| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Şu anda 75 aktif kullanıcı var. » (1 Üye - 71 Ziyaretçi) Baidu, Bing, Google, barisyilmaz96
|
| Son Yazılanlar |
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
Dün, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 196
|
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,740
|
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,620
|
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 477
|
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 947
|
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 247
|
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 419
|
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 387
|
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,226
|
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 485
|
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 533
|
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,907
|
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 287
|
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 299
|
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,954
|
|
|
| STEEL CHALLENGE |
|
Yazar: Sabri - 10-03-2025, 10:35 - Forum: Steel Challenge
- Yorum Yok
|
 |
![[Resim: imageedit-37-7702093256.png]](https://i.ibb.co/hxnv23zM/imageedit-37-7702093256.png)
Steel Challenge, Steel Challenge Shooting Association (SCSA) tarafından düzenlenen bir hız atıcılığı yarışmasıdır ve üç farklı boyutta çelik hedeflerden oluşan sekiz standart etaptan meydana gelir: küçük dairesel, büyük dairesel ve dikdörtgen hedefler. Yarışmacılar yalnızca her etabı tamamlamaları için geçen süreye göre puanlandırılır ve en düşük toplam süreye sahip olan yarışmacı, müsabakanın kazananı olur.
Steel Challenge, IPSC ile birçok benzerlik gösterse de daha basit kurallar ve her yıl aynı kalan etaplar sayesinde televizyon ve izleyiciler için daha uygun bir formata sahiptir. Bu nedenle Steel Challenge, hız rekorlarının kırıldığı ve geliştirildiği bir platform haline gelmiştir.
Her yıl düzenlenen Dünya Şampiyonası, World Speed Shooting Championships (WSSC) adıyla bilinir. Bu şampiyona 2012 ve 2013 yıllarında Frostproof, Florida’da, 2014’te St. George, Utah’ta, 2015 - 2017 yılları arasında San Luis Obispo, Kaliforniya’da, 2018 - 2023 yılları arasında ise Talladega, Alabama’da düzenlenmiştir ve dünyanın dört bir yanından atıcıları bir araya getirmektedir. 2011 yılına kadar ise her yıl Piru, Kaliforniya’da gerçekleştiriliyordu.
Tarihçe
Steel Challenge yarışması, 1981 yılında Mike Dalton ve Mike Fichman tarafından kurulmuştur. Steel Challenge World Speed Shooting Championships, Amerika’daki en büyük profesyonel tabanca müsabakalarından biri haline gelmiştir. 2007 yılında, Amerika Birleşik Devletleri ve dünyanın dört bir yanından 220'den fazla yarışmacı, toplam 390.000 dolar nakit ödül ve ödüllerden pay almak için yarışmıştır—bu, rekabetçi tabanca atıcılığı tarihindeki en büyük ödül havuzudur.
İlk Steel Challenge yarışması 1981 yılında 70 atıcının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. John Shaw, ‘Dünyanın En Hızlı Atıcısı’ unvanını kazanan ilk isim olmuş ve 20.000 dolar değerindeki nakit ödül ve ödüllerden pay almıştır.
2007 kışında, Dalton ve Fichman, Steel Challenge’ı Amerika Birleşik Devletleri Pratik Atıcılık Birliği (USPSA)’ya satmıştır. USPSA, IPSC’nin ABD'deki yetkili kurumu olup, 2007 yılından itibaren her yıl ABD Ulusal Steel Şampiyonası’nı düzenlemektedir.
Etaplar
Steel Challenge yarışması her biri 5 çelik hedeften oluşan 8 etaptan meydana gelir. Atıcılar her etapta beş atış hakkına sahiptir. Her yarışmacı, beş kez ateş eder ve en yavaş süresi silinir. Ancak Outer Limits adlı etapta yalnızca dört atış hakkı vardır ve en iyi üç süre dikkate alınır. Toplam süreler, yarışmacının etap puanı olarak kaydedilir ve sekiz etabın toplamı, yarışmacının müsabaka puanını belirler.
![[Resim: TcQ5qg7STdiYYiFBAicm_file.jpg?format=2500w]](https://images.squarespace-cdn.com/content/v1/61908b7db4dd7a051a8a4ce1/27278475-46fb-4358-9d55-e3688dbbef2b/TcQ5qg7STdiYYiFBAicm_file.jpg?format=2500w)
Her atışta her hedefe en az bir isabet gereklidir ve mermi sayısı sınırsızdır. Son olarak vurulması gereken hedefe “stop plate” adı verilir ve bu hedefe yapılan atış, süre ölçüm cihazını durdurur. Eğer stop plate vurulmadan önce diğer ana hedeflerden bazıları kaçırılmışsa, her biri için 3 saniyelik ceza süresi eklenir.
Bir koşu için maksimum süre 30 saniyedir. Eğer bir yarışmacı bu süreye ulaşırsa, atıcının durması ve şarjör değiştirmesi istenir.
|
|
|
| Walther PPQ |
|
Yazar: ceycey - 09-03-2025, 10:31 - Forum: Walther
- Yorum Yok
|
 |
Walther PPQ:
Dün forum üyesi de olan silah satıcısı bir arkadaşa uğradım. Kısa bir muhabbetten sonra tabancaların
olduğu odaya gittik. Nadir,klasik tabancaların yanında Laugo Alien ve Taran Tactical gibi modern tabancalar
da vardı. Ama,en çok dikkatimi Walther PPQ çekti. Çünkü,ismini çok duyduğum tabancayı hiç görmemiştim.
Tabancayı biraz inceleyip, iki kez tetik düşürdüm ve reset mesafesine baktım. Tetik son derece hafif , net ve
reset mesafesi kısa.Eski forum zamanında da konuşulmuş bu tabanca hakkında bir konu açmaya karar verdim.
![[Resim: 54374539823_3f641845ee_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54374539823_3f641845ee_o.jpg)
Walther PPQ ( Polizeipistole Quick Defence ),bir Alman firması olan Carl Walther GmbH Sportwaffen
of Ulm tarafından 2011 yılından itibaren kolluk kuvvetleri ve siviller için üretilmeye başlandı.İlk görünüşte
P99 modeline benzemekte olup,onun daha modern hale getirilmiş halefi diyebiliriz.Ancak, P99’un varyantı
olmayıp, farklı bir tabancadır.
![[Resim: 54373428472_e42fbcb9b8_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54373428472_e42fbcb9b8_o.jpg)
Tabancanın 2013'de M2 versiyonu çıkartıldı.Bu versiyonun da farklı modelleri vardır.
Walther firması, 2021 yılında PPQ'nun üretimini yeni Walther PDP lehine durduracağını duyurdu ve P99
Final Edition ile birlikte PPQ’nun üretimi 2023'ün sonunda durduruldu.
Teknik Özellikleri:
-9x19 mm,9x21 mm, 40 S&W ve 45 ACP kalibrelerde üretilmiştir. 9x19 mm çaplı olanında 10,15,17’lik
şarjör kullanılır.
-9x19 mm tipinin boş şarjörlü ağırlığı 695 gr, uzunluğu 180 mm,namlu uzunluğu 102 cm,yüksekliği 135
mm,genişliği 34 mm’dir.
![[Resim: 54374323206_0b0419a11d_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54374323206_0b0419a11d_o.jpg)
-Tetik(iğne) sistemi olarak yarım kurulu P99’un QA sistemine benzemekle birlikte,”hızlı savunma tetiği”
denilen bir tam kurulu tetik (iğne) sistemi kullanılmıştır. Ayrıca tetik emniyeti,otomatik iğne kilidi bloğu,
düşme emniyeti mevcuttur.
![[Resim: 54374519264_264842a07a_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54374519264_264842a07a_o.jpg)
-Walther PPQ kısaca, kısa geri tepme sistemiyle çalışan, polimer gövdeye sahip, tek hareketli/tam kurulu
tetik sistemi kullanılan, iğne ateşlemeli bir yarı otomatik tabancadır.
![[Resim: 54374723565_593a5bf3d8_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54374723565_593a5bf3d8_o.jpg)
-Sürgü ve metal parçalara Tenifer işlemi uygulanmıştır.Polimeri cam elyaf katkılıdır.P99’daki gibi çeşitli boyda
kabza sırtları vardır.Kabza yapısı ince ve ergonomiktir.
-Sökme mandalı ve sürgü yakalama bırakma manivelası iki taraflıdır. Şarjör düşürme kolları P99’daki gibi çift
taraflı olarak tetik korkuluğunun altındadır.İkinci versiyonda kollar kaldırıldı ve sadece düğme halinde kaldı.
Çekme kertikleri ön/arka tarafta tam boydur.(P99'larda sadece arka tarafta vardı.)
-Namlusu aynı P99 gibi kaliteli ve ince bir işçilikle yapılmıştır. Atım yatağı rampası parlaktır.Namlu tek noktadan
kilitlenir. İrca mili irca yayıyla yekpare olup, polimerdir.
-Üç noktalı nişangahlar metaldir. Sürgünün sağ tarafında hazne dolu göstergesi mevcuttur. P99'daki sürgü
arkasında olan ve hazne dolu olunca geriye çıkan kırmızı renkteki gösterge PPQ'da yoktur.
![[Resim: 54374714355_692cd1b5a3_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54374714355_692cd1b5a3_o.jpg)
Tabanca bildiğim kadarıyla bir kez MKE tarafından ithal edilip satılmış.Ayrıca,2014/15 yıllarında Adalet Bakanlığı
kampanyasıyla hakim ve savcılar için getirilmişti.
![[Resim: 54374329476_ae6cb26f9f_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54374329476_ae6cb26f9f_o.jpg)
Şimdi eski forumda açılan konudaki yorumlara bir bakalım:
Blackcolt demiş ki (04.1.2011)
Evet Walther’ın yıllardır yapması gereken model sanırım çıkmış,Glock benzeri tek hareketli tetikle Polonya'ya
ait versiyonu sanırım tüm pazar için üretmeye başlamışlar,Kabzede dikkatimi çeken HK P30’a benzer bir yapıya
sahip olması,yan kapakçıklarda değişiyor gibi görünüyor.Yalnız picatiny rayında bir tuhaflık var gibi sanırım
fotoğraftan kaynaklanıyor. Hayırlı olsun diyorum. Paylaşım için teşekkürler.
-----
Tetik grubu Walther'ın tartışmasız olarak en iyi olduğu alan,sanırım QA tetik resetleme mesafesinde,ağırlığı
azalttılar. Bununla birlikte kapak takımı komple elden geçirilip pratik bir hale getirilmiş. Gez ve arpacık
yükseltilmiş.Firmanın SW ile haşır neşirliğine bakılırsa SW SD9 ve SD40 serisi ardından böyle bir model
çıkarması olası görünüyordu, nitekim öyle de olmuş. Kullanıcı yorumlarını merakla bekliyorum.
Hotman demiş ki:
PPQ'nun mükerrer tetik çekiş özelliği olma ihtimali var mıdır?
İnternette biraz araştırdım fakat tatmin edici bir bilgiye ulaşamadım açıkçası. carl-walther.de sitesinde
%100 pre-cocked diye bir ifade ile QDT olarak açıklanan bir sisteme sahip olduğunu gördüm.
Kataloğundan almış olduğum fotosunda klasik P99 sürgü arkasında bulunan iğnenin kurulu olup olmadığını
gösteren kısım yerini sade bir kapağa bırakmış.Bu resim iki ihtimalin olabileceğini düşündürdü bana;
1.Walther tüm kendine has özelliklerini geride bırakıp Glock olma yoluna girmiş,
2.Yada tetiğinin mükerrer çekiş özelliği var ki iğnenin her daim kurulu olduğunu düşüneceğimiz için iğnenin
kurulu olup olmadığını gösteren sistem devre dışı bırakılmış.
Blackcolt demiş ki
Sn. Hotman, mükerrer atış özelliği yok. Tetik Glock benzeri, tek hareketli tetik çekim mesafesine çift hareketli
ateşleme mekanizmasını adapte etmişler ve resetleme mesafesini oldukça kısa tutmuşlar.
Ateşleme sistemi tek hareketli olsaydı extra emniyet eklemeleri gerekirdi.
Düşük tetik ağırlığı ve kısa tetik mesafesiyle single action'ı aratmayan, ama iç mekanizma bakımından çift
hareketli sisteme benzer yapıda bir ateşleme sistemi olmuş.
Tetik konusunun Walther'ın en iyi olduğu alanlardan biri olduğu göz önünde bulundurulduğunda, henüz inceleme
şansımız olmasa da gene de kısa resetleme mesafesiyle de birlikte iyi bir iş çıkarttıklarını ümit ediyorum.
---
Walther PPQ modeline HK P30 clonu dememin sebebi açıkçası kapak takımının burun ve arka kısmına yerleştirilen
çekme kertikleri ve kabze yapısının slikonumsu bir yapıyla P30 modeline benzetilmesidir.
Yoksa iki tabanca asla aynı kefede olmayıp gerek ateşleme sistemi gerek emniyet bakımından mekanik olarak
oldukça farklılık içeren silahlardır.
Çift taraflı mekanizma salma mandalı 2010 yılından itibaren üretilen tüm P99 modellerinde de bulunmaktadır.
PPQ rafinesinin nedenlerine gelince;
HK P30 piyasaya çıkmadan evvel Walther p99 modeli piyasadaki tabancalar arasında genel olarak pek çok
kullanıcıya hatırı sayılır ergonomi avantajı sağlayan bir modeldi.Hatta yabancı forumlardaki pek çok kullanıcı
yorumunda,"bu tabanca eldiven gibi","daha evvelden elime bu kadar iyi oturan bir tabanca görmedim."gibi
100'lerce yoruma rastlamak mümkün.
Yalnız HK p30 ve S&W Mp serisinin çıkışından sonra p99 ergonomi alanındaki rakipsizliğini yavaş yavaş
kaybetmeye başladı.Rakip olan bu 2 tabancaya istinaden.
Kabze ergonomisinde çok fazla değişiklik yapılmadan,kabze yüzey kısmını silikon bir tabakayla donatıp,
tabancanın geri kalan kısımlarını da senelerdir edilen talepler doğrultusunda rafine edip,sistemi basitleştirdiler.
Güzel de bir opsiyon oldu.
Öte yandan Walther bu model ile "P99 AS" modelindeki; tek/çift hareketli, Decock lever'lı
ve kademeli istinat boşluğuna sahip olan dolayısıyla her kullanıcıya hitap etmeyen komplike tetik yapısına yeni
bir alternatif sunduğu gibi,aynı zamanda komplike olan bu tetik sistemine ait hassas mekanik birleşenlerden
kurtulmuş olup dizaynı da basitleştirdi.Zaman zaman "AS" versiyonu P99’larda ateşleme sistemindeki mekanik
birleşenlerin çokluğu nedeniyle arızalar ve parça kırımları yaşanabiliyordu.Sanırım bu model mekanik bakımdan
P99 AS modeline nazaran daha güvenilir bir ateşleme sistemine sahip.Hali hazırda senelerdir piyasada olan P99
QA modeli AS modeline göre daha basit bir ateşleme sistemine sahip olsa da,bu modelde tetik sertliği bakımından
pek çok kullanıcıya hitap etmediğinden Walther'ın pazarda müşteri kaybetmesine sebebiyet veriyordu.Dediğim gibi
PPQ güzel bir opsiyon oldu.Benim en çok merak ettiğim ise basitleştirilmiş yeni tetiğin karakteristik özellikleridir.
Bunu da sanırım 2 seneden evvel öğrenmenin imkanı yok.
Beretta demiş ki:
Arkadaşlar merhaba..
ABD piyasasında kendinden oldukca söz ettiren PPQ modeli benimde ilgimi çekti. Biraz araştırma yapayım dedim,
sonuçların oldukça başarılı olduğunu gördüm. MKEK raflarına ise ne zaman gelir bilinmez.Nette gezinirken dikkatimi
çekti paylaşmak istedim. Aşağıda 2.000 atım görmüş ve 2.000 atım boyunca hiç temizlenmemiş bir PPQ görüyorsunuz.
Bu testi uygulayan kişi Winchester White Box FMJ 115 grain, Remington UMC MC15 grain, Remington JHP 115 grain
ve PMC FMJ 115 grain mühimmat kullanmış ve sıfır hata ile 3.000 atıma yaklaştığından bahsediyor.
![[Resim: 54374588208_3137a314b8_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54374588208_3137a314b8_o.jpg)
![[Resim: 54374553584_3d5c408795_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54374553584_3d5c408795_o.jpg)
![[Resim: 54374748935_0f59680d84_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54374748935_0f59680d84_o.jpg)
Yakuzz demiş ki: 13.3.2013
Sn.Üstadım müsaadenizle PPQ ile ilgili paylaştıklarınızı buraya aktaracağım. Yazdıklarınızın diğer konu başlığı
altında kaybolup gitmesine gönlüm razı gelmedi
lupus demiş ki:Sn.yakuzz, nihayet PPQ' yu yakından inceleme fırsatı bulabildik. PPQ atım yatağı doldurulduktan
sonra, iğnesi kapsülü ateşlemeye haiz bir şekilde tam kurulu kalan, sadece tetik yolu ve tetik emniyetine güvenilen
(HS 9' da ayrıca horoz tulumbasını kilitleyen kabza emniyeti var. ), sadece tek hareketli bir tabanca.Tetiği gerçekten
çok hoş, hedefte yonca yaprağı deseni çalışması yapmak için mükemmel, ama bence üzerinizde atım yatağı dolu bir
şekilde taşımak için çok uygun bir tabanca değil. Walther' in teknik yetkilisi de, özellikle güvenlik güçlerine veya can
güvenliği nedeni ile silah taşıyanlara bu tabancayı ve tetik konfigürasyonunu kesinlikle önermedikleri üzerine basa
basa vurguladı.Saygılar.
Aslında P99 QA ve PPQ' nun emniyet sistemleri birebir aynı. Her iki tabancada da tetik emniyeti, otomatik iğne kilidi
bloğu, düşme emniyeti var. Fark, atım yatağı doldurulduğunda P99 QA' nın iğnesinin kapsülü ateşleyebilecek enerjiye
haiz olmadan kısmen kurulu kalırken, PPQ' nun iğnesinin kapsülü ateşleyecek enerjiye haiz bir şekilde tamamen kurulu
olarak kalmasıdır.
Tam ve doğru bir analoji olmasa da, Colt ve benzeri 1911 veya 14' lü Browning HP'yi düşünün,bu tabancalar da sadece
tek hareketli tabancalardır. Yani sürgüyü şarj edip, atım yatağını doldurduğunuzda horoz tam kurulu kalır ve P 226,
Beretta 92, SW 5906 gibi horozu düşürecek herhangi bir mekanizma yoktur. Horoz ya tetikle, ya da elle düşürülebilir veya
emniyet manivelası ile ateşleme sistemi kilitlenebilir. Eğer horozu emniyet çentiğine kadar indirir veya tam tersine,tamamen
aşağıdaki horozu sadece bir çıt sesi gelecek kadar çekerseniz,horoz çok az kurulur, ancak fişeği patlatamaz.Örneğin orijinal
Colt 1911' de horoz bir çıt çekili iken de tetik çekilerek horoz düşürülebilir, ancak fişeği patlatmaz. Browning’de ise horoz
yarılı kurulu konumda iken tetik çekilerek horoz düşürülemez.
P 99 QA veya Glock gibi silahlarda da iğne yukarıda tarif ettiğim gibi, BHP veya 1911' lerde horozun kısmen kurulu olduğu
gibi kalır. Bu şekilde kısmen kurulu iken bir arıza olsa ve bir şekilde kapsüle ulaşsa da kapsülü ateşleyemez. PPQ' da ise
iğne, 1911 veya BHP' de horozu tam kurduğunuzdaki pozisyona benzer bir şekilde, tam kurulu olarak kalır ve bir şekilde
kapsüle ulaşırsa, kapsülü ve fişeği patlatır.
FN 1910 / 22 gibi tabancaları bir kenara bırakırsak, etrafımızda görebildiğimiz modern polimer gövdeli silahlardan atım
yatağı doldurulduğunda iğnesi tam kurulu kalanlar, Walther P 99 / AS, HS / XD 2000, Akdal Ghost, Canik TP 9, Sarsılmaz
ST 9' dur. P99 AS ve TP 9' da tam kurulu kalan iğne bir manivela yardımı ile boşaltılabiliyor. HS 9' da iğne tulumbası kabza
emniyeti ile, ST 9' da ise gövdeye yerleşmiş bir manivela yardımı ile kilitleniyor. Akdal Ghost ve PPQ' da tam kurulu
ateşleme sistemi ne herhangi bir manivela yardımı ile boşaltılabiliyor, ne de kilitlenebiliyor. Bu nedenle de Akdal Ghost ve
Walther PPQ gibi tasarımları atım yatağı dolu olarak taşımak, bir Browning veya 1911' i atım yatağını doldurup, emniyeti
kapatmadan veya klasik çift / tek hareketli bir Beretta 92,SW 5906, SIG Sauer'i atım yatağını doldurup,horozu manivelalar
yardımı ile düşürmeden, horoz tam kurulu bir şekilde taşımak gibidir.Saygılar.
lupus demiş ki: P 99 AS çift / tek hareketli bir tabanca, yani iki farklı tetik çekişi var. Özellikle güvenlik güçleri farklı tetik
çekişlerinden uzaklaştıkça üreticiler de bu tarz platformlara yönelmeye başladı. Bu bağlamda P99 QA, Walther ' in Glock ile
rekabet etmek için tasarladığı bir tabanca. P99 QA ve Glock' ta, sürgüyü şarj edip, atım yatağını doldurduğunuzda, iğne
kısmen kurulu kalıyor. Bu pozisyonda, iğne bir şekilde tetik kolundan kurtulsa, bir şekilde iğne kilit bloğu iğneyi tutamayıp,
iğne kapsüle ulaşsa dahi, kapsülü ateşlemeye yetecek bir sertlikte vuramıyor. İğne sadece atıcı tetiği çekerse kapsülü
ateşleyebilecek şekilde tam kurulu bir hale geliyor.
Buraya kadar her iki tetik sistemi gerek kurulma, gerek ateşleme, gerekse de güvenlik açısından tamamen aynı.P 99 QA'nın
farkı, sahra sökümü yapmak istediğinizde ortaya çıkıyor. Glock ' da sürgüyü gövdeden alabilmek için, iğneyi tetik kolundan
tetiği çekerek kurtarmak zorundasınız. Yani Glock’u sökebilmek içi tetik düşürmek zorundasınız. P 99 QA ' da ise sürgüde
yer alan bir manivela yardımı ile iğneyi boşaltıp, silahı sökebiliyorsunuz. Bu özelliği ile P 99 QA özellikle acemi kullanıcılar
için güvenli sahra sökümü yapmaya daha elverişli bir tabanca. P 99QA ve Glock ateşleme sistemi arasındaki mekanik
anlamdaki tek fark budur.
Yakuzz demiş ki:
Efendim aslında olay gayet basit ki.. Şimdi Walther P38, P88, P99 da olay üretim yılıyla âlâkalıyken, PP, PPK gibi modellerde
polizei faktörü etkili , yine öte yandan PPS ,PPQ gibi polimerlerde de polizei olayı varken, tetik mevhumunda da klasik Double
action, Single Action platformlarının dışına çıkılıyormuş gibi yaparken aslında çıkmadan iğne vuruşuyla bunu sağlayıp, quick
action, antistrees gibi isimlerle ortalığı bulandırıp,üstüne bir de tüy gibi buton konulunca olan olmuş.Hazır ortalık karışmışken
de P99RAD, P99Q, P99DAO diye sıralamaya başlamışlar. Derken Glock’a da giydirelim deyiverip PPQ olayına girerek quick
defense triggeri çıkartıvermişler. Buraya kadar anlaşılmayacak bir şey yok.
Asıl benim hiç bir yere sığdıramadığım Walther model P5'dir ki kendisi ne ayak hala anlayamadım.
ScuderiaFerrari demiş ki (08.03.2014)
Bakanlık kampanyasında tercih ettiğim Walther PPQ'yu nihayet bir hafta kadar önce teslim aldım. Henüz atış yapma fırsatım
olmamakla birlikte, PPQ hakkındaki ilk izlenimlerim fevkalade olumlu. PPQ'nun internette yer alan bütün incelemelerinde,
kusursuz ergonomisine özellikle vurgu yapılıyor. Silahı ele alır almaz, yabancı yorumcuların bu konuda ne kadar haklı olduklarını
fark ettim. Aynen söyledikleri gibi, PPQ elinize eldiven gibi oturuyor, elinizin bir uzantısı gibi avuçlarınız arasına yerleşiyor.
PPQ'yu inceleme fırsatı bulan meslektaşların hemen tamamı kampanyada Walther tercih etmemeleri nedeniyle nedamet ifade
ettiler.PPQ estetik açıdan da beni ziyadesiyle tatmin eden bir tasarıma sahip. Bu, tamamen kişisel bir değerlendirme olmakla
birlikte, PPQ'nun fotoğraflarda göründüğünden çok daha şık durduğunu belirtmeliyim.
Bu silahla ilgili yüzeysel de olsa araştırma yapan herkesin malumu olduğu üzere, PPQ'yu muadillerinden ayıran en önemli
özelliklerinden biri tetik sistemidir. Walther'in "hızlı savunma tetiği" (quick defence trigger) olarak adlandırdığı bu sistem,daima
tek hareketli çalışma prensibine sahip olan,son derece hafif bir tetiğe vücut veriyor. PPQ'nun sadece iğne ateşlemeli mekanizması
olan Glock, HS gibi muadillerinden ayrıldığı nokta, namlu fişek yatağı doldurulduğunda iğne ateşleme mekanizmasının %100
kurulu hale gelmesidir. P99'un aksine, PPQ'da decocker, yani kurulu iğneyi boşaltma mekanizması bulunmadığından, PPQ namlu
fişek yatağının dolu olduğu her halükarda tam kurulu vaziyette bulunmaktadır. PPQ'da emniyet mandalı olmadığı da düşünülecek
olursa, namlu fişek yatağı dolu halde taşınması gerçekten cesaret isteyen bir silah. Fiili açıdan, tetiğin görece kısa denilecek bir
boşluğu bulunuyor. Bu boşluk alındıktan sonra, adeta ilave bir güç sarfına gerek kalmaksızın, '' çıt '' sesiyle birlikte tetik düşüyor.
Bu özelliği itibariyle, Sn lupus' un da bir paylaşımında belirttiği üzere, hedef tahtasında desenler çizmek için biçilmiş kaftan,ancak
atım yolu dolu halde taşınacak ise, azami derecede dikkatli olmayı elzem kılan bir yapıya sahip. Tetik disiplini bu silah yönünden
her şeyden önce geliyor. Tetik mekanizmasının bu özellikleri nedeniyle, PPQ'yu atım yolunu doldurmaksızın taşımayı tercih ediyorum.
Gelelim kutu içeriğine:
PPQ sert plastik kutu içerisinde teslim ediliyor.Kutunun içinden 2 adet şarjör, hızlı şarjör doldurucu, küçük, orta ve büyük olmak
üzere 3 adet kabza sırtlığı, kullanma kılavuzu ve test atışının yapıldığı hedef kağıdı çıkıyor.
Kutu içeriğinde yağ, harbi gibi bakım malzemesi yahut tetik kilidi bulunmuyor.Bakanlık kampanyasında teslim olunan PPQ'larda
gece parlayan metalden mamul gez-göz-arpacık bulunmakta.Kabze sırtlarında " Transponder ID" ibaresi bulunmuyor.Şarjörlerin
üzerinde " Made in Italy " ibaresi bulunuyor. Mec-Gar tarafından üretildiği belirtilen bu şarjörler her bakımdan son derece kaliteli
oldukları hissini veriyorlar.Kutudan çıkan hızlı şarjör doldurma aparatıyla çok seri ve zahmetsizce 14 mermiye kadar doldurabiliyor-
sunuz. 15. mermiyi aparatla yerleştiremediğimden, son mermiyi ellerimle yerleştiriyorum.PPQ nun sahra sökümü son derece kolay:
Gövdenin orta kısmında yer alan manivelayı aşağı doğru çektikten sonra, sürgüyü ileri doğru itmeniz gerekiyor.
------------------
Evlat gibi beklediğim PPQ ile vuslatım üzerine tebrik mesajı gönderen tüm dostlara çok teşekkür ediyorum.
Bugün PPQ ile gittiğim poligonda 60 atış yaptım. Atıştan sonra kontrol ettiğimde, silahın kaplamasında (gerek namluda,
gerekse sürgüde) en ufak bir deformasyon bulunmadığını gördüm. Kıyaslamak gerekirse, P226'nın namlu kaplaması henüz
20 atım görmeden deforme olmaya başlamıştı.
PPQ'nun atımı gerçekten çok keyifli olsa da, bu işin nişancıda bittiğini bir kez daha tecrübe ettim.
Hedef kağıtlarında yonca desenleri çizmek için kusursuz bir ergonomi ve harikulade bir tetik maalesef yeterli olmuyor.MKE'nin
satışa sunduğu PPQ'ları görme fırsatım olmadı. Burada fotoğraflarını gördüğünüz PPQ, Adalet Bakanlığı'nın kampanyasından
temin edilmiştir.
PPQ'nun bir de Amerikan pazarı için değiştirilen M2 versiyonu bulunmaktadır. PPQ M2'nin PPQ'dan yegane farkı, M2'de şarjör
tahliyesiiçin tetik korkuluğuna bitişik halde bulunan H&K tarzı manivela yerine, klasik butonun entegre edilmiş olmasıdır.
Şayet MKE vitrinindeki PPQ'larda şarjör tahliyesi için manivela yerine düğme bulunuyor ise, ithalatı ve satışı yapılan modelin
M2 olduğu anlaşılır.Her iki model arasındaki yegane farkı şarjör tahliye mekanizmaları oluşturuyor ise de, bu iki modelin
şarjörlerinin de birbirleriyle uyumlu olmadığını hatırlatmakta yarar var.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Walthercomp isimli bir sitede P99 1.ve 3.nesillerle PPQ’nun karşılaştırılması yapılmış.İlgili resimler aşağıda:
(PPQ hep sağda)
![[Resim: 54374628533_6382810c3c_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54374628533_6382810c3c_o.jpg)
![[Resim: 54374390066_b2fa598443_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54374390066_b2fa598443_o.jpg)
![[Resim: 54374597954_12236d4c94_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54374597954_12236d4c94_o.jpg)
![[Resim: 54373522337_fa4638f2d4_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54373522337_fa4638f2d4_o.jpg)
PPQ'nun dekokeri olmaması ve farklı tetiği ile diğerlerinden ayrıldığı,yine PPQ'da çift taraflı sürgü
yakalama-bırakma manivelasının olduğu,aksesura rayının daha iyi ve kullanışlı olduğu, şarjörlerin
birbirine uyduğu,namluların aynı olduğu,sürgü içinde,sürgü kilitlerinde farklılıklar olduğu,sonuç
olarak PPQ'nun P99'ların ve daha fazlasının çeşitli nesillerinden gelen tüm iyi şeylerin bir özümsemesi
olduğu anlatılıyor.
Osman Ortaç üstadımızın 9 yıl önce bu tabancayı anlattığı bir video var:
Tam kurulu tetik sistemine sahip bu tek hareketli tabanca,hafif ve kısa yolları olan tetiği,ergonomik
kabzası ile Glock'a rakip olmaya çalıştı.12 Yıllık bir süreden sonra da bu görevini başaramayarak
emekliye ayrıldı. Tam kurulu tetiğinin yanında bir emniyet manivelasının olmaması eksik yönüydü.
Şu anda ikinci elde 4.500-5.500 Dolar arasında satışa çıkartılıyor.
|
|
|
| Sıra Dışı Silahlar |
|
Yazar: ceycey - 07-03-2025, 22:20 - Forum: Galeri
- Yorum (5)
|
 |
Rap/Hip Hopların Tabancası: Draco:
Draco, ejderha takım yıldızına verilen addır. Tabanca, Cugir Arms Factory Arms firması tarafından
Romanya’da tasarlanıp, üretilmiş. Kısaca AK47(Keleş)’nin tabancası diyebiliriz. Gazla çalışan,30 adet
7.62X39 mm kapasiteli şarjörle kullanılan, yarı-otomatik bir tabancadır. Dipçiksiz kullanılması ve
namlusunun 30 cm’den küçük olması nedenleriyle tabanca sınıfında kabul edilmektedir.
Tabanca Century International Arms tarafından ABD’ye ithal edilmektedir.Century Arms ithal edilen
farklı tiplerdeki Draco tabancasının dışında,Century Arms Draco adlı varyantını yaparak satmaktadır.
![[Resim: 54371245421_68c941f0f4_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54371245421_68c941f0f4_o.jpg)
Tabancanın namlusu yaklaşık 16 cm,uzunluğu yaklaşık 36 cm, ağırlığı 2.18 kg’dir. Gövdesi siyah
karbon çelik ,kabzası plastiktir. Ucunda ahşap kundağı vardır.Tabancaya dipçik takılarak tüfek gibi
de kullanılmaktadır.Gezi ayarlıdır. Çeşitli boylarda farklı tiplerde üretilmektedir.
![[Resim: 54371260296_657829f697_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54371260296_657829f697_o.jpg) ![[Resim: 54371658910_a3a4c2baa4_w.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54371658910_a3a4c2baa4_w.jpg)
Standart modelinde 7.62x39 mm mermi kullanılır. Kompakt ve güçlü bir tabancadır.AK47 şarjörü de takılabilir.
Micro Draco,standart modelin daha kısa namlulu olanıdır.Daha rahat taşınır,ancak tepmesi daha fazladır.
Mini Draco,standart ile Micro modeli arasında bir boyuta sahiptir.Geri tepmesi Micro’ya göre düşüktür.
Draco Nak9, 9mm Parabellum mermi kullanır.Genelde Glock tipi uzun şarjörler takılır.Mühimmatı kolay
bulunur ve geri tepmesi standart boya göre düşüktür.Son yıllarda popüler hale gelmiştir.
Draco 45,nadir olup 45 ACP çaplı mermi kullanılır.
Draco 5.56’da ise 5,56x45 mm Nato mühimmatı kullanılır.AK 74 ve AR-15 şarjörlerine uygun olarak
modifiye edilebilir.
![[Resim: 54371663060_191d71fbed.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54371663060_191d71fbed.jpg)
Tabanca son yıllarda sokak çeteleri tarafından çeteler arası çatışmalarda ve polislere karşı yoğun şekilde
kullanıldığından, bir çok hip hop ve rap türü şarkıya ve videoya konu edilmiştir.
![[Resim: 54371481149_85b803104c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54371481149_85b803104c.jpg)
Şarjör kapasitesi nedeniyle ülkemize yasal olarak ithali mümkün olmayan tabanca, sağlam, dayanıklı ve
popülerdir.Ünlü AK-47'nin ateşleme sistemine dayanan Draco'nun gücü,güvenilirliği,kompaktlığı onu kısa
mesafelerde favori yapar.Şarkılarda en çok isimi geçen silah olarak ayrı bir ün edinmiştir.
![[Resim: 54371672480_c195730f96.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54371672480_c195730f96.jpg)
İlgilenenler için bir Hickok videosu:
|
|
|
| Karar Aşaması G48, P-01,MC9 LS |
|
Yazar: Vamp2 - 05-03-2025, 23:11 - Forum: Genel Silah Sohbetleri
- Yorum (3)
|
 |
Sayın Üyeler,
Uzun yıllar sonra silah taşıma ruhsatı almaya haiz olabilmeme paralel, silahlarla ilgili yerli ve yabancı forumlarda geçirdiğim vakit de iyice arttı. Araştırmadaki ivmelenmem, kafamı daha da fazla karıştırmaktan öteye gidemediği için ben de düşüncelerimi burada toplamaya karar verdim. Yazdıklarımı ortalama altı bir silahsever olduğumu bilerek, yargılamadan okursanız çok sevinirim. Katkı sağlamak ,akıl vermek isteyen forum paydaşlarım ve özellikle üstatlarımızın katkıları çok makbule geçer.
İstediğim silah ile ilgili karar ağacımda listelediklerim:
- Ölçü, kolay taşınabilir olması. (CZ P-01, Glock 48, Canik MC9 LS)
- Zamanla demode olmayacak olması ve ikonik olması. (CZ P-01)
- Yedek parça, aksesuar ve teknik destek. (Glock, Canik)
- Göz göre göre “aşırı” kazıklanmamak. (Canik, Glock)
CZ
Micro compact modellerin yanına CZ P-01 (compact) modelini koyma sebebim, bu modeli çok beğenmemdir. Handgun Hero'da geçirdiğim saatler sonunda belirli bir seviyeden sonra bu sitenin bana faydadan çok zarar getirdiğine ikna oldum ve bu üç modelin de ölçülerinin "katlanabilir" olduğunu düşünerek aralarından CZ’yi başa yerleştirdim.
P-01 Modeli en son Ocak ayında MKEK’te 4200 USD civarında satılmış, şimdi ise piyasada aynı yapım yılı ikinci elleri 7000 USD’ın altında değil. Bütçe olarak 4500 USD üzerinde herhangi bir tabancaya bu seviyede para vermemeye karar verdim, bu sebeple CZ’yi büyük ölçüde bütçe sebebi ve ardından kalınlığı sebebiyle eledim.
CANİK
Ben ithal bir ürünü geliştirerek millileştirebilmiş bir yerli marka sahibiyim, bu sebeple Canik’e saygım sonsuz. “MC9 LS” ve yeni çıkacak “Prime” modelleri birçok kriterime tam uyuyor ve bariz bir fiyat avantajı var. Fakat forumumuzdan bazı üstatların firma ile yaşadıkları olumsuz deneyimler, yerli ve yabancı YouTuber'ların bana antipatik gelen aşırı marka/reklam pompalamaları ve en son YouTube "Honest Outlaw" kanalında tabancanın (MC9 LS) incelemesinde kanal sahibi dışındaki atıcıların “üstümüz başımız yağ oldu” şeklindeki kıkırdamaları neticesinde bu markadan da vazgeçmiş oldum.(Doğrumu ettim?)
GLOCK
Birinci önceliğim polimer silahlar değildi, fakat konjonktür beni bu yola soktuğundan, hem akıl rahatlığı hem de ikinci el piyasasında “en azından” MKE’ne yakın fiyatla bulunabilir olmasından dolayı G48 modeline doğru bir neticeye gidiyor gibiyim.
Eğer buraya kadar okuduysanız, işin uzmanı olmayan bir tüketicinin kafasından geçenleri size biraz aktarabilmiş oldum.Yorum ve düşünceleriniz için şimdiden teşekkür ederim.
Saygılarımla,
Vamp2
|
|
|
| Tüfek Önerisi - Phenoma/Veyron/a612 karşılaştırması ve Namlu Uzunlukları |
|
Yazar: onur - 04-03-2025, 02:10 - Forum: Av Tüfekleri
- Yorum (4)
|
 |
Merhaba, ben Onur, burada yeniyim, 23 yaşındayım ve avcılığa yeni başlıyorum. İlk yivsiz av tüfeğimi almayı planlıyorum ve doğru tüfeği seçerken içerik ve yorumlarını çok değerli bulduğum siz saygıdeğer kullanıcıların görüşlerini almak isterim. İşe yarar bir bilgi olur mu bilmem ama boyum 196, kilomun ise 100 olduğunu da belirtmek isterim.
Vaktinizi gereksiz yere almamak adına forumlardaki konuları elimden geldiğince detaylı bir şekilde inceledim, tüfeğimi seçerken amacının önemli olduğunun farkındayım. Ben çoğunlukla domuz avcılığı ve ara sıra da tavşan ve genel uçar avcılığı yapmayı planlıyorum.
Sn Sabri Tek kurşun ile avlanma için 47-61 cm namluları önermiş. Bu konuda merak ettiğim 66 cm bir namlu ile hem domuzda tek kurşun, hem de daha dar mobil şoklar ile small game avlarında saçma kullanarak multi-purpose bir kurulum düşünmenin dezavantajları olur mu yönünde. (Kısacası 66 cm namlu, tek kurşun atışlarında isabeti önemli derecede düşürecek kadar namlu salınımına sebep olur mu? 61cm bir Slug namlunun tek kurşun atışlarında performansa pozitif yönde fark yaratıcı bir etkisi var mıdır? ). Bunu da neden sorduğumu tüfek seçeneklerini değerlendirirken detaylandıracağım.
Ayrıca yoğun görüş ayrımları olan kinetik - gazlı tartışmasından yola çıkarak da, düzenli bakımlarını yaparak gazlı yivsiz bir av tüfeğine iyi bakacağımı, onun da bu iyiliğe karşılık vereceğini düşünüyorum.
İnternetten yaptığım hevesli ve yoğun araştırmalarım sonucunda potansiyel alış kümemi bu özelliklere sahip, gözüme çarpan ve kullanıcı geri dönüşlerini beğendiğim birkaç yerli tüfek ile daralttım. Bu tüfekleri seçerken sınırlı bilgilerimle neden sevdiğimi ve ne gibi tereddütlerim olduğunu paylaşayım isterseniz.
Armsan Phenoma Lamine Granite - Cantilever Slug ya da Şeritli (Bu tüfeğin hem markası hem de Phenoma serisi hakkında çok pozitif onlarca yorum okuyup review dinlediğimi söyleyebilirim. Görünüş olarak da kız arkadaşımın bile çok beğendiği bir modelinin linkini bırakıyorum.)
Phenoma
https://www.emkaav.com/armsan-phenoma-la...gi-pmu4282
Az bilgimle beğendiğimi düşündüğüm özellikleri:
- Slug namlu cantilever olması sayesinde red dot uyumu (kaliteli bir 12 GA uyumlu red dot almayı düşünüyorum) ve tek mermi atışlarına göre tasarlanmış olması.
- Mobil şoku olması sayesinde daha yakın-orta mesafelerde çok yönlü kullanabilir miyim acaba düşüncesi (Fakat namlu boyu saçma avına kısa anladığım kadarıyla, bu bir sorun teşkil eder derseniz ya yukarıda belirttiğim sorudaki gibi 66cm şerit namlu versiyonunu alıp tek namluda çok kullanışlı bir başlangıç tüfeği olması ya da son ihtimalle slug namlu ile birlikte yedek 71cm namlu kullanmak. Son ihtimal dememin sebebi ise birden çok kullanım alanı olan tek parça bir tüfek daha cazip geliyor, bütçe konusunda endişem 2. Planda)
Huğlu Veyron
- Yine köklü bir firmanın çok tavsiye edilen ve beğenilen bir tüfeği anladığım kadarıyla. Gittiğim silah bayisindeki çalışanların tavsiyesi Huğlu Renova, hatta combo paketi ile 61-71 namlulu seti oldu (fiyatlarını da uygun buldum) ancak bu forumdan edindiğim bilgilerden yola çıkarak gazlı tüfeğe daha olumlu bakıyorum. Yani onun yerine Veyron’un aynı fiyatlardaki combo paketini tercih edebilirim.
Veyron
https://www.huglu.com.tr/kategori/yari-otomatik#id61
Not: Bugün av bayisine gidip bu 2 tüfeği de denedim. Phenoma’ya yanağımı dayadığımda arpacığın altta kalması konforsuz geldi, red dot ile denediğimde de çok yüksekta kaldı, yanağımı dayayadığımda göremiyordum. Veyron ve Renova’nın namluları takılı değildi ancak kıyasla daha rahat pozisyonlama ve raylara sıfır bir görüş açısını yakalayabildim diyebilirim.
Bunlar acemiliğimden kaynaklanan bir pozisyonlama hatası da olabilmekle birlikte, ergenliğimde havalı tüfeğimle binlerce atış yapmış biri olarak bu sorunu hiç yaşamadığımı da belirtmek isterim.
Bu noktada da önemli sorum dipçik pulları pozisyonlamada yardım eder mi yoksa asansörlü dipçikli bir modele bakmam şart mıdır. Deneyimlerinizden yola çıkarak hem farklı marka model tüfekler olsun hem de bahsettiğim sorunlar adına önerebileceğiniz alternatifler var mıdır saygıdeğer okuyucular?
***Asansörlü dipçiği olan alternatif bir tüfek seçeneği olarak ise ARMSAN A612 W SLUG BOAR CANTILEVER modeli kullanım amacımın çoğunu karşılayacağını düşünmem sebebi ile de cazip bir aday olabilecek konuma geldi.
|
|
|
| Steyr M9A1-Glock G19C |
|
Yazar: ceycey - 03-03-2025, 22:10 - Forum: Silah Karşılaştırmaları
- Yorum (1)
|
 |
Steyr M9A1-Glock G19C:
Lupus üstat tarafından yapılan 21.06.2009 tarihli karşılaştırma:
(Maalesef resimler silinmiş.Ben bir kaç resim ekledim.)
![[Resim: 54363269691_7bfe158b85_o.png]](https://live.staticflickr.com/65535/54363269691_7bfe158b85_o.png) ![[Resim: 54363681675_e8b7ec3a5c_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54363681675_e8b7ec3a5c_o.jpg)
Arkadaşlar, halihazırda MKEK ' de satışta olan, eski bir Glock çalışanı olan Wilhelm Bubbits ' in başında olduğu bir tasarım ekibi tarafından dizayn edilmiş olan Steyr M9 modelinin revizyondan geçmiş şekli olan Steyr M9A1, sıklıkla Glock ile, farklılık ve benzerlikleri, performansları tartışılarak karşılaştırılmaktadır. Dışarıdan bakıldığında benzer bir mantıkla üretildiği düşünülen bu iki platformun ayrıntılarında ise pek çok farklılıklar vardır.
Ülkemizde en yaygın olarak bulunan Glock Modeli G 19 olup, Steyr M9 da genel boyut ve özellikler olarak bu silahın muadili olarak üretilmiş, kompakt sınıfta bir hizmet tabancasıdır.
Steyr M9 A1;
Boyutlar, 178 x 136 x 30.5 mm,
Namlu, 102 mm konvansiyonel yiv-setli,
Ağırlık, 681 gr,
Glock 19 ;
Boyutlar, 174 x 127 x 30 mm,
Namlu, 102 mm, poligonal,
Ağırlık, 595 gr
Steyr sürgüsü biz daha uzun, kalın ve geniş gibi görünmesine rağmen, hassas terazide yaptığımız ölçümde, G19 C sürgüsünden 15 gram daha hafif olarak tartıldı. Kompansatörsüz standard G19 C ' de sürgünün biraz daha ağır olacağı aşikardır. Steyr sürgüsü gerisindeki parmak desenleri kabza açısına paralel olarak yatay bir açı ile çekilmiş iken, Glock sürgüsünde dik bir açı ile açılmıştır.
Steyr ' da metal ve üçgen profilli, firmanın '' Trapezoid '' olarak tanımladığı bir nişangah takımı vardır. Başlangıçta alışılması biraz zor olsa da, özellikle hızlı atışta, oldukça kullanışlı olabiliyor. Ancak silahın tetik karakteristiğinden dolayı, bu nişangah düzenlenmesinin uzun mesafede yapılan hassas atışlarda ne kadar kullanışlı ve pratik olabileceğine karar vermek çok zor. Steyr gez ve arpacığının her ikisi de yandan dovetail yataklara geçme olarak sabitlenmiş ve her ikisini de, çekiç ve zımba ile sağa sola kaydırarak ayar yapmak mümkün. Ancak yükseklik ayarı yapmak mümkün değil.
G19 ' da ise plastik arpacık ve gez mevcut. Gezde kare şeklinde beyaz bir çerçeve mevcutken, arpacıkta klasik yuvarlak beyaz nokta mevcut. Arpacık önden sabit bir noktaya geçme olarak sabitlenmiş olup, sağa veya sola kaydırmak mümkün değildir. Bu örnekteki gez Glock ' un opsiyonel ayarlı gezi olup, dovetail olarak yandan geçme olarak sabitlenmiştir. Sağ yanındaki iki adet ayar vidası ile hem yükseklik, hem de sağ-sol ayarı yapmak mümkündür. Standard modellerdeki gezlerde ise, gezi kaydırarak sadece sağ-sol ayarı yapmak mümkündür.
Her iki silahın sürgü içi ve namlu çalışma yatakları benzer bir geometride kesilmiştir.
Steyr sürgü yakalama çentiği biraz daha dar ve uzun kesilmiştir.
Glock ' da iğne taşıyıcı plastik parça ve tırnak yayı kılavuz pimi tabanı, arka sabitleme plakasına oturarak bunu kilitlerken, Steyr ' da sabitleme işi için, tırnak çalışma sistemi ile alakası olmayan ayrı bir pim ve yay kullanılmıştır. Steyr ' ın arka plakasını sökmek, sert sabitleme yayı nedeni ile bariz bir şekilde daha zor.
Steyr sürgüsünde, iğne kamasının hemen önündeki fşek süren tablanın tam ortasındaki aralık, iğne yakalama tulumbasının çıkıntısının çalışma boşluğudur. Bu tulumbanın üzerindeki iğne yakalama çıkıntısı, çok yüksek ve sert açılı olarak yapıldığından, sürgü içine bunun çalışması için ayrı bir yatak açılmıştır. Steyr tasarımcıları, bu iğne tulumbası ve iğne kaması ilişkisine, bir de iğnenin fişek yatağı doldurulduğundaki pozisyonuna güvenerek, silaha otomatik iğne kilidi eklemeyi lüzumsuz görmüşler ki, bu bence bu atım yatağı dolu olarak taşınması planlanan modern bir muharebe tabancasında, kabul edilemez bir eksikliktir. Glock ' da ise fişek dip tablasının oturma alanının hemen gerisinde otomatik iğne kilidi görülüyor.
Steyr ve Glock tırnaklarının her ikisi de, yay çalışma eksenlerinin altına, açılı olarak uzanarak çalışan tırnaklardır. Ancak Steyr tırnağı, garip bir şekilde tırnak yayı ve tırnağın çalışma ekseni aynı olan P229 ve benzeri silahlardaki gibi, tırnağa destek veren küçük bir pimin arkasına yerleştirilmiş bir yayla çalıştırılırken, Glock da ise yay, tırnağa çok daha stabil ve dar bir alanda çalışma desteği veren, oldukça uzun bir destek kamasının arkasına, içine de de arkadan plastik bir destek kılavuzu konularak çalıştırılmıştır. kişisel görüşüme göre Steyr ' lardaki revizyonlara rağmen tam olarak giderilemeyen tahliye ve boş kovanı atıcının kafasına fırlatma olayının altında da buradaki hatalı tasarım özellikleri yatmaktadır.
Steyr iğnesi, eski Mauser HSc benzeri iğne vurmalı silahlara benzer bir şekilde, içi boş olarak tasarlanmıştır. yayı ise içindeki boşluğa yerleştirilmiştir. Yay, üzerinde çalıştığı kılavuz ve taşıyıcıya ayrı bir metal halka ile sabitlenmektedir ve sökülmedikçe bir arada durmaktadır. Glock iğnesi ise dolu bir malzeme olup, yayı da bunun üzerine takılı olarak durmaktadır.
Her iki silahın namlu boyları aynı olup, benzer namlu kilit geometrileri kullanmaktadırlar. Steyr namlusu sıkı geçme ve iki parçalı izlenimi verse de, uzun süre incelememize rağmen, atım yatağı ve namlu kilit bloğunun geçme olup almadığına kesin olarak karar veremedik.
Steyr namlusu alttan dışarıdan çevrilerek açılan, SIG Sauer P serisine benzer bir blok ile kilitlenirken, Glock namlusu alttan bir yay baskısı ile yukarı itilen düz bir metal plaka ile kilitlenmektedir. Steyr kilidi biraz daha sağlam ve güven verici olarak görünmektedir.
Glock namlusunun gerek fem ağzı taçlaması, gerekse de fişek besleme yatağı ve çevresinin işçiliği daha iyidir. Glock fişek besleme yatağı daha derin olarak açılmış olup, Steyr atım yatağı saat altı yönünde fişek kovanına daha fazla destek vermektedir. Steyr atım yatağının üstündeki bir kontrol deliğinden, atım yatağını ve buradaki fişek direk olarak görebilirken, Glock da böyle bir özellik yok.
Glock namlusunun üst kısmına basılmış olan sanayi kodlarının yüksek atım adetlerine ne kadar dayanacağı konusunun da, ister istemez aklımıza takıldığını da belirtmeden geçemeyeceğim.
Steyr M9 modellerinde, aynı zamanda namlu altı ön kilitleme kaması olarak da görev yapan sökme takma mandalı, SIG Sauer P serisine benzer bir yapı ve çalışma şekline sahiptir. Sahra sökümü yaparken, mandalın arkasındaki çocuk kilidini, mandalın arka ucunu bu kilidin yarım ay şeklindeki çentiğinin ucundan kurtaracak kadar aşağıya bastırdıktan sonra, mandalı 45 derece kadar aşağıya çevirmek gereklidir. Eğer tetik düşürülmüş ve iğne kaması serbest kalmışsa, sürgü takımı ön taraftan çekilerek alınabilir.
Sökme mandalının hemen arkasında bir çocuk kilidi mevcuttur. Bunun için bu kilidin üzerindeki deliklere uyumlu bir anahtar mevcuttur. Kilit '' S '' '' Safe '' '' Emniyet '' pozisyonuna getirilirse, kilit tüm sistemi bloke etmektedir.
Mandalın hemen ön altındaki manivela ise, manuel emniyet kilididir. Bu gövdeyi baştan başa geçen ve hem sağdan, hem de soldan manipüle edilebilen polimer bir çubuktur. Aşağıya indirildiğinde tetiği bloke etmektedir. Tetik korkuluğunun içerisindeki bir tabla ile ise, yukarıya itilerek açılmaktadır. Opsiyonel olan bu özellik, ülkemize MKEK aracılığı ile gelen Steyr M 9 ' larda mevcut iken, yurt dışından gelen bazı modellerde mevcut değildir.
Ülkemize MKEK ' nin ithal ettiği Glock ' larda kabza arkasına yerleştirilmiş bir çocuk kilidi mevcuttur.
Steyr sürgü taşıyıcı kızakları namlu kilit bloğu, polimer gövde içerisine oturtulmuş şase ile yekparedir. Gövde içerinde çalışan parçalar da bu şase içerisine yerleştirilmiştir. Steyr kovan fırlatıcısı, ayrı bir pimle şaseye oturtulmuştur. İğne yakalama / salma tulumbası da, şase içerisine yerleştirilmiş ayrı bir parçadır. Bu şase, akadan iki ayrı geçme noktası ve sökme takma mandalı yardımı ile gövdeye sabitlenmektedir. Tetik yayı klasik yerinde, tetiğin üzerindedir.
Glock sürgü taşıyıcı kızakları, önde ve arkada iki ayrı parça olarak polimer gvde içerisine sabit bir şekilde yerleştirilmiştir. ön namlu kilit bloğu ve tetik grubu taşıyıcısı ayrı bir parça olarak, iki ayrı pim ve tetik pimi ile gövdeye sabitlenmektedir. Glock ' da kovan fırlatıcı, connector ve tetik yayını taşıyan, polimerden mamul ayrı bir arka parça taşıyıcı blok vardır ve bu da ayrı bir pimle gövdeye sabitlenir. Glock ' da iğne tulumbası tetik kolu ile yekpare bir tabladır.
Steyr tetik korkuluğu yuvarlak ve köşesizdir. Etrafında ve içinde, parmakları rahatsız eden herhangi bir çapak vs yoktur. Tetik üzerinde, tetik emniyet mandalı vardır ve sabitleme pimi çift taraflı olarak, gerektiğinde sökülebilir olarak takılmıştır. tetik korkuluğunun içerisinde, manuel emniyet açma mandalı mevuttur. Bu mandal sadece yukarı itildiğinde emniyeti açar. Kapama işi ise tetik korkuluğu dışında ve hemen yukarısındaki polimer mandal aşağıya çekilerek yapılır. Steyr aparat olukları gövde ön korkuluğunu oldukça hacimli bir şekilde kabalaştırmaktadır. Şarjör mandalı tetik korkuluğunun hemen gerisinde, kullanımı kolay ve metaldir.
Glock tetik korkuluğu ise köşeli olup, etrafında ve içerisinde yer yer ele batan polimer çapakları mevcuttur. tetik emniyeti sabitleme pimi tek taraflı ve sabit kalacak şekilde takılmıştır. Aparat olukları ise oldukça az yer ve hacim kaplamaktadır. Şarjör mandalı tetik korkuluğunun hemen gerisinde ve polimerdir, kenarları ise parmakları rahatsız edecek kadar serttir.
Steyr kabzası daha ince, sırt kamburu daha az, ancak daha uzundur.
Parmak izleri daha az ve daha yüzeyel olarak tasarlanmıştır.
Steyr kavramada daha konforlu, Glock ise taşırken rahattır.
İlgilenen arkadaşlar için,bu karşılaştırma sonrası yapılan kaliteli teknik tartışmalar:
Lupus demiş ki:
Alıntı:Northwolf:Neden Glock icra yayı o gıcırtılara sahipken, aynı yaprak yay ve benzer mil ile Steyrde o denli ses yok?
Sn.Northwolf, Steyr icra yayı kılavuzu tabanı, metal sökme mandalı ön yüzü ve namlu alt kilit yüzeyine oturduktan sonra, şase içerisinde, sadece üst kısmı açık kalacak şekilde, ancak alt yarısının üzerine doğru kıvrılan şasenin parçası olan bir metal yatak tarafından sarılmaktadır. Bu şekilde sürgü manipülasyonu ve çalışması esnasında icra yayı kılavuzu çok daha stabil olarak durmaktadır. Steyr icra yayı, kılavuz üzerinde de çok daha az salınmaktadır. Bu salınım esnasında özellikle alttaki ve üstteki komşuluklara temas etmemktedir.
Glock icra yayı / kılavuzu ve yataklarında ise bunların tam tersi geçerlidir, ama en önemlisi de, Glock icra yayının alt kısmı, aynı zamanda sökme takma manivelası olan namlu alt kilit kamasının altındaki yaya, polimer gövdedeki yatağa ve alttaki seri nosu plakasına yer yer temas edebilmektedir. İşte bu temaslar bize o bildik meşhur keman melodilerini sunmaktadır.
Ancak işin garip ve bir türlü açıklayamadığım bir başka yönü de, sökülü olarak dışarıda elle manipüle edilen Glock icra yaylarından da, bu şiddette '' gıcırtı '' olmasa da, ara ara '' cıyırtı '' diyebileceğimiz ince sürtünme seslerinin gelmesi... Saygılar.
Harun demiş ki:
lupus demiş ki:Ülkemize MKEK ' nin ithal ettiği Glock ' larda kabza arkasına yerleştirilmiş bir çocuk kilidi mevcuttur.
Steyr'in durumun bilemiyorum ama, Glock'taki kilit sistemi "çocuk kiliti" olmanın biraz daha ötesinde. Silah kilitliyken, silahla ateş edemiyorsunuz; bunun yanı sıra silahı sökemiyorsunuz da. Bu özellik silahın parçalanması, parçalarının çalınması ve namlu vb kritik parçaların başka bir silahta kullanılmasını da önlemiş oluyor.
Steyr firma yetkilileriyle yaptığım bir görüşmede, Steyr tabancanın namlu ucu kısmının kasıtlı olarak ağır yapıldığını, bunun amacının: genel dengeyi artırmak, geri tepmeyi hafifletmek ve namlu şahlanmasını azaltmak olduğunu belirtmişlerdi. Zahmetli inceleme için teşekkürler.
Stalker demiş ki:
Steyr son revize 9 parabellumlarında bile ne yazık ki sağlıklı besleme sorununu aşabilmiş değil,Steyr’ ın ABD distirbitörü ise genel olarak performansla alakalı sorunlar ve buna dayalı son kullanıcı şikayetlerinden ötürü,2009 yılı başından itibaren steyr a ait tabancaların abd ithalatını sonlandırmış durumdadır.
Steyr m serisini 40 sw için tasarladığından M40 serisi M9 modellerine göre daha sağlıklı besleme yapsa da, firmanın 40 sw platformunda da kronik olarak tutukluk problemleri yaşandığından m40 serisi de güvenilirlik bakımından sınıfta kalmaktadır.
Şahsi olarak her ne kadar Seyr’ ın kabza açısını,yarım kurulu pozisyonda durmasından ötürü tam yük altında bekleme yapmadan duran ateşleme sistemini ve alternatif üçgen gez arpacık yapısını sevsem de tabancanın besleme ile alakalı çıkardığı kronik problemlerden ötürü genel performansına pek çok kullanıcı gibi benimde güvenim yok.Sizin durumuzda olduğu gibi 2 firma arasında tercih yapmak mecburiyetinde kalırsam gönül rahatlığıyla kesinlikle Steyr’ ı seçmezdim diyebilirim
Nihayetinde M9 serisinin Glock modellerine göre artıları olsa da,tüm bu artılarına rağmen silah kullanımında hayati önem taşıyan çalışma performansında yaşanan sıkıntılardan ötürü Glock 19 tüm o estetikten uzak ve kaba yapısıyla bile kullanıcısı için çok daha sıhhatli ve güvenilir bir ürün alternatifi sunmakta.
Hedonist demiş ki:
Arkadaşlar STEYR M-A-91 MKEK'de 3.053.96 dolara satılıyo sizce bu fiyatı hak eden bir silah mıdır) bu silah? Yanılmıyorsam 2.el de 10.000 Dolara katar fiyat istenen bir silahtı bir aralar.
Lupus demiş ki:
Steyronoid'ler kızacaklar ama, bu silah kesinlikle bir HS 2000'den daha fazla parayı hak etmeyen bir silah, yurt dışındaki, özellikle de ABD'de satış ve piyasa fiyatı da bunu teyit eder düzeyde, 350 USD 'ye kadar rahatlıkla sıfır bir Steyr M9A1 alınabiliyor. Yurdumuzda istenen ve ödenen paralar konusunda ise hiç bir yorum yapmak istemiyorum.Saygılar…
----------
faust demiş ki:"Steyr namlusu alttan dışarıdan çevrilerek açılan, SIG Sauer P serisine benzer bir blok ile kilitlenirken, Glock namlusu alttan bir yay baskısı ile yukarı itilen düz bir metal plaka ile kilitlenmektedir. Steyr kilidi biraz daha sağlam ve güven verici olarak görünmektedir."
"Sağlam ve güven verici gözükmek" nasıl bir teknik tabir/yorum dur? Bu konuda beni aydınlatır mısınız?
Sn.faust, öncelikle bahsettiğimiz kilidin ne olduğunu açıklamakta fayda olduğunu düşünüyorum; Bahsi geçen kilit, namlu-sürgü takımını gövdeye sabitleyen kilittir. Malumunuz olduğu üzere Glock sürgü-namlu takımı gövdeye, altında yaprak bir yay bulunan, preslenmiş metal bir plaka ile kilitlenmektedir. Bu metal plaka, gövdenin yan tarafındaki sökme mandalının kendisidir, bunun altında da gerimini sağlayan yaprak bir yay vardır.
Steyr namlu-sürgü takımı ise gövdeye aynı SIG Sauer veya HS 2000 ' dekine benzer bir kilit ile sabitlenmektedir. Bu kilit kendi etrafında döndürülerek namlu-sürgü takımı gövdeden sökülür ve ayrılır, aynı şekilde tersine döndürülerek kilitlenir. Bu kilitlerin de etraflarında serbest dönmesini kısıtlayan birer küçük kesme yay vardır.
Glock kilidinin altındaki yay kırıldığında, sürgü-namlu bloğunu gövdeye sabitleyen çelik plakanın altındaki gerim kaybolur. Sürgü çalışıp, namlu geriye gelmediği müddetçe, bu plakanın üst kenarındaki çıkıntı, namlu alt kilit bloğunun ön ve altındaki çentikte kalır. Ancak sürgü ve namlu geriye geldiğinde, yeterli gerimi sağlayarak plakayı olması gerektiği yerde tutan yayın alttan sağladığı destek olmadığından, sürgü-namlu bloğunu kilitleyen çelik plaka serbest kalır ve aşağıya kayar. Bu durumda iki şey olabilir; 1. Sürgü-namlu takımı tamamen boşa çıkarak icra yayının kuvveti ile önünüze düşüverir, 2. Namlu-sürgü takımı tamamen kurtulamasa da, namlu alt kilit bloğunun altındaki çentik ve sabitleme plakasının üzerindeki çıkıntı birbirine tam oturmadığı için, namlu kilitleri tam olarak kilitlenmez ki, bu durumda ya '' out of battery shooting '' sonucu '' Ka-boom '' hadisesi meydana gelir, ya da silah ateşlenemez, nadiren de sürgü takımı sahada giderilemeyecek şekilde kilitlenir.
Steyr sürgü-namlu bloğu kilidinin silah monte halde iken, kendisine gerim sağlayan yayı kırılsa dahi, sürgü-namlu bloğunu sabitleme fonksiyonu bozulmaz, çünkü Glock kilidi gibi aşağı yukarı eksende oynamaz, sadece kendi etrafında döner. Silah monte halde iken, aynı zamanda icra yayının ve kılavuzunun gerimi altında olduğundan dolayı, kendi etrafında dönemez, hatta sürgü geriye gelip, namlu kilitleri açıldığında, sıkışan icra yayının sağladığı gerim daha da arttığından, etrafında dönmesi daha da zorlaşır, bu nedenle de sürgü-namlu bloğunu işlevselliği koruyacak bir şekilde kilitlemeye devam eder. Aynı şey SIG Sauer ve HS 2000 için de geçerlidir.
Gelelim tüm bunların pratik bir anlamı olup olmadığına...Glock ' un en çok kırılan ve değiştirilme ihtiyacı hasıl parçalarından birisi sürgü-namlu bloğu sabitleme plakası yayıdır. Bu yay revizyondan geçirilmiş olmasına rağmen, Glock ' un yumuşak karınlarından birisi olarak kalmaya devam etmektedir.
Sn.faust, işin teknik yanı dışındaki sorunuza gelecek olursak, bu da sandığınız kadar basit ve matematiksel olarak çözümlenecek kadar kolay bir mevzu değildir. Her mekanik tasarımın hesap ve deneyle ortaya konulabilecek yönleri olduğu gibi, tam tersine, hesap ve testlerle ortaya konulamayacak yönleri de vardır. Bu noktada işin içine o tasarımı inceleyen kişinin konuya bakış açısı devreye girer. Yukarıda okuduğunuz yorum da bunun tipik bir örneğidir...
İşin teknik kısmına dönecek olursak, teorik olarak Steyr sürgü-namlu-gövde kilit sistemi daha stabil ve daha sağlam bir tasarımdır. Pratikte gözlenen sonuçlar da bunu desteklemektedir. Peki, Glock ' un teoride daha oynak ve kırılgan olan sürgü-namlu-gövde kilit sistemi, pratikte görülen münferit olumsuzluklara rağmen, tek başına Glock' u bu konuda daha yetersiz görmeye ve göstermeye yeterli midir ? Hayır. Her iki modelin saha performansı ve piyasa başarısı da bunu desteklemektedir. Yukarıdaki yorumdan anlaşılması gereken de budur.
Evet, Steyr' in sürgü-namlu-gövde kilit sistemi teorikte daha sağlam ve güven verici olarak görünmektedir, pratikte de bu böyledir. Ancak bu pratik ve teorik sonuçların her ikisi de müsbet bir artı değer oluşturmamaktadır. İşte bu nedenle bu tür karşılaştırmalı teknik analiz ve yorumlarda, subjektif olarak algılanabilecek yorumlar yer alabilmektedir. Yurt dışındaki ilgili kitap ve süreli yayınları da uzun yıllardır yakından takip eden birisi olarak, bu kitap ve yayınlarda da benzer yorum ve analizlerin sandığınızdan çok daha sık bir şekilde yer aldığını rahatlıkla söyleyebilirim.Saygılar.
Faust demiş ki:
Sn Lupus,Öncelikle teknik ve detaylı cevabınızdan dolayı teşekkür ederim. Bende size aynı dille cevap vermeye çalışayım:
"Glock kilidinin altındaki yay kırılıdığında, sürgü-namlu bloğunu gövdeye sabitleyen çelik plakanın altındaki gerim kaybolur..... " demişsiniz.
Evet doğrudur. Eğer "sürgü kilidi yayı" kırılırsa gerilim kaybolacak ve "sürgü kilidi" bir ihtimalle aşağı kayıp namlu-sürgü bloğunun ileri hareketini engelleme vazifesini yerine getirmeyecektir. Bundan sonra sıralamış olduğunuz senaryolardan birinin gerçekleşme ihtimali pek muhtemeldir.
(Böylece söküm yapar gibi sürgü kilidini elle aşağı çekerek ateş edersek ne olur sorusunu da cevaplamış oluyoruz.)
Bu düzeyde hemfikiriz. Ancak:
"Gelelim tüm bunların pratik bir anlamı olup olmadığına...Glock ' un en çok kırılan ve değiştirilme ihtiyacı hasıl parçalarından birisi sürgü-namlu bloğu sabitleme plakası yayıdır. Bu yay revizyondan geçirilmiş olmasına rağmen, Glock ' un yumuşak karınlarından birisi olarak kalmaya devam etmektedir. " demişsiniz.
İşte burada size katılamıyorum. Sırasıyla açıklamaya çalışayım:
1-Sürgü Kilidi: Glocklarda "Sürgü Kilidi" ince ve basit bir plakadır. Bu ilk bakışta güven vermeyen bir tasarım gibi gözükebilir. (Bende ilk bakışta aynı hisse kapılmıştım.) Ancak sürgü kilidi levhası üzerine uygulanan yükler analiz edildiğinde "sürgü kilidi" levhasının gereğinden bile dayanıklı olduğu anlaşılır. Zira sürgü kilidinin maruz kaldığı yük en çok: "geri tepme yayı" tarafından son pozisyonundan ilk pozisyonuna geri getirilen sürgü bloğunun momentumuyla sınırlıdır. Bu düzeydeki bir yük altında sürgü kilidi levhasının kırılma olasılığı yoktur.
2- Sürgü kilidi yayı: Bu yaprak yayın görevi -sizin de yazdığınız gibi- sadece "sürgü kilidini" bir baskıyla yukarı iterek sürgü kilidinin pozisyonunda kalmasını -söküm sırasındaysa kilidin açılmasını- sağlamaktan ibarettir. Bu yay gövdeye sabit hareketsiz bir parçadır. Tek görevi sürgü kilidini dikey doğrultuda yukarı itmekten ibarettir. Bu yaprak yaya etki eden kuvvetleri analiz edersek: kendi yay kuvveti hariç hiçbir kuvvetin üzerine etki etmediğini görürüz. (Zira "Sürgü kilidine" etki eden kuvvet namlu ekseni yönünde -yani yatay eksen yönünde- olduğu için sürgü kilidi yayına iletilmez) Sonuç olarak "sürgü kilidi yayı" sökme/takma işlemi haricinde tamamen pasif kalan bir parçadır.
Soru: "Sürgü kilidi yayı" yay görevi hariç üzerine hiç bir kuvvetin etki etmediği pasif bir elemansa hangi sebeple kırılabilir?
"Glock ' un en çok kırılan ve değiştirilme ihtiyacı hasıl parçalarından birisi sürgü-namlu bloğu sabitleme plakası yayıdır. " demiştiniz.
Bu iddianızı destekleyecek elinizde belge varsa bizimle paylaşmanızı rica ederim. Şahsen -yukarıda da açıklamaya çalıştığım sebeplere dayanarak- bu denli pasif ve basit bir parçanın kırılma olasılığını -maalesef- mantık dahilinde göremiyorum. Kırılıyorsa neden kırıldığını çok merak ediyorum.Saygılar.
--
Sn Lupus
Silahların sonuçta çoğumuz için biraz teknik biraz da hissi bir hobi olduğunun farkındayım. Dolayısıyla subjektif yorumlara da açığım. Ancak size katılmadığım nokta şu: Salt teknik bir konu (mekanik kusurlar gibi) bence salt kuramsal ve deneysel platformda ele alınmalıdır. Bir önceki cevabınızı cevaplamaya çalışırken de bu hassasiyetimi göstermeye çalıştım.
Ayrıca ABD kaynaklı yayınlara çok fazla hürmet etmemek gerektiği inancındayım. Zira Glock ABD de en çok satılan silahlardan biri olmakla beraber aleyhinde en çok lobi yürütülen de silah. Bu sebeple olur olmadık karalamalarla çok sık karşılaşılabiliyor -hemde tüm dünya tarafından otorite kabul edilmiş silah uzmanları bile bu karalama kampanyasına alet olabiliyorlar. Saygılar.
Not: Yeri gelmişken Glock' larla ilgili bazı subjektif düşüncelerimi de yazmak isterim:
1) Tasarım ve mühendislik parametreleri yönünden Glock 17 nin gelmiş geçmiş en üstün "askeri hizmet" tabancası olduğuna inanıyorum. (Piyade tüfeğinde AK-47 ne ise tabancada Glock odur bence.
2) Glocklarla ilgili tutukluk sorunlarının %99 unun şarjörden kaynaklandığı inancındayım.
3) Bir Glock sahibi olmama rağmen Glock ları çok çirkin buluyorum.
Lupus demiş ki:
faust demiş ki:Ayrıca ABD kaynaklı yayınlara çok fazla hürmet etmemek gerektiği inancındayım.Zira Glock ABD de en çok satılan silahlardan biri olmakla beraber alehinde en çok lobi yürütülen de silahu sebeple olur olmadık karalamalara çok sık karşılaşılabiliyor hemde tüm dünya tarafından otorite kabul edilmiş silah uzmanları bile bu karalama kampanyasına alet olabiliyorlar.
Almanya ile birlikte dünyada bu konuda daha fazla çalışma ve yayın yapılan başka bir ülke yok, maalesef yok. Bilgi, tecrübe ve mantık süzgecinden geçirildikten sonra bu zengin kaynağın göz ardı edilmemesi gerektiğine inanıyorum.
Süreli yayınlardaki bazı analiz ve yorumlar konusunda haklı olabilirsiniz. Ancak, benim özellikle süreli yayınlarda gördüğüm asıl sorun, silahların iyi yönlerine çok daha fazla vurgu yapılırken, kötü yönlerinin genelde geçiştirilmesidir. Şimdiye kadar herhangi bir silah hakkında, herhangi bir okuyucunun o silahı tercih etmemesi gerektiğini düşündürür herhangi bir makale okumadım ki, Glock da buna dahildir..
Kitaplar ise tamamen farklı bir format ve yaklaşımla yazılmaktadır. En basitinden şu kadarını söyleyebilirim, Patrick Sweneey' in '' The Gun Digest Book of The Glock '' kitabındaki Glock 'un şartlarını karşıladığı Avusturya Ordu şartnamesini okuduğunuzda, aynen sizin düşündüğünüz gibi Glock ' un gelmiş geçmiş en mükemmel askeri silah olduğu hissine kapılıyorsunuz. Ancak ilerleyen bölümlerde dikensiz gül olmadığını, Glock ' un '' Perfection '' sloganının hoş, ancak biraz da abartılı bir tanım olduğunu anlıyorsunuz...Glock hakkındaki kendi pratik gözlemim de bu yöndedir.
faust demiş ki:Tasarım ve mühendislik parametreleri yönünden Glock 17 nin gelmiş geçmiş en üstün "askeri hizmet" tabancası olduğuna inanıyorum. (Piyade tüfeğinde AK-47 ne ise tabancada Glock odur bence.
Dünya üzerinde üretilmiş her türlü yarı otomatik tabanca / makinalı tabanca kapsülünü hiç bir tereddüte mahal bırakmadan ateşleyemeyen hiç bir tabanca, gelmiş geçmiş en mükemmel askeri hizmet tabancası olamaz. Her ne kadar bu konudaki yaklaşımlar değişmiş olsa da, hala pek çok askeri eğitmen, ateşleme sistemi kısmen kurulu kalan ve kilitlenemeyen, sahra sökümü yapılabilmesi için tetiğin manipüle edilmek zorunda olduğu hiç bir silahı envanterinde görmek istemez....
faust demiş ki:Glocklarla ilgili tutukluk sorunlarının %99 unun şarjörden kaynaklandığı inancındayım.
Glock ilk günden bu yana '' Perfection '' sloganını kullanmaktadır, ancak en fazla revizyondan geçirdiği parçalardan birisi de şarjörler ve gerdelleridir...Ancak Glock ' un mekanik tasarımından kaynaklanan daha pek çok farklı handikapı vardır ki, bunlar forumun Glock başlıklarında yeri geldikçe tartışılmıştır...
Bu arada taze bir haber de vermek isterim, Glock artık resmi kullanım kılavuzlarına da sürekli ve yoğun kuru tetik düşürmenin sakıncalı olduğu bilgisini ekliyor, en azından ABD ' deki kullanım kılavuzlarında bu uyarı yer alacak. Ancak asıl ironi şuradadır ki, bu silahı her sökmek istediğinizde '' snap cap '' kullanmadan tetik düşürmek zorundasınız...
Kendi adıma şunu söyleyebilirim, tüm handikaplarına rağmen hayati bir gerekçe ile silah taşıyacak olsaydım, Glock kesinlikle ilk tercihlerim arasında yer alırdı...Ancak çok fazla '' Perfection Cool Aid '' müptelası olmadan, silahımın handikaplarını da göz ardı etmeden...Saygılar.
Faust demiş ki:
Sn. Lupus
"Bu arada taze bir haber de vermek isterim, Glock artık resmi kullanım kılavuzlarına da sürekli ve yoğun kuru tetik düşürmenin sakıncalı olduğu bilgisini ekliyor, en azından ABD ' deki kullanım kılavuzlarında bu uyarı yer alacak. Ancak asıl ironi şuradadır ki, bu silahı her sökmek istediğinizde '' snap cap '' kullanmadan tetik düşürmek zorundasınız...Cool" diye yazmışsınız.
Gerçekten böyleyse: evet çok ama çok ironik bir durum bu. Ama Glock' un sade, basit "striker" tasarımını gözümün önüne getirdiğimde iğnenin kırılması veya mekanizmanın bir şekilde hasar görmesi için hiç bir sebep göremiyorum. Ama Goston Glock' da benim gibi görememiş olabilir tabii.
Size iki sorum olacak:
1) Kuru tetik düşürmeden dolayı hasar görmüş bir Glock karşınıza çıktımı? Çıktıysa hasarı tanımlayabilir misiniz?
2)Bu uyarının manüellerde yer alacağına dair Glock' un resmi bir açıklaması var mı? Varsa linkini yollar mısınız? Saygılar.
Not: Askeri uygulamada -askerlik yapmış olanlarımız bilir- kuru tetik düşürmek "doldur-boşalt istasyonlarında" standart uygulamadır. Bu uygulamanın sadece TSK ile sınırlı kaldığını da düşünmüyorum. Glock' un esasen ordu kullanımı için tasarlanıp üretildiği göz önüne alırsak Glock' un böyle bir uyarıyı asla manüeline yazarak deklare etmeyeceği inancındayım.
Not2: Kendi tabancamla (satın alalı 1 hafta oluyor tetiğe alışmak için yaklaşık 100-150 kez kuru tetik düşürmüşümdür sanırım. Şimdi yedek bir striker sistemi satın alıp mevcut üzerinde-kırılana kadar- bu uygulamaya devam etmeyi düşünüyorum.
---------
Sn. Auris34
Glock' da ki striker ateşleme mekanizması:
Glock' da striker ateşleme mekanizması iki kademeli bir ateşleme sistemidir. (Ne SA ne de DA) Glock' da (tetik çekilmedikçe) "ateşleme pimi" yarı kurulu halde durur. (Yani teorik olarak "ateşleme pimi yayı" bu düzeyde "ateşleme pimini" iterek kapsülü patlatmaya yetecek enerjiye sahip değildir. -Ama kapsüller pratikte farklı tölerans değerlerine sahip olduğu için asla buna güvenilmemelidir! ) Tetik çekilirken ise ateşleme pimi yayı enerji depolamaya devam eder. Tetik tam çekildiğinde ateşleme pimi yayı tam kurulmuş olur ve ateşleme pimi serbest kalarak kapsülü vurur/patlatır.
Yani sanılanın aksine Glock "single action" bir tabanca değil. Öte yandan glock "double action" bir tabanca da değildir ortalarda bir yerlerdedir.
Not: Striker kelime anlamı olarak nedir diye sorduysanız spesifik bir anlamı yok: Vurucu...Saygılar.
Lupus demiş ki:
faust demiş ki:Gerçekten böyleyse: evet çok ama çok ironik bir durum bu. Ama Glock' un sade, basit "striker" tasarımını gözümün önüne getirdiğimde iğnenin kırılması veya mekanizmanın bir şekilde hasar görmesi için hiç bir sebep göremiyorum. Ama Goston Glock' da benim gibi görememiş olabilir tabii.
Sadece Gaston ve ekibinin değil, pek çok tasarımcının göremediği veya göremeyeceği, görse bile kabul edilebilir riskler içerisinde değerlendireceği ayrıntılar her zaman olmuştur ve olmaya devam edecektir. Bunun en önemli göstergesi de Glock tasarımında yıllar içerisinde sessiz sedasız yapılan revizyonlardır. Gaston ve ekibinin göremediği ayrıntılar, zamanla saha kullanımı esnasında tespit edilmiş ve gözden geçirilmiştir. Forumun Glock ile ilgili konu başlıklarında bunlarla ilgili pek çok yazı bulabilirsiniz.
Aşağıdaki konu başlığını incelerseniz, Gaston ve ekibinin zamanında göremediği bazı ayrıntılar nedeni ile Glock ' un zaman içerisinde geçirmek zorunda kaldığı bazı revizyonlar ve nedenleri hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Bu revizyonlardan birisi de iğne ve iğnenin ucunun çıktığı kovan dip tablası yatağı kırımlarını engellemek için iğnede yapılan revizyondur.
faust demiş ki:1) Kuru tetik düşürmeden dolayı hasar görmüş bir glock karşınıza çıktımı? Çıktıysa hasarı tanımlayabilir misiniz?
Henüz şahsen görmedim, ancak aşağıdaki linki incelerseniz bu konuda biraz daha ayrıntılı fikir sahibi olabilirsiniz.
faust demiş ki:2)Bu uyarının manüellerde yer alacağına dair Glock' un resmi bir açıklaması var mı? Varsa linkini yollar mısınız?
Henüz medyaya düşmüş resmi bir açıklama yok. Ancak yetkili Glock teknikerleri ve eğitmenleri bu konuda bilgilendirilmiş durumda. Dahil olduğum Facebook grubundaki duayen Glock kullanıcılarından birisinden bu konuda bir mesaj geldi. Aşağıdaki link resmi bir ilan olmasa da, bu konuda oldukça güvenilir bir Glock duayenin aktardığı bilgileri içeriyor. Vaktiniz olursa Amerikanca tabirleri ile '' Ignorant '' ve '' Cool-Aiders '' lar nedeni ile kilitlenen konuyu sonuna kadar okumanızı öneririm.
http://glocktalk.com/forums/showthread.php?t=1269647
faust demiş ki:Not: Askeri uygulamada -askerlik yapmış olanlarımız bilir- kuru tetik düşürmek "doldur-boşalt istasyonlarında" standart uygulamadır. Bu uygulamanın sadece TSK ile sınırlı kaldığınıda düşünmüyorum. Glock' un esasen ordu kullanımı için tasarlanıp üretildiği göz önüne alırsak Glock' un böyle bir uyarıyı asla manüeline yazarak deklare etmeyeceği inancındayım.
Glock ' un en büyük pazarı ABD ' dir. ABD ' de kullanıcıların uğradığı hasarlar ve bu konularda açılan davalar üretici ve dağıtıcıların ciddi bir sorunudur. Yakında en azından ABD dışındaki Glock kılavuzlarında yazmayan '' Glocklarda mükerrer dolum fişek kullanılmaması '' uyarısı gibi, kuru tetik çalışmaları konusundaki uyarının da ABD ' deki kullanım kılavuzlarında yer alacağından emin olabilirsiniz...
faust demiş ki:Not2: Kendi tabancamla (satın alalı 1 hafta oluyor tetiğe alışmak için yaklaşık 100-150 kez kuru tetik düşürmüşümdür sanırım. Şimdi yedek bir striker sistemi satın alıp mevcut üzerinde-kırılana kadar- bu uygulamaya devam etmeyi düşünüyorum.
Ben 6 ayda 4000 gerçek fişek ve gerek '' snap-cap '' li, gerekse '' snap-cap '' siz olarak on binlere varan kuru tetik düşürme adedi ile Glock 19 ' a herhangi bir hasar vermeyi başaramadım, ama size başarılar dilerim...
|
|
|
| Arex Türkiye |
|
Yazar: ceycey - 03-03-2025, 09:53 - Forum: Firma Temsilcileri
- Yorum (2)
|
 |
Arkadaşlar,Arex tabancalarının Türkiye Distribütörü Sn.Oğuzhan Çelik foruma üye olmuştur.
Bu tabancalarla ilgili bu bölümden tanıtım yapacak ve sizden gelen soruları da cevaplayacak.
|
|
|
|