| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Şu anda 882 aktif kullanıcı var. » (0 Üye - 878 Ziyaretçi) Applebot, Baidu, Bing, Google
|
| Son Yazılanlar |
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
07-10-2026, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 204
|
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,780
|
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,626
|
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 486
|
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 953
|
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 249
|
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
|
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 388
|
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,238
|
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 487
|
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 534
|
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,953
|
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 289
|
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 299
|
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,960
|
|
|
| Uzun Mesafe Atıcılığına İlk Adım |
|
Yazar: ceycey - 10-03-2024, 21:50 - Forum: Taktik ve Eğitim
- Yorum Yok
|
 |
Sn.Yavuzhan'ın 18-08-2012 tarihli yazısı:
Uzun Mesafe Atıcılığına İlk Adım:
Yivli tüfek kullanımında belirli bir mesafeyi kat etmiş, uzun mesafe atıcılığında yeni olan yada başlamak isteyenlerin öğrenmesi gereken bazı temel bilgiler vardır.
Bu yazı uzun mesafe atıcılığına gönül vermiş ama imkanları kısıtlı olan üyelerimize atfen hazırlanmıştır.
Öncelikle atıcı, Sn.xlcod3r ve Sn.Lupus’un bıkmadan usanmadan, üzerine basa basa tekrarladığı Mekanik Nişancılığı hakkıyla öğrenmiş, optik nişancılıkta da belirli bir mesafeyi kat etmiş olmalı, ayrıca UMA(uzun mesafe atıcılığı) da kullanacağı ekipmanlara da aşina olmalıdır.
Bu işe gönül verenlerin ilk önce halletmesi gereken konulardan biri GÜVENLİ BİR BİÇİMDE atış yapabileceği mümkünse 1000 metreye kadar düz, engebesiz bir poligon ayarlamak. Dağda bayırda eğilip bükülerek namluyu hedefe doğrultmaya uğraşarak rahat atış yapılmaz. Mesafenin uzun olmasındaki amaç kendinizi geliştirdikçe bir sonraki levelde yer sıkıntısı çekmeden eğitime devam etmek.
Ortalama bir atıcı, tüfeğini 100 yada 200 metre gibi sabit bir mesafeye sıfırlar. Bu mesafenin üzerindeki hedeflere atış yaparken de, atış yaptığı mesafedeki mermi düşümüne göre artı kılı biraz daha üst tutar. UMA olabilmek için artık üst tutmayı bırakacak ve UMA sanatının inceliklerini öğrenmeye başlayacağız.
Yine yapmamız gereken ilk şeylerden biri ilerde kullanacağımız malzemeleri öğrenmek, gözden geçirmek ve eksiklerimizi tamamlamaktır. En pahalı ekipmanlara ihtiyacımız yok, ama işini ciddi yapan firmaların mütevazi ürünlerini başlangıçta tercih edebiliriz. Kaliteli ürünlerin ucuz imitasyonlarından, Çin malı dürbünlerden mutlaka uzak durulmalıdır. Bu işte tecrübe sahibi olmuş büyüklerimizin tavsiyelerini kulağımıza küpe yapmalıyız.
Bilhassa Tüfek dürbünleri Uzun Mesafe Atıcılığının kalbi ve ruhudur. Tamburalı (kuleli) ve güvenilir ayar aralıkları olan kaliteli bir dürbüne ihtiyacımız olacak. Başlangıç seviyesi olarak dürbün için en az 500 $ bütçe ayırmamız gerekebilir.
Çoğu ucuz dürbünler sadece süsten ibarettir ve yaptığınız ayarlamaları net olarak artı kıla yansıtmaz. Eğer böyle bir dürbüne sahipseniz asla tüfeğinize bağlamayın ve yıllık istihkakınızı harcamayın.
Dürbün
Mesafe tahmin yönteminde ve optik düzeltmelerde kullanılan 4 sistem vardır. Mil-Radyan, MOA, IPHY ve Metrik sistem. Mil-Radyan ordu ve polis teşkilatlarında standart olarak kullanılmaktadır. MOA açısal dakikaya ve IPHY 100 yardada 1 inç kuralına (inch per hundered yards) dayanmaktadır. Metrik sistem genelde Avrupa’da tercih edilmektedir.
Hangi sistemi kullandığınız hayati derecede önem arz etmez. Ama iyice özümsediğiniz ve anladığınız bir sistemi kullanmanızda fayda var. Ülkemizde en çok tercih edilen sistemler Mil-Radian ve MOA dır. Mil-Radian sistemi tüm tactical dürbünlerin ürün gamında bulunan bir sistemdir ve çeşitli artı kıllarla beraber sunulmaktadır. Burda dikkat edilmesi gereken husus ise dürbününüzün ayar tamburası ile artikılınızın birbirine uyuşmasıdır. Tamburası Mil-radyan olarak taksimatlı bir dürbünde artikılınız mil-dot ise ölçü birimlerini çevirirken sıkıntı yaşarsınız. Aynı şekilde tamburası MOA olarak ayarlı dürbünde metrik sistem artikıl kullanmakta aynı sorunu beraberinde getirir.
IPHY ayarlı dürbünler şu günlerde pek popular değil. Esasında MOA sistemi de IPHY gibi kullanılıyor çünkü MOA sisteminde 1 moa 100 yardda 1 inch olarak yuvarlanarak kullanılıyor.
Metrik dürbünler çeşitli ölçülerde ayar aralıklarına sahip. 100 metrede 5 mm, 100 metrede 1 cm gibi. Bu sistemde en büyük problem balistik programların olmaması ve avrupadaki eğitmenlerin bile Amerikan metrik sistemi ve Mil-radianı kullanması.
Marka vermek gerekirse 1000$?ın altında bir fiyata Bushnell Tactical, Sightron SIII, Leupold?ın bazı modelleri, Nikon modelleri örnek gösterilebilir.
Ama daha yüksek bir bütçeniz varsa şu modeller çok daha yüksek performans sunar; Leupold MK4, March, US Optics, Nighforce, Zeiss, Schmidt Bender. Ama ne yazık ki bu markalar fiyat olarak oldukça yüksek ve ülkemizde edinilmesi biraz daha zahmetlidir.
Dürbün seçimi başlı başına ayrı bir konu olmakla beraber dikkat edilmesi gereken hususlardan bazılarına değinmek gerekirse; Lens kalitesi yüksek, görüntüsü net, büyütme gücü arttıkça netlik azalmayan, ayar işaretleri net, kolay okunan, klik ayarları kolay hissedilen yanılgıya yer vermeyen şeklinde sıralanabilir. Tabi tüm bu seçenekleri bir dürbünde toplamak isterseniz yukarıdaki listeden 2. Sinde aradığınız bulursunuz. Ucuz yada pahalı dürbün alabilirsiniz ama ne alırsanız alın, uzun mesafe çalışacaksanız dürbününüzde mutlaka parallax ayarı olması lazım.
Dürbün Montajı
Çok çeşitli montaj sistemleri olsa da, taktikal bir dürbün kullandığımda daha montaj aşamasında artikıl hareketini maksimize etmemiz gerekir. Bunu en kolay şekilde picattiny rail ile yapabiliriz. Picattiny rail (kızak) bize dürbün ön lensinde istediğimiz bastırmayı verir.
Ayrıca bilezik de denen montaj halkalarının arasındaki mesafede esneklik sunar. Picattiny Rail in bir diğer faydası da geri tepme esnasında oluşan stresin bir kısmını emerek geri tepmenin doğrudan bileziklerden dürbüne geçmesini önler.
Montaj işleminde kullanılan malzemelerin kalitesi hayati öneme sahiptir. Dürbün ayarı atış istikrarı açısından çok önemli olduğu için dürbün ayarının bozulmasını asla istemeyiz. Bileziklerin (halka) sağlam malzemeden yapılmış olması bağlantı vidaların yeterliliği gibi bir sürü önemli ayrıntı vardır.
Tüfeğiniz ve dürbününüz ne kadar iyi olursa olsun montaj düzgün ve kaliteli ekipmanla yapılmamışsa o sistemden verim alamazsınız. Belki çok ilerde bu işlemi kendiniz yapabilirsiniz ama bu işe yeni başlayanlar mutlaka ehil bir ustaya dürbün montajını yaptırmalıdır. Montaj aşamasında hiç aklımıza dahi gelmeyecek ayrıntılar vardır. Montaj işlemi başlı başına kendine has ekipmanlar gerektirir.
Dürbünün kutusundan çıkan alyanlarla montaj yapmak tam bir hayal ve gaflettir. Bu sebeple saf zihinleri bulandırmamak adına dürbün montajının teorikte nasıl yapılması gerektiğini es geçiyorum.
Mermi seçimi ve Mermiyi Tanımak
Uzun mesafe atıcılığı aslında ülkemizde bireysel olarak uğraşılması ve başarı elde edilmesi çok zor bir daldır. Tüm değişkenler, zincirin halkası gibi birbirine bağlıdır ve bir halka eksik kalırsa başarısızlık kaçınılmazdır.
Ama sizde benim gibi “illa uğraşacağım” diyorsanız buyurun devam edin okumaya. Tüfeğimiz dürbünümüz montajımız tamam. En iyisinden. Ama bu işe uygun fişek MKEK de ne yazık ki yok. Son aldığım GECO marka merminin kutusunda sadece ve sadece çekirdeğin graini yazıyor. Ne mermi yolu tablosu ne balistik katsayı nede bir internet sitesi.
UMA'lığı yapacaksak bir balistik program için en az; namlu çıkış hızı, balistik katsayı ve çekirdek ağırlığını bilmek zorundayız. Ve bu değerleri doğru bilmiyorsak mermi yolu tablomuzda yanlış olur. Bir çok firma gelişi güzel değerler vermektedir.
Mümkünse ilgili ekipmanlarla namlu çıkış hızını çekirdek ağırlığını ölçerek doğrulamak gerekir. Hadi bunlarda tamam, tüm ateşli silahlarda başarılı bir atıcı olmanın yolu bol Pratik yapmaktan geçtiği için yılda 200 mermi ile bol bol pratik yapamıyoruz ne yazık ki.
Neyse. Şimdi Türkiye’de değil de Amerika da yaşadığımızı farz ederek yazımız devam edelim.
Uzun mesafe atışında başarı, mühimmat ayağında kaliteli fişek kullanmaktan geçer. Amerika’da da yaşasanız hazır fabrika doluları ile atış yapmak epey bir pahalıya gelir. Bu yüzden ustalaşmış atıcılar tarafından kabul gören prensip kendi merminizi kendinizin doldurmasıdır. Bu hem ucuz bir yöntem hem de keskinlik bakımından, mühimmatınız tanıma bakımından daha iyi bir yöntemdir.
Elle doldurulan mühimmatta namlu çıkış hızında en düşük hata payını elde edersiniz. Buda size en düşük dikey dağılımı verir ki UMA bu çok önemlidir. Gerçi fabrika dolularında da çok iyi markalar var. Ama bu işin felsefesi elle doldurmayı öğütlüyor.
Ülkemizde elle doldurma yapma yasak olduğu gibi ithalat yasağı da olduğu için zaten mümkün değil. En azından bizim gibi kanuna saygılı insanlar için.
MKE’ye bağımlı olduğumuza göre en iyisi bir kronograf edinmek ve ortalama namlu çıkış hızını alarak mermi yolu tablomuzu buna göre hazırlamak yada balistik programa bu veriyi girmek.
Tüfeği Sıfırlama
Hangi mesafede olursa olsun, sıfırlama yapılırken maksimum özeni göstermek lazım gelir. Sıfırlamaya başlarken temiz namluyla başlamayın. Bir kaç mermi atılmış olmasına dikkat edin. Çünkü temiz namlu görece daha kirli namluya göre biraz daha farklı dağılım gösterebilir. Her daim temiz namlu ile atış yapmayacağımız içinde bu şekilde sıfırlama yapmak hata payımızı biraz daha düşürür.
Buna karşı çıkanlarda olabilir. Ama yaygın kanı bu yönde. Benchrest atıcıları temiz namluyla sıfırlama yaptıkları gibi, atışlarında da yanlarında harbi takımı bulundurarak maksimum 3-5 atışta bir namludan harbi geçirmek sureti ile namlularını her daim temiz tutarlar. Temiz namluyla sıfırlama yapacaksak, yanımızda sürekli harbi gezdirmeliyiz.
Sıfırlama yaparken dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da atışa soğuk namlu ile başlamak ve atışlar arasında namlunun soğuması için gereken zaman kadar beklemek. Sıcak namlu ve soğuk namlu arasında bariz bir dağılım farkı olduğunu zaten zamanla göreceksiniz.
Parallax ayarının düzgün bir şekilde yapıldığından emin olunmalı ve varsa bir atış sehpasında sıfırlama yapmalısınız.
Kişiden kişiye değişkenlik göstermekle beraber, önce namlunun içinden bakarak namlu ve artikılı aynı noktaya getirmeye çalışın. Bu mermi israfını azaltır. Sonrasında 5 atışlık bir grup oluşturun ve bu grubun merkezine artıkılı getirin. Bunu dürbünün içinden bakarak da yapabilirsiniz, hesaplamalara hakimseniz matematiksel olarak ta yapabilirsiniz. 2 moa aşağı 1 moa sola gibi.
Bu şekilde sıfırlamanızı bitirdikten sonra farklı bir günde farklı ortamda sıfırlamanızın sağlamasını yapınız.
Balistik programlar Artık sahaya çıktık ve atışa hazırız. Eskiden artıkılı üst tutarak biraz daha uzak hedefleri vuruyorduk. Son zamanlarda öğrendiğimiz mermi yolu tablosu, vuruş noktası, Mil ve Moa gibi terimleri ve hesaplamaları kullanarak dürbüne gerekli düzeltmeleri vermek suretiyle hedefleri vuracak ve bu konuda kendimiz geliştireceğiz.
Teknolojiyi ne kadar seversek sevelim yine de teknoloji olmadan önce insanlar bu işi nasıl yapıyorsa, bizde kullanmasak dahi klasik usul ve yöntemleri bilmeliyiz. Mantığını kavrayamadığımız işte başarılı olamayız.
Online Balisitk programlar evde zaman geçirmek ve mermi yolunu öğrenmek tanımak adına çok faydalı programlardır. Çıktı almak suretiyle yanımızda taşıyarak da sahada pratiklik sağlar ve yanlış hesaplamaların önüne geçebilir.
Evde aldığımız çıktıda girilen atmosferik şartlar sahada muhtemelen aynı olmayacaktır. Uzun mesafe atışlarında atmosferik şartlar hayati önem taşıdığı için anlık olarak doğru verileri girmemiz çok önemlidir.
Teknolojinin gelişmesi ile küçülen bilgisayarlar ve gelişen akıllı telefonlar sayesinde balistik programımızı cebimizde taşıyabiliyoruz artık. Windows tabanlı PDA lar kullanabileceğimiz gibi, İphone, ve android işlemcili akıllı telefonlarda kullanabiliriz.
Bu programların doğru değerleri hesaplaması için girdiğimiz verilerin doğru olması gerekir. Mühimmatın önemi burada bir kez daha ön plana çıkıyor. Atmosferik şartları da iyi ölçüp analiz etmeliyiz. Rakım, sıcaklık, nem, rüzgar. Bu dört değişkeni ölçebilmek içinde bir alete ihtiyacımız olacak. Kestrel’in cep hava ölçüm cihazları en çok tercih edilen markalardan biridir.
Muhtelif malzeme ve ekipmanlar
Tabi bu iş silah, dürbün, mermi ile bitmiyor. Bazısı yukarıdaki paragraflarda da geçen daha bir çok ekipmana ihtiyaç duyacağız. Ne yazık ki cebimizde paramız olduğu sürece alacak bir şeyler hep olacaktır. Şu an aklıma gelen temel ihtiyaçları sıralamak gerekirse;
Başlangıç için en az 600 yardalık bir mesafe ölçer olmazsa olmazdır. Her ne kadar mil-dot yardımı ile mesafemizi tespit edebilsek de poligon dışındaki doğal atış alanlarında bu cihaza mutlaka ihtiyaç duyarız.
Tüfeğimize uygun bir bipod (çatal ayak) mutlaka edinin. Her zaman sehpada atış imkanı olmaz. Yerde yatarak atışlarda en sabit atış şekli bipod iledir. Bu yüzden mutlaka alınacaklar listesinde bence olmalıdır.
Kulaklık ve gözlük istenmeyen kaboom olaylarında tek emniyet subabımız. Bu ikili zaten her ateşli silahın olmazsa olmaz partneridir ama yine de hatırlatmak istedim.
Sağlam ve dengeli bir atış platformu. Bu sağlam imal edilmiş bir atış sehpası da olabilir, kendi imal ettiğiniz tüfeği sabit tutan herhangi bir zihni sinir projesi de olabilir. Ama atış esnasında tüfeğin sabit (steady) olması şarttır.
Hava ölçüm cihazı. Rüzgar, ısı, nem gibi atmosferik faktörleri ölçmek için Kestrelin kullanışlı bir modeli.
Ve tabi ki mümkünse kaliteli optiklere sahip Spotting Scope. Yani yüksek yakınlaştırma gücüne sahip gözetleme dürbünü. Yaptığımız atışların hedef üzerinde dağılımını görmek için bir teleskopa ihtiyacınız olacak. Ama tüfek dürbününüzün zoom gücü yüksek ve netliği de berraksa tüfeğinizden de hedefi izleyebilirsiniz. Ama bu işle uğraşacaksanız eninde sonunda bir spotting scope alacaksınız.
Bu yazının hazırlanmasında çeşitli internet sitelerinden faydalanılmıştır. Eleştiriye ve geliştirilmeye açık bir yazıdır. Lütfen yanlış olduğunu düşündüğünüz yerleri belirterek düzeltiniz ki İnsanımız yanlış bilgi sahibi olmasın.
Bayram Tatili nedeniyle paylaşımların azalacağını düşündüğüm için, forum üyelerimiz bayramda okusun diye biraz acele ettim. Bayram şekeri niyetine.
Sn.Xlcod3r inşallah eddite edecek daha sonra.
Hepinizin Bayramını tek tek kutlarım.
Saygılar.
Sn.Harun'un 19-08-2012 tarihli mesajı:
Ben özetle dürbün montajını anlatayım:
Dürbünü ayakla ya da kızak+ayakla monte edebilirsiniz. Kızak+ayak kullanmak her zaman için kullanıcıya esneklik sağlamaktadır. Temel mantık olarak, dürbünü dürbün ayağına sabitlemek ve mümkünse bu ikiliyi hiç ayırmamak en doğrusudur. Kızak sabit olarak silaha monte edildikten sonra, farklı optikleri kullanmak mümkün olabilecektir.
Kızak montajı tamamen bir silahçı işi olduğu için bu konuya burada değinmek uygun olmayacaktır. Fakat kızağın silahın ekseniyle tam paralel olması gerektiğini ve bunu sağlamak için her türlü gayretin gösterilmesinin gerektiğini vurgulamaya gerek yok sanırım. Ben bu işi garantiye alıp, fabrika çıkışı kızaklı bir tüfeğin tercih edilmesinden yanayım.
Kızak ve dürbün ayaklarının son derece hassas işlenmiş olması gerekir. Bunun da ötesinde, kızak ve bağlamalardaki malzemelerin iyi kalite çelik veya yüksek evsavflı alaşımlardan üretilmiş olması çok önemlidir. Bunların birbirlerine tam uyumlu ve boşluksuz olması gereklidir. Kızak ve bağlama, atış yapmaya başladıktan sonra (sanayi ağzıyla) çalışıp işlemeyecek yani, malzeme birbirini yıpratıp boşluk yaratmayacak nitelikte olmalıdır. Yoksa bu ve bundan sonra yapacağınız işlemler, tüfeğe ve dürbüne akıttığınız paralar heba olur.
Dürbünün, dürbün ayağına (dürbün bağlaması ya da dürbün bileziğine) montajını anlatmaya çalışayım:
Öncelikle satın aldığınız dürbünün gövdesinin blok metalden yekpare işlenmiş olması önemlidir. Ucuz dürbünler tabaka metalden işlenir veya parçalı yapılabilir. Bu durumda dürbün gövdesi tam yuvarlak işlenmiş olmayabilir ve ayaklarla uyumsuzluk gösterir. Aynı şekilde dürbün ayaklarını da mümkün olan en iyi kalite olması önemlidir. Yan sanayi, no name ayak kesinlikle tavsiye etmem.
Dürbün ayaklarınız yekpare ise işiniz daha kolaydır. Eğer iki parçalı ayak kullanıyorsanız hizalamanın düzgün olduğundan emin olmanız gerekecektir. Dürbün ayaklarının alt ve üst parçalarını ayırın. Alt parçaları tüfeğe monte edin. Eğer kızak kullanıyorsanız alt parçayı/parçaları kızağa takıp sabitleyin. Daha sonra dürbün ayaklarının iç kısmına mavi montaj boyası sürün. Dürbünü ayak takımına tam ortalayarak yerleştirin ve üst parçaları yerleştirip vidalarını sıkın. Bu işlemi yapmamızın amacı ayakların tesviyeye ihtiyacı olup olmadığını anlamaktır. Eğer ayakların dürbün gövdesine tam oturmadığı (vurduğu) yer varsa montaj boyasındaki bozulmadan ve dürbün gövdesi üzerinde bıraktığı izden bunu tespit edebilirsiniz. Böyle bir vuruntu varsa, ilgili yerleri ince zımpara ile tesviye ederek ayakların dürbün gövdesine tam oturmasını sağlayın. Bu işlemi sonuçtan emin olana kadar birkaç kez yapabilirsiniz. Her seferde ve işlem sonunda montaj boyasını tinerle çıkartın. Eğer aynı markanın dürbün, bağlama ve kızağını kullanıyorsanız, böyle bir işleme ihtiyacınız olmayacaktır.
Dürbün-ayak uyumunun tam olduğuna inandığınızda dürbünü ayaklara yapıştıracaksınız. Yapıştırma işlemi için Loctite (veya benzeri markanın) ısıyla açılan yapıştırıcısını kullanın. Bu yapıştırıcılar kuruduktan sonra sadece ısı tabancası ile 80ºC üzeri ısı uygulayarak açılırlar. Amacınız dürbünü ayaklardan ayırmamak olsa da zaman içerisinde böyle bir ihtiyaç doğabilir. Yapıştırma işlemi dürbünün ayaktan oynamayacağının ve sıfırlamanızın bu nedenle bozulmayacağının bir çeşit garantisi gibidir.
Yapıştırma işlemi ile kaba dürbün sıfırlaması birlikte yapılır. Bu kaba sıfırlama için bir kalimatöre ihtiyaç vardır. Kalimatör basitçe namlu ucuna takılan yarım dürbün gibi bir optik gereçtir. Kalimatörün bir ucunda namlu içine girecek şekilde çubuk vardır. Namlu kalibresine uygun namlu içi bilezikleri vardır (boresight benzeri). Çubuğu namlu içine soktuğunuzda, kalimatör dürbününüze bakar konumda olur. Dürbününüzün artikılı ile kalimatördeki artikılı kesiştererek dürbünün montaj sıfırlamasını yaparsınız. Bu işlem için kalimatörü tüfeğe montajlayıp, daha sonra dürbünü ayağa yapıştıracak Loctite uygulayıp vidaları hafifçe sıkmanız gerekir. Henüz yapıştırıcı kurumamışken, dürbünü hafif sağ-sol, yukarı-aşağı tıklayarak kalimatör ile sıfırlayıp ayak vidalarını tam sıkarsınız. Ayakların vidaları (genellikle alyandır) en çok 68 in-lbs / 78 cm-kg kuvvetle sıkılmalıdır. Vidaları bozmak istemeyenlerin bu iş için kalibreli tork anahtarı almalarını tavsiye ederim. Böylece dürbünün montajı ve montaj sıfırlaması yapılmış olur.
Eğer eğimsiz ayak (sıfır MOA) kullanıyorsanız, işlemi yaparken dürbün artikılının fabrika sıfır noktasında olması lazımdır. Ancak eğimli ayak kullanıyorsanız, artikılı eğim değeri kadar kaldırıp, o şekilde sıfırlamanız gerekiyor. Şöyle açıklayayım:
Diyelim ki kızağınızda 20 MOA ve bağlamanızda 20 MOA olarak toplam 40 MOA eğim var (ben bu hikayeyi bir yerden hatırlıyorum ama... ) Dürbünü kalimatör ile ayarlamadan önce, artikılı 40 MOA'ya karşılık gelecek kadar kaldırırsınız. Yani dürbününüzde her klik (tık) 0.25 MOA ise, 160 tık yukarı alırsınız. Böylece kızak ve bağlamadaki eğim nedeniyle 40 MOA aşağı bakan dürbünün artikılı 40 MOA yukarı alınmış ve tam düzlemine gelmiştir. Ve bu durumda (mesela 32x NF ) ±65 MOA'lık dürbününüzün artikılının hareket alanı değişmiştir: Artık artikılı "sıfır" noktasına getirdiğinizde; artikıl yukarı 25 MOA, aşağı 105 MOA'lık hareket alanına sahiptir. Vee böylece, kullansanız da kullanmasanız da, çoook uzun menzillere atış için 105 MOA'lık bir bastırma imkanınıza sahipsiniz. Bu ihtiyaç düşük zoomlu dürbünlerdeki artikılın hareket siasının (örneğin 15x NF için ±110 MOA) genişliği nedeniyle gereksiz olabilir ama yüksek zoomlu dürbünlerde bu yönde ihtiyaçlar olabilmektedir. Umarım bu sefer meramımı anlatabildim...
Ve şimdi atışlı hassas sıfırlama zamanı gelmiştir. Buyurun poligona.
Alet olmadan ruzgari okuyabilmek icin Beaufort Rüzgâr Şiddeti Skalasından da bahsetmek gerek.
Wikipedia'dan alintidir:
Sir Kaptan Francis Beaufort tarafından bulunmuş olan ve gemicilikte rüzgâr ve deniz durumunu görsel müşahedelere göre belirlemeye çalışan skaladır. Bofor skalası diye okunur.
Skala rüzgâr hızını ölçebilen mekanik anemometrelerin geliştirilmesiyle birlikte önemini yitirmesine rağmen hava tahminciler ve gemiciler tarafından hâlâ bilinmekte ve deniz raporlarında kullanılmaktadır.
Rüzgârların şiddeti, Beaufort ölçeğinden yararlanılarak tahmin edilir. Bu ölçeği İngiliz Amiral Sir Francis Beaufort (1774-1857) savaş gemilerinde kullanılması amacıyla geliştirmiştir. Son yıllarda olağanüstü derecede güçlü rüzgârlar da tabloya alınmış ve bunlar 13'ten 17'ye kadar numaralandırılmıştır. Bu ölçekteki Beaufort sayısı ve ortalama rüzgâr hızı uluslararası değerlerdir; ama rüzgârların adı ve tanımlanan belirtileri ülkeden ülkeye değişebilir.
Hareket halindeki bir hava kütlesi, yere sürtündüğü yerlerde yavaşlar ve bu nedenle yüzeye yakın kesimlerde rüzgâr daha yavaş eser. Rüzgârın hızı yerden 10 metre yüksekte ölçülür. Denizin yüzeyi yere oranla daha düzgün olduğundan, denizlerin üzerinde rüzgâr hızı karalardaki gibi yüksekliğe bağlı olarak hızla artmaz. Rüzgâr hızının yükseklikle birlikte artması, yerden yaklaşık 500 metre yükseğe kadar sürer.
Beaufort Rüzgâr skalası
No. Adlandırma Karadaki durum
1 Sakin Dumanlar dikine yükselir.
2 Hafif Rüzgâr Dumanlar meyilli yükselir.
3 Latif Rüzgâr Rüzgâr yüzde hissedilir, yapraklar sallanır ve hışıldar.
4 Mutedil Rüzgâr Yapraklar ve bayraklar devamlı sallanır. Su yüzeylerinde kırışıklık olur.
5 Fırışka Rüzgâr Yapraklı küçük dallar sallanır. Bayraklar düz durur. Durgun sularda dalgalar. Rüzgâr yürüyen insanları rahatsız eder.
6 Kuvvetli Rüzgâr Büyük dallar sallanır. Telgraf telleri ve saçaklar ses verir. Sularda köpüklü dalgalar belirir. Şemsiyeler güç kullanılır.
7 Mutedil Fırtına Bütün ağaçlar sallanır. Rüzgâra karşı güçlükle yürünür.
8 Fırtına Ağaçların ince dalları kırılır. Rüzgâra karşı yürümek imkânsızlaşır.
9 Kuvvetli Fırtına Bazı binalarda hasarlar olur. Baca kapakları sökülür, kiremitler uçar.
10 Büyük Fırtına Ağaçları köklerinden söker, binalarda büyük hasar oluşur.
11 Bora Yaptığı hasar çok geniştir. Karada pek rastlanmaz. Ardından bereketli yağmurlar getirir.
12 Kasırga Büyük ve müthiş tahribat yapar. Daha çok ekvatoral bölgelerde rastlanır.
Sahaya dikeceğiniz bir bayrak rüzgar hızı ve yönünü tahmin etmenizde büyük kolaylık sağlayacaktır:
![[Resim: 100.jpg]](https://i.ibb.co/6FT759S/100.jpg)
Ayrıca uzun mesafe atıcıları dürbünden görünen Serap (Mirage) sayesinde de rüzgar hızını okuyabilmelidirler. Bunun için de aşağıdaki şemayı kullanabilirsiniz.
![[Resim: Fig3-21.gif]](https://i.ibb.co/T8D1xxX/Fig3-21.gif)
Sn.Musketeer’in 26.10.2012 tarihli mesajı:
Sayin uyeler;
Bu guzel konuya ben de kendi tufegimle yaptigim sifirlama calismalarini paylasarak katkida bulunmak isterim. Sifirlama calismalarina baslamadan once en az sayida mermi kullanmak icin 25 metrede bore sighter kullanarak tufegimizi sifirlayabiliriz. Bore sighter tufegimizin kalibresine uygun, mermi yatagina yerlestiren ve ucundan lazer cikarak merminin gidecegi yer hakkinda bize tahmini bir gorus veren cihazdir. Benim kullandigim 5.56mm'lik bir bore sighter:
Bununla durbunumuzu ayarladiktan sonra 25 yards'da 3 mermi atariz. Bu uc merminin dagilimina gore gerekiyorsa durbunumuzun ustundeki dugmeler vasitasiyla yatay ve dikey duzlemi ayarlariz. Bu dugmelerin her kligi belli bir mesafede belli bir hedef sapmasina tekbul eder. Ornegin benim tufegimde 100 yards icin bir klik 1/4 inch lik (yaklasik yarim santim) bir sapmaya tekabul eder. Bu da su demektir. Uc mermimizin orta noktasini bulur, bunun nisan aldigimiz hedefin en orta noktasina gore orantilariz. Ornegin diyelim ki 100 yards'da gruplamamizin orta noktsi hedefin 4 inch altinda ve 2 inch solunda. Benim bu durumda 4 inch icin yukseklik butonunu yaklasik 16 kliklik (16x0.25 =4inch) yukari yonune cevirmem gerekir. Ayni sekilde sag yonune dogru 8 klik cevirmem gerekir. Bu sekilde ayarlamami yaparak orta noktamin hedefin alabildigine yakinina getirmeye calisiriz. Orta noktasi disindaki sapmalar atis teknigi ile ilgili sapmalar kabul edilir. Simdi kendi yaptigim atislarla konuyu daha iyi aciklamak istiyorum:
Ornegin bakin en yukaridaki 4 atis (diger kalibre atislari lutfen dikkate almayin) 25 yards'a gore sifirlanmis tufegin 100 yards'da hedef sapmasidir. Mesafe geregi mermi yukselise gecmis ve bu mesafe icin ayri sifirlama yapmamiz gerekmekte. Hedefimizle gruplandirmiz arasindaki yukseklik farki 9 inch. Daha sonraki adimimizda 9x4 36 tikla ilk gruplandirmamiza geciyoruz. Bu ayarla yapilan ilk 100 yards gruplandirmamizda (hedefin sag tarafindaki ilk grup) baktigimizda hedef sapmasinin 2 inch asagi ve bir inch saga dogru oldugunu goruyoruz. Sanirim asagi dogru tiklari fazla kacirmisiz Daha sonra 8 tik yukari ve 4 tik sola ayari yapiyoruz. Bu sekilde yapilan ikinci gruplandirmamiza baktigimizda artik yukseklik ayarinin tamam oldugunu goruyoruz. yanliz sola dogru ayar fazla kacmis bu da 2 inchlik sol sapma yaratmis. Hemen goz karari biraz saga klik (normalde 8 ama ben 5-6 civari yaptim) yapiyoruz. Ve son grubumuza baktigimizda orta noktalari tam hedefin merkezine denk geliyor. Yatay ve dusey duzlem ayarimiz basariyla tamamlanmistir. En asagi ve en yukaridaki mermi arasinda 3-3.5 inch fark vsr. Eh bu da benim seviyemde bir atici ve oturarak yapilan bir atis icin fena sayilmaz heralde. Simdi bu ayarlari bozmadan 200 yards'a geciyoruz. Tufek uzerinde yaptigim tek degisiklik 100 yards mesafe ayarini 200 yards a getirmek. Onda da soyle bir gruplandirma ortaya cikiyor
Kullanilan hedef 12 inch (yaklasik 30cm) capinda bir dairedir. Toplam 8 mermi kullanildi. 3 mermi biraz alakasiz olmus, nefes ayariyla ilgili olsa gerek. Onun disinda gruplandirma (benim seviyemde bir uzak mesafe aticisi icin) fena sayilmaz. 2 inchlik bir hedef sapmasi soz konusu. Yukarida anlatilan prosedurun aynisi burada da kullanilarak, hedefe daha da yakinlasma saglanabilirdi. Ama hava karardigi icin acik hava poligonunu terk etmek zorunda kaldim
|
|
|
| TÜFEK KAYIŞI KULLANIMI |
|
Yazar: Sabri - 10-03-2024, 08:28 - Forum: Genel Konular
- Yorum Yok
|
 |
Lucky Gunner sitesinden tercüme edilerek alıntılanmıştır ( https://www.luckygunner.com/lounge/how-t...fle-sling/ )
Tüfeklerin varlığından beri, onları taşımak için kayışlarımız var. Ormanlarda geyik avına çıkıyor olun ya da ateşli silahlar eğitim tesisi olan bir yerde ileri seviye bir karabin kursuna katılıyor olun, tüfeğinizi sürekli olarak ellerinizde tutmak zorunda kalmadan kontrolünü elde tutmak ve ağırlığı vücudunuzda daha dengeli bir şekilde dağıtmak oldukça yardımcıdır.
Tüm tüfek kayışları size bu görevi yerine getirme imkanı tanıyacaktır, ancak sadece tüfeği taşımak için kayışları kullanmak, onlardan tam anlamıyla faydalanmanıza izin vermez. İyi bir kayış aynı zamanda etkili bir atış desteği olarak da hizmet etmelidir. Bu, çoğunlukla sadece destek veya bipot ayak üzerinden ateş edenler için zorunlu gibi görünmeyebilir, ancak atış kayışının genellikle geleneksel taşıma askısından daha ağır, daha hacimli veya daha pahalı olmadığı göz önüne alındığında, bu ekstra kullanışlılık önemlidir.
Bugün, tüfek kayışlarının en popüler ve kullanışlı tiplerine göz atarak, hangi türün özel ihtiyaçlarınıza uygun olduğunu anlamanıza yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Ayrıca, kayışları atış destekleri olarak nasıl kullanacağınıza dair farklı tekniklerden kısaca bahsedeceğiz, böylece bir tüfek kayışını çok yönlü bir şekilde nasıl kullanacağınızı bileceksiniz.
Taşıma Kayışı
Bu, şimdiye kadar en yaygın kullanılan kayış türüdür. Basit bir kayıştan oluşur ve tüfeğin dip kısmına, dipçiğin altına ön ve arka kısımlara bağlanır. Taşıma kayışlı tüfek kayışı, tüfeği uzun süre taşımanın getirdiği rahatsızlıkla başa çıkmaya yardımcı olması için bir pedli bölüm de içerebilir.
Eğer tek yapmanız gereken ara sıra tüfeğinizi veya av tüfeğinizi omzunuza atmaksa, o zaman bu seçenek sizin için en iyisi olabilir. Taşıma kayışı ile tüfeğinizi nasıl taşıyacağınız konusunda da biraz esnekliğiniz var, örneğin namlu yukarı veya namlu aşağı olabilir, tüfeği güçlü tarafınızda, destek tarafınızda veya sırtınızın üzerinde taşımak isteyip istemediğiniz de seçimler arasında bulunabilir.
Genellikle taşıma kayışları kolayca ayarlanmaz, bu nedenle bir taşıma stili seçip kayışı uygun uzunlukta ayarlı bırakmak en iyisidir.
![[Resim: Ask.webp]](https://i.ibb.co/CsK0Fk8/Ask.webp)
Taşıma kayışının doğrudan bir atış yardımı olarak tasarlanmamış olmasına rağmen, taşıma kayışı destek kola sarılabilir ve bir miktar stabilite sağlamak amacıyla kullanılabilir. Bu teknik "hızlı kayış" olarak bilinir. Farklı atıcılar muhtemelen bu teknikte farklı güven seviyeleri yaşayacaklardır, ancak benim deneyimime göre eklenen stabilite, çoğu gerilmenin tüfeği sadece yan tarafa çekmek yerine omuza derinlemesine çekmeye hizmet etmesi nedeniyle çok hafif olabilir.
![[Resim: Ask-2.webp]](https://i.ibb.co/yyVhkrH/Ask-2.webp)
Atış Kayışları
Bu kategoriye giren birkaç kayış türü bulunmaktadır, bunlar arasında USGI ağ kayışı, Whelen kayışı ve Ching kayışı bulunmaktadır. Bu makalede, bu kayışları genellikle "ayrılmış halka kayışları" veya "entegre halka kayışları" olarak geniş bir şekilde sınıflandıracağız. Tüm bu kayışlar, taşıma kayışları olarak da gayet iyi çalışır, ancak vücudunuza daha güvenli bir şekilde bağlayarak tüfeğinizi destekleyerek nişan almanıza önemli ölçüde yardımcı olan bir halka aracılığıyla avantaj sağlar. Biraz eğitim ve pratikle uygun bir atış kayışının ne kadar etkili olabileceğini vurgulayamam.
USGI ağ kayışı, ayrılmış bir halka kayışının mükemmel bir örneğidir. Genellikle pamuk veya naylon malzemeden yapılmış olup, M1 Garand, M14 ve M16 serisi tüfeklerde bulunan sert kayış montajlarına takılmak üzere tasarlanmıştır. USGI ağ kayışı kolayca ayarlanabilir ve askeri artık malzeme olarak veya yeni üretim olarak satın alınabilir.
Bir GI tarzı kayışı atış destek olarak kullanabilmek için, kayışın arka ucunu tüfekten çıkarmak gereklidir, bu nedenle "ayrılmış halka" adı verilir. Bunu yapmak, kayışın ucunda bir halka oluşturmanıza izin verir ve bu halkayı tüfeği destek kolunuza bağlamak için kullanabilirsiniz. Bu yöntem, ABD Deniz Kuvvetleri adaylarına tüfek eğitimi sırasında öğretilen bir yöntemdir ve aynı zamanda CMP ve Project Appleseed gibi programlar aracılığıyla sivillere de öğretilir. Diğer artık ağ kayışlar, standart Mosin Nagant ağ kayışı ve Lee Enfield ağ kayışı gibi, benzer bir şekilde kullanılabilir.
![[Resim: Ask-3.webp]](https://i.ibb.co/10Mnbyg/Ask-3.webp)
Doğru vücut pozisyonu ve kayış gerilimi, bir bipod veya ön dayama kullanarak elde edebileceğinizden çok yakın bir yatar stabilite sağlayabilir.
Whelen kayışı ve M1907 kayışı gibi entegre halka kayışları, USGI ağ kayışı gibi aynı tür destek sunar, ancak her zaman tüfeğin ön ve arka kısımlına bağlı kalma avantajına sahiptir. Bu kayışlardaki atış halkası, kayış kayışının ön kayış kilit noktasında kendisine doğru geri katlandığında oluşur ve dipçiğin arka kısmına doğru kendisine yeniden bağlandığında ortaya çıkar.
Bu kayışlar genellikle deri yapıdadır ve USGI kayışından daha az yaygın ve daha pahalıdır. Entegre halka kayışları, genellikle USGI tarzı kayışlardan daha zor ayarlanabilme eğilimindedir, bu nedenle çeşitli pozisyonlardan ateş etmeyi planlıyorsanız, çünkü uygun kayış uzunluğu atış pozisyonları arasında önemli ölçüde değişecektir.
Ching kayışı biraz özel bir durum kayışıdır ve diğer tüfek kayışlarının eksikliklerini ele almak üzere özel olarak tasarlanmıştır. Entegre halka kayışları gibi, tüfeğin arka kısmını kayıştan çıkarmaya gerek kalmadan dahili bir atış halkası içerir. Ayrıca, atış halkasını sahada hızlı bir şekilde kullanmak için açık ve erişilebilir tutmak için üçüncü bir kayış kilit noktasını kullanarak diğer kayış tasarımlarını daha da geliştirir. Bu nedenle, Ching kayışı, büyük av avcılarının favorisidir, ancak üçüncü bir kayış kilit noktasının kurulumunu gerektirir.
Devriye Kayışları
Devriye kayışları, önceki tartışılan kayışlardan farklıdır çünkü temel olarak tüfeği atıcının arka veya omuz üzerinde değil, ön tarafında tutmak üzere tasarlanmışlardır. Bu kayışlar, tüfeği hızlı bir şekilde hedefe getirmeye izin verirken aynı zamanda mükemmel bir silah tutma sağlar. Üç temel türde devriye kayışı bulunmaktadır: tek nokta, iki nokta ve üç nokta kayış.
Tek Nokta Askı Kayışı:
![[Resim: resim3.jpg?w=534]](https://pusat194.files.wordpress.com/2023/12/resim3.jpg?w=534)
Tek Nokta Kayış, geniş bir atış pozisyonu ve hareket çeşitliliğine uyum sağlama konusunda mükemmel bir performans sergilerken, atış desteği ve tüfek tutma konusunda fedakarlık yapmaktadır. Tek nokta kayış, vücudu sarar ancak yalnızca alıcının arka kısmına bağlanır. Tüfeği bırakmamanızı veya başka şekilde kaybetmemenizi sağlar, ancak tüfeği baskın ve baskın olmayan taraflar arasında geçiş yapma gibi eylemleri gerçekleştirebilmek için hareket özgürlüğü sağlar.
Ancak tüfeğin serbest bırakılmasına izin verildiğinde, diğer kayış türlerinden daha fazla sallanma eğiliminde olacak ve diğer kayışların sağlayabileceği geleneksel bir atış dayanağı olarak kullanılamaz.
Tek Nokta Kayışlar, hızlı tempolu taktik karabin kursları ve genel menzil kullanımı için uygundur.
Diğer tüm kayış türlerine göre tek nokta kayışın ilginç bir özelliği, giderek daha popüler hale gelen AK ve AR-15 platformu tüfek türleri ile "yumuşak bir dipçik" olarak kullanma yeteneğidir. Doğru ayarlanmış bir tek nokta kayış ile normal bir tabanca atış durumunu kullanırken kayışta gerilim oluşturabilirsiniz. Bu gerilim, silahın ağırlığının bir kısmını vücudunuza dağıtarak kol yorgunluğunu azaltır ve aynı zamanda tabancanın arka kısmını belirli bir noktaya çeker, bu da namlunun hedeften sapmasını doğal bir şekilde düzeltmeye yardımcı olur.
İki Nokta Askı Kayışı
![[Resim: imageedit-76-6129890302.png]](https://i.ibb.co/kmzcQ62/imageedit-76-6129890302.png)
Bu 2 noktalı VTAC kayışı mükemmel ve son derece dayanıklıdır. Birçok özel operasyon personeli için tercih edilen kayıştır.
İki Nokta Kayış, taşıma kayışına çok benzese de ana farkı, genellikle tüfeğin yan tarafına monte edilmesi ve genellikle bir tür hızlı ayarlama mekanizması içermesidir. Bu, tüfeğin rahat ve güvenli bir şekilde vücudun önünde veya arkasında taşınmasına ve taşıma kayışı gibi kullanılmasına olanak tanır. Kayış vücuda sarılabilir ve hızlı bir şekilde sıkılaştırılabilir, bu da bir miktar elden atış desteği sağlar, ancak özel atış kayışları tarafından sunulan kadar çok değildir. İki Nokta Kayış, çok yönlü, basit ve kullanımı hızlı olduğu için genel olarak favori kayış türümdür.
Üç Nokta Askı Kayışı
Son olarak, üç nokta kayışı bulunmaktadır. Kısacası, üç nokta kayışı, tek ve iki nokta kayışlarının sınırlamalarını birleştirerek kendi başına tamamen yeni eksiklikleri tanıtan bir sakıncadır. Bu kayış stili, iki nokta kayış gibi tüfeğin ön ve arka kısmına bağlanır, ancak vurucunun etrafına sarılan ikinci bir kumaş halkası kullanır.
![[Resim: Ask-6.webp]](https://i.ibb.co/kDyv4mn/Ask-6.webp)
Karmaşık, hacimli ve tüfeğin her tarafında sallanmasına izin vermenin yanı sıra, bu kurulum, bir malzeme kayışının tüfeğin yanında uzanmasına neden olur ve bu da şarj kolu, kurma kolunu serbest bırakma veya solak bir atıcı tarafından kullanıldığında atım portunu engelleyebilir.
Genellikle üç nokta kayışlarını kullananlar için kaliteli bir iki nokta kayışı daha iyi hizmet verecektir.Kayışlar, her tüfek kullanıcısının sahada avlanırken veya menzilde hızlı bir oturumda olsun kullanabileceği muazzam avantajlara sahiptir. Günümüzde mevcut olan çeşitli optikler ve diğer tüfek aksesuarları karşısında kayışların gücünü ve kullanışlılığını genellikle gözden kaçırıyoruz, ancak tüfek kayışları her zamanki gibi önemli ve geçerlidir.
Eğer bir tüfeğiniz varsa, onu daha iyi hale getirmek için muhtemelen bir kayışı vardır.
|
|
|
| HK P9 ve P9S |
|
Yazar: ceycey - 10-03-2024, 01:03 - Forum: HK
- Yorum (1)
|
 |
Lupus üstadın 8.12.2008 tarihli yazısı: (Resimler silinmiş, bir kaç tane ben ekledim)
HK P9 ve P9S
P9, HK' nın 1969'da seri üretimine başlayıp, 1978'e kadar ürettiği bir tabancadır. Başlangıçta 9x19 mm olarak düşünülmüş olup, nadiren 7.65x17 mm ve 7.65x21mm olarak da üretilmiştir. Daha sonra 9x19 mm ve .45 ACP olmak üzere iki kalibrede üretimine devam edilmiştir.
![[Resim: qzh0nwj.jpg]](https://i.hizliresim.com/qzh0nwj.jpg)
Silahın en önemli özelliği, G3'ten tanıdığınız bilyeli kilit sistemi ile çalışıyor olmasıdır.
Aşağıda bu kilit takımı-iğne bloğunu, bunların namlu ve sürgü ile ilişkilerini görüyorsunuz;
İlk üretilen P9, sadece tek hareketli bir tetik sitemine sahipti.
İlk üretilen prototiplerde horoz dışarıda iken, daha sonra sürgünün içine gizlenmiştir.
Aşağıda horozun dışarıda olduğu ilk modelleri görüyorsunuz;
Daha sonra horozun gizlenmesine karar verilmiş, klasik horoz sistemi korunarak,
Tuğralı Polis modellerine benzer bir şekilde horoz, sürgünün arkası kapatılarak gizlenmiştir.
![[Resim: gvfpzu8.jpg]](https://i.hizliresim.com/gvfpzu8.jpg)
İlerleyen yıllarda silaha çift hareketli tetik özelliği de eklenerek P9S adını almıştır.
'' S '' , '' Spannabzug '' için eklenmiş bir harf olup, çift hareketli tetik demektir.
![[Resim: sp1pqon.png]](https://i.hizliresim.com/sp1pqon.png)
![[Resim: c0w8ovv.jpg]](https://i.hizliresim.com/c0w8ovv.jpg)
'' S '' revizyonundan kısa bir müddet sonra, tetik korkuluğu dahil bazı makyaj işlemlerini de içeren bir kaç küçük kozmetik değişiklik de yapılmış ve silah en son halini almıştır;
Aşağıda bir P9 Sport modeli görüyorsunuz.
Gez ve arpacık, tam hedefte yonca yaprağı yapmaya meraklı atıcılar için yapılmış.
![[Resim: fwuh40f.png]](https://i.hizliresim.com/fwuh40f.png)
Aşağıda P9S Target modelini görüyorsunuz.
Gez ve arpacık, P9 Sport modelinden farklı olarak günlük kullanıma uygun hale getirilmiş.
Kabzalar ise müsabaka tipi Nill-Griffe.
![[Resim: mf4qk2y.gif]](https://i.hizliresim.com/mf4qk2y.gif)
Ama en güzeli aşağıdaki set.
Poligon için namlu ağırlığı ve buna uyumlu gez taşıyan sürgü.
Tabii ki yanında yine bir Nill-Griffe kabza.
Silahı taşımaya karar verdiğinizde ise, muharebe tipi nişangahlar ve kabza içeren ayrı bir takım.
![[Resim: pvrz7er.jpg]](https://i.hizliresim.com/pvrz7er.jpg)
|
|
|
| HK USP 45 ACP |
|
Yazar: ceycey - 09-03-2024, 23:38 - Forum: HK
- Yorum (1)
|
 |
Sn. Lupus'un 06.12.2014 tarihli yazısı:
HK USP 45 ACP
Elinize, emeğinize sağlık Sn.ORTAÇ. Tasarım, malzeme, işçilik ve performans olarak en çok sevdiğim, hatta rakipsiz olarak gördüğüm, ancak ergonomik açıdan bir türlü geçinemediğimiz marka ve modellerinden birisini bizlerle paylaştığınız çok teşekkür ederim.
H&K gerçekten farklı sınıfta bir tabanca...Şu kadarını söylesek bile sanırım yeterli olur, bugün artık Mec Gar' dan şarjör tedarik etmeyen iki büyük ve tanınmış üreticiden birisi H&K' dır.
USP, Universelle Selbstladepistole, kelime manaları ile birebir tercüme edilirse '' Kendi kendine dolan tabanca '' olarak ifade edilebilir. Ancak malumunuz bu tabir yanlış anlamalara mahal bırakabilecek bir tanımdır. Aslında tercüme hatası Amerikalıların yaptığı çeviriden başlıyor. '' Selbstladepistole '' aslında fişeği her atış için hazneden kendisi mekanik olarak besleyen manasında, İngilizce '' Semiautomatic '' kelimesinin karşılığıdır. '' Universelle '' kelimesi ise farklı kalibre ve boyutlara adapte edilebilen genel maksatlı ortak bir platform manasında kullanılmıştır ki, aslında tam olarak Amerikonyalı küffar taifsinin '' Joint Service Pistol '' tabirine tekabül etmektedir. Hasılı bu kadar laf salatasından sonra '' Universelle Selbstladepistole '' tabirini Türkçe' ye tam olarak nasıl çevirebiliriz, ben de tam olarak bilemiyorum.
H&K tetik yolu ayar vidasını hizmet sınıfı USP' lerde standart olarak sunmamaktadır. Tabancadaki nişangah takımı ve tetik yolu ayar vidası '' Custom Sport '' modellerinde standart olarak sunulmaktadır. Tahminen Sn.serdaraktaş' ın tabancası da sonradan tadil edilmeden, fabrikadan ve MKEK' den bu şekilde alınmış bir tabanca. Bu konuda küçük bir katkı yapmak isterim, Custom Sport modellerinin horoz ve kurma parçası standart USP modellerinden farklıdır. Yan yana baktığınızda üzerlerindeki döküm kodları, renkleri bile farklıdır. Custom Sport modellerininde standart modellere oranla, özellikle çok daha temiz tek hareketli tetik çekişi ve yolları olmasının temel nedeni budur.
USP ve türevlerinin kilitlerinden bahsedildiğinde mutlaka değinilmesi gerektiğini düşündüğüm bir ayrıntı da namlu kilit zamanlaması ve tetik irtibat kesme sisteminin zamanlaması ve bunların senkronizasyonudur. Henüz başka hiçbir tabancada namlu sürgü grubu sadece 2 mm geri teptiğinde tetik irtibatının tamamen kesildiğini görmedim. Bu özellikle namlu kilitleri tamamen kapanmadan tetiğin çekilmesi neredeyse imkansız hale getirilmiş. H&K' nın tasarım mantığını anlamak için tetik korkuluğunun alt kısmını nerede incelip, nerede kalınlaştığına bakmak bile yeter; Horoz kurulu, tetik tek hareketli konumda iken, tetik korkuluğu tetiğe kazara olabilecek temasları engellemek için o alanda ekstra geniş olarak tasarlanmıştır.
Sn.ORTAÇ, hoşgörünüze sığınarak konuya çok maydanoz doğradım, ama H&K ve USP gerecekten çok sevdiğim bir marka ve model.
Bu arada eğer konuyu okursa Sn.serdaraktas' a da küçük bir hatırlatma yapmak isterim, tetik pimi fazla sola kaymış ve şu anda sürgü durdurma manivelasına kadar dayanmış durumda, müsait bir zamanda tetik pimini uygun bir zımba ile soldan sağa iterek yerine iyice oturtun...
Saygılarımla.
|
|
|
| Silah Ehliyeti |
|
Yazar: ceycey - 09-03-2024, 21:41 - Forum: Genel Silah Sohbetleri
- Yorum (11)
|
 |
SİLAH EHLİYETİ:
Son dönemde silah ehliyeti konuşulmaya başlandı. Bu konuda yasal düzenleme yapılacağı belirtiliyor. Ben de bu konudaki düşüncelerimi anlatmak istiyorum:
Mayıs 2013 tarihinde “Silah Yasası “ konusunda bir heyet halinde TBMM Silah Yasası Komisyonu üyeleri ile konuştuğumuzu ve görüşlerimiz anlatmanın yanında, hazırladığımız metni de elden kendilerine verdiğimizi hatırlarsınız.
Metnin düzenlenmeyen hususlar başlıklı kısmında 1.maddede silah ehliyetinin düzenlenmesini talep etmiştik.
( https://www.tabancatufek.com.tr/showthread.php?tid=36 ) Üyeler bu teklifi duyunca şaşırmışlardı, çünkü akıllarına gelmemişti.
Yıllar sonra silah ehliyeti konusunun düşünülmesinde umarım bizim de ufacık bir katkımız vardır. İşte ilgili teklifimiz:
“1)Kişilere ateşli silah ruhsatı verilmesi için ciddi bir eğitimin sağlanması ateşli silah kazalarının önemli bir boyutta önüne geçecektir. Fakat bu eğitim sembolik olmamalı, kendisi yeterliliğini belgelendirmiş uzmanlar tarafından teorik ve uygulamalı olarak verilmelidir. İnsanlar ancak bu eğitim sonunda verilecek “ ateşli silah ehliyeti” ile silah taşıyabilmeli ya da bulundurabilmelidir.”
Nasıl insanlar sürücü ehliyet almadan araba kullanamıyorlarsa, ciddi bir eğitim sonucu verilen silah ehliyeti olmadan da silah kullanamamaları gerekir. Bu eğitimde:
1)Genel silah bilgileri
2)Güvenli silah kullanma
3)Silah bakımı
4)İç, dış, terminal balistik
5)İlk yardım vb derslerden sonra ,uzmanlar eşliğinde atış eğitimi verilmeli. Yapılacak sınavda başarılı olanlar “Ateşli Silah Ehliyeti” alabilmeli.
Ehliyet alındıktan sonra şahıslar silah ruhsatı için gerekli başvuruyu yapmalı.
Şu anda silahtan hiç anlamayan, nasıl çalıştığını bilmeyen, güvenlik tedbirlerinden zerre bilgisi olmayan bir şahıs, harcını yatırdıktan sonra silah alabilmektedir. Silah aldıktan sonraki kısa dönemde silahın ne olduğunu, nasıl çalıştığını anlayana kadar bir çok silah kazası ve yaralanmalar olmaktadır. İşte silah ehliyeti, bu durumları önleme konusunda çok etkili olacaktır.
Ancak, eğitim ciddi olmalı ve ya devlet tarafından verilmeli ya da devletçe sıkı bir şekilde denetlenmeli. “Avcılık Belgesi” eğitiminin durumunu biliyorsunuz. Derslere girilmeden, sınavda cevaplar verilerek belge alınabilmekteydi. Özel kurslar maalesef işin çivisini çıkartmış durumdalardı. Kurs parasını ödeyen, uydurma bir sınava girerek belge alabilmekteydi. Şimdi ne durumda bilemiyorum.
Bu şekilde alınan ehliyetler, kazaları ve yaralanmaları inanılmaz ölçüde engelleyecektir. Ayrıca, "silahını güvenli olarak kullanabilen bilinçli nesillerin yetiştirilmesi" amacımızın yerine gelmesinde de yardımcı olacaktır.
Saygılarımla…
|
|
|
| ÜÇLÜ KIRMA |
|
Yazar: Sabri - 09-03-2024, 19:44 - Forum: Av Tüfekleri
- Yorum Yok
|
 |
Saim Alper Erdem üstad'tan alıntıdır.
ÜÇLÜ KIRMA
Bizden daha çok Batı'da rağbet gören bir yivsiz çeşidi var... Üçlü kırma...
Üç namlulu kırma tüfekler aslında Almanlar'ın "Driling" leriyle öteden beri mevcut... Lakin bunlar bizim ima ettiğimiz manada üç namlunun üçü de yivsiz değil... Biri yivsizse ikisi yivli, ikisi yivliyse biri yivsiz... Öyle yani... Dörtlüsü bile var... "Vierling"diyorlar...
Bunlarda tek tetik çok nadir... İki tetikten biri bir şekilde hem yivliye hem yivsize geçebiliyor
Bu ara revaçta olan üçlülerde namluların tamamı yivsiz... Üstelik bu üçüne de tek tetikle kumanda ediliyor...
![[Resim: u-c-lu-1.webp]](https://i.ibb.co/HqBtqzX/u-c-lu-1.webp)
E. bu üçlü kırmalar çok mu yeni... Değil... Taa 1898 yılında meşhur İngiliz "Boss" firması hem tek tetikli hem üç namlulubir tüfek yapmış... Bunda üç namlu aynı planda... Yanyana.
![[Resim: u-c-lu-2.webp]](https://i.ibb.co/6g1VN6m/u-c-lu-2.webp)
Bu tüfeği yapan usta "John Robertson" istediğini bulana kadar adına dörde yakın patent almış... Sonunda yaptığında karar kılmış. Mekanikleri birbirinden karmaşıkmış bu buluşların.
Aslında tek tetikli çifteler, en iyi yapılanmaya geçen asrın ortalarında "Val. Browning"in bir buluşuyla ulaşmışlar... Bu Val.kişisi, meşhur Amerika'lı Browning'in oglu...
Çift kırma yivsizler o vakitten bu yana almış başını giderken, Amerika'da "Steve M. Johnson" adında bir mucit, aşağıdakipatentte görülen tüfeği 2005 yılında adına tescil ettirmiş... Bu patentin 2024 yılına kadar üretim tekeli var...
- https://www.freepatentsonline.com/6935063.pdf
Amerikalı mucit buluşuyla ilgili üretim yapmamış görünürken, 2012 yılında bu kere bizde İstanbul konumlu bir meşhurtüfekçimiz, patent kuruluşumuzda aşağıdaki "Faydalı Model" tescilini yaptırmış...
https://portal.turkpatent.gov.tr/anonim/...tsTpye=all
Faydalı Model tescilleri, hiç bir araştırma gerektirmeden, bir başka kuruluş yahut kişinin itirazı yoksa, başvuru sahibine tescilyapıp tam on yıl üretim koruması veriyor... Bu faydalı modelin tekeli de takribi, yukarıdaki Amerikan patentinden bir kaç sene önce sona eriyor...
Bakıldığında namlu konumlandırılması birbirinin aynı, tetik grupları biraz farklı, bizimkinde üç horoz, iki yay var, tetik hepsinede dayanıyor. Tüfeğin nasıl çalışacağı belli değil. Metinde selektörden bahsediyor, çizimde yok... Amerika'lının patenti deanlaşılır gibi değil, Normalde tetik, takılma dişinin birini iterken diğerlerinin arkasına dayanır ve onu etkilemez. Bunda ne olduğubelirsiz gibi... Her iki buluş da tescil görmüş yani, inceleyenler çalışırlığını bir şekilde kabul etmişler.
Derken...
İtalya'da bir şirket, ardından bir Amerika'lı bizim üreticinin yaptığının aynısını kendi adıyla pazarda satmaya başlıyor. Belli kiana üretici bizim kuruluş... Ancak dışarıda kendi markasıyla sattığı bir üçlü kırma yok... Artık fasoncular mı mucit Steve ile bağlantıkurup anlaşma yapmış, orası belli değil... Başka bir Amerikan patenti de görülmüyor. İtalya'da alınmış başka bir patent mi var. Belirsiz... Tüfekçimiz ülkemizde markasıyla satış yapıyor... Mantıken üretilen tüfek çalıştığına göre yapılanması bulunan patent ve faydalı model açıklamalarından değişik olmalı.
Bu üçlü kırma tek tetikli... Aşağıda iki namlu yanyana, üstte bir namlu daha var... Akıllıca bir tasarım... Neden... Çünkü, aşağı iki namlunun dipçiğe uzantısı omuza yaslandığı yerden geçiyor... Yani ateş edildiğinde namlu çok az şahlanacak... Zorda kalır üsttekinin de ateşleme durumu olursa, o zaman şahlanacak.
Tek tetiğin selektörü yok... Aslında bunu yapabilmek de çok zor... Çünkü namlu geçişleri İkili nizamı lastik gibi uzatarak üçlüye çıkarılmış ve seçici bir anahtarın sondan bir atlayarak istenilene alınabilmesi öyle kolay düşünce işi değil... Zaten çok daha kaliteli 1898 yapımı "Boss" bile bunu başaramamış.
Tüfek ilk bakışta çok cazip görünüyor... Öyle ya... En güvenilir yivsiz ne... Çifte... E, al sana bir fazlasıyla daha iyisi...
Ancak, kazın ayağı öyle değil... Tek tetikli çiftelerde istenen namluya geçişi sağlayan selektörler var... Diyelim ki avdayız, tümü topu iki fişeğimiz kalmış, birini attık, bir şekilde namluyu kırıp kontrol gerekti, boş olanı aldık, eh, elimizde fişek de yok... Ne yaparız... Kırılınca tekrar kurulan tüfek "İlk atışta ateşlenen namludan başlamasın" diye selektörle öteki namluya geçeriz...
E ,bu tüfekte selektör yok... Aynı durumda ne yaparız... Haydi, tüfeği kurar, iki kere boşa tetik düşürür, ateşleme iğnesini dolu namluya alırız... E, her zaman bu rahatlığı bulabilir miyiz... Domuz avında olduğunuzu düşünüverin... Yahut başka bir ahvalde canınızın derdindesiniz... Üç fişeğiniz kalmış, ikisini atmışsınız, bir şekilde tüfeği kırıp bakmışsınız... Ne oldu şimdi... En akıllıcası bütün fişekleri alıp, o hengamede ateşleme sırasını hatırlayabilirseniz, doluyu ilk sıraya koymak... Dahası, aynı durum bol fişekle, açılan namluda dolum yapmayı unutarak da, pekala başımıza gelebilir...
Tüfek güzel, cazip ancak güvenilir ve kullanışlı mı...
Karar size ait...
|
|
|
| İnox Nedir? Ne Değildir? |
|
Yazar: ceycey - 09-03-2024, 14:02 - Forum: Bakım-Onarım
- Yorum (2)
|
 |
Sn.Lupus'un 24-08-2010 tarihli yazısı:
Değerli arkadaşlar, daha önceden çeşitli kesici aletler ve ev eşyaları ile '' inox '' kavramı ile tanışmış olan ülkemizde, '' inox '' kelimesi silah camiasının gündemine Beretta 92 FS 'nin '' Inox '' modelleri ile girmiştir. Benzer yüzey perdahlama teknikleri ile silah üreten başka firmalar da olmakla birlikte, bu tür modelleri '' Inox '' olarak tanımlayan ilk ve tek firma Beretta ' dır. Başka hiç bir firmanın '' Inox '' olarak tanımladığı, hiç bir modeli yoktur.
Beretta'nın '' inox '' olarak tanımladığı modellerde paslanmaz çelik kullanmaktadır ve bu modellerin çelik yüzeylerinde herhangi bir boya veya kaplama yoktur, sadece işleme, taşlama sonrasında yapılmış kumlama vardır, yüzeyin rengi işlenmiş ham çeliğin kendi rengidir. Bu modellerin alüminyum alaşım gövdelerine de beyaz tonda bir renk veren anodlama işlemi yapılmıştır.
SW ' un 5903, 6906, 3913 gibi modelleri de aynı şekilde paslanmaz çelik aksam ve beyaz anodlanmış alüminyum alaşım gövde ile üretilmektedir, 5906 modeli ise komple paslanmaz çelik olarak üretilmektedir. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi SW hiç bir zaman, hiç bir modelini '' inox '' olarak tanımlamamıştır. Ülkemizde paslanmaz çelik aksam ile bulunabilen SIG Sauer, HK modellerinde de bu yüzeylerde herhangi bir boya vs olmadığı gibi, yine bu üreticilerin hiç birisi, hiç bir modelini '' inox '' olarak tanımlamamaktadır.
Saygılar.
'' Inox '' veya paslanmaz çelik yüzeyler ve malzemeler de zamanla paslanabilir. Ancak bu diğer malzemelere göre çok daha uzun bir süre gerektirir. Özellikle malzemenin üzerindeki ek parçaların altında kalan tortular zamanla noktalanmalara, ilerleyen zamanlarda da pasa neden olabilir.
Kısa vadede güzel temizlik ile Beretta 92 Inox ' unuzu ilk günki gibi muhafaza edebilirsiniz. Bu meyanda da kullanacağınız kaliteli temizleme ve koruma yağları size yardımcı olacaktır. Ancak hiç değilse bir kaç yılda bir, ayrıntılı sökümü müteakiben, aynı şekilde özellikle kıvrımlı ve girintili çıkıntılı yüzeylerde ayrıntılı temizliği ve bakımı yapılırsa uzun vadede silahınızı ilk günkü gibi muhafaza edebilirsiniz.
Beretta 92 Inox ' unuzun dış yüzeyleri özel bir yağlama gerektirmez. Sadece arada sırada hafif temizleyici yağ emdirilmiş bir fırça ile kıvrımlı alanlardaki tortu ve nemi alıp, tüm yüzeyleri hafif temizleyici yağ emdirilmiş bir bezle silip, müteakiben de kurulamanız yeterli olacaktır.
Saygılar.
Sn.Baris'ın aynı konudaki bir mesajı:
Bunu okuyarak nasıl Beretta'nın "inox kulvarında tek" gibi bir anlam çıkardınız anlayamadım, ama "inox kaplama" diye birşeyin yalan olduğunda %100 haklısınız. Bu, ecnebilerin "stainless" dediği, aslında anlamı stain-less, yani "daha az paslanır" olan, bizde ise her nedense "paslanmaz" diye çevrilmiş olan, düşük karbonlu yüksek vanadyum ve kromlu çelikleri ifade eder. Yani bakımını ihmal ederseniz, "paslanmaz" inox da, stainless te paslanır. Kimya kuralıdır, oksitlenme kaçınılmaz....
Beretta paslanmaz çelik modellerine, beyaz eşyacılar gibi "inox" diyor ve bu ismi başkaları kullanmıyor. Ama bu, paslanmaz çelikten başkalarının silah üretmediğini göstermez, hatta Beretta'dan çok daha iyi olmadıklarını da göstermez. Misal olarak HK'nın paslanmaz sürgülerindeki işçiliğin yanına bile yaklaşamaz Beretta. Ama HK bunların adını inox koymuyor, Almanya'da bile adını "stainless" olarak pazarlıyor.
Marka fanatikliğine girmeden, konunun özüne odaklanalım, en başta "paslanmayan" çelik yoktur, farklı korozyon dirençleri vardır. Sonradan krom-nikal kaplanan silahlar, "paslanmaz" değildir. Stainless olması için metalin tamamının "paslanmaz çelik"ten imal olması gerekir. Aluminyum alaşım gövdeler paslanmaz değildir, çelik sürgüye renk uyumu için anodizasyon işlemi sonunda siyaha değil ton uyumu olacak bir griye boyanmıştır...
Saygılarımla...
|
|
|
| DUMANSIZ (!) BARUT |
|
Yazar: Sabri - 09-03-2024, 12:27 - Forum: Mühimmat
- Yorum Yok
|
 |
Karabarut, ateşli silahların ve topçu sistemlerinin ilk kullanıldığı dönemlerden itibaren var olan bir tür cephane türüdür.
Karabarutun kullanımı, Çin'de M.S. 9. yüzyılda bulunan barutun keşfiyle başlamıştır. Barutun ilk olarak savaşta kullanıldığı tarihler tam olarak bilinmemekle birlikte, 9. yüzyılın sonlarında ve 10. yüzyılın başlarında Çin'de silah olarak kullanılmaya başlandığı düşünülmektedir.
Karabarutun Avrupa'ya girişi Orta Çağ döneminde gerçekleşmiştir. Bu dönemde Avrupalılar, barutun askeri kullanımını benimsemiş ve ateşli silahları geliştirmiştir. Karabarut, Avrupa'da 14. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır ve silah teknolojisinin ilerlemesiyle birlikte yaygınlaşmıştır.
Sonuç olarak, karabarutun kullanılmaya başlama tarihi tam olarak belirlenemese de, barutun keşfinden sonra 9. yüzyılda Çin'de ve 14. yüzyılda Avrupa'da kullanılmaya başlandığı bilinmektedir.
Karabarut, dumansız barutun icadına kadar yaygın olarak kullanıldı, ancak kara barutun bazı dezavantajlarını ele alalım:
- Karabarut çok kolay yanıcıdır. Kara barut, tek bir kıvılcım, sert bir darbe veya sıcak bir nesneyle kolayca tutuşabilir ve bu nedenle dikkatli bir şekilde kullanılması gerekmektedir.
- Silahın içinde sorunlara neden olabilecek birçok kalıntı bırakır. Kalıntı ayrıca korozyon sorunlarına yol açabilir. Yani, kara barut kullanan silahlar birkaç atıştan sonra temizlenmesi gerekmektedir.
- Kara barut, ateşlenme anında çok fazla duman üretir. Aslında, kara barut silahları kullanan birçok piyade birlikleri, kendi silahlarının ürettiği duman bulutları nedeniyle düşmanı görememek gibi bir sorunla karşılaşmıştır.
- Kara barut, havadan su emer. Bu iki soruna yol açar: İlk olarak, suyun varlığı barutu daha az etkili hale getirir ve hatta güvenilir şekilde tutuşmayabilir. İkinci sorun, bir silahta kalan kara barut kalıntılarının metali hızla paslandırabilmesidir. Bu nedenle, silahların özellikle nemli bölgelerde hemen kullanımdan sonra temizlenmesi gerekmektedir.
- Kara barut ıslakken tutuşmaz. Bu nedenle, birçok asker silahlarının yağmurda kullanılamaz hale gelmesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu, birçok askerin yedek bir silah olarak bir kılıç veya mızrak taşımasının nedenidir.
- Buna karşılık, dumanı olmayan (!) barutlar, aynı ağırlıktaki kara baruttan daha fazla itici güç sağlar ve geride daha az duman ve kalıntı bırakır. Bu, silahların menzilini artırmanın yanı sıra silahı temizlemeden daha uzun süre atış yapabilme olanağı sağlar - bu, yarı otomatik ve otomatik silahların geliştirilmesini mümkün kılmıştır.
Erken dönem dumanı olmayan barutlar biraz istikrarsızdı, ancak teknoloji ilerledikçe kara baruttan çok daha istikrarlı hale geldiler ve çok dikkatli bir şekilde ele alınmamaları gerekmektedir. Ayrıca yağmurlu hava tarafından etkilenmezler ve su altında bile tutuşabilirler.
Bununla birlikte, dumansız barut hakkında yanlış anlamalar olduğunu düşünüyoruz ve çalışmamıza daha derinlemesine girmeden önce bunları açıklığa kavuşturmalıyız. İlk olarak, isim yanıltıcıdır: dumanı olmayan barut aslında karabaruta göre göreceli olarak bu ismi almıştır. Biraz duman üretilir, ancak kara baruttan üretilen duman çok daha azdır. İkinci yanlış anlama, dumansız barut için tek bir formül olmadığıdır. Aslında, farklı kimyasallarla yapılmış çeşitli dumanı olmayan barut türleri vardır. Bu, kara barutun aksine, üç malzemenin her zaman karbon, kükürt ve potasyum nitrat olduğu (farklı oranlarda ve tane boyutlarında) farklıdır.
Konunun devamında , dumansız barut ailesindeki ilk gelişmeyi, pamuk barutunu inceleyeceğiz.
Dünya tarihinde bazı icatlar tesadüfler sonucu bulunmuştur. Örneğin Dr.Fleming mikropları ürettiği petri kabına küflü bir peynir parçası düşüp, bunun etrafında mikrop üremediğini gözlemesiyle tıp tarihinin en önemli icadı penisilin dediğimiz antibiyotiği buldu. Newton kafasına düşen elmadan değil, “Elma düşüyor ama, gökyüzündeki ay neden düşmüyor?” diye düşünmeye başlayarak evrensel çekim yasalarını buldu. Mikrodalga fırın, Raytheon Corporation'ın mühendislerinden Percy Spencer tarafından tesadüfen keşfedildi. Spencer, 1945 yılında bir radarda çalışırken elindeki çikolata çubuğunun eridiğini fark etti. Bu durum, mikrodalga enerjisinin yiyecekleri ısıtabileceğini gösterdi ve mikrodalga fırının temelini oluşturdu. Dumansız barutun icadının da böyle ilginç hikayesi var:
1832 yılında, Henri Braconnot adlı bir Fransız kimyager, nitrik asit ve ahşap liflerin karıştırılmasının çok patlayıcı bir madde üreteceğini keşfetti. Birkaç yıl sonra, 1838'de başka bir Fransız olan Theophile-Jules Pelouze, nitrik asit ile kağıt ve kartonu işleyerek patlayıcı malzemeler üretti. Ancak, her iki keşif de çok istikrarsızdı ve pratik patlayıcılar için kullanılamıyordu.
![[Resim: shonbein.webp]](https://i.ibb.co/bd8rYcy/shonbein.webp)
Daha pratik bir çözüm keşfetmek için İsviçreli kimyager Christian Schönbein'e kaldı. Patlayıcı pamuğun keşfi aslında bir kazanın sonucuydu.
Schönbein, İsviçre'nin Basel Üniversitesi'nde kimya profesörüydü. Eşi eve kimyasal deneyler yapmaması konusunda bir emir vermişti, ancak o her zaman onu dinlemezdi ve eşi yokken evde deneyler yapardı. 1845 yılında bir gün eşi bir süreliğine dışarı çıktığında, o mutfağa girdi ve nitrik asit ile sülfürik asidi karıştırdı. Dikkatsizce işlem yaparken, karışımı mutfak masasına döktü. Hızla eşinin pamuk önlüğünü alıp lekeyi silmeye başladı, sonra önlüğü sobanın üzerine asarak kurutuverdi, böylece eşi onun evde deneyler yaptığını, kendisi yokken fark etmeyecekti. Şaşkınlığına, önlük aniden tutuştu ve çok hızlı bir şekilde yanarak neredeyse hiç kül bırakmadı. Yaptığı şey, kazara nitroselüloz (silah pamuğu) yaratmaktı.
Onun kazara icat ettiği şeyin kimyasını anlayalım. Silah pamuğu (ve diğer nitro bileşiklerin) üretimi, malzemeyi (pamuk, odun lifleri, kağıt vb.) nitrik ve sülfürik asit karışımına batırarak nitrik asidin üzerinde belirli bir süre etki etmesine izin vermekten oluşur. Oluşan patlayıcı madde daha sonra asitlerden ayrılır ve asit izlerini kaybedene kadar yıkanır. Örneğin, silah pamuğu durumunda, aşağıdaki tepkime gerçekleşir:
C12H20O10 + 6HNO3 = C12H14O4(O.NO2)6 + 6H2O
Selüloz nitrik asit ile birleşerek nitroselüloz ve su (H2O) oluşturur. Yukarıdaki denklemde görüldüğü gibi, bu reaksiyon için sadece nitrik asit gerektiği gibi görünmektedir. Ancak, bu reaksiyonun diğer yan ürünlerinden biri su olduğunu ve bu suyun kalan nitrik asidi seyrelteceğini ve başka nitro bileşikler oluşturmasına neden olacağını unutmayın. İşte sülfürik asit devreye girer. Sülfürik asit, bu reaksiyon tarafından oluşturulan suyla ilgilenir ve aynı zamanda NO2 iyonlarını oluşturmak için bir katalizör görevi görür.
Schönbein'in orijinal yönteminde, üç birim sülfürik asiti birim nitrik asit ile ağırlıkça karıştırırdı. Ardından, porselen bir kabın içine yirmi ila otuz birim bu asit karışımını alır ve yaklaşık 10° ila 15° C sıcaklıkta bir saat boyunca bir parça pamuğa daldırırdı. Bundan sonra, sıvı dökülür ve barut pamuğu asitleri yok etmek için önce suyla ardından seyreltik potas çözeltisiyle iyice yıkanır. Daha sonra, önceki yıkamadan kaynaklanan tuzların çözünmesi için suyla tekrar yıkanır, ardından suyu çıkarmak için sıkılır, ardından %0,6'lık bir tuzruhu çözeltisine batırılır, tekrar sıkılır ve son olarak 65° C'de kurutulur. Daha sonra, Schönbein bu işlemi, nitrik ve sülfürik asitlerin eşit hacimlerinin karışımının 14 birimini her bir pamuk birimine kullanacak şekilde değiştirdi.
Barut, aynı hacimdeki siyah tozdan yaklaşık altı kat daha fazla gaz üretirken, çok daha az duman ve ısı üretir.
Şimdi reaksiyonu genel bir düzeyde inceledikten sonra, bir sonraki birkaç gönderide bu süreçte kullanılan bazı makinalara bakacağız.
Avusturya'daki gelişmeler doğal olarak birkaç Avrupa hükümetinin dikkatini çekti ve İngiltere'den, Austuryalıların açıklamaya istekli oldukları her şeyi öğrenmek üzere bir Yüzbaşı Young Avusturya'ya gönderildi. 1862 yılında, yeni patlayıcıların savaş amaçlı kullanımı üzerine bir araştırma yapmak üzere İngiliz Derneği tarafından bir komite atandı. Komite, 3 kimyagerden (önceden bahsedilen Dr. J.H. Gladstone, Profesör W.A. Miller ve Profesör Frankland) ve 6 mühendisten (William Fairbairn, J. Whitworth, James Nasmyth, J. Scott Russell, J. Anderson ve Sir W.G. Armstrong) oluşuyordu.
Eğer bazı isimlerin tanıdık geldiğini düşünüyorsanız, J. Whitworth, Whitworth tüfeğini icat eden beyefendi ve W.G. Armstrong, Armstrong topunu icat eden kişi olup daha sonra büyük bir silah, gemi yapımı, uçak ve mühendislik şirketi olan Armstrong, Whitworth & Co.'yu kurmuşlardır. James Nasmyth buhar çekiciyi icat etmekle tanınırken, John Scott Russell 40 yıl boyunca dünyanın en büyük gemisi olan Büyük Doğu buhar gemisini inşa eden bir mühendistir. Bu süperstar komite General Von Lenk ile görüştü ve 1863 yılında Newcastle'da bir rapor sundu. Aşağıda açıklanacak olan Von Lenk prosedürünün bazı ayrıntılarıyla birlikte:
![[Resim: von-lenk.webp]](https://i.ibb.co/jLn84v4/von-lenk.webp)
Barut pamuğunun imalatında, hedeflenen sonuç mümkün olduğunca yüksek oranda nitratlanmış bir ürün elde etmektir. Von Lenk, bunu sağlamak için birkaç prosedürün benimsenmesinin gerektiğini buldu ve bunlardan en önemlileri şunlar olarak belirlendi:
- Pamuk, asitlere batırılmadan önce temizlenmeli ve tamamen kurutulmalıdır.
- Kullanılan asitler mümkün olan en güçlü olanlardan olmalıdır.
- Pamuğun ilk batırılma ve kısmi dönüşümünden sonra taze ve güçlü bir asit karışımına batırılmalıdır. Batırma işlemi 48 saat boyunca devam ettirilmelidir.
- Siyah pamuk daha sonra tamamen arıtılmalı ve herhangi bir serbest asit izi giderilmelidir.
- Bunun için ürün birkaç hafta boyunca su akışında yıkanmış; sonrasında zayıf bir potasyum solüsyonu son yıkama olarak kullanılabilir, ancak bu zorunlu değildir.
Von Lenk prosedürüyle ilgili daha fazla ayrıntıyı bir sonraki yazımızda inceleyeceğiz.
|
|
|
|