yönelteceği açıktır. <br />
 <br />
Ayrıca kişilerin vergi borcunun bulunması hakların en temeli olan yaşama ve kişi güvenliği hakkının korunmasına engel oluşturmamalıdır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç ve istem:</span><br />
 <br />
Yasal ve bilinçli silahlanma ile kim kazanır?<br />
 <br />
1-Mevcut silahların kimde ve ne kadar olduğu kayıt altında olacağı için ülke asayişi kazanır.<br />
2- Silah sahibi olmak isteyen yasalara saygılı vatandaş kazanır.<br />
3-Silahı üreten yerli üretici ve silah sektörü (av ve mermi bayileri, poligonlar vs.) kazanır.<br />
4- Üretimle beraber artacak istihdamla ve alınacak vergi gelirleriyle ülke ekonomisi kazanır.<br />
 <br />
Peki kim kaybeder?<br />
 <br />
1-Uluslararası silah kaçakçıları kaybeder.<br />
2-Silah kaçakçılığı ile zenginleşen terör örgütleri ve mafya organizasyonları kaybeder.<br />
3-Yasal ve bilinçli bir şekilde silahlanmış vatandaş karşısında suçlular ve suç işlemeye meyilli kimseler kaybeder. <br />
 <br />
Yasal ve bilinçli bireysel silah edinme hakkının genişletilmesi hâlinde, devlet ve vatandaş olarak her türlü kazan-kazan durumu olacakken mevcut kaybet-kaybet ilişkisinde hâlâ ayak diretilmesinin hiç kimseye bir faydası bulunmamaktadır.<br />
 <br />
Silahların ruhsatları kâğıt parçaları değil vicdanlardır. Silah sahibi olmanın insanları daha kötü yaptığına dair hiçbir bilimsel veri yoktur. Bilinçli bir vatandaşın elinde bulunan silah şiddete neden olmaz; aksine uğrayabileceği muhtemel şiddeti önler. Bireysel silah edinme hakkının, yasalara saygılı her vatandaşa eşit bir şekilde tanınması polise alternatif oluşturmak değil, yalnızca insanların yaşama, kişi güvenliği ve savunma haklarını koruyabilmeleri için kişisel önlem alabilmelerinin önünün açılmasıdır.<br />
 <br />
Mevcut düzenlemede, insanların yasal ve bilinçli silah kültürü oluşturmaması ve oluşturamaması adına her şey ziyadesi ile mevcuttur. Uygun eğitim verilerek uygun şartlarda yasal yollardan ve bilinçli silah sahipliğini teşvik etmekten ziyade, silah sahipliğini toplumun ayrıcalıklı kesimine tanımakta ve toplumun geri kalanını yasa dışılığa itmektedir. Yasal yollardan silah sahibi olmak isteyen vatandaşlara verilecek her hayır cevabı, silah kaçakçılarına potansiyel yeni müşteriler kazandıracaktır.<br />
 <br />
Yasal bireysel silah edinme hakkının kullanılması noktasındaki her kısıtlama ve yasak, insanların ruhsatsız silaha yönelmesine yol açar. Kamu düzeni ve güvenliği için kimlerin elinde olduğunu bilmediğiniz beş silah mı daha tehlikelidir yoksa kimlerde olduğunu bildiğiniz on silah mı? Ruhsatsız silahların takibi çok zordur. Silahları kontrol altında tutmanın en kolay yolu onları ruhsatlandırmaktır.<br />
 <br />
Silahı yasaklayıp, yasağın konuşulmasını dahi yasak sayarak çözüm üretemeyiz. İnsanlara neden ruhsatsız silah taşıyorsun ya da almak istiyorsun diye sorulduğu zaman, haklılık payı bulunan cevaplar alınıyorsa bir yerlerde yanlışlık yapılıyor demektir.<br />
 <br />
6136 sayılı Kanunun bizleri getirdiği noktada suçlular ve suç işlemeye meyilli kimseler, sayısı milyonlarla ifade edilen yasa dışı silahlara kontrolsüz ve çok kolay bir şekilde ulaşırken yasalara uyan dürüst vatandaşlar ise yasal yollardan silah sahibi olmak için kanunun ve bürokrasinin dişleri arasında ezilmektedir.<br />
 <br />
Yaklaşık 72 yıldır yürürlükte bulunan silah kanunu ve sadece polisiye tedbirler ile ülkemizdeki yasa dışı silah sorununun çözülemeyeceği ortadadır. İnsanların gözünde yasa dışı silahı cazip hale getiren tüm uygulamalar, bütün yönleriyle ve dikkatli bir şekilde ele alınmalıdır.<br />
 <br />
Yasa dışı silahlarla mücadele ve yasal silah sahipliği ile bilinçli silah kültürünün ülkemizde yaygınlaştırılması adına, yukarıdaki taleplerin uygulamaya geçirilmesini,<br />
Arz ve talep ederim.<br />
 <br />
Saygılarımla.<br />
 <br />
 <br />
Doğan UÇAK]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Philip A. Luty (1965–2011)]]></title>
			<link>https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=897</link>
			<pubDate>Thu, 15 May 2025 21:17:19 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.tabancatufek.com.tr/member.php?action=profile&uid=844">Notre Dame'ın Kamburu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=897</guid>
			<description><![CDATA[İngiliz mühendis, yazar ve silah hakları savunucusu.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Silahsızlanmaya karşı silahlı bir cevap"</span> felsefesiyle tanınır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kimdir?</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğum:</span> İngiltere, 1965<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ölüm:</span> 8 Nisan 2011 (kanser nedeniyle)<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meslek:</span> Mühendis, silah tasarımcısı, aktivist<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amacı:</span> Devletlerin sivil silahlanmayı yasaklamasına karşı çıkmak<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Motto:</span> “Silah yasaları yalnızca kanunlara uyan insanları silahsız bırakır.”<br />
</li>
</ul>
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne Yaptı?</span><br />
Luty, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tamamen evde, basit el aletleriyle yapılabilen tam otomatik silahlar</span> tasarladı.<br />
Amacı suç işlemek değil, silah yasalarının "anlamsız" olduğunu göstermekti.<br />
<br />
Meşhur Kitabı:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Expedient Homemade Firearms"</span><ul class="mycode_list"><li>Tam otomatik 9 mm bir makineli tabancanın nasıl üretileceğini detaylarıyla anlatır.<br />
</li>
<li>Freze, CNC veya endüstriyel parçalar gerektirmez.<br />
</li>
<li>Kitap hâlâ bazı yerlerde yasaklı veya takip altındadır.<br />
</li>
</ul>
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yargılandığı Davalar</span><ul class="mycode_list"><li>İngiltere’de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1998 yılında</span> kendi tasarımı olan bir silahı bulundurmaktan yargılandı.<br />
</li>
<li>Amacı "siyasi protesto" olsa da mahkemede bu savunması kabul görmedi.<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mahkeme sırasında kendi avukatlığını yaptı.</span><br />
</li>
<li>Hapse girdi, çıktıktan sonra da üretime ve yazmaya devam etti.<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silahları Nasıldı?</span><ul class="mycode_list"><li>Boru tipi gövde<br />
</li>
<li>Basit şarjörler<br />
</li>
<li>Yaylı tetik sistemi<br />
</li>
<li>Tam otomatik ateşleme<br />
</li>
<li>Sade tasarım, düşük isabet ama yüksek hacimli atış<br />
</li>
</ul>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Bir anlamda, modern “zip gun”ların en teknik ve felsefi örneklerini verdi.</blockquote>
<br />
Ölümü:<ul class="mycode_list"><li>2011’de kanser nedeniyle öldü.<br />
</li>
<li>Ölmeden önce bazı projeleri üzerinde çalışmaya devam ediyordu.<br />
</li>
<li>Son zamanlarında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">çevrimiçi silah özgürlüğü savunucuları</span> tarafından destekleniyordu.<br />
</li>
</ul>
<br />
<br />
hilip Luty’nin Mirası<ul class="mycode_list"><li>Günümüzde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">homebuilt gun</span> (ev yapımı silah) kültürünün öncülerinden sayılır.<br />
</li>
<li>3D yazıcı silah projelerine ilham kaynağı oldu.<br />
</li>
<li>Onun çizimleri, özellikle düşük özgürlük derecesine sahip ülkelerde "protest silah" tasarımlarında temel alındı.<br />
</li>
</ul>
<br />
<br />
Not:<br />
Luty'nin yaptığı şeyler çoğu ülkede yasa dışıdır. Ancak amacı teknik olarak mümkün olanı göstermek ve ifade özgürlüğüyle bu alanı savunmaktı. Kendisini bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">silah hakları filozofu</span> gibi konumladı.<br />
<br />
<br />
<img src="https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/6/62/Philip_Luty_1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Philip_Luty_1.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Philip Luty'nin silahı, Almanya'da aşırı sağcı, neo-Nazi bir dazlak tarafından kullanıldı. Yanında av tüfeği de vardı ve bazı insanların ölümüne sebebiyet verdi. Burada suçlu olan Luty mi, yoksa vatandaşlarının kendilerini korumasına izin vermeyen devlet mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İngiliz mühendis, yazar ve silah hakları savunucusu.<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Silahsızlanmaya karşı silahlı bir cevap"</span> felsefesiyle tanınır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kimdir?</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğum:</span> İngiltere, 1965<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ölüm:</span> 8 Nisan 2011 (kanser nedeniyle)<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meslek:</span> Mühendis, silah tasarımcısı, aktivist<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amacı:</span> Devletlerin sivil silahlanmayı yasaklamasına karşı çıkmak<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Motto:</span> “Silah yasaları yalnızca kanunlara uyan insanları silahsız bırakır.”<br />
</li>
</ul>
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne Yaptı?</span><br />
Luty, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tamamen evde, basit el aletleriyle yapılabilen tam otomatik silahlar</span> tasarladı.<br />
Amacı suç işlemek değil, silah yasalarının "anlamsız" olduğunu göstermekti.<br />
<br />
Meşhur Kitabı:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Expedient Homemade Firearms"</span><ul class="mycode_list"><li>Tam otomatik 9 mm bir makineli tabancanın nasıl üretileceğini detaylarıyla anlatır.<br />
</li>
<li>Freze, CNC veya endüstriyel parçalar gerektirmez.<br />
</li>
<li>Kitap hâlâ bazı yerlerde yasaklı veya takip altındadır.<br />
</li>
</ul>
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yargılandığı Davalar</span><ul class="mycode_list"><li>İngiltere’de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1998 yılında</span> kendi tasarımı olan bir silahı bulundurmaktan yargılandı.<br />
</li>
<li>Amacı "siyasi protesto" olsa da mahkemede bu savunması kabul görmedi.<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mahkeme sırasında kendi avukatlığını yaptı.</span><br />
</li>
<li>Hapse girdi, çıktıktan sonra da üretime ve yazmaya devam etti.<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silahları Nasıldı?</span><ul class="mycode_list"><li>Boru tipi gövde<br />
</li>
<li>Basit şarjörler<br />
</li>
<li>Yaylı tetik sistemi<br />
</li>
<li>Tam otomatik ateşleme<br />
</li>
<li>Sade tasarım, düşük isabet ama yüksek hacimli atış<br />
</li>
</ul>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Bir anlamda, modern “zip gun”ların en teknik ve felsefi örneklerini verdi.</blockquote>
<br />
Ölümü:<ul class="mycode_list"><li>2011’de kanser nedeniyle öldü.<br />
</li>
<li>Ölmeden önce bazı projeleri üzerinde çalışmaya devam ediyordu.<br />
</li>
<li>Son zamanlarında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">çevrimiçi silah özgürlüğü savunucuları</span> tarafından destekleniyordu.<br />
</li>
</ul>
<br />
<br />
hilip Luty’nin Mirası<ul class="mycode_list"><li>Günümüzde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">homebuilt gun</span> (ev yapımı silah) kültürünün öncülerinden sayılır.<br />
</li>
<li>3D yazıcı silah projelerine ilham kaynağı oldu.<br />
</li>
<li>Onun çizimleri, özellikle düşük özgürlük derecesine sahip ülkelerde "protest silah" tasarımlarında temel alındı.<br />
</li>
</ul>
<br />
<br />
Not:<br />
Luty'nin yaptığı şeyler çoğu ülkede yasa dışıdır. Ancak amacı teknik olarak mümkün olanı göstermek ve ifade özgürlüğüyle bu alanı savunmaktı. Kendisini bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">silah hakları filozofu</span> gibi konumladı.<br />
<br />
<br />
<img src="https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/6/62/Philip_Luty_1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Philip_Luty_1.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Philip Luty'nin silahı, Almanya'da aşırı sağcı, neo-Nazi bir dazlak tarafından kullanıldı. Yanında av tüfeği de vardı ve bazı insanların ölümüne sebebiyet verdi. Burada suçlu olan Luty mi, yoksa vatandaşlarının kendilerini korumasına izin vermeyen devlet mi?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bireysel Silah Edinme Hakkı ve Diğer Ülkeler]]></title>
			<link>https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=742</link>
			<pubDate>Sun, 16 Feb 2025 10:31:22 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.tabancatufek.com.tr/member.php?action=profile&uid=4">ceycey</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=742</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bireysel Silah Edinme Hakkı ve Diğer Ülkeler:</span><br />
<br />
Köhneleşmiş, yamalı bohçaya dönmüş, toplumun beklentilerini karşılamayan silah yasalarımızdan <br />
haklı olarak sıkça şikayet ediyoruz. Acaba diğer ülkelerdeki yasalar ve uygulamalar nasıl? <br />
Onlara kısaca bakalım:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rusya : </span><br />
Ruhsat için en az 18 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Herkes ruhsat alamıyor. Can güvenliği,spor,avcılık,miras ya da hediye gibi yasada sayılan sebeplerden<br />
birini kanıtlamak lazım.<br />
Eğitim almak ve bazı testleri tamamlamak gerekiyor. Yine Rusya vatandaşı ve sabit ikametgah sahibi<br />
olmak ve sabıkası olmamak şart.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kanada:</span><br />
Asgari 18 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Tabancalarda kanunda sayılan meslekler için kullanım gereğinin ispatı gerekli.Av tüfekleri için böyle<br />
bir gereklilik yok.<br />
Suç ve aile içi şiddet geçmişi kontrol edilir.Bağımlı olmamak ve silah tipine göre psikolojik-güvenlik<br />
testlerinden geçmek gerekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsrail:</span><br />
Asker ve polisler için 21,diğer vatandaşlar yönünden 27 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Kullanım yeri(konut, iş),kullanım amacı ve lisans başvurusunun yasal dayanağını belirtmek gerekiyor.<br />
Şiddet içerikli bir suçtan mahkum olmamış olmak ve lisans iptalini gerektirecek bir yargılaması devam<br />
etmemek gerekiyor.<br />
Heyetten sağlık raporu alınması ve poligon eğitiminin tamamlanması gerekiyor.<br />
Ayrıca en az 3 yıllık sabit ikametgahın olması lazım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Avusturalya:</span><br />
Asgari 18 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Spor,avcılık,can güvenliği gibi geçerli bir sebep aranıyor.<br />
Son 5 yıl içerisinde şiddet içerikli bir suçtan mahkum olmamak gerekiyor.<br />
Güvenlik kursunu tamamlamak, fiziksel ve psikolojik yeterlilik gerekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çin:</span><br />
Genel bir yaş belirlenmemiş .Ancak yerel idareler genelde 18 yaşın bitirilmesini arıyor.<br />
Tabanca için kanunda yazılı  bazı spor dalları,vahşi hayatı koruma,hayvan yetiştirme vs alanlardan <br />
birinde çalışmak gerekiyor.Av tüfeği için avcı veya çoban olmak gerekiyor.<br />
Ulusal düzenlemelerde sabıkayla ilgili hüküm yok.Yerel düzenlemelerde sabıka kaydı bulunmamak<br />
şartı aranabiliyor.<br />
Yerel düzenlemelerde psikolojik açıdan yeterlilik şartı aranıyor.<br />
Ruhsat için özel eğitimleri tamamlamak gerekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Almanya:</span><br />
Asgari 18 yaşında,nişancılar için 21 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Ruhsat avcılara,nişancılara(yarışmacı),atıcılık derneği üyelerine, koleksiyonculara, uzmanlara,<br />
üreticilere, özel güvenlik elemanlarına veriliyor.<br />
Sabıka kaydı, suç veya terör örgütü üyesi olmamak gerekiyor.<br />
Silah teknolojisi ve hukuku bilgisi olmak ya da silah kullanımında uzman olma şartları var.<br />
Beş yıllık sabit ikametgah sahibi olmak ve sorumluluk sigortası yaptırmak gerekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Japonya:</span><br />
Asgari 18,sporcular için 14 ve avcılar için 20 yaş sınırı aranıyor.<br />
Özel ihtiyaç(av,atıcılık,spor,satıcı,üretici,koleksiyon vb) sahibi olmak gerekiyor.<br />
Cezanın infazı üzerinden en az 5 yıl geçmesi lazım.Aile içi şiddet için yasaklama kararı <br />
alınmamış olmak.<br />
Bağımlı olmamak ve sağlık sorunları(bunama,zeka geriliği,akıl hastalığı) olmamak gerekiyor.<br />
Ateşli silahlar hukukuna ilişkin eğitim almak, yetenek ve atış testlerini tamamlamak gerekiyor.<br />
Sabit ikametgah sahibi olmak ve kaza sigortası yaptırmak diğer aranan şartlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Norveç:</span><br />
Tabanca için asgari 21,diğerleri için asgari 18 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Ruhsat için makul gerekçeler isteniyor.<br />
Alkolik olmamak ve güvenilir olmak şartları aranıyor. Tüfek almak isteyen 16-18 yaş adaylar için<br />
atış kulübüne üye olmak ve sınavda başarılı olmak gerekiyor.<br />
Ayrıca polisten onay almak ve silah güvenli bir şekilde saklamak şartları aranıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İspanya:</span><br />
Asgari 18 yaşında ,avcı ve atıcılar(sporcular) için asgari 14 yaşında olmak şart.<br />
Avlanmak,atıcılık,koleksiyonerlik gibi meslek sahibi olmak ya da meşru savunma,güvenlik <br />
sebeplerini ispat etmiş olmak lazım.<br />
Sabıkasızlık ve iyi davranış sertifikası sahibi olmak gerekiyor.<br />
Psikososyal testlerden geçmek ve teorik-pratik eğitimleri bitirmek gerekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsviçre:</span><br />
Asgari 18 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Taşıma ruhsatı alabilmek için mevcut tehlikelere karşı kendini, başkalarını veya mallarını <br />
korumak gerekiyor.<br />
Şiddet içeren bir suçtan veya özel nitelikli suçlardan mahkum olmamak gerekiyor.<br />
Vesayet altında olmamak ve kendisine veya başkalarına zarar verme tehlikesinin olmaması gerekiyor.<br />
Teorik ve pratik sınavlarda başarılı olmak şartı aranıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İngiltere:</span><br />
Asgari 18 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Sahiplik için iyi bir neden göstermek lazım.Meslek,spor,av gibi.Meşru müdafaa geçerli bir sebep kabul edilmiyor.<br />
Üç yıldan fazla hapis cezası almamış olmak gerekiyor.<br />
Akıl sağlığı, aile hayatı ve ve silahlara karşı tutumu ilgili referansı olmak ve saklama dolabının olması gerekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Singapur:</span><br />
Asgari 18 yaşında olmak,kendini savunmak için asgari 21 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Silah kulübü üyesi olmak,yaşama yönelik ciddi bir tehdit olması geçerli sebep kabul ediliyor.<br />
Atış yeterlilik ve eğitim testinden geçmek gerekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak:Uğur Ersoy,Silah Hukuku,Adalet Yayınevi,2023</span><br />
<br />
Silah sahibi olmanın neredeyse imkansız olduğu Kuzey Kore ve çok az sınırlamanın olduğu <br />
silah cenneti Amerika gibi uç örnekler dışındaki ülkelerde durum böyle. Çekya’da da tabanca<br />
almanın kolay olduğunu ve ülkede nüfusa oranla çok tabanca olduğunu biliyorum. Rusya'da<br />
yaş sınırı 2021’de 21 yaşa yükseltilmiş ve 5 yıl yivsiz tüfek ruhsatı olan kişiler tabanca ruhsatı<br />
alabiliyorlar. Yine Çin’de silah ruhsatı(lisansı) almanın zorlaştırıldığını okumuştum. Ayrıca İsviçre’de<br />
bir silah kulübüne üye olmadan silah ruhsatı alınmasının istisnai durum olduğunu duydum ya da okudum.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Not: Kaynaktan özet yaparak aktardım, Yanlışlık ve eksiklik  varsa kaynaktadır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ellerinde bu konuda başka bilgi bulunan arkadaşların konuya katkıda bulunmalarını</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">rica ediyorum.)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> </span><br />
Yapay zekaya en kolay silah ruhsatı veren ülkeler sıralaması sorulmuş, alınan cevaplar aşağıda:<br />
<br />
1)ABD 2)Çekya 3)Pakistan 4)Yemen 5) S.Arabistan 6)Irak <br />
Bu ülkelerde bireysel silah sahipliği çok yaygın ve yasaldır. Taşıma ruhsatı almak oldukça kolaydır.<br />
<br />
7)Suriye 8) Afganistan 9)Somali 10) Sudan<br />
Bu ülkelerde bireysel silah sahipliği yaygın ve silah ruhsatı almak kolaydır.Bazı kontrol dışı bölgelerde<br />
herkes silah taşıyabilir.<br />
<br />
11)Türkiye 12)Ürdün <br />
Bu iki ülkede silah bulundurma ruhsatı almak mümkündür.Taşıma ruhsatı almak zordur.<br />
<br />
13)Mısır 14)Fas<br />
Bu ülkelerde sıkı bir süreçten sonra silah edinilebilir. Taşıma için özel izin gerekir.<br />
<br />
Liste benzer şekilde devam ediyor.<br />
 <br />
Bu verilerden hareketle bazı sonuçlara varabiliriz:<br />
<br />
1)Bireysel silah edinme, ülkelerin gelişmişlik seviyesine, silah kültürüne, tarihine, geleneklerine,<br />
demokratik yapısına, coğrafi durumuna gibi bir çok etkene göre ülkeden ülkeye değişiyor.<br />
2)Aile içi şiddet ve bağımlılık, Avrupa ülkelerinde silah ruhsatı için en önemli engeller.<br />
Avrupa’da birkaç istisna dışında silah ruhsatı verilmesi şartları sıkılaştırılıyor.<br />
3)Çoğu gelişmiş ülkede teorik ve pratik eğitimden geçmeyenlere(silah ehliyeti) ruhsat verilmiyor.<br />
4)Avcılık bir çok ülkede silah alabilmek için hala geçerli bir sebep olarak görülüyor.<br />
5)Bir çok ülkede silah ruhsatı alabilmek için atıcılık kulüplerine üye olmak gerekiyor.<br />
6)Genelde 18 yaş ruhsat için sınır kabul ediliyor. vs vs vs<br />
 <br />
Ülkemizdeki duruma dışarıdan bakıldığında, bulundurma ruhsatının yasal şartları taşıyan <br />
herkes tarafından alınabildiği( iligili konu linki    <a href="https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=144" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=144</a>  ),<br />
taşıma ruhsatı hakkının belirli meslek guruplarına (avukat,noter, hakim, savcı,gardiyan,sarı kart<br />
sahibi gazeteci,kuyumcu  vb) ve yasada yazılı sınırlı özellikteki insanlara (belirli bir hakedişi<br />
olan müteahhit,belirlenen miktarda g.menkulü olanlara,50’den fazla işçi çalıştıranlara,cirosu her<br />
yıl belirlenen rakamı aşan iş adamlarına vb.) verildiği görülüyor.<br />
(ilgili konu linki <a href="https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=199" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=199</a> )<br />
<br />
Ülkemizde vatandaşlarımız için silah ruhsatı alabilme şartlarına tekrar bakalım:<br />
<br />
1)Yasada sayılan suçlardan dolayı sabıkası olmamak, kısıtlı bulunmamak<br />
2) Tabanca ve yivli tüfek için 21, yivsiz tüfek için 18 yaşını bitirmiş olmak<br />
3) Vergi borcunun olmaması<br />
4) Ruhsat almaya engel fiziki, psikolojik ve nörolojik bir rahatsızlığın bulunmaması<br />
<br />
Bu şartlar bir çok insan tarafından rahatlıkla karşılanıyor.Ancak,ruhsat  için en büyük engel fahiş<br />
ruhsat harçları. MKE’den bir tabancayı 9-10.000,00 TL bedele alabiliyorsunuz. Ancak , bulundurma<br />
için bu bedelin 2,5 katı(25.200),taşıma için 8 katı(79.500) harç ödüyorsunuz.Garip ve anlaşılması<br />
mümkün olmayan bir uygulama.(İktidarın tercihi de denilebilir.) Bu konuda yakınacağız, şikayetlerimizi<br />
her yerde dile getireceğiz, ancak yasalar değişene kadar da mevcut yasalara uyacağız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadede geleyim: Fahiş ruhsat harçlarını dikkate almadan, silah edinebilme hakkı açısından</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">diğer </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ülkelerdeki durumu gördükten sonra halimize şükretmemiz gerekir mi?</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu konuda ne düşünüyorsunuz?</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bireysel Silah Edinme Hakkı ve Diğer Ülkeler:</span><br />
<br />
Köhneleşmiş, yamalı bohçaya dönmüş, toplumun beklentilerini karşılamayan silah yasalarımızdan <br />
haklı olarak sıkça şikayet ediyoruz. Acaba diğer ülkelerdeki yasalar ve uygulamalar nasıl? <br />
Onlara kısaca bakalım:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rusya : </span><br />
Ruhsat için en az 18 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Herkes ruhsat alamıyor. Can güvenliği,spor,avcılık,miras ya da hediye gibi yasada sayılan sebeplerden<br />
birini kanıtlamak lazım.<br />
Eğitim almak ve bazı testleri tamamlamak gerekiyor. Yine Rusya vatandaşı ve sabit ikametgah sahibi<br />
olmak ve sabıkası olmamak şart.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kanada:</span><br />
Asgari 18 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Tabancalarda kanunda sayılan meslekler için kullanım gereğinin ispatı gerekli.Av tüfekleri için böyle<br />
bir gereklilik yok.<br />
Suç ve aile içi şiddet geçmişi kontrol edilir.Bağımlı olmamak ve silah tipine göre psikolojik-güvenlik<br />
testlerinden geçmek gerekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsrail:</span><br />
Asker ve polisler için 21,diğer vatandaşlar yönünden 27 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Kullanım yeri(konut, iş),kullanım amacı ve lisans başvurusunun yasal dayanağını belirtmek gerekiyor.<br />
Şiddet içerikli bir suçtan mahkum olmamış olmak ve lisans iptalini gerektirecek bir yargılaması devam<br />
etmemek gerekiyor.<br />
Heyetten sağlık raporu alınması ve poligon eğitiminin tamamlanması gerekiyor.<br />
Ayrıca en az 3 yıllık sabit ikametgahın olması lazım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Avusturalya:</span><br />
Asgari 18 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Spor,avcılık,can güvenliği gibi geçerli bir sebep aranıyor.<br />
Son 5 yıl içerisinde şiddet içerikli bir suçtan mahkum olmamak gerekiyor.<br />
Güvenlik kursunu tamamlamak, fiziksel ve psikolojik yeterlilik gerekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çin:</span><br />
Genel bir yaş belirlenmemiş .Ancak yerel idareler genelde 18 yaşın bitirilmesini arıyor.<br />
Tabanca için kanunda yazılı  bazı spor dalları,vahşi hayatı koruma,hayvan yetiştirme vs alanlardan <br />
birinde çalışmak gerekiyor.Av tüfeği için avcı veya çoban olmak gerekiyor.<br />
Ulusal düzenlemelerde sabıkayla ilgili hüküm yok.Yerel düzenlemelerde sabıka kaydı bulunmamak<br />
şartı aranabiliyor.<br />
Yerel düzenlemelerde psikolojik açıdan yeterlilik şartı aranıyor.<br />
Ruhsat için özel eğitimleri tamamlamak gerekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Almanya:</span><br />
Asgari 18 yaşında,nişancılar için 21 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Ruhsat avcılara,nişancılara(yarışmacı),atıcılık derneği üyelerine, koleksiyonculara, uzmanlara,<br />
üreticilere, özel güvenlik elemanlarına veriliyor.<br />
Sabıka kaydı, suç veya terör örgütü üyesi olmamak gerekiyor.<br />
Silah teknolojisi ve hukuku bilgisi olmak ya da silah kullanımında uzman olma şartları var.<br />
Beş yıllık sabit ikametgah sahibi olmak ve sorumluluk sigortası yaptırmak gerekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Japonya:</span><br />
Asgari 18,sporcular için 14 ve avcılar için 20 yaş sınırı aranıyor.<br />
Özel ihtiyaç(av,atıcılık,spor,satıcı,üretici,koleksiyon vb) sahibi olmak gerekiyor.<br />
Cezanın infazı üzerinden en az 5 yıl geçmesi lazım.Aile içi şiddet için yasaklama kararı <br />
alınmamış olmak.<br />
Bağımlı olmamak ve sağlık sorunları(bunama,zeka geriliği,akıl hastalığı) olmamak gerekiyor.<br />
Ateşli silahlar hukukuna ilişkin eğitim almak, yetenek ve atış testlerini tamamlamak gerekiyor.<br />
Sabit ikametgah sahibi olmak ve kaza sigortası yaptırmak diğer aranan şartlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Norveç:</span><br />
Tabanca için asgari 21,diğerleri için asgari 18 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Ruhsat için makul gerekçeler isteniyor.<br />
Alkolik olmamak ve güvenilir olmak şartları aranıyor. Tüfek almak isteyen 16-18 yaş adaylar için<br />
atış kulübüne üye olmak ve sınavda başarılı olmak gerekiyor.<br />
Ayrıca polisten onay almak ve silah güvenli bir şekilde saklamak şartları aranıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İspanya:</span><br />
Asgari 18 yaşında ,avcı ve atıcılar(sporcular) için asgari 14 yaşında olmak şart.<br />
Avlanmak,atıcılık,koleksiyonerlik gibi meslek sahibi olmak ya da meşru savunma,güvenlik <br />
sebeplerini ispat etmiş olmak lazım.<br />
Sabıkasızlık ve iyi davranış sertifikası sahibi olmak gerekiyor.<br />
Psikososyal testlerden geçmek ve teorik-pratik eğitimleri bitirmek gerekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsviçre:</span><br />
Asgari 18 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Taşıma ruhsatı alabilmek için mevcut tehlikelere karşı kendini, başkalarını veya mallarını <br />
korumak gerekiyor.<br />
Şiddet içeren bir suçtan veya özel nitelikli suçlardan mahkum olmamak gerekiyor.<br />
Vesayet altında olmamak ve kendisine veya başkalarına zarar verme tehlikesinin olmaması gerekiyor.<br />
Teorik ve pratik sınavlarda başarılı olmak şartı aranıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İngiltere:</span><br />
Asgari 18 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Sahiplik için iyi bir neden göstermek lazım.Meslek,spor,av gibi.Meşru müdafaa geçerli bir sebep kabul edilmiyor.<br />
Üç yıldan fazla hapis cezası almamış olmak gerekiyor.<br />
Akıl sağlığı, aile hayatı ve ve silahlara karşı tutumu ilgili referansı olmak ve saklama dolabının olması gerekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Singapur:</span><br />
Asgari 18 yaşında olmak,kendini savunmak için asgari 21 yaşında olmak gerekiyor.<br />
Silah kulübü üyesi olmak,yaşama yönelik ciddi bir tehdit olması geçerli sebep kabul ediliyor.<br />
Atış yeterlilik ve eğitim testinden geçmek gerekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak:Uğur Ersoy,Silah Hukuku,Adalet Yayınevi,2023</span><br />
<br />
Silah sahibi olmanın neredeyse imkansız olduğu Kuzey Kore ve çok az sınırlamanın olduğu <br />
silah cenneti Amerika gibi uç örnekler dışındaki ülkelerde durum böyle. Çekya’da da tabanca<br />
almanın kolay olduğunu ve ülkede nüfusa oranla çok tabanca olduğunu biliyorum. Rusya'da<br />
yaş sınırı 2021’de 21 yaşa yükseltilmiş ve 5 yıl yivsiz tüfek ruhsatı olan kişiler tabanca ruhsatı<br />
alabiliyorlar. Yine Çin’de silah ruhsatı(lisansı) almanın zorlaştırıldığını okumuştum. Ayrıca İsviçre’de<br />
bir silah kulübüne üye olmadan silah ruhsatı alınmasının istisnai durum olduğunu duydum ya da okudum.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Not: Kaynaktan özet yaparak aktardım, Yanlışlık ve eksiklik  varsa kaynaktadır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ellerinde bu konuda başka bilgi bulunan arkadaşların konuya katkıda bulunmalarını</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">rica ediyorum.)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> </span><br />
Yapay zekaya en kolay silah ruhsatı veren ülkeler sıralaması sorulmuş, alınan cevaplar aşağıda:<br />
<br />
1)ABD 2)Çekya 3)Pakistan 4)Yemen 5) S.Arabistan 6)Irak <br />
Bu ülkelerde bireysel silah sahipliği çok yaygın ve yasaldır. Taşıma ruhsatı almak oldukça kolaydır.<br />
<br />
7)Suriye 8) Afganistan 9)Somali 10) Sudan<br />
Bu ülkelerde bireysel silah sahipliği yaygın ve silah ruhsatı almak kolaydır.Bazı kontrol dışı bölgelerde<br />
herkes silah taşıyabilir.<br />
<br />
11)Türkiye 12)Ürdün <br />
Bu iki ülkede silah bulundurma ruhsatı almak mümkündür.Taşıma ruhsatı almak zordur.<br />
<br />
13)Mısır 14)Fas<br />
Bu ülkelerde sıkı bir süreçten sonra silah edinilebilir. Taşıma için özel izin gerekir.<br />
<br />
Liste benzer şekilde devam ediyor.<br />
 <br />
Bu verilerden hareketle bazı sonuçlara varabiliriz:<br />
<br />
1)Bireysel silah edinme, ülkelerin gelişmişlik seviyesine, silah kültürüne, tarihine, geleneklerine,<br />
demokratik yapısına, coğrafi durumuna gibi bir çok etkene göre ülkeden ülkeye değişiyor.<br />
2)Aile içi şiddet ve bağımlılık, Avrupa ülkelerinde silah ruhsatı için en önemli engeller.<br />
Avrupa’da birkaç istisna dışında silah ruhsatı verilmesi şartları sıkılaştırılıyor.<br />
3)Çoğu gelişmiş ülkede teorik ve pratik eğitimden geçmeyenlere(silah ehliyeti) ruhsat verilmiyor.<br />
4)Avcılık bir çok ülkede silah alabilmek için hala geçerli bir sebep olarak görülüyor.<br />
5)Bir çok ülkede silah ruhsatı alabilmek için atıcılık kulüplerine üye olmak gerekiyor.<br />
6)Genelde 18 yaş ruhsat için sınır kabul ediliyor. vs vs vs<br />
 <br />
Ülkemizdeki duruma dışarıdan bakıldığında, bulundurma ruhsatının yasal şartları taşıyan <br />
herkes tarafından alınabildiği( iligili konu linki    <a href="https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=144" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=144</a>  ),<br />
taşıma ruhsatı hakkının belirli meslek guruplarına (avukat,noter, hakim, savcı,gardiyan,sarı kart<br />
sahibi gazeteci,kuyumcu  vb) ve yasada yazılı sınırlı özellikteki insanlara (belirli bir hakedişi<br />
olan müteahhit,belirlenen miktarda g.menkulü olanlara,50’den fazla işçi çalıştıranlara,cirosu her<br />
yıl belirlenen rakamı aşan iş adamlarına vb.) verildiği görülüyor.<br />
(ilgili konu linki <a href="https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=199" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=199</a> )<br />
<br />
Ülkemizde vatandaşlarımız için silah ruhsatı alabilme şartlarına tekrar bakalım:<br />
<br />
1)Yasada sayılan suçlardan dolayı sabıkası olmamak, kısıtlı bulunmamak<br />
2) Tabanca ve yivli tüfek için 21, yivsiz tüfek için 18 yaşını bitirmiş olmak<br />
3) Vergi borcunun olmaması<br />
4) Ruhsat almaya engel fiziki, psikolojik ve nörolojik bir rahatsızlığın bulunmaması<br />
<br />
Bu şartlar bir çok insan tarafından rahatlıkla karşılanıyor.Ancak,ruhsat  için en büyük engel fahiş<br />
ruhsat harçları. MKE’den bir tabancayı 9-10.000,00 TL bedele alabiliyorsunuz. Ancak , bulundurma<br />
için bu bedelin 2,5 katı(25.200),taşıma için 8 katı(79.500) harç ödüyorsunuz.Garip ve anlaşılması<br />
mümkün olmayan bir uygulama.(İktidarın tercihi de denilebilir.) Bu konuda yakınacağız, şikayetlerimizi<br />
her yerde dile getireceğiz, ancak yasalar değişene kadar da mevcut yasalara uyacağız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadede geleyim: Fahiş ruhsat harçlarını dikkate almadan, silah edinebilme hakkı açısından</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">diğer </span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ülkelerdeki durumu gördükten sonra halimize şükretmemiz gerekir mi?</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu konuda ne düşünüyorsunuz?</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[DERNEK/VAKIF KURMA]]></title>
			<link>https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=465</link>
			<pubDate>Sun, 28 Jul 2024 15:01:57 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.tabancatufek.com.tr/member.php?action=profile&uid=69">dgnucak</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=465</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Eski ve yeni tüm dostlara merhabalar,</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bu çatı altında toplanan herkesin, yasal ve bilinçli bireysel silahlanma ile yasadışı silahlanma arasındaki farkı bildiğine eminim. Bizim asıl meselemiz bunu kamuoyuna anlatmak. Bunun için sosyal medyada dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum, eksik olmasınlar takip eden dostların desteği sayesinde belirli bir kitleye ulaşabildim. <br />
<br />
Ve fakat sosyal medya aracılığı ile bir takım gelişmeler elde etmek takdir edersiniz ki çok zor. Bu işler için muhataplarımızın karşına taleplerle gidebilecek bir tüzel kişilik oluşturmak gerektiğini düşünüyorum. Yani dernekleşerek bu olayı x kişisi ya da kişilerinin talebi olmaktan çıkarıp kurumsal yapıya dönüştürmeli, siyasi ve idari otorite ile kurumsal yapı olarak görüşülmelidir.<br />
<br />
Benim bu konudaki düşüncelerim bunlar. <br />
<br />
Sizler bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? <br />
<br />
Bu iş yapılabilir mi?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Saygı ve sevgilerimle</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Eski ve yeni tüm dostlara merhabalar,</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bu çatı altında toplanan herkesin, yasal ve bilinçli bireysel silahlanma ile yasadışı silahlanma arasındaki farkı bildiğine eminim. Bizim asıl meselemiz bunu kamuoyuna anlatmak. Bunun için sosyal medyada dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum, eksik olmasınlar takip eden dostların desteği sayesinde belirli bir kitleye ulaşabildim. <br />
<br />
Ve fakat sosyal medya aracılığı ile bir takım gelişmeler elde etmek takdir edersiniz ki çok zor. Bu işler için muhataplarımızın karşına taleplerle gidebilecek bir tüzel kişilik oluşturmak gerektiğini düşünüyorum. Yani dernekleşerek bu olayı x kişisi ya da kişilerinin talebi olmaktan çıkarıp kurumsal yapıya dönüştürmeli, siyasi ve idari otorite ile kurumsal yapı olarak görüşülmelidir.<br />
<br />
Benim bu konudaki düşüncelerim bunlar. <br />
<br />
Sizler bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? <br />
<br />
Bu iş yapılabilir mi?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Saygı ve sevgilerimle</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Neden Bireysel Silahlanma?]]></title>
			<link>https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=376</link>
			<pubDate>Mon, 27 May 2024 23:13:16 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.tabancatufek.com.tr/member.php?action=profile&uid=4">ceycey</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=376</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eski forumda Sn.Carbine tarafından başlatılan 22.7.2012 tarihli konu: </span><br />
(41 Sayfanın 4 sayfasını kurtarabildim)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NEDEN BİREYSEL SİLAHLANMA</span><br />
<br />
1. Silah sahibi olma özgürlüğüm kutsaldır.<br />
2. Ailemi her türlü tehditten korumakla yükümlüyüm.<br />
3. Ülkeme kaçak silah sokmak ruhsatlı silah edinmekten daha kolay. Kötü adamların silah sahibi olması engellenemiyor.<br />
4. Ülkemde bir şehirden bir şehre giderken hala teröristlerce yol kesiliyor.<br />
5. Silahlı anti sosyal devlet görevlisinden beni kim koruyacak?<br />
6. Bir kadını psikopat kocasından kim koruyor?<br />
7. Koruma verilen insanlar hala öldürülebiliyor.<br />
8. Evime girmiş, malıma, canıma, aileme kast etmiş insanlar polis gelmesini bekleyecekler mi?<br />
9. Silahlı bir halk demokrasinin teminatıdır.<br />
10. Silahlı bir halk ülke savunmasının çok önemli bir unsurudur.<br />
11. Bireysel silahlanma yerli silah sanayiini geliştirir. Silah sanayii bir çok ülkeye çok önemli gelir ve istihdam imkanı kazandırmıştır. Ekonomik seviye yükselirse suç azalır.<br />
12. Gelişmiş yerli silah sanayii ve kaliteli iş gücü savaşta paha biçilmez bir değerdir.<br />
<br />
Başka bir başlıkta biraz da arkadaşları yorarak toparladığım bir kaç gerekçeyi yazdım. Bir çok konuda değinilmiş ama bu şekilde bir arada olması da faydalı olabilir diye düşünüyorum. Arkadaşların değerli katkı ve eleştirileri ile iyi bir konu olacağını umuyorum.<br />
Saygılarımla.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Red Kit demiş ki:</span><br />
<br />
4- Bu bir asayiş sorunudur, elinizdeki tabanca ya da pompalı tüfek yol üzerinde mevzilenmiş, eğitimli ve piyade tüfeği ile desteklenmiş bir gruba karşı şansınızı artırsa da oradan sağ olarak ayrılmanızı sağlayacak kadar yeterli olması çok olası bir ihtimal değildir.<br />
<br />
6- Aile için şiddet asla silah ile çözülmemelidir. Silahlı olsun ya da olmasın günün birinde beni öldürebileceğini düşündüğüm bir insanla birlikte olmam/evlenmem. Dayağın çözümü silahlı savunma değildir, olmamalıdır.<br />
<br />
Benim kendi argümanım şudur; iyilik var oldukça kötülük de varolacaktır, kötünün var olması ise silahlanmam için yeterli bir sebeptir. 2 metre boyunda 140 kg.lık bir adamın beni öldürmesi için tabancaya ihtiyacı yoktur, nitekim 1.45 boyunda 40 kg.lık bir kadının da... Biri yumrukla, diğeri de 5-6 cm'lik bir çakıyla bu işi yapabilir.<br />
<br />
Dediğim gibi; iyilik var oldukça, kötülük de var olacaktır ve bu, insanlığın varoluş temellerinden biridir. Kötünün var olabilecek olması gerçeği ise, benim kendimi korumak maksatlı önlem almam için yeterli bir sebeptir.<br />
Saygılar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Carbine demiş ki:</span><br />
<br />
Sn. Red Kit söylediklerinize itirazım yok.<br />
Günümüzde 5-10 terörist yüzlerce aracı durduruyor ve propaganda yapıyor. Her araç silahlı olsa bence yemez.<br />
Aile içi şiddetten kastım dayak değil kadın cinayetleri.<br />
Katkınız için teşekkür ederim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">waffenliebe demiş ki:</span><br />
<br />
Sn Red Kit kalınla belirttiğim ilk yer haricinde altına imza atacağım bir mesaj olmuş. Kalın ile belirtilen yerde ise kendim de hamdolsun ayak bastığı yerden ses getiren biri olduğum için 2 metrelik bir benzerimden çekinmesem de, 1.40'lık bir bayanın çakıya ihtiyaç duyacağını düşünmenize üzüldüm. Zira kendileri bunu çok daha acı verici şekilde yapıyorlar, hatta adına dırdır mı ne deniyordu Ben çalı ile beni parça parça kesmesini tercih ederim şahsen. <br />
<br />
Genel düşüncemizin ortak olduğunu görüyorum; etrafımda kötü ve potansiyel silahlı insanlar varsa benim elimden silahımı almak isteyenlerin o kötü insanlardan olduğunu düşünürüm öncelikle. Kendimi ve ailemi koruma hakkı bireysel silahlanma için yeterli görülmüyorsa da o noktadan sonra açıklayacak bir şey kalmamıştır bence.<br />
Saygılarımla, Volkan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İhtiyar demiş ki:</span><br />
<br />
Yukarıdaki güzel, anlamlı yazılar için teşekkürler. Benim de aklıma gelen taşıma ruhsatındaki adaletsizlik. Belirli meslek gruplarındaki kişiler sadece belirli mesleklerini icra ederken değil sürekli olarak silahlarını taşıyorlar. Daha doğrusu, kanunsuz veya kötü insanlara karşı güvende olmaları için bu hak veriliyor. Ama bu seferde günlük hayatta, taşıma ruhsatı olmayan normal bir birey, taşıma ruhsatı olana karşı tehlikede kalıyor-kalabiliyor. Bu bir adaletsizlik bence, herkes bu hakkı elde edebilmeli.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mimaslan demiş ki:</span><br />
<br />
Forum üyelerimizin verdiği güzel cevap ve örneklerin yanında başıma gelen bir hadiseyi anlatmak istiyorum. Verilen örneklerde hep dakikalar sonra gelecek güvenlikler güçleri gibi bir anlatım var<br />
<br />
Geçtiğimiz hafta Ataşehir'de misafirliğe gittiğim akrabamın evinin bulunduğu sokakta resmen silahlı çatışma çıktı.Taraflardan birinin erken davranıp çatışmadan kaçması üzerine kovalamaca oldu ve gerisini göremedim.DAKİKALARCA 155 CEVAP VERMEDİ.'' ŞU ANDA TÜM OPERATÖRLERİMİZ DOLUDUR LÜTFEN BEKLEYİN '' VE ARDINDAN BEKLEME MÜZİĞİ.<br />
.Üslubumu maruz görün ama CAN ULAN BU CAN BORU DEĞİL. Belki benim telefonumdan kaynaklanıyordur dedim, 3 ayrı telefondan arama ve sonuç aynı.O gece hep balkonda oturmamıza rağmen hiç polis görmedik.Ya elinde silah olan kişi benim kapımı tekmeliyor olsaydı ,ya eşim çocuğum ailem.Düşünmesi bile ne kadar acı ve gerici.<br />
<br />
Hayır,gelse napıcak 20-21 yaşında çocuğu polis yaparsan nolucak. Dışarıda masum vatandaşa af edersiniz her türlü artistliği yap, yolda en basit bir olayda bile vatandaşa Lan diye hitap et, vatandaşı sokakta 10 polis yatır döv, Ama bırakın silahı elinde bıçak olsa suçlunun yanına yaklaşmak için 10 tane ekip otosu bekle. (Görevini aşkla yapan, canını görev uğruna cansiperane savuran polis kardeşlerimiz ve abilerimizi tenzih ederim)<br />
<br />
İşte en azından bu bahsettiğim konular için; tüm anasayal hak ,özgürlük düşünceleri bir yana TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'NDE ailemizin, kendimizin sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürebilmesi için BİREYSEL SİLAHLANMAYA EVET!!!!!!!!<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">WTF demiş ki:</span><br />
<br />
Neden silahlanma?<br />
- Önce kendimi ve yakınlarımı, sonra emeğimle ve yasal yollarla kazandığım ve vergisini ödediğim mallarımı korumak için silah sahibiyim. Ayrıca Atalarım gibi iş başa düştüğünde vatanım için de elimdeki imkanları kullanmaktan geri durmam.<br />
<br />
155 servisi ve Polisin olay yerine intikaliyle ilgili benim başıma gelen çok taze bir olayı da burada anlatmak isterim:<br />
Geçtiğimiz hafta sokağımızda yaşanan tartışmayı balkondan izliyorum, 6-7 kişi bilmediğim bir konu hakkında tartışıyorlar; ara sıra sesleri yükseliyor ama herhangi bir itiş kakış yok, derken gruba 5-6 kişi eklendi o tartışanların eşleri sokağa çıktı ve sesler hepten yükselmeye başladı. Aralarından birisi de etraftaki arabaların kaportalarına rasgele vurmaya başlayınca olayın büyüyeceğini düşünerek(yeni taşındığım bu mahalleye polisin intikal süresini de merak ederek) 155 servisini aradım, operatorler meşgul olduğu için sistem tarafından 2dk kadar bekletildim. Bu arada olayı takip etmeye çalışıyorum, itiş kakış artmış tehditler havada uçuşuyor, bir sonraki aşama kavga... Derken telefonda karşıdan canlı bir ses duydum ve olayı açıklayarak bir devriye göndermelerinin iyi olabileceğini düşündüğümü anlattım ve iyi nöbetler diyerek konuşmayı bitirdim.<br />
<br />
Bundan sonrası bence önemli, eğer en yakın karakoldan bir görevlendirme olsaydı ve polisler yürüyerek olay yerine gelselerdi, 3-4 dk içinde olay yerine varabilirlerdi ama araçla geldiler ve bu 20 dk sürdü. Şahsen ilk sayfadaki 7. mesajda bulunan 'hayatımızı kendimiz koruruz, dakikalar sonra gelecek olan güvenlik gücü değil' ifadesi bulunan resmi başlı başına bir silahlanma sebebi olarak görüyorum ve inanıyorum ki birçok kişi bu sözün doğruluğunu tartışmaz bile.<br />
<br />
Bu arada yukarda anlattığım olayı değerlendirmek adına aşağıdaki bilgiler de faydalı olabilir.<br />
Olay yeri: Büyük bir ilin merkez semti, polisin çağrıldığı sokakta İlçe Kaymakamının da konutu bulunuyor.<br />
Saat: Normal insanların uyuduğu, sokakların boş ve trafiğin olmadığı bir saat.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kubi demiş ki:</span><br />
<br />
Bu silahlanma konusunda biz hep kendimizde silah olacağını karşımızdakinin silahsız armut gibi duracağını varsayıyoruz. Bu varsayımın aksi durumlarında ne gibi sonuçlar doğuracağını hiç düşünmüyoruz maalesef. Yok yok kendimizi hiç savunmayalım yazılan yazılardan çıkardığım sonuç çoğunlukla bu. İnşallah silahı sadece zevk için kullanmak nasip olsun hepimize.<br />
Saygılarımla<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Schumacher demiş ki:</span><br />
<br />
Şahsi görüşüm olarak görevini tam yapan memur arkadaşlara diyecek hiç bir lafım yok ama; İstanbul gibi büyük şehirlerde görev yapanların %70'i bir işe yaramaz desem yeridir. Ama tam tersi de terör bölgelerindeki memurlarda kelle koltukta.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakan30 demiş ki:</span><br />
<br />
Silah sizi korumaz.<br />
Amerika’daki olay şahıs otomatik tüfekle sinemaya giriyor rasgele ateş ediyor.<br />
Böyle bir durumda zaten ölmüş olursunuz. Etki tepki prensibi siz olayı anlayıp tahlil edene kadar ölürsünüz.<br />
Ama o şahıs elini koluna sallayarak o tüfekleri gidip dükkandan alamasaydı kimse ölmezdi.<br />
Bu sıcaklarda kaç kişi silah taşıyor merak ediyorum yada kaç kişi sinemaya silahla gider.<br />
<br />
Türkiye’de en ağır ceza gerektiren suçlardan birisi silahlı gasptır ve oranı düşüktür.<br />
Ayrıca cinayetlerin çoğu da bıçakla işlenir sessiz ve sinsice.<br />
<br />
En önemlisi kavga etmemektir. Adam üzerinize yürüdü siz silahı çektiniz erkeksen ateş et dedi çaktı tokadı ne yapacaksınız. Adamı vursanız kaybedecek çok şeyiniz var ama vurmazsanız tek kaybedeceğiniz şey gururunuz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Berkeley demiş ki:</span><br />
<br />
Aramızda böyle biri olduğunu sanmıyorum, ruhsatlı silah sahibi bir kişi gerçekten can güvenliğinin tehlikeye girdiği durum dışında silahı olduğunu düşünmez bile.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Glock demiş ki:</span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">hakan30 Yazdı:  Silah sizi korumaz.</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Amerika’daki olay şahıs otomatik tüfekle sinemaya giriyor rasgele ateş ediyor.</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Böyle bir durumda zaten ölmüş olursunuz. Etki tepki prensibi siz olayı anlayıp tahlil edene kadar ölürsünüz.</span><br />
<br />
Bu tespit neye göre ve nasıl yapılıyor? ilk hedef olmayan ve tahmini 5 veya 10 sn sonra saldırı ile karşılaşan biri,savunma pozisyonu alıp hatta ve hatta siper alıp atış gerçekleştiremez mi?<br />
<br />
Tepki süreleri ve sıcak temas durumları çok değişkendir.<br />
<br />
Konuyu tamamıyla en ince ayrıntısına kadar incelemeden, her kurbanla tahmini temas süresini bilmeden böyle bir yorum yapmak yanlış ve hatalı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nutkey demiş ki:</span><br />
<br />
1. Adam üzerimize yürüdü; BİZ SİLAH ÇEKMEYECEĞİZ...<br />
2. Sözle tahrik etti; BİZ SİLAH ÇEKMEYECEĞİZ...<br />
3. Çaktı tokadı; BİZ SİLAH ÇEKMEYECEĞİZ...<br />
4. Ne zaman ölümcül bir silahla bize saldırı olursa işte o zaman silahımızı çekeceğiz ve kullanacağız bu kadar basit...<br />
<br />
Hemen hemen bütün silahlanma karşıtlarının ve bazı silah severlerin de karıştırdığı husus şudur; bireysel silahımız bir cezalandırma aracı değildir, bir savunma aracıdır. Yasanın bize bunu vermesinin amacı, bizim gururumuzu kıracak davranışları veya bize karşı işlenen suçu cezalandırmak değildir. Silahımızı da meşru amacı doğrultusunda bize veya başkasına karşı ölümcül saldırıyı önlemek veya defetmek için kısaca hayatımızı korumak için taşımak istiyoruz hepsi bu.<br />
Saygılarımla...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Schumacher demiş ki:</span><br />
<br />
Sn. Hakan30<br />
<br />
Bir gün Mithat Bereket'in yaptığı Pusula adlı programı seyrediyordum, O günde Yasser Arafat ile röportaj yapıyor. Söz çok uzatmayayım, Yasser Arafat'ın çok güzel bir silahı varmış ve sürekli yanında taşırmış. Mithat Bereket de görebilir miyim silahınızı diyor, Arafat direk olmaz diyor. Neden? Silahımı yerinden çıkarttığımda seni vurmam gerekir de ondan diyor. Netice de belki Arafat şaka ile karışık söylemiştir buna ama neticede işin aslı da budur. Biz silah severiz silah taşımamız veya bulundurmamız Can, Namus ve Mal güvenliğimizi koruma amaçlıdır. Yani trafikte milletle tartışıp önünü kesip silah çekersen Eşkiya olursun. Forumda da Eşkiya tabirine uyan arkadaşımız yoktur çok şükür. Saygılar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mirgun demiş ki:</span><br />
<br />
Kafamızı, tokat, hakaret sık sık yaşanması mümkün durumlarda silah çekmek yerine, gerçekten yakınlarımıza, ve bize yönelecek ölümcül bir durumda nasıl hareket edeceğimize çalıştırsak daha iyi..Hakaret edeni vs vurmak kolay da, hakikaten biraz da becerikli bir piskopatı nasıl alt ederiz onu düşünelim..Zora bakalım..<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakan30 demiş ki:</span><br />
<br />
Başkasını hayatını korumak için dediniz .Yolda giderken baktınız bir adam bir kızı kovalıyor elinde silahlı kız bağırıyor imdat yardım edin diye sizde kovalayanı silahla durduruyorsunuz bakıyorsunuz adam polis, kaçan kız terörist (Geçen hafta yaralı olarak yakalandı)<br />
<br />
Sizi tenzih ederim hatta forumda da soru olarak sorulmuştu. Bazıları silahı beline takınca kullanmak için bahane aramakta. Çünkü hiç hukuki olarak başı belaya girmemiş.<br />
<br />
Keşke herkes sizin gibi bilinçli olsa. Kaliteli açık poligonlar açılsa. Her türlü silahı tanıma ve atış şansımız olsa.<br />
İstanbul trafiğinde makas atmayı marifet sayan ehliyeti nalburdan almış şahsiyetleri görünce insan düşünüyor her isteyen insan silah taşısa durum nasıl olur.(Bana göre eğitimi okul dershane v.b veremez aile ve yakın çevresinden eğitim alınabilir.)<br />
<br />
Ayrıca benim 5 adet yivli ve yivsiz silahım var.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Berkeley demiş ki:</span><br />
<br />
Kanunlara uymayan herkes silah taşıyabiliyor zaten, insanlarında hayatını tehlikeye sokacak davranışlarda bulunabiliyor, anlayamadığınız nokta burada.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Xhmyt demiş ki:</span><br />
<br />
Her şey tamam da şu 3.maddeyi uygulayabilecek adam bulma durumu zor. Bence :<br />
1- Adam geliyor . Bekle.<br />
2- Sözle tahrik ediyor. Sen etme ama dişini göster ki iş büyümesin. Ama olmadı,<br />
3- Elini kaldırdı. Kır.<br />
4- Bıçak, silah çekti. İndir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Waffenliebe demiş ki:</span><br />
<br />
Neredeyse tamamına katılıyorum Sn Xhmyt. Sadece 4. maddedeki bıçak kısmı pek benlik değil. Bıçağa karşılık silah çekilmesi için çok sıkışıklıkta kalmış olmak lazım kanımca. Nitekim bıçaklı biri ile karşı karşıya kaldığınızda siz silahınızı çektiğinizde o da can havliyle bıçağı kesinlikle sallayacaktır. Ben silah yerine etrafımda vurabilecek bir sopa benzeri alet aramayı tercih ederdim. Nitekim silah çekersem ve adam ona rağmen üstüme gelmeye devam ederse kuvvetle muhtemel katil olurum. Bu durumda bildiğim kadarı ile nefsi müdafaa geçerli olmuyor. Yanlış biliyor olabilirim ama bir avukat arkadaşım bu şekilde anlatmıştı. Uzun zamandır olası bıçaklı serserilere karşı yanımda bıçak taşırım, ki Alsancak taraflarında akşam ve gece saatlerinde o tiplerin bando mızıka yürüyüşü oluyor resmen. Allah hiç kimseyi o şekilde sınamasın inşallah. Zor ve o an verilebilecek kararlar. Yaşamadan ne desek boş.<br />
<br />
Saygılarımla, Volkan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orhancengizk demiş ki:</span><br />
<br />
Üstad bıçağı görünce; saldırganın silahı net olarak göreceği şekilde silaha elini atar ama silahı yerinden çekmezsin, saldırgan kuvvetle muhtemel şekilde duraksayacaktır, hamleye devam ederse, çekersin ama tetiğe dokunmazsın, saldırgan hala kararlı şekilde hamle yapmaya yeltenecek gibi ise bu durumdan sonra olayı kestirmek pek mümkün değil ama muhtemelen bu hareketleri yapan alkollü yada daha kötüsü haplanmıştır yada uçucu madde vs. kullanmıştır, bu durumda sopa filan da pek işe yaramayabilir. Ben olsam sopa aramaktansa, silah ile kafaya kafaya çalışırdım, bu durumda ateşli silah ile vurma değil, darp ile karşılık vermiş olursunuz. gene de olmadı o andan itibaren tetiği çekmek içinde bulunduğunuz duruma göre elzem hale gelebilir.<br />
<br />
Allah hiçbir zaman bela ile karşı karşıya kalmayı nasip etmesin...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Glock demiş ki:</span><br />
<br />
Bırakın kol mesafesini 5 metreye kadar delici,kesici alet her silah taşıyıcısı için tehlikeli bir yakınlıktır.<br />
<br />
Elinde size zarar verebilecek bir nesne olan şahıs ivmelenmeye başladığında,kılıftan kütleye hadisesi için çok geç kalmış olabilirsiniz.<br />
<br />
Hele ki bu kişi işini biliyorsa.<br />
<br />
Göğüs göğüse muharebede birinci kural hasmını olabildiğince kendinden uzak tutarak abondone et ve uzaklaştır.<br />
<br />
Elinde delici, kesici nesne bulunan şahısla aynı kategoride nesneyle bile mücadele etmek büyük hatadır, profesyonel olsanız bile.<br />
<br />
Saldırgan şahsa silah gösterme, doğrultma olayları daha fazla tetikleyebilir.<br />
<br />
Kaçabileceğiniz yer kalmayıncaya dek kaçın, ölümcül güç kullanmak yapılacak en son hadise olmalıdır.<br />
<br />
Unutmayın atacağınız veya attığınız her mühimmattan sorumlusunuz.(Kimsenin bu durumda kalmaması dileğiyle)<br />
<br />
Hep söylüyoruz fiziksel yeterliliğinizi üst seviye taşıyın ve spor yapın.<br />
<br />
Close Range combat tamamiyle zor bir hadisedir.Eğitimleri uzun sürer ve çok aşamalıdır.<br />
<br />
Olabildiğince uzlaşmacı olun veya gerekirse kaçın, kaçacak yeriniz kalmayıncaya dek.<br />
<br />
Emniyetli ve bol eğitimli günler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Carbine demiş ki:</span><br />
<br />
Tahmin ediyorum ki forumdaki çoğu insan silahsız savunmaya da zaman ve efor harcamıştır.<br />
Ömrümde bana gelip tokat atacak adama karşı bir kaygım olmadı. Gerekirse (ki çoğu amatör için çok kolay olmaz) dayağımı yerim paşalar gibi. Silah bana avantaj sağlamak için var başımı belaya sokmak için değil.<br />
Bu forumdaki hemen hemen herkesin de silahı var ama çoğumuzun eşlerinin ve yetişkin çocuklarının silahı yok. Onların benden çok daha fazla ihtiyacı var oysa ki.<br />
İşte bu nedenle bireysel silahlanmaya EVET.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mercankaya demiş ki:</span><br />
<br />
Sokakta yaşanacak adi bir kavgada hemen silaha sarılacaksak, hiç taşımayalım. Geçtiğimiz günlerde, trafikte dört kişi ile aramda bir sorun yaşandı. Belimde silahlarım olmasına ve haklı olmama rağmen, silah kullanma zorunluluğu duymadım. Biraz onlar, çokça ben, bir seklide sorunumuzu çözdük.<br />
Allah esirgesin, hakkimi kurtarma derdine ve bir candan asla kıymetli olmayacak bir sebepten, dört kişinin katili olabilirdim.<br />
Ama yine de bireysel silahlanma, gerekli, önemli ve hayatidir. Zira yanımdaki silahım sayesinde hayatimi kurtardığım da çok olmuştur.<br />
Selamlar, Saygılar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Lupus demiş ki:</span><br />
<br />
Kul değil, fikri hür, vicdanı hür bir vatandaş olabilmek için bireysel silahlanmayı destekliyorum...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özkanx7 demiş ki:</span><br />
<br />
Bilinçli ve iyi yürekli vatandaşların elinde silahın aynı zamanda güvenlik ve bir spor olabileceğini göstermek için bireysel silahlanmaya evet.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eski forumda Sn.Carbine tarafından başlatılan 22.7.2012 tarihli konu: </span><br />
(41 Sayfanın 4 sayfasını kurtarabildim)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NEDEN BİREYSEL SİLAHLANMA</span><br />
<br />
1. Silah sahibi olma özgürlüğüm kutsaldır.<br />
2. Ailemi her türlü tehditten korumakla yükümlüyüm.<br />
3. Ülkeme kaçak silah sokmak ruhsatlı silah edinmekten daha kolay. Kötü adamların silah sahibi olması engellenemiyor.<br />
4. Ülkemde bir şehirden bir şehre giderken hala teröristlerce yol kesiliyor.<br />
5. Silahlı anti sosyal devlet görevlisinden beni kim koruyacak?<br />
6. Bir kadını psikopat kocasından kim koruyor?<br />
7. Koruma verilen insanlar hala öldürülebiliyor.<br />
8. Evime girmiş, malıma, canıma, aileme kast etmiş insanlar polis gelmesini bekleyecekler mi?<br />
9. Silahlı bir halk demokrasinin teminatıdır.<br />
10. Silahlı bir halk ülke savunmasının çok önemli bir unsurudur.<br />
11. Bireysel silahlanma yerli silah sanayiini geliştirir. Silah sanayii bir çok ülkeye çok önemli gelir ve istihdam imkanı kazandırmıştır. Ekonomik seviye yükselirse suç azalır.<br />
12. Gelişmiş yerli silah sanayii ve kaliteli iş gücü savaşta paha biçilmez bir değerdir.<br />
<br />
Başka bir başlıkta biraz da arkadaşları yorarak toparladığım bir kaç gerekçeyi yazdım. Bir çok konuda değinilmiş ama bu şekilde bir arada olması da faydalı olabilir diye düşünüyorum. Arkadaşların değerli katkı ve eleştirileri ile iyi bir konu olacağını umuyorum.<br />
Saygılarımla.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Red Kit demiş ki:</span><br />
<br />
4- Bu bir asayiş sorunudur, elinizdeki tabanca ya da pompalı tüfek yol üzerinde mevzilenmiş, eğitimli ve piyade tüfeği ile desteklenmiş bir gruba karşı şansınızı artırsa da oradan sağ olarak ayrılmanızı sağlayacak kadar yeterli olması çok olası bir ihtimal değildir.<br />
<br />
6- Aile için şiddet asla silah ile çözülmemelidir. Silahlı olsun ya da olmasın günün birinde beni öldürebileceğini düşündüğüm bir insanla birlikte olmam/evlenmem. Dayağın çözümü silahlı savunma değildir, olmamalıdır.<br />
<br />
Benim kendi argümanım şudur; iyilik var oldukça kötülük de varolacaktır, kötünün var olması ise silahlanmam için yeterli bir sebeptir. 2 metre boyunda 140 kg.lık bir adamın beni öldürmesi için tabancaya ihtiyacı yoktur, nitekim 1.45 boyunda 40 kg.lık bir kadının da... Biri yumrukla, diğeri de 5-6 cm'lik bir çakıyla bu işi yapabilir.<br />
<br />
Dediğim gibi; iyilik var oldukça, kötülük de var olacaktır ve bu, insanlığın varoluş temellerinden biridir. Kötünün var olabilecek olması gerçeği ise, benim kendimi korumak maksatlı önlem almam için yeterli bir sebeptir.<br />
Saygılar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Carbine demiş ki:</span><br />
<br />
Sn. Red Kit söylediklerinize itirazım yok.<br />
Günümüzde 5-10 terörist yüzlerce aracı durduruyor ve propaganda yapıyor. Her araç silahlı olsa bence yemez.<br />
Aile içi şiddetten kastım dayak değil kadın cinayetleri.<br />
Katkınız için teşekkür ederim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">waffenliebe demiş ki:</span><br />
<br />
Sn Red Kit kalınla belirttiğim ilk yer haricinde altına imza atacağım bir mesaj olmuş. Kalın ile belirtilen yerde ise kendim de hamdolsun ayak bastığı yerden ses getiren biri olduğum için 2 metrelik bir benzerimden çekinmesem de, 1.40'lık bir bayanın çakıya ihtiyaç duyacağını düşünmenize üzüldüm. Zira kendileri bunu çok daha acı verici şekilde yapıyorlar, hatta adına dırdır mı ne deniyordu Ben çalı ile beni parça parça kesmesini tercih ederim şahsen. <br />
<br />
Genel düşüncemizin ortak olduğunu görüyorum; etrafımda kötü ve potansiyel silahlı insanlar varsa benim elimden silahımı almak isteyenlerin o kötü insanlardan olduğunu düşünürüm öncelikle. Kendimi ve ailemi koruma hakkı bireysel silahlanma için yeterli görülmüyorsa da o noktadan sonra açıklayacak bir şey kalmamıştır bence.<br />
Saygılarımla, Volkan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İhtiyar demiş ki:</span><br />
<br />
Yukarıdaki güzel, anlamlı yazılar için teşekkürler. Benim de aklıma gelen taşıma ruhsatındaki adaletsizlik. Belirli meslek gruplarındaki kişiler sadece belirli mesleklerini icra ederken değil sürekli olarak silahlarını taşıyorlar. Daha doğrusu, kanunsuz veya kötü insanlara karşı güvende olmaları için bu hak veriliyor. Ama bu seferde günlük hayatta, taşıma ruhsatı olmayan normal bir birey, taşıma ruhsatı olana karşı tehlikede kalıyor-kalabiliyor. Bu bir adaletsizlik bence, herkes bu hakkı elde edebilmeli.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mimaslan demiş ki:</span><br />
<br />
Forum üyelerimizin verdiği güzel cevap ve örneklerin yanında başıma gelen bir hadiseyi anlatmak istiyorum. Verilen örneklerde hep dakikalar sonra gelecek güvenlikler güçleri gibi bir anlatım var<br />
<br />
Geçtiğimiz hafta Ataşehir'de misafirliğe gittiğim akrabamın evinin bulunduğu sokakta resmen silahlı çatışma çıktı.Taraflardan birinin erken davranıp çatışmadan kaçması üzerine kovalamaca oldu ve gerisini göremedim.DAKİKALARCA 155 CEVAP VERMEDİ.'' ŞU ANDA TÜM OPERATÖRLERİMİZ DOLUDUR LÜTFEN BEKLEYİN '' VE ARDINDAN BEKLEME MÜZİĞİ.<br />
.Üslubumu maruz görün ama CAN ULAN BU CAN BORU DEĞİL. Belki benim telefonumdan kaynaklanıyordur dedim, 3 ayrı telefondan arama ve sonuç aynı.O gece hep balkonda oturmamıza rağmen hiç polis görmedik.Ya elinde silah olan kişi benim kapımı tekmeliyor olsaydı ,ya eşim çocuğum ailem.Düşünmesi bile ne kadar acı ve gerici.<br />
<br />
Hayır,gelse napıcak 20-21 yaşında çocuğu polis yaparsan nolucak. Dışarıda masum vatandaşa af edersiniz her türlü artistliği yap, yolda en basit bir olayda bile vatandaşa Lan diye hitap et, vatandaşı sokakta 10 polis yatır döv, Ama bırakın silahı elinde bıçak olsa suçlunun yanına yaklaşmak için 10 tane ekip otosu bekle. (Görevini aşkla yapan, canını görev uğruna cansiperane savuran polis kardeşlerimiz ve abilerimizi tenzih ederim)<br />
<br />
İşte en azından bu bahsettiğim konular için; tüm anasayal hak ,özgürlük düşünceleri bir yana TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'NDE ailemizin, kendimizin sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürebilmesi için BİREYSEL SİLAHLANMAYA EVET!!!!!!!!<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">WTF demiş ki:</span><br />
<br />
Neden silahlanma?<br />
- Önce kendimi ve yakınlarımı, sonra emeğimle ve yasal yollarla kazandığım ve vergisini ödediğim mallarımı korumak için silah sahibiyim. Ayrıca Atalarım gibi iş başa düştüğünde vatanım için de elimdeki imkanları kullanmaktan geri durmam.<br />
<br />
155 servisi ve Polisin olay yerine intikaliyle ilgili benim başıma gelen çok taze bir olayı da burada anlatmak isterim:<br />
Geçtiğimiz hafta sokağımızda yaşanan tartışmayı balkondan izliyorum, 6-7 kişi bilmediğim bir konu hakkında tartışıyorlar; ara sıra sesleri yükseliyor ama herhangi bir itiş kakış yok, derken gruba 5-6 kişi eklendi o tartışanların eşleri sokağa çıktı ve sesler hepten yükselmeye başladı. Aralarından birisi de etraftaki arabaların kaportalarına rasgele vurmaya başlayınca olayın büyüyeceğini düşünerek(yeni taşındığım bu mahalleye polisin intikal süresini de merak ederek) 155 servisini aradım, operatorler meşgul olduğu için sistem tarafından 2dk kadar bekletildim. Bu arada olayı takip etmeye çalışıyorum, itiş kakış artmış tehditler havada uçuşuyor, bir sonraki aşama kavga... Derken telefonda karşıdan canlı bir ses duydum ve olayı açıklayarak bir devriye göndermelerinin iyi olabileceğini düşündüğümü anlattım ve iyi nöbetler diyerek konuşmayı bitirdim.<br />
<br />
Bundan sonrası bence önemli, eğer en yakın karakoldan bir görevlendirme olsaydı ve polisler yürüyerek olay yerine gelselerdi, 3-4 dk içinde olay yerine varabilirlerdi ama araçla geldiler ve bu 20 dk sürdü. Şahsen ilk sayfadaki 7. mesajda bulunan 'hayatımızı kendimiz koruruz, dakikalar sonra gelecek olan güvenlik gücü değil' ifadesi bulunan resmi başlı başına bir silahlanma sebebi olarak görüyorum ve inanıyorum ki birçok kişi bu sözün doğruluğunu tartışmaz bile.<br />
<br />
Bu arada yukarda anlattığım olayı değerlendirmek adına aşağıdaki bilgiler de faydalı olabilir.<br />
Olay yeri: Büyük bir ilin merkez semti, polisin çağrıldığı sokakta İlçe Kaymakamının da konutu bulunuyor.<br />
Saat: Normal insanların uyuduğu, sokakların boş ve trafiğin olmadığı bir saat.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kubi demiş ki:</span><br />
<br />
Bu silahlanma konusunda biz hep kendimizde silah olacağını karşımızdakinin silahsız armut gibi duracağını varsayıyoruz. Bu varsayımın aksi durumlarında ne gibi sonuçlar doğuracağını hiç düşünmüyoruz maalesef. Yok yok kendimizi hiç savunmayalım yazılan yazılardan çıkardığım sonuç çoğunlukla bu. İnşallah silahı sadece zevk için kullanmak nasip olsun hepimize.<br />
Saygılarımla<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Schumacher demiş ki:</span><br />
<br />
Şahsi görüşüm olarak görevini tam yapan memur arkadaşlara diyecek hiç bir lafım yok ama; İstanbul gibi büyük şehirlerde görev yapanların %70'i bir işe yaramaz desem yeridir. Ama tam tersi de terör bölgelerindeki memurlarda kelle koltukta.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakan30 demiş ki:</span><br />
<br />
Silah sizi korumaz.<br />
Amerika’daki olay şahıs otomatik tüfekle sinemaya giriyor rasgele ateş ediyor.<br />
Böyle bir durumda zaten ölmüş olursunuz. Etki tepki prensibi siz olayı anlayıp tahlil edene kadar ölürsünüz.<br />
Ama o şahıs elini koluna sallayarak o tüfekleri gidip dükkandan alamasaydı kimse ölmezdi.<br />
Bu sıcaklarda kaç kişi silah taşıyor merak ediyorum yada kaç kişi sinemaya silahla gider.<br />
<br />
Türkiye’de en ağır ceza gerektiren suçlardan birisi silahlı gasptır ve oranı düşüktür.<br />
Ayrıca cinayetlerin çoğu da bıçakla işlenir sessiz ve sinsice.<br />
<br />
En önemlisi kavga etmemektir. Adam üzerinize yürüdü siz silahı çektiniz erkeksen ateş et dedi çaktı tokadı ne yapacaksınız. Adamı vursanız kaybedecek çok şeyiniz var ama vurmazsanız tek kaybedeceğiniz şey gururunuz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Berkeley demiş ki:</span><br />
<br />
Aramızda böyle biri olduğunu sanmıyorum, ruhsatlı silah sahibi bir kişi gerçekten can güvenliğinin tehlikeye girdiği durum dışında silahı olduğunu düşünmez bile.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Glock demiş ki:</span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">hakan30 Yazdı:  Silah sizi korumaz.</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Amerika’daki olay şahıs otomatik tüfekle sinemaya giriyor rasgele ateş ediyor.</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Böyle bir durumda zaten ölmüş olursunuz. Etki tepki prensibi siz olayı anlayıp tahlil edene kadar ölürsünüz.</span><br />
<br />
Bu tespit neye göre ve nasıl yapılıyor? ilk hedef olmayan ve tahmini 5 veya 10 sn sonra saldırı ile karşılaşan biri,savunma pozisyonu alıp hatta ve hatta siper alıp atış gerçekleştiremez mi?<br />
<br />
Tepki süreleri ve sıcak temas durumları çok değişkendir.<br />
<br />
Konuyu tamamıyla en ince ayrıntısına kadar incelemeden, her kurbanla tahmini temas süresini bilmeden böyle bir yorum yapmak yanlış ve hatalı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nutkey demiş ki:</span><br />
<br />
1. Adam üzerimize yürüdü; BİZ SİLAH ÇEKMEYECEĞİZ...<br />
2. Sözle tahrik etti; BİZ SİLAH ÇEKMEYECEĞİZ...<br />
3. Çaktı tokadı; BİZ SİLAH ÇEKMEYECEĞİZ...<br />
4. Ne zaman ölümcül bir silahla bize saldırı olursa işte o zaman silahımızı çekeceğiz ve kullanacağız bu kadar basit...<br />
<br />
Hemen hemen bütün silahlanma karşıtlarının ve bazı silah severlerin de karıştırdığı husus şudur; bireysel silahımız bir cezalandırma aracı değildir, bir savunma aracıdır. Yasanın bize bunu vermesinin amacı, bizim gururumuzu kıracak davranışları veya bize karşı işlenen suçu cezalandırmak değildir. Silahımızı da meşru amacı doğrultusunda bize veya başkasına karşı ölümcül saldırıyı önlemek veya defetmek için kısaca hayatımızı korumak için taşımak istiyoruz hepsi bu.<br />
Saygılarımla...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Schumacher demiş ki:</span><br />
<br />
Sn. Hakan30<br />
<br />
Bir gün Mithat Bereket'in yaptığı Pusula adlı programı seyrediyordum, O günde Yasser Arafat ile röportaj yapıyor. Söz çok uzatmayayım, Yasser Arafat'ın çok güzel bir silahı varmış ve sürekli yanında taşırmış. Mithat Bereket de görebilir miyim silahınızı diyor, Arafat direk olmaz diyor. Neden? Silahımı yerinden çıkarttığımda seni vurmam gerekir de ondan diyor. Netice de belki Arafat şaka ile karışık söylemiştir buna ama neticede işin aslı da budur. Biz silah severiz silah taşımamız veya bulundurmamız Can, Namus ve Mal güvenliğimizi koruma amaçlıdır. Yani trafikte milletle tartışıp önünü kesip silah çekersen Eşkiya olursun. Forumda da Eşkiya tabirine uyan arkadaşımız yoktur çok şükür. Saygılar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mirgun demiş ki:</span><br />
<br />
Kafamızı, tokat, hakaret sık sık yaşanması mümkün durumlarda silah çekmek yerine, gerçekten yakınlarımıza, ve bize yönelecek ölümcül bir durumda nasıl hareket edeceğimize çalıştırsak daha iyi..Hakaret edeni vs vurmak kolay da, hakikaten biraz da becerikli bir piskopatı nasıl alt ederiz onu düşünelim..Zora bakalım..<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakan30 demiş ki:</span><br />
<br />
Başkasını hayatını korumak için dediniz .Yolda giderken baktınız bir adam bir kızı kovalıyor elinde silahlı kız bağırıyor imdat yardım edin diye sizde kovalayanı silahla durduruyorsunuz bakıyorsunuz adam polis, kaçan kız terörist (Geçen hafta yaralı olarak yakalandı)<br />
<br />
Sizi tenzih ederim hatta forumda da soru olarak sorulmuştu. Bazıları silahı beline takınca kullanmak için bahane aramakta. Çünkü hiç hukuki olarak başı belaya girmemiş.<br />
<br />
Keşke herkes sizin gibi bilinçli olsa. Kaliteli açık poligonlar açılsa. Her türlü silahı tanıma ve atış şansımız olsa.<br />
İstanbul trafiğinde makas atmayı marifet sayan ehliyeti nalburdan almış şahsiyetleri görünce insan düşünüyor her isteyen insan silah taşısa durum nasıl olur.(Bana göre eğitimi okul dershane v.b veremez aile ve yakın çevresinden eğitim alınabilir.)<br />
<br />
Ayrıca benim 5 adet yivli ve yivsiz silahım var.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Berkeley demiş ki:</span><br />
<br />
Kanunlara uymayan herkes silah taşıyabiliyor zaten, insanlarında hayatını tehlikeye sokacak davranışlarda bulunabiliyor, anlayamadığınız nokta burada.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Xhmyt demiş ki:</span><br />
<br />
Her şey tamam da şu 3.maddeyi uygulayabilecek adam bulma durumu zor. Bence :<br />
1- Adam geliyor . Bekle.<br />
2- Sözle tahrik ediyor. Sen etme ama dişini göster ki iş büyümesin. Ama olmadı,<br />
3- Elini kaldırdı. Kır.<br />
4- Bıçak, silah çekti. İndir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Waffenliebe demiş ki:</span><br />
<br />
Neredeyse tamamına katılıyorum Sn Xhmyt. Sadece 4. maddedeki bıçak kısmı pek benlik değil. Bıçağa karşılık silah çekilmesi için çok sıkışıklıkta kalmış olmak lazım kanımca. Nitekim bıçaklı biri ile karşı karşıya kaldığınızda siz silahınızı çektiğinizde o da can havliyle bıçağı kesinlikle sallayacaktır. Ben silah yerine etrafımda vurabilecek bir sopa benzeri alet aramayı tercih ederdim. Nitekim silah çekersem ve adam ona rağmen üstüme gelmeye devam ederse kuvvetle muhtemel katil olurum. Bu durumda bildiğim kadarı ile nefsi müdafaa geçerli olmuyor. Yanlış biliyor olabilirim ama bir avukat arkadaşım bu şekilde anlatmıştı. Uzun zamandır olası bıçaklı serserilere karşı yanımda bıçak taşırım, ki Alsancak taraflarında akşam ve gece saatlerinde o tiplerin bando mızıka yürüyüşü oluyor resmen. Allah hiç kimseyi o şekilde sınamasın inşallah. Zor ve o an verilebilecek kararlar. Yaşamadan ne desek boş.<br />
<br />
Saygılarımla, Volkan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orhancengizk demiş ki:</span><br />
<br />
Üstad bıçağı görünce; saldırganın silahı net olarak göreceği şekilde silaha elini atar ama silahı yerinden çekmezsin, saldırgan kuvvetle muhtemel şekilde duraksayacaktır, hamleye devam ederse, çekersin ama tetiğe dokunmazsın, saldırgan hala kararlı şekilde hamle yapmaya yeltenecek gibi ise bu durumdan sonra olayı kestirmek pek mümkün değil ama muhtemelen bu hareketleri yapan alkollü yada daha kötüsü haplanmıştır yada uçucu madde vs. kullanmıştır, bu durumda sopa filan da pek işe yaramayabilir. Ben olsam sopa aramaktansa, silah ile kafaya kafaya çalışırdım, bu durumda ateşli silah ile vurma değil, darp ile karşılık vermiş olursunuz. gene de olmadı o andan itibaren tetiği çekmek içinde bulunduğunuz duruma göre elzem hale gelebilir.<br />
<br />
Allah hiçbir zaman bela ile karşı karşıya kalmayı nasip etmesin...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Glock demiş ki:</span><br />
<br />
Bırakın kol mesafesini 5 metreye kadar delici,kesici alet her silah taşıyıcısı için tehlikeli bir yakınlıktır.<br />
<br />
Elinde size zarar verebilecek bir nesne olan şahıs ivmelenmeye başladığında,kılıftan kütleye hadisesi için çok geç kalmış olabilirsiniz.<br />
<br />
Hele ki bu kişi işini biliyorsa.<br />
<br />
Göğüs göğüse muharebede birinci kural hasmını olabildiğince kendinden uzak tutarak abondone et ve uzaklaştır.<br />
<br />
Elinde delici, kesici nesne bulunan şahısla aynı kategoride nesneyle bile mücadele etmek büyük hatadır, profesyonel olsanız bile.<br />
<br />
Saldırgan şahsa silah gösterme, doğrultma olayları daha fazla tetikleyebilir.<br />
<br />
Kaçabileceğiniz yer kalmayıncaya dek kaçın, ölümcül güç kullanmak yapılacak en son hadise olmalıdır.<br />
<br />
Unutmayın atacağınız veya attığınız her mühimmattan sorumlusunuz.(Kimsenin bu durumda kalmaması dileğiyle)<br />
<br />
Hep söylüyoruz fiziksel yeterliliğinizi üst seviye taşıyın ve spor yapın.<br />
<br />
Close Range combat tamamiyle zor bir hadisedir.Eğitimleri uzun sürer ve çok aşamalıdır.<br />
<br />
Olabildiğince uzlaşmacı olun veya gerekirse kaçın, kaçacak yeriniz kalmayıncaya dek.<br />
<br />
Emniyetli ve bol eğitimli günler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Carbine demiş ki:</span><br />
<br />
Tahmin ediyorum ki forumdaki çoğu insan silahsız savunmaya da zaman ve efor harcamıştır.<br />
Ömrümde bana gelip tokat atacak adama karşı bir kaygım olmadı. Gerekirse (ki çoğu amatör için çok kolay olmaz) dayağımı yerim paşalar gibi. Silah bana avantaj sağlamak için var başımı belaya sokmak için değil.<br />
Bu forumdaki hemen hemen herkesin de silahı var ama çoğumuzun eşlerinin ve yetişkin çocuklarının silahı yok. Onların benden çok daha fazla ihtiyacı var oysa ki.<br />
İşte bu nedenle bireysel silahlanmaya EVET.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mercankaya demiş ki:</span><br />
<br />
Sokakta yaşanacak adi bir kavgada hemen silaha sarılacaksak, hiç taşımayalım. Geçtiğimiz günlerde, trafikte dört kişi ile aramda bir sorun yaşandı. Belimde silahlarım olmasına ve haklı olmama rağmen, silah kullanma zorunluluğu duymadım. Biraz onlar, çokça ben, bir seklide sorunumuzu çözdük.<br />
Allah esirgesin, hakkimi kurtarma derdine ve bir candan asla kıymetli olmayacak bir sebepten, dört kişinin katili olabilirdim.<br />
Ama yine de bireysel silahlanma, gerekli, önemli ve hayatidir. Zira yanımdaki silahım sayesinde hayatimi kurtardığım da çok olmuştur.<br />
Selamlar, Saygılar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Lupus demiş ki:</span><br />
<br />
Kul değil, fikri hür, vicdanı hür bir vatandaş olabilmek için bireysel silahlanmayı destekliyorum...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özkanx7 demiş ki:</span><br />
<br />
Bilinçli ve iyi yürekli vatandaşların elinde silahın aynı zamanda güvenlik ve bir spor olabileceğini göstermek için bireysel silahlanmaya evet.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Polise/askere/sivile bıçakla/silahla saldırı ve vicdan]]></title>
			<link>https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=281</link>
			<pubDate>Fri, 12 Apr 2024 11:16:42 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.tabancatufek.com.tr/member.php?action=profile&uid=141">AliGalip</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=281</guid>
			<description><![CDATA[Daha yeni paylaşılmış olan “polise bıçakla saldıran kişi serbest kaldı” iddiasına dair X paylaşımını <a href="https://twitter.com/polismevzuat/status/1778517889626124593?t=sS_-23fghu_sPC5RvxKWsg&amp;s=19" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">BURAYA</a> bırakıyorum ve bu mevzuya dair iki kelam etmek istiyorum. <br />
Öncelikle bu saldırıya dair ulusal basın taraması yaptığımda saldırganın tutuklandığı bilgisine ulaştım. Hangisi doğru veya hangisi yanlış bilgi konusunu kenara bırakıyor,,  olguya odaklanmak istiyorum.<br />
<br />
Ülkede polise dahi silahla, bıçakla saldıran zihniyetler sana/bana ne yapmaz. Savcı/hakim hukuk dairesi çerçevesinde karar veriyor. Bu saldırganlar maalesef serbest de kalabiliyor. İşin kötü yanı serbest kalabildiklerinin herkesçe bilinmesi, saldırganları cesaretlendirirken; hukuka ve ahlaka saygılı bireyleri daha çok korkar hale getiriyor. Kanunların revize edilmesi, ister polise/askere ister sivile olsun, saldırı cezalarının çok daha ağırlaştırılması şart.  Hele kolluk kuvvetlerine saldırının dönüşü olmaması lazım, yani saldırgan Amerika’daki gibi bir sonun kendisini beklediğini bilmeli!.  <br />
Basına ya da sosyal medyaya yansıdığı kadarcılığı ile haberdar olduğumuz bu saldırılar bile RUHSATLI sivil silahlanmanın gerekliliğini ortaya koyuyor. <br />
Peki silahlanamayan ne yapmalı? Mevcut şartlarda sadece KAÇMALI, PISMALI.<br />
<br />
Cennet vatanımızda huzur içinde yaşamaktan öte talebi olmayan bizlerin en önemli beklentilerinden biri kanunlarımızın günümüz şartlarına göre revize edilmesi, adliyelerdeki iş yüklerinin hafifletilmesi için fiziki koşul ile personel şartlarının güçlendirilmesidir.<br />
<br />
Kötünün kötülük yapmaya korktuğu; iyinin ise rahatça iyilik yapabildiği günler özlemiyle…]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Daha yeni paylaşılmış olan “polise bıçakla saldıran kişi serbest kaldı” iddiasına dair X paylaşımını <a href="https://twitter.com/polismevzuat/status/1778517889626124593?t=sS_-23fghu_sPC5RvxKWsg&amp;s=19" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">BURAYA</a> bırakıyorum ve bu mevzuya dair iki kelam etmek istiyorum. <br />
Öncelikle bu saldırıya dair ulusal basın taraması yaptığımda saldırganın tutuklandığı bilgisine ulaştım. Hangisi doğru veya hangisi yanlış bilgi konusunu kenara bırakıyor,,  olguya odaklanmak istiyorum.<br />
<br />
Ülkede polise dahi silahla, bıçakla saldıran zihniyetler sana/bana ne yapmaz. Savcı/hakim hukuk dairesi çerçevesinde karar veriyor. Bu saldırganlar maalesef serbest de kalabiliyor. İşin kötü yanı serbest kalabildiklerinin herkesçe bilinmesi, saldırganları cesaretlendirirken; hukuka ve ahlaka saygılı bireyleri daha çok korkar hale getiriyor. Kanunların revize edilmesi, ister polise/askere ister sivile olsun, saldırı cezalarının çok daha ağırlaştırılması şart.  Hele kolluk kuvvetlerine saldırının dönüşü olmaması lazım, yani saldırgan Amerika’daki gibi bir sonun kendisini beklediğini bilmeli!.  <br />
Basına ya da sosyal medyaya yansıdığı kadarcılığı ile haberdar olduğumuz bu saldırılar bile RUHSATLI sivil silahlanmanın gerekliliğini ortaya koyuyor. <br />
Peki silahlanamayan ne yapmalı? Mevcut şartlarda sadece KAÇMALI, PISMALI.<br />
<br />
Cennet vatanımızda huzur içinde yaşamaktan öte talebi olmayan bizlerin en önemli beklentilerinden biri kanunlarımızın günümüz şartlarına göre revize edilmesi, adliyelerdeki iş yüklerinin hafifletilmesi için fiziki koşul ile personel şartlarının güçlendirilmesidir.<br />
<br />
Kötünün kötülük yapmaya korktuğu; iyinin ise rahatça iyilik yapabildiği günler özlemiyle…]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bağımsızlık-Silah İlişkisi,Güvenlik Sorunları ve Çözümleri]]></title>
			<link>https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=58</link>
			<pubDate>Fri, 23 Feb 2024 09:11:44 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.tabancatufek.com.tr/member.php?action=profile&uid=4">ceycey</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=58</guid>
			<description><![CDATA[Silah Yasası Tasarısı çalışmaları sırasında TBMM Silah Yasası Komisyonu üyelerine verdiğimiz metindeki "Bağımsızlık Silah İlişkisi" ve "Güvenlik Sorunları ve Çözümleri" isimli makaleleri, bireysel silahlanma hakkı ile ilgili olduğu için burada paylaşmak ihtiyacı hissettim.<br />
<br />
                  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BAĞIMSIZLIK-SİLAH İLİŞKİSİ:</span><br />
                  Tarih boyunca yapılan savaşlar ve istilalar incelendiğinde; silahları daha güçlü olan ve silahlarını daha iyi kullanan milletlerin genelde galip geldiğini görüyoruz. Silahları düşmanlarından geri kalmayan ve silahlarını kullanmayı bilen toplumlar ,tarih boyunca kaybetmemişler ve asla köleleştirilememişlerdir.                  <br />
                  Osmanlı İmparatorluğu’nun 3 kıtaya kadar yayılmasının en önemli nedenlerinden birisi, iyi silahlara sahip olması ve bu silahları kullanmayı iyi bilen bir ordusunun olmasıydı.<br />
                  Silahlarımız olmasa ve değerli komutanlarımızca silahını iyi kullanabilen eğitimli bir ordumuz olmasa, İstiklal Savaşı’nı kazanabilir miydik?<br />
                  Yani,silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu, bağımsızlık için en önemli unsurlardan birisidir.<br />
                  Yine savaş tarihi incelendiğinde, milis kuvvetler dediğimiz silahı olan sivil güçlerin çok önemli roller oynadığını görüyoruz. <br />
                  Amerika’nın bağımsızlığını kazanabilmesi, milis kuvvetlerin düzenli ordu yanında savaşa girmesiyle mümkün olmuştur.<br />
                  Osmanlı’da, savaş zamanı dışında çiftçilik yapan, sefer olunca orduya katılan sipahileri hatırlayalım. Bunlar da milisti.<br />
                  Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasını sağlayan en önemli faktörlerden biri, Kuvay-i Milliye denilen bir kısmını milislerin oluşturduğu güç değil midir? Babadan, dededen kalma tüfekleri ve tabancaları olan siviller savaşa katılmasa, zafer kazanılabilir miydi?<br />
Bu örnekler arttırılabilir. Bir de ters örnekleri düşünelim.<br />
                1995 Yılında Srebrenitsa’da, Birleşmiş Milletler tarafından Boşnak köylerinden duvarda asılı dededen kalma tekli kırmalar bile toplanmış, öteki yanda Yugoslav ordusunun depolarını açıp silahları alan Bosnalı Sırplar, savaş başlamadan çok önce milis eğitim kampları düzenleyerek katliama hazırlanmışlardır. Sonuçta silahlı Sırplar, çoluk, çocuk demeden hiçbir silahı olmayan(resmi rakamlara göre)8.372 müslümanı katletmişlerdir. Müslümanların evlerinde en azından birer tüfeği olsaydı, bu katliam olabilir miydi?<br />
Yugoslayva iç savaşı sırasında ellerinden silahları alınan Müslüman Boşnaklar, küçük atölyelerde ve evlerinde silah yaparak kendilerini savunmaya çalışmışlardır. Bu silahların bir kısmı şimdi soykırım müzelerinde sergileniyor.<br />
Yine 1992 yılında Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı Kasabası’nda Ermeni güçler, silahsız  106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan vatandaşını katletmiştir. Kadınlara tecavüz edilmiş, hamile olanlarının karınlarına süngü saplanarak bebekleriyle birlikte öldürülmüşlerdir. Bu insanların kendilerini savunmaya yetecek kadar silahı olsaydı, bu katliam kolayca yapılabilir miydi?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                  Tarih göstermiştir ki , silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu dışında silahı olan milisler de bağımsızlık için önemlidir. Silahı olan insanları köleleştiremezsiniz.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                   GÜVENLİK SORUNU VE ÇÖZÜMLERİ:</span><br />
                  Büyük şehirlerimiz son on yıllarda büyük bir değişim geçirmiştir. Sosyal ilişkiler farklılaşmış, dayanışma, vatandaşlık bilinci, sevgi ,saygı gibi kavramlar tüm Dünya'nın içinden geçmekte oldu "kaos çağı" da diyebileceğimiz ortamda, giderek yok olmaya başlamışlardır. Nüfus artmakta, kaynaklar azalmaktadır. Kaynakları yoğunluklu tüketmekte olan kitle, pastanın kendilerine düşen payından vazgeçmeyip, daha da hırçınlaştıkça; genel nüfus, ekonomik olarak her geçen gün daha da zorlanmaktadır. Bu hızlı değişim ve sosyo-ekonomik anlamda yeni değerlere tutunamayan, nasıl tutunacağını bilmeyen , feodal düzenden şehirli düzenine geçmekte zorlanan kitleler, işsizliğin artışıyla ekonomik olarak da zorlandıkça; sonuç olarak kanunsuzlaşmaya giden iki farklı yoldan birini seçebilmektedirler. Yalnız kalarak, soyutlanmak, giderek geçiminin zorlaşmasıyla, bir aile kurma şansını da yakalayamamak ve en sonunda kaybedecek hiçbir şeyi olmayan potansiyel suçlu bir bireye dönüşmek. Ya da kendi aralarında gruplaşarak, bir güç mevzisi elde etmek adına kanunsuzlaşmak; ki buna çete kurmak diyoruz.<br />
                  Bu noktaya ek olarak, vatanımız  şu an Dünya'da yüzyıllardır uğruna savaşılan kaynakların ortaya çıktığı , sınır komşularının politik açıdan son derece istikrarsız olduğu bir coğrafya üzerindedir. Kaynaklar ve güç dağılımları olarak bakıldığında da, bu coğrafya daha uzun süre bu konumda kalmaya mahkumdur. Dolayısıyla, bu ülke üzerinden suç nakli, (silah kaçakçılığı, uyuşturucu trafiği vs.) daima olmuştur ve olmaya da devam edecektir. <br />
                  Güvenlik güçlerimiz bu konularda ellerinden geleni yapmakta olsa da, bu, bireyin böyle bir coğrafyada yaşadığı gerçeğini; kendisinin ve ailesinin güvenliğinden endişe duyabileceği gerçeğini değiştirmez.          <br />
                  Hemen hemen Dünya’nın her yerinde olduğu gibi, yurdumuzda da saldırı suçları ciddi oranlarda artmaya başlamıştır. Dürüst vatandaşın haklarını kollamak, ve suçluların cezalandırılması adına yeterli çözümlerin bir türlü sağlanamaması, potansiyel suçluları da çabucak suç dünyasına çekmekte, adeta “ekmeklerine yağ sürmektedir. ”Kimi metropollerin nüfusunun on beş milyonu bulduğu bu zamanda, güvenlik güçlerinin de her köşe başına bir memur koyamayacağı malumdur. Dolayısıyla da bireysel suçları önleyici tedbirlerin alınmasında yetersiz kalınması, günümüzde anlaşılamayacak bir durum değildir. Öyleyse vatandaşın haklarının, özellikle de insan haklarının en kutsalı olan “yaşama hakkının” korunması; “bireyin kendisinin ve ailesinin can güvenliğini koruma hakkının elinden alınmaması gerekmektedir.<br />
                 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Özetlemek gerekirse,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                  -Silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu dışında silahı olan milislerin de bağımsızlık için önemli olduğu, silahı olan insanları köleleştirilemeyeceği,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                  -Ülkemizin en istikrarsız coğrafyalardan birinde yer alması ve bundan kaynaklanan silah kaçakçılığının her zaman var olacağı realitesi,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                  -Nüfusun artması, kaynakların azalması, feodal düzenden şehirli düzene geçilmesi, işsizliğin artmasıyla ekonomik ve sosyal olarak tutunamayan insanların potansiyel suçlu olması, çetelerin artması, saldırıların çoğalması,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                  -Nüfusun artmasıyla güvenlik güçlerinin herkesi her zaman koruyamayacağı gerçeği,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                  -Halkımızın geçmişten gelen silah sevgisi ve silah kültürünün varlığı, vb. nedenlerle savunma ihtiyacı hisseden insanlar, içgüdüsel olarak  kendisinin ve ailesinin namuslarını, canlarını, mallarını, ülkelerinin bağımsızlıklarını duvarda asılı duran silahlarına ve tabancalarına emanet etmişler, kısaca bireysel olarak silahlanmışlardır.</span><br />
                  Emniyet Genel Müdürlüğü’nün resmi istatistiklerine göre, ateşli silahlarla işlenen suçlarda, ruhsatlı silahların oranı 2005 yılında % 16,7 , 2006 yılında %11,83 olmuştur. Silahlanma karşıtı Umut Vakfı’nın açıkladığı istatistiğe göre, bu rakam 2012 yılında % 9’a düşmüştür. Bu rakam içerisinde meşru müdafaa durumu nedeniyle ateşli silahını kullanan ve beraat edenlerin de olduğu düşünülürse, net rakamın %5-6 olması kuvvetle muhtemeldir.<br />
                         <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                   Yani ,yasal silahı olan insanlar, kanunlara uymaya çalışan, suç işlemekten çekinen ve silahına sadece yukarıda anlattığımız şekilde canını, malını, namusunu ve vatanını korumak için sahip olan insanlardır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Silah Yasası Tasarısı çalışmaları sırasında TBMM Silah Yasası Komisyonu üyelerine verdiğimiz metindeki "Bağımsızlık Silah İlişkisi" ve "Güvenlik Sorunları ve Çözümleri" isimli makaleleri, bireysel silahlanma hakkı ile ilgili olduğu için burada paylaşmak ihtiyacı hissettim.<br />
<br />
                  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BAĞIMSIZLIK-SİLAH İLİŞKİSİ:</span><br />
                  Tarih boyunca yapılan savaşlar ve istilalar incelendiğinde; silahları daha güçlü olan ve silahlarını daha iyi kullanan milletlerin genelde galip geldiğini görüyoruz. Silahları düşmanlarından geri kalmayan ve silahlarını kullanmayı bilen toplumlar ,tarih boyunca kaybetmemişler ve asla köleleştirilememişlerdir.                  <br />
                  Osmanlı İmparatorluğu’nun 3 kıtaya kadar yayılmasının en önemli nedenlerinden birisi, iyi silahlara sahip olması ve bu silahları kullanmayı iyi bilen bir ordusunun olmasıydı.<br />
                  Silahlarımız olmasa ve değerli komutanlarımızca silahını iyi kullanabilen eğitimli bir ordumuz olmasa, İstiklal Savaşı’nı kazanabilir miydik?<br />
                  Yani,silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu, bağımsızlık için en önemli unsurlardan birisidir.<br />
                  Yine savaş tarihi incelendiğinde, milis kuvvetler dediğimiz silahı olan sivil güçlerin çok önemli roller oynadığını görüyoruz. <br />
                  Amerika’nın bağımsızlığını kazanabilmesi, milis kuvvetlerin düzenli ordu yanında savaşa girmesiyle mümkün olmuştur.<br />
                  Osmanlı’da, savaş zamanı dışında çiftçilik yapan, sefer olunca orduya katılan sipahileri hatırlayalım. Bunlar da milisti.<br />
                  Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasını sağlayan en önemli faktörlerden biri, Kuvay-i Milliye denilen bir kısmını milislerin oluşturduğu güç değil midir? Babadan, dededen kalma tüfekleri ve tabancaları olan siviller savaşa katılmasa, zafer kazanılabilir miydi?<br />
Bu örnekler arttırılabilir. Bir de ters örnekleri düşünelim.<br />
                1995 Yılında Srebrenitsa’da, Birleşmiş Milletler tarafından Boşnak köylerinden duvarda asılı dededen kalma tekli kırmalar bile toplanmış, öteki yanda Yugoslav ordusunun depolarını açıp silahları alan Bosnalı Sırplar, savaş başlamadan çok önce milis eğitim kampları düzenleyerek katliama hazırlanmışlardır. Sonuçta silahlı Sırplar, çoluk, çocuk demeden hiçbir silahı olmayan(resmi rakamlara göre)8.372 müslümanı katletmişlerdir. Müslümanların evlerinde en azından birer tüfeği olsaydı, bu katliam olabilir miydi?<br />
Yugoslayva iç savaşı sırasında ellerinden silahları alınan Müslüman Boşnaklar, küçük atölyelerde ve evlerinde silah yaparak kendilerini savunmaya çalışmışlardır. Bu silahların bir kısmı şimdi soykırım müzelerinde sergileniyor.<br />
Yine 1992 yılında Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı Kasabası’nda Ermeni güçler, silahsız  106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan vatandaşını katletmiştir. Kadınlara tecavüz edilmiş, hamile olanlarının karınlarına süngü saplanarak bebekleriyle birlikte öldürülmüşlerdir. Bu insanların kendilerini savunmaya yetecek kadar silahı olsaydı, bu katliam kolayca yapılabilir miydi?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                  Tarih göstermiştir ki , silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu dışında silahı olan milisler de bağımsızlık için önemlidir. Silahı olan insanları köleleştiremezsiniz.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                   GÜVENLİK SORUNU VE ÇÖZÜMLERİ:</span><br />
                  Büyük şehirlerimiz son on yıllarda büyük bir değişim geçirmiştir. Sosyal ilişkiler farklılaşmış, dayanışma, vatandaşlık bilinci, sevgi ,saygı gibi kavramlar tüm Dünya'nın içinden geçmekte oldu "kaos çağı" da diyebileceğimiz ortamda, giderek yok olmaya başlamışlardır. Nüfus artmakta, kaynaklar azalmaktadır. Kaynakları yoğunluklu tüketmekte olan kitle, pastanın kendilerine düşen payından vazgeçmeyip, daha da hırçınlaştıkça; genel nüfus, ekonomik olarak her geçen gün daha da zorlanmaktadır. Bu hızlı değişim ve sosyo-ekonomik anlamda yeni değerlere tutunamayan, nasıl tutunacağını bilmeyen , feodal düzenden şehirli düzenine geçmekte zorlanan kitleler, işsizliğin artışıyla ekonomik olarak da zorlandıkça; sonuç olarak kanunsuzlaşmaya giden iki farklı yoldan birini seçebilmektedirler. Yalnız kalarak, soyutlanmak, giderek geçiminin zorlaşmasıyla, bir aile kurma şansını da yakalayamamak ve en sonunda kaybedecek hiçbir şeyi olmayan potansiyel suçlu bir bireye dönüşmek. Ya da kendi aralarında gruplaşarak, bir güç mevzisi elde etmek adına kanunsuzlaşmak; ki buna çete kurmak diyoruz.<br />
                  Bu noktaya ek olarak, vatanımız  şu an Dünya'da yüzyıllardır uğruna savaşılan kaynakların ortaya çıktığı , sınır komşularının politik açıdan son derece istikrarsız olduğu bir coğrafya üzerindedir. Kaynaklar ve güç dağılımları olarak bakıldığında da, bu coğrafya daha uzun süre bu konumda kalmaya mahkumdur. Dolayısıyla, bu ülke üzerinden suç nakli, (silah kaçakçılığı, uyuşturucu trafiği vs.) daima olmuştur ve olmaya da devam edecektir. <br />
                  Güvenlik güçlerimiz bu konularda ellerinden geleni yapmakta olsa da, bu, bireyin böyle bir coğrafyada yaşadığı gerçeğini; kendisinin ve ailesinin güvenliğinden endişe duyabileceği gerçeğini değiştirmez.          <br />
                  Hemen hemen Dünya’nın her yerinde olduğu gibi, yurdumuzda da saldırı suçları ciddi oranlarda artmaya başlamıştır. Dürüst vatandaşın haklarını kollamak, ve suçluların cezalandırılması adına yeterli çözümlerin bir türlü sağlanamaması, potansiyel suçluları da çabucak suç dünyasına çekmekte, adeta “ekmeklerine yağ sürmektedir. ”Kimi metropollerin nüfusunun on beş milyonu bulduğu bu zamanda, güvenlik güçlerinin de her köşe başına bir memur koyamayacağı malumdur. Dolayısıyla da bireysel suçları önleyici tedbirlerin alınmasında yetersiz kalınması, günümüzde anlaşılamayacak bir durum değildir. Öyleyse vatandaşın haklarının, özellikle de insan haklarının en kutsalı olan “yaşama hakkının” korunması; “bireyin kendisinin ve ailesinin can güvenliğini koruma hakkının elinden alınmaması gerekmektedir.<br />
                 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Özetlemek gerekirse,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                  -Silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu dışında silahı olan milislerin de bağımsızlık için önemli olduğu, silahı olan insanları köleleştirilemeyeceği,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                  -Ülkemizin en istikrarsız coğrafyalardan birinde yer alması ve bundan kaynaklanan silah kaçakçılığının her zaman var olacağı realitesi,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                  -Nüfusun artması, kaynakların azalması, feodal düzenden şehirli düzene geçilmesi, işsizliğin artmasıyla ekonomik ve sosyal olarak tutunamayan insanların potansiyel suçlu olması, çetelerin artması, saldırıların çoğalması,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                  -Nüfusun artmasıyla güvenlik güçlerinin herkesi her zaman koruyamayacağı gerçeği,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                  -Halkımızın geçmişten gelen silah sevgisi ve silah kültürünün varlığı, vb. nedenlerle savunma ihtiyacı hisseden insanlar, içgüdüsel olarak  kendisinin ve ailesinin namuslarını, canlarını, mallarını, ülkelerinin bağımsızlıklarını duvarda asılı duran silahlarına ve tabancalarına emanet etmişler, kısaca bireysel olarak silahlanmışlardır.</span><br />
                  Emniyet Genel Müdürlüğü’nün resmi istatistiklerine göre, ateşli silahlarla işlenen suçlarda, ruhsatlı silahların oranı 2005 yılında % 16,7 , 2006 yılında %11,83 olmuştur. Silahlanma karşıtı Umut Vakfı’nın açıkladığı istatistiğe göre, bu rakam 2012 yılında % 9’a düşmüştür. Bu rakam içerisinde meşru müdafaa durumu nedeniyle ateşli silahını kullanan ve beraat edenlerin de olduğu düşünülürse, net rakamın %5-6 olması kuvvetle muhtemeldir.<br />
                         <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                   Yani ,yasal silahı olan insanlar, kanunlara uymaya çalışan, suç işlemekten çekinen ve silahına sadece yukarıda anlattığımız şekilde canını, malını, namusunu ve vatanını korumak için sahip olan insanlardır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Silah Yasası Tasarısı Çalışmamız]]></title>
			<link>https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=36</link>
			<pubDate>Wed, 21 Feb 2024 17:11:09 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.tabancatufek.com.tr/member.php?action=profile&uid=4">ceycey</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=36</guid>
			<description><![CDATA[Arkadaşlar, bazılarınız hatırlar ;TBMM'de "Silah Yasası" için bir komisyon kurulmuş, 2013 yılı mayıs ayında Osman Ortaç ,Pinus(X) ve ben meclise giderek komisyon üyeleriyle komisyon odasında 1 saate yakın görüşmüş, beklentilerimizi ve düşüncelerimizi anlatmıştık.<br />
Lupus,Ekeke,Tokoğlu,Osman Ortaç ve ben bir çalışma yapmış, tarafımca kaleme alınan yazı komisyon üyelerine elden teslim edilmişti.<br />
Çok olumlu bir görüşme olmuştu. Ancak, iktidarın tercihi nedeniyle tasarı yasal sürede meclis önüne gelmeyerek kadük olmuştu.<br />
Daha sonra temel silah yasalarında bazı değişiklikler oldu. Bu çalışmamızın ufak da olsa bu değişikliklerde etkisi olduğunu düşünüyorum.<br />
Bu metni hiç bir değişiklik yapılmadan aşağıda mesajlar halinde yayınlıyorum. İleride yapılacak yasa değişikliklerinde inşallah yararlanılır.<br />
(X)Pinus'tan izin alınmadığı için gerçek ismini belirtmedim.<br />
<hr class="mycode_hr" />
Sayın Milletvekilim,<br />
<br />
                  Bilindiği üzere İçişleri Bakanlığı tarafından 2009 yılında hazırlanan “Silah Kanunu Tasarısı”, TBMM İçtüzüğü’nün 77 maddesi uyarınca hükümsüz sayılmış; ancak Bakanlar Kurulu tarafından 16.4.2013 tarihinde yenilenerek tekrar TBMM’ye gönderilmiştir.<br />
                  Tasarının genel gerekçesinde; ateşli ve ateşsiz silahlarla ilgili düzenlemelerin 6136 ve 2521 Sayılı Kanunlar’da yer aldığı,  bu kanunların eski olduğu, zamana ve değişen şartlara göre bir çok değişiklik ve ekleme yapıldığı, bu değişikliklerin bütüncül bir bakış açısını içermediğinden ortaya anlaşılması zor, sistematiksiz, uygulaması zor kanunların çıktığı, dolayısıyla ihtiyaçlara cevap veremediği belirtilmiştir,<br />
                  Yine, yivli ve yivsiz silahlara ilgili hususların ayrı ayrı düzenlenmesi nedeniyle, kanunlarda mükerrer hükümler olduğu, bunun da uygulamada ciddi sorunlar yarattığı anlatılmıştır. Ayrıca, mevzuatın Avrupa Birliği müktesebatına uyumunun sağlanması gerekliğinden de söz edilerek, mevzuatın tek bir metin halinde toplanmasının amaçlandığı bildirilmiştir.<br />
                  Gerekçede belirtilen hususların tamamına katılıyoruz. Gerçekten, iki ayrı kanunla yapılan düzenlemelerin bir sistemi yoktu. Kanunlar eski olup, yapılan değişiklik ve ek maddelerle tam bir yamalı bohçaya dönmüşlerdi. Aynı konularda farklı ve mükerrer hükümler, uygulamayı zorlaştırmakta, sorunlar zaman zaman Yargıtay’ın ve Danıştay’ın devreye girerek içtihat yaratmalarıyla giderilmeye çalışılmaktaydı. Bu nedenlerle, bütün mevzuatın bir kanunda toplanması ve belli bir sisteme bağlanması zorunluluktu. Kısacası, yeni bir kanun zorunluluktu.<br />
                  Kanunlar hazırlanırken, düzenlemeyle ilgisi olan bütün toplum katmanlarının, sivil toplum kesimlerinin, kamu kuruluşlarının, sektör temsilcilerinin vb. görüşlerinin alınması; o kanunun uygulanabilirliği yanında benimsenmesini de sağlar. <br />
                  Mevcut taslak hazırlanırken, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının, sektör temsilcilerinin görüş ve teklifleri alınmış, ancak yasanın asıl muhatabı ve getirdiği yükümlülüklerin taşıyıcısı olan toplum kesimlerinin görüşleri ne bu dönemde, ne de daha önceki dönemlerde alınmamıştır. Sivil toplum adına görüşleri alınan bazı vakıf ve derneklerin ise, bahsi geçen muhatapları temsil etme, haklarını savunma ve gündeme getirme yeterlilikleri olmadığı gibi, aksi yönde görüş ve teklifler gündeme getirmişlerdir. Yani, bu yönüyle tasarının bir tarafı eksiktir.<br />
                  Bunun dışında, yapılacak kanunların toplumun içinde bulunduğu duruma uygun, ihtiyaçlara cevap verebilecek nitelikte ve toplumun hassasiyetlerini karşılayacak özelliklerde olması gerekmektedir.<br />
                  Halen yürürlükte olan 6136 ve 2521 Sayılı Kanunlar,1953 tarihinde milletin hesap sorma korkusuna karşı alınmış, temel mantık ve yaklaşımı ile milleti mümkün olduğu kadar silahsızlandırmayı amaç edinmiş kanunlardır. Bu kanunlar baştan aşağıya dikkatlice incelendiğinde, temel mantık ve yaklaşımının, genel asayiş ve güvenlikten ziyade bu korkuya dayandığı kolaylıkla anlaşılır.<br />
<hr class="mycode_hr" />
                  BAĞIMSIZLIK-SİLAH İLİŞKİSİ:<br />
                  Tarih boyunca yapılan savaşlar ve istilalar incelendiğinde; silahları daha güçlü olan ve silahlarını daha iyi kullanan milletlerin genelde galip geldiğini görüyoruz. Silahları düşmanlarından geri kalmayan ve silahlarını kullanmayı bilen toplumlar ,tarih boyunca kaybetmemişler ve asla köleleştirilememişlerdir.                  <br />
                  Osmanlı İmparatorluğu’nun 3 kıtaya kadar yayılmasının en önemli nedenlerinden birisi, iyi silahlara sahip olması ve bu silahları kullanmayı iyi bilen bir ordusunun olmasıydı.<br />
                  Silahlarımız olmasa ve değerli komutanlarımızca silahını iyi kullanabilen eğitimli bir ordumuz olmasa, İstiklal Savaşı’nı kazanabilir miydik?<br />
                  Yani,silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu, bağımsızlık için en önemli unsurlardan birisidir.<br />
                  Yine savaş tarihi incelendiğinde, milis kuvvetler dediğimiz silahı olan sivil güçlerin çok önemli roller oynadığını görüyoruz. <br />
                  Amerika’nın bağımsızlığını kazanabilmesi, milis kuvvetlerin düzenli ordu yanında savaşa girmesiyle mümkün olmuştur.<br />
                  Osmanlı’da, savaş zamanı dışında çiftçilik yapan, sefer olunca orduya katılan sipahileri hatırlayalım. Bunlar da milisti.<br />
                  Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasını sağlayan en önemli faktörlerden biri, Kuvay-i Milliye denilen bir kısmını milislerin oluşturduğu güç değil midir? Babadan, dededen kalma tüfekleri ve tabancaları olan siviller savaşa katılmasa, zafer kazanılabilir miydi?<br />
<br />
 <br />
 <a href="https://hizliresim.com/m2qj3xv" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/m2qj3xv.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: m2qj3xv.jpg]" class="mycode_img" /></a>  <br />
<br />
<br />
   <a href="https://hizliresim.com/tfbngil" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/tfbngil.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: tfbngil.jpg]" class="mycode_img" /></a>   <br />
<hr class="mycode_hr" />
Bu örnekler arttırılabilir. Bir de ters örnekleri düşünelim.<br />
                1995 Yılında Srebrenitsa’da, Birleşmiş Milletler tarafından Boşnak köylerinden duvarda asılı dededen kalma tekli kırmalar bile toplanmış, öteki yanda Yugoslav ordusunun depolarını açıp silahları alan Bosnalı Sırplar, savaş başlamadan çok önce milis eğitim kampları düzenleyerek katliama hazırlanmışlardır. Sonuçta silahlı Sırplar, çoluk, çocuk demeden hiçbir silahı olmayan(resmi rakamlara göre)8.372 müslümanı katletmişlerdir. Müslümanların evlerinde en azından birer tüfeği olsaydı, bu katliam olabilir miydi?<br />
<br />
                  <a href="https://hizliresim.com/5m2p6dq" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/5m2p6dq.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 5m2p6dq.png]" class="mycode_img" /></a>    <a href="https://hizliresim.com/a6355km" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/a6355km.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: a6355km.jpg]" class="mycode_img" /></a><br />
             <br />
                  <a href="https://hizliresim.com/b0ao6qh" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/b0ao6qh.png" loading="lazy"  alt="[Resim: b0ao6qh.png]" class="mycode_img" /></a>   <a href="https://hizliresim.com/mpjjd96" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/mpjjd96.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: mpjjd96.jpg]" class="mycode_img" /></a><br />
<hr class="mycode_hr" />
Yugoslayva iç savaşı sırasında ellerinden silahları alınan Müslüman Boşnaklar, küçük atölyelerde ve evlerinde silah yaparak kendilerini savunmaya çalışmışlardır. Bu silahların bir kısmı şimdi soykırım müzelerinde sergileniyor.<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/Df1fZs6/8.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 8.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/NFZNDpW/10.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 10.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<hr class="mycode_hr" />
Yine 1992 yılında Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı Kasabası’nda Ermeni güçler, silahsız  106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan vatandaşını katletmiştir. Kadınlara tecavüz edilmiş, hamile olanlarının karınlarına süngü saplanarak bebekleriyle birlikte öldürülmüşlerdir. Bu insanların kendilerini savunmaya yetecek kadar silahı olsaydı, bu katliam kolayca yapılabilir miydi?<br />
<br />
<a href="https://hizliresim.com/m0983u5" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/m0983u5.png" loading="lazy"  alt="[Resim: m0983u5.png]" class="mycode_img" /></a>     <a href="https://hizliresim.com/cciwtt3" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/cciwtt3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: cciwtt3.jpg]" class="mycode_img" /></a> <br />
<br />
              <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">    Tarih göstermiştir ki , silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu dışında silahı olan milisler de bağımsızlık için önemlidir.Silahı olan insanları köleleştiremezsiniz.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Arkadaşlar, bazılarınız hatırlar ;TBMM'de "Silah Yasası" için bir komisyon kurulmuş, 2013 yılı mayıs ayında Osman Ortaç ,Pinus(X) ve ben meclise giderek komisyon üyeleriyle komisyon odasında 1 saate yakın görüşmüş, beklentilerimizi ve düşüncelerimizi anlatmıştık.<br />
Lupus,Ekeke,Tokoğlu,Osman Ortaç ve ben bir çalışma yapmış, tarafımca kaleme alınan yazı komisyon üyelerine elden teslim edilmişti.<br />
Çok olumlu bir görüşme olmuştu. Ancak, iktidarın tercihi nedeniyle tasarı yasal sürede meclis önüne gelmeyerek kadük olmuştu.<br />
Daha sonra temel silah yasalarında bazı değişiklikler oldu. Bu çalışmamızın ufak da olsa bu değişikliklerde etkisi olduğunu düşünüyorum.<br />
Bu metni hiç bir değişiklik yapılmadan aşağıda mesajlar halinde yayınlıyorum. İleride yapılacak yasa değişikliklerinde inşallah yararlanılır.<br />
(X)Pinus'tan izin alınmadığı için gerçek ismini belirtmedim.<br />
<hr class="mycode_hr" />
Sayın Milletvekilim,<br />
<br />
                  Bilindiği üzere İçişleri Bakanlığı tarafından 2009 yılında hazırlanan “Silah Kanunu Tasarısı”, TBMM İçtüzüğü’nün 77 maddesi uyarınca hükümsüz sayılmış; ancak Bakanlar Kurulu tarafından 16.4.2013 tarihinde yenilenerek tekrar TBMM’ye gönderilmiştir.<br />
                  Tasarının genel gerekçesinde; ateşli ve ateşsiz silahlarla ilgili düzenlemelerin 6136 ve 2521 Sayılı Kanunlar’da yer aldığı,  bu kanunların eski olduğu, zamana ve değişen şartlara göre bir çok değişiklik ve ekleme yapıldığı, bu değişikliklerin bütüncül bir bakış açısını içermediğinden ortaya anlaşılması zor, sistematiksiz, uygulaması zor kanunların çıktığı, dolayısıyla ihtiyaçlara cevap veremediği belirtilmiştir,<br />
                  Yine, yivli ve yivsiz silahlara ilgili hususların ayrı ayrı düzenlenmesi nedeniyle, kanunlarda mükerrer hükümler olduğu, bunun da uygulamada ciddi sorunlar yarattığı anlatılmıştır. Ayrıca, mevzuatın Avrupa Birliği müktesebatına uyumunun sağlanması gerekliğinden de söz edilerek, mevzuatın tek bir metin halinde toplanmasının amaçlandığı bildirilmiştir.<br />
                  Gerekçede belirtilen hususların tamamına katılıyoruz. Gerçekten, iki ayrı kanunla yapılan düzenlemelerin bir sistemi yoktu. Kanunlar eski olup, yapılan değişiklik ve ek maddelerle tam bir yamalı bohçaya dönmüşlerdi. Aynı konularda farklı ve mükerrer hükümler, uygulamayı zorlaştırmakta, sorunlar zaman zaman Yargıtay’ın ve Danıştay’ın devreye girerek içtihat yaratmalarıyla giderilmeye çalışılmaktaydı. Bu nedenlerle, bütün mevzuatın bir kanunda toplanması ve belli bir sisteme bağlanması zorunluluktu. Kısacası, yeni bir kanun zorunluluktu.<br />
                  Kanunlar hazırlanırken, düzenlemeyle ilgisi olan bütün toplum katmanlarının, sivil toplum kesimlerinin, kamu kuruluşlarının, sektör temsilcilerinin vb. görüşlerinin alınması; o kanunun uygulanabilirliği yanında benimsenmesini de sağlar. <br />
                  Mevcut taslak hazırlanırken, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının, sektör temsilcilerinin görüş ve teklifleri alınmış, ancak yasanın asıl muhatabı ve getirdiği yükümlülüklerin taşıyıcısı olan toplum kesimlerinin görüşleri ne bu dönemde, ne de daha önceki dönemlerde alınmamıştır. Sivil toplum adına görüşleri alınan bazı vakıf ve derneklerin ise, bahsi geçen muhatapları temsil etme, haklarını savunma ve gündeme getirme yeterlilikleri olmadığı gibi, aksi yönde görüş ve teklifler gündeme getirmişlerdir. Yani, bu yönüyle tasarının bir tarafı eksiktir.<br />
                  Bunun dışında, yapılacak kanunların toplumun içinde bulunduğu duruma uygun, ihtiyaçlara cevap verebilecek nitelikte ve toplumun hassasiyetlerini karşılayacak özelliklerde olması gerekmektedir.<br />
                  Halen yürürlükte olan 6136 ve 2521 Sayılı Kanunlar,1953 tarihinde milletin hesap sorma korkusuna karşı alınmış, temel mantık ve yaklaşımı ile milleti mümkün olduğu kadar silahsızlandırmayı amaç edinmiş kanunlardır. Bu kanunlar baştan aşağıya dikkatlice incelendiğinde, temel mantık ve yaklaşımının, genel asayiş ve güvenlikten ziyade bu korkuya dayandığı kolaylıkla anlaşılır.<br />
<hr class="mycode_hr" />
                  BAĞIMSIZLIK-SİLAH İLİŞKİSİ:<br />
                  Tarih boyunca yapılan savaşlar ve istilalar incelendiğinde; silahları daha güçlü olan ve silahlarını daha iyi kullanan milletlerin genelde galip geldiğini görüyoruz. Silahları düşmanlarından geri kalmayan ve silahlarını kullanmayı bilen toplumlar ,tarih boyunca kaybetmemişler ve asla köleleştirilememişlerdir.                  <br />
                  Osmanlı İmparatorluğu’nun 3 kıtaya kadar yayılmasının en önemli nedenlerinden birisi, iyi silahlara sahip olması ve bu silahları kullanmayı iyi bilen bir ordusunun olmasıydı.<br />
                  Silahlarımız olmasa ve değerli komutanlarımızca silahını iyi kullanabilen eğitimli bir ordumuz olmasa, İstiklal Savaşı’nı kazanabilir miydik?<br />
                  Yani,silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu, bağımsızlık için en önemli unsurlardan birisidir.<br />
                  Yine savaş tarihi incelendiğinde, milis kuvvetler dediğimiz silahı olan sivil güçlerin çok önemli roller oynadığını görüyoruz. <br />
                  Amerika’nın bağımsızlığını kazanabilmesi, milis kuvvetlerin düzenli ordu yanında savaşa girmesiyle mümkün olmuştur.<br />
                  Osmanlı’da, savaş zamanı dışında çiftçilik yapan, sefer olunca orduya katılan sipahileri hatırlayalım. Bunlar da milisti.<br />
                  Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasını sağlayan en önemli faktörlerden biri, Kuvay-i Milliye denilen bir kısmını milislerin oluşturduğu güç değil midir? Babadan, dededen kalma tüfekleri ve tabancaları olan siviller savaşa katılmasa, zafer kazanılabilir miydi?<br />
<br />
 <br />
 <a href="https://hizliresim.com/m2qj3xv" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/m2qj3xv.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: m2qj3xv.jpg]" class="mycode_img" /></a>  <br />
<br />
<br />
   <a href="https://hizliresim.com/tfbngil" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/tfbngil.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: tfbngil.jpg]" class="mycode_img" /></a>   <br />
<hr class="mycode_hr" />
Bu örnekler arttırılabilir. Bir de ters örnekleri düşünelim.<br />
                1995 Yılında Srebrenitsa’da, Birleşmiş Milletler tarafından Boşnak köylerinden duvarda asılı dededen kalma tekli kırmalar bile toplanmış, öteki yanda Yugoslav ordusunun depolarını açıp silahları alan Bosnalı Sırplar, savaş başlamadan çok önce milis eğitim kampları düzenleyerek katliama hazırlanmışlardır. Sonuçta silahlı Sırplar, çoluk, çocuk demeden hiçbir silahı olmayan(resmi rakamlara göre)8.372 müslümanı katletmişlerdir. Müslümanların evlerinde en azından birer tüfeği olsaydı, bu katliam olabilir miydi?<br />
<br />
                  <a href="https://hizliresim.com/5m2p6dq" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/5m2p6dq.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 5m2p6dq.png]" class="mycode_img" /></a>    <a href="https://hizliresim.com/a6355km" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/a6355km.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: a6355km.jpg]" class="mycode_img" /></a><br />
             <br />
                  <a href="https://hizliresim.com/b0ao6qh" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/b0ao6qh.png" loading="lazy"  alt="[Resim: b0ao6qh.png]" class="mycode_img" /></a>   <a href="https://hizliresim.com/mpjjd96" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/mpjjd96.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: mpjjd96.jpg]" class="mycode_img" /></a><br />
<hr class="mycode_hr" />
Yugoslayva iç savaşı sırasında ellerinden silahları alınan Müslüman Boşnaklar, küçük atölyelerde ve evlerinde silah yaparak kendilerini savunmaya çalışmışlardır. Bu silahların bir kısmı şimdi soykırım müzelerinde sergileniyor.<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/Df1fZs6/8.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 8.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/NFZNDpW/10.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 10.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<hr class="mycode_hr" />
Yine 1992 yılında Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı Kasabası’nda Ermeni güçler, silahsız  106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan vatandaşını katletmiştir. Kadınlara tecavüz edilmiş, hamile olanlarının karınlarına süngü saplanarak bebekleriyle birlikte öldürülmüşlerdir. Bu insanların kendilerini savunmaya yetecek kadar silahı olsaydı, bu katliam kolayca yapılabilir miydi?<br />
<br />
<a href="https://hizliresim.com/m0983u5" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/m0983u5.png" loading="lazy"  alt="[Resim: m0983u5.png]" class="mycode_img" /></a>     <a href="https://hizliresim.com/cciwtt3" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/cciwtt3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: cciwtt3.jpg]" class="mycode_img" /></a> <br />
<br />
              <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">    Tarih göstermiştir ki , silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu dışında silahı olan milisler de bağımsızlık için önemlidir.Silahı olan insanları köleleştiremezsiniz.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alev Alatlı'nın Yazısı]]></title>
			<link>https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=24</link>
			<pubDate>Tue, 20 Feb 2024 10:04:03 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.tabancatufek.com.tr/member.php?action=profile&uid=4">ceycey</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=24</guid>
			<description><![CDATA[Bu ay başında kaybettiğimiz değerli yazar Alev Alatlı'nın bireysel silahlanmayla ilgili yazısı:<br />
<br />
“İyi düzenlenmiş bir Milis, özgür bir Devlet’in güvenliği için şart olduğundan, halkın silah bulundurmak ve taşımak hakkı ihlâl edilemez.”<br />
Amerikan Anayasası<br />
<br />
“Türkiye gibi yılda 3 bin kişinin ateşli silahlarla öldürüldüğü bir ülkede...” diye başlayarak, toplumuzun şiddet düşkünlüğüne gönderme yapan ahkâma girişmeden önce, Sevgili Kardeşim, dur bir pırtık. Dur, çünkü, ateşli silâhlardan kaynaklanan “3 bin ölüm,”(1) örneğin, karayolu trafik kazalarından kaynaklanan 137 bin ölümle(2) kıyaslandığında, 70 milyon nüfuslu Türkiye’ye “maganda kurbanları kabristanı” yakıştırmasını mesnetsiz bırakır.<br />
<br />
“Milyonu bulan ruhsatlı silah taşıyıcıları” ile Türkiye’nin "bireysel silahlanma cenneti" olduğu hükmünü dillendirmeden önce de, dur bir pırtık. Dur, Sevgili Kardeşim, çünkü, ahkâmına mesnet aldığın “1 milyon” sayısı, her 100 kişiye 1,4 silâh düştüğünü söyler ki, bu rakam Avrupa Birliğini oluşturan onbeş ülkede 17,4; Avrupa Birliği birincisi barışçıl Finlandiya’da 36’dır. Bölgemizde, Yemen’de, ki kendileri bireysel silahlanmada dünya ikincisidirler, 39; ABD’de 96, (3) yani adam başına bir silâhdır. Diyeceğim, rakamlar ülkemizin “silahlanma çılgınlığına” kapıldığı ahkâmını mesnetsiz bırakır.<br />
<br />
“Meclis çatısı altında bir milletvekilinin diğerine kurşun sıkıp öldürdüğü bir ülke...” diye başlamadan önce de dur, bir pırtık. Dur, çünkü, “ideolojik veya siyasi nedenlerle katledilen önemli insanlar” natamam-listelerinde(4) Fransa’nın 19, Almanya ve İngiltere’nin 13, İtalya ve ABD’nin 20’şer maktulle yeralmaları,(5) İsveç’in başbakan ve dışişleri bakanı(6) düzeyinde temsil edilmiş olması, ülkemiz Bakanlar Kurulu salonuna yakıştırılan “vahşi batıda bir şerif odası görüntüsü” benzetmesini de mesnetsiz bırakır.<br />
<br />
Sayın Gönül’ün ve silah hediye ettiği “koruma ordusuyla gezen bakanların silah tutkusunu... Freud'a atıf yaparak, ‘silahın erkeklik organının bir simgesi olarak görüldüğü’” üstenciliği ile açıklamaya kalkışmadan önce de dur, bir pırtık. Aynı Freud, “Silâh korkusu cinsel ve duygusal olgunluk noksanına işaret eder”(7) diyen adamdır. Freud haklıysa, bakanların silâh taşımalarının “topluma ve kendine güvensizlikten” kaynaklandığı şeklindeki ahkâm da mesnetsizdir.<br />
<br />
“Silahını da organı gibi hem ödüllendirme hem cezalandırma için kullanan erkeklerin ülkesi burası. Nasıl gerdeğe de, tecavüze de aynı ‘silah’la giriyorsa, takımını kutlamak için de, lanetlemek için de kurşun sıkabiliyor...” diyerekten, Türk erkeklerini dünyadaki hemcinslerinden soyutlayıp, istenmeyen özel nitelikler atfetmeden önce de dur, bir pırtık. Dur çünkü, futbolda saldırganlık oyunun kendisi kadar eskidir. O kadar eskidir ki, daha 1314’de, İngiltere Kralı İkinci Edward, maçlarda çıkan müteessif olayları önlemek için futbolu yasaklamak zorunda kaldıydı! Çağdaş medeni dünyaya gelince: 1982 UEFA kupasında ölen seyirci sayısı 340; 1985 Brüksel Dünya Kupasında İngiliz erkeklerinin verdikleri zayiat 39; Arjantin’de 2002 futbol sezonunda 5. Arada ölen düzinelerce taraftar vakayı adiyeden sayıldığından, bahsetmiyorum. Bize gelince, gelmiş geçmiş en kanlı olayımız, 2000 UEFA yarı-final maçında iki İngilizin ölümüyle sonuçlanan trajedidir ve nedeni maktullerin rakip takım taraftarları olmaları değil, terbiyesizlikleriydi.<br />
<br />
Öte yandan, “Meclis'te ya da Kabine'de daha fazla kadın olması oraları maçoluktan kurtarmaz; bunun için Bakanlar Kurulu salonunu vahşi batıda bir şerif odası görüntüsünden çıkarmak daha inandırıcı olur” telkini de dur bir pırtık uyarısını hak etmektedir. Çünkü, “Vahşi Batı” bir Holywood kurgusu olmasının dışında, Amerikan toplumunun “Silâhlı adam vatandaş; silâhsız adam ise tebadır”(8) anlayışını simgeler. Bu anlayışa göre, “Halkın silâh taşıma hakkını elinden alırsanız, köleleştirirsiniz”(9) ve “Sadece vatandaşlarından korkan yönetimler onları kontrol etmeye/silâhsızlandırmaya/ kalkışırlar.”(10)<br />
<br />
Anglo-Amerikan hukukunda “bireysel silahlanma,” yaşama hakkı, düşünce ve vicdan özgürlüğü gibi temel “insan hakları” ndan (11) sayılır; 12.yüzyılda İngiltere Kralı İkinci Henry’nin esir ve kölelerin dışındaki tüm vatandaşların savunma amacıyla silâh taşımalarını emretmesine uzanır. 1689 İskoç ve İngiliz İnsan Hakları Beyannameleri, (12) halen yürürlükte olan Kanada ve ABD Anayasalarının teminatı altındadır;(13) yönetim ve/veya özel kuruluşlar bireysel silahlanmayı hiçbir gerekçeyle yasaklayamazlar. ABD’nin “Kurucu Babalar”ının bu tutumlarının nedeni, İngiliz sömürge ordusuna başarıyla karşı koyan ademi merkeziyetçi (anti-Federasyoncu) milislerin sivillerin denetlemedikleri bir ordunun zaman içinde demokrasiyi ve sivil özgürlükleri tehdit etmesinden korkmaları ile açıklanır. “Merkezi hükümetin bir diğer gücü de silahlı kuvvetlerdir... /ancak/ Avrupa’daki krallıkların hemen hepsinde olduğu gibi, silahlı kuvvetlerin etkili olabilmesi, halkın silahsızlandırılması ile kaimdir. /Oysa/ Amerika’daki en üstün güç bile kılıç zoruyla haksız yasalar dayatamaz; çünkü halkın bütünü silahlıdır ve Birleşik Devletlerde şu ya da bu bahaneyle oluşturulacak herhangi bir /merkezi/ nizami kuvvetten daha güçlüdür.”(14)<br />
<br />
Günümüzde bu anlayışın uçtaki bir özetini “vatandaş” Edward Abbey’in şu cümlelerinde görebiliriz: “...Demokrasinin silâhı tüfektir. Tüfekler yasaklandığında, sadece yönetim silahlı olacak demektir. Sadece polis, gizli polis ve askerler; yani yöneticilerimizin paralı hizmetlileri. Sadece yönetimimiz ve birkaç kanun kaçağı. Kendi adıma ben o kanun kaçakları arasında olmak niyetindeyim.” Abbey’den daha esprili olan Amerikalılar da var: “Eldeki tüfek, telefondaki polisten iyidir.” Ya da “Kriminaller silahsızlandırmaya bayılırlar, işleri kolaylaşır.” Ya da, “Saldırı, bir davranış biçimidir, cihaz değil.” Bunlar da daha bir “filozof”ça konuşanlar: “Tehlikeli silâh yoktur, tehlikeli adam vardır”(15) “Vatandaşların silâh taşıma hakkı, keyfi yönetimlere karşı bir güvencedir. Şimdilerde Amerika’da söz konusu değilmiş gibi duran ancak her an mümkün olduğu tarihin tasdikinde olan despotizme karşı bir diğer önlemdir.”(16) “/silahsızlanmada/ fayda olduğu düşüncesi yanlıştır.../çünkü/ insanoğlunu yaktığı için ateşten, boğduğu için sudan mahrum bırakmaya benzer; kötülüğe çare olmaz, özgürlüğü yok etmekle kalır...Suç işlemeğe niyeti ya da eğilimi olmayanları silahsızlandıran yasalar...cinayetleri önlemeye değil teşvik etmeye yararlar, çünkü silâhsız bir adama saldırı, silahlı bir adama saldırıdan çok daha kolaydır.”(17) “Sürgit acımasız saldırılara uğrayan bir adama kendisini savunmamasını öğretmek suçtur. Tabanca ya da tüfek sahibi olmak yasaldır. Bizler yasalara saygılı olmaya inanırız.”(18) En çarpıcılarından birisi de, geçtiğimiz aylarda bireysel silahsızlanmayı savunan Economist dergisi editörüne gelen bir okuyucu mektubu: “Bağdat halkı, Amerikan kıtalarını Irak’ın yasal düzenini darmadağın etmekle suçluyor. Çözüm basit... protestocuları Irak’ın dört bir yanında tepelenmiş silâh yığınlarına yönlendirin, herbirine bir adet Kalaşnikov, 30 salvoluk mermi verin ve kollarına üzerinde fosforlu harflerle Arapça ve İngilizce ‘Mahalle Nöbetcisi’(19) yazan bir kolluk takın, ‘Yallah...burası sizin şehriniz, sorunu kendiniz çözün, bizi de işler çığırından çıkmadıkça aramayın!’ deyin. Böyle yaparsanız bir anda Iraklılara yağmacıları durdurma imkânı tanımış olur; adamları yeni Baasçılara karşı donatır, geleceklerini kendi ellerine almalarını sağlar, koalisyonun Irak’ı kurtarmakta ciddi olduğunu gösterirsiniz. Silâhlar bir takım rezillerin eline geçmez mi? Elbette, geçer ama onlar zaten silâhlıdırlar. Ne var ki, bu defa her bir kötüye karşı normal bir yaşam isteyen, bu kabusu bir daha görmek istemeyen bir düzine silâalı Iraklı olacak ve bu insanlar dileklerini mahallelerinde dolanan serserilere ellerinde bir Kalaşnikov olduğu halde anlatabileceklerdir. Mademki Iraklılar artık özgürlüğün tadını aldılar, bırakın bu rezilleri onlar halletsin. Siyasi güç dediğiniz, bir tüfeğin namlusundadır...öyleyse bırakalım, herkesin bir tüfeği olsun.”<br />
<br />
Bizim geleneğimize gelince, Amerikalılarınkinden uzlaşmaz boyutlarda farklı mıdır? Durup, bir pırtık düşünmek lâzım. Malum olduğu üzere, 15.yüzyıldın ikinci yarısından 16.yüzyılın sonuna kadar Osmanlıların seferber edebildikleri 300 000 kişilik kuvvettin sadece 25 000’i muazzaf (profesyonel) askerler teşkil eder, Osmanlı ordusunun asıl bölümünü Eyalet Askerleri olarak bilinen taşra milisleri oluştururdu. Eyalet Askerleri, genelde kılıç, ok, hançer vb.ile donanmış atlılardı ve kendilerine tahsis edilen toprakları (Tımar) korurlardı. (Yeri gelmişken, at-avrat-silâh üçlemesindeki “avrat,” burada eş ve aile anlamındadır; Batı dillerinde “triad” ya da “hendiatris” olarak bilinen, örneğin, Almanca "Wein, Weib und Gesang" yada İsveçce “"Vin, kvinnor och sång" yani şarap-kadın-şarkı üçlemesinin ima ettiği maço sefahati yansıtmaz.) Ateşli silâhların keşfi ile birlikte tüfek ve tabanca kullanmaya başlayan Eyalet Askerleri, Amerika’daki milis kuvvetlerini anımsatan birimlerdir. Federal orduya benzeyen yapılanma ise Kapıkulu Askerleri olarak bilinen, doğrudan padişaha bağlı seçkin birliklerdir ki, Yeniçeriler ve Sipahiler bu sınıflandırmaya dahildirler. Sayılarının 10-12 000 civarında olduğu kaydedilen Sipahilerden her birisi 2 ilâ 6 atlı bulmak, eğitmek ve silahlandırmakla yükümlüydü. Bunlardan başka yaya Başıbozuklar ve atlı Akibiler vardı. Gayri-nizami bir güç oluşturan bu askerlere maaş verilmez, geçimlerini ganimetten sağlamaları beklenirdi ki, bunlar da “Vahşi” daha doğrusu “Yaban Batı”nın verimli topraklarına, Kaliforniya’nın altınlarına hücum edenleri anımsatırlar.<br />
<br />
İşaret etmeye çalıştığım şu: bireysel silahsızlanma “hümanist” bir tercihten öte, ülkenin güvenliğini ilgilendiren bir konudur. Bu çerçevede “Sayın Bakanlar! Lütfen silahlarınızı bırakın! Elinizi başınıza koyup düşünün! Sonra görevinizi teslim edin!”(20) noktasına gelmeden önce üzerinde uzun uzun ve uzman bilgileriyle donanmışlar tarafından tartışılması gerekir. Umut Vakfı’nın acılı mütevellileri fonlarını bu konuda tarafsız ve şeffaf araştırmalara yönlendirirlerse, ülkemize büyük iyilik yapmış olurlar. Ola ki, Economist okurunun sözlerinde bir gerçek vardır: “Hitler, Stalin, Mao, Pol Pot, /Saddam/ tarafından katledilmiş milyonlar, böylesine sessizce boyun eğmezlerdi eğer cinayetleri önleyebilecek imkanları olaydı. Bu adamların meczup olmaları bizi asrımızın temel doğrusunu teslim etmekten alıkoymamalı...”<br />
<br />
<br />
<br />
(1) 3 bin/70 milyon = 0,0000429<br />
<br />
(2) Tam rakam, 2006’da 137,409; 2000’de 119,374, ki, bu, sadece kaza anındaki ölümleri kapsar. Gerçek rakamın 270 bin civarında olması beklenir. Bkz. Karayolları ve Yol Güvenliği Araştırma Enstitüsü istatistikleri<br />
<br />
(3) Birleşmiş Milletler, “Small Arms Survey 2003”<br />
<br />
(4) “Incomplete List of Assasinated People” Wikidepia<br />
<br />
(5) 1960’dan bu yana<br />
<br />
(6) Sırasıyla Olof Palme, 1986; Anna Lindh (2003)<br />
<br />
(7) “A fear of weapons is a sign of retarded sexual and emotional maturity.”<br />
<br />
(8) “An armed man is a citizen. An unarmed man is a subject.”<br />
<br />
(9) “When you remove the people's right to bear arms, you create slaves.”<br />
<br />
(10) “Only a government that is afraid of its citizens tries to control<br />
<br />
them.”<br />
<br />
(11)“God given right to bear arms”<br />
<br />
(12)Scottish Claim of Right, English Bill of Rights<br />
<br />
(13) “Second Amendment” (İkinci Bölüm)<br />
<br />
(14) Noah Webster<br />
<br />
(15) Robert A. Heinlein<br />
<br />
(16) Hubert H. Humphrey<br />
<br />
(17) Thomas Jefferson<br />
<br />
(18) Malcomb X<br />
<br />
(19) “Neighbourhood Watch”<br />
<br />
(20) Can Dündar, Milliyet 9 Ağustos 07]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bu ay başında kaybettiğimiz değerli yazar Alev Alatlı'nın bireysel silahlanmayla ilgili yazısı:<br />
<br />
“İyi düzenlenmiş bir Milis, özgür bir Devlet’in güvenliği için şart olduğundan, halkın silah bulundurmak ve taşımak hakkı ihlâl edilemez.”<br />
Amerikan Anayasası<br />
<br />
“Türkiye gibi yılda 3 bin kişinin ateşli silahlarla öldürüldüğü bir ülkede...” diye başlayarak, toplumuzun şiddet düşkünlüğüne gönderme yapan ahkâma girişmeden önce, Sevgili Kardeşim, dur bir pırtık. Dur, çünkü, ateşli silâhlardan kaynaklanan “3 bin ölüm,”(1) örneğin, karayolu trafik kazalarından kaynaklanan 137 bin ölümle(2) kıyaslandığında, 70 milyon nüfuslu Türkiye’ye “maganda kurbanları kabristanı” yakıştırmasını mesnetsiz bırakır.<br />
<br />
“Milyonu bulan ruhsatlı silah taşıyıcıları” ile Türkiye’nin "bireysel silahlanma cenneti" olduğu hükmünü dillendirmeden önce de, dur bir pırtık. Dur, Sevgili Kardeşim, çünkü, ahkâmına mesnet aldığın “1 milyon” sayısı, her 100 kişiye 1,4 silâh düştüğünü söyler ki, bu rakam Avrupa Birliğini oluşturan onbeş ülkede 17,4; Avrupa Birliği birincisi barışçıl Finlandiya’da 36’dır. Bölgemizde, Yemen’de, ki kendileri bireysel silahlanmada dünya ikincisidirler, 39; ABD’de 96, (3) yani adam başına bir silâhdır. Diyeceğim, rakamlar ülkemizin “silahlanma çılgınlığına” kapıldığı ahkâmını mesnetsiz bırakır.<br />
<br />
“Meclis çatısı altında bir milletvekilinin diğerine kurşun sıkıp öldürdüğü bir ülke...” diye başlamadan önce de dur, bir pırtık. Dur, çünkü, “ideolojik veya siyasi nedenlerle katledilen önemli insanlar” natamam-listelerinde(4) Fransa’nın 19, Almanya ve İngiltere’nin 13, İtalya ve ABD’nin 20’şer maktulle yeralmaları,(5) İsveç’in başbakan ve dışişleri bakanı(6) düzeyinde temsil edilmiş olması, ülkemiz Bakanlar Kurulu salonuna yakıştırılan “vahşi batıda bir şerif odası görüntüsü” benzetmesini de mesnetsiz bırakır.<br />
<br />
Sayın Gönül’ün ve silah hediye ettiği “koruma ordusuyla gezen bakanların silah tutkusunu... Freud'a atıf yaparak, ‘silahın erkeklik organının bir simgesi olarak görüldüğü’” üstenciliği ile açıklamaya kalkışmadan önce de dur, bir pırtık. Aynı Freud, “Silâh korkusu cinsel ve duygusal olgunluk noksanına işaret eder”(7) diyen adamdır. Freud haklıysa, bakanların silâh taşımalarının “topluma ve kendine güvensizlikten” kaynaklandığı şeklindeki ahkâm da mesnetsizdir.<br />
<br />
“Silahını da organı gibi hem ödüllendirme hem cezalandırma için kullanan erkeklerin ülkesi burası. Nasıl gerdeğe de, tecavüze de aynı ‘silah’la giriyorsa, takımını kutlamak için de, lanetlemek için de kurşun sıkabiliyor...” diyerekten, Türk erkeklerini dünyadaki hemcinslerinden soyutlayıp, istenmeyen özel nitelikler atfetmeden önce de dur, bir pırtık. Dur çünkü, futbolda saldırganlık oyunun kendisi kadar eskidir. O kadar eskidir ki, daha 1314’de, İngiltere Kralı İkinci Edward, maçlarda çıkan müteessif olayları önlemek için futbolu yasaklamak zorunda kaldıydı! Çağdaş medeni dünyaya gelince: 1982 UEFA kupasında ölen seyirci sayısı 340; 1985 Brüksel Dünya Kupasında İngiliz erkeklerinin verdikleri zayiat 39; Arjantin’de 2002 futbol sezonunda 5. Arada ölen düzinelerce taraftar vakayı adiyeden sayıldığından, bahsetmiyorum. Bize gelince, gelmiş geçmiş en kanlı olayımız, 2000 UEFA yarı-final maçında iki İngilizin ölümüyle sonuçlanan trajedidir ve nedeni maktullerin rakip takım taraftarları olmaları değil, terbiyesizlikleriydi.<br />
<br />
Öte yandan, “Meclis'te ya da Kabine'de daha fazla kadın olması oraları maçoluktan kurtarmaz; bunun için Bakanlar Kurulu salonunu vahşi batıda bir şerif odası görüntüsünden çıkarmak daha inandırıcı olur” telkini de dur bir pırtık uyarısını hak etmektedir. Çünkü, “Vahşi Batı” bir Holywood kurgusu olmasının dışında, Amerikan toplumunun “Silâhlı adam vatandaş; silâhsız adam ise tebadır”(8) anlayışını simgeler. Bu anlayışa göre, “Halkın silâh taşıma hakkını elinden alırsanız, köleleştirirsiniz”(9) ve “Sadece vatandaşlarından korkan yönetimler onları kontrol etmeye/silâhsızlandırmaya/ kalkışırlar.”(10)<br />
<br />
Anglo-Amerikan hukukunda “bireysel silahlanma,” yaşama hakkı, düşünce ve vicdan özgürlüğü gibi temel “insan hakları” ndan (11) sayılır; 12.yüzyılda İngiltere Kralı İkinci Henry’nin esir ve kölelerin dışındaki tüm vatandaşların savunma amacıyla silâh taşımalarını emretmesine uzanır. 1689 İskoç ve İngiliz İnsan Hakları Beyannameleri, (12) halen yürürlükte olan Kanada ve ABD Anayasalarının teminatı altındadır;(13) yönetim ve/veya özel kuruluşlar bireysel silahlanmayı hiçbir gerekçeyle yasaklayamazlar. ABD’nin “Kurucu Babalar”ının bu tutumlarının nedeni, İngiliz sömürge ordusuna başarıyla karşı koyan ademi merkeziyetçi (anti-Federasyoncu) milislerin sivillerin denetlemedikleri bir ordunun zaman içinde demokrasiyi ve sivil özgürlükleri tehdit etmesinden korkmaları ile açıklanır. “Merkezi hükümetin bir diğer gücü de silahlı kuvvetlerdir... /ancak/ Avrupa’daki krallıkların hemen hepsinde olduğu gibi, silahlı kuvvetlerin etkili olabilmesi, halkın silahsızlandırılması ile kaimdir. /Oysa/ Amerika’daki en üstün güç bile kılıç zoruyla haksız yasalar dayatamaz; çünkü halkın bütünü silahlıdır ve Birleşik Devletlerde şu ya da bu bahaneyle oluşturulacak herhangi bir /merkezi/ nizami kuvvetten daha güçlüdür.”(14)<br />
<br />
Günümüzde bu anlayışın uçtaki bir özetini “vatandaş” Edward Abbey’in şu cümlelerinde görebiliriz: “...Demokrasinin silâhı tüfektir. Tüfekler yasaklandığında, sadece yönetim silahlı olacak demektir. Sadece polis, gizli polis ve askerler; yani yöneticilerimizin paralı hizmetlileri. Sadece yönetimimiz ve birkaç kanun kaçağı. Kendi adıma ben o kanun kaçakları arasında olmak niyetindeyim.” Abbey’den daha esprili olan Amerikalılar da var: “Eldeki tüfek, telefondaki polisten iyidir.” Ya da “Kriminaller silahsızlandırmaya bayılırlar, işleri kolaylaşır.” Ya da, “Saldırı, bir davranış biçimidir, cihaz değil.” Bunlar da daha bir “filozof”ça konuşanlar: “Tehlikeli silâh yoktur, tehlikeli adam vardır”(15) “Vatandaşların silâh taşıma hakkı, keyfi yönetimlere karşı bir güvencedir. Şimdilerde Amerika’da söz konusu değilmiş gibi duran ancak her an mümkün olduğu tarihin tasdikinde olan despotizme karşı bir diğer önlemdir.”(16) “/silahsızlanmada/ fayda olduğu düşüncesi yanlıştır.../çünkü/ insanoğlunu yaktığı için ateşten, boğduğu için sudan mahrum bırakmaya benzer; kötülüğe çare olmaz, özgürlüğü yok etmekle kalır...Suç işlemeğe niyeti ya da eğilimi olmayanları silahsızlandıran yasalar...cinayetleri önlemeye değil teşvik etmeye yararlar, çünkü silâhsız bir adama saldırı, silahlı bir adama saldırıdan çok daha kolaydır.”(17) “Sürgit acımasız saldırılara uğrayan bir adama kendisini savunmamasını öğretmek suçtur. Tabanca ya da tüfek sahibi olmak yasaldır. Bizler yasalara saygılı olmaya inanırız.”(18) En çarpıcılarından birisi de, geçtiğimiz aylarda bireysel silahsızlanmayı savunan Economist dergisi editörüne gelen bir okuyucu mektubu: “Bağdat halkı, Amerikan kıtalarını Irak’ın yasal düzenini darmadağın etmekle suçluyor. Çözüm basit... protestocuları Irak’ın dört bir yanında tepelenmiş silâh yığınlarına yönlendirin, herbirine bir adet Kalaşnikov, 30 salvoluk mermi verin ve kollarına üzerinde fosforlu harflerle Arapça ve İngilizce ‘Mahalle Nöbetcisi’(19) yazan bir kolluk takın, ‘Yallah...burası sizin şehriniz, sorunu kendiniz çözün, bizi de işler çığırından çıkmadıkça aramayın!’ deyin. Böyle yaparsanız bir anda Iraklılara yağmacıları durdurma imkânı tanımış olur; adamları yeni Baasçılara karşı donatır, geleceklerini kendi ellerine almalarını sağlar, koalisyonun Irak’ı kurtarmakta ciddi olduğunu gösterirsiniz. Silâhlar bir takım rezillerin eline geçmez mi? Elbette, geçer ama onlar zaten silâhlıdırlar. Ne var ki, bu defa her bir kötüye karşı normal bir yaşam isteyen, bu kabusu bir daha görmek istemeyen bir düzine silâalı Iraklı olacak ve bu insanlar dileklerini mahallelerinde dolanan serserilere ellerinde bir Kalaşnikov olduğu halde anlatabileceklerdir. Mademki Iraklılar artık özgürlüğün tadını aldılar, bırakın bu rezilleri onlar halletsin. Siyasi güç dediğiniz, bir tüfeğin namlusundadır...öyleyse bırakalım, herkesin bir tüfeği olsun.”<br />
<br />
Bizim geleneğimize gelince, Amerikalılarınkinden uzlaşmaz boyutlarda farklı mıdır? Durup, bir pırtık düşünmek lâzım. Malum olduğu üzere, 15.yüzyıldın ikinci yarısından 16.yüzyılın sonuna kadar Osmanlıların seferber edebildikleri 300 000 kişilik kuvvettin sadece 25 000’i muazzaf (profesyonel) askerler teşkil eder, Osmanlı ordusunun asıl bölümünü Eyalet Askerleri olarak bilinen taşra milisleri oluştururdu. Eyalet Askerleri, genelde kılıç, ok, hançer vb.ile donanmış atlılardı ve kendilerine tahsis edilen toprakları (Tımar) korurlardı. (Yeri gelmişken, at-avrat-silâh üçlemesindeki “avrat,” burada eş ve aile anlamındadır; Batı dillerinde “triad” ya da “hendiatris” olarak bilinen, örneğin, Almanca "Wein, Weib und Gesang" yada İsveçce “"Vin, kvinnor och sång" yani şarap-kadın-şarkı üçlemesinin ima ettiği maço sefahati yansıtmaz.) Ateşli silâhların keşfi ile birlikte tüfek ve tabanca kullanmaya başlayan Eyalet Askerleri, Amerika’daki milis kuvvetlerini anımsatan birimlerdir. Federal orduya benzeyen yapılanma ise Kapıkulu Askerleri olarak bilinen, doğrudan padişaha bağlı seçkin birliklerdir ki, Yeniçeriler ve Sipahiler bu sınıflandırmaya dahildirler. Sayılarının 10-12 000 civarında olduğu kaydedilen Sipahilerden her birisi 2 ilâ 6 atlı bulmak, eğitmek ve silahlandırmakla yükümlüydü. Bunlardan başka yaya Başıbozuklar ve atlı Akibiler vardı. Gayri-nizami bir güç oluşturan bu askerlere maaş verilmez, geçimlerini ganimetten sağlamaları beklenirdi ki, bunlar da “Vahşi” daha doğrusu “Yaban Batı”nın verimli topraklarına, Kaliforniya’nın altınlarına hücum edenleri anımsatırlar.<br />
<br />
İşaret etmeye çalıştığım şu: bireysel silahsızlanma “hümanist” bir tercihten öte, ülkenin güvenliğini ilgilendiren bir konudur. Bu çerçevede “Sayın Bakanlar! Lütfen silahlarınızı bırakın! Elinizi başınıza koyup düşünün! Sonra görevinizi teslim edin!”(20) noktasına gelmeden önce üzerinde uzun uzun ve uzman bilgileriyle donanmışlar tarafından tartışılması gerekir. Umut Vakfı’nın acılı mütevellileri fonlarını bu konuda tarafsız ve şeffaf araştırmalara yönlendirirlerse, ülkemize büyük iyilik yapmış olurlar. Ola ki, Economist okurunun sözlerinde bir gerçek vardır: “Hitler, Stalin, Mao, Pol Pot, /Saddam/ tarafından katledilmiş milyonlar, böylesine sessizce boyun eğmezlerdi eğer cinayetleri önleyebilecek imkanları olaydı. Bu adamların meczup olmaları bizi asrımızın temel doğrusunu teslim etmekten alıkoymamalı...”<br />
<br />
<br />
<br />
(1) 3 bin/70 milyon = 0,0000429<br />
<br />
(2) Tam rakam, 2006’da 137,409; 2000’de 119,374, ki, bu, sadece kaza anındaki ölümleri kapsar. Gerçek rakamın 270 bin civarında olması beklenir. Bkz. Karayolları ve Yol Güvenliği Araştırma Enstitüsü istatistikleri<br />
<br />
(3) Birleşmiş Milletler, “Small Arms Survey 2003”<br />
<br />
(4) “Incomplete List of Assasinated People” Wikidepia<br />
<br />
(5) 1960’dan bu yana<br />
<br />
(6) Sırasıyla Olof Palme, 1986; Anna Lindh (2003)<br />
<br />
(7) “A fear of weapons is a sign of retarded sexual and emotional maturity.”<br />
<br />
(8) “An armed man is a citizen. An unarmed man is a subject.”<br />
<br />
(9) “When you remove the people's right to bear arms, you create slaves.”<br />
<br />
(10) “Only a government that is afraid of its citizens tries to control<br />
<br />
them.”<br />
<br />
(11)“God given right to bear arms”<br />
<br />
(12)Scottish Claim of Right, English Bill of Rights<br />
<br />
(13) “Second Amendment” (İkinci Bölüm)<br />
<br />
(14) Noah Webster<br />
<br />
(15) Robert A. Heinlein<br />
<br />
(16) Hubert H. Humphrey<br />
<br />
(17) Thomas Jefferson<br />
<br />
(18) Malcomb X<br />
<br />
(19) “Neighbourhood Watch”<br />
<br />
(20) Can Dündar, Milliyet 9 Ağustos 07]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[NEDEN SİLAHLANIYORUZ?]]></title>
			<link>https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=19</link>
			<pubDate>Mon, 19 Feb 2024 16:55:15 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.tabancatufek.com.tr/member.php?action=profile&uid=14">Sabri</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=19</guid>
			<description><![CDATA[Değerli TT forum üyeleri,<br />
<br />
<span style="font-family: Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Türkiye’de bireysel silahlanma konusu kamuoyu gündeminde ABD gibi ülkelerde görüldüğü gibi büyük bir tartışmaya konu olmamaktadır. Bununla birlikte Umut Vakfının çalışmalarına göre Türkiye 178 ülke arasında silahlanma konusunda 14. sırada yer almaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğünün (EGM) bireysel silahlanmaya dair 2017 yılı raporunda sunduğu verilere göre son 10 yılda ruhsatlı silahların sayılarında azalma meydana geldiği görülse de bireysel silahlanma tam anlamıyla tespit edilebilen bir durum olmadığından ruhsatsız veya av tüfeği gibi silahların sayısına dair net bir rakam bulunmamaktadır. </span><br />
<span style="font-family: Arial, sans-serif;" class="mycode_font"> </span><br />
<span style="font-family: Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Silah karşıtlarının anlamadığı bir konu şudur. Silah bir alettir, tek başına öldürmez. Öldüren tetiği çekendir. Önce Ülkemizdeki 2017 öncesi 10 yıllık verilere bakalım:</span><br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/KwYJsqH/Bireysel.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bireysel.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Bu tabloda kesici delici aletlerle tüm yaralanmaların %53 ü meydana gelmiş. Ama kimse kasapta, mutfakta, bıçak yasaklansın demiyor. Kimse insanlar eğitilsin demiyor. Ateşli silah yaralanmalarının da büyük çoğunluğu ruhsatsız silahlarla. Ruhsatlı, kayıtlı silahlarla işlenen suçlar sadece %6. MT Yücel’in T. Barolar Birliği dergisindeki makalesinde de suça karışan silahların %66 sının ruhsatsız silahlar olduğu belirlenmiş:<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/zFzb1sT/bireysel2.png" loading="lazy"  alt="[Resim: bireysel2.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Aslında Bireysel silahlanma ile silahla gerçekleştirilen ölümlü olaylar arasında ters bir ilişki var:<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/b2yq0BP/Bireysel3.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bireysel3.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Silahlanmanın çok olduğu ülkelerde adam öldürme, silahlanmanın az olduğu ülkelere göre düşük. Çünkü hem caydırıcılık hem de kendini savunma imkânı silahın çok olduğu yerlerde silahla ölümleri azaltmış görünüyor. <br />
 <br />
Pekiyi niye silahlanıyoruz?<br />
 <br />
Bunu Pew Research’ün ABD de ve benim bir forumda yapmış olduğum anket sonuçlarına bakarak değerlendirelim: <br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/fpC02p1/Bir3eysel4.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bir3eysel4.png]" class="mycode_img" /><br />
Hem ABD hem de bizde silah sahibi olma nedenlerinde kişisel güvenlik endişeleri (Bireysel savunma) silah sahiplerinin 2/3 ünün gerekçesinde ilk sırada çıkıyor. Av ve atıcılık daha arka planlarda.<br />
 <br />
Silah sahipleri kendilerini daha güvende hissediyorlar. Silahı olanların 2/3 den fazlasının birden fazla silahı var:<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/0qCkjLt/Bireysel5.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bireysel5.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Hem ABD hem bizde en çok tercih edilen savunma aracı tabanca.<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/xYHxJBV/Bireysel6.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bireysel6.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Bizde ise silah edinmede hem prosedür hem de ekonomik zorluklar, daha kolay alınabilen av tüfeğini ilk sıraya oturtuyor.<br />
<br />
İyi de güvenlik güçleri var, silaha gerek var diye bir soru var. ABD de yapılan bir araştırmada güvenlik güçlerinin olaylara müdahale süreleri değerlendirilmiş:<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/RTfKs5s/Bireysel7.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bireysel7.png]" class="mycode_img" /><br />
ABD Polisinin olaylara müdahalesi çoklukla olay gerçekleştikten sonra, eğer bu bir hırsızlık ise daha geniş zaman boyutunda. Onlarda 911 bizde 155 (şimdi 112) no.lu telefonlara anında ulaşmak bazen gerçekten zor. O nedenle Amerikalı ironi yaparak şöyle diyor “1911 (tabanca) 911 no.lu telefondan her zaman hızlıdır”<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/FYrHkfW/Bireysel8.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bireysel8.png]" class="mycode_img" /><br />
Özellikle büyük şehirlerin dışına ve kırsal alana kaydığınızda bireysel silahlanma güvenlik açısından ABD de daha önem taşımaktadır.<br />
 <br />
Silahınızın olması her zaman onu kullanmanızı gerektirmez. Ancak bir sorun olduğunda sizin ve ailenizin hayatını koruyabilir:<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/QYSM50P/Bireysel9.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bireysel9.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Kendinizi savunsanız bile yasalarda meşru müdafaa sınırları çok kısıtlı. O nedenle yasal yollardan silah elde edenler, silah kullanma konusunda daha bilinçli ve dikkatli. <br />
 <br />
Bireysel silahlanma sadece kişisel korunmada değil vatan savunmasında da önemli. Kurtuluş savaşında Efeler, Anadolunun işgaline ordular oluşuncaya kadar bireysel silahları ile mücadele etmişti. Kıbrıs’ta mücahitler Türk soykırımına derme çatma bireysel silahlar ile direnmişti. Oysa ki bu çağda Avrupanın göbeğinde bireysel silahları önceden toplanan Boşnaklar, Serebsenitza’da bir katliama uğradılar.<br />
 <br />
Yasal bireysel silahlanma bir haktır. Eğer silahla yaratılan suçlar varsa bu büyük çoğunlukla eğitim noksanlığından ve yasadışı silahlarla olmaktadır. <br />
<br />
Saygılar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Değerli TT forum üyeleri,<br />
<br />
<span style="font-family: Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Türkiye’de bireysel silahlanma konusu kamuoyu gündeminde ABD gibi ülkelerde görüldüğü gibi büyük bir tartışmaya konu olmamaktadır. Bununla birlikte Umut Vakfının çalışmalarına göre Türkiye 178 ülke arasında silahlanma konusunda 14. sırada yer almaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğünün (EGM) bireysel silahlanmaya dair 2017 yılı raporunda sunduğu verilere göre son 10 yılda ruhsatlı silahların sayılarında azalma meydana geldiği görülse de bireysel silahlanma tam anlamıyla tespit edilebilen bir durum olmadığından ruhsatsız veya av tüfeği gibi silahların sayısına dair net bir rakam bulunmamaktadır. </span><br />
<span style="font-family: Arial, sans-serif;" class="mycode_font"> </span><br />
<span style="font-family: Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Silah karşıtlarının anlamadığı bir konu şudur. Silah bir alettir, tek başına öldürmez. Öldüren tetiği çekendir. Önce Ülkemizdeki 2017 öncesi 10 yıllık verilere bakalım:</span><br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/KwYJsqH/Bireysel.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bireysel.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Bu tabloda kesici delici aletlerle tüm yaralanmaların %53 ü meydana gelmiş. Ama kimse kasapta, mutfakta, bıçak yasaklansın demiyor. Kimse insanlar eğitilsin demiyor. Ateşli silah yaralanmalarının da büyük çoğunluğu ruhsatsız silahlarla. Ruhsatlı, kayıtlı silahlarla işlenen suçlar sadece %6. MT Yücel’in T. Barolar Birliği dergisindeki makalesinde de suça karışan silahların %66 sının ruhsatsız silahlar olduğu belirlenmiş:<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/zFzb1sT/bireysel2.png" loading="lazy"  alt="[Resim: bireysel2.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Aslında Bireysel silahlanma ile silahla gerçekleştirilen ölümlü olaylar arasında ters bir ilişki var:<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/b2yq0BP/Bireysel3.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bireysel3.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Silahlanmanın çok olduğu ülkelerde adam öldürme, silahlanmanın az olduğu ülkelere göre düşük. Çünkü hem caydırıcılık hem de kendini savunma imkânı silahın çok olduğu yerlerde silahla ölümleri azaltmış görünüyor. <br />
 <br />
Pekiyi niye silahlanıyoruz?<br />
 <br />
Bunu Pew Research’ün ABD de ve benim bir forumda yapmış olduğum anket sonuçlarına bakarak değerlendirelim: <br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/fpC02p1/Bir3eysel4.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bir3eysel4.png]" class="mycode_img" /><br />
Hem ABD hem de bizde silah sahibi olma nedenlerinde kişisel güvenlik endişeleri (Bireysel savunma) silah sahiplerinin 2/3 ünün gerekçesinde ilk sırada çıkıyor. Av ve atıcılık daha arka planlarda.<br />
 <br />
Silah sahipleri kendilerini daha güvende hissediyorlar. Silahı olanların 2/3 den fazlasının birden fazla silahı var:<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/0qCkjLt/Bireysel5.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bireysel5.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Hem ABD hem bizde en çok tercih edilen savunma aracı tabanca.<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/xYHxJBV/Bireysel6.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bireysel6.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Bizde ise silah edinmede hem prosedür hem de ekonomik zorluklar, daha kolay alınabilen av tüfeğini ilk sıraya oturtuyor.<br />
<br />
İyi de güvenlik güçleri var, silaha gerek var diye bir soru var. ABD de yapılan bir araştırmada güvenlik güçlerinin olaylara müdahale süreleri değerlendirilmiş:<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/RTfKs5s/Bireysel7.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bireysel7.png]" class="mycode_img" /><br />
ABD Polisinin olaylara müdahalesi çoklukla olay gerçekleştikten sonra, eğer bu bir hırsızlık ise daha geniş zaman boyutunda. Onlarda 911 bizde 155 (şimdi 112) no.lu telefonlara anında ulaşmak bazen gerçekten zor. O nedenle Amerikalı ironi yaparak şöyle diyor “1911 (tabanca) 911 no.lu telefondan her zaman hızlıdır”<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/FYrHkfW/Bireysel8.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bireysel8.png]" class="mycode_img" /><br />
Özellikle büyük şehirlerin dışına ve kırsal alana kaydığınızda bireysel silahlanma güvenlik açısından ABD de daha önem taşımaktadır.<br />
 <br />
Silahınızın olması her zaman onu kullanmanızı gerektirmez. Ancak bir sorun olduğunda sizin ve ailenizin hayatını koruyabilir:<br />
<br />
<img src="https://i.ibb.co/QYSM50P/Bireysel9.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Bireysel9.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Kendinizi savunsanız bile yasalarda meşru müdafaa sınırları çok kısıtlı. O nedenle yasal yollardan silah elde edenler, silah kullanma konusunda daha bilinçli ve dikkatli. <br />
 <br />
Bireysel silahlanma sadece kişisel korunmada değil vatan savunmasında da önemli. Kurtuluş savaşında Efeler, Anadolunun işgaline ordular oluşuncaya kadar bireysel silahları ile mücadele etmişti. Kıbrıs’ta mücahitler Türk soykırımına derme çatma bireysel silahlar ile direnmişti. Oysa ki bu çağda Avrupanın göbeğinde bireysel silahları önceden toplanan Boşnaklar, Serebsenitza’da bir katliama uğradılar.<br />
 <br />
Yasal bireysel silahlanma bir haktır. Eğer silahla yaratılan suçlar varsa bu büyük çoğunlukla eğitim noksanlığından ve yasadışı silahlarla olmaktadır. <br />
<br />
Saygılar]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>