| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
| Son Yazılanlar |
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
Dün, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 190
|
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,739
|
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,614
|
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 470
|
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 943
|
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 245
|
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 419
|
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 386
|
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,225
|
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 484
|
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 531
|
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,878
|
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 286
|
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 298
|
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,953
|
|
|
| Monza .308 Win. incelemesi |
|
Yazar: blacksea - 14-06-2025, 18:22 - Forum: Av ve Avcılık Tüfekleri
- Yorum (8)
|
 |
İstanbul Silah Monza Yivli Av Tüfeği İncelemesi:
![[Resim: 54505544644_ef898a51e8_b.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505544644_ef898a51e8_b.jpg)
Monza’nın MKE’de satılan .308 Win. modelleri şu şekilde:
Monza T: 51 cm namlu – 4 setli 1/10 twist – 17.1 mm namlu kalınlığı – 103 cm uzunluk
Monza U: 56 cm namlu – 4 setli 1/10 twist – 17.1 mm namlu kalınlığı – 108 cm uzunluk
Monza V: 61 cm namlu – 4 setli 1/12 twist – 19.1 mm namlu kalınlığı – 113 cm uzunluk
2025 Haziran itibariyla, ahşap ve sentetik kundak seçenekleri var.
Sentetik kundakta siyah, haki ve çöl rengi seçenekleri satışta.
Prairie Bronze adlı bir seçenek ile bronz renk namlulu ve desenli sentetik kundaklı model de listede görünmekle beraber, MKE’de bulunmuyor. Zannediyorum bir veya iki sefer gelip, bir daha tedarik edilmemiş bir seçenek.
.308 ler MKE ‘de iki adet 4’lü şarjör ile satılmakta.
Monza’nın MKE’de satılan 30-06 Spr. modelleri şu şekilde:
Monza AE: 51 cm namlu boyu – 4 setli 1/10 twist – 17.1 mm namlu kalınlığı
Monza AF: 56 cm namlu boyu – 4 setli 1/10 twist – 17.1 mm namlu kalınlığı
Monza AG: 61 cm namlu boyu – 4 setli 1/10 twist – 19.1 mm namlu kalınlığı
2025 Haziran itibariyla, ahşap ve sentetik kundak seçenekleri var.
Sentetik kundakta siyah, haki, çöl ve desenli Strata (bronz namlu ile) seçenekleri satışta.
30-06’lar MKE ‘de biri 4’lü, biri 10’lu iki şarjör ile satılmakta.
Diğer kalibreler: Dış piyasa için 6.5 Credmoor ve .223 Rem. kalibre modelleri mevcut olmakla beraber, MKE’de satışı yok.
Bendeki (.308) 51 cm namlulu Monza T, 103 cm uzunluğu ve 3,3 kg boş ağırlığı ile kompakt bir av tüfeği. Hafifliği nedeniyle omuzdan atışa gayet müsait. Monza V ise kalın 61 cm namlu ile ağır bir tüfek ve gezdirmesi ve de uzun süre omuzda tutması zor. Uzak mesafe için sehpa atışlarında ise avantajlı olduğu aşikar.
(Bendeki 51 cm namlulu modelin ağırlığı boş 4’lü şarjörlü tüfek + dürbün ve dürbün ayakları ile 4,25 kg).
![[Resim: 54505356171_764ce140e8_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505356171_764ce140e8_c.jpg)
Tüfek MKE’de kılıf ile satılmakta. Herhangi bir saklama kutusu karton olarak bile yok. İlk piyasaya çıktığında 4 bin küsür TL gibi çok cazip bir fiyatla çıkması nedeniyle mi bilmiyorum ama fiyatı artsa da içerikteki ‘ıssızlık’ devam etmekte (en önemli rakibi olan Ata Turqua taşıma çantası, askı kayışı, harbi takımı vs ile beraber satılıyor).
![[Resim: 54505712085_897b9e3f43_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505712085_897b9e3f43_c.jpg)
Monza’nın en iddialı olduğu konuların başında boldun seri ve pürüzsüz çalışması geliyor (en önemli rakibi olan Ata Turqua’dan bu konuda iyi olduğunu düşünüyorum, Ata’da bold özellikle seri kullanımda takılıyor gibi hissediliyor, en azından benim gördüğüm yeni veya az kullanılmış örneklerin çoğunda).
![[Resim: 54504495802_91a6fc21ee_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54504495802_91a6fc21ee_c.jpg)
Tüfeğin gövdesi çelik.
Tüfeğin boyası ilk çıkan modellerde paslanmaya yatkın açık tonlu mat bir kaplama iken sonrasında (zannediyorum 2020’de) parlak siyah boyalı olarak satılmış. Benim gördüğüm pasa dayanıklı ve iyi bir yüzey kaplaması (en önemli rakibi olan Ata Turqua’dan bu konuda iyi olduğunu düşünüyorum). Aşağıdaki resimde namlu kaplamalarının öncesi ve sonrası ile 51 cm - 17,1 mm kalınlığındaki namlunun fem ağzı taçlaması görülmekte:
![[Resim: 54505712070_3a3cebe3a0_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505712070_3a3cebe3a0_c.jpg)
Net bir resmini çekmekte zorlandığım namlu, en hızlı yiv açma yöntemi olarak bilinen ve dünyada çok yaygın kullanılan ‘button rifling’ buton çekme veya ezerek yiv açma şeklinde adlandırılan yöntem ile yapılıyor (en önemli rakibi olan Ata Turqua’da aynı yöntemi kullanmakta. Bir diğer rakibi Huğlu -eski- Ovis’in önceleri MKE ‘den aldığı ‘cold hammer forged’ soğuk dövme namluları işleyip kullandığı, sonradan buton çekme namluya geçtiği söyleniyor. Ancak Huğlu hakkındaki bilgi teyitli olmadığından tevatür olabilir).
![[Resim: 54504495772_c7f84cc3b1.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54504495772_c7f84cc3b1.jpg)
Namlu serbest salınımlı (free floating):
![[Resim: 54504495877_fe3261fe7f_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54504495877_fe3261fe7f_c.jpg)
Namlu ucunda diş ve koruyucusu ihraç versiyonlarında mevcut olmakla beraber yurtiçine satılanlarda kanuni bir kısıtlama olmamasına rağmen yok. Eklenti takmaktan ziyade namlu ucunu koruması açısından olsaydı iyi olurdu.
![[Resim: 54505356056_75c0cef1c8_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505356056_75c0cef1c8_c.jpg)
Monza’nın bazı tüfeklerde 7.62x51 ile kovan sıkışması yapabildiği söyleniyor. Benim 7.62x51 kullanma gibi bir durumum olmadığı için bu konuda bir deneyimim yok (en önemli rakibi olan Ata Turqua’nın bu konuda daha sorunsuz olduğu söyleniyor).
![[Resim: 54505630578_28a0dbfe2a_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505630578_28a0dbfe2a_c.jpg)
Bold herhangi bir aparata ihtiyaç duymadan kolayca demonte ediliyor, bu husus temizlik konusunda bir avantaj.
Bold kepinde bastırıp, çevirerek sökme ve sonrasında takmak için ok işaretleri var. Dikkat edilmesi gereken husus; boldu toplarken iğneyi kurulu olduğu pozisyonda tutmak.
![[Resim: 54504495777_0c57b62e02_b.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54504495777_0c57b62e02_b.jpg)
Klasik hareketli tüm yerli bold action tüfekler gibi Monza da Remington 700 klonu veya esinlenmesi olup, ‘push feed’ denen itmeli besleme sistemine sahip. 2 kilit takozu var ve bold çalışma açısı 60 derece.
60 derece bold açısı hem hızlı manipülasyona uygun hem de bold açık pozisyona getirildiğinde bold topuzu ile dürbün arasında yeterli boşluk kalmakta.
![[Resim: 54505356106_4cce7da199_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505356106_4cce7da199_c.jpg)
Yivli tüfeklerde itmeli ve kontrollu besleme farklarını belirten konu başlığı:
https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=666
Tüfeğin bold topuzu biraz ince. Resimdeki ilave parçayı taktıktan sonra bold hızı artmakta. Geçtiğimiz yıl piyasaya çıkan 30-06 modellerde daha kalın bir bold topuzu kullanılmış. Söz konusu topuzu ücretine binaen temin etme isteğimi firmaya belirttim. Beklemekteyim.
![[Resim: 54505544569_f54f3c9b0a_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505544569_f54f3c9b0a_c.jpg)
Tüfeğin emniyeti bold hareketini ve tetiği kilitleyen açık - kapalı şeklinde 2 kademeli (en önemli rakibi olan Ata Turqua’da, tetik emniyetteyken bold hareketine izin veren 3 kademeli emniyet sistemi var. Ata firmasının yeni modeli Turqua XT de 2 kademeli emniyete döndüğü görülmekte).
![[Resim: 54504495842_c4ce9c336e_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54504495842_c4ce9c336e_c.jpg)
Bold sökme mandalı aşağıdaki resimde. İlk üretilen tüfeklerde yoğun kullanımda montaj piminin kırılma sorunu nadiren yaşanmış. Sonrasında parçada iyileştirme yapılmış. Önemli bir durum olduğunu düşünmüyorum ama belki uzun vadede pimin sağlığı açısından etkisi olabilir; montaj pimi çapı ile mandaldaki pim yatağı arasında hafif bir ölçü farkı var. Elle ittirildiğinde mandal yerinde yaklaşık 0,2 - 0,3 mm hareket etmekte (benim tüfeğe özgü değil, gördüğüm Monza tüfeklerin hepsinde bu durum var).
![[Resim: 54505630558_82961a34ca_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505630558_82961a34ca_c.jpg)
Aşağıdaki resimde, kırmızı boyalı indikatör iğnenin kurulu olduğunu göstermekte.
![[Resim: 54505544634_8084789346_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505544634_8084789346_c.jpg)
Kovan veya kapsül yırtılması durumunda ortaya çıkan aşırı basıncın atıcıya veya tüfeğe zarar vermemesi için kubuzdaki gaz tahliye portları. 2 adet.
![[Resim: 54608286165_5623d425c7_b.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54608286165_5623d425c7_b.jpg)
Mil STD 1913, 22 mm pikatini ray tüfeğin üzerinde mevcut. Ray alaşım malzemeden üretilmiş (en önemli rakibi olan Ata Turqua’da çelik). Arpacık ve pikatini raya gizlenmiş ayarlı gez mevcut. Dürbün montajı öncesi gez - arpacık ile atış denemesi yapmıştım, bence başarılı.
![[Resim: 54505544589_6561e31120_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505544589_6561e31120_c.jpg)
Tetik yuvası sentetik kundakta yekpare, doğal olarak zayıf bir yapıda. Kırılması veya zarar görmesi durumunda kundağın değişmesi gerekli. Ancak kundağın fiyatı makul.
![[Resim: 54505711985_9e8d155287_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505711985_9e8d155287_z.jpg)
Aşağıda (Resim No 1): Tüfeğin yanaklığı estetik olarak iyi değil. Ayrıca çok sağlam bir yapısı da yok, belli bir seviyenin üstüne kadar yükseltilince sallanma yapıyor. Ancak her şeye rağmen tüfekte mevcut olması önemli bir ayrıntı (en önemli rakibi olan Ata Turqua’nın yanaklığı daha estetik. Bir diğer rakibi olan Huğlu Ovis G2 modelinde ise satışa çıktığı bu zamanlar itibariyle yanaklık yok).
Aşağıda (Resim No 2): Dipçik hızlı bold manipülasyonuna uygun olması için 1 cm kısa yapılmış. 1 cm ilave uzatma parçası tüfek ile beraber veriliyor.
Aşağıda (Resim No 3): Sentetik dipçik altında işe yararlılığı tartışılır bir saklama yeri var.
![[Resim: 54505356016_bd8dfb32c9_b.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505356016_bd8dfb32c9_b.jpg)
Kundak T30 torx anahtar ile sökülen 2 adet vida ile gövdeye bağlanmakta. Fabrikaya gittiğimde (ayrıntısı yazının devamında mevcut) kundağı söküp almaya gelen teknik personele ‘bu civataların sıkma torku var mı’ diye sormuştum. ‘Hayır, biz de elle sıkıyoruz’ demişti.
Namlu + gövde, sentetik kundağa çok rahat takılıp çıkartılıyor. Aralarında biraz daha tatlı sıkı bir tolerans olsaydı atış hassasiyetine müspet etki edebilirdi, diye tahmin ediyorum.
Kundaktaki şarjör bırakma düğmesinde şarjör takıldığında hafif bir asimetri oluşmakta, yerine takılan şarjörde de hafif bir asimetri oluşuyor. Ancak şarjörün takılmasında veya çıkartılmasında bir sorun yok. Şarjör bırakma yayı oldukça sert.
![[Resim: 54505356006_d16e004032_b.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505356006_d16e004032_b.jpg)
Tüfeğin şarjörü metal (rakipleri Ata Turqua ve Ovis G2’de tek sıralı plastik) ve 4 kapasiteli, çift sıralı. Piyasada yan sanayi ve çoğu plastik 10’lu .308 Monza şarjörleri mevcut. Uzun süre bekledikten sonra firma da 2025’te .308 için orijinal 10’lu şarjör yapmış. Ancak Fabrika tarafından satış veya yönlendirme yapılmadığından, kullanıcı .308 10’lu şarjörü temin etmek için fabrika tarafından parçanın verildiği satıcılardan birini bulmak zorunda.
30-06 ise piyasaya 10’lu şarjörü ile çıktı ve satışa sunuldu.
![[Resim: 54556508959_8658e14636_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54556508959_8658e14636_c.jpg)
Firma Monza için taktik kundak yapmış. Taktik kundağın tek parça üretileceği var sayılırken, piyasaya iki parçalı olarak sunulmuş. Bu durumda taktik kundağa, taktik dipçik veya av dipçiği takma imkanı sunulmuş. Güzel bir düşünce. Taktik kundakta QD denen taktik askı kayışı bağlama altyapısı yapılmış ve bu durumda taktik kundağa av tipi dipçik takınca askı kayışı kullanabilmek için ön çatal ayak rayı modifiye edilmiş. Taktik kundağın temin şekli de 10’lu şarjör gibi.
![[Resim: 54555441592_54e2e610e7_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54555441592_54e2e610e7_c.jpg)
Tetik ve ayarları:
Tüfeğin tetik grubu:
![[Resim: 54505630438_2dab1433c2_b.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505630438_2dab1433c2_b.jpg)
Aşağıdaki allen ve torx anahtarlar tüfek ile beraber verilmekte:
![[Resim: 54505630473_fef0b68943_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505630473_fef0b68943_c.jpg)
UYARI: Tetik ayarlarının fabrikadan optimum şekilde çıktığı, yapılacak değişikliklerin özellikle tetik ağırlığını azaltmanın kazalara yol açabileceği, oluşacak kaza ve sorunların sonuçlarından kullanıcının (ruhsat sahibinin) sorumlu olacağı unutulmamalı.
Aşağıdaki bilgiler tüfek ile beraber verilen kullanıcı kitabından alıntıdır.
![[Resim: 54504495687_eaf179743e_b.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54504495687_eaf179743e_b.jpg)
Tetik düşme ağırlığı ayarlama:
Tetik ağırlığı 1,2 ile 2,4 kg arasında ayarlanabilmekte.
(RESİM A) 2 mm allen kullanarak resimdeki vida aracılığıyla ayarlanmakta.
Vida saat yönünde döndürülürse tetik düşme ağırlığı azalmakta, saat yönünün tersine döndürülürse ağırlık artmakta.
Tetik çekişi mesafe ayarı:
Tetik çekişi +/- olarak yani ileri geri 9,5 mm hareket edebilecek şekilde ayarlanabilmekte.
(RESİM B) 2 mm allen kullanarak resimdeki vida aracılığıyla ayarlanmakta.
Ayar için resimdeki vida gevşetilip, tetik istenen mesafeye getirildikten sonra vida sıkılmakta.
Tetik istinat boşluk ayarı:
Bold tüfekten ayrılır.
(RESİM C) 2,5 mm allen kullanarak resimde görünmeyen gömme vida aracılığıyla ayarlanmakta.
Vida saat yönünde döndürülürse istinat boşluğunun sertliği artmakta, saat yönünün tersine döndürülürse boşluğun sertliği azalmakta.
İstanbul Silah firmasının satış sonrası ile ilgili izlenimler:
![[Resim: 54505711935_e7105dd5a2_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54505711935_e7105dd5a2_c.jpg)
Kendi tüfeğimde küçük bir sorun yaşadım:
Çatal ayak bağlama aparatı (ön aksesuar rayı), üretimde kısa vidalar ile kundağa bağlanmış. Zannediyorum dürbün rayının kısa vidaları yanlışlıkla çatal ayak aparatı montajında kullanılmış. Vidalar kısaydı, orası kesin. Bipodu raya takıp, bacakları ilk açmada ray kundaktan ayrıldı.
Kullanılan vidaları araştırıp, 3-4 mm uzununu temin etmeye çalıştığımda kullanılan ölçüde vidaların yurt içinde satışı olmadığını gördüm. Önce benzer metrik vidalar ile problemi gidermeye çalıştım, sonrasında parçadaki vida deliklerini genişletmeye çalıştıysamda, pek bir şeye benzemedi. Yukarıdaki resimde 1 ve 2 nolu resimler benim denemelerimi, 3 ve 4 nolu resimler fabrikada olması gereken uzunluktaki vidalar takıldıktan sonraki sorunun giderilmiş halini göstermekte. Aynı firmanın üretimi bir başka tüfeği zaten fabrikaya götürecek olduğumdan beraberinde Monza’yı da götürdüm. Kısa sürede sorunum giderildi ve firmanın yaklaşımından çok memnun kaldım.
Fiyat:
Monza 2025 Mayıs itibariyle MKE’de çeşidine göre 31.900 - 38.900 TL fiyat ile satılmakta.
Ancak ‘harçtan muaf mutlu azınlık’ dışında kalan çoğunluğa dahil bir kullanıcının yukarıdaki tüfek rakamlarının % 55 ila 70’i arası değişen bir miktarını ortalama olarak her yıl vergi - harç adı altında maliyet hesabına eklemesi gerekmekte.
Sonuç:
Monza’da ilk piyasaya çıktığı 6-7 yıl öncesinden bugüne kadar boya dışında dışarıdan gözle ayırt edilebilen bir değişiklik olmadı. Kullanıcının fark etmediği ölçüsel bazda pek çok değişiklik - geliştirme süphesiz ki yapılmıştır. Yapılması da gayet normaldir.
Piyasadaki rakiplerinden Ata kendi tüfeği Turqua’da birkaç senelik kullanım sonrası Gen 2 modelini çıkartarak ilk çıkan modelini revize etti. Ayrıca Turqua XT adıyla yeni bir model daha gelmekte.
Aynı şekilde bir diğer rakip firma olan Huğlu’da Ovis modelini sonlandırıp, farklı bir dizayn olan Ovis G2 modelini 5-6 yıl sonra piyasaya sürdü.
Monza’nın bu tip bir Gen 2 modifikasyonuna aradan geçen yıllara rağmen ihtiyaç duymamasının sebebi başlangıçta iyi tasarlanmış olması veya piyasaya sürülmeden önce iyi test edilmesi olabilir. Neticede ilk defa yivli bold action tüfek üretmek bu konuda bir bilgi geçmişi olmayan her firma için başlangıçta zordur, diye tahmin ediyorum.
Grupman konusunda pek bir yorum yapmak istemiyorum. İstisnaları hariç bu tüfeklerin ülkemizde kullanım şekli ve amacı belli. İyi bir sehpa, masa, ortam vs gibi unsurlar ve her şeyden önce istikrarlı ve kaliteli mühimmata ulaşabilmek, tüfeğin fabrikadan 1 MOA mı yoksa 1,5 MOA mı çıktığından çok daha önemli olsa gerek.
Namlu ömrü konusunda da yorum yapmak istemiyorum. Anladığım bir konu değil çünkü. Lakin .308 Win. kalibrede namlunun 10 bin atıma kadar hassasiyetini önemli ölçüde koruyacağı varsayılıyor ve 10 bin mermi bizim memlekette aşağı yukarı (günümüz rakamları ile) 0,5 - 1 milyon TL yapıyor. Mermiye 1 milyon TL verenin yeni bir tüfeğe 35 bin TL ödemesi pek bir sorun olmaz.
Konunun ayrılmaz bir parçası olarak, memleketteki genel yivli tüfek problemlerinden bahsettiğimiz konu linki aşağıda. Yivli tüfeğe niyetlenenlerin okumasında fayda var:
https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=915
Hatırlatma: Yazıyı sosyal medya gruplarında veya av forumlarında kendi yazmış gibi paylaşanların emeğe az biraz saygı duyup, www.tabancatufek.com.tr den alıntıdır şeklinde yazmaları önemle rica olunur. Kaynak belirterek yazının paylaşılmasında sorun yoktur.
Saygılar
|
|
|
| Kısa Sig Sauer Tarihi |
|
Yazar: barisdogan - 14-06-2025, 01:20 - Forum: SIG Sauer
- Yorum Yok
|
 |
Kısa Sig Sauer Tarihi
Sig Sauer markasının tarihî gelişimi, 1853 yılında İsviçre’nin Neuhausen am Rheinfall kasabasında kurulan Schweizerische Waggon-Fabrik (İsviçre Vagon Fabrikası) adlı mühendislik firmasına dayanmaktadır. Başlangıçta demiryolu ekipmanları üretimiyle faaliyet gösteren şirket, 1860 yılında İsviçre hükümetinin açtığı bir piyade tüfeği ihalesine katılarak savunma sanayine yönelmiştir. Söz konusu ihaleyi kazanarak İsviçre ordusu için 30.000 adet tüfek üretimi gerçekleştiren firma, bu gelişmenin ardından “Schweizerische Industrie Gesellschaft” (SIG) adını almış ve 20. yüzyılın başlarına kadar İsviçre ordusu başta olmak üzere çeşitli güvenlik kurumlarına yönelik olarak tüfek, makineli tüfek ve mühimmat üretiminde bulunmuştur.
![[Resim: 54586408672_dfe825885f.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54586408672_dfe825885f.jpg)
II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa genelinde askeri modernizasyon süreçlerinin hız kazanmasıyla birlikte SIG, tabanca üretimine yönelmiş ve 1947 yılında Fransız mühendis Charles Petter’in geliştirdiği, o dönemde Fransız ordusunda hizmette olan M1935A modeline ait patent haklarını satın almıştır.
![[Resim: 54587455098_bb663c7b59_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54587455098_bb663c7b59_z.jpg)
Bu sistemin temel alındığı ve 1949 yılında hizmete giren SIG P210 modeli, özellikle hassasiyet, dayanıklılık ve üretim kalitesi açısından döneminin en prestijli hizmet tabancalarından biri olarak kabul edilmiş; uzun yıllar boyunca İsviçre ordusu ve çeşitli Avrupa güvenlik güçleri tarafından kullanılmıştır.
![[Resim: 54586370387_d30d9f229c_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54586370387_d30d9f229c_z.jpg)
SIG, 1970’li yıllarda uluslararası pazarlara açılmak amacıyla Almanya’nın en köklü silah üreticilerinden biri olan ve kuruluşu 1751 yılına dayanan J.P. Sauer & Sohn GmbH ile stratejik bir iş birliğine gitmiş ve bu ortak girişim sonucunda “SIG Sauer” markası doğmuştur. Bu iş birliği, İsviçre’nin mühendislik disiplini ile Almanya’nın metal işleme ve üretim tecrübesini bir araya getirerek, kısa sürede çok sayıda yenilikçi ateşli silah modelinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Ortaklığın ilk ürünü olan P220 modeli, 1975 yılında üretilmiş ve gerek ergonomik yapısı gerekse çift/tek hareketli tetik mekanizması, entegre iğne emniyeti ve de-cocker (horoz düşürücü) özelliğiyle büyük beğeni toplamıştır.
![[Resim: eykyqo8.jpg]](https://i.hizliresim.com/eykyqo8.jpg)
P220
P220’nin temel alındığı platformdan türeyen P225, P226, P228 ve P229 gibi modeller, sadece Avrupa’da değil; ABD, Japonya ve çeşitli NATO ülkelerinde güvenlik birimleri tarafından yaygın şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle P226 modeli, ABD Donanması SEAL ekipleri tarafından tercih edilerek “MK25” adı altında resmi hizmet tabancası statüsü kazanmış; bu gelişme Sig Sauer’in uluslararası düzeyde tanınırlığını ve itibarını ciddi ölçüde artırmıştır.
![[Resim: 54587256671_871156b50e.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54587256671_871156b50e.jpg)
P226
Ancak, İsviçre’nin askeri ekipman ihracatına ilişkin sıkı düzenlemeleri nedeniyle şirketin global ölçekte büyüyebilmesi için üretim ve pazarlama faaliyetlerini İsviçre dışına taşıması gerekmiştir. Bu doğrultuda, 1985 yılında ABD’nin Virginia eyaletinde SIGARMS Inc. adlı bir iştirak kurulmuş ve daha sonra bu iştirak New Hampshire eyaletine taşınarak, günümüzde faaliyetlerine “Sig Sauer Inc.” adı altında devam etmiştir.
![[Resim: 54587225171_7c47420754.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54587225171_7c47420754.jpg)
1990’lı yıllarda FBI, ABD Gümrük ve Göçmenlik Bürosu (ICE), Sahil Güvenlik ve diğer federal kurumlar tarafından P228 ve P229 modellerinin kabul görmesiyle, Sig Sauer tabancaları Amerikan pazarında yaygınlık kazanmıştır. 1999 yılında, Almanya merkezli L&O Holding (Lüke & Ortmeier) grubu tarafından Sig Sauer’in İsviçre, Almanya ve ABD’deki tüm operasyonları satın alınarak tek bir çatı altında birleştirilmiş ve şirketin uluslararası yapısı kurumsal olarak yeniden düzenlenmiştir. Bu dönemle birlikte Sig Sauer sadece tabanca üreticisi olmanın ötesine geçerek, modern piyade tüfekleri, keskin nişancı tüfekleri, hafif makineli tüfekler, optik sistemler, susturucular, mühimmat ve lazer teknolojileri üreten entegre bir savunma sanayi firması hâline gelmiştir.
![[Resim: 54587487548_314570a8a1.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54587487548_314570a8a1.jpg)
P228
![[Resim: 54409424092_3a3fa3020f.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54409424092_3a3fa3020f.jpg)
P229
2000’li yılların ortasında geliştirilen P250 modeli, modüler iç şasi yapısı sayesinde farklı gövde ve kalibrelerle kullanılabilen yenilikçi bir platform olarak tanıtılmış ancak karmaşık DAO (Double Action Only) tetik mekanizması nedeniyle yaygın kullanıcı kitlesine hitap edememiştir.
![[Resim: 54587169506_8f25dbbd93.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54587169506_8f25dbbd93.jpg) ![[Resim: 54587171156_fd1322c24f.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54587171156_fd1322c24f.jpg)
P250
Bu eksiklikler göz önünde bulundurularak geliştirilen P320 modeli, 2014 yılında tanıtılmış ve modüler yapısı, iğne ateşlemeli sistemi ve kullanıcı dostu tasarımı sayesinde kısa sürede büyük ilgi görmüştür. 2017 yılında, ABD Kara Kuvvetleri tarafından açılan XM17 “Modular Handgun System” ihalesinde P320 platformu, rakiplerini geride bırakarak “M17” ve “M18” adlarıyla ABD ordusunun yeni hizmet tabancası olarak kabul edilmiştir. Bu gelişme, Sig Sauer’in kurumsal tarihindeki en önemli kilometre taşlarından biri olarak değerlendirilmekte; şirketin üretim kapasitesi ve küresel prestijini önemli ölçüde artırmaktadır.
![[Resim: 54587197686_8d562cfe46.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54587197686_8d562cfe46.jpg)
P320
![[Resim: 54586447562_8d212327c9.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54586447562_8d212327c9.jpg)
M17 M18
Günümüzde Sig Sauer, yalnızca bir silah üreticisi değil; aynı zamanda entegre savunma çözümleri sunan, optik ve elektro-optik sistemler geliştiren, ileri mühendislik ürünleriyle savunma teknolojilerinde belirleyici rol oynayan çok uluslu bir savunma sanayi kuruluşudur. Şirketin ABD, Almanya ve İsviçre’de Ar-Ge ve üretim merkezleri bulunmakta olup, toplam çalışan sayısı 5.000’i aşmıştır. Sig Sauer’in ürün portföyü, klasik tabancalardan ileri düzey keskin nişancı sistemlerine, MCX ve MPX gibi yeni nesil tüfeklerden termal ve balistik optik sistemlere kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Özellikle MCX serisi tüfekler, Amerikan özel kuvvetleri, SWAT timleri ve kolluk birimleri tarafından aktif olarak kullanılmakta olup; gaz pistonlu yapıları, düşük geri tepmeleri ve sessiz atış kabiliyetleriyle modern taktik muharebe konseptlerine uyum sağlamaktadır.
![[Resim: 54586341077_228196a618.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54586341077_228196a618.jpg)
Sig Sauer aynı zamanda kurumsal olarak sosyal sorumluluk projelerine, hukukî şeffaflığa ve ürün güvenliğine özel önem veren bir marka olarak, yalnızca savaş alanında değil; spor atıcılığı, kişisel savunma ve kolluk kuvvetlerinin eğitimi gibi sivil alanlarda da güçlü varlık göstermektedir. Markanın üretim felsefesi, İsviçre mühendislik disiplini, Alman endüstriyel tecrübesi ve Amerikan yenilikçiliğinin birleşimini yansıtmakta; bu özgün sentez, Sig Sauer’i 21. yüzyılın lider silah üreticilerinden biri hâline getirmektedir. Bugün itibarıyla Sig Sauer ürünleri, 100’den fazla ülkenin silahlı kuvvetleri, emniyet teşkilatları ve sivil kullanıcıları tarafından aktif şekilde kullanılmakta; şirket, modern savaş doktrinleriyle uyumlu, sürdürülebilir ve modüler ateşli silah sistemlerinin geliştirilmesinde öncü bir rol üstlenmektedir.
![[Resim: yhtsr0h.jpg]](https://i.hizliresim.com/yhtsr0h.jpg)
P365X
|
|
|
| Arsan Kuş Serisi |
|
Yazar: ceycey - 13-06-2025, 07:36 - Forum: Diğer Modeller
- Yorum (1)
|
 |
Arsan Kuş Serisi:
![[Resim: 54585769646_a682a6f642_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54585769646_a682a6f642_z.jpg)
Şahin 08 ve 2000 Light :
Arsan Arhavi Silah San.ve Tic. A.Ş (ARSAN),Doğu Karadeniz Silah Sanayi Projesi kapsamında 1998 yılında Artvin,Arhavi
İlçesi’nde 4.500 m2’lik bir alanda silah fabrikası kurmuştur.İlk olarak 1999 yılında 9x19 mm çaplı Şahin 08 ve Şahin 2000
Light tabancalarının seri üretimine başlamıştır. Daha sonra Truva ve 7.65 çapında Serçe modelleri üretilmiştir.
![[Resim: 54584925987_8a5596931c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54584925987_8a5596931c.jpg)
Şahin 08
Tabancalar askeri ve polis birimlerinin de olduğu bir çok resmi ve özel kuruluşa satılmıştır. EGM’ne ihale sonucu 15.000
adet tabanca teslim etmiş ve Mısır,Kazakistan,Gürcistan gibi ülkelere de tabanca ihracı yapmıştır.
Şahin 08 ve Şahin 2000 Light arasında mekanik olarak bir fark olmayıp,2000 Light daha hafif ancak biraz daha büyüktür.
Yine,2000 Light 14 kapasiteli olan 08’den bir fişek daha fazla kapasiteye sahiptir.
![[Resim: 54586011704_2df4185252.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54586011704_2df4185252.jpg)
Şahin 2000 Light
-Tabancalar (tetik sistemi hariç) Kore yapımı Daewoo DP-51 tabancasının klonu olarak yapılmışlardır.
-Gövdeleri alüminyum alaşım olup, klasik tek/çift hareketli tetik sistemine sahiptirler.
![[Resim: 54585811406_9d489d86aa.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54585811406_9d489d86aa.jpg)
Teknik Özellikleri:
-O dönemde bütün yerli tabancalar gibi MKE tarafından soğuk dövme tekniği ile yapılan namluları kullanmaktadırlar.
-Kısa geri tepme sistemi ile çalışan tabancalarda, Browning tipi kilitleme sistemi kullanılır. İğne ateşleme blok emniyeti vardır.
-Emniyet mandalı iki taraflı olup, gövdededir. Sürgü durdurma manivelası sol taraftadır. Bu manivela aynı zamanda tabancanın
sökülmesi işlemini de başlatır.
-Şarjör düşürme düğmesi tetik korkuluğunun arkasındadır. Şarjörler çift sıralı olup, kompakt modelleri 13 kapasitelidir. Arpacık
sabit olup, gez yandan geçmedir.
-Şahin 08 boş şarjörlü 980, 2000 Light 820 gram ağırlığındadır.08’in namlusu 107 mm,2000 Light’in 117 mm uzunluğundadır.
2000 Light 0,5 cm daha yüksek olup, tabancaların genişlikleri aynıdır.
![[Resim: 54586127755_7481cf5caa.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54586127755_7481cf5caa.jpg)
Serçe:
Serçe, ARSAN kuş serisinin 7.65x17 mm kalibreli mikro kompakt tabancasıdır.6 Kapasiteli tabancanın boş şarjörlü ağırlığı 400
gram olup,şarjörü tek sıralıdır.Kuş serisinin önceki tabancalarında olan tüm emniyet sistemleri mevcut olup, en önemli farkı tek
hareketli tetik sistemine sahip olmasıdır.Gövdesi yine alüminyum alaşımdır.
Tetik sistemi ve boyutları dışında kuş serisinin bütün özelliklerini taşır.Uzunluğu 135 mm,namlu uzunluğu 78 mm,yüksekliği 96
mm ve genişliği 33 mm’dir.
![[Resim: 54585776631_c0e09d8517.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54585776631_c0e09d8517.jpg)
ARSAN,maalesef iflas etmiş ve fabrikasının bulunduğu arsa satılmıştır. 2004 Yılında bir kısım Arhavi’li tarafından makineler
Kırıkklale’de organize sanayi bölgesine götürülerek üretim devam ettirilmeye çalışılmış,ancak başarılı olunamamıştır.Burada
üretilen tabancaların bir kısmının el altından kaçak olarak satıldığının tespit edilmesi nedeniyle fabrika mühürlenmiştir.
Geriye sadece internette bulunan birkaç tabanca resmi ve ikinci elde satılmaya çalışılan az sayıda tabanca kalmıştır.Bir çok
silahsever tabancalarını devlete hibe etmiştir.
Kaynak: Tüm Dünyanın Kullandığı Ateşli Silahlar,Vahit Köse,2010 ve internet
Lupus üstadın eski forumdaki 23.12.2008 tarihli yazısı:
Arsan Daewoo DP 51 modelini kopyalamak istemiştir. Ama DP 51'in en önemli patentli mekanik özelliği olan '' three-tri-action
trigger '' sistemi atlanarak.
Alıntı:"three-tri-action trigger" Nedir?
Aslında bu ''triple action'' tetik sistemidir.
Sürgü manipüle edilip, fişek yatağı doldurulup, horoz kurulu iken, horozu arkadan parmağınızla itiyorsunuz, horoz ileriye, yarı
kurulu güvenli pozisyona gidiyor. Ancak bu esnada horoz yayı kurulu olarak kalıyor.
Atıcı bu pozisyonda tetiği çektiğinde, sadece hafif bir tetik yolunu alıp, direk tek hareketli pozisyona ulaşıp, hafif bir tek hareketli
tetikle başlangıç atışını yapıyor. Daewoo'lar ilk geldiğinde MKEK görevlisi Ali Öz Bey bunu bizzat kendisi gösterdiğinde, ilk defa
varlığından haberdar olduğum bu tetik sistemi için Kore'lilere çok gıpta etmiştim, bu adamlar bile kendilerine özgün bir şey
yapabildikleri için de inanılmaz derecede hayıflanmıştım.
Bu tür benzer mekanizmalar aslında piyasada hala var.
P99 AS de, fişek yatağını doldurduğunuzda, sürgüdeki manivela ile iğneyi boşalttığınızda, tetik de istirahat pozisyonuna geri döner.
Bu haldeyken sürgüyü 1 cm kadar manipüle derseniz, iğne kurulur, iç mekanikler tek hareketli konuma geçer, ama tetik ileride
kalmaya devam eder. Tetiği çektiğiniz anda bırakılmış olan ilk güvenlik mesafesi çok yumuşak bir şekilde alınıp, hemen tek hareketli
atışa ulaşılır.
FNH'in BHP, Fast Action versiyonunda da, sürgü manipüle edildikten sonra, emniyeti kapadığınızda, horoz ileri gitmekte, ancak
sistem SA pozisyonunu korumaktadır. Emniyet açıldığında ise, horoz tekrar hazır olan SA sistemdeki gerekli yerine getirilerek
kurulmaktadır.
Şahin modellerinin bir türlü istedikleri potansiyeli yakalayamamalarının altında yatan temel nedene gelecek olursak, işin başında
asıl önemli özelliği triple-action olan, orijinali gerçekten kaliteli bir silah olmasına rağmen dünyada genel kabul görmemiş olan
Daewoo DP 51 'in klonunu yapmaya kalkmalarıdır.
Firma, DP 51' in asıl hayati özelliği olan ve asıl tercih edilme sebebi olabilecek triple action sistemini üretmeyi başaramayıp,
yurdum insanının göz ve silah zevkine pek de hitap etmeyen bir modelle ortaya çıkınca, çarkı çevirebilecek ilk girdiyi
sağlayamayıp, zamanla kendisini geliştirmeyi ve kabul ettirmeyi de başaramadı.
Bence ARSAN fiyaskosunun özeti bundan ibarettir.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
(Yerli üretim bir çok tabanca hakkında üretimi sona erdikten sonra bilgi bulunmamaktadır. Ne yazık ki firmaların kendi
sitelerinde bile bilgi yok. Bu nedenle forumumuzda artık üretilmeyen yerli tabanca modelleri hakkında bilgiler toplanarak,
silah tarihimiz için arşiv oluşturulacaktır.)
|
|
|
| Glock 22 nin hikayesi |
|
Yazar: Sabri - 11-06-2025, 05:13 - Forum: Glock
- Yorum (1)
|
 |
Glock 22’nin Hikâyesi İlk 'büyük' Glock.
29 Mayıs 2025 Yazan: Patrick Sweeney firearmnews.com
Glock G22, Glock’un ilk büyük çaplı modeli oldu ve G22’yi piyasaya sürerek .40 kalibrelik bir tabancayı ilk çıkaran marka olarak Smith & Wesson’ın önüne geçti.
Glock, .40 S&W fişeğini geliştiren Smith & Wesson’dan önce davranarak G22’yi piyasaya sürmeyi başardı. 1990’ların o heyecanlı günlerinde bu büyük bir başarıydı. O dönemde 9mm’den türetilmiş metal gövdeli .40 kalibrelik tabancalar 10-11-12 mermi kapasiteli şarjörlere sahipken, G22 tam 15 mermi alıyordu. Popüler G17 ve G19 modelleri üzerine inşa edilen G22, aynı boyda gövde ve sürgü ile aynı boy şarjörleri kullanıyor; sadece iç ölçüleri .40 kalibresine uyacak şekilde değiştirilmişti. Onun dışında, diğer Glock’lar neyse G22 de oydu. (Ki o zamanlar çok fazla Glock modeli de yoktu; G17 ABD’ye 1982’de gelmişti, G19 ise 1988’de.)
![[Resim: Ekran-Resmi-2025-06-11-04-00-03.png]](https://i.ibb.co/RTKCvrKr/Ekran-Resmi-2025-06-11-04-00-03.png)
Ve evet, bu Glock’un ilk büyük çaplı modeliydi; çünkü .45 ve 10mm’lik modeller birkaç yıl sonra piyasaya çıkacaktı.
Halihazırda .38 Special revolverlerden 9mm tabancalara geçiş sürecinde olan emniyet teşkilatları için adeta bir kurtuluştu bu: .40 kalibre ve G22. 9mm’ye yakın bir kapasite, ama .45’e yaklaşan bir durdurma gücüyle, herkes nihayet hem pastayı yiyip hem de pastanın sahibi olabilecekti. Neredeyse bir gecede, ülke genelindeki emniyet birimleri yeni aldıkları 9mm tabancaları bırakıp G22’lere geçmeye başladı.
Ve yarış atıcıları için G22, uygun fiyatlı ve cazip bir alternatifti. G22’nin piyasaya çıkmasının hemen ardından USPSA (Amerikan Pratik Atıcılık Birliği), pratik atış yarışmalarının yapısını değiştirdi. Başlangıçta herhangi bir ekipman sınıflandırması yoktu; “ne getirdiysen onunla atış yap” tarzında bir oyundu. Ancak artık yeni Limited (Sınırlı) Kategorisi (optik nişangâh yok, kompansatör yok) ile birlikte G22, bu sınıfta birçok atıcı için popüler bir silah haline geldi. Bunun bir nedeni de, hazır ve kullanıma hazır bir G22 ile gerekli tüm şarjörleri satın almanın, aynı kategoride kullanılabilecek 1911 tabanlı bir tabancayı silah ustasına yaptırıp ayarlatmaktan daha ucuza gelmesiydi.
Ancak G22 tamamen sorunsuz değildi. Sorunlardan biri, silahın aceleyle piyasaya sürülmesinden kaynaklanıyordu. G22’nin namlu yatağı (ve bu durum değiştiyse bile ben duymadım), ilk yıllarda biraz geniş tasarlanmıştı. Bu, besleme güvenilirliğini sağlıyordu ama kovanlar için oldukça yıpratıcıydı. Ve çünkü yarış atıcıları o zaman da, şimdi de kovanlarını ölene kadar yeniden doldurur, bu da kovan ömrünün oldukça kısa olması anlamına geliyordu. Hatta bu nedenle, “Glock’lanmış” .40 kovanları yeniden boyutlandırmak için özel kalıplar (sizing die) üretildi. Normalde kovan kalıba girip geri çıkar ama bu özel kalıpta kovan baştan sona kalıbın içinden geçirilerek dışarı çıkarılır. Böylece kovanın dip kısmında genişleyen bölge düzeltilmiş olur.
Glock’un poligonal (çokgen) namlu iç profili ve namlu yüzeyi, kurşun mermilerle pek iyi anlaşmaz. Çok erken dönemlerde, diyelim ki, balistik olarak kendini adeta parçalamış birkaç Glock namlusu vardı. Çoğu atıcı kaplamalı (jacketed) mermi kullandığı için kurşun yapışması bir sorun olmuyordu; ancak kaplamasız kurşun mermi kullananlar, tabanca namlu pazarında yeni bir dalın ortaya çıkmasına neden oldu: Enfield tarzı çizgili Glock namluları.
İkinci detay ise yeni bir şey değil, on yıllardır diğer tabancalarda da görülen bir durumdur. 9mm ve .40 şarjörleri, gövdelerinde birbirinin yerine takılabilir. Ne var ki, besleme yapmazlar. Bir .40 şarjörü 9mm Glock’a takıldığında, .40 mermi 9mm yatağına girmeye çalışırken anında durur. 1911 tabancalarında ve Walther PPK modellerinde de aynı sorun vardır. Bunu ilk kez bir USPSA Ulusal Şampiyonasında görmüştüm. Tamamen Glock kullanan bir takım, kısa bir etapta toplam 8-10 mermi atıyordu. Bir atıcı, işaret sesiyle beraber silahını çekip ateşledi ve hepimiz “pat” diye bir ses duyduk. Atıcının inanılmaz hızlı refleksiyle, hızla sürgüyü çekip yeniden ateşledi ve hakem durumu fark edip yetişmeden etabı patlayarak ve sürgüyü çekerek tamamlamayı başardı. Sonrasında, şarjörü çıkarıp sürgüyü çekti ve atım yatağındaki mermiyi yere atarak “Emniyetli” olduğunu gösterdi.
Atıcıyı zamanında durduramayan ve yaşananları kanıtlayacak mermisi olmayan hakem (RO), atışın geçerli sayılmasına izin vermek zorunda kaldı. .40 kalibre kullanan atıcı, başka bir Glock atıcısının 9mm şarjörünü yanlışlıkla almıştı. Her mermi, ayırıcı (extractor) tarafından tutuluyor ve ateşleniyordu, ancak sürgüyü çeviremediği için mekanizma işlemiyordu. Eğer hakem durumu fark etseydi, atıcının etap puanı sıfır olurdu. Herkes durumu anlayınca, tüm takım şarjörleri ve mermileri kontrol etmeye başladı ve her şeyin doğru olduğundan emin oldu. Geriye dönüp bakınca, atıcı belki tamamen kuralların ruhuna uygun hareket etmemişti, ama o dönemlerde pratik atışta “problemi çöz” yaklaşımı hâkimdi.
Glock serisi farklı nesillere ilerledikçe, G22 de bu gelişimi takip etti ve orijinal G17 ile aynı güncellemeleri aldı. G22 artık Gen5 serisinde ve aynı zamanda yeni Glock Marksman Namlu’su (GMB) ile donatıldı. Bu namlu farklı bir namlu çizgisi deseni kullanıyor, ama hâlâ poligonal ve daha sıkı bir namlu yatağıyla doğruluğu artırıyor. GMB hakkında ilk raporlar, namlu yatağının biraz kısa olduğunu ve en uzun mermilerin bazen çizgilere dokunduğunu gösterdi. Glock bu sorunu hızla çözerek, bu problemin yalnızca yeniden dolduran atıcıların karşılaşabileceği bir durum haline gelmesini sağladı.
G22, tıpkı G17 gibi, farklı boyutlarda modellere de uyarlandı; böylece .40 kalibrede de boyut ve kapasite açısından seçim yapabilirsiniz. G35’ten başlayıp 23, 24 ve 27 modellere kadar ihtiyacınıza ya da boyut sınırlamalarınıza uygun bir .40 Glock bulabilirsiniz. Ancak büyük soru şudur: .40 kalibre nereye gidiyor? 21. yüzyılda .40 kalibre hâlâ geçerli mi?
2015 yılında FBI, görev mermisi olarak 9mm Parabellum’a geri dönme kararı aldı. Bu karara gerekçe olarak birkaç sebep sunuldu, bunlardan biri şuydu: 9mm ile .40 arasında performans farkı yok. (Duyduğunuz o tiz vızıltı, Isaac Newton’un mezarında dönerken çıkardığı sestir.) Görünüşe göre mermi teknolojisindeki gelişmeler sayesinde 9mm, artık .40 hatta .45 kadar etkili olmuştu. (FBI bu konuda oldukça ketumdu, yalnızca “gözle görülür bir fark yok” dediler.)
Gerçek sebep mi? Parasal. .40 kalibre, 9mm’den daha pahalıya mal oluyor. .40 kalibrenin geri tepmesi daha fazla ve bu da şu anlama geliyor: Normalde 9mm ile yeterli puanı alabilecek memurların bir kısmı, .40 ile aynı başarıyı gösteremiyor. Bu da ek eğitim, daha fazla atış zamanı ve sonuç olarak teşkilatlar için daha fazla maliyet demek.
Peki, bir G22 almayı düşünmeli misiniz? Elbette düşünmelisiniz. Öncelikle avantajlara bakalım: Neredeyse 9mm ile aynı kapasiteye sahip olursunuz. Her atışta .40 kalibreyle daha fazla güç elde edersiniz. Parçalar, aksesuarlar, kılıflar, şarjör taşıyıcılar ve düşünebileceğiniz diğer tüm ek parçalar, 9mm’lik bir G17 için olanlarla aynıdır ve bu da her yerde kolayca bulunabilecekleri anlamına gelir. Eğer tetik iyileştirmesi, yedek namlu, gece görüşlü gez gibi yükseltmeler istiyorsanız, dışlanmış hissetmezsiniz.
Performans açısından bakıldığında, FBI’ın bilinçli olarak görmezden geldiği bir konu vardı: 9mm için geliştirilen mermi tasarımı yenilikleri, aynı şekilde .40 kalibre için de kullanılmakta ve kullanılmaya devam edilmektedir. Yani, 9mm'nin her yenilikle elde ettiği avantaj, çok uzun süre sadece ona ait kalmaz.
Peki ya dezavantajları? Büyük bir sorun değil. G22’de kullanılan kovanların, G17’ye göre daha fazla zorlanabileceğinden endişe ediyorsanız, bu “sorunu” kolayca çözebilirsiniz. Mermilerinizi maksimum basınçta değil, başlangıç seviyesinde doldurun. Basınçta yapılacak küçük bir düşüş (ama hâlâ .40 kalibre standartları içinde kalacak şekilde) şişme problemini engeller. Bunu yaparsanız, benim gibi, kovanlarınız zamanla şiştiği için değil, kaybolduğu için tükenir. Kurşun birikmesi (leading) sizi endişelendiriyorsa, yeniden doldurmalarda kaplanmış (coated) ya da kaplamalı (plated) mermiler kullanın. Yeni bir namluya yatırım yapmanıza gerek yok.
Peki ya şarjörler? 9mm’lik bir Glock’unuz da mı var? Hayır mı? O zaman sorun yok. Varsa da, basit bir boya kalemiyle kısa bir iş oturumu yeterlidir. Şarjör dip tabanına bir nokta ya da arka kısmına kısa bir çizgiyle işaret koyarsanız, 9mm’leri .40’lardan bir bakışta ayırabilirsiniz.
Ve işte en güzel kısmı: Şu anda 9mm gözde olduğu için, .40 kalibre tabancaları uygun fiyata bulmak mümkün. Evet, sıfır bir tane satın alabilirsiniz (ve Glock bunu yaptığınızda size çok müteşekkir olacaktır), ama silahçı tezgâhlarında uzun süredir alıcısını bekleyen .40’lar da var ve bunları kapabilirsiniz. Hemen yoksa bile, dükkân sahibine sorun. Birisi takas ya da satış için temiz bir G22 getirdiğinde almak istediğinizi söyleyin. Fiyatta veya bir fiyat aralığında anlaşın ve iletişim bilginizi bırakın ki size haber verebilsinler. Böylece bir G22’yi, bir 9mm’ye göre çok daha uygun fiyata edinebilirsiniz.
Ayrıca, 1990’dan 2015’e kadar milyonlarca .40 kalibre tabanca üretildi ve hâlâ üretilmeye devam ediliyor. Bu nedenle mühimmat üreticilerinin .40 S&W üretimini durdurması uzun zaman alacaktır. Büyük ihtimalle, sadece özel siparişle yılda bir kez üretim yapılacak noktaya gelmemiz başka bir ömrü bulur. O zamana kadar mühimmat bulma konusunda endişelenmenize gerek yok. Ve o gün geldiğinde bile, yeniden doldurmak için ortalıkta hâlâ bol miktarda .40 kovanı olacak. Yani tereddüt etmeyin: Bir dahaki yerel silah dükkânı ziyaretinizde vitrin içinde bir G22 görürseniz, alın.
|
|
|
| TP9 SF METE S KAPAK TAKIMI TAM KAPANMIYOR |
|
Yazar: Fatih A. - 07-06-2025, 18:33 - Forum: Yurt Savunma
- Yorum (8)
|
 |
Merhaba değerli üyeler. TP9 SF METE S tabancamda atış yaparken kovanı tahliye ettikten sonra sügünün tam kapanmaması sorunu var. Sürgü yaklaşık 1 cm geride kalıyor ve fişeği patlatmıyor. Elimle arkasından ittirdiğimde yerine oturuyor. Bu sorunu yaşayan oldu mu? Sorunun irca yayından olduğunu düşünüyorum. Siz değerli forum üyelerinin tecrübelerine sığınıyorum.
|
|
|
| Tisaş Kanuni |
|
Yazar: ceycey - 06-06-2025, 14:14 - Forum: Tisaş
- Yorum Yok
|
 |
Tisaş Kanuni:
![[Resim: 54570963800_1c64fc10a9_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54570963800_1c64fc10a9_z.jpg)
TİSAŞ (Trabzon Silah Sanayi AŞ),1993 yılında Trabzon’da kurulmuştur. Firma ilk olarak 1994 yılında Fatih 13 modeliyle
seri tabanca üretimine başlamıştır. Bu tabanca hakkında bir konu açılmıştı:
Fatih 13
Firma halen bir çok farklı modelde ve kalibrelerde tabancalar üretip, diğer ülkelere ihraç yapmaktadır. TİSAŞ 1998 yılında
ilk 9x19 mm çaplı tabancası olan Kanuni 16’yı üretmiştir. Tabanca için yabancı bir çok modelden esinlenilse de bir
çok bakımdan da özgündür. Bu yüzden herhangi bir tabancanın klonu denilemez. Bana daha çok Walther P88 C’yi
anımsatıyor.Firma ilk olarak Türk Deniz Kuvvetleri için açılan ihaleyi kazanmış,3.600 adet Kanuni 16’yı üreterek teslim
etmiştir.
Firma 2000 yılında Kanuni 16’nın sürgü takımında bazı kozmetik değişikliklerle ,daha hafifletilmiş bir modeli olan
Kanuni S modelini üretmiştir.Her iki tabanca uygun fiyatlarıyla beraber önemli satış rakamlarına ulaşmış, siviller
dışında EGM ve özel güvenlik şirketleri tarafından satın alınmıştır. Kanuni 16 ve Kanuni S ,daha sonra üretilecek
Zigana serisi tabancaların alt yapısını oluşturmuşlardır.
Kanuni S
Teknik Özellikleri: Kanuni 16’nın uzunluğu 191 mm, genişliği 37 mm,ağırlığı 880 gramdır. Kanuni S ise 192 mm
uzunluğunda,34 mm genişliğinde olup 860 gramdır. Her iki tabancanın namlu uzunlukları 110 mm olup yükseklikleri
140 mm’dir. Tabancalar, siyah ve gümüş(krom) renkte üretilmişlerdir. Ayrıca gravür seçeneği de vardı. Gövdeleri
alüminyum alaşımdır. Kapasiteleri 15+1 olup, şarjörleri çift sıralıdır.17’lik şarjörleri de vardır.
Her iki tabanca da kısa geri tepme sistemi ile çalışırlar. Browning tipi kilit sistemi kullanılır.Tek/çift haraketli tetiğe
sahiptirler. Şarjör emniyeti yoktur.Emniyet mandalı sürgü üzerinde ve iki taraflıdır. Aynı zamanda horozu
emniyetli olarak düşürür. Ayrıca ateşleme iğnesi blok emniyeti vardır.
Şarjör çıkartma düğmesi ve sürgü yakalama bırakma mandalı tabancaların sol tarafındadır. Tabancanın sökümü
için ilk olarak bu mandalı sağa çevirmek gerekiyor. Arpacık sabit olup yandan geçme gez ayarlanabilir.
Nişangahta 3 noktalı sistem kullanılmıştır.
Kanuni S Gravür
Tabancanın üretimine son verildiği tarihi bulamadım. Bilen arkadaşlar yazarlarsa sevinirim. Ben tabancayı
kullanmadığım ve atış yapmadığım için, kullanıcı arkadaşlardan katkı bekliyorum.
Kaynak: Tüm Dünyanın Kullandığı Ateşli Silahlar, Vahit Köse,2010-Wikipedia
(Yerli üretim bir çok tabanca hakkında üretimi sona erdikten sonra bilgi bulunmamaktadır. Ne yazık ki firmaların
kendi sitelerinde bile bilgi yok. Bu nedenle forumumuzda artık üretilmeyen yerli tabanca modelleri hakkında bilgiler
toplanarak, silah tarihimiz için arşiv oluşturulacaktır.)
Lupus üstadın 29.4.2008 tarihli yazısı:
Arkadaşlar dün, askeri personel olan bir akrabama ait Kanuni16 deneme imkanım oldu. Silah kendisine 2001 yılında beylik silah olarak verilmişti. Kendisi, şimdiye kadar toplam 300 atım yapmıştı.
Silahın boyası hemen hemen ilk günkü gibi duruyordu.
Sıklıkla belde çıplak taşınmasına rağmen, boyada her hangi bir yıpranma, namluda her hangi bir kararma yoktu.
Arpacık kızak ile yekpare tek parça olup, ayar veya değişimi söz konusu değildir.
Gez geçme olup, nişangahlarda üç noktalı sistem vardır.
Şarjör mandalı iki yönlü olup, çalışması oldukça pozitif bir his vermektedir.
Kızak yakalama / salma manivelası hemen sağ el başparmağının altında olup, kullanımı oldukça yumuşak ve kolaydır.
Emniyet manivelalarının erişimi zor olup, kullanımı da inanılmaz sert ve zordur.
Emniyet mandalı horozu düşürüp, iğnenin arka kısmını da kendi ekseni etrafında çevirerek, horoz ile irtibatını tamamen kesmektedir.
Sökme takma manivelası, kızak herhangi bir şekilde manipüle edilmeden, sadece aşağı çevrilerek çalışmaktadır. Bu mandalın aşağıya 90 derece çevrilmesini müteakiben, gene kızak veya tetik manipüle edilmeden, kızak takımı öne doğru çekilerek gövdeden ayrılabilmektedir.
Namlu kilit sisteminde, Sig Sauer 'dekine benzer modifiye Browning kilitli yatak sistemi kullanılmıştır.
Sistem Walther P88C ile bire bir aynıdır. Üstteki namlu-kızak kilidini geri tepme esnasında, namluyu aşağı yönlendirerek açan ve namluyu karşılayan çelik kama, aynı P88C'deki gibi, yine BHP 'lere benzer bir şekilde, gövdeye yandan çakılmıştır. Alaşım gövdenin yan tarafındaki kama deliklerinin açılma şekli ve işçiliğinin hiç hoşuma gitmediği belirtmeden edemeyeceğim. Arada çıplak gözle bile görülebilen boşluklar olduğunu görmek canımı sıktı. Bu bölgedeki aynı kusurun, bir de saçma ve gereksiz gövde tıraşı ile birleşmesi sonucu, bu bölgeden gövde çatlatmış bir Zigana Sport görmüştüm.
Gövdenin arka sol kısmında yerleşmiş olan, horoz indirme kamasının da, yatağına tam oturmadığını ve bu nedenle de Walther P88 C'dekine oranla çok fazla gezindiğini gördüm. TİSAŞ modellerinde kronik bir problem olan, emniyet manivelası ve horoz indirme kaması uyum bozukluğu ve bunun neden olduğu fonksiyon kayıplarının temel nedenlerinden birisi bu olsa gerek.
Gelelim kullanım ve atış özelliklerine;
Kabza konturu, özellikle parmak izi açılan bölgelerde, eli çok rahatsız ediyor.
Belki de sadece benim el yapıma uyumsuzdur, bu konturu konforlu bulan atıcılar da olabilir.
Çift hareketli tetik erişimi çok ama çok uzun.
Ancak çift hareketli tetik çekişini umduğumdan daha yumuşak ve akıcı bulduğumu belirtmeliyim.
Tek hareketli tetik mesafesi de oldukça uzun. Tetik çekişi ağır.
Tetik çekişinde iki ayrı istinat noktası hissi alıyorsunuz. İkinci boşluktan sonra da, kırım noktasında her hangi bir standart olmadığından, tetik çekişi ve horoz düşüşünü disiplinize edemiyorsunuz. Bu nedenle de, oldukça açık ve rahat bir nişan hattı görüşü olmasına rağmen, silahın atışından hiç bir şey anlamadım. Bu nedenle, dağılım değerlendirmesi de yapamadım. Silahla 50 mermi atmama rağmen, silahın tetiğine bir türlü adapte olamadım.
En sevindirici bulduğum şey ise, yapılan toplam 90 atım boyunca, herhangi bir mekanik arıza veya tutukluk yaşanmaması oldu. Silah düzenli olarak şarjördeki fişekleri sürüp, patlatıp, boş kovanları da hep aynı şekilde, her hangi birisini kafamıza fırlatmadan, uygun bir mesafeye fırlattı. Mermi bittikten sonra da kızağı her seferinde sorunsuz bir şekilde geride yakaladı.
Sonuç olarak Kanuni16 hakkındaki kişisel görüşüm, vasat bir malzeme ve işçiliği olan, tetik ve kullanım özellikleri tabanca atıcılığından beklentisi yüksek olan atıcıları tatmin etmekten uzak, sadece ihtiyaç anında iş görecek bir tabanca olduğu yönündedir. Sadece sıkıştığında, yakın ve orta mesafelerde vuku bulacak atışlarla kendisini korumayı düşünerek silah alacaklar için, değerlendirilebilecek bir alternatif.
Saygılarımla.
|
|
|
| Yavuz 16 Modelleri |
|
Yazar: ceycey - 05-06-2025, 23:08 - Forum: Girsan
- Yorum (1)
|
 |
Yavuz 16 Modelleri:
![[Resim: 54569554001_62940938f9_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54569554001_62940938f9_z.jpg)
Bildiğiniz üzere Yavuz 16 serisi tabancalar, merkezi Giresun’da bulunan GİRSAN AŞ tarafından üretilmektedirler.1994
Yılında kurulan firma,1995 yılından itibaren Yavuz 16 Regard ve Yavuz 16 Kompakt modelleriyle üretime başlamıştır.
2005 yılında bu modellerle 9X19mm EGM ihalesini kazanmıştır. Daha sonraki modelleri TSK ihalelerini de kazanmışlardır.
Yavuz 16 Regard (Tam Boy) ve Yavuz 16 Kompakt, üstü açık sürü takımı, kontrol düğmeleri ve tek/çift hareketli tetik
sistemleriyle Beretta 92 FS’in lisanslı klonudurlar. Zaten bu serideki tabancaların hepsinin çalışma sistemleri ve kullanım
özellikleri aynıdır.9x19 mm kalibrede mühimmat kullanılan, kısa geri tepmeli, tek/çift hareketli tetik sistemine ve soğuk
dövme suretiyle üretilen namluya sahiptirler.
Regard’ın uzunluğu 217 mm, namlu uzunluğu 125 mm, yüksekliği 137 mm, genişliği ise 33 mm ve boş ağırlığı 875 gramdır.
![[Resim: 54569835663_6ba285a7cf.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54569835663_6ba285a7cf.jpg)
Kompakt boy olanının ise,uzunluğu 200 mm,namlu uzunluğu 110 mm,yüksekliği 137 mm,genişliği 33 mm ve boş ağırlığı
830 gramdır.
![[Resim: 54569748848_7c7a2ae313.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54569748848_7c7a2ae313.jpg) ![[Resim: 54568730492_7bd8b00038.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54568730492_7bd8b00038.jpg)
92 FS’lerde olduğu gibi emniyet mandalı sürgüde olup, iki taraflıdır. Yine gövde alüminyum alaşımdır. Şarjörü çift sıralı,15
kapasiteli olup, şarjör düşürme düğmesi tetik korkuluğunun arkasındadır. Hepsinde otomatik iğne blok emniyet olup, atım
yatağı dolu göstergesi tırnağın dış kısmındadır. Nişangahlar 3 nokta ile işaretlenmiş olup, yandan geçmelidir. Gezleri
ayarlanabilmektedir.
Yavuz 16 Regard ve Kompakt modellerinden sonra MC modelleri piyasaya sürülmüştür.Regard'dan farkı,kabza yapılarının
ergonomi amaçlı olarak farklı yapılmasıdır. Parmak yerleri konulmuş ve daha fazla kavis verilmiştir.
![[Resim: 54568785612_5b5c362f82.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54568785612_5b5c362f82.jpg)
Firma 2006 Yılında Tuğra adını verdiği bir model piyasaya sürdü. Tuğra’da MC Regard modeli esas alınmış; ancak boyutları
biraz büyütülmüş, ağırlığı arttırılmış, sürgünün önüne çekme kertikleri konulmuş ve horozu geniş delikli yapılmıştır.
![[Resim: 54569902228_3ac56c9f41.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54569902228_3ac56c9f41.jpg)
Yavuz 16 Zirve ve Bora modelleri 2006 yılında piyasaya sunulan, ancak önceki Yavuz 16 modellerinden farklı tabancalardır.
En önemli farkları açık sürgü tasarımı yerine, klasik kapalı sürgü takımı kullanılmış olmasıdır. Daha modern bir tasarıma sahip modeller,
Regard’a göre daha kısadırlar. Emniyet mandalları daha öndedir ve horoz yapıları farklıdır. Bora açık horozluyken, Zirve’nin
horozu sürgü içerisindedir. Zirve biraz daha küçük boyutludur.
![[Resim: 54569903274_4328f78633.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54569903274_4328f78633.jpg)
Bora
Bora’nın uzunluğu 197,5 mm, namlu uzunluğu 106,4 mm, yüksekliği 137 mm ve ağırlığı 990 gramdır. Zirve’nin uzunluğu
190 mm, namlu uzunluğu 106,4 mm, yüksekliği 136 mm ve ağırlığı 905 gramdır. Her iki tabanca da 33 mm genişliğindedirler.
![[Resim: 54569905464_494260f025.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54569905464_494260f025.jpg)
Zirve
GİRSAN, 2007 yılında Yavuz 16 MC 21 ve MC 23 modellerini üretmeye başlamıştır. Bu modeller yine kapalı sürgü
takımına sahiptirler .Ancak, en önemli farkları kilit sistemlerinde yükselen namlu sisteminin kullanılmış olmasıdır.
Görünümleri biraz farklı olup, ayrıca aksesuar rayı eklenmiştir.
MC 23, önceki modellere göre daha büyüktür ve daha ağırdır. Bu modelin kompansatörlü olanı MC 21 adını almıştır.
Toplam 6 adet kompansatör deliği mevcuttur. Ayrıca sürgüsünün önünde çekme kertikleri vardır. MC 21’de arpacık sabit,
MC 23’de yandan geçmedir. Gezleri yandan geçmeli ve ayarlıdırlar.
![[Resim: 54569732116_ea12fd294e_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54569732116_ea12fd294e_z.jpg)
MC 23
Her iki tabancanın uzunluğu 172,6 mm, namlu uzunluğu 110 mm, yüksekliği 142 mm, genişiliği 35 mm olup, MC 23
985,MC 21 970 gram ağırlığındadır.
![[Resim: 54569735431_d98fab1df1_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54569735431_d98fab1df1_z.jpg)
MC 21
Yavuz 16 serisi 2008 yılında MC 13 ve MC 14 ile devam etmiştir.MC 13 7.65x17 mm, MC 14 ise 380 ACP (kısa 9)
kalibrelidirler. Kompakt boydaki tabancalar ergonomik ve hafiftirler. Basit geri tepme sistemi ile çalışırlar. Ancak,
namluları gövdeye sabit değildir. Emniyet mandalları iki taraflıdır,fakat gövdededir.MC 13 12,MC 14 ise 13 fişek kapasitesine
sahiptir. Ayrıca sökme mandalları tabancaların sağ tarafındadır. Nişangâhlar yandan geçme olup, gezleri ayarlanabilir.
Tabancaların uzunluğu 172,6 mm,namlu uzunluğu 97 mm,yüksekliği 129 mm,boş ağırlığı 615 gramdır.
![[Resim: 54568884742_e628bf2e50_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54568884742_e628bf2e50_z.jpg)
Kaynak: Tüm Dünyanın Kullandığı Ateşli Silahlar,Vahit Köse,2010-Wikipedia
(Yerli üretim bir çok tabanca hakkında üretimi sona erdikten sonra bilgi bulunmamaktadır. Ne yazık ki firmaların kendi
sitelerinde bile bilgi yok. Bu nedenle forumumuzda artık üretilmeyen yerli tabanca modelleri hakkında bilgiler toplanarak,
silah tarihimiz için arşiv oluşturulacaktır.)
|
|
|
| Namlu Boyu Sistem Kaydı hk. |
|
Yazar: Ibrahim.Ozkan - 01-06-2025, 17:06 - Forum: Av Tüfekleri
- Yorum (3)
|
 |
Herkese merhabalar, merak ettiğim bir konuyu sormak istiyorum,
76 cm uzunluğunda bir Superpoze tüfeğim var bu tüfeğin namlusunu 51 cm olarak kestirmek istiyorum, ruhsat kaydında tüfeğin namlu uzunluğu yazıyor mu ? Yasal olarak bu durum problem teşkil eder mi ?
Bilgisi olanlar fikir verebilirse çok sevinirim, herkese iyi forumlar.
|
|
|
| Türkiye’de yivli tüfek sahibi olmak. Sorunlar. |
|
Yazar: blacksea - 31-05-2025, 14:01 - Forum: Av ve Avcılık Tüfekleri
- Yorum (8)
|
 |
Türkiye’de yivli tüfek sahibi olmak. Sorunlar ve yeni başlayacaklar için bilinmesi gerekenler:
![[Resim: 54556621474_40d693f2db_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54556621474_40d693f2db_c.jpg)
Ülkemizde Mayıs 2025 itibariyle MKE’de satışta olan 6 ayrı üretici mevcut. Pek çok firma daha bu işe girmiş, yerli tabanca üretici sayısı gibi bu mecrada da çok sayıda firma daha oyuna girecek, gibi görünüyor.
Ne var ki ülkemizde yivli tüfek sahibi olmak, normal vatandaş için, giderek zorlayıcı bir hal almakta.
10 yıl öncesine kadar yivli tüfek sahipliği veya avcılığı, çoğunluğu üst seviye gelire sahip, az sayıda kişiye mahsus bir durumdu. Özellikle yerli yivli tüfeklerin piyasaya çıkması, biraz ‘harçtan muaf mutlu azınlık’ sayısının artması, biraz da sosyal medya kullanımının artması ile yivli tüfek daha ulaşılır, daha popüler oldu. Ancak son 3-4 yılda hem harç ücretleri mantık sınırlarını zorlayan seviyede arttı hem de 2025 yılı itibariyle tüfeğin kullanılması da ava açık gün harici kısıtlandı.
01.RUHSAT HARCI:
Bilindiği üzere bizde her silaha ayrı ruhsat uygulaması var ve her bir ruhsatın 5 yılda bir yenilenmesi gerekli.
Bugün sahip olunan herhangi bir ruhsatlı silahın, şayet süre bitiminde her ne sebeple olursa olsun yeniden ruhsatlandırması yapılmazsa, silahın mülkiyeti bedelsiz olarak devlete ait oluyor. Yani tüm harcamalar ve uğraşlar silahın sahibinde 5 yıl süre ile kirada kalması sonucunu doğurmakta. Dünyada eşi benzeri olmayan bir uygulama.
Yivli tüfekte bulundurma ruhsatının bir anlamı yok, tabanca gibi değil. Memlekette ruhsatlı bir yivli tüfek atış poligonu yok. 2025 yılı itibariyle taşıma ruhsatı 79 bin TL (2022’de 10 bin küsür TL idi). Sağlık raporu, kart ücreti vs kabaca 83 bin. Ancak 83 bin TL ile iş bitmiyor. Bir ruhsat dönemi yani 5 yılda avcılık harcı ve izin pul ücreti için günümüz birimi ile 30 bin TL civarlarında ilave maliyet var (2025’te yıllık 5500 - 6000 TL).
Düzeltme: Yazının hazırlandığı Mayıs 2025'te harç 79 bin TL idi. Eylül 2025'te bir gece yarısı yapılan 'güncelleme' ile 158 bin TL oldu. 2026 yılbaşında 187 küsür bin TL oldu. Ezcümle hesap yapacak şekli şemali kalmadı.
Tuhaflığın büyüğü tabanca ve yivli tüfekten aynı miktarda harç ücreti almak.
Tabanca teorik olarak yılda 365 gün taşınabilir: Ücreti 5 yıllık 79.000 TL (2025) - Eylül.2025 itibariyle 158.000 TL
Yivli tüfek teorik olarak yılda yaklaşık 108 gün taşınabilir: Ücreti 5 yıllık 79.000 TL (2025) - Eylül.2025 itibariyle 158.000 TL
(Bu işlerle az çok iştigal eden her kes bilir ki, Türkiye’de yılda 108 gün yivli tüfeği ile ava veya atışa gidebilen tek bir kişi bile yoktur. Adamın işi gücü olmasa, çok parası ve zamanı olsa bile en azından 108 defa kota alma savaşını kazanamaz).
![[Resim: 54556433671_2c07ea6212_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54556433671_2c07ea6212_c.jpg)
02. AVA AÇIK GÜN HARİCİNDE TÜFEĞİN KULLANILAMAMASI:
2025 yılında gelen ilave sorunlardan en başta geleni; yivli tüfeğin ava açık gün haricinde kullanımının yasaklanması.
A.MAK kuralları gereği ‘yaban hayvanlarını ürkütme’ gerekçesi ile doğada atış yapmanın yasaklanması gündemde.
B.İnsanlar üzerinde ‘korku ve panik yaratacak şekilde ateş etmenin’ cezasının 3 ila 5 yıl arası hapis olacak şekilde düzenlendiği yeni yasa tasarısı gündemde.
(Yukarıdaki hususlar sadece yivli tüfeği değil, doğada atış yapan taşıma ruhsatlı tabanca ve yivsiz tüfek sahipleri içinde aynı derecede sorun).
Bu durumda (günümüz itibariyle) yaklaşık 4 asgari ücrete tekabül eden ve yerli tüfek bedelinin 2 katından fazla harç ödeyen yivli tüfek sahibinin taşıma ruhsatı gayri resmi bir şekilde yarı bulundurmaya dönüştürülüyor.
Hal böyle olunca yivli tüfeğine optik takan kullanıcı optiğini nasıl ve nerede sıfırlayacak? Sıfırlasa belli mesafelerdeki mermi düşümünü nasıl test edecek?
Kaldı ki söz konusu yasaklamalar olmasaydı bile;
Yukarıda belirtildiği üzere memlekette bir açık hava atış poligonu yok. Kota alıp, ava açık gün haricinde atış yapacak yer bulmak büyük bir sıkıntı. Özellikle de insansız bir yeri kalmayan İstanbul gibi büyük şehirlerde.
![[Resim: 54556671943_42516413ac_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54556671943_42516413ac_z.jpg)
03. DİĞER DURUMLAR VEYA SORUNLAR.
# Tüfekle beraber dürbün, dürbün montajı, mesafe ölçer, çatal ayak, harbi takımı ve uzak mesafe atılacaksa rüzgar ölçer vs gibi ekipmanları temin etmek gerekiyor. Bunların maliyetinin kaliteye göre ucu açık.
# Yivli tüfek ve optik ile ilgili bir bilgi sorunu var. Bilgili olanı bulmak ve bilgi almak zor (internette bilgiye ulaşmak mümkün ama herkese uygun değil). Bu sebeple;
Kullanıcıların büyük çoğunluğu yivli tüfeğine bir dürbün takıp, yivsiz av tüfeği gibi kullanıyor. Ancak dürbün kullanımı biraz bilgi ve biraz da kafa yormayı gerektirmekte. Kafa yormak zor geldiğinden bir heves dürbün alan ve fakat memnun kalmayan kullanıcıların önemli bir bölümü daha basit göründüğünden red dota dönüyor (gerçi red dotun efektif kullanımı içinde ciddi pratik şart ama o kısım başka yazının konusu).
# MKE’de son yıllarda .308 ithal mermi olarak S&B, Partizan, Hornady gibi markalar 1,5 - 3,3 USD/adet fiyat ile satılmakta, bir gelen marka - model bir daha gelir mi, Allah bilir. Yerli 308 mermi Mayıs 2025 itibariyle 44 TL, onunda soft point çeşidi teoride var ama satışta yok. Satılan, av için tercih edilmeyen ve mecburiyetten kullanılan FMJ.
30-06 da ise yerli alternatif şu anda hiç yok.
Ezcümle mermi bir var, bir yok.
Hatırlatma: Yazıyı sosyal medya gruplarında veya av forumlarında kendi yazmış gibi paylaşanların emeğe az biraz saygı duyup, www.tabancatufek.com.tr den alıntıdır şeklinde yazmaları önemle rica olunur. Kaynak belirterek yazının paylaşılmasında sorun yoktur.
Saygılar
|
|
|
|