Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 1,328
» Son Üye Florist
» Toplam Konular 952
» Toplam Yorumlar 6,001

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Şu anda 326 aktif kullanıcı var.
» (1 Üye - 322 Ziyaretçi)
Baidu, Bing, Google, Colt1911

Son Yazılanlar
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
07-10-2026, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 206
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,781
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,627
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 490
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 957
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 249
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 390
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,247
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 489
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 535
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,988
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 289
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 301
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,961

 
  7.65’in Modası Gerçekten Geçti mi?
Yazar: ceycey - 30-04-2024, 23:24 - Forum: Genel Yarı Otomatik Tabanca Konuları - Yorum (6)

Sn.Lupus’un açtığı 18-10-2008 tarihli konu:  (Aradan 16 yıl geçmiş. O zaman ki görüşleri hatırlamamız yönünden önemli.)

7.65’in Modası Gerçekten Geçti mi?

Arkadaşlar, bir başka konu başlığında Sn.Nuri Killigil, MKEK'deki 7.65 mm çapındaki Cheetah'ların silah sever centilmenler tarafından rağbet görmemesine değinerek, böyle bir düşünce ortaya atmış. Ben de, bir zamanların en gözde kalibrelerinden birisi olan 7.65 mm Browning'in, gerçekten modasının geçip geçmediğini sizlerle tartışmak için bu konu başlığını açtım.

7.65 mm Browning'in eskisi kadar tercih edilmeyen bir kalibre olduğu aşikardır. Ama kesinlikle modasının tamamen geçeceğine inanmıyorum. Gerek ekonomik, gerekse de mevzuatlarla ilgili nedenlerden dolayı, sadece bir silahın, onun da artık büyük oranda sadece bulundurma ruhsatlı olarak alınabilmesinin, 7.65 mm'ye talebi bariz olarak azalttığı ortadadır. Ama bu kalibrenin ve bunu kullanan bazı silahların, silah severlerin gönlünde her zaman ayrı bir yeri olacağını, ne kadar zaman geçerse geçsin, ne kadar değişik marka ve model piyasaya çıkarsa çıksın, bunun değişmeyeceğini düşünüyorum.

Saygılarımla.

nurikilligil demiş ki:

İstemeye istemeye de olsa bu güne kadar harcadığım mühimmatın en az %80 ini teşkil eden 7.65 Browning mühimmat atar tabançelerin modasının geçtiğini kabul etmek zorundayım. Bunu sadece yurdum silah severinin rağbet etmeyişinden değil, firmaların ürettiği 7.65 Bro - 9x17 mm taifesinin en gençlerinin seksenli yılların başlarında dizayn edildiğinden dahi anlayabiliriz..

Anlayamadığım ise menzil yetersizliği olduğu kabul edilebilecek bu mühimmatların yerine başkaca bir görece hafif tercihin de ön plana çıkmamış olması.. Atıcılık maçlı 22’lerin dışında artık 9 para altı kalibrelerin esamesi okunmuyor neredeyse.. Garip bir 9 para tek tipleşmesi söz konusu özellikle yarı otomatik camiasında..Lüfelverlede de durum farklı değil , küçük toplularda bile en düşük kalibre 38 mübarek..

Sebebi artan güç eğilimi midir? Yoksa standardizasyon eğilimi mi çözemedim, belki de her ikisi birden..

Ah bir de MKE ' de modaya uyup 7.65mm Bro üretimine ara verse de en azından şu furyanın faydasını görsek.. Ciğerleri bayram etse garibim beğenilmeyen bu sevgili eski dostlarımızın. Ben kendi adıma ithal mermiyle donatılmış bir Fatih 13 ü , 9x17 olsa daha iyi olur tabi, yerli mühimmat kullanan orta seviye bir ithal 9 paraya tercih ederim…

Northwolf demiş ki:

7,65 MM silahların benim gönlümde apayrı bir yeri vardır. Belki ilk tabancamın kalibresi olmasından, belki, tehlikeli ve ölümcül ama aynı zamanda kompakt bir PPK (Bond amca) ile özdeşleşmesindendir belki, yineliyorum benim gönlümdeki yeri farklıdır.

Daha sonraları bayanların seksi iç çamaşırlarının içinden sürpriz şekilde görünen PPK’ lardan dolayı mıdır nedir? Bir bayan kalibresi olarak anılmaya başlandı.

Aslında hala bankalardaki güvenlik görevlilerinde görebildiğim, MKE yapısı Kırıkkalelerde 7,65’ leri hala yoğun olarak görebiliyoruz, ve zannedersem uzun süre daha görebileceğiz.

Benim anlamadığım neden 7,65 mermi taşıyan bir Kırıkkale tabancanın hala MKE’de 1000 YTL barajının üzerinde satıldığı.

nurikilligil demiş ki:

''Benim anlamadığım neden 7,65 mermi taşıyan bir Kırıkkale tabancanın hala MKE'de 1000 YTL barajının üzerinde satıldığı.''

Sayın Northwolf sorunuzun cevabı MKE işçileri ile özel silah imalathanelerinde çalışan işçilerin bordroları arasındaki farkta gizli olabilir..

revolversever demiş ki:

Yaklaşık 15 yıl önce arkadaşlarımın çoğunda 7,65 Kırıkkale vardı. Şimdiyse hiçbirinde 7,65 yok, 9 mm var. Sebep daha fazla ve daha güçlü kurşun taşıma isteği.

melihaga demiş ki:

Fazla yorum yapmadan söyleyeyim, modası geçti, kalanlarda yakın zamanda geçecek...
ve emin olun ki piyasadaki silahların çok büyük bir kısmı 9mm olmamış olsaydı MKE .40 sw de sorun çıkarmadaydı bugün silahların büyük kısmı .40 sw olurdu...

ekeke demiş ki:

Sn Arkadaşlar,

Açıkçası, ben de "modasının geçtiğini" düşünüyorum. En azından tercih oranları bunu gösteriyor.

Problem şu ki "765 silahlarında belirli bir hacmi var". Ve günümüzde o boyutlarda bir çok dokuz-en azından kısa dokuz silah modeli var.
Açıkçası bu anlamda 7.65 in 6.35 den daha önce yok olacağını düşünüyorum..
Sanıyorum 7.65 en fazla bir kaç on yıl içinde, "extinct" kalibrelerden biri haline gelecek ve yalnızca koleksiyoncularda bir kaç kutu bulunacak..
Sevgiler.

xlcod3r demiş ki:

7.65 mm çaplı silahlar neden bu kadar piyasadan çekildi diye sordum kendime. Arkadaşlarında belirttiği gibi 9 mm’liklerin güç ve mermi sayısı fazlalığı güç arayışında olanları kendine çekti diyorum. 7.65 mm benim asla vazgeçmeyeceğim bir çap ölçüsü. Taşıması kolay, kullanması kolay, dublede mükemmel daha ne isteyeyim.
Ancak bu gidişle fişek bulmakta zorlanacağız gibime geliyor…

Erdal demiş ki:

Bence de 7,65 bir beş yada on yıl içinde iyice azalacak. Bunun yerini belki sadece kısa 9 alacak. Glock gibi yüksek satış adedini tutturan bir firma bile bu kalibreyi üretmiyor. üretse satılmaz mı satılır. Ama kar getirmez. insanlar silah alırken birazda yatırım amaçlı olarak alıyor. Çoğu insan kanunlar ve düşük gelir seviyesi yüzünden ancak 1 silah alabiliyor. Bu silahı ileride değiştirmek, yada satmak gerektiğinde kolay elden çıkabilir bir kalibre olmasını istiyor. İleride 7,65 in boşluğunu 9 para,9 para’nın boşluğunu .40sw yada 357.sig dolduracak diye tahmin ediyorum.

courvoisier demiş ki:

Elbette silah ile ilgili yasalarda o kadar çok kısıtlamanın olduğu memleketimizde yavaş yavaş tüm ateşli silahların nesli de tükenebilir... Almayanı dövdükleri Amerika’da da yeter ki silahınız olsun. Mermiyi bulmak sorun değildir.

Şahsi kanaatim, 9mm yi ne kadar çok kullansam da 7.65 elimin altında hep tutardım. Belki de MAUSER Hsc mi çok sevdiğim ve vazgeçemediğim içindir...

Ama bir gerçek var, tüm dünyada yavaş yavaş büyük ve güçlü kalibrelere geçiş oluyor...Belki azalır, ama ortadan kalkacağını sanmam,...

ceycey demiş ki:

Son yıllarda insanlar 7.65 tabancalarını elden çıkartmaya çalışıyorlar. Kimisi emniyete hibe ediyor,kimisi çok ucuza devrediyor, bazıları da sadece harç parasından kaçmak için bedavaya veriyor. Gördüğüm kadarıyla ikinci elde Beretta FS 81 dışında pek para eden 7.65 tabanca yok. Biraz da düğmeli Beretta. PPK'ları altın kaplama yapıp, fildişi kabza ile ancak satabiliyorlar.
Artık moda 9 mm. Hem de 7-8 yıldır artan bir şekilde böyle. Çevremde hemen hemen herkesin 9 mm tabancası var. Sadece bir avukat arkadaşımda 7.65 F 81 var. Bir zaman gelecek,9 mm tabancalar da demode kalacak. O zaman da 9 mm tabancaların niye demode olduğunu tartışacağız herhalde.

Austria demiş ki:

isin dogrusu hangi kalibrenin hangi tipde silahin (naylon,celik) üretilecegine polis teskilatlarin siparisleri karar veriyor,dünyadada en cok polis gücü herhalde A.B.D de oldugunu varsayarsak onlarin istedigi oluyor,hatta bu 9mm isinden A.B.D tamamen vazgecerse Avrupadaki polis teskilatlarida dayanamaz ayak uydurur,büyük ihtimal yakinda CZ75,BHP,Beretta92,hatta belki P226 üretimden kalkabilir(klonlari haric),cünkü hicbir üretici silahseverlerin alacagi bir kac silah icin üretim yapmaz,biz silahseverlere düsen piyasaya ayak uydurmak ne sunuluyorsa onu kullanmak,zaten bundan öncede böyle degilmiydi,yukarida saydigim klasikler hepsi seri ve yüksek miktarlarda üretilip emniyet mensuplarinin ihtiyacina göre tasarlanmisti.

mgüngör demiş ki:

Ben de şunu merak ediyorum;
7,65mm kalibre ve 7-8 mermi kapasiteli bir silahla hayati tehlike arz eden bir durumda yarı yolda kalan, bu kalibre ve kapasite yüzünden kaybeden biri var mı ? Şayet var ise amenna ancak yok ise bunu ancak insanoğlunun güce olan sevdası açıklayabilir..
Saygılarımla..

so-edo demiş ki:

Olayı Türkiye şartları altında düşünecek olursak; Bir insanın kalibre olarak 7.65'i seçmesi büyük oranda silahların taşıma kolaylığından dolayı olacaktır. Bildiğiniz üzere yurdumda bir taşıma ruhsatı edinmek 2000 TL'nin üzerinde bir maliyet istiyor. Durum böyle olunca ruhsata o kadar para verip de küçük bir silah taşımak yurdum insanının tercihi olmuyor ister istemez...

Bundan sonraki sayfalar silinmiş.


Aradan neredeyse 16 yıl geçmiş. Hemen hemen herkes 7.65 kalibrenin modasının geçtiğini veya
geçeceğini söylemiş. Artık,bildiğim kadarıyla MKE'de 7.65 çapında tabanca satılmıyor. Yerli üreticiler de
uzun süredir bu kalibre tabancalar yapmıyorlar.Fatih bile kısa 9 yapılıyor. PPK dışında ikinci el satışı olan tabanca
yok.Onu da koleksiyonerler alıyorlar.
Önce 6.35,sonra 7.65 bitti.Sıra kısa 9'da.Herhalde 10 sene sonra o da tezgahlardan kalkar.

Bu konuyu yazdır

  Yeniden Colt Python
Yazar: ceycey - 30-04-2024, 10:11 - Forum: Colt - Yorum (8)

Geçen gün Tabanca ve Tüfek sitesine girdim. Tesadüfen Colt Python’ların yeniden üretimine 
başlandığı haberini gördüm.2020’den itibaren 4.25 inç ve 6 inç olarak ,2022’de 3 inç imal edilmiş. 
Sevindim. Zira “revolverlerin Rolls Royce’u “ olan bu tabancanın etrafta görünmesi beni mutlu eder. 
Yeni Colt Python 3 inçten  birkaç resim:

[Resim: iixi79b.png]

[Resim: lkvw8wy.jpg]

Bu da 4 inç:

[Resim: 8ozqsb2.jpg]

1955-2005 arası 2,5-8 inç arasında bir çok boyda üretilen Python’lar, ince işçiliği ve zarafetleri
ile koleksiyonerler tarafından tercih edilmiştir. Rakiplerine göre daha kırılgandırlar. Çok fazla 
3.57 magnum mermiyle atış yapıldığında, sorun çıkartmışlardır. İlk nesil Python’lardan birkaç resim:


[Resim: ohdy085.jpg]

[Resim: fie7axe.jpg]


[Resim: tcn8r87.jpg]

Yeni nesil Python’larda anladığım kadarıyla birkaç değişiklik var:

[Resim: 2azclgy.png]

Gez yapısı değiştirilmiş. Kabzanın arka kısmı kuvvetlendirilmiş. Gezin alt kısmında metal % 30 
daha güçlendirilmiş. Ayrıca, kabzadaki V şeklindeki maşa yayı U şekline dönüştürülmüş. Bir de
kabzalar tamamen ahşap hale getirilerek, desenler değiştirilmiş.
Tabancanın kırılgan yapısı zarafetinden ve işçiliğinden taviz vermeden güçlendirilmeye çalışılmış
gibi görünüyor. Bence çok şık.

Bu konuyu yazdır

  Tekirdag Zortul Poligon hakkında
Yazar: bilhan - 29-04-2024, 11:52 - Forum: Poligonlar - Yorum (3)

Merhaba Sayın Üüyeler,
Çorlu’da ikamet etmem nedeni ile fırsat buldukça Tekirdağ Özcanlar Köfte Salonun arkasında Toki Konutları mevkiinde bulunan Zortul Poligona gidiyor ve tabanca atışı için nefsimi köreltiyordum. Poligon hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse 5 atış yoluna sahip ve envanter açısından çok zengin değil ancak evime yakın olması ve bölgede tek olması nedeni ile tercih sebebi oluyor.
Uzun bir aradan sonra dün havanın da kapalı olması nedeni ile hanım ve ben poligona gitmeye karar verdik. Hanım yakındaki  parkta oğlanla vakit geçirirken ben de 15 adet atış yapayım diye düşündüm.
İçeri girdiğimde görevli önce geliş nedenimi sonra mesleğimi ve kaç kişi atış yapacağımızı sordu. Sivil olduğumu ve tek başıma atış yapacağımı söyleyince emniyet ve silahlı kuvvetler mensubu harici kişilerin tek başlarına poligonu kullanmalarına izin vermediklerini söylediler. Nedenini sorduğumda yaklaşık 6 ay önce talihsiz bir olay yaşadıklarını ve tek başına gelen kişinin kendine zarar vermeye çalıştığını ve sevindirici olarak kötü bir olay yaşanmadan engellendiğini söylediler. Bu olay sonrasında sivillerin tek başlarına atış yapmalarına izin vermediklerini ilettiler. Teşekkür ederek çıktım.
Tek temennim bunun bana özel bir uygulama olmaması.
Tekirdağ’da ikamet eden ve tek başına bu poligonu kullanmak isteyen sivil üyelerimizi bilgilendirmek istedim.
Saygılarımla,
Bilhan Mutlu

Bu konuyu yazdır

  Compact ve mikro tabancalar karşılaştırması.
Yazar: Achilles - 28-04-2024, 17:14 - Forum: Silah Karşılaştırmaları - Yorum (6)

Compact ve mikro tabancalar karşılaştırması

Yazdığım maddeler tamamen benim kendi kullanımıma bağlı kişisel fikirlerimdir.

Diğer kıyaslamalar ile seriye devam edeceğim.

g19 ve hk compact

hk 

+çok daha yakışıklı, çift hareketli horozlu,tetiği reset mesafesi dışında çok iyi.

-şahlanması daha fazla,12 mermi kapasitesi,taşıması zor,ergonomik değil,gez arpacık (3 nokta)çek atta odaklanma zor.


g19 

+taşıma açısından çok daha iyi,ergonomik ince,isabeti çok iyi,özellikle dpm irca yayından sonra şahlanması, geri tepmesi g17 den bile çok daha iyi,gez arpacık çek atta başarılı.

-kabzesi kötü,sırtlık takmadan standart haliyle kunduz kuyruğu kötü(büyük ellilerin elini acıtıyor kızartıyor),irca yayı değişimi sonrası ,kurmada sürgü geride kaldı bir kaç kez,yeterince sert kurmadığım için olduğunu düşünüyorum.



[Resim: IMG-0977.jpg]
[Resim: IMG-0978.jpg]
[Resim: IMG-0981.jpg]





hellcat pro ve g19

hellcat pro

+çok ince hafif taşıması çok rahat kolay,çok ergonomik.

-çok tepiyor ve şahlanıyor,kabze çok ince buna bağlı grupmanı kötü,tetik(apex tetik) değişimi sonrası,şarjörde bir kaç mermiyi patlatmıyor,gez arpacık alışması zor.

g19

+isabet,geri tepme,şahlanma çok daha iyi,her şartta çalışıyor.

-çok kaba,kalın,ağır taşıması daha zor.



[Resim: IMG-0982.jpg]
[Resim: IMG-0983.jpg]
[Resim: IMG-0986.jpg]


canik mc9 ve g19

mc 9

+daha küçük hafif taşıması daha kolay,reddot takma imkanı.

-çalışmıyor,sürekli taklıyor,besleme sorunları oluyor(3 defa fabrikaya gitti,canik firması ben ve arkadaşlarımın doğru  tutamadığına karar verdi)


g19

+isabeti,geri tepmesi,şahlanması çok daha iyi

-ağır,kaba,kalın taşıması daha zor



[Resim: IMG-0987.jpg]










[Resim: IMG-0988.jpg]




[Resim: IMG-0989.jpg]



canik mc9 ve hellcat pro

mc 9

+isabeti grupmanı oldukça iyi,geri tepmesi şahlanması bir tık daha iyi,gez arpacık daha iyi.

-çalışmıyor,sürekli taklıyor,besleme sorunları oluyor(3 defa fabrikaya gitti,canik firması ben ve arkadaşlarımın yanlış tutduğuna karar verdi)


hellcat pro

+daha ince,daha uzun olmasına rağmen taşıması daha kolay,daha yakışıklı.

-isabet grupman daha kötü,geri tepme şahlanma daha fazla,tetik değişimi sonrasında mermi patlatmama sorunu.



[Resim: IMG-0990.jpg]
[Resim: IMG-0991.jpg]


Compact değil g 17 ama çok kıyaslandığı için ekledim

g17 ve g19

g17

+isabeti grupmanı çok iyi,kabzesi ele oturması daha iyi,mermi kapasitesi daha fazla

-uzun,ağır,büyük taşıması daha zor


g19

+ geri tepmesi şahlanması daha az,daha küçük hafif taşıması daha kolay

-kabzesi çok rahatsız.



[Resim: IMG-0992.jpg]
[Resim: IMG-0993.jpg]
[Resim: IMG-0994.jpg]

Bu konuyu yazdır

  Mafyaya Özel Silah !!!
Yazar: ceycey - 28-04-2024, 16:30 - Forum: Medya-Haber-Kitap - Yorum (7)

Bunu da gördük.Çeteler Ankara'da özel fabrika kurup,silah yaptırmışlar. Angry

https://m.youtube.com/watch?v=349hbq-qZa...xhaA%3D%3D

Bu konuyu yazdır

  2.Dünya Savaşı'nda Kullanılan Silahlar
Yazar: ceycey - 28-04-2024, 00:17 - Forum: Galeri - Yorum (2)

Sn.Harun’un 19.8.2018 tarihinde açtığı konu:

2.Dünya Savaşı'nda Kullanılan Silahlar:

NORMANDİYA ÇIKARTMASI SIRASINDA KULLANILAN TABANCA VE TÜFEKLER

6 Haziran 1944 tarihinde Müttefik Kuvvetler kuzey Fransa sahillerinde Normandiya'ya çıkarma yaptı. Tarihin en büyük amfibi çıkarması olan bu harekat aslında çok cüretkar, bir o kadar riskli ve oldukça detaylı hazırlanmış bir plandı. Amerikan, İngiliz, Kanadalılara ek olarak yarım düzine kadar diğer müttefik orduları askerlerinden oluşan 200 bin kişilik çıkarma ordusunu; önceleri şaşıran fakat sonrasında kararlılıkla savaşan 80 bin kişilik Miğfer Devletleri ordusu bekliyordu.

Bu yazıda, Normandiya çıkarması sırasında her iki tarafın kullanmış olduğu silahlardan tabanca ve tüfeklere ait kısa tanıtım yapılmaktadır. Bu silahların bir kısmı fazla bilinmiyor olsa da, birçoğu iyi bilinen ve tarihe mal olmuş efsane silahlardır. İşte, 75 yıl önce tarafların kullandığı silahların önemli kısmı hakkında kısa bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

Uzun bir yazı; mesajlardaki fotoğraf kısıtlaması nedeniyle Amerikan, İngiliz ve Alman silahlarını ayrı mesajlarda aktaracağım.


Amerika Birleşik Devletleri

M1 Garand 

[Resim: dbttnsf.png]

Amerikan askeri belki de 2nci Dünya Savaşı'nın en iyi silahı sayılabilecek M1 Garand ile teçhiz edilmişti. Sekiz kapasiteli yarı otomatik tüfek, askerler tarafından takdir edilmekteydi.


Amerikan askerinin bir çok harekat dezavantajı olmasına karşın, Fransa'daki düşmanlarına karşı kullandıkları M1 Garand bir avantajdı. Çıkartma sırasındaki ABD kuvvetlerinin çoğu, 8 fişek kapasiteli, durdurucu etkisi yüksek 30-06 Springfield fişek kullanan, sağlam ve güvenilir M1 Garand ile donatılmıştı.

Kanadalı silah tasarım dahisi ve Springfield Armory şirketi çalışanı olan John C. Garand tarafından tasarlanmış olan bu tüfek, ciddi bir tasarım ve test sürecini geçirdikten sonra, birçok rakip tüfeği geçerek envanterde yer almıştır. 1936 yılında M1 Garand ABD Ordusu'nun emektar elle kurulan (bolt action) Model 1902 Springfield tüfeklerinin yerine kabul edilmiştir.


Bugün, Garand'ın çalışma sistemi basit görünebilir, fakat o tarihlerde devrimsel nitelikteydi. Metal bükme klip ile fişek besleme sistemi kullanmaktaydı. İlk fişek elle beslenmek zorundaydı. Ateşlemenin ardından gaz basıncı mekanizmayı hareket ettirerek boş kovanı atıyor, gizli horozu (ateşleme iğnesini) kuruyor ve yeni dolu fişeği yatağa sürüyordu. Klip boşaldığında, mekanizmadan dışarı fırlatılıyor, mekanizma açık kalıyor ve yeni bir şarjör klibinin hızlıca yüklenmesine olanak tanıyordu.

Aslında çok daha yüksek olmayan 4,3 kg ağırlığı ve toplam 110 cm uzunluğu olan tüfek, birkaç "tık" ile iki eksende ayarlanan "peep" tipi delikli gezi ile oldukça gelişmiş ve pratik kullanımlıydı. Birçok modelinde, inatçı bir menteşesi olan yaylı kapağa sahip dipçik içi bölmesinde bakım ve temizlik aletleri ile silah yağı bulunmaktaydı.

M1'in emniyet mandalı, tetik korkuluğu içinde yer almaktaydı. Atıcı tetik parmağı ile açıp kapayabilmekteydi. Önceleri sadece Springfield Armory tarafından üretilen M1'lere ihtiyacın artması ile Winchester da Garand üretimine başladı. Savaşın sonunda yaklaşık 4 milyon M1 Garand üretilmişti.

O zamana kadar üretilmiş tüm savaş tüfeklerinde olduğu gibi M1 de süngü takılacak şekilde yapılmıştı. İlk üretim modelleri, 1903 Springfield tüfeklerde kullanılan U.S. Model 1905 süngü takılacak şekilde üretildiyse de, Normandiya çıkartması zamanında daha modern bir süngüyü kullanılabiliryordu. Model 1905 Tip 2, önceki modeli gibi 40 cm'lik bir süngü olsa da, farklı olarak parkerize edilmişti ve ceviz kabza panelleri yerine sargı tipi plastik kabza kabakları kullanıyordu. Bu model ilk olarak 1941'de görülmeye başlandı. Savaşın ilerleyen yıllarında 25 cm'lik 1905 Tip 2 süngüler de çıktı; bunlar ya yeni üretimdi ya da 40 cm'lik modellerden kısaltılmıştı.

Düzgün bakımı yapılan bir Garand, en zor koşullarda dahi hemen hemen kusursuz çalışırdı. Savaşı kazandıran unsurlardan biri olan bu tüfek, Amerikan askerlerine güven vermiş ve rahatlık sağlamıştı.

M1 Carbine

Çıkartma günü M1 Garand ABD Kuvvetleri'nin taşıdığı tek yarı otomatik tüfek değildi. Gelişmiş, hafif, neredeyse tabanca kalibresinde fişek kullanan bir başka silahları daha vardı: M1 Karabina. Orduda görevli yazıcılar, aşçılar, makinalı tüfekçiler için tasarlanmış olan M1 Karabina, aynı zamanda M1 Garand'ı görevleri gereği çok hantal bulan askerler tarafından da tercih edildi.
[Resim: 1f66gbv.png]
M1 Karabinası, Garand kadar güçlü olmasa da, hem standart, hem de M1A1 Paraşütçü versiyonu ile Normandiya'da birçok asker tarafından kullanılmıştır.


Düz, boyunsuz .30 kalibre fişek, 110-grainlik çekirdeği 45 cm'lik namludan 600 m/sn süratle ateşleyebiliyordu ve 1.300 Joule?e yakın enerjisi vardı (955 ft-lb). Tabii ki bu .30-06 servis fişeğinin 910 m/sn hızdaki 150 grain fişeği ile kıyaslanamaz.

90 cm'den kısa boyu ve 2,5 kg ağırlığı ile M1 Karabina ekonomikti ve sağlıklı çalışan bir mekanizmaya sahipti. Silah ateşlendiğinde, namlu kanalından geçen küçük bir miktar gaz kısa hareketli pistonu çalıştırıyordu. Piston arkadaki sürgüyü hareket ettirerek döner kafalı mekanizmayı çalıştırıyor ve boş kovanı tahliye ediyordu. İrca yayı mekanizmayı ileri ittirirken, 15 kapasiteli çelik bükme şarjörden yeni bir fişeği alıp, fişek yatağına yerleştiriyordu.

M1 Karabina, 1941'de üretime girdikten sonra, kısa sürede çok sevilen ve tercih edilen bir tüfek oldu. İlk olarak Winchester tarafından üretilen silah, ABD savaşa girdikten sonra birçok yüklenici ve alt yüklenici tarafından imal edildi. Bu tüfeklerin mekanizmalarında 12 değişik üreticinin ismini görebilirsiniz.

Karabina'nın emniyeti tetik korkuluğunun önünde, 15 fişeklik şarjörün çıkarma düğmesinin hemen arkasında basit bir buton şeklinde idi. Birçok asker, savaş heyecanıyla emniyet yerine şarjör butonuna basarak istemeden şarjörü düşürmüştür. Bu sorun daha sonra mandal şeklinde emniyet ile değişiklik yapılarak aşılmıştır.

İlk modelleri basit L şekilli katlanan peep tipi gez ile teçhiz edilen tüfekler, sonradan gelişmiş ayarlı gez ile üretilmeye başlandı. 1944 ortalarından sonra artık M1 Karabinalar süngü takılamayacak şekilde üretildiler. Standart sabit ceviz dipçikli model ile birlikte, paraşüt birliklerinin kullanımı için katlanır tüp metal dipçikli M1A1 de üretildi. Her iki model de Normandiya çıkartması ve sonrasında yaygın olarak kullanıldı.

Model 1903A4

[Resim: qha61zc.jpg]
Normandiya'da Amerikan tüfeklerinin asli keskin nişancı tüfeği, Springfield M1903A3 tüfeğin basitleştirilmiş modeli olan M903A4 idi. Bu model, bir öncekinden farklı olarak birçok bükme çelik parçaya, mekanizma üzerine monteli geze ve C tipi tabanca kabzalı dipçiğe sahipti. Hizmette kaldığı sürece keskin nişancı modeli olan 1903A4 dört değişik dürbün ile kullanılmıştır: Ticari olarak Weaver 330C adıyla satılan dürbünün askeri model olan M73B1; Lyman Alaskan ticari isimli dürbünün askeri tipi olan M73; M81 ve M82. Aslında M81 ve M82 aynı dürbünlerdi, sadece artıkıllar farklıydı. Her dört dürbün de, modele göre üretilmiş, özel Redfield bağlama ile silaha takılıyordu.


Model 1911 & Model 1911A1


[Resim: 5bat0pt.jpg]

Çıkarma günü Amerikalıların temel tabancası ünlü Colt Model 1911 ve Model 1911A1 olmuştur. John M. Browning tasarımı olan bu tabanca .45 ACP kalibrede 7 fişek taşıyabiliyordu. Hala da üretilmiş en iyi tabancalardan biri olarak kabul edilmekte ve kullanılmaktadır.

28 Mart 1911'de ABD Ordusu Browning'in yeni .45 kalibreliğini envantere aldı. Birçok klasik tasarımın özünde olduğu gibi, basitlik de 1911'in en önemli özelliğiydi. Tek hareketli olan bu tabanca, namlu altına bağlı hareketli bir bağlantı ve geriye doğru hareket ederken sürgü-namlu kilidini ayıran mekanizmaya sahipti. Genel olarak tüm tabanca mekanizması ekonomik olarak üretilen parçalar ve basit kontrollerden oluşuyordu. Sürgü salıverme mandalı, emniyet mandalı, horoz yarı kurulu emniyeti ve kabza emniyeti vardı. Son fişek ateşlendiğinde sürgü geride kilitli kalıyor ve tabanca yeni bir şarjörü kabul etmeye hazır oluyordu. İlk fişek, sürgü salıverme mandalının basılmasıyla ya da sürgüyü geri çekip bırakarak namlu yerleştirilebiliyordu.


6 Haziran 1944'te M1911 modifiye edilmişti bile. Önceki modelde düz olan ana yay bölmesi açılı olanla değiştirilmişti; tetik kısaltılmış, tetik arkasına kesikler yapılmış; kabza emniyet mahmuzu uzatılmış, horoz mahmuzu değiştirilmişti. Sonuç olarak "M1911A1 .45 Kalibre Otomatik Tabanca" olarak 2nci Dünya Savaşı'ndan çok sonra da hizmete edecek model geliştirilmişti. Bu silahların Savaş modelleri parkerize edilmişti ve kabza kapakları kalıplı plastiktendi. Savaş boyunca Colt bu tabancanın asli üreticisi olsa da, Remington Rand ve Ithaca, Union Switch & Signal ve Singer (sadece 500 adet) diğer yükleniciler olarak tarihe yazıldı.

M1911 ve M1911A1 subaylar, destek askerleri ve edinebilen herkes tarafından taşındı. .45 ACP fişeğin durduruculuğu yüksekti, tabanca sağlam ve güvenilirdi. Normandiya'nın çalılıklarında askerlerin sadık yardımcısı olmuştu.


Smith & Wesson Victory

Amerikan askerleri M1911 ve M1911A1 dışında da tabancalar taşıdılar ancak bunlar çok daha düşük adetlerde idi. En önemli iki model Smith & Wesson Victory modeli ve S&W Military & Police revolverin K-gövdeli .38 Special kalibreli modeliydi. Çift hareketli mekanizmaya sahip bu tabanca da parkerize edilmişti ve düz ceviz kabza kapaklarına sahipti.

[Resim: c44lnvl.jpg]

ABD askerleri 2nci Dünya Savaşı boyunca en etkin tabancaları taşımışlardı: M1911A1 .45 ACP Government Model (ortada);  S&W .38 Special Victory Model revolver (üstte) ve M1903 Colt cep tabancası (altta).

Colt Model 1903 ve Model 1908

.32 ACP kalibre Colt Model 1903 ve .380 ACP kalibre Model 1908 horozsuz yarı otomatik tabancalardı. Bu tabancalar daha çok general ve üst subayların belinde savaşa katıldı. Özellikle General Patton'un bunlardan birini taşıdığı bilinir. Fişek, askeri kullanım için güçsüz olsa da, yumuşak geri tepmesi sebebiyle bu güzel tabancayı tercih eden sadece Patton değildi. Parkerize kaplamalı ve ceviz kabza kapakları olan bu tabancaların üzerinde "U.S. PROPERTY" (B.D. MALI) yazmaktaydı.

Thompson Model 1928A1 & M1A1

[Resim: 2yk5z79.jpg]
Birleşik Devletlerin Normandiya'daki asli makinalı tabancası, zarif, menevişli Model 1928A1 ve daha basit M1/M1A1 idi. Geri tepme ile çalışan mekanizmaya sahip .45 ACP kalibe M1/M1A1, M1928A1'in basitleştirilmiş modeliydi. M1 ve M1A1 arasındaki farklar, üst taraftan silahın sağına taşınmış kurma kolu ve mekanizma; Cutts tipi konpansatörün ve namlu soğutma kanallarının kaldırılmış olmasıydı. Gez de basitleştirilmişti. Bunlar 1nci Dünya Savaşı sonuna doğru John T. Thompson tarafından tasarlanmış güzel silahlardı. Çoğunlukla "sopa" denilen 30 fişeklik düz şarjör ile veriliyorsa da M1928A1 yüksek kapasiteli tamburalı şarjörlerle kullanılabiliyordu.

Thompson'lar üstün silahlardı,fakat üretimleri ucuz değildi ve ağırdılar. Üretimleri dikkat gerektiriyor ve zaman alıyordu. Savaşın başlarında, Birleşik Devletler daha basit, maliyet etkin çözüm arayışlarına girdi. Ciddi bir tasarım sürecinin sonunda M3 makinalı tabancası ortaya çıktı.

M3

[Resim: 8i0oop0.jpg]
.45 ACP kalibre M3, üretimi ucuz fakat hayli etkin bir makinalı tabancaydı. Dakikada 350 -450 adet atım hızına sahipti. Fotoğraf ilk üretim öncesi modellerden birine ait.

M3, kolay kullanılan, geri tepme ile çalışan, M1928A1'in 835 atım/dk ve M1/M1A1'in 625 atım/dk hızlarına göre daha düşük olan 400 atım/dk altındaki bir hızla çalışan, .45 kalibelik bir makinalı tabancadır. Thompson'a göre oldukça ucuza, zamanında 18 $'a üretilebiliyordu. Otomotiv aletine benzerliği nedeniyle "Gres Tabancası" lakaplı M3'te makina işlem süresi en azda tutulmuştu. Kaynak yerlerini gizlemeye veya tesfiye etmeye hiç gayret gösterilmemiş olan bu silah parkerize edilmiştir. Kontrolleri basitti ve kolay kullanılıyordu. Ceviz el kundağı ve teleskopik tel dipçik kullanılmıştı.

Browning Automatic Rifle (BAR)

[Resim: f7q2qk3.jpg]

.30-'06 Browning Automatic Rifle (BAR) ABD güçlerinde 1nci Dünya Savaşı sonlarına doğru, o zaman savaşın sonucuna ciddi bir etki yaratmayacak kadar geç envantere girmişti. 2nci Dünya Savaşı sırasında en çok kullanılan modeli M1981A2 idi. Manga otomatik silahı olan bu tüfek .30-'06 kalibre fişek kullanıyordu. Fişek beslemesi 20 kapasiteli kutu şarjör ile yapılıyordu.

1nci Dünya Savaşı sırasında Thompson, Alman siperlerinde etkili olması amacıyla bir makinalı tabanca tasarımı ile uğraşırken, John Browning de .30-'06 Springfield kalibre fişek atan otomatik tüfek tasarımıyla uğraşmaktaydı. İlk modeller savaşın sonuna doğru Fransa'ya gönderilmiş olsa da, aktif ve etkin hizmet göremeyecek kadar geç varmıştı.

Gaz tahrikli 1818 Browning Otomatik Tüfek (BAR), başarılı bi tasarım olduğunu kanıtladı ve savaş sonrası yıllarda da askeri birlikler ve kolluk kuvvetleri tarafından yaygın olarak kullanıldı. Ne kadar iyi bir silah olsa da, zaman zaman geliştirmeler yapıldı ve 1940 yılında modifiye edilerek Model 1918A2 adını aldı. 9 kg ağırlıktaki bu sağlam tüfekte, genellikle kullanıcıların sonradan çıkardığı çatal ayak vardı. İki atış modu vardı; 550 atımlık "normal" ve 350 atımlık "yavaş" modları selektörle seçiliyordu. Kutu şarjörü 20 kapasite idi. Hikayeye göre, manganın en ufak adamı BAR'cı olarak seçiliyordu; bunu destekleyen bazı fotoğraflar olsa da şüpheli bir durumdur. Tüfek parkerize edilmişti. Kullanıcılarının çok sevdiği BAR, bir çok ülkede uzun yıllar serviste kalmıştır.


İngiltere ve Kanada:

No. 4 Mk I

Birleşik Krallık ve Kanada'nın kullandığı esas tüfek No.4 Mk I idi. Soyu 19ncu yüzyılın sonlarına dayanan elle kurmalı mekanizmalı (bolt action) bir tüfekti. Aslen tüfek ve karabina olarak iki tipte üretilmişti. Short Magazine Lee Enfield - SMLE (Kısa Şarjörlü Lee Enfield), her göreve uygun bir silah olarak 1903'te envantere alınmıştı. 1920'lerin başında SMLE'nin bir çok modeli denenmiş, 1926 yılında hizmet silahlarının terimleri değiştirilmişti. Mark III'e önce No.1 Mk III denildi, ve Mark IV versiyonu No.1 MkIV olarak isimlendirildi. Birçok değişimden sonra, No.1 Mk IV, 1931 yılında No.4 Mk I olarak numaralandırıldı.
[Resim: qon1ncy.jpg]
Birçok İngiliz ve Kanada piyade birliği mükemmel performansı olan 10 fişek kapasiteli .303 kalibre Enfield No. 4 Mk I tüfeğini kullanmıştır. Birçokları bu tüfeğin 2nci Dünya Savaşı’nın en iyi keskin nişancı tüfeği olduğunu düşünür.

Almanya düşmanca tutum göstermeye başladığında, No.4 üzerindeki çalışmalara hız verildi, 1939 sonunda esmen son halini aldı. Bu tüfek, No.1 Mk III ile birlikte, Avusturalya ve Hindistan'da üretilmeye devam etti ve 2nci Dünya Savaşı'nda İngilizlerin asli servis silahı olarak kaldı. Birçok farklı fabrikada üretildi. Kanada Long Branch Arsenal bunlardan biriydi. Kanadalı'lar No.4 MkI kullandılar ve Savage tarafından bu model Amerika'ya ithal edildi.

Son resmi ölçülerine göre, No.4 MkI'in toplam uzunluğu 113 cm ve namlusu 64 cm idi. Mekanizma Mark III'e göre daha etliydi. Vidalı tip gezi, 200 ile 1.200 yarda arası ayarlıydı ve yeri namlu üzerinden mekanizmanın üzerine kaydırılmıştı. Lee Enfield'ın mekanizması korunmuştu. Aynı şekilde, 10 adet .303 fişek alan ve klips ile doldurulabilen metal bükme şarjör de kullanılmaya devam ediyordu. Mark III'ün aksine, No.4'ün namlusu gövdeden yaklaşık 7 cm uzundu ve bu sayede kabara tipi süngü ya da tüfek bombası atma tertibatı takılabiliyordu.

1941'de, No.4 Mk I'e daha basit bir maknizma başı salıverme sistemi değişikliği kabul edildi. Bu tüfekler Savage ve Long Branch tarafından üretilmekteydi. Her iki No.4 üretim modeli de sonrasında, 300 ve 600 yarda menzilleri gösteren daha basit bir gez ile donatıldı.


No.4 Mk 1 (T)

[Resim: 1a0hwey.jpg]

Keskin nişancı tüfeği olarak beklenenden çok iyi olan No.4, Enfield, Holland & Holland ve Birmingham Small Arms (BSA) tarafından üretilmiş olan 4x büyütmeli No.32 dürbün ilavesiyle No.4 Mk I (T) olarak numaralandırıldı ve yüksek sayıda savaşa sokuldu. Bu dürbünlü tüfekler askeri yeşil renkte boyalı ahşap kundaklıydı. Normandiya'da çok sayıda kullanılan No.4 Mk I (T) birçok kişi tarafından 2nci Dünya Savaşı'nın en iyi keskin nişancı tüfeği olarak kabul edilmiştir.


Enfield No.2

1nci Dünya Savaşı'nda İngiliz birlikleri zamanının en iyi revolverlerinden biri olan Webley ile teçhiz edilmişti. "Marks" olarak tanımlanan birçok modeli siperlerde kullanılmıştır. Fakat en üst modeli olan Mark IV savaşın sonlarına doğru çıkmıştı. Birçok benzeri gibi sağlam ve dayanıklı olan bu çift hareketli revolver, durduruculuğu yüksek .455 Webley fişek kullanıyordu. 28 cm üzerinde boyu ve 1 kg üzerindeki ağırlığıyla oldukça büyük bir revolverdi.

[Resim: 6xbaduv.jpg]

Enfield No.2 bu savaşı takip eden yıllarda seviste kaldı fakat yetkililer silahın etkinliğini azaltmadan hafifletmenin bir yolu olması gerektiğini düşündüler. 1928'de, London Borough of Enfield'de Royal Small Arms Factory (RSAF) Mk IV'e göre 2 cm daha kısa namlusu olan ve 300 gram hafiflemiş Webley benzeri bir model üretmeye başladı. No.2 .38 S&W fişeğe çok benzer .380 kalibre fişek kullanıyordu, fakat çekirdek 200 grainlik kurşundu. .380/200 Mk1 olarak isimlendirilen fişek .455 kadar güçlü değildi, ancak geri tepmesi hafifti ve askeri fişek olarak yeterli görüldü. Daha sonra çekirdek 178 grain nikel ceketli model ile değiştirildi; bu, silahın etkinliğini daha da düşürdü.

Tek/çift hareketli olarak tasarlanmış olan No.2 Mk1 revolver de, Enfield No.2 gibi horoz mahmuzları çıkarılmış ve sadece çift hareketli çalışır hale getirilmişti. Sözde bunun nedeni olarak tankçı personelin horoz mahmuzunun tank içindeki ekipmana takılmasından şikayet etmeleri gösterilmiştir. No.2 Mk1 daha birçok küçük modifikasyon geçirerek sonunda "Star" ismini almıştır. Belki yeterli bir silahtı ama kesinlikle Amerikan M1911A1 veya Alman P38 ile kıyaslanacak bir tabanca değildi. No.2 Mk1 İngiliz ve Kanada birliklerinin asli tabancası olmasına karşın, başta İngiliz servis fişeği kullanan Smith & Wesson Model 10 olmak üzere birçok değişik tabanca da kullanılmıştır.

STEN

Amerikan Thompson makinalı tabancalarının etkin olarak kullanıldığını gören İngilizler, 2nci Dünya Savaşı başlarında kendi kuvvetlerine de kolay üretilen ve ucuz bir makinalı tabanca gerektiğini fark ettiler. Çalışma RSAF Enfield tarafından yapıldı, asıl tasarımcılar Binbaşı Reginald V. Shepherd ve Harold Turpin idi. Bu ikili 9 mm kalibre, geri tepme ile kurulan makinalı bir tabanca yaptı. Daha önce üretilmiş olan birçok tabancanın özelliklerine sahipti, fakat önemlisi Amerikan M3 gibi, bükme metal teknolojisi ile saatler içinde çok sayıda üretilebiliyordu. Bir akronim olan STEN ismi, Shepherd, Turpin ve ENfield?ın baş harflerinden türetilmişti.


[Resim: st4827w.jpg]

İngiliz STEN makinalı tabancası  32 fişeklik yatay beslemeli şarjörden 9 mm fişek atıyordu. STEN ucuzdu ve çok hızlı üretilebiliyordu. Almanlar tarafından bile kısıtlı sayıda kopyaları üretilmişti.

Alman MP38'den kopyalanmış 32 kapasiteli bir şarjör kullanıyordu. STEN çok sayıda değişim geçirdi, en bilinenleri Mark II ve Mark III olmuştur. İngiltere’de birkaç fabrikada ve Kanada’da Long Branch Arsenal tarafından üretilmiş olan STEN, sağlam bir silah olmasına karşın, tutukluk sorunu yaşıyordu. Tutuklukların nedeni genelde kirlenme ve kullanıcının silahı şarjörden tutmasından kaynaklanıyordu. Fişeklerin şarjöre iyi dizilmemiş olması da, düzgün fişek beslemesine engel olmaktaydı. Tüm bunlara karşın, zamanının parasıyla 10 $'lık maliyeti onu aranan bir dost yapmıştı, Fransa’da kullananların sevdiği bir silahtı.

Bren

[Resim: po0vm3m.jpg]

İngiliz BREN hafif makinalı tüfeği (resimde Mark I) eski bir Çek tasarımını kullanmaktaydı. Değişebilir namlusuyla bir çok açıdan mükemmel bir silahtı. Manga makinalı tüfeği ve uçaksavar rollerinde kullanılmıştır.

.303 kalibre BREN'in ismi yine bir İngiliz usulü akronim örneğidir. Tasarımının yapıldığı Çek kenti BRno ile İngiltere'de üretildiği Enfield kentinin ilk ikişer harfinden türetilmiştir. İngilizlerin 1937 yılında üretmeye başladığı BREN, Çek ZGB hafif makinalı tüfeğinin lisanslı üretimiydi.

Bu iyi düşünülmüş bu gaz tahrikli tüfekte, mekanizmanın üzerinde takılan 20 veya 30 kapasiteli eğimli bir şarjör kullanılıyordu. Dolu ağırlığı 11 kg kadar olan BREN, omuzdan ateşlenebiliyordu; askı kayışı takılabiliyor, çatal ayak ile yatarak atış yapılabiliyordu, hatta tripod ile motorlu taşıtlara dahi takılmıştı. En önemli özelliği olan çabuk değişen namlusu sayesinde, namlu ısındığında değiştirilerek uzun zaman ateş edebiliyordu. Hızı 480 - 500 atım/dakikadır.

Hem İngiltere'de hem de Kanada'da üretilmiş olan BREN, birçok "Mark" serisi ile geliştirilmiştir. Mark I ve Mark II serileri Normandiya çıkartması sırasında kullanılmıştır. Mark II modeli Mark I modeline göre daha basittir; daha basit bir gez, yükseklik ayarı olmayan çatalayak, katlanır yerine sabit kurma kolu kullanıyordu. BREN mükemmel bir silahtı, bir çok iyi silah gibi savaş sonrasında da hizmette kaldı. Savaşın bitiminden sonra 7,62 NATO kalibrede üretildi ve 1970'lerin başına kadar İngiliz Ordusu'nda hizmette kaldı, bir çok ülke tarafından da kullanıldı.

Bren MK2

[Resim: ajjp6j7.jpeg]

Bu konuyu yazdır

  HS 9- TP 9
Yazar: ceycey - 27-04-2024, 21:30 - Forum: Silah Karşılaştırmaları - Yorum (2)

Eski forumdaki 9.3.2017 tarihli konu.

Soru HS 9’mu? Yoksa, Canik TP 9 SF/SF Elite mi?

(O dönemde Canik TP 9’un yeni yeni tanınmaya başladığını ve eksiklikleri olduğunu unutmayalım.)
Lupus  üstadın bu konudaki görüşlerinin forumda olmasının yararlı olacağını düşünüyorum.

1) Gerek Walther konu başlıklarında, gerek HS konu başlıklarında, gerek Yurt Savunma konu başlıklarında, gerekse de söz konusu modellerin bahsinin geçtiği onlarca farklı konu başlığında pek çok kez, pek çok teknik özellik, bunların faydaları, mahsurları, riskleri en ince ayrıntılarına kadar açıklandı, tartışıldı... Sanırım ya okuyan yok... Ya pek okuyup anlayan yok... Ya da anlamak isteyen yok... Anlaşılabileceğini ümit ederek temcit pilavını tane tane ısıtıp dökelim.

Karşılaştırılan tabancalar;

1.
Klasik çift / tek hareketli tetik çekişine eşlik eden,
Kurulu ateşleme iğnesini,
Tetiği çekmeden,
Kurma parçasından alabilecek,
Bir manivela / düğme ile mücehhez olarak tasarlanan,
Walther P99 AS modelinden türetilmiş,
Seri üretimde yaşanan kalite kontrol sorunları sonrasında,
Maliyetleri düşürmek ve üretimi basitleştirmek için,
Sadece tek hareketli sisteme dönüştürülmüş modeller.

2.
Orijinalinde sadece tek hareketli olarak,
Ateşleme iğnesi,
Kurma parçası,
Otomatik iğne kilidi,
Otomatik iğne kilidi açma manivelası,
Tüm bunlara müdahale eden tetik kolu ve yolları,
Tüm bunlara eşlik eden kurma parçasını kilitleyen kabza emniyeti ile,
Her şeyi ile sadece tek hareketli tabanca konseptine uygun olarak tasarlanan bir model.


İlk çift / tek hareketli, iğne boşaltma düğmeli TP9' ların kopyalandığı Walther P99' un tüm parçaları konseptine uygun bir şekilde tasarlanmıştır. Walther, TP9 SF' lerin kopyalandığı PPQ modeli tasalarken sadece tek hareketli tabanca konseptine uygun ince tadilatlar yapmıştır. Aynı şekilde Walther' lerden kopyalanan TP9 Elite modellerindeki tamamen gövde dışına yerleştirilmiş sürgü durdurma / salma manivelasını dışarıya alırken Walther yine bazı ince tadilatlar yapmıştır. Bu evrimleşme süreçlerinde Walther' in yaptığı ince tadilatların hiçbirisi TP9 ve türevlerinde yapılmamıştır.

Sadece tek hareketli tetik ve ateşleme sisteminde,
Bu sistemin konseptine ve mekanik gerekliliklerine aykırı bir şekilde,
Ateşleme elemanını ilk müdahale ile serbest bırakacak kurma parçası,
Kurma parçası ve ateşleme elemanı yüzey açıları, temas alanları, yaylar olmaz!

Sadece tek hareketli bir ateşleme ve tetik sisteminde,
Kurma parçası,
Ateşleme elemanını,
İlk fırsatta yakalayacak,
Kesin ve bilinçli mekanik müdahale olmadan salmayacak,
Yüzey alanları ve açıları,
Kaldıraç mesnet noktaları ve açıları,
Bu amaca hizmet edecek şekil ve evsafta yaylar ile tasarlanır.

Her ne kadar pek çok sıkıntısı giderilmiş, oldukça rafine edilmiş olsa da, TP9 ve türevlerinin daha alması gereken oldukça uzun bir yol var. Eğer bir gün birileri akıl eder de,

TP9 ateşleme iğnesinin kurma kancası ve ateşleme iğnesi kurma parçasının temas yüzey alanlarını,
Bunların temas açılarını,
Ateşleme iğne kurma parçası yaylarını,
Ateşleme elemanının tam kurulu beklediği sadece tek hareketli sisteme uygun bir şekilde tadil eder,
Yine bu sistemin konsept ve mekanik mantığına uygun bir şekilde,
Ateşleme iğnesini kuran parçayı kilitleyen bir mekanizma eklerse,

TP9 SF modellerini...

Gövde dışarısına taşınan sürgü durdurma / salma manivelası yayı, olması gerektiği şekilde tasarlanır,
Hatta, işi Walther' den de daha ileriye götürüp, sürgü kilidi ve sürgü durdurma / salma manivelası tek parça haline getirilirse,

TP9 Elite modellerini gönül rahatlığı ve güvenle alışveriş listeme alırım.

Bunlar olana kadar, eğer illa ki sadece tek hareketli ve sadece iğne ateşlemeli bir tabanca istiyorsam tercihim,

Ateşleme elemanı,
Ateşleme elemanı kurma parçası,
Ateşleme elemanını kuran parçanın kilidi,
Otomatik iğne kilidi,
Otomatik iğne kilidi açma manivelası,
Ve bunlarla uyumlu ve güvenli tetik yolları ile tasarlanmış olan HS' den yana olurdu.

Saygılar.

2) İşin hukuk, etik, profesyonellik, disiplin gibi kısımlarına girmek istemiyorum, ama kabaca stres altında yaşanacaklar bunlardır. Stres altında sonucu eğitim, refleks haline gelmiş melekeler ve disiplin kadar, kullandığınız silah ve teçhizatın teknik özellikleri de belirler. Her ne kadar, şükür ki pek çoğumuz için sadece hobi ve sportif amaçlı gereçler olsalar da,  tabancalar da tüm ateşli silahlar gibi belirli şartlar ve zorunluluklarda, mümkün olduğunca çok geniş yelpazedeki kullanıcının elinde, belirli bir görevi, emniyetle ve güvenle icra etmek için tasarlanır ve üretilir. Eğer sadece tek bir tane tabancanız olacaksa, seçim de bu kriterler gözetilerek yapılmalıdır.

HS tabancalar kurma parçasını kilitlemek üzere konulmuş kabza emniyeti nedeni ile bizim şartnamelerimize uymuyor. HS' ye kabza emniyeti iptal edilirse, tabancalarının şartnameye uyacağı, istekli olarak ihalelerde yer alabilecekleri bildirildiğinde teknik ekibin cevabın çok manidardır; Siz kafayı mı yediniz? TP9 SF ve Elite ise, ateşleme ve tetik sistemi açısından aslında birer kabza emniyeti iptal edilmiş HS' dir.

Bizim gerekçemiz her zamanki gibi malum; Biz tabancaları şarjörleri dolu, ancak namlu fişek yataklarına fişek sürmeden taşıyoruz, gerektiğinde çekip dolduruş yapıyoruz.

Şimdi yukarıdaki videoyu tekrar gözünüzde canlandırın... Hani biz tabancaları namlu fişek yatağında fişek olmadan taşıyorduk? Peki tabanca kılıfından çekilip dolduruş yapılırsa ne olacak? Tabanca çekilip dolduruş yapıldıktan sonra, ateşlenebilir de, ateşlenmeyebilir de, ne olursa olsun, artık elinizde ateşleme elemanı kapsül ve fişeği ateşleyebilecek şekilde tam kurulu bekleyen bir tabanca var! Ama eğitimsiz ve stresli kullanıcı tetik disiplini ihlali yapar, ama tabanca yere düşer, ama farklı bir darbe alır, fark etmez, ne olursa olsun, bir tabancanın ateşleme ve emniyet elemanları bunlar düşünülerek tasarlanır, tasarlanmalıdır!

Dünyada hala sadece tek hareketli tetik ve ateşleme sistemi olan tabancaların, emniyet manivelalarının kılıftan kütleye doğrultulurken hangi aşamada devre dışı bırakılması gerektiği tartışılırken, hatta atış yapmaya karar vermedikçe emniyet manivelasının devrede olması gerektiği söylenirken, ki nedenini yukarıdaki videoda açıkça görüyorsunuz, kurma parçasının kilitlenmediği sadece tek hareketli tetik ve ateşleme sistemlerinde ısrar etmek, hem teknik, hem de taktik cahillikten öte bir şey değildir.

Bu arada, bahsi geçtiği için değinmek istiyorum... Glock Safe Action tetik sisteminin polis teşkilatları pazarını bu düzeyde domine etmesini sağlayan şeytani ayrıntı da işte tam buradadır;

Atıcı tetik disiplinine riayet ettiği müddetçe,
Stres altında emniyetli olacak kadar uzun ve ağır bir tetik yolu,
Atış yapılmak istendiğinde kafa karıştıracak manivelalar olmadan sadece tetikle sistem hakimiyeti,
Atış yapılmak istendiğinde tabanca mesafelerinde isabetli atış yapmaya olanak sağlayacak kadar kısa ve hafif bir tetik yolu,
İlk atıştan son atışa kadar aynı ağırlık ve uzunlukta tetik yolu,
Tüm emniyet elemanları devre dışı kalıp ateşleme elemanı iğneye ulaşsa dahi ateş almayacak kadar emniyetli ateşleme sistemi.

Saygılar.

3) Bir de '' tetik emniyeti '' mevzusu var...  Sadece tek hareketli, yani ateşleme iğnesinin tam kurulu beklediği, tetiğin sadece kurulu ateşleme iğnesini serbest bıraktığı, sadece iğne ateşlemeli tabancalarda, tetik emniyetinin 1911, Browning, CZ75 gibi tabancalardaki emniyet manivelalarının yerine ikame edilebileceği zannı hakim.

1911, CZ75, Browning gibi tabancalarda, gövdenin sol veya iki yanında yer alan emniyet manivelaları devreye sokulduğunda, emniyet sistemi horozu kuran parçayı kilitler. Bu tabancalarda tetik / tetik kolu, horozu kuran parçadan tamamen bağımsız ve ayrı parçalardır.

Sadece iğne ateşleme sistemine haiz horozsuz tabancalarda da, eğer ateşleme iğnesini kuran parça, tetik / tetik kolundan ayrı bir parça ise, ki HS ve TP9' larda böyledir, tetik emniyeti ile tetiği ve tetik kolunu kilitleyerek, kurma parçası ve ateşleme iğnesini emniyete alamazsınız. Bu nedenle HS tabancalarda ateşleme iğnesini kuran parçayı kilitleyen ayrı bir kabza emniyeti vardır.

Yine bahse konu olduğu için Glock' a dönecek olursak, Glock tabancalarda ateşleme iğnesini kuran parça, tetik kolunun bir uzantısı, tetik kolu ile yekpare bir parçadır. Dolayısı ile Glock tabancanın tetik / tetik kolunu kilitlediğinizde, aynı zamanda tetik kolu ile yekpare kurma parçasını da kilitlenmiş oluyor. Kurma parçasını kilitleyen klasik emniyet sistemleri ve manivelalarından farkı ise, devre dışı bırakılması için ayrı bir parmakla müdahaleye gerek kalmadan, sadece tetik parmağını tetiğe yerleştirmek yeterli oluyor. Glock tetik sisteminin içerisindeki bir diğer şeytan tüyü de buradadır.

Aşağıdaki videoda Glock tetik kolu ve kurma parçasının bütünlüğünü ve birlikte hareketini daha açık ve net olarak görebilirsiniz;

Hasılı kelam Glock’larda tetiğe parmak yerleşince devre dışı kalan, HS’ lerde tabanca kavranınca devre dışı kalan, ateşleme iğnesini kuran elemanları kilitleyen mekanik güvenlik tedbirleri mevcuttur. Bu yol ayrımında ise tekrar şeytan tüylerinin verdiği kaşıntılar tercihlerde etkili olmaktadır. Bir tabancada tabanca kavranır kavranmaz kurma parçasını kilitleyen emniyet serbest bırakılırken, diğerinde ateşleme iğnesi kapsülü ateşleyecek enerjiye haiz olmadan beklemesine rağmen atış yapılacak son aşamaya kadar kurma parçasını kilitleyen emniyet devrede kalmaya devam etmektedir. İşte bizden daha bilgisiz, tecrübesiz, hatta akılsız olduğunu sandığımız yaklaşık bir buçuk milyondan fazla kişinin her yıl bu yol ayrımına sapmalarının nedeni bu şeytan tüylerinin verdiği kaşıntılardır.
Saygılar

Bu konuyu yazdır

  Atış sonrası prosedürü
Yazar: sentinel - 27-04-2024, 01:45 - Forum: Taktik ve Eğitim - Yorum Yok

Herkese selamlar, Project gecko isimli kuruluşun yakın mesafede bir tehdide müdahale edildikten sonra gerçekleştirilmesini tavsiye ettikleri prosedürü kendi sitelerinden alarak çevirip foruma ekliyorum. Bu konuda forumdaşlarımızın da görüş ve tavsiyelerini merak etmekteyim. 

FERAGATNAME:

Bu metin, yakın mesafede bir tehdit ile karşılaşıldıktan sonra uygulanması gereken belirli bir prosedürü açıklamaktadır. Kuralların ve fikirlerin gerçek durumlarla her zaman bütün olarak uyumlu olmadığının ve birçok beklenmedik durumun olabileceğinin bilincindeyim. Bu sebeple, bu yöntemi bir prosedür olarak aktarıyoruz. Prosedürler, kurallara kıyasla gerçeklik karşısında daha esnek bir yapıya sahip olma eğilimindedir.


  Atış sonrası prosedürleri birkaç düşünceye dayanır:

-Tehdide odaklanma.

-Yeniden tanımlama döngüsü.

-Atış sonrası yasal sorunlar ve gereklilikler.

-Çevre.

-Etkililik, verimlilik.

-Atıcının performans durumu.


TANIM: Atış sonrası prosedürü, bir tehdit uyaranının ele alınıp ortadan kaldırılmasını takiben gerçekleştirilen eylemler serisidir. Bu prosedür, özellikle yüksek tehdit ve stres altındaki durumlarda, bireyin tehdidin tamamen ortadan kaldırıldığına veya zihinsel sıkıntı/stresin azaldığına emin oluncaya dek sürekli bir tehdit algılama durumunu temel alır.

Ek olarak, sadece ölü insanların düşmediğini belirtmek önemlidir. Yaralanmalar, engeller ve diğer faktörler, saldırganın düşmesine neden olabilir. Kritik şekilde yaralanmış olsa bile, yere düşmüş ve yerde yatan bir kişi, ateşli silahı etkin bir şekilde kullanabilir. Bu kuralın temel amacı, atıcının “ateş et ve unut” eğilimini önlemektir.

PROSEDÜR: Aktif bir tehditle kısa mesafede çatışma sırasında, atıcı belirli bir noktada tehdidin aktif olmaktan çıktığına veya etkisiz hale getirildiğine dair görsel bir işaret alacaktır. Bu durumda, tehdidin büyük olasılıkla ortadan kalkması beklenir. Bu andan itibaren atıcı, aşağıdaki adımlardan oluşan atış sonrası döngüsünü gerçekleştirecektir:

A. Atış takibi (isabetlilik / atışın başarısı ile ilgili)

B. Odaklanma. Silahı indirin (alt 45°), daha geniş bir görüş sağlayın. Atıcının doğru bir görüş elde etmesi için alt hazır duruşuna geçmesinin önemli olduğunu unutmayın, böylece atıcı tam bir görüş alanı sağlar. Ayrıca, cisimlerin düşme eğiliminde olması (yerçekimi) ve çoğu çatışmanın düşük ışık koşullarında gerçekleşmesi gerçeği, insan görüşünün büyük ölçüde verimliliğini kaybetmesine neden olduğundan, nişan hattından aşağısının da görünür olmasını sağlamak için silahın fiziksel olarak aşağı indirilmesi gerekecektir.

C. Nefes & Görüntü. (Nefes kotrolü eşiliğinde durum değerlendirmesi)

D. Tehdidi İncele. İnsanların görsel olarak saldırganlar veya diğer tehdit unsurlarına odaklanma eğilimini göz önünde bulundurursak, atıcı hedefini detaylı bir şekilde inceleyecektir. İnceleme aşamasının sezgisel temelli olduğunu belirtmek önemlidir, ancak bireysel olarak bu aşama atıcının bilinçli bir hareket tarzı ve yaklaşımı gerektirdiğine inanıyorum. Bu, atıcının baskı altında olduğu bir senaryoda, bir tür kaygı yaşadığı veya alternatif olarak, ek acil tehditler veya tehlikelerle karşı karşıya kaldığı durumlarda, bu aşamayı ve döngünün geri kalanını sezgisel olarak atlayacağı anlamına gelir. Not: Bu aşama Nefes kontrolü ile eş zamanlı olarak gerçekleşir.

Öncelikle atıcı şunları aramalıdır:

a. Eller. Ek bir silah çekiliyor mu? Eller nerede? Tehdit hala silaha sahip mi?

b. Vücut. Atıcı, derhal tıbbi müdahale gerektirebilecek yaralanmaları (ağır kanama) veya alternatif olarak, tuzakların varlığını belirtebilecek diğer göstergeleri, örneğin kablolar veya potlaşmış giysiler gibi şeyleri arayacaktır.


E. Sürgü/atım yatağı kontrolü. Odak noktası silaha (yakın) kayar. Bu kontrol, olası bir arıza durumunun tespiti amacıyla yapılır. Bu adım, atıcının her zaman bir sonraki hedefe angaje olmaya hazır olmasını sağlar. Ancak, sürekli yüksek tehdit senaryosu sırasında, bireyin hemen çevresinde ek tehdit / tehlike olabileceği şüpheleniyorsa, bu adım (ve sonraki adımlar) gerçekleşmeyebilir çünkü birey, olası bir sonraki tehdidi aramakla meşgul olacaktır.

F. Tarama. Gerekirse, birey çevre kontrolü yapacaktır.

G. Emniyetin açılması (silahın emniyete alınması). Bunun büyük ölçüde yönetmelikler tarafından yönlendirildiğini unutmayın. Operasyon seviyesi değişebilir. Birim yönetmelikleri ve ek durumsal faktörler, bu aşamayı basitçe görmezden gelmenizi gerektirebilir.

[Resim: after-fire-czcle.jpg]

Gerçekte karşılaşacağınız iki ana sorun var. İlki, zaman ve mekan ile ilgili kısıtlamaların birleşimi ve ardından dinamik algısal bozulmalar takip eder. Bunu göz önünde bulundurarak, çoğu durumda A’dan D’ye koreografik olarak gidemeyeceğinizi açıkça söyleyebiliriz. Ancak, A adımını başlatabilir ve A ile D arasındaki önemli noktaları yerine getirebilirsiniz. Project Gecko derslerinde, bu durumu CQB bağlamında FOF koşulları altında temsil ederiz.

Kaynak; 
https://www.projectgecko.info/reviews/20...after-fire
https://youtu.be/2PlVRyTHJ5M?si=60GgS_rdkaP_4_R4

Bu konuyu yazdır

  En İyi Sniper Sistemi
Yazar: ceycey - 26-04-2024, 20:42 - Forum: Askeri Tüfekler - Yorum Yok

2008’de eski forumda açılmış bir konu:

En İyi Sniper Sistemi:

Sizce en iyi Sniper sistemi nedir? Hangi mermi, 50 kalibre, 338 lapua, 300 Win Mag vs, hangi tüfek Barrett, Sako, Blaser/Sig vs, ve hangi dürbün?

Lupus demiş ki:

Bu sorunun cevabı kullanım maksadınıza göre çok fazla değişkenlik gösterir. Kullanacağınız arazinin özelliğinden, hedefin hareketliliğine kadar her şey, kullanacağınız sistemi etkileyecektir. Bazı atışlarda 7x35 seyir dürbünü, herhangi bir marka 3-7x20 tüfek dürbünü ve yarı otomatik bir 308.win bile rahatlıkla yeterli olabilecekken, bazı atışlarda ise en az .338 Lapua kollu tüfek, 8x56 Schmidt&Bender tüfek dürbünü, sadece sniping için özel programlarla yüklenmiş arazi PCsi desteğinde, özel bir seyir dürbünü gerekecektir.

Size öncelikli önerim, en üst düzey bir sisteme para bağlamadan, mühimmatını ucuza yakabileceğiniz, acımadan hırpalayabileceğiniz bir sistemle '' Fundemantals '' dan başlamanız. Bunun bile, sadece bu işe zaman ayıran birisinin yaklaşık olarak bir yılını alacağından emin olabilirsiniz. Her gün, tüm mesainizi buna vermeniz durumunda bile, bu işin esasını öğrenmeniz en az altı ayınızı alacaktır. Çünkü insanların sandığının aksine, '' sniping '' in en basit kısmı, tetiğin çekildiği kısımdır. İşin '' fundamentals '' kısmını atlayarak direk sistem sorgulamak, işe direk tetik çekmekten başlamak gibi bir şeydir ki, bu daha baştan olayı kaçırmaktır.

Turan Tactical demiş ki:

Sn.Lupus abime hak verdim.
Bu soru da biraz en iyi tabanca sorusu gibi olmuş.
Amaca göre değişiyor.
Kendisinin bahsettiği olayın özünü kavrama dönemininde, Forth Benning, Georgia'daki piyade okulunda keskin nişancılık kursuna tabi askerler Remington M24 kullanıyor.
Tabi bu Sn.Lupus'un bahsettiği başlangıç silahı olabilecek ucuz silah kategorisinden biraz uzak kalmış olabilir.
Ama ah keşke sadece bir kez de olsa .408 cal. bir CheyTac M200 (Cheyenne Tactical) kullansaydım da gözüm açık gitmeseydim şu yalan dünyadan.

Peki Türkiye şartlarında, ikinci el (permi ile gelenler) ve MKE standlarından bize gülümseyen yüvli tüfekler arasında sizce menzil ve istikrarlı, isabetli atış konusunda başarılı olanlar hangileri?
Remington 700 serisi Amerika pazarında modifikasyonlara açık bir model ancak Türkiye'de bu tür değişiklikler cüzdan yakar sanırım.

Lastmohikan demiş ki:

Öncelikle keskin nişancı olduğumuzu varsayalım, yoksa sayın Lupus’un belirtiği gibi bu işi öğrenmek için bayağı mesai ve para gerekecek.
İkincil olarak tüfeğimizi seçmeden önce görev arazi ve mesafe niteliklerinin tanımlanması gerekir. Buna göre 50 cal gibi yüksek nitelikli mermiler daha çok anti madde türevi görevlerde tercih edilir( , zırhlıların optiklerini bozma, zırh içinde korunan hedefleri bertaraf etmek gibi), sızma suikast tipi görevlerde 50 cal tüfeklerin taşıma zorluğu asabiyle pek tercih edilmediğini de belirtmek isterim.
Daha sonra hedefin mesafesine göre uygun karakteristikteki mühimmatı atabilecek tüfek ve bu mesafeye en düşük hatayla ulaştıracak optikler ile gerekli olması(408 ceyh tac. gibi 2000 m nin üstüne atış yapılan tüfeklerde ısı rüzgar mesafe dışında yeryüzünün dönüşünden kaynaklanan ivme yi dahi hesaplara dahil eden balistik bilgisayarları kullanılır.) durumunda balistik ve meteoroloji pc ci. ve gene ihtiyaca göre susturucu.
Usun lafın kısası tüm bunlara uygun konfigürasyondaki tüfek seçildikten sonra nişancımızın tüm bunları iyi kullanabilen bir yeteneğe de sahip olması bu işin en önemli yanlarından biri.
Saygılar...

Lupus demiş ki:

Gönderdiğiniz silahlardan, magnum ve .308'den büyük olanlardan başlangıçta uzak durun. Kısıtlı sayıda mühimmat yakan atıcılar için bu kalibreler keyif verici olabilir. Ancak uzun bir süreçte, planlı bir eğitim yapmayı düşünen atıcılar için bu kalibreler tam bir '' pain in the ass '' dir. Uzun yıllar özellikle de 30.06 ile çok tecrübesi olan birisi olarak, eğitim aşamasında bu kalibreden bile uzak durmanızı öneririm.

Atıcı kusurlarını örten ve atıcının his melekelerini geliştirmesine engel olacak, en sofistike sistemle işe başlamanızı da kesinlikle önermem. Sniping de biz amatörlerin ve gerçek çatışma görmemiş atıcıların en fazla göze ardı ettiği faktörlerden birisi de budur. Eğer cidden bu işe başlamayı düşünüyorsanız, Fin'li nişancı Simo Hayha başta olmak üzere, meşhur keskin nişancıların hayatlarını ve bireysel özelliklerini, bulabilirseniz dünyada şimdiye kadar yapılmış meşhur gerçek atışların özelliklerini tekrar dikkatlice okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Gerçek manada '' sniping'' in kapısı, beyin ve hislerin tek meleke altında çalışmaya başlaması ile açılır. Bundan sonra da Sn.Mohikan'ın bahsettiği aşama gelmektedir ki, melekeleri yetkin bir atıcının bunlarla buluşması, tadından yenmez olur. Ama sadece belirli bir mesafeden, herhangi bir hedefe istediğiniz delikleri açarak ya da istediğiniz oranda tahribat yaparak keyif almayı planlıyorsanız, en az .338 Lapua bir Accuracy veya benzer bir tüfeği, en sofistike yardımcı aygıtlarla donatarak, zaman ve para kaybından kendinizi kurtarın.

Xlcod3r demiş ki:

Beyler,
En iyi sniper sistemi nasıl olur sorusuna değişik cevaplar vermişsiniz. Lupus bey'in yorumlarını makul bulduğumu beyan etmeliyim. Bu arada topik te bir sürü fişek balistik kart resimleri gördüm ve bazı tüfek resimleri. Melihağa arkadaşımızın verdiği linkteki silah 20 mm lik bir Lahti.
Bu silahı özel operasyon birlikleri bile çok ender özel görevlerde kullanır. Bir lahti yi taşımak ayrı bir dert, mühimmatını taşımak ise ayrı.

Sniper lügat anlamıyla keskin nişancı demek bunu herkes biliyor. Ancak siz mekanik nişangahta harika vuruşlar yapabiliyor olsanız da bu optik nişangahlarda % 90 hezimet yaşarsınız. Mekanik nişangahlı bir tüfekle 50 metreden tüfeğinin fişeğini vurabilen bir arkadaşın, optikle 100 metre mesafede 6 cm lik daireye giremediğini ve bu durumu kabullenemediğini görmüştüm. (Bu arada 6 cm çapında ki daire 100 metre mesafe de uzman nişancılar için mekanik nişangahlar da kullandığımız bir değer ölçüsü.)

Sniper olmak için önce teorik eğitim almanız şart. Bir gözetmenin ve bir ustanın size bunları anlatması lazım. Ülkemizde hukuki açıdan bu mümkün mü bilmiyorum. AB kriterleri çerçevesinde değişen bazı durumlar oldu ise de Terörle mücadele kanununun bu konuda ne söylediği önemli.
Ford benning de eğitilen askerlerin kullandığı M24, USA güçlerinin standart sniper silahıdır. Chey Tac ise ülkemizde bir kaç kişi hariç bir gömlek fazla gelir. Vereceğiniz paraya yazık olur.İlk başlangıçta Lupus bey'in söylediği gibi basit sistemli bir silah ve kolay temin edebileceğin fiyat konusunda da cep yakmayacak çapta fişekleri tercih etmelisin. Şu an benim tercihim .308 win ile .338 lapuadır. .308 win fişeği Türkiye şartlarında tek geçmek zorundayım.

Optik konusunda alacağın dürbünü her silahta kullanabileceğin adaptör ayaklar olduğundan bu kısımda paraya kıyabilirsin. Leupold ve Steiner marka optikleri tavsiye edebilirim. Artı kıl sistemi de önemli tercihinizde. Mesafe ölçerim var uğraşmam hesap yapmam diyorsanız ayrı, El dürbünüm iyi ama mesafe ölçere o kadar para veremem diyorsanız ayrı artı kıl sistemli dürbünlere bakacaksınız. Diyoptri zaten şu ara bütün dürbünlerde standart.

Sonuç olarak, bazı forumlarda rastladığım yazar arkadaşlar optik silahla atış yaptıklarını ve sniper olduklarını ballandıra ballandıra anlatıyorlar. Ancak optik nişangahlı silahlarla belli sabit mesafe kriterlerinde atış yapabiliyor olmak o kişiyi SNİPER yapmaz.
(Burada bulunanları tenzih ederim.Kastım bu forum ile ilgili değildir.Yanlış anlaşılmalar olmaması dileklerimle.)

Lastmohikan demiş ki:

Sayın xlcod3r son yazdığınız kısma tamamen katılıyorum. İnsanlar izledikleri filmlerin ve okudukları yazıların fazla etkisinde kalabiliyor. Sanki hafta sonu eğlencesi gibi yaklaştıkları keskin nişancılığı hemen kendilerine yakıştırıyorlar. Bir insanı öldürmek amaçlı yapılan bir iş her ne kadar profesyonelce de yapılsa öyle herkesin ben bunu yapıyorum diyebileceği bir durum değil her şeyden önce. İşin eğitim kısmı ise Tr şartlarında sivil vatandaş için neredeyse imkansız. Hele chey tac gibi sistemler çoğu askerler için bile rüyadan başka bir şey değil. Rusya gibi Dragunov tipinde gayet basit kullanımlı bir tüfeğe sahip olan ülkelerde dahi temel keskin nişancılık eğitimi 6 ay sürüyor. Tabi bu yetenekli kişiler için geçerli.
Bizler için ise sayın Lupus ve sizin de bahsettiğiniz gibi kolay bulunan mühimmatlar ve cep yakmayacak tüfeklerle bu işi hobi olarak cansız hedeflerle yapmak tan başka fazlaca seçenek yok.
Saygılar...

Bu konuyu yazdır

Video TABANCANIZI ATIM YATAĞI BOŞ MU, DOLU MU TAŞIRSINIZ
Yazar: Sabri - 26-04-2024, 15:22 - Forum: Genel Silah Sohbetleri - Yorum (27)

Tabancanızı "atım yatağı" BOŞ mu, DOLU mu taşırsınız?

Yarı otomatik tabancanın atım yatağını boş veya dolu tutmak tartışılan bir konu ve tercih meselesidir. Genellikle kazara veya istem dışı ateşlemeden kaçınmak için atım yatağı boş tutmayı / taşımayı tercih edenler var.
 
Evde çoluk, çocuk varsa, kazaları engellemek için, ulaşamayacakları bir yerde atım yatağı boş bulundurmak akılcı bir seçenek olabilir. Ama bu durumda kullanma ihtiyacı olduğunda ilk yapmanız gereken şeyin tabancanızı kurmak olduğunu aklınızda sürekli tutmanız gerekir.
 
Taşıma esnasında istem dışı ateşlemelerden, kendinizi yaralamaktan ürküp atım yatağı boş taşıyor olabilirsiniz. Ama bu tür kazalar genellikle tabancayı kılıfa koyarken tetiğin bir yere takılması sonucu oluşur. Ya da tetik disiplini sağlayamamış kişilerde, özellikle iğne tam kurulu tetiği hafif tabancalarda, kılıftan çekme esnasında da oluşabilir.
 
2019 yılında ABD de yapılan bir çalışmada kazara ateşlemelerden ölümlerin:
 
%28,3 ü silah ile oynarken
%17,2 si silahın boş olduğu düşüncesiyle
%13,8 i Av esnasında  ortaya çıktığı gösterilmiştir:

[Resim: Ekran-Resmi-2024-04-26-13-31-26.png]

Aynı çalışmada etnik köken ve yaş ta etkili bulunmuştur. Eğitim düzeyi düşük zenci nüfusta en sık ölümlü kaza olurken, silaha aşina İspanyol kökenlilerde ölümlü kaza daha azdır.

[Resim: Ekran-Resmi-2024-04-26-13-37-16.png]

EĞİTİM ÇOK ÖNEMLİ
 
Eğer güvenlik amacıyla silah taşıyorsanız, atım yatağı dolu taşınmalıdır, silahınızın emniyet sistemini de iyi bilmeniz gereklidir:
 
[Resim: Ekran-Resmi-2024-04-26-13-08-30.png]

Şimdi sayın ceycey’in paylaştığı, revolver konusundaki videodan bir kesit alalım:


Adamcağız iyi silahşörmüş (!) (ama atım yatağı boş taşıyor), sol omuzundan vurulunca yarı otomatik  tabancayı kuramamış, o nedenle vurulmuş ve hayatını kaybetmiş. İyi silahşör (!) şu kurma stilini bilmiyor…
 
https://youtu.be/mHEZrbv3fvs
(Bu eylem için SERT kemer kullanmanız iyi olur)
 
Tezgah kenarı, masa kenarı, sandalye arkalığı ile de gezi taktırarak tek elle kurma işlevi yapılabilir. Tek sorun mermi hatası ve tutukluk olabilir…
 
Her olayı kendi şartları altında değerlendirmek lazım.  Sağ omuzundan vurulan birinin sol elle belde sağdaki ne revolveri, ne yarı otomatik tabancayı çekebilmesi, zamanında ateşleyebilmesi mümkün olmayabilir. Sol koltuk altında taşınan tabancayı sol elle çekmek de imkansıza yakın.
 
Bu şartlarda can güvenliği için silah taşınanın yedek silahının da olması, bunu da her şartta kullanabileceği şekilde konumlandırması, değişik senaryolara göre hazırlıklı olması gerekir.
 
Yani hem istem dışı ateşlemelerden korunmak, hem de savunmak için “Eğitim Şart” …

Bu konuyu yazdır