| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Şu anda 486 aktif kullanıcı var. » (0 Üye - 484 Ziyaretçi) Bing, Google
|
| Son Yazılanlar |
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
Dün, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 196
|
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,739
|
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,619
|
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 476
|
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 947
|
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 247
|
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 419
|
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 387
|
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,225
|
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 485
|
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 533
|
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,906
|
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 287
|
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 299
|
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,954
|
|
|
| Jericho 941FB Bicolor |
|
Yazar: ceycey - 18-03-2025, 07:04 - Forum: IMI/IWI
- Yorum (5)
|
 |
Jericho 941FB Bicolor:
Üstat Lupus’un eski forumdaki 07.4.2010 tarihli yazısı:
Değerli arkadaşlar, yakın dostum, aynı zamanda bir forum üyesi ve eski bir 941 F sahibi olan
Sn.parabellum ' un Jericho aşkı depreşti ve MKEK 'de satılan en son partiden bir Jericho 941
FB Bicolor modeli aldı.Artık IMI /Israel Military Industries yerine IWI /Israel Weapon Industries
adını almış tesiste üretilmekte olan silahın kutusundan bir tane de yedek şarjör çıktığını görmek
her ikimizi de sevindirdi, malumunuz Jericho'lar eskiden sadece tek şarjörle gelirdi.Kutudan bir
tane Türkçe kullanma kılavuzu, plastik bir harbi ve bakır kıllı tel temizlik fırçası çıktı.
![[Resim: 54393002487_c7caf22f22.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54393002487_c7caf22f22.jpg)
Silahın renk tonu daha önceki krom Jericho 941 FB ' lerden biraz daha farklı. Eski modellerde
orijinal kromunda maviye kaçar bir ton vardı. Bu silahın kromu daha parlak ve net beyaz.
Nişangahlar, tetik, horoz, kontrol manivelaları, kabza kapak vidaları, tırnak, icra yayı kılavuzu
ve şarjörler standart siyah karatma boya. Namlu ise ham işlenmiş çelik tonunda öylece bırakılmış.
![[Resim: 54394072609_a95bb51712.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54394072609_a95bb51712.jpg)
![[Resim: 54394118773_12af34ed82.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54394118773_12af34ed82.jpg)
![[Resim: 54394120283_3711659b0a.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54394120283_3711659b0a.jpg)
Jericho'ların ön sürgü ve gövde kesimlerinin uyumu her zaman için kötü olmuştur.FB
modellerinde bu alanda tam uyum olmasa da, en azından tüm kesimler sağda ve solda
simetrik oluyor. F modellerinde ise bir tarafta sürgü önde, bir tarafta ise gövde önde
kalabiliyor...
![[Resim: 54394265495_7dbb9372bf.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54394265495_7dbb9372bf.jpg)
Bu çizgilerin de işçiliği klasik Jericho standartlarında ve simetrik değil.
![[Resim: 54393013227_ec1a0072ac.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54393013227_ec1a0072ac.jpg)
Silahın üzerindeki en güzel yazı ve desen sağ yandaki menşe yazısı, son zamanlarda çok az
silahta görüldüğü üzere oldukça derin ve net bir şekilde, klasik vurma tarzında yazılmış.
İnce lazer vurma yazıların mazur görülebileceği tek yer de sanırım silahları birer uyarı
levhasına çeviren uyarı yazıları vurulurken kullanılması.Nispeten flu kalarak arada kaybolan
uyarı yazıları dışında bir silaha bu tür yazılar yazılmasını hiç sevmiyorum...
![[Resim: 54393019597_2d945f4e8e.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54393019597_2d945f4e8e.jpg)
Yumuşak plastik kabza kapaklarında çark, kasatura ve zeytin dallarından oluşan IMI
ambleminin yerini IWI amblemi almış.
![[Resim: 54393021057_7eb6762a91.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54393021057_7eb6762a91.jpg)
Sürgü yakalama-salma manivelası aynı zamanda sökme takma manivelası.
Emniyet sadece tetik-horoz tulumbasını kilitliyor, horoz indirme fonksiyonu yok.
![[Resim: 54393908491_0b411bd183.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54393908491_0b411bd183.jpg)
Emniyet manivelasının etrafında üç adet yuvarlak punto var. Bunlardan birisi ve kırmızı renkle
boyalı olanı emniyet manivelasının durumunu gösteriyor. Emniyet manivelasının altında bu
yuvarlak çukura oturan herhangi bir susta bilyesi yok.Emniyet manivelası sustası eski CZ 75'ler
gibi manivela iç yüzeyine yerleştirilmiş ince bir kama. Bu nedenle emniyet manivelasını sökerken
içiniz rahat olabilir.
![[Resim: 54393910336_c2dff489aa.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54393910336_c2dff489aa.jpg)
Emniyet manivelası horoz tam aşağıda ve yarı kurulu pozisyonda iken de manipüle edilebiliyor
ve kilitleniyor.
CZ 75'de horoz bu pozisyonlarda iken emniyet kapatılamaz.Bu pozisyonlarda sürgü şarj edilemez.
![[Resim: 54393912611_37acda5285.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54393912611_37acda5285.jpg)
![[Resim: 54394278720_7a80ac7d8a.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54394278720_7a80ac7d8a.jpg)
Horoz tam kurulu iken, emniyet manivelası da kilitli iken, sürgü şar edilebiliyor.
Bu sayede silahı kurup, kilitleyip, tam emniyete alarak atım yatağını doldurabiliyorsunuz.
CZ 75 ' de emniyet manivelası kilitlendiğinde sürgü şarj edilemez.
![[Resim: 54394142293_9cc3f4bd26.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54394142293_9cc3f4bd26.jpg)
Emniyet manivelasının daha gerisinde, gövde ve sürgüdeki iki adet punto ise sökme-takma
referans noktaları.Sökme-takma manivelası bu iki nokta yan yana getirilerek sökülüp takılabiliyor.
![[Resim: 54394101084_014c56c2e8.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54394101084_014c56c2e8.jpg)
İcra yayı kılavuzu tam boy. İcra yayı, daha doğrusu yayları iç içe yerleşmiş, iki farklı çapta
sarılmış iki adet yaydan oluşuyor. İcra yayı konusunda maalesef ilk Jericho FB modellerindeki
sisteme dönmüşler. İlk gelen modeller haricinde daha sonra gelen Jericho FB ve FS modellerinde
ikili sarmal şeklinde tek bir burma yay vardı.İcra yayı konusunda maalesef '' Şıracı, bozacı ''
durumu olmuş...
![[Resim: 54393037647_0cd66b2d9a.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54393037647_0cd66b2d9a.jpg)
![[Resim: 54394106444_e6819a70a6.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54394106444_e6819a70a6.jpg)
|
|
|
| Glock 42 2. El Fiyatı Ne Olmalıdır? |
|
Yazar: celik60 - 18-03-2025, 02:35 - Forum: Genel Silah Sohbetleri
- Yorum (4)
|
 |
Değerli forum üyeleri,
Bir tanıdığım sahibi olduğu ve hiç atım yapılmamış g42 sini maddi ihtiyaçtan devretmek istiyor. Bana teklif etti. Şu an mke satış fiyatı 110bin tl civarı. Sizce ne kadara alınabilir, mantıklı fiyatı nedir? Ayrıca bu tabancayı almak mantıklı olur mu fiziksel özellikleri el yapıma uyuyor ve taşıma olarak kulanacağım.
|
|
|
| Yarı otomatik tabancalarda tutukluk giderme yöntemleri |
|
Yazar: blacksea - 17-03-2025, 03:30 - Forum: Taktik ve Eğitim
- Yorum (7)
|
 |
Yarı otomatik tabancalarda tutukluk çeşitleri ve giderme yöntemleri:
Yarım otomatik tabancalarda karşılaşılması muhtemel tutukluk çeşitleri ve çözümlerini tartışalım. Daha önce yaşanan tutukluk tecrübelerimizi de başlık altında paylaşırsak faydalı bir konu olabilir.
Öncelikle pek çok tutukluk çeşidinde çözüm olarak uygulanan tutukluk giderme manevrası nedir?
Küffarın tap-rack diye tanımladığı ve bizim bu yazıda vur-çek olarak adlandırabileceğimiz eylem:
![[Resim: 54391729145_9c769e55dc_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54391729145_9c769e55dc_o.jpg)
Öncelikle şarjöre yerine oturmama ihtimalini elimine etmek için alttan avuç içi ile vurulur. Sonrasında sürgü sertçe manipüle edilir. Sürgü manipülasyonu baş ve işaret parmağı ile de yapılabilir, üstten 4 parmak ile de. Dikkat edilmesi gereken mümkün olduğunca hareketin sert ve güçlü yapılmasıdır.
01.Atılmış mermi kovanının tabancadan tahliye edilmemesi veya mermi dikme (failure to eject / stovepipe):
-Namlu 45 derece yukarı kaldırılıp, sorunu teşhis etmek için tahliye penceresine bakılır.
-Çözüm olarak vur-çek yapılır (sürgü manipülasyonunda tabancanın sağa yatırılması tavsiye edilir). Tabanca yeniden atışa hazır olur.
02.Şarjörün yerine oturmaması veya başka nedenle besleme hatası (failure to feed):
![[Resim: 54391544684_90a510df84_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54391544684_90a510df84_c.jpg)
-Namlu 45 derece yukarı kaldırılıp, sorunu teşhis etmek için tahliye penceresine bakılır.
-Çözüm olarak vur-çek yapılır. Tabanca yeniden atışa hazır olur.
03.Atım yatağındaki merminin ateş almaması (hang fire):
![[Resim: 54391362166_dc1359a9b2_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54391362166_dc1359a9b2_o.jpg)
-Namlu 45 derece yukarı kaldırılıp, sorunu teşhis etmek için tahliye penceresine bakılır.
-Silah çift hareketli horoz ateşlemeli bir tabanca ise tekrar tetik çekilebilir. Poligon ortamı gibi stressiz bir ortamda bulunuyorsa gecikmiş ateşleme ihtimaline karşı 1 dakika süre ile güvenli şekilde beklenir. Acil durumda:
-Çözüm olarak vur-çek yapılır. Tabanca yeniden atışa hazır olur.
04.Çift besleme (double feed):
![[Resim: 54391544669_6ae5fcca1b_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54391544669_6ae5fcca1b_c.jpg)
Atım yatağında kullanılmış kovanın tırnak sıyırması nedeniyle yerinde kalması, sürgünün şarjörden sıradaki mermiyi beslemeye çalışması ile oluşur. Yukarıda anlatılan ilk 3 çeşide göre daha sıkıntılı olan bu tutukluk çeşidinde klasik vur-çek manevrası işe yaramaz. Bu nedenle:
-Namlu 45 derece yukarı kaldırılıp, sorunu teşhis etmek için tahliye penceresine bakılır.
-Şarjör tabancadan çıkartılır. Sıkışan mermi nedeniyle şarjörü çıkartmak zor olabilir, güç kullanmak gerekebilir. Çıkartılan şarjör hakim elin parmakları ile tutulur veya yedek şarjör var ise yere atılır.
-Çözüm olarak birkaç defa sürgü çekme yapılır. Atım yatağındaki boş kovanın tahliyesini müteakip hakim eldeki şarjör veya yedek şarjör tabancaya takılıp, mermi atım yatağına sürülür. Tabanca yeniden atışa hazır olur.
05.Atım yatağındaki boş kovanın şişmesi nedeniyle tabancanın kilitlenmesi (stuck case in chamber):
![[Resim: 54391587898_f130321b9f_c.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54391587898_f130321b9f_c.jpg)
Çok nadir görülen ama görüldüğünde giderilmesi zor olan bir çeşittir.
Tırnak şişen kovanı çekemediğinden, bu nedenle sürgü kilitli kaldığından klasik vur-çek manevrası yapılamaz.
-Namlu 45 derece yukarı kaldırılıp, sorunu teşhis etmek için tahliye penceresine bakılır.
-Şarjör çıkartılır. Yardımcı el ile sürgü yukarıdan 4 parmak ile sertçe kavranır. Hakim el ile kabza kavranacakmış gibi kabzaya sertçe tokat atılır (vurulur). İşe yarayana kadar işlem tekrarlanır. Bu hareketi hakkını vererek yapmak zor olduğundan hatta yaralanma ihtimali olduğundan hareketi pratik yaparak çalışmakta fayda olabilir.
-Atım yatağındaki sıkışmış kovanın tahliyesi gerçekleştikten sonra şarjör tabancaya takılıp, mermi atım yatağına sürülür. Tabanca yeniden atışa hazır olur.
06.Namluda mermi çekirdeği kalması (squib load):
![[Resim: 54391587883_241c58bcbc_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54391587883_241c58bcbc_o.jpg)
Silahlı çatışma durumunda başa gelmesi ‘game over’ sebebi olup, poligon ortamında başa gelmesi ise yaralanma sebebi olabilir.
Seri atışta çok deneyimli veya eğitimli atıcıyı bile çaresiz bırakabilecek bu durum en kötü tutukluk çeşididir. Genellikle çok eski veya dolum mermilerle ya da namlusu tıkalı gibi bakımsız veya üzerinde oynama yapılmış silahlarda görülen bu sorun çeşidinde kullanıcının yapabileceği kısa vadeli bir çözüm yoktur.
-Atış sonlandırılır.
-Tabanca parçalanmadı ise usulüne uygun sökülür.
-Sıkışan çekirdeğin çıkartılması ve hasar tespiti gibi uzun vadeli işlemlere başlanır.
Saygılar.
|
|
|
| HS 2000/HS 9 |
|
Yazar: ceycey - 16-03-2025, 14:06 - Forum: HS Produkt
- Yorum (1)
|
 |
HS 2000/ HS 9:
![[Resim: ctdzzs5.jpg]](https://i.hizliresim.com/ctdzzs5.jpg)
Hırvatların dünyaca tanınan bu tabancası hakkında bir konu açmak ve dağınık durumdaki
konuları bir başlık halinde toplamak gerekiyor.
![[Resim: l35l0os.png]](https://i.hizliresim.com/l35l0os.png)
HS (Hrvatski Samokres),Hırvat tabancası anlamına gelmektedir. HS 2000,Hırvatistan’da
Marko Vukoviç tarafından 1999 yılında tasarlanarak önce IMI Metal daha sonra HS Produkt
firmasınca ordu ve kolluk kuvvetleri için üretilmiştir. Halen üretimi devam etmektedir.
Tabancanın model ismi satışlar ve ünü artınca HS9 olarak değiştirilmiştir.
![[Resim: m69hohp.jpg]](https://i.hizliresim.com/m69hohp.jpg)
HS2000, ABD’de Springfield Armory tarafından XD ve XD-M adı altında satılmakta olup ABD'li
silah severlerce tutulan ve aranan bir tabancadır.
![[Resim: 2nqfg7p.jpg]](https://i.hizliresim.com/2nqfg7p.jpg)
HS 9,Bosna Hersek,Makedonya gibi Balkan ülkeleri dışında Fransa,Gürcistan,Endonezya,Irak,
Malezya gibi bir çok ülke tarafından ithal edilerek kolluk kuvvetlerince kullanıldı.Yine bir çok
ülke sivillere satmak üzere ithal etti.Tabanca,2008-2009 yıllarından beri aralıklı olarak MKE
tarafından sivillere satılmaktadır.
![[Resim: ar2948x.jpeg]](https://i.hizliresim.com/ar2948x.jpeg)
Subcompact,tactical ve tactical compact varyantları mevcuttur.Siyah ve sürgüsü gri paslanmaz
çelik şeklinde iki renkte üretilmektedir.
![[Resim: rbuftq5.jpg]](https://i.hizliresim.com/rbuftq5.jpg)
Tabanca 9x19mm Parabellum,357 SIG,40 S&W ve 45 ACP kalibrelerinde üretilmiştir.Gövdesi
polimer, sürgüsü çeliktir.Tam kurulu iğne sistemine sahip olup tek hareketli bir tabancadır.Ayırt
edici özelliklerinden en önemlisi, kabza emniyetine sahip olmasıdır. Bazı değişikliklerle yapılan
birkaç jenerasyonu vardır. Tabancanın son versiyonu aşağıdadır:
![[Resim: plxwi3x.jpg]](https://i.hizliresim.com/plxwi3x.jpg)
HS9 kısaca,tam kurulu bir iğne sistemine sahip tek hareketli,gövdesi polimer olan,
kısa geri sistemiyle çalışan,içten iğne ateşlemeli yarı otomatik bir tabancadır.
Tabancanın teknik özelliklerine bakalım: (9x19 mm kalibre için)
Uzunluğu 180 mm,namlu uzunluğu 103 mm,yüksekliği 140 mm,genişliği 33 mm,boş şarjörlü
ağırlığı 700 gram civarındadır.
![[Resim: 34noleo.jpg]](https://i.hizliresim.com/34noleo.jpg)
Kabza emniyeti ve tetik emniyeti olup başkaca manuel emniyeti bulunmamaktadır.
Kabza arkasındaki emniyet tam kavranıp basılmayınca ateşleme gerçekleşmez.
Şarjörü 16 kapasiteli ve çift sıralı olup, çeliktir.
![[Resim: gx6rlly.jpg]](https://i.hizliresim.com/gx6rlly.jpg)
Şarjör düşürme düğmesi iki taraflıdır. Sökme ve kilitleme mandalı ve namlu kilit noktaları
Sig Sauer’ler gibi yapılmıştır.Sürgünün ön ve arkasında çekme kertikleri vardır.Sürgünün
arkasının alt tarafında oyuklar olup, bunlar tetik erişim mesafesini kısaltır.Aynı zamanda
tabancanın kavranmasına yardım eder.Kabzanın ön ve arkasında tırtıklı zemin vardır.
Namlusu klasik yiv-setidir. Tetik ve nişangahları metaldir. İrca yayı ki parça halinde ve teleskopiktir.
Atım yatağı durum göstergesi sürgü üzerinde olup,aynı zamanda iğne kurulu iken sürgünün arkasından
iğne uzantısı çıkar. Gez ve arpacık yandan geçme olup ayarlanabilir. Nişangah 3 noktalı olup,beyaz renkte
boya sürülüdür.
![[Resim: 4vxr1go.jpg]](https://i.hizliresim.com/4vxr1go.jpg)
Sahra sökümü için sürgünün geri çekilip kilitlenmesi ve sökme mandalının sol taraftan yukarı
çevrilmesi gerekiyor.Sonra sürgü bırakılır,tetik düşürülür ve sürgü ileri itilerek söküm gerçekleşir.
![[Resim: pa218h8.jpg]](https://i.hizliresim.com/pa218h8.jpg)
-------------------------------------------------------------------------------------
Lupus Üstadın HS2000 konusundaki 16.9.2008 tarihli yazısı:
(Resimler ne yazık ki silinmiş.)
Arkadaşlar dün Sn.Melihaga'nın HS 2000'ini beraber denedik.
Öncelikle şunu söylemeliyim, silahın malzeme ve işçilik düzeyi oldukça iyi. Parçalarda benim bulabildiğim en önemli çapak kalıntısı, iğne / horoz tulumbasının çalışmayan iç kısmında, hassas döküm-döküm giriş kısmında kalmış bir çapaktı. Bunun dışında oldukça tatminkar bir işçilik vardı.
Silahın 102 mm'lik namlusunun yiv-set başlangıcında aynı P99'da gördüğümüz, aynı setler gibi rampalı bir şekilde başlayan yivler, yüzümüzde tatlı bir tebessüme neden oldu. Namlunun yiv derinliği aynı P99'daki gibi oldukça az. Bu silahın da oldukça iyi çıkış hızı değerleri sağlayacağını düşünüyorum.
Yanımızdaki arkadaşlardan bir tanesi, fişek besleme yatağının alt dış kısmında çok hafif bir asimetri fark edene kadar Sn.Ağa'mızın 4000 küsur dalırlık P229'unun namlusuna bayağı bir süre, iyi çamur attık. İşin şakası bir yana fişek besleme yatağı tesviyesi ve simetrisi kesinlikle P229'dan daha iyiydi.
Silahın tetiğinin sağma mesafesi Glock'lerden uzun. İğne kurtulup, ateşleme olduktan sonra da, tetik bir miktar daha geriye doğru boşa hareket ediyor. Yani teknik tabiri ile ön ve arka hareket oldukça fazla.
Tetiğin kurulma mesafesi de aynı şekilde uzun. Tetiğin tekrar kurulup atış pozisyonuna gelmesi için, bayağı bir mesafe gerekiyor. Tetik kurulduktan sonra, tekrar çekmeye başladığınızda, bir miktar ön ölü boşluk alıyorsunuz, mekanik temas ve hareket, bu ölü tetik boşluğundan sonra başlıyor.
Sanırım bu silah fişek yatağı dolu iken, sadece kabza emniyeti ile kilitlenen, sadece tek hareketli silah konumunda olduğu için, tetik aşırı güvenlikli olarak dizayn edilmiş. Ama hızlı ve seri atışta, dikkatsiz davranıp, silahın mekanik özelliklerine göre tetik parmağınızı kullanmayı ezberleyemezseniz parmağınız, sanki silah tutukluk yapmış gibi donup kalabilir. Bu konuda Glück, Steyr ve P99'un hızına sahip değil.
Ancak tetik uzak mesafeye atışta, Gocck'den daha başarılı. Daha klasik bir silah tetiği hissi veriyor. Tetiği sağarak, iğneyi kontrollü bir şekilde düşürmek çok kolay, mesafe uzun ama kontrolü kolay. Glock'de aldığınız o yay ve plastik hissi bu silahın tetiğinde yok.
Özetle, nişan alarak yavaş atışta kullanışlı olan tetik, hızlı ve seri atışlarda, aşırı güvenli ve yavaş kalıyor.Burada atıcının kendi profilini değerlendirip, ona göre tercih yapması gerekiyor.
Silah atışta eli yormuyor. En sevdiğim özelliklerinden birisi bu oldu. Elin iyi ve gerekli noktalarına temas edip, atış aksını avucun içine çok güzel yerleştiriyor. Şahlanması P99 ve HK P2000 ile aynı düzeyde. Yani silah iyi şahlanıyor. Ancak avuç içine güzel oturduğu için, atış hattına çabuk dönüyor. Bu silahın atış ve tepmesinden aldığım his, bana daha çok P99'u hatırlattı.
Arkadaşlar, bence HS 2000 gerçek manada az paraya çok silah kategorisinde bir tabanca. CZ 75'in tutuşunu konforlu bulan atıcıların, HS'yi de beğeneceğini, hatta küçük elli olan atıcıların daha çok beğeneceğini tahmin ediyorum. Polimer grupta kesinlikle en iyi alternatiflerden birisi.
Bu konuda haklısınız. Söz konusu köklü markaların '' Snobbery '' düzeyindeki asalet hissini vermesi mümkün değil.Ama kesinlikle bunların sundukları kullanım özelliklerinin, en azından bir kısmını rahatlıkla verebiliyor.
HS'yi denerken, yanımızda başka bir polimer silah yoktu. Ancak elimizin altındaki P229 ile karşılaştırdığımızda, elimizde fazladan P229'dan aldığımız '' snobbery '' kalite hissinden başka bir şey kalmıyordu. Sn.MelihAga'nın el yapısından ve alışkanlıklarından dolayı tercihi P229'dan yana iken, bizle beraber atış yapan, oldukça tecrübeli ve Glock, HK, Walther P88 C, P99 gibi silahları kullanmış, halihazırda kardeşinde de bir Glock19c olan arkadaşım da benimle benzer görüşleri paylaştı.
P229'un bariz bir şekilde asimetrik kesilmiş fişek besleme yatağını, yetersiz derinlikte açılmış horoz indirme manivelası çentiği nedeni ile, bu manivelanın neden olduğu gövde vuruntularını, kızaklarındaki yenme miktarını, bunun kaç atımda meydana geldiğini, boyadan ayrı olarak kızaklardaki malzemede meydana gelen hasarı, tamamen söktüğümüzde gövde içinde yerli silahlarda bile görmediğimiz orandaki vuruntuları ve en önemlisi de bu dayanımın kaç paraya alındığını Sn.MelihAga çok daha iyi izah edecektir. Sanırım bu saydıklarımızın, '' Sig Sauer Reputation '' ile pek bağdaşmadığı ortadadır. Üstelik bu saydıklarımız sadece Ağa'mızın P229'una mahsus olan şeyler olmayıp, 2000 yılından sonra üretilmiş tüm SigSauer'lerde neredeyse standart bir hale gelmiştir.
HS'yi şimdiye kadar gördüğüm, atış yaptığım ve parçalama imkanı bulduğum polimerlerle karşılaştırdığımda, polimer döküm ayrıntıları Glock'dan ve Steyr'dan daha güzel ve temiz. Polimerde döküm artığı çapaklar yok. Ancak HK USPc ve P2000, özellikle de SIGPro'nun polimerleri daha temiz. HK USP F modeli için ise aynı şeyi söyleyemeyeceğim, bunu anlamak için bulabildiğiniz bir F modelinin '' dust cover '' denen ön gövde uzantısındaki polimer çapaklarını bir inceleyin.
Namlu işleme konusunda HK ve Walther'in eline, HS de dahil olmak üzere kimse su dökemez. Glock namluları da bu konuda HK ve Walther ile başa baş konumdadır. Ama HS namlusu en az Sig Sauer kadar temiz, Steyr'dan daha temiz ve özenli işlenmiş. Namlunun dış profili hemen hemen SigSauer klasik P serileri ile aynı, iç profili ise Walther P 99 ile aynıdır. Namlu zaten direk Avusturya'lı Böhler'den alınmaktadır.
Kızak iç yüzey işçiliği, Steyr'dan çok daha temiz. P 99, HK ve Glock'dan ise kötüdür. Ancak dış yüzeyinde gerek HK'nın siyah modelleri, gerekse de SigPro'dan daha az işleme izi vardır. Yüzey tamamen pürüzsüzdür.
İç parçalardan sadece '' sear '' / horoz / iğne tulumbasında ve otomatik iğne kilidi arka yüzeyinde bir hassas döküm çapağı bulabildim, onlar da çalışan yüzeylerde değildi. İç parçalar kesinlikle Steyr'dan daha temiz, Glock kadar temiz, P 99, HK ve SigPro'nun ise gerisindedir.
Silahta genel olarak, kendimce beğendiğim özellikler;
*Tutukluk yapmadan çalışması.
*Mesafeleri uzun olmasına rağmen yumuşak sağılabilen tetik.
*Metal olup, çekişinde plastik hissi az olan tetik.
*Güzel işlenmiş soğuk dövme namlu.
*Kolay temizlenen, pürüzsüz yiv set.
*Metal nişangahlar.
*İyi düzeyde dağılım özellikleri.
*Elin içine güzel yerleşmesi.
*Refleks olarak hedefe doğrultma esnasında arpacığın göğe bakmaması.
Silahta genel olarak kendimce bulduğum kusurlar ise şunlardır;
*Silah kirlendikçe, tetik çekişindeki standart his kaybolmaktadır.
*Tetiğin sağma ve kurulma mesafeleri ile, bu mesafelerdeki ölü boşluklar fazladır.
*Kabza, taşıma amaçlı bir silah için çok uzundur.
*Tüm 100 mm civarı namlulu polimerlerdeki gibi şahlanma fazladır.
*Fişek yatağı doldurulduğunda iğne tam kurulu halde kalıp, manuel emniyet olmaksızın sadece kabza emniyetine güvenilmektedir. Bu horozu kurulu bir 1911'i sadece kabza emniyeti ile taşımak gibi bir şeydir. Buradaki tek fark kabza emniyetinin tetik / horoz tulumbasını bloke ederek biraz daha güvenli bir taşıma sağlamasıdır.
*Silahın kabza emniyeti kavranmadıkça, kızak da manipüle edilememektedir.
*Sert icra yayı nedeni ile, kızak manipülasyonun da serttir.
Silahla yaptığımız atışların videolarını ve durarak yaptığımız hedef atışlarının resimlerini yarın eklemeyi düşünüyorum.Atış performansı ve kapasitesi hakkında o zaman daha müspet bir fikir edinme imkanı bulmuş olacaksınız.
Bence bütçesi kısıtlı olan, ancak güvenilir ve çalışkan bir polimer silah almayı planlayan arkadaşların, kesinlikle göz ardı etmemeleri gereken bir alternatif. Bütçe sorunu olmasa da, iğne vurmalı ve gizli horozlu silah isteyen fakat Glock ve Steyr gibi silahların ergonomisi ve hedef hattı uzanımından rahatsız olan arkadaşların da rahatlıkla tercih edebilecekleri bir tabanca. Tekrar söyleme ihtiyacı hissediyorum, özellikle de küçük el ve kısa parmaklı arkadaşların çok rahat edebileceklerini düşündüğüm bir silah.Saygılarımla.
Osman Ortaç üstadın 2014 ve 2017 ve 2018 yıllarında hazırladığı tanıtım ve atış videoları aşağıda:
|
|
|
| NAMLU AKSI DÜŞÜK TABANCALAR |
|
Yazar: Sabri - 16-03-2025, 12:04 - Forum: Genel Silah Sohbetleri
- Yorum (9)
|
 |
![[Resim: axis.png]](https://i.ibb.co/wNqmg7nW/axis.png)
Namlu aksı konusunun sıkça tartışılmasının nedeni, nispeten basit bir şekilde ölçülebilen ve atıcı üzerinde hissedilebilir bir etkisi olan metriklerden biri olmasıdır.
Namlu aksı, tabancanın fişek yatağından atıcının eline kadar olan dikey mesafe ölçülerek belirlenir.
Bu ölçümün tutarlı olması için elin üst kısmına veya elin doğal dönme noktası olan bilek ekleminin ortasına kadar olan mesafe ölçülebilir. Ancak, sonuç değişmez, önemli olan ölçümlerin aynı standartlarla yapılmasıdır.
Ama biz bunun teknik ölçümlerinden çok, atıcı üzerindeki etkileriyle ilgileniyoruz.
Genel olarak konuşursak, tabancanın namlusu atıcının eline göre ne kadar yüksekse, geri tepme sırasında atıcı o kadar fazla "yuvarlanma" hissi yaşar. Bunun nedeni, tabancanın el ile bağlantısının bir kaldıraç ve dayanak noktası gibi çalışmasıdır.
Namlu aksının yüksekliğinin bir tabanca ateş ettiğinde üzerindeki etkisi, temel fizik kurallarına dayanır. Düşük namlu aksında tabanca elinizde daha aşağıda oturur (yani eliniz tabancaya daha yüksek bir konumda yerleşir). Yüksek namlu aksında ise tabanca elinizde daha yukarıda oturur, yani sürgünün daha büyük bir kısmı ve kütlesi elinizin üstünde kalır.
![[Resim: Ekran-Resmi-2025-03-16-08-51-00.png]](https://i.ibb.co/MkWXGH6K/Ekran-Resmi-2025-03-16-08-51-00.png)
Tabancada bir fişek ateşlendiğinde, mermi namludan çıkarken oluşturduğu basınçla bir ETKİ yaratır. Newton hareket yasalarının 3. sü "her etkiye karşı bir tepki vardır" der. Ateşlenmenin etkisi ile bir geri GERİ TEPME ortaya çıkacaktır. (Yukarıdaki resim) Geri tepmenin yönü dolayısıyla tabancayı kavradığımız nokta (Turuncu halka ve nokta) daha aşağıda olduğu için bir kaldıraç işlevi ortaya çıkacak, bu nokta üzerinden namluda oluşan açısal momentum (yeşil ok), bir dönme (savrulma) momenti (TORK) ortaya çıkaracaktır (Namlu şahlanması).
Tork, kuvvet momenti ya da dönme momenti, bir cismin bir eksen etrafındaki dönme, bükülme veya burulma eğilimini dönme ekseni merkezine indirgeyerek ölçen fiziksel büyüklüktür. Torkun büyüklüğü moment kolu uzunluğuna, uygulanan kuvvete ve moment kolu ile kuvvet vektörü arasındaki açıya bağlıdır şu formülle hesaplanır:
τ = r F sinθ
τ = Torkun büyüklüğü. r=Yer değiştirme vektörü (kuvvetin uygulandığı noktadan torkun ölçüldüğü noktaya çizilen vektör)
F= Kuvvet vektörü θ =kuvvet vektörü ile moment kolu arasındaki açı
Yani Tork (dönme hareketi) büyüklüğü; geri tepme gücü (kırmızı çizgi) , sürgünün hareket miktarı ve ekseni ile el ekseni (lacivert çizgi) arasındaki θ (teta) açısının sinüs değeri çarpımı ile hesaplanmaktadır.
İşte bu noktada aşağıdaki resimde göreceğiniz gibi yüksek veya düşük namlu aksı θ (teta) açısını değiştirerek ve yer değiştirme vektörünü değiştirerek Torku artırıp, azaltmaktadır.
![[Resim: Ekran-Resmi-2025-03-16-08-51-28.png]](https://i.ibb.co/r2RjZyWv/Ekran-Resmi-2025-03-16-08-51-28.png)
Geri tepme miktarı aynı mermi ile aynı olmakla birlikte, düşük namlu aksı daha küçük bir teta açısı yaratarak ve yer değitirme vektörünü azaltarak fiziksel olarak daha az dönme momenti, dolayısıyla daha az namlu şahlanması sunacaktır.
Tabancalarda namlu aksı, namlunun ve sürgünün atıcının kavrayışına göre ne kadar yüksekte olduğunu tanımlar. Her atıcı tabanca alırken bu özelliği dikkate almasa da, aslında dikkate almaları gerekir. Temel prensip oldukça basittir: Bir tabanca geri tepme yaşadığında, namlu ve sürgü elinizin ne kadar fazla yukarısında konumlanıyorsa, o kadar fazla kaldıraç etkisi oluşur ve namlu şahlanmasını kontrol etmek zorlaşır. Bu nedenle, namlu ve sürgüyü elinize mümkün olduğunca yakın konumlandıran tabanca tasarımları, bu kaldıraç etkisini azaltarak namlu şahlanmasını kontrol etmeyi kolaylaştırır. Eğer iki tabanca arasında karar vermekte zorlanıyorsanız, basitçe namlu aksı en düşük olanı seçmek kötü bir fikir olmaz.
Ancak, düşük namlu aksı her zaman kusursuz bir çözüm değildir. Düşük namlu aksına sahip tabancalar genellikle yüksek namlu akslı modellere kıyasla daha az konforlu hissettirebilir ve doğal nişan alma hissini (pointability) kaybedebilir. Bunun sebebi, düşük namlu aksı tasarımının, kabza ve tetiğin merkez hizasını tam olarak aynı doğrultuda tutamamasıdır. Örneğin, "Glock'lar güzel ama 1911 gibi nişan almıyorlar" diyen biri aslında bu noktaya işaret ediyor olabilir.
Yaklaşık 30 yıl öncesine kadar, piyasadaki tabancaların çoğu horoz mekanizmalıydı (hammer-fired) ve neredeyse tüm bu modellerde tetik merkez hattı ile kabzanın eğriliğinin merkez hattı neredeyse mükemmel hizalanmıştı. Bu tasarım, horoz mekanizmasının gerektirdiği yüksek namlu aksının bir yan ürünüydü. Çünkü horoz mekanizmalı çoğu tabanca, namlu ile kabza arasına tetik ve horoz grubunun saat gibi çalışan mekanizmasını sığdırmak zorundaydı. (Bu kuralın istisnaları vardır: Örneğin, eğimli namlu mekanizması kullanmayan Remington R51 ve Walther PPK gibi bazı horoz mekanizmalı modeller, oldukça düşük namlu aksına sahiptir.)
Tasarımcılar, horoz mekanizmasının gerektirdiği sınırlar içinde namluyu mümkün olduğunca aşağı çekmeye çalıştılar ve tetiği de buna hizaladılar. Bu da atıcıların eline doğal bir oturuş hissi veren ve "pointability" olarak adlandırılan nişan alma rahatlığını sağlayan bir tasarım ortaya çıkardı.
Şimdi, Glock 17 ile başlayan ateşleme iğneli (striker-fired) tabancaların altın çağına giriş yapalım. Horoz mekanizmasını ortadan kaldırarak, tasarımcılar kabza ile namlu arasındaki birçok karmaşık mekanizmayı kaldırabildiler. Ve çünkü düşük namlu aksının geri tepmeyi azalttığı genel olarak kabul edilen bir gerçekti, bu fırsatı değerlendirerek kabza ve namluyu birbirine daha da yaklaştırmaya odaklandılar.
Glock 17 ile başlayan süreçte, ateşleme iğneli ve düşük namlu aksına sahip tabancalar hızla yayılmaya başladı. Ancak bu modellerin hepsinin ortak bir özelliği vardı: Kabzanın eğriliği (grip curve) ve tetiğin merkezi artık hizalı değildi. Artık tetik geride kalıyordu, çünkü gerekli ateşleme mekanizması (lockwork), onu namluya daha yakın bir noktaya taşımaya izin vermiyordu.
![[Resim: Ekran-Resmi-2025-03-16-09-53-45.png]](https://i.ibb.co/r2JcvjQp/Ekran-Resmi-2025-03-16-09-53-45.png)
Tetik ve kabza eğriliğinin ne kadar iyi hizalandığını ölçmek için Hizalama İndeksi (Alignment Index) adını verdiğimiz bir ölçüm yöntemi geliştirdik. Çoğu horoz mekanizmalı tabanca yaklaşık 1.0 puana sahiptir, yani tetik ve kabza eğriliği mükemmel şekilde hizalanmıştır. Ancak, çoğu ateşleme iğneli (striker-fired) tabanca bu değerin altında bir skor alır, özellikle namlu aksı olağanüstü düşük olan modeller. Hizalama İndeksi düştükçe, tetik ve kabza eğriliği arasındaki uyum bozulur.
Bununla birlikte, Hizalama İndeksi’nin 1.0’ın altında olması büyük bir sorun değildir. Eğer öyle olsaydı, Glock, Springfield XD, S&W M&P gibi milyonlarca memnun kullanıcısı olan modellerin varlığı sorgulanırdı. Yukarıda bahsedilen tabancaların hepsi düşük Hizalama İndeksi değerine sahiptir, ancak hâlâ son derece başarılı ve popüler tabancalardır. Ancak düşük bir Hizalama İndeksi, tabancanın kavrama konforu açısından önemli bir faktördür.
ABD Ordusu’nun yeni hizmet tabancası olan SIG Sauer P320 de iğne ateşlemeli (striker fired) bir tabanca olmasına rağmen yaklaşık 1.0 Hizalama İndeksi değerini korumaktadır. Bu da gösteriyor ki, “Yapabiliyor olmanız, her zaman yapmanız gerektiği anlamına gelmez.”
Düşük Namlu Aksının Diğer Artıları ve Eksileri
Düşük namlu aksının başka avantajları ve dezavantajları da vardır. Örneğin bir dezavantaj, düşük namlu aksına sahip tabancaların sürgüleri genellikle daha alçaktır, bu da sürgüyü kurarken (racking the slide) daha az tutuş yüzeyi sunar.
Öte yandan, daha küçük bir sürgü, aynı zamanda daha hafif bir sürgü anlamına gelir, bu da daha az hareket eden kütle (reciprocating mass) ve dolayısıyla sadece düşük namlu aksının sağladığı geri tepme azalmasından daha da az geri tepme anlamına gelir. Birçok yarışma tabancasında, sürgüye açılan pencereler veya hafifletme kesikleri tam olarak bu nedenle kullanılır.
Daha az namlu şahlanması, hedefe dönmede daha hızlı olma anlamı taşır. Bu da daha seri ve isabetli atışa olanak sağlar. düşük namlu akslı tabancalar, daha az şahlanma ile daha iyi kontrol sağlıyor. Özellikle hızlı seri atış gereken senaryolarda (IPSC, savunma vb.) büyük avantaj sağlıyor. Düşük namlu akslı tabancalar özellikle yarışma kategorisindeki tercihlerdir.
Daha küçük bir sürgü aynı zamanda genel olarak daha hafif bir tabanca demektir ve kompakt boyutları sayesinde düşük namlu aksına sahip tabancaları taşımayı ve gizlemeyi kolaylaştırır (eğer bu sizin için önemli bir kriterse).
Hep yarı-otomatik tabancalardan bahsettik. Revolverlerde namlu aksı oldukça yüksektir, bu nedenlede namlu şahlanması oldukça fazladır. Bunun şu ana kadar tek bir istisnası var Chiappa Rhino...
![[Resim: the-quest-for-the-low-bore-axis.jpg?size...5&nocrop=1]](https://cdn-fastly.thefirearmblog.com/media/2024/05/19/14601694/the-quest-for-the-low-bore-axis.jpg?size=720x845&nocrop=1)
İlginç bir şekilde Chiappa Rhino da namlu altta yerleşimli olduğundan namlu şahlanması yok gibidir.
Piyasadaki yarı-otomatik tabancaların bir kısmını namlu aks yüksekliklerine göre sıraladım:
![[Resim: Ekran-Resmi-2025-03-16-10-50-54.png]](https://i.ibb.co/Ng7y22qm/Ekran-Resmi-2025-03-16-10-50-54.png)
Düşük namlu aksı, olmazsa olmaz bir özellik değildir, ancak iyi bir tabanca oluşturan birçok faktörden sadece biridir. Büyük ölçüde kişisel tercihlere bağlıdır. Düşük namlu aksına sahip tabancalar, geri tepme konusunda daha avantajlıdır; çünkü daha alçak ve daha hafif bir sürgü, fizik kuralları gereği daha az tepme yaratır. Ayrıca, bu tür tabancalar genellikle daha küçük ve daha hafif olur, bu yüzden piyasada çok fazla düşük namlu akslı model görmek şaşırtıcı değildir.
Sonuç olarak, düşük namlu aksı mı, yüksek namlu aksı mı, hizalı mı yoksa hizasız bir tetik-kabza yapısı mı? Bunların hepsi teknik detaylardır ve elinize, duruşunuza, el boyutunuza ve daha birçok bireysel faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.
Gerçekten önemli olan şey, hangi tabancayla en hızlı ve en isabetli atışı yapabildiğinizdir. Ve bunun için kendi verilerinizi oluşturmaya başlamanız gerekir, harcanan her bir fişek kovanıyla birlikte.
Keyifli atışlar! ?
Not: Bundan sonra bu başlık altında düşük namlu akslı tabancaları incelemeye ve tanıtmaya çalışacağız
|
|
|
| CZ 550 Varmint Laminatend |
|
Yazar: ceycey - 16-03-2025, 01:44 - Forum: Av ve Avcılık Tüfekleri
- Yorum (1)
|
 |
CZ 550 Varmint Laminatend (308 Win.) :
Sn.Pinus’un eski forumdaki 11.10.2014 tarihinde açtığı konu:
Kendisine sürpriz yapalım. 
Konudaki çok sayıda atış kağıdı resimleri dahil bütün resimler silinmiş.Bir kaç resim ekledim.
![[Resim: 54389123554_1830b7e542_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54389123554_1830b7e542_z.jpg)
Bugün kendime biraz zaman ayırdım. 100, 200 ve 300 m'lerden atış yapmak için ormana çıktım.
100 m atışından sonra ormanda milletin mantar ve kestane topladığını fark edince 100 m 3 atışta kaldım.
Dürbün Vortex 6-24/50.
Fişek 150 gr Federal.
Zaman zaman bu başlık altında tüfekle ilgili görüşlerimi paylaşmak istiyorum.
![[Resim: 54389309830_0ae1b6c0d3_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54389309830_0ae1b6c0d3_z.jpg)
21.10.2014
Tüfek hakkında bazı izlenimlerimi de yazmak istiyorum. Birincisi tüfek çok uzun. Namlu boyu 65 cm.
Namlu kalınlığı dolayısıyla oldukça ağır. 4300 gr. Üzerine dürbün ve ayak ağırlığını ayrıca ilave etmelisiniz.
Güzel bir lamine dipçiği var. El kundağının altının düz oluşu bir yerden destek alıp atış yapmayı kolaylaştırıyor.
Bolt güzel akıyor. Ama sakın bir K98 boltunun pürüzsüzlüğünü beklemeyin. Single set trigger tetik çekmeyi bir
zevk haline getiriyor. Sanırım 400 gr civarı. Ölçüm aletim olmadığından bu değer tahmini.Tetikte her hangi bir
boşluk yok. Tüfek patladığında her hangi bir geri tepme hissetmiyorsunuz. En azından dayak yemiyorsunuz.
Ayakta desteksiz hedefi takip etmek ağırlığı dolayısıyla çok zor. Uzun mesafelerden duran avlara yapılan atışlar
dışında avda kullanışlı olacağını sanmam.Av için tavsiye etmem,ama çok zevkli bir atış tüfeği olduğunu söyleyebilirim.
![[Resim: 54389170383_6a14d265a1_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54389170383_6a14d265a1_z.jpg)
![[Resim: 54388062607_04f74b1bec_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54388062607_04f74b1bec_z.jpg)
![[Resim: 54388065372_1c08597a0f_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54388065372_1c08597a0f_z.jpg)
![[Resim: 54388946471_de980ca491_z.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54388946471_de980ca491_z.jpg)
26.10.2024
Sn. markhor,
Yeni başlayan birisi olarak dürbün netliğini yeterli buluyorum. Elbette daha önce arkadaşlarda incelediğim Alman
malı dürbünler kadar net değil. Trabzon'da hava kararmak üzere 100 m atışları yapmıştık. O saatte dahi netliği
yeterli bulmuştuk. Dürbün ayarları net düzeltmeler veriyor. Her çıtın tam karşılığı düzeltmeyi verdiğini zannediyorum.
Ben de 4-16 ile 6-24 arasında kalmıştım. Hedef atıcılığında 24 büyütmenin çok işime yarayacağını düşünmüştüm.
12 büyütme ile atış yapıyorum ve 24 büyütme için vazgeçtiğim düzeltme miktarına üzülüyorum. Bir acemi gözüyle
bu paraya iyi bir dürbün.
09.11.2024
Bugün atışlara kaldığım yerden, yani 200 ve 300 m'lerden devam etmeye ormana gittim. 200 m atışından sonra
300 m atışından vaz geçip bende mi bir hata var diye 100 m atışı yaptım. Öylece bırakıp döndüm. 200 m atışından
sonra dürbünün paralaks ayarının 120 yardda kaldığını fark ettim. 200 m atışı olmadı. Hata tüfekte değildir de fişekte
mi yoksa eşekte mi anlayamadım.
Optik atıcılığı kolay zannediyordum. Yivli tüfeğe çok yabancı değilim de optikle yeni tanışıyorum. Henüz bir birimizi
tanıma aşamasındayız. Gördüğüm şey her şeyin yaptığınız atışa etki ettiği. İyi tüfek, iyi fişek yetmiyor, bir de sakin
bir ruh hali lazım. Dün akşam yediğim tavuktan kaynaklı sabahı zor etmem, atışa giderken gördüğüm teyzelerin
sinirli bakışları ruh halimi pek te iyi etkilememişti doğrusu.
Optikle ilişkimiz çok iyi gitmiyor. Birincisi o kadar uğraştığım odaklanma, ilk başta beni bayağı zorladı. Ağır ağır bir
duruş oturtmaya çalışıyorum. Masa üzerinden nişan alırken ilk seferde sanki pencereden bakıyormuşçasına net bir
görüş olurken, yere yattığımda dürbünün içi kara duvar. Hadi bakalım en iyi görüşü yakalayacağım diye yılan gibi
kafa oynatmaya. Yine ilk zamanlar hedefi bulmakta yaşadığım zorluklar. Her şey zamanla yerine oturacak. Yeni
yürümeye çalışan bir bebekten farkım yok. Şimdilik her şeyi not alıp üzerinde düşünüp çözüm aramaya çalışıyorum.
Buradan aklınıza gelebilecek bir hususa daha cevap vermek istiyorum. 100 m üzeri atışlarda dürbünde herhangi bir
düzeltme yapmıyorum. Sebebine gelince dürbün bağlantılarını ve ayarlarını kendim yaptım. Her an yeniden söküp
takabilirim. Bu yüzden dürbüne segmanlarını takıp sıfır ayarını sabitlemedim. Dolayısıyla zero stop fonksiyonunu
şimdilik kullanamıyorum. Neden dürbünü başlangıçta işi bilen birine taktırmadım? Bu işin nasıl yapıldığını anlamak
için, yarın her hangi bir zor durumda kendim yapabilmek için.
Belirtmek istediğim bir diğer husus, dürbün bağlanmış tüfeklerde şarjörün önemi. Mermileri üstten el ile basmaya
çalışmak her halde çok zor olurdu.
Yavuzhan demiş ki: 13.11.2014
Sn.Pinus,İstekli ve hevesli çalışmalarınızı sevinçle ve biraz da gururla izliyorum. Eminim sürekli videolar izliyor, forumu
karıştırıyor ve bir şeyler okuyorsunuz. Heyecanınızı paylaşıyorum. Eminim çok kısa sürede çok daha uzak mesafelere
ulaşırsınız. Epey bir soru, 500-600 metrelere ulaşmanızı bekliyor zihnimde size sorulmak için Malumunuz kundak ve
namlunuz MKEK standartlarının üzerinde.
Bu işte en can sıkıcı nokta yalnız çalışıyor olmak. En az sizin kadar istekli bir arkadaş ümitsizliğe düşmenizi önler.
Sanırım sizde yalnız çalışıyorsunuz. Bende hep yalnız çalıştım. En son 750 metrelere kadar çıkmıştım ki sıkılıp bıraktım.
1-2 aydır yeniden başladım. 1 senedir dokunmuyordum tüfeğe. Namlu kundağa temas ediyor sanırım. Dağılımlar biraz
enteresan.
Gördüğüm kadarıyla şu an tek eksiğiniz bir bipod. Ben tüfeği çantaya yada herhangi bir şeye dayamaktansa, bipod ile
atmayı daha rahat buluyorum. Tabi tercih meselesi. Yere yattığınızda rahat değilseniz atışı bırakın. Boşa mermi atmayın.
Moral,motivasyon ve ruh hali konusunda ise çok haklısınız. Birde naçizane tavsiyem soru sormaktan çekinmeyin. Tek
kaynaktan değil birçok kaynaktan beslenin. Farklı kişilerle tartışın. Farklı tecrübe ve bakış açıları size katkı sağlayacaktır.
Konuşmak isterseniz mail adresim profilimde mevcut. Çekinmeden yazabilirsiniz.Sizi izlemeye devam ediyorum.Hoşça kalın.
Trciviltary demiş ki: 13.11.2014
Sn.Pinus,Paylaşımlarınızı keyifle takip ediyorum. Sturm çanta ve glock bıçak seçiminiz çok isabetli olmuş.
Sn.Yavuzhan'ın bipod uyarısına tekrardan dikkat çekmekle beraber hala gazete kağıdından kurtulamadığınızı üzülerek
görmekteyim. Zemindeki en ufak engebelerin ve bu sezonlarda aktardığı soğuğun rahat bir atış pozisyonuna elvermeyeceğini,
kalın bir mat kullanmanız gerektiğini düşünüyorum.
Atışları kaç büyütmede yaptığınızı ve hedef kutusunun içinin sallanmayacak kadar dolu olup olmadığını da merak etmekteyim.
Bu arada 200m mesafede dahi mermi deliklerindeki yanık izleri dikkatimi çekti. Bu mesafelerde merminin kağıdı yakacak kadar
sıcak kalması mümkün müdür deneyimli arkadaşlar yorumlarsa sevinirim. Saygılarımla.
Cnrabat demiş ki: 13.11.2014
Sayın TrCiviltary, sayın Pinus akşamdan yediği tavuğun rahatsız ettiğini kendi de belirtmişler yani destek amaçlı kutuların içi
pek dolu olmamalı.
Deneyimli olmak kendime atfedebileceğim bir durum değil ne yazık ki ama merminin izi konusunda bence her şey normal,
250 metre civarında isabet kaydettiğim kağıtta dahi benzerinin olduğunu hatırlıyorum.
Hatta yine youtube imdadımıza yetişsin ve daha önce de videolarını paylaştığım Fransız bir atıcının aynı kalibre ile 200 metrede
açtığı delikler beyaz zemin üzerine 10:50 'den itibaren görülebilir.
Merminin sıcaklığını ne kadar ve ne derece koruduğu konusunda hiçbir fikrim yok.Ancak,kağıtlardaki izlerin olayı bence patlama
anında, çekirdekten önce az da olsa öne kaçan gazın yanık artıklarının çekirdeğe yapışması ve yapışıp kalan yanık artıklarının
çekirdekle beraber taşınıp hedefe bulaşması. Atış kağıtlarımı tekrar kontrol ettiğimde 25 metre gibi mesafelerde dahi aynı izler
mevcut mantıken daha yakın daha sıcak daha çok yanık olmalı ki izlerin yanık değil yapışmış leke olduğu elde daha kolay
anlaşılıyor. Saygılar.
Pinus demiş ki: 13.11.2014
Sn. Yavuzhan,derdimi anlıyorsunuz. Şu anda yerler kuru iken 4*4 ile ancak çıkılabilen bir yerde çalışıyorum ve maksimum
mesafe 250-300 m olabiliyor. Yalnızım, yanımda kimse yok, olmaya niyetli kimse de yok. Kışın çalışmak için kurum amirlerine
poligonlarını kullanabilme ricasında bulundum, hepsinin aniden işi çıktı. 500 m üstü benim için şimdilik hayal. Çünkü MKE'den
soft point dışında çekirdeğe sahip fişek bulamıyorum. Attığım fişekler federal marka. Hepsinin ucu birbirinden farklı ve balans
problemi olduğunu düşünüyorum. Kundak işimi çok kolaylaştırıyor. Namlu zaten malum. Rodajına da epey emek verdim.Bipod
sevmiyorum, asıl mesele o. Ama belki bir ara alır kullanırım. Atış konforundan da haliyle haberim yok. Haklısınız, bazen arayıp
işe bilenlere danışıyorum. Fakat bu kalitesiz mühimmat şevkimi kırıyor. Bir ara tüfeği alıp optik konusuna hakim birilerinin yanına
gitmem gerekecek. Uzun mesafe için de karların eriyip, yaylaların uygun hale gelmesini beklemek durumundayım.
Sn. TrCiviltary, yorumlarınız için teşekkürler. Mat için hala bir büyüğümüzün buraya gelmesini beklemekteyim. Umarım pembe
renk getirmez. Atışları 12 büyütme ile yapıyorum. Daha yüksek büyütmelerde titremeye çok engel olamıyorum ve gözüm
dayanmıyor. Hedefteki tavuk kutusunun içi boş. Çalılara bantla tutturmaya gayret ediyorum. Selamlar.
06.9.2015
Fabrika 100 yarda sıfırlanmış tüfeklerde 300 yard mesafede (274,32 m) 14.7 inch (37,338 cm) düşüş öngörüyor. Normalde
bu miktar doğru mu diye denemek niyetinde idim. Fakat hedefi ancak 328 metreden net görebildim. Arada 54 m fark var.
Yine tavuk kasası üzerinden dikkatlice iki atış yaptım. Bu sefer gazeteye yatmadım ama, mukavvaya yattım. Hedefin orta
noktasının yaklaşık 51-52 cm altında güzel vuruşlar oldu. Hiç düzeltme yapılmaması durumunda bu kadar alt vuruluyor.
Daha sonra düzeltmeyi hızlıca hesapladım. 18 çıt düşey düzeltme yaptım. Fazla olmuş. Acemilik işte.
Vuruşun birisi merkezin tam 10 cm üzerinde (bu düzgün yaptığım atış) diğeri mukavvanın tam sınırında sıyırmış halde
merkezin tam 20 cm üzerinde. Sebebine gelince, arkadaşlar arkamda aygır bir demir kırı rahvan tay pazarlığına tutuşmuştu.
Hem pazarlığı takip edeyim hem atış yapayım dersen böyle oluyor. Atış sonu tüfeğe bir de köpük banyosu yaptırdım.
Kurtulamadık şu dağınıklıktan.
10.9.2015
Bu akşamüstü itibarıyla bu yılki hedefim olan 500 m sınırına ulaşmış bulunmaktayım.
Aşağıda hedefimiz ve bana yardımcı olup, bu alanda atış yapmamı sağlayan arkadaş. Kendisi benim iki katımdan biraz küçük.
Hedef kağıdı zamanında av tüfeği incelemesi için yaptırdığım kağıt.Kötü bir fotoğraf ama atış şartlarını anlatması bakımından
önemli görüyorum.
Hedef 511 m'de, atış yapılan yerde ve hedefte rüzgar yok, fakat mermi yolunun yaklaşık 150-200 metresinde bir boğaz var
ve değişken şiddette rüzgar esiyor. Eğim yok.
Çok şanslı adamım, ilk denemede hedefi buldum ve şarjördeki 4 mermiyi de hedefe iyi-kötü yerleştirebildim. Yurtdışı siteleri
inceleyip benzer özelliklerdeki fişeklerin mermi düşüş grafiklerini çıkardım. Ortalamasını aldım, tuttu. 3.8 ile 4.0 mrad bir düşey
düzeltme vermem gerek.
Yavuzhan demiş ki: 14.9.2015
Tebrikler Sn. Pinus. İmkanınız varsa metal bir boy hedefi yaptırırsanız, hem atış esnasında gong sesini duyar vuruşunuzu
doğrulamış olursunuz hem de dürbününüzle de atış noktasını görürsünüz.
Şimdi sizi görünce benimde canım istedi. Malum Adana havalar hala ciddi sıcak. Çıkamadık araziye.
PS: Bu arada hedef kağıdında 3 delik var sanırım. Eğer üçü bir grupsa takriben 17-18 cm uzak iki mermi arası. 1 MOA nın
biraz üzerinde grupmanınız var. Hiç fena değil bence.
Pinus demiş ki:
Sn. Yavuzhan, metal hedef hiç problem değil. Asıl problem olan şey fişek. Ben bu atışları 150 gr fişeklerle yaptım.Ama bitti
bitiyor. Devamı yok. Şimdi işin yoksa başka marka, başka özellikte fişekler için atış denemeleri yap. Dört atış yaptım, 4 delik
var. 28 cm'lik bir grupman oldu. Sebetiğini hesaplamıştım. 4.0 mrad tam geldi. Dürbün 12 büyütmede.Sebebi ise benim
atışlardan ziyade atış yolundaki boğazdan esen değişik şiddetteki rüzgar.
Malum Adana sıcak ama Çamlıyayla'nın karşılarına düşen yörük köyleri, yaylaları serinmiş. Söylediklerine göre bir de sırtı
beyazlamış azılı varmış. Yüksekliğini eşek-at arası tarif ettiler. Selamlar.
Ardenne demiş ki: 15.9.2025
Ellerinize sağlık Sn pinus, Elinizdeki vortex viper 6-24*50 sanırım. Vertikal dağılımınız cok iyi, çekirdeklerinizin çıkış hızları
oldukça homojen.Bir sorum olacak, neden 24 değil de 12 ile atış yaptınız merak ettim, miraj mı vardı?
Pinus demiş ki:
Hayır sn. ardenne, önemli bir miraj yoktu. Atışlarımda 12 büyütmeyi standart olarak kullanmak istiyorum. 24 büyütmede
hiç atış yapmadım ama bir kaç kez hedef üzerinde durmayı denedim. Titretmeden hedef üzerinde durmak çok zor,
gözlerim hemen ağrımaya başlıyor ve hedefi bulmak içinde biraz uğraşmanız gerekiyor.
Cnrabat demiş ki:
Sayın pinus atışlarınız çok başarılı. Ancak fotoğraftan gördüğüm kadarıyla atış pozisyonunuz çok rahat değil, vücudunuzun
ön kısmı fazla yükselmek zorunda kalmış. Bu da destek olarak kullandığınız şu kutular sebebiyle diye düşünüyorum. Zira bir
hayli yüksek gözüküyorlar. Hoş yine de iyi iş çıkmış ortaya ama bu pozisyonda nefesinizi ayarlamak ve sabit şekilde hedefin
üzerinde kalmak kolay olmayacağı aşikardır. Eğer bir çatal ayak edinebilirseniz 24 büyütmede dahi bahsettiğiniz titreme sorunu
ile pek karşılaşmayacaksınız.Ayrıca dipçiğin altını sabitlemek için daha kısa bir destek ile işi konforlu bir şekilde halledebilirsiniz.
Bence fotodaki grupmanın sahibi daha iyi bir sabitleyiciyi hak ediyor. Saygılar.
Bezoaribex demiş ki: 25.01.2016
Sayın Pinus,
Son gelen partiden alınma bende de aynı tüfek var.Fakat tırnakta sorun var sanırım. Atıştan sonra kolu yavaş çektiğimde kovanı
yataktan bir kaç santim çekip bırakıyor. Kovanı tamamen yani kovan fırlatıcıya çarptıracak kadar çekmiyor.Kol çok hızlı çekilmeli ki
kovan yarı yolda düşmeyip fırlatılabilsin. İki arkadaş almıştık aynı sorun onda da var..Hal böyle olunca daha baştan soğudum tüfekten.
Grupmanı iyi (Hornady 168 grain TAP fişekle)rezalet tetiğine rağmen. Merak ettim sizin tüfekte de kovan fırlatma sorunu
var mı acaba?
Evrenay demiş ki:
Sayın bezoaribex,aynı tüfekten bende ve iki sevdiğim ağabeyimde var.Her üç tüfekle yaptığımız atışlarda, bahsettiğiniz gibi bir
çıkartma problemine tanık olmadım.
Ben daha sonra yapılacak olan mıntıka temizliğinde, yakın coğrafyada kovan aramamak için mekanizmayı göreceli olarak yavaş açıyorum.
Ancak sanırım klasik Mauser mekanizmasının sizin eleştirdiğiniz konuyla bir alakası olabilir.
Zamanında K98 tüfeğim de mekanizmayı yavaş çekince kovanı tam olarak tahliye edemezdi.
Bu arada, Varmint’lerden bir tanesiyle kapsül patlatmama sorunu yaşadık. Daha sonra tüfeğin sahibi iğneyi söktüğünde iğne
yayını sıkıştıran bir somunun varlığını fark etmiş. Bu somunu sıktığı zaman iğne kapsüle daha sert vuruyor. Belki siz de aynı
sıkıntıyla karşılaşırsınız diye tedbiren yazdım.
Yivli tüfeklerle tecrübem son derece sınırlı olsa da, 550 Varmint'in "set trigger" ini; Steyr SSG-08 le ve SSG-69 la ayrıca sadece
kuru tetik olmak kaydıyla Sako TRG-42 yle ve TRG-22 yle ve de modelini unuttuğum .338 LM bir McMillan la kıyasladığım zaman
çok da "rezalet" olduğunu düşünmüyorum.
Ben sadece hedef atıcısıyım, masa üzerinden çatal ayakla 350 metre civarına çalışma imkanı bulabiliyorum. Belki bu mesafelerde
tetiğin çok fazla önemi yoktur. Bununla beraber MKEK'de satılan ithal tabancalardan daha düşük bir fiyata böyle bir tüfeğe sahip
olabildiğim için mutluyum.
Tüfeğin üzerinde NF 5,5X22x56 MIL-MOA dürbün var.
Bana çok fazla ama bir ağabeyim uygun fiyata montajlarıyla birlikte verince ve de sayın lupus "yeni başlıyorsun, iyisiyle başla,
sonra masraf yapma" diye telkinde bulununca dayanamadım aldım.
Not: Grupman korusunda fazla bir şey yazamayacağım, malum memleketin imkanları belli. Sadece 150 grain yerine biraz daha
ağır çekirdeklerle (işte MKE'de ne varsa ve zamanında ne getirmişse) daha iyi netice verdiğini gözlemledim. İmkanınız varsa bir
yerlede 168 grs Norma nın özellikle bu tüfekle güzel grupman yaptığını okumuştum.
|
|
|
| İstanbul Sancak Poligon |
|
Yazar: sentinel - 15-03-2025, 23:16 - Forum: Poligonlar
- Yorum (2)
|
 |
Forumdan AliGalip Bey'in tavsiyesi üzerine bugün Sancaktepe'deki Sancak Poligon'a uğradım. Bu vesileyle foruma da konu başlığını açmış olduk. Mekan güzel, geniş ve ferah. Çalışanlar güler yüzlü ve ilgili. Benimle ilgilenen arkadaş hoş sohbetli biriydi. Ziyaretimden memnun kaldım. Kendi silahınız ve poligonun fişeği ile atış ücreti 20 liraydı.
|
|
|
| CZ yivli tüfekler üstüne genel değerlendirme |
|
Yazar: Sabri - 14-03-2025, 18:16 - Forum: Av ve Avcılık Tüfekleri
- Yorum (2)
|
 |
Eski TT Forumda Sn yivlici tarafından açılmış konu:
yivlici
25-06-2011
Sn forum üyeleri, bilindiği üzere CZ yivli tüfekleri artık ülkemiz avcısının en çok rağbet ettiği yivli tüfek konumunda. İş dolayısı ile elimden çok miktarda CZ gelip geçmekte. Hemen hemen her çaptaki tüfeği deneme ve inceleme fırsatım oldu. Bu tecrübelerimi burda sizlerle paylaşmak istiyorum.
Öncelikle ticaretteki bir kuraldan bahsetmek istiyorum. '' Fiyat fayda ilişkisi '' diye bir şey var. Aldığınız ürün her ne olursa olsun muhakkak kendi cinsi içinde bir kategoriye aittir. 500 $ lık bir ürün alıp bundan 5000 $ lık bir ürünün performansını ve kalitesini beklemek ancak iyi niyetli hayal kurmaktır. Ancak bu 5000 $lık ürünün de mükemmel olacağı anlamına gelmez. Mükemmeli şartlar belirler. Modifiye edilmiş bir arazi aracının asfalttaki lastik gürültüsü ve ağırlığı onu kötü yapmaz. Sadece yanlış üründen yanlış iş beklediğiniz anlamına gelir.
Buradan hareketle, artık piyasada oturmuş bulunan CZ yivli tüfeklerini bu bağlamda değerlendirdim. Tamamen şahsi görüşümdür.
Yazımı çok uzatıp sizleri sıkmak istemiyorum, bu yüzden kısaca avantaj ve dezavantajları sıralamak istiyorum.
Artı yönleri:
1- Tüm CZ ' ler tabancaları dahil olmak üzere ekonomik ürün grubundadır, fiyat fayda ilişkisinde ön sırada yer aldıkları açık bir gerçektir.
2-Tüfek namluları dövme malzemedir, dolayısı ile metal yoğunluğu yeterli seviyededir.
3-Mekanizmaları talaşlı imalat olup, uygun evsaftaki çelikten imal edilmiştir.
4-En önemli kısımlardan birisi olan tırnak, Mauser K98 kopyası olup, bilinen en sağlam tırnak sistemidir. Kovan dip tablasının nerede ise yarıya yakınını kavramaktadır, bu da sıkışmış bir kovana 4/3 oranında güç uygulama imkanı sağlar. Kavrama yüzeyinin geniş olması sıyırma ihtimalini çok ciddi oranda düşürür, tamamen sıyırmaz demiyorum. Ama standart tırnaklı tüfeklere oranla bu yüzde çok düşüktür.
5-kilitler klasik K98 sisteminin kopyasıdır. Ön kilitler yekpare olduğundan çok güvenlidir, arkada bulunan kontra kilit ise mekanizmanın geri gelme ihtimalini neredeyse sıfıra indirmektedir. Gerçi kilitlerin ikisinin birden kırılma ihtimali devletimizdeki eksiklerin sıfıra inmesi ihtimali kadardır ama, yine de ihtimaldir.
6-Gez arpacık oldukça hassas ölçüde dizayın edilmiş. Mevcut CZ fabrika nişangahlarının yeni başlayanlar için iyi bir nişangah sistemi olduğunu düşünüyorum.
7-Set kesimleri genelde düzgün, namlu ağzı kesimi fena değildir.
8-Dürbün montajında tüfeğin üstündeki kızaklar, tüfeğe ayakların kilitlenmesinde veya vidalı montajda ( sağlıklı olan yöntem budur) uygulama kolaylığı getirmektedir.
9-Tüm CZ yivli tüfeklerde magnumlarda 2, standartlarda 1 adet olmak üzere darbe tutucu mevcuttur. Ama magnumların ön tutucusu var ile yok arası bir şeydir.
Eksi yönleri:
1- Kundak çok kullanışsız ve estetikten uzak bir formda, kundak tüfek birleşimleri çok sağlıksız ama düzeltmek mümkün. Yataklamalarda nerede ise 2 avuç malzeme kullanıyorum.
2-Kubuz iç yüzeyleri tesviye görmemiş , CNC' den çıktığı gibi montaja gitmiş, sanki bu da mekanizmanın rahat çalışmasına ciddi bir engel teşkil etmekte. Ama düzeltmek mümkün.
3-Kubuz gövdesi alüminyum, tabi bu doğramalık alüminyum değil ama yivlide olması gereken o güzel metal sesini asla vermiyor.( malesef son dönemde bir çok firma maliyet hesabından bu yola başvuruyor)
4-Mekanizma kolunun açısı çok kötü, seri atışlarda takılmaya sebep oluyor ama düzeltmek mümkün.
5- Mekanizma topuzunun dış yüzeyinde tırtır olmaması kavramada sıkı tutmaya bir miktar engel, parlak yüzeyli olması seri çekmede kavrama sıkıntısına neden oluyor, değişmesinde fayda var.
6-Tırnak mekanizma birleşimi tesviyesiz, kolu çevirirken ciddi bir sıkışmaya sebep olmakta.
7- Bizim zarf kapağı tabir ettiğimiz, mermiyi şarjöre basarken mermilerin üstüne geldiği parça plastik, aşınmaya müsait.
8-Tetik ayarlanabilir tetikler içindeki kötü seçeneklerden biri, üstünde çalışınca bazen randıman veriyor, ama kıl sistemini iptal edecek derecede hassasa ayarlandığında süper oluyor diyebilirim.
9-Magnumların ön stopperi mutlaka yeniden kaynaklanmalı, çok zayıf bir konumda.
10- Vida bağlantıları mutlaka değişmeli
SONUÇ
CZ marka yivliler üstünde çalışılırsa iyi sonuç verebilecek tüfekler. Fiyat fayda ilişkisinde ön sıralarda yer alıyor. Çok uzun mesafelerde '' Match '' tüfek kalitesini kimse beklemesin veya abuk sabuk mesafelerden çok iyi sonuçlar attığını kimse söylemesin. İyi sonuç göreceli bir kavram. Benim kötüm bir başkasının iyisi olabilir. Benim değerlendirmem 300 metredeki 60x40 ebadındaki bir hedef için değildir. Şahsi kanaatim '' Alıp ava gider misin ? '' derseniz, alırım ve giderim. Ancak üstünde çalıştıktan sonra kullanırım. En önemli bölüm olan namlu sorunsuz. Gerisi de fani şeyler zaten, müdahale mümkün. Bu rakama TÜRKİYE şartlarında daha iyisi alınamaz. Alan herkese hayırlı olsun.
Diğer önemli bir nokta da distrübütörünün yaklaşımı ve malına sahip çıkması, bu konuda CZ rakipsiz diyebilirim.
Saygılarımla
Selçuk AYDIN
bezoaribex
21-06-2012, 10:15 AM
Güzel yazınız için teşekkürler Selçuk bey,
Yivli tüfekler konusunda teknik bir yazı gördüğümde bir solukta okuyorum. Ülkemizde yayınlanan popüler iki av dergisine de aboneyim. Ama ikisi de benim aradığım konularda bana bir gram katkı yapmaktan uzaklar. Varsa yoksa köpek yarışmalarından görüntüler. Güzel teknik bir yazıya rastlamak mucize. Gerçi onlarda haklılar, zar zor yaşatıyorlar dergileri. Bizim avcımız av pulu almıyorki bir de dergiye abone mi olacak. Bişeyler okuyup öğrenmemiş ne gam. Bir zamanlar Rifle Shooter ve Magnum dergilerine abone idim. Yetersiz İngilizceme rağmen işime yarayacak yazıları bulur tercüme ettirir ve okurdum. Bir çok şeyi bu şekilde öğrendim. Bizim dergiler niye yapmaz bunu anlamıyorum. Maliyet meselesi sanırım. Birisi bir yazı yazacak yollayacak, bedava yayınlayacaklar. Bizde Craig Boddigton gibi adamlar hiç olmayacak sanırım, böyle sürüp gidecek....
yivlici
Sn bezoaribex Blaser'ler için olan yazımı okudunuzmu.okumadı iseniz onun içinde görüşlerinizi almak isterim.
http://www.tabancatufek.com/forum2/showt...p?tid=8980
Aslında bir Selçuk Boddington ihtimali vardı.Yaban tv ye teklif götürdüm ancak sık sık marka zikretmek zorunda kalınacağından reklama gireceğini söyleyip kabul etmediler.Bende tecrübelerimi paylaşmak istiyorum,aynı konuda mantıklı adamların fikirlerini almak istiyorum.
bu foruma üye olmamın 1. sebebi burada daha teknik yazılar yazılıyor ve affedilmez bir kalite şartı olması idi. Siz ,sn Xlcod3r ve şimdi hatırlayamadığım bir kaç forum üyesi dışında bu konularda yaşanmışlıklarını yazan olmadı.Yivli işi güdük kaldı.İşin aslı bende öğrenmek peşindeyim.
sem
Sn yivlici bu konunun ülkemiz şartlarında güdük kalması gayet normal, aynı potada eriyik halde bulunacak yivli tüfeklere gönül vermiş, tekniğini öğrenmiş ve cebinde mangırı görece olarak tabanca sahibine oranla fazla olan kaç kişi var. Min 3000$ tüfek + ?? ekipman + ?? ruhsat + fişek parası + yol masrafı = müteahhit, işadamı v.b.
xlcod3r
22-07-2012,
Alıntı:(21-06-2012, 10:33 AM)yivlici demiş ki:Sn bezoaribex Blaser'ler için olan yazımı okudunuzmu.okumadı iseniz onun içinde görüşlerinizi almak isterim.
http://www.tabancatufek.com/forum2/showt...p?tid=8980
Aslında bir Selçuk Boddington ihtimali vardı.Yaban tv ye teklif götürdüm ancak sık sık marka zikretmek zorunda kalınacağından reklama gireceğini söyleyip kabul etmediler.Bende tecrübelerimi paylaşmak istiyorum,aynı konuda mantıklı adamların fikirlerini almak istiyorum.
bu foruma üye olmamın 1. sebebi burada daha teknik yazılar yazılıyor ve affedilmez bir kalite şartı olması idi. Siz ,sn Xlcod3r ve şimdi hatırlayamadığım bir kaç forum üyesi dışında bu konularda yaşanmışlıklarını yazan olmadı.Yivli işi güdük kaldı.İşin aslı bende öğrenmek peşindeyim.
Sn. yivlici, fikirlerinize katılmamak elde değil. Yivli işi gayet güdük kaldı, işin aslı yerlerde sürünüyor. Optik sanatı ile ile bilgi içeren konulara bakınca durum ortada. Optik kullanarak atış, malumunuz bir kaç temel unsurun bileşimi ile gerçekleştirilir.
Atıcıyı ilk başta ayırmamız lazım diye düşünüyorum. Öncelikle ana unsurlardan birisi olan tüfek lazım. Tüfek kesenin durumuna göre ehven-i şer yada kalite olabilir. Tüfeği almakla iş bitiyormu hayır. Elden geçirilmesi lazım. Sizin yaptığınız yataklama işlemi için gerek varmı yokmu gözden geçirilmeli ihtiyaç varsa yapılmalı. Akabinde bu tüfek ve kullanılacak çapa + amaca uygun bir optik edinmek gerekecek. Optiğin reticlesi bile önem arzedebilir. Amaca göre BDC li amaca göre sıfır duruşlu v.b. Optiğide edindik, bunu usulüne uygun olarak tüfeğe uygun ayakla montaj sırada. Bunlarda tamam fişek kaldı. Amacımıza uygun yada bulubilirliği göz önüne alınarak çap seçimimizi yapmış olduğumuzdan stabil fişek bulmamız lazım. Fişeğimizin BC si, graini dikkat etmemiz gereken etmenler. Marka değişince balistiğin değişmeside dikkat etmemiz gereken unsur. Bunlar da yazılmalı tartışılmalı.
Googleye arattığımda bir çok forumda bilgi var ama bir de farkına varıyorsunuzki bir çoğunda bilgi noktasına virgülüne kadar aynı. Copy - Paste olayı. Sn. Barış bir ara bahsetmişti " Cehalet mutluluktur" diye. Bir konu hakkında bilgi sahibi olmayınca sorun da olmuyor. Ancak kıyıdan köşeden öğrenmeye başlayınca azap ta başlıyor. Yerimde saymamak için hala bilgi arayışındayım. Bu optikle atış sanatı bir deniz ve ben bu denizde nacizane bir çay bardağı suyum. Diğer dolu çay ve su bardaklarını, sürahileri aramaktayım. Tecrübe aktarımı en önemli konu ama maalesef aktarım yok denecek kadar az. Hadi forumu takip eden bazı arkadaşlar aktarımdan çekiniyorlar, yivli kullanımında duayen avcılar var onların tecrübe aktarımında bulunduklarına rastlamadım. Siz bu av camiasını yakından takip ediyorsunuz. Bildiğiniz bir aktarım var ise linkini rica edeceğim.
Aslında sn. ilksurfer den bir ricada bulunmak lazım. Bir topik açılmalı, bu topikte mekanik, optik kullanımı, doğru montaj ve ayak seçimi, nette bulunan herkesin ulaşabildiği bilgilerin yorumu, kullanılabilirliği gibi yivli tüfeklerin ansiklopedini oluşturabilirmiyiz? Burada katı kurallar da olmalı. Bir konu tartışılırken arada bilgi içermeyen mesajların da silinmesi konu bütünlüğü açısından gerekli.
Bu topiğe yivli tüfek sahibi arkadaşlar da katılmalı. Ellerindeki silah ve optiklerle ilgili geri bildirimlerde bulunmalı. Ancak bu bildirimler ayrıntılı olmalı, atmış olmak için değil, bir şeyleri geliştirmek amacı ile yapılan atışlar mutfağa sunulmalı. Yivli sahibi olup bu konuya dahil olmak isteyen arkadaşlar varmı?
İyi günler.
xlcod3r
24-07-2012,
Alıntı:(22-07-2012, 02:27 AM)Yavuzhan demiş ki:Sn.Üstadım,
Biz hala sizden "Principles of long range shooting" başlığı altında temel bilgilerin biraz daha üstünde teorik ve pratik öğütler bekliyoruz. Siz "he" deyin bu başlık canlanır.
Lütfeen ![[Resim: smile.gif]](https://web.archive.org/web/20170916225659im_/http://www.tabancatufek.com/forum2/images/smilies/smile.gif)
Sn. Yavuzhan. üstadlık konusunda çok alicenapsınız. Halen bilgi arayışında olan biri olarak Üstadlığın bana 3-4 gömlek bol geleceğini düşünüyorum. Temel bilgilerin biraz üstünde demişsiniz. Bundan, temel bilgileri bildiğinizi, daha komplike konuları araştırdığınız anlamını çıkarıyorum. Yine benim inanışıma göre bu iş bir usta çırak ilişkisi ile mükemmeliyete kavuşur. Sanıyorum av amacı ile atış yapıyorsunuz. Çevrenizde duayen bir yivli atıcısı bulup onunla takılınız. Atışlarını gözlemlemek ve yorumlamak sizi daha üstlere taşıyacaktır. Her ne amaç için atış yapıyorsanız (AV, hedef) atışlarınızı kayıt altına alma alışkanlığı kazanınız. Sniper data book yada logbook adı verilen ( Bu arada ingilizcem biraz zayıftır, hatalı yazmış olabilirim) kayıt formlarını inceleyin ve her atışınızı mahal, rakım, rüzgar, ışık, atış düzlemi şeklinde kayda alın. Bu işlem size geçmişte yaptığınız atışlar ile ilgili en güvenilir kayıdı verecektir. Dedikleri gibi " Söz uçar, yazı kalır" Çok iş, ben atar geçerim diyen arkadaşlar varsa, onlar atıp geçmeye devam etsinler.
Önerime verilmiş olumlu cevap şu ana maalesef yoktur. Forumda bildiğim 9-10 arkadaş yivli tüfek sahibidir. Bazıları çok iyi kullanıcıdır da. Bu işi meslek olarak yapan arkadaşlarımızda var. Anlaşılan resim harici bilgi paylaşımına kimse yanaşmıyor. Avcı avcıya yerini söylemezmiş. demek ki bildiğini de söylemiyor.
Bu ara işlerimin yoğunluğu nedeni ile vakit darlığı yaşıyorum. En iyisi aklınıza takılanı siz sorun elimden geldiği kadar ben, ben olmazsam takipçi arkadaşlar bir şey karalarlar.
İyi günler.
|
|
|
| TRAP ve SKEET |
|
Yazar: Sabri - 14-03-2025, 10:43 - Forum: Pratik Atıcılık
- Yorum (1)
|
 |
Eski TT forumdan alıntıdır
syılmaz 1.9.2010
Trap ve Skeet
Trap ve Skeet müsabakalarının nasıl yapıldığını, kullanılan tüfeklerin nasıl olması gerektiğini anlatan bir özeti paylaşmak istedim. Konu içerisinde geçen bazı açıklamalar forumda daha önce konuşulmuştu ama konu bütünlüğü açısından tekrar bahsetmekte fayda gördüm.
* Aşağıda ki bilgilerin tamamının kaynağı http://www.taf.gov.tr dir.
TRAP
![[Resim: Ekran-Resmi-2025-03-14-09-39-45.png]](https://i.ibb.co/v4zt81wJ/Ekran-Resmi-2025-03-14-09-39-45.png)
Uçan hedef atıcılığı, tarihte ilk olarak uçurulan güvercinlere yapılan atışlarla başlamıştır. Pek çok insanın kabullenemeyeceği bu kötü yönteme kısa sürede son verilerek, sportif bir faaliyet olarak sürdürülebilmesi için makinelerle fırlatılan kil plaklara atış yapılmaya başlanmıştır. O günlerdeki adı "Kil Güvercin" anlamına gelen "Clay Pigeon"dur, adının içindeki güvercin kelimesi ilk yıllarında yapılan güvercin atışlarından kalmadır. Daha sonra güvercin adına tamamen son verilerek "Kil Hedef" anlamına gelen "Clay Target" denmeye başlanmıştır. Kil hedeflere yapılan ilk atışlar Trap atıcılığınıntemelini oluşturmuştur.
Önceleri çok basit poligon düzenekleri kurularak tek yöneuçan plaklara yapılan atışlar yıllar geçtikçe geliştirilmiş ve bu günkü "Olimpik Trap" formuna ulaşılmıştır. Günümüzde Trap atışlarında ana maddesi zift olan, görüntü ve boyut olarak çaytabağını andıran atış plakları kullanılmaktadır. Plaklarda aranan en önemli özellik, düzgün uçuş ve kırılganlıktır. Tanıtımının yapılacağı Trap Atıcılığı genellikle, iki atış yapabilen süperpoze veya yarı otomatik tüfeklerle yapılır.
Trap tüfeklerinde aranan birkaç temel özellik vardır, uzaklaşan plaklara atış yapıldığı için saçma grubunun daha uzak noktalarda etkili olabilmesi için namluların dar şoklu olması (4/4 - 4/3 gibi), yine plakların uzaklaşması ve uzaklaşırken yükselmesi özelliğinden kundaklarının da dik olması tercih edilir. Dik kundaklı tüfeklerde yükselen plağa kendiliğinden üstleme verilmiş olacaktır. Tüfeklerin daha az sarsılması için de, ağır olması istenen diğer bir özelliktir. ISSE (Uluslararası Atıcılık Federasyonu)'nin koymuş olduğu kurallar gereği Trap atışlarında 7 1/2 numaralı saçmalı 24 gr. Fişekler kullanılır. Boyutlarda ve gramajda aşağı değerler atıcı için bir avantaj sağlamayacağından serbesttir, üst değerler yasaklanmıştır.
Atışlar atıcılardan 15 metre uzaklıktaki bir çukura yerleştirilmiş olan makinelerle fırlatılan plaklara yapılır. Çukur içerisinde her atıcının önünde üç makine bulunur. Bu makineler sağa, sola ve ortaya plaklar çıkartır. Plakların uçuş yüksekliği, makinenin 10 m uzağında en az 1,5 m en fazla 3,5 m olmak zorundadır. Plaklar atıcının önündeki mikrofona ses vermesi ile anında çıkar. En fazla 76 m ileriye düşer.25 atışlık bir seri boyunca her atıcı makinelerden fırlatılan 10 sağ, 10 sol ve 5 orta plağa atış yapar. Çıkacak plakların sırası bilgisayar programıyla (divisör) belirlenir. Atıcı atış öncesi plağın hangi yöne çıkacağını bilemez.
Toplam 5 atış istasyonunda atıcıların 5 tur dolaşması sonucu (25 atış) bir seri tamamlanmış olur. Her atıcı yarışma boyunca erkeklerde 125 plağa (5 seri, 5x25),bayanlarda 75 plağa (3seri, 5x25) atış yapar. Trap atıcısının fırlatılan her plağa iki fişek atma hakkı vardır, vurulan her plak atıcıya bir puan kazandırır. Plağın vuruş sayılabilmesi için gözle görünür bir parçasının kırılıp kopması gerekmektedir. Vuruşun gerçekleşmediği atışlara "Manke" denir.Trap atıcılığı dünyada olduğu gibi yurdumuzda da çok yaygın olarak yapılan bir spor dalıdır. Birçok ilde sevilerek yapılmaktadır, hatta bazı köylerde bile tek makine ile yarışmaları düzenlenmektedir. Atıcılar kendi aralarında buna "Çayır Trap'ı" adını vermişlerdir.
Trap tüfekleri genellikle 76 namlu ve full şoklu olarak üretilir. Trap tüfekleri, yüksek bantlı ve düz kundaklı olarak üretilir. (Amaç,yükselen plağı daha kolay yakalamak)
syılmaz 1.9.2010
SKEET
Atıcılık branşları arasında en hareketli olanıdır. Bu özelliği ile seyredenlere ve atanlara çok zevkli anlar yaşatır. Skeet atışları için süperpoze veya iki atış yapabilecek şekilde sınırlandırılmış otomatik tüfekler tercih edilir. Kullanılan tüfeklerin bu işe uygun olması atıcıya büyük avantaj sağlar. Seçilen tüfekte aranan en önemli özellik, namlu şoklarıdır (Namlu ağzı genişliği). Genellikle özel skeet şoklu namlular kullanılır. Bu tür şoklu namluların tercih edilmesindeki neden, namludan çıkan saçmaların en uygun mesafede plağı vurabilecek dağılıma ulaşmasını sağlamaktır. 140 km/h süratle fırlatılan plakların vurulabilmesi ancak bu şekilde mümkün olmaktadır.
Skeet atışlarında 12 cal. 9 1/2 numara saçmalı 24 gr. fişekler kullanılır. Kurallar gereği daha kalın saçmalı (7-8 numara gibi) ve 24 gr.'dan daha ağır gramajlı fişeklerin kullanılması yasaktır. Atış şekli olarak Trap atıcılığından farklı bir kaç özelliği vardır.
Her plağa bir fişek hakkının olması, atıcının plak beklerden tüfeğini kalça hizasında tutması ve kuleler arasından geçit yapan plaklara atış yapılması bu özellikler arasında sayılabilir.
Yarışmaları erkeklerde 25 atışlık beş seri, bayanlarda 25 atışlık üç seri olarak atılır (Toplam 125 veya 75 atış). Her yarışmacı 125 atışını tamamladıktan sonra, en yüksek skora ulaşan ilk altı sporcu final serisi olan bir 25'lik seri daha atar, madalya sıralaması bu final serisi sonunda belli olur. Skeet atıcıları giysi ve aksesuara önem verirler,giysi olarak genellikle yelek kullanılır. Günümüzde çok çeşitli model ve renklerde üretilen yelekler atıcılar arasında adeta bir moda rüzgarı estirmektedir. Göz ve kulak sağlığı için gözlük ve kulaklık önemle tavsiye edilen aksesuarlardır. Skeet atıcıları için gözlüğün şu yararlarından söz edebiliriz, güneşe çok değişik açılardan bakarak atış yapıldığı için plağı her açıdan net görüntü vermesini sağlamak ve en önemlisi plak parçaları ile sekebilecek saçmaların göze zarar vermesine engel olmaktır.
Skeet atışları seyredenlere başta çok zor gibi görünür. Bunun en büyük nedeni kulelerden bazen tek, bazen çift olarak fırlatılan plakların gözle takibinin bile güç olmasıdır. Aslında atanlar için de süratle uçan bu plakları vurmak oldukça zordur. Özellikle çift atışlarda 140 km/h süratle birbirine zıt yönde uçan her iki plağı vurmaya çalışmak beceri ve antrenman isteyen bir iştir. Skeet atış programında plaklar her zaman aynı yükseklikten uçar ve aynı noktaya düşer. Şekilde de görüleceği gibi büyük ve küçük kule olmak üzere karşılıklı iki kuleden çıkan plaklar, orta noktada yaklaşık 4.50 m.den geçer ve 65-67 m. uzağa düşer. Atışlar 36.80 m. yarıçaplı bir yarım çember üzerinde kuleleri değişik açılarda gören sekiz ayrı istasyondan yapılır.
Plakların fırlatıldığı kuleler bu çemberin her iki başında yer alır. Kurallar gereği yapılan atışın vuruş sayılabilmesi için fırlatılan plakların kulelerin önündeki 40 m.'lik alan içerisinde vurulması gerekmektedir.Bu alan bayrak direkleriyle işaretlidir. İşaretli alan dışında vurulan bir plak vurulamayan plak (Manke) olarak değerlendirilir.
Skeet tüfekleri genellikle 71 namlu ve açık şoklu olarak üretilirler.
Skeet programında istasyonlardaki atış sıralaması şöyledir;
1. İSTASYON
1 Tek, büyük kule plağına atış.
1 Çift, önce büyük kule plağına, sonra küçük kule plağına atış.
2. İSTASYON
1 Tek, büyük kule plağına atış.
1 Çift, önce büyük kule plağına, sonra küçük kule plağına atış.
3. İSTASYON
1 Tek, büyük kule plağına atış.
1 Çift, önce büyük kule plağına, sonra küçük kule plağına atış.
4. İSTASYON
2 Tek, önce büyük kule plağına, sonra küçük kule plağına atış.
1 Çift, önce büyük kule plağına, sonra küçük kule plağına atış.
1 Çift, önce küçük kule plağına, sonra büyük kule plağına atış
5. İSTASYON
1 Tek, küçük kule plağına atış.
1 Çift, önce küçük kule plağına, sonra büyük kule plağına atış.
6. İSTASYON
1 Tek, küçük kule plağına atış.
1 Çift, önce küçük kule plağına, sonra büyük kule plağına atış.
7. İSTASYON
1 Çift, önce küçük kule plağına, sonra büyük kule plağına atış.
8. İSTASYON
1 Tek, büyük kule plağına atış.
1 Tek, küçük kule plağına atış.
Ali Kozanoğlu 17.9.2010
Daha önce kısmi fotokopisini eklediğim 40 senelik kaide kitapçığında hem skeet hem trap için tüfek kaideleri "... azami 12 geyclik, otomatik dahil her türlü silâha müsaade edilmiştir ....." ibaresi var (hatta bir ara* Browning firması "Double-Auto" diye bir tüfek çıkartmıştı piyasaya sırf skeet ve olimpi trap atışları için). Bir yerde de ".... tüfekler iki fişek alacak şekilde imal edilmiş olmalıdır." diyor ki benim gibi Browning Auto-5 veya Remigton 1100 gibi tüfekleri kullananlar uzun takoz takardık şarjöre ancak bir fişek girebilsin diye. Tüfeklerde tek kısıtlama "civar atıcıları rahatsız edecek şekildeki namlu ağzı ve benzeri ilâvalere müsaade edilmez" diye belirtilmiş. Bir de; "... trap atışı için seçmeli tetikli tüfeklerde atıcı önce hangi namluyu ateşleyeceğini atış öncesinde beyan etmelidir" diye bir şart var ki sanıyorum bu bir arıza durumunda hakemin karar verebilmesini kolaylaştırmak için. Yani atıcı evvela alt namluyu atacağım dedikten sonra ilk atışta üst namludaki fişek iğne vuruşuyla ateşlenememişse bu cephane değil de atıcı hatası sayılıyor galiba. Plâklar için de yerden ölçüldüğünde 65±5 metre mesafesi aranıyor. Bu o zamanki plâk süratinin günümüze göre ne kadar düşük olduğunu da gösterir.
(* Ben "bir ara", "bir zamanlar" gibi bir lâf edince 40±10 yıl diye düşünün.)
Ali Kozanoğlu 9.10.2010
Serdar bey,
Skeet husunda bahsettiğim arkadaşım Güneş Yunus öğleden sonra uğradı. Yanında eski/emektar İstanbul Bölgesi skeet atıcılarından Tuğrul Etik de vardı.Hoş beş arasında değişen skeet kurallarını sordum.
Özetle;
1968’de Türkiye’de başlayan “Uluslar arası Skeet” atışlarında (Zaten bu atışların dünyadaki başlangış tarihi de birkaç sene daha önceymiş. Kuralları farklı olan ABD Skeet’i çok daha erken başlamış) 1989’a kadar 32 gram, 1994’e kadar 28 gram, ve bilâhare 24 gram saçma kullanılıyor.
Plâka başlangıçta 60-65 metre arasına düşecek hızda atılırken 1989’dan itibaren 65-67 metreye düşecek şekilde ayarlanıyormuş.
Evvelâ 200 atış üzerinden yapılan müsabakalar daha sonra (belirli bir barajı geçenlerin devam etmesi için) bir müddet sonra 200+25, daha sonra 150+50, 75+50 ve 150 atış üzerinden değerlendirilmiş.
Başlangıçta tüm istasyonlarda tek soldan ve sağdan atılan plâkalara sonra 1, 3, 6, 7 numaralarda duble plâkalara atılır, opsiyon en sonda kullanılırmış. Bunu takiben 1 ve 2 numaralı istasyonlarda tekler ve dubleler, 3, 4, 5 numaralı istasyonlarda tekler, 6 ve 7 numaralı istasyonlarda tekler ve dubleler atılıp sonra da 8 numara tekler ve opsiyon atılırmış. Bunu 1. İstasyonda tekler, 2. ve 3. İstasyonlarda tekler ve dubleler, 4. de tekler, 5. ve 6. da tekler ve dubleler 7. ve 8 istasyonlarda tekler ve opsiyon atılarak devam etmiş. Opsiyon yer ve vaktini karıştırmış olabilirim.
Her ikisinin de söylediği; 200 atış üzerinden yapılan baştaki atışlarda hem sonuçta eşit vuruşlu çok kişinin olması, 200’ün altındaki skorlarda en erken manke yapmış olanın 1. son manke yapmış olanın eşit vuruşlar arasında sonuncu olduğu için skorlama zorlukları çıktığı ve de tekler ile dublelerin ayrı ayrı yapılmasının sebebiyle atışların çok uzadığı,
bu yüzden evvelâ 200+25 olarak saptanan baraj ve derece atışlarının daha sonra 150+50 olarak değiştirildiği, 24 granlık saçmalı fişekler kullanılmaya başlandığında da 75+50 lik bir atış sırası kullanıldığı.
Bilhassa saçma azaltılmasının maksadının plâka kırılmasını zorlaştırmak ve artan “manke”ler sayesinde derecelendirmeyi basitleştirmek, bir yandan da atış sürelerini kısaltıp işin seyirci için daha ilgi çekici hale gelmesini sağlamak olduğunu söylediler.
Biliyorum, bu benim size vermek istediğim kadar detaylı ve kesin bir bilgi değil, fakat sadece 1968 yılındaki 32, şimdiki 24 gram saçma miktarının dahi %25 bir kırılma randımanı azalması yarattığını düşünürsek bunun skorlara aynen yansımadığını fakat %3-5 kadar dahi yansısa derecelendirmenin kolaylaştığını düşünürseniz, bunun üzerine az da olsa plâka hızı artışı ile atışların çabuklaşmasının sebep olacağı ufak tefek mankelerin bu durumu daha da basitleştirdiği aşikâr olsa gerek.
Güneş Yunus’u bir gün evinde kafası rahatken yakalayabilirsem belki daha detaylı bir değişiklikler listesi çıkabilir ortaya. Çünkü bugün bazı detayları da ben kaçırmış olabilirim.
Skeet atışlarının avcılı eğitimi olarak çok faydası olduğunu fakat yurdumuzda henüz yapılmayan “Sporting Clays” atışlarının av şartlarına çok daha yakın olduğunu da söylediler.
Sizin siteye koyduğunuz o renkli grafikli SKEET TRAP yazısında skeet plâkalarının 120 km/saat hızla gitti yazıyordu. 12 numara fişeklerin saçmaları ise 1200-1400 fps (1300-1500 km/saat namlu hızıyla çıktıklarına göre saçma namlu hızının bu bahsedilenlerden 200-300 metre/saat kadar dahi azalması bile plâkaya yetişememe durumu yaratmaz. Üstelik düşünün ki atışların pek azı plakanın tam arkasından yapılır. Bu sürat farkları olsa olsa "önleme" mesafelerini değiştirerek atışları zorlaştırabilirler. Tabii şayet fps km/saat çevriminde hesap hatası yapmamışsam.
Benden şimdilik bu kadar. Tabii bahsettiğim fişek kutusunu ortaya çıkartmak dışında. Onu da bu hafta sonu halledeceğimi sanıyorum.
Selâmlar, saygılar, sevgiler,
Ali Kozanoğlu, H.B.M., B.Y.B
kut4 28.01.2011
Arkadaşlar ;
Aşağıdaki video skeet için ders niteliğindedir.Paylaşmak isterim.
Bilgisayar grafikleri ile atıcının plak takibi ,tetik noktası ve gelen plağı yakaladığı bant çok iyi gösteriliyor.
Özellikle Falco nun, videonun 11 dk daki simülasyonu bu adamın neden bu kadar iyi bir atıcı olduğunu gösterir niteliktedir.
Saygılarımla.
http://www.youtube.com/watch?v=YtPoWYfRUQM
|
|
|
|