| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Şu anda 417 aktif kullanıcı var. » (0 Üye - 415 Ziyaretçi) Bing, Google
|
| Son Yazılanlar |
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
07-10-2026, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 208
|
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,785
|
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,629
|
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 491
|
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 957
|
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 249
|
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
|
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 390
|
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,250
|
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 489
|
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 536
|
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 44,000
|
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 291
|
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 301
|
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,963
|
|
|
| Tek Sıralı/Çift Sıralı Şarjörler |
|
Yazar: ceycey - 02-06-2024, 12:07 - Forum: Genel Yarı Otomatik Tabanca Konuları
- Yorum Yok
|
 |
Tek Sıralı/Çift Sıralı Şarjörler
![[Resim: jtoar13.jpg]](https://i.hizliresim.com/jtoar13.jpg)
Önceleri yarı otomatik tabancalar tek sıralı şarjör kullanabilecek şekilde tasarlanmışlardı.
Küçük kalibreli(7,65-22-Kısa 9) tabancalar için düşük kapasiteli tek sıralı şarjörler yeterli oluyordu.
Kalibre çeşidi artıp (özellikle 9X19) kapasite önem kazanınca, tabancalar çift sıralı şarjörler
kullanabilecek şekilde tasarlanmaya başladılar.
Tek sıralı (yığınlı,istifli) şarjörler, mermilerin tek sıra halinde dikey bir çizgide üst üste yığılacak şekilde
yapılmış şarjörlerdir. Eski 7,65,kısa 9 çaplı tabancalar hep böyleydi. Günümüzde az sayıda tabancada
tek sıra şarjör kullanılıyor. Sig P210, Colt 1911 ve klonları ve Glock 48’i örnek verebiliriz.
![[Resim: gvgoh51.jpg]](https://i.hizliresim.com/gvgoh51.jpg)
Çift sıralı (yığınlı,istfli) şarjörler,mermilerin iki dikey çizgi halinde kademeli olarak yığılacak
şekilde yapılmış şarjörlerdir.13-20 ve daha üstü sayıda mermi alabilir.BHP,CZ ,Beretta, Glock
(Birkaç istisna dışında),HK,Walther,S.Sauer vd firmalar artık hep çift sıra şarjörlü tabancalar
üretmektedirler. Bizde de Canik,Sarsılmaz,Stoeger,Tisaş,Yavuz vd aynı şekilde çift sıralı şarjör
kullanılan tabancalar üretmektedirler.
![[Resim: 8h2c41o.jpg]](https://i.hizliresim.com/8h2c41o.jpg)
![[Resim: 90jlksc.jpg]](https://i.hizliresim.com/90jlksc.jpg)
Günümüzde tabancaların ezici çoğunluğu çift sıralı şarjörlüdür. Peki, tek/çift sıralı olmasının
avantajları ve dezavantajları nedir?
-Tek sıralı şarjörlü tabancalar, doğal olarak daha ince ,daha hafiftirler. İncelikleri nedeniyle
daha ince bir kabzaya sığdıklarından, daha ergonomik olup küçük elli-kısa parmaklı insanlar
tarafından kullanılmaya daha uygundurlar. Ayrıca, gizli taşımaya daha elverişlidirler.
-Çift sıralı şarjörlü tabancaların en önemli avantajı kapasitedir. Tek sıralılara göre iki katına kadar
daha fazla mermi taşırlar. Diğer yandan geniş kabza yapıları nedeniyle atış sırasında atıcılar
tarafından daha kolay kontrol edilirler. Özellikle büyük elli, uzun parmaklı atıcılar çift sıralılarda
daha rahat olurlar.(Genellikle)
Hangi tip şarjörlü tabancanın tercih edileceği kişinin yapısına, taşıma amacına vd etkenlere göre
değişir.Dar kıyafetler giyen,günün büyük kısmını oturarak geçirenler ya da derin gizleme isteyenler,
özellikle küçük elli-kısa parmaklı kullanıcılar tek sıralıları daha çok tercih edebilirler.
Büyük elli-uzun parmaklı,kapasitenin önemli olduğunu düşünen ve tabancayı daha fazla kontrol
etme ihtiyacı hissedenler, özellikle de poligoncular daha çok çift sıralıları tercih edebilirler.
Sig Sauer firması,bir süre önce tek sıralı şarjör genişliğinde bir gövdeye çift sıralı şarjör kapasitesini
yerleştirerek,P365 modelini çıkarttı ve tek-çift sıralı kalıbını kırdı.
![[Resim: 7x5yphb.jpg]](https://i.hizliresim.com/7x5yphb.jpg)
2,8 Cm’lik ince bir gövdeye 17 kapasiteyi nasıl sığdırdılar, çözemiyorum.
![[Resim: 17kduqz.jpg]](https://i.hizliresim.com/17kduqz.jpg)
P365’den sonra HS/S.Armory HS 11-11 Pro ve SW M&P Shield modelleriyle bu akımı devam ettirdiler.
![[Resim: dumlwtn.png]](https://i.hizliresim.com/dumlwtn.png)
![[Resim: cocedyr.jpg]](https://i.hizliresim.com/cocedyr.jpg)
![[Resim: 204lgnx.jpg]](https://i.hizliresim.com/204lgnx.jpg)
Yani, kapasitesi fazla ama ince, küçük, hafif tabancalar. Büyük bir konfor!
|
|
|
| İlk Komando Bıçağı |
|
Yazar: ceycey - 01-06-2024, 13:49 - Forum: Bıçak,Çakı vs
- Yorum (1)
|
 |
Sn.Madenci 08’in 03.11.2011 tarihli yazısı:
(Eski forum arşivinden silinmeden kurtarılmıştır. Umarım kendisi
kısa zamanda aramız katılıp, yazıyı günceller.)
İlk Komando Bıçağı Fairbain Sykes
![[Resim: i74fse3.jpg]](https://i.hizliresim.com/i74fse3.jpg)
Efsaneyi özetleyen fotoğraf
Bıçak insanoğlunun neredeyse yaptığı ilk alet. Tarihçiler onun 20000 yaşında olduğunu söylüyorlar. Bu alet insanoğlunun neredeyse tüm savaşlarını gördü. Kılıca dönüşerek tüm büyük savaşların kalbinde yer aldı. Özellikle kılıç ölümcüllüğü yanı sıra romantizmi de barındırmaktaydı. Kılıç özellikle ortaçağ sembolojisinde önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte ateşli silahların gelişimiyle bıçak yerini ateşli silahlara bıraktı.
Mükerrer atışlı tüfeklere kadar gelişen tüfekler oldukça yavaştılar. Safların birbirine durumlarda yeni bir silaha ihtiyaç duyuldu. Bu silah süngüydü. Tüfeğin ucuna takılarak tüfeğin bir kargı ya da mızrak gibi kullanılmasına olanak sağlıyordu. Bu sınırlı rolde ikinci dünya savaşının şafağında bitmek üzereydi.
Her ne kadar bıçak silah olarak olmasa da bir alet olarak her zaman askerin ihtiyacı olmuştur. İkinci dünya savaşında süngülerin dışında pek çok bıçak kullanılmıştır. Amerikan ordusunda süngü taşımayan personel için pek çok bıçak üretilmiştir. Bunların pek çoğu sivil av bıçağı firmalarına yaptırıldı. Bugün bile az sayıda insanın bildiği bu bıçaklar önemli koleksiyon parçalarıdır. Fakat bunun dışında farklı ihtiyaçlardan doğmuş başka bıçaklarda vardı. Bu bıçaklar diğer bıçaklar ihtiyaca cevap veremediği için üretildiler. Onlardan birisi ise efsane oldu.
![[Resim: rxluy5f.jpg]](https://i.hizliresim.com/rxluy5f.jpg)
Efsanevi Komando bıçağı Fairbairn-Sykes 3. Pattern
İşte hikayemiz böyle bir zamanda başladı. Savaşın ilk yılları Avrupa?nın Alman çizmeleri altında ezildiği zamanlar. İngilizler Dunkirk’i yangından kaçar gibi boşlatmış.(İngilizler bu kaçışı bir başarı olarak sayarlar. Konumuz bu değil ama benim için trajediden öte değildir.)Churchil Avrupa’da kontrolün kaybedildiğini görünce yeni birliklerin kurulması için emir verir. Bu birlikler düşman hatları arasında operasyonlar yapacak , sabotajlar düzenleyecek , gizli direniş örgütleri oluşturacak , baskınlar düzenleyecektir. Uzun lafın kısası her çeşit gerilla savaşını yapacaklardır. Bu birlikler Özel Operasyonlar Direktörlüğü (SOE) , Birleşik Krallık Deniz Piyadeleri Komandolarıdır.(Royal Marines Commandos).
En seçkin İngiliz birimleri o zaman için deniz piyadeleriydi. Yeni birliklere peki neden Komando denmişti. Nereden çıkmıştı bu isim. Bunu anlamak için yaklaşık yarım asır geriye İngilizlerin Afrika’da yaptığı Boer savaşına gitmek gerekiyordu. İngilizlere en büyük kaybı Boer komandoları vermişti. Bunların Afrika’nın siyahi yerlileri olduğu düşünülmesin. Bu insanlar Afrika’ya yerleşmiş beyazlardı. Komandolar ise Afrika’nın kıraç topraklarında aslan, kaplan gibi tehlikeli hayvanları avlayan avcıların ortak lakabıydı. Çok hızlı küçük gruplardan oluşturulmuş bu komandolar vahşi doğada İngiliz askerlerinden daha uzun süre hayatta kalabilmekteydi.
Her şeyiyle sıra dışı olan bu birlikler ilk oluşturulduklarında sıradan ekipmanlarla teçhiz edildiler. Bu birlikler tamamen farklı ekipmanlara , tamamen farklı bir zihne ve tamamen farklı bir eğitime ihtiyaç duyuyorlardı.
![[Resim: qc3mxc4.jpg]](https://i.hizliresim.com/qc3mxc4.jpg)
Yzb. John Shaw ve Komandolarının Norveç'te Claymore baskınından sonra çekilmiş fotoları.
Bu sıra dışı askerlere gereken eğitimleri verecek eğitmenlerde sıra dışı olmalıydı. İki eğitmen bu noktada öne çıkmışlardır. Bu genç kursiyerleri eğitecek olan bu iki subay için kaynaklar orta yaşlı demekteyse de aslında epey yaşlıydı fakat fikirleri geçti.
![[Resim: 3e9codb.jpg]](https://i.hizliresim.com/3e9codb.jpg)
E.A. Sykes
Bu askerler yüzbaşı William Ewart Fairbairn (1885-1960 em. yarbay) ve yüzbaşı Eric Anthony Sykes(1883-1945) idi. Tanışıklıkları savaş öncesine , 1930’lu yıllara gitmekteydi. Yüzbaşı Fairbairn on beş yaşında deniz piyadelerine katılmış, süngü eğitimlerinde yüksek başarı sağlamış, yarışmalarda bu konuda dereceler almıştır. Rus-Japon savaşında görev yapmış ,yirmi iki yaşında ordudan ayrılıp Şangay’a gitmiş ve belediye zabıtasına katılmıştır.(O günün asayiş teşkilatı-günümüzün polisi)Burada gösterdiği başarılarla müfettişliğe ve sonrasında müdürlüğe yükselmiştir. Bu teşkilatta çalışırken Eric Anthony Sykes ile tanıştı. Eric Anthony Sykes birinci dünya savaşında keskin nişancı (sniper) olarak görev yapmış bir avcıydı. Kendisi İngiliz gizli servisinin idare ettiği bir silah şirketi için çalışan bir silah satıcısı idi. Ayrıca gönüllülerden oluşturulmuş polis keskin nişancı mangasının komutanı olarak çavuş rütbesinde bir yedekti. Kendisinin doğuştan gelen sıra dışı bir atıcılık yeteneğine sahip olduğu söylenir. Şangay’daki bu mesai arkadaşlığı kaderin bir cilvesi sonucu İskoçya’da da devam edecekti.
![[Resim: 500685y.jpg]](https://i.hizliresim.com/500685y.jpg)
W.E. Fairbain
ŞANGAY YILLARI-ŞANGAY DÖVÜŞ BIÇAĞI
Yüzbaşı Fairbairn’in görev yaptığı zamanlarda Şangay dünyanın en tehlikeli şehirlerinden biriydi. Çok uluslu Şangay polis teşkilatında çalışırken en sık müdahale ettikleri olaylar sokak kavgaları idi(Şehir sokak çetelerinin hakimiyet bölgelerine bölünmüştü). Fairbairn 1918 yılında bir sabah uyandığında gözlerini hastanede açar. Halbuki her zamanki göreve gitmiştir. İşin aslı çıkan şudur : Bir kavgada yaralanmış öldü sanılarak bırakılmıştır. Bu onu dövüş sanatları eğitimi almaya iter.Profesör Okada’dan jiu jutsu eğitimi aldı sonrasında dedektif Ohgushi ile eğitimine devam etti.1931 yılına gelindiğinde siyah kuşak ikinci seviyeye ulaşmıştı ve 46 yaşındaydı.
Fairbain o yıl İhtiyat birliği adında ilk toplumsal olaylara müdahale-arbede önleme takımını(anti-riot) kurdu.Bu polislere kendi oluşturduğu Defendu isimli stili öğretti. Bu takım için dünyanın ilk swat timi de denilmektedir. Ayrıca o yıl yeni bir bıçak arayışına girdikleri yıldı. Fairbairn bir sokak kavgasında bir adamın hasmını ne kadar kısa sürede öldürdüğünü görmüş ve kafasında bu fikir oluşmuştur.
Şangay dövüş bıçağını oluşturan ekip şuydu : William Ewart Fairbairn , John Edwin Fairbain (1914-1977 Ewart Fairbairn’in polis oğlu-Binbaşı) , Eric Anthony Sykes , eski Beyaz Rusyalı Albay Nicholas Solntseff ve Amerikan Deniz Piyadelerinden Üsteğmen Samuel S. Yeaton ve Luther Samuel Moore.
Polis biriminin kendi cephaneliğini oluşturması sonucu böyle bir çalışma yapılabilmiştir. Çalışmalar ilk başlarda av bıçaklarıyla başlamıştı fakat cephaneliklerde en çok bulunan Lee Metford tüfek süngülerinden yapılmıştır. Bu süngülerin kaliteli bir çeliğe sahip olduğu ifade edilmektedir. Zira bu süngüler bahsi geçen Boer savaşından kalmadır. Bıçaklar tamamen elde yapılmıştır. Genellikle ölçüleri birbirleriyle uyuşmamaktadır. Namlu boyu genellikle 13-14 cm olmakla birlikte 18-19 cm namluya sahip olan bazı bıçaklarda vardır. Kullanılan kabza materyalleri çok çeşitli olduğu için gerçek modellerle savaş sonrası üretilmiş çakma modelleri birbirinden ayırmak güçtür. Orijinalleri birkaç bin dolar eden bu modelleri birbirinden ayırt edebilmek ayrı bir uzmanlık gerektirir.
![[Resim: qozg2ru.jpg]](https://i.hizliresim.com/qozg2ru.jpg)
Lee Metford 1888 kasatura
1933 yılında üretilen bu bıçağı polisler üzerinde taşıyacaklardı. Bu bıçak gizli taşınabilecek (concealed) şekilde üretilmişti. Özellikle Şangay’ın çetelerin hakimiyetinde olan bölgelerinde çalışan polisler bu bıçağı üzerlerinde taşıyacak silahlı ve silahsız saldırganlara karşı bu bıçağı kullanacaklardı. Şangay yıllarında geliştirilen bu bıçağın geleceğin komando bıçağına önderlik ettiği için pek çok şahıs tarafından hikayenin başlangıcı sayılmaktadır.
![[Resim: 7c88ek8.png]](https://i.hizliresim.com/7c88ek8.png)
Fildişi kabzalı bir Şangay dövüş bıçağı
II.DÜNYA SAVAŞI-BİR EFSANE DOĞUYOR.
Kasım 1940 yılına geldiğimizde İskoçya’da garip bir heyecan yaşanmaktaydı. Yüzbaşılar Fairbairn ve Sykes temel eğitim kampındaki genç kursiyerlere bıçakla nasıl dövüşüleceğini öğreteceklerdi. Fairbairn’e göre bir göğüs göğse bir savaşta kullanılacak en iyi silah bıçaktı. Ayrıca nöbetçiler gibi sessizce öldürülmesi gereken hasımlara karşı kullanılabilecek en iyi silahtı. Vücudun ölümcül noktalarına yapılacak tek bir hamle hasımı kısa sürede öldürebilirdi. Ana arterlere atılan ?temiz bir kesik? hasımı birkaç sn içinde şoka sokacaktı. Fairbairn hazırlamış olduğu ölüm zaman çizelgesi bize bu konuda detaylı bilgiler vermektedir. Saldırılacak yerleri ve yarığın ne kadar derin olması gerektiğini ve hasımın kaç saniyede Rahmete kavuşacakları gibi bilgileri vermektedir. Ben çizelgeyi burada paylaşmayacağım.(Devlet bizi yeterince anarşik gördüğü için) Bununla birlikte Fairbairn-Sykes Commando knife yazacağınız google aramasında sayfa ikiye gelmeden karşılaşacağınızı söyleyebilirim.
Komandolar sıradan İngiliz Askeri ekipmanlarıyla donatılmışlardı. Komandolar başlangıçta Wilkinson üretimi olan RGD av bıçaklarıyla donatıldılar. Bu bıçaklar Fairbairn hayal ettiği şeylerden uzaktı. Zaten 50 yıl önce tasarlanmış ve üretilmiş bu bıçakların elde kalanları askerlere acilen dağıtılmıştı
Fairbairn ve Sykes yeni bir bıçak arayışına girmişlerdi. Kasım 1940’da yaşanan heyecanın sebebi buydu. Fairbairn ve Sykes ile Jack Wilkinson yeni bıçak üzerinde çalışmaya başladılar. Fairbairn’e göre hançer (sözlükler Dagger ‘a hançer diyor ama bizim kültürümüzdeki hançerle pek alakası yok) ve stiletto delici bıçaklardır. Ona göre bir bıçak hem en kalın düşman giysisini delip hayati organa erişebilmeli , aynı hasımın giysisinde kesik açarak damarı kesebilmeliydi.
Fairbairn ve Sykes Avrupa’da bir önceki yüzyılda kullanılan klasik hançer tasarımımdan yola çıktılar. Bunun üzerine Şangay dövüş bıçağında elde ettikleri tecrübeleri de koydular.
Böylelikle Ocak 1941 ?de Birinci pattern Fairbairn-Sykes bıçağı ortaya çıktı. Bıçak hafif paslanmaz çelikten yapılmıştı. Bıçak tüm modeller içerisinde bir ricassoya sahip olan tek modeldi. Ayrıca nikel bitirişe sahipti. Bu modeller 230-270 gr ağırlığında idi.16-17.5 cm namlu uzunluğuna ve toplam 29-30 cm uzunluğa sahipti. Bu bıçaklar elde yapıldığı ve sınırlı sayıda üretildiği için ölçüleri uyuşmamaktaydı. Bu modeller av bıçaklarıyla dağıtılan ilk seriye yetiştiler. Robert Wilkinson 6779 adet bu model bıçağın üretildiğini dile getirmektedir. Wilkinson şirketine göre bu bıçaklar muharebeden çok eğitim maksatlı kullanıldılar.
![[Resim: dv2anz7.png]](https://i.hizliresim.com/dv2anz7.png)
Birinci pattern F-S komando bıçağı muhtemelen 4000 dolar.
Ağustos 1941’e gelindiğinde yeni bir Fairbairn Sykes bıçağı vardı.Bu bıçağa ikinci pattern ismi verilmiştir.1943 yılının sonuna kadar model üretimde kalmıştır. Bıçak şahmerdanla dövülmüş ve elde bilenmişti. Bıçak parlak beyaz renkli ve siyah menevişli olmak üzere iki modele sahipti.Parlak modellerden Wilkinson şirketi 40923 adet üretmiştir. Menevişli bıçaklardan haftada 1500 adet üretilmekteydi. Uzmanlar matematiğe vurduğumuzda 53000 civarı bıçak üretildiğini görebiliriz diyorlar. Bu bıçakların ölçüleri şu şekildeydi:
Ağırlık:220-240 gram
Namlu uzunluğu:160-177mm
Toplam uzunluk: 285-302mm
Üçüncü patternde artık toplu üretime başlanmıştır.27 ayrı firma bu bıçağı üretmiş ve makine ile üretilmiştir.1942 yılında itibaren bu modeller üretime geçmiştir. Bu model bıçaklardan toplam 200000 adet savaş sonuna kadar üretilmiştir. Önceki modellerde olan mükemmel denge kaybolmuştur. Ayrıca kabzanın kanla ve suyla ıslanması durumunda bıçak elden kayabilmekteydi. Bu bıçakla özdeşleşen Wilkinson’un tüm ürettiği bıçak sayısı(1,2,3) 163 565 adettir. Bu bıçağın ölçüleri şu şekildedir:
Ağırlık: 250-260 gram
Namlu Uzunluğu: 171-178 mm
Toplam Uzunluk: 291-301 mm
![[Resim: b4uue4p.png]](https://i.hizliresim.com/b4uue4p.png)
Tüm F-S komando bıçakları.Üstten alta doğru:1.pattern 2.patern parlak 3-2.pattern menevişli 4-3.pattern
Bu bıçağın daha kısa modelleri veya avuç içi diyebileceğimiz modelleri Özel Operasyonlar Direktörlüğünün Ajan Komando olarak nitelendirilen operatörleri için üretilmiştir. Tüm Fairbairn Sykes bıçaklarda olduğu gibi bu modellerinde çok fazla kopyası mevcuttur. Fairbairn-Sykes bıçakları tarihi ve koleksiyon değerleri nedeniyle savaş sonrasında pek çok firma tarafından taklit edilmiş veya lisanslı olarak üretilmiştir. Toplam olarak iki milyon adet üretildiği tahmin edilmektedir. Eğer aklımda yanlış kalmadıysa bu sayı toplam üretilen 1911 sayısına denk. Bugün çok iyi kondisyonda ki ikinci dünya savaşı üretimi bir bıçak 4000 dolar gibi fiyatlara alıcı bulabilmektedir.300-400 dolara ebay de bazı modeller bulunabilmektedir. Yalnız üçüncü pattern bıçakların savaş sonrası mı savaş dönemi mi üretimi olduğunu anlamak için üzerindeki damgalara ve yazılara bakmak gerekmektedir. Bu bir üstatlık meselesidir ve insanların 3-5 senede elde ettiği birikimi kısa bir araştırma ile elde edebileceğimi zannetmiyorum. Bu nedenle elde ettiğim bu resimleri paylaşmayacağım. Zaten önümüzde kocaman bir 6136 engeli var.
Bıçağa talep o kadar yüksekti ki komandoların dışındaki pek çok asker bu bıçakları edinmeye çalışmıştır. Ayrıca İkinci dünya savaşı özel görev birliklerinde ve baskın birliklerinde bu bıçağın kullanıldığını görmekteyiz. Kısa sürede bir komando ikonu haline geldi. Bu yerini hala yeşil bereyle birlikte korumaktadır. Yaklaşık 20000 adet bıçağın Stratejik Hizmetler Ofisi OSS? ye verildiğini biliyoruz. Bunun dışında Amerikan Deniz Piyadeleri Baskın birliği ,Amerika-Kanada ortak 1. Özel Görev Kuvveti ,Rangerlar gibi ismini saymadığım pek çok müttefik komandolarınca kullanılmıştır. Bugün bu kuvvetlerin bazısının peçinde ve berelerinde bu bıçağın taşındığını görmekteyiz.
![[Resim: 11s53lh.jpg]](https://i.hizliresim.com/11s53lh.jpg)
Soldan 2. bıçak VZ 42.En sağdaki bıçak ise Pakistan’da av bıçağı olarak satılan çakma bir F-S
Fairbain-Sykes komando bıçağı savaş sırasında ve savaştan sonra bazı bıçaklara ilham kaynağı olmuştur. İsmini zikrettiğimiz 1.Özel Görev Kuvveti tasarım olarak çok benzeyen VZ-42 isimli bıçağı ikinci dünya savaşı boyunca kullanmıştır.Bıçak tamamen düz iki ağza sahiptir. Bu nedenle çoğu zaman Stiletto olarak anılmıştır. Ricossosunun bir yüzünde parmak izi bulunur. Kabzasında ucu keskinleştirilmiş sivri bir topuzu bulunur. Bu topuz çok fazla üniforma yırtarak sıkıntı yaratmıştır.
![[Resim: e5v32b8.jpg]](https://i.hizliresim.com/e5v32b8.jpg)
Ortadaki Gerber Mk II,Soldaki M3 siper bıçağı ve en sağda F-S
1966 yılına gelindiğinde bu bıçak hala kullanımdaydı. Gerber firması da MK II isimli modelini Fairbairn-Sykes dan etkilenerek üretmiştir. Bu bıçaklar Amerikan Deniz Piyadelerince Ka-Bar ile beraber kullanılmıştır. Deniz piyadeleri ikinci dünya savaşı sırasında Ka-Bar’ı kullanmıştır. Nedeni ise Fairbairn-Sykes’ ı dayanıklı bulmamalarıydı. Sürünürken kırılabileceği gibi bir hisse kapılmışlardır. Bu her ne kadar doğru olabilse bile bu iki bıçağı kıyaslarken şunu unutmamak gerekir. İsmi dövüş bıçağı olmakla birlikte Ka-Bar bir genel maksat kullanım bıçağıdır. Fairbairn-Sykes tasarlanırken bu düşünülen en son şeydi. Amerikalılar bile bu bıçağı tanımlarken tamamen safkan bir öldürme bıçağı olarak tanımlar. Genel maksat amaçlı kullanmak istediğinizde ise en kullanışsız bıçaklardan biri haline dönüverir. Çünkü bu bıçak iki kaburganın arasından geçebilecek bir incelikte yapılmıştır. Bir kasatura gibi belde veya Sırt çantasının omuzluğunda taşınmaz. Bu bıçak bacakta (postal yanı veya içi) ya da kolda taşınır. Kılıfı genellikle lastiklidir ve pek çok şekilde üretilse de durum değişmemiştir. Operatör modelleri kola takılıp ,üzerine ceket giyilebilecek kadar küçüktür. Eğer son şans bıçağı fırlatmaksa mükemmel dengesi ile fırlatılabilir.
![[Resim: gxnb7rz.jpg]](https://i.hizliresim.com/gxnb7rz.jpg)
İki bacağında birer F-S taşıyan komando
Bıçak günümüzde hala İngiliz ve Hollanda Deniz Piyadeleri gibi pek çok birimde aktif kullanılmakta yahut hatırası nedeniyle taşınmaktadır. Uzun zaman NATO ülkelerince kullanılmıştır. Günümüzde bir İngiliz firması hala üretime devam etmektedir. Askerler bıçağı üzerlerinde taşısın veya taşımasın berelerinde ve peçlerinde bu bıçak ikinci dünya savaşının geleneği olarak taşınmakta ve arzı endam etmektedir.
Son söz: Bıçağın çeliğiyle alakalı bir bilgiye rastlayamadım yalnızca 1977 kadar Amerika’da bu bıçağı üretmiş olan Castle Knives firmasının ürettiği bir modele bir otoritemiz uzman metalürjistle beraber bir test yapmıştır. 410 serisi soğuk çalışma bir yağ çeliği kullanıldığını belirtmiştir. Bu çelik serleştirilince 65.5-66 HRC ye çıkmış tavlama esnasında 57.5-58.5 değerlere ulaştığı belirtilmiştir. Mengeneye sabitlenen bıçak 50 derecede kadar kırılmıştır. O zamanki askeri standartlarda 30 derece yeterli bulunmaktadır.
Kaynaklar Bilgi ve Resim-References knowedeege and photos)
http://www.macdonaldarms.com/armoury/FairbairnSykes.php
http://www.gotavapen.se/gota/artiklar/fs/fs_knife1.htm derya deniz bir site
http://www.historynet.com/fairbairn-syke...e-1941.htm
http://fl-websites.com/time/fs/fshistory.htm
http://www.angelfire.com/art/enchanter/stiletto.html
![[Resim: t9zwrez.jpg]](https://i.hizliresim.com/t9zwrez.jpg)
V-42 komando bıçağı.1. SoF tarafından kullanıldı. Günümüzde 10.SoF peçinde bulunmaktadır.
![[Resim: t9sjhib.jpg]](https://i.hizliresim.com/t9sjhib.jpg)
Gerber MK2
![[Resim: 2qah1kb.jpg]](https://i.hizliresim.com/2qah1kb.jpg)
Birleşik devletler deniz piyadeleri baskın birlikleri bıçağı
Birazda bıçakları kullanan birliklerden bahsedeyim.İngiliz deniz piyadeleri komandolarından bahsettim.Aslında bahsedeceğim birlikler pek çok yönlerden birbirine benzemekte.İlham kaynakları İngiliz komandolarıydı.İngiliz komandoları desemde aslında çok ulusluydular.Bazılar işgal altındaki ülkelerden gelen gönüllülerdi.Bu gönüllüler ülkelerinde yapılan operasyonlarda görev almışlardır.Nerdeyse tüm Avrupa sathı.İngiliz komandoları hakkında seyirlik birşeyler isteyenler için 2011 yapımı Age of Heroes filmini önerebilirim.Film 30 komando birimini anlatmakta.Yalnız tarihi yönlerden bazı eksikleri var.30 komando Yarbay İan Fleming(Donanma İstihbarat subayı ve James Bond kitaplarının yazarı) için teknolojik istihbarat görevleri yapmışlardır.Filmdeki Grendel operasyonu gerçekte hiç olmamıştır.Sayabileceğim pek çok hatası olsa da Yüzbaşı Amerika izlemekten iyidir.
Abd ordu Rangerları da İngiliz komandolarından esinlenmiştir daha doğrusu çevrilmiştir.İskoçyada eğitim almışlar.Avrupa'da görev yapmışlardır.1. SoF ise Amerika ve Kanada ortaklığında kurulmuş ilk özel operasyon birimidir.Genelde şeytan tugayı olarak bilinir.Günümüzdeki 10. SoF atasıdır.Bu ismi kullanınca neden kimse birşey anlamıyor.İkinci dünya savaşı sonrasında kurulmuş bu birlik Stratejik Hizmetler ofisi , 1. Sof ile rangerların küllerinden kurulmuştur.Kurucuların pek çoğu ikinci dünya savaşı gazisidir ve İngiliz komandoları ile birlikte İskoçya'da eğitim almışlar beraber savaşmışlardır. Günümüzde yeşil bere taktıkları için Amerikan kamuoyu onlara yeşil bereliler demektedir.
Peki yeşil berenin hikayesi nedir?İngiliz ordusunda yalnızca komando kursunu başarı ile tamamlamış personelin yeşil bere takabilme hakkı vardır.Bu ikinci dünya savaşından beri böyledir.Amerikalı personel savaş boyunca yeşil bere taşımıştır.Eğitimler çok ağır olduğu için bu bere o dönemde kutsal sayılmıştır.Yeşil bere takmanın bedeli tahmin edilebilenden ağır olduğu için tek ödül beredir.Amerikalı personelde bu eğitimleri alıp Avrupa'da yaptığı tüm görevlerde yeşil bere takmıştır.Savaş dönüşü 10. özel operasyonlar kuvvetini kuran kadro yeşil bere takmaya devam etmiştir.Hikaye burada mutlu sonra bitmiyor.Amerikan ordusunda hiçbir askeri personel bağlı bulunduğu birliği belirten üniforma harici akesuar ve bere takamazdı.Bu personele devamlı yassah kardeşim yassah deyip cezalar vermiştir.Bize ne ikinci dünya savaşı geleneğinden demiştir (Green beret ban olarak bilinir).Personel bere takmaktan vazgeçmemiştir.Ülke dışındaki müşterek eğitimlerde berelerini takmıştır.Altmışlı yılların sonuna doğru Amerikan ordusu başedemeyeceğini anlayınca yeşil bereye izin vermiştir.Bununla birlikte ingiliz yeşil beresi rengi yerine amerikan üniformasının haki rengiyle aynı olan bir bere tasarlanmıştır.Kamuoyu bu nedenle gayri resmi simini yeşil bereliler yapmıştır.Günümüzde çok çeşitli renklerde bere amerikan ordusunda kullanılmaktadır.Başka bir foruma " İngilizleri yeşil berelileri ,yeşil bereliler amerikalıların" diyen bir arkadaşın kulağını çınlattım sanırım.
Özel Operasyonlar direktörlüğü ve Stratejik Hizmetler ofisi birbirlerine benzeyen kurumlardır.Avrupa içerisinde direniş ve sabotaj grupları örgütlemişlerdir.Sivil halkı eğitmişlerdir.Uzmanlar her çeşit silahı kullanabilen ajan komandolardır.Çoğu zaman paraşütle bölgeye atlayış yaparlar yerel direniş örgütlerini eğitir ,yapılacak komando operasyonları için istihbarat ve lojistik sağlardı.Genellikle tabanca , av çiftesi ve bıçak kullanmayı öğretirlerdi.İlerleyen dönemde bu kurumlar direnişçileri silahlandırmak için ucube bir 45'lik olan liberatör gibi silahlarda üretmişlerdir.Savaş boyunca yaklaşık 13000 personel bu işler için kullanılmıştır.Avrupa genelinde 1 000 000 kişiyle temas kurdukları tahmin edilmektedir.
Madem Royal Marines (Kraliyet deniz piyadeleri) dediniz.Ne olduğundan biraz bahsedeyim.
Normalde savaş gemileri her ne kadar yüzlerce denizci taşıyabilse de aslında çok az bir tayfa ile yönetilebilirler.Bununla birlikte deniz savaşının kuralları ateşli silahlara rağmen uzun süre aynı kaldı.Gemiye rampa yap , mürettebatı etkisiz hale getir , geminin yükünü ele geçir , gemi eğer değerli bir gemiyse el koy ve kullan yok değilse cepnaneliğini ateşe ver ve gemiyi havaya uçur.
Durum böyleyken tüm gemiler özellikle de Akdeniz'de seyredenler fazladan tayfa alırlardı.Bu tayfalar özellikle deniz savaşlarında gemileri korur veya diğer gemiye çıkardı.Bununla birlikte bazı durumlarda bu tayfalar karaya çıkar ve şehirleri yağmalar veya vur kaç hareketleri düzenlerdi.Kimi zaman ise tayfa sayısı buna yetmezdi.Özellikle bazı adaların ele geçirilmesi gerektiğinde gemilere fazladan kara kuvvetlerinden ya da ordudan artık nasıl derseniz asker bindirilirdi.Bu askerler özellikle adaların hakimlerinde ki kaleleri kuşatırlar , lağım kazarlar ve diğer deniz savaşlarına katılırlardı.Haliyle bu askerlerin gemicilik ve gemi idare etme üzerine fazla bir göreevi olmazdı.
İngiltere bu askerleri belirli bir forma getiren ilk ülke.Bunda emperyal bir ülke olmasının etkisi büyük.Gayri resmi kuruluşları 1664 olsa da resmi olarak düzenlenmeleri 1755 yılı.Herzamanki batı uyanıklığı.
Bizde ise bu durumlarda aynı tarihlerde hatta daha eski 1500 lerde yeniçeriler , azaplar , lağımcılar vs. gemilere bindirilirmiş , fetih harekatı bittikten sonra gene eski birliklerine bu askerler katılırmış.
Komandolar popüler bir ikon olduğu için direk onun üzerinden gitmişler.Aslında deniz piyadeleri ile ilgili popüler silah daha çok rampa baltası- boarding axe.Sonrasında her ulus benzer bir tane denizci baltası üretmiş
http://www.thepirateslair.com/9-naval-bo...-pike.html
http://en.wikipedia.org/wiki/Naval_boarding
Commander rütbesinin de buna benzer bir hikayesi var.O da sonraya kalsın.Ee malum meddahlar bütün hikayelerini tek seferde bitirmezmiş.
|
|
|
| Canik TTI Combat |
|
Yazar: ceycey - 31-05-2024, 21:19 - Forum: Yurt Savunma
- Yorum (14)
|
 |
Arkadaşlar, bugün ufak bir iş için MKE'ye gittim.Yerli standların yanından geçerken
birinde bir kalabalık gördüm.Baktım,Canik Yurt Savunma bölümüydü.Merak edip,içeriye
zor da olsa girdim.Meğer TTI Combat gelmiş,millet de tabancaya bakmaya gelmiş.
Biraz bekledikten sonra tabancayı inceleme fırsatım oldu. Gerçekten albenisi yüksek,
görünüşü çok güzel bir tabanca.
![[Resim: sf4c4l8.jpg]](https://i.hizliresim.com/sf4c4l8.jpg)
![[Resim: 7cz6rjb.jpg]](https://i.hizliresim.com/7cz6rjb.jpg)
Bronz ve siyah renkler güzel kullanılmış. Kontroller,magwel,sürgü,kompansatör ve tetik
bronz renkte.Sürgü üzerinde hava pencereleri ve kompansatör var.Tetik 90 derece duruyor.
Çekme kertiklerinin sayısı fazla ve tabancaya agresif bir görünüm vermiş.Kabza uzun ve
standart sırtlıkla geniş değil. Kunduz kuyruğu altı ve kabza-sürgü arasındaki oyuklar
nedeniyle tetik erişimi fazla değil. Her kontrol düğmesi iki taraflı. Tetik yumuşak.
![[Resim: 11rw1lz.jpg]](https://i.hizliresim.com/11rw1lz.jpg)
Tabancanın görünüşünü ve elimdeki duruşunu beğendim. Hafif bir atış tabancası.Sanki her
unsur düşünülmüş gibi.Ama,daha çok ABD pazarına yönelik yapıldığını düşünüyorum.
İlk izlenimlerim böyle.
Bu arada,tabancanın tasarımı CANiK AR-GE, Taran Butler ve TTI tasarım ekibi tarafından
yapılmış.John Wick'in yeni filminde bu tabancanın da kullanılacağı söyleniyor.
https://m.youtube.com/shorts/8VccW4RpnAg
|
|
|
| Taşıma Tabancanızdaki Mermiyi Yenilemeli misiniz? |
|
Yazar: Sabri - 31-05-2024, 16:54 - Forum: Bakım-Onarım
- Yorum (2)
|
 |
Mermilerin, aşırı olmayan koşullarda saklandığında onlarca yıl boyunca tabancanızda işlev görebileceğine dair kanıtlar olmasına rağmen... Onu rutin olarak taze mermiyle değiştirmek için bazı nedenler vardır. İşte nedeni:
1. Bir mermiyi tekrar tekrar namluya sürmek/çıkarmak, merminin kovanın içine itilmesine neden olabilir (gömük mermi) ve bu da mermi ateşlendiğinde kovanın iç basıncını artırabilir. Bu durum, en iyi ihtimalle isabetin sapmasına neden olabilir, ancak en kötü ihtimalle büyük bir arızaya yol açabilir. Mermiler fabrikada yüklendiğinde kovanlara “yerleştirilir”, ancak mermiler kalıcı olarak yerinde sabitlenmez. Sonuçta, mermi ateşlendiğinde kovanından ayrılmalıdır.
Birkaç kez namluya sürülmesi merminin kovanın içine itilmesine neden olmayabilir, ancak zamanla mermiyi birkaç kez namluya sürme işlemi mermiyi yerinden oynatabilir.Bu durum için iki çözüm vardır: Birincisi, günlük olarak taşıdığınız tabancanızı namluya sürüp çıkartıyorsanız, şarjördeki mermileri döndürerek aynı mermiyi tekrar tekrar namluya sürmemeye özen gösterin. Çoğu zaman, şarjörün üstündeki mermi birkaç kez namluya sürülür ve bu da geri itilme olasılığını artırır.İkincisi, gizli taşıma tabancanızın şarjörlerindeki mermilerin toplam uzunluğunu ara sıra kontrol edin. Her mermiyi çıkararak aynı marka yeni bir mermiyle karşılaştırın. Yeni kartuşun yanında düz bir yüzeyde görsel olarak tüm kartuşları inceleyin ve/veya bunların üzerine düz bir cetvel koyarak hiçbirinin belirgin şekilde daha kısa olmadığından emin olun.
![[Resim: concealcarry1.jpg]](https://i.ibb.co/9t3kgG6/concealcarry1.jpg)
Daha kısa olan birini bulursanız, kullanımını durdurun.
2. Tabancanızı ve yedek şarjörlerinizi nerede saklarsanız saklayın, sonunda tüy ve kirle dolması kaçınılmazdır. Ceplerden, çantalardan, torpidolardan vs. gelen tüyler sıkı yerlere, hatta tabanca namlularına bile sızar. Tüyler, yağları emer ve tabancaların kaygan ve paslanmaz kalması gereken yağlarını kurutur; nemle karışan tüyler ise tabancanızın düzgün çalışması için hayati öneme sahip yayları ve metal parçaları tıkar. Bu nedenle, ayda bir kez (boşaltarak) hem tabancanızı hem de şarjörlerinizi tüyler için kontrol edin. Gerekirse temizleyin.
![[Resim: concealcarry2.jpg]](https://i.ibb.co/T1Xmkcf/concealcarry2.jpg)
3. Mermilerin kontrollü koşullarda saklandığında onlarca yıl dayanabildiği kanıtlanmış olsa da, gizli taşıma tabancanızdaki mermileri her yıl yenileyerek güvende olun. Bunu yapmayı hatırlamanıza yardımcı olacak eğlenceli bir yol, her Yeni Yıl Günü, kişisel savunma tabancalarınızın şarjörlerindeki tüm mermileri güvenli bir ortamda ateşlemektir. Bu, savunma mermileriyle harika bir pratik yapma fırsatı da sunar. Sonrasında, yeni mermilerle yeniden doldurun ve bir sonraki yıl için güvenli ve sorumlu taşıma hazırlığınızı yapın.
|
|
|
| Ruger |
|
Yazar: ceycey - 31-05-2024, 11:15 - Forum: Diğer Modeller
- Yorum (1)
|
 |
Ruger:
Arkadaşlar ülkemize getirilmiş ve arada sırada rastladığımız Ruger revolverler hakkında da
birkaç şey yazmamız lazım.
1949 Yılından beri Amerika’da ateşli silah üretimi yapan Sturm,Ruger&Company tarafından
imal edilen revolverlerin en ünlüsü GP 100’dür.
![[Resim: eeax231.jpg]](https://i.hizliresim.com/eeax231.jpg)
GP 100, 1985 yılından beri 2,5 inçten 6 inçe kadar çeşitli namlu boylarında üretilmektedir.
Tek /çift hareketli tetiğe sahip sağlam revolverlerdir.
![[Resim: bevk94n.jpg]](https://i.hizliresim.com/bevk94n.jpg)
38 Special,357 magnum,327 Federal Magnum,22 LR,44 special gibi bir çok çap kullanıldı.
![[Resim: t0qqv2p.jpg]](https://i.hizliresim.com/t0qqv2p.jpg)
SP101, GP 100’den daha küçük gövdeli olarak 1989 yılından itibaren üretilmektedir.
2,5-4 inç aralığında namlu boylarında imal edilen bu revolverin 9 mm olan versiyonu
da vardır. Bu modelin bazı versiyonları sadece çift hareketlidir.
![[Resim: m4pnhjy.jpg]](https://i.hizliresim.com/m4pnhjy.jpg)
![[Resim: 4kbcwux.jpg]](https://i.hizliresim.com/4kbcwux.jpg)
Ruger firması,2009 yılından itibaren LCR adında polimer revolver de üretmektedir.
![[Resim: ansce9i.jpg]](https://i.hizliresim.com/ansce9i.jpg)
38 Special ve 5 kapasiteli revolverler polimer revolverlerin sayılı örneklerindendir.
Daha sonra çeşitli çaplarda da polimer revolver üretimi devam etmiştir.
![[Resim: h6se8xy.jpg]](https://i.hizliresim.com/h6se8xy.jpg)
Ruger, tek hareketli (single action) özel revolverler de üretmektedir. Bunların işçiliği daha
iyi, ancak fiyatları yüksektir.
![[Resim: 6dedof8.jpg]](https://i.hizliresim.com/6dedof8.jpg)
Bu konuda Lupus üstadın görüşlerini ekleyeyim:
Ruger revolverler sağlam ve dayanıklı tabancalardır. Ancak,tetikleri bir SW ya da Colt kadar
iyi değildir.Daha kaba ve ince işçiliği çok iyi olmayan revolverlerdir. Dikkat ederseniz sağ
veya sol yanlarında kapak olmayan tabancalardır.. Yekpare gövde ile üretiliyorlar.
Horoz yaylarının yerleştiği kabza kısmı her türlü kabzayı takacak şekilde dizayn edilmiş.
Top üç ayrı noktadan kilitlidir.
Ruger GP 100 sağlam ve dayanıklı bir revolverdir, ancak iç yüzeylerinin ve genel parça tesviyesi,
tetik ve mekanizma hassasiyeti bir SW revolveri kadar değildir. Kabza yapısı hemen hemen her
türlü değişikliğe elverişlidir. Bu silahla aynı kulvarda olan iyi bir ikinci el 686 eğer direk sahibinden
alınırsa ........ TL arasında fiyatlara bulunabiliyor. Bir GP 100 de bu sınırın hemen altında değer
bulabilecek bir silahtır.
Arkadaşlar, aslında tüm namlularda alaşım, yani pek çok farklı madenden oluşan çelik alaşım
malzeme kullanılır. Ancak MIM veya Casting türü döküm üretim teknikleri kullanılmaz. Namlular
alaşımı blok olarak dökülüp, dövülüp, çeşitli işlemlerden geçirilmiş, belirli dayanım özelliklerine
haiz blok çelik malzemelerden üretilir. Kırım esnasındaki ayrışmanın şeklinden dolayı porlu döküm
malzeme hissi veren yukarıdaki namlu da dolu malzemeden işlenerek üretilmiş bir namludur.
Ruger uzun yıllardır '' casting '' ve '' MIM '' teknolojisini ürettiği silahlarda en yaygın kullanan, bu
konuda en başarılı, belki de en başarılısı denilebilecek üreticilerden birisidir. Ruger, yüksek basınçlı
mühimmat kullanan yarı otomatik tabancaların sürgüsünü dahi döküm malzemeden üretebilecek, h
em de çoğu dolu malzemden üretilmiş sürgüden daha sağlam bir şekilde üretebilecek kadar bu işte
iyidir. Ruger ' in silahlarına kaba diyebilirsiniz, ince işçiliğini çok beğenmeyebilirsiniz, ama asla
çalışmaz, dayanmaz, sizi yarı yolda bırakır diyemezsiniz. Ruger'in uzmanlık alanı, kısıtlı bütçelerin
ihtiyaçlarını karşılayabilecek dayanıklı ve çalışkan silah üretimidir.
|
|
|
| NEDEN VE NASIL KENDİ FİŞEĞİMİZİ DOLDURMALIYIZ? |
|
Yazar: ahmetozalp - 31-05-2024, 06:26 - Forum: Mühimmat
- Yorum (9)
|
 |
2016'da foruma üye olduğumda, Sn 'bakkalamca' tarafından açılmış eski bir konu çok ilgimi çekmişti. Konuyu aynı başlıkla açarak 'bakkalamca'yı yadetmek isterim.
O tarihten bu yana 8 sene geçmiş. Geriye baktığımda, kendi ihtiyacım doğrultusunda, 24 gram trap fişeği ve 24-28 gram tek kurşun datası belirlediğimi ve artık fabrikasyon fişeklere bağlı kalmadığımı görüyorum. Fakat dolum konusu bir derya ve benim bildiğim sadece bir damla. Her halikarda kendi fişeğini doldurmanın çok faydası var. 'bakkalamcanın' argümanını hatırlamıyorum ama kendi düşüncelerimi söyleyeyim.
Fabrikasyon fişekler genelde çok özenli üretilmeyen, barut çeşidi her sene değişebilen, seri üretim fişekler. Her şartta aynı randımanı vermiyorlar. Hava sıcaklığı, irtifa gibi çevre şartları patlamada oluşan basıncı etkiler. Aynı fişek hem yaz hem kış aynı işi görmez.
İlk toplu mühimmat alımımda tavsiye üzerine 1 koli YAF speedy slug almıştım. Sanırım hala 3-4 kutu var. İlk atışları yaptığımda yerde kar vardı. Patlama çok cılızdı ama kovanlar boydan boya (tekrar doldurulamayacak şekilde) yırtıldılar. Daha sonra yaz geldiğinde gündüz atışta 50-60 tane attıktan sonra gece omuz ağrısından uyuyamadığımı hatırlıyorum. Bir de Winchester SuperX slug var. Merak edip kestim, 2.35 gram küresel barut var, üstünde 28 gram slug. Patladı mı top mermisi gibi patlıyor. 9'a kadar sayıp ortalığın sakinleşmesini bekliyorsun Sanırım ondan da bir kaç kutu kaldı.
Ayrıca tüfek faktörü çok önemli. Aynı fişek her tüfekte aynı performansı vermiyor. Kaldı ki aynı marka aynı model tüfekler arasında bile performans farkları olası.
Dolayısıyla, kendi fişeğinizi doldurarak, tüfeğiniz için en iyi randımanı verecek reçeteyi 1-2 deneme yanılma ile tesbit edebilirsiniz. Hatta kovanları tekrar doldurarak, atılan kurşunu toplayarak maliyeti düşürmeniz de mümkün. 5-6 sene öncesi ile kıyaslarsak malzeme fiyatlarında korkunç bir artış var. Dolumda kullanılan makina, alet fiyatları da zamdan nasibini aldı. Herhalde 5-6 sene önce 1000-2000 gibi bir rakamla başlanacak bu hobi için artık 10-20 gerekecek. Bu ilk yatırıma değip değmeyeceği yılda yakılan fişek miktarına göre herkesin kendi karar vereceği bir durum.
Ben bu konu altına kendi tecrübelerime göre öğrendiklerimi yeri geldikçe yazacağım. Fişek dolduran ve yeni başlayacak arkadaşlar da bu konu altına yazarak tecrübelerini, sorularını paylaşabilirler.
|
|
|
| YİVSİZ AV TÜFEĞİ TEMİZLİK-BAKIM |
|
Yazar: cemocane - 31-05-2024, 06:03 - Forum: Genel Konular
- Yorum (5)
|
 |
Merhabalar sayın forum üyeleri,
Yivsiz tüfek dünyasına Winchester SXP Defender ile giriş yaptım.
Henüz atış yapma fırsatım olmadı ama yakın zamanda planlıyorum. Önerilerinize ihtiyacım var.
- Tabanca gibi her atış sonrası temizlik yapmak ideal olan mıdır?
- Temizlikte hangi malzemeleri kullanıyorsunuz, hangilerini asla kullanma diyorsunuz.
- Bakım için yağ vs. kullanılır mı, öneriniz nedir marka model olarak
- Atış sonrası dışında daha genel bir bakım periyodu nasıl olmalıdır, nelere dikkat edilir
Bu sorularıma yardımınız için şimdiden teşekkür ederim.
Sevgiler, saygılar.
|
|
|
| Yivli tüfek güvenli atış meskenleri |
|
Yazar: Gurkan - 29-05-2024, 19:03 - Forum: Genel Konular
- Yorum (15)
|
 |
Merhabalar Forumumuza yeni katıldım ismim Gurkan üyeliğimin onaylandığı için teşekkür ederim. Huğlu Ovis 308win Yivli av tüfeğine sahibim. İstanbul Avrupa yakası ağırlıklı 1 km civarı atış yapabileceğim güvenli bir alan var mı? bilgisi olan varsa paylaşırsa sevinirim.
|
|
|
|