Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 1,328
» Son Üye Florist
» Toplam Konular 952
» Toplam Yorumlar 6,001

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Şu anda 458 aktif kullanıcı var.
» (0 Üye - 456 Ziyaretçi)
Bing, Google

Son Yazılanlar
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
07-10-2026, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 208
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,785
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,629
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 491
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 957
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 249
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 390
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,250
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 489
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 536
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 44,000
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 291
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 301
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,963

 
  İstanbul'da tüfek için poligon?
Yazar: Gunduz - 29-05-2024, 14:39 - Forum: Poligonlar - Yorum (1)

İstanbul'da eskiden Yakacık'ta varmış ama kapanmış. O zamana yetişemedim.

İstanbul'da yivsiz tüfekle sıfırlama vs. amaçla hedef atışı yapabileceğimiz bir poligon var mıdır?

Bu konuyu yazdır

  MKII ve MKIII ve MKIII İncelemesi
Yazar: ombra - 29-05-2024, 01:03 - Forum: Silah Karşılaştırmaları - Yorum (1)

Sn. Lupus'un yıllar önce açtığı BHP karşılaştırmasıdır. Ben sadece kurtarabildiğim bir başlığı yayınlıyorum.

Aşağıda üç nesil BHP'yi yan yana görüyosunuz.Üstten alta 1997, 1993 MKIII ve 1981 MKII görüyorsunuz. MKII, kabaca abartısız 50.000 atıma yakın atış görmüş, pek çok yayı da bir kaç yıl önce ilk defa tarafımdan değiştirilmiş, 1981 fabrika çıkışlı PZ serisi, sonradan gravür ve siyah krom yapılmış bir silah. MKII de gördüğünüz farklı nişangahlar da, sadece adı değil, kendisi de gerçek bir usta olan birisi tarafından, dovetail yataklar açılarak takılmıştır. 1993 MKIII, en son yaptığımız atışlarla, sadece bizim elimizde 2500 atım görmüş bir silah olup, 1997 MKIII ile ise yaklaşık olarak 200 atım görmüş bir silahtır.

[Resim: 1.png]

Aşağıda üç nesil BHP'nin namlu yüksükleri  arasındaki farkları görüyorsunuz.
MKII'lerde, namlu taçlamasını korumak için oldukça çıkıntılı bir namlu yüksüğü varken,
MKIII'lerde aynı eski T serilerindeki gibi, daha yassı ve çıkıntısız bir namlu yüksüğüne geri dönülmüştür.

[Resim: 2.png]

Aşağıda, arka gövde kızakları arasındaki farkları görüyorsunuz.
MKII ve 1993 MKIII'ün kızak geometrisi ve kalınlıkları aynıdır.1996 'dan itibaren üretilenlerde ise, kızaklara ayrı bir traş yapılmıştır. Bu yıldan sonra, ön ara boşluk kesimi daha açılı olarak yapılmıştır. Gövdede sökme takma mandalı arka kısmının oturduğu yerde de ek bir traş yapılmıştır. Işık şartları iyi olmadığından bunları görüntüleyemedim.

[Resim: 3.png]

Aşağıda en sağda '' forged '', dövme ve tamamen talaş kaldırılarak üretilmiş olan bir MKII gövdesini görüyorsunuz. Ortadaki 1993 MKIII, en soldaki ise 1997'dir. Gördüğünüz çizgiler, '' Investment Cast '' , özel bir hassas döküm tekniği ile üretilmiş gövdelerdeki işlem izleridir. FNH, . 40 SW üretimine geçince yeni tip gövdelere geçmiştir. Eski gövdelerde bu izleri göremezsiniz.

[Resim: 4.png]

Bu çok çarpıcı pratik örnek, üretim işleminin ismi ve şeklinden ziyade, uygulama kalitesinin daha önemli olduğunun en güzel örneklerinden birisidir. Dövme çelik BHP gövdelerine uygulanabilen ısıl işlem özellikleri, bu gövdeyi .40 SW'nin basıncına 2500 - 3000 atım kadar dayandırabilirken, hassas döküm alaşıma uygulanabilen ısıl işlemler sayesinde, .40 SW dayanım sorunu aşılmıştır. Bu sayede sürgülere de daha iyi ısıl işlem uygulanma fırsatı doğmuştur. Yani piyasada dolanan bazı kaptırmasyon amaçlı şehir efsanelerine fazla kulak asmayın.

Aşağıda, en sağda MKII, daha sonra 93 ve 97 MKIII sürgülerini görüyorsunuz. MKIII sürgülerinde, en arkada gördüğünüz boşluğa, horoz tulumbası manevelasının sonuna eklenmiş, iğne kilidi tablası girmektedir. MKIII'lerde, bu manevelanın ön ucunun altında, ekstra bir yay vardır, ama çok sert değildir. Bu yapı sayesinde BHP MKIII'lerde otomatik iğne kilidi, tetik çekişine çok fazla ters etki yapmamaktadır.

[Resim: 5.png]

Aşağıda, üç silahın namluları arasındaki farkları görüyorsunuz.
Ensağda MKII, ortada 93 MKIII, solda 97 MKIII'ü görüyorsunuz.
96'dan itibaren namluların, alt kilit kamasının namlu hattıyla birleşim yeri, ayrı bir ekle daha da sağlam bir şekilde desteklenmiştir. Eski BHP namlularında bu bölgede çok yüksek atımlarda bazı kırımlar görüldüğü için, 95-96'dan itibaren buraya destek atılmıştır.

[Resim: 6.png]

[Resim: 7.png]

[Resim: 8.png]

MKII namlusunun fişek besleme yatağının daha kambur olduğu görüyorsunuz. Ayrıca MKII ve 93 MKIII'ün namlu sırtlarında, küçük bir çıkıntı görüyorsunuz, bu çıkıntıların alttan gelen fişeği atım yatağına yönlendirmek için eklendiğini söyleyenler olduğu gibi, namlu-sürgü kilit stabilitesini arttırmak için eklendiğini söyleyenler de vardır. Ancak bu konuda kesin bir bilgi yoktur. 1995 sonrası MKIII'lerde bu çıkıntı olmamakla beraber, sürgü içine bunun yatağı açılmaya devam etmektedir. Bu nedenle MKII ve 96 öncesi MKIII namluları da, 96 sonrası sürgülere uyumludur.

MKIII namlularının fişek atım yatağı girişi, çok daha farklı tipte ve ağırlıkta çekirdeği olan mühimmatı da rahatlıkla besleyebilmek için daha derin traşlıdır ( throated ). Ayrıca, tırnak girişinin olduğu yerde, ayrı bir kare traş vardır. 96 sonrası MKIII namlularına yandan baktığınızda, atım yatağındaki fişeği görebilirsiniz.

MKIII namlularının, fişek yatağı arka kenar sınırlarının da, düzgün bir şekilde pahtlanarak kırıldığı görülüyor. Bu alanlarda kilitlemeyi bozmadan bırakılan boşluklar, pislik ve tortu toleransı bir miktar daha arttırdığı gibi, fişek sürme işlemi esnasındaki genel toleransları da arttırarak, bu kenarların sürgü içerisindeki yataklarına her şartta tam olarak oturmasını kolaylaştırmaktadır.


Sökme takma mandalları arasında da bazı küçük farklar vardır.
96 yılından sonra, farklı ısıl işlem, kalınlık ve traşlarla üretilmeye başlanmıştır.

[Resim: 1.png]


[Resim: 2.png]

Sürgüyü yakalayan kısımda da, ayrı bir derin traş yapılmıştır. Malzemenin, sürgüdeki çentiğin ön kısmına daha az temas etmesi amaçlanmıştır. Zamansız sürgü kilitlenmesi veya kilitlenmesi gereken zamanda kilitlenmemesinin oranını düşürmek amaçlanmıştır. Bu şekilde ayrıca, biraz daha kalın olan .40 SW sürgüsüne de daha iyi uyum sağlanmıştır. Sağdaki 97 MKIII'ün sökme takma mandalıdır.

[Resim: 3.png]


Arkadaşlar, özetlersek, yoğun atış yapmayı planlıyan BHP hayranlarının tercih etmesi gereken model, mümkünse 1995-96 sonrası üretilmiş bir BHP olmalıdır. MKII'den itibaren, iç parça sertliklerinde de farklılıklar vardır. Özellikle horoz ve ayağında bu bariz bir şekilde gözlenmektedir. MKIII nişangahları da, refleks ve hızlı atışlara çok daha uyumlu nişangahlardır. Gerek namlu, gerekse de diğer aksam zamanla daha fazla tekamül ederek, daha dayanıklı ve yoğun kullanıma daha uygun bir hale getirilmiştir. 1996 üretimi, 245 NT' lerden itibaren yukarıda değindiğimiz revizyonlar mevcuttur.

Bu konuyu yazdır

  MKII ve MKIII ve MKIII İncelemesi
Yazar: ombra - 29-05-2024, 01:03 - Forum: Browning/FN - Yorum (1)

Sn. Lupus'un yıllar önce açtığı BHP karşılaştırmasıdır. Ben sadece kurtarabildiğim bir başlığı yayınlıyorum.

Aşağıda üç nesil BHP'yi yan yana görüyosunuz.Üstten alta 1997, 1993 MKIII ve 1981 MKII görüyorsunuz. MKII, kabaca abartısız 50.000 atıma yakın atış görmüş, pek çok yayı da bir kaç yıl önce ilk defa tarafımdan değiştirilmiş, 1981 fabrika çıkışlı PZ serisi, sonradan gravür ve siyah krom yapılmış bir silah. MKII de gördüğünüz farklı nişangahlar da, sadece adı değil, kendisi de gerçek bir usta olan birisi tarafından, dovetail yataklar açılarak takılmıştır. 1993 MKIII, en son yaptığımız atışlarla, sadece bizim elimizde 2500 atım görmüş bir silah olup, 1997 MKIII ile ise yaklaşık olarak 200 atım görmüş bir silahtır.

[Resim: 1.png]

Aşağıda üç nesil BHP'nin namlu yüksükleri  arasındaki farkları görüyorsunuz.
MKII'lerde, namlu taçlamasını korumak için oldukça çıkıntılı bir namlu yüksüğü varken,
MKIII'lerde aynı eski T serilerindeki gibi, daha yassı ve çıkıntısız bir namlu yüksüğüne geri dönülmüştür.

[Resim: 2.png]

Aşağıda, arka gövde kızakları arasındaki farkları görüyorsunuz.
MKII ve 1993 MKIII'ün kızak geometrisi ve kalınlıkları aynıdır.1996 'dan itibaren üretilenlerde ise, kızaklara ayrı bir traş yapılmıştır. Bu yıldan sonra, ön ara boşluk kesimi daha açılı olarak yapılmıştır. Gövdede sökme takma mandalı arka kısmının oturduğu yerde de ek bir traş yapılmıştır. Işık şartları iyi olmadığından bunları görüntüleyemedim.

[Resim: 3.png]

Aşağıda en sağda '' forged '', dövme ve tamamen talaş kaldırılarak üretilmiş olan bir MKII gövdesini görüyorsunuz. Ortadaki 1993 MKIII, en soldaki ise 1997'dir. Gördüğünüz çizgiler, '' Investment Cast '' , özel bir hassas döküm tekniği ile üretilmiş gövdelerdeki işlem izleridir. FNH, . 40 SW üretimine geçince yeni tip gövdelere geçmiştir. Eski gövdelerde bu izleri göremezsiniz.

[Resim: 4.png]

Bu çok çarpıcı pratik örnek, üretim işleminin ismi ve şeklinden ziyade, uygulama kalitesinin daha önemli olduğunun en güzel örneklerinden birisidir. Dövme çelik BHP gövdelerine uygulanabilen ısıl işlem özellikleri, bu gövdeyi .40 SW'nin basıncına 2500 - 3000 atım kadar dayandırabilirken, hassas döküm alaşıma uygulanabilen ısıl işlemler sayesinde, .40 SW dayanım sorunu aşılmıştır. Bu sayede sürgülere de daha iyi ısıl işlem uygulanma fırsatı doğmuştur. Yani piyasada dolanan bazı kaptırmasyon amaçlı şehir efsanelerine fazla kulak asmayın.

Aşağıda, en sağda MKII, daha sonra 93 ve 97 MKIII sürgülerini görüyorsunuz. MKIII sürgülerinde, en arkada gördüğünüz boşluğa, horoz tulumbası manevelasının sonuna eklenmiş, iğne kilidi tablası girmektedir. MKIII'lerde, bu manevelanın ön ucunun altında, ekstra bir yay vardır, ama çok sert değildir. Bu yapı sayesinde BHP MKIII'lerde otomatik iğne kilidi, tetik çekişine çok fazla ters etki yapmamaktadır.

[Resim: 5.png]

Aşağıda, üç silahın namluları arasındaki farkları görüyorsunuz.
Ensağda MKII, ortada 93 MKIII, solda 97 MKIII'ü görüyorsunuz.
96'dan itibaren namluların, alt kilit kamasının namlu hattıyla birleşim yeri, ayrı bir ekle daha da sağlam bir şekilde desteklenmiştir. Eski BHP namlularında bu bölgede çok yüksek atımlarda bazı kırımlar görüldüğü için, 95-96'dan itibaren buraya destek atılmıştır.

[Resim: 6.png]

[Resim: 7.png]

[Resim: 8.png]

MKII namlusunun fişek besleme yatağının daha kambur olduğu görüyorsunuz. Ayrıca MKII ve 93 MKIII'ün namlu sırtlarında, küçük bir çıkıntı görüyorsunuz, bu çıkıntıların alttan gelen fişeği atım yatağına yönlendirmek için eklendiğini söyleyenler olduğu gibi, namlu-sürgü kilit stabilitesini arttırmak için eklendiğini söyleyenler de vardır. Ancak bu konuda kesin bir bilgi yoktur. 1995 sonrası MKIII'lerde bu çıkıntı olmamakla beraber, sürgü içine bunun yatağı açılmaya devam etmektedir. Bu nedenle MKII ve 96 öncesi MKIII namluları da, 96 sonrası sürgülere uyumludur.

MKIII namlularının fişek atım yatağı girişi, çok daha farklı tipte ve ağırlıkta çekirdeği olan mühimmatı da rahatlıkla besleyebilmek için daha derin traşlıdır ( throated ). Ayrıca, tırnak girişinin olduğu yerde, ayrı bir kare traş vardır. 96 sonrası MKIII namlularına yandan baktığınızda, atım yatağındaki fişeği görebilirsiniz.

MKIII namlularının, fişek yatağı arka kenar sınırlarının da, düzgün bir şekilde pahtlanarak kırıldığı görülüyor. Bu alanlarda kilitlemeyi bozmadan bırakılan boşluklar, pislik ve tortu toleransı bir miktar daha arttırdığı gibi, fişek sürme işlemi esnasındaki genel toleransları da arttırarak, bu kenarların sürgü içerisindeki yataklarına her şartta tam olarak oturmasını kolaylaştırmaktadır.


Sökme takma mandalları arasında da bazı küçük farklar vardır.
96 yılından sonra, farklı ısıl işlem, kalınlık ve traşlarla üretilmeye başlanmıştır.

[Resim: 1.png]


[Resim: 2.png]

Sürgüyü yakalayan kısımda da, ayrı bir derin traş yapılmıştır. Malzemenin, sürgüdeki çentiğin ön kısmına daha az temas etmesi amaçlanmıştır. Zamansız sürgü kilitlenmesi veya kilitlenmesi gereken zamanda kilitlenmemesinin oranını düşürmek amaçlanmıştır. Bu şekilde ayrıca, biraz daha kalın olan .40 SW sürgüsüne de daha iyi uyum sağlanmıştır. Sağdaki 97 MKIII'ün sökme takma mandalıdır.

[Resim: 3.png]


Arkadaşlar, özetlersek, yoğun atış yapmayı planlıyan BHP hayranlarının tercih etmesi gereken model, mümkünse 1995-96 sonrası üretilmiş bir BHP olmalıdır. MKII'den itibaren, iç parça sertliklerinde de farklılıklar vardır. Özellikle horoz ve ayağında bu bariz bir şekilde gözlenmektedir. MKIII nişangahları da, refleks ve hızlı atışlara çok daha uyumlu nişangahlardır. Gerek namlu, gerekse de diğer aksam zamanla daha fazla tekamül ederek, daha dayanıklı ve yoğun kullanıma daha uygun bir hale getirilmiştir. 1996 üretimi, 245 NT' lerden itibaren yukarıda değindiğimiz revizyonlar mevcuttur.

Bu konuyu yazdır

  Remington 870 Kullanıcı Rehberi ve Çeşitli Modifikasyonlar
Yazar: ceycey - 28-05-2024, 10:18 - Forum: Av Tüfekleri - Yorum (4)

Sn. Anobias tarafından 4.12.2011 tarihinde eski forumda açılan konu.
(Bu güzel konu  tamamen silinmeden eski forumdan kurtarıldı.
Umarım Sn.Anobias aramıza katılır ve konuyu yeniden düzenler.)

Remington 870 Kullanıcı Rehberi ve Çeşitli Modifikasyonlar:

Merhaba

Sn.lupus 'un Remington 870 Express ve Police Modeli konusunda bahsettiği;

* Police modellerinde blok malzemeden talaş kaldırılarak üretilen kovan fırlatıcı ve tırnaklar kullanılırken, Express modellerinde metal tozundan hassas dökümle üretilmiş tırnak ve kovan fırlatıcısı kullanılmaktadır.

MIM(Metal injection molded extractor):metal tozundan hassas dökümle üretilmiş non-MIM (Solid steel extractor): blok malzemeden talaş kaldırılarak üretilen

MIM ve non-MiM Extractor arasındaki farkları gösteren iki fotoğraf:

[Resim: mn341mz.jpg]
[Resim: 4yhvp5k.jpg]

Şimdi bu fotoğraflar ile Rem 870'inizde hangisinin olduğunu kontrol edebilirsiniz.
non-MIM tipi tırnağı MIM olan ile değiştirmek tüfeğimizin daha dayanıklı ve ağır kullanımına izin veren bir hal almasını sağlayacaktır.

[Resim: p1pbs3f.jpg]

Remington 870 tırnağı değiştirmek güvenilirliği artırır. Tırnağı değiştirmek ucuz (Tabiki yurtdışı için 10-15 $) ve kolay.

Remington 870 av tüfeği çıkarıcı nasıl değiştirilir?

1. Av tüfeği boş olduğunu kontrol edin.
2. Fişek haznesini kontrol edin. Remington 870'i Sökün
3. Parçayı tüfekten ayırın.
4. Yayı iten piston ile tırnak arasına düz bir tornavida yerleştirin.
5. Yayı iten pistonu içeri doğru itin. Sonra tırnağı çevirerek çıkartın.
6. Yeni tırnağı aynı işlemi tersten yapıp çevirerek yerine oturtun.
VİDEO

Çıkarıcı tırnağın üretim tekniği kadar yapısının da önemli olduğunu biliyoruz Türkiye şartlarında yedeğini bulmadan denemek hoş olmayabilir ancak Remington 870 için küçük ama çok faydalı bir değişiklik olarak anlatılmış aşağıdaki işlem.

Tırnak ile fişek tablası arasındaki teması artırmak için tutan kısma oval şekil verilir.

[Resim: omu1s3q.jpg]

[Resim: g5icepe.jpg]

[Resim: 7w3uwlf.jpg]

Remington 870 emniyet düğmesi/mandalı nasıl değiştirilir ?

Arıza yenileme yada modifiye için daha büyük emniyet mandalı takılması için:

1. Tüfeğin boş ve güvenli olduğundan emin olduktan sonra tetik gurubu sökülür.

2. Emniyet mekanizması yay deliği üzerinde bir parmağınızı bastırdıktan sonra ittirerek pimi çıkartın.

NOT: Parmağınızı bastırmazsanız yayın basıncı ile parçalar yerinen fırlayacaktır.

3. Dikkatlice güvenlik mekanizması yay ve bilyeyi çıkartın.

4. Eski emniyet düğmesini çıkarın ve yenisini takın.

5. İşlemleri tersten yaparak tüm parçaları taktığınızdan emin olun.

6. Yeni emniyet kontrol edin.

7. Tetik grubunu yerine takın.

VİDEO

Remington 870 el kundağı nasıl değiştirilir:

1. Güvenlik kurallarına uyarak tüfeği sökün ve el kundağını ayırın.

2. El kundağı önünde bir somun vardır. Somun üzerinde iki çentik vardır bu çentiklere karga bunu vb. uygun aleti yerleştirerek sökün.

3. El kundağı ve mekanizmayı sadece bu somun tutar. Somunu söktükten sonra çekerek birbirinden ayırın.

4. İşlemleri tersten yaparak yeni el kundağını takın.

VİDEO

Remington 870 ejector yayı nasıl değiştirilir?

Kırılmış ejector yayı

[Resim: 5t0b94e.jpg]

Bu işlemleri yapabilmenin en kolay yolu uygun aletlere sahip olmaktır.(Brownells Rivet Staking Tool Set)

[Resim: 8yoswo5.jpg]

Aletleriniz tamamsa işlem oldukça kolaydır. İlk olarak yayı tutan perçin kesilir.

[Resim: rflo4ar.jpg]

[Resim: tt6om29.jpg]

Kırılmış olan yay yerinden çıkarılır.

 [Resim: 881zn0e.jpg]

Yeni yay yerine takılıp tekrar perçin yapılıp sabitlenir.

[Resim: 9moqilq.jpg]

VİDEO

Bu konuyu yazdır

  Neden Bireysel Silahlanma?
Yazar: ceycey - 28-05-2024, 00:13 - Forum: Bireysel Silah Edinme Hakkı - Yorum (11)

Eski forumda Sn.Carbine tarafından başlatılan 22.7.2012 tarihli konu:
(41 Sayfanın 4 sayfasını kurtarabildim)

NEDEN BİREYSEL SİLAHLANMA

1. Silah sahibi olma özgürlüğüm kutsaldır.
2. Ailemi her türlü tehditten korumakla yükümlüyüm.
3. Ülkeme kaçak silah sokmak ruhsatlı silah edinmekten daha kolay. Kötü adamların silah sahibi olması engellenemiyor.
4. Ülkemde bir şehirden bir şehre giderken hala teröristlerce yol kesiliyor.
5. Silahlı anti sosyal devlet görevlisinden beni kim koruyacak?
6. Bir kadını psikopat kocasından kim koruyor?
7. Koruma verilen insanlar hala öldürülebiliyor.
8. Evime girmiş, malıma, canıma, aileme kast etmiş insanlar polis gelmesini bekleyecekler mi?
9. Silahlı bir halk demokrasinin teminatıdır.
10. Silahlı bir halk ülke savunmasının çok önemli bir unsurudur.
11. Bireysel silahlanma yerli silah sanayiini geliştirir. Silah sanayii bir çok ülkeye çok önemli gelir ve istihdam imkanı kazandırmıştır. Ekonomik seviye yükselirse suç azalır.
12. Gelişmiş yerli silah sanayii ve kaliteli iş gücü savaşta paha biçilmez bir değerdir.

Başka bir başlıkta biraz da arkadaşları yorarak toparladığım bir kaç gerekçeyi yazdım. Bir çok konuda değinilmiş ama bu şekilde bir arada olması da faydalı olabilir diye düşünüyorum. Arkadaşların değerli katkı ve eleştirileri ile iyi bir konu olacağını umuyorum.
Saygılarımla.

Red Kit demiş ki:

4- Bu bir asayiş sorunudur, elinizdeki tabanca ya da pompalı tüfek yol üzerinde mevzilenmiş, eğitimli ve piyade tüfeği ile desteklenmiş bir gruba karşı şansınızı artırsa da oradan sağ olarak ayrılmanızı sağlayacak kadar yeterli olması çok olası bir ihtimal değildir.

6- Aile için şiddet asla silah ile çözülmemelidir. Silahlı olsun ya da olmasın günün birinde beni öldürebileceğini düşündüğüm bir insanla birlikte olmam/evlenmem. Dayağın çözümü silahlı savunma değildir, olmamalıdır.

Benim kendi argümanım şudur; iyilik var oldukça kötülük de varolacaktır, kötünün var olması ise silahlanmam için yeterli bir sebeptir. 2 metre boyunda 140 kg.lık bir adamın beni öldürmesi için tabancaya ihtiyacı yoktur, nitekim 1.45 boyunda 40 kg.lık bir kadının da... Biri yumrukla, diğeri de 5-6 cm'lik bir çakıyla bu işi yapabilir.

Dediğim gibi; iyilik var oldukça, kötülük de var olacaktır ve bu, insanlığın varoluş temellerinden biridir. Kötünün var olabilecek olması gerçeği ise, benim kendimi korumak maksatlı önlem almam için yeterli bir sebeptir.
Saygılar.

Carbine demiş ki:

Sn. Red Kit söylediklerinize itirazım yok.
Günümüzde 5-10 terörist yüzlerce aracı durduruyor ve propaganda yapıyor. Her araç silahlı olsa bence yemez.
Aile içi şiddetten kastım dayak değil kadın cinayetleri.
Katkınız için teşekkür ederim.

waffenliebe demiş ki:

Sn Red Kit kalınla belirttiğim ilk yer haricinde altına imza atacağım bir mesaj olmuş. Kalın ile belirtilen yerde ise kendim de hamdolsun ayak bastığı yerden ses getiren biri olduğum için 2 metrelik bir benzerimden çekinmesem de, 1.40'lık bir bayanın çakıya ihtiyaç duyacağını düşünmenize üzüldüm. Zira kendileri bunu çok daha acı verici şekilde yapıyorlar, hatta adına dırdır mı ne deniyordu Ben çalı ile beni parça parça kesmesini tercih ederim şahsen.

Genel düşüncemizin ortak olduğunu görüyorum; etrafımda kötü ve potansiyel silahlı insanlar varsa benim elimden silahımı almak isteyenlerin o kötü insanlardan olduğunu düşünürüm öncelikle. Kendimi ve ailemi koruma hakkı bireysel silahlanma için yeterli görülmüyorsa da o noktadan sonra açıklayacak bir şey kalmamıştır bence.
Saygılarımla, Volkan

İhtiyar demiş ki:

Yukarıdaki güzel, anlamlı yazılar için teşekkürler. Benim de aklıma gelen taşıma ruhsatındaki adaletsizlik. Belirli meslek gruplarındaki kişiler sadece belirli mesleklerini icra ederken değil sürekli olarak silahlarını taşıyorlar. Daha doğrusu, kanunsuz veya kötü insanlara karşı güvende olmaları için bu hak veriliyor. Ama bu seferde günlük hayatta, taşıma ruhsatı olmayan normal bir birey, taşıma ruhsatı olana karşı tehlikede kalıyor-kalabiliyor. Bu bir adaletsizlik bence, herkes bu hakkı elde edebilmeli.

Mimaslan demiş ki:

Forum üyelerimizin verdiği güzel cevap ve örneklerin yanında başıma gelen bir hadiseyi anlatmak istiyorum. Verilen örneklerde hep dakikalar sonra gelecek güvenlikler güçleri gibi bir anlatım var

Geçtiğimiz hafta Ataşehir'de misafirliğe gittiğim akrabamın evinin bulunduğu sokakta resmen silahlı çatışma çıktı.Taraflardan birinin erken davranıp çatışmadan kaçması üzerine kovalamaca oldu ve gerisini göremedim.DAKİKALARCA 155 CEVAP VERMEDİ.'' ŞU ANDA TÜM OPERATÖRLERİMİZ DOLUDUR LÜTFEN BEKLEYİN '' VE ARDINDAN BEKLEME MÜZİĞİ.
.Üslubumu maruz görün ama CAN ULAN BU CAN BORU DEĞİL. Belki benim telefonumdan kaynaklanıyordur dedim, 3 ayrı telefondan arama ve sonuç aynı.O gece hep balkonda oturmamıza rağmen hiç polis görmedik.Ya elinde silah olan kişi benim kapımı tekmeliyor olsaydı ,ya eşim çocuğum ailem.Düşünmesi bile ne kadar acı ve gerici.

Hayır,gelse napıcak 20-21 yaşında çocuğu polis yaparsan nolucak. Dışarıda masum vatandaşa af edersiniz her türlü artistliği yap, yolda en basit bir olayda bile vatandaşa Lan diye hitap et, vatandaşı sokakta 10 polis yatır döv, Ama bırakın silahı elinde bıçak olsa suçlunun yanına yaklaşmak için 10 tane ekip otosu bekle. (Görevini aşkla yapan, canını görev uğruna cansiperane savuran polis kardeşlerimiz ve abilerimizi tenzih ederim)

İşte en azından bu bahsettiğim konular için; tüm anasayal hak ,özgürlük düşünceleri bir yana TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'NDE ailemizin, kendimizin sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürebilmesi için BİREYSEL SİLAHLANMAYA EVET!!!!!!!!

WTF demiş ki:

Neden silahlanma?
- Önce kendimi ve yakınlarımı, sonra emeğimle ve yasal yollarla kazandığım ve vergisini ödediğim mallarımı korumak için silah sahibiyim. Ayrıca Atalarım gibi iş başa düştüğünde vatanım için de elimdeki imkanları kullanmaktan geri durmam.

155 servisi ve Polisin olay yerine intikaliyle ilgili benim başıma gelen çok taze bir olayı da burada anlatmak isterim:
Geçtiğimiz hafta sokağımızda yaşanan tartışmayı balkondan izliyorum, 6-7 kişi bilmediğim bir konu hakkında tartışıyorlar; ara sıra sesleri yükseliyor ama herhangi bir itiş kakış yok, derken gruba 5-6 kişi eklendi o tartışanların eşleri sokağa çıktı ve sesler hepten yükselmeye başladı. Aralarından birisi de etraftaki arabaların kaportalarına rasgele vurmaya başlayınca olayın büyüyeceğini düşünerek(yeni taşındığım bu mahalleye polisin intikal süresini de merak ederek) 155 servisini aradım, operatorler meşgul olduğu için sistem tarafından 2dk kadar bekletildim. Bu arada olayı takip etmeye çalışıyorum, itiş kakış artmış tehditler havada uçuşuyor, bir sonraki aşama kavga... Derken telefonda karşıdan canlı bir ses duydum ve olayı açıklayarak bir devriye göndermelerinin iyi olabileceğini düşündüğümü anlattım ve iyi nöbetler diyerek konuşmayı bitirdim.

Bundan sonrası bence önemli, eğer en yakın karakoldan bir görevlendirme olsaydı ve polisler yürüyerek olay yerine gelselerdi, 3-4 dk içinde olay yerine varabilirlerdi ama araçla geldiler ve bu 20 dk sürdü. Şahsen ilk sayfadaki 7. mesajda bulunan 'hayatımızı kendimiz koruruz, dakikalar sonra gelecek olan güvenlik gücü değil' ifadesi bulunan resmi başlı başına bir silahlanma sebebi olarak görüyorum ve inanıyorum ki birçok kişi bu sözün doğruluğunu tartışmaz bile.

Bu arada yukarda anlattığım olayı değerlendirmek adına aşağıdaki bilgiler de faydalı olabilir.
Olay yeri: Büyük bir ilin merkez semti, polisin çağrıldığı sokakta İlçe Kaymakamının da konutu bulunuyor.
Saat: Normal insanların uyuduğu, sokakların boş ve trafiğin olmadığı bir saat.

Kubi demiş ki:

Bu silahlanma konusunda biz hep kendimizde silah olacağını karşımızdakinin silahsız armut gibi duracağını varsayıyoruz. Bu varsayımın aksi durumlarında ne gibi sonuçlar doğuracağını hiç düşünmüyoruz maalesef. Yok yok kendimizi hiç savunmayalım yazılan yazılardan çıkardığım sonuç çoğunlukla bu. İnşallah silahı sadece zevk için kullanmak nasip olsun hepimize.
Saygılarımla

Schumacher demiş ki:

Şahsi görüşüm olarak görevini tam yapan memur arkadaşlara diyecek hiç bir lafım yok ama; İstanbul gibi büyük şehirlerde görev yapanların %70'i bir işe yaramaz desem yeridir. Ama tam tersi de terör bölgelerindeki memurlarda kelle koltukta.

Hakan30 demiş ki:

Silah sizi korumaz.
Amerika’daki olay şahıs otomatik tüfekle sinemaya giriyor rasgele ateş ediyor.
Böyle bir durumda zaten ölmüş olursunuz. Etki tepki prensibi siz olayı anlayıp tahlil edene kadar ölürsünüz.
Ama o şahıs elini koluna sallayarak o tüfekleri gidip dükkandan alamasaydı kimse ölmezdi.
Bu sıcaklarda kaç kişi silah taşıyor merak ediyorum yada kaç kişi sinemaya silahla gider.

Türkiye’de en ağır ceza gerektiren suçlardan birisi silahlı gasptır ve oranı düşüktür.
Ayrıca cinayetlerin çoğu da bıçakla işlenir sessiz ve sinsice.

En önemlisi kavga etmemektir. Adam üzerinize yürüdü siz silahı çektiniz erkeksen ateş et dedi çaktı tokadı ne yapacaksınız. Adamı vursanız kaybedecek çok şeyiniz var ama vurmazsanız tek kaybedeceğiniz şey gururunuz.

Berkeley demiş ki:

Aramızda böyle biri olduğunu sanmıyorum, ruhsatlı silah sahibi bir kişi gerçekten can güvenliğinin tehlikeye girdiği durum dışında silahı olduğunu düşünmez bile.

Glock demiş ki:

hakan30 Yazdı:  Silah sizi korumaz.
Amerika’daki olay şahıs otomatik tüfekle sinemaya giriyor rasgele ateş ediyor.
Böyle bir durumda zaten ölmüş olursunuz. Etki tepki prensibi siz olayı anlayıp tahlil edene kadar ölürsünüz.

Bu tespit neye göre ve nasıl yapılıyor? ilk hedef olmayan ve tahmini 5 veya 10 sn sonra saldırı ile karşılaşan biri,savunma pozisyonu alıp hatta ve hatta siper alıp atış gerçekleştiremez mi?

Tepki süreleri ve sıcak temas durumları çok değişkendir.

Konuyu tamamıyla en ince ayrıntısına kadar incelemeden, her kurbanla tahmini temas süresini bilmeden böyle bir yorum yapmak yanlış ve hatalı olur.

Nutkey demiş ki:

1. Adam üzerimize yürüdü; BİZ SİLAH ÇEKMEYECEĞİZ...
2. Sözle tahrik etti; BİZ SİLAH ÇEKMEYECEĞİZ...
3. Çaktı tokadı; BİZ SİLAH ÇEKMEYECEĞİZ...
4. Ne zaman ölümcül bir silahla bize saldırı olursa işte o zaman silahımızı çekeceğiz ve kullanacağız bu kadar basit...

Hemen hemen bütün silahlanma karşıtlarının ve bazı silah severlerin de karıştırdığı husus şudur; bireysel silahımız bir cezalandırma aracı değildir, bir savunma aracıdır. Yasanın bize bunu vermesinin amacı, bizim gururumuzu kıracak davranışları veya bize karşı işlenen suçu cezalandırmak değildir. Silahımızı da meşru amacı doğrultusunda bize veya başkasına karşı ölümcül saldırıyı önlemek veya defetmek için kısaca hayatımızı korumak için taşımak istiyoruz hepsi bu.
Saygılarımla...

Schumacher demiş ki:

Sn. Hakan30

Bir gün Mithat Bereket'in yaptığı Pusula adlı programı seyrediyordum, O günde Yasser Arafat ile röportaj yapıyor. Söz çok uzatmayayım, Yasser Arafat'ın çok güzel bir silahı varmış ve sürekli yanında taşırmış. Mithat Bereket de görebilir miyim silahınızı diyor, Arafat direk olmaz diyor. Neden? Silahımı yerinden çıkarttığımda seni vurmam gerekir de ondan diyor. Netice de belki Arafat şaka ile karışık söylemiştir buna ama neticede işin aslı da budur. Biz silah severiz silah taşımamız veya bulundurmamız Can, Namus ve Mal güvenliğimizi koruma amaçlıdır. Yani trafikte milletle tartışıp önünü kesip silah çekersen Eşkiya olursun. Forumda da Eşkiya tabirine uyan arkadaşımız yoktur çok şükür. Saygılar.

Mirgun demiş ki:

Kafamızı, tokat, hakaret sık sık yaşanması mümkün durumlarda silah çekmek yerine, gerçekten yakınlarımıza, ve bize yönelecek ölümcül bir durumda nasıl hareket edeceğimize çalıştırsak daha iyi..Hakaret edeni vs vurmak kolay da, hakikaten biraz da becerikli bir piskopatı nasıl alt ederiz onu düşünelim..Zora bakalım..

Hakan30 demiş ki:

Başkasını hayatını korumak için dediniz .Yolda giderken baktınız bir adam bir kızı kovalıyor elinde silahlı kız bağırıyor imdat yardım edin diye sizde kovalayanı silahla durduruyorsunuz bakıyorsunuz adam polis, kaçan kız terörist (Geçen hafta yaralı olarak yakalandı)

Sizi tenzih ederim hatta forumda da soru olarak sorulmuştu. Bazıları silahı beline takınca kullanmak için bahane aramakta. Çünkü hiç hukuki olarak başı belaya girmemiş.

Keşke herkes sizin gibi bilinçli olsa. Kaliteli açık poligonlar açılsa. Her türlü silahı tanıma ve atış şansımız olsa.
İstanbul trafiğinde makas atmayı marifet sayan ehliyeti nalburdan almış şahsiyetleri görünce insan düşünüyor her isteyen insan silah taşısa durum nasıl olur.(Bana göre eğitimi okul dershane v.b veremez aile ve yakın çevresinden eğitim alınabilir.)

Ayrıca benim 5 adet yivli ve yivsiz silahım var.

Berkeley demiş ki:

Kanunlara uymayan herkes silah taşıyabiliyor zaten, insanlarında hayatını tehlikeye sokacak davranışlarda bulunabiliyor, anlayamadığınız nokta burada.

Xhmyt demiş ki:

Her şey tamam da şu 3.maddeyi uygulayabilecek adam bulma durumu zor. Bence :
1- Adam geliyor . Bekle.
2- Sözle tahrik ediyor. Sen etme ama dişini göster ki iş büyümesin. Ama olmadı,
3- Elini kaldırdı. Kır.
4- Bıçak, silah çekti. İndir.

Waffenliebe demiş ki:

Neredeyse tamamına katılıyorum Sn Xhmyt. Sadece 4. maddedeki bıçak kısmı pek benlik değil. Bıçağa karşılık silah çekilmesi için çok sıkışıklıkta kalmış olmak lazım kanımca. Nitekim bıçaklı biri ile karşı karşıya kaldığınızda siz silahınızı çektiğinizde o da can havliyle bıçağı kesinlikle sallayacaktır. Ben silah yerine etrafımda vurabilecek bir sopa benzeri alet aramayı tercih ederdim. Nitekim silah çekersem ve adam ona rağmen üstüme gelmeye devam ederse kuvvetle muhtemel katil olurum. Bu durumda bildiğim kadarı ile nefsi müdafaa geçerli olmuyor. Yanlış biliyor olabilirim ama bir avukat arkadaşım bu şekilde anlatmıştı. Uzun zamandır olası bıçaklı serserilere karşı yanımda bıçak taşırım, ki Alsancak taraflarında akşam ve gece saatlerinde o tiplerin bando mızıka yürüyüşü oluyor resmen. Allah hiç kimseyi o şekilde sınamasın inşallah. Zor ve o an verilebilecek kararlar. Yaşamadan ne desek boş.

Saygılarımla, Volkan

Orhancengizk demiş ki:

Üstad bıçağı görünce; saldırganın silahı net olarak göreceği şekilde silaha elini atar ama silahı yerinden çekmezsin, saldırgan kuvvetle muhtemel şekilde duraksayacaktır, hamleye devam ederse, çekersin ama tetiğe dokunmazsın, saldırgan hala kararlı şekilde hamle yapmaya yeltenecek gibi ise bu durumdan sonra olayı kestirmek pek mümkün değil ama muhtemelen bu hareketleri yapan alkollü yada daha kötüsü haplanmıştır yada uçucu madde vs. kullanmıştır, bu durumda sopa filan da pek işe yaramayabilir. Ben olsam sopa aramaktansa, silah ile kafaya kafaya çalışırdım, bu durumda ateşli silah ile vurma değil, darp ile karşılık vermiş olursunuz. gene de olmadı o andan itibaren tetiği çekmek içinde bulunduğunuz duruma göre elzem hale gelebilir.

Allah hiçbir zaman bela ile karşı karşıya kalmayı nasip etmesin...

Glock demiş ki:

Bırakın kol mesafesini 5 metreye kadar delici,kesici alet her silah taşıyıcısı için tehlikeli bir yakınlıktır.

Elinde size zarar verebilecek bir nesne olan şahıs ivmelenmeye başladığında,kılıftan kütleye hadisesi için çok geç kalmış olabilirsiniz.

Hele ki bu kişi işini biliyorsa.

Göğüs göğüse muharebede birinci kural hasmını olabildiğince kendinden uzak tutarak abondone et ve uzaklaştır.

Elinde delici, kesici nesne bulunan şahısla aynı kategoride nesneyle bile mücadele etmek büyük hatadır, profesyonel olsanız bile.

Saldırgan şahsa silah gösterme, doğrultma olayları daha fazla tetikleyebilir.

Kaçabileceğiniz yer kalmayıncaya dek kaçın, ölümcül güç kullanmak yapılacak en son hadise olmalıdır.

Unutmayın atacağınız veya attığınız her mühimmattan sorumlusunuz.(Kimsenin bu durumda kalmaması dileğiyle)

Hep söylüyoruz fiziksel yeterliliğinizi üst seviye taşıyın ve spor yapın.

Close Range combat tamamiyle zor bir hadisedir.Eğitimleri uzun sürer ve çok aşamalıdır.

Olabildiğince uzlaşmacı olun veya gerekirse kaçın, kaçacak yeriniz kalmayıncaya dek.

Emniyetli ve bol eğitimli günler.

Carbine demiş ki:

Tahmin ediyorum ki forumdaki çoğu insan silahsız savunmaya da zaman ve efor harcamıştır.
Ömrümde bana gelip tokat atacak adama karşı bir kaygım olmadı. Gerekirse (ki çoğu amatör için çok kolay olmaz) dayağımı yerim paşalar gibi. Silah bana avantaj sağlamak için var başımı belaya sokmak için değil.
Bu forumdaki hemen hemen herkesin de silahı var ama çoğumuzun eşlerinin ve yetişkin çocuklarının silahı yok. Onların benden çok daha fazla ihtiyacı var oysa ki.
İşte bu nedenle bireysel silahlanmaya EVET.

Mercankaya demiş ki:

Sokakta yaşanacak adi bir kavgada hemen silaha sarılacaksak, hiç taşımayalım. Geçtiğimiz günlerde, trafikte dört kişi ile aramda bir sorun yaşandı. Belimde silahlarım olmasına ve haklı olmama rağmen, silah kullanma zorunluluğu duymadım. Biraz onlar, çokça ben, bir seklide sorunumuzu çözdük.
Allah esirgesin, hakkimi kurtarma derdine ve bir candan asla kıymetli olmayacak bir sebepten, dört kişinin katili olabilirdim.
Ama yine de bireysel silahlanma, gerekli, önemli ve hayatidir. Zira yanımdaki silahım sayesinde hayatimi kurtardığım da çok olmuştur.
Selamlar, Saygılar.

Lupus demiş ki:

Kul değil, fikri hür, vicdanı hür bir vatandaş olabilmek için bireysel silahlanmayı destekliyorum...

Özkanx7 demiş ki:

Bilinçli ve iyi yürekli vatandaşların elinde silahın aynı zamanda güvenlik ve bir spor olabileceğini göstermek için bireysel silahlanmaya evet.

Bu konuyu yazdır

  SAR9
Yazar: ceycey - 26-05-2024, 21:06 - Forum: Sarsılmaz - Yorum (6)

Lupus  üstadın  eski forumda 5.3.2017’de açtığı konu: (Sar9 o tarihte daha yeni çıkıyor.)

SAR 9:

Milli Tabanca projesi kapsamında üzerinde çalışılan, gerçek manada ilk kez en son yapılan EGM Zati Tabanca alım ihalesi ön yeterlilik testlerinde görücüye çıkan Sarsılmaz modeli SAR9 artık piyasada.

Dışarıdan bakıldığında H&K P30 kabzası, Steyr M9 şarjör kilidi ve kilide uzanan desen, Walther sökme manivelası pabucu giydirilmiş Glock sürgü kilidi fark ediliyor. Tabanca mekanik olarak SIG Sauer P320 benzeri pres çelik kaset gövdeye yerleştirilmiş, Glock tetik ve ateşleme sistemine haiz.

Sarsılmaz bu tabanca ile seneler sonra ilk kez EGM ihalelerinde ön yeterlilik testlerini geçerek pazarlık masasında yerini almış, ancak pazarlıkta ihale GİRSAN' a kalmıştı. Seri üretim ürünlerin nasıl olduğunu, bekleyip hep birlikte göreceğiz.
Saygılar.

İscapula demiş ki:

Sevgili Dostlar,

Daha yeni IWA 2017 den geldim ama halen rüya gibi bir ortamdan çıktığım için kendime gelemedim
Sayın Lupus'un paylaşımına ek olarak fuarda hızla çektiğim fotoğrafları merak edenler için paylaşayım.

[Resim: e7wzioe.jpg]

[Resim: qlqflzz.jpg]

[Resim: gnplc9l.jpg]

Engin055 demiş ki:

25.000 Namlu atım ömrü bence çok yetersiz. uzun seneler kullanıldığı taktirde insanın içinde endişe olur acaba atım ömrünü geçersem ne olur ? diye. Aslında bunu bende merak ediyorum. 25.000 atım adedine ulaşıldığında ne olur silah kullanılmaz hale mi gelir ? yoksa sadece namlu değişimi mi gerektirir ? Samsun yurt savunma firması ürünlerine ömür boyu garanti verirken Sarsılmaz  yapamıyor mu aynısını?
Saygılar.

Pistov demiş ki:

Sn. Engin055,
Bence gereksiz olan namlu atım ömrüyle ilgili yeni bir tartışmayı başlatmak üzeresiniz sanırım.
25.000 atım için gerekli maaliyeti göze alan birisi için 2000 tl tabanca ücreti çok önemli olmaz herhalde.
Namlu ömrü 5000 olup bu 5000 bin atışı sorunsuz, tutukluk yapmadan yapabilecek bir tabancayı her zaman 25.000 namlu ömrü olup ne yapacağı belli olmayan bir tabancadan önce tercih ederim.

İlbay demiş ki:

Merhaba;

25000 atımı tamamlamak, şu an geçerli olan senede 200 adet lik istihkakla tam 125 yıl alır !
Hadi bütçe ayarlayıp senede 500 adet te poligon mermisi kullansak bu durumda => 
25000 / (200 + 500) = 35.7 yıl sürer.

Bu durumda  silahların namlu ömrünü ancak ihalelerde ve poligon envanterine dahil olduğunda test edebiliriz.
Amerika'ya ihraç edilirse başka tabii. 2-3 aya tüm testleri bizim için yapmış olurlar.

Diğer yönden Sn. Lupus'un belirttiği gibi , silah EGM ihalesinde ön yeterlilik testini geçmiş.

Internette SAR9 için hemen hemen hiçbir bilgi yok.
Bekleyip göreceğiz. Saygılar

Sar katalog bilgisi
[Resim: feq5hw1.png]
Saygılar.


SKN demiş ki:

MKEK sitesinde Sar9 için aşağıdaki fiyat var.

MAT SİYAH
Üretim Yeri : Sarsılmaz (Düzce)
Üretici İnternet Adresi : http://www.sarsilmaz.com.tr
Fiyat : 1975,00

Bu fiyat kolluk güçleri için mi? Çünkü yukarıdaki katalogta 3.150 TL gözüküyor kafam çok karışıyor Mkek sitesinde.

AsmTR demiş ki:

Tasarım olarak oldukça hoşuma gitti ön yeterlilik testini geçmesi de oldukça sevindirici. Sar 9'un kopyaladığı kendini kanıtlamış 
Glock tetik ve ateşleme sistemi olması gerektiği gibi çalışırsa, yerli silah severler için devrim niteliğinde olacağını düşünüyorum.

fbalun demiş ki:

Selamlar,

Bu tabanca ile ilgili Sayın Osman Ortaç'ın tanıtım videosunu izledim. Videoda detayı verilmeyen ama aklıma takılan bir iki konuyu
kendisine sordum. Sağolsun cevapladı. Bu cevaplardan sonraki düşüncem, tabancada sunulan özelliklerin bir kısmı şu tabancada
var bizde de olsun düşüncesiyle çok da üzerine düşünülmeden koyulmuş.

Mesela, tetik grubunun tamamen sökülebiliyor olması. Bu özellik, Sig Sauer P320'den alınmış. Ancak mantık tam anlaşılmamış sanırım. P320'de gövde üzerinde herhangi bir seri numarası bulunmaz. Seri numarası tetik grubu üzerindedir. Ve bu sayede tabanca sahibi farklı renkte polimer gövdeler edinerek aynı tabancayı farklı giydirmelerle kullanabilir. Sarsılmaz ise polimer gövde üzerine seri numarası koymamış ama polimer gövde ile beraber dökülen bütünleşik metal parça üzerine seri numarası vurmuş. Şimdi ne anladım tetik grubunun tamamen sökülmesinden? Sadece Sayın Osman Ortaç'ın dediği gibi tetik grubunun temizlenmesi kolaylaşır o kadar. Bu da ne kadar önemlidir bence tartışma konusu.

İkinci olarak, Glock tetik sistemini kopyalamaya çalışmış, Safe-Action tetik bir tabanca, tetik emniyeti de var, iğne blok emniyeti de var. 
E o zaman iki model şeklinde üretilen bu tabancanın bir modeli olan manuel emniyetli modelin lüzumu nedir? Safe-Action sistemine mi güvenilmiyor yoksa tamamen başka bir sebep mi? Sayın Osman Ortaç bu konuda, bazı şartnamelere uygun olması için böyle yapıldığı şeklinde bir bilgi paylaştı ama benim aklıma çok yatmadı açıkçası. Şartnamelere göre manuel emniyet olacaksa, TP9 serileri nasıl piyasada? Ya da başka markayı geçtim, kendisi bile aynı modelin bir de manuel emniyeti olmayan modelini üretmiş. Anlayamadım açıkçası. Belki de bilmediğim başka şeyler vardır. Ama bilgim dahilindeki değerlendirmem bu şekilde.

Son olarak da, Glock tetik prensibini yerli silah sanayinde ilk defa deniyor olan Sarsılmaz firmasını bu girişiminden dolayı takdir etmekle beraber yine de bu sistemin sağlıklı çalışması konusunda geri dönüşleri beklemek ve değerlendirmek çok önemli. Güvenlik konularındaki geri dönüşlerin çok önemli olmasının yanı sıra, acaba Safe-Action tetik yapacağım diye tetik ağırlığından ne kadar feragat ettiler çok merak ediyorum. Bu tetik sistemini uygulayacağım diye eğer bize tek hareketli görünen çift hareketli bir tetik sundularsa o zaman bu iş olmamış demektir. Tecrübe edip değerlendirmek lazım.

Tüm bu ayrıntılardan sonra, yukarıda da söylediğim gibi Sarsılmaz firmasını Safe-Action tetik uygulama konusundaki girişiminden dolayı takdir ediyorum. Yerli silah üreticileri arasında bunu deneyen ilk firma oldular. Öte yandan kabza yapısı olarak oldukça ergonomik duruyor. Yine de elimizde tutup tecrübe etmeden görünüşe çok da aldanmamak lazım. Nişangah sisteminde 3 nokta nişangah yapısından vazgeçilebilirdi diye düşünüyorum. Zaten bütün özellikleri diğer tabancalardan esinlenerek yapmışsın, nişangahları da TP9 SF Elite'de olduğu gibi Warren Tactical'dan ya da Glock'larda olduğu gibi 'Drop in the Bucket' tarzında bir nişangah yapabilirdi. En olmadı Alman üretim Sig Sauer'lerde olduğu gibi gezde tek çizgi arpacık tek yuvarlak tarzındaki nişangah düşünebilirdi. Şahsi fikrim, iki göz açık atış yapılırken 3 nokta nişangah sistemi dezavantaj yaratıyor. Hızlı aksiyonlarda noktalar birbirine karışabiliyor.

Umarım yerli silah sanayimize gerçekten sağlıklı çalışan polimer iğne ateşlemeli bir tabanca kazandırabilmişlerdir diyerek düşüncelerimi sonlandırıyorum.

Çok uzun bir değerlendirme oldu. Bir kusurum olduysa affola. Saygılar.

Targek demiş ki:

Merhabalar;

Forum'u uzun süredir takip ediyorum. Özellikle belli kişilerin yorumlarını merakla beklediğimi de itiraf ederim. Foruma ilk yorum olarak düşüncelerimi belirtmek isterim.
Aslında Sig Sauer P320'de tetik grubunun tamamen sökülmesi polimer gövdeyi boşa  çıkarmak değildir. Aynı tetik grubunu farklı kalibrelerde kullanılabilir olmasıdır. Bu durumda firmaların maliyetlerini , parça adetlerini , işçiliğini , stok çeşitliliğini hatırı sayılır derecede azaltmaktadır. Sig sauer bu şekilde ciddi maliyet azaltması sağlamıştır. Diğer yandan tetik sistemini gruplamak sadece Sig Sauer firmasına özgü değildir. Sarsılmaz firması eğer farklı kalibre üretime geçişi düşünüyorsa oldukça iyi seçim olduğunu düşünüyorum. Tetik sisteminin temizlenmesi bence işin basit açıklamasıdır.
Tetik emniyetinin amacını tam olarak hala neden çok gerekli görülür bunu bende anlamadım. Açıklamasını yapabilecek arkadaşlarımız varsa memnun olurum.
Özgün Yerli Tabanca Projesi şartnamesinde hem iğne blok emniyeti hem de manuel emniyet bulunması istenilmektedir.
Bence Türk firmalarının bu zamana kadar bu sistemi denenmemesinin asil sebeplerinin başında tetik mafsalının üretimi için yapılacak saç kalıp firmasının bulunamamasıdır. Sarsılmaz bildiğim kadarıyla kalıplarını kendi yapıyor. Eğer yapıyorsa bence o kalıbı başarılı bir şekilde yaptıkları için tebrik etmek gerekir. Tetik ağırlığı her şekilde istenilen seviyeye getirilir merak etmeyin.
HK Kabza yapısı genelde dünyada beğenilmektedir. Fakat asit indirme formunun da benzetilmesi bence çok hoş olmamış.
4 Türk firması SSM için ÖYTP geliştirilmesinde ciddi çalışmalar yapmıştır. Çok yakından biliyorum. Emin olun her firma en 200.000 mermi geliştirme aşamasında atış yaptı. Öyleki bu tabancalar şartnamede sadece 50000 mermi dayanıklılık testine tabi tutulacaklardı. Bence güzel bir tabanca 4 Firmadan da çıkmış özellikle yerli kullanıcılar içi rahat bir şekilde zevklerine göre tercih edebilirler. Saygılar.

Merhabalar;

Benim asıl kafama takılanlar ise şunlardır. Bilgisi olan arkadaşların ilgilenmelerini rica ederim.

1- Tabancalarda sürgünün paslanmaz çelikten imal edilmesi her firmanın bilgilendirme bölümlerinde yer almıştır. Bunu belli başlı nedenleri çok açıktır. Fakat Namlunun paslanmaz çelikten imal edilmesi yeni yeni meydana gelmektedir. Geleneksel CrMo çeliğinden neden vazgeçilmeye başlandı.

2- Osman bey videosunda namlunun ucunda taç yapılmasının dağılımı düzenlendiğini belirtmektedir. Aslında dağılımı ciddi oranda sürgünün namlu ile beraber geri gelme mesafesi belirler. Bu bahsedilen konuya atıf yapılabilecek başka kaynak veya firmalar mevcut mudur?

3- Namlu kilit sisteminde aşağıya doğru kızaklı bir sistem kullanılmış. Neden manivelalı bir sistem değil de kızaklı bir sistem kullanılmış olabilir. (Daha iyi bir kilitleme sistemi cevabı için her iki sistemde de kilitlenebilir.)

4- Glock tırnak sistemini neden kullanmamıştır. Şu an hemen hemen bütün firmalar bu sistemi uygulamaktadır. Sar9 ' da ise geleneksel mafsallı tırnak kullanılmış. Boş kovan atışlarının düzeni mi?

5- Browning kilitleme sisteminde namlunun o şekilde iz yapması benim görüşümde namlu çok rahat kilitlenme veya açılma yapmadığındandır. Çünkü çizilmeler namlu eksenine dik olarak çizilmişler. Saygılarımla. İyi günler dilerim...

Merhabalar;

ÖYTP kapsamında geliştirilen bir tabanca olarak elbette ki şartnamede istenilen gereklilikleri sağlamıştır. Fakat burada beni tabancaya karşı soğutan dış görünüşü en azından polimer gövdede ki asit indirmesini başka formada yapabilirlerdi. Diğer konulara gelince sn. fbalun'un bahsetmiş olduğu tetik sistemin komple çıkmasını anlamadıklarını düşünmesi bence yanlıştır. Sig Sauer firması tetik sistemini her kalibrede kullanmaktadır. Bu durumda firmanın maliyetini, stok çeşitliliğini vs. önemli ölçüde azaltmaktadır. Asıl nedeni seri numarasını gövdeden tetik grubuna aktarmak değildir.
Bence yerli firmaları da yerden yere vurmanın bir anlamı yok. Rivayetlere göre ünlü silah firmalarının da ihalelerde dağılım vermediği konuşulmuştur. Yerli firmalar da en basit konu olan tetik ağırlığını düşünmeyecek kadar boş bilgisi olan kişiler yok. Nitekim bu tabanca ÖYTP projesi için geliştirilmiş ve şartnamede tetik ağırlığının maksimum 2.5 kg olması gerektiği belirtilmiştir. Bence yerli firmaları çok da hafife almayın. Bu zamana kadar Glock sistemi neden uygulanmadığına gelecek olursam Glock tabancasındaki mafsalı Türkiye de hala yapabilecek kalıpçı çok fazla yok. Olanlarda yüksek fiyatlara yapacaklardır. Bu da yerli firmaların yurtdışı'na ortalama 200-250 dolara tabanca sattıklarını düşünürsek riske girmenin gerek olmadığı anlaşılacaktır.

Dolayısı ile düşüncem;
1- Sig Sauer polimer gövdede seri numarasını kaldırdı, çünkü gövde kapakları modüler değil her bir boyut için farklı gövde kullanmanız gerekiyor. Buda ekstradan fazla gövde satabilmektir.
2- 9x19 mm , 45 cal , 40 cal vs gibi kalibrelerde tetik sistemi grubunu aynı tutarak maliyetini ciddi oranda azaltmaktadır. Ortak parça sayısı arttıkça maliyet düşecektir.

DOLAYISI İLE REKABET ARTTIKÇA MALİYETLER AŞAĞI ÇEKİLMEK ZORUNDA... Saygılarımla...

Bence yerli firmalara da çok fazla yüklenmeyin. Mantığı anlaşılmamış demişsiniz ama bence sizde çok fazla anlamamışsınız. Kaldı ki Sig Sauer firmasında asıl mantık maliyeti düşürmektir ve ekstra para kazanmaktır. Yerli firmalar dünya çevresine baktığımızda çok da kötü değiller. En büyük etken marka olgusu gerisi hemen hemen aynıdır.

Lupus demiş ki:

TİSAŞ projeye teklif vermedi.

Sırası ile önce GİRSAN, sonra Yurt Savunma, son olarak da Sarsılmaz' ın önerdiği modeller elendi.

Proje tekrar teklif alma aşamasında.

Artık konu ile ilgili herkesin malumu olduğu üzere paylaşmakta bir beis yok. GİRSAN modeli çıkış hızı, Yurt Savunma modeli dağılım nedeni ile elendi. Konuya mevzu Sarsılmaz modelinin elenme nedeni ise, söz konusu modeli ilk gördüğümüzde dile getirdiğimiz şey, tetik çekildiğinde ikili üçlü darbeli atış hadisesi meydana gelmesi.

Sarsılmaz SAR9' u ilk kez EGM zati tabanca ön yeterlilik testlerinde görme şansımız olmuştu. P320, SteyrM9 gibi polimer gövdeye ayrı bir şase / kaset ile yerleştirilmiş Glock tetik ve ateşleme sistemini ilk gördüğümüzde, iğne kurma elemanı/parçası, mekanik irtibatı alışılmışın aksine dikey eksende değil, yatay eksende kesilen tetik kolu ile yekpare Glock tetik ve ateşleme sistemini direk gövdeye yerleştirmek yerine ikinci bir kararsız şaseye yerleştirmenin çok riskli bir çözüm olduğunu, böyle bir çözümün silahın her an kurmadan iğne kaçırmasına veya kontrolsüz darbeli/tam otomatik atış yapmasına neden olabileceğini dile getirmiş, özellikle bakım ameliyeleri esnasında bir hile hurda yapmamızı engellemek üzere başımıza üşüşen kişilere, kopyalanan şase sisteminin SIG Sauer P320 ve Steyr M9 tetik kolu ve iğne kurma parçaları ile neden sağlıklı çalıştığını, Glock tetik kolu / iğne kurma parçası / tetik yayı / tetik irtibat kesme parçası ile bu çözümün neden çok riskli olduğunu elimizden geldiğince izah etmeye çalışmıştık.

'' Hayırlısı olsun... '' diyerek takibe ve beklemeye devam.

Targek demiş ki:

Sn. Lupus

Sarsılmazın modelinin P320 , Steyr ve Glock karışımından mı ortaya çıkmış olabileceğini belirtiyorsunuz? Hal böyle ise Özgün kelimesinden bahsetmemiz mümkün değildir.

Osman beyin hazırlamış olduğu videoda dikkatimi çeken namlunun üstünden oluşan darbe aşınmaları bence namlunun hareketi esnasında sağlıklı çalışmadığı düşüncesini meydana getirdi. Sizin bu duruma yorumunuz nedir?

Lupus demiş ki:

targek demiş ki:Sarsılmazın modelinin P320 , Steyr ve Glock karışımından mı ortaya çıkmış olabileceğini belirtiyorsunuz?

Olabileceğini değil, olduğunu belirtiyorum... 

Steyr M9 benzeri şarjör kilidi, buna uyumlu benzer parmak erişim / yerleşim traşı...
H&K P30 kabzası...

SIG Sauer P320 benzeri kabza / çerçeveden ayrılabilir preslenmiş çelik şase / kaset gövde... 
Glock namlu kilit bloğu / sürgü kilidi...
Glock irca yayı takımı...
Glock tetik aksamı...

Gelin görün ki, Angelina Jolie' nin dudakları, Jennifer Lopez' in kalçaları, Taylor Swift' in bacakları bir araya gelince ortaya dünyanın en güzel kadını çıkmıyor. Netice itibarı ile her parça, ait olduğu bütünün içerisinde güzel ve sağlıklı.

Targek demiş ki:

Sn. Lupus
Peki örnek olarak hangi firmanın klon olmadığını ve özgün olarak tasarım yapılan bir tabanca modeli belirtebilir misiniz? Tırnak sistemini hemen her firma uygulamaya başladı. İrca yayı takımı teleskopik olarak her firma uyguluyor. Namlu kilitleme de 2 çeşit ya kızaklı ya da döner sistemde kullanılıyor. Bu model gerçekten özgün diyeceğimiz bir tabanca ben bilmiyorum. (Glock, SW, Steyr ve Sig Sauer firmalarını dahil etmiyorum.)

Lupus demiş ki:

Tam olarak ne sormaya, anlatmaya veya vurgulamaya çalıştığınızı açıkça yazarsanız, bizler de ona göre bir şeyler karalamaya çalışırız...

Targek demiş ki:

Sn. Lupus
Aslında şunu vurgulamaya çalışıyorum. Bence danışıklı dövüş yapanın anlamı yok. Burada Firmalardan takip eden kişilerde oldukça mevcut. Bende silah firmalarından birinde çalışan mühendisim. O klon bu Klon diye bahsedilmesinin asıl sebebi sizler değil firmalardır. Çünkü firmaların pazar şartlarından dolayı Ar-Ge yapacak zamanı ve harcama limitleri yok. Bunun asıl nedeni yurt dışında ve yurt içinde tabancaların bahsedilen firmalarla ile rekabet etme şansları yok. Hal böyle olunca Amerika'yı tekrardan keşfetmenin anlamı yok felsefesi ile oradan bunu al burudan şunu ekle gibi geliştirmelerle oluşuyor. Benim düşüncem ise Klon yapılacaksa eğer geliştirme çalışması olarak yapılması en mantıklı yoldur. Bu forumda bu işin ticareti yapan kişi sayısı çok az olduğundan fikir beyan etmeleri eksik olan yerlerin şöyle olsa daha iyi olurdu yada bunu yapmışlar ama gereksiz olmuş denilmesi daha doğru olacağını düşünüyorum. (Size özgü değil genel olarak ilgili herkese söylüyorum).

Evet Sarsılmazın yapmış olduğu tasarım bence komik (kimse kızmasın) Özgün yapılıyor diye kimsenin emeğini, zamanını almaya hakları yok. Ayrıca benim kızdığım gereksiz yere övgülerin sarf edildiğidir. Namlusu olan her silah mermiyi namludan çıkartır. Mühim olan sistematik çalışma prensibini kazandırabilmek.

Lupus demiş ki:

Sn.targek,
Bu proje ilk başladığında hasbelkader kıyısından köşesinden bulaşmıştık. Proje ekibi dışında kalana sürekli olarak dile getirdiğimiz şeylerden birisi '' özgün '' , '' milli '' kelimelerini yerine '' faydalı model '' kelimesinin kullanılması idi. Israrcı olduğumuz bir diğer konu işe kesinlikle yurt dışından '' know-how '' transferi sağlayacak ortak projelerle işe başlanması gerektiği idi. Ama ısrarla dile getirdiğimiz en önemli konu, tabancanın tüm parçaları ve bunların hammaddelerinin tamamen yerli kaynaklardan tedarik edilerek üretilmesiydi. Çok ayrıntıya girmeye gerek yok... Şarjöründen, iç parçalarına, ıslah çeliğinden yaylarına kadar neredeyse her şeyini ithal ederek ürettiğiniz, menşe ülkelerden herhangi birisini alamadığınızda apışıp kalacağınız bir tabancanın tasarımı özgün olsa ne olur, olmasa ne olur... Sonuçta ürettiğiniz tabanca yerli bir tabanca bile değil. Saygılar.

Targek demiş ki:

Sn. Lupus
Size sonuna kadar katılıyorum. O zaman konu bütün tasarımlar çöp sil baştan başlamak gerekirse Ülkemizde ilk önce Radyal Dövme Makinası ve bunun yanı sıra dövme çekici ve mandrelinin üretilmesi gerekir. İşte bunun için siz değerli kişilerinde destekleri ile ÖYTP değil de Namlu üretimi proses geliştirme projesi çıkması gerekiyormuş.

Lupus demiş ki:

targek demiş ki:Osman beyin hazırlamış olduğu video'da dikkatimi çeken namlunun üstünden oluşan darbe aşınmaları bence namlunun hareketi esnasında sağlıklı çalışmadığı düşüncesini meydana getirdi. Sizin bu duruma yorumunuz nedir?

Merhabalar.
Bu sorunuzun özündeki hamur çok su götüreceği için müsait bir zamanda cevap yazmak istedim.
Sorunuzun cevabının gövdedeki sürgü kilidi ve namlu kilit bloğu ile, sürgünün iç yüzeyinde namlu kilit bloğunun çalıştığı yüzeyin tasarım şeklinde yattığını düşünüyorum... Çoğu kimse Glock sürgüsünün üst iç yüzeyinin dümdüz ve üst dış yüzeye paralel bir yüzey olduğunu sanır, değildir. Glock 17 ve Glock 19 modellerinde nasıl namlu kilit blokları birbirlerinden farklı ise, namlu kilit bloğunun sürgünün içerisinde temas ettiği yüzeylerde de farklılıklar vardır. Örneğin Glock 19 sürgüsünün üst iç yüzeyi dikkatlice incelenir, öndeki ve arkadaki derinlik kumpasla ölçülürse, bu yüzeyin aslında açılı bir rampa şeklinde olduğu görülecektir. Eğer vakti zamanında AKDAL Ghost modelinde yapılan hata aynen tekrarlandıysa, namlu boyu, namlu kilidinin düşme mesafesi, sürgü yüksekliği, gövde namlu kilidi derinliği toleransları yanlış hesaplanıp, sürgü iç üst yüzeyi buna uygun bir geometride üretilmediyse veya gövdedeki namlu kilit bloğu hatalı ise veya pimlerle kararsızlığı azaltılmaya çalışan şase/kaset yeteri kadar stabil değilse, bu anormal sürtünme meydan gelebilir. Tabii bunların hepsi faraziye, silahı alıp incelemek lazım. Saygılar.

Targek demiş ki:

Sn. Lupus
O soruma cevap verdiğiniz için teşekkür ederim. Silahı elinize alıp incelemenize gerek yoktur. Kesinlikle hem alaylı yönden hem akademik yönden bakıldığında cevap budur. NAMLU , SÜRGÜ ikilisinde namlu düşünme noktası ve yüzeyinin yanlış hesaplanması sonucudur. Hep silah üreten firmalara kızacağımıza bence değerlendirme yapanlarda en az firmalar kadar hatalıdır. Yanlış anlaşılmasın sadece firmaya karşı değil kendi çalıştığım firma dahil her firmaya doğrusu yada yanlışı söylemek gerekir. Hatta daha çok eksiklikler söylensin ki belki zamanla daha iyiye yol alınır.Ama ülkemizde maalesef laf ile peynir gemisi yürütmeye çalışıyoruz.

Bu konuyu yazdır

  HS 11 Pro
Yazar: ceycey - 26-05-2024, 00:17 - Forum: HS Produkt - Yorum (22)

HS 11 Pro:

Canik TP9 Mete SF’nin yanına daha küçük ve daha ince bir tabanca alma düşüncesindeydim.
Bu yüzden bir süredir subcompact ve polimer tabancaları inceliyordum. Önce alternatif 5 
tabanca belirledim. Bunların tek tek ölçülerini, ağırlıklarını karşılaştırdım. Tanıtım ve atış 
videolarını izledim.Geri dönüş yorumlarını okudum.Tabanca sahipleri ve ustalarla konuştum.
En son olarak da tabancaları tek tek elime alıp inceledim.Geriye 3 alternatif kaldı: S.Sauer 
P365 XMarco, Glock 43X ve HS 11 Pro.
S.Sauer 365 XMarco elime çok uygun,kaliteli bir polimer yapısı olan ve 17 kapasiteli bir 
tabanca. Ancak, fiyatı çok fazlaydı.(12-13.000 Dolar-Euro)Bu yüzden eledim.
Glock G43X’in kapasitesi 10’du.Ancak özel bir şarjörle 15 olabiliyordu. Elime uygun bir 
tabancaydı.Fakat, Glock’la istediğim gibi atış yapamıyordum. Yine polimer yapısı HS’ye 
göre daha az kaliteli duruyordu. En son olarak da HS’den 835 Dolar(Yaklaşık 27.000 TL)
daha pahalıydı. Bu nedenlerle HS 11 Pro almaya karar verdim.

[Resim: 507ygj7.jpg]

Hafta içi MKE’den satın aldım ve MKE poligonunda çalışıp çalışmadığını denemek için hoca
tarafından bir şarjör mermi atıldı. Ben atış yapamadığım için atış, tetik, geri tepme-şahlanma vb.
konularda atış yaptıktan sonra düşüncelerimi belirteceğim. Şimdilik ilk izlenimlerimi paylaşayım:

[Resim: tt1i52z.jpg]
 
1-Tabanca bir tasarım harikası. Çok ince ve zarif. 2,7 cm genişliğindeki bir gövdeye 15 adet 9 mm mermiyi sığdırmışlar.

[Resim: hhl3oww.jpg]

2-Polimer kalitesi çok iyi,bu yönden 43X’den önde.
3-Sürgü-namlu işçiliği ve malzemesi çok iyi.
4-Ergonomik.Özellikle küçük elli ve kısa parmaklı atıcılara uygun. Kabza deseni eli
rahatsız etmiyor ve tabancayı rahat kavramanızı sağlıyor.
5-Kunduz kuyruğu altındaki oyuk nedeniyle tetik erişim mesafesi kısa.
6-Çekme kertikleri sürgünün önünde 3,arkasında 5 olmak üzere 8 tane ve yeterli.
7-Tabanca hafif.15 Adet MKE mermisiyle birlikte 772 gram ağırlığında.
 
Atış yaptıktan sonra  ayrıntılı olarak tabancayı tanıtacağım.

Bu konuyu yazdır

  ATA ARMS CY TAKTİK
Yazar: doberlengo - 24-05-2024, 17:12 - Forum: Bakım-Onarım - Yorum (4)

Merhaba,

Ata Arms CY Taktik modeli tüfeğin sökme-takma-temizlik-bakım gibi konularında yardımcı olabilecek birileri var mıdır? Maalesef bu tüfek ile ilgili atış ve genel bilgilendirme dışında eğitici video bulmak mümkün değil. Tüfeğin kutusundan çıkan manuel zaten tüfeğe ait değil başka bir modele ait! Youtube'da bazı kullanıcıların çektikleri videolar var ama hem anlatım hem de çekim açıları vasat maalesef.

Bu konuyu yazdır

  Strike industry micro kompansatör
Yazar: topraxxx - 24-05-2024, 12:12 - Forum: Alım-Satım İlanları - Yorum Yok

[Resim: si_mc_quad_different_barrels_2000px.jpg]

 Sayın üyeler. Yıllar sonra forum sitemize yeniden kavuştuk çok mutluyum. Herkese saygılarımı sunuyorum. 

Amerikan Strike Industry markalı minik hafif micro kompansatör ü Canik mete sft pro tabancam için almıştım. Kendi sitesinde canik sft modeli ile uyumlu olduğu yazılıydı. Fakat mete sft pro ya uymadı. Bu yüzden satmaya karar verdim. Hiç kullanılmadı sıfırdır. Fiyatı bana tüm maliyeti dahil 110 dolara mal oldu. 100 dolardan satışa çıkartıyorum. Kutusu malesef yok.

Saygılarımla. 

QUAD, Strike Micro Threaded Comp (SMTC) serisinden, 1/2"x28 İnç Başına Diş (TPI) içeren dişli bir namlu kullanarak hemen hemen her boyuttaki kızakla çalışabilen bir tabanca kompansatörüdür. Geniş ön duvar bölme, gazı Keçe geri tepmesini hafifletin ve namlu çıkışını azaltın. SI dahili testleri, keçe geri tepmesinde tipik olarak %15-30'luk bir ortalama azalma aralığı (uygulamaya bağlı) görmüştür. Tabanca kılavuz çubuğunun ön ucu, gömme kılavuz/geri tepme çubuğu sistemine sahip tabancalar dışındaki çoğu uygulama için SMTC QUAD'deki kelepçe tarzı tasarımla, güvenli ve sıkı bir bağlantı dahil olmak üzere zamanlama basittir. Yarı kompakt ve mikro boyutlu tabancalar için bu QUAD'ın SI stili, HRC40-45 ısıl işlemli ve siyah oksit kaplamalı S45C çelikten yapılmış, Strike Micro dahil olmak üzere piyasadaki çoğu OEM ve satış sonrası kızakla estetik olarak iyi uyum sağlar. Dişli Comp – QUAD, tabancanız için SI stilinde daha küçük dişli namlu kompansatör seçeneği sunar.

[b]UYUMLULUK:[/b]
-Herhangi bir 1/2”x28 TPI dişli namluyla
-Kalibreler: 9mm ve .357 SIG
[b]UYUMLU DEĞİLDİR:[/b] Yerleşik dönme önleme sistemi, gömme kılavuz/geri tepme çubuğu sistemlerini kullanan tabancalarla çalışmayabilir

[b]UYARI:[/b] Kayma enerjisinin azalması nedeniyle bu kompansatörü kullanırken geri tepme yayı ayarı yapılması gerekecektir.
[b]Tork:[/b] Vidayı tam olarak 40 inç/lbs (4,5 Nm) değerine ayarlayın
NOT: Yeniden takmadan önce ayar vidası çıkarıldığında Loctite® Threadlocker Blue 243®'ün yeniden uygulanması önerilir.

Ürün Özellikleri:
-Dişli namlu (1/2"-28 TPI) kullanarak hemen hemen her boyuttaki kızakla çalışabilen mikro kompansatör
-Kılavuz çubuğun ön ucunu kullanan yerleşik anti-rotasyon sistemi (varsa)
-Geniş ön duvar bölme keçe geri tepmesini azaltmak ve namlu çıkışını azaltmak için gazı yeniden yönlendirir
-Kolay zamanlama kelepçesi tarzı tasarımla güvenli sıkı uyum
-Piyasadaki çoğu OEM ve satış sonrası kızakla eşleşen SI stili
-Mikro, yarı kompakt, kompakt ve tam boyutlu tabancalarla çalışacak şekilde tasarlanmıştır
- HRC40-45 ısıl işlemli ve siyah oksit kaplamalı S45C çelikten yapılmıştır

UYUMLULUK:
-Herhangi bir 1/2”x28 TPI dişli namluyla
-Kalibreler: 9mm ve .357 SIG


https://www.strikeindustries.com/si-mc-quad.html

Bu konuyu yazdır

  ALIŞ M1911 uzun icra mili ve compensatör
Yazar: Lastman - 23-05-2024, 23:05 - Forum: Alım-Satım İlanları - Yorum Yok

Selamlar,

Zig m1 tabancam için uzun irca mili ve compensatör arıyorum, elinde olup satmak isteyen varsa ya da ülkemize gönderim yapan bildiğiniz site varsa bilgilerinizi rica ederim.

İyi akşamlar.

Bu konuyu yazdır