Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 1,328
» Son Üye Florist
» Toplam Konular 952
» Toplam Yorumlar 6,001

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Şu anda 273 aktif kullanıcı var.
» (0 Üye - 270 Ziyaretçi)
Bing, Google, Yandex

Son Yazılanlar
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
07-10-2026, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 207
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,782
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,628
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 490
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 957
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 249
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 390
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,250
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 489
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 535
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,996
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 290
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 301
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,963

 
Brick Bastırıcılar
Yazar: unalaslan3897 - 15-06-2024, 21:50 - Forum: Genel Silah Sohbetleri - Yorum (1)

Selamlar. Son zamanlarda sosyal medyada bilgi kirliliklerinden biri olan bastırıcılar konusu üzerine açtım bu bölümü. Yazı yüksek lisans tezinden alıntı. Konuya açıklık getirmek anlamında forum üyelerinden tecrübelerini paylaşmalarını rica ederim. Çalışmanın künyesini aşağıya bırakıyorum.

Saygılarımla Ünal ASLAN.

Bastırıcının Tarihçesi


Jakob Stahel isimli İsviçreli bir mucit, 1892 yılında sığırları daha rahat öldürebilmek için sesi azaltmaya yönelik bastırıcı icat etti ve patentini aldı. Daha sonra diğer silahlarda da bu bastırıcının kullanılabileceği görülmüştür (Sinclair, 2023).Maxim silah mucidi olan Hiram Stevens Maxim'in oğlu ile American Radio Relay League'in ticari olarak başarılı ilk bastırıcıyı 1902 yılında icat etmiştir. Patent onayını 30 Mart 1909 yılında almıştır (Maxim, 1899).Bastırıcıyı ticari markaya dönüştüren Maxim, popüleritesi artan icadının adını "Maxim Silencer" ismini vermiştir (Maxim, 1899).

20. yüzyılın başlarında Maxim ateşli silahlarda bastırıcısına paralel olarak kullanmak için geliştirdiği içten yanmalı motorların daha sessiz çalışması için bastırıcıda kullandığı teknikleri motorlarda kullanmak üzere geliştirdi. İngilizce konuşulan çoğu ülkede otomobillerin egzoz sisteminde kullanılan bastırıcılarına Maxim in icat ettiği bastırıcı adı verilmektedir (Goddard, 2008).
İkinci Dünya Savaşı sırasında yeniden tasarlanarak yüksek standartlı HDM. 22 LR tabancayı tercih eden Amerika Birleşik Devletleri Ofisi ajanları geliştirilen bu bastırıcıları düzenli olarak kullanılmıştır (Kessler, 1994).Modernize edilen bastırıcılar İngiliz Özel Harekât İdaresi (SOE), Nazi işgali sırasında Avrupa'daki gizli olan tüm operasyonlarında kullandı (Bull, 2004).


1.8.1. Bastırıcılar

Ateşli silahlarda silah ateşlendiğinde meydana gelen silah sesini azaltan, silaha ek olarak takılan materyale bastırıcı veya bastırıcı denir. Ateşli silahın çıkan sesini azaltacak şekilde tasarlanmış olup diğer ateşli silahla karşılaştırıldığında onu daha sessiz hale getirmektedir (Arslan ve ark., 2020). Kolluk kuvvetlerince askeri kullanım, çeşitli atışlarda dahil olmak üzere silah bastırıcılarının çeşitli uygulamaları bulunur. Ses yoğunluğunu azaltmak, çevresel gürültüyü en aza indirmesi sebebiyle önemlidir (Lobarinas ve ark., 2016). Ateşli silah bastırıcıları birkaç parçadan meydan gelir. Dış borusu veya gövdesi çelik, alüminyum ya da titanyum gibi malzemelerden oluşur (White, 2019). Bastırıcının içinde, silah ateşlendiğinde meydana gelen yüksek derecede hızlı gazları yavaşlatan ve yönlendiren saptırmasına neden olan plakalar bulunur. Genleşmeden dolayı odacıklarda oluşan gaz basıncını ve hızını dağıtarak azaltır. Namlu ağzında bulunan saptırma plakası çıkan gazların başlangıçtaki kuvvetini emerek ilk genleşme odasına yönlendirir (Murphy ve ark., 2019).

Ateşli silah bastırıcısının mucidi Amerikalı Hiram Percy Maxim'e dir. 1909'da Maxim, başlangıçta "Maxim Silencer" olarak adlandırılan yenilikçi cihazının ilk patentini almıştır. Amacı ateşli silahlarla ilgili çok yüksek seviyedeki gürültüyü ve geri tepmeyi en aza indirmekti (Halter, 1972).
Maxim'in oluşturduğu tasarım, namludan çıkan yüksek basınçlı gazları en etkili bir şekilde azaltarak soğutan, önemli ölçüde düşük seviyeye ulaştıran çeşitli genleşme odasına sahipti. Bu buluş sayesinde, atıcıların işitme duyusunu korumayı ve gürültü kirliliğini en aza indirmeyi amaçladığı için, ticari açıdan da başarılı bir bastırıcı olmuştur (Halter, 1972). Zamanla Maxim'in geliştirdiği sistem modern şekilde dizayn edilerek ateşli silah bastırıcılarına dönüşmüştür. Değişik ülkelerde yasal düzenleme ve kısıtlamalara rağmen askeri ve sivil uygulamalarda çeşitli amaçlara hizmet etmektedir (Halter, 1972).

Bastırıcı, merminin sesten daha hızlı hareket etmesi sebebiyle oluşan ses üstü çatlak veya sonik patlamayı azaltmada önemli rol oynar. Bastırıcının içindeki bileşenler, mermi çekirdeğinin yüksek hızlı uçuşundan dolayı üretilen şok dalgasını bozarak, ateşli silahla ilgili oluşan gürültünün en aza indirilmesinde önemli şekilde katkıda bulunur (White, 2019; Twobirdsflyingpub.wordpress.com, 2023). Ateşli silah da bastırıcı kullanıldığında daha az geri tepme ve namlu sesi ortaya çıkar. Bu iyileştirme geri tepmenin ve patlama sesinin azalmasına atıcının isabetli atış yapmasına yardımcı olur (White, 2019).


1.8.2. Bastırıcının Özellikleri

Bastırıcının esas amacı, atılan bir merminin sesini tanınmaz hale getirmek veya sesini en aza indirmektir. Silahtan gelen diğer mekanik sesler de herhangi bir değişiklik olmaz. Ses altı mermiler bile havada ilerlerken ve hedefe isabet ettiğinde farklı sesler ortaya çıkartır. Ses üstü mermiler küçük bir ses tonunda patlama meydana getirerek balistik anlamda çatlamaya sebebiyet verir. Tam otomatik ve yarı otomatik ateşli silahlar çalışırken fişek kovanını dışarıya atar ve yeni mermi alma esnasında duyulabilen bir ses ortaya çıkartır. Ses seviyesindeki azalmanın yanında, bastırıcılar ortaya çıkan sesi silah sesi olarak tanımlanamayacak şekilde değiştirmeye çalışır. Silahı kullanan atıcıya, sesten kaynaklı dikkat dağınıklığını düşürür veya tamamen yok eder. Soğuk kış şartlarında kalma bir savaşta Finlandiyalara ait bir atasözü şöyle der: "Bastırıcı bir askeri susturmaz ama onu görünmez yapar."(Paulson, 2023).

Ateşli silahlarda bastırıcı kullanılmaması, kapalı alanlarda ateşlenen silahın basınç etkisini, silahın sesini ve parlamasını güçlendirdiği için kullanışlıdır. Bu tür etkenler silah kullananı şaşırtabilir, durum özelliğini, konsantrasyonunu ve doğru hareketini etkileyebilir ve işitme duyusuna çok hızlı bir şekilde kalıcı olarak zarar verebilir (Dockery, 2007).


1.8.3. Bastırıcıların Çalışma Sistemi

Bastırıcı sesi düşürerek, ateşli ve havalı silahlarda, silah ateşlendiğinde patlamayla oluşan sesin şiddetini azaltan, namlu ağzındaki akustik yoğunluğu düşüren namlunun ağzına takılan aparattır. Bastırıcılar namlu ağzındaki ateşli silaha ait akustik yoğunluğu en aza indirmeye çalışan bir namlu ağzı cihazıdır. Bastırıcılar namlulara monte edilip çıkarılabilen bir alet veya namlunun ayrılmaz bir parçası olabilmektedir (Dueck, 2012). Ses bastırıcı sistemler namlu ağzından çıkan yüksek basınçtan kaynaklı sesi azaltmak için kullanılır. Ortaya çıkan bu basıncı azaltabilmek için namlu ağzına takılan ses bastırıcı sistemin içindeki odacıklar sayesinde ortaya çıkan yüksek seviyedeki ses azaltılmış olur (Rehman ve ark., 2011).

Bastırıcı, merminin normal şekilde çıkmasını sağlayan içi boş delikli olan çok sayıda da saptırmaya yarayan plakalar içeren metalik paslanmaz çelik veya titanyum silindirden oluşan aparata denir. Ateşleme yapıldığında ateşli silahta mermi en az engelle karşılaşarak mermi deliğinden çıkar, fakat arkasında genişleyerek gelen gazı yavaşlatarak oluşan kinetik enerjisini daha geniş alana yayarak yoğunluğunu ve şiddetini azaltır (Sinclair, 2023).

Bastırıcının içinde bulunan saptırma plakaları, salınmış olan gazı yavaşlatarak soğutacağından ve namludan çıkışta hala yanan baruttan dolayı namlu ağzından çıkan alevi azaltır hatta ortadan kaldırabilir. Bu da, geri tepme veya sesi azaltmadan, namlu ağzının dışında salınarak yanan gazları dağıtarak alev miktarını azaltır. Diğer yandan alev gizleyici veya namlu ağzı örtüsü, oluşan alev yoğunluğunu azaltmak yerine, görünen ateşi doğrudan görüş alanından perdeleyerek gizler (Brożek-Mucha, 2017).


1.8.4. Ateşli Silah Bastırıcısının Faydaları Nelerdir

Bastırıcıların en önemli faydaları, ateşli silahı kullananda ve çevrede bulunan diğer kişilerde geri dönüşü olmayan işitme kayıplarını en aza indirmesidir. Silah ateşlendiğinde çok büyük gürültüye sebep olur. Silahın ateşlenmesiyle birlikte meydana gelen patlamadan kaynaklı yapılan ses ölçümlerde 140 dB i aştığı tespit edilmiştir. Bu seviyede meydana gelen bir ses insanların işitme organına zarar verecek seviyeye ulaşmış olur (Meinke ve ark. 2017).
Desibel doğrusal bir ölçek değildir ama sonuçları doğruya yakın verir. Desibelin çalışma sistemi; Desibel ölçeğinde her 10 dB'lik artış, sesin basıncındaki bulunan seviyesinin 10 kat daha artmasına eşittir. 1 desibeli sessiz kabul edersek, 10 dB'lik bir yükseliş, 10 kat daha yüksek ses anlamına gelmektedir. 20 dB'lik bir artışta ise 100 kat daha yüksek bir ses anlamına gelir. Bastırıcı takılarak yapılan ateşli silahın atışında, işitme açısı bakımından 115-130 dB'lik atış sesi oluşur. Bastırıcı takılmamış ateşli bir silahtan yapılan atışta, 140 dB'lik işitme duyuları açısından güvenli olmayan ses meydana getirdiğinden, atış arasındaki fark çok büyük olur. Bir konser alanında çıkan ses ortalama 90 ila 120 dB arasında olabilir. Bir jetin kalkış esnasında motorunun vermiş olduğu seste tahminen 140 dB civarındadır. Bu yüksek frekanlardaki sesler işitme duyusuna zarar verebilir (Meinke ve ark. 2017).

140 dB'in üzerinde oluşan sese bir kez dahi maruz kalma durumunda veya 80 ila 110 dB e kadar olan seslere maruz kalınma durumunda işitme organları etkilenebilir. Kalıcı bir şekilde işitme kaybı meydana gelebilir. Atıcılar bu silahlarla atış poligonları, kapalı alanlar bu seviyedeki seslere maruz kaldığında hasar potansiyeli fazlalaşır. Ne kadar çok atış yaparsanız işitme organlarınızda kaybın büyüklüğü de o kadar artar. Bu nedenle bastırıcılar çeşitli ateşli silahlarda kullanılması sağlık açısından önemlidir (Selech ve ark. 2020).

Bastırıcın kullanımın bir faydası da silah atış yapıldığında silahtan çıkan sesin çevrede bulunan kişileri ve diğer canlıları daha az rahatsız etmesidir. Ateşli silahların kullanıldığı alanlarda ve atış poligonlarında avlanma yapılan alanlarda çevredeki yaşayan insanların tepkisi daha az olur (Pääkkönen & Parri, 2011). Askeri alanda veya savaşta taktiksel olarak kullanıldığında bastırıcı takılı silahlardan daha az ses çıkacağından ve namlu ağız alevini azalttığından, düşman tarafından atıcının yerinin tespit edilmesi zorlaşacaktır (Pääkkönen & Parri, 2011).
Bastırıcılar genellikle boyutları ve verimlilikleri açısından çeşitlilik gösterir. Bastırıcıların geri tepmeyi azaltma ve namlu ağız alevini azaltmasından dolayı iki avantajı daha bulunmaktadır. Namlu ağız alevi bastırıcının içinde kalarak alevi yoğunlaştırarak yanmamış barutun yanması durdurularak namlu ağız alevi azaltılmış olur. Aynı zamanda geri tepmesi azaltılır, geri tepmedeki enerjinin %30 ila 50'sine kadarı itici gazların gücünün azalmasından kaynaklanmaktadır. Bazı bastırıcılar ise itici gazların meydana getirdiği karşı basıncı arttırmaya sebebiyet verir. Bu da bastırıcıların namlu ağzında güçlendirici gibi çalışmasına ve de geri tepmesini artırmasına sebebiyet verebilir. Bastırıcıların ağırlıkları ve bu ağırlıkların namlu ağzındaki durumu, oluşan gaz basıncının konumu ve bunun yanı sıra oluşan temel kütleden dolayı geri tepme de azalma meydana gelir (Sinclair, 2023).


1.8.5. Bastırıcıların Temel Yapıları

Genel anlamda, bastırıcının gelişim tarihine bakıldığında iki çeşit tasarımının yaygın olduğu görülmektedir. Bölmeli tek parçadan (tek çekirdekli) oluşan bastırıcılardır. Katmanlı imalat yöntemi (3 Boyutlu Yazıcı) ile bastırıcı üretimi son yıllarda yaygın hale gelmiştir. Söz konusu bastırıcılar, tasarımları itibariyle genel biçimde tek parça halinde üretilirler (Sinclair, 2023).
Bölmeli olan bastırıcılarda, genel anlamda silindirik/koni şeklinde olan ve bölme olarak nitelendirilen birkaç ayrı bölümden oluşur. Silahın ateşlenmesi ile birlikte namludan çıkan barut gazı basıncının dağıtılmasına, yeniden yönlendirilmesine yardımcı olmaya yarayan bir dizi bölme ve geçitlerden oluşacak şekilde dizayn edilmişlerdir (Huerta ve ark. 2021).
Bakır fişek veya fişek çekirdeğinin üzerine bakır gibi yumuşak maddeler kullanılması nedeniyle, ateşli silahtaki bastırıcılarının kendi kendini temizleyebileceği kabul edilir. Kullanılan mühimmata bağlı olarak bastırıcıda oluşan kurşun vb. metal partikülleri temizlemek için bastırıcıların zaman zaman temizlenmesi gerekebilir (Jenzen-Jones, 2015).

Bölmeli ve tek çekirdekli bastırıcıların, sökülüp temizlenmesi veya göbeğin değişimi için çıkartılabilir. Uç kapakları olan bastırıcı ise bakımı daha kolaydır. Tek parçadan oluşan bakımı yapılamayan tamamen kaynaklı ya da baskılı tipleri de vardır. Tek parçadan oluşan bastırıcılar genel olarak çıkarılır uç kapakları olmadan kaynaklanır. Bu nedenledir ki, değiştirilmesi gereken bir parçası varsa, kaynaklı olduğu için kesilerek açılması, tamir edilmesi, yeniden eski haline gelmesi içinde kaynak yapılması gerekir. Eğer daha kötü bir durumda ise bastırıcının değiştirilmesi için üreticiye iade edilir (Huerta ve ark. 2021). Bastırıcıların üretiminde, paslanmaz çelik, Inconel, titanyum gibi benzer maddeleri toz halindeki madeni alaşımlarla yapılması gerektiğinde, bilgisayarla desteklenen lazerler, toz halindeki maddeyi lazerin temas ettiği metal yüzeylere eriterek istenilen şekilde basabilir veya kaynak yapabilir. Bu şekilde bastırıcının bölmeleri, çok zor veya imkânsıza yakın olan geçitleri, kanatları ve geometrik şekilleri kolayca yapılabilir. Ekonomik olması nedeniyle 3D baskılı tek çekirdek ve bölme tasarımları da bulunur, ancak genel anlamda 3D baskılı tek çekirdek bastırıcıların sökülmesi veya bileşenlerinin değiştirilmesi mümkün değildir. Bu tür bastırıcılar tek parça halinde yapılmıştır. Ekonomik olması sebebiyle şirketlerin önümüzdeki yıllarda bu yeni teknolojiye daha fazla yatırım yapacağı tahmin edilmektedir (Sinclair, 2023).

Bastırıcılar genel olarak titanyum, çelik, alüminyum veya benzeri maddelerden yapılan içinde genleşme odası bulunan metal borular olarak tanımlanır. Tüfek, hafif makineli tüfek, tabancaların namlusuna takılabilen ve genel olarak silindir şeklindeki aparatlardır. Kutu şeklindeki bastırıcılar ismini içecek kutularına benzerliğinden almışlardır. Sökülüp başka ateşli silahlara takılabilirler. Entegre bastırıcılar ise bunun tersine genleşme odasından ya da namluyu çevreleyen odalardan oluşmaktadır. Entegre bastırıcılar ateşli silahla bütünleşen parçadır. Bunların bakımı ve temizlenmesi için silahın bir kısmının sökülmesi gerekir (Heard, 2011).


1.8.6. Bastırıcı Çeşitleri

Ateşli silahlarla birlikte kullanılan bastırıcıların her biri değişik model ve çapta olabilir. Bastırıcıyı oluşturan bölmeler veya parçalar vidalı ya da dişli montaj yoluyla bir araya getirilebilir. Bu tip montaj tekniği bastırıcılar arasında en yaygın olarak kullanılandır. Vidalı modeller, diğerine göre daha fazla tercih edilmektedir. Vidalı model bastırıcıların çok yönlü ve işlevsel olduğundan farklı teknik özelliklere sahip ateşli silahlara uyumlu olacak şekilde ayarlanabilmektedir. Silaha doğrudan entegre edilebilen bastırıcılar ateşli silahın namlusuna doğrudan herhangi bir adaptöre ihtiyaç duymadan montajlıdır. Bu tasarım ateşli silahtan bastırıcının sökülmesi halinde silahın boyutunu azaltır, takıldığında daha akıcı bir görüntü ortaya çıkartır (Dueck, 2012). Av tüfeklerindeki bastırıcılar, av tüfeğinde kullanılan ve saçma tanesi içeren mühimmatın özelliklerine bağlı ortaya koyduğu zorluklara çözüm sunacak şekilde özel olarak tasarlanmıştır. Av tüfeklerinde bastırıcı kullanılması, sıklıkla silah kullanan kişiler ve avcıların işitme sağlığının korunmasıdır (White, 2019).


1.8.7. Bastırıcının Çalışma Prensibi

Kullanılan her iki bastırıcı tipi de silah ateşlendiğinde çok hızlı bir şekilde hacmi genişleyen barut gazının, namlu ucundaki bastırıcının boş odaları aracılığıyla yavaşlatılması, soğutulması ile gürültü seviyesinin azaltılması sağlanır. Silah ateşlendiğinde bastırıcıda sıkışmış olan barut gazı daha uzun bir zaman diliminde, çok daha düşük bir basınçla atmosfere salınır; bu da daha az sesin çıkmasına neden olur. Bastırıcılar kullanım amaçlarına göre ve tasarımına bağlı olarak en az dört en çok on beş bölümden oluşur. Kutu tipli olarak imal edilmiş bastırıcıda namlunun uç kısmında tek, daha büyük olan genleşme odası vardır. Kutu tipi bastırıcılar genelde alüminyumdan yapılmış kola kutularına benzer şekilde imal edilmiş genleşme odaları bulunan bastırıcı tiplerine denir (Hollenback, 1998). Bu da oluşan itici gazın bölmelerle karşılaşmadan önce büyük oranda genişlemesine ve hızının düşmesine neden olur (Heard, 2011).
Genel anlamda bölmeler veya genleşme odalarını birbirinden ayıran dairesel şekildeki metal bölücülere denir. Bastırıcıdan çıkan merminin hedefe doğru ilerlemesini sağlayan her bir saptırma plakasının orta kısmında bir delik bulunmaktadır. Bastırıcıda bulunan bu deliğin çapı, hareket halindeki merminin bölme vuruşu diye tabir ettiğimiz bölmeye çarpma riskini en az seviyeye düşürebilmek için mermi çekirdeğinin çapından 1 mm daha geniştir. Bölmeler tip olarak titanyumdan, alüminyumdan, paslanmaz çelikten veya Inconel gibi alaşımlardan yapılarak ya katı haldeki metal işlenir ya da yapılmış olan levhadan oluşturulur (Paulson, 1996).


1.8.8. Gelişmiş Bastırıcı Modelleri

Geliştirilmiş bastırıcı modelleri, namlunun ağzındaki patlamayla ilişkili olan gazın basıncını serbest bırakarak kontrolüne alması, ya da yavaşça serbest bırakmanın etkisiyle soğutucu sistemlerin kullanımı yoluyla basıncın azaltılıp namlu ağzındaki patlamadan meydana gelen yüksek ses dalgalarının frekansını azaltabilecek şekilde tasarlanmıştır. Bu tasarımlarda bastırıcıyı daha sessiz hale getirmek için frekans kayması yapılarak fazın yıkıcı etkileri kullanılır. Bu etki gaz akışını ayırıp birbirlerine çarpmasını sağlar veya hassas bir biçimde yapılmış bastırıcıdaki deliklerden geçirerek elde edilebilir. Frekans kaydırmadaki amaç duyulabilecek frekanstaki ses dalgalarını insanın algılayabileceğinin ötesine 20 kHz'in üzerine çıkartmaktır (Lobarinas ve ark., 2016). Bu nedenle, kullanılan kavramlar tartışmaya açıktır çünkü namlu ağzı patlaması geniş bant gürültüsü yaparak saf tonları vermez bundan ötürü faz iptalinin başarılması son derece zor olmaktadır. Bazı bastırıcı üreticileri de yapmış olduğu tasarımlarda faz iptalini kullandıklarını belitmektedirler (Krüger & Leistner, 1997).


1.8.9. Bastırıcı Sistemlerinin Atış Ses ile İlgili Olmayan Faydaları

Bastırıcıların en önemli avantajı, atıcının ve yakın çevresinde bulunan kişilerin işitme duyusunu korumasıdır. Av tüfeği kullanan avcılar, bastırıcıların tüfekteki ekstra ağırlığı ateşli silahın patlamadan kaynaklı daha az geri tepmeye ve sarsıntıya yol açması nedeniyle faydalı görülmektedir. Bastırıcı silahtaki namlu ağzı patlamasını azaltarak, ateş eden kişinin sakin bir şekilde ilerleyip hedefi görerek istediği bir şekilde vurmasını da sağlar (Lobarinas ve ark., 2016). Bastırıcıların en büyük özelliği, ateşleme esnasında oluşan itici gazı yönlendirerek bloke etmesi sonucu ateşlemenin geri tepmesini büyük ölçüde azaltır. Oluşan barut gazı genel anlamda mermi çekirdeğinden çok daha hafiftir. Fakat namludan mermi çekirdeği hızından çok daha fazla kuvvetle dışarı çıktığı için bastırıcıdan dışarı atılan barut gazının hızı ve miktarının azaltılması barut gazı ve mermi çekirdeğinin toplam ağırlığını önemli ölçüde azaltır. Bu sayede ateşleme sonrasında oluşan geri tepme miktarında da azalma sağlanır. Düşük kalibreli tabancalarda bastırıcı geri tepmeyi %15 civarında azalttığı öne sürülmektedir; büyük kalibreli silahlarda ise geri tepmenin azalımı %20–%30 aralığında azaltılabilmektedir (Meinke ve ark.,2017).

[Resim: NAMLU-A-ZI-PATLAMASI.jpg]]https://ibb.co/JyHqtgW]


Bastırıcı sayesinde ateşli silahtan çıkan sesin azalması nedeniyle ortaya çıkan balistik çatlak nedeniyle Şekil 1.3’ de görüldüğü gibi gölgelendiğinden, gözlemciler silah kullanan atıcının bulunduğu yeri normal konumundan 90 ila 180 derece uzak mesafede bulunduğunu zannederek yanılgıya düşülebilmektedir (Maher, 2007; Twobirdsflyingpub.wordpress.com, 2023).

Kaynak: FARKLI RAKIMLARDA SES ÜSTÜ VE ALTI FİŞEKLERİN KADEMELİ SES BASTIRICI SİSTEM PERFORMANSINA ETKİSİ / Hatice İŞCAN / HİTİT ÜNİVERSİTESİ / LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ / ADLİ BİLİMLER ANABİLİM DALI / Yüksek Lisans Tezi / Sy. 22-29 / Çorum 2024.

Bu konuyu yazdır

  Walther P38
Yazar: ceycey - 15-06-2024, 13:00 - Forum: Antika Yarı Otomatik Tabancalar - Yorum (2)

Walther P38:

Ülkemizde Gestapo, Göztepe olarak tanınan, açıkta duran namlusuyla diğer tabancalardan
ayrılan bu özgün Alman tabancasından biraz bahsedelim. 
Filmlerde ve fotoğraflarda Alman Gizli Polisi(Gestapo) tarafından kullanıldığı için bu isimlerle 
tanınmıştır.

[Resim: jota5br.jpg]

Walther P38 (Pistole 38), Walther firması tarafından yüksek maliyeti nedeniyle üretiminin 
bitirilmesi planlanan Luger P08 yerine Alman ordusu için II. Dünya Savaşı başında imal edilmiş.
Tek/çift hareketli tetiği,horozu ve emniyeti olan güçlü bir tabanca talebi karşılanarak,Alman 
ordusu tarafından 1940 yılında kullanılmaya başlanmış.

[Resim: mccpk0t.jpg]  

Savaş sonrası Fransa’da Manurhin fabrikası tarafından da imal edilmiş.1942 yıllarında artan 
talep üzerine Mauser, Spreewerk hatta FN tarafından da üretilmiş. Bu firmalar toplamda yaklaşık 
1,200,000 adet üretmiş.Bir çok ülke tarafından kullanılmış.Yine bir çok klonu yapılmıştır.

[Resim: rks9lal.jpg]

Tabanca 9X19 mm Parabellum çapında  8 mermi kapasitelidir. Çelik ve alüminyum gövdeli olmak
üzere 2 tipte üretilmişlerdir.Çelik gövdeli olanları 840 gr, alüminyum gövdeli olanları ise 770 gr 
ağırlığındadır. 12,5 cm'lik bir namluya sahiptir. 50 m etkili menzili vardır.

[Resim: dxzq5dk.jpg]

P38, büyük kalibreli ilk tek/çift hareketli tabancadır. Tetik çekilmediği sürece (horoz düşse de)
silah patlamaz ve düşme çarpma ve dış etkenlerle oluşan kazalar minimuma iner.

[Resim: 8p3nsmn.jpg]

Namlu kilit ve sürgü üzerindeki emniyet sistemi başta Beretta(FS 92) olmak üzere birçok 
tabancaya örnek olmuştur. P-38’de sürgüyü ve namluyu birbirine kilitlemek için döner bir blok
sistemi kullanılmış.

[Resim: 31q1umw.jpg]

[Resim: rfkxyxm.jpg]

P-38'in sürgü üzerindeki tek taraflı emniyet mandalı, hem horozun emniyetli olarak düşmesini
sağlar hem de tetiğin çekilmesini engeller. Mermi namluya sürüldüğünde, sürgünün arkasından
bulunan bir pim ortaya çıkar ve atım yatağının dolu olduğunu gösterir.

[Resim: fxt2peb.jpg]


P 38’de iki adet icra mili ve yayı olup gövdenin üzerinde sağ ve sol tarafında konuşlandırılmış.

[Resim: 6h2u810.jpg]

Tırnak sol tarafta olup, boş kovan da doğal olarak sol tarafa fırlatılır. Gez ve arpacık sabit olup
gayet kullanışlıdırlar.

[Resim: g5p4bkx.jpg]

Şarjör tek sıralı olup,şarjör mandalı plastik/ahşap kabza altındadır.Ayrıca kabzanın alt tarafında
köstek halkası mevcuttur.

[Resim: ftytki4.jpg]

[Resim: e3i7158.jpg]

Sahra sökümü için şarjör çıkartıldıktan sonra,sürgünün biraz geriye çekilmesi,gövdenin sol ön 
tarafındaki sökme mandalının ters tarafa çevrilmesi ve sürgünün ileriye itilmesi gerekmektedir.
Sürgü 2 bölüm halinde çıkar.

[Resim: o203h21.jpg]

Kendine özgü deri kılıfı askerlere dağıtılmıştır.

[Resim: q144q8y.jpg]


Osman Ortaç üstadın bu konuda 6 yıl önce hazırladığı videosu aşağıda



Tabancanın sökülüp-takılması ve atışıyla ilgili kısa bir video da aşağıda



EGM personelinde bir zamanlar görevde kullanılan silahlar içinde bu tabancadan çok az 
miktarda varmış.Sonradan standart dışı ilan edilerek personele satılmış.

Bu özgün ve silah kültürünün önemli bir parçası olan tabancadan yıllar önce almıştım.
Alüminyum gövdeliydi ve gövde-sürgü kısmında çizikler vardı.Ben de etrafımdakilerin
teşvikiyle tabancaya gravür yaptırdım ve altın rengine boyattım.Özel bir kabza kapağı getirttim
ve ahşap bir kutu buldum.Çok şık oldu.(Şimdiki aklım olsa yapmazdım.) 
Bir silahçı bendeki P38'i görünce satmak istedi.Aldığım fiyatın çok çok üstüne bir fiyatla bir 
üst düzey bürokrata satışı yapıldı.Elimde sadece bir resim kaldı:

[Resim: ow9h4wp.jpg]

Üç dört şarjör atış yaptığımı hatırlıyorum.Tek hareketli tetiği çok hassastı.Başarılı atışlar
yapmıştım.O dönemdeki tabancalara  göre hafif bir tabancaydı.Kılıf bulamamıştım.

Artık silahçılara çok nadir düşüyor.Fiyat aralığı 3.500-4.000 Dolar.

Bu konuyu yazdır

  Sig Sauer için E-2 kit
Yazar: melihaga - 14-06-2024, 00:17 - Forum: Aksesuarlar - Yorum Yok

Özellikle refleks atışlarında silahın kabzesinin ergonomisi çok önemlidir, sig P228-229 kabze yapısı elime uygun olmasına rağmen denemek için E-2 kit alıp değiştirdim, inanılmaz bir ergonomi yakaladım. P226 ve P228-229 için kitler satılmaktadır, kitin içinden 1 adet horoz tulumbası, 1 adet horoz yayı, 1 adet de kabze kapağını sökmek için aparat çıkmaktadır.
Kitin silaha uygulanması son derece basittir.

Görüntü olarak da aşağıda göründüğü gibi daha estetik durmaktadır.

[Resim: pbUq69.jpg]

Bu konuyu yazdır

  Mauser C96
Yazar: ceycey - 11-06-2024, 23:44 - Forum: Antika Yarı Otomatik Tabancalar - Yorum (4)

Mauser C96:

Ülkemizde “mavzer”,"kasalı onlu" ya da “kasalı mavzer” olarak tanınan, silah tarihinin bu ünlü tabancasına
konu açmamak olmaz. Bizim silah tarihimizde de önemli bir yeri vardır.

[Resim: 6l1s4ca.jpg]
 
Mauser C96 (Construktion 96), Almanya’da 1896 yılından itibaren Mauser firması tarafından
tasarımı yapılan ve üretilen yarı otomatik bir tabancadır.

[Resim: 1n6s6r1.jpg]
Protipi
 
Karakteristik olarak kabzası  bir maşa şekline benzediği için “Broomhandle”(Süpürge Sapı)
olarak da tanınmıştır. Broomhandle, aslında C96’nın ilk ticari versiyonuydu. C96 üretildikten
sonra sadece ordulara ve devletlere değil sivillere ve bağımsız subaylara da satılmıştır.Bir çok
versiyonu ve klonu mevcuttur.

[Resim: 2gvrwxa.jpg]

Tabanca Mauser tarafından 1 milyon adet üretilmiş; İspanya ve Çin’de de lisanssız olarak 
üretilmiştir. Ancak sayısı bilinmemektedir.Tabanca,1.ve 2.Dünya Savaşı’nda yaygın olarak 
kullanılarak ün kazandı. Ayrıca, bazı ülkelerde polis ve askeri birimler tarafından da 
kullanılmıştır.

[Resim: c4gezmd.jpg]

Yine, bir çok iç savaşta, ayaklanmada ve önemli suikastlarda kullanıldı.

[Resim: dockyk2.jpg]

Tabanca, uzun namlusu ,tetik önündeki  sabit şarjörü, yüksek mermi kapasitesi ve kabzası 
arkasına dipçik takılmasıyla diğer tabancalardan ayrılıyordu.Ama,onu üstün kılan özelliği mermi
çıkış hızının çok yüksek olmasıydı.( 425 m/s) 7,63 × 25 mm Mauser mermisi, .357 Magnum
ortaya çıkmasına kadar ticari olarak üretilen en yüksek hızlı tabanca mermisiydi. Delme gücü de
o döneme göre çok fazlaydı.

[Resim: 2hdjtrq.jpg]

Dipçik aynı zamanda kılıf olarak kullanılıyordu.

[Resim: lek1ojb.jpg]

Broomhandle Mauser, 7.63x25mm Mauser, 9x19mm Parabellum, 45 ACP gibi çeşitli kalibrelerde 
mevcuttur. Genellikle 10 veya 20 mermilik şarjörlerle kullanılır.Mermiler tarak şeklinde bir aletle
sabit şarjöre yerleştirilir.

[Resim: 6zwilr8.JPG]

Ağırlığı 1.130 gr,uzunluğu 271-312 mm,namlu uzunluğu 99-140 mm, yüksekliği-155 mm,
genişliği 35 mm,menzili 150-200 m’dir.

[Resim: 7tagepf.jpg]
 
 
C96, piyasaya sürülmesinden sonraki ilk birkaç yılda pek iyi satılmadı ve tek büyük toplu satış,
saray muhafızları için 1.000 silah satın alan Osmanlı İmparatorluğu’nun Sultan II. Abdülhamid’e
yapıldı. Bu silahlar Farsça olarak 1’den 1000’e kadar kendi aralıklarında numaralandırılmıştı ve 
hepsi eşleşen omuz dipçikleri ile satılıyordu. Sipariş Aralık 1897’de imzalandı ve silahlar birkaç 
ay sonra, Mayıs 1898’de sevk edildi. Silahın üzerine 1896/1897 yıllarına Hicri takvimde denk 
gelen 1314 tarihi, 6 yıldız ve Sultan II. Abdülhamit'in ismi yazılmıştır.

[Resim: 7u5sdo0.jpg]

[Resim: eq5p4fu.jpg]

Sultan’ın yönetimi altında, olası askeri darbeler konusunda ciddi endişeler vardı ve C96
tabancaların çoğu da dahil olmak üzere silahların çoğu cephaneliklerde kilitliydi. 1908/9
devriminden sonra silahlar orduya ve polise daha özgürce dağıtıldı ve bu C96 tabancalar
hizmette kullanılmak üzere her iki gruba da dağıtıldı.
[Resim: cedeuss.jpg]
Mauser tabancanın üretimine 1937 yılında son vermiştir.Ancak başka ülkelerde yapılmaya 
devam etmiştir.Türkiye'deki  C96 Mauser’lerin  büyük bir çoğunluğu 7,63mmx25mm ebatlarına
haiz 7,65 Borchardt fişeğinden geliştirilmiş mühimmatı kullanan modelleridir.Çok az da 9x19mm
Parabellum mühimmat kullanılan modelleri vardır.Bunların kabza kapağında rakamla kırmızı 9 yazar.

Bu tabancalar 10 yıl öncesine kadar silahçılarda görülürdü. Yıllar önce Y.Mahalle’de bir silahçıda
incelemiş ve resimlerini çekip,foruma yüklemiştim.Artık antika değeri olan ve çok nadir 
bulunan tabancadır.Evrenay ve Tokoğlu adlı üyelerimiz bu tabancalarla bayağı ilgileniyorlardı. 
Özellikle Sn.Tokoğlu’nda çok temiz birkaç örnek vardı.Yine ismini hatırlayamadığım bir üyemizde 
mevcuttu.

Bu konuyu yazdır

Photo GLOCK TETİĞİNİ BOZMAYIN...
Yazar: Sabri - 11-06-2024, 22:34 - Forum: Glock - Yorum (1)

Saim Alper Erdem üstad, Linkedin'deki sayfasında bugün ilginç ve önemli bir konu paylaşmış. Sizlere aktarıyorum

ÇIT !...

Pazarda mebzul "Plastik" mevcut...

Dikkat edilirse...

Bu akımı başlatan Avusturyalı örneğin... Kırk yıldır ha babam türettiği o kadar modelin içinde...

Bugüne kadar.

Tetik yapılanması değişik mostrası yok...

Tamamı... "Safe Action"...

Türkçesi... "Atım yatağı dolu GÜVENLE taşınabilir"...

Yine dikkat edilirse...

Rakip olarak çıkan tüm diğerleri...

Her yeni modeliyle... Bu Avusturyalı'ya biraz daha benzemeye çalışıyor...

Neden?..

E... Onlar... Kurulunca... Öyle atım yatağı dolu pek taşınamıyor... Hepsinde bi tetik... Bi de ateşleme iğnesi güvenliği var lakin... Düşse... Darbe alsa... Kurulu halini muhafaza edemiyor... Patlamasa bile... Tabancayı ateşlemek için yeniden kurmak gerekiyor... Risk taşıyan kritik ahvalde... Gitti çocuk...

Şimdi...

Avusturyalı'nın bu donanıma sahip olması... Her daim güvenli olması mı demek?..

İşte orada durmak lazım...

ŞU AŞAĞIDAKİ çizimde... Kırmızı okla işaretli yer... Yarım kurulu ateşleme iğnesinin... Tetik koluna bağlı iğne irtibat çıkıntısının ardında... Ne aşağı... Ne yukarı... Ne de öne hareket edemediği... PLASTİK güvenlik rampası...

[Resim: 1717832023614.jpg]

Bu tabancanın...

KURULU OLMADIĞI ZAMAN...

Tetiği... Elle ileri alındığında...

Tetik güvenliğinin devreye girip...

Onu ileride "Zıngadak" tutma gibi bi huyu var...

Tabanca kurulu değil... İğne ayağı... Güvenlik rampasında mevkuf olan takılma dişinin önünde...

Eğer...

Sürgü bu durumda geri çekilirse...

İğne ayağı... Takılma dişinin üzerinden...

Plastik güvenlik rampasını... "ÇIT" sesiyle EZİP...

Arkaya geçiyor...

Sürgü çekilmez... Tetik çekilirse(Tabanca boş... Kurulu değil ya)!..

Bu kere...

Tetik güvenliği... "ÇIT"sesiyle... Dayandığı plastik gövdeyi eziyor...

Ne hikmetse...

Bizim vatandaşlarımız...

Bu... "ÇIT" sesine meftun...

Çıt... Çıt... Çıt... Çıt...

N'ooluyor?...

Tabancanın "Safe Action"ı güme gidiyor...

Sahibi silahının tam dolu taşımaya güvenli olduğunu sanıyor lakin...

Değil... Güvenlik rampası da... Tetik güvenliği dayaması da ... Çoktan ezilmiş... Düşse patlar... Tam otomatik bile çalışır...

Avusturyalı meşhur tabanca ve klonları sahipleri...

Lutfedip...

Yapmasanız... Kurulu olmayan tabancanın tetiğini elle ileri almasanız...

"ÇIT" sesini seviyor olsanız bile...

Bi süre sonra... O dahi duyulmaz oluyor...
 
Tabancanın kullanım kılavuzundan bir ikaz daha...

[Resim: Ekran-Resmi-2024-06-11-21-18-33.png]

Anlaşılan kimse bunları okumuyor...

Mamafih... Burada da güvenlik rampasının göreceği zararla ilgili bildirim yok.

Türkçe kullanım kılavuzu... İngilizce aslından tam sadakatle tercüme edilmiş...
 
 
 
Bizdeki kullanıcıların...

"Dünya meşhuru bu tabanca... Ne etsen bozamazsın"... Mealinde bi inanışı var...

Lakin... Bozuluyor...

Dışarıdakiler... Biz kadar değil... Alınca kitapçığını okuyorlar... Orada silahı bozan uygulamalar yazılı...

Bizim okuma alışkanlığımız yok... O nedenle haberdarlık biraz zor...

Mahzur... Tabancadaki tetik ve iğne güvenliklerinin... Tasarıma sonradan eklenmesi ve esasla ayrı düşmesinden kaynaklanıyor ve... Ülkemize geldiği günden bu yana devam ediyor...

Üzücü ve komik olan... Temsilci konumundaki kişilerin bile durumdan habersizliği ve yanlış uygulamayı binlerce kere yapmış olmakla... Neredeyse öğünmeleri...

Bu konuyu yazdır

  AR-15 den M-16 ya...
Yazar: Sabri - 11-06-2024, 16:57 - Forum: Askeri Tüfekler - Yorum Yok

Bu yazıda sizlere, AR-15 olarak sivide, M-16 olarak askeri alanda çok ünlü bir saldırı tüfeğinin öyküsünü aktaracağım.

ArmaLite 15, klasik bir saldırı tüfeğidir. Bu silahı muhtemelen ABD ordusunun versiyonu olan M-16 olarak tanıyorsunuzdur. Bugün, bu ikonik Amerikan silahının 1959'daki başlangıcından günümüze kadar olan tarihini anlatacağız.
[Resim: ar15image1.jpg]

AR-15 hakkında yaygın bir yanılgı, "AR" nin "assault rifle" (saldırı tüfeği) anlamına geldiğidir. Bu terim, II. Dünya Savaşı propaganda afişlerinde kullanılan ve daha sonra askeri tarz silahlara uygulanan Alman "Sturmgewehr" ("fırtına" veya "saldırı tüfeği") ifadesinden kaynaklanmaktadır. Bu, 
1994'ten 2004'e kadar yasadışı bir silah sınıfı için yasal bir terim olan "Assault Weapon" (saldırı silahı) terimiyle karıştırılmamalıdır.
İronik olarak, AR-15 bu tanımların her ikisine de uyar: 1994 Federal Assault Weapons Ban (Federal Saldırı Silahları Yasağı) sırasında yasadışı olan askeri tarz bir tüfektir. Ancak isimdeki "AR" üreticinin adı olan ArmaLite'ı temsil eder.

1950'ler: ArmaLite Şirketi Kuruluyor

ArmaLite Şirketi, 1950'lerin başlarında Hollywood, Kaliforniya'da mütevazı başlangıçlarına dayanır. Şirket, bugün Lockheed Martin olan Lockheed Corporation için patent danışmanı olarak çalışan George Sullivan tarafından kuruldu. Küçük silah şirketi, kısa süre sonra Fairchild-Republic olacak, ABD ordusu için büyük bir askeri uçak üreticisi olan Fairchild Motor ve Uçak Şirketi'nden fon aldı.

Başlangıçta, şirket silah üretimine değil, silah tasarımına odaklandı. ArmaLite, silahları kendisi üretmek yerine, silah tasarımına odaklandı. ArmaLite'ın silah tasarımlarının baş mimarı, silah tasarımında yetenekli, otuzlu yaşlarında genç bir adam olan Eugene Stoner'dı. Sullivan, Stoner'ı hızla ArmaLite'ın baş tasarım mühendisi pozisyonuna terfi ettirdi.
[Resim: stoner.jpg]

1954-1956: ArmaLite Tüfek Tasarlamaya Başlıyor

1954'te, ArmaLite'ın ilk silah tasarımı üretildi: AR-5. Bu, .22 Hornet mermisi kullanan bir kurma kollu tüfekti ve ABD Hava Kuvvetleri uçuş ekibi için bir hayatta kalma tüfeği olarak geliştirildi. AR-5'in konsepti neydi? Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri, bir bombardıman uçağının hayatta kalma kitlerinde saklanacak kadar hafif ve kompakt bir tüfeğe ihtiyaç duyuyordu. Hava Kuvvetleri, AR-5'i MA-1 olarak adlandırarak 1956'da düzenli kullanıma almıştır. AR-5, parçalarına ayrılabiliyor ve suya iniş durumunda yüzebiliyordu, bu da onu su inişleri sırasında ideal hale getiriyordu.

AR-5, ArmaLite'ı haritaya yerleştirerek, yeni silah yenilikleri geliştirmek için gereken itibarı kazandırdı. Birçok erken tasarım, AR-7 gibi sivil hayatta kalma silahlarıydı. Şirket, iki büyük askeri uçak üreticisinin desteğine sahip olmasına rağmen, ArmaLite başlangıçta askeri silahlar yerine sivil silahlar yapmaya odaklanmayı amaçlamıştı.
[Resim: AR7.jpg]
Bu erken ArmaLite tasarımları, parçalara ayrılabilir ve tekrar birleştirilebilir şekilde inşa edilmişti; bu, onları acil hayatta kalma durumları için bir uçakta veya araçta saklanabilecek bir şey haline getiriyordu.


ABD Ordusu Yeni Bir Tüfek Arayışında

1955'te, Amerika Birleşik Devletleri Ordusu, II. Dünya Savaşı'nda mükemmel bir şekilde hizmet vermiş ancak mühimmat kapasitesi açısından sınırlı olan M1 Garand'ın değiştirilme zamanının geldiğine karar verdi. M1 Garand sadece sekiz mermi alıyordu ve on buçuk pounddan fazla ağırlığa sahipti, bu da bu zarif silahı biraz antika yapıyordu.

ArmaLite, askeriye için yeni tüfek tasarlama yarışına geç katıldı ve AR-10'u Springfield T-44 ve T-48 ile birlikte tanıttı. Şirket, sadece dördüncü AR-10 prototipine dayalı iki elle yapılmış modeli askeriye gösterecek kadar zamanı vardı. AR-10 prototipleri, düz bir dipçik, yükseltilmiş nişangahlar, alüminyum bir alev gizleyici, bir geri tepme dengeleyici ve bir gaz sistemi ile tasarlandı.

Askeriyenin çoğu, AR-10 hakkında olumlu şeyler söyledi. Hafifti ve birçok testçi, bunun şimdiye kadar ateş ettikleri en iyi tüfeklerden biri olduğunu düşündü.

[Resim: AR10.jpg]

Ne yazık ki, namlu "işkence testini" geçemedi ve basınç altında patladı. ArmaLite, bu hasarı önlemek için hızla bir çelik namlu tanıttı, ancak bu çok geç olmuştu ve Springfield Armory, askeriye'ye AR-10 tüfeğini uyarlamamalarını tavsiye ederek, silahı güncellemek için beş veya daha fazla yıl test yapmanın gerektiğini bildirdi.

Bunun yerine, 1957'de benimsenen T44'ü, şimdi bilinen adıyla M-14'ü seçtiler.

[Resim: M14.jpg]

1956-1959: AR-10 İçin Uluslararası Lisans Anlaşması

4 Temmuz 1957'de, Hollandalı silah şirketi Artillerie Inrichtingen, AR-10'u beş yıl boyunca üretme haklarını satın aldı.
1957'de, uluslararası silah tüccarı Samuel Cummings, Nikaragua ile bir silah anlaşması yaptı. Nikaragua'nın baş askeri komutanı olan General Anatasio Somoza, daha sonra ülkenin diktatörü olarak ünlenecek ve 1979'da Nikaragua halkının onu devirmesine kadar iktidarda kalacaktı. Anatasio Somoza, AR-10 tüfeklerini kendisi test etti. Tüfekleri ateşlerken, çıkarıcının üzerindeki sürgü pimi kırıldı ve neredeyse generalin elini kesti. Bu olay, Nikaragua ile yapılan tüm anlaşmaları sona erdirdi.

Bu arada, Artillerie Inrichtingen, yeni AR-10 tüfeğinde fabrika kusurları ve sorunlar bulmaya devam etti, bu da tüfeğin çok az dağıtılmasına neden oldu. Yapılan AR-10 tüfeklerinin çoğu Sudan ve Portekiz'e ulaştı.

ArmaLite, AR-15 Tasarımını Colt'a Satıyor; Üretim Başlıyor

1959'da, ArmaLite nihayet bir fırsat yakaladı ve Colt ile bir anlaşma yaptı. Şirket, hem AR-10 hem de yeni AR-15 tasarımlarını Colt Firearms'a satmayı başardı.

Bu noktada, her iki silahın tasarım ekibinin ana oyuncularından biri olan Robert Fremont, üretimi denetlemeye yardımcı olmak için Colt'a geçti.
Bu dönemde, AR-7 tam ölçekli olarak piyasaya sürüldü ve sivil hayatta kalma tüfeği olarak pazarlanmasına rağmen, bazı askeri kullanımları da oldu.
İlk AR-15 silahları Colt tarafından Malaya Federasyonu'na (günümüz Malezya) satıldı.

1961: Eugene Stoner Colt'ta Danışman Oluyor

Bu dönemde, Eugene Stoner ArmaLite şirketinden ayrılarak Colt'ta danışman olarak çalışmaya başladı. Aynı zamanda, Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri AR-15'i test etti ve Hava Kuvvetleri kullanımı için 8.500 adet sipariş verdi.

1963: M-16 Doğuyor

AR-15 Hava Kuvvetleri'nin elinde olduğunda, tüfeğin standart bir modeli ortaya çıktı. Bu tüfeğe M-16 adı verildi ve Amerika Birleşik Devletleri ordusunun en ünlü hizmet silahı haline geldi.

[Resim: M16.jpg]

General Curtis LeMay, 1960 yılında AR-15'in bir gösterisini izledi. Bu yeni ateşli silahın yeteneklerinden etkilenen General LeMay, 1961 yazında Hava Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı olduğunda, ABD Hava Kuvvetleri için 80.000 AR-15 siparişi verdi.

1961'de, Amerika Birleşik Devletleri, Hindiçini'nin ormanlarına daha fazla nüfuz ederken, Güney Vietnam'a on AR-15 gönderildi.
Büyük bir başarıya rağmen, ABD Ordusu yeni tüfeği benimsemekte pek istekli değildi.

Bir testin ardından bir test daha emredildi, hatta Başkan John F. Kennedy'nin dikkatini bile çekti, ancak iki şey açıktı. Birincisi, Amerika Birleşik Devletleri Güney Vietnam'da AK-47 tarafından geride bırakılmış ve silahlanma konusunda yetersiz kalmıştı. İkincisi, ABD Ordusu, açıkça daha zayıf olan M-14'ü değiştirecek kadar esnek değildi ve değişime karşı direnç gösteriyordu.

Devam eden direnişe rağmen, M-14 ile ilgili üretim sorunları, ABD Savunma Bakanı Robert McNamara'yı harekete geçirdi. Amerika Birleşik Devletleri, dört hizmet dalında da kullanılabilecek bir tüfeğe ihtiyaç duyuyordu. M-16 bu silah olacaktı.

Daha önce bahsettiğim gibi, M-16, AK-47'ye karşı kullanılmak üzere uyarlandı. Bugün, tabii ki, AK-47, M-16'nın en büyük düşmanı olarak bilinir. Bu iki silahın hangisinin daha iyi olduğu konusundaki tartışma, tarih meraklılarını ve silah sahiplerini birçok gece geç saatlere kadar ayakta tutmuştur.

[Resim: Stoner-Kalashnikov.jpg]
Eugene Stoner ve Michail Kalashnikov biri birinin rakip tüfeğini taşıyor

Bu makalede, ikisi arasında bir yargıya varmaktan kaçınacağız.

1965: M-16 Birincil Hizmet Tüfeği Oluyor

İlk M-16 tüfekleri Mart 1965'te dağıtıldı.

Vietnam Savaşı tam anlamıyla devam ediyordu ve Amerikan birlikleri, Colt'tan satın alınan 300.000 yeni M-16 ile Güney Vietnam'a akıyordu.
Tüfek, sorunlardan yoksun değildi. İlk olarak, askerlere temizlik kitleri verilmemişti. Hatta bugün bile, AR-15 modelleri, Rus muadili AK-47'ye göre zorlu arazilere daha az dayanıklı olmasıyla ünlüdür.

Colt, tüfeğin kendini temizlediğini yanlış bir şekilde iddia etmişti. Bu, tüfeğin temiz olmadığı ve sürekli takılacağı anlamına geliyordu. Çoğu zaman sorun "çıkaramama" idi, yani kartuş ateşlendikten sonra odada sıkışıyordu.
Askerlerin ölü bulunduğuna dair bir rapor ardı arkası kesilmeden geliyordu, tüfeklerini yeniden ateş etmeye çalışırken önlerinde parçalanmış halde. Bir denizcinin sözleriyle:
"Müfrezemizden 72 kişiyle ayrıldık ve 19 kişiyle geri döndük, inan ya da inanma, çoğumuzu ne öldürdü biliyor musun? Kendi tüfeğimiz. Ölenlerimizin neredeyse hepsi (M16) yanında yırtılmış bir şekilde bulundu, tamir etmeye çalışırken" (Time Magazine, 1967)

Yeni tüfek, M16A1 olarak adlandırılan bir M-16 versiyonu olarak tasarlandı. Tüfekle birlikte, tüfeğin nasıl temizleneceğini ve bakımının yapılacağını anlatan bir çizgi roman verildi.

1989: İlk Sivil AR-15'lerin Üretimi Başlıyor

AR-15 patentlerinin süresi dolmuş olduğundan, Jim Glazier ve Karl Lewis, ilk sivil AR-15 versiyonlarını üretmeye başladı. Bu, 1989'dan 1994'e kadar AR-15'lerin sivil pazara açılmasını sağladı.
1994-2004: Sivil Üretim Duruyor

Ancak, 1994'ten 2004'e kadar sivil saldırı silahlarını yasaklayan Federal Assault Weapons Ban (Federal Saldırı Silahları Yasağı) nedeniyle sivil üretim durmak zorunda kaldı. Ne yazık ki, bu yasa, silah şiddetinde önemli bir azalmaya neden olmadı.
Yasa sonuçta başarısız mı oldu? Son yıllarda artan kamuya açık kitlesel çekimler ışığında, silah meraklıları ve silah karşıtı aktivistler arasındaki tartışma devam ediyor.

2012-Günümüz: AR-15 Medya Tartışması

AR-15 son zamanlarda medya odağında, çünkü Amerika Birleşik Devletleri'nde bir dizi ölümcül saldırıda kullanıldı. Bu, AR-15'in ve benzeri tüfeklerin sivil versiyonlarının geleceği hakkında hararetli bir tartışma başlattı.
AR-15, Sandy Hook'taki ölümcül saldırıda, 2015'te San Bernardino'daki saldırıda ve Aurora, Colorado'daki bir sinema salonu saldırısında kullanıldı.
Federal Saldırı Silahları Yasağı'nın yenilenmesi bu şiddet suçlarını önleyebilir miydi? Yasama organları bu konuda anlaşamıyor. Ancak, çoğu istatistik, şiddet suçlarına karışan silahların çoğunluğunun tüfekler değil, tabancalar olduğunu göstermektedir.

Bugün: M-16 ve Dünyadaki Ordular

AR-15, gelecek yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nin hizmet silahı olmaya devam etti, ta ki M-16'dan türetilmiş ama daha kısa ve hafif olacak şekilde tasarlanmış M4 Karabina ile yer değiştirilene kadar.
Buna rağmen, M-16, dünya genelinde ordular tarafından hala kullanılmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri'nde aşamalı olarak kullanımdan kaldırılmaya başlanmış olsa da, dünya genelindeki ordular için hala popüler bir seçim olmaya devam etmektedir.

M16, on beşten fazla NATO ülkesinde ve dünya çapında seksenden fazla ülkede kullanılmaya devam ediyor. Üretim, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Çin'de devam ediyor. Ayrıca, AR kırmızı nokta dürbünler ve diğer optik sistemler gibi aksesuarlar için yeni pazarlar geliştirmiş olan sivil silah meraklılarının da odak noktası haline geldi.

M-16, Amerika Birleşik Devletleri Ordusu'nda yerini başka silahlara bırakmış olabilir, ancak hala bir antika olmaktan çok uzaktır. Üretim devam ediyor ve M-15 modelleri dünya genelindeki ordularda kullanılmaya devam ediyor. Aynı şekilde, AR-15, avcılar ve silah hobisiyle ilgilenenler arasında popüler olmaya devam ediyor ve bugün piyasadaki en popüler modern spor tüfeği seçeneklerinden biri haline gelmiştir.

Bu konuyu yazdır

  Kapı kilidi kırmak için niçin Yivsiz Tüfek kullanılır? Diğerleri kullanılmaz...
Yazar: Sabri - 10-06-2024, 16:02 - Forum: Genel Silah Sohbetleri - Yorum Yok

FIREARM HISTORY Blog dan çeviridir

Birçok filmde, saygıdeğer kahramanın köşeyi döndüğünde kilitli bir kapıyla karşılaştığı bir sahne vardır. Kahraman için sorun yoktur, sadece güvenilir tabancasını çıkarır, kilidi vurur ve kapıyı dramatik bir şekilde açar. 

Şimdi, gerçek hayata geçelim: Irak'ta ABD kuvvetlerini (veya TV'de polisleri) izlerken, genellikle kollarında bir M4 veya M16 tüfeği ve sırtında bir yivsiz tüfek taşıyan bir asker görürüz. Yivsiz Tüfek, kapıları kırmak için kullanılır. Peki, bir tabanca işi yapabiliyorsa neden bu kadar ağır bir ateşli silah taşıyorlar?

İnsanların yivsiz tüfek kullanmalarının nedenlerinden biri, özel breaching (delme) mermileri kullanabilmeleridir. Breaching mermilerinin avantajlarından biri, merminin darbede dağılacak şekilde tasarlanmış olmasıdır, bu nedenle merminin geri sekme veya kapıyı delip atıcıyı, bir takım arkadaşını veya masum bir seyirciyi yanlışlıkla yaralama olasılığı çok daha düşüktür. Bu, dar alanlarda ve benzeri yerlerde çok kullanışlıdır. Ayrıca, burada inceleyeceğimiz başka nedenler de vardır.

İlk olarak okuyucunun öğrenmesi gereken şey, TV'de veya Hollywood filmlerinde gördüklerine her zaman inanmamaktır. İlk soru, bir tabancanın gerçekten bir kilidi delip geçip geçemeyeceğidir. Bu konuyla ilgili ilginç bir makale daha önce theboxoftruth.com'da yayınlanmıştı ve burada sadece özetini paylaşacağız (tam detaylar ve gerçek testlerin resimleri için bağlantıyı ziyaret edin). O makalenin yazarı, aşağıda gösterilenlere benzer bir demir çelik asma kilitlerden bir sürü satın aldı:

[Resim: yuma-asma-kilit-gri-32-mm-kopyas.png]
Bu kilitler oldukça ucuzdur (genellikle her biri yaklaşık 5-10 dolara ve altı tanesi birden alındığında daha ucuza mal olur) ve çok yaygın olarak kullanılır. Makalenin yazarı, bu kilitleri sıraya dizip 15 feet (4.5 metre) mesafeden ateş etti. Bu mesafe, sekme problemlerinden kaçınmak için yeterince uzaktı. Hollywood kahramanlarının böyle konularla hiç ilgilenmediğini ve genellikle tabancayı kilidin yaklaşık bir foot (30 cm) uzağında tutarak ateş ettiğini unutmayın, bu gerçek hayatta son derece aptalca bir şeydir.

Tabancalar söz konusu olduğunda, yazar ilk olarak bir 9 mm tabanca (önce bir mermi ve ardından ceketli oyuk uçlu mermi ateşleyerek), ardından .45 ACP (tüm Amerikan favorisi!) ve hatta bir .44 magnum revolver (Kirli Harry'nin silahı) ile ceketli oyuk uçlu mermi kullanarak denedi. Tüm durumlarda, mermiler kilitlerden sekerek sadece küçük çentikler bıraktı. .44 magnum durumunda, bir pim darbe nedeniyle kilitten yukarı doğru fırladı, ancak kilit hala sağlam kaldı. Yani bir Hollywood efsanesi daha çürütüldü, şimdi daha büyük silahlara geçelim.

Yazar, farklı tüfeklerle kilitlere ateş etti. İlk olarak, 5.56 mm XM-193 mermi ve Remington .223 yumuşak uçlu mermi kullanarak AR-15 (M16'nın sivil versiyonu) ile denedi. Tüfek mermileri kilidi tamamen deldi, ancak hepsi önde küçük bir delik ve arkada daha büyük bir delik bıraktı ve pimler hala tuttu. Kilidi tamamen açmak için, bir kişinin tüm tutma pimlerini kırmak için birden fazla kez ateş etmesi gerekecekti. Yazar ayrıca bir FN FAL kullanarak .308 kalibre Winchester mermi (yani NATO standardı 7.62x51 mm mühimmatın sivil versiyonu) ve bir .30 zırh delici mermi ile bir kilide ateş etti. Her iki durumda da, mermiler kilidin alt yarısını uçurdu, ancak üst kısmı hala kilidi kapalı tutan pimlere sahipti. AR-15'te olduğu gibi, bir kişinin kilidi açmak için kilide birden fazla kez ateş etmesi gerekecekti.

Son olarak, yazar 12 kalibre bir tüfekle ateş etmeyi denedi (bu tüfekler için en popüler kalibre boyutudur). Yazarın breaching mermilerine erişimi olmadığı için, bunun yerine bir Brenneke mermisi kullandı. Sonuç: Tüfek, ilk atışta kilidin gövdesini parçaladı ve kilit kolayca açıldı.

Sonuç: Tabancalar ve revolverler, ucuz ve yaygın olarak kullanılan bir kilidi bile delme gücüne sahip değildir. Tüfekler böyle kilitleri deler, ancak tek bir atışla kilidi güvenilir bir şekilde açmazlar. Bu nedenle, tüfek kullanırken kilidi açmak için birden fazla atış yapmanız gerekir, bu da sürpriz unsurunu kaybettirir. Sadece yivsiz bir tüfek, kilitleri tek bir atışla güvenilir bir şekilde kırar. Ayrıca, tüfekle özel bir breaching mermisi kullanıldığında sekme riskleri önemli ölçüde azalır ve bu nedenle gerçek askerler ve SWAT polislerinin neden yanlarında bir yivsiz tüfek taşıdığını anlarsınız, çünkü başka hiçbir şey bu işi yapamaz!

Bu konuyu yazdır

  KALASHNIKOV AILESI AK-47, AKM, AK-56, AK-74 and AK-101 ARASINDA NE FARKLAR VAR?
Yazar: Sabri - 10-06-2024, 14:07 - Forum: Askeri Tüfekler - Yorum (1)

KALASHNIKOV AILESI AK-47, AKM, AK-56, AK-74 and AK-101 ARASINDA NE FARKLAR VAR? 
Firearms History, Technology & Development sitesinden tercüme edilmiştir

AK ailesi saldırı tüfekleri dünya genelinde oldukça yaygındır, çünkü üretim maliyetleri daha düşük, alet maliyetleri daha düşük, zorlu koşullar altında genel güvenilirlik ve eski Sovyetler Birliği'nin yıllarca neredeyse bedava dağıtması nedeniyle yaygındır. Orijinal AK tasarımının klonları, Çin, Bulgaristan, Romanya hatta ABD'deki şirketler tarafından da üretilmiştir. Maalesef medya, AK ailesindeki neredeyse her saldırı tüfeğine "AK-47" olarak atıfta bulunmaktadır. Bu gönderi, AK ailesinin bazı üyelerini ve bunların bazı önemli farklarını belirtmeyi amaçlamaktadır.

AK, Avtomat Kalaşnikova'nın Rusça kısaltmasıdır. Kalaşnikova adı, mucidi Mihail Kalaşnikov'dan gelmektedir. Bu tüfeğin orijinal geliştirilmesi 1945'te başlamış ve 1946'da bir prototip (AK-46) değerlendirme için sunulmuştur, ancak sadece 1947'de seçilmiş Sovyet kuvvetleri tarafından kullanım için üretime onay verilmiştir. Yıllar içinde orijinal tasarımda birçok iyileştirme yapılmış ve şimdi AK ailesinde birçok model bulunmaktadır. Bu küçük tarihçeden sonra, şimdi bazı modellerin ana özelliklerini inceleyelim.

AK-47: Bu, Sovyetler tarafından kullanım için onaylanan orijinal versiyondur. 7.62x39 mm. fişek ateşler. 1947'de bazı Sovyet kuvvetleri için onaylanmıştır, bu yüzden isminde 47 vardır. 1948-1951 yılları arasında, diğer Sovyet askeri birimlerinde kullanılmak üzere genel üretime geçilmiştir (Tip-1 modeli). 1952'de, korozyon ve aşınmaya karşı direnç sağlamak için krom kaplı namlu ve alıcıya sahip Tip-2 versiyonu tanıtıldı. Sovyetler başlangıçta alıcıyı damgalanmış sac metalden yapmaya çalışmış, ancak o dönemde parçayı güvenilir bir şekilde üretmek için teknolojiye sahip değillerdi. Hatalı alıcıların büyük bir kısmının reddedilmesinden sonra, Sovyetler, çeşitli işleme operasyonları kullanılarak nihai şekline getirilen dövme çelikten yapılmış bir alıcı kullanmaya karar verdiler. Bu, genel üretim hızını yavaşlattı.

[Resim: Ekran-Resmi-2024-06-10-12-51-25.png]

AKM: Bu, AK ailesinin popüler bir varyantıdır. Orijinal AK-47 tasarımının bir iyileştirmesi olarak oluşturulmuştur. "AKM" adındaki M harfi, Rusça "modernize edilmiş" anlamına gelen Modernizirovanniy kelimesinin kısaltmasıdır. AKM tasarımı 1950'lerde geliştirilmiş ve nihayet 1959'da tam üretim için onaylanmıştır. Geriye dönük uyumluluk sağlamak için AK-47 ile aynı 7.62x39 mm mermiyi ateşler. Bununla birlikte, tasarım, AKM'nin seri üretimini sağlamak için orijinal AK-47'den büyük ölçüde revize edilmiş ve geliştirilmiştir. Sovyetler, ele geçirilen Alman mühendislerden (StG-44'ün tasarımcısı Hugo Schmeisser dahil) modern seri üretim teknolojilerini edinmiş ve bunları AKM üzerinde kullanmıştır. Bazı iyileştirmeler şunlardır:

  • Frezelenmiş alıcının, damgalanmış sac çelikten yapılmış bir alıcı ile değiştirilmesi. İşleme, parçaları damgalamaktan çok daha yavaş bir süreçtir. Bu nedenle, damgalanmış parçaların kullanılması, AKM'lerin üretilmesini çok daha hızlı hale getirmiştir.
  • Üretimi hızlandırmak için alıcı üzerinde kaynaklar yerine perçinler kullanılması.
  • Üretimi hızlandırmak ve güvenilirliği artırmak için namlu, gaz portları vb. iyileştirmeler.
  • Yaklaşık 1 kg (2.2 pound) ağırlık azaltımı.
  • AK-47 Tip-2 varyantının krom kaplı namlu ve odasını korur, ancak namlu, alıcıya vidalanan AK-47'den farklı olarak, alıcıya bastırılarak ve pimlenerek monte edilir.
  • Namlu, otomatik modda ateş ederken tüfeğin yukarı tırmanmasını azaltmak için bir eğik dengeleyiciye sahip olan AK ailesindeki ilk namludur.
  • Gaz tahliye portları, gaz tüpü yerine gaz bloğuna taşınmıştır.
  • Sürgü taşıyıcısı hafifletilmiştir. Ayrıca, daha fazla ağırlık azaltmak için ahşap dipçikler de oyulmuştur.
  • AKM üzerindeki nişangahlar 1000 metreye kadar kalibre edilirken, AK-47'ler sadece 800 metreye kadar kalibre edilmiştir.
  • Uygulanan metal işleminde değişiklikler. AKM, AK-47 gibi mavileştirilmek yerine fosfatlanmıştır.
  • Daha iyi güvenlik için değiştirilmiş yay ve tetik mekanizması kullanır. AKM, sürgü tamamen kilitlendiğinde yalnızca otomatik modda ateşler. Yeni tetik mekanizması ayrıca "tetik zıplamasını" azaltır ve otomatik ateşleme modunda çekiç serbest bırakma mekanizmasını birkaç mikrosaniye geciktirir. Çekiç serbest bırakma geciktirici mekanizma bazen bazı kişiler tarafından yanlış bir şekilde "hız düşürücü" olarak adlandırılır, ancak bu, ateşleme hızını belirgin şekilde değiştirmez. Bunun yerine, sürgü grubunun bataryaya geri döndükten sonra en ileri konumda yerleşmesine izin verir.
[Resim: Ekran-Resmi-2024-06-10-12-51-49.png]

AKM, Sovyetler, çoğu Varşova Paktı ülkesi, birkaç Afrika ülkesi ve birçok Asya ülkesi tarafından da kullanılmıştır. Üretim lisansları ve gerekli teknik veriler, Varşova Paktı ülkelerine ve Mısır ve Irak gibi diğer "dost" ülkelere çok düşük fiyatlarla (ya da ücretsiz olarak!) satıldı veya hediye edildi, böylece kendi AKM'lerini yapabilirlerdi. Bu nedenle, dünyada çok yaygın hale geldi. Bu tasarımın birçok varyantı hala dünya genelinde kullanılmaktadır. AKM'nin popüler bir varyantı, sabit ahşap dipçik yerine katlanır metal dipçiğe sahip olan AKMS'dir.

AK-56: Bu, AK ailesinin Çin yapımı bir varyantıdır. Resmi olarak "Tip-56" olarak adlandırılırken, genellikle AK-56 olarak anılır. Tahmin edilebileceği gibi, 56 sayısı, Çin modellerinin üretiminin 1956'da başladığını gösterir. İlk aşamalarda, tip-56, AK-47 tip-1 modelinin doğrudan bir kopyasıydı. Ancak, 1960'larda, Çinliler AKM iyileştirmelerinin bazılarını (ör. damgalanmış sac metal alıcı ve eğik dengeleyici) benimsediler ve kendi tip-56 modellerine bazı kendi değişikliklerini yaptılar, ancak nedense versiyon numaralarını değiştirmediler. AKM ve AK-56 arasındaki görsel bir fark, AK-47 veya AKM'nin ön nişangahının kısmen açık tipte olması, tip-56 modelinin ise tamamen kapalı ön nişangaha sahip olmasıdır.

Tip-56, AK ailesinin en yaygın versiyonudur, çünkü Çinliler tarafından Asya, Güney Amerika ve Afrika'daki çeşitli komünist hareketlere ihraç edilmiştir. Bugün dünyadaki AK tipi tüfeklerin neredeyse beşte biri (yani %20) tip-56'dır. ABD kuvvetleri Vietnam'dayken, düşman ellerinde AKM veya AK-47'den çok daha sık tip-56 bulunmuştur.

AK-74: Bu, 1974'te Sovyet askeri tarafından resmi olarak kabul edilen bir sonraki tüfektir. AKM tasarımı temel alınarak geliştirilmiştir. Ancak, bu varyant, eski modellerin ateşlediği 7.62x39 mm mermi yerine 5.45x39 mm mermi ateşler. Bu yeni fişek nedeniyle, namlu, alıcı, şarjör, ateşleme mekanizması, gaz silindiri, yaylar ve nişangahlar, yeni fişeğin boyutlarına ve gücüne uyacak şekilde değiştirilmiştir. Bu tüfeğin şarjörü plastikten yapılmıştır, bu da onu AK-47 ve AKM'nin metal şarjörlerinden çok daha dayanıklı hale getirir. Şarjör şekli de, eski AK modellerine takılmasını imkansız hale getirmek için iki ekstra yatay kaburga ile hafifçe değiştirilmiştir (zaten aynı mühimmatı kullanmadıkları için). Tabanca kabzası da polimer plastikten yapılmıştır. Bazı erken AK-74'lerde ahşap el kolları ve dipçik vardır, ancak bunlar, önceki AK modellerinin kullandığı düz ahşap yerine lamine ahşap kullanır. AK-74'ün bazı daha sonraki versiyonları tamamen polimer mobilya (yani dipçik, tabanca kabzası ve el kolları) kullanır ve genellikle erik rengi veya siyah renklidir. Dipçikte ayrıca ağırlığı azaltmak ve AKM'den kolayca ayırt edilebilmesini sağlamak için bazı kesikler bulunur.

[Resim: Ekran-Resmi-2024-06-10-12-52-37.png]
AKS-74, ahşap dipçik yerine katlanır metal dipçiğe sahip olan varyantlardır. AKS-74U, AKS-74'ün daha kısa bir karabina formudur. AK-74M, tamamen siyah plastik mobilyalara (yani ahşap parçalar yok) sahiptir ve teleskopik nişangah modellerini takmak için sol tarafa monte edilebilen bir rayı vardır. 1990'ların başlarından beri Rus ordusu tarafından verilen ateşli silah AK-74M modelidir, ancak daha önceki AK-74/AKS-74 modelleri de hizmette kalmaya devam etmektedir.

AK-101: Bu, Rusya dışındaki ihracat pazarı için tasarlanmış bir AK ailesi varyantıdır. Bu nedenle, dünya çapında birçok ülkede standart olan NATO standardı 5.56x45 mm mühimmatını ateşlemek üzere odacıklıdır. Doğal olarak, diğer birçok parça (namlu, alıcı, şarjör vb.) da fişeğe uyacak şekilde değiştirilmiştir. Kısacası, AK-101 esasen NATO fişeği için yeniden boyutlandırılmış bir AK-74M tasarımıdır.

[Resim: Ekran-Resmi-2024-06-10-12-52-55.png]

AK-74M gibi, birçok optik cihazın takılmasına olanak tanıyan bir montaj rayına sahiptir ve bu cihazlar Rusya ve Avrupa'da yaygındır.
Bunlar, AK ailesindeki saldırı tüfeklerinin sadece birkaç modelidir. Maalesef, medyada birçok kişi, modeller arasındaki büyük farklara rağmen hepsini "AK-47" olarak adlandırmakta ısrar ediyor. Şaşırtıcı bir şekilde, gerçek AK-47'ler günümüzde oldukça nadirdir, özellikle Tip-1 varyantı. Medyada "AK-47" olarak adlandırılanların çoğu genellikle orijinal AK-47 modeli değildir, söz konusu silah genellikle bir AKM, bir Tip-56, bir AK-74 vb. varyantıdır.

Bu, blog yazarının bir davada jüri üyesi olarak katıldığında acı bir şekilde fark edildi. Savcı, delil olarak sunulan bir ateşli silaha sürekli olarak "AK-47 saldırı tüfeği" olarak atıfta bulunuyordu. Dava ilerledikçe, söz konusu ateşli silahın farklı bir ateşleme mekanizmasına sahip olduğu, otomatik ateşleme yeteneğine sahip olmadığı (sadece yarı otomatik modda ateş edebildiği), lamine bir dipçiğe sahip olduğu, damgalanmış parçalardan yapıldığı ve Winslow, Arizona'da bulunan Amerikan üretici Ewbank Manufacturing tarafından üretildiği ortaya çıktı.

Bu konuyu yazdır

  Desert Eagle
Yazar: ceycey - 09-06-2024, 16:48 - Forum: IMI/IWI - Yorum Yok

Bu tabanca eski forumda epey tartışılmış, ama bir çok sayfa ve resim silinmiş. 
Silah tarihinin bu özel tabancası hakkında konu açmak gerekiyordu.

Desert Eagle (Çöl kartalı) :

[Resim: 4bgykow.jpg]

Desert Eagle , gazla çalışan, yarı otomatik, magnum kalibreli bir tabanca yaratma fikri 
olan üç kişinin St. Paul, Minnesota'da (ABD) Magnum Research, Inc.'i kurmasıyla 1979 
yılında tasarlandı.

[Resim: 3rqb784.jpg]
İlk 357 Magnum D.E.

Magnum Research, Inc., 1980 yılında Desert Eagle'ın temel tasarımının patentini aldı ve 
tabancanın ilk çalışan prototipi 1981'de tamamlandı. Döner cıvatası, tam gazla çalışması 
ve mükemmel atış özellikleriyle yaklaşık %80 işlevseldi. Tabancadaki son iyileştirmeler, 
Magnum Research, Inc. ile sözleşme kapsamında Israel Military Industries (IMI) tarafından 
yapıldı. Daha sonra Eagle 357 olarak bilinen ilk tabancalar 1982'de duyuruldu.Kısacası 
ABD’de tasarlanan ve IMI tarafından üretilen bir tabancadır.
[Resim: l3pvssm.png]
D.E. Patenti

357'lik, 41'lik, 44'lük, 440 Corbon ve 50 AE kalibrelik mermi kullanan modelleri bulunur.
357 kalibrelik versiyonu 9, 41'lik ve 44'lüğü 8,  440 Cor-bon ve 50 AE (Action Express) kullanan
modeli de 7 mermi alır. .357 Magnum, 1983'te imal edildi ve iyi bir şekilde satıldı. Daha sonra
1987'de  44 Magnum imal edildi. 1991'de ise Desert Eagle, .50 kalibre mermi ile sunuldu.
Mark I, Mark VII ve Mark XIX olmak üzere üç farklı versiyonu mevcuttur.Mark VII’ler 6 inç,
Mark XIX’lar ise 6 inç ve 10 inç olarak üretildiler.

[Resim: d4u6srx.jpg]
Mark VII 44 Magnum

Tabancaların genel özelliklerini sıralayalım:

1-Ağır, uzun ve yüksek tabancalardır. Uzunlukları 27-37,5 cm arasındadır.Yükseklikleri 
14,5-15.9 cm’dir.Genişlikleri 3,2 cm’dir.Boş şarjörle ağırlıkları 1.750-1.998 gram arasındadır.
Bu ölçüleriyle dünyanın en ağır,uzun ve yüksek tabancaları arasındadırlar.

[Resim: 16gn6nh.jpg]
Mark XIX  .50AE. En güçlü D.E.

[Resim: omccagg.jpg]

2) Namluları poligonal profili namludur. Yüksek kalibreli mermilerden kaynaklanan basınç,kızak
kilitlerini korumak amacı ile namlu altına konmuş gaz tahliye deliğinden kaybedilmektedir.
Kapalı bir sistem olma avantajını kullanarak poligon profilli namlu ile daha iyi çıkış hızı değerleri 
sağlanmaya çalışılmıştır.Mermi çıkış hızları 50 AE’de 470 m/s’yi bulmaktadır.Ancak,menzili benzer 
tabancalardan çok faklı değildir.(200 m) Namlusu blok döküm ve tek parçadır. Üçgen şeklindeki 
tasarım, namlunun çabuk soğumasında büyük rol oynar.Ancak, gaz basıncıyla çalıştığından ötürü 
temizleme ve bakım isteyen bir tabancadır. Diğer tabancalar gibi ihmale gelmez.

[Resim: 5woamsv.jpg]


[Resim: 9799z0i.jpg]

3) Tabancada  gaz pistonu mevcut olup, gaz basıncıyla çalışan bir sistemi vardır.Desert 
Eagle, sabit (ancak çıkarılabilir) namlu kullanan, gazla çalışan, kilitli bir kama silahıdır. 
Kilitleme, ilgili kesimlere geçmek için namlunun arka kısmına giren dört radyal çıkıntıya 
sahip ayrı bir döner cıvata kullanılarak sağlanır. Cıvata, hazneye yakın bir yerde delinmiş 
küçük bir delikten boşaltılan gaz kullanılarak çalıştırılan üstü açık sürgüye yerleştirilir. 
Kısa stroklu gaz pistonu namlunun altında, namluya yakın bir yerde bulunur ve gaz odası,
 namlunun altında açılan uzun kanalla gaz portuna bağlanır.

[Resim: tdvf8c9.jpg]

4) Tetik tek hareketli olup, oldukça yumuşaktır. Atış isabeti yüksektir. Çokgenli yiv hadve
boyu sayesinde namlunun aşınması azalmakta ve de namlu içi ile mermi arasındaki uyumluluk
zenginleştirilmekte ve bu da atış isabetini oldukça yüksek kılmaktadır. Tetik korkuluğu  her iki el 
şeklinde kullanmalı olarak tasarlanmıştır.

[Resim: pzd3h4y.jpg]

5) 357 Magnum kullanılan tiplerinde geri tepmenin 9mm tabanca kadar olduğu söyleniyor.
Ancak,diğer kalibrelerde özellikle 50 AE’de geri tepme oldukça fazladır.
Tabancanın şarjöründe mermi bittiği zaman, diğer yarı otomatik tabancalarda olduğu gibi 
sürgüsü açık kalmaktadır.Tabancanın düşmesi halinde ateş almaz.
Tabancalar kaliteli çelikten imal edilmişlerdir.Kabzası küçük elliler-kısa parmaklılar tarafından 
kullanılmaya müsait değildir.

[Resim: bov55nd.jpg]

Sürgünün her iki yanında bulunan, açık çekiçli ve iki elle kullanılabilen emniyete sahiptir.
Eski modelleri dışında aksesuar rayı vardır.Lazer ve dürbün takılabilir.
Tabanca,50 AE kalibrelik 152 mm namlusuyla ünlenmiştir.Bazı çelik yelekleri delebilir.
FN Five Seven'dan 1.260 gr,Steyr TMP’den 750 gr daha ağırdır.Yine, hafif-makineli IMI 
Uzi'den daha ağırdır.
[Resim: ai5qyx6.jpg]


Desert’in hangi amaçlarla yapıldığı ve ne işe yaradığı tartışmalıdır.Büyüklüğü,ağırlığı ve 
yüksek kalibreleri nedeniyle askerler ve polis kuvvetlerince tercih edilmemektedir.Üstelik 
kapasiteleri de fazla değildir.Özellikle 44 magnum ve 50 AE kalibreli olanlarının şiddetli 
geri tepmesi ve yüksek sesi nedeniyle ev savunmasına ve atış yarışmalarına uygun olduğu
da söylenemez.Sadece ayı vb büyük cüsseli hayvanları avlamak için ABD,Kanada gibi ülkelerde
belki avda kullanılabilir. Ancak,aynı veya yakın ateş gücünü sağlayacak revolver ve tüfekler 
var.Zaten taşıma amaçlı olarak kullanılması mümkün değil.

Bu kadar ağır,hantal ve bence hiçbir estetik  yönü olmayan tabancaya niye bu kadar çok para
verilerek alınır, anlayamıyorum.(10-15.000 Dolar) Belki de insanoğlunun en büyük,en güçlü,en 
etkili alete sahip olma takıntısını karşılamak için yapılmıştır.

Bu arada Kenan İmirzalıoğlu’nun oynadığı “Deli Yürek” dizisi ve filminde kullanıldıktan sonra 
birdenbire fiyatının ve satış adedinin arttığını biliyor musunuz? Smile

[Resim: 71si0qa.jpg]



Bu tabancayla ilgili Ortaç Üstadın hazırladığı video üstte.

Bu konuyu yazdır

  Jericho 941
Yazar: ceycey - 09-06-2024, 00:49 - Forum: IMI/IWI - Yorum (1)

Jericho 941 :

Ülkemizde bir dönem sık rastladığımız ve bir kısım silah sever tarafından çok tutulan bir 
tabancaya değinmek istiyorum.


[Resim: ta0d8jf.jpg]

Jericho 941,  Israel Military Industries (IMI) tarafından  1990 yılında üretilmeye başlanan  
İsrail yapımı bir yarı otomatik tabancadır. Tabanca,  CZ 75'nin bir klonu olan Tanfoglio marka
tabancalardan kopya edilmiştir.2005 Yılında IMI’nın özelleştirilmesi sonucu,IWI(Israel Weapon
Industries) tarafından üretilmeye devam edilmiştir.Halen üretilmektedir.

[Resim: fhcwdxt.jpg]

Jericho,Kudüs civarında eski bir Yahudi yerleşim yeridir. 9 mm Luger ve .41AE kalibrelerini 
kullanacak şekilde dizayn edildiği için,941 kodu verilmiştir.Gövdeye yerleştirilen emniyet 
manivelası için F kodu kullanılmaktadır.  Jericho 941 F' in anlamı budur.
941 FB , 13 mermi kapasiteli-kısa kızaklı, 941 FS, 15 mermi kapasiteli-kısa kızaklı modelleri 
tanımlamak için kullanılmaktadır.

[Resim: eqyysue.jpg]

Harf kodlu olmayan 941'lerde, kızağa yerleşimli, horozu indiren bir emniyet sistemi vardır.

941’lerde 9x19mm Parabellum, .40 S&W,  ve .45 ACP mermileri kullanılmıştır. Sırasıyla 16, 
12  ve 10 kapasiteli şarjörler kullanılmıştır.Bir süre 41 AE çaplı tabancalar da üretilmiş, kısa
süre sonra üretimden kaldırılmıştır.

[Resim: m6h8s0h.jpg]

Jericho 941, ABD'de Magnum Research tarafından Desert Eagle'a ithafen Baby Eagle adı altında
satılmaktadır. Jericho daha çok İsrail polis kuvvetlerinin kullandığı bir tabancadır.

[Resim: qsuplpi.jpg]

Sahra sökümü yapılmış hali.Sökülmesi aynı CZ 75 B gibi.

[Resim: kpeu5aj.jpg]

Tabanca hakkında fazla teknik bilgiye ve ayrıntıya girmeden kısa bilgiler vereceğim:

1)CZ75’in klonu Tanfoglio’nun kopyası olduğu için tek/çift hareketli tetiğe sahiptir.

2)CZ’ye göre namluları normalden biraz daha etlidir. Sürgüler aynı zamanda .41AE namlulara
da uyumlu olması için biraz daha etli kesilmiştir.

3)Tamamen çelik olduklarından ağırdırlar. Hizmet boyu CZ 75’e göre daha büyük durmaktadır.
Sürgü, CZ 75 gibi gövde içinde hareket eder.

4)F versiyonlarının tetikleri CZ’ye göre daha yumuşak ve tetik kurulma mesafeleri daha kısadır.
Tetik,namlu,sürgünün gövde içinde kayması  vd nedenlerden atış dağılımları iyidir.

5) Ülkemize gelen 941’lerin namluları poligon profilli namlulardır. Dolayısıyla çıkış hızları 
konvansiyel namlulara göre daha fazladır ve daha kolay temizlenir.

[Resim: q5bglh6.jpg]

6) Özellikle F versiyonlarının kabzaları ince ve uzun olduğundan, küçük elli ve kısa parmaklı
atıcıların rahat ettiği silahlardır. FB modelleri ise her elin rahat edebileceği silahlar değildir.

[Resim: r338wwh.jpg]

7) Silah emniyete alınıp, sürgü bu şekilde şarj edilebilir. İrca yayları sert olup, şarjör 
serbest düşer.

[Resim: 8u9f91j.jpg]

8)İğne arkadan bir plaka ile sabitlenip kolay sökülüp takılıp, bakımı ve temizliği de 
daha kolaydır.

[Resim: qkq3kkl.jpg]

Halen polimer ve çelik gövdeli olarak 941’lerin üretimi devam etmektedir.

[Resim: 1eai5k4.jpg]

Sonuç olarak, 941 dünyada en çok klonu yapılan tabancalardan biri olan CZ 75’in klonu
Tanfoglio’dan kopyalanan, CZ’ye göre daha yumuşak tek/çift hareketli tetiğe sahip,poligon
namlulu, kabza yapısı nedeniyle küçük elliler tarafından da rahatlıkla kullanılabilen, atış 
dağılım özellikleri iyi olan, ağır ve büyük tabancalardır. Taşımak için uygun değillerdir.CZ 75 
kullanıcıları tarafından çirkin ve büyük bulunmaktadırlar.
Artık çok fazla rastlanmayan tabancaların ikinci elde satış fiyatları 3.000-3.500 Dolar
(100.000-115.000 TL) arasındadır.)

Bu konuyu yazdır