Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 1,328
» Son Üye Florist
» Toplam Konular 952
» Toplam Yorumlar 6,001

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Şu anda 61 aktif kullanıcı var.
» (0 Üye - 59 Ziyaretçi)
Bing, Google

Son Yazılanlar
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
07-10-2026, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 205
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,781
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,627
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 487
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 956
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 249
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 390
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,243
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 488
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 534
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,973
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 289
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 299
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,961

 
  Tabanca Mühimmatı Mermi Yolu Tablosu
Yazar: ceycey - 06-04-2024, 23:23 - Forum: Mühimmat - Yorum Yok

.357’nin 9.12.2008 tarihinde eski forumda açtığı konu:

Tabanca Mühimmatı Mermi Yolu Tablosu:

Cartridge (Wb@MV) Bullet BC 25 yds. 50 yds. 100 yds. MPBR (yds.)
.25 ACP (50 at 760) .116 +2.9" +2.8" -10.5" 80
.30 Carbine (105 at 1600) .150 +1.4" +2.7" +1.8" 139
.32 ACP (71 at 905) .118 +2.5" +2.9" -5.4" 90
.32 H&R Mag. (85 at 1100) .145 +2.1" +3.0" -1.7" 106
.32-20 Win. (100 at 1000) .170 +2.2" +2.9" -2.8" 98
.38 S&W (146 at 645) .150 +3.7" +2.4" -16.7" 72
.380 ACP (90 at 1000) .099 +2.3" +2.9" -3.5" 96
9mm Makarov (95 at 975) .100 +2.3" +2.9" -3.8" 95
9mm Luger (124 at 1100) .145 +2.1" +3.0" -1.7" 106
.357 SIG (125 at 1350) .145 +1.7" +2.9" +0.4" 122
.38 Spec. (158 at 760) .139 +3.1" +2.7" -10.1" 79
.38 Spec. +P (125 at 950) .151 +2.3" +2.9" -4.0" 95
.357 Mag. (158 at 1250) .206 +1.8" +3.0" +0.1" 119
.40 S&W (180 at 950) .164 +2.3" +2.9" -4.2" 95
10mm Auto (180 at 1150) .164 +2.0" +3.0" -1.1" 110
.41 Rem. Mag. (210 at 1300) .182 +1.7" +2.8" +0.2" 120
.44-40 Win. (200 at 800) .136 +2.8" +2.8" -8.6" 82
.44 Spec. (240 at 750) .182 +3.1" +2.6" -9.3" 78
.44 Rem. Mag. (240 at 1180) .205 +1.9" +2.9" -0.6" 114
.45 ACP (230 at 850) .195 +2.6" +2.5" -6.9" 88
.45 Colt (250 at 860) .138 +2.5" +2.8" -6.9" 86
.454 Casull (260 at 1800) .183 +1.2" +2.5" +2.5" 159
.480 Ruger (325 at 1350) .150 +1.7" +2.9" +0.6" 123
.50 AE (325 at 1400) .149 +1.6" +2.8" +0.8" 126
.50 S&W Mag. (325 at 1600) .149 +1.4" +2.7" +1.8" 139

Kısaltmalar: Wb = Weight of bullet (in grains); MV = Muzzle Velocity (in feet per second); 
BC = Ballistic Coefficient; yards = yds.; inches = "; MPBR = Maximum Point blank Range.

Lupus demiş ki:

Ülkemizde bulunabilen kalibrelerden, uzun mesafeye atış yapılabilecekler sanırım aşağıdakiler.
.357 SIG harika trasesi ile gerçekten göz dolduruyor.
100 yardaya kadar az uçuyor, az düşüyor.

9mm Luger (124 at 1100) .145 +2.1" +3.0" -1.7" 106

.357 SIG (125 at 1350) .145 +1.7" +2.9" +0.4" 122

357 Mag. (158 at 1250) .206 +1.8" +3.0" +0.1" 119

44 Rem. Mag. (240 at 1180) .205 +1.9" +2.9" -0.6" 114

50 AE (325 at 1400) .149 +1.6" +2.8" +0.8" 126

Uzun mesafe atıcılığına en uyumsuz kalibreler de sanırım aşağıdakiler.
Bir arkadaşıma 25 m'de .45 ACP ile atış yaptığında, saat altı hizasına nişan alması gerektiğini 
anlatana kadar da göbeğim çatlamıştı. Kendisi .45 ACP mühimmatın bu mesafede üstten 
vurma eğiliminde olacağını kabullenmekte bayağı zorlanmıştı. 

.40 S&W (180 at 950) .164 +2.3" +2.9" -4.2" 95
45 ACP (230 at 850) .195 +2.6" +2.5" -6.9" 88

Gerçekten çok faydalı bir grafik Sn.357, anlayana tabii ki.
Elinize sağlık.

xlcod3r demiş ki:

Skalalı gez kullanmayan tabancalar 25 metre için fabrikasyon sıfırlıdır diye hatırlıyorum.
100 yarda ya atışı hedefin daha üst tarafına nişan alarak atış yaptıkları anlaşılıyor. 
MPBR değerlerinde de hata olduğu kesin.

MPBR, sıfırlama mesafesinde hedef noktanın 3 inç üst ve 3 inç alt tarafında değer olarak toplamda
6 inç lik bir alan için değerlendirilir. Bu 6 inçlik kuşak hayati alan, kritik alan olarak adlandırılır.

MPBR yani maksimum alan menzili Mermi çekirdeğinin namludan çıkış noktası ,Sıfır vuruş 
noktasından sonra düşüşündeki eşit mesafe arasındaki menzildir ki bu düşüş değeri 
3 cm'yi geçmemelidir.
[Resim: lgw1fhh.gif]

[Resim: kj32fpt.gif]

.25 ACP (50 at 760) .116 +2.9" +2.8" -10.5" 80

Bu fişek mermi yolunda en üst noktaya 25 metrede ulaşırken MPBR ölçüsünün 80 olması 
25+25 = 50 80-50 = 30 yards fark var.
keza:
45 ACP (230 at 850) .195 +2.6" +2.5" -6.9" 88
.45 Colt (250 at 860) .138 +2.5" +2.8" -6.9" 86

Bu demek değilki liste tamamen hatalı. Sadece MPBR yi tam anlatabilmek istedim. 
Ama bazı hatalar mevcut gibi.

Eğer sıfırlama noktamıza atışta 3 inçlik değeri kaçırırsak hedef kaybı, istenen noktadan vuruş 
kaybı dediğimiz olay meydana geliyor.

[Resim: bodeeq2.gif]

Lupus demiş ki:

(Alıntı:Skalalı gez kullanmayan tabancalar 25 metre için fabrikasyon sıfırlıdır diye hatırlıyorum.)
Sn.xlcod3r, kullandığımız silah bir arkadaşa ait olan SIGSauer P220 idi.

230 gr S&B ile atış yaparken 15 m de yaklaşık olarak nişan / POA ve vuruş / POI noktaları 
birbirine çok yakın iken, 25 m de bizim performansımıza da bağlı olarak yaklaşık 3-5 cm 
fark meydana geliyordu.

Silahın kutusundan çıkan hedef kağıdına da baktığımızda, silahın 15 m de sıfırlandığını gördük. 
Müteakip 25 m atışlarımızı saat altı hizasına nişan alarak yaptığımızda ise, atışlar orta noktada 
toplanmaya başladı. Müteakiben yurt dışındaki sitelerde de biraz araştırma yapınca, P220'lerin 
de 25'e değil, 15 m ye sıfırlandığını öğrendim.

Sanırım siz CZ 75'inizi referans alarak silahların 25 m'ye sıfırlandığını söylediniz, çünkü şimdiye 
kadar kullandığım tüm CZ 75'lerin hedef kağıtlarında 25 m'den yapılan atışlar vardı. Zaten Ceska 
Zbroyovka da bunu teyid ediyor. CZ 75'inizle guru duymanıza vesile olacak bir başka ayrıntı da bu bence.

Xlcod3r demiş ki:

Sn. Lupus,
Bir yanlış anlaşılma var herhalde. Ben ilk konuda .357 arkadaşın verdiği tabloyu kast ederek 
yazmıştım. Değişik silahların 100 yard a kadar olan ölçü değerleri verilmişti.

Kısmi alıntı yapmayı bilmiyorum o yüzden tırnak içinde ilk konumda yazdığım giriş bölümünü 
tekrar aktarayım.

"Skalalı gez kullanmayan tabancalar 25 metre için fabrikasyon sıfırlıdır diye hatırlıyorum.
100 yarda ya atışı hedefin daha üst tarafına nişan alarak atış yaptıkları anlaşılıyor. MPBR 
değerlerinde de hata olduğu kesin."

hakan44 demiş ki:

Saygı değer dostlar; böylesin değerli bir konu yarım kalmış, kimse taş üstüne taş koymamıştır. 
Mevcut tabloların nasıl kullanıldığı, anlamayan kişilerin anlaması için, basit bir dille anlatım hiç 
yapılmamıştır. Bu konu hakkında bilgi sahibi olan arkadaşların, konu hakkında hiç bilgisi olmayan
arkadaşlarımızın da anlayabileceği bir şekilde paylaşımda bulunmalarının faydalı olacağını 
düşünmekteyim. Kullandığı silahın, mühimmatın hangi mesafede ne kadar nişan hattından 
uzaklaştığını bilmeyen bir çok insan var. Bir çoğu, ben de dahil deneme atışlarıyla bunu 
öğreniyoruz. Konu hakkındaki bilgi sahibi arkadaşların, bilgi paylaşımlarını forumdaki benim 
gibi kara düzen çalışan arkadaşlar adına bekliyorum.
Saygılar.

Lupus demiş ki:

Sn.hakan44, yukarıdaki tabloda, ilk sırada yer alan parantez içerisindeki iki rakam, çekirdeğin
 ağırlığı ve ilk çıkış hızıdır. Değerler Anglosakson ölçü skalasındadır.

İkinci sırada BC kısaltması ile yer alan rakam, balistik katsayı olup, kabaca bir çekirdeğin mermi
yolu boyunca ne kadar stabil olacağını belirtir. Yine kabaca bir tanımla balistik katsayı ne kadar 
yüksek ise, çekirdek stabilitesi de o kadar yüksek olur. Bu kategoride özellikle .357 magnum ve 
.44 magnumun göz doldurduğu görülmektedir. Bunun bize tercümesi şudur, mesafe uzadıkça 
bu çekirdekler çevresel faktörlerden en az etkilenen ve daha iyi grupman yapılabilen kalibrelerdir.

Müteakip rakamlar ise sırası ile 25, 50 ve 100 yardada çekirdeğin yükseliş ve düşüş değerleridir. 
Örneğin 100 yardada nişan ve vuruş noktaları birbirine en yakın iki çekirdek .357 magnum ve 
.357 SIG ' dir. Bu kalibrelerde 100 yardada yaklaşık olarak nereye nişan alırsanız, vuruşunuz da
 yaklaşık olarak oraya olacaktır...Ancak aynı mesafede .45 ACP bir çekirdek 6.7 inch düşecektir. 
Yani bu mesafeye .45 ACP ile atış yaparken, vurmak istediğiniz yerin yaklaşık olarak 15 cm 
üzerine nişan almalısınız...Ancak yine balistik katsayısı oldukça yüksek olan .45 ACP ile yaşadığınız
düşüşe rağmen oldukça iyi gruplar yapabilme şansınız vardır.

Yukarıdaki tablo aslında daha çok bu işin mantığının öğrenilmesi açısından faydalıdır. Çünkü her 
üretici farklı farklı özellikler sergileyen mühimmatlar üretmektedir. Bu mühimmatların davranış 
şekli tabancadan tabancaya da değişmektedir. Aslında yapılması gereken elimizdeki mühimmatın
balistik skalasını, bunun bizim silahımıza yansımasını bilmektir. Bunu tam olarak değerlendirebilmek
için yapılması gereken de silahımızı ve mühimmatımızı referans mesafelerde atış sehpalarından 
yapılacak atışlarla değerlendirmektir.

Bu kadar müspet bir şekilde değerlendirme yapamasak da, en azından bilmem kaç metreden 
sigara vurma efsanelerine nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda daha müspet görüşlerimiz olacaktır...

Saygılar, sevgiler...

Bu konuyu yazdır

  Boya/kaplama
Yazar: Haceli - 05-04-2024, 15:05 - Forum: Bakım-Onarım - Yorum (6)

Herkese selamlar. 245 pm serili 1980 model BHP 35 im var. Pas ve korozyon olmamasına rağmen orjinal boyasında taşıma ve kullanıma bağlı çizik ve boya kalkmaları var. Kaplatmamı tavsiye edermisiniz, kaplama veya boya olarak neyi nerede yaptırmamı tavsiye edersiniz?

Bu konuyu yazdır

  Kalibre Kıyaslamaları
Yazar: ceycey - 05-04-2024, 14:45 - Forum: Mühimmat - Yorum (5)

Sn.Smith'in 10.4.2008'de eski forumda  açtığı konu: 

(Herhalde ülkemizde böyle yüksek düzeyde bir kalibre tartışması yapılmamıştır.Üstelik 16 yıl önce)

Kalibre Kıyaslamaları:

Bu konuyu ben ve heat diğer forumda tartışmıştık. Burada da yararlı olacağı düşüncesindeyim.

HEAT Demiş ki:

Bu bölümde kalibreler arasında kıyaslamaları yapalım. Benim ilk olarak değinmek istediğim 10 mm ve 45 acp
kalibreleri arasındaki farklar:
45 acp çıktığın ilk zamanlardan bu yana neredeyse 100 yıla yakın tarihi geçmişi olan bir kalibre ve şu anda dünya
üzerinde durdurucu güç ve portatiflik bakımından en çok tercih edilen kalibrelerden bir tanesi.Artı yönleri,durdurucu 
gücünün yüksek oluşu,dez avantajları arasında ebatlarından dolayı ağırlığı ve silah ebatlarını büyütmesi ve genellikle 
bu kalibredeki silahların az kapasiteye sahip olmasıdır.Namlu çıkış hızının 10 mm ve 9 mm'ye göre yavaş olmasından 
ötürü penerate yani delici gücünün az olmasını örnekleyebiliriz.Yanlız benim 45 acp den ziyade değinmek istediğim 
konu 1983 yılında FBI ajanlarının mevcut kullandığı tabancaların kalibrelerinin yetersiz güçte olmasından ötürü 
Dornaus & Dixon tarafından geliştirilmiş olan 10mm auto kalibresidir.Daha sonra bu merminin uysallaştırılmış versiyonu
olan 40sw kalibre çıksada benim ve pek çok kişininde görüşü olarak 40 sw aynı performansı sergileyememekte.
Gene bu kalibredeki mermiyi üreten firmanın çıkarttığı Bren Ten marka cz 75 sistemli tabancadan sonra bu kalibreye
ilk silahı çıkartan firma colt firmasıdır.Ama, colt un ürettiği 1911 dizaynı 10 mm re tabancanın atış kontrolü zor olduğundan,
daha sonradan gene FBI için kalibre üretimine girilmiş ve üreticiler arasından smith wessonun ürettiği 40 sw kalibre yer 
çıkmıştır.Hatta smith wesson bu kalibreyi üretip FBI' in silah ihalesine bu kalibrede tabanca üreterek girmeye çalışmasına 
rağmen, Glock elini daha çabuk tutup 40 sw de tabanca üretimini smith wesson dan daha hızlı tamamlayarak FBI ın ihalesini
almıştı.
10 mm'nin başlıca özelliklerine değinirsek.İlki, 10 mm'de 45 acp nin durdurucu gücüne ekstradan ebatlarının 9mm'den büyük
olmasına rağmen(ebat ne kadar büyürse ilk hız genellikle düşer),mermi çıkış hızının 9mm'den hızlı olmasından ötürü delici 
gücünün daha yüksek olması.
Fişek ebatlarının uzun ince bir yapıya sahip olmasından ötürü otomatik doldurma yapan tabancalarda tutukluk ihtimalini azaltması.
Şarjör kapasitesinin 45 acpden fazla olması ve balistik değerlerinin 357 magnum mermisinden güçlü olmasını örnekleyebiliriz.
Yani, kısaca 357 magnumdan güçlü ve standart 10mm dolumu 45acp+p ratingli mermilerde aynı güçtedir.Şahsi kanaatimce 
durdurucu güç ve delici gücü hat safhada olan 2 özelliğin harmanı bir kalibredir. Ama, gelin görün ki bu kalibrede şuan silah 
üretimi yapan pek fazla üretici yok.Sebebi ise colt ve muadili tabancaların bu kalibrede atış kontrolünün zor olmasını ,
gösterebiliriz.Ama, Glock 20 de ise recoili azaltan esneyen frame sisteminden ötürü silah çok daha iyi kontrol edilebilmekte
yani glock 20 de recoil problemi halledilmiş.Şu an piyasada bulunabilinecek en iyi 10mm auto tabanca 15+1 mermi kapasitesiyle
gene Glock 20 modelidir.
Şahsi fikrim olarak 10mm Auto merminin hak ettiği değeri görmediğini ve 45 acp den daha etkili bir mermi olduğunu düşünmekteyim,sizlerin fikirlerinide almak isterim.
Aşağıda 10mm re ile karşılaştırılmış mermi balistik özellikleri yer almakta.

41 mag w/ 200 gr pill @ 1200 fps = 498 ft lbs @ 50 yds

10mm w/ 200 gr pill @ 1100 fps = 474 ft lbs @ 50 yds

357 mag w/ 158 gr pill @1100 fps = 365 ft lbs @ 50 yds

Görüldüğü üzere, namlu çıkış feet hızları ve ağırlık değerleri 357 magnuım mermisinden daha güçlü.Ortalama ağırlığı 
1000-1200 gram olan 6 patlar 357 magnum tabancalar yerine daha hafif ve kapasitesi daha fazla olan 10mm tabancaları
taşımak daha mantıklı.
Keşke ülkemizdeki mermi üretimi MKE tekelinden kalkıp özel sektöre verilse de 50 senedir kullandığımız standart kalibrelerin
 dışına çıkabilsek. 
Fikirleriniz nelerdir hep beraber tartışalım.

SMİTH demiş ki:

Şimdi heat bir merminin çıkış hızının yüksek olması, durdurma gücünün de yüksek olacağı manasına gelmez. 
Durdurma gücünü etkileyen 3 önemli faktör vardır.
Durdurma gücünün sağlanması için merminin kinetik enerjisini vurduğu yere bırakması gerekir. Yani mermi hedefin 
içinde kalıp enerjisinin hepsini bırakır.

1- mermini ilk hızı
2- merminin çekirdek ağırlığı
3- merminin çekirdek yapısı

Bu konuya girmeden önce bir şeyi hatırlatmak istiyorum, Amerikada yapılan araştırmalara göre sokak çatışmaları
maksimum 3-8 metre arasında ve 3-5 mermi içinde bitiyor.Yani, bizim tabancayı kullanacağımız mesafe max 15 metre.

şimdi 9 mm parabellumu ele alalım.

1- 340-360 m/sn
2- 124 grain (8 gram)
3- sivri uçlu

Mermi sivri uçlu olduğu için delmesi daha kolay olur ve ilk hızıda yüksek olduğu için eğer kalın kemiklere gelmediyse
deler gecer.Zaten çekirdek ağırlığı da hafif oluğu için çok fazla bir güce sahip değildir.
Yani şöyle örnek verelim,
Saatte 60 km ile giden bir arabanın çarpma şiddetiyle aynı hızda giden bir kamyonun çarpma şiddeti bir değildir. 
Sebebi ise kamyonun ağırlığının kütlesinin daha fazla olmasıdır.9 para ile uzak mesafeden adam vurulur ama 
durdurma gücü düşüktür.

2. örnek;

7,62x 38 nagant mermisi
1- 270 - 450 m/sn
2- 98 grain(6,3 gram)
3- küt uçlu
Şimdi görüldüğü üzere, bu silahın çok iyi bir delme özelliği olmasına rağmen durdurma gücü çok çok azdır. 
Ama, mermisinin küt uçlu olması sebebiyle sadece hedefte girip çıktığı yeri delikli zımba gibi deler.

3. örnek;

45 acp
1-250-260 m/sn
2-230 grain(14,8 gram)
3-sivri uçlu

Mermi yavaş ve ağır olduğu için, durdurma güçü hat safhadadır. Delme ihtimali çok düşüktür ve bütün enerjisini
hedefe bırakır.Sivri uçlu değilde wet cutter yada semi wet cutter mermi kullanırsan mükemmel durdurma gücü
sağlanmış olur.

4.örnek

40 sw
1-piyasadaki bazı 40 sw mermileri
135 gr JHP 1200 ft/s (~366 m/s) 432 ft·lbf (~588 J)
155 gr JHP 1140 ft/s (~348 m/s) 447 ft·lbf (~608 J)
165 gr JHP 980 ft/s (~299 m/s) 352 ft·lbf (~479 J)
180 gr JHP 1000 ft/s (~305 m/s) 400 ft·lbf (~544 J)

Görüldüğü üzere, bu merminin durdurma gücüne sahip olabilmesi için 180 grain lik cekirdek kullanıp o 
çekirdeğin de semi wet cutter olması lazımdır.
Semi wet cutter mermi çekirdeğinin anlamı, merminin ucu sivri değil de küt olmasıdır.
Böylelikle delme gücü engellenmiş olur.

Gelelim 5. ve son örneğe:

38/200 british service revolver round
bizde kısa 9,65 diye gecer.

1- 160 m/sn
2- 200 grain(13 gram)
3- sivri uçlu

Zaten yukarıdaki yazılar okuduysanız, artık bunu yorumlamaya başlamışsınızdır. ilk hız çok yavaş mermi ağır. 
Yani vurduğu adamı yere yıkar. Hatta bu silahın ham kurşun mermileri 2. dünya savaşı sonrası insan hakları
vs. gibi kanunlara aykırı olduğu için yasaklanmıştır.Vurduğu zaman ezilip çok daha fazla darbe etkisi yarattığı
ve bu ezilmelerden kalan parçalar insan vucudunda kalıp doğum sakatlıkları yarattığı için yasaklanmıştır.

bunların hepsini yazdım ama bu yazılar mesafeye göre çok büyük değişiklik gösterir.

HEAT demiş ki:

9x19 parabellum fişeğin standart versiyonları artık günümüz ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaktadır.
40 sw 357 sig vb alternatif kalibrelerin üretimi de şüphesiz 9mm renin yetersiz kalmasından kaynaklanmaktadır.
Bakın 45 acp demiyorum. 45 acp farklı bir kalibre alanı olmakla beraber bu kalibreyi kullanan tabancalarda şarjör
kapasitesi ya düşük yada şarjör yuvası yani kabze ebatları 9mm,357 sig ve 40 sw kalibrelerde üretilen tabancalara
göre büyük olmaktadır. Dolayısıyla, önce alt klasman olarak adlandırdığım birbirine yakın balistik özellikler taşıyan 
kalibrelere değinelim:
Şimdi öncelikle 9mm ve 40 sw arasında kıyaslama yaparsak, 40 sw de mermi çıkış hızlarının yavaş (yani delici gücü az)
çapının 9mm den biraz daha fazla ve büyüyen çekirdek ebatıyla beraber çekirdek ağırlığının da artmasından ötürü
durdurucu gücünün yüksek olmasını örnekleyebiliriz.Yanlız dez avantajı ise 9mm reye nazaran delici gücü düşük ve
durdurucu güç bakımından aralarında ciddi bir fark yok.Dolayısıyla, 9mm 124 grain +p hollowpoint klasmanındaki bir 
merminin,recoil yani geri tepme bakımından 40sw ye nazaran daha avantajlı olmasının yanında durdurucu güç 
bakımındanda 40 sw den aşağı kalır bir yanıda bulunmamakta.Yani, standart 9p fişeğin biraz geliştirilmiş,çekirdek ağırlığı
ve barut oranı arttırılmış versiyonları 40 sw ile aynı performansı verdiği gibi, bunun üzerine ekstradan 9p nin namlu 
çıkış hızının 40 sw den yüksek olmasından ötürü delici güç olarakda daha avantajlı olduğu kanısındayım.
Benim bu 2 alt seviye olarak adlandırdığım kalibrelerden ziyade değinmek istediğim kalibre 357 sig dir:357 sig in 
avantajlarına kısaca değinirsek: birincisi bu kalibrede üretilen standart merminin öncelikle 124 grain +p ratingli merminin
 durdurma gücüne sahip olmasıdır.Dolayısıyla az önce özetlediğim gibi durdurucu güç bakımından 40 sw ve yüksek 
güçlü 9p den aşağı kalan bir yanının olmamasına, ekstradan delici yani penerate olarak bu 2 kalibredende çok daha 
yüksek bir delici güce sahip olması bu kalibrenin en büyük avantajı.
Yani kısaca özetlemek gerekirse 357 sig de 40 sw nin ortalama durdurucu gücüne extradan,kevlar kurşun geçirmez 
yelekleri delmek ve özellikle trafik çevirmelerinde polisler için araç içerisine atış yapıldığında kolaylıkla kaportadan 
geçip durdurucu gücünden pek birşey kaybetmeden şahsa etki edebilen delici gücü bence daha önemli.
Kısacası,yeterli seviyede durdurucu güç+delici güç.9p standartta ilk hız ortalama 350m/s iken 357 sig de bu hız 
475-500 m/s olmaktadır.Dolayısıyla 9mm yerine tercih edilecek en makul kalibre.
Gelelim bir üst seviye olan 45 acp klasmanına,45 acp ile kıyaslaması yapılacak kalibre ise 10mm auto dur.10 mm autonun 
başlıca özelliği, yukarıda balistik değerlerini vermiş olduğum tabloda göreceğiniz gibi 357 magnum mermisinden kuvvetli
durdurucu ve delici güce sahip olmasına nazaran, bir de cm2 başına uyguladığı ağırlığın fazla olmasıdır.
Standart 45 acp mermide ise durdurucu güç yüksek olmasına karşın namlu çıkış hızı smith kardeşiminde bahsettiği gibi
 240-250 metre civarındadır.10 mm de ise durdurucu güç bakımından 45 acp den aşşağı kalır bir yan olmamakla beraber,
kovan ebatlarının büyüklüğüne rağmen namlu çıkış hızı 9p den yüksektir.Yani, durdurucu güce ekstradan delici güç avantajı
vardır:şahsi yorumum olarak, 10mm'ye 45 acp nin geliştirilmişi diyebiliriz.10 mmredeki tek problem, recoilin yani geri 
tepmenin biraz daha fazla olmasıdır.Yanlız 15+1 kapasiteli glock 20 model tabancada recoil dumping sistemi sayesinde 
geri tepme tolere edilerek makul seviyelere indirilmiştir.Yani, aşağı yukarı 45 acp ile aynı seviyededir.
Şimdi soruyorum bir mermide olması gereken her 2 özelliğe sahip bir mermi kullanmak var iken,niçin sadece tek bir 
özellik üzerinde yoğunlaşalım?Zira 6 patlar 357 magnum smith wessondan daha güçlü olmasına rağmen 15+1 kapasitesiyle
Glock 20 bu kalibre için biçilmiş kaftan.
Yanlız gelin görünki ülkemizde halen 9p,32cp,38acp ve 45acp kalibreleri dışına çıkılmadığından bu özelliklerden 
yararlanamamaktayız.

SMİTH demiş ki :

Kardeş dediklerin doğru bir yanlışlık yok.Benim söylediğim şey, merminin içerde kalarak durdurma gücünü sağlamasıydı.
Bak, 357 magnumu yada toplu tabancaları kullananların asıl kulllanma sebebi, atım hassasiyetinin yüksek olması,tutukluk 
olmaması, namlunun sabit olması vs gibi şeyler. Yani bir toplu tabanca kullanıcısı olarak değil 357 sig ondan 2 kat daha
kuvvetli bir mermi çıksada ben ve benim gibiler yinede toplu tabanca kullanır.6 mermi yeterde artar.
Yazacak çok şey var da kafam cok bulanık toplayamıyorum.
Ya bir de bu verileri dikkate alırken sivri uçlu mermileri ele alalım.

45 acp

320.3 kp 230 gr 850 ft/s 368.9 ft-lb 0.868 slug ft/s

9mm luger

225.2 kp 115 gr 1200 ft/s 367.6 ft-lb 0.613 slug ft/s

200 yarda da hesaplanırsa;

.45 acp 200 yard specifications

240 kp 230 gr 772 ft/s 304 ft-lb 0.788 slug ft/sec

9 mm 200 yard specifications

95 kp 115 gr 900 ft/s 207 ft-lb 0.478 slug ft/sec

45 acp mermi

Mass = 230 Velocity = 816 Kinetic Pulse = 283.328 kp Kinetic Energy = 339.997 ft-lb Momentum =
 0.833 slug ft/sec Energy/Momentum = 408.000 E/M

40 sw mermi

Mass = 135 Velocity = 1000 Kinetic Pulse = 179.652 kp Kinetic Energy = 299.710 ft-lb Momentum =
 0.599 slug ft/sec Energy/Momentum = 500.000 E/M
Mass = 165 Velocity = 980 Kinetic Pulse = 252.586 kp Kinetic Energy = 351.806 ft-lb Momentum =
 0.718 slug ft/sec Energy/Momentum = 490.000 E/M
Mass = 180 Velocity = 1000 Kinetic Pulse = 319.381 kp Kinetic Energy = 399.613 ft-lb Momentum = 
0.799 slug ft/sec Energy/Momentum = 500.000 E/M

Yukarıda görüldüğü üzere, 40 sw ancak cekirdek ağırlığı fazla olursa ancak 45 acp yi yakalıyor.

SMİTH demiş ki:

bir örnek daha
40 sw 200 grain 1100ft/sn
Kinetic Pulse = 524.810 kp

357 magnum
mermi çeşitleri

200 gr. hardcast LBT-type (advertised @ 1200 fps) - 1376 fps Kinetic Pulse = 1027.257 kp

140 gr. JHP (advertised @ 1325 fps) - 1741 fps Kinetic Pulse = 449.436 kp

125 gr. JHP (advertised @ 1450 fps) - 2062 fps Kinetic Pulse = 469.556 kp

110 gr. JHP (advertised @ 1500 fps) - 2183 fps Kinetic Pulse = 1240.825 kp

Lupus demiş ki:

Arkadaşlar,

Nihayet bizim forumda da yurt dışındakilerde olduğu gibi kalibre savaşları başladı.
Ben kalibreden ziyade vuruş noktası ve isabetliliğine inananlardanım.
Bir atıcının, en hızlı, en isabetli mükerrer atışları yapabileceği kalibrenin, o kişi için en durdurucu olacağına
inananlardanım.

Arkadaşlar FMJ formatında olduktan sonra, tüm kalibrelerde '' overpenetration '' yani, lüzumundan fazla 
delicilik söz konusudur. Ama doğal olarak daha geniş yüzeyli, daha düşük hızlı .45 ACP'de bu oran daha azdır. 
Ülkemizde maalesef sadece FMJ formatında yarı otomatik tabanca mühimmatı bulmak mümkündür. Hal böyle 
olduktan sonra .45 ACP mantıklı bir seçenek gibi durmaktadır.

Ancak ülkemizde, .45 ACP mühimmatı hala bir sorun olup, bu kalibrede her atıcı profiline hitap eden tabanca 
bulmak zordur. HK'lar ve Glock'lar aşırı iri kabzeli, tetik erişimi zor, SigSauer P220 ve 1911 ise kapasiteleri nedeni 
ile tercih edilmemektedir.

Kapasite konusunda ise tamamen Sayın Smith ile aynı görüşteyim. Hiç bir sivil kullanıcı, özel bir durum olmadıkça, 
4-5 fişekten fazlasına ihtiyaç duymayacaktır. Üzücü ve hoş bir örnek olmamakla beraber '' Mimar-Polis '' tartışmamızı 
hatırlamınızı isteyeceğim. Bir atıcı 4 diğeri ise 5 mermi atabilmişti. Bunlardan da 4 atış yapana ait, sadece iki tanesi 
isabet kaydedip, olayı bitirmişti. 5 mermi atan atıcı ise hiç isabet kaydedememişti.

Eğer bu arkadaşlar gibi ortaya kurşun saçarak şansınızı denemeye yönelik bir savunma konseptine sahipseniz, o zaman
 alabileceğiniz en yüksek kapasiteli silahı alıp kendinizi savunun. Tabii bu arada karşınızda tecrübeli biri varsa, göğsünüze
 iki adet 7.65 veya kısa 9 çakar, işi bitirir, size de yaptığınız hamallık kar kalır.

Konuyu dağıtmadan, kısa bir özet yaparsak, en hızlı ve etkili kullanabildiğiniz kalibreyi tercih edin. FMJ formatına 
mahkumsanız, ki öyleyiz, hızlı ve isabetli olabildiğiniz en büyük kalibreyi tercih edin.
Atıcı, silah sistemi / kalibresi ve hedef ,durduruculukta bir bütün olarak çalışır. Bu kombinasyonun sizin için en 
verimli olduğu model ve kalibreyi tercih edin.

Melihağa demiş ki:

Öncelikle verilen bilgiler çok güzel ve açıklayıcı, bunları okuyup kavrayınca bu konuda resmen profesyonel olmamak 
elde değil, bilgiler için teşekkür ederim.

Bir de şunu eklemek istiyorum, bu yazılanlardan çıkarılacak sonuca göre en ideal silah .357 magnum mermiler. Bunun 
için de Desert taşıyamayacağımıza göre, toplu tabanca en ideali görünüyor. Çünkü, yukarıda da yazıldığı gibi çok mermiye 
gerek yok. Zaten topluların atışı çok daha iyi, yani hedefi vurma şansı çok daha yüksek. Bu arada elbette 357 sig de 
elbette çok ideal. Ama Türkiyede bu kalibre mermi atan kaç marka ve model silah var?Fyatları da yüksek.
Bu yüzden 357 magnum ve toplu dedim.
Ama, ülkemiz şartlarında özelliklede şarjörlü silah istiyorsak, 2 seçeneğimiz var: onlar da 9 mm ve 45 acp.
Durdurucu güç için ve eğer az mermiyle işi halledebilecekseniz 45 acp. Ama, herzaman mermim fazla olsun diyorsanız,
tek silahınız varsa ve çok mermi tüketiyorsanız en iyisi 9mm.

Lupus demiş ki:

(Bu yazılanlardan çıkarılacak sonuca göre en ideal silah .357 magnum mermiler. Bunun içinde Desert taşıyamayacağımıza
 göre toplu tabanca en ideali görünüyor.)

Kesinlikle doğru bir tespit.

Eğer tepmesini kontrol edebiliyorsanız, sesinden irkilmiyorsanız, 2.5'' veya 3'' bir SW, eğer taşımak problem olmaz 
derseniz, 4'' .357 / .38 Spl bir SW gerçekten idealdir.
Eğitimde silahı yormayıp, maliyeti düşük .38 Spl, savunmada etkili .357 iki farklı mühimmatı kullanabilen, 4'' olduğu
zaman kesinlikle tam tatminkar bir hedef atıcılığı imkanı sağlayan, yeterli eğitim yapıldığında da gerektiğinde av silahı
olarak bile kullanılabilen bir platforma sahip olmak istiyorum derseniz, 4'' 686 veya Python biçilmiş kaftandır.

ABD'de inanamayacağız kadar çok profesyonel, pek çok silah arasından istediğini seçme imkanı varken, 2.5, 3, 4 
inch toplu taşımaktadır.

(Tek silahınız varsa ve çok mermi tüketiyorsanız en iyisi 9mm.)

Bu da maalesef ülkemiz gerçekleri ile ilgili diğer bir doğru tespittir.

Ceycey demiş ki:

Kalibre kıyaslamaları bölümünü atlamışım.Bugün ilk kez okudum.Sn.Heat ve Sn.Smith arasındaki konuşmaları da 
hatırladım.Öncelikle verilen açıklayıcı ve değerli bilgiler için herkese teşekkür ederim.

Sn.Melihağa'nın yukarıdaki görüşlerine katılıyorum. Türkiye şartlarında şarjörlü silahlarda tercih edilecek 2 kalibre
mermi var.
1)Namlu çıkış hızı ve delici özelliği yüksek olan 9 mm.Türkiye'de en kolay bulunan mermi olması ve 9 mm 
tabancaların şarjör kapasitelerinin fazla olması avantajları. Dezavantajı ise durduruculuk özelliğinin fazla olmaması.
2)Yüksek durduruculuk özelliğiyle 45 acp mermi.Namlu çıkış hızının düşük olması ve 45 kalibre tabancaların 
genelde düşük mermi kapasiteli olmaları dezavantajı.
Bu 2 kalibre mermi arasında tercih yapmak kişiden kişiye,kullanım amacına göre,zevke göre değişir.Bence eğer
 şahsın tek tabancası olacaksa 9 mm olmalı.Ama 2.tabanca mutlaka 45 kalibre olmalı.

10 mm ve 40 SW ülkemizde fazla tanınmayan ve kolay kolay bulunmayan mermiler.Hem durdurucu hem delici 
olma özellikleri ve namlu çıkış hızları yukarıda arkadaşlarımızca ayrıntılı olarak anlatıldı. Ancak MKE tarafından 
mermileri bol getirilmediği veya yaptırılmadığı takdirde TR'de tanınacaklarını ve yaygınlaşacaklarını tahmin etmiyorum.

Toplu tabancada en iyisi 3.57 Magnum görüşü bence doğru. Sn.Lupus'un dediği gibi 2.5 veya 3 inçlik 3.57'lik bir SW
 ideal bir toplu tabancadır.Yalnız bu konunun ayrı bölümde tartışılması gerekiyor. Saygılarımla.

m16a2 demiş ki:

10mm Auto,357. Sig,40 SW Türkiye standartlarnda bunların tabancalarını da mermilerinide bulmak imkansıza yakın.
Ben bir kutu 9mm Winchester 127 grain Talon +P+ mermi bulabilsem, altın bulmuş gibi sevinirim,eski 124 veya 147 
grain Black Talon a bile fit olurdum.Ama bulamıyoruz istediklerimizi.İlksurfer atsın bizim yerimize.Bu arada Amerikada 
9mm ve 45 lik için Incendiary Tracer diye hem izli hemde patlayıcı yangın mermisi var.Amerikadaki arkadaşlardan 
kullanan nasıl birşey olduğunu bize açıklarsa sevinirim.Bu link ten bakabilirsiniz

http://www.gunbroker.com/Auction/ViewIte...m=97303904

ombra demiş ki:

10 mm auto 175 gr (11.3 g) JHP 1,290 ft/s (390 m/s) 649 ft·lbf (880 J)
357 sig 115 gr (7.5 g) JHP 1,564 ft/s (477 m/s) 624 ft·lbf (846 J)

10 mm auto çok güçlü bir mühimmattır ilk yapıldığı zaman Bren Ten'i zorlamakta ve bazı arızalara yol açmakta idi. 
Ayrıca da Bren Ten çok ağır bir tabancadır 1070 gramdır.Ancak glock 20 ile 10mm auto çok başarılı bir şekilde 
kullanılmaktadır.Bren Ten 11 mermi alırken glock 20, 15 mermi almaktadır hatta 10 mm auto çap olarak büyük 
olsada 9x19 dan namlu çıkış olarak daha hızlıdır.Hem hız hemde çekirdek ağırlığı birleşince daha öldürücü olmaktadır.
Ayrıca FBI 9 mm nin delemediği hafif balistik yelekleri delmek içinde bu mermiyi kullanmaktadırlar. Bazı yabancı 
forumlarda okuduğuma göre en ideal mermi türü olarak 10 mm autoyu beğenmektedirler.

Ayrıca 357 sig hakkında pek bi bilgim yok ancak bu mermide namlu çıkış hızı çok yüksek olduğundan enerjiside fazladır.
357 magnuma göre de hız olarak üstündür. ancak 357 sig hakkında halen araştırma yapıyorum ing çok yeterli olmadığından,
her sayfadan yeterince yararlanamayabiliyorum. Elimde İmkan olsa kendime Glock 20 alırdım

melihağa demiş ki:

Sn Ombra hoşgeldiniz,
Fakat en sinir olduğum söz olmasına rağmen burası Türkiye diyeceğim. 10 mm ne kadar iyi olsa dahi burada işe yaramıyor 
ne tabancayı bulabilirsiniz ne de mermiyi.Karşılama mesajı biraz üzücü oldu mam kusura bakma malum memleketimizde 
iyi değil birilerinin seçtiği ve sizi seçmek zorunda bıraktığı en iyidir.Daha yakın zamana kadar .357 magnum bile sıkıntılıydı,
.40 SW, .357 Sig mermisi bile tam olarak güven verecek şekilde ithal edilememekte, dolayısıyla en iyi de olsa ülkemizde 
en kötü kalibre 10 mm auto, üzgünüm ama gerçek bu...
Saygı ve sevgiler...

Lupus demiş ki:

Sn.MelihAga,

Yivli tüfek merakınız varsa, silahı sadece bayramdan bayrama, düğünden düğüne, yada nadiren ava gittiğinizde 
kullanmayacaksanız, ki öyle yapmayacağınızı gayet iyi biliyorum , en azından başlangıçta tercih etmenizi önereceğim 
kalibre .308 Win' dir.

.308 Win, 7.62x51 mm' dir.
7.62x51 mm NATO, yani namı diğer G3 mühimmatı ile çok ama çok benzerdir. Benzerdir diyorum, çünkü sanılanın 
aksine birebir aynı değildir.
Kovan ölçü ve şekillerinde gözle görülemeyen ince farklılıklar vardır. İki mühimmatın fişek yatak ve çalışma basınç 
değerleri de oldukça farklıdır. Bu ince ayrıntılar kollu tüfeklerde pratikte anlamlı farklar oluşturmadığı için, .308 Win 
kalibre bir kollu tüfekte, rahatlıkla 7.62x51 mm NATO mühimmatı kullanılabilmektedir.

Ancak yarı otomatik bir .308'i, 7.62x51 NATO bazen çalıştırmayabilir. 7.62x51 NATO için üretilmiş bir yarı otomatikte 
ise .308 kullanılması KB'ye davetiye çıkarabilecek bir hatadır.

Bir de ülkemizde yaygın olan 30.06 vardır, bu da 7.62x63 mm 'dir.
Bu mühimmatı kullanan kollu tüfeklerde de, zorunluluk hallerinde .308 veya 7.62x51 NATO mühimmatını kullanabilirsiniz,
ama ben bunu bir yivli silahın hassaslığını koruma azmindeki bir atıcıya asla önermem. Bu pratik geçerliliği olan bir 
uygulamadır, ancak çok doğru bir uygulama değildir.

Özetlemek gerekirse, yivli tüfeğe yeni başlayacak arkadaşlara, başlangıç ve eğitim aşamasında mühimmat kaygısı 
olmadan atış yapabilmeleri için, ülkemiz şartlarında .308 Win ile başlamalarını öneririm. Zamanla ihtiyaç ve atıcılığınıza göre 
farklı kalibrelere yönelebilirsiniz.

Saygılar.

Melihağa demiş ki:

sn lupus; ilk defa sizle bir konuda uyuşamadık herhalde bu kadar silah muhabbetinden sonra...
büyük çap lar çok tehlikeli ve sonuçları ölümlü kazalar doğurabilen silahlardır.
silahın atım yatağında bulunan bir boşluk bolluk şuursuz, dengesiz patlama meydana getirir ve bu atım yatağını 
patlatıp çatlatabilir.....
Basitçe anlatırsak;
normal çapında bir yatağa aynı çapta mermi koyarsanız kovanın basıncı atım yatağının duvarına 5000 mbar 
basınç yapar.....
Ama, yatak kovana bol ise yada dar ise kovan patlama anında genleşip yatağa hız alarak çarpar. Bu da yatağa
zarar verir. Şahsen ben böyle bir risk almam...
Bak valla uzun zamandır ilk defa böle bir tartışma konusu açıldı...Heyecanlandım

ombra demiş ki:

Ben de sn. LUPUS dediğine pek katılmıyorum ancak ölüm kalım dışında bende pek kullanmayı tercih etmem. 
mesela bir 308 lik mermi 3000 j den fazla enerjisi vardır eğer 7.62x63 yerine 308 koyarsak büyük olasılıkla 
namluyu tam patlatmasa da namluya hasar verir yada namlunun çabuk yıpranmasına neden olur.Ben bu riski 
asla göze alamam

Ayrıca yivli tüfekle atış yapmak çok zevklidir amcamın mavzeri vardı onunla 5-6 kere ateş ettim ama hevesimi 
alamadım yazın tekrar kullanacağım inş.

Üşengeç demiş ki:

Sayın Lupus, haddim olmayarak .308 Win yerine .300 Win Magnum mermi önereceğim. Eşit şartlarda .300 Win. 
Magnum, (.308 Win.'e göre); daha düz bir mermi yolu ve daha fazla etkili menzil sunuyor. Bilgili arkadaşlar düzeltme 
yaparlar ve/veya ayrıntı verirlerse sevinirim.
Saygılar...

Lupus demiş ki:

Arkadaşlar, yazımın çok iyi anlaşılmadığı yada yanlış anlaşıldığı kanaatindeyim. 
Sn.Üşengeç, yazdığım yazı ağırlıklı olarak Sn. MelihAga içindi ve kendisi yivliye yeni giriş yapma durumunda olan, yani 
daha henüz işin başında olan ve başlangıçta oldukça fazla mühimmat kullanma durumunda kalacağını düşündüğüm 
birisi olduğu için aşağıdaki cümlelerle kendisine öneride bulundum;
(Özetlemek gerekirse, yivli tüfeğe yeni başlayacak arkadaşlara, başlangıç ve eğitim aşamasında mühimmat kaygısı 
olmadan atış yapabilmeleri için, ülkemiz şartlarında .308 Win ile başlamalarını öneririm. Zamanla ihtiyaç ve atıcılığınıza
göre farklı kalibrelere yönelebilirsiniz.)
Elbette zamanla profesyonelleştikçe, kısıtlı mühimmatla işini rahatlıkla görüp zevkini tatmin eder düzeye gelince, 
MKEK'nin aklına estikçe mühimmat ithalatı yaptığı, birim fiyatı genelde daha yüksek olan, .300 Win Mag, 7 mm 
Rem Mag gibi kalibrelere geçiş yapabilir. Bu kalibrelerin üstünlüğü elbette ki tartışılmaz.
Ancak tüm yeni başlayacaklar için, yukarıdaki önerimde hala ısrarcıyım.
Sn.Ombra ve Sn.Smith, 30.06 bir kollu tüfekte, .308 kullanılmasını sadece zaruret hallerinde önerdiğimi, gereksiz 
ve devamlı kullanımın silahın çember yataklarına zarar verip hassaslığını bozacağını tarif etmek için sanırım aşağıdaki 
cümle yeterlidir;
“Bu mühimmatı kullanan kollu tüfeklerde de, zorunluluk hallerinde .308 veya 7.62x51 NATO mühimmatını kullanabilirsiniz,
ama ben bunu bir yivli silahın hassaslığını koruma azmindeki bir atıcıya asla önermem. Bu pratik geçerliliği olan bir uygulamadır,
ancak çok doğru bir uygulama değildir.”

Bu konuyu yazdır

  Glock 19-17 Tercihi
Yazar: ceycey - 04-04-2024, 23:47 - Forum: Glock - Yorum (8)

Yeni Glock partisi MKE'ye geldi. Bayram sonrasında satışa çıkacağı belirtildi.
Bazı arkadaşlar G19-G17 tercihi yapma durumunda kalabilirler. Bu nedenle
eski forumda bu konuda yazılan mesajları yayınlamak istedim. Üstadın bu 
konudaki fikirleri ışık tutacaktır.
[Resim: 55030893077_3a0a1a7879_z.jpg]
[Resim: 55031972063_a15cbace51_z.jpg]


Lupus üstadın 30.5.2015 tarihli yazısı:

Glock 17' nin yapıp da, Glock 19' un yapamayacağı iş yoktur.

Glock 19 ile yapılamayıp, Glock 17 ile yapılabilen iş yoktur.

İşini Glock 19 ile yapamayıp, Glock 17 ile iş bitirebilen atıcı yoktur.

On sene kadar önceydi, bir ağabeyimizin bağ evinde semaver muhabbeti yapıyorduk. 
Kendisinin şimdi rahmetli olan ağabeyi '' Benim büyük oğlana falanca yerde bir ev baktık, 
ama bir yirmibeş kağıt açığımız var, bir kaç aylığına koltuk çıkabilecek ağa var mı? '' diye bir
konu açtı. Hemen '' Ağabey oranın ulaşımı şöyle, cephesi böyle...'' diye cevaplar döküldü...
Bunun üzerine rahmetli '' Ben sizden akıl değil para istedim, parası olan versin, olmayan 
aklını kendisine saklasın! '' diye kükredi.

Kıssadan hisse, bizim milletimiz sistematik düşünmeyi sevmez. Birisi bir soru sorduğunda 
tam olarak ne sormak istediğini anlamaya çalışmaz. Bunun yerine karşısındakinin derdine 
derman olup olamayacağını hesap etmeden kendi doğrularını empoze etmeye çalışır.

Sorduğunuz soruyu basitleştirmek ve tam olarak çözümleyebilmek için denklem haline getirelim;

X= Taşıma ruhsatlı olarak alacağım silahı.
Y= Çoğunlukla pantolon içi kılıf ile kullanacağım.
Z= Haftada bir poligona gideceğim.

Bu denklemde iki eksik veri var;

E = El yapınız.
F = Fiziki yapınız.

Şimdi her bir değişkenin denklemin sonucuna ne yönde etki edeceğini inceleyelim;

X; G 19

Y; G 19

Z; G 17 / G 19

E; G 19 kabzası elinize küçük değilse bu değişken X ve Y' ye bağımlı olarak etki edecektir.

F; Boyunuz 1.80 m den kısa ise bu değişken X ve Y' ye bağımlı olarak etki edecektir.

Matematiği bırakıp, konuyu toparlarsak, Glock modelleri ile gerek puan hedeflerine, gerekse 
taktik hedeflere atış performansı belirleyen en önemli faktör namlu boyu ve nişangah hattı 
mesafesi değil, Glock tetiğini çekmeyi bilip bilmediğinizdir. Her hafta poligon ziyareti yapacak 
birisi, eğer Glock ve tetiğini çok iyi tanıyan birilerinden, Glock tetiğini Glock tetiği gibi çekmeyi 
öğrenirse, elinde G 17 veya G 19 olmasının hiçbir önemi olmayacaktır, başarılı olacaktır. Eğer Glock
tetiğini Glock tetiği gibi çekmeyi öğrenemezse yine elinde G 17 veya G 19 olmasının hiçbir önemi 
olmayacaktır, başarısız olacaktır, ki neredeyse her gün işi gücü silahla çalışmak olup, Glock tetiğini 
anlamaya ve öğrenmeye zahmet etmediği için ellerindeki G 17' lerle puan hedeflerinde bir türlü 
başarılı olamayıp silaha kusur bulan bir sürü adamla muhatap oluyoruz ve ortam müsaitse sorunun 
silahta değil, atıcıda olduğunu G 19 ile gösteriyoruz.

Pantolon içi kılıfta taşınacak bir silahın boyunda her santimetre önemlidir. Bel çevreniz ve kilonuza 
bağımlı olarak iz vermeden saklayabileceğiniz kabza bellidir. Milletin bunca senedir on dörtlü müptelası 
olmasının temel nedenlerinden birisi de budur. Boyunuza posunuza, kilonuza, yaşadığınız çevreye, tercih 
etmek zorunda kaldığınız kıyafetlere, günde kaç saat araç kullandığınıza vs bakmadan, bir sürü zahmet 
çekerek ve masraf yaparak aldığınız tabancanız, bir kaç ay sonra ilk hevesiniz geçtiğinde torpido, çekmece,
hatta kasa güzeli oluverir, ki örneği çoktur. Umarım doğru ve keyifle kullanacağınız bir tabanca edinirsiniz.
Saygılar.

Alperka demiş ki:

İlla ki poligonda kullanacağım diyorsanız neden doğrudan hedef atıcıları için üretilmiş G34 düşünmüyorsunuz?
Üstelik 3,5lbs tetiği sayesinde modlamaya da gerek yok. Elbette G17 mi G34 mü derseniz yurt dışında birkaç 
kere poligonda karşılaştırma olanağı bulduğum için kendi görüşümü bildirebilirim. İki model arasında ağırlık 
farkı nerdeyse yok denecek kadar az, G19a alıştığım için G17'yi kılıfından çekmek G34'e göre daha rahat geldi.
5-25 metre mesafelerde grupmanlar arası fark neredeyse yoktu. Belki daha uzun mesafelerde G34 nişangah 
aralığı sayesinde daha iyi olabilir ama pratikte kullanmayacağım mesafelerde denemek angarya geldi.
Kılıftan çekme konusundaki avantaj/dezavantajı tam olarak anlayabilmek için kardeşimden ödünç aldığım 
Sickinger müsabaka kılıfı ile denediğimde her iki silahın da kılıftan hedefe inanılmaz hız ve kolaylıkla çekilebildiğini
tecrübe ettim. Eğer amacınız hedefe kılıftan çekerek atış yapmak ise bu tür bir kılıfa sahip olmak hem çok daha 
hızlı hem çok daha ergonomik, hem de (vücuttan ve bacaklardan mesafeli ve açılı tutarak) çok daha güvenli 
olacaktır. G17 mi G34 mü derseniz, elimdeki G19 olmasa hedef için her ikisi de olur. Savunma için G17 G19 
arasında gider gelirim.

Lupus demiş ki:

G17' nin kabza önünde de 3 adet parmak izi var, G19' un da...Ama bu izler G19' da daha dar bir alana yerleştiğinden,
kabza önündeki çıkıntılar iri parmaklı kişi kişilerin parmaklarını resmen eziyor...Özellikle büyük elli ve kalın parmaklı 
kişiler G19 ile rahat edemezken, G17 ile çok rahat ediyorlar. Büyük elli kişilerin G17 istemesinin nedeni bu...

G19' un kabza sırtındaki kambur avuç içine aşırı baskı yapıyor ve rahatsız ediyor. Ayrıca tetik erişim açısını değiştirerek,
tetik erişim mesafesini de uzatıyor. G17' nin Jerciho 941 F gibi daha aşağıda kalan kabza sırtı kamburu küçük elli 
kullanıcıların kavrama konforunu arttırıp ve tetik erişimini rahatlatıyor...
Küçük elli kullanıcıların G17 tercih etmesinin nedeni de bu...

Özellikle hızlı ve mükerrer atışlarda G17' nin G19 ile kıyaslanamayacak atış keyfi ise en önemli tercih nedeni...
Sivil olarak taşınmayacaksa, sadece poligonda atış için kullanılacaksa, G17 çok daha makul, mantıklı ve bir o kadar da
keyifli bir tercih olur...

Harun demiş ki:
Genel olarak tabancada sınıflandırmanın anlamı:

Service veya Full size / Hizmet boyu veya Tam Boy (örnek: G17) = Açık taşıma
Compact / Küçük boy (örnek: G19) = Gizli taşıma
Subcompact / Çok küçük boy (örnek: G26) = Derin gizleme


Versiyonları farkı olsa da Osman Ortaç üstadın yaptığı bir karşılaştırma var:

https://m.youtube.com/watch?v=6LUWmmgK0r...xLFybWE%3D

İngilizce biliyorsanız bir kaç  karşılaştırma videosu:

https://m.youtube.com/watch?v=tfumf2ufYK...xLFybWE%3D

https://m.youtube.com/watch?v=mqfLY6Ztrv...xLFybWE%3D

Bu konuyu yazdır

  Sarsılmaz K2 45 Hakkında.
Yazar: Öner Avcı - 04-04-2024, 04:09 - Forum: Sarsılmaz - Yorum (10)

Arkadaşlar 2023 yılında Mke 'den sıfır aldığım 2022 üretim tarihli Sarsılmaz k2 45 hakkında tecrübelerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Almadan önce kullanıcı video vede yorumlarını bayağı bi araştırmıştım. İlk üretilen modellerden sonra zamanla yapılan revizyon vede hata giderme çalışmalarından sonra 2018 sonrası üretilen modellerinde sıfır sorun vede az hata payı ile piyasaya sürüldüklerini öğrendim. 
Tabanca genel anlamda şimdiye kadar kullandığım tabancalar arasında gerçekten en çok hoşuma giden model oldu. Özellikle 9mm den .45acp mühimmata geçmiş olmanın verdiği farklı heyecanla bu 1 senede yaklaşık 500 adet fişek harcadım. Biliyorum bu rakam bu tabancayı deneyimlemek için yeterli değil ama malesef Türkiye şartlarında ve bu ekonomide şimdilik bu kadar oldu.

Atış esnasında kullandığım fişekler ; Sellier Bellot , Özkursan , Sterling
Bu fişeklerden kaynaklı atış esnasında ne besleme sorunu nede boş kovan tahliye sorunu olsun hiç bir sıkıntı yaşamadım. Hatta birazda kendi çapımda zorlayım diyerek 1 şarjörde gevşek tutuşta denedim ve gene bir sorun çıkarmadı. Fakat tabanca dolu haliyle 1450 gr olunca atış yaparken insanı biraz yoruyor. Birde şöyle bir şey var ; Üst kapak geride kilide takılı değilde yerinde ise şajörde tam kapasite 14 adet Sellier Bellot marka fişek varken tabancaya yerleştirmeye çalıştırırsanız alttan şarjörün girmesi için büyük bir baskı uygulamak zorundasınız. Özkursan vede Sterling marka fişeklerde bu sorunu yaşamıyorsunuz. Bunun sebebide Sellier Bellot fişeğin micro metre olarak yerli markalara göre biraz daha etli olmasından kaynaklanıyor. Gez ayarı hakkında konuşacak olur isek 9mm ye göre biraz daha yüksek basınç olduğu için gez ayar vidasının belli bir atış sonrası basıncın etkisi ile kendi kendine hareket ettiği söyleniyordu. Böyle bir sorunda yaşamadım.

Tabancanın dış aksamında kozmetik olarak bir kusur göremedim. Fakat iç aksamda özellikle üst kapak içinde bazı yerlerde cnc izleri mevcut. Kabzedeki tutma kertikleri piramit şeklinde olsa imiş biraz daha havalı olurdu diye düşünüyorum. Kızaklardaki tölerans payına gelince ne çok ne de az. Standart sarsılmaz töleransları.

Netice olarak cz platformunda sorunsuz bir şekilde çalışan 14+1 kapasite .45ACP fişek kullanan bir yerli alınacak ise bence mükemmel bir seçim.

Saygılarımla hürmetler.

Bu konuyu yazdır

  BD 1911
Yazar: ceycey - 03-04-2024, 18:05 - Forum: Diğer Modeller - Yorum (26)

Balistik Defence'in 1911'leri çokça konuşulmaya başlandı.MKE'ye gittiğimde resimlerini çekmiştim:


[Resim: ad90ypz.jpg]

[Resim: e362of6.jpg]

Tabancaların görünüşü şık. Kaliteli duruyorlar. Fiyatları da bir 1911 için uygun sayılır.
Zira ithal 1911' ler 4.500-5.000 Dolardan başlıyor.

Osman Ortaç Üstat bir fuarda incelemiş ve videosunu yayınlamıştı. 



Ancak, atış tecrübesinin olduğu Türkçe  bir video veya makale yok.

Youtube'de yabancı dilde bir  atış videosu var.



Yeni üretime başladılar.Mutlaka sorunları vardır. Almak için saha raporlarını, atış tecrübelerini görmek lazım.

https://www.balistiksavunma.com/tabanca

Bu konuyu yazdır

  Tabancayı Kontrol Etmek-Şahlanmayı Dizginlemek
Yazar: ceycey - 03-04-2024, 14:11 - Forum: Taktik ve Eğitim - Yorum (2)

Sn.kanuni'nin 24-10-2016 tarihli yazısı.(Bazı resim ve videolar silinmiş)

Tabancayı Kontrol Etmek-Şahlanmayı Dizginlemek

Merhaba sevgili dostlar,

Tabanca ile atış yaptığım ilk andan itibaren kafayı taktığım namlu şahlanması ve tepme kontrolü ile alakalı tecrübe ettiklerimi paylaşmak için bir yazı yazmak istiyorum. Bu konu ile ilgili neredeyse tüm youtube videolarını izleyip, bilgili ve bilgisiz kişiler tarafından yazılmış, halka açık İngilizce makalelerin de neredeyse tamamını bu süre zarfında okudum. Değişik yaklaşım ve teknikleri sahada da yeterince deneyimledikten sonra, artık bu konu ile ilgili sadece teorik bilgi ile değil, deneyimle de fikir sahibi olduğuma inandığım için bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Elbette, bu hususta çok daha zengin teorik ve pratik bilgiye haiz üstatlarımız var. Amacım, küstahlık değil. Farklı görüşlerin ve yaklaşımların olduğu bu konu ile ilgili son noktayı koyma amacında da değilim. Sadece edindiğim bilgiyi ve tecrübeyi aktarmak maksadındayım. Bu yazı, detaylı bir teorik bilgi yazısı da olmayacak. İki farklı yaklaşımdan özet olarak bahsedeceğim. Farklı görüş / anlayış çıkarsa daha da iyi olur. Zaten, en etkin tutuş ile ilgili birden fazla yaklaşım mevcut. Kişinin el yapısına, tabanca özelliklerine (manivelaların konumları vs..) ve en çok da kişinin alışkanlıklarına göre bu yaklaşımlardan herhangi biri, kişinin tabancayı iyi kontrol etmesini sağlar kanaatindeyim. Yoğun katılımla forum kullanıcıları bu konuyu detaylı irdelerse daha da faydalı olur diye düşünüyorum. Şahlanma kontrolü, yalnızca tek bir metot ile yapılabilir iddiasında olmayacağım. Geçtiğimiz yıllar içerisinde denediğim bu farklı metotların çoğu ile etkin bir kontrol sağlayabildim. Arayışım, hem anatomiyi, hem fizik kurallarını, hem de vücut/el yapıma özel durumları göz önünde bulundurarak "en etkili" olan metodu bulmak üzerine oldu. Yüksek seviyede müsabık olan yurtdışındaki atıcılar da, belki de iki vuruş arasındaki süreyi saniyenin örneğin yirmide biri kadar azaltacak farklı yaklaşımlar üzerinde sürekli arayıştalar. Çok üst seviyeyi hedeflemeyen, tabancası ile çok daha sınırlı antrenman yapan bir kullanıcı için, belki de bir metodun diğer metoda sağladığı saniyenin yirmide birlik avantajı çok bir anlam ifade etmeyecektir. Lakin, üst düzey müsabıklık amacında olmayan (zira ülkemizdeki olanaklar hepimizin malumu...) ancak tabiri yerindeyse sineğin suyunu sıkarak, mümkün olduğu kadar kendini geliştirmeye hevesli kullanıcıların, bu farklı metotları idrak ve tecrübe etmelerinin ve değişik yaklaşımların nasıl bir fark oluşturduğunu anlamalarının kendileri için faydalı olacağı kanaatindeyim. Tabancayı ve atıcıyı yoran +P ~ +P+ gibi değerlere denk gelen MKE mühimmatına mahkum olduğumuz gerçeği, bana göre bizler için bu konuyu Amerika'daki tabanca kullanıcısından daha önemli kılıyor. Amerika'da atıcı "fazla tepiyor" deyip, farklı bir mühimmatla mutlu olabilirken, bizler için maalesef böyle bir imkan bulunmamakta...

Farklı olan yaklaşımların ortak noktası, hem atış eli, hem de destek eli ile mümkün olduğu kadar yüksek bir tutuştur.
Elin başparmak ve işaret parmağı arasında kalan kısmı ortalanarak, eğer kunduz kuyruğu (beaver tail) varsa bu bölüme baskı yapmalı ve bu bölümdeki deri yukarıdaki resimdeki gibi gerilmeli. Kunduz kuyruğu yok ise, sürgünün atış esnasında geri geldiğinde elimize temas etmeyeceği en üst noktaya atış eli konumlandırılmalı... Bu, belki de tutuşun en kolay anlaşılabilir, üzerinde bana göre fazla durmaya gerek olmayan kısmı. Atış eli ile ilgili kısmı geçmeden önce, Bob Vogel'in, sürgünün bir miktar temasını hedeflediği, ufak tefek "sürgü ısırıklarının" kendisi için tutuşun doğru ve etkin olduğunun göstergesi olduğunu vurguladığını da son olarak belirtmek istiyorum.

Destek eli ilgili de mümkün olduğu kadar sürgüye yakın, yüksek tutuş, farklı metotların ortak noktası... Ancak elin nerede konumlandırıldığı, bileğin açısı vs. gibi etkenler işi biraz daha karmaşık hale getiriyor. Bununla ilgili iki farklı yöntemden bahsedeceğim. Bahsedeceğim yöntemlere yakın, ufak farkların olduğu farklı yaklaşımlar da olabilir ancak, sol elin konumu ile ilgili farklılık bana göre bu iki temel yaklaşımda bariz bir şekilde ortaya konabiliyor, dolayısıyla ben bu iki farklı yaklaşımdan bahsedeceğim.


İlk yöntem, dünyaca meşhur Brian Enos ve Rob Leatham'la özdeşleşen modern "thumbs forward" (başparmaklar ileri) tutuşu...

[Resim: flkeeq9.jpg]

[Resim: gt8sll0.jpg]

Aslında, bahsedeceğim ikinci yöntemde de atış başparmağı destek başparmağının üstünde konumlanıyor ancak el ve bileğin açısı bariz şekilde farklı. Aşağıda bir miktar daha detaylandıracağım... Enos ve Leatham'la özdeşleşen birinci yönteme dönelim. İlk ortaya çıktığında belki de bazı atıcılar bu yöntemi reddetmişti ancak artık neredeyse bir standart haline geldi. Enos'un konuyla ile ilgili, belki de her tabanca kullanıcısının okuması gereken detaylı bir kitabı var. Temel olarak, atış eli ile yukarıda da bahsettiğim gibi mümkün olduğu kadar yüksek bir kavrama yaptıktan sonra, başparmak havaya kaldırılıyor ve ortaya çıkan boşluğa sol el yerleştiriliyor:
Özünde sadece bu basit ve temel unsurları gösteren dakikalarca uzunlukta youtube videoları var. Lakin, tabanca üzerinde hangi noktalara baskı yapıp, hangi kas gruplarının kullanılması gerektiği ile ilgili detay bir çoğunda yok. Şahsi kanaatime göre, bu konuda en iyi detay veren ve püf noktalara değinen Mike Seeklander'ın videoları. İngilizceniz varsa, izlemenizi tavsiye ederim:

Mike Seeklander, teknikten bahsederken, destek elinin işinin sadece boşluk doldurmaktan ibaret olmadığını, mümkün olduğu kadar yüksek tutuş ile beraber, sol el ile mümkün olduğu kadar kabza panelinin gerisinde baskı uygulamanın, avuç içinde ceviz kırar gibi avucun alt kısmının arkada birleşmesinin, göğüs ve deltoid kaslarının da sanki "dumbell fly" hareketi yapar gibi işin içine girmesinin önemine değiniyor... Her iki el ile de mümkün olduğu kadar çok sıkma gücü uygulanmasından, tetik parmağına etki etmeye başlayana kadar sağ el ile sıkı bir kavrayıştan ama sol el ile "daha sıkı bir kavrayıştan" söz ediyor. Bu yöntem, sol eli geride konumlandırdığı için birçok farklı platformda kullanılabilir. Aşağıda bahsedeceğim Bob Vogel yöntemi ise, sol eli çok daha ileride konumlandırdığı için, Glock harici platformlarda, manivelalar arada olduğu için uygulanması daha zor...

Bob Vogel, Seeklander'dan farklı olarak, destek eli ile baskının kabzanın arka kısmından ziyade yukarıya doğru hareketin daha fazla olduğu namlu ucuna doğru yapılması gerektiğini anlatıyor. Tetik korkuluğu altında destek eli işaret parmağını konumlandırdığı nokta daha ileride ve bilek bükülebildiği kadar ileriye bükülüyor:

Her tabancada uygulanması zor olan bu yöntem, bilek ekleminde sorun yaşayanların veya bu bölgede yeterince esnek olmayan atıcıların uygulamakta oldukça zorlanacağı bir yöntem... Aşağıda, Vogel'in kendi anlatımıyla bu tekniğin detaylarını görebilirsiniz:

Atış eli ile de nasıl daha üste çıkabildiğini ve her iki elle de nasıl içe doğru bükme gücü ile izometrik baskı uyguladığını kendisi anlatıyor. Aslında, görüntü olarak, sol el başparmağını daha da aşağıya bükmesi dışında Seeklander'ın videosunda anlatılan teknikten en önemli farklarından biri de bileğin neredeyse sonuna kadar bükülmesi... Bu noktada bileği kilitlemek, mükerrer atışlar için iyi de bir referans noktası oluşturuyor. Bir yabancı forumda, bileğin daha ileri bükülmesinin, standart tutuşa göre avantajlarını vurgulayan aşağıdaki görseller kullanılmış:
Son dönemde, ben de daha etkin olduğuna inandığım bu daha agresif tutuşa geçtim. Herkes geçmeli diye bir iddiam olur mu? Hayır. Bu modern tutuş popüler olmadan önce Weaver duruşuyla ve hatta destek başparmağı atış başparmağının üstünde kullanılırken iyi atıcılar yok muydu? Elbette vardı. Günümüzde bile, belki Amerika'daki eğitmenlerin %99'unun önermeyeceği şekilde sol el işaret parmağını tetik korkuluğu önüne konumlandırarak büyük ölçekte başarı sağlayan atıcılar var:

[Resim: aki1w1n.jpg]

[Resim: clooxle.jpg]

Hangi yöntem seçilirse seçilsin, tabancayı kontrol etmede gelişmek, ciddi çalışma ve tekrar gerektiriyor. Aynı zamanda fiziksel güç ile de birebir ilintili... Sıkma gücü ne kadar fazla ise ve üst gövde ne kadar güçlü ise, bu tabanca kontrolüne olumlu olarak yansıyor. Son olarak, geçtiğimiz hafta sonu, bahsetmiş olduğum ikinci yöntemle yapmış olduğum, namlu şahlanmasını daha net gözlemlemek için ağır çekimde çekilen videomu paylaşmak istiyorum. Mühimmat standart MKE mühimmatıdır. Barut hakkıyla vs. hiçbir şekilde oynanmamıştır:
Konu ile ilgili kafa yoran, değişik tutuş biçimleri ile sahada tecrübe edinen kullanıcılar da fikirlerini burada paylaşırsa memnuniyet duyarım.
Saygılar.


Konu sonrası yazılan mesajlar aşağıda:

Lupus demiş ki:

Sn.Kanuni,

Ders niteliğinde bir konu... İyi çalışılmış dersin sonucunda tabancaya mükemmel hakimiyet...  Elinize emeğinize sağlık.

Bu teknikte iki temel unsur var;

1. Tabancaya mümkün olan en geniş yüzey ile temas etmek,
2. Tabanca ateşlendiğinde oluşan kaldıraçların mesnet noktalarının karşı kollarına temas ve destek sağlamak.

Şekillerde ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere atış esnasında tabanca;

1. Geriye tepme,
2. Yukarıya şahlanma,
3. Sağa/sola dönme eğilimindedir.

Geriye tepme eğilimi genel kütle halindedir, çekirdek namluyu terk edip, mekanik kilitler açıldıktan sonra şahlanma eğilimine dönüşür.

Yukarıya şahlanma hareketi genel olarak tetik korkuluğu etrafından mesnet alır.

Sağa/sola dönme hareketi genel olarak kabza etrafından mesnet alır.

Bunları tespit ettikten sonra yapılması gereken şey, bu mesnet noktaları/alanlarının karşısına destek koymak ve kuvvet uygulamaktır.

Yukarı şahlanma eğilimine neden olan kaldıracın tabancayı yukarı iten kolu, tetik korkuluğu civarını mesnet alır. Bunu dengeleyebilmek için tetik korkuluğu alanının gerisine bir taş koymak gerekir. Bunun için en uygun yerlerden birincisi tabancanın arka kuyruğudur. Tabancanın avuç içerisine mümkün olduğunca derine, arada hiç boşluk kalmadan yerleştirilmesinin nedeni budur. Bu şekilde tetik korkuluğu alanının önünden yukarı yönlendirilen tabancanın arkasına bu hareketi engelleyen bir takoz konulmuş olur. İkinci uygun yer kabzanın ön/alt kısmıdır. Atış ve destek eli parmakları bu alanı boşluk bırakmadan kavradığında, yukarı şahlanma hareketinin önüne oldukça iri ve sağlam ikinci bir takoz konulmuş olur.

Sağa/sola savrulma hareketini engellemek için yapılması gereken şey aynı şekilde tabancanın sağına ve soluna takozlar koymaktır. Kabza yanlardan boşluk kalmayacak şekilde kavrandığında avuç içerisinde sağa/sola hareketi kısıtlanır. Destek elinin işaret parmağı, tetik korkuluğunun sağına ve soluna kabaca bir '' V '' harfi yapacak şekilde yerleştirildiğinde, aslında geçici bir atış sehpası oluşturulur, özellikle tetik çekilirken tabancanın sağa/sola salınımını önemli ölçüde engeller. Son olarak her iki elin başparmakları, mümkün olan en uzun karşı kaldıraç kolunu sağlayacak şekilde, namluya paralel bir şekilde öne uzanarak gövdeye yerleştirildiğinde, tabancanın sağa/sola salınımını engelleyecek takozları koyma işi tamamlanmış olur.

Baş parmakları namluya paralel bir şekilde mümkün olduğunca öne yerleştirmenin bir başka avantajı da, kılıfından doğru bir şekilde kavranıp, usulüne uygun bir şekilde göğüsten hedefe yönlendirilen tabancayı direk gözlerinizin baktığı yere yönlendirmesidir.

Hissedilen geri tepmeyi sönümleyerek azaltmak için kollar, dirsekler, el bilekleri bir amortisör görevi yapacak şekilde kilitlendiğinde, yukarıda bahsi geçen şahlanma ve salınımı arttırıcı kuvvetlere karşı yerleştirdiğimiz takozların etkisi bir kat daha artacak ve sonuç Sn.Kanuni' nin videosunda izlediğimiz gibi olacaktır.


Buraya kadar anlatılan her şey atıcı ile ilgili faktörlerdir. Bir de tabancaya bağlı faktörler vardır. Bunlar;

1. Namlu/Sürgü grubunun ebatları, kütlesi, elden yüksekliği,
2. Namlu/Sürgü/Gövde ilişkisi, ağırlık oranları,
3. Kabza açısı ve şekli.

Namlu/Sürgü grubu kütlesi küçük, avuç içerisine yakın ve derin yerleşen, namlu/sürgü grubu gövde üzerine değil, içerisine yerleşen, gövde ağırlığı namlu/sürgü grubu ağırlığına yakın olan, kabza açısı geniş, yan yüzeyleri daha düz olan tabancaların kontrol edilmesi görece daha kolaydır.

Namlu/Sürgü grubu kütlesi büyük, avuç içerisinden yükseğe yerleşen, namlu sürgü grubu gövdenin üzerindeki yüksek raylarda çalışan, gövde ağırlığı namlu/sürgü grubundan çok daha az olan, kabza açısı dik, yan yüzeyleri daha yuvarlak tabancaların kontrol edilmesi görece daha zordur.


Tepme ve şahlanmayı etkileyen en son faktörler kalibre ve fişeğe bağlı faktörlerdir. Fişeğin enerjisi ve atılan çekirdeğin ağırlığı arttıkça, hissedilen tepme ve şahlanma da o oranda artacaktır.


Bu teknik, daha doğrusu her türlü kavrama tekniği uygulanırken, atıcının parmaklarının tabancanın kontrol manivela ve düğmelerine, tabancanın mekanik fonksiyonlarını etkileyecek şekilde temas etmemesine dikkat edilmelidir.

Saygılarımla.

Lupus demiş ki:

Geri tepme ve şahlanma, bunların kontrolü söz konusu olduğunda ülkemizde yanlış bilinen, daha önce başka konu başlıklarında ilgili video ile birlikte paylaşılmış olan bir başka konuyu tekrar gündeme getirmek istiyorum; İrca Yayları ve Şahlanma!

Videoda görüldüğü üzere, aynı fişekle, aynı tabancaya, sadece daha sert / ağır bir irca yayı takarak tabancanın tepme ve şahlanmasını azaltamaz, fişekleri daha sağlıklı beslemesini sağlayamazsınız. Tepme ve şahlanmayı azaltamadığınız gibi, üstüne bir de namlunun her atış sonrası nişan hattından daha aşağıya dalmasına neden olursunuz.

Videodaki müsabık atıcı mekanik güvenilirlik ve müsabaka standartlarını gözeterek fişek basıncını azalttıktan sonra irca yayı ağırlığı/sertliğini azaltarak aynı tabancanın atış esnasındaki salınımlarını azaltıyor.

Kıssadan hisse... Fişek basıncını değiştirmeden, irca yayı ağırlığını/sertliğini arttırarak tepme ve şahlanmayı azaltamazsınız. Eğer ters mantıkla fişek basıncını değiştirmeden irca yayı sertliği/ağırlığını azaltırsanız, şahlanmayı belli belirsiz bir oranda azaltır, ancak tabancanızın kırım riskini arttırırsınız. Tepme ve şahlanmayı azalttığı iddia edilen yan sanayi yay ve yay setleri kullanırsanız, tabancanızın mekanik güvenilirliğini riske atarsınız. Özetle icat çıkarmayınız, tabancanızı fabrika ayarları neyse öyle kullanınız, konu boyunca anlatılan teknikleri öğrenmeye ve uygulamaya çalışınız.

Saygılar.

Tirendaz demiş ki:

Peki, atıcının fiziksel durumu ne olmalıdır? Belli bir seviyede fiziksel güce de sahip olmak gerekir mi? Tabanca atışında hangi kaslarımız daha fazla çalışır, ne tip egzersizlerle ilgili kaslarımızı güçlendirebiliriz? Yoksa sadece bu teknikleri doğru uygulamak kafi midir?

Kendi adıma gözlemlediğim ve tabanca ve tüfek atışlarımı etkileyen konuların başında kas gücü konusu geliyor. Bu vesile ile rica etsem, forumdaşlar katkıda bulunurlar mı acaba?

Saygılarımla.

cnrabt demiş ki:

Sayın tirendaz teknik ve bilimsel olarak açıklayamam ama spor yapmasa da günlük hayatta birçok işini kendi yapan en azından bir kaç yüz metre alışveriş poşetini taşıyan, toplu taşımada savrulmamak için kol gücünü kullanan ortalama bir erkek (bknz:ben) kabzeyi düzgün avuçluyor, dirseklerini kırmadan dümdüz ileri uzatıyor ve namlu şahlanmasının nişangahları geri pozisyona getireceğini bilerek tetiği eziyorsa şahlanmayı kontrol etmemesi için hiçbir sebep yok. Bunun için özel bir kas grubunu çalıştıracak egzersize gerek olduğunu düşünmüyorum. Varsa ve yapılırsa da sakıncası olacağını sanmam. Tabancayı ateşlemek dışında ihtiyacınız olan birçok başka şeye yardımcı olacağı kesindir.

Geçtiğimiz bahar aylarında dirseklerimdeki illetten dolayı pozisyonu net alamama neticesi tabanca atışlarımda çok sıkıntı çekmiştim. Atıştan önce 33 kiloluk metali kaldırabilirken kolları düz ileri uzatamadığımdan kız çocuğu atışı gibi bir görüntü ortaya çıkıyordu.

Poligonda sadece kısıtlı miktarda mermiyle hedef atışı yapan arkadaşlarımızın atışı müteakip bir diğer atış yapmak gibi bir beklentisi olmadığından. Her atıştan sonra merminin nereye gittiğine bakmak için tutuş ve duruşlarını bozdukları için. Dahası şanslı olup birkaç yüz mermiyi sırf bu iş için ayıramadıklarından dolayı şahlanmayı kontrol etmek, başa çıkılmaz bir durum gibi gözükebilir. Bunu bir eşik gibi düşünebiliriz. Sürekli 50 km ile seyreden bir şoförün 100 ün üzerine çıktıktan sonra 50 ile gidişinin aslında ne kadar stressiz gelmesi gibi.

Bir insanın sadece hayatını atıcılığa vermesi gibi bir şey ütopik olacağı işin hem memleket şartları, hayat şartlarına eklenince bu disiplini oturtmak uzun zaman alıyor. Eşik bir kaç kere geçilince paslanılsa bile birkaç atış sonra tekrar yakın bir seviyeye hızla geri geliniyor.

Saygılar.

kanuni demiş ki:

Fiziksel gücün hiç etkisi yoktur demek bana göre doğru değildir. Evet, doğru teknik esastır ancak daha çok güç daha iyi kontrol demektir. Tekniği, tutuş biçimi, baskı uyguladığı noktalar birebir aynı olan iki kişiden fiziksel gücü daha fazla olan, şahlanmayı daha fazla kontrol eder. Sıkma kuvveti, bilek gücü, kol kasları ve genel olarak üst gövde bu konuda oldukça fark yaratıyor.
Sn.Lupus, aslında bu konuyu ders niteliğinde yapan şey, sizin bu son derece detaylı, olayın özünü çok iyi vurgulayan mesajlarınız olmuş.

İrca yayı sertliğinin tepme/şahlanma ile ilişkisindeki hatalı varsayıma ilk başta ben de düşmüştüm. Hem tecrübe ederek, hem de yine İzmir / Manisa ekibimizden bir forumdaşımızın çektiği ağır çekim videolarımda özellikle sürgünün geri dönüşü sırasında namlunun daha aşağıya inme eğilimini, kilitli olan bilek sayesinde tekrar yukarıya yönlenerek durması gereken düzlemin bir miktar üstüne çıkmasını yaylanma etkisi şeklinde net bir biçimde gözlemleyerek sert yay kullanımından vazgeçtim. Vogel tarzı tutuşta bileğin ileriye doğru neredeyse esneme kabiliyetinin sonuna kadar esnetilmesi, bu yaylanma etkisinde de bir miktar yardımcı oluyor, ancak artık ben de mümkün olduğu kadar fabrika değerinde yay kullanmayı tercih ediyorum. Alüminyum gövde Canik tabancalarımda, gövdeye zararı asgariye indirmek için tampon kullanıyorum.

Sn. Gravis_Pro,

Sağa-sola dönme eğiliminde, hangi yöne doğru eğilim varsa o taraftaki üstadın bahsettiği takozların baskısını arttırmakla fayda görebilirsiniz. Arpacık ortaya değil de sola doğru iniyorsa sol taraftaki takozun uyguladığı gücü, sağa doğru iniyorsa sağ taraftaki takozun gücünü arttırmayı deneyiniz. Tetik korkuluğu altındaki V şeklindeki sehpanın da sıkı bir şekilde temas etmesi gerekiyor...

Mike Seeklander yöntemi de oldukça etkili. Ben de yakın zamana kadar bu yöntemi benimsemiştim. Bir miktar daha fazla şahlanma ile beraber, kabzanın etrafında sıkı bir 360 derecelik kavrama sağlıyor. Zaten profesyonellerin tavsiyesi hep "şahlanma miktarının değil, arpacığın ne kadar hızlı bir şekilde eski yerine geldiğinin önemli olduğu" yönünde... Başarılı bir mükerrer atışta önemli olan da bu zaten.

Bu konuyu yazdır

  Nişan Almak Ama Nasıl?
Yazar: ceycey - 03-04-2024, 11:03 - Forum: Taktik ve Eğitim - Yorum Yok

Sn.Alpago’nun 15-02-2009 tarihli yazısı:
(Kendisi henüz aramıza katılmadı. Haberi olsa mutlaka gelirdi.)

Nişan Almak Ama Nasıl?

Karşımıza çıkan hedefi vurabilmek için her şeyden önce nişanın doğru alınması gerekir.

Nişan alma, Nişan Hattını Hedef Üzerine Oturtmaktır. Ancak bu nişanın doğru olabilmesi için göz, gez, arpacık ve nişan noktasının doğru olarak hizalanması gerekir. Doğru bir hizalama, gezin merkezinin veya üst kenar ortasının arpacığın silme tepesi ile hizalanması sonucu sağlanır.

Doğru nişan alındığında, gez, arpacık ve hedefin vermiş olduğu görüntüye Nişan Resmi adı verilir.

Nişan, genel kural olarak gözün biri kapatılmak suretiyle tek gözle alınır. Yine genel olarak, sağ elini kullananlar sol gözünün kapatarak sağ gözle nişan alınır. Solaklar, silahı sol taraftan kullandıkları taktirde sağ gözlerini kapatıp sol gözle nişan alabilirler. Ama insanların gözlerinden biri tabii olarak gerçek görüntü diğeri zahiri görüntü verir. Nişanın gerçek görüntü veren gözle verilmesi şarttır. İnsanlarda genellikle gerçek göz, sağ veya sol elini kullanması ile uyum içinde olursa da bazen tersi de olabilir. Gerçek gözü kullandığı koldan farklı olanlar eğer silahı tek taraftan kullanıyorlarsa nişan iki gözleri de açık olarak almak zorundadır. Aksi takdirde hedefin zahiri görüntüsüne ateş etmiş olurlar ve hiçbir zaman isabetli atış yapamazlar.

Gerçek göz şöyle küçük bir deneme ile tespit edilebilir. Sağ kolunuzu ileri doğru uzatın. Başparmağınızı yukarı kaldırın. İki gözünüzde açık olarak bir hedefe nişan alın. Nişanınızı bozmadan bir gözünüzü kapatıp tek gözle nişanı takip edin. Nişanınız bozulmamışsa gerçek gözünüz odur. Görüntü kaymışsa diğer gözünüzü kapatıp deneyi tekrar edin. Nişan bozulmuyorsa gerçek gözünüz açık olan gözünüzdür.

Nişan hattı ile mermi yolu nişancılık eğitiminde sık sık kullanılan iki deyimdir. Doğru nişan, birbirinden farklı olan bu iki hattın Nişan Noktası üzerinde çakıştırılması suretiyle alınır. Eğer iki hat nişan noktası üzerinde uygun şekilde çakıştırılmazsa isabetli atış yapılmaz.

Nişan Hattı :

Gözden, gezin orta noktasından (Üçgen, dörtgen gezlerde üst kenar ortasından) arpacığın silme tepesinden geçen hattır. Bu noktalardan gez ve arpacık sabittir. Göz, bu iki noktayı birleştiren hattı hedef nişan noktasına tatbik edebilmek için hatta girer. Nişan hattı, düz bir hattır. Bu hat hedef üzerinde seçilen nişan noktasına çakıştırılınca nişan alınmış olur.

Mermi Yolu :

Mermi yolu kavisli (Hallaç Yayı Gibi) bir hattır. Mermi yolu kavisinin büyüklüğü namluya verilecek yükselişe göre değişir. Mermi yolu daima namlu mihverinin (uzantısının) altında kalır.

Merminin namlu ağzını terk ettiği anda nişan hattının hedef üzerinde gösterdiği noktaya da Çıkış Noktası adı verilir. Çünkü bu nokta, çıkış noktasının hedef üzerindeki izdüşümüdür.

Nişan Hattı-Mermi Yolu İlişkileri :

Nişan hattı düz bir hat, mermi yolu kavisli olduğu ve çıkış noktası nişan hattından aşağıda bulunduğu için, atış esnasında mermi yolu nişan hattını , biri çıkışta diğeri düşüşte olmak üzere iki defa keser, isabetli bir atış yapabilmek için nişan hattı ile mermi yolunun ikinci kesişme noktasının hedef üzerinde veya biraz gerisinde meydana gelecek şekilde mermi yolunun ayarlanması gerekir. Bu da nişangahın ateş edilecek mesafeye ayarlanması suretiyle namluya gerekli yükseliş verilerek sağlanır. Yani, nişangah ateş edecek mesafeye ayarlanınca, namluya nişan hattı ile mermi yolunu hedefte çakıştıracak yükseliş verilmiş olur.
Nişan noktası; isabetli bir atış yapabilmek için, nişan hattının hedef üzerinde tatbik edileceği noktadır.
Nişan noktası hedefin büyüklüğüne, hareket edip etmediğine, hareket ediyorsa süratine, kullandığımız nişangah mesafesine göre değişir. İsabetli bir atış için nişangah noktasının doğru olarak seçilmiş olması gerekir.
Genel olarak duran küçük hedeflerin alt kenar ortasına, büyük hedeflerin ortasına, hareket eden hedeflerin önüne nişan alınır.
Hareket eden hedeflere ateş ederken, verilen önleme tetik düşürülünceye kadar muhafaza edilerek hedef takip edilir.
Duran hedeflere nişan noktasının seçilmesi:
Mesafeye uygun nişangah kullanıldığında;

Baş veya göğüs hedefinin alt kenar ortasına,
Diz ve boy hedefinin merkezine nişan alınır.

Muharebe nişangahı kullanıldığında (Tüfekler için)

200 m.ye kadar baş ve göğüs hedeflerinin alt kenar ortasına diz ve boy hedeflerinin ortasına,
200-400 m. arasında baş ve göğüs hedeflerinin yüzlerine, diz ve boy hedeflerinin göğüslerine nişan alınır.

DİĞER FAKTÖRLER:

Rahat Bir Duruş :

Herhangi bir duruş vaziyetinde, bulunduğu durumdan rahatsız olmamalı, mümkün olduğu kadar rahat ve sakin bulunmaya çalışmalı.
Nişan alırken bütün adaleler gevşetilmiş olmalı, nişan almak için adaleler zorlanmamalı nişan hataları vücut hareketleri ile düzeltilmelidir.
Lüzumsuz yorgunluk ve adale gerginliği titremeye sebep olur. Bu titreme silaha intikal eder ve doğru nişanın muhafazasını zorlaştırır.
Şayet rahat bir duruş temin edilemiyorsa nişan vaziyetinde hata vardır ve düzeltilmesi gerekir.

Nefes Kesme :

Nefes kesme önce derin bir nefes alması ve kendini zorlamadan normal zamanlardaki gibi nefesini verdikten sonra tetik düşürünceye kadar nefesini tutmasıdır. Nişan almadan önce 3-4 defa nefes alıp vererek kanın oksijen doyurulması sağlanmalıdır.Nişan aldıktan sonra göz nişan hattından ayırmadan nefes kesilir. Nefes alırken arpacığın, hedefi aşağıdan yukarıya doğru (6-l2 istikametinde) ikiye bölümesi, nefes verdikçe aşağıya inerek ilk nişan noktasında durması gerekir. Arpacık hedefi dik olarak bölmüyorsa silah yan tutuluyor demektir. Bu durumda önce silahın düzeltilmesi gerekir.
Nefes kesildikten sonra tetik boşluğu alınır. Baskı arttırılarak gez ve arpacık kontrolü ile tetik düşürülür.

Nefes kesildikten 9 saniye sonra hala tetik düşürülmemişse, vücut kasılıp isabet ihtimali düşeceğinden yeniden nefes alınıp nefes kesilmelidir.

Tetik Kontrolü ve Tetik Düşürme :

Hafif tetikler işaret parmağının uçtan birinci boğumunun etli kısmı ile, daha ağır tetikler işaret parmağının birinci boğumunun etli kısmı ile daha ağır tetikler işaret parmağının birinci boğumu ile düşürülür
Tetiği ezecek olan parmağın diğer kısımları silahın kundağına temas etmemeli, arada dörde katlanmış bir kağıt girecek kadar boşluk bulunmalıdır. Aksi taktirde tetik eziyorum zannederek silaha bastırır ve titreme başlar.
Tetik düşürmek için ;

-Nişan alınır.
-Nefes kesilir.
-Tetik istinada getirilir.
-Tetik düşürülür.

Tetik düşürülürken nişan hattını kontrol edilir
Nişan hattı bozulduğunda tetik düşürülmez
Yeniden nefes alarak aynı işlemler tekrarlanır.

Tetik tam geriye doğru, artan bir basınçla yavaş yavaş bastırılarak düşürülür.

Toparlayabildiklerim bunlar. Yanlışlar varsa düzeltmelerinizi rica ediyorum.

Saygılar.


Konu açıldıktan sonra tartışmalar, eklemeler,  düzeltmeler başlamış.
Sayfalar süren keyifli ve tipik bir eski forum konusu. Sayfalar bir yerden sonra silinmiş.

xlcod3r demiş ki:
Sn.Alpago,
Hedefin alt kenar orta noktası kullanımı sadece tüfeklerde mekanik gezle uygulanması gereken bir yöntemdir.
Tabanca tipi silahlarda hedefin cesametine bakmadan ortasına nişan alınmalıdır. Standart dışı mesafe atışlarında ( 25 metreden uzağa ) nişangah açısı değerlerine göre göreceli olarak üst atmak gerekir.
Saygılar...

Alpago demiş ki:
Teşekkürler Sn.xlcod3r, yukarıda verilen tanımlamalar genel olarak yivli tüfekler de nişan noktalarını tanımlamaya yönelik bilgiler, resim ekleme özürlü bir forum üyesi olduğum için bu başlığı daha faydalı hale getirebilecek resimler yayınlayamıyorum. Resimlerle de tabancalarda, tüfeklerde doğru nişan almayı ve noktalarını belirtecek paylaşımlar olursa, konuyla ilgilenen arkadaşlara daha faydalı olur kanısındayım. Bu konu ile ilgili arkadaşların resimli paylaşımlarını rica ediyorum. Saygılar...

Revolver demiş ki:
Sn. Alpago,
Merak ettiğim bir konu var. Normalde mermi yolu, nişan hattından daha aşağıda kalmaktadır. Dürbün veya Red Dot kullanımında bu mesafe daha da büyümektedir. Yani biz hedefe nişan alıp ateş ettiğimizde, kurşun hedefin nişan aldığımız kısmına değil biraz aşağısına isabet etmesi (mermi yolunun takip ettiği hedef noktası) gerekmez mi ? Fakat böyle olmamakta, kurşun, mermi yolu nişan hattından aşağıda olmasına rağmen, nişan hattına isabet etmektedir. Bu nasıl meydana geliyor ? Kurşun yukarı doğru açı yaparak hedefe doğrumu gidiyor ? Bunun açıklaması nedir ? Aşağıdaki resimde, amatörce anlatmak istediğimi çizmeye çalıştım. Bilgilerinizi arz ederseniz çok makbule geçer.
Saygılarımla.

ansamselçuk demiş ki:
Sayın revolver...
dürbün ve red-dotlarda merkezdeki artıyı yada noktayı aşağı-yukarı sağa-sola hareket ettirmek için ayar vidaları vardır.....dürbün bakıldığında üstte durur fakat.. içindeki artı yada nokta tabancaysa 25 metrede çakıştırılır....Yada kaç metreye vurmasını istiyorsanız ayarlayabilirsiniz...
dediğiniz gibi mermi namludan yukarı çıkar....bu yüzden tüfeklerde ve tabancalarda namludan üste dururlar....
çok basit olarak bir örnek vermek gerekirse...12 numara av tüfeğine koyacağınız bir federal tek kurşun..1 cm gibi üst çıkıp 50 metrede sıfır noktasına iner......
En basiti...308 win..200 metreye sıfırlanırsa....7 cm gibi 100 metrede üst vurur...çekirdek 200e tabiri şudur düşer....bir yay çizerek...

Sayın alpagoya katılmadığım yerler var...Yazı TSK olmuş......Optiksiz tüm ateşli silahlar 2 göz açık atılır....(tabanca-tüfek)ayrıca optik takılı tüfekler yada tabancalar 3 güce kadar çok rahat 2 göz açık atılır.....Red dot-reflex gurubu zaten açık gözle atmak içindir....
ayrıca alt kenar ortasına da bir nokta koymak lazım.....TSK

200 gezle 25 metreye atış yaptırırsan alt atman lazım ki 308 win tüfek...hedefi vursun...acemi askere ilk atış 25 mt..bu yüzden askerlik yapmış tüm erkekler alt kenar ortası der....

revolver demiş ki:
Açıklamalarınız için teşekkürler Sn. ansamselcuk. Peki sabit gez ve arpacığa sahip tabancalarda ne yapmamız gerekir peki ? Mesafeye göre namluyu yukarı kaldırmak veya aşağıya mı indirmek gerekir ?
Birde "Optiksiz tüm ateşli silahlar 2 göz açık atılır" demişsiniz. Bunun nedeni nedir ? Benim bildiğim nişan alırken sol göz kapatılır.

Lastmohikan demiş ki:
Sayın revolver nişan alırken gözlerden hangisinin kapatılacağı sizin hangi elinizi tetik için kullandığınıza bağlıdır. Örneğin sağ elle atıyorsanız sol göz, sol elle atıyorsanız sağ gözü kapatırsınız.
İki göz açık ateş etme daha ileriki aşamalarda daha profesyonellerin kullandığı bir yöntem.
Saygılar...

other demiş ki:
Isın aslı suna dayanır insan tek gözünü kapatırken diğer gözünün kaslarını da kasarak gözün üstündeki saydam mercekte bozulmaya sebep olur ve hedefi aslında olduğu yerden farklı bir noktada görebilir.
Kısaca şöyle açıklayayım su dolu bardağın içine sokulan cay kaşığının kırılmış gözükmesi gibi.
Gözünüzün üzerindeki merceğin acısını bozarsınız. Normalde iki göz acık atışlarda asıl göz denilen göz kullanılır. Asıl gözü anlamanın en basit yolu hedefe parmağınızı uzattığınızda ve sırayla gözlerinizi kapatıp hedefe baktığınızda hangisinde hedef hareket etmiyorsa o gözünüz asıl gözünüzdür.
Atışlarda nefes tutmak da yanlıştır normalde nefesinizi düzenli şekilde verirken atışı yapmalısınız.
Saygılarımla.

Lupus demiş ki:
Sn.Lastmohikan, baskın eli ve gözü farklı taraflarda olan istisnaları da unutmayalım lütfen...

Sanırım standart tabanca nişangâhlarını kullanma konusunda burada atlanan küçük bir ayrıntı var. Durarak, uzak mesafedeki bir '' Bull's Eye '' hedefine, iki göz açık olarak odaklanarak başarılı olmak oldukça zordur. Ancak, bir gözün kapatılması için harcanacak efor, diğer gözün de odaklanma ve adaptasyon fonksiyonlarını etkileyeceği için, nişan almak için kullanılan göz çabuk yorulup, performans düşüklüğü gösterecektir. Bu nedenle profesyonel '' Bul's Eye '' atıcıları veya olimpik disiplinlerde atıcılık yapanlar, her iki gözün de açık olduğu ancak diğer gözün görme alanının koyu renkli bir camla kapatıldığı özel atış gözlükleri kullanırlar.

Muharebe tipi atıcılıkta ise her iki gözü açık olarak kullanmanın gerekliliği hassas hedef vuruşları sağlamak için değildir, görme fonksiyonlarımızdaki perspektif ve derinlik duyusunun tüm melekeleri ile, verimli bir şekilde faaliyette bulunabilmesini sağlamaktır. Çünkü ideal ve hassas perspektif ve derinlik duyusu için her iki gözün birlikte fonksiyon görmesi gereklidir.
Saygılar.

ansamselçuk demiş ki:
(revolver demiş ki: Açıklamalarınız için teşekkürler Sn. Ansamselcuk. Peki sabit gez ve arpacığa sahip tabancalarda ne yapmamız gerekir peki ? Mesafeye göre namluyu yukarı kaldırmak veya aşağıya mı indirmek gerekir ?)
Tabi ki...tüm silahlar için geçerlidir...Fakat bu maalesef anlatılamıyor. Bu atıcı ve silahı arasında olan bir şey...Alışmakla alakalı...

(revolver demiş ki:Birde "Optiksiz tüm ateşli silahlar 2 göz açık atılır" demişsiniz. Bunun nedeni nedir ? Benim bildiğim nişan alırken sol göz kapatılır.)
2 göz açık atmakla hareketli hedefi takip etmiş oluyorsunuz....İşin espirisi bu...
Birde şöyle bişey var.....2 gözün baktığı yere sol el tüfeği iterse hedef vurulur...Bu yivli tüfek içinde yivsiz tüfek içinde geçerli...

baris demiş ki:
Sn. Lupus,
Mesela bendeniz.  Baskın elim ve baskın gözüm farklı taraflarda.
Bu sebeple ya gözümü kapatmak, ya omuzdan atışta diğer gözü kullanmaya çalışmak, ya da diğer omuzdan atış yapmaya çalışmak gibi opsiyonlardan sonra en başarılı sonucu, iki göz açık "red-dot" kullanmakta buldum, bu şekilde çok daha az yorulup, düzgün atış yapabiliyorum.
Saygılarımla

oncearocker demiş ki:
Sayın OTHER, nefesin düzenli şekilde verilirken atış yapılması gerektiği yönündeki görüşünüze katılmıyorum. Zira öncelikle; nefes verilmesi de beyinle kontrol edilen bir vücut fonksiyonu olup, atış sırasında düzenli nefes verme düşüncesi-çabası, beynin nişan almaya odaklanmasını olumsuz etkileyecektir. Ayrıca atış tek bir mermi ile sınırlı değilse, her bir atımın düzenli nefes vermeyi sekteye uğratması kuvvetle muhtemeldir. Yine nefes verme süresi, atışın sona erdirilmesi süresine koşut olarak ayarlanmazsa, diğer bir anlatımla nefes tükendiğinde hala atış yapmaya devam ediliyorsa, vücudun durağanlığı bozulacak, atış bundan olumsuz olarak etkilenecektir. Diğer yandan vücut belirli bir efor sarfettikten (örneğin bir miktar koştuktan) hemen sonra, hızlı solunum nedeniyle düzenli nefes vermek dahi zorlaşmaktadır. Bu suretle yapılacak atışlarda nefesin tutulmaması atıcıyı arzulanan sonuçtan oldukça uzaklaştıracaktır.

Dolayısıyla kanaatimce atış sırasında nefesin tutulması gerekmektedir. Ancak solunum fonksiyonuna bu şekilde ara verirken beyin için yeterli oksijenin alınması için, genellikle derin nefes alıyoruz. Derin nefes aldığımızda göğüs kafesi genişliyor ve bu da vücutta bir gerilim yaratıyor. Bu gerilim giderildikten sonra nefesi tutarak atış yapmak daha iyi sonuç veriyor. Aldığım derin nefesin yaklaşık 2/3' ünü vererek, göğüs kafesini olağan haline getirip, kalan havayı diyafram bölgesinde tutarak yaptığım atışlarda en iyi sonuçları alıyorum. Bence vücudun durağanlığını temin için uygulanması gereken yöntem; nişan alınmış pozisyonda derin nefes alıp, nefesin yaklaşık 2/3' ünü verdikten sonra nefesi tutarak, müteakip (yaklaşık) 8-9 saniye içerisinde atışı tamamlamaktır.
Saygılar...

Other demiş ki:
Sn.oncearocker
Yukarda koyu ıle işaretlediklerim yazınıza tezat oluşturuyor cunku eğer nefesimi tutarsam aynı şeyleri yaşayacağım anlamına gelecektir.
Nefes tutup ardından atış yapıp nefes alırsam ve ıkıncı atısı yapmak ıcın nefes tutarsam bu nefesımde düzensizliğe sebep olacaktır ve dolayısıyla atışların bozulmasına ama ben duzenlı nefesimi koruyarak kendimi kasmadan nefes alış verişlerime devam edersem ve nefesimi yavasca verıken yapacağım atışlar cok daha etkılı olacaktır. ( Tabı bu dediklerimiz arka arkaya serı darbe atısları ıcın gecerlı değildir bu sırada nefes duzenınızı kontrol yetegınızı kaybeder sadece atıslara odaklanırsınız)
Atışlarda onemlı olan vücudun formunda buyuk değişiklikler yaratacak sebeplerı yaratan pozisyonlara girmemek en başarılı atışları getirecektir.

Alpago demiş ki:
25 metrede yaptırılan atışlar test ve sıfırlama atışlarıdır, hedefin ortasındaki ortası oyuk dikdörtgen hedefe(a-4 kâğıdı büyüklüğünde kâğıdın orta kısmına kısa sigara paketinin yarısı büyüklüğünde siyah hedef) arpacığın tepe kısmı yerleştirilerek guruplama yaptırılır(destekli),gez ayarını müteakiben bir gruplama daha yaptırılıp sıfırlama tamamlanır.
Sizin TSK diye nitelendirdiğiniz alt kenar orta nokta nişanı 200 m mesafedeki diz hedefine 1km koşup 4.5 ,5 dk. içinde yaptırılan üç atımdır(desteksiz_teçhizatlı) bu tip süreli eforlu atışlarda nefes kesmeme gibi bir tasarrufunuz olamaz.

ansamselçuk demiş ki:
Sayın alpago 25 mt. acemi asker atışında sizin TSK yorumunuzla göz-gez-arpacık tekrarlıyım 25 metrede nereye bakmalıdır ki.....g3 tüfeğinin gezi 200 metrede .
Yine söylüyorum acemi askere 25 mt.g3 ile 200mt gezi ile atış yaptırırsa TSK hedefin altına tüfeği tutmalı ki çekirdek hedefi vursun....Bu g3de değil...tüm yivli silahlarda böyledir....
Sayın alpago uzun süredir yivli tüfeklerle avlanıyorum....Asker anısı anlatmayınız....

oncearocker demiş ki:
Sayın OTHER, mesajım içerisinde koyulaştırarak belirttiğiniz kısmın yazımın geneliyle herhangi bir tezat yarattığı şeklindeki düşüncenize de katılmıyorum. Nefes almak da vermek de vücutta hareket yaratır. Ancak alınan derin nefesin ardından vücut birkaç saniye hareketsiz kalmak için yeterli oksijeni depolayacaktır (kişiden kişiye değişmesine rağmen ortalama 8-9 saniye, vücudun oksijen almamaya tepki vermediği belirtiliyor), nefesi tutarak bu süre içinde vücudu hareketsiz kılmak mümkün oluyor. Bu süre zarfında yapılan ardı ardına atışlarda meydana gelen kusur; nefes kontrolünden ziyade silah kavrama, atış pozisyonu ve doğru gez-arpacık-hedef görüş kombinasyonunu temin etmekte aranmalı.

Ardı ardına yapılacak atışlarda her bir atış için ayrıca nefes alınıp verilerek tutulması gibi bir önermem de söz konusu değil. Cansız hedeflere atış yaparken gelişecek böyle bir alışkanlık, karşılıklı bir çatışma durumunda kişiyi öldürür zaten.

Diğer yandan nefes kontrolü de dahil olmak üzere nişan alma hususunda yapılan her bir ufak hata, atışlarımızı hedefin merkezinden dışarıya taşıyan birer etken oluyor. Yanlış anlaşılmasın; kimseden iyi atış yaptığım gibi bir iddiam olmadığı gibi, burada kimseye atış yapmayı öğretmek de haddim değil. Oluşan alışkanlıkların sonradan değiştirilmesi zordur, benim belirttiklerim atış yapmaya yeni başlayacak kişilerin fazlaca zorlanmaması adına. Bu şekilde nefes kontrolünün faydasını, eline ilk defa silah alıp atış yapan kişiler üzerinde çok gördüm.
Saygılar...

ansamselçuk demiş ki:
TSK diyorum bunlarda.....
yivli bir tüfekle saatte bilmem kaç km hızla koşan orman içinde DOMUZA-yada PERSONELE...Hele tüfekte dürbün varsa...silah bide bolt actionsa hadi boltu geçtim barsada tüm yivlilerin problemi...ayakdada ..tüfeği betonda döksen sabitlesen hedefin mercekten kaçmasıdır(aynı şekilde gezle de)....Yani ne avda ne de yakın muharebede dedikleriniz biraz imkansız

Şöyle olur...30 kalibrede 600yrd.üst kalibrelerde 1000 yrd. kağıda atıyorsak uygulanır...
Yada insan öldürücekse ki (600-1000mt) gibi uygulanabilir...

Alpago demiş ki:
Sn.ansamselcuk kimseye askerlik anısı anlatmak gibi bir kaygım yok öncelikle bunu bilmenizi isterim, zaten anlatmaya kalksam 8 senelik meslek hayatımın neresini anlatayım size .Ben size zıt bir görüşte beyan etmedim sadece 25 m yapılan atışın ne amaçla yapıldığını neye yaradığını anlatmak amacıyla yazdım yazımı, sizin aksiniz bir görüş beyan da etmedim yanlış anlaşılmasın.
Ayrıca siz yivlilerle av tecrübelerinizi istediğiniz kadar anlatın ben okurum yazılarınızı sıkılmadan zevkle. Zaten amacımda bu foruma girişimin bir şeyler paylaşıp öğrenebilmek. Saygılar,sevgiler..

Grozni demiş ki:
Peki arkadaşlar size bir sorum olacak ?
İki gözümüz acık şekilde nişan aldığımızda silahın sürgüsünü veya hedefi ama genellikle sürgüyü çift görüyorsak bu neden kaynaklanır ve normal mi midir ?
Anormal istenmeyen bir durum ise nasıl çözebiliriz ?
Teşekkürler şimdiden

Harun demiş ki:
Sn Grozni,
Çift göz açık atış çevresel farkındalık (situational awareness) nedeniyle taktik kullanıcılar için vazgeçilmezdir. Ama illa çift göz atış yapılacak diye bir durum yok. Daha önce de yazmış olduğum bir alıştırmayı yapın, faydalı oluyor. Önce baskın gözünüzle tek göz olarak hedefe nişan alın. Gözünüzün odağını ve nişan noktanızı değiştirmeden diğer gözünüzü de açın. Bu alıştırmayı yaparsanız, iki göz görüşünüzde düzelme oluyor.
Saygı ile,

Bu konuyu yazdır

  Üyelerimizin Youtube Kanalları
Yazar: ceycey - 03-04-2024, 00:51 - Forum: Medya-Haber-Kitap - Yorum (2)

Bazı forum üyesi arkadaşlarımızın Youtube kanalları var. Bunlardan birisi de Sn.Köstenceli35.
Kanalında forumumuzun tekrar açıldığını haber vermiş ve çok güzel anlatmış.
Bu video nedeniyle, bugün bir çok silah sever forumumuza üye oldu. 
Kendisine forum adına çok çok teşekkür ederim. Aidiyet böyle olur.



Silahlarla ilgili harika paylaşımları var. Üye olmanızı tavsiye ederim.

Forum üyesi arkadaşlardan kanal sahibi olan varsa, lütfen burada link versin.

Bu konuyu yazdır

  Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar
Yazar: ceycey - 02-04-2024, 10:44 - Forum: Hukuk Bölümü/Ruhsat İşlemleri - Yorum (1)

Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar (Kuru Sıkı Silahlar):

Kısaca kuru sıkı dediğimiz ses ve gaz fişeği atan silahlar hakkında 2008 yılına kadar herhangi bir yasal düzenleme
bulunmamaktaydı.  Bu silahlar ne 6136 Sayılı Kanun’a ne de 2521 Sayılı Kanun hükümlerine tabi değildi. Kısaca 
kanun boşluğu vardı. ” Kanunsuz suç ve ceza olmaz.” İlkesi gereğince, bulundurulması ve taşınması halinde ceza 
verilmemekteydi. Sadece meskun mahalde ateş edilirse ceza verilmekteydi. Nihayet 2008 Yılında “5729 Sayılı Ses 
ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun”la düzenleme yapılmıştır. Yasadan 4 ay sonra da bu kanunun 
uygulanmasıyla ilgili olarak “Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Yönetmelik” yayınlanmıştır.

Kanunun uzun bir gerekçesi var. Özetlemek gerekirse, bu tabancaların  denetimsiz bir şekilde imal edildiği, kolayca 
temin edildiği, gerçek silahlara benzemeleri nedeniyle bir çok suçta kullanıldığı, toplumsal güven ve huzuru 
bozduğundan bahsedilerek, kanun boşluğunun doldurulması gerekliliği anlatılmıştır. Yine, kanun boşluğu nedeniyle
mahkemelerce işlenen suçlara ceza verilemediği belirtilmiştir. Ayrıca, bu silahlarla 2002-2004 yılları arasında 11.249
suç işlendiği, düğünlerde veya spor müsabakalarında havaya sıkılarak korku yarattığı ,bazı kötü niyetli kişilerce 
namlularının değiştirilerek gerçek silaha dönüştürüldüğünden bahsedilmiştir.

Şimdi 5729 Sayılı Kanun’u gözden geçirelim:
Yasa kısa,7 maddeden oluşuyor. Genel hükümler konulmuş, ayrıntılı düzenleme  çıkartılacak yönetmeliğe bırakılmış.
1.Maddede kuru sıkı silah, ses ve gaz fişeği atabilen silah olarak tanımlanmış,
2.Maddede,imallerinin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın izniyle olabileceği, silahların gerçek silaha dönüştürülemeyecek 
şekilde yapılması ve üzerlerinde gerçek silahlardan ayırt edilmesini sağlayacak şekilde ayırt edici bir işaret konulmasının 
zorunlu olduğu belirtilmiş.
Kanunun.3.maddesi aşağıdadır:

“Madde 3 - (1) Bu Kanun kapsamına giren silahların;
a) Taşınması,
b) Ateşli silahlarla işlenen veya 6136 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı hükümlü bulunanlar ile kasten 
işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olanlara veya onsekiz yaşından 
küçüklere satılması,
c) Yönetmelikte belirlenmiş esas ve usullere aykırı olarak imal edilmiş olanlarının satılması,
yasaktır.
Bu silahların satışı, mermi veya av malzemesi ya da yivsiz tüfek satışı yapmak için ruhsatlandırılmış yerlerce yapılır. 
Bu silahları satan bayilerle, başkalarına satan veya devredenlerin ya da başkalarından satın alan veya devralanların 
bir ay içinde Cumhuriyet Savcılığından alacakları sabıka kaydıyla birlikte mahalli mülki amire bildirimde bulunmaları 
zorunludur.
Söz konusu silahlar, ancak her an kullanıma elverişli olmayacak ve kolay ulaşılmayacak şekilde, boş olarak kutu 
içerisinde nakledilebilirler. Bu silahların belirtilen şekil ve şartların dışında nakledilmesi taşıma olarak kabul edilir.
Ses ve gaz fişeği atan silahların ve üretici firmaların isim, marka veya alametleri kullanılarak her ne suretle olursa 
olsun reklam ve tanıtımı yapılamaz. Bu silahların kullanılmasını özendiren veya teşvik eden kampanyalar düzenlenemez.”

Bu aletlerin taşınamayacağı, boş ve kutu içerisinde nakledilebileceği, 18 yaşından büyük olanlara satılabileceği, 
sabıka kaydıyla birlikte bildirim yapılması zorunluluğu anlatılıyor. Yine, ateşli silahlar gibi bu aletler hakkında da 
reklam yasağı mevcut.

4.Maddesinde de ceza hükümleri var:

“Madde 4 - (1) Bu Kanun kapsamındaki silahları yetkili mercilerden izin almadan veya 6136 sayılı Kanun hükümlerine 
tabi silah vasfına dönüştürülecek şekilde imal edenler veya satanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yüz günden 
beşyüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarındaki yasaklara aykırı davranışta bulunanlara 
8.322,00 Türk Lirası, dördüncü fıkrasındaki yasaklara aykırı davranışta bulunanlara 83.709,00 Türk Lirası idari 
para cezası verilir. Ayrıca bu silahların mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.
(3) Bu Kanun kapsamına giren silahları, yönetmelikte belirlenmiş esas ve usullere aykırı olarak imal edenlere 
83.709,00 Türk Lirasında  355.001,00  Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Bu fiilin tekrarı halinde idari 
para cezasının iki katına karar verilir.
(4) Bu Kanun hükümlerine göre idari para cezasına ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar vermeye mahalli 
mülki amir yetkilidir.”

(Para cezaları yeniden değerleme oranında her sene arttırılıyor. Yazdığım rakamlar 2024 senesi içindir.)

1.Fıkrada bakanlıktan izin almadan imal edenler ve gerçek silaha dönüştürülecek şekilde imal eden üreticilerle ve 
bunları satanlarla ilgili  hapis ve para cezası belirlenmiş.
2.Fıkrasında, kuru sıkı silahları taşıyan, satılması yasaklı kişilere veya 18 yaşından küçüklere satan, bildirim yapmayanlara
 ve usulüne uygun nakletmeyenlere para cezası verileceği belirtilmiş. Bayağı yüksek bir para cezası. Yine, reklam yasağına
 uymayanlar için  ciddi bir para cezası belirlenmiş.
3.Fıkrasında usulsüz imalatla ilgili yine yüksek bir para cezası var.
4.Fıkrada İdari para cezalarını vermeye ve müsadereye mahalli mülki amirin yetkili olduğu belirtilmiş .İlk fıkradaki 
suçtan dolayı açılan davada  Asliye Ceza Mahkemeleri görevlidir.

2008 yılında konulan Ses ve Gaz Fişeği Hakkındaki Yönetmelik,2019 yılında kaldırılarak aynı adlı bir yönetmelik
yayımlanmıştır.25 Maddelik yönetmelikte, kuru sıkı silahların üretimi, ithalatı, ihracatı, satışı, devri, nakli, bildirim, bilgi 
merkezi kayıt sistemi vd. konular ayrıntılı olarak düzenleniyor.

Kuru sıkı silahların satışının, mermi veya av malzemesi ya da yivsiz tüfek satışı yapmak için ruhsatlandırılmış yerlerce 
yapılacağı, satın alma tarihinden itibaren 1 ay içerisinde fatura ve aletle birlikte kolluk kuvvetlerine başvurulacağı, 
başvuran şahsa “Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silah Bildirim Kartı” düzenlenerek teslim edeceği belirtiliyor.

Kuru sıkı silahların devri, şekli belirtilen devir sözleşmesi ile kolluk birimi önünde yapılıyor.

Naklin nasıl olacağını yukarıda yazmıştım. Kuru sıkı silahlar; fişekleri boşaltılarak, her an kullanıma ve erişim kolaylığına 
imkân vermeyecek şekilde ve bir kutu içerisinde  Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silah Bildirim Kartı ile nakledilebilir. Bu silahların
belirtilen şekil ve şartların dışında nakledilmesi taşıma olarak kabul edilir.  Bu silahlar posta ve kargo ile nakil  edilebiliyor.

Bu konuyu yazdır