Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 1,328
» Son Üye Florist
» Toplam Konular 952
» Toplam Yorumlar 6,001

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Şu anda 882 aktif kullanıcı var.
» (0 Üye - 878 Ziyaretçi)
Applebot, Baidu, Bing, Google

Son Yazılanlar
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
07-10-2026, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 204
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,780
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,626
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 486
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 953
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 249
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 388
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,238
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 487
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 534
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,953
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 289
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 299
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,960

 
Photo SAÇMA DİZİSİ ÖNEMLİ Mİ?
Yazar: Sabri - 08-03-2024, 21:12 - Forum: Av Tüfekleri - Yorum Yok

Av tüfekleri saçma atmak için tasarlanmış ateşli silahlardır. Saçmalar namluyu terk ettikten sonra davranışları ilginçtir. Gaussian bir dağılım gösterirler. Bu dağılım tüfeğin namlu çapı, saçmanın numarası, kullanılan şok ve mesafeye göre farklılıklar gösterir. Saçmalar yanlara doğru açılarak ilerlerken, hem hava direnci ile yavaşlamaya diğer yandan balistiği bozuk saçmalar geride kalmaya başlayarak bir saçma dizisi oluşturmaya başlarlar. Saçmalar hedefe ulaştığı zaman ise bıraktıkları ize pattern ya da saçma dağılımı diyoruz. Bunu aşağıdaki şekilde izleyebilirsiniz:

[Resim: sac-ma-dizisi.webp]

Saçma dizisine (shot string) ilk dikkat çeken 1920 yılında Binbaşı Sir Gerald Burrard oldu. Asistanının 40 mph hızla sürdüğü aracın yanına yerleştirilen çelik levhaya ateş ettiğinde saçmaların eliptik bir pattern oluştuğunu göstererek, saçmaların hedefe aynı hızda ulaşmadığını göstermiş oldu.

Bu deneyi daha sonra tekrarlayanlar oldu. Bob Brister 1976 da bastığı kitabında  karısına 40 mph hızla çektirdiği kağıda yaptığı atışın fotoğraflarını paylaştı:

[Resim: dizi-2.png]

Günümüzde ultra yavaş çekim kameraları görsel olarak saçma dizisini çok daha iyi gösterebilmektedir.  Saçma dağılımını hiç karşıdan görmemiştim. Blaser 99 tüfeğin reklam filminde trap plağı atışları ve saçmaların gelişi aşağıdaki bağlantıdaki videoda çok güzel gösterilmiş:

https://youtu.be/eIQZFe1N3uY

Joel Strictland, Surviving Duck Season YouTube kanalında yakın zamanda  ultra hızlı yavaş çekim kamerası ile  saçma dizisini detaylıca incelemiştir. "The Shot String" adlı bu videoyu YouTube'da bulabilirsiniz. Uzun video sevmeyenler için kısaltılmış ve önemli kısımları içeren videoyu aşağıda izleyebilirsiniz:



Bu videoda tapanın namludan sonraki 1-2 metre içinde açıldığı, 10 metre kadar nispeten toplu giderken mesafe arttıkça saçma dizisinin uzadığı gösterilmiş. Çelik saçmalar deforme olmadığı için geride kalan az olduğundan kısa bir saçma dizisi oluştururken, kısmen deforme olan kurşun, bizmut gibi saçmaların daha uzun bir saçma dizisi oluşturduğu gösterilmiş.

Şimdi soru şu: “Kısa saçma dizisi mi, uzun saçma dizisi mi avı veya trap plağını yakalamada başarılı?”

[Resim: sac-madizisi-3.webp]

Bazılarına göre hedefin geçiş sürecinde uzun saçma dizisinin hedefi bulma olasılığı yüksek, bazılarına göre ise kısa saçma dizisi daha çok saçma içerdiği için hedefi düşürmede daha başarılı. Bazılarına göre uygun önleme ile atıldığında saçma dizisinin hiç önemi yok.

Bu konuda yapılmış matematik hesaplamalar var. Bunlarla okuyucuyu yormak istemem. Bu hesaplamaların sonucu, saçmaların hedefe varıncaya kadar ördek veya kaz gibi hızlı uçan avların ancak 20-30 cm yol alacağı, daha hızlı trap plağının 60-70 cm kadar ilerleyeceği ortaya çıkıyor. Saçma dizisi içinde saçmaları %80 inin toplu gideceği gösterildiğine göre, yeterli önleme sağlandığında saçma dizisinin çok da önemi kalmıyor gibi görünüyor. Burada önemli olan yana dağılım (pattern). 

Arada hedefin geçeceği boşluklar olmadığı takdirde iyi bir atıcı hedefi mutlaka bulacaktır.

Özellikle kurşunun toksik etkileri dolayısıyla bazı ülkelerde çelik saçma kullanılmaya başlandı. Özgül ağırlığı kurşuna göre düşük olduğundan hedefe vardığındaki enerjisi düşük olduğundan hızı arttırma yönüne gidildi. Ancak yapılan çalışmalar 1425 fps (435 m/s) üzerindeki hızlarda hedefteki paternin bozulduğu, ayrıca yüksek ağırlıklı sıkılarda  geri tepmenin de atıcıyı rahatsız edecek düzeye çıktığını gösterdi. Günümüzde 1300-1400 fps hızları tercih edilmektedir.

Bu konuyu yazdır

  SW Model 66-19
Yazar: ceycey - 08-03-2024, 16:58 - Forum: Smith Wesson - Yorum (1)

Bir “Combat Magnum” revolveri eski usulde tanıtmak istiyorum. 
Smith Wesson Model 66:

[Resim: mz2omtf.jpg]

[Resim: 28sf1ug.jpg]
 
Model 66, 1970-2005 yılları arasında üretilmiştir. Ülkemizde en sık rastlanılan versiyonu
2.5 inç namlulu olanıdır. Yani namlu uzunluğu 6.35 cm.
 
Revolver, paslanmaz çelikten yapılmış olup,6 adet 3.57 magnum mermi kapasitelidir. Tabi 
aynı zamanda 38 Special mermi de atabilmektedir. Otoritelerce 38 Special mermi ile eğitim
yapıp, 357 magnum mermi  ile taşınması tavsiye edilmektedir.

[Resim: pm8u0pb.jpg]
 
K gövdeli olan tabanca, tek/çift hareketli tetik sistemine sahiptir.Çift hareketli tetik yolu 
uzun olup,tetik serttir.Tek hareketteki tetik çok hafif olup, neredeyse dokunmayla hareket 
etmektedir. Horoz, dolayısıyla tetik sertliği kabzanın ön ve alt tarafındaki vidayla ayarlanmaktadır.
 
Round Butt, yuvarlak kabza tabanlıdır. Kabza büyük olmadığından, rahatlıkla küçük elli ve
kısa parmaklı atıcılar tarafından kullanılabilir.
 
Top kapanınca ejektörü ejektör yuvasına girer. Seri numarası ve modeli ejektör yuvasının 
altına yazılmıştır.

[Resim: rq1w950.jpg]
 
Horoz ve tetik beyaz renkte ve krom kaplıdır. İğne klasik olarak horozdadır. Top açma 
manivelası, bütün modellerde olduğu gibi sol taraftadır.

Gezi ayarlı olup, ayrı bir parça halinde takılmaktadır. Üzerindeki arpacık ve gez takımı ile 
nişan almak kolaydır. Kabzanın arka tarafında kavramayı kolaylaştırmak ve elin kaymasını
önlemek amacıyla uzun çentikler açılmış.

[Resim: f1nht68.jpg]
 
Arpacığında turuncu renkte plastik bir parça vardır. Bu parça nişan alırken  kolaylık 
sağlamaktadır. Nişan hattı yüksekte olup, kaldırır kaldırmaz karşıyı göstermektedir.

[Resim: dt1jv15.jpg]
 
Tabancanın boş hali hali 942 gram.

[Resim: e6yb0rz.jpg]

Topa 6 adet Winchester 3.57 magnum mermi konulunca, tabancanın ağırlığı 1.042 gram oluyor.

[Resim: 1xjo4yi.jpg]

Namlusunun daha kısa olması nedeniyle, 66'nın etkili mesafesi 3 ve daha büyük inç namlulu
revolverlere göre daha kısa ve çıkış hızı daha düşüktür. Yine aynı nedenle  daha fazla geri 
tepmektedir. Tabancayla atış yaparken 38 Special ile 3.57 Magnum arasındaki güç ve blast 
farkını anlayabiliyorsunuz.

Yarı-otomatik tabanca kullanan atıcılar için revolverle ateş etmeye alışmak, zaman ve eğitim
gerektiriyor. Alışınca da tek hareketli o dokunmatik tetiği her tabancada arıyorsunuz. Özellikle
3.57 Magnum mermiyle kapalı mekanda ateş etmek, kulaklar için çok zararlı olabilir. Mutlaka 
kulaklık kullanmak lazım.

Ağır  ve namlusu çok uzun  olmadığından,  rahatlıkla taşıma amaçlı kullanılabilir. Beş yıl boyunca
taşıdığım revolver, bence kişisel savunma ve taşıma için idealdir.  Ayarlı gezinin kılıfa takılma 
olasılığı bulunduğundan, revolverin takılmayı önleyecek kaliteli bir kılıfla taşınması gerekir.

Saygılarımla

Bu konuyu yazdır

  Gazi Tabanca
Yazar: Osman Ortaç - 08-03-2024, 10:56 - Forum: Galeri - Yorum (1)

Operasyon sırasında AK 47 mermisini durdurarak Özel Harekatçı kardeşimizi şehit olmaktan kurtaran tabanca ve şarjör.
Fotoğrafı Sarsılmaz Fabrika Müzesinde çektim.

[Resim: 20161230-140810.jpg]

Bu konuyu yazdır

  ÇİFT NAMLULULAR
Yazar: Sabri - 08-03-2024, 09:04 - Forum: Av Tüfekleri - Yorum Yok

İngiliz İngilizcesi ile Amerikan İngilizcesi arasında lehçe farklılıkları olduğunu biliyoruz. Bir İngiliz’e “Gun” (Silah) dediğiniz zaman aklına tek bir şey gelir: “Yivsiz av tüfeği”.  Yivsiz av tüfeğinde de aklına gelen şey çiftedir.

Bilinen en eski çift namlulu av tüfeği 17. yüzyılın başlarında İspanya'da yapılmıştır. 1700'lü yılların sonlarına doğru, çift namlulu av tüfeği Avrupa'daki avcılar ve atıcılar arasında popüler hale geldi, özellikle de İngiltere'de, burada avlanma için kullanıldı. 1800'lü yılların başlarında, Amerikan silah imalatçıları çift namlulu av tüfekleri üretmeye başladılar ve bu silahlar hızla batıdaki yerleşimciler, avcılar ve vahşi batıdaki insanlar arasında popüler hale geldi. Bu tüfekler genellikle kuş ve küçük kara  hayvanları avcılığı için kullanıldı, ayrıca öz savunma amaçlı da kullanıldı.
Çifte, süperpoze ye göre tarihi daha eski bir silahtır. Çifte 1875’den itibaren arabacı tüfeği (Coach-gun) olarak vahşi batıda posta arabalarında savunma amaçlı kullanılmaya başlansa da avcılıkta önemli bir yer bulmuştur..

Üst alt namlulu av tüfeği (süperpoze), ilk olarak 19. yüzyılın sonlarında kullanılmaya başlandı. İngiliz tüfek yapımı uzmanı James Woodward, 1875 yılında bu tür bir tüfek yaparak ilk patentini aldı. Bu tüfek, bir üst ve bir alt namludan oluşuyordu ve yandan yüklemeliydi. Günümüzdeki şekliyle Süperpoze tüfeğin ortaya çıkışı John Browning ile 20. Yüzyıl başlarıdır

Çift namlulu yivsiz tüfeklerin en büyük avantajı, namluların her birine ayrı mesafelere ayarlanmış şokların takılabiliyor olmasıdır. Bu avantajı dışında yapı olarak ayni namlu uzunluğundaki yarı-otomatik ve pompalılara göre daha kısa boyu, daha kolay hedef takibi ve önleme yapması ve daha dengeli, ele iyi oturan bir silah olmasıdır

Diğer bir avantajı da Pompalı tüfeğe göre ikinci hedefe daha kolay odaklanması, daha seri atış yapması, yarı-otomatiklere göre tutukluk açısından çok daha güvenilir olmasıdır.

Çifte omuzlandığı zaman iki namlu arasındaki şeritten çok daha geniş açıdan hedefi izlemek, hatta iki göz açık atış yapmak tek namluya göre daha kolaydır.  Düşük profili nedeniyle sert rüzgarda bile süperpoze tüfeğe göre daha rahat çevirme ve önleme imkanı tanır. Geniş bakış açısının oluşu yükseklik tayininde de tek namluya göre avantaj sağlamaktadır.

Çifte de biraz alt vurma özelliği vardır ama, hedefte iki namlu isabeti arasında çok büyük bir fark olmaz. Süperpozede üst vurma eğilimi vardır ve üst namlu alt namluya göre 5-10 cm daha üst vurma eğilimindedir. Çiftede de atış yapılan namlu tarafına hafif bir çekme vardır ama hedefe kolay odaklandığından ardından yapılan atışta hedefte çok sapma olmaz. Uçar avlarında çifte isabet açısından üstünlüğü tartışılmaz bir yivsiz tüfek türüdür. Çift namlulu tüfeklerde iki namlu biri birine paralel değildir. Vuruş noktaları (POİ) 40 yarda (36,5 m) da kesişir.
Seneler senesi atış yarışmalarında şampiyonlar çifte kullanmışlar ama 50 li yıllardan sonra atış yarışmalarında daha düz ve keskin atış hattı sunması nedeniyle süperpoze yarışmaların tek seçimi olmuştur.

Çiftenin geri tepmesi, dipçik açısı daha az olan süperpozeye göre açısal moment farkı nedeniyle nispeten daha azdır.
İngiliz İngilizcesinde “Best Gun” (En iyi silah) denildiğinde anlaşılan tek şey çiftedir. Bunun nedeni önemli firmaların özellikli işlemeleri nedeniyle bazı çiftelerin servet denilecek değerlere satılıyor olmasıdır. İyi bir çifte her zaman pompalı veya yarı-otomatik tüfekten daha pahalıdır.

[Resim: ekran-resmi-2023-03-19-08-53-01.webp]

Kırma tüfekler (8 veya oo) dolu olup olmadığı en kolay denetlenebilir tüfeklerdir. Kırma çift namlulu tüfekler, pompalı veya yarı-otomatiklere göre kırıp, kapatıp daha hızlı atışa hazır hale getirilebilir.

Çifte zaten yukarıda yazdığım gibi (Coach gun = Arabacı tüfeği) ilk önce savunma amacı düşünülerek imal edilmiş bir tüfektir.

  • Çok basit yapısı nedeniyle ev ahalisinden her biri tarafından çok basitçe atışa hazırlanabilir
  • Fişekten kaynaklanmıyorsa tutukluk ihtimali pompalı ve yarı-otomatiklere göre çok çok düşüktür
  • Geniş görüş açısıyla nişan alması, hedef takibi kolaydır, pompalı gibi iki atış arasında hedeften sapma riski pek yoktur
  • İki fişeği art arda pompalı hatta yarı-otomatikten seri olarak atabilir
  • Savunma amaçlı iri saçma kullanıldığında şokları nedeniyle daha etkin kullanılabilir
  • Süperpoze ’de alt namluya fişek sürme tam kırılmaz ise stres altında sorun yaşanabilir
  • Deneyimli bir atıcı, çifteyi müteakip atışa çok seri hazırlayabilir

Elbette ev savunmasında en iyi silah ulaşa bildiğiniz silahtır. Çifte bir muharebe silahı (Combat Shotgun) değildir. Ancak seçenekleriniz arasında çifte varsa diğer seçeneklere göre üstünlükleri de olan, caydırıcı ve tercih edilesi bir silahtır.
Artık bu çağda çifte ev savunmasında kullanılmayacak bir silahtır görüşüne katılmıyorum. Modernize edilmiş şekillerinin yakın zamanlarda oldukça rağbet gördüğünü de söyleyebilirim.

Çifte çok değişkeni olan bir yivsiz tüfektir. Kundak şekilleri değişkendir. Daha düz yapıya sahip rahat kavrama sağlayan İngiliz kundak, yarı tabanca kavrama, tabanca kavrama gibi tutuş farklılıkları gösterir. Üst alt çiftelerde yanak dayanan kabza kısmı değişik yükseklik türleri mevcuttur.
Çift namlulu tüfekler ilk başlarda her iki namluya ayrı tetik olmak üzere çift tetikliydi. Öndeki yan yana çiftelerde ilk ateşlenen sol namluya, gerideki tetik sağ namluya kumanda ederdi. Daha sonraları tek tetik ve bunun sağ veya sol namluyu önce ateşlemeyi ayarlamak için selektör (namlu seçici) eklendi.

Namludaki fişek ateşlendikten sonra çıkartmayı kolaylaştırmak için ekstraktör (çıkartıcı) veya ejektör (fırlatıcı) sistemler kullanılır. Ekstraktör fişeği namludan biraz geri çekip tutmayı kolaylaştırırken, ejektör geriye doğru fırlatır. Tüfek açılırken dikkat edilmezse göz yaralanmasına sebep olabilir.

[Resim: imageedit-74-2597613564.png]

60’lı yıllara kadar trap ve skeet yarışmalarında yan yana çifte kullanılırken yerini üst-alt çifteye (süperpoze) bıraktı. Nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
  • Süperpozeler daha serttir ve ateşlendiğinde daha az esner, bu da ilk atışınızdan daha hızlı ve daha doğru bir ikinci atış yapmanıza olanak tanır.
  • Daha ağır olduklarından geri tepmeyi daha iyi yönetirler, bu da onları daha rahat bir şekilde ateşlemeyi sağlar.
  • İlk atışta önce alt namlu ateşlendiği için yan yana çifteye göre namlu şahlanması azdır. Bu nedenle mükerrer atışta hedef bulma daha kolaydır.
  • Süperpozelerin  çifteye göre daha uzun el kundakları ve tabanca kavrama kabzaları sayesinde daha kolay kontrol edilirler, bu da silahı daha yönlendirilebilir hale getirir.
  • Tek bir görüş düzlemine sahiptirler, hedefi ve çevreyi daha az örterler.


Ancak, yan-yana namlulu tüfeklerin de özellikle uçar avı için avantajları vardır:
  • Geniş bir görüş düzlemine sahiptirler, bu da özellikle yükselen hedefler gibi bazı durumlarda iyi bir referans noktası sağlar.
  • Genellikle daha hafiftirler, bu da bütün gün taşımak için daha kolaydır ve ateş etmek için omuza hızlıca getirilirler.
  • Uçar avı için yan-yana tüfekler daha iyi bir şekilde yönlendirilirler. Yan-yana namlulu tüfekler genellikle üst-alt çifteden daha hafif olmaları nedeniyle ellerinizde daha canlı hissettirirler, bu da onları omuza daha hızlı bir şekilde yerleştirmenizi ve hızlı bir şekilde ateşlemenizi kolaylaştırır.
  • Rüzgarlı havalarda hedefi izlemek ve önleme yapmak süperpozeye göre daha rahattır


Öyleyse, çifte mi, süperpoze mi  daha iyidir? Bu, atıcının tercihlerine ve ihtiyaçlarına bağlıdır. Her iki tüfek türünün de artıları ve eksileri vardır ve en iyi seçim kişiden kişiye ve durumdan duruma değişecektir.

Bu konuyu yazdır

  HS 2000 vs Glock 19 Gen3
Yazar: ceycey - 07-03-2024, 20:31 - Forum: Silah Karşılaştırmaları - Yorum (2)

 Sn.Lupus'un 17.8.2008 tarihli yazısı : (Resimler silinmiş, ben bir kaç tane ekledim)

HS/XD vs GlOCK:
HS / XD vs GLOCK
Pek çok arkadaşımızın sık sık sorduğu bazı soruları biraz daha ayrıntılı cevaplamak için, böyle bir konu başlığının oldukça faydalı olacağını düşündüm. MKEK'nin en çok getirip dağıttığı Glock modeli olan G19 ile HS2000 arasındaki farkları ve her ikisinin de kendilerine göre tercih edilme nedenlerini elimden geldiği kadar sıralamaya çalışacağım.

[Resim: HS2000-2.jpg]

[Resim: ti65uqt.jpg]


HS 2000 Boyutları ; Boy 180.7 x Yükseklik 139 x Genişlik 32.6 mm dir. Boş ağırlığı 698 gramdır.
Glock 19 Boyutları ; Boy 174.0 x Yükseklik 127 x Genişlik 30.0 mm dir. Boş ağırlığı 595 gramdır.

Genel boyutlar olarak, G19 daha derli toplu bir silahdır.
HS'nin özellikle kabze yüksekliği bir CZ75 / Jericho kadardır.
Özellikle taşıma amaçlı silahlarda, kabze yüksekliği 135 mm'nin üzerine çıktığında, ciddi bir sorun olmaya başlıyor. BHP ve Glock'un 127 mm civarı olan kabze yüksekliği ile, P226, CZ 75, Cougar gibi silahların 140 mm civarı olan kabze yüksekliklerini karşılaştırdığınızda, aradaki farkı çok daha rahat anlayabilirsiniz.

Glock kabzesi parmak izli olup, bazı kişilerce kavramayı arttırdığı için tercih edilirken, bazı kişiler parmak et kalınlığına ve şekline uyumsuz olduğu için bunu tercih etmemektedir. ABD'de sırf bu nedenle ikinci nesil Glock'ları tercih eden, yada yeni nesil Glock'lardaki bu parmak izlerini tıraşlatan çoktur.

Her iki silahın da kabze yan taraflarında, baş parmak dayama ve kavrama olukları vardır. Bunların pratik geçerliliği tartışmalı olmakla beraber, bazı atıcılar, özellikle tek elle yapılan atışlarda, başparmağı buraya dayamayı tercih etmektedir.

Ülkemizde çok anlamlı olmamakla beraber, her iki silahta da, '' picatiny '' aparat takma olukları mevcuttur.

HS 'de şarjör mandalı her iki yandan da manipüle edilecek şekildeyken, Glock'da bu özellik yoktur.
Bu, solakların ya da her iki elle atış yapmayı tercih edenlerin göz önünde bulundurabilecekleri ve tercih nedeni olabilecek bir özelliktir.
HS 'de metal şarjör mandalı varken, Glock'da polimerdir.
HS'de metal şarjör mandalı, metal şarjörü yakalar ve sabitlerken, Glock'da bu işlemler polimer yüzeylerde yapılmaktadır.

Glock sökme mandalı her iki yana uzanan dişli çıkıntıları ile, aşağı çekilerek manipüle edilir.
Bu mandal aynı zamanda namlu ve kızak takımını kilitleyen parçanın uzantısıdır.
Altındaki yaprak bir yay ile gerimi sağlanmaktadır.
Glock'un en çok kırılan parçalarından birisi öncelikle bu yaprak yay, müteakiben de mandaldır.

HS sökme ve kilitleme mandalı, SigSauer'lerdeki ile aynıdır.
Zaten namlu kilit noktaları da neredeyse aynı klasik P serilerindeki gibidir.
Aynı Sig'ler gibi sadece kızak geriye kilitlenip, fişek yatağı açıkken manipüle edilebilir.
Tek farkı HS mandalının yukarı doğru, kızak içindeki bir yatakta dönmesidir.
HS'nin bu özelliği Glock'a karşı ciddi bir güvenlik artısı sağlamaktadır.

Her ikisi de tetik düşürülerek sökülebilen tabancalarda, kullanıcıyı fişek yatağını açmaya zorlayarak sökülenin ciddi bir güvenlik artısı vardır. Kişisel görüşüm Glock kilit ve sökme sisteminin daha basit, HS'nin gerek kilitleme sisteminin, gerekse de sökme takma metodunun daha sıhhatli olduğu yönündedir.

Glock tetiği tamamen polimer iken, HS'nin tüm tetik parçaları metaldir.
Bu çok anlamlı olmamakla beraber bazı atıcılar tarafından HS'nin diğer bir tercih nedenidir.
Eğer istenirse Glock için de metal aftermarket tetik bulunabilmektedir.
HS tetiğinin sağma ve kurulma mesafeleri daha uzundur.
Seri atışlarda Glock tetiği daha hızlı kullanılabildiğinden tercih nedenidir.

HS nişangahları metal olup, yatakları SigSauer'lerle birebir aynıdır.
SigSauer için üretilmiş nişangahların yükseklikleri uyumlu olmak kaydı ile, rahatlıkla HS'de kullanabilirsiniz. SigSauer'ler için üretilmiş her türlü ayarlı gez takımını da rahatlıkla kullanabilirsiniz.
HS nin arpacığı da yandan geçme tiptedir.
Standard Glock nişangahları plastik olup, sadece gece tipi nişangahları metaldir.
Glock arpacığı kızak içinden ince bir plastik çakma ile sabitlenen punto geçme bir arpacıktır.

HS kızağında hem önde, hem de arkada kurma ve manipülasyon kertikleri varken, Glock'da sadece arkada vardır.

HS'de fişek yatağı durum göstergesi varken, Glock'da yoktur.
Bunun da ne kadar kullanışlı ve gerekli bir özellik olduğu her zaman tartışıla gelmiştir. Bazı otörler bu tür aparatların çalışma sıhhatini tehlikeye atmaktan başka bir işe yaramayacağını iddia etmekle beraber, şimdiye kadar bu parça ile ilgili herhangi bir sorun duymadım. Ama herhalde ben bir HS yada SP2022 alacak olsam ilk yapacağım şeylerden birisi bu parçaları sökmek olurdu herhalde, çünkü bunları gözün içine giren estetik düşmanları olarak gören birisiyim.

HS de iğne kurulu iken arkadan görülebilir ve hissedilebilirken, Glock iğnesinin konumu dışarıdan göremezsiniz. Glock'da tetiğin konumu bu konuda ip ucu olarak kullanılabilir. Eğer tetik ileride ise, iğne kurulu pozisyondadır. Tetik geride kalmış ise iğne boştadır.

HS iğne kilidi kızak arkasında ve tırnaktan bağımsız olarak çalışan bir parça iken, Glock'da kızak ön kısmında ve iğne ile iç içe çalışan bir parçadır. HS'de iğne kilidi ayrı bir pimle yerine sabitlenirken, Glock'da tırnakla beraber geçme olarak yerinde durmaktadır.

Glock tırnak yatağı dışarıdan olup, tırnak arkadan bastıran bir germe yayı ile çalışırken, HS'de aynı SigPro ve SP2022'deki gibi gizli, ancak kızağı söktüğünüzde tamamen açıkta kalan bir yaprak yay şeklinde tırnak vardır.
HS tırnağının tam söküm yapılmadan temizlenebilmesi artı bir özelliktir.

Glock iğne ve tırnak takımı sökümü için sadece arka plakanın çıkarılması yeterli iken, HS iğnesinin sökülmesi için sabitleme piminin çekiçlenerek sökülmesi gerekmektedir. Glock'un pek çok silaha olan en büyük avantajlarından birisi, kızak takımının hiç bir alete, özellikle de çekiçe gerek duyulmadan sökülebilmesidir.

HS iğnesinde, önde bir geri itme yayı varken, Glock'da yoktur.
Glock iğnesi kuru tetik düşürdüğünüzde önde kalırken, HS de ise geri çekilmektedir.
HS iğnesinin bu özelliği daha ziyade Walther'e benzemektedir.
İğne yayı ise Glock'daki gibi iki plastik kafa ile sabitlenmez.
HS iğnesinin yayı arkadan içine girer, aynı eski iğneli Mauser, Browning, ya da yeni Steyr iğneleri gibidir.
HS iğnesinde ayrıca bir durum gösterme pimi de vardır.
HS iğnesi, gövdedeki klasik horoz tulumbası benzeri bir ayakla ve bu ayağı emniyete alan ayrı bir kabze emniyeti ile kombine çalışırken, Glock'da tüm bu işler tetik kolu üzerindeki bir tabla aracılığı yapılmaktadır.
Glock'da tetik kolu ve bunun bir parçası olan tablanın iğneden ayrılmasını ise gövde arkasındaki, yaprak yay şeklindeki '' connector '' idare etmektedir.

HS'deki kabze emniyeti bazı otörlerce tercih nedeni iken, bazılarına göre de gereksiz bir ayrıntıdır.

HS' de tetik kolu irtibat kesme işlemi, tetik kolu üzerindeki bir mahmuz aracılığı ile yapılmaktadır.
İğne kilidi açma işlemini de, aynı SigSauer'lerdeki gibi ayrı bir manivela yapmaktadır.
Glock'da iğne bloğunu açma işini tetik kolu üzerindeki bir mahmuz yaparken, tetik kolu irtibat kesme işlemi, connector'ü içeriye doğru iten bir kızak çıkıntısının yardımı ile yapılmaktadır, dolayısı ile connector devre dışı kalınca, irtibat da kesilmektedir.


Aşağıdaki şemada sarı A harfi iğne kurma uzantısı, diğer sarı çizgi de bu uzantının, iğne tam kurulu olduğu andaki pozisyonunu gösterir. Kırmızı B harfi iğneyi yakalayan klasik horoz tulumbasıdır. Kırmızı D iğne bloğu, kırmızı C ise onu açan maniveladır. Biraz ileride de SP2022 'deki gibi dizayn edilmiş tırnak görülüyor. Tetik kolu üzerindeki mahmuz ise irtibat kesicidir. Aynı parçanın kızaktaki karşılığında da SigSauer benzeri irtibat kesici çalışma yatağını görüyorsunuz. Şarjör yatağının derinliğinde de metal şarjör mandalını görüyorsunuz.
HS'de ön gövde rayları, kilit bloğu ile yekpare olup, oldukça kalın ve uzundur.
Arka gövde rayları ise polimer gövde ile yekpare birer gövde uzantısı olan polimer oluklardır.

Bazılarınızın aklına hemen dayanım ile ilgili sorular gelebilir, ancak HS'de yükün neredeyse tamamı ön raylarca taşındığından, arka raylara sadece yönlendirme işi düşmektedir. Kaldıki şimdiye kadar bunlarla ilgili herhangi bir sorun okumadım.
Glock ön ve arka kızak raylarının her ikisi de gövdeye eritilmiştir.

HS kovan fırlatıcısı BHP ve klasik SigSauer P serileri gibi yerleşmiş, sökülüp takılabilir ayrı bir parça iken, Glock kovan fırlatıcısı gövde içine çakılmış, sabit bir parçadır. Glock'da bu parçanın kırılması komple gövde revizyonu gerektirirken, HS'de ise sadece parça değişimi gerekmektedir. Bu ayrıntı da bence HS'nin en güzel özelliklerinden birisidir.

Glock namlusu heksagonal yapıda poligon profilli namlu iken, HS namlusu klasik yiv setli bir namludur.
HS namlusu da, Avusturya'nın müsabaka tüfekleri için namlu üretmesi ile meşhur Böhler firması tarafından üretilmektedir.


Glock icra yayı, tek parça yassı yay iken, HS de iki parça teleskopik geçme konvansiyonel yay sistemi vardır.
Her iki silahın yayları sahra sökümü esnasında, icra yayına monte bir şekilde, tek parça olarak kalmaktadır.
HS icra yayı sistemi, HK benzeri bir tamponlama işlevi de görmektedir, bence bu polimer bir silahda önemli bir artıdır.

Arkadaşlar tüm bunları göz önüne aldıktan sonra, önemli bir tercih faktörü de her iki silahın ikinci el değer ve piyasasıdır. Bu konuda Glock'un rakipsizliği tartışmasızdır. Ama HS de az paraya çok silah avantajı ile değerlendirilebilecek iyi bir alternatif konumundadır.

Saygılar.

Bu konuyu yazdır

  Safir 410 cal. Yivsiz Tüfek
Yazar: Osman Ortaç - 07-03-2024, 14:05 - Forum: Diğerleri - Yorum Yok

AR 15/ M16 (gaz kurma prensibi hariç) sistemi ile çalışan ilk örnek, sürekli sorun çıkartan ama yaptığım değişikliklerden sonra sağlıklı çalışan tüfeğim.

[Resim: Safir410cal.jpg]

Bu konuyu yazdır

  Ruhsat Verilmesine Engel Durumlar
Yazar: ceycey - 06-03-2024, 18:49 - Forum: Hukuk Bölümü/Ruhsat İşlemleri - Yorum (4)

Silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller 6136 Sayılı Kanun'un çeşitli maddelerinde belirtilmiştir:

Madde 6-
Bu Kanun kapsamına giren silahlar için verilen taşıma ve bulundurma ruhsatları yenileme harcı alınmak şartı ile beş yıl için geçerlidir. Ruhsatların veriliş sebeplerinin ortadan kalkması halinde ruhsat sahibi durumu ruhsatı veren makama altı ay içinde bildirmekle yükümlüdür. Aksine hareket edenler ile süresi dolduğu halde altı ay içerisinde ruhsatını yeniletmeyenlerin ruhsatları iptal edilir. Ancak, gerekli şartları haiz olan kişilere üçbin Türk Lirası idari para cezası ödemeleri kaydıyla tekrar ruhsat verilebilir. Bu fıkra hükmüne göre idari para cezası vermeye mülki amir yetkilidir.

Madde 7-
.......... 726/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlara affa uğramış olsalar bile ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez. Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe ve haklarında yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar verilmedikçe, ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez.

8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında haklarında tedbir kararı verilenlere tedbir kararı süresince ateşli silahları taşıma ve bulundurma izni verilmez, varsa ruhsat verilmesine ve yenilemesine ilişkin işlemler bekletilir. Bunların ruhsata bağlanmış silahları ise tedbir kararı kalkıncaya kadar genel kolluk kuvvetleri tarafından muhafaza altına alınır.

Madde 9 - 
Ateşli silah taşımak müsaadesini haiz olanlar, bu silahları resmi ruhsatı haiz bulunanlardan başkasına satamayacakları gibi muvakkaten de olsa başkalarına veremezler.
Silah bulundurma ve taşıma ruhsatını haiz olan kimsenin bu silahla suç işlemesi veya silahın muhafazasındaki ihmal ve kusurlu neticesi başkaları tarafından bir suç işlenmesi veya intihar ve intihara teşebbüs edilmesi hallerinde silah vesikası geriye alınır ve bir daha silah bulundurma ve taşıma izni verilmez.


Aynı konuda  91/1779 Sayılı Yönetmelik'te 16.maddede hüküm var:

Madde 16 -
"Aşağıda belirtilen kişilere ikinci fıkradaki hükümler saklı kalmak kaydıyla ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez ve verilmiş ruhsatlar iptal edilir.
a) Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkum olanlara.
b) Ruhsatlı silahıyla suç işleyenlere veya silahın muhafazasındaki ihmali ya da kusuru neticesi başkaları tarafından bir suç işlenmesine veya intihar ya da intihara teşebbüs edilmesine neden olanlara.
c) Taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hapis cezasına mahkum olanlara.
d) Zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, her türlü kaçakçılık, bilişim alanındaki suçlar, ihaleye fesat karıştırma, yağma, uyuşturucu, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesinin ikinci fıkrası hariç olmak üzere suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme ya da üye olma, insan ticareti, organ ve doku ticareti, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme veya patlayıcı madde kullanma, fuhuş, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, kasten öldürme, silahla kasten yaralama veya çocukların cinsel istismarı suçlarından en az birinden dolayı mahkum olanlara.
e) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlara.
f) Taksirle veya basın ve yayın yoluyla işlenenler hariç olmak üzere değişik zamanlarda işlediği aynı veya farklı türden ikiden fazla suçtan dolayı mahkum olanlara.
g) Ruhsatlı silahını geçici de olsa başkalarına verdikleri için mahkum olanlara.
h) Kanunun 4 üncü maddesinde yazılı silahlardan birini kullanmak suretiyle suç işleyen ve bu suçtan dolayı mahkum olanlara.
ı) Ruhsatların veriliş nedenleri ortadan kalktığı halde durumu ruhsatı veren makama altı ay içinde bildirmeyen ruhsat sahiplerine.
i) Spor maksatlı olarak spor federasyonlarının demirbaşına kayıtlı silahları amacı dışında kullananlara.
j) Mahkeme kararı ile veya haklarında verilen mahkumiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılanlara, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 6413 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ayırma işlemine tabi tutulanlara, 3269 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 3466 sayılı Kanunun mülga 15 inci maddesi uyarınca disiplinsizlik ya da ahlaki durum sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanlara, 3269 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız görülenler ile 3466 sayılı Kanunun 13 üncü ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri kesilenlere veya 1402 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler ile disiplin kurulları ya da mahkeme kararıyla veya kanuni düzenleme ile meslekten ya da Devlet memurluğundan çıkarılanlara veya haklarında verilen mahkumiyet kararı sonucu memuriyetle ilişiği kesilenlere ya da milli güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle kamu görevinden çıkarılanlara.
k) Kısıtlı olanlar ile kamu hizmetinden yasaklılara.
l) Psikolojik, nörolojik ve fiziki rahatsızlıkları olanlara.
m) Yirmibir yaşını bitirmemiş olanlara.
n) 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında haklarında tedbir kararı verilenlere tedbir kararı süresince.
 Birinci fıkranın (e) bendi kapsamına girenlere affa uğramış olsalar bile ateşli silahlar ile mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez. Aynı fıkranın (a), (b), ©, (d), (f,) (g), (h) ve (i) bentleri kapsamına girenler için yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alması ve mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmesi halinde silah taşıma veya bulundurma ruhsat işlemleri yapılabilir. Aynı fıkranın (ı) bendi kapsamına girenlere Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirlenen idari para cezasını ödemeleri kaydıyla tekrar ruhsat verilebilir. Bu fıkra hükmü, suç olmaktan çıkan bir fiil nedeniyle hüküm giymiş olanlar hakkında uygulanmaz.
Kanunun ek 1 inci maddesinde silahla girilmesi yasaklanan yerlere silahla giren veya buralarda silah taşıyan kişilerin silah ruhsatları bulundurmaya çevrilir. Ön ödeme veya mahkumiyet kararındaki adli para cezasının infaz edildiği veya düştüğü tarihten itibaren beş yıllık süre geçmediği takdirde, bu kişilere taşıma ruhsatı verilmez.
 Birinci fıkranın (a), (b), (d), (e) ve (h) bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında kovuşturma yapılan kişiye kovuşturma sonuçlanıncaya kadar, milli güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle görevden uzaklaştırılan kişiye ise tekrar göreve iade edilinceye kadar silah ruhsatı verilmesine ve yenilenmesine ilişkin işlemler bekletilir ve silah ilgili birimce emanete alınır. Ayrıca aynı fıkranın (n) bendinde belirtilen 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında haklarında tedbir kararı verilenlerin varsa ruhsat verilmesine ve yenilemesine ilişkin işlemleri bekletilir. Bunların ruhsata bağlanmış silahları ise tedbir kararı kalkıncaya kadar emanette tutulur.
Bu maddede belirtilen mahkumiyet, kesinleşmiş mahkumiyettir.
Mahkemelerce verilen hapis cezaları, adli para cezasına çevrilmiş olsa dahi bu maddenin uygulanmasında hapis cezası esas alınır."

Bu konuyu yazdır

  SİLAH EĞİTİMİ ve GÜVENLİĞİ
Yazar: Sabri - 06-03-2024, 17:19 - Forum: Taktik ve Eğitim - Yorum Yok

Değerli Forumdaşlarım,

Ülkemizde resmi kurumlar ve özel güvenlik kurumları dışında silah eğitimi veren kurumlar maalesef yok. ABD de NRA (National Rifle Association) sivillere silah eğitimi ve güvenlik eğitimi veren önemli bir kuruluştur. Bizde siviller, ya askerlik yaparken öğrendiği kısıtlı bilgiler, ya da arkadaş çevrelerinde silah ile ilgili doğru/yanlış bilgilerle bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Basına yansıyan haberlerde birçok silah kazası haberi okumak mümkün. Bu da genellikle silah güvenliği konusundaki bilgilerin ya olmaması ya da eksikliğinden kaynaklı.

Silah eğitimi, silahların güvenli ve etkili bir şekilde kullanılmasını öğreten bir süreçtir. Bu eğitim, silahların nasıl kullanılacağı, bakımı, doğru nişan alma ve ateş etme tekniklerini içerir. Ancak, silah eğitimi hukuki düzenlemelere tabi olan ve çoğunlukla yetkilendirilmiş kişiler tarafından verilen bir eğitimdir. Silah eğitimi genellikle askeri personel, güvenlik görevlileri, polis teşkilatları ve yasal silah sahipleri gibi belirli gruplar için önemlidir.
Silah eğitimi aşağıdaki temel konuları kapsayabilir:

  1. Güvenlik Bilinci: Silahın potansiyel tehlikeleri ve güvenli kullanımı hakkında bilgi sağlanır. Silahın nasıl taşınması, depolanması, kilidinin nasıl kullanılacağı ve yetkisiz kişilerin erişiminden nasıl korunacağı gibi konular ele alınır.
  2. Temel Silah Bilgisi: Farklı silah tipleri, çalışma prensipleri ve parçaları hakkında bilgi verilir. Örneğin, tabanca veya tüfek gibi silahların nasıl yükleneceği, boşaltılacağı ve temizleneceği gibi konular ele alınır.
  3. Nişan Alma ve Atış Teknikleri: Silahın doğru bir şekilde nişan alınması, tetik mekanizmasının kullanılması ve atışın gerçekleştirilmesi öğretilir. Ayrıca, nefes kontrolü, göz hizası, duruş ve atış pozisyonları gibi faktörlerin önemi vurgulanır.
  4. Ateş Kontrolü ve Hedef Tanıma: Silahın etkili bir şekilde kullanılması için atışların nasıl kontrol edileceği, ardışık atışların nasıl yapılacağı ve hedefin doğru bir şekilde tanımlanması üzerinde durulur. Hedef tanıma, doğru hedefi belirleme ve gereksiz riskleri önleme becerisini içerir.
  5. Taktiksel Uygulamalar: Bu kısım, belirli durum ve senaryolar altında silah kullanımının nasıl yönetileceğini içerir. Örneğin, bir odada arama yaparken veya saldırı altındayken nasıl hareket edileceği gibi durumlar üzerinde eğitim yapılır.

Silah eğitimi, güvenlik, disiplin ve sorumluluk ilkelerine dayanır. Eğitim alan kişilerin silahlarını yasalara ve yetkilendirilmiş kurallara uygun bir şekilde kullanmaları önemlidir. Ayrıca, silah eğitimi almak isteyenlerin yerel yasal düzenlemelere ve yetkilendirme gereksinimlerine uygun hareket etmeleri önemlidir.

Silah güvenliği en önemli konulardan biridir. Öncelikle aşağıdaki resimde görülen 4 kural en önemlileridir:

[Resim: Silah-gu-venlig-i.webp]

Silahın %100 boş olduğunu bilseniz bile, elinizdeki silaha her zaman dolu gibi davranmalısınız. Halk arasındaki “şeytan doldurur” deyimi bunu gayet güzel ifade etmektedir.

Bu kuralları detaylandırmak mümkün:

Silah güvenliği için 12 altın kural:

  1. Silah (boş olduğunu bilseniz bile) her zaman dolu olduğu düşünülerek ele alınmalıdır
  2. Silah her zaman güvenli bir yöne doğru tutulmalıdır
  3. Ateş etmeye hazır oluncaya kadar parmak tetiğe uzanmamalıdır
  4. Kullanmadığınız zaman silah boş tutulmalıdır
  5. Silah ateş etmek istemediğiniz bir yöne asla doğrultulmamalıdır
  6. Hedefinizden ve hedefin arkasındakilerden mutlaka emin olmanız gerekir
  7. Kullandığınız silahın nitelikleri ve mekanik özellikleri konusunda mutlaka bilgi sahibi olunuz
  8. Daima silahınıza uygun mühimmat kullanınız
  9. Yükleme ve ateşlemeden önce namluda tıkanıklık olmadığından emin olunuz
  10. Eğer silahınız tetiği çektiğiniz halde ateş almadıysa, pozisyonunuzu bozmadan bir dakika bekleyip, namlu güvenli bir pozisyona yönelikken dikkatlice tahliye ediniz
  11. Emniyet mandalına güvenmeyiniz
  12. Silah dolu iken çevrenizdekilere dikkat ediniz, kazara ateşlenme veya ateş ederken dengenizi kaybetmeniz durumunda silahınızın yönü ve çevrenizi bilmek önemlidir

Alan Güvenliği:

  1. Yukarıdaki 12 kurala uyunuz
  2. Atış alanı ve poligonun kurallarına uyunuz
  3. Atış güvenliği uzmanı varsa uyarılarına uyunuz
  4. Atış alanında başkaları da varsa güvenlik sağlanmadan atış hattının ötesine geçmeyiniz
  5. Atış dışında Namlunuzu her zaman aşağı ve güvenli yönde tutmaya özen gösteriniz
  6. Atış yapacağınız ana kadar emniyet kilidini güvende tutunuz
  7. Daima atış gözlüğü ve kulaklık kullanınız
  8. Asla su yüzeyine ve sert cisimlere doğru atış yapmayınız

Av Güvenliği:

  1. 12 Altın kurala uyunuz
  2. Gurup halinde avlanıyorsanız bir kişiyi o gün güvenlik denetim için görevlendiriniz
  3. Atış yapacağınız alan ve doğrultuyu belirleyip alanı aranızda paylaşınız, herkes kimin nerde olduğunu bilmelidir
  4. Atış anına kadar silahınızı güvenli yöne tutunuz
  5. Atış yapacağınız ana kadar emniyet kilidini güvende tutunuz
  6. Dolu silahla bir şeylerin üzerine tırmanmaya çalışmayınız
  7. Eğer herhangi bir nedenle düşerseniz, namlunuzu ve silahı herhangi bir hasar veya tıkanıklık için kontrol ediniz, katiyen namlu ağzından içeri bakılmamalıdır
  8. Eğer hedef konusunda bir şüpheniz olursa ateş etmeyiniz

Bu konuyu yazdır

  HK P7
Yazar: ceycey - 06-03-2024, 14:47 - Forum: HK - Yorum (3)

Sn.Lupus'un 10-03-2008 tarihli yazısı :(Resimler silinmiş, resimleri ben ekledim)

HK P7:

Arkadaşlar,

HK denince benim aklıma gelen makinalardan birisi budur.
Makina diyorum, çünkü gerçekten makinadır.

[Resim: dubg7my.jpg]


Şu anda kafayı kırıp, bir P7 almak üzereyim.
Ama M13 olmasından dolayı kabze konforunda biraz problemim var, ama bu tabancayla atış yapıp, bir kez de tamamen sökme imkanım oldu ( Gene kendim geri toplayabildim, ABD'de daha önce Virginia'daki merkez, şimdi de Alabama Trusville'deki merkez paso benim gibi meraklıların P7 lerini toplamakla meşgulmüş ), inanın bu silahı görünce diğer silahlara ödenen paralara acır oldum.

[Resim: suftd6a.jpg]

Aşağıda da HK P7 nedir ne değildir ayrıntılı açıklamasını bulacaksınız.
Dünyada en iyi yüzey perdahlaması olan tabancalardan birisinin HK olduğunu kesindir.
Ancak en sert ve korozyon dayanıklılığı en iyi olan yüzey perdahı kesinlikle Glock'tadır.
Yurt dışı sitelerdeki yazılardan takip ettiğim kadarı ile hem HK, hem de Glock marka tabancası olan tüm kullanıcılar bunda hemfikirdir.
HK, Dow-Corning adı verilen, aslında Tenifer'in bir başka formu olan, nitro karbürizasyon tekniği ile yapılan bir yüzey perdahı kullanmaktadır.

[Resim: m5es7kv.jpg]

SigSauer, karbon çelik, bükme ve kaynaklı kızaklarında ( folded stamped steel, örneğin P228 ), son derece dayanıksız ucuz bir fosfatlama tekniği kullanmaktadır.
Siyah renkli, paslanmaz blok çelik kızaklarında ise '' Nitron '' adını verdiği, aslında PTFE / Teflon bazlı bir kaplama olan yüzey perdahını kullanmaktadır.
Daha önceleri ise, bazı silahlarında opsiyonel olarak, K-Kote tabir edilen resin bazlı püskürtme bir fırın boya da kullanmışlardı.
Alüminyum alaşım gövdelerinde ise, klasik anodlanma ile yapılan eloksel kaplama kullanılmaktadır.

Walther, artık yeni modellerinde, Tenifer'in bir başka formu olan yüzey perdahlama işlemini kullanmaktadır.

HK'nın kendi fabrikalarında, yine tamamen kendi üretimi olan makina parkını kullandığı doğrudur. Tarihi zaten yüksek teknoloji ürünü ağır sanayi makinaları üretimi ile başlayan bir firma için bundan daha doğal bir şey olamaz.

Ancak gerek Walther, gerekse de Sauer'in makina parkını HK'dan tedarik ettiklerini ve tabancalarının yüzey perdahlarını da HK'a yaptırdıklarını ilk defa duyuyorum. Ulm'daki Walther, Eckenforde'deki Sauer tesislerini gezme imkanım olmadı maalesef, ama bu tesisleri gezen kişilerin çektiği son derece ayrıntılı fotoğraflarda, üzerlerindeki
logo ve yazılardan, kesinlikle HK menşeli olmadığı belli olan pek çok makina ve tezgah gördüm. Prestij kaybını engellemek için HK logoları yerine fason firma logoları kullanılmışsa onu bilemem.
Eğer bu konuda ispatlanabilir bir kaynağınız varsa, bu bizim için son derece yeni ve kıymetli bir bilgi olacak. Biz HK hayranlarının, HK sevgisinin daha bir pekişmesine yardımcı olacak.

P7' ler zaten klasik '' Blue '' , yani meneviş, yani en dayanıksız boyalardan birisi.
Tabi ki oldukça dayanıklı olabilen '' Belgian Rust Blue '' gibi meneviş türlerini tenzih ederim.
Çok az miktarda P7 ise fosfat boya ile, Alman polis teşkilatları için üretilmiş.
P7' lerde kızak yanları, metal sertliğinden dolayı menevişin nüfüzuna çok müsaade etmediğinden, terle temas sonucu zamanla tam patlıcan moru '' Purple '' rengine dönüyor.

Glock'daki Tenifer'e gelince, gerçekten piyasadaki hiç bir benzer boya, ne Dow-Corning, ne Melonite, ne QPQ bu yüzey perdahının yerini tutmuyor. Tenifer aslında bir boya değil, bir çeşit yüzey sertleştirme işlemi. Kendi rengi koyu gümüşi bir renk, ancak bu işlemden sonra kızaklar karartılıyor. Kullanımla beraber siyah renk zamanla açılsa da, Tenifer yüzey perdahı hala orada kalıp, koruma görevini yapmaya devam ediyor.

Bir ara MKEK'de, dernek bünyesinde çalışan bir birimde silah bakımı ve boya hizmeti veriliyordu.
Orada adının '' Ağah '' olduğunu bildiğim, ama soyadını bilemediğim birisi, bir seferinde bana SigSauer'lerin P228 gibi modellerinde kullanılan, kendisinin Tenifer olduğunu iddia ettiği, ki bu boya Teniferle alakası olmayan fosfat boyadır, boyayı yapabildiklerini söyledi.
Ben de bunun üzerine, yüzlerce derece ısıda kaynatılan siyanür / siyanid kazanlarına ihtiyaç duyulacağını, bu kimyasalları nasıl tedarik edip, bu sistemi nasıl kurduklarını, ayrıca Teniferden sonra yüzeyin karartılmasının çok zor olduğunu, bunu nasıl başardıklarını sorduğumda bozulup bana, '' Kardeşim sen tenifer yaptıracak mısın, yapacak mısın? '' demişti.
İşte size ülkemizdeki şarlatanlığın boyutları.
Adam MKEK'nin içinde yalancılık ve dolandırıcılık yapabiliyor.
Güler misin, ağlar mısın?

[Resim: kwps0h3.jpg]

Yukarıda bir P7'nin en hayati yerlerinden birisini ve hemen hemen tek tutukluk yapma nedenini görüyorsunuz. Bu piston, namlunun hemen altındaki gaz silindirine oturarak atış esnasında kızak ve namluyu kilitleyen parçadır. Üzerinde gördüğünüz karbon yanıkları ve artıkları bunun sonucudur. Bu nedenle de, bu pistonun ve içine oturduğu silindirin temizliğine azami özen göstermek lazım. Bunlar kirli olduğunda P7 kızağı sanki arka kısımlarından bir yerlerden gövdeye sürtünüyormuş gibi takılmaya başlar ve işi bilmeyen pek çok kişi, sorunu iğne tulumbası veya kızak yakalama mandallarında arar, ama sorun gaz silindiri ve pistonundadır, tecrübe ile sabit.

[Resim: 1ej8a6t.jpg]

Aşağıda gördüğünüz resimde ise geride iğne bloğu görülüyor.
Bunun sağ ve sol yanında, yer yer kabarık, bozuk bir yüzey şekli vardır.
Bunun nedeni de, bu bloğun özel bir elektrokimyasal kaynak işlemi ile sonradan buraya oturtulmuş olmasıdır. Dikkat etmeyen arkadaşlardan, fişeğin oturduğu iğne çıkış yerinin tabanındaki çıkıntıya da bakmalarını rica edeceğim. Fişek sadece üstten değil, alttan da tamamen sarılarak, fişek yatağı içinde, iğne için en ideal pozisyonda durması sağlanıyor.

[Resim: bcqbj7f.jpg]

Her şeyi ile kalite ve işçilik dolu olan bu silahın, yurdumuzda tek tercih edilmeme nedeni ise, kurma mandalı nedeni bir bağ makasına benzemesi ve göze hiç hitap etmemesi.

[Resim: h7z88b8.jpg]

HK P7 modellerinin tamamı, gövde dahil komple çelik konstriksüyondur.
İkinci elde silahçılar genelde bu silaha para bağlamazlar, sahibi adına satmayı önerirler, illa ki para bağlanacaksa da bu silaha 1500 USD civarında fiyat teklif edip, bazen de daha düşük bir fiyata kapatmaktadırlar. Sorulduğunda da tutturabildikleri fiyattan satmaya çalışırlar. İkinci elde denk gelirse maksimum 2500 USD ' ye, oldukça temiz P7 bulunabilir.

Ancak bu silahta karar vermeden önce en az iki kez düşünmenizi öneririm. Çünkü bu silah gerçekten herkesin adapte olup da kullanabileceği türden bir silah değildir. Şimdiye kadar bu silahla peş peşe üçi hatta iki mermi ateşlemeyi beceremeyen pek çok atıcı gördüm. Diğer yandan atışta çok çabuk ısınan ve kirlenen, özel bir ihtimam gerektiren gaz silindiri olan bir tabanca. İtinalı ve hassas silah temizliği ve bakımı yapamayacak atıcıların kesinlikle uzak durması gereken bir model.

[Resim: 3d7gp18.jpg]

Mükerrer ve hızlı atışlarda da gerçekten çok ısınan bir silah. Özellikle 100 atıma yaklaşıldığında, neredeyse silahı kavratmayacak kadar ısındığını belirtmeliyim. Burada bir kaç arkadaş parmaklarını neredeyse yakıyorlardı. Bu nedenle keyfe keder, aralıksız olarak yüklü miktarda mermi yakmaya uygun bir silah olmadığını da aklınızın bir köşesine yerleştirin.

Yedek parça, şarjör veya kılıf bulmak için ise Allah yardımcınız olsun derim.

Ateşleme sistemine adapte olarak, fasılalı eğitim atışları yaparak, atışlar sonrasında temizlik ve bakımını yapabileceğinize inanıyorsanız, oldukça kompakt boyutlarda, tam boy bir hizmet silahı namlusu ve atış hassasiyetine sahip, hızlı ve güvenli bir çek-sık silahı istiyorsanız, P7' yi alın. Eğer yukarıda saydığım handikaplar ve her ele uyumlu olmayan kabza boyutları kafanızı bulandıracaksa, uzak durun derim.

Saygılarımla

Bu konuyu yazdır

  KİNETİK TÜFEĞİN SINIRLARI
Yazar: Sabri - 06-03-2024, 12:12 - Forum: Genel Konular - Yorum (6)

Saim Alper Erdem üstat'dan alıntıdır

KİNETİK TÜFEĞİN SINIRLARI 

17. Asırda yaşamış Newton alimi; “Duran veya hareket eden cisimler, dışarıdan bir müdahale olmadıkça istiflerini hiç bozmaz, duruyorlarsa durgunluk halini, hareket ediyorlarsa ne hız ne de yönlerini değiştirmezler”… demiş ve şöyle devam etmiş; “Hareket kavramı bu prensiple başlar, bu nedenle buna biz BİR NUMARA diyelim”…

Türkçemiz’de “Atalet veya Eylemsizlik” olarak tanımlanan bu kavram, adı üzerinde, değişmeyen oluşumları tanımladığından uygulamada çoğu zaman ihmal edilmiş veya hak ettiği değeri görmemiştir…

Silah tasarımı da bu ataletten payını almıştır… Halbuki harekete başlayan bir cismin içi veya üzerinde yerine tesbitli olmayan her ayrı cisim, Bay Newton’a hürmeten durağan halini koruyacak, ana cismin hareket halindeki uzantılarının yolları üzerindeyse onlara çarpacaktır. Bu çarpan cismin ağırlığına ve hızına göre hiç de küçük görülmeyecek bir enerji kaynağıdır…

Geçen asrın başlarında, “Mauser,… Sjögren” gibi firma ve şahıslar bu enerji kaynağını farkedip istifade etmek istemiş ancak, zamanın gelişmeleri daha çok atılanın namluyu hızlı terkettiği “Yivli” silahlarda olduğundan, yeterli sürat ve kütle uyumu sağlanamamış, kısmen yavaş “Yivsiz” türde yapılan tek örnek, başarılı olmasına rağmen gelişen diğer çalışma sistemleriyle yarışamamış öylece kalmıştır…

1960 ortalarında bir İtalyan, “Bruno Civolani” nasılsa eline geçirebildiği ilk örneklerden birini basitleştirip geliştirerek patentini almış, uzun çabalar sonucu satıp bugün herkesin bildiği “Ataletli veya Kinetik” tüfeklerin icatcısı mertebesine yükselmiştir…

Tüfekte, namlu arkasında kilitli bir KAPAK, onun arkasında yaya benzer bir ENERJİ TOPLAMA BİRİMİ onun arkasında kapağı içinde taşıyıp kilitli halden kurtarma, sırasında yeniden namluya kilitleme donanımını içeren bir TAŞIYICI ve onun arkasında da bu grubu geri tepme nihayetinde normal yerine taşıyan bir İRCA YAYI bulunmaktadır… Teknik olarak bir spiral, en az spir çapının tel çapından altı kat büyük olma haliyle yay sınıfına girebildiği ve düzenekteki esnek birim bu değer altında olduğundan ona yay tanımı yakıştırılmamıştır…

[Resim: w42btf3754py.png]

Düzenekte taşıyıcı, önde esnek enerji toplama birimi, arkada irca yayı arasında küçük darbelerde sanki durağan, güçlü itişlerde hareket edebilir halde sandviç durumundadır…

Ateş edildiğinde…
Tüfek geri teper ancak içindeki taşıyıcı onunla beraber arkaya hareket yerine eylemsizliğini muhafaza ederek istifini bozmadan yerinde durur… Yani, arkaya hareket etmekte olan silahla tokuşur… Önündeki yay azmanı esnek birime çarpar, momentlerin korunumuna göre geri tepmeyle yaklaşık eş güçle ona aldığı yükü aktararak ezer, geri tepme sademesi durunca da ezilenin esnekliğiyle topladığı gücü kendine iadesiyle arkaya giderek kapağı kilitten kurtarır… Bu zaman zarfında da atılan nesne namludan çıkıp gitmiş olur…

Ancak…
Nasıl belli bir yükseklikten aşağı bırakılan top zıplayarak aynı seviyeye hiç bir zaman çıkamazsa…
Taşıyıcının geri tepen tüfekten aldığı moment, sürtünme, ısı ses ve sair nedenlerle nisbeten azalmış olarak yay azmanına aktarılır… Yay azmanı da bu momenti aynı nedenlerle daha da azaltılmış olarak iade eder… Yani…
Tüfeğin kilitten kurtulma sonunda taşıyıcıya arkaya gidişi için aktarabildiği moment, gazlı veya geri tepmeli bir örneğin verebildiğinden azdır… Onlar yukarıdaki misaldeki topun ilk bırakılış, kinetik tüfekler zıplayıp ulaşabildiği noktadaki potansiyel enerjisini kullanırlar…
Kinetik tüfeklerin sınırları bununla başlar…
***
Kinetik tüfeklerde, geri tepme momentini önce depolayıp sonra kilit devrelerine aktarırken yani, diğer sistemlerin “Gidiş” biletiyle hallettikleri işlemi “Gidiş dönüş”, iki biletle işler hale getirirken oluşan enerji kayıpları, bu silahların kilit açmayı takip eden her çalışma safhasında kendini gösterir…

Alıntı:İkinci nesil döner başlıklı kilitle çalışan kinetik tüfeklerde, yay azmanının depoladığı enerjiyi deşarj ettiği taşıyıcı, aldığı momenti kapağa spiral yatağındaki pimin manivela etkisiyle onun dönüşünü hızlandırarak yansıtırken her ne kadar tüm grubun yavaşlayan arkaya hızını eser miktarda artırırsa da, neticede taşıyıcı ve kapaktan oluşan mekanizma grubunun kilit açılımını takip eden kurma ve boşaltma işlevlerininde etkili olan geri tepme faktörleri, “Kazanılmış moment ve namlu içinde kalan barut gazı” genel yavaşlıktan olumsuz yönde etkilenir.

Sonuç olarak, kinetik tüfeklerde, kapak ve taşıyıcıdan oluşan “Mekanizma grubu” diğer sistemlerden, özellikle gazlı örneklerden, AYNI FİŞEKLE DAHA AZ SÜRATLE geriye harekete başlar.

Yavaş hareket eden bir mekanizma takımın nihai yerine ulaşabilmesi için, onun geri dönüşünde işlev verecek “İrca yayı”nın daha az güçle kurulabilecek türden yani nisbeten zayıf olması gerekir…

Bu durumda…
Eğer tüfek omuzda veya elde geri tepmeyi kısmen net bir şekilde durduracak şekilde kavranılmamışsa…
İrca yayı direncine karşı gitmekte olan, bu arada horoz ve atbaşı sürtünmeleriyle de hızı daha da azalan mekanizma grubu arkaya seyahati nihayetinde halen devam etmekte olan tüfek geri tepme hareketininden nasibini alarak bunu irca yayı gerilimine aktarır, onun itiş gücünü nisbeten zayıflatır… Böyle olunca…
Mekanizma grubu yerine ulaşıp kapağı kilitleme çabasında sürtünmeye yenilir… Tam kapanamaz… Fişeği atım yatağına sürebilse dahi tetik çekilince düşecek horozun darbesini kapsüle ulaştıramaz… Ateşleme olmaz…

Öte taraftan…
Yavaş açılan mekanizma grubu nedeniyle özellikle namludaki kalış süreleri kısa olan hafif dolularda…
Bir de kullanılan namlu boyu kısa ise…
Mekanizma grubuna intikal edecek geri tepme faktörleri, kazanılmış moment ve bakiye gaz haliyle yetersiz kalacağından…
Mekanizma grubu geri hareketinde ulaşması gereken yere varamadan sürtünmeye yenilir ve ne boşaltma, ne kurma ne de yeniden dolum işlemlerinde başarılı olamaz…

Kinetik tüfekler her ne kadar periyodik temizliğin genellikle namlu içiyle sınırlı kalacağı algısına sahip olsalar da, geri tepen aksamın hareket yolu üzerinde de temiz kalmaları şarttır. Yukarıda söylenen sebeplerden bu aksam ve devinim yollarında zorunlu horoz, atbaşı sürtünmelerine ilave hız azaltıcı faktörler silahın çalışabilirliğini olumsuz etkiler…

Bu nedenle, halen çoğu gazlı örneklerde, şarjör çıkışını açıp kapayan iç mandalın taşıyıcı yolu üzerine bir çıkıntısıyla ve onun ileri geri devinimlerinin kontrol ettiği kamlarla SÜREKLİ SÜRTÜNMELİ olarak çalışan, onun süratini azaltan mekanizma hareketine bağlı dolaysız, hızlı dolum sistemi kinetik tüfeklere uygulanamaz… İrca yayının kısmen güçlü olduğu başlangıç safhalarında kullanım mümkün gibi görülse de daha sonralarında olumsuzluk kaçınılmaz olacaktır…

Mekanizma grubuna iki safhada yüklenebilen geri tepme momentinin zayıflığı ve bu işlemin sebep olduğu yavaşlıkla ortaya çıkan bakiye gaz hacmindeki nisbi yetersizlikle gelen güçsüz irca yayı kullanım zorunluğu, mekanizma grubunun tam kapanması safhasında da kendini gösterebilir… Bunun Amerikan kullacılarındaki adı “B…..i Click”tir… Aynı durum, atım yatağı doluluk kontrolu, silahın silkelenmesi, kazara sağa sola takılması benzeri hallerde de olabilir ve sahibini kritik zaman ve yerde, dolu sandığı ancak ateşlenemeyen bir silahla çaresiz bırakabilir…
***
Diğer sistemlerde doğrudan alınan ve otomatik dolumu çıkaran aksamın çalışmasını sağlayan geri tepme elemanlarından “Kazanılmış moment”in dolaylı ve kayıpla temini, rötarlı işlem sırasında eksilen diğer faktör “Namlu içinde atılanın uzaklaşmasından sonra kalan barut gazı basıncı” nın da dolu ağırlığı ve namlu boyuna bağlı olarak bazan yetersiz kalabilmesi, her iki faktöre bağlı olarak, irca yayının işlevini yapabilecek güçte, nisbeten zayıf seçilme zorunlukları, kinetik tüfekleri özellikle gazlı türlere karşı, çalışma veriminde geride bırakmaktadır…

Diğer tarafan… Klasik enerji toplama birimi yay azmanını döner başlığı taşıyanın içinde bulunduran kinetik tüfeklerde…
Mekanizma grubu, bu birim için yaklaşık iki santim kadar uzun yapılma zorundadır…
Mekanizma grubu iki santim normalden uzun olduğunda…
Tüfek kasası da buna uygun ve normalden daha uzun yapılmalıdır… Böyle olunca…
Kinetik tüfekler bükülmelere daha hassas kasalı, daha hantal yapıdadır…

Öte yandan…
Yay azmanına yer bulma amaçlı bu uzunluğa ek olarak…
Taşıyıcının, ateşleme sırasında geri tepen tüfek içinde işlevini verebilmesi için…
Dört milim kadar ileri yol payına ihtiyacı vardır… Taşıyıcı her doluda en az bu kadar öne giderek yay azmanına yeterli gücü aktarabilmektedir… Bazı otoriteler bunun “ Her atışta aynı geri gidiş gücüyle en alasından bir mekanizma hız düzenleyicisi” olduğunu söylemektelerse de bilindiği gibi mekanizma süratinde etkili olan sadece aktarılan moment değil, aynı zamanda namlu içinde dolu ağırlığına göre kalan barut gazı basıncıdır… Aslında taşıyıcı ileri yol payı daha da uzatılarak daha iyi sürat düzenlemeleri yapılabilir ancak bu, hem daha boylu bir kasaya hem de yay azmanının elastıkiyetine göre değişecek “Cevap verme süresi” yönünden her zaman olumlu netice vermiyebilecektir…

En hafif yirmidört gramlık dolu ve elli santim namluyla üç kiloluk bir kinetiğin atılanın silahtan ayrıldığı andaki geri tepme mesafesi dört milimetredir… Kinetik tüfeklerde kabul edilen çalışma aralığının teorik değeri budur ancak, sürtünme ve sair unsurlar göz önüne alındığında namlu boyuna en az bir beş santim kadar ilave gerekecektir… Kinetik yivsizlerde minimum pratik çalışma değerleri bunlardır… Her ağırlıktaki fişekte taşıyıcının izafi dört milim ileri hareketi, güvenli ve basit, kilit kam devrelerinin yapılandırılabileceği optimum mesafedir…

Günümüzün askeri yivli tüfeklerinde namlu ortalama kırkbeş santim, kovan şişe boyunlu, çekirdek yaklaşık sekiz gram civarındadır… en az üç kilo tartacak böyle bir tüfek ateş edildiği ve atılanın silahtan ayrıldığında elde edilen geri tepme, taş çatlasın iki milimetre kadar yani, kinetik tüfeğin yay azmanını kurma değerinin teorik olarak yarısıdır… Bu aralıkta işlev verecek maliyeti makul ve güvenli kilit açma kapama mekanikleri üretmek mümkün değildir…

Bu nedenle askeri tüfeklerin klasik kinetik sistemde yapılması imkansıza yakındır…

Ezcümle…

Kinetik tüfekler; Dolaylı moment aktarımından kaynaklı yavaş mekanizma sürati; Buna bağlı dolum elamanlarına iletilebilen zayıf geri tepme faktörleri; Bundan mütevellit kullanım zorunluğu olan zayıf irca yayı; Bundan neşet eden güçsüz mekanizma kapanma ve dolum zorlukları…
Bunun yanında; Taşıyıcıyla şarjör mandalının devamlı sürtünme halinde oldukları dolaysız, çabuk dolum sistemlerine uyumda zorluk…
Ek olarak; Normalden uzun mekanizma ve kasa kullanımının yarattığı hantallık ve mukavemet zafiyeti…
Dahası; Güç toplama biriminin minimum çalışma aralığının yivli tüfeklere uyum vermemesi…
Sınırlarının sahibidirler…

“E, peki niye halen kullanılıyor ve çok TUTULUYOR”… Diye soran olacaktır…

El cevap; Kuş avı, müsabaka gibi kullanım sahalarına sınırları “Cuk” oturmaktadır…

Üstelik…
Az parçalı ve temizliği de kolaydır…

Duayen üyelerden kinetik sistemi çok, ama çok iyi bilen, bu konuda patent sahibi Sayın @S. Alper ERDEM özel yazışmalarımızdan birinde şöyle diyordu:

"Kinetik tüfekler, temizliğe çok duyarlı olmadığından özellikle Amerikalı, bir yarışmadan diğerine koşturan müsabık kullanıcılar tarafından tercih ediliyor. Zahir olan tek sebep bu. Adamlar, süratli dolum için silahın sağını solunu oyup modifiye ediyor, daha da hız kazanmağa çalışıyor, ama hepsinde ortak olan Benelli dolaylı dolum sistemininin getirdiği yavaşlığı görmüyorlar. Biri, diğerini taklid ediyor.

Sportif uygulamalar ayrı,  çatışma ve can tehlikesi olan tehlikeli avlar ayrıdır. Birinde kaybolan bir kaç puan iken diğerinde soz konusu şirin candır. Yapımcılar, bunu bildiklerinden  nişangahlı şoksuz kinetik imalatına ağırlik vermiyor olmalılar.

Şahsen, spor amacı dışında hiç bir uğraşı dışında kinetik tüfeği tercih etmezdim. Nitekim, askeri kullanımda da böyle bir seçim yok gibidir."

Evet böyle diyor Sayın ERDEM. Bu arada bilmeyenler için belirteyim, ABD de ve bazı ülkelerde yapılan 3-Gun  (üç silah) yarışmalarında yivsiz tüfeklerde tek kurşun değil, saçma kullanılıyor. O nedenle şok içeren namlulu  şerit bant nişangahlı tüfekler kullanılıyor. Önemli bir vurgu da "askeri amaçlarla kullanılan tüfeklerde kinetik seçeneği yok gibi"

Bu konuyu yazdır