| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Şu anda 65 aktif kullanıcı var. » (0 Üye - 62 Ziyaretçi) Facebook, Google, Twitter
|
| Son Yazılanlar |
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
Dün, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 197
|
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,741
|
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,620
|
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 478
|
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 947
|
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 247
|
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 419
|
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 387
|
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,229
|
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 485
|
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 533
|
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,908
|
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 287
|
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 299
|
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,954
|
|
|
| 84F (.380 ACP) ve 81F (.32 ACP) tabancaların karşılaştırılması |
|
Yazar: alpSaral - 02-03-2025, 01:08 - Forum: Beretta
- Yorum (3)
|
 |
Merhabalar.
Beretta'nın 80 model tabanca serisiyle ilgili çok güzel ve ayrıntılı bir konumuz şurada mevcut, https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=424
Beretta 80 serisi tabancaların ülkemizde bulunan, yani MKE kanalıyla perakende satılan 2 modeli vardır model 81 ve 84. Çift sıra şarjörlü 7.65 ve 9*17 çapında iki model. 81BB, 81F ve 81FS modelleri ile 84F ve 84FS modelleri ülkemizde gördüğüm modellerdir.
Bunlardan en yaygın olan 81F ve 84F (bu konuda 84F bana 81F kayınpederime ait) modellerini birlikte yan yana izleyelim, birbirlerine uyan ve uymayan noktaların üzerinde duralım.
Başlık ve fotoğraflar incelenecek başka silahlar içinde referans olacağı için konu kıymetli olacaktır diye düşünüyorum.
Her iki tabanca 1990'ların başında MKE'den satın alınmıştır. Bu fotoğrafları 10.05.2022 tarihinde eski foruma yüklemek için çekmiştim. Geçen süre içinde ben 84'ü devrettim.
81F .32 ACP (7.65 * 17) kabaca 600 civarı atım görmüştür.
84F .380 ACP (9 * 17) kabaca 1000 civarı atım görmüştür.
Not: 84F modelinin allen başlıklı kabza kapak vidaları tarafımdan sonradan takılmıştır, orijinali 81F’de olduğu gibi düz normal vida idi.
Genel görünüm
![[Resim: IMG-1779.jpg]](https://i.ibb.co/Cpyzn4Pb/IMG-1779.jpg)
Üst 81 alt 84, tabancaların soldan görünümü
![[Resim: IMG-1781.jpg]](https://i.ibb.co/9kYz3Dsf/IMG-1781.jpg)
Üst 81 alt 84 tabancaların sağdan görünümü
![[Resim: IMG-1783.jpg]](https://i.ibb.co/sdQKcXkm/IMG-1783.jpg)
Sol 81 sağ 84 tabancaların önden görünümü (kalibre farkının namlu çaplarına yansıması)
![[Resim: IMG-1784.jpg]](https://i.ibb.co/8LXrVchS/IMG-1784.jpg)
Sol 81 sağ 84 Tabancaların alttan görünümleri. Şarjör tabanlarının alt kısımlarında kalibre bilgisi mevcut.
![[Resim: IMG-1787.jpg]](https://i.ibb.co/Qj7jNpyk/IMG-1787.jpg)
Atım yatakları kısmından görünüm. F serisi ile birlikte tırnaklarda kırmızı boya vardır. Atım yatağı dolu olunca bu kısım görünür hale gelir.
![[Resim: IMG-1798.jpg]](https://i.ibb.co/MxQgWTp0/IMG-1798.jpg)
Sol 81 sağ 84
![[Resim: IMG-1803.jpg]](https://i.ibb.co/YFdS130F/IMG-1803.jpg)
Üst 81 alt 84 her iki namlu tamamen aynı ölçülere sahip olup, çekirdek çapındaki fark namlunun et kalınlığı ile giderilmektedir. Dolayısıyla her iki namlu, her iki silahın gövdesine ve sürgüsüne uyum sağlamaktadır.
![[Resim: IMG-1808.jpg]](https://i.ibb.co/dJ0fVJrN/IMG-1808.jpg)
Solda 84 sağda ise 81 namlusu. 84 daha fazla atış yapmış olmasına rağmen 7.65 kovan tablasının SR - yarım etekli- oluşundan kaynaklanan iz net olarak görülebiliyor.
![[Resim: IMG-1809.jpg]](https://i.ibb.co/M5xfN52L/IMG-1809.jpg)
Solda 81 sağda 84 namlu ön kısımları detaylı. Namlu dış çaplarının aynı, ölçü farkının iç çapta olduğu bu fotoğrafta daha net anlaşılıyor.
![[Resim: IMG-1816.jpg]](https://i.ibb.co/TM5BvBLT/IMG-1816.jpg)
Atım yatağında mermilerle
![[Resim: IMG-1802.jpg]](https://i.ibb.co/154zpC1/IMG-1802.jpg)
Üstte 81 altta 84 kapak takımını tam toplu halde alttan görüyoruz. İcra yayının hemen üst kısmında kalan oyuk alan, sürgü durdurucunun denk geldiği kısımdır. Onun alt çaprazında geride kalan oyuk alan ise mekanik zamanlama görevi için tetik irtibat kolunun düştüğü alandır. Tetik bu boşluğa geldiğinde horoz ayağıyla irtibat kurabilecek şekilde ayarlıdır. Yine F serileriyle başlayan iğne blok emniyeti bu oyukluğun hemen yanında yer almakta, iğne blok emniyet piminin sol tarafında ise tırnak sabitleme pimi görünmektedir. Her iki tabancada aynı icra mili ve yayını kullanmaktadır. Zaten 2 kalibrede hemen hemen aynı patlama gücüne sahiptir (7.65 patlama anı oluşturduğu basınç biraz daha fazladır)
![[Resim: IMG-1812.jpg]](https://i.ibb.co/Gfjn3yLx/IMG-1812.jpg)
Solda 81 sağda ise 84 sürgüsüne olması gereken kendi çaplarındaki mermiler yerleştirilmiş halde.
![[Resim: IMG-1814.jpg]](https://i.ibb.co/SDp0CG10/IMG-1814.jpg)
Yine solda 81 sağda ise 84 sürgüleri var ancak fişekler bu kez ters yerleştirilmiş halde. Arada hiç fark yok.
![[Resim: IMG-1801.jpg]](https://i.ibb.co/whfd3891/IMG-1801.jpg)
Burada gövdeler görünüyor solda 81 sağda 84 arada hiç bir fark yok.
![[Resim: IMG-1817.jpg]](https://i.ibb.co/hxZD5Fbn/IMG-1817.jpg)
Solda 81 sağda ise 84 burada iki gövdenin birbirine temas eden noktası, parça çıkarıcı, çarpacak denilen -ejector-dür. Tırnağın çektiği fişek nihayetinde bu parçanın ucundaki ince kısma çarpar, tırnak yine çekmeye başladığı için o noktadan fişek dışarıya itilmeye başlanır. Bu parça önemli çünkü her silahta her fişek kalibresine göre boyutu özel olmalıdır. Ancak 7.65 ve 9.17 fişekleri hem kovan hem mermi toplam uzunlukları birbirlerine eş olduğu için bu parçada da bir farklılık yok. Özetle gövdelerde tamamen aynı diyebiliyoruz.
Gelelim şarjörlere. Namludan sonra iki modelde farklı olan tek parça (gövde üzerindeki 7.65 ve 9.17 işaretlerini fark olarak saymıyorum)
Burada farkı gerektiren durum iki fişeğin çap ölçü farkından ziyade, 7.65 fişeğin yarım etekli 9.17 fişeğin ise eteksiz oluşudur.
Takdir edersiniz etekli kovanları tek sıra şarjöre belirli bir açıda dizmek bile sorun yaratabilirken, bunları çift taraflı olarak yığmaya çalışmak ciddi trigonometrik problemlerin çözülmesini gerektirecektir.
Bu nedenlerden dolayı 9.17 şarjörü 13 mermi alırken 7.65 şarjörü 12 mermi alabilmektedir.
![[Resim: IMG-1788.jpg]](https://i.ibb.co/LXn6q3rq/IMG-1788.jpg)
Solda 81 sağda 84. 81 yani 7.65 şarjör boyunca çekili oyuklar mermilerin istenen bir açıda durabilmesi için gerekli tasarımsal bir çözümün sonucudur. İki şarjörde her iki gövdeye uyum sağlamaktadır.
![[Resim: IMG-1791.jpg]](https://i.ibb.co/dwjPzMK8/IMG-1791.jpg)
Üstte 81 sağda 84
![[Resim: IMG-1793.jpg]](https://i.ibb.co/TxK7hMxK/IMG-1793.jpg)
Solda 84 sağda ise 81 gerdellerini görüyorsunuz. İkinci kritik tasarım farkı burada yatıyor. 84 şarjörün gerdeli klasik 9*19 fişek şarjörlerine benzer bir yapıdayken, 81'in gerdeli tamamen düz. Ayrıca 81 gerdelinin arka kısmındaki oyuntuya dikkat ederseniz son mermi eteğinin oraya oturduğunu ve oradan sorunsuz çıkması için o şekilde yapıldığını hemen anlayacaksınız. 81 şarjörüne kısa dokuz mermi koyabiliyorsunuz ancak fişeğin durduğu açı nedeniyle sorunsuz şarjörden çıkamıyor. Yani şarjörler kesinlikle birbirlerinin yerine kullanılabilecek durumda değil.
![[Resim: IMG-1794.jpg]](https://i.ibb.co/whJb91JK/IMG-1794.jpg)
Solda 84 sağda ise 81, gerdel farklarını daha iyi gösteren bir açı.
![[Resim: IMG-1819.jpg]](https://i.ibb.co/k2q6dPFQ/IMG-1819.jpg)
Solda 84 sağda ise 81. 7.65 fişeğin şarjörde sola yaslı bir açıda durduğuna dikkat edin. Kovan eteği buna sebep olmaktadır.
Özetle: Her iki silah aslında aynı ebat, ölçü ve parçalarla üretilmiştir. J.M.Browning zaten 9*17 mermiyi, 7.65 tabancalarda çalıştırabilmek için tasarladığından tıpkı Walther PP/PPK'larda, Browning M1910/22'lerde olduğu gibi Beretta 80 modellerde de neredeyse aynı tabanca sadece namlu farkıyla üretilmiştir. Örneğimizde şarjörde farklıdır.
İlave etmek istediğim husus Beretta'ya ürettirilen ve temel olarak bu modeli esas alan BDA Browning tabancaların, aynı çap olsalar bile şarjör dahil pek çok parçası Beretta'larla uyumlu değildir. Buna dikkat edilmeli.
Önemli Not: Beretta firması bu tip bir kullanıma kesinlikle garanti vermediği gibi, üreticinin verdiği garantiyi şahsen kendimde vermem. Silah tasarımlarına katkı olması açısından bunları göstermek istedim kendim dahi asla bu şekilde bir parça değişikliği yapıp kullanmış değilim, ayrıca bu tip bir işlem yasal değildir. Dikkat edeceğiniz üzere sadece görsel bir değerlendirme yaptım metalürjik durumu bilemediğimiz için bu kısım eksiktir. Özetle bu tip bir değişikliği kullanım amaçlı olarak asla yapmayın.
Saygılarımla.
|
|
|
| BHP Yazıları |
|
Yazar: ceycey - 02-03-2025, 00:45 - Forum: Browning/FN
- Yorum (2)
|
 |
BHP Yazıları:
Arkadaşlar, eski forumda Browning High Power hakkında yazılmış bazı önemli ve yararlı mesajlar var. Bunlar silinmeden burada bir konuda toplamak istiyorum. Buldukça yükleyeceğim.
T Serisi:
Lupus üstat demiş ki: 19.5.2009
T Serisi ve her türlü eski nesil BHP yi ilgilendiren en önemli konulardan birisi, yetersiz metalürji ve dayanımlarıdır. Özellikle malzeme alaşımı ve sertliğinden kaynaklanan dayanım zaafları vardır.
Bunların en çok göze çarpan ve dikkatsiz davranıldığında en çabuk gözlendiği yerlerden birisi de sürgü içerisindeki namlı kilit dişi yataklarıdır. Eğer zamanında icra yayı revizyonları yapılmazsa, buna ek olarak da rast gele ve yüksek miktarda yüksek basınçlı mühimmatla atış yapılırsa, sürgü içerisindeki kilit yatakları çok kısa sürede deforme olabilmektedir.
Her ne kadar bu hasarlar belirli bir dereceye kadar silahın mekanik güvenilirlik ve mermi dağılımını etkilemese de, bu konuda sınırın hangi düzeyde bir aşınma olduğu belirsizdir, bu nedenle eski nesil herhangi bir BHP almayı düşünen kişilere tavsiyem, ilk önce sürgü içerisindeki namlu kilit dişi yataklarını kontrol etmeleridir.
Tokoğlu demiş ki: 20.5.2009
T serisi silahların halk arasında tutulduğu, aşağı yukarı bu formun müdavimlerinin ve silahlara muhabbeti fazla olan kişilerinde malumudur. Bu şekilde halkın teveccühüne mazhar olmuş mamul maddelerin bir kısmı bu teveccühü hak etmezken, önemli bir kısmının da bu teveccühü hak eden özellikleri vardır. T 26XXX e kadar olan serilerde işçilik ve malzeme kalitesi en üst seviyelerdedir. Büyük bir bölümünün namlusu tek parça yekpare çelikten imal edilmiştir diye biliyorum. Bu seriden sonraki serilerinde (çok büyük bir kısmında) öncekilerde bulunan halk arasında balık tabir edilen sanayi kodu ve diğer kodların bir kısmı bulunmamaktadır. Zannımca o yıllardaki aşırı talep üzerine ya fason olarak yaptırılmış yada başka ülkelerde (Macaristan gibi) taklit edilmiş olabileceğini düşünüyorum .Sn lupus T3…....ile başlayan hp ler muhtemelen Belçika imalatı değil diye biliyorum. Syglr.slmlr.
Lupus üstat demiş ki: 20.5.2009
Sn.Tokoğlu, kontrat teslimatı için üretilmemiş ve özellikle sivil Pazar için hazırlanmış T serilerinin işçilikleri gerçekten güzeldir. Aslında bu sadece T serisi için değil diğer BHP ler için de geçerli bir durumdur. Ancak C serileri ama özellikle de MKII ve MKIII lerden itibaren, özel bir istek olmadıkça boya dahil olmak üzere her türlü teslimat için geçerli ciddi bir standart yakalanmıştır. Bu yeni nesil BHP’lerin bir artısıdır.
İki parçalı namlu konusuna gelince, şahsen bunun herhangi bir dezavantaj oluşturduğunu düşünmüyorum. İki parçalı BHP namlularında sırf bu konstrüksiyon şeklinden kaynaklanan her hangi bir kırım şimdiye kadar hiç rapor edilmemiştir. Ama yine eski silahların namlu ön alt kilit kamalarında malzeme özelliğinden kaynaklanan pek çok kırım rapor edilmiştir. Bu nedenle yeni nesil BHP namlularında bu bölgeye ayrı bir destek kotu eklenmiştir. Ancak .40 SW kalibre söz konusu olunca bunlar da yeterli olmamış ve üst namlu kilit dişi sayısı ve bunların sürgüdeki karşılığı 2’ den 3’ e çıkarılmıştır, ancak namlu hala iki parçalı olarak üretilmeye devam etmektedir.
Macaristan’da bir aralar lisanslı daha sonra da lisanssız üretim yapan FEG ‘in ürettiği, ancak üzerinde asıl üreticinin değil de FN ‘e ait yazıların olduğu BHP ‘lerden bir tanesine Ankara’da şimdi faaliyette olmayan bir silahçıda denk gelmiştik. Silahın üzerinde Belçika sanayi kodları yoktu ve seri numarası da ‘’ B ‘’ ile başlıyordu. Bu esnada kalabalık bir güruh seri nosundaki ‘’ B ‘’ harfinin Belçika ‘ nın ‘’ B ‘’ si olduğu, bu silahın ‘’ 14’ lünün hası ‘’ olduğu ancak neden üzerinde hiç balık, sinek, börtü böcek olmadığını anlayamadıklarını tartışıp duruyorlardı.
Bu arkadaşlara ilk sorduğum soru silahın zor alım olup olmadığı olmuştu. Sahibinden gelen cevap mırın kırın ile karışık zor alım olduğu yönünde olunca, bu silahın Irak Ordusu için zamanında FN üretimi modellerin yanında, FEG ‘den direk alınmış olanlardan birisi olduğu yönündeki kanaatim pekişti. FEG ‘ in Irak için ürettiği bazı HP ‘ lerde sahte Belçika üretim kodları dahi vardır.
BHP tarihçileri ve duayenleri, kontrat veya ihale silahı olsa da, FN ‘ nin kendi adına başka üreticilere fason üretim yaptırmadığı konusunda hem fikirdir.
Üretim modeli veya serisi ne olursa olsun, eğer koleksiyon amaçlı olarak değil de, sürekli olarak atış yapmak için bir BHP alınacaksa, kesinlikle alınabilecek en yeni nesil BHP’nin alınması taraftarıyım. Ama sadece sevilip şefkat gösterilecek ve gelecek nesillere aktırılmak üzere bir BHP alınacaksa, kontrat ve ihale üretimi olmayan, mümkünse mükemmel yüzey tesviyesi ve harika bir menevişle perdahlanmış olan gizli tırnaklı bir BHP, eğer bu bulunamazsa, yukarıda belirttiğim özelliklere uyan bir T serisi edinilmesi konusunda sizinle hemfikirim. Saygılar.
Tokoğlu demiş ki: 20.5.2009
BROWNİNG 1935 hı-power tbnc-seri noları 1957 kadar 70000 1957 70000 80000 1958 80001 85267 1959 85268 85268 1960 89688 93027 1961 93028 109145 1962 109146 113548 1963 113549 115822 1964 115823 T136568 1965 T136569 T146372 1966 T146373 T173285 1967 T173286 T213999 1968 T214000 T258000 1969 T258001 T261000 Ve üzeri 1969 yılında 69 c ile başlayan seri numaralarına geçilmiş (69CXXXXX) 70CXXXXX,71CXXXXX,72CXXXXX,73CXXXXX,74CXXXXX,1975CXXXXX, 1975 YILINDAN itibaren yeni seri noları kullanılmaya başlamıştır RV 1975,RT 1976, RR 1977,RP1978,RN 1979,PM 1980,PZ1981,PY 1982,PX 1983,PW 1984,PV 1985,PT 1986,PR 1987,PP 1988,PN 1989,NM 1990,NZ 1991,NY 1992,NX 1993,NW 1994…...................Elimdeki kaynak kitapçık 1995 basımlı (ULUSLAR ARASI SİLAH MÜHİMMAT KAÇAKÇILIĞI İLE MÜCADELEDE MENŞE TESPİT EL KİTABI) Bu nolar ile başlamayan örneğin C ,L ..Aklıma gelenler bunlar çok sayıda hp gördüm sanayi kodları yoktu fakat yazı karakterleri 1 e 1 aynı idi .Bu nolar haricindeki (üstte sıraladıklarım) bhp nerde üretildiklerini bilmiyorum ancak kesin orjinal bir bhp değil. Diğer konuya gelince yeni nesil bhp ler tasarım ve dizayn olarak kabul etmeliyim ki çok güzel(emniyet mandalını hariç ) ancak sn lupus çok konuda fikirlerinize iştirak ve bilgilerinizi taktir etmemle beraber bu konuda katılmıyorum. Dayanım ve kaliteli malzeme olarak eski nesil 14 lü lerden iyi değil .Rüştünü ispat edecek kadar bir zaman henüz tercih , buna rağmen azımsanamayacak sayıda sıkıntılar çıkarttığını eski kuşak silahçı abilerimizden dinledim. Eski silahçılar asla bir T1 ,T2, 1957-1969 Yılları arası üretilen bir bhp yi yeni modellere tercih etmiyorlar, buna R,VE P ile başlayanlar da dahil herkese slmlr. Syglr, TOKOĞLU ESKİŞEHİR
Lupus üstat demiş ki: 21.5.2009
Sn.Tokoğlu,
'' ULUSLAR ARASI SİLAH MÜHİMMAT KAÇAKÇILIĞI İLE MÜCADELEDE MENŞE TESPİT EL KİTABI '' isimli kaynağın, daha doğrusu bunu hazırlayan arkadaşların atladığı küçük bir ayrıntı var. O da standart olarak T serisi üretiminin bitirilip, ilk önce '' C '' ve üretim yılını kapsayan daha sonra da 245 model kodu ve üretim yılı harf kodu ile başlayan seri nolarına geçilmesine rağmen, ara ara özel siparişlerle T serisi BHP ' lerin üretilip teslim edildiğidir. Bu bilginin kaynağı ise tüm dünyada en ciddi BHP tarihçilerinden birisi olarak bilinen R. Blake Stevens 'dır. Tüm dünyada hazırlanan pek çok resmi kurum kaynağında olduğu gibi bunda da genelde sadece üretici resmi katalog ve sitelerindeki kısıtlı bilgiler kullanıldığından bu tür eksik ya da yanlış bilgilendirmeler ortaya çıkabiliyor. Örneğin bu resmi kaynaklara göre hiç alüminyum alaşım gövdeli bir BHP üretilmemiştir, ama kesinlikle üretilmiştir.
BHP, daha doğrusu tüm FN tarihçilerinin en çok zorlandıkları konulardan birisi de, FN ' nin tüm tarihi boyunca standart bir seri numaralama sistemi kullanmaması, çok önceki yıllarda bıraktığı seri noları ile bazen yeniden üretim yapması ve bu modellerle ilgili siparişlerde bu seri nolarını kullanmasıdır. İşin ilginç yanı bu konudaki resmi FN kayıtları dahi karma karışık bir haldedir. Bu nedenle FN üretimi silahlarda, ama özellikle BHP konusunda, BHP'ye yıllarını, hatta hayatlarını vermiş olan araştırmacıların hazırladığı kaynakçalar, her zaman çok daha güvenilir olmuştur.
BHP dayanımı konusunda ise, yıllar önce ben de kesinlikle ülkemizdeki pek çok kişi ile aynı fikirdeydim. Ancak zaman içerisinde araştırdıkça, ama en önemlisi de silah tamir ve bakımı yapan kişilerle tanışıp, bunların yaptıkları işleri takip ettikçe, durumun sanılanın tam tersi olduğunu gördüm. Şimdiye kadar hatırı sayılır bir miktarda atım görüp de, sürgü kilit yatakları yuvarlanmayan eski nesil bir tane BHP görmedim desem yalan olmaz. Ellerindeki silahlara toz kondurmayan pek çok eski toprak silah sever ağabeylerimizin hiç birisinin bir kez dahi olsa bu bölgeyi kontrol ettiklerini sanmıyorum.
Diğer bir kontrol edilmesi gereken bölge de, sürgü ön kısmındaki kızak yataklarını taşıyan, gövdenin ön korkuluğunun iç kısmında kalan sürgü taşıyıcılarıdır. Eski nesil BHP ' lerde bu bölge de erken aşınma ve gevşeme gösteren alanlardan birisidir. Elinize eski nesil bir BHP alıp, şarjörü çıkartıp, horozu çekip silahı salladığınızda, bu bölgede ciddi bir boşluk oluştuğu derhal gözlenir. Ama asıl yapılması gereken test, bir şarjörü sadece şarjör emniyetine baskı yapacak kadar silaha yerleştirip, yavaşça tetik düşürmektir. Bu esnada tetik kolu, tetik / horoz tulumbası irtibat koluna bastırdıkça, sürgünün ve nişangâhların gövde üzerindeki bariz hareketi rahatlıkla görülebilecektir.
Eski nesil BHP 'lerdeki iç parçalar, özellikle de horoz ve tetik / horoz tulumbası gerçekten çok yumuşaktır. Bunu kendim de şahsen deneyerek gözlemledim. Tetik çekiş karakterini düzeltme üzerinde çalışırken, elimdeki MKIII ' ün tulumbasının orijinal geometrisi bozmamak için, Sn.Göktuğ'un elindeki pert olmuş bir T serisinden çıkma tulumba kullandım. Sonuç, yeni nesil BHP horozunun tulumbayı tıraşlaması oldu.
Benzer bir şeyi tetik yolunu kısaltmayı denerken, yine eski nesil bir BHP nin tetik kolunu kullanınca da gözledik. Eski parça, yeni silahın tetik kolu irtibat kolu tarafından resmen eziliyordu. Kaldı ki bu parçalar hiç bir şekilde zorlanma olmadan ve tesviyeye gerek kalmadan yeni nesil silahlara oluyordu. Diğer yandan bu da FN yıllardır parça ölçülerinde ne kadar sıkı bir standart oturttuğunun güzel bir göstergesi.
BHP dayanımı konusunda bu işin duayenlerinden Bill Laughridge, eski nesil bir BHP nin kilit yataklarının yuvarlanması için sadece bir kaç şarjör sür şarj mermi atılmasının dahi yeterli olabildiğini, bu silahlarda kullanılan fişek ve yaylar konusunda çok hassas olunması konusunda tüm BHP severleri şiddetle uyarıyor. Yoğun atış, özellikle de + P fişeklerle yoğun atış yapmayı planlayan kişilere ise, sadece yeni nesil bir BHP almanın bile yeterli olmayacağını, mümkünse .40 SW için üretilmiş bir BHP alıp, bunu 9x19 mm ye çevirerek kullanmayı öneriyor. Tabii bu tavsiyelerin içerisinde ne kadar ekonomik rant beklentisi olabilir onu bilemem.
Aşağıdaki linklerden söz konusu kişinin BHP konusundaki yetkinliği hakkında daha net fikir sahibi olabilirsiniz. Tabii yapılan işler zevk meselesi, herkese hitap etmeyebilir. Ancak ABD'eki Ted Yost, Bob Dunlap gibi BHP ustaları ve S.A.Camp, Jim Wilson gibi duayen BHP kullanıcıları da dayanım ve malzeme kalitesi konusundaki kronolojide mutabıktır.
http://www.cylinder-slide.com/
http://www.cylinder-slide.com/photos.shtml
Yeni nesil BHP emniyet mandalları konusunda ise sizinle tamamen hem fikirim. Özellikle parmaklar ileride, derin tutuşta, resmen avuç içerisindeki kemiklerinizi eziyor. Evet, manipülasyonu daha kolay ve yumuşak ama atış esnasında resmen eziyet. Bu nedenle ben de eski tip çıkma emniyet mandalı kullanıyorum. Ayrıca adına ergonomik ya da ortopedik ya da her ne karın ağrısı deniyorsa, yeni nesil çıkıntılı ve sırtı kambur kabza kapaklarından da hiç haz etmiyorum, direk değiştirdiğim şeylerden birisi de bunlar. Saygılar.
|
|
|
| ABD'de 2024 ün EN İYİ EV SAVUNMASI YİVSİZ TÜFEKLERİ: Taktik, Pompalı & Yarı-oto |
|
Yazar: Sabri - 01-03-2025, 00:47 - Forum: Genel Konular
- Yorum (1)
|
 |
Pewpew Tactical web sayfasında yayınlanan ABD'de 2024 ün "EN İYİ EV SAVUNMASI YİVSİZ TÜFEKLERİ: Taktik, Pompalı & Yarı-oto " makalesini sizler için özetleyerek tercüme etti:
![[Resim: Ekran-Resmi-2025-02-28-19-46-12.png]](https://i.ibb.co/LXX8VZX0/Ekran-Resmi-2025-02-28-19-46-12.png)
Birçok kişi için ev savunması için hâlâ en iyi silah bir pompalı tüfektir. Tüfeklerimizi ve tabancalarımızı seviyoruz, ancak pompalı tüfek hayranları haksız sayılmaz!
Peki, bu kadar çok taktik, av ve sportif pompalı tüfek varken hangisinin size uygun olduğunu nasıl bileceksiniz?
Ev savunması için en iyi yarı otomatik ve pompalı taktik tüfekleri bir araya getirdik, böylece ne almanız gerektiğini ve neden sizin için doğru seçim olduğunu tam olarak bileceksiniz.
Bu makale için, Pew Pew Tactical ekibi olarak bizzat kullandığımız, incelediğimiz ve sahip olduğumuz çeşitli taktik ve ev savunma tüfeklerini bir araya getirdik. Bu listede yer almayı hak eden tüm tüfeklerin belirli kriterleri karşılaması gerekiyordu: - Güvenilir şekilde fişek besleyip ateşleyebilmek
- Çoğu atıcı için ergonomik tasarıma sahip olmak
- Rakiplerinden ayrılmasını sağlayan özel özelliklere sahip olmak
- Taktiksel veya ev savunma senaryolarında yüksek performans göstermek
Listemizde yer alan her ev savunma tüfeğini bizzat denedik; atış poligonunda, yarışmalarda ve eğitimlerde kullandık. Pew Pew Tactical ekibinin tamamı ve serbest yazarlar, farklı vücut tipleri ve deneyim seviyelerine göre çeşitli bakış açıları sunarak bu incelemeye katkıda bulundu.
Buradaki her tüfek en az 1.000 fişekle test edildi. İncelediğimiz her tüfeği beş, 10, 15 ve 25 yard mesafelerde farklı mühimmat türleriyle test ederek isabetlilik ve güvenilirliğini değerlendirdik.
Genel değerlendirmeleri aşağıdaki tabloda verilmiştir:
![[Resim: Ekran-Resmi-2025-02-28-19-55-52.png]](https://i.ibb.co/fYfb2gwM/Ekran-Resmi-2025-02-28-19-55-52.png)
![[Resim: Ekran-Resmi-2025-02-28-23-37-15.png]](https://i.ibb.co/ccC1cwg2/Ekran-Resmi-2025-02-28-23-37-15.png)
![[Resim: Ekran-Resmi-2025-02-28-23-37-32.png]](https://i.ibb.co/4HGccLB/Ekran-Resmi-2025-02-28-23-37-32.png)
![[Resim: Ekran-Resmi-2025-02-28-23-37-47.png]](https://i.ibb.co/690gpCL/Ekran-Resmi-2025-02-28-23-37-47.png)
![[Resim: Ekran-Resmi-2025-02-28-23-37-59.png]](https://i.ibb.co/q675XqH/Ekran-Resmi-2025-02-28-23-37-59.png)
![[Resim: Ekran-Resmi-2025-02-28-23-38-12.png]](https://i.ibb.co/Myj7k6pv/Ekran-Resmi-2025-02-28-23-38-12.png)
![[Resim: Ekran-Resmi-2025-02-28-23-38-32.png]](https://i.ibb.co/PsM2TkNz/Ekran-Resmi-2025-02-28-23-38-32.png)
|
|
|
| Tisaş Fatih 13 |
|
Yazar: ceycey - 28-02-2025, 00:53 - Forum: Tisaş
- Yorum (9)
|
 |
Tisaş Fatih 13:
![[Resim: cy75lhb.jpg]](https://i.hizliresim.com/cy75lhb.jpg)
Ülkemizin ilk 7.65 çapında üretilen tabancalarındandır.Önce diğer yerli tabancalar gibi MKE markası
adı altında satıldı.Daha sonra Tisaş Fatih 13 ismiyle yine MKE’de satılmaya başlandı. Kapasitesi
(12+1) 13 olduğu için bu model numarasını almıştır.1994 Yılında üretime başlanmış. MKE’de satıldığı
dönemi hatırlıyorum.Galiba 650 TL bedelle satılıyordu.Daha sonra 380 ACP(9x17 mm) çaplı olarak da
üretildi.(1.000 TL) Yıllar sonra 7.65 çaptan vazgeçildi, 9x17 mm çapta üretimi devam ediyor.
![[Resim: tuxdvx7.png]](https://i.hizliresim.com/tuxdvx7.png)
Teknik verilerine ve özelliklerine bakalım : (9X17 mm)
Uzunluğu 175 mm,namlu uzunluğu 100 mm,yüksekliği 120 mm,genişliği ise 35 mm’dir.Boş şarjörlü
ağırlığı yaklaşık 670 gramdır. Şarjörü çift sıralıdır.
![[Resim: 4gbf4cw.jpg]](https://i.hizliresim.com/4gbf4cw.jpg)
Tabanca Beretta 81/84 modelinin klonudur. Dolayısıyla açık namlulu olup tek/çift hareketli tetik sistemine
sahiptir.Yine, emniyet mandalı ile horoz ve iğne blok emniyetleri vardır.Emniyet mandalı gövde üzerindedir.
Şarjör çıkarma düğmesi tetik korkuluğu altındadır. Çekme kertikleri sadece arka tarafta vardır.
![[Resim: aopumn6.jpg]](https://i.hizliresim.com/aopumn6.jpg)
Gövdesi Beretta 81/84 gibi alüminyum alaşımdır.Gezi yandan geçme olup arpacığı sabittir.Aynı klonu olduğu
Beretta gibi sökülür ve takılır. Fabrika verilerine göre tek hareketli tetik 2 kg, çift hareketli tetikse 4 kg
ağırlığındaymış. Halen siyah olanı 11.900 TL(340 Dolar),gri renkte olanı 12.700 TL’ye(350 Dolar) satılıyor.
![[Resim: kpzdet5.jpg]](https://i.hizliresim.com/kpzdet5.jpg)
![[Resim: yqb5ydw.jpg]](https://i.hizliresim.com/yqb5ydw.jpg)
Tabanca eski forumun ilk yıllarında fiyat/fayda oranı açısından beğenilirdi.Ancak, forumda o zamanlar yerli
tabancalara olan ön yargılar nedeniyle çok az kişi almıştı. Daha sonra Lupus üstadın yazdığı yol hikayesinden,
bazı kusurlarına rağmen aslında dayanıklı ve kolay tutukluk yapmayan bir tabanca olduğu anlaşılmıştı.
![[Resim: 7ignvka.jpg]](https://i.hizliresim.com/7ignvka.jpg)
Fatih 13 konusunda Lupus üstadın eski forumdaki mesajları aşağıda. Resimler silinmiş.
Lupus üstat demiş ki: ( 09.5.2009)
Arkadaşlar, aşağıda bulunduğum ildeki özel poligonun envanterindeki,7.65x17 mm çapındaki bir Fatih 13'ü
görüyorsunuz. Silah 3.5 yaşında olup, 20.000 atımdan fazla atım görmüştür. Bu meyanda silahın bir kez tetik
yayı,bir kez kovan fırlatıcısını sabitleyen pimi kırıma uğramış olup, silahta bunun dışında herhangi bir kırım
yaşanmamıştır. Bu dayanım performansında sabit namlulu bir silahta, düşük basınçlı mühimmat kullanmanın
etkisi olduğu aşikar olmasına rağmen, yine de alüminyum alaşım bir gövdeli bir silah için, oldukça tatminkar
bir dayanım performansı olduğu söylenebilir. İşin en sevindirici yanı ise, silahın bu dönem içerisinde hiç bir
türde mekanik tutukluğuna şahit olunmamasıdır.
Silahta mevcut en önemli işçilik kusuru, namlu kilit noktaları ve sürgü-gövde ölçümlerinde yapılan hata sonucu,
sürgü arka noktalarının gövde arka hattından geriye doğru taşmasıdır. Bunun dışında metal aksamın bazı yerlerinde
de takım izleri mevcut, ancak ödenen paraya göre alınan malzeme ve işçilik tatminkar düzeyde. Tabii yine de
uygun fiyata bulunabilecek bir Beretta Model 70 veya FN 1910 / 1922 ile karşılaştırılması mümkün değil.
Silahın şarjörleri akıllıca bir hareket yapılarak direk İtalya'dan alınmış.Silah şimdiye yaptığı tüm atımları tek şarjörle
yaptı. Şarjör hala sağlam ve fonksiyonel.
Silahın çelik sürgü kızaklarında belirgin bir malzeme aşınması yok, boyada yer yer açılmalar mevcut. Sürgüde fişek
süren tablanın mermi alan kısmındaki boya neredeyse tamamen sıyrılmış durumda, ancak malzemede herhangi bir
aşınma yok. Boyanın altında görülen takım izlerine tırnak takılmıyor. Sürgü yakalama manivelasının ve tetik kolu
irtibat kesme mahmuzunun sürgüye temas ettiği yerlerdeki boya da tamamen açılmış durumda.
Alüminyum alaşım gövdenin sürgü taşıyıcı kızaklarındaki elokselin çoğu gitmiş durumda, ancak bunlarda da malzemede
ele veya tırnağa takılan diş vermiş korozyon veya hasar yok. Gövde üzerindeki parçaların çalışan temas noktalarındaki
boya da neredeyse tamamen sıyrılmış durumda. Bu parçaların keskin yüzeylerinin hepsi ezilip yuvarlanmış durumda.
Aynı şekilde icra yayı mili üzerindeki boyanın da tamamı sıyrılmış durumda.
Namlu dışındaki boyanın da çoğu sıyrılmış durumda. Ancak namlu yivi seti çok iyi durumda.
Silahın 15 m deki dağılım değerlerinde de herhangi bir bozulma yok. Ancak çıkış hızı ölçümü yapamadığımız için, bu
konuda bir fikrimiz yok.
Evet, Fatih 13 her şeyiyle, özellikle de işçilik konusunda kesinlikle tam bir Beretta 81 / 84 / 87 olamaz ve bunların yerini
tutamaz, ancak kısıtlı bir bütçe ile, özellikle az paraya, mümkün olan en çok yakın mesafe savunma silahlarından birisini
almak isteyen kişilerin tercih edebilecekleri bir tabanca. Özellikle kolay kolay mekanik arıza vermeyecek bir tabanca
olması, bu konudaki en büyük artısı.
Tetik çekiş kalitesi çok mükemmel değil. Tetik yolları aynı Beretta gibi uzun. İlk başlarda bu silahın tetik çekişinde de bazı
takılmalar vardı, ancak zamanla atış gördükçe, parçaların kenarları kırıldıkça, bunların hepsi kayboldu. Gönül, diğer
işçilik kusurları ile birlikte bunların hepsinin direk fabrikada giderilmesini arzu ederdi, ancak halihazırda elimizde olan bu.
Silahın 15 m de dağılımı tatminkar. Bu mesafede iyi ve tecrübeli bir atıcı, 10 dairesinin dışına çıkmıyor. Ancak bu silahın
nişan hattında bir sorun var, sürekli olarak üstten vuruyor. 5 m de nişan ve vuruş noktası arasında çok fark yok, ancak
10 m ve üzerinde bariz bir şekilde üstten vuruyor. 15 m mesafede, 10 dairesinde saat tam 6 hizasına nişan alındığında,
vuruşlar bu dairenin üst sınırında toplanıyor. Bu silahın genel bir kusuru mudur, yoksa bizim silahımızın arpacığının üst
kısmının bir miktar korode olmasından mıdır, bilemiyorum. Ancak dediğim gibi mesafe uzadıkça, nişan ve vuruş
noktasının arasındaki fark açılıyor, ancak bu fark hayati kütle vuruş alanının dışına çıkılacak düzeyde bir fark değil. Saygılar.
|
|
|
| BHP Şarjörleri ve 17+1 kapasite |
|
Yazar: alpSaral - 27-02-2025, 23:25 - Forum: Browning/FN
- Yorum Yok
|
 |
Browning HP tabancaların, 1990'lardan bu yana şarjörleri mec-gar tarafından üretilmektedir.
FN kendi fabrika çıkışlı şarjörleri de Mec-Gar tarafından üretilmektedir.
9*19 BHP'nin standart olarak 10 ve 13 kapasitelik iki adet, bu iki adet şarjörün standart metal tabanlı ve metal taban üzeri kauçuk tamponlu modeli olan 2 adet olmak üzere toplamda 4 şarjör modeli bulunuyor.
![[Resim: HP-MAG-9-MM-10.jpg]](https://i.ibb.co/VpY4FMG5/HP-MAG-9-MM-10.jpg)
10 kapasiteli şarjörler
![[Resim: HP-MAG-9-MM-13-M.jpg]](https://i.ibb.co/Kzcf6gqw/HP-MAG-9-MM-13-M.jpg)
13 kapasiteli şarjörler
Bunlar fabrika çıkışlı orijinal şarjörlerdir. Ancak yine Mec-Gar kendi markasıyla 10, 13 ve 15'lik standart tabanlı şarjör üretmekte ve satmaktadır. Bunlar artık endüstri standardı olmuştur.
13 ve 15 kapasiteli olanları zaten piyasada mevcut ve biliniyor üzerinde çok durmayacağım.
Ancak çok fazla bilinmeyen, hatta ithal eden ve satanlarında pek bilmediği dolayısıyla reklamını yapmadıkları bir kapasite artırıcı var piyasada bulabileceğiniz. Bu parça ile 15'lik mec-gar şarjörlerinizi 17 kapasiteye çıkartabiliyorsunuz.
MGF42216 ürün kodlu (bu kodu aratarak sipariş verebileceğiniz siteleri bulabilirsiniz, mavi, gri, kırmızı 3 renkte üretiliyor) Aslında siyah olanını üretiyor Mec-Gar ancak onu ayrı parça olarak satmıyor, ABD pazarında 17'lik BHP şarjörü olarak paketli satılıyor.
Ürün detaylarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. CZ-75, SW 5906 gibi çelik şarjörlü tabancalara da aynı parça uygulanabiliyor.
https://mec-gar.com/shop/upgrade-parts/p...loorplate/
Parçanın fiyatı 15'lik şarjörden daha pahalı ama tek şarjörde daha fazla mermi taşımak istiyorsanız başka seçenek yok.
![[Resim: IMG-6876.jpg]](https://i.ibb.co/cc5bWYS7/IMG-6876.jpg)
Soldan sağa mec-gar şarjörler en sağdaki 13 diğerleri 15'lik ilk ikisine farklı renklerde aparat takılmış, ilk şarjör nikel.
![[Resim: IMG-6871.jpg]](https://i.ibb.co/0yYNcJb2/IMG-6871.jpg)
Tabanca üzerinde duruşu. Tam dolu bu tabanca 17+1 toplamda 18 mermi taşımaktadır.
![[Resim: IMG-6872.jpg]](https://i.ibb.co/8gH9Cfq6/IMG-6872.jpg)
Alt görünüş
Saygılarımla.
|
|
|
| Kalibre Curcunası) |
|
Yazar: KAANÖZTÜRK - 27-02-2025, 14:50 - Forum: Mühimmat
- Yorum (3)
|
 |
ALINTI=https://www.arpacik.net/atesli_silahlar/kacakac.htm
“Ben avcının kara cahilini, okumayanını, yazmayanını ve büyüklerinin her söylediğine sorgusuz sualsiz inananını severim.”
A. Kozanoğlu
Bir avcının her gördüğünü, duyduğunu veya okuduğunu incelediğini tahayyül edebiliyor musunuz? Ne kadar korkunç. Ne kadar dehşet verici!!!
Bir kutu Amerikan av fişeği alıyorsunuz, üzerinde ne idiğü belirsiz harfler, rakamlar:
12 SP - 3¾ - 1¼ - 4, 2¾ in.. . . . . . . . veya RP A 12L-2¾-1⅛-9, 2¾ in!
Elinize bir Amerikan malı bir de Alman malı yivli tüfek fişeği geçiyor. İki fişek birbirine çok benziyor ama birinin kovan başında 308 WIN öbüründe ise 7.62x51 yazılı!!! Benzer başka bir fişek kafasında ise 7.62 Å işareti var.
Ya birbirine çok benzeyen iki fişekten birinde 8x57J öbüründe 8x57JS yazıyorsa???
Geçenlerde kazara karıştırdığınız eski bir dergi içinde resmini gördüğünüz uzun dürbünlü ve garip görünüşlü tüfeğin
çapı: 45-110-405-2½!!!
Buyur burdan yak!..
İsterse … - N - M - L - ? desin.
Ne gam!
İnsan ya özel bir kursa gidip matematik bilgini olmaya çalışacak, ya da tüfeği duvara asıp ava veda edecek.
Her şeye rağmen bu garip rakamları ve harfleri deşifre etmeye karar verirseniz bu yazı size bir nebze yardımcı olabilir. Fakat asla unutmayın, karşınızda sizi her halükârda şaşırtmaya çalışan ve devamlı önünüze yeni tuzaklar kuran silâh/fişek tasarımcıları, imalâtçıları ve balistik uzmanları daima iş başında. Ayağınızı denk atın.
Onlar uyumuyorlar!
Mühim Not: Bu yazı içinde kullanılan ölçüler, karşılıkları ve matematik işlem sonuçları en yakın 1-2 ondalık haneye yuvarlanmıştır. Lütfen kalkıp da; “25.4 ×.308 = 7.8232 mm. Sen niye 7.8 veya 7.82 yazdın?” diye sormayın.
Fark etmez. O kadar olur. İdare edin! A.K.
AV TÜFEĞİ FİŞEKLERİ
Haydi şimdi en baştan tekrar başlayalım. Bir zamanlar, aşağı yukarı 30-40 sene kadar önce, gideceğimiz ördek avına uygun fişek arıyoruz. Elimizde bulunan iki kutu fişekten birinin üstünde SP 12 - 3¾ - 1¼ - 4, 2¾ in., öbüründe ise RP A 12L-2¾-1⅛-9, 2¾ in yazılı. İmalâtçı ve fişek marka kodu olan ilk harfleri atlarsak ilk önemli simge 12. Bunun manası “12 Gauge” yani 12 numara.
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde ve de hassas ölçümler pek yapılmaz iken, bir libre (veya “pound”) ağırlık (453.6 gram) nispeten kolay ölçülür ve bu ağırlıktaki bir küme kurşunun kaç tane geldiği ise oldukça kolay bir şekilde sayılırken, bu işlerle uğraşanlar şöyle karar vermişler; “Eşit büyüklükteki kurşun misketlerden kaç adedi bir libre gelirse, bu misketlerin tatlı bir şekilde geçtiği boru, yani namlu, o misketlerin adedi kadar numara veya geyc olarak tanınsın”. Başka bir deyişle; “ne kaa misket, o kaa geyc”.
Eskiden bu sistem ufak çaplı tüfek ve tabancalar için bile “1 libreye 54 veya 120 misket” şeklinde kullanılırken, daha sonraları bunlar 44/100 veya 36/100 inç olarak belirtilmeye başlanmış. Bu konuyu ileride daha etraflı olarak göreceğiz.
Kutunun kapağında bundan sonra yazan 3¾ veya 2¾ “dram equivalent” yani “dram karşılığı” olarak (1 dram = 1.77 gram) fişeğin barut miktarını gösteriyor.
Bunu ise şöyle açıklayabiliyoruz: Önceleri dolma tüfeklerde daha sonraları da kırma tüfek fişeklerinin doldurulmasında karabarut kullanılırken (zaten başka türlü bir barut yok iken) “ne kaa saçma, o kaa barut” prensibi kullanılırmış. Bir namlunun çapına göre atacağı misketin ağırlığına eşit ağırlıkta saçma ve de bu saçmayı ölçmekte kullanılan ölçek ile eşit hacimde barut kullanılırmış. Karabarut ile doldurulan fabrikasyon av fişekleri imalinde de kullanılan saçma miktarı ve ebadı ile o saçmanın kullanılacağı av cinsine göre bazı barut miktarları geliştirilmiş. 1880’li yıllarda dumansız barut icat edilince ortaya ciddi bir problem çıkmış. Hassas tartı ve ölçü imkânları olmayan avcılar fişeklerini nasıl dolduracaklar? Değişik marka ve formüllü barutları nasıl kullanacaklar? (Her ne kadar karabarut genelde 75, 10, 15 oranında güherçile, kükürt, odun kömürü ile yapılır diye bilinirse de pek çok değişik türleri ve oranlıları vardır. Meselâ, 1885 yılında Almanların yaptığı P.P.C/85 barutunda hiç kükürt yoktur ve %80 güherçile ile %20 kömürden yapılmıştır) Dumansız barut imalâtçıları, karabaruta eşit hacimlerde, karabaruta eşit basınç sağlayacak şekilde ayarlanan katkı maddeleri ve formüller ile barutlarının hacim/basınç düzenlerini ayarlamışlar. Kendilerinin ise böyle bir sorunu olmadığı için, fişek kutularının üzerine barut miktarını gram, grain, dram vs. yerine “dram karşılığı” (dram equivalent) ibaresi ile belirtmişler.
Takriben 35 yıl önce bir tapa boyu tartışması üzerine 70 mm.lik MKE fişeklerini söktüğümüzde barut miktarının o zaman tek tip olan dumansız barut kutularının üzerinde yazılı olan yaklaşık 2 gram ölçüsünden hacim olarak çok daha az göründüğünü fark edince şaşırmış, fakat çıkan barutu eczanede tarttırdığımızda ağırlığın az olmadığını, gerçekten de 1.95-2 gram civarında olduğunu öğrenmiştik. Şayet MKE’nin kullandığı barutu bizim 2 gramlık ölçeğimizle koysak herhalde 2.5-2.75 gram civarında gelirdi. MKE de bizi kazadan korumak için piyasaya çok yer tutan ve ince bir tapa ile fişeğe ancak sığan bir barut sürdüğü halde, kendi dolularında (katkı maddesi eklemek gibi fazladan bir işlem gerektirmediği için) belki daha randımanlı veya ekonomik olan yoğun barutu, kalın tapalarla kullanıyordu.
Gelelim bundan sonraki saçma miktarını belirten rakamlara; 1¼ ve 1⅛. Bu rakamlar “ounce” olarak saçma ağırlığını gösteriyor. 16 oz. (ounce) 1 lb. (pound) yapıyor. Demek ki 1 oz. (453.6 ÷ 16) = 28.35 gram. Yani 1¼ oz. = 35.5 gram ve 1⅛ oz. = 31.9 gram. Eski tabirlerle 35.5 gram saçmalı olan 70’lik dolu, 32 gram saçmalı olan ise 65’lik (Bu 65’lik 70’ lik tabirlerini de az ileride daha açık olarak inceleyeceğiz).
Sıra geldi 4 ve de 9 rakamlarına. Bunlar saçma ebadını gösteren numaralar. Bunlar da namlu çapı geyc numaraları gibi ters orantılı. Yani “numara ne kaa böyyük, saçma o kaa guççük”. 4 numara saçma takriben 3.3 mm çapında ve 0.2 gram ağırlığında, 9 numara saçma ise takriben 2 mm çapında ve 0.05gram.
Burada bizim eskiden alıştığımız ölçülere göre işler biraz karışıyor (mu acaba). Her iki kutuda da 2¾ in. rakamları son ölçüyü veriyor. Bu “inch” (inç, pus, veya parmak) olarak kovan boyu. 1 in. = 25.4 mm. Yani her iki fişek de 70 mm boyunda. Ne var ki içlerindeki dolular 2 paragraf yukarıda yazıldığı gibi farklı. Çünkü 65 mm.lik fişekler artık Avrupa’da oldukça nadir ve Amerika’da ise bazı özel durumlar dışında namevcut. Eski 65 mm. yataklı ve/veya karabarut garantili tüfeklerini güvenle atmak isteyenler için bulunduruluyor. (Bir zamanlar İngilizlerin 60 hatta 55 mm boyunda av fişekleri olduğunu biliyor muydunuz?)
Bütün bunları göz önüne alırsak bu avda, kutusunda 12 - 3¾ - 1¼ - 4, 2¾ in. yazan fişekleri kullanacağız. Şayet bıldırcın avına veya skeet atışına gidiyor olsaydık 12L-2¾-1⅛-9, 2¾ in. yazan kutudaki fişekler daha uygun olacaktı. Buradaki “L” harfi artık eskiden olduğu kadar önemli değil. Bu “Low Base” ibaresini simgeliyor ve kovan dibinde görülen metal kaplamanın yüksekliğini (daha doğrusu alçaklığını) belirtiyor. Eski kâğıt kovanlarda bu bir dayanıklılık veya sağlamlık ifadesi idi. Halen kullandığımız plâstik fişeklerin çoğunda ise fonksiyonları oldukça sembolik. Bir ara kovan dibinde hiç metal kılıf olmayan Winchester marka plâstik fişekler vardı. Artık o pirinç kaplama sadece psikolojik bir destek.
Genellikle tüfek çapı olan 10, 12 veya 20 GA. ile kovan boyu olan 2¾, 3, 3½ IN. ve/veya 65, 70, 75, 90 mm. işaretleri kutuların başka yerlerinde de daha iri bir şekilde yazılıdır. 20 numara bir fişek 12 numara bir tüfeğin yatağının ucuna kadar oturup üzerine bir de 12 numara fişek girebileceği için, 75mm.lik “yıldız kıvrılmış” bir “magnum” fişek ise 65 mm.lik bir yatağa rahatça N 12 Numara bir Winchester Super-X önünde 20 numara bir fişek! N girebileceği ve de ateşleme anında “Av Tüfekleri ve Özellikleri” yazımızda da bir basit çizimle gösterildiği gibi çok tehlikeli basınçlara sebep olabileceğinden (Zaten 65 mm. yataklı bir tüfek için normal basıncı çok fazla olan 75 mm,lik “magnum” fişek daralan namluya giren kovan ağızı sebebiyle, aynen 20 numara bir dolunun arkasında ateşlenecek bir 12 numara dolu gibi, normalden çok daha yüksek ve tehlikeli basınçlara çıkar). Bu durumlarda namlular genelde fişek yatağından parçalanır. Etrafta tehlikeye düşecek başkaları olmasa bile unutmayın ki atış sırasında sol eliniz, bileğiniz ve kolunuzun bir kısmı tam bu hizadadır (solaklar için sağ el, sağ bilek ve sağ kol olarak okuyunuz). Bu yüzden fişek numarası ve kovan boyu ölçüleri çok önemli. (12 ve 20 numara fişeklerle ilgili uyarılar, 10 ve 16 numara fişeklerle 16 ve 28 numara fişekler için de geçerlidir.)
Artık ülkemizde bol bol ve serbestçe satılan Avrupa ve/veya Amerikan imalâtı av fişeklerinin kutuları (yeni bir sistem geliştirilmediği için çap yine eski usul numara/geyc olarak verilse de) bizim biraz daha kolay anlayabileceğimiz gram ve milimetre gibi aşina ölçüleri de içeriyor. Şimdiki avcı ve atıcıların kafalarını karıştıracak o kadar çok şey var ki bu yukarda anlatılan garip ölçüleri deşifre etmeye ihtiyaçları kalmaması büyük bir nimet. Yine de ellerine eskiden kalan bir kutu fişek geçtiğinde bu yazıyı tekrar bir gözden geçirirlerse belki faydası olur.
YİVLİ SİLÂH FİŞEKLERİ
Her ne kadar yukarıda sadece iki farklı dolu için yazdığımız şeyler biraz karışık görünse de aslında oldukça basittir. Fakat yivli tüfek fişeklerine, hele hele son 100-140 yıl gibi bir zaman dilimine yayılan gelişmelere, bakacak olursak çok farklı bir manzara ile karşılaşırız. Saçma dolularında bazı eski alışkanlıklara dayanarak yapılan fakat her şeye rağmen oldukça mantıklı olan resmi fişek ebatları/tarifleri/açıklamaları yivli silâh mermileri için bir birinden çok farklı olabilen sebeplere ve “mantıklara(?)” dayanmaktadır.
Normal bir avcı veya atıcı için en akıllıca yaklaşım bu açıklamaları okuyup, eğer merakı varsa gidermek ve bundan sonra da kendisine gerçekten lâzım olan birkaç fişek çapı dışındakileri unutmaktır.
Yukarıda bahsedildiği gibi tüfek ve tabanca kalibreleri bile çoğu yivsiz eski ağızdan dolma silâhlarda 54 geyc 120 geyc gibi aynı şekilde kullanılırken (mesela, 18. yy. sonları 19. yy. başlarında İngiliz ordularının piyade tüfeği .75 inç veya 19 mm çapında bir namluyu haiz ve de takriben 1 libreye 12 tane gelen kurşun misketler atıyor. Avrupa ordularına benzemek için 1796 yılında kurulan Nizam-ı Cedid askerlerine verilen tüfekler ise 1771 model Fransız piyade tüfeğinin bir benzeri. Bu ise .69 inç veya 17.5 mm çaplı namlusundan 1 libreye 15-16 tane gelen misketler atıyor) daha sonraları bunlar 44/100 veya 36/100 inç olarak belirtilmeye başlanmış. Zamanla bu 0.44 veya 0.36 şeklini almış, baştaki sıfır da zaman içinde kaybolmuş. Özel isim halini alan çoğu kalibrelerde ise (22 Rimfire, 357 Magnum, 44 Henry, 45 Colt gibi) çoğu zaman ondalık kesir noktası dahi kullanılmaz olmuş.
1847 yılında Paris silâhçılarından Flobert, dibi hafif şişirilmiş bir dolma tüfek kapsülüne 4.5 mm çapında bir saçma takmış. Bunu, o zamanlar moda olan salon atışları için yaptığı nişan tabancalarında kullanmaya başlamış. Bu küçücük fişeğin içinde barut bulunmuyor ve tüm sevk gücü kapsül eczasından kaynaklanıyormuş. Bunu 6 mm Flobert fişeği takip etmiş.
1857’de .22 inç (5.56 mm) çaplı ve biraz da barutlu çevre vuruşlu fişeği geliştiren Smith & Wesson, bu yeni fişeği namlu ve topu yukarıya doğru kırılan bir toplu tabancada kullanmış. Bunun peşinden 44 Henry , 56 Spencer gibi çevre vuruşlu fişekler ve bunları atan silâhlar gelmiş. Ondan sonra da merkezi ateşlemeli (centerfire) fişekler teşrif etmiş. Bunların 2.7, 3, 4, 4.25, 4.5 ve 5 mm çaplıları sadece Kolibri, Lilliput, Clement ve Charola Anitua gibi birkaç marka tabanca ile sınırlı olup hiçbir karışıklığa sebep olmaz. Zaten yarım asırdan fazla bir süredir imalâttan kalkmış olup sadece koleksiyoncular için bir mana ve ehemmiyet taşırlar. Genelde, 12 mm’den büyük çaptaki fişekler de oldukça kısıtlı olup çoğunluğu günümüzde pek kullanılmayan “ (Çok) Büyük Av” tüfeklerinde, diğerleri ise uçaklara, hafif tanklara karşı veya diğer özel askeri maksatlarla kullanılırlar (12.7 mm çapında Amerikan ve 13 mm çapında Rus ağır makinalı tüfek veya 20 mm çapında Alman anti-tank tüfeği fişekleri gibi) .
10 Geyc ile 500 kalibre arası (12 mm.den büyük) fişekler. En sağdaki “500-450” sadece 11.5 mm.cik çapındadır.
5.5 ila 12 mm veya .22 ilâ .470 inç arasında kalan yivli silâh fişekleri ise (eğer bir koleksiyoncu değilseniz) istemediğiniz kadar çoktur. Bu fişeklerin tasarımcıları ve/veya üreticileri hem aynı çaptaki fişekleri birbirinden daha kolay ayırabilmek, hem de bazı durumlarda mallarını daha çekici ve/veya güvenilir yapabilmek için, bunlara değişik numaralar, sıfatlar, isimler ve lâkaplar verirler.
Yivli bir namlu imal edilirken, namlu malzemesinin önce içi delinir ve raybalanarak temizlenir. Avrupa’da namlu bu safhada bir denemeye girer. Namlunun bu çapı, namlu kuyruğu yakınında bir yere zımba ile işaretlenir ve namlunun setler arası çapını oluşturur. Bundan sonra, imalâtçının veya tasarımcının isteğine göre namlu içine 2 ila 16 (belki daha da fazla sayıda) yiv açılır. Bu yivlerin derinlikleri ve profilleri atılacak mermi cins ve tipine veya maksadına göre değişir. Yiv sayısı çift ise karşılıklı yivler arasında ölçülecek çap set çapından “yiv derinliği x 2” miktarında daha fazla olur. Tek sayılı yivlerde ise (İngilizler tek sayılı yivleri pek severler) bir yiv ile bir set arasında ölçülebilecek olan çap, namlunun ortalama çapı olup set çapından bir yiv derinliği kadar fazladır.
Şayet fişek adında, yukarıda açıklanan namlu çaplarından birini (?) kullanmak istemiyorsak, mermi çapını da kullanabiliriz. Bir yivli silâhla hassas atış yapabilmek istiyorsak, merminin kovan boğazından kurtulup yiv/sete oturduğunda, yivlerin dibinde gaz kaçağına sebep olabilecek boşluk kalmayacak kadar büyük, ancak setler tarafından fazla
ölçülerin hiç biri ile %100 aynı olmayabilir. Bu durumda fişeğe ne ad verilecek? Ne isim takılacak?
Meselâ; 218 Bee, 219 Zipper, 22 Hornet, 220 Swift, 221 Fireball, 222 Remington, 222 Remington Magnum, 223 Remington, 224 Weatherby Magnum ve 225 Winchester Magnum (ve daha 10’dan fazla, değişik kovan ebatlı, çevre vuruşlu, ayrıca hiç değilse 15-20 tane daha özel -wildcat- ve 5-10 tane de Avrupa ve İngiliz) fişeklerinde 0.223 inç (5.66 mm) çaplı (fakat genelde 5.56 olarak tanınan) mermi çekirdekleri kullanılmaktadır ve bunlar “22’ler” grubunda yer alır.
250-3000 diye bilinen fişek .257 inç (6.5 mm) çaplı bir çekirdek taşır. 1900’lerin başlarında olağanüstü diye kabul edilen 3000 fps (feet-per-second) veya 914 metre/saniye namlu ucu hızına ulaşan ilk ticari fişek olduğundan bu “3000” takısı lâyık görülmüş.
Halbuki, 1800’lerin ikinci yarısında da böyle rakam takılı çok fişek var. Model 1873 Winchester tüfeklerde ve Colt altı-patlarlarında kullanılan 44-40 fişeğinin mermisi .427 inç (10.85 mm) çapında (mermi çapı .427, set çapı ise daha da küçük. O zaman .44 nereden geliyor bilinmez). O zamanlar sadece karabarut var. Kovanın içinde sevk hakkı olarak 40 “grain” ( 2.6 gram) karabarut bulunuyor (bu ise, 12 numara fişeğin sevk hakkının yarısı) .
Tabiidir ki bu durumda 38-40 fişeğinin de çoğu diğer 38’lik gibi .357 inç (9 mm) civarında bir mermisi ve 40 grain karabaruttan oluşan sevk hakkı bulunması gerekir. Yoo, o kadar kolay değil! Burada işler tersine. Beyin zafiyeti tekrar kendisini gösteriyor. Yani mermi çapı .401 inç (10.2 mm) ve barut hakkı 38 grain (Bu arada küçük bir noktacık daha. 32‘lik fişeklerin çoğunun çekirdeği de .32 inç (8.2 mm) değil, .308 inç (7.8 mm) civarında. Avrupa’da bunlara 7.62 veya 7.65 mm’likler diyoruz.
.56 Spencer den sonra tüm ABD ordusu için beylik tüfek fişeği olarak kabul edilen 45-70-405 nam fişek ise .457 inç (11.6 mm) çapında bir mermi ile 70 grain (4.5 gram) karabarutu haiz. Bu arada mermi ağırlığı da 405 grain (26 gram). Bundan önce çok kısa bir dönem için ve ordunun sadece bir kısmı tarafından kullanılan piyade tüfeği fişeği 50-70-450 ile süvari karabina fişeği 50-45-400 de aynı sistemle isimlendirilmiş. Yine aynı dönemlerde “Bufalo” avcılarının tercih ettiği düşer bloklu Sharps tüfeklerinden biri 45-120(3¼) diye bilinen bir fişeği atıyor. Çap: .457 inç,; barut: 120 grain,; kovan boyu ise 3¼ inç (83 mm). Sevk hakkı; kovanın dibinden merminin altına kadar alabildiğince irice taneli karabarut.
Winchester şirketi Model 1894 tüfek ve karabinalarını piyasaya çıkarttığında yeni bir fişeği lânse ediyor; 30-30. Mermi .308 inç (7.8 mm) ve sevk hakkı 30 grain (1.95 gram) karabarut? Yok, hayır! Çok özür dilerim. 1880’lerde dumansız barut icat edildi ya. Bu yüzden yeni fişekte 30 grain dumansız var. Fişek kuyruktan dolma 45-70 Spring-field tüfekten sonra ABD’nin ikinci silâh fiyaskosu ise 30-40 fişek atan M-1896 Krag. Yine .308 çap ve 30-30 da olduğu gibi dumansız barut. Bu fişekteki 40 grain.
Bu pakette 8 adet (yani 1886 Lebel için bir dolum) fişek sarılı
1800’lerin sonları ve 1900’ların başlarında ABD bir kaç defa Meksika ile silâhlı çatışmaya giriyor. Meksika’lıların elinde 1892, 1893 ve 1895 model “Mauser” tüfekleri var. Bunların gerek silâh sağlamlığı ve güvenilirliği, gerekse mermi gücü ve menzili bakımından Krag tüfeklerine göre ne kadar üstün olduğunu gören “US ARMY” uyanıyor. Bir dizi test, tasarım, araştırma ve geliştirme sonucunda 1903 yılında Mauser firmasına patent hakkı ödenerek imal hakkı alınıyor. Ve, en önemlileri sürgü mandalı ve kurma topuzu tadilâtları olan bir dizi değişiklik içeren M-1903 (Springfield) piyade tüfeği ve bu tüfeğin yuvarlak uçlu mermili 30-03 fişeğini hizmete sokuyor. Meksika’lıların “Mauser”lerinden daha güçlü olmak için kovan boyunu da 6 mm uzatıyor. Çap; .308 inç, kısaca 30. “03” ise 1903 senesinin 03’ü.
Aynı yıllarda Almanlar “spitzer”, yani sivri uçlu, mermiler ile denemeler yapıyorlar ve kendi ordularında kullandıkları 1898 model Mauser piyade tüfeklerini yuvarlak uçlu 8x57J yerine sivri uçlu 8x57JS atacak şekilde çeviriyorlar. “J” harfi Almanca’da bazı durumlarda “I” nin yerini alabiliyor ve burada her iki fişek için de “Infantrie” veya “piyade” için kullanılmış. Yani “piyade tüfeği” çapı olarak diğer Alman 8 mm fişeklerinden ayrılmış. “S” sivri uçlu mermi (spitz geschoss) veya “spitzer” oluyor. Bu arada, “S” çekirdek için kullanılan daha yüksek ısı ve tazyikle yanan barut setleri çabuk aşındırdığından yivleri derinleştirmek gerekiyor. Yivler 0.1 mm derinleştirilince 8 mm (.318 inç) yiv çapı 8.2 mm (.323 inç) oluyor. Biraz büyümüş olan bu (ve bundan sonra imal edilen) namlularla 8.2 mm (.323 inç) çapında mermiler atılması gerekiyor. “S” aynı zamanda uç şeklinden çok daha önemli olan bu yeni ve büyük çapı da simgeliyor. Yeni “S” namlularda eski fişeği atmak isabet yönünden pek parlak değil. Lâkin, eski namlularda yeni fişeği atmak çok tehlikeli. “S” işareti namlunun mekanizmaya vidalandığı faturanın ilerisinde gezin hemen arkasına vuruluyor. Tam faturanın üstünde ise 7.91, 7.92. 7.93 gibi hafif değişikliklerle namlu raybalandıktan sonraki (yani yiv açılmadan önceki) çapı belirtilmiş.
Bu yeniliği gören ABD askeriyesi de spitzer mermiye dönüyor, lâkin onlar bir çap değişikliği yapmıyorlar. Tüfekler için tek gereken yiv-set başlangıcının biraz geri alınması. Namlular dipten biraz kısaltılarak yeniden yatak açılıyor ve de yeni fişeğin dış balistiğine uygun bir gez kızağı takılıyor. Bu şekilde spitzer mermi kovan boynunu terk ederken uzun bir yivsiz kısımdan geçmesine gerek kalmıyor ve böyle bir atlamanın sebep olacağı sorunlar önlenmiş oluyor. 1906 senesinde hizmete giren yeni mermili fişek 30-06 diye isimlendiriliyor.
Model-1903 piyade tüfeği ve fişeği Springfield askeri fabrikasında tasarlandığı ve yapıldığı için hem tüfek hem fişek bu adla da anılır. Yani, “Springfield”. Değişik mermi tip ve ağırlıklarıyla, 30-06 Springfield dünyada gelmiş geçmiş en çok sayıda yapılmış, satılmış, kullanılmış askeri ve sportif amaçlı fişek.
30 kalibrelerde de gerçek mermi çapı .308 inç. (7.8 mm) fakat genelde .30 x 25.4 hesabı ile 7.62 mm. diye anılıyorlar. .30-30, 30-06, 300 Savage, 300 H&H Magnum, vb.leri hep bu grup içinde. İngiliz .303 Lee-Enfield (bizde 7.7 diye de bilinir) ve yine İngiliz .303 Magnum fişekleri ise 7.65 Mauser olarak bilinen fişekle aynı .312 inç (yani gerçek 7.92 mm) çapında mermiyi taşıyorlar.
Bizim 7.9 veya 7.92 Mauser olarak tanıdığımız fişeğin mermisi ise yukarıda yazıldığı gibi aslında ya 8 mm (.318 inç) ya da 8.2 mm (.323 inç) çapında. “7.9 veya 7.92 aslında namlunun set çapı. Onun için mermi çapını değil de bunu kullanmışlar” desek; yine aynı Almanlar 8.9 mm set çaplı namlulardan attıkları bir kısım fişeğe 9.3x62, 9.3x64, 9.3x72R, 9.3x74R gibi isimler vermişler.
Neden? Bilen varsa beri gelsin!
22, 30 veya 45 diye bilinen bir fişeğin aynı çapta bir başkası, genelde daha güçlüsü, yapıldığında bir çok kez yenilerine 220, 300 veya 450 diye birer sıfır eklendiğini görüyoruz. Peki, 38 ACP (Automatic Colt Pistol) gibi bir mermi var iken, bundan daha kısa, daha güçsüz olan 9 mm KB (Kısa Browning) fişeğine 380 ACP demek hangi akla hizmettir? Dış ölçülerinde ve görünüşünde 38 ACP ile hiçbir fark olmayan 38 Super Auto ise çok daha güçlü. Neyse ki “Super” demişler. Yoksa yanlış silâhta atılıp bir kazaya sebep olabilir.
Bütün bu hengâme devam ederken, İngilizler “.375 Belted Rimless Magnum Nitro-Express”, “.450/.400 Magnum Nitro Express (3½”)” veya “.500 Nitro For Black Powder Express (3”)” gibi fişek isimleri üretmişler. “Belted Rimless” genelde sadece “Belted” denilen kovan kafasını tarif ediyor. Kovan dibinden 5-6 mm.lik bir kısmın çapı kafa yarılmalarını ve kovan kesmelerini önlemek için fişeğin çapı ve gücüne göre 1 ilâ 1.5 mm kadar daha büyük çaplı yapılmış ve tırnak oluğu bu kalın bölgeye açılmış. Kovan kafasını güçlendirmenin yanı sıra bu kemerin ön kenarı tablalı fişeklerde olduğu gibi, kovan omuzuna, açısına ve yatak toleranslarına fazla bağlı olmayan, kesin bir dayanak sağlıyor. “.450/.400”ün manası şu: “.450 Magnum Nitro Express” olarak bilinen kovanın boğazı daraltılıp .400 inç çapında bir mermi takılmış. “Magnum” Lâtince “magnum” ve “magnus” köklerinden gelen “büyük”, “güçlü” manasına gelen bir kelime. Galonluk şampanya şişeleri için de kullanılıyor. “Nitro” fişeğin dumansız barutlu, “Express” ise oldukça güçlü olduğunu belirtirken, “(3½”)” inç olarak kovan boyu ölçüsünü veriyor (Birisi “magnum” kelimesini kullanana kadar, “express” güçlü fişekler için revaçta olan bir sıfat). (“) İnç, parmak veya pus olarak tanıdığımız 25.4 mm.lik İngiliz ölçü biriminin simgesi.
“.500 Nitro for Black Powder Express” ise bu fişeğin “.500 Black Powder Express” diye bilinen karabarut dolusu ile aynı performansı sağlayacak bir “Nitro” yani dumansız barut dolusu olduğunu anlatıyor. “Jeffery .475 No. 2” deki “Jeffery” bu fişeğin Jeffery marka kırma çifteler için regule edildiğini (namluların krozman ayarı) gösteriyor (kırma yivli çiftelerde önemsiz sanılabilecek mermi ve/veya sevk hakkı ağırlık ve güç farkları, iki namlunun birbirinden çok farklı yerlere grup yapmasına sebep olur ve bunların imalat sırasında belirli bir doluya göre regulesi oldukça zor ve kritik bir işlemdir). “No.2” ya gelince; demek ki Jeffery’nin “No.1 denilebilecek aynı çapta başka bir fişeği daha var(mış).
![[Resim: image012.gif]](https://www.arpacik.net/atesli_silahlar/kacakac_dosyalar/image012.gif)
Tablalı Yarım Tablalı Tablasız Düşük Tablalı Kemerli Tırnaksız
Eskiden tüm fişekler “tablalı” iken (Amerika’da “rimmed”, İngiltere’de “rimmed” veya “flanged” ibareleri , Avrupa’da ise sadece “R” harfi ile belirtiliyor), kutu şarjörlü mükerrer atışlı ve yarım/tam otomatik silâhların ortaya çıkmasıyla beraber tablalarda kesin bir azalma görülüyor. Tablalar birbirine takılarak tüfeğin çalışmasını yavaşlatabiliyor veya tamamen engelleyebiliyor. Bunun üzerine “tablasız” (rimless)fişekler yapılıyor. Düz kovanlı tablasız fişekler “kovan kafa boşluğunu (headspace)” kovanın ağzını fişek yatağına dayayarak ayarlıyor. Boyunlu veya omuzlu kovanlarda ise bu boşluk, kovan omzunun fişek yatağındaki karşılığına dayanması ile kısıtlanıyor. Bilhassa bu tip fişeklerin kafa boşluğunun çok hassas olması hem önemli hem de zor. Bu “yarım tablalı (semi-rimmed)” denilen (6.35 mm, 7.65 mm ve 9 mm Uzun Browning ile 38 Auto tabanca ve de 7.7mm Japon “Arisaka” piyade tüfeği fişeklerinde olduğu gibi) fişeklerde beslemeyi engellemeyecek kadar az, fakat fişek yatağı ağzına dayanarak fişeği sabitlemeye yeterli olacak bir tabla çıkıntısı var. “Kemerli (belted)” fişeklerin kovan dibi çıkıntısı en az yarım tablalı kovan tablası kadar derin olduğu için, sağladığı kafa boşluğu kısıtlama görevi daha pozitif. Bunun yanı sıra 1-1.5 mm kalınlığındaki tablanın yerini 5-6 mm eninde bir çember veya kuşak aldığı için şarjör içinde bu enli tablaların birbirine takılma ihtimali de pek yok. Pek nadir kullanılan “indirilmiş” (düşürülmüş çaplı veya “rebated”) kafa ise meselâ “.425 Westley Richards” fişeğinde, 13.6 mm çapında bir kovanın “Mauser” tipi mekanizmaların 12 mm. çaplı standart boy sürgü yüzü ile kullanılabilmesini sağlıyor (10.75x63 Mauser ve 11.2x72 Schuler de “indirilmiş” kafalı fişeklerden). (* Tırnaksız (Rimless-Grooveless) diye bilinen kovanın iki örneği 5mm ve 6.5mm “Bergman” tabanca fişekleridir. Piyasaya çıktıktan bir süre sonra ise “tablasız” denilen tırnak oyuklu tipleri yapılmıştır. Beretta marka, 6.35mm ve .22 Short çaplarındaki küçük otomatik tabanca bu tip fişekleri kullanmak için ideal, çünkü boşaltma tırnağı yok.)
Avrupalılar ise fişekleri tanımlamada zaman içinde oldukça basit ve kolay anlaşılır bir sistem kullanmışlar. Takribi (veya şu veya bu sebepten dolayı seçilmiş) mermi çapı × kovan boyu. Aynı çap mermili ve aynı kovan boylu fakat birbirinin yerine kullanılamayan fişekler için o fişeğin tasarımcısının veya ilk kullanıldığı silâhın veya kullanan ülkenin adı ekleniyor. 8x50R Lebel ve 8x50R Mannlicher veya 11.4x50R Austrian Werndl M73 ve 11.4x50R Brazilian Comblain M74. Daha modern ve spor amaçlı fişekler için ise 7x64 Brenneke ve 7x70 Vom Hofe veya 7x73 (Belted) Vom Hofe uygun örnekler.
Tabanca fişekleri için de benzer örnekler verilebilir:
9x17 9 Kısa Browning
9x18 9 Makarov
9x19 9 Parabellum
9x20 9 Uzun Browning
9x22.7 9 Steyr (Bunların ikisini de 9x23 diye bulabilirsiniz. Esas fark silâh markalarında) )
9x23.1 9 Bayard
9x25 9 Mauser
Bir de bütün bunlara “7.62Å” ve “9Å” çaplarını ekleyebilirsiniz. Burada Å işareti NATO’yu simgeliyor. Bu fişekler NATO’nun standart tüfek ve tabanca fişekleri olan 7.62x51 ile 9x19 fişekleri. Başka bir deyişle 308 Winchester ile 9 Parabellum veya 9 Luger. Avrupa genelinde ve Türkiye’de (bazen “Makaralı” diye de anılır) Parabellum, Almanya’da P-08, ABD’de Luger diye bilinen tabancanın ve bunun 7.65 ve 9 mm.lik mermilerinin adı ise Almanya’da bu silâhı ilk olarak yapan DWM firmasının “si vis pacem para bellum” olan “motto”sundan kısaltılmış “telgraf adresi” olarak kullanılan “parabellum” ibaresinden geliyor. Amerikalılar ise Hugo Borchardt’ın tasarladığı tabancayı geliştirerek kullanışlı ve güvenilir bir şekle sokan Georg Luger’in soyadıyla tanıyorlar.
Hugo Borchardt’ın (1850-1921) 1800’lerin son çeyreğinde ABD’de tasarladığı toplu tabancalar (Winchester-Borchardt), tek atışlı büyük çaplı yivli tüfeklerin (Sharps-Borchardt) yanı sıra “Pioneer Breechloading Arms” ve “Colt Patent Firearms Company” gibi silâh firmalarında ve “Singer Sewing Machine Company” dikiş makinası şirketinde de mesaileri var. 1865 yılında 15 yaşında iken ebeveyni ile beraber ABD’ye göçmüş, 1882’de ise Almanya’ya dönerek çeşitli silâh firmalarında çalışmış. Georg Luger (1849-1923) ise Tyrol doğumlu ve 1865’de Avusturya-Macaristan Harb Okuluna öğrenci olarak kabul edilmiş. 1872’de evlenmek için ordudan ayrılmış ve demiryollarında çalışmaya başlamış. Daha sonra F. von Mannlicher ve Ludwig Löwe firmalarında çalışmış. Borchardt’ın tabancasında yaptığı geliştirmeler ve değişiklikler sonucunda dünya çapında bilinen bir isim olmuş.
Bütün bunları bilseniz ne olur, bilmeseniz ne olur? Kafanızı böyle uçuk kaçık şeylerle doldurmanın ne gereği var? Çok, çok lâzım olursa, bu yazıyı veya başkaları tarafından yazılmış, derlenmiş başka birini bulup bakarsınız. Ve, ondan sonra da yine unutursunuz.
Üzmeyin tatlı canınızı.
Hamiş: Az daha unutuyordum. Bir de 8-06 var. Amerikalı, Avrupa’dan 8x64 Brenneke kovanı ithal etmemiş. Bunun yerine 30-06 kovanının boğazını 8 mm.lik çekirdeğe göre büyütmüş! Böyle diğer 06’lılar bulmak da mümkün. İsveç’in yaptığı ve kullandığı 8x63 ise %.99.5 aynı fişek. Kovan çapı çok az daha büyük. Kovan boyu çok az daha kısa. A.K.
|
|
|
|