Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 1,328
» Son Üye Florist
» Toplam Konular 952
» Toplam Yorumlar 6,001

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Şu anda 50 aktif kullanıcı var.
» (0 Üye - 48 Ziyaretçi)
Bing, Google

Son Yazılanlar
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
07-10-2026, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 205
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,781
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,627
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 486
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 954
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 249
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 389
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,240
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 488
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 534
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,961
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 289
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 299
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,961

 
  Ateşli Silahların Güvenliği
Yazar: Osman Ortaç - 13-03-2024, 17:14 - Forum: Taktik ve Eğitim - Yorum (2)

İstinye Atış Poligononda Skeet attığım tarihlerde bazı yeni atıcıların güvensiz davranışları nedeni ile  çevirisini yapıp  dağıttığım bir kitapçık..

ATEŞLİ SİLAHLARIN EMNİYETİ SİZSİNİZ, BU HUSUSTA HATA YAPMAYINIZ! 

Sunuş: Silahın ele alındığı andan itibaren atıcı, sistemde tüm kontrolü sağlayan bir öğe olur. Silahı emin veya emniyetsiz kılan sadece atıcıdır. Avcılık ve atıcılık tüm sporların içinde en tehlikesiz olanıdır. Bu kitapçık, emniyetin anahtarı olan her atıcıya silahları emniyetli olarak kullanmanın ve saklamanın temel kurallarını hatırlatıp, tekrar tekrar vurgulayarak daha da tehlikesiz olmasını sağlamak amacı ile hazırlanmıştır. Özellikle çocukların ve atıcı olmayanların eğitiminde sürekli olarak emniyet tedbirlerini vurgulamanız gerekir. Yeni katılanlar, silahları yakinen tanımıyor olmaları ihtimali ile sürekli olarak gözlem altında tutulmalıdırlar. Silahta emniyet söz konusu olunca kesinlikle çekingen olmayın. Eğer birisinin emniyet tedbirlerini çiğnediğini görürseniz, bu kitapta belirtilen emniyet tedbirlerini sunmakla sorumlusunuz. Lütfen bu kitapçığı dikkatle okuyunuz ve belirtilen emniyet kurallarına uyunuz. ATEŞLİ SİLAHLARIN EMNİYETİ SİZ SİNİZ,BU HUSUSTA HATA YAPMAYINIZ! ALKOL, UYUŞTURUCU VE SİLAH BİRARAYA GELMEZ. 

1.Namluyu daima emin bir yöne çevirin. Bu, en temel silah emniyet kuralıdır. Eğer herkes silahını vurmak istemediği bir şeye karşı çevirmezse, kesinlikle ateşli silah kazası olmaz. Bu iş bu kadar basittir ve tamamen size bağlıdır. Silahınızı vurmak istemediğiniz bir şeye karşı asla doğrultmayınız. Bu kural özellikle silah doldurulup, boşaltırken önemlidir. Namlu emin bir yere çevrili olduğu müddetçe kaza ile patlamalar kimseyi yaralamaz. Emin yön, mermi ve saçmaların, sekmelerinin, duvar ve tavanların da delinebileceğinin göz önüne alınarak kimseye dokunmayacağı en emin doğrultu demektir. Emin yön bazı durumlarda yukarısı , bazı durumlarda aşağısı olabilir ama asla hedef olmayan bir kimseye veya bir şeye doğru olamaz. Hatta boş silahla kuru çalışmalarda dahi. Silahınızı emin olmayan bir doğrultuya asla doğrultmayınız. Atıcılıkta iyi alışkanlıklar edinin. Namluyu daima nereye çevirdiğinizi bilmeyi alışkanlık edinin ve tökezleseniz veya düşseniz bile namlunuzun doğrultusu kontrolünüz altında olsun. Bu, sizin sorumluluğunuzdur. Ve sadece sizin kontrolünüz altındadır. 

2.Ateşli silahlar kullanılmayacağı zamanlar boş olmalıdır. Ateşli silahlar ancak merada, poligonda, hedef sahasında atışa hazırken doldurulur. Silahlar ve cephane kullanılmayacakları müddetçe birbirinden ayrı olarak emin yerlerde saklanırlar. Çocukların ve dikkatsiz yetişkinlerin silah ve mermilere ulaşmasına mani olmak sizlerin sorumluluğunuzdadır. Silah asla dolu tutulmaz. Avınız ya da atışınız bittiği anda silahınızı boşaltınız ve kampınıza, arabanıza ve evinize boş silahla dönünüz. Bir silahı elinize aldığınız veya birine verdiğiniz zaman daima önce mekanizmasını açıp fişek yatağının, şarjörün ve mekanizmanın boş olduğundan emin olana kadar göz ile kontrol edin. Kullanmayacağınız müddetçe mekanizma daima açık olsun. Asla silahın boş olduğuna inanma, daima kendin kontrol et. Bu hareket bir silah severin tecrübesinin göstergesidir. Asla dolu bir silahla bir çiti aşma, ağaca tırmanma veya dengesiz hareketlerde bulunma. Azami emniyet için temel kurallar ve mantık tüm av seferlerinizde silahınızı boşaltmanızı gerektirir. Asla dolu bir silahı bir başkası ile çekiştirmeyiniz. Takılmamış bir kılıfta, kutuda veya tüfek kılıfında dolu bir silah bulundurmanın mazereti yoktur. Tereddüde düşerseniz hemen silahı boşaltınız. 

3.Silahınızın emniyetine güvenmeyin. Her silahın herhangi bir anda tetiğe dokunulmasa dahi ateşlenebileceğini biliniz. Herhangi bir silahtaki “emniyet”mekanik bir parçadır ve en kötü bir anda işlem görmeyebilir. Daha kötüsü kapalı olduğunu zannettiğiniz zaman açık olabilir. Emniyet silahı uygun bir şekilde kullanmak için ek bir tedbirdir.,ama asla aklın ve mantığın yerini tutmaz.Emniyeti kapalı olduğu gerekçesi ile silahın ateşlenmeyeceğine güvenerek asla dikkatsiz davranmayın. Gerçekten ateş etmeye karar vermenizin dışında tetiğe asla dokunmayınız. Doldurma ve boşaltmada parmaklarınızı tetikten uzak tutunuz. Emniyet mandalının “F” ve “S” pozisyonları arasında bir yerde olması durumunda tetiği asla çekmeyiniz. Silahın tetiğine tekrar dokunmasanız dahi silah her zaman ateş alabilir, hatta daha sonra emniyeti açsanız bile. Emniyeti pozisyonlar arası bir yerde tutmayınız, çünkü yarı emin tehlikeli demektir. Atışa hazır olana kadar emniyeti kapalı tutunuz. Emniyetin pozisyonu ne olursa olsun, ateşleme mekanizmasını harekete geçirmeye yeterli bir darbe silahın patlamasına sebep olabilir. Bu olay tetiğe dokunulmasa, silah düşse dahi gerçekleşebilir. Dolu silahları asla kayıp düşebilecek şekilde dayamayın. Emin silah, sadece mekanizması açık ve tamamen boş bir silahtır. Siz ve öğrendiğiniz emniyet kuralları silahın esas emniyetisiniz. 

4.Hedefinizden ve arkasından emin olunuz. Hiç kimse mermiyi geri çağıramaz. Silah bir kere ateşlendi mi mermi üzerindeki tüm kontrolünüzü kaybedersiniz. Mermi veya saçmanızın neye vuracağından kesinlikle emin olmadan silahınızı ateşlemeyiniz. Merminizin hedef ötesinde kimseye zarar vermeyeceğinden emin olun. Neye ateş edildiğinden kesin emin olmadan bir ses veya harekete ateş etmek başkalarına karşı işlenmiş bir cürüm teşkil eder. Hiçbir hedef veya av, tetiği çekmeden önce hedeften ve arkasından emin olmak için gerekecek zamandan önemli değildir. 22 short kalibrelik bir merminin 2 km den fazla gidebildiğinin, 30.06 kalibrelik hızlı bir merminin 5 km.ye, çifte saçmalarının 450 metreye, kurşunlarının ise 800 metreye ulaşabileceğinin bilinmesi gerekir. Atıcılar, hedef ıskalandığı ya da sektiği zaman mermi ve saçmalarının ne kadar uzağa gidebileceğini daima akılda tutmalıdır.

 5.Uygun cephane kullanın. Ateşli silahınızda uygun cephane kullanmak için ciddi sorumluluk bilincinde olun. Silahların kullanma talimatlarını ve mermi kutularını dikkatlice ve önemseyerek okuyun. Uygun olmayan veya yanlış cephane, bir silahı tahrip edebilir ve yaralanmalara sebep olabilir. Silahınızı harap etmek için sadece bir tane uygun olmayan çapta veya şarjda fişek yeterlidir, ve bunu kontrol etmek silahınızı doldururken sadece bir saniyenizi alır. Sadece, silahınıza tam uyan cins ve çapta cephane kullanın. Ateşli silahlar, fabrika imalatı cephanelere göre dizayn, imal ve test edilmiştir. Fabrika dolularının ve güvenilir el kitaplarının verdiği basınçlardan sapma gösteren el doluları ve tekrar doldurulan fişekler tehlikeli olabilir ve silahlarda ciddi hasarlara ve yaralanmalara sebebiyet verebilir. Uygun olmayan doluları ve cinsi bilinmeyen komponentlerden yapılmış cephaneleri kullanmayın. Aşırı şekilde nem almış veya ıslanmış cephaneyi emniyetli bir şekilde tahrip edin. Cephaneye yağ veya solvent püskürtmeyin ya da aşırı yağlanmış silahları doldurmayın. Zayıf ateşleme ve yetersiz performans, silahınızın bozulması, size ve çevrenizdekilere zarar vermenin sorumlusu bu tipte hatalı cephanedir. 3 Silahınıza dolduracağınız her fişeği kontrol etmeyi alışkanlık haline getirin. Asla , zarar görmüş ve kalitesiz cephane kullanmayın. Bundan kazanacağınız para harap bir silahı ya da daha kötü olayları ödeyemez. 6.Tetik çekildiğinde silahınız ateşlenmezse dikkatli olunuz. Nadir olarak, tetik çekildiğinde fişek patlamayabilir. Bu olursa, namluyu emin bir yere doğru tutunuz. Yüzünüzü mekanizmadan uzak tutup, dikkatlice silahı açıp fişeği emniyetli bir şekilde tahrip ediniz. Yatakta fişek olan her an silah doludur ve ateşe hazırdır. Atışı denemiş ve ateş almamış olsa bile. Daima 1 no.‟lu kuralı hatırlayın. Namlunuza sahip olun. 

7.Atış yaparken daima koruyucu gözlük ve kulaklık kullanın. Tüm atıcılar atış yaparken koruyucu atış gözlükleri ve kulaklıklar kullanmalıdır. Silah seslerine maruz kalmak kulaklarda hasara sebep olabilir. Gözleri uygun bir şekilde korumakta zaruridir. Atış gözlükleri, gözleri ince dallardan, yağan saçmalardan, kırılmış plak parçaların-dan, nadir durumlarda silah arızalarından ve parçalanan kovanlardan korur. Çok çeşitli cinste atış gözlük ve kulaklıkları mevcuttur. Hiçbir avcı veya atıcı bunu ihmal etmemelidir. Göz koruyucularını silah sökerken veya temizlerken takmak, gözlerinizi sıçrayabilecek yay ve parçalardan, solvent ve yağlardan da korur. Atış emniyet kurallarının çoğu, sizi ve çevrenizdekileri korumayı amaçlar, ama bu kural sadece sizin korunmanız içindir. Dahası da koruyucu gözlük ve kulaklıklar, atışınızı kolaylaştırıp, atış sporundan daha fazla zevk almanızı sağlar. 

8.Atıştan önce namlunuzda hiçbir engel olmadığından emin olunuz. Silahınızı doldurmadan önce, mekanizmayı açarak yatakta veya şarjörde fişek olmadığın-dan emin olunuz. Sonra namlunun içinden bakarak hiçbir engel olmadığından da emin olunuz. Bir çamur parçası, kar, fazla yağlama yağı ya da gresi atış sırasında, namludaki basıncın tehlikeli olarak artmasına ve namlunun şişmesine hatta yarılıp parçalanmasına sebep olabilir. Bu da atıcının ve yanındakilerin yaralanmasına sebep olabilir. Atıştan önce namluya harbi salarak pas koruyucularını temizlemeyi adet edininiz. Eğer silahın sesi ya da tepmesi zayıf gelirse , ya da oldukça tatmin edici değilse atışı hemen kesip namluda bir engel olmadığından veya çekirdeğin namluda kalmadığından emin olunuz .Silaha daha küçük çap ya da kalibrede fişek koymak (12‟lik çifteye 20‟lik fişek koymak gibi ) küçük bir fişeğin namlu içine kayıp tıkayarak, gerçek çaptaki fişeğin patladığı zaman bir engel teşkil eder. Bu da en az namlu yarılmasına sebep olabilir. Bu gibi istenilmeyen olaylardan silahınıza her fişek koyduğunuzda dikkatli davranarak kolayca kurtulabilirsiniz. Bilin ki „ihmal, imha eder.‟ 

9.Silahınızda değişiklik yapmayın ve periyodik olarak bakımını yaptırın. Ateşli silahlar tecrübeli eksperler tarafından orijinal durumlarında uygun olarak çalışmaları için tasarımı yapılmış karışık mekanik aletlerdir. Silahların imalatından sonra yapılabilecek herhangi bir revizyon veya değişiklik, silahları tehlikeli yapabilir, ayrıca genellikle fabrika garantilerini de iptal eder. Silahınızın tetiği, emniyeti veya başka bir mekanizması ile oynayarak, sizin ve çevrenizdekilerin emniyetini tehlikeye düşürmeyiniz. Silahınızı tamir ve bakım için yeteneksiz veya tecrübesiz ellere vermeyiniz. Bu genellikle pahalı silahların elden çıkmasına neden olur. Yapmayın! Silahınız sınırlı bir ömre sahip, aşınabilen mekanik bir alettir. Dolayısı ile periyodik bir bakım, kontrol ve ayar gerektirir. Silahınızın imalatçısının verdiği servis tavsiyelerine uyunuz. 

10.Silahınızın çalışma prensibini ve kullanma özelliklerini öğreniniz. Bütün ateşli silahlar aynı değildir. Her bir silahın taşıma ve kullanma yöntemi her silahın mekanik özelliklerine göre değişiklik gösterir. Ateşli silahların çok çeşitli olması nedeni ile herkes, yeni bir silah aldığında tamamen aşina olup emniyetli doldurma boşaltma kurallarını, taşıma ve kullanma prensiplerini, genel emniyet kurallarını öğreninceye kadar kullanmamalıdır. Bir örnek olarak, birçok tabanca imalatçısı, tabancalarının boş bir hazne üzerinde düşürülmüş tetik pozisyonunda taşınmasını tavsiye eder. Bu eski tip tek hareketli toplu tabancalarda doğrudur, ama modern çift hareketli toplu ve otomatiklerde de uygulanılır. Daima silahınızla birlikte verilen kullanma talimatını okuyun ve ona göre davranın. Kaybederseniz imalatçıdan yenisini isteyin. 
Silah sahibi olan kişiler her an bunu yaşarlar. Tahmin edemezler, unutamazlar. Bir silahı tamamen anlamadan ve emniyetli kullanmasını öğrenmeden asla kullanmayınız.

Basit bir silah gibisi yoktur. 

Bu kitapçık “SPORTING ARMS AND AMMUNATION MANUFACTURERS INSTITUE, INC” in bedava dağıtılan el kitapçığından Osman ORTAÇ tarafından tercüme edilmiştir. Son söz: AT, AVRAT,PUSAT DOSTA DÜŞMANA EMANET EDİLMEZ.

Bu konuyu yazdır

  Zİg M 1911
Yazar: ceycey - 13-03-2024, 10:32 - Forum: Tisaş - Yorum (1)

Sn.Lupus'un 15.3.2008 tarihinde yazdığı mesaj: (Not:O tarihte tabanca yeni piyasaya çıkıyordu.İlk düşünceler,beklentiler vs)

Zig M1911

Arkadaşlar,

Bu silahı hangi konu başlığında yazacağıma zor karar verdim.
1911, TİSAŞ ve SIG arasında karar vermeye çalışırken, sonunda buraya yazmaya karar verdim. Alfabetik zihin oyunları ile bir SIG kalite imajı oluşturulmaya çalışılsa da, olamayacağı kesin olduğundan, bir 1911 olup olamayacağını da zaman göstereceğinden, TİSAŞ konu başlığında yazmaya karar verdim.

Beğendiklerim;
*Kabzelerin ince, klasik ahşap 1911 kabzesi şeklinde olması.
*Silah standart GI formatında olduğundan, tetiğin de böyle sade olması.
*Gövde kenarının tetik erişimine denk gelen kısmının tıraşlanmış olması.
*Çekme kertiklerinin sol yandaki yay muhafazasına paralel, simetrik olması.
*İcra yayı muhafazasının klasik şekilde olması.

Beğenmediklerim;
*Kabze emniyetinin, .45 ACP'de çok önemli olan daha derin tutuşa olanak sağlayan '' Beavertail '' şeklinde olmaması.
*Kabze emniyetinin etrafındaki gövde uzantısının, aftermarket bir beavertail kabze emniyeti takımına olanak verecek şekilde tıraşlanmammış olması, yurdumda bu tıraşlama işlemini layıkıyla yapacak yetenekteki usta bir elin parmakları kadar bile değildir.
*Tetik korkuluğunun altına, derin tutuşa olanak sağlayacak şekilde, atış eli orta parmağının oturacağı oyuğun açılmamış olması, ki bunu da yaptıracak usta bulmak mümkün değildir.
*Horoz yayı muhafazasının, yurdumun topak ve küçük elli insanlarını rahatsız edecek şekilde, bombeli olarak yapılmış olması, ama en azından bunun yatakları standart olup, değiştirilmesi kolaydır, tabii yatakları orijinali ile birebir açtıklarını farz edersek.
*Horoz tabancanın genel hatlarında sırıtmamaktadır, ancak modern 1911 atıcılığından beklenen kısa ve hızlı kilitleme zamanı sağlayan, hafif ve içi boşaltılmış '' Skeletonised '' horozların performansını veremeyeceği aşikardır. Ancak bu parçanın da değiştirilmesi kolaydır, ancak gene tüm ölçülerin standart olduğunu farz edersek.
*Nişangah '' Dovetail '' geçme yataklarının günümüz Colt MKIV' leri ile aynı ölçülerde ve şekilde açılıp açılmadığı belli değildir. Gez kötü bir Heine taklidi gibi durmaktadır.
*En can alıcı ve özellikle de fonksiyon ile alakalı olanı, kovan fırlatma penceresinin alçaltılmış ve dış kenarı tıraşlanmamış olmasıdır.1911'ler maalesef mükemmel fonksiyon devamlılığı ile ünlü tabancalar değildir. Bu tabancalarda, fonksiyona yönelik olarak yapılan en önemli revizyonlardan birisinin yapılmamış olması çok büyük bir hatadır.
*Silahın üzerindeki yazı formatı ve içeriğine ise değinmek bile istemiyorum.

İç parçalar, namlu ve bunların standartlara olan uygunluğu konusunda şu anda fikir beyan edemeyiz.

TİSAŞ sitesinde belirtilmemiş olan en önemli konulardan birisi de, dış görünüşü tamamen bir ikinci dünya savaşı WWII Era modeli ile aynı olan tabancanın, ateşleme ve emniyet sisteminin hangi modeldeki gibi olduğudur. Silah Series 80 Colt'lardaki gibi otomatik iğne kilidine sahip midir, yoksa Series 70 ve öncesi gibi sahip değil midir, belli değil.

Şarjör kapasitesi ve ne tip bir şarjör kullanılacağı da belirtilmemiş.

Bekleyelim, görelim bakalım bu projenin sonu nasıl olacak.

Saygılarımla.


24-10-2008, 05:39 PM
İnşallah üzerinde prototiplerdeki gibi '' bill board ''misali yazılar yoktur.
Yerli pazarda satılacak, klon bir silahın üzerine, adamın gözüne sokar gibi ZIG M, TİSAŞ TÜRKİYE yazmanın anlamı nedir anlayabilmiş değilim. Hele hele bu silah bir de JMB'in efsanesi, modern yarı otomatiklerin ABC si sayılabilecek bir silahın klonu iken, o yazılar gerçekten çok komik duruyor.

Bakalım, inşallah en kısa zamanda inceleme fırsatı buluruz.
Bakma ve inceleme imkanı olan arkadaşlar, ayrıntılı resimler alabilirlerse çok güzel olur.
Özellikle de;
*Kovan fırlatma penceresi,
*Kabze emniyeti,
*Horoz yayı muhafazası,
*Tetik,
*Tetik korkuluğu,

Silahı sökme imkanınız olursa da, özellikle;
*Sürgü takımının arka kısmı,
*Gövdenin arka kısmı, resimlenirse çok iyi olur.

Bu şekilde kovan penceresinin genişletilip, tıraşlanıp tıraşlanmadığını, tetik korkuluğu altının tıraşlanıp tıraşlanmadığını, horoz yayı muhafazasının ve kabze emniyetinin klasik GI mı yoksa beavertail olup olmadığını, ateşleme sisteminin Series 70'lerdeki gibi sade mi, yoksa Series 80'lerdeki gibi otomatik iğne kilidi ile mi üretildiğini anlayabiliriz.

Arkadaşlar gene de böyle bir alternatifin silahseverlerin beğenisine sunulabilmesi çok çok harika bir şey. İnsanımızın, yarı otomatiğin ve pratik atıcılığın ABC si olan bir platformu daha yakından tanıma şansına sahip olabileceğini düşünmek bile çok sevindirici. İnşallah malzeme ve üretim kalitesi de yabancı muadillerini aratmaz. Tabi bir de TİSAŞ'ın içinden çıkacak bazı aklı başında adamlar, silahın üzerindeki o saçma sapan '' bill board '' vari yazılar yerine, en azından Norinco'larınki gibi yazı yazmaya diğerlerini ikna etmeyi başarırlar.

Eğer üç ana parçası yeterli kalitede ise, diğer parçaları zevkimize göre aftermarket tedarik edip, kullanışlı bir 1911 sahibi olabiliriz. Umarım MKEK haşmetmeapları da mühimmat konusunda yeterli tedariki yapar da, vatandaş şöyle acımadan bir 1911 kullanma zevkini tadar.

Hayırlı, uğurlu olsun.

24-10-2008, 05:54 PM (En son düzenleme: 27-10-2008, 04:47 PM lupus)

Sn.Ege, JMB ve '' short resert trigger '' fanatiği birisi olarak, uygun fiyata kaliteli bir 1911 benim de her zaman için nazarı dikkatimi celbeder. TİSAŞ'ın son zamanlarda kaydettiği aşama, bu silahı daha ziyade yurt dışı için üretiyor olmaları, kalitede belirli bir düzeyin yakalanabileceğini düşündürüyor. .45 ACP mühimmat zaten silahı fazla yormayan bir cephane. Eğer Series 70 ateşleme sistemine sahip, sıhhatli çalışan, aftermarket parçalara da uyumlu bir 1911 ise tercih edilebilecek bir silahtır. Vallahi, şu anda beni bu silahı almaktan alıkoyacak en önemli faktör, üzerindeki yazılar ve aftermarket parçalara uyumsuzluğu olur.

25.10.2008 Lupus

Arkadaşlar, TİSAŞ gibi 1911A1 taklidi klonlar üreten Norinco'nun üzerindeki yazılara bakın.
Sürgü takımının sol yan üzerinde, göze batmayan bir firma logosu dışında, orijinal 1911 ile alakasız hiç bir şey yok. Logo da kesinlikle 1911 kişiliğini bastıracak tarz da bir logo değil.

MODEL OF THE 1911A1 '' FİRMA LOGOSU '' .45 AUTOMATIC

Peki bizim silahımızın sol kızak üzerinde ne yazıyor;
TİSAŞ, çapraz altında TÜRKİYE.
TİSAŞ buraya sade bir logo koymaya kalsa, kendi logosunun ortasında bir Zigana var.

Yeri gelmişken, zaten TİSAŞ'ın firma logosu da ayrı bir garip. Dünyada, değişik modellerle üretim yapan başka hiç bir firmanın logosunda, sadece tek modelin vurgulandığı, böyle saçma sapan bir yaklaşım göremezsiniz. Her ne kadar bu model şu anda firmanın amiral gemisi konumunda olsa da, firmanın kendisinin benimseyip, kaale alıp, saygı duymadığı diğer modellerine, başkalarının saygı duymasını beklemesi son derece boş bir beklentidir. Neyse...

Norinco'da gövde sol yanında ise, son derece küçük yazılarla firma,üretim yeri ve ithalatçı yazılmış.
Özetle Norinco medel ve menşee tanımını, silahın orijini ile bağlantısını koparmadan gayet güzel yapmış. Bazı eski Norinco modellerinde de, TİSAŞ'ın yaptığı hatalar yapılmıştı, ama Norinco bunu kısa zamanda anlayıp, terketti.

Bence TİSAŞ'ın da yapması gereken şey, silahın sol yanına,
Sürgü üzerine;
MODEL 1911A1, '' Adam gibi bir logonun içinde TİSAŞ yazısı '', .45 AUTO
Gövde üzerine küçük puntolarla;
TİSAŞ / TÜRKİYE, yazmaktır.

Silahın sağ yanına ise sadece MKEK'nin şart koştuğu seri noları yazılıp,
Namlu fişek yatağı üzerine, seri nosunun hemen üzerine de .45 Auto yazılmalıydı.

Tabii bunlar benim nacizane görüşlerim. SW gibi diğer 1911 klonlarının üzerindeki yazılara gelince, bence onlar da çok ciddi bir saygısızlık örneği. Bence bu tür puntoların tek güzel tarafı, tüketiciye eline aldığı silahın gerçek bir Colt olmadığını, çok çarpıcı bir dille anlatması.

27-10-2008, 02:01 PM Lupus

Ateşleme sistemi ile ilgili hiç bir şey öğrenemedim.
Çünkü firma bile Series 70 ile Series 80 ateşleme sistemi nedir, kendi silahlarında otomatik iğne kilidi varmı dır yok mudur, horoz ayağında yeni nesil bazı Series 80'lerde ve Gold Cup'larda olan '' Depressor Plunger '' sistemi, kendi silahlarında da var mıdır, yok mudur bilmediği gibi, dediğim gibi bunların ne olduğunu dahi bilmiyor. Telefonda bu sorulara cevap almak imkansız.

Silahı elimize alıp bakmadan bunları anlayamayacağız. Firma yetkililerinin iddiası, silahın tüm gövde ve parça yatak ölçülerinin, Colt ile aynı olduğu yönünde. Firmanın Kuzey Amerika pazarındaki üreticelere fason üretim yaptığını düşünürsek, sanırım Colt için üretilmiş yan sanayi parçalara uyumlu bir silahtır. Ama en azından bir başka orijinal Colt'un namlu yüksüğü, horoz yayı yatağı, kabze emniyeti gibi bazı parçalarını denemeden, kesin olarak konuşmak zor. Beni düşündüren konulardan birisi de, nişangah dovetail yatakları, ölçüleri pek standart gibi değil. Colt ön arpacığı yukarıda bahsettiğim gerekçelerle puntolayarak takıyor, bizimkiler neden bu şekilde yaptı bilemiyorum, ne diyelim, hayırlısı...


Bu mesajlardan sonraki yazılar yok. Tabancanın geçirdiği evreler ve son durumu ile ilgili olarak bu konuda paylaşım yapılırsa sevinirim.

Bu konuyu yazdır

  Glock. Kullanıcı için ipuçları.
Yazar: blacksea - 13-03-2024, 02:59 - Forum: Glock - Yorum (23)

2013 yılında açmış olduğum konuyu tekrar paylaşmak istiyorum.
Glock kullanıcıları için faydalı bilgiler var (2013 yılında güncel modelin Gen4 olduğu, Gen5’in ortalıkta olmadığı unutulmamalı).
 
Resimler tarafımdan sonradan eklendi.
 
 
07-06-2013
Forumdaki bilgi denizinde, bilhassa da Glock marka tabancalar ile ilgili çok güzel bilgiler ve ipuçları var. Ancak, konular ve aradaki önemli bilgiler çok dağınık ve bazıları yıllar öncesinde kalmış konular içinde. Daha önce okuyup geçtiğim konuları tekrardan dikkatlice inceleyip, yeni Glock sahibi olan kullanıcıların her an ulaşabilecekleri, toplu bir bilgilendirme başlığının faydalı olabileceğini düşündüm. Şayet uygun görülürse, yeni yapılacak katkıları veya eskilerden benim gözümden kaçanları da buraya eklersek, TTC-Pedia uygulaması gibi ama sadece Glock'a özel bir başlığımız olur. Böylece her yeni Glock alan kullanıcı önemli teknik bilgilere hızla erişebilir.


Sn lupus:
Tüm Glocker'ları uyarmak istediğim bir ayrıntıyı da sizlerle paylaşmak istiyorum; Sahra sökümü yapılmış Glock larda normalde tetik istirahat pozisyonundadır. Ancak eğer her hangi bir nedenle, örneğin tetik veya tetik kolu etrafını temizlemek için sahra sökümü yapılmış bir Glock un tetik kolunu ileriye atış pozisyonuna iterseniz ve tekrar tetiği istirahat pozisyonuna getirirken, tetiğin ortasındaki emniyet manevelasının daha sert bir şekilde yerinde oturduğunu fark edeceksiniz. Bunun nedeni tetik kolunun iğne kaması ile tam olarak ileriye itilmemiş olması ve tetik yayının baskısı altında olmasıdır. Silah normalde monte iken kurulduğunda, tetik kolu bir miktar daha ileride durur ve emniyet manevelası yatağında daha rahat olarak oturur ve tetik çekilirken rahatlıkla yatağında kayar.
 
[Resim: 53584310398_3d2fce0c50_o.jpg]
 
[Resim: 53584538950_2d07a91cd5_o.jpg]

[Resim: 53584538945_7cf14e3717_o.jpg]

Bu ayrıntının bize tercümesi ise şudur, demonte haldeyken atış pozisyonuna getirilen tetikteki emniyet manevelası yerinde çok sert ve daha sıkı oturduğundan, mükerrer defalar dikkatsizce ve sertçe manüpüle edilirse, manevela kenarları veya bu manevelanın gövdede oturduğu yerin kenarları hasar görebilir ve tetik emniyetinizin güvenilirliğini azaltabilir.

Bu nedenle demonte haldeki gövdedeki, ileride atış pozisyonundaki bir tetik kolunu manüpüle ederken ya bir parmağınızla tetiği biraz daha ileri iterek veya tetik kolunu iğne kilidi açma mahmuzundan ileri iterek tetik emniyet manelevasını rahatlatarak manüpüle edin.


Sn lupus:
Sürgü ve silah zamansız ateşlenme riskinden kurtulur kurtulmaz, sürgü içerisindeki tümsek sonlanmakta, connector üzerindeki gerim kalkmakta, connector ve tetik kolu ideal tetik kurulma pozisyonuna gelmektedir. Bu sayede sürgü geride kilitli kaldığında da connector ekstra bir yük altında kalmamaktadır.
Bu nedenle Glock unuzu söktüğünüzde, connector pozisyonunu kontrol ediniz, bazen sürgüyü sökerken geriye doğru çok fazla manüpüle ettiğinizde, connector tetik kolunun arkasında sıkışık ve baskı altında kalabilmektedir, tetik kolunu hafifçe ileri itmek connector ve tetik kolunu tekrar ideal pozisyonlarına getirecektir.
Tetik kolunu, iğne kilidi açma mahmuzundan tutarak hafifçe ileriye iterseniz, connector ve gövde arasından kurtulur, kendisi de başlı başına yaprak bir yay olan connector de tekrar istirahat haline geri döner.
Bu parçanın ideal esneklik ve gerginlikte olması Glock un çalışma sıhhati açısından hayati öneme haizdir. Bu nedenle de bu parçayı lüzumsuz yük ve gerim altında tutmamakta fayda vardır. Glock larını birinci basamak savunma silahı olarak kullanan arkadaşlara orijinal fabrika parçası dışında connector kullanmalarını da kesinlikle önermem.
 
[Resim: 53584090881_56f4bf54fd.jpg]
 
[Resim: 53584415249_19f3f07ac3.jpg]

(Not: Yukarıdaki connector hususunun devamı)
Sahra sökümünden sonra sürgü grubunu tekrar gövdeye takarken, eğer sürgü kilitleme mandalından küçük bir ''çıt'' sesi gelene kadar sürgü grubunu itip, öylece bırakırsanız gerek yok. Çünkü bu kadar manüpülasyon tetik grubunu etkilemez.

Ancak aynı sökme işlemindeki gibi, sürgü biraz fazlaca geriye alınıp, iğne ve tetik kurulmadan tekrar ileri salınırsa, tetik kolu connector ü tekrar baskı altına alarak sıkıştırabilir. Bu nedenle ya sürgü kibarca yerine oturtulmalı, ya da iğne ve tetik kuruluna kadar tam şarj edilip, müteakiben de tetik düşürülerek tüm sistem istirahat haline getirilmelidir.


Sn lupus:
+ P kıvamındaki MKEK mühimmatı ile Glock icra yayı 3000 atıma kadar kıvamını rahatlıkla koruyabilmektedir, tecrübe ile sabittir. 3000 atımdan sonra yayın kıvamını ara ara kontrol ederek, değişim zamanına karar verebilirsiniz. Ama en güzeli MKEK mühimmatı ile 3000 atımda bir yayı değiştirmektir. 9x19 mm G19, .40 SW G23, .357 SIG G32 de aynı icra yayları kullanıldığı için, G19 için ekstra güçlü bir yay gerektiğini düşünmüyorum.

[Resim: 53584310478_aa820e4fda.jpg]

Temizlenmiş, boşaltılmış ve güvenliği alınmış Glock u yukarıya doğru çevirerek sürgüyü yavaşça geriye doğru çekin, tetik parmağınızı da tetiğe dayayarak, sürgüyü yavaşça ileriye bırakın. Tetik kolunun iğne kurma kamasını yakaladığını hissettikten sonra, sürgüyü yavaşça, hiç serbest bırakmadan ileriye doğru ilerletin. Namlu kilitlerinin teması hissedildikten sonra sürgüyü serbest bırakın. Eğer sürgü kendiliğinden tamamen ileriye gidip, namlu kilitlerini kilitliyorsa, yayınız hala yeterli sertlikte demektir.

Bir diğer metod da, özellikle sıkı kılıflara girerken sürgünün gövdeden geride kalmadığını kontrol etmektir, sürgü geride kalmaya başladı ise, yayın değişme zamanı gelmiştir. Son olarak da, kurulu bir Glock un tetiğini çekerken, iğne yayının icra yayını zorlayarak, sürgünün tetikle birlikte geriye doğru hareket eğiliminde olduğunu görürseniz, icra yayınızın değişme zamanı gelmiş demektir.


Sn lupus:
Gördüğünüz gibi Glock iğnesinde, sadece iğneyi ileri iten bir yay vardır.
Yani etkin tek güç, vurucu baskıyı yapan parçanın gerisindeki yay kuvvetidir. İğneyi istirahat halindeki pozisyonuna geri itecek, iğne darbesinin, patlatıcı vuruşdan sonra dengelenmesini ve tamponlanmasını sağlayacak, ikinci bir yay yoktur.


[Resim: 53584415209_0c73b5f55b.jpg]

Diğer bir hatada, Glock ların otomatik iğne kilitlerinin silahın tırnağı ile beraber iç içe çalışması, aynı zamanda ikinci bir yardımcı yay olmaması nedeni ile, iğnenin ancak kızak geriye manüpüle edilerek istirahat haline geri döndürülebilmesidir.

Glock u olan arkadaşlar bunu test edebilirler.
Kuru tetik düşürdükten sonra, tırnak tarafından kızağa bakarak silahın kızağını manüpüle etsinler. Bu esnada tırnakta '' tık '' diye bir ses ve küçük bir hareket görecekler, işte bu esnada otomatik iğne kilidi istirahat halindeki pozisyonuna geri dönüp, iğnenin de vurucu kısmı, kızaktaki temas yüzeyinden ayrılmaktadır.

Saydığımız tüm bu faktörler ve iğne ucunun geometrisi, Glock iğnesinin kızaktaki çıkış deliğine daha sert, daha geniş bir alanda, daha uzun süre temas etmesine neden olmaktadır.

Gaston Glock'u zamanında dizaynda iyileştirmelere ikna edemeyen Wilhelm Bubbits, Steyr da M9u dizayn ederken, otomatik iğne kilidini iptal ederek (Steyr i olan arkadaşlar dikkatle baktıklarında silahlarında otomatik iğne kilidi olmadığını göreceklerdir), bu sorunun bir kısmını gidermiştir.

Walther'e giden Horst Wesp ise, AS tetik sistemini geliştirirken, P99 iğnesinin önüne ayrı bir yay eklemiştir. P99' u olan arkadaşlar silahlarının iğnesini sökerlerse, ana güç yayı dışında, gerimi daha düşük olan, daha ince ve az sarmallı bir yay göreceklerdir.

Yani anlayacağınız Glock dan bile temizlenmesi gereken bazı ince kusurlar vardır. Tabii halihazırda bu kusurların neden olduğu problemler göze görünmeyecek düzeyde olduğundan, Gaston Abimiz buna ARGE parası harcamayı düşünmemektedir.

Tabii bunlar benim kişisel tesbit ve görüşüm olup, herhengi bir resmi yada yurt dışı kaynaktan teyid edilebilecek bilgiler değildir. Bu nedenle değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum.


Sn lupus:
Arkadaşlar, Glock larında zayıf iğne vuruşu sonucu fişek kapsülü ateşleyememe ve bunun sonucunda da fişek patlatma sorunu yaşayanların ilk kontrol etmeleri gereken yerlerden birisi, otomatik iğne kilitleme parçasıdır. Yurt dışında bu parçada ve bunun iğne ile temas ettiği alanlarda meydana gelen bozulmaların, iğnenin yeterli güçle kapsüle temas etmesini engelleyebildiği konusunda, az da olsa geri bildirimler mevcuttur.

[Resim: 53584415194_1b230c3434_n.jpg]

Sn lupus:
Kabza açısı ve düşük atış aksı, fişek besleme rampasının özelliklerinden dolayı Glock modellri atış esnasında kavrama zaafiyeti nedeni ile meydana gelen mekanik tutukluk problemlerine daha yatkın silahlardır. Sürgü elle manüpüle edilirken, özellikle de kibar kibar manüpüle edilirken, aslında bir çeşit kavrama zaafiyetine neden olunmaktadır. Glock sürgüsünün bir fişeği şarjöründen sıhhatli bir şekilde sıyırıp, besleyebilmesi için, icra yayının gerektiği gibi desteklenip, gerektiği gibi sıkıştırılarak, yüklenen enerji ile kendi halinde çalışmasına fırsat olmalıdır.

[Resim: 53584415189_4f7f4c3c02.jpg]

Sn lupus:
Glock tetik yayı gerçekten de bilinen klasik tetik yaylarının aksine tetiği ileri atış pozisyonuna taşımaz. Temel görevi sürgü ileri giderken, tetik kolu üzerindeki kurma tablasını (sear), iğne üzerindeki aşağıya uzanan kurma kamasını yakalayabilecek şekilde yukarıya çekmektir. Bu esnada, sürgü geri hareketi esnasında pozisyonu değişen ve kendisini aşağıya doğru yönlendirme eğiliminde olan connector yatağı ile de ilişkisi kalmayan tetik kolu, tetik yayı tarafından rahatlıkla yukarıya çekilir ve kurma tablası iğneyi yakalar. Yani özetlemek gerekirse Glock tetik yayı daha çok mekanik irtibatı kesilmek için aşağıya itilen tetik kolunu yerine getiren yaylar gibi çalışır. İğne yakalandıktan sonra tetik, iğne yayının ileri itmesi ile atış konumuna doğru ileri itilir, bu esnada tetik kolunun arka kenarı connector ün üzerinden kayar ve tekrar connector içerisindeki yatağa geri yerleşir, bu esnada kendisi de bir yay olan connector den gelen '' çıt '' sesi, tetiğin artık atışa hazır pozisyonda olduğunu gösterir.
 
[Resim: 53584415239_e9f5836f04.jpg]
 
[Resim: 53583226412_7b11738616.jpg]
 
[Resim: 53584310513_e27e96bcce.jpg]
 
Glock connector ü üzerinde yer alan ve tetik kolunu arka ucunu aşağıya yönlendiren yatağın açısı değiştirilerek, tetik çekme ağırlığı değiştirilebilmektedir. Bu tadilat sonucunda connector ün üst kenar ucu biraz daha ileriye yerleşmekte, tetik kurulurken yukarıda değindiğim gibi bu kenarın üzerinden kayarken, connector yatağına girişi bir miktar gecikmekte, bu nedenle de tetik kurulma zaman ve mesafesi (trigger reset) ehemniyetsiz bir miktar da olsa uzamaktadır.


Sn lupus:
Bu tür yayların (Not: Tetik yayı, slide stop yayı vb.) kırım nedenlerinden birisi maruz kaldıkları yük ve zor şartlardır. Bir diğeri de, özellikle de sürgü yakalama manevelası yayında, yoğun atışla üzerlerinde biriken kurumun belirli periyodlarla temizlenmemesidir. Glock yayları bu konuda en iyi performans gösteren yaylar arasında olsa da, özellikle ısıya maruz kalan alanlarda çalışan bu tür yayların rahat ısınıp soğuyabilmesi için hiç değilse arada sırada üzerlerindeki kurum ve tortunun temizlenmesi gerekir. Bunların haricinde yanlış montaj ve kullanım da kırıma neden olabilmektedir.


[Resim: 53584538970_0fa4573a92.jpg]

Glock tetik yayı genelde alt kıvrım halkasından kırıma uğramaktadır. Bunun nedeni tetik kolundaki deliğe yerleşme şekli ve tetik kolundaki deliğin kenarının genellikle yayın aynı noktasına tek bir yerden baskı yapması ve bütün yükün bu noktaya binmesidir. Tetik yayı çok yüksek atım adedlerine ve oldukça hor kullanıma mukavemet gösteregelse de, Glock Gen4 tetik kollarında bu yayın yerleştiği alanda ek bir kavis yaparak yayın alt kıvrım boğumuna binen yükü, tek bir noktadan tüm kıvrımın üzerine dağıtmıştır. Bu şekilde sıklıkla bu alanda görülen tetik yayı kırımları çok çok daha yüksek atım adedlerinde bile görülmemeye başlamıştır.


Sn İlksurfer:
Atislar konusunda Sn. Lupus'un tetik ezme ve glock atislari konusundaki yazilarini bir kez daha okuyup uygulamaya calismanizi tavsiye ederim. Glock tetigi cok degisikdir. On boslugu aldiktan sonra tetige agirligi yavas yavas verceksiniz ve surpriz patlama bekleyeceksiniz. Tetige birden asilirsaniz otomatik olarak insanin eli tepmeye karsiligi once veriyor ve atislar saga sola gidiyor. Acele etmeden yavas yavas tetigi cekin. Patladiktan sonra nisangahlari hedefde tutun (follow thru). Tetigi dip pozisyonunda tutun. Birakmayin. Ondan sonra yavas yavas tetigi birakin ve tetik klick yapar yapmaz durun ve yeniden ters istikamette tetige agirlik vermeye baslayin. Tetigi sonuna kadar salmayin. Butun bu islemler sirasinda nisangahlari hedefde tutun. Isin iyi yani bu bahsettigim yontemi evde kuru tetik calismasi yaparak deneyebilirsiniz. Zamanla bu hareketi hizli yaparak atislarinizi hizlandirirsaniz hedefde kalma sansiniz da artar...


Sn İlksurfer:
Tavsiyem nisangahlari gece gorulebilir bir model ile degistirmeniz, nightsite, ve guzel bir kilif. Kilif daha oncelikli oldugu icin once onu tavsiye edeyim. Comp-tac.com sitesinden online siparis edebilirsiniz. Kydex infidel modeli.
Çok ince ve silahin bir parcasi gibi insa ediliyor. Ayrica cok hizli bir kilif. Bir de klipsinden dolayi bir yerde cikarmak zorunda oldugunuzda kilif ile birlikte cok kolay takip cikarabiliyorsunuz. Tetik kismi kapali oldugu icin cok da emniyetli.

Bir de uygun bir weapon light, glock, surefire, insight technologies herhangi biri olabilir.

Nitesight olarak da TruGlo tavsiye ederim.


Sn musketeer:
Yaglama konusuna gelince tam olarak 6 damla yag kullanilmalidir. Ne fazlasi ne eksigi. Uretici firma tarafindan tavsiye edileni budur. Oncelikle slide i elimize aliriz ve uc kismi asagi gosterecek sekilde tutariz. Ust kapagi yaglama ve temizleme islemleri bu sekilde yapilmalidir zira atesleme deligine toz veya temizleme sivisi/yag kacmasini istemeyiz. Kapagi iki bolum olarak dusunun. Atesleme mekanizmasinin oldugu bolum ve namlunun oldugu bolum. Atesleme mekanizmasi olabildigine kuru olmalidir. Temizligimiz bittiginde buraya sicramis yag ya da farkli sivilar varsa bunlar mutlaka temizlenmelidir.

Yaglama islemi ise su sekilde yapilir. Tum glock larin yaglama prensibi 3+2+1 seklindedir. Kapak ucu asagi gosterecek sekilde bir duz yuzeye konur. Sol ve sag taraflarda ince yollar vardir, bu yollara govdenin ustundeki raylar denk gelir ve kapak ileri geri oynar. Burasi silahin en hareketli bolumlerindendir. Kapak bu sekildeyken (ucu asagi dogru) sag ve sol kanalciklara birer damla yag damlatilarak en asagi kadar inmeleri saglanir. Eger damla en asagi kadar inmezse ona yardimci olabilir, ince uclu bir cisimle asagi dogru itebiliriz. Bu sekilde iki kanalcik da iyice yaglanmis olur.

Daha sonra kapagin ic bolumunde namlunun oturdugu bolumun ortasina bir damla yag damlatilir. Bunu parmak ucumuzla o bolgeye iyice dagitiriz. Kapak'in yaglanmasi bu kadardir. Bu formulumuzdeki 3 dur. Simdi kapagi bir kenara koyalim. Namluya gecelim.

Bir damla namlunun dis silindirine damlatilir. Bu damla yine parmak ucuyla iyice dagitilir. Bir damla da namlunun yayin denk geldigi cikintilarinin arasina damlatilir. Bu yag fazla gelebilir, bunu iyice yaydiktan sonra artani namlunun mermi yataginin dis cevresine kalinti birakmadan yayabiliriz. Aslinda namlunun yaglanmasi bu kadardir. Bu da formuldeki 2 ye tekabul eder ama istenirse namlunun ici de (abartmadan) yaglanabilir. O da su sekilde yapilir:

Bir damla yag temiz patch beze damlatilir ve bu bez harbi vasitasiyla namlunun icinden gecirilir. Eger namlunun icinde yag fazlasi olusursa yine harbiye temiz patch bez takarak bunun fazlasini alabiliriz. Namlunun yaglamasi da biter. Namlumuzu da dik bir sekilde bir yere koyalim.


 
[Resim: 53584310488_263894b33d.jpg]

Son olarak govdemizi yaglayacagiz. Bu da formuldeki 1'dir. Kapaktaki kanalciklari boydan boya yagladigimiz icin bu bolgedeki raylari yaglamaya gerek yoktur. Her zaman icin asiri yaglamadan kacinmaliyiz. Sadece bir damla tetik mekanizmasinnda silahn arkasini kendimize dogru tuttugumuzda en sagda kalan hareketli iki parcanin biribirine temas ettigi yuzeye bir damla damlatacagiz. Govdenin yaglanmasi da bu kadardir.



Sn musketeer
Glock'ta bilindigi uzere govdenin ustundeki pinler belli bir siraya ve belli bir yonde takilmalidir. Tum pinler soldan saga dogru sokulmeli, sagdan sola dogru da yerine takilmalidir. Sira da su sekilde olmalidir:
1) Yukaridaki raylarin ustundeki metal parcayi tutan kucuk metal pin.
2) Kabzedeki tetik grubunu tutan kucuk plastik pin.
3) Slide stop'un icinden gecen buyuk metal pin.
Buyuk metal pin takilirken yerine girmezse, zorlamadan slide stop u ileri geri oynatarak yerine oturtulmalidir.


[Resim: 53584310463_ef0e9a6f29.jpg]Three pin by Kudret Bayram, on Flickr

Bu konuyu yazdır

Lightbulb Tabanca seçiminde ağırlık önemli mi? İdeal silah ağırlığı ne olmalı?
Yazar: AliGalip - 12-03-2024, 23:40 - Forum: Genel Silah Sohbetleri - Yorum (20)

Selamlar.
Tabanca alacak kişilerin, horozlu/iğneli veya çelik/polimer gibi tercihlerini belirleyen en önemli etkenlerden biri de silahın ağırlığı oluyor. Bu tabi daha çok 'silahı sürekli üzerinde taşıyacaklar' için bir önem arzediyor.

-Gün boyu belinde tabancayı gezdirenler için, boş şarjörlü ağırlığı sizce ne olmalı? 
-Göbekli veya göbeksiz kişilere göre,,, silahın boyuna ve ağırlığına göre elbette değişir ancak appendix mi yoksa yanda taşıma mı sağlıklı (güvenliği kast etmiyorum)? 
-Sürekli silah taşıdığı için belinde veya silahın temas ettiği alanlarda ağrı/rahatsızlık yaşayan var mı?

Düşüncelerinizi merak ediyorum.

Bu konuyu yazdır

  İlk Yerli Tabanca-Killigil
Yazar: ceycey - 12-03-2024, 23:06 - Forum: Antika Yarı Otomatik Tabancalar - Yorum (2)

Bu konuyu daha önce paylaşmış ve kısa bir dönem sahibi olduğum Killigil tabancayı tanıtmıştım. Ama, silinmiş.

Nuri Killigil ve Tabancası:

Türk savunma sanayisinin kurucusu olarak kabul edilen Nuri Killigil, 1940’larda İstanbul’da kurduğu fabrikada top, havan, uçaksavar mermi ve tapalarının yanı sıra uçak bombaları imal ederek, özel sektörde yerli harp sanayisinin gelişmesine ve Türk ordusunun ateş gücünün artırılmasına katkı sağlayan ilk girişimcilerden biri olarak biliniyor.
Savaşçı bir ailenin içinde 1890 yılında doğan Nuri Killigil, tıpkı ağabeyi Enver Paşa ve Kut’ül Amare kahramanı amcası Halil (Kut) Paşa gibi bir asker olarak yetişti.

[Resim: jftyvip.jpg]

Solda Enver Paşa, ortada babaları Halil Paşa ve Nuri Paşa.

Trablusgarp’a gönderilen gönüllü subaylar arasında yer aldı ve I. Dünya Savaşı öncesi yüzbaşılığa kadar yükseldi. Savaş alanındaki başarılarından dolayı 28 yaşındayken yarbay rütbesine terfi ettirildi.
Afrika Grupları Komutanı olarak Kasım 1914’te Afrika’ya gönderildi ve bir süre orada görev yaptı.
1917’de Kafkas İslam Ordusu komutanlığına getirilen Nuri Paşa, Bakü ve Dağıstan'ı Rus işgalinden kurtarmasının ardından Anadolu'ya geçerek Kazım Karabekir Paşa'nın kolordusuna katıldı. Mondros Antlaşması sonrası çağrıldığı İstanbul’da İngilizler tarafından tutuklanıp Batum’da hapsedildi. Batum’da hapisten kaçarak Kızıl Ordu’ya karşı savaştı.
1925 yılında yarbay rütbesiyle emekliliği onaylandı ve 29 Şubat 1929’da Kurtuluş Savaşı'ndaki hizmetleri için Nuri Paşa'ya İstiklal Madalyası verildi.

1940’lı yıllarda Zeytinburnu'ndaki demir eşya fabrikasında çeşitli metal eşyaların yanı sıra silah, tapa ve mermi üretmeye başladı. Zeytinburnu fabrikasını Haziran 1946'da kapatarak Sütlüce'ye taşıdı ve Türkiye’nin ilk özel savunma şirketini kurdu. Fabrikayı geliştirerek, matara, gaz maskesi, çelik başlık, soba gibi eşyaların yanında tabanca, 81 milimetre havan, mühimmat, tapa, uçak bombası, tahrip kalıpları da üretti.

[Resim: 6dzgai3.jpg]

Kısıtlı imkanlar ve zor şartlar altında ürettiği silah ve mühimmatı, Milli Savunma Bakanlığına sattığı gibi yurt dışına, Mısır, Filistin, Pakistan, Suriye gibi ülkelere de ihraç etti.
Dünya silah lobisinin birtakım hamleleriyle Nuri Killigil'in silah üretimi engellenmeye başladı. Hatta bu çabalar, fabrikanın kapanma aşamasına gelmesine neden oldu.
İsrail'in kuruluşu ve sonrasında, Filistinlilere ve bölgedeki diğer Arap ülkelerine silah satması, Nuri Paşa'nın üzerindeki baskıların ve engellerin artmasına yol açtı.
Fabrikasındaki üretimden rahatsız olan bazı çevrelerin baskıları sonucu silah üretemeyeceğini açıkladı ama üretimine gizlice devam etti.
Nuri Paşa, silah fabrikasında, çizimini bizzat yaptığı ve kendi adını verdiği Nuri Killigil tabancasını üretti. Yarı otomatik ve kısa 9 milimetre çapındaki bu ilk yerli ve milli tabanca o yıllarda dünyanın en iyi silahları arasında yer aldı.

[Resim: 84ythat.jpg]

Yarı otomatik ve kısa 9  çapındaki bu ilk yerli ve milli tabanca o yıllarda dünyanın en iyi silahları arasında yer aldı. Nuri Killigil’in ürettiği silahın modeli ve teknik mekanizması o kadar iyiydi ki, İtalyan silah üretici Bernardelli tarafından kopyalanıp, 1980’lere kadar kullanıldı.

[Resim: 15pp1bq.jpg]

2 Mart 1949’da sahibi olduğu fabrikada sabotaj olduğu düşünülen büyük bir patlama meydana geldi ve aralarında Nuri Killigil'in de bulunduğu 27 kişi bu patlamada hayatını kaybetti. Ruslara karşı savaşıp Bakü’yü kurtaran, İsrail’in kurulmasına karşı çıkarak Filistinlilere destek veren, Arap ülkelerine silah satan Nuri Killigil’in fabrikasında bu şekilde bir patlama gerçekleşmesi ve Killigil’in bu patlamada hayatını kaybetmesi suikast iddialarını günümüze kadar getirdi. Olayın ihmalden mi sabotajdan mı kaynaklandığı o günlerden itibaren tartışılmaya devam edildi. Kapsamlı itfaiye ve adli tıp raporlarına ulaşılmayan patlama ile ilgili TBMM kapalı oturumunda Başbakan Şemsettin Günaltay, milletvekillerini bilgilendirdi. Ancak tutanaklar üzerinde gizlilik kararı olduğundan Killigil’in ölümündeki ve patlamadaki sır perdesi aralanamadı.
 


Alttaki resimdeki tabanca, Nuri Killigil tarafından numune olarak yapılmıştır.
Tabanca aksamının bir kısmı İstanbul'da bir kısmı Polonya'da tamamlanmıştır. Polonya'da patentini almıştır. 
Nuri Killigil tarafından sınırlı sayıda üretilmiş  9 mm çapında yarı otomatik tabancadır. 
Zamanının ötesinde bir tasarıma sahiptir. Mükemmel durumda saklanmış bir örneği, İstanbul Harbiye Askeri Müzesi'nde bulunabilir. 
Mirasçısı tarafından müzeye bağışlanmış ve özel kutusunda ilk günkü gibi saklanmaktadır. 
Yedek şarjörü ve harbisi ile beraber görülebilir.

[Resim: hto53rp.jpg]


Nuri Paşa, 1930'lu yılların başında elinde tuttuğu bu tasarımı, kurduğu silah fabrikalarında imalata almamış, yerine
düşük güçlü, basit bir tabancayı tercih etmiştir. Nedeni bilinmemektedir. Ancak, bu tabancayı imal etseydi, belki de çok bilinen, popüler bir tabanca olabilirdi.

Nuri Killigil'in imal ettiği ve bugün bile bazı satış ilanlarını görebileceğiniz tabanca, aşağıdaki resimlerde olandır:

[Resim: 3k7tk7l.jpg]

[Resim: r0in3od.jpg]

"Nuri Killigil kimdir bilir misiniz?
Azerbaycan’ı İngiliz ve Rus destekli Ermeni işgalcilerin elinden kurtaran, Kafkas İslam Ordusu Komutanı, Birinci Dünya Savaşı’nda
 “ Tek ileri harekatı gerçekleştiren”, Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa’dır!
1949 yılında yapılan sabotaj sonucu fabrika yanmış, Nuri Killigil bu yangında ölmüş ve bu nedenle imalatı bitmiştir..
Nuri Killigil havan topları ve sahra topları yapmaya başlayınca 3 Mart 1949da Almanlar " Sen artık çok oldun, biz taş kökü mü yiyeceğiz" deyip, paşayı 27 işçisiyle birlikte bir sabotajla yok etti.
15 Mart 1950 de de MKE Alman Heckler&Kohl ve Walther patentleri ile silah üretmeye başladı. Amerikalılar da Nuri Paşanın havan topunu alıp UT-1 adıyla üretip bize satmaya başladı.
Amerikan UT-1den çok üstün havanlardı.

Paşanın öldürülmesi neye sebep oldu derseniz?
O günler itibariyle yerli silah sanayiinin Almanların eline geçmesi sağlandı aynen TOFAŞ-FİAT örneği gibi.
Bugünler itibarıyla da PKK belasına sebep olmuştur.
Çünkü terörle mücadelede kullanılan milyarlarca fişek ve tüfek MKE’de üretilir ve terör bölgesinde atılan her fişeğin %51’i Alman firmalarına patent ve ortaklık payı olarak ödenir.
Ne kadar ölüm o kadar paradır.
Eğer Nuri paşa öldürülüp fabrikası kapatılmasaydı ordumuz milli silahlarını kullanacak belki de bu günkü sıkıntılar yaşanmayacaktı.
( Patlama günü Sütlüce silah fabrikasında çalışan Yahudi işçilerin hepsi izinliydi. )
Nuri Killigil tarafından sınırlı sayıda üretilmiş 9 mm çapında yarı otomatik tabancadır.
Zamanının ötesinde bir tasarıma sahiptir.
Mükemmel durumda saklanmış bir örneği İstanbul Harbiye Askeri Müzesi'nde bulunabilir.
Mirasçısı tarafından müzeye bağışlanmış ve özel kutusunda ilk günkü gibi saklanmaktadır.
şarjörü ve harbisi ile beraber görülebilir."

Kaynak: Uğur Mumcu 40’ların Cadı Kazanı

Bu tabancayı bir hevesle "Beylik Tabanca"nın sahibi Abdülaziz Yandım'dan bedelsiz almştım.Nurlar içerisinde yatsın,çok düzgün bir esnaftı.
6 Ay kadar kullandıktan sonra yine bedelsiz satmıştım.
Üzerinden yıllar geçti, tabancayla ilgili çok şey hatırlamıyorum. Bir vidayı açarak sahra sökümüne başlanıyordu. Atış bile yapamadan satmıştım.

[Resim: gmidr71.jpg]

[Resim: lfsbcfn.jpg]

Benim aldığım hiç tamir ve boya görmemişti. Bazıları krom kaplatıyorlar. Artık koleksiyon değeri kazandı.
Nuri Killigil ve ilk yerli-milli tabanca için emek veren herkese sonsuz teşekkürler. Nurlar içerisinde yatsınlar.

Bu konuyu yazdır

  HOROZ ATEŞLEMELİ Mİ? İĞNE ATEŞLEMELİ Mİ?
Yazar: Sabri - 12-03-2024, 16:07 - Forum: Genel Yarı Otomatik Tabanca Konuları - Yorum (8)

Özellikle yeni başlayanlar için seçimde bir kolaylık olması amacına yönelik bir yazı yazmayı planlamıştım. Ben de tabanca konusunda uzman değilim sonuçta. Birçok yeni başlayan "hangi tabancayı alayım?" diye çok soruyor. 

HOROZ ATEŞLEMELİ veya İĞNE ATEŞLEMELİ SİSTEMLER BİR TERCİH MESELESİDİR.

Her iki sistemin de diğerine göre bazı avantaj ve dezavantajları olduğunu söyleyebiliriz.  Her iki sistemde de ateşleme sonuçta ateşleme iğnesi aracılığıyla oluyor.  İğne ateşlemeli sistemde iğne yarı kurulu vaziyette bekliyor, tetiğin çekilmesiyle iğne tam kurularak düşüyor. Bu da her seferinde ayni ağırlıkta bir tetik çekme sağlıyor. Horoz ateşlemelilerde horoz kurulu değilken, tetik daha fazla ağırlıkla, daha uzun bir tetik yolu ile horoz kalkıncaya kadar tetiği çekmek sonrasında horozun tam kurulduktan sonra düşmesi, ilk ateşleme sonrası horozun sürgü tarafından kurulması nedeniyle daha hafif ve daha kısa yollu tetik yaratıyor.

İğne ateşlemelilerde (çoklukla) hep aynı ağırlıkta tetik çekilirken, doğal olarak DA/SA olan horoz ateşlemelide iki farklı tetik çekişi ortaya çıkıyor.

Horoz ateşlemelilerde bir avantaj olarak patlamayan fişeğe ikinci kez tetik düşürme söylenebilir. Ancak fişek ikinci ateşlemedede patlamazsa zaman kaybından başka bir şey değil. Fişek patlamazsa vur-çek-at manevrası her iki türde de bence doğru hareket.

Horoz ateşlemelilerde bir avantaj olarak iğne ateşlemelilere göre (iğne hep kurulu) namlu dolu taşımanın daha güvenli olduğu söyleniyor. Dekok edilmiş, emniyet mandalı ile güvene alınmış olsa bile horoz üstüne düşüp patlayan, tabanca kılıfa sokulurken tetik çekilip patlayan örnekler var. Kabze emniyeti olanlarda bu belki daha güvenli.

Gizli taşıma için sanki iğne ateşlemeliler daha uygun. Horoz ateşlemelilerde tabanca çekme esnasında dışarıdaki horozun kılıfa, kunduz kuyruğunun, giysilere takılması olmadık bir şey değil.

[Resim: imageedit-75-4736950283.png]

Horoz ateşlemelilerde, horozun geri hareketini sınırlamak ve ele çarpmasını engellemek için kunduz kuyruğu, tutuşta namlu aksının daha yukarıda kalmasına neden oluyor. Bu da namlu şahlanmasını bir nebze arttırabiliyor.

Baştan yazdığım gibi her iki sistem de kendi içinde başarılı. Seçim artı ve eksilerini bilerek tamamen tercih meselesi.
Kişisel fikrim (tartışılabilir) yeni başlayanlar için tercih yine de horoz ateşlemeli olmasından yana.

Konu zengin, her şeyi aktarmam mümkün değil. Konunun, değerli görüşlerinizle zenginleşeceğini düşünüyor, katkılarınızı bekliyorum. Baştan yazdım. Horoz ateşlemeli veya iğne ateşlemeli seçimi tamamen bir tercih meselesi.

Ancak bu seçim çok objektif değil biraz sübjektif. Hem taa ağızdan dolma çakmaktaşlı silahların horoz ateşlemesinden beri süregelen bir alışkanlık var. Ayrıca emniyet mandalı, kabze emniyeti, ilk hareketin çoğunlukta DA oluşu, patlamayan fişeğe ikinci defa vuruş imkanı, iğne ateşlemelilere göre kapsüle daha sert vuruş gibi nedenler kullanıcıların horoz ateşlemeli sistemlerle kendilerini daha güvende hissetmelerine neden oluyor (Namlu dolu taşıma ayrı bir tartışma konusu).

İğne ateşlemeli sistemler nisbeten yeni. 1980 den sonra Glock ile popülerleşti. Ama iğne ateşlemeli sistemi başlatan Gaston Glock değil. İğne ateşlemeli sitemin mucidi 1878 de Daniell LeFevre. İlk defa bir av tüfeğinde kullanmış. Dış görüntü olarak AKM benzeri Çek Vz 58 tüfeği de iğne ateşlemeli. İğne ateşlemeli sistemi tabancada ilk kullanan yine Glock değil.  John Browning .25 kalibre Model N tabancada ilk kez kullanmış, keza Glock'tan öncesine ait H&K P7 keza iğne ateşlemeli. 

Gerçi tetik sistem üzerinde yapılmış bir anket var. Fikir vermesi açısından ekliyorum:

[Resim: imageedit-77-8598084915.png]

Bu anketten çıkan sonuçta SIG sitesinde tercih horoz ateşlemeli den, GLOCK sitesinde iğne ateşlemeliden yana çıkmış. Savunma taşıması sitesinde ise yakın tercihler çıkmış. Ama genele bakarsak horoz ateşlemeli tercihinin daha fazla olduğu görülüyor.

İğne ateşlemeli sistemlere kullanıcı henüz mesafeli. A.B.D. ordusu demirbaş tercihlerinde hala emniyet mandalı aransa da, iğne ateşlemeli kullanımı güvenlik güçlerinde yıllar ilerledikçe artıyor.

Kanada polis teşkilatında tabanca kullanımı son 10 yılda iğne ateşlemelilere dönmüş (Çünkü stres ortamında polisler emniyet mandalını kullanmayı unutuyormuş )  

[Resim: imageedit-79-3528101352.png]

Her iki sisteminde artı ve eksilerini bilerek karar elbette son kullanıcının...

Bu konuyu yazdır

  MKE Vitrini
Yazar: ceycey - 12-03-2024, 14:03 - Forum: Galeri - Yorum (5)

Bugün MKE'ye gittim.Kimber ve Springfield'lere baktım.Tabi incelemek mümkün değil.Bir kaç resim çektim, sizinle paylaşayım.

[Resim: 23htba0.jpg]
Bunlar Springfield:

[Resim: 98nafhb.jpg]

[Resim: 9iiv1wv.jpg]

[Resim: 5nx5q3z.jpg]


[Resim: fqbw3kp.jpg]

Bunlar Kimber

[Resim: n9oehyt.jpg]

Mikro 9 dikkatimi çekti.Şık ve kaliteli görünüyor.

[Resim: drwjh97.jpg]

CZ 75 Omega yalnız kalmış:

[Resim: oo8lnof.jpg]

Bu fiyatıyla sona kalmaması mümkün değil.Ama,eninde sonunda satılırlar.

Balistik Defance'nin 1911'leri şık ve kaliteli görünüyorlar.Fiyatları da uygun.


[Resim: ad90ypz.jpg]

[Resim: e362of6.jpg]

Bu konuyu yazdır

  Turan Mermi Üretim Tesisleri
Yazar: Osman Ortaç - 12-03-2024, 11:32 - Forum: Mühimmat - Yorum (4)

Bu konuyu yazdır

  Limp Wristing/Kavrama Zaafiyeti
Yazar: ceycey - 11-03-2024, 22:09 - Forum: Genel Yarı Otomatik Tabanca Konuları - Yorum Yok

Sn.Lupus'un  01-09-2008 tarihli yazısı:

Limp Wristing/Kavrama Zaafiyeti:


'' Limp Wristing '' tabiri temel olarak gerek silahtan, gerekse de atıcıdan kaynaklanan faktörlerden dolayı, silahın iyi kavranamayarak, geriden icra yayına yeteri kadar destek sağlanmaması sonucu, silahta gözlenen kovan sıkıştırma veya fişek sıkıştırma gibi tutukluk problemlerini tanımlar.

Aşağıda güzel bir '' Limb Wristing '' derlemesi göreceksiniz.
Bu videoyu daha önce de, farklı yerlerde de görmüştük.

İlk sırada yıllardır doğru, dürüst temizlenmemiş bir Colt 1911 var. Hatta en son da silahın üzerindeki bir miktar pas da gösteriliyor. Bu arada silahın '' stainless '' olmasına rağmen, sadece stain-less olduğunu gösteren güzel bir ayrıntı. Silah sekiz mermiyi olması gerektiği gibi boşaltıp, en sonunda da kızağı geride kilitliyor.

İkinci sırada yine bir 1911 olan, Springfield modeli aynı performansı sergiliyor.

Üçüncü silah P226. Silah besleme veya kovan boşaltmada bir sorun çıkarmazken, son mermiden sonra kızağı kilitlemiyor.

Springfield XD / HS 2000' de sadece kızak kilitlenmiyor.

Beretta 92 son mermiyi namluya süremiyor.
Kızağı geride kilitliyor.

En son sırada da kaptırmatörlü Glück 17 şov yapıyor.

Konunun kendimce mekanik analizini yaptığımda vardığım genel kanaat, namlu atış aksı düşük, kabza-namlu hattı daha geniş açılı, icra yayı sert silahların bu olaya daha yatkın olduğu yönündedir.

1911'ler, sahip oldukları 110 derece civarı kabza açıları, subsonic çıkış hızlı mühimmata göre ayarlanmış yayları ile bu konuda daha güvenli gibi durmaktadır. 1911'lerin de namlu hattı yüksek değildir, ancak diğer faktörlerden arınmış olduklarında fazla bir sorun çıkarmamaktadırlar. Ama buradan 1911'lerin çok çok daha yüksek mekanik güvenilirlik düzeyine sahip oldukları anlaşılmasın, onların da başka handikapları mevcuttur.

P226'nın sert icra yayı, son mermiden sonra kızağın kilitlenmemesine neden olurken, silahın genel kabza açısı, namlu hattının yüksekliği, aynı zamanda bu faktörlerin bir sonucu olan namlu fişek besleme açısı nedeni ile, söz konusu hadise bu silahı etkilememektedir.

XD / HS grubunun da, namlu kilit takımı, namlu hattı yüksekliği, besleme sistemi ve açısı, neredeyse SİgSauer'ler ile birebir aynı olduğundan, doğal olarak bu silah da teste P226'ya benzer bir sonuç veriyor.

Beretta 92 serisi, burada farklı tepme ve kilit sistemi ile, sadece 13 lb olan icra yayı avantajını kullanarak, son mermiye kadar sorunsuz geliyor. Ancak son mermide, aşağı yukarı hareket ederek, şarjördeki fişek ile paralel bir hatta gelen namluların tersine, sadece düz bir hatta hareket ettiğinden dolayı bu açı değişimini yapamayıp, son merminin sürülmesi için aşağıdan gelen desteğe muhtaç olduğunu gösteriyor.

Sn.Ekeke bu olay sizin Cougar'ınızda son mermilerde yaşadığınız farklı mekanik problemleri de izah ediyor. Malum Cougar da farklı bir kilit takımına rağmen aynı düzlemde, açısı değişmeden hareket eden bir namluya sahip. Şarjör boşaldığında, alttan gelen destek ortadan kalkınca, son mermide limp wristing hadisesi yaşanıyor. Bu kendini besleme veya kovan çıkartma sorunu olarak gösterebilir.

Glück 17 C, teste kaptırmatör nedeni ile oluşacak gaz basıncındaki düşme nedeni ile dezavantajlı olarak giriyor gibi gözükse de, poligon profilli namlusu bu handikapını kapatacak kadar gaz kaçağını engelleme yeteneğine sahip. Yani namlu profilinden gelecek artısı, kaptırmatörle bertaraf olmuş durumda.

Glück'ün icra yayı, kabza açısı, atış aksı bir araya gelince, silah tam bir '' limp wrister '' oluyor. Bu da Glück'ün atıcı eline uyumunun çok daha kritik olduğunun bir göstergesi. Ayrıca beni düşündüren diğer bir konu da, silah eline uyumlu olsa dahi, bir atıcının yaralanıp, elinde güç kaybı olduğunda ne olacağı...


Saygılar.


xlcod3r demiş ki: Limp wristing yapan silahlar videolardan izlediğim kadarı ile hareketli namlulu silahlar. Acaba sabit namlulu silahlarda da bu olay gerçekleşiyor mu?

Sn.xlcod3r, düz geri tepmeli ve sabit namlulu silahlarda bu hadisenin gözlenip gözlenmediği, gözleniyorsa da hangi kalibre ve modellerde daha sık olarak gözlendiği konusunda herhangi bir bilgim yok maalesef. Araştırmaya, hatta fırsat olursa bizzat denemeye değecek çok güzel konuya değindiniz.

xlcod3r demiş ki: Atış yapan kişinin tuttuğu şekilde değil de, normal tutuşta kabzayı gevşek kavramakla da bu eylem gerçekleşebilir mi?

Aynen oluyor Sn.xlcod3r. Özellikle bayan atıcılarda ya da bir şekilde kabzanın atıcının ellerine uyum sağlamadığı durumlarda, icra yayı yeterli etkinliği gösteremiyor ve tutukluk meydan geliyor. Silahı normal bir şekilde tutmaya çalışıp, düzgün atış yapmaya çalışan bir atıcının elinde sürekli tutukluk yapan bir Glock, bir başka atıcının elinde sorunsuz bir şekilde çalışabiliyor.

Saygılar.


Yaralanmalarda kabza kavrayamama durumuna karşı her iki eliyle de atış yapabilme melekesi kazanmak gerekiyor. Ancak her iki elinizde atış yapma kabiliyetinden düştü ise zaten durum çok vahim bir hal almıştır.

Tek el ile silah çalışması yapmak ta gerekir. Şarjör değiştirme, doldurma ve ateş etme. Yardımcı el çalışması yapılmamış ise üstadın bahsettiği limp wristing olayı ile karşılaşmak işten bile değil.

Zor anlarla hiç karşılaşmamanız dileklerimle...

Bu konuyu yazdır

  Mermi Yolu ve Menzil Kestirmesi
Yazar: ceycey - 10-03-2024, 23:01 - Forum: Taktik ve Eğitim - Yorum Yok

Sn.Harun'un 26.1.2014 tarihli yazısı:

Mermi Yolu ve Menzil Kestirmesi

Mermi yolu ve menzil kestirmesi hakkında kısa bir derleme yaptım. Faydalanacağınızı umarım...
Kötü bir atıcı olmanın dışında, vuruş kaçırmanın en önemli nedeni, hedefin menzilini doğru belirleyememektir. İyi vuruş için, merminin menzil boyunca hareketi atıcı tarafından çok iyi anlaşılmış olmalıdır. Hedef menzilini net olarak bildiğiniz yerlerde mermi yolu etkileri vuruş kaçırmanız için özrünüz olamaz, çünkü büyük ihtimalle ya hesaplama hatası yapmışsınızdır, ya da dürbünü hatalı tıklamışsınızdır. Fakat arazide iş değişir; kısa-orta menzillerdeki atışlarda, hatalı menzil kestirmesi hata oranınızı artırır ancak hala ava ölümcül vuruş yapmanızı sağlayabilir. Daha uzun menzillerde böyle bir hata avı kaçırmanıza neden olur.

Hepimiz mermi yolu düşmesinin ne olduğuna dair genel bilgiye sahibiz. Bir kısmımız bunu çabuk hesaplayacak kadar pratiğe ve bilgiye sahip. Ancak birçoğumuz, artan menzilde mermi düşünün ne kadar büyük olabileceğini tam olarak özümseyebilmiş değiliz. Mühimmat, tüfek ve optik performansının arttığı, buna bağlı olarak daha uzun menzilli atışların yapıldığı günümüzde bu konunun önemi daha da artmaktadır.

Diyelim ki .308Win (7.62x51) tüfeğinizi, 100 metrede sıfırladınız. MKE hazretlerinin istihkak yılınızda en ucuza bulduğu marka .308'in üretici sayfasından balistik tablosunu incelediniz (ya da MKE 7.62x51 aldınız ve Allah Kerim! diyerek kendinize bir tablo çıkardınız). Baktınız ki çekirdeğin 100 metrede düşmesi 4 cm (sorun yok), 200 metrede 13 cm (bu da idare eder) ve 300 metrede 50 cm (hımmm!)... Sorun değil, mermi yolunu biliyorsunuz, dürbünde kaç tık bastıracağınızı veya hold-over metodu kullanıyorsanız artıkılın hangi çizgisine tüfeği kaldıracağınızı biliyorsunuz. Sırtladınız tüfeği ava çıktınız. Dağ keçisini buldunuz, yaklaşık 100 metrede olduğunu kestirdiniz. Ama keçi 150 metredeymiş. Çok sorun değil, çekirdek hesapladığınızdan yaklaşık olarak 4-5 cm aşağı vuracaktır; hala öldürücü bölgeye mermiyi yerleştirdiniz ve avı kaçırmadınız.

Diyelim keçinin 200 metrede olduğunu tahmin ettiniz ama 250 metredeymiş. Hikaye biraz değişti: Mermi yol aldığı ekstra 50 metrede, bu kez 15 cm kadar fazladan düşer. Tam kalbine yerleştirdiğiniz nişan noktanızın vuruşu göğüsün altına gelmiştir. Avı kaçırma riski ile yüzyüzesiniz.

Şimdi biraz daha uzaktaki ava atış yapalım. 250 metrede olduğunu tahmin ettiniz, ama av aslında 300 metrede. Bu ekstra 50 metrede merminiz neredeyse 25 cm fazladan düşecek. Büyük ihtimalle keçinin karın altındaki tüylerden ince bir traş alıp, koşarak uzaklaşmasını seyredeceksiniz.

Eğer memleketimizde ithali yasaklanmış olan lazer menzil ölçeriniz yoksa, 50 metre kestirme hatasını çok kolaylıkla yapabiliriz. Bu masum 50 metrelik hata, 300 metrelerdeki hedeflerde yapıldığında avı kaçırmanıza neden olabilecek bir hatadır. Ne kadar alıştırma yaparsanız yapın, dürbün taksimatını menzil tespitinde ne kadar iyi kullanırsanız kullanın, bilinen büyüklükteki objelerle mukayese imkanınızın olmadığı menzil kestirmelerinde hep bu hata ihtimali olacaktır.

Şimdi biraz balistiğe bakalım:
Gerçek hayatta çekirdek namluyu terk eder etmez düşmeye başlar (lütfen önce yükselir, sonra düşer "geyiğine" inanmayın). Mermi düşmesinin ana faktörü yerçekimi, tali faktörü ise havanın yarattığı dinamik ve parazit sürükleme kuvvetleridir. Hızlı ve aerodinamik olarak verimli çekirdekler daha uzun menzile sahiptir ve menzil boyunca daha az düşerler. Bu nedenle balistik katsayısı (BC) yüksek çekirdeklerin mermi yolu, daha yavaş ve küt burunlu kardeşlerine göre daha az düşme gösterir.

Yukarıda yazdığım gibi, sıklıkla merminin önce yükseldiği, sonra düşmeye başladığı geyiğini duymuşsunuzdur. Aslında mermi namluyu terk ettikten sonra asla yükselmez, bu fiziğe aykırıdır. Gez-arpacık ya da optik nişangahlarla atış yaparken, mermi sıfırlama menziline kadar bir ara atıcının görüş hattının (line of sight) üzerine yükselir. Buna ise atış aksı neden olur. Biraz daha açıklarsak: Nişan aparatları ya da dürbün namlunun belirli bir miktar üzerine yerleşiktir. Sıfırlama menzili ise namlu merkez hattıyla nişan hattının kesiştiği noktadır. Yani bu durumda nişan mekanizması, namluya göre belirli bir açıyla hafif aşağı bakacak şekilde yerleştirilmiştir.

.308 Win mermiyi 100 metrede sıfırladığımız örneğini ele alırsak; mermi, uçuşuna görüş hattının altında başlar. Yaklaşık 50 metrelerde görüş hattını keser ve 75-80 metrede en çok "yükseldiği" noktaya ulaşır; bu nokta kabaca görüş hattının 4 mm üzerindedir. Daha sonra 100 metrede tekrar görüş hattını keser. (Dikkat ederseniz, görüş hattından bahsediyorum, namlu merkez hattından değil.) Eğer aynı tüfeği 200 metreye sıfırlarsak, çekirdek 20-25 metrelerde görüş hattını üzerine çıkacak, 110 metrede görüş hattının 7 cm tepe noktasına ulaşacak ve 200 metrede görüş hattı ile mermi yolu kesişecektir. Bu durum, nişan tertibatının daha yükseğe yerleştirildiği tüfeklerde, yani atış aksı yüksek olanlarda daha belirgindir; fakat nihayetinde mermi hiçbir zaman namlu hattının üzerine çıkmaz, hep düşer? Aşağıda basit bir çizimle daha kolay anlaşılır hale getirmeye çalıştım:

[Resim: 00000.jpg]

Bir başka ilginç nokta ise; .308 Win tüfeğinizi 100 metreye sıfırlayıp 300 metreye atış yaptığınızda vereceğiniz artıkıl bastırması yaklaşık 50 cm iken, tüfeğinizi 200 metreye sıfırlayıp yine 300 metreye atış yaptığınızda vereceğiniz artıkıl bastırması 30 cm civarında olmasıdır. Her iki sıfırlamanın 250 ve 300 metre arasındaki farkı ise 3 cm; yani 100 metre sıfırlı olan tüfek 250-300m hatasında 22 cm ek düşme yaratırken, 200 metreye sıfırlı olan 19 cm fazladan düşüyor. Bu bizi nereye götürür? Eğer tüfeğinizi daha uzun menzilde sıfırlarsanız, uzun atışlarda yapacağınız menzil kestirme hatalarından daha az etkilenir, "point blank" menzilinizi daha uzağa taşımış olursunuz. (Point blank menzilin Türkçe karşılığını bulamadım; özetle nişan tertibatında düzenleme yapmadan hedefi kabul edilebilecek bir hatayla vurabileceğiniz menzil diyelim.) Tabii bu arada uzun sıfırlama menzilinin de yakın mesafelerdeki vuruş hassasiyetine küçük de olsa olumsuz etkisi olduğunu söylemek gerekir.

Sonuç olarak, özellikle uzayan mesafelerde menzil kestirmesinde yapacağınız hatanın, vuruş noktasına etkisi çok büyüktür. En güzeli, mümkünse lazer menzil ölçer edinin; olmazsa dürbün taksimatı ile ya da dürbünün paralks ayarı ile menzil tespiti üzerinde çalışın; ve (bence hayli ümitsiz bir çaba olmasına karşın) gözle menzil tahmini konusunda kendini geliştirmeye çalışın.

İyi atışlar dilerim,


Sn.Ahmet Özalp’in 20.3.2017 tarihli mesajı:

Sayın Harun'un eğitici yazısını okuduktan sonra, bu ilmeği tekrar canlandırmak istedim. Sayın ilksurfer'ın paylaşımını elimden geldiğince tercüme etmeye çalıştım. Yazı US Marine Deniz Piyadeleri için ve M16 tüfeği baz alınarak hazırlanmış bir rehber niteliğinde. Başında Marine  kelimesini Atıcı olarak değiştirebilirim diye düşünmüştüm ancak BZO (Battle Sight Zero) gibi spesifik konulara girince bunun yazının anlamını değiştirebileceğini fark ettim.
Temelde Piyade için olsa da atıcıya faydalı olacağını düşünüyorum. Yanlışlarım varsa affola.
Saygılar

1. GÖZ İLE MENZİL TAHMİNİ
a. Ölçme Birimi Metodu
Atıcı, yerde 100 mt uzunluğu gözünde canlandırır ve hedefle arasındaki mesafenin bu uzunluğun kaç katı olduğunu tahmin eder.
1) Ölçme Birimi Metodunu etkileyen en önemli faktör Görüş, daha doğrusu görünülebilirliktir. Tepe, hendek gibi topografik özellikler yüzünden, atış hattının yerdeki izdüşümünün tamamının görünmediği özellikle uzak mesafelerde, bu metodu kullanmak zorlaşır.
2) Ölçme Birimi Metodunda başarı sürekli eğitim ile mümkündür. Pratik çalışmalarda atıcı, her tahmin ettiği menzili, daha sonra adımlayarak veya aletle ölçerek sağlamasını yapar. Zamanla tecrübe kazanır, ve tahminlerindeki hata payı giderek azalır. 

b. Nesnelerin Görünüşü Metodu
Bu Metodu kullanmak için atıcının çeşitli Personel ve Ekipman'ı çok iyi tanıması ve hangi mesafede ne büyüklükte ve ne kadar detaylı göründüğünü bilmesi gerekmektedir. Aıcının hedef ve çevresindeki nesneleri izleyerek yaptığı bu metod, görüş şartlarının elverişliliğine, sis, duman, ve karanlık gibi engellerin olmamasına bağlıdır.

c. Arpacık Metodu (Rifle Front Sight-
Hedefin, Arpacık tarafından kapatılan kısmının büyüklüğü, hedefin uzaklığı konusunda fikir verir. Hedef uzaklaştıkça, Arpacık tarafından kapatılan alan büyür ve hedefin daha büyük kısmını kapatır. Atıcı tüfeğinin arpacığının belli bir uzunlukta nekadar büyüklükte bir alanı kapladığını tecrübe ederek zamanla bir uzaklığa göre bir referans oluşturur ve uzaklığı doğru tahmin edebilir. Ek olarak atıcının odaklanış ve arpacığı görüş şekli de hedefin kapanan kısmının büyüklüğünü etkileyecektir. Bu metodun uygulanışı aşağıdaki genel prensiplere göre yapılır: 

1) Rifle Sight nişangahların arpacıkları yaklaşık 300 mt mesafede bir insan gövdesinin enini tamamen kapatırlar. Arpacık hedefin tamamından fazlasını kaplıyorsa hedef 300mt. den uzaktadır ve BZO* yeterince kullanılamadığı için randıman düşer.
2) Hedef'in eni Arpacıktan büyükse, hedef 300 mt. den yakındır ve BZO* mesafe tahmininde kullanılabilir.
Not: BZO yani Battle Sight Zero elevation ve windage ayarları 300 mt.ye göre sıfırlanmış bir piyade tüfeği gez ve arpacık takımı anlamında kullanılmıştır.

d. Görünebilir Detay Metodu
Nesnelerin detaylarının farklı uzaklıklardan nasıl göründüğü atıcıya mesafe konusunda fikir verebilr. Atıcı poligonda 100 mt mesafeden bir personelin ayakta, çöker ve yatay pozisyonlardaki görüntüsünü hafızasına yerleştirir. Giysilerdeki detayların hangi mesafede ne kadar görünür olduklarını karşılaştırır. Bu çalışmayı çeşitli silah ve araçlar için de yaparak, zamanla yabancı bir bölgede, gördüğü tanıdık cisimler vasıtasıyla uzaklığı tahmin eder. Genel prensipler aşağıdki gibidir:
(1) 100 mt. de hedef açık olarak bütün detayları ile görünür ve yüz hatları ayrıt edilebilir.

(2) 200 mt.de hedef açık olarak görünür, yüz detayları belirsizleşmesine rağmen, ten rengi ve ekipman tanımlanabilir. 

(3) 300 mt.de hedefin dış çizgileri belirgindir, ten rengi görünür ancak yüz hatları kaybolur.
(4) 400 mt.de hedefin dış çizgileri bellidir, ancak detaylar kaybolur.

(5) 500 mt.de vücut şekli uç noktalarda soluklaşır, gövde ile omuzlar birbirine karışır.

(6) 600 mt.de vücut kama (çok dik üçgen) şekline döner, baş tamamen kaybolur.

e. Ortalama (orig.:Bracketing)
Bu metod hedefin olabileceği en çok ve en az uzaklığın tahmini ve ortalamasının alınması şeklinde uygulanır. Örneğin hedefin en fazla 500 en az 300 mt mesafede olduğunu tahmin eden bir atıcı atışını 400 mt.ye göre yapar. 

f. Yarılama (orig.:Halving.)
Bu metod 800 mt.ye kadar mesafe tahmininde kullanılabilir. Atıcı hedef ile arasındaki mesafenin yarısını tahmin eder, bunu 2 ile çarpar. Metodun temeli 400 mt. Mesafeyi algılamanın 800 mt. Yi algılamaktan daha kolay olduğuna dayanır. Ancak yarı mesafenin tahmininde yapılacak yanlışlığın 2'ye katlanacağı unutulmamalı ve dikkatli olunmalıdır.

g. Bileşik Metod
Anlatılan bütün metodların başarıyla uygulanması çeşitli şartlara bağlıdır. Bu yüzden farklı metodların, örneğin 2 ayrı atıcı tarafından uygulanarak karşılaştırılması daha doğru sonuçlar verecektir.

2. MENZİL TAHMİNİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

a. Hedefin yapısı

1) Dış hatları keskin bir hedef, örneğin: çelik miğfer, tüfek, veya araç açık bir günde, dış hatları belirgin olmayan, örneğin kamuflajlı, bir nesneye göre daha yakın görünür.
2) Arka fonla kontrast halindeki bir hedef, arka tonla uyumluu bir hedeften daha yakın görünür.
3) Kısmen görünen bir nesne, aslında olduğundan daha uzakta görünür.
4) Hedef, çevresinde mevcut diğer nesnelerden küçük ise olduğundan uzakta görünecektir.

b. Arazinin Yapısı

1) Yukarı doğru meyilli arazide mesafeler daha kısa görünür.
2) Aşağı doğru meyilli arazilerde mesafeler daha uzun görünür.
3) Hedefle aradaki arazide ölü (yükseltiler yüzünden görüş dışında kalan) alanlar varsa hedefdaha yakın görünecektir.
4) Yumuşak (Kum, Su, Kar) zeminler mesafelerin daha uzun görünmesi illüzyonuna sebep olur.

c. Işık Durumu 

1) Hedef ne kadar açık görünüyorsa o kadar yakın algılanır. Duman, Sis, Yağmur, veya görüşü engelleyen benzer şeyler mesafelerin daha uzun görünmesi illüzyonunu oluşturur.
2) Güneşin pozisyonu
Güneş atıcının arkasındaysa, hedef daha net dolayısıyla yakında algılanır. Güneş hedefin arkasındaysa, olduğundan daha uzakta görünecektir.
d. Atış Pozisyonu
Yatarak atışta hedef, ayakta atışa göre daha uzakta görünür. 

3. NOKTA HEDEFLER VE ÇABUK NİŞANGAH AYARI (Point targets and Hasty Sight Setting)

a. Nokta hedefler M16A2 piyade tüfeği etkili menzili olan 550 mt.ye kadar olan hedeflerdir. İnsan büyüklüğündeki bir hedef bu mesafeden hassasiyetle vurulabilir.

b. Çabuk Nişan ayarı (Hasty Sight Setting)
BZO Normal şartlarda 300mt.ye göre sıfırlandığı halde, atıcı bundan daha uzaktaki hedeflere de atış yapabilmelidir. 

1) Çabuk nişan ayarı gez yüksekliğini ayarlıyarak yapılır. Hedef BZO menzilinin dışındaysa, gez yüksekliği mesafeye göre arttırılır veya azaltılır. Buna göre 200 m.de M16A2 için 8/3-2 , veya M16A4 için 6/3-4 (örneğin kafaya net bir atış için) yapılan ayar da Çabuk Nişan (Hasty Sight Setting) olarak değerlendirilir.
2) M16A2 piyade tüfeği nişangah tasarımı mesafenin 800 mt.ye kadar 100mt.lik aralıklarla ayarlanabilmesini sağlar. M16A4'te ayarlanabilir mesafe 600mt.dir. Bu mesafeler gez üzerindeki ayar vidasında belirtilmiştir.

3)Örneğin, A2'de 8/3, A4'te ise 6/3 olarak yapılmış ayar, hedef uzaklığı 500 mt. Tahmin ediliyorsa ayar vidasını 5 klik çevirerek tekrar ayarlanır. Bu da Hasty Sight Setting olarak adlandırılır.

4. BİLİNMEYEN UZAKLIKTAKİ HEDEFLER İÇİN NİŞAN NOKTASI TEKNİĞİ
Hedef uzaklığı tüfeğin BZO* (Nişangah) sınırının üzerinde ve ayarlama için zaman yoksa, ofset (üst)atış teknikleri uygulanabilir. Nişan Noktası tekniğinde, önceden belirlenmiş noktalar hedefi yatay bölümlere ayırır. Arpacığın üstünün omuz hizasını göstermesi Tek Nokta, kafanın üstünü hizalaması ise Çift Nokta nişanı olarak değerlendirilir. Metodun ana prensipleri şunlardır:

a. Hedefin menzili 300-400 mt. arasında tahmin ediliyorsa, Tek nokta nişanı 

b. Menzil 400-500 mt. Arasında ise Çift nokta nişanı alınır.


5. MENZİL TAHMİNİ PRATİK UYGULAMASI 

a. Eğitim düzeni 

1) Eğitim alanına 500 mt.ye kadar farklı hedefler yerleştirilir. Uzaklıklar tam olarak ölçülür ve öğrencilerin tahminlerini kontrol için kaydedilir. 

2) Hedeflerin insan büyüklüğünde olması çalışma ile edinilen bilgileri belirginleştirir. 

3) Eğitime gerçeklik katmak için, hedefler tamamen veya kısmen kamufle edilebilir. Hedeflerin yanına konacak silahlar ve ekipman yeni bir bölgede benzer durumlarda mesafe tahmininde yabancılık çekmeden tahmin yapabilmeyi kolaylaştırır.
4) Piyadenin tüfeğinin yanında olması, sürekli çalışarak Arpacık Metodunu öğrenmesini sağlayacaktır.

Not: BZO konusunda detaylı bilgi için : https://robarguns.com/blog/2013/11/24/ba...-it-right/

Bu konuyu yazdır