Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 1,328
» Son Üye Florist
» Toplam Konular 952
» Toplam Yorumlar 6,001

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Şu anda 459 aktif kullanıcı var.
» (1 Üye - 456 Ziyaretçi)
Baidu, Google, Colt1911

Son Yazılanlar
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
07-10-2026, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 206
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,781
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,627
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 489
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 957
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 249
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 390
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,246
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 488
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 535
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,985
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 289
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 300
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,961

 
  Namluda parçalanan kovan, Glock 34'ü kırıma uğrattı; atıcı yaralandı
Yazar: AliGalip - 24-06-2024, 01:47 - Forum: Mühimmat - Yorum Yok

Selamlar,
ABD'de genç yaştaki bir atıcı, Glock 34 tabancası ile Zincpoint marka (124 grain pirinç kovan) fişek attığı sırada fişek patlıyor ve kovanın tabanı parçalanıyor. Atıcıya doğru basınç yöneliyor, tabancanın sol tarafında bir çok parça dağılıyor ve yerinden çıkan sürgü tutucu 'atıcının sol elini' (atış eli sağ) yaralıyor. 

[Resim: pt1.jpg]

Bu da elinin hali:

[Resim: pt3.jpg]

Glock firması kurumsal bir marka olmanın gereğini yaparak silahı hızla alıyor ve gerekli onarımı yaparak atıcıya teslim ediyor ama atıcı uygun fiyata almış olduğu bu fişeklerden bin pişman şekilde Zincpoint firmasıyla ikna/ödeme/hukuk mücadelesine giriyor.

Videoyu merak edenler buradan izleyebilir, 50'nci saniyeden itibaren olan oluyor:

Bu konuyu yazdır

  Emekli polis, gaspçı tarafından öldürüldü!
Yazar: AliGalip - 21-06-2024, 20:17 - Forum: Medya-Haber-Kitap - Yorum (4)

İstanbul Bağcılar'da emekli polis memuru Avşin Altuntaş, 19 Haziran Çarşamba günü, gece saatlerinde, arkadaşlarıyla park halindeki otomobilde oturduğu sırada, bir kişi silah zoruyla otomobildeki Altuntaş ve arkadaşlarının telefonlarını gasbetti. Saldırgan uzaklaştığı sırada otomobilden inen Altuntaş, silahıyla havaya ateş etti.
Bunun üzerine saldırgan silahıyla Avşin Altuntaş'a ateş etti. Göğsünden vurulan Altuntaş hayatını kaybetti.

CAN SIKAN MESELEYE GELELİM:
-Neden gaspçıyı vurmak yerine havaya ateş etti?

-Gaspçıyı vursa hayatının kararacağını kendisine düşündürten bu kanunlar, hadi versin hayatını şimdi geri?!?

- TCK 25 ve 27'nin masum vatandaşı "gerçekten koruyacak şekilde" güncellenmesi gerekmiyor mu? Veya daha kaç kişi böyle cahil cühela elinde can vermeli? 

DERS: Memlekette haklı olsan dahi silahını çekerken sen 100 kez düşünüyorsun, suçlular ise bir kez bile düşünmuyor. O halde silahı yok say. 

https://www.ntv.com.tr/turkiye/bagcilard...XR0bPFP5lg

Bu konuyu yazdır

  Beretta tabancaların üretim tarihlerinin belirlenmesi
Yazar: alpSaral - 21-06-2024, 00:45 - Forum: Beretta - Yorum Yok

Aslında aşağıdaki tablo İtalya menşeli tüm tüfek ve tabancalar için geçerlidir.

Ancak bunların büyük oranda Beretta olması nedeniyle doğru yer burası diye düşündüm.

Tanfoglio, Bernardelli, Benelli gibi silahlarınızda da kullanabilirsiniz.

Silahın namlu, kapak veya gövde gibi parçalarında (genelde tetik korkuluğu üzerinde veya yakınlarında olur) aşağıdaki kodları arayıp bulacaksınız. Bulduğunuz kodun karşılığı olan yıl silahınızın üretildiği yıldır.

[Resim: image.png]

Şayet 1945 yılından önce üretilmiş bir İtalyan silaha sahipseniz onun sistemi biraz farklı. Silahın üzerinde yine roma rakamları bulacaksınız. Bu roma rakamları silahın üretildiği ayın ve senenin son 2 hanelerini içerecek (tek haneli aylarda tek rakam) Yani Ocak 1922 üretimi bir silahın kodu normal rakamla 122 olacaktır (1 ay, 22 yıl) dolayısıyla bu silahta IXXII ibaresi bulunmalıdır.

bu bilgileri aldığım sitede sorgulama hizmeti de var. Ancak adresin kapanma ihtimaline karşın sistemi buraya kaydetmiş olalım. (1945 öncesini sorgulayamıyor, onu uğraşıp kendinizin çıkarması lazım)


https://www.rem870.com/gun-manufacture-d...e-look-up/

Bu konuyu yazdır

  Beretta 70 Serisi (Model 70)
Yazar: alpSaral - 21-06-2024, 00:10 - Forum: Beretta - Yorum (4)

Beretta 80 serisi Model 81 ile başlar ve Beretta’nın seriye verdiği Cheetah (Çita) dır

80 serisinden yaklaşık 20 yıl önce piyasaya sürülen 70 serisi ise Model 70 ile başlar ve serinin takma adı New Puma idi.

80 serisi medium frame, 70 serisi ise small frame ürün gamında yer alacak ve model 1935 tabancaları değiştirecekti.

Serinin tüm modelleri hakkında kısa bilgi verip, ülkemizde genel olarak bulunan 3 varyantı olan Mod.70’i incelemek istiyorum. (Çapraz emniyetli -çift düğmeli-, normal emniyetli ve alüminyum gövdeli)

Not: Silah satış ilan sitelerinde birkaç tane Mod.71 gördüm. Bunların ne şekilde piyasaya girdiği konusunda hiçbir fikrim yok. Geçmiş dönemde TSK’ya bazı firmalar adetli (40-50 civarında) örnek tabancalar göndermekte ve bunlar TSK envanterine girip, sonradan MKE aracılığı ile veya personele satış yoluyla elden çıkartılmakta idi. Bu silahlar da piyasaya bu şekilde girmiş olabilir)

1958 yılında üretimine başlanan “çift düğmeli” beretta model 70 özellikle Avrupa’da çabucak benimsendi.
[Resim: inch-Beretta-70-New-Puma-32-ACP-PR68937-...-AA113.jpg]

Bu dönemde tabancadan TSK’da edinmeye başladı. Bu modeller özellikle aynı dönemlerde edinmeye başlanılan Vzor tabancalarla birlikte 1972 yılından itibaren kademeli olarak envanter dışına çıkartılmaya başlandı. TSK envanterine alınmış tabancaların sürgü sağ tarafında "TC Ordusu Subaylarına Mahsustur" ibaresi üretilirken yazılmıştır.

[Resim: Advertiser_Image_1113101585120296.jpeg]

1960’ların başında Beretta emniyet mandalını “çapraz geçme” şeklinden, klasik manivela tipine çevirdi, yine bu dönemde tetik irtibat parçalarında revizyona gidildi ve tetik mesafesi ve çekme gücü iyileştirildi. Böylelikle genel olarak bildiğimiz görünüme kavuşmuş oldu.

Özetle satın alma esnasında kararsız kalıyorsanız, tek düğmeli modellerin daha yeni ve iyileştirmeler içerdiğini kabul edebilirsiniz.

Aşağıda yeni tip bir Model.71 susturucu vidalama için namlu ağzına açılmış dişler
[Resim: Beretta-71-b.jpg]

1968 yılına gelindiğinde, son 5 yıl içinde ABD başkanı ve kardeşine ek olarak siyahi haklar savunucusu Martin L.King JR’ın tabanca veya hafif silah mühimmatları ile suikaste uğramaları sonucu ABD’de ilk ciddi silah kısıtlamaları gündeme geldi. 25 (6,35), 32 (7,65) ve .22 Short çapların ithalatı yasaklandı. Belirli boyutların altındaki tabancalar bu yasaktan nasibini aldı. (FN 1910, Baby Browning gibi silahlarla birlikte Mod.70 beretta’da bu sınırların içinde kalmaktaydı)

Bu tip silahların ve bu mühimmatların aslında ABD’de doğmuş olmalarına rağmen günümüzde ABD’de hiç popüler olmamalarının nedenlerinden biriside bu yasaklamadır. (1968 haziran ayı Time dergisi konuyla ilgili kapağı)
[Resim: gun-control-act-1968.jpg]

Beretta bu yasakları aşmak için silahta revizyonlara gitti. Bu model Mod.70S adını alacaktı, bildiğimiz Mod.70 tabancadan fark olarak .380 ACP mühimmat atan versiyonu da geliştirildi, ayrıca .22 versiyonlarda olduğu gibi basit ayarlanabilir bir gez seçenek olarak sunuluyordu.

Ölçü kısıtlarını aşabilmek için kabza konturu alt art taraftan dışa doğru genişletildi ve bu genişleyen alana bir şarjör emniyeti konuldu (bir manivela ve yay doğrudan horoz ayağına gelecek şekilde ekstra bir emniyet sağladı)

Böylece ABD pazarı için kısıtlardan kurtulmuş oldular. Maalesef bu tabanca Türkiye’ye hiç gelmedi
[Resim: BERETTA-MODEL-70-S-22-LR-102657814-401-B...FA3047.jpg]

1972 - 1976 yılları arasında İsrail istihbarat örgütü personelinin özellikle yurt dışı operasyonlarda Model 71 varyantını kullandıkları bilinmektedir. Entebbe baskını ve Münih Olimpiyat olaylarının ardından İsrail tarafından gerçekleştirilen infazlarda bu silah susturuculu olarak kullanılmıştır.

1974 yılına gelindiğinde, 1945’ten bu yana tüm İtalyan üretimi silahlarda belirlenmiş roma rakamlı üretim yılının belirtildiği son silahlar yapılmaktaydı. Bu silahlarda tetik korkuluğunun sağ tarafında XXX ibaresi vardı ve bu 74 üretimi anlamına gelmekteydi. Bu tarihten sonra İtalya’nın ürettiği tüm silahlar 2 harften oluşan ve günümüze dek gelen sisteme geçtiler 1975 yılındaki silahlarda aynı yere artık AA ibaresi yazmakta idi.

Bu geçişte sadece markalama değişmedi. Model 80 ve Model 92 için tüm ar-ge ve tasarım aşamaları bitmiş ve Beretta tarihinde ilk alüminyum alaşım gövdeli tabancalarını üretmeye hazırlanıyordu. Large ve medium frame olarak adlandırılan bu silahların yanında small frame ürün gamından da mod.70 tabancalar alüminyum alaşım gövdeye geçirilmeye başlandı.
Bir yandan önceden üretimi yapılmış çelik gövdeli modeller birleştirilirken bir yandan da yeni alaşım gövdeli tabancalar piyasaya sürüldü. Bu nedenle net olarak 1975 yılındaki silahların hepsi alüminyum denilemiyor. Ancak takip eden yıllarda ve üretimin bittiği 1985’e dek tabanca alaşım gövdeyle üretildi.

Çelik gövdeli standart .32 acp Mod.70 tabanca şarjörsüz 660 gr.ağırlığında iken alaşım gövdeli model 522 gr.ağırlığındadır.

Genel uzunluğu 165 mm.
Yüksekliği 123 mm.
Namlu uzunluğu 90 mm.
Şarjör kapasitesi 8 mermidir (9x17mm versiyonlarda 7 mermi)
70S modelin toplam uzunluğu 176 mm'ye denk gelmektedir.


Çift düğmeli beretta tabancanın orijinal bakım ve kullanım klavuzu
https://www.berettaweb.com/Munuals/Beret...manual.pdf
Tek düğmeli beretta tabancaın orijinal bakım ve kullanım klavuzu
https://www.indaginibalistiche.it/utliti..._EN_ES.pdf
Kaynaklar:
https://www.berettaweb.com/mod_70/mod_70_P1.htm
https://www.collezionareexordinanza.it/u...istols.pdf (e-kitap)


Beretta 70 serisi tabancalarını aşağıda derledim.

Bunlar katalog bilgileridir ve değişiklik gösterebilirler. Türkiye'de 70 ve 71 dışında olan modellere rastlamadım.

[Resim: image.png]

Bu konuyu yazdır

  Beretta 81,84,87
Yazar: ceycey - 18-06-2024, 18:18 - Forum: Beretta - Yorum (8)

Beretta 81,84,87:

[Resim: 29f1t37.jpg]
Yarım asırlık bir İtalyan firması olan Fabbrica d'Armi Pietro Beretta tarafından üretilen,ülkemize
92 FS’le birlikte  MKE tarafından ithal edilip satılan  81,84 ve 87’yi inceleyelim:

Bu tabancalar, orijinal model adı olan "Seri 81" veya "80 Serisi" ile de bilinen Beretta Cheetah
(Çita) serisinde olan tabancalardır. 1976 Yılından itibaren üretilmeye başlanmışlardır . 32 ACP 
(Model 81 ve 82), .380 ACP (9 mm Kısa) (Model 83, 84, 85, 86 ve 80X) ve .22 LR (Model 87, 
87 Target) modellerini içerirler.

Üretimleri 2017'de duraklatıldı. Ancak Beretta, 2023'te 80X'in (FS 84'ün güncellenmiş bir versiyonu)
piyasaya sürerek  markayı yeniden canlandırdı.

[Resim: f3zmyc7.jpg]

Serideki tabancaların ortak özelliği,açık namlulu, geri tepmeli,tek/çift hareketli ve kompakt
olmalarıdır. MKE bu seriden sadece  81,84 ve 87’yi ithal edip satmıştır.

Tabancaların ilk versiyonlarının kodları Model 81,84  iken sonra F81,84 son olarak da
FS 81,84 olmuştur.87'nin F ve FS varyantı yoktur.
Ülkemizde “Düğmeli Beretta” denilen ve küçük çaplı tabancaların liderlerinden olan Mod 70’in
yenilenmesi düşünüldüğünde, bu boşluğu doldurmak üzere Cheetah Serisi üretilmiştir.Ancak,
Mod 70 üretimi 1985 yılna kadar devam etmiştir.

[Resim: n3ouwdp.jpg]
Mod 70

(F) FS 81, 7.65 çapında(32 ACP) ve 12+1 kapasitelidir. Çift sıralı şarjörü vardır.

[Resim: j0aa0xm.jpg]

(F) FS 84, 9X17 mm (38 ACP) (Kısa 9) çapında ve 13+1 kapasitelidir. Çift sıralı şarjörü vardır.

[Resim: ct2zhz5.jpg]

87, 22 LR çapında ve 8+1 kapasitelidir. Şarjörü tek sıralıdır.

[Resim: 3zi993y.jpg]

Tabancaların,özellikle 81 ve 84’ün birbirinden ayırt edilmesi zordur.Gövdelerinin sağ 
tarafında çapları yazar. 87 tek sıra şarjörlü olduğundan, daha küçük ve incedir.

[Resim: 56ekwxj.jpg]

Sol tarafta aynı yazılar, seri numarası ve fabrika onay kodları bulunur.

[Resim: mbz3blj.jpg]

Ölçülerine gelirsek: üçünün de uzunlukları 172 mm,namlu uzunlukları 97 mm’dir.
81 685 gr,84 660 gr,87 ise 570 gr ağırlığındadırlar. Gövdeleri alüminyum alaşımdır.
Genişlikleri 28-33 mm’dir.
[Resim: 6tkhkwc.jpg]

Bu konuyu yazdır

  Ata Arms CY Taktik tüfeğin mekanizma devinim hantallığı
Yazar: iztay - 18-06-2024, 00:00 - Forum: Av Tüfekleri - Yorum (4)

Herkese iyi bayramlar dileklerimi ileterek yazıma başlamak istiyorum.

Geçtiğimiz hafta Ata Arms marka, CY Taktik modeli, OD Green rengi, gazlı sistem, 7 adet fişek kapasiteli tüp sarjörlü, 47 cm namlu boylu, 3" fişek yatağına sahip yeni tüfeğimi satın aldım.

Dün CY Taktik tüfeğimle ilk atışlarımı gerçekleştirdim. 80 adet fişek attım. Sadece bir fişekte besleme sorunu yaşadım ve bu besleme sorununu da mekanizma kurma kolunu geriye çekip bırakarak giderdim. Bu besleme sorununu bir problem olarak görmüyorum şu an ve fişek faktörü de dahil birkaç sebepten dolayı olabileceğini değerlendirdim kendimce. Asıl yaşadığım sıkıntıdan bahsediyorum:

Benim asıl yaşadığım sıkıntı CY Taktik'in mekanizma deviniminin çok hantal olmasıdır. Atışları icra ederken seri bir şekilde art arda tetiğe basıp mükerrer atışlar yapmak istediğimde, tetiğin; bu seri mükerrer atışlara tekrar kurulup çekilip ateş etmeye hazır olmaya yetişememesidir. Bazen nadir bir şekilde yetişiyor ama hiçbir çalışma stabilliği söz konusu değildir. 

Tüfeğin hantal çalıştığı kanaatine nasıl vardığımı, diğer marka-model tüfekler ile nasıl mukayese edebildiğimi açıklayacak olursam: İnanın bu zamana kadar birçok farklı marka-model ve farklı çalışma prensibinde yivsiz tüfek kullanma tecrübem oldu. Çalışma prensibinden bahsettiğim, ister bu serzenişinde bulunduğum Ata CY Taktik gibi aynı sistem çalışan gazlı sistem olsun, isterse kinetik sistemli çalışan bir tüfek olsun fark etmez hepsini de kullanma tecrübem oldu. Hatta ve hatta, kinetik sistemli kullandığım tüfekler Ata CY Taktik'ten daha seri çalışmakta idiler. Evet durum maalesef böyle.

Kendimce bir değerlendirme yaptığımda, CY Taktik'in daha önceki kullandığım gazlı yivsiz tüfeklerden bir tek farkı irca yayının el kundağının altında değil de dipçiğe doğru mekanizma arkasında olmasıdır. Benim gözlemlediğim tek mühendislik farkı budur. Acaba bu tasarım farkından dolayı böyle bir durum yaşamam söz konusu olabilir mi?

Ya da ne bileyim, mesela bahsettiğim gibi tüfekle henüz 80 adet fişek atışı gerçekleştirdim. Tüfeğin belki de parçalarının (irca yayı vs.) zamanla açılıp daha seri çalışması için çok daha atış mı gerçekleştirmem gerekiyordur?

Ya da acaba tüfeğimin tetik tertibatından kaynaklanan bir sıkıntı mı mevcuttur? Zira, daha önceki kullandığım bütün tüfeklerin tektiklerine kıyasla kullanımında en memnun kalmadığım tetik yine bu CY Taktik'in tetiği oldu.

Bakınız tekrar ifade etmek istiyorum saygıdeğer üstatlar, saygıdeğer okuyucular. Birçok farklı marka-model tüfek kullanma imkânım oldu, sayısını hatırlayamayacağım kadar. Bu Ata CY Taktik'te bir hantallık söz konusu, bunu biliyorum, tecrübem ile fark edebiliyorum ama neden dolayı böyle olduğunu bilemiyorum. Bu tüfeğin mühendisliği mi farklı, yoksa benim tüfekte bir hata/sorun mu var vs. vs. bilemiyorum. İnternet üzerinden bu mevzuubahis ettiğim durumla ilgili acaba böyle bir kullanıcı geri bildirimi var mı diye göz attığımda hiçbir şekilde rastlamadım.

Bu şekilde bir durumla karşılaşmam morelimi bozdu. Tüfeği kullanmamda hiç şevk bırakmadı. Önümüzdeki hafta Ata CY ile 400-500 adet arası fişek atmayı planlıyorum. Bugün de tüfeğime tam 4 saat süren çok detaylı-özenli bir temizlik yaptım ve piyasadaki en kaliteli/pahalı olarak bilenen temizleme ve ayrı olarak yağlama yağlarını kullandım. Eğer önümüzdeki haftadaki atışlarımda bu şekilde memnuniyetsizliğim devam eder ise fabrikayla durumla ilgili irtibata geçmeyi düşünüyorum. Sonrası ne olur bilemem.

Okuyan ve ilgilenen herkese şimdiden teşekkürlerimi sunarım. Bu şekilde bir durumla karşılaşan veyahut duyan, bilgisi olan kişiler yorumlarda bulunurlar ise benim için gerçekten destek olup beni mutlu edeceklerdir.

Bu konuyu yazdır

  GEYİK SIKISI (Buckshot ya da Şevrotin)
Yazar: Sabri - 17-06-2024, 16:31 - Forum: Mühimmat - Yorum (4)

Değerli Forumdaşlarım.

Dilimizde “Domuz sıkısı” diye bir deyim var. Nedense domuz vurmak için kullanılan sıkı değil de, çoğu insanın aklına bir “rakı ölçü birimi” gelir.  Şevrotin de dilimize Fransızca’dan gelmiş bir kelime. Chevreuille (Geyik) kelimesinden türemiş. İngilizce’de de “Buck” geyik demek. Buckshot ne oluyor?  “Geyik Sıkısı”.
 
Başlangıçta ince derili orta boy av hayvanları; (Geyik, Çakal, Tilki, Kurt, hatta leopar gibi) vurmak için kullanılan iri saçmalar olarak kullanılmış. Saçmaya göre, enerjisi yüksek, çok etkili, 30-50 metreler arasında öldürücü hatta durdurucu. Sonra “Askeri” kullanımda ve ABD’den ithal “Ev savunması” kavramında meşhur olmuş bir sıkı…
 
Sekizlisi, dokuzlusu, 12 li vs.. sayıda çok iri saçma. Bazıları tabanca mermisi boyutunda. Bizde çok sık kullanılmadığı için etkisi, dağılımı, menzili bilinmiyor. Hakkında biraz şehir efsaneleri dolaşıyor. İlk olarak test amaçlı satın almaya çalıştığımda, satan bayi “Ne yapacaksın bunu? Çok dağılır, yanındaki arkadaşını mı vuracaksın?” dedi. Bazılarına göre öyle dağılır ki, tanelerden bir tanesi nasılda hedefe denk gelir, nişan almadan salla gitsin.. Hangi mesafede ne kadar dağılır, nasıl bir patern sergiler bilinmez…
 
Bizde pek sık kullanılan bir sıkı türü değil. Hakkında çoğunlukla kulaktan dolma bilgiler var. Saçma numaralarında sonra No. 4-3-2-1 sonra 0, 00, 000 diye gidiyor boyutuna göre numaraları:
[Resim: pelletv-sizes.png]
6.1 mm çaptaki #4 Buckshot’dan, çapı 9,14 mm olan 000 olana kadar. En çok kullanılanı ev savunması için tavsiye edilen #4 ve 00 buckshot…

[Resim: pelet-say-s.png]
 
00 (Double ought buck) 8 veya 9 pelet içerirken, #4 21-28 pelet içeriyor.
 
Şevrotin sıkıları genellikle 1200-1600 fps ( 365-487 m/s) namlu çıkış hızları arasında üretilirler. Saçmanın sertliği, kaplı olup olmaması, buffer, tapa gibi etmenler hedefteki dağılımını etkiler. Elbette arzu edilen uzun mesafede toplu olarak gitmesidir. Ancak tüfekten tüfeğe, kullanılan şoka göre dağılımı etkilenir.
 
Daha önce saçma balistiği konusunda yazmıştım “Hız saçmanın düşmanıdır”. Aniden hareket eden arabanın koltuğuna yapıştığımız gibi hız arttıkça saçma taneleri daha namlu içindeyken tapanın geri kısmına yaslanarak ezilirler. İngilizce set-back (geriye yaslanma) denilen bu olay namlu çıkış hızı arttıkça çoğalır.

[Resim: Ekran-Resmi-2024-06-14-23-19-43.png]

Ezilen saçmaların balistiği bozulduğu için tapadan çıktıktan sonra daha hızla yavaşlarlar ve yana doğru açılırlar (saçma bulutu ve saçma dizisi oluşması).  Genellikle namlu çıkışından 3-4 m kadar saçmalar toplu halde gider, tapadan ayrıldıktan sonra, her metrede 2.5 cm kadar yana açılmaya başlarlar. Şevrotinler de bu olayların dışında değildir. Ancak ufak saçmalara göre daha az deforme olurlar. Aşağıdaki ultra yavaş çekim videosunda, 6 numara saçmalar bir dizi oluşturup hedefe vururken, daha az deforme olan, balistiği daha iyi 00 şevrotinlerin  hemen hemen aynı zamanda hedefe ulaştığı görülüyor:
[/url]


Şevrotin ağırlığı nedeniyle daha ufak saçmalara göre yüksek enerjiye sahiptir. 00 Şevrotin  Göğüse tek atışta ayni anda 9 tane 9 mm mermi atılmış gibi bir enerji taşır. Tek atışta yüksek durduruculuğu vardır. Zira FBI kriterlerine göre durduruculuk için öngörülen balistik jele  13-18 inç (30-40 cm) penetrasyonu sağlar.
 
Yakın çatışmalarda yivsiz tek kurşunlar tuğla, asmolen katlarını geçebilirken, şevrotin sadece alçıpan duvarları delip geçebilir. Bu yönüyle kapalı mekan çatışmalarında yan odadaki canlıların zarar görmemesi sağlanır.
 
Şevrotin iri saçma taneleri nedeniyle diğer ufak saçmalara göre daha yüksek balistik katsayıya sahiptir demiştik:
 
Yaklaşık 5-6 yıl önce TT forumdan Sn. Kanuni ile piyasadaki çeşitli şevrotinler ve kendi el dolumlarımız ile çeşitli parametreleri içeren 5-7-15 metre mesafelerde kapsamlı bir şevrotin çalışması yapmış ve forumda detaylı bir şekilde yayınlamıştık :

[Resim: Ekran-Resmi-2024-06-16-22-49-14.png]

[Resim: Ekran-Resmi-2024-06-17-08-09-50.png]
[Resim: Ekran-Resmi-2024-06-16-18-55-56.png]

Kendi el dolumlarımızda tapanın şevrotin dağılımında önemli bir etken olduğunu göstermiştik. Yukarıdaki resimde en dış dairesi 25 cm çaptaki hedefte dağılımlar görülüyor. Eski kayıtların tüm resimlerini bulamıyorum ama bu çalışmada şoksuz namlulu Beretta 1301 ile 15 m.de Benelli M4 5 no.lu şoktan iyi, 4.no şok ile yakın değerlerde bir dağılım bulmuştuk. En iyi dağılımı veren de Sterling Long range nikel kaplamalı 00 şevrotini olmuştu.
 
Şok, şevrotin de her zaman başarılı olmuyor. En iyi grupmanın şoksuz slug namlu ve en fazla modifiye şok ile elde edildiği çoğu çalışmada gösterilmiş.
 
Lucky Gunner BUCKSHOT
[url=https://www.luckygunner.com/lounge/more-stuff-you-should-know-about-buckshot-part-2/]
 
00 Buckshot ile ilgili Lucky Gunner sitesinde gösterilen ilginç bir bulgu var:

[Resim: 9-vs-8-pellet.png]


Her zaman olmasa bile çoğu zaman 9 pelet 00 şevrotinde bir tanesi flyer olarak gruptan uzağa gidiyor. Bu hedef civarında istenmeyen bir şeyin vurulabilmesi anlamı taşır. 40 yarda mesafede yapılan atışlarda 9 pelet 00 şevrotinde ortaya çıkan durum:

[Resim: 9-pelet-buckshot.png]

8 peletlik 00 şevrotinde böyle bir durum olmuyor:
 
[Resim: buckshot-8p.jpg]

Daha toplu bir grupman elde ediliyor.
 
Şevrotin de arzulanan ufak, toplu bir grupmandır. Yeni nesil tapalar ve buffer desteği ile bu 40 yarda (36,6 m) mesafede mümkün olmaktadır.
 
[Resim: Ekran-Resmi-2024-06-17-14-36-37.png]

Saçma sıkılarında olduğu gibi, şevrotinde de nişan almak şarttır. Rasgele sıkarım, nasılsa biri denk gelir gibi bir düşünce son derece yanlıştır.
 
Özetlersek:
 

  • Şevrotin 30-40 m. ye kadarki yakın mesafelerdeki çatışmalarda etkili bir mühimmattır
  • Ev savunmasında #4 veya 00 tercih edilebilir
  • Her tüfeğe göre dağılım farklılık gösterebilir, kullanmaya karar vermeden önce o tüfekle test edilmesi gerekir
  • Dağılım uzun mesafede sorun yaratabilir, istenmeyen objelere zarar verilebilir
    Saygılar 

Bu konuyu yazdır

  Kırıkkale
Yazar: ceycey - 17-06-2024, 15:15 - Forum: MKE - Yorum (5)

Bu konuda eski forumda 4-5 konuda paylaşımlar yapılmış, bazı sayfalar silinmiş, ancak öylesine
tartışmalar yapılmış ki bu sırada 3 kişi forumdan yasaklanmış. Üzerine bu kadar tartışılan,üstelik 
milli tabancamız hakkında bir konu açılmasa olmazdı.

MKE Kırıkkale :

[Resim: i29hj01.jpg]

Kırıkkale Tabanca, ülkemizin Killigil’den sonra üretilmiş ikinci yerli tabancadır.1945 Yılından 
itibaren Kırıkkale’de bulunan MKE’ye ait fabrikada üretilmeye başlanmış, ismini de bu şehirden 
almıştır.

[Resim: 24fi26o.jpg]

Tabanca bir Walther PP klonudur. Üretime başlanmadan önce Walther mühendislerinin ülkemize 
gelerek, tabancanın nasıl yapılacağını gösterdikleri söylenir. Bir söylentiye göre patent koruma 
süresi dolduğu için lisans alınmamıştır. Diğer söylentiye göre Almanya izin vermiştir.

[Resim: sl05xzf.jpg]
Walther PP

Tabanca 1947 yılından itibaren polislere ve askerlere dağıtılmaya başlanmıştır. Tabi başka bir 
tabanca alternatifi olmadığı için siviller de bu tabancalardan bolca almışlardır. Tabancanın 
üretimi 2000 yılında sonlandırılmış, ancak depolardaki tabancalar yanlış hatırlamıyorsam 
2017-18 yıllarına kadar MKE’de satılmaya devam edilmişti.

[Resim: j4b8vso.jpg]

Bu genel açıklamalardan sonra teknik özelliklerine bakalım:

Tabanca  9x17mm Browning ve 7.65×17mm çaplarında üretilmişlerdir. Kısa 9 denilen 9X17 mm
çapında yapılan tabancaların sürgülerinin sol tarafında “Çap 9mm” yazar. 7,65 olanların sürgü 
üstü yazıları uzunlamasına sığ bir kanal içine yazılmış .Daha çok 7.65 çapında üretildiği belirtilir. 
Kısa 9 çapındaki tabanca 8, 7.65 olanlar 7 kapasitelidir.

[Resim: lwxen1l.jpg]

[Resim: 4s9izw3.jpg]

Tabancanın boş şarjörlü ağırlığı 700 gr, uzunluğu 170 mm, namlu uzunluğu 98 mm, yüksekliği
112 mm, genişliği ise 32 mm’dir. Etkili mesafesi 30-50 metredir.

Tabanca basit geri tepme sistemiyle çalışır. Düşük basınçlı mermi tercih edildiğinden, kilit sistemine
gerek duyulmamıştır. İrca yayı serttir.  Kopyası yapılan PP gibi namlu sabittir, bu yüzden irca mili
de yoktur.

[Resim: q15mhmz.jpg]

Tabancanın tetiği Walther PP tek/çift hareketlidir.Sürgünün sol tarafında bulunan emniyet mandalı
hem horozu düşürür hem de tetiğin hareket etmesine engel olur.

[Resim: 5v5kkf3.jpg]

Tabancada ayrı bir sürgü yakalama-bırakma manivelası yoktur. Bu işlemi elle manuel yapmak
gerekiyor. Arpacık sabit olup gez yandan takılmadır. Çekme kertikleri sürgü arkasında olup 
yeterlidir.

[Resim: q9qnbs4.jpg]

Atım yatağının dolu olduğunu gösteren, sürgünün arkasında gez ile ateşleme iğnesi arasında 
bulunan pimdir.

Şarjörü tek sıralı olup,şarjör çıkartma mandalı PP’nin aksine kabzanın altndadır.(İstisnai olarak 
1940-42 arası şarjör mandalı kabza altında olan PP’ler üretilmiş.)

Seri numarasının ilk iki rakamı üretildiği yılı gösterir.

Tetik korkuluğu aşağı çekildikten sonra sürgü geriye çekip-kaldırılınca söküm gerçekleşir.
[Resim: oze56ex.jpg]
Eski kullanım talimatının sayfalarından biri

[Resim: 3p9d8nv.jpg]


Saim Alper Erdem'in Kırıkkale Tabancası konusundaki 10.10.2021 tarihli yazısı:

Geçen asrın son on yılına kadar ülkemizin tek yasal tabancasıdır “Kırıkkale”… Bir Walther PP klonu…
Üretim, bütün devlet sektörüne dağıtılmak üzere 1947 yılında başlamıştır…
Orduya… polise… Taşıma hakkı olan tüm devlet görevlilerine… Ruhsat alabilen vatandaşa…
Basit geri tepmeli, ordu hizmeti için nisbeten zayıf bir tabanca… Kim tarafından, hangi muhakeme neticesi seçilmiştir… Muamma…
Orijinal tabancanın 1929 yılında çıktığını ve patent korumasının bizim üretime geçtiğimiz yıllarda sona erdiği düşünülürse… Bayağı bir muhakeme eseri gibi… Ordu için tasarlanan kilitli sürgülü “Walther P 38”in koruması o tarihte halen yürürlükte ve o seçilmemiş…
Gerçi…
Büyük bir savaştan mağlubiyetle çıkmış Almanya’da lisans işi için muhatap bulmak ayrı mesele…
“Kırıkkale” bilinen “PP” den, kabza altındaki şarjör mandalıyla ayrılıyor… “Walther”in bu yapılanmada “PDM” rümuzu ile “Münih Emniyet Müdürlüğü” için, bin, iki bin kadar üretilmiş bir modeli var ama, 1938 yıllarında üretimi sonlandırılmış ve ayrıca güvenlik mandalı “90” derece tanımlı… Ateşleme iğne kanal altı kapalı … Bizimkine benzemiyor… Bizimkinde mandal “60” derecelik ve iğne altı kanalı açık…
Yani…
”Kırıkkale” öyle rastgele bir “Walther”den kopyalanmamış… Daha güvenli tanınan kabza altı mandal… Son modele sanki bilerek eklenmiş…
İlk üretilen “Kırıkkale”ler, kabza plakaları haricinde orijinalini aratmayacak kalitede…
Aksayan tarafı kabzaları… Sağlam olanı bulabilmek mümkün değil…Bu aynı zamanda tabancaya yamanan “Çakar almaz” tanımının da muhtemel sebebi… Zira… Kabza plakalarının en çabuk kırıldığı yahut gevrek çips gibi büküldüğü ince mahalli üst kısmının hemen altında tetik kolunun irtibatta olduğu kurma levyesinin iki taraflı tesbit pimleri var ve kabza desteği bir şekilde yok olunca yerinden çıkıp tetik çekişini etkisiz hale getirebiliyor… Tam çıkmaları gerekmez… Manivela desteğini kaybetmeleri yetiyor…
Kabza arızası, geçen asrın son on yılına kadar hükmünü sürdüren bir vakıa…
Tabanca ordu ve polis için 9 mm Browning Short, diğer sektörler için 7,65 Browning çaplarında yapılmış… 7,65 olanların sürgü üstü yazıları uzunlamasına sığ bir kanal içine yazılmış…
Seri numarasının ilk iki rakamı, yirminci yüzyıl için üretim bir ve onlar hanesi yıllarını gösteriyor…
Tabanca bazılarına göre, “işe yaramaz bir maden parçası”… Bazılarına göre, “Harika bir atıcı ve hayat sigortası “… Değerlendirmelerin çoğunluğu muhtemelen silahın dilinden anlamamaktan kaynaklanıyor… Namlu dolu işaret pimini bir şekilde söküp yayını üzerindeki kanala yerleştirmeden takan meraklıların çoğunda tutukluk görülmesi bunun en iyi örneği…
MKE baskılı tabancalarda, nedendir bilinmez, geçen asrın son kırk yılı içinde gövde arkası kunduz kuyruğu giderek kısaltılmış… Halbuki orijinal “PP/PPK” larda dahi alçak sürgü altı nedeniyle mevcut olanı dahi başparmak üstüne atışta çizik atmasıyla ünlü…
Yine belli bir tarihi takiben tabancanın tetik kolu, talaşlı imalattan pres ve bükme şekline çevrilmiş… Mamafih bu çalışmada aksaklık yaratmıyor…
Tabancada en çok rastlanan arızalardan biri, yetersiz güçte konmuş veya kısa sürede, belki “sök tak”larla ezilmiş “Otomatik güvenlik yayı” nın yerine dönen sürgü vuruşunda altı bir anda boşalan horozu desteklemekte gecikerek otomatik ateşlemeye neden olması… Tabanca tek tetik çekişinde tek bir sesle bir anda tüm şarjörü boşaltıyor… Çözümü basit… Daha güçlü bir yay…
Özellikle “James Bond” filmlerinde, yazarının görüşünü etkileyen İngiliz uzman “ Geoffrey Boothroyd” sayesinde “PP/PPK” tabancalar her yerde en aranılan el silahlarından biri olmuştur… “Kırıkkale” ler de orijinali kadar olmasa da aranılanlardandır…
Yeniden yapılabilir mi… Buna değer mi…
Aslına tam bir sadakat ve yüksek kaliteyle… Evet… Hem “PP” hem “PPK” olarak…
En başta muhtemelen “Walther” alır…
Saygılar…

Bu konuda eski forumda yazılmış mesajların önemli olanlarını ve bilgi içerenlerini aşağıya
kopyalıyorum.(Genelde 2009 tarihli)

Lupus demiş ki:

Bu tabancanın hikayesi ve halihazırda içinde bulunduğu durum MKEK' nin yüzkarasıdır.
MKEK, zamanının trendlerine uygun olarak, yine zamanının en iyi markalarından birisini, eksikleri ile dahi olsa klonlama başarısını gösteren emektarların, alın terlerini hak ettiği şekilde değerlendirip, bir adım ileriye götürememiştir.

Zamanında Walther PP klonlanırken, üretimde kolaylık ve basitlik sağlayabilmek için şarjör mandalı da İkinci Dünya Savaşı öncesinde Suhl'de üretilen bazı modeller gibi kabza tabanına yerleştirilmiştir. İlerleyen zamanlarda, ne daha doğal ve kolay şarjör değiştirmeye olanak sağlayan şarjör mandalı silaha eklenebilmiş, ne model gamına PPK eklenebilmiş, ne de silahın genel işçiliğinde bir arpa boyu kadar yol alınabilmiş, hala horoz indirilirken bile patlaması ve parça kayıplarından dolayı otomatiğe geçmesi engellenememiş, silah klasik muhtar tabancaları arasında, sadece ruhsat harç bedelinden kurtulmak amacı ile el değiştiren bir model olarak yerini almıştır.

Bu gün '' bug '' ve '' back up '' piyasasının en kabarık olduğu ABD'de, Arjantinli Bersa çatır çatır Beretta / Walther karması .380 ACP / 9x17 mm klonlarını satmaktadır. MKEK hazretleri zamanında bu modeli adam gibi hak ettiği revizyonlardan geçirip, memleket için ayrı bir ekmek kapısı daha açabilirdi. Ama iş yapsa da, yapmasa da bir adama düzenli olarak para vermeye devam ederseniz, o da '' Dostlar alışverişte görsün, yeter '' zihniyeti ile çalışmaya devam eder. Özetle bu tabanca benim için MKEK' nin iç yüzünün çok güzel bir aynası olup, her elime alışımda kurumu ve çalışanlarını sitayişle anmama vesile olmaktadır.

Bu modelde iğne emniyeti var. Olmadığını söliyenler var bu yüzden bu bilgiyi veriyorum. (yada ben var zannediyorum)

Sn.mebilgin, silahınızın gövdesinin ortasında görülen aşağı yukarı hareket eden parça, otomatik iğne kilidi açma kapama manivelası olmayıp, sadece horozu bloke eden bir parçadır. Orijinal üretici otomatik iğne kilidini PP / PPK modellerine 9x18 mm kalibredeki çalışması olan PP Super modeline yaptığı tadilatla eklemiştir.

Aşağıda birinci şemada gördüğünüz 16 ve 17 no lu parçalar sadece horozu bloke etmektedir. İkinci şemada da, bu parçanın horoz ön sınırları ile ilişkisi incelendiğinde, nasıl grev yaptığı çok daha iyi anlaşılmaktadır. 13 no lu parça da horoz indirme sustası olup, bu da herhangi bir şekilde iğne kilitleme işlemi alakalı bir parça değildir.
Uzun lafın kısası, orijinal PP / PPK modelleri ve Kırıkkale' de otomatik iğne kilidi olmadığını söyleyenler doğru söylüyor, kendiniz de yazınızda belirttiğiniz gibi '' olduğunu zannediyorsunuz

mebilgin demiş ki:   Peki iğne emniyetinin olmayışı ne gibi bir dezavantaj getiriyor. Sonuç olarak horoz da bir emniyet var ve iğneye çarpmayacak. Ama otomatik iğne emniyetinin de bir anlamı olmalı mutlaka.

Aslında diğer mekanik emniyet unsurları kusursuz çalıştığında, iğne kilidinin olmaması tek başına bir dezavantaj değil. Ancak ayrıca olmasının getirdiği ekstra avantaj yadsınamaz. İlk versiyonlarında sadece horoz teması ile ilgili emniyet sistemlerine güvenen platformlarda, zaman içerisinde yaşanan tecrübelerle bunun yeterli olmadığına karar verilip, otomatik iğne kilidi tadilatları yapılmıştır. Hele hele kurulu kilitli olarak taşınmayıp, dolu atım yatağı üzerine horoz indirilerek emniyete alınacak sistemlerde sağladığı ekstra güvenlik göz ardı edilmeyecek kadar hayati öneme sahiptir.

Otomatik iğne kilidi kabaca araçlardaki emniyet kemerine benzetilebilir, diğer emniyet sistemleri de güvenlik için artık vazgeçilmez olmakla beraber, sağ kalım açısından en büyük pay yine de emniyet kemerine düşmektedir. Horoz indirilerek emniyete alınan sistemlerin emniyet kemeri de, otomatik iğne kilitleridir.

Sn.knec34, Walther PP ve PPK'ların Kırıkkale tabancalarından en önemli farkı, kaliteli işçilik, özellikle kaliteli şarjör ve yaylarıdır. Bu da orijinal modeli mekanik güvenilirlik açısından klonunun bir adım önüne geçirmektedir. Diğer yandan gerçekten hayatım tehdit altında olsa, herhangi bir Walther PP veya PPK ' ya sonuna kadar güvenebileceğimden emin değilim...

Bahsi geçen silahlardan Browning modelleri ise tetik ve emniyet sistemleri, namluları ile tamamen farklı silahlardır. Browning 1910 / 1922, sadece tek hareketli olmaları ve kurulu-kilitli olarak taşınmak üzere dizayn edildikleri için, Walther PP / PPK klonlarından, gerek emniyet, gerekse de taktik yaklaşım olarak bir adım geride kabul edilebilir. Kişisel olarak bu silahlar da canım burnumda iken tercih edeceğim silahlar değildir.

Gerek eski tek hareketli, gerekse de yeni çift hareketli modelleri ile Beretta, bence küçük kalibreli silahlarda mekanik güvenilirlik açısından çıtayı belirleyen firmadır. İhtiyaç halinde temiz bir Model 70'i veya yeni nesil bir Model 81 / 84'ü hiç tereddütsüz tercih edebilirim. Beretta Model 81' in yerli klonu olan Fatih13 de kişisel olarak kullanmaktan tereddüt etmeyeceğim silahlardan birisidir.

Bersa modelelri ile hiç kişisel tecrübem olmadığı için herhangi bir fikir beyan edemem.

Özetle, kendi hayatımı teslim edemeyecek kadar güvensiz olduğum bir silahın, kabul edilebilir mekanik güvenilirlik ve kullanım emniyeti sunabildiği tezine ısrarla karşı çıkma nedenim, kişisel tecrübelerimin tam tersi yönde olması ve bu tezin paylaşıldığı ortamda aynı zamanda yönetici sorumluluğu da taşımamdır. Herhangi bir kişinin, bu silahla acı bir tecrübe yaşamasının sorumluluğu alamayacak kadar bu silaha güvenimi kaybetmiş bir silahseverim.
Saygılar.

Ali Kozanoğlu demiş ki:

Sn. arkadaşlar,
(re Kırıkkale tabancalar)

Yurdumuzda piyasa rekabeti olmadığı devirlerde, sıradan vatandaşın silâh (yalnız ithal değil yerli de) alma şansı azken, üstelik bu silâhlar da 1950 küsür 1980 küsür arası neredeyse tamamen bir "devlet iktisadi teşekkülü" tarafından yapılırken ne kadar kalite ve/veya performans istikrarı bekleyebilirsiniz ki bir lütfen üretilen tabancadan. Neredeyse tüm subaylar, polis memurları, bekçiler ve silâh taşıması veya bulundurması kanunen mümkün olan eşhas bu belirli silâhı almaya mecburken.
Aslında Kırıkkale av tüfekleri de pek farklı değildi istikrar yönünden. Aynı dönemde ticari olarak av tüfeği ithalâtı da yasaktı. Ancak permiyle yurt dışında kişi yanında gelirse girebilirdi ülkeye. Tabii fiyatlar da ithal silâhlar için ayyuka idi. Aynı fiyat alışkanlığını şimdi de MKE sürdürüyor "istikrarla".

Saygılar,

Gunman demiş ki:

Kırıkkale iyi bir silahçının elinden geçtikten sonra güvenilir bir silahtır. Silahın genel olarak tutukluk nedeni tırnak, şarjör ve kötü mühimmattan kaynaklanır. 5 sene kısa 9, 5 senede 7,65 mm olan modelini kullanma fırsatım oldu. Atış yapması kolay vuruşları mesafesinde istikrarlıdır. 7,65 i daha çok tutulur. Çünkü eskiden Geco marka kaçak mermilerin cirit attığı memlekette bu mermilerle kırıkkale tabancası sorun çıkarmadan çalışmıştır.

Aynı performansı MKE'nin o yıllarda ürettiği evlere şenlik kısa 9 mermileriyle polis ve askerin elindeki kırıkkaleler gösterememiştir.

Kırıkkalede yapılması gereken en önemli revizyon kapak takımındaki iğne yuvasının alt taraftan kapatmak olmalıydı. 40 sene akıl edemediler. Buranın açık olan alt kenarı özellikle zayıf patlayan mühimmatta sürgü yeteri kadar hızlı geri gidemediği için şarjörün en üstündeki merminin taban çıkıntısı kapak takımının ön alt tarafındaki bölüme takılarak geri hareketi durduruyor. Bu sırada kapak takımının ön alt köşesi şarjördeki mermiyi tırnak boşluğundan ileri sürmeye kalkışınca altta kalan mermi besleme rampasının kılavuzluğunda fişek yatağı tepesine doğru dikiliyordu. İki atar bir dikerin hikayesi bu. Özellikle şarjör yayı baskısının yüksek olduğu full dolu taşımalarda ilk merminizde biraz sorun varsa ikinci mermide bile dikme yapmasının nedeni de budur.

İğne yuvası alttan kapatılmış olsa mermi zayıf bile olsa sürgünün şarjördeki merminin tablasına takılacak bir bölümü olmadığı için geri tepme işlemi sonuna kadar sürecek ve kapak takımı da şarjörde yükselen mermiyi sorunsuz namluya sürecekti.

Orjinal waltherlerde de bu bölüm açık ama el oğlunda mühimmat yıllara, aylara göre performans değişikliği göstermediğinden bu ihtiyaç görülmemiş hatta akla bile gelmemiştir.

Kırıkkale tabancada dikkat edilmesi gereken en önemli ayrıntılardan birisi şarjör diğeri ise çıkartıcı tırnaktır. Tırnağın gevşek veya çok sıkı olması boş kovanı yeterli kavramaması başlıca tutukluk nedenlerinden birisidir. Tırnağın başa bela olup olmayacağını namluya mermi sürerek kolayca anlayabilirsiniz. Namluya bir mermi sürün. Sonra şarjörü çıkartın. Ve sürgüyü normal bir hızda tabancayı namlusu karşıya bakacak şekilde tutarak manüple edin. Merminin kovan atma boşluğundan fırlaması gerekir. Yetersiz kavrama sorunu olan veya yayı gevşek tırnaklarda bu hareketi yaptığınızda mermi şarjör boşluğuna düşer. Böyle bir silahta boş kovan atma problemini her an yaşayabilirsiniz.

Kırıkkalenin rahatsız edici bence tek yapısal özelliği ise eli biraz kaba atıcıların baş ve işaret parmağı arasındaki bölgeye sürgünün arka tarafının temas etmesi yüzünden yaralanmalara neden olmasıdır. Orjinal modellerinde bu bölüm (hammer bite) daha uzun. Bizim mke üretimin ilk yıllarında orjinaliyle aynı formda bu bölümü yaparken sonradan nedense kısaltarak ellerimize yazık etmiştir. Şu durumda dikkatli tutmaktan başka bir çaresi de yoktur.

Bu silahla ilgili çok kötü şeyler anlatılır çizilir. Ancak unutulmaması gereken konu sitemizde bir çok silahla igili anlatılan, yazılan. çizilen modifikasyon çalışmasının bu silahla ilgili neredeyse hiç yapılmamış olmasıdır.

Bu silahı beylik tabancası olarak kullanan polis, asker, bekçi veya satın almış vatandaşın silahla ilgili fikri gerçekleşen tutukluk olaylarıyla sınırlıydı ve kötü izlenimleri yerli malına karşı güvensizlikle birleşerek maalesef günümüze kadar devam etti. Kimse ne tırnağı, ne açık iğne yuvasını ne şarjörü, ne de seri atışa neden olan takılma dişi yayını ve tetiği kilitleyebilen yay tapasını suçlamadı. Kötü mühimmatı da. Zamanın şartları altında herkes kendince haklıydı üretici hariç. MKE bir diğer tutukluk nedeni namlu dolu müşirini bile uzun süre önce iptal etmeliydi.

Bu arada kendi kullandığım 7,65 tabancanın da hiç tutukluk yapmadığını burada belirtmeliyim. Babamın polisken kullandığı beylik silahı olan kısa 9 ise mermi kutusundan seçtiğim ve çekirdeği birbirinin aynı olan mermilerde hiç takılmazdı. Ancak 80'li yıllarda 25 lik paket içinde öyle mermiler çıkardı ki namludan çekirdeğin nasıl çıktığına bile şaşardık.

Çok basit bir test yöntemimiz vardı. Mermiyi namlu fem ağzına yerleştirirdik. Eğer çekirdek kovana kadar gömülüyorsa o standart dışı mermiydi ve kesinlikle tutukluğa neden olurdu. Genelde bu mermi şarjörün dibini boylar son atılacak mermi olurdu. Dağda taşta da böyle mermileri atar şişeye tenekeye. Eğer Fem ağzındaki setlerin çekirdeğe temas ettiği yer ile kovan arasında 1,5 mm civarı bir boşluk varsa onlar standart mermiydi. Babam göreve giderken şarjöre bunları koyardım.

Standart dediğim mermilerde 78 model Kırıkkale’nin hiç tutukluk yaptığına şahit olmadım. Oysa diğer mermileri şarjörde araya koyduğumda mutlaka kendisinden sonraki mermi dikme yapıyordu.

C45 demiş ki:

Kırıkkale bizim tarihimizi anlatabilecek en güzel örnek olabilir belki, bende bir Kırıkkale sahibi olmama rağmen, üstelik benimkinin de hiç tutukluk yapmamış olmasına rağmen, yine de ben Kırıkkale hiç tutukluk yapmaz yavuzdan iyidir gibi iddialı konuşamam maalesef.
Çünkü çok samimi bir arkadaşımda da 7.65 Kırıkkale var ve ne hikmetse gıcır gıcır benimkinden bile iyi durumda ama ona rağmen 1 şarjörde ki buda 7 atış demek 3 defa tutukluk yaptı üstelik farklı farklı şarjörler ve yeni mermiler.
Bana kalırsa silah birazda şans işi. En pahalısını da alsan kul yapısı ve silah hata kabul etmiyor nihayetinde, mutlaka bir açık veriyor.
Kırıkkale hakkında çok yazıldı çok çizildi, benim 9mm'liğim tutukluk yapmadı ama kimde gördüysem ve duyduysam çok tutukluk yapan, zamanında polisin bile tutukluk yapması sebebiyle görevinde kullanamaması gibi pek çok şey duydum bu silah hakkında.
Ben açıkçası tarih kokan bir silah olduğu için seviyorum ve tahmin ediyorum ki tüm Kırıkkale kullanıcıları da bu silahın bu yönünü seviyorlardır.
Bunları bir yana koyalım da benim silahımın çatlayan alt gövde kızakları nolacak o konuda biri bana akıl versin.

High66 demiş ki:

Hakkında çokça tartışmalar yaşanmış olan Kırıkkalelerden bir adet bende de mevcut. Kendisi 7,65 mm çaplı, 1970 üretimi olup benim için manevi değeri büyüktür, çünkü bu silah 1970 yılından beri babama ait olup benimle yaşıttır. Ruhsat yenileme işleri babam için zor gelip uğraşamayacağını söyleyince, 2008 yılında bana geçmiştir. Babamın bu silahla atış yaptığını pek görmedim, genelde kendi orijinal kutusunda bakımı yapılmış ve beze sarılı olarak dururdu. Tabi ki benim hatırlayamadığım dönemlerde baya bir kullanılmış olacak ki halen orijinal olan boyasında, özellikle kabza kısmında aşırı aşınma mevcut.

Son altı aylık dönem içerisinde bu silahla yaklaşık 600 atış yapıldı, bu atışlarda zaman zaman boş kovan tahliyesinde sorunlar yaşansa da, iki hafta kadar önce yapılan son 200 adetlik atışta herhangi bir tutukluk yaşanmamakla beraber, iki defa arka arkaya ikişer fişek patlatmak suretiyle seriye geçmiştir. Bu son 200 adetlik atıştan önce, forumdan öğrendiğim kadarıyla, bu tabancaların tutukluk yapmasında en önemli sebep olarak gösterilen, fişek yatağının dolu olduğunu gösteren pim silahtan sökülmüştür. Bu işlemden sonraki atışlarda silah tutukluk yapmamıştır. (Diğer bir kronik rahatsızlığı olan seriye geçme hastalığı nüksetmiştir.)

Ronin demiş ki:

Sn. Lupus
Kırıkkale'nin, 1947-1952 yılları arasında üretilen serilerini, orijinal Walther tezgahlarında, Alman ustaların yaptığı, bu nedenle de daha sonra üretilen modellerden kaliteli olduğu gerçek midir? Yoksa şehir efsanesi mi?
Başka bir kaynakta da, Kırıkkale silah fabrikasında çalışan Hasan ŞENOL adlı işçinin, Beretta ve Walther tabancalarını örnek alarak birer tabanca imal ettiği, fakat tabi tutuldukları çeşitli testler ve 10.000 atış testi sonrası Walther’in daha başarılı bulunması üzerine, bu silahın seri üretimine karar verildiği yazıyor.
Yani bir milletin seri üretimi olacak silahları, sadece 1' er adet üretip deniyorlar. Acaba o testleri Beretta geçseydi neler değişirdi.(Butterfly effect )
Ve bunca yazılan çizilene, ruhsat harcından kurtulmak için Emniyet'e hibe edilmesine, Emniyet'ce de polislere 80 tl karşılığı satılmasına ve kötü ününe rağmen mkek' nin inatla hala neden ürettiğini, ürettiği bu silahları da, neden hala 1.175 ila 1.610 T.L. arası gibi bir fiyata satmak istediğini ve bu silahları, neden hala almaya gelecek olan bir silahsever beklediklerini anlamış değilim.
Saygılar.

Lupus demiş ki:

Sn.Ronin, tezgahlar ve 10.000 atımlık testler konusunda kesin kaynak ve verilere dayanan bir bilgim yok maalesef. Bu konuda siz ne duydu iseniz, benim duyduklarım da ondan ibaret, yani sadece duyum, bu nedenle ne desek boş...

Mbilgin demiş ki:

Sayın Lupus,
Kırıkkale, üretim yılı dahi önemsenmeden, kullanım şartları, bakımlılığı önemsenmeden, kayıtsız şartsız kötü bir silah mıdır? Benim elimdekinin (94 üretimi) hiç tutukluk yaptığının hatırlamıyorum. Attığım fişeğin sayısını da hatırlamıyorum.
Söz meclisten dışarı; Kırıkkale'den şikâyetçi olanlar tutukluk yaptığı yönünde... sözde şikayetler... Hep birilerinde bir Kırıkkale vardır ve sorunludur vs. vs... Ancak sizin yazdıklarınızı okuyunca bir çok sayıda Kırıkkale kullandığınızı ve problemlerini bildiğinizi görüyorum ve problemi duyandan ziyade sizin gibi yaşayan, nedenleri ile irdeleyebilecek şahıslardan dinlemek isterim. Ben süper bir silahtır diye diretmiyorum. Zaten çok eski bir tasarım. Tasarlandığı yıllara bakınca bütün silahların bir eksiği, aksaklığı mevcut. Ancak bu silahın sempatizanı çıktığındaki patlama eğiliminin sebepleri nedir?
Ayrıca zamanında Kırıkkale'yi üreterek emniyet mensuplarına sunmak yerine Walter PP'yi ithal edip dağıtsaydık bence aynı laflar o silah için sarf edilmiş olacaktı. O silahında şarjörünü eğecektik, icra yayı vs.' si bozulup yenisi ile değiştirilmeden, doğru düzgün mühimmat üretmeden can kurtarması beklenecektik. Hatta WWII Colt 1911 dağıtsaydık yine aynı problemler o silah için söyleniyor olabilirdi(ki şu hali ile bile problemleri yeterli düzeyde). Belki ithal olmasından dolayı biraz daha az olurdu, katlanırdık. ama... Yine de başarırdık...

Bu konuyu yazdır

  12 kalibre yivsiz tüfekle tek kurşun atıp 35 metredeki çelik hedefi kırdık
Yazar: AliGalip - 17-06-2024, 01:59 - Forum: Genel Konular - Yorum (4)

Selamlar,

Başımızdan geçen talihsiz ama ders niteliğindeki bir hadiseyi, kısaca, paylaşmak isterim. Yakın geçmişte 12 kalibre yivsiz av tüfeği sahibi olan arkadaşım, 35 metre mesafedeki metal bir ayak üzerine asılı bulunan Hardox çelik hedefe atış yapıyordu. Biz de onun hemen 5 metre arkasından izlemedeydik. Bir atışta, tek kurşun aşağıda kırmızı ile işaretlediğim yere vurdu ve çelik kırıldı.

 [Resim: 57.jpg]

Çeliğin üst kısmı olan küçük parçası yaklaşık 150 derece, bize doğru fırlayarak, yaklaşık 5 metre önümüze düştü. Yani 30 metreye yakın neredeyse gerisin geri geldi.
Burada temel hatamız sanıyorum,, çelik hedefin oturduğu kısmhttps://www.tabancatufek.com.tr/ın hemen arkasına, kurşun çarptığında çelik hedefi 30 derece esneterek toprağı görecek şekilde eğilmesini sağlayacak bir yay sistemi koymamış olmamızdı. Yani kast ettiğim hemen alttaki ürün:

[Resim: 58.jpg]

O günden sonra kesinlikle 60 metre altına 12 kalibre atışı yapmama kararı aldık. Süt / ayran misali. Çelik hedef arkasındaki ayağı değiştirdik ve yaylı sistem kurduk. Hardox (kamyon kasaları için özellikle tercih ediliyor) yerine de Ramor (savunmada kullanılıyor) çelik yaptırdık. 

Bu da kırılan hedefin bir başka görseli: 

[Resim: 56.jpg]

Bu konuyu yazdır

  Luger P08
Yazar: ceycey - 16-06-2024, 15:57 - Forum: Antika Yarı Otomatik Tabancalar - Yorum (5)

C96,P08 ve P38 Alman Üçlemesi’nin son tabancasını da inceleyelim:

Luger P08:

Ülkemizde Barabelli, Barabilli, Parabellum, Makaralı olarak tanınan Luger P08, P38’in babası
olarak nitelendirilebilir. (Bazı yörelerde Alman Çıplağı’ da denilir.)1898 yılında George Luger
tarafından patenti alınmış ve Alman silah üreticisi Deutsche Waffen- und Munitionsfabriken 
(DWM) tarafından 1900 yılından itibaren Alman ordusu için üretilmeye başlanmıştır.

[Resim: fd9rcs8.jpg]

Tasarım daha önceki bir tabanca olan Borchardt'a dayanıyordu. Borchardt, bir tabancanın
görünümü ve diğer mekanik özellikleri için mafsallı bağlantı sistemini ilk kez kullandı; bir 
şekilde işe yaradı, ancak pek tatmin edici değildi.

[Resim: o7z7rh3.jpg]

George Luger, mekanizmayı esas olarak, bir tür sarmal saat yayı olan ve kabzanın arka köşesinde
düz bir yaprak yay haline gelen yayı yeniden düzenleyerek geliştirdi. Bu, hantal silahın şeklini
de değiştirdi ve onu çok daha dengeli,ergonomik bir hale getirdi. Bunu, savaşta daha etkili hale 
getirmek için yayın makaraya dönüştürülmesi ve orijinal kalibrenin 7,65 mm'den 9 mm'ye 
çıkarılması gibi başka iyileştirmeler takip etti.
[Resim: qlykt7c.jpg]

İlk Luger tabancaları 1900 yılında İsviçre'ye satıldı ve 7,65 mm kalibreye yönelikti. 1904 yılına 
kadar kalibre 9 mm Parabellum'a değiştirildi ve bu versiyon Alman Donanması tarafından 
benimsendi. Alman Donanması için 1904 modelinden İkinci Dünya Savaşı'na kadar yaklaşık 
65.000 parça üretildi.Daha sonra 1908'de biraz değiştirilmiş bir model Alman Ordusu tarafından
da kabul edildi ve ardından Pistol 08 yüz binlerce kişiye üretildi. Berlin'deki orijinal üretici Deutsche
Waffen- und Munitionsfabriken (DWM) ardından Oberndorf'taki Königliche Erfurter Waffenfabrik, 
Simson Suhl ve Mauser  tarafından da yapıldı.
1.ve 2.Dünya Savaş’ında Almanya dışında bir çok ülke tarafından kullanıldı ve çok popüler hale geldi. 
Toplamda 3 Milyon adetten fazla üretildiği söyleniyor.

[Resim: 5zv6zdh.jpg]

[Resim: kfrjbv6.jpg]

Parabellum adı Latince “Si vis pacem, para bellum.” ifadesinden gelir; "Barış istiyorsanız savaşa
hazırlanın." Bu silah için tasarlanarak üretilmiş 9 mm fişek, kinetik enerji verimliliği açısından 
grubunda çok başarılı olmuştur. Bu başarıdan dolayı bu silahtan sonra üretilen tabancalar bu
silahın mermisi olan 9 mm Parabellum fişeğini kullanmışlardır. Bu mermiye bu yüzden "9mm
Parabellum" denir. “9 mm Luger” olarak da bilinir. Kısacası, Luger P08, 9mm mermiye ismini 
veren tabancadır.

[Resim: s5fv7s5.jpg]

Tabancanın parça sayısının fazlalığı ve yüksek maliyeti nedeniyle,1940 yıllarında Alman Ordusu
için  tek/çift hareketli tetiği, horozu ve kullanışlı emniyeti olan güçlü bir tabanca talebi  doğmuş
ve yerine P38 üretilmeye başlanmıştır. Zamanla yerini P38 almış, üretimi 1949 (1953) yılına 
kadar devam etmiştir. Diğer ülkelerde çeşitli tip ve kalibrelerle 1970 yılına kadar üretilmiştir.

Tabancanın teknik özelliklerine gelelim:
1)Luger P08,kısa geri tepme sistemiyle çalışır, tek hareketli ve yarı-otomatiktir. İlk modeli 30 cm 
boyunda ve 989 gram ağırlığındaydı.Namlu uzunluğu 12 cm idi.Çeşitli boylarda ve namlu 
uzunluklarında üretilmiştir. (3,9 -4,7-7.9 inç) Mermi çıkış hızı 350-400 m/s ,etkili meafesi 50-100
metre arasındadır. Şarjörleri 8 kapasitelidir.(7.65’ler 9)

[Resim: 5smkkyt.jpg]

[Resim: c1pd4ol.jpg]

2) En önemli özelliği “makara” denilen ve  üst kızak diye tarif edebileceğimiz  yapıdır.Bunlar iplik 
makarasına benzeyip,iki taraflıdırlar.Makara geriye çekilip bırakıldığında mermiyi namluya sürer.Atış 
sırasında geri-ileri hareketini sadece bu makara yapar. Yani,namlu hareket etmez.Özellikle bu 
tabancanın çok sevildiği Karadeniz bölgemizde  tabancaya “makaralı” denilmesinin sebebi budur.

[Resim: 9cderps.jpg]

[Resim: 4dng7xw.jpg]

3) Diğer önemli özelliklerinden birisi de namlusunun ve şarjörünün değiştirilerek farklı kalibrelerde 
kullanılabilmesidir. Aynı mekanizma ile hem 7.65 mm hem 9 mm fişek atılabilir.

4)Dipçiği mevcut olup, kabzanın arkasına takılır ve aynı zamanda kılıf olarak kullanılır.

[Resim: 3zc0y5r.jpg]

5)Emniyet mandalı tabancanın sol tarafındadır.

[Resim: krhnbcd.jpg]

6) Sökme mandalı tetik korkuluğunun hemen üst tarafındadır. Yine şarjör düşürme düğmesi
 de tetik korkuluğunun altındadır.

[Resim: orbz2t8.jpg]

7) Tabancanın kabza açısı çok ilginçtir.İlk görüşte insan elinin yapısına ters görünmesine 
rağmen,elinize aldığınızda gayet ergonomik olduğunu anlıyorsunuz. Orjinal kabza kapakları 
ahşaptır.
[Resim: 9k8yl3f.jpg]
8)Şarjör tek sıralı olup, zamanla elde  ve makinelerde yapılan farklı tipleri çıkmıştır.

[Resim: nc42vzq.jpg]


Birkaç hususu daha unutmadan eklememiz lazım:

Tabancanın klasik anlamda bir irca yayı olmayıp,irca yayına benzer bir yay kabzanın arka
tarafındadır.

Tabancanın seri numarasının sığabildiği her parçasına seri numarası kazılmıştır.

Tetiği yarım ay şeklinde olup, gayet yumuşaktır.

Geri tepmesi çok düşüktür. Yıllar önce Sn Tokoğlu’nun Luger’i ile 5 atış yapma fırsatım 
olmuştu.
 
Tabanca,Osmanlı döneminde de kullanılmıştır. Enver ve Talat Paşa’nın beylik tabancası olan 
P08 Lange, (halk arasındaki deyişle, uzun Makaralı Parabellum) Kaiser Wilhelm II'in de ava 
çıktığında tercih ettiği bir silahtı.

[Resim: trbaxyx.jpg]
 
Sn.Lupus’un aşağıdaki mesajından Türk ordusu ve polisi için Luger yaptırılıp,kullanıldığı 
anlaşılıyor:

"EGM Türk Polisi için  Luger ısmarlamış; tabancalar 1935 yılında Mauser tarafından üretilmiştir.
Çok az bir kısmı da DWM üretimi olup, Mauser tarafından bize satılmıştır.DWM üretimi olanlarda
gövde sağ yanında '' 119v '' ibaresi vardır. Üzerindeki '' 8 '' ibaresi Türk Polis Teşkilatları siparişi 
ve ihalesi için üretilmiş olduğu olduğunu gösterir. Seri no'ları 1'den , yaklaşık olarak 700'e kadardır.
Bazılarının gövdesinde ihale için üretildiklerini belirtir '' V '' ibaresi varken, bazılarında ise yoktur.

Türk Ordu Luger'leri ise 1937'nin ilk aylarında üretilip teslim edilmiştir.Ancak seri numaları 
oldukça karışıktır.Mauser, 1934-35 yıllarına kadar kullandığı '' V '' ibaresini, bu silahlarda da 
kullanmıştır.1596v-1872v seri noları arasından muhtelif miktarda Luger Ordu için teslim edilmiştir.
İşin garibi bunların bazılarının namlu üstlerinde 1936 yazısı vardır, ama silahlar komple 1937'nin
ilk aylarında üretilmiştir. Portekiz için üretilen 1921v-2500v seri noları arasında bazı silahlardan da
bize teslim edilenler olmuştur. 6829v seri nolu ve namlusunda 1937 ibaresi olan bir Luger de gene
bize teslim edilmiştir.
Özetle, Türk Ordusu için üretilen Luger'lerin bir kısmı artıklardan toparlanarak, arada kalan üretimdeki
seri numarası açıkları bunlarla kapatılmıştır.Bu durumda üzerinde T.C. ibaresi olan bir Luger almak 
istersek, namlu üzerinde 1935 yazan, arka toggle'da '' 8 '' ibaresi olan, seri nosu 001'den, 700'e 
kadar olan, orijinal ve düzenli kontrat teslimatı olarak üretilmiş, Türk Polis Teşkilatı Luger'lerinden 
arayacağız. Tabii bakımsızlıktan pas yada elinden 30.000 silah geçmiş tecrübeli eller değip de, bu 
kodlar mahvolmadıysa. Saygılar."
 
Bu tabancayla ilgili Osman Ortaç üstadın çektiği tanıtım ve atış videoları var. 
Bu ilginç,tarihi ve ilkleri barındıran tabancayı tanımanız için seyretmenizi öneririm.





P08 10 sene öncesine kadar silahçılarda bulunurdu.Artık çok az çıkıyor.Temiz olup,işlem yapılmamış
olanları 10.000 Dolar civarında satılıyor. İşlem yapılmış ve iyice yıpranmış olanları dahi 3.000-4.000
Dolar aralığında işlem görüyor.

Üzerine çok şey yazılacak bu tabanca hakkında arkadaşların katkı yapmalarını bekliyorum.
Saygılarımla.

Bu konuyu yazdır