| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Şu anda 571 aktif kullanıcı var. » (3 Üye - 566 Ziyaretçi) Bing, Google, EczAtes, Florist, P.Guard
|
| Son Yazılanlar |
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
07-10-2026, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 204
|
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,774
|
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,624
|
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 486
|
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 951
|
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 248
|
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
|
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 388
|
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,236
|
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 487
|
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 534
|
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,934
|
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 289
|
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 299
|
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,957
|
|
|
YİVSİZ TÜFEK İDEAL NİŞANGAH SIFIRLAMA MESAFESİ |
|
Yazar: Sabri - 04-03-2024, 10:37 - Forum: Genel Konular
- Yorum Yok
|
 |
“Yivsiz tüfek ideal nişangah sıfırlama mesafesi nedir?” sorusuna birileri hemen 25 metre deyiverecektir. Genelde 25 metre yivli tüfekler için bir sıfırlama mesafesidir. Böylece Kurşun nişan hattını 25 ve 200 metrelerde kesecektir. Oysa ki yivsizlerde durum biraz farklı…
Bazılarına göre yivsiz tüfeğin av mesafesi 50 metredir, o halde (metal veya red-dot) nişangahın 50 metreye sıfırlanması idealdir. Bazılarına göre yivsiz tek kurşunların etkili menzili 100 metredir. O halde nişangah 100 metreye sıfırlanmalıdır.
Trap atıcıları için patern oluşturması istenen mesafe 40 yarda (36,5 m), Skeet atıcıları için 25-30 yarda dır. Ev savunması mesafesi ise kapalı ortamlarda 10-15 metre içindedir.
Anlaşılan karışık bir mesele. Bu konuyu sizi için araştırdım.
![[Resim: DB1.png]](https://i.ibb.co/CMfXDT8/DB1.png)
Yukarıdaki tabloyu biliyorsunuz. Gez arpacıktan çok az yüksektir, hedefe nişan aldığımızda namlu yaklaşık 5 derece kadar bir açı ile çok hafif yukarı bakar. Nişan düzleminde hedefe baktığımızda, bu açı nedeniyle atılan mühimmat belirli bir mesafe sonra nişan düzlemini keser, biraz daha yükselir, daha sonra yer çekimi ve hava direncine bağlı sürüklenme dolayısı ile göreceli olarak yavaşlar, düşmeye başlar, belirli bir mesafede tekrar nişan düzlemini keser. İşte bu noktaya sıfırlama mesafesi diyoruz. Hedef bu noktada ise tam nişan aldığımız noktayı vururuz. Kesişme noktasından önce ve ikinci kesişme noktasından sonra mesafeye bağlı alt vurma, iki kesişme noktasının arasındaki mesafede üst vurma söz konusudur.
Atılan (saçma, şevrotin, tek kurşun) her neyse, düşük hızlarda atıldığında daha parabolik, yüksek hızlarda ise daha yatık bir mermi yolu izleyecektir. Böylelikle yükselme ve düşme mesafeleri farklılaşır. Üstelik atılanın kesitsel yoğunluğu (SD) ya da balistik katsayısı (BC) bu mermi yolunu, dolayısıyla vuruş noktasını farklılaştıracaktır.
Aşağıdaki grafiklerde hesaplamaları https://shooterscalculator.com/ da yaptığım için birimler emperyal ölçülerdedir.
![[Resim: Ekran-Resmi-2024-03-04-07-23-01.png]](https://i.ibb.co/KrnWsmS/Ekran-Resmi-2024-03-04-07-23-01.png)
Yukarıdaki balistik eğrilerine baktığımızda SD si 0,02-0,04 olan saçma, şevrotin ve gülleler daha yüksek bir mermi yolu izlerken, SD si 0,06-0,08 olan yivsiz tek kurşunlar ayni namlu çıkış hızında daha yatık bir yol izlemektedir.
Saçma atan tüfeklerde genellikle şerit bant ve metal arpacıkların 40 yarda (36,5 m) ye sıfırlandığı bilinir. Slug namlularda nişangahların çoğu fabrika çıkışı 100 yarda (90 m) ye sıfırlandığı söylenir.
Eğer tüfeğinize bir red-dot takacaksanız kaç metreye sıfırlanacağı bir tartışma konusudur.
Şimdi aşağıdaki balistik eğriye bakalım. 1300 fps (396 m/s) namlu çıkış hızında 467 grain (28 gram) yivsiz tek kurşun attığınızı varsayalım. 25-50-75-100 yarda sıfırlamalara göre grafiği değerlendirelim:
![[Resim: Ekran-Resmi-2024-03-04-07-25-37.png]](https://i.ibb.co/2PbrgFC/Ekran-Resmi-2024-03-04-07-25-37.png)
Grafikte 25-50 yarda sıfırlamaların neredeyse biri birine yakın değerlerde olduğu izleniyor. 20 yardaya kadar 1 inç kadar nişan hattının altında kaldığı, 20-50 yarda arasında neredeyse nişan hattında kaldığı, sonrasında diğer sıfırlamalara göre süratle düşüş ortaya çıktığı görülüyor.
Eğer atış mesafeniz 60 yarda altında ise ( ev savunması, uçar avları, yakın mesafe büyük avlar) bu sıfırlama sizin için idealdir. Bu sıfırlama ile saçma, şevrotin atışlarında iyi bir patern elde edebilirsiniz.
75 yarda sıfırlamasında ise 18 yardaya kadar mermi yolunun nişan hattının 1 inç kadar altında kaldığı 50 yarda civarında nişan hattından 1 inç kadar yüksek kaldığı, 80 yardadan sonra nişan hattının altına düşmeye başladığı grafikte görülüyor. Bu sıfırlama sanki ideal gibi görünüyor. Hem saçma hem tek kurşun atışları için iyi bir seçenek…
100 yarda sıfırlamasında, ilk 15 yarda da nişan hattının 1 inç kadar altında bir seyir, 60 metre civarı 2,5 inç kadar maksimum bir yükselme ve 100 yarda dan sonrası diğerlerine göre daha yavaş nişan hattının altına bir düşme izleniyor. Uzun mesafe atışları için daha uygun bir sıfırlama. Bu sıfırlamanın yivsiz tek kurşunların 100 m içinde transsonik bölgeye düşmeyecekleri, daha yatık mermi yolu izleyen 1500 fps (457 m/s) ve üzeri namlu çıkış hızlarındaki yivsiz tek kurşunlar için ideal olduğunu söyleyebiliriz.
Demek ki ihtiyaca göre (mesafe), mühimmatın türüne göre ideal sıfırlama değişebiliyor.
Ben ne yapıyorum derseniz, 25 yardada hedef noktasının yaklaşık 2 cm kadar üstüne sıfırlama yapıyorum.
![[Resim: S-f-rlama.png]](https://i.ibb.co/rk1qnXD/S-f-rlama.png)
Bu bana 85 yardada bir sıfırlama sağlıyor. Teorik olarak 50 yardada maksimum 4 cm bir yükselme, 100 yarda da 5 cm kadar bir düşme yaratıyor ( attığım tek kurşun transsonik olmazsa).
![[Resim: Ekran-Resmi-2024-03-04-07-26-21.png]](https://i.ibb.co/NVJb354/Ekran-Resmi-2024-03-04-07-26-21.png)
Herkese kazasız belasız atışlar dilerim.
|
|
|
| CZ Sevgimin Nedeni |
|
Yazar: ceycey - 04-03-2024, 10:13 - Forum: CZ
- Yorum (2)
|
 |
Sn.Lupus'un 13.3.2008 tarihli yazısı:
CZ Sevgimin Nedeni
Yukarıdaki modern sanat çalışmamı, kendi modifiye ettiğim CZ 75 ile,
15 m'den, ayakta, iki elle, yavaş atış yaparak,
45 adet 9x19 mm fişek harcayarak yaptım.
Dağılımı arttıran vuruşlar ilk şarjörde kendi yaptığım hatalardandır.
Seviyorum işte CZ'yi, ne yapabilirim.
Saygılar.
1988 yılı üretimi CZ 75'ler ecnebilerin '' Pre B '' dedikleri, bizlerin ise genelde '' Tırnaklı '' CZ 75 olarak tanımladığı modellerdir. Bu modellerin bence en güzel tarafı, otomatik iğne kilidi olmaması ve bu nedenle nispeten daha güzel ve daha hızlı kurulan bir tetik çekişine sahip olmaları, ayrıca iğnelerinin bakımı daha kolay klasik olarak Tanfoglio / Sarsılmaz veya BHP gibi arkadan bir plaka ile sabitlenmesidir. Bu sistemin bir diğer avantajı da, iğne sabitleme şeklinden dolayı, kuru tetik çalışması için daha elverişli ve güvenli olmasıdır. Kendi CZ 75'lerimde şimdiye kadar kırmayı başarabildiğim tek parça, iğne sabitleme pimi idi. Daha sonra bu tabancaya, klasik Sig Sauer P serilerinin iğne bloğu sabitlemesinde kullanılan, ikili çelik kıvırma pimleri modifiye ederek taktım.
PreB CZ75'lerin meneviş boyalı olanlarının yüzey tesviyesi de çok daha güzeldir, ancak bu silahlardan bizim memlekete pek gelmemiştir. Bize gelenler gene ihale teslimatı için kabaca tesviye edilip, kusurları kalın polimer fırın boya ile örtülmüş silahlardır.
PreB CZ 75'lerde gez, dovetail geçme yatak içerisinde iken, arpacık punto çakma olarak sabitlendiğinden, değiştirilmesi ve bakımı zordur. B'lerde her iki nişangah aparatı da, dovetail geçme olarak takıldığından, değiştirilmeleri ve bakımları daha kolaydır.
PreB CZ75'lerde, emniyet mandalını çalıştıran susta, hemen mandalın altına yerleştirilmiş olduğundan, pek çok yurdum ustasının yay veya kamasını kaybettiği, takılması da meşakkatli gudubet bir sistem iken, B'lerde bu işi yapacak parçalar tamamen gövde içine yerleştirilip, parça havuzu da sökülmeden çıkarılamadığından, en azından eskiler kadar kaybolmamaktadır.
PreB CZ 75'lerin sürgü-gövde uyum ve oturumu, B ler kadar sıkı ve net değildir. Ancak buna rağmen hedefte dağılımları B'lerden çok daha kötü değildir. PreB'lerin şarjör yatakları da, B'lerden bir miktar farklılık göstermekte olup, B'ler için üretilmiş şarjörler eski tırnaklı modellere tam olarak uymayabilmektedir.
Modifiye işlemlerine gelince, CZ75 B'lerde bence ilk yapılması gereken şeylerden birisi, otomatik iğne kilidini ve onu çalıştıran gövdedeki parça havuzunun sağındaki manivelayı ve yayını çıkarmaktır. Bu şekilde hem tetik çekişindeki kademelenmenin bir kısmı giderilmekte, hem tetik çekişi bir miktar hafiflemekte, ama en önemlisi de, tetiğin atış sonrası kurulma mesafesi kısalmaktadır. Ancak silahını savunma ve taşıma amaçlı olarak kullanan atıcılara, otomatik iğne kilidini yerinde bırakmalarını öneririm.
İkinci yaptığım şey ise, CZ atış takımının kullandığı, Angus tipi müsabaka horozu takmak oldu. Bu horozun tek hareket çentikleri neredeyse dolu olarak gelmektedir, atıcı kendi istediği tetik çekme miktar, ağırlığı ve horoz yayı sertliğine göre bu çentiklerin derinliğini ayarlamaktadır. Bu modifikasyonun en büyük avantajı ise, CZ horozlarında tetik çekişi esnasında, horoz ve ayağının yataklarının geometrisinden dolayı gözlenen, geriye doğru horoz yaylanma ve hareketini ortadan kaldırmasıdır.
Bunların haricinde, tüm tetik sistemini söküp, parçalarda kalmış tüm artefakları temizledim.
Tetik çalışma yüzeylerini pırıl pırıl bir hale getirdim.
Müteakiben de tüm tetik aksamını kromlattım.
Tüm bu işlemlerin sonucunda elde ettiğim tek hareketli tetik çekişini, Lyman Skalası ile ölçtüğümde 1250 gramlık bir değer yakaladım. Ama en güzeli, oldukça net, sağma ve kurulma mesafeleri inanılmaz derecede kısalmış, harika bir CZ 75'imiz olmuş oldu.
İç mekanikleri ile alakası olmamakla beraber, gene CZ atış takımının kullandığı, alüminyum kabze takımını da eklemeyi ihmal etmedim. Özellikle küçük elli ve kısa parmaklı atıcılara, bu kabze takımını ve yeni nesil kıvrımlı CZ 75 tetikleri şiddetle tavsiye ederim.
Arpacık ve gezi, Angus Tipi sabit müsabaka gez-arpacığı ile değiştirdim.
Otomatik iğne kilidi, atım yatağı dolu olarak taşınan silahlarda ekstra bir güvenlik sağlamaktadır. Tetik ateşlemeyi sağlayacak son noktaya gelene kadar, sürekli olarak iğneyi kilit altında tutmaktadır. Ancak tetik yolunun sonuna gelindiğinde iğnenin fişek kapsülüne temasına izin verecek şekilde iğneyi serbest bırakmaktadır. Bu şekilde tetik amaçlı olarak çekilmedikçe düşürme, çarpma vs gibi durumlarda, horozun veya iğne kamasının tulumbasından kurtularak istemsiz ateşlemelere neden olması engellenmektedir.
Sizin silahınızda ( HS ) otomatik iğne kilidinde iki ayrı kot farkı vardır. Bunlardan ilki, tetik çekilince sürgü içine gömülür ve iğnenin kapsüle ulaşmasına engel olur. İkinci kot farkı ise, tetik çekişi ile sürgü içine gömülmez ve iğnenin sadece ateşleme yapmaya kifayet edecek kadar, deliğinden çıkıp kapsüle temas etmesini sağlar. Bu şekilde iğneye ve kovan dip tablası yatağı ve iğne çıkış deliği çevresine fazladan yük binmesine engel olarak bu parçaları korur.
Şimdiye kadar kullandığım silahlardan BHP, CZ 75, SIG Sauer P serisi, HK USP ve P2000 gibi silahların hepsinde otomatik iğne kilidi, iğneye sadece gerekli çalışma alan ve mesafesini sağlayacak şekilde dizayn edilmiştir. CZ 75, BHP, HK, SIG Sauer ' de bu işlev, iğnedeki farklı kotları yükseklikleri ile yerine getirilirken, HS 2000 ' de iğne kilidi bloğundaki kot farklılıkları ile yerine getirilmektedir. Glock' da da iğne kafası üzerindeki çentikler kullanılmaktadır.
Saygılar.
|
|
|
| Gümüşay |
|
Yazar: ceycey - 03-03-2024, 19:34 - Forum: MKE
- Yorum (1)
|
 |
Üstat Lupus’un 17-05-2009 tarihli yazısı: Resimler silinmiş, birkaç resim yükledim.
Gümüşay'a Ayrıntılı Bir Bakış
Gümüşay, Gümüşhane'deki KÜSSAN tarafından üretilen, ülkemizin ilk ve tek modern çift-tek hareketli revolveridir. Gümüşay, bir Colt Python klonudur. Silah değişik namlu uzunlukları ve renk seçenekleri ile üretilmekle beraber, bizim inceleyeceğimiz tabanca 4'' beyaz krom modeldir.
![[Resim: 8lilpbi.jpg]](https://i.hizliresim.com/8lilpbi.jpg)
Gümüşay, dışarıdan bakıldığında, ventile namlu üstü hattı, horozu, top açma manivelası ile tam bir Python siluetine sahiptir. Silah aynı zamanda klonu olduğu Colt Python'un mekanik özelliklerini gösteren bir tabanca. Silah klasik bir çift-tek hareketli toplu tabanca. İstenildiğinde silindir ve horoz tetikle döndürülerek düşürülebilirken, istenildiğinde horoz elle dışarıdan kurularak sadece tek hareketli tetikle atış yapılabilir.
Silindir, açma manivelası geriye çekilerek açılmaktadır. Manivelanın manipüle ettiği silindir kilidi, geniş bir yüzeyle, tırnakların ortasındaki yatağına oturarak silindiri dönme eksenine kilitlemektedir. Silindir aynı Colt'taki gibi saat yönünde dönmektedir. SW 'larda ise silindir saat yönünün tersine dönmektedir. Silindir gövdeye sadece arkadan ve alttan kilitlenmektedir. SW 'larda ayrıca namlu altında da ejektör çubuğunu kilitleyen ek bir kilit vardır. Silindiri arkadan kilitleyen mekanizma tüm siklus boyunca kilitli olup, sadece top açma düğmesi ile açılabilirken, silindiri alttan kilitleyen mekanizma, silindirin dönüşüne izin verecek şekilde, sürekli olarak açılıp kapanmaktadır. Silindiri alttan kilitleyen mekanizma, silindiri SW' lardaki simetrik bir şekilde tam ortada yerleşmemiş olup, silindiri fişek yataklarının tam ortasından değil, kenarından kilitlemektedir.
Silahın nişangah hattı, düz bir plato gibi uzanmaktadır. Ancak klonu olduğu Python'un tam tersine, maalesef olması gerekenin tam tersine parlatılmıştır. Arpacık iki ayrı pimle sabitlenmiş olup, değiştirilmesi kolaydır. Gezde yükseklik ve yan ayarı mevcuttur. Ancak en son fabrika ziyaretinde gez komple parlak kroma boyanarak geldiğinden, parlak nişan hattı ile birleşince, nişan alırken atıcıyı inanılmaz derecede rahatsızlık vermektedir.
Silindir taşıyıcısı silindirle birlikte gövdeye kilitlendiğinde, namlu konu etrafındaki gövde kısmı ile birebir uyum sağlamamaktadır. Bu kusur herhangi bir mekanik soruna yol açmazken, bu tür bir silahta kabul edilemeyecek bir kozmetik kusurdur.
Python 'un en güzel yerlerinden birisi de horoz mahmuzunun silueti ve bu mahmuzdaki elle çekilmiş hattır. Ancak Gümüşay' ın horozunun ne malzeme sertliğinin, ne de işçiliğinin bırakın Colt Python'u, standart üretim bir revolverinki ile bile uzaktan yakından bir alakası yoktur.
Silahın mekanizma muhafaza kapağı da sol taraftadır. Üzerinde silindir açma manivelası vardır. Kapak iki adet vida ile gövdeye sabitlidir. Vidalar söküldüğünde, kapak silindir açma manivelası ile beraber gövdeden ayrılmaktadır. Kapak ve altında sizi karşılayan işçilik son derece kötüdür.
Tüm parçalar gövdeden alındıktan sonra kalan dikey eksendeki silindir alt gövde kilidini ve yayını görüyorsunuz.
Bu parça .357 magnum kullanıldığı dönemlerde iki kez, daha sonraları sadece .38 Spl ile devam edildiğinde ise bir kez olmak üzere, toplam üç kez kırılmıştır. En son montaj fabrikada yapılmış olmasına rağmen, sabitleme vidası ağzı yetersiz sertlik ve uygunsuz tornavida kullanımı nedeni ile hemen deforme olmuş olduğundan, bu parça yerinde bırakılmıştır. Parçadaki ve gövdedeki izlere yer yer takılmaktadır. En önde görülen tetik taşıyıcı pim ise yerinde çok sıkı durmayıp, bir miktar oynamaktadır. Ancak bu silahın şimdiye kadar gördüğü atım adedi nedeni ile meydana gelmiş standart bir yıpranma da olabilir.
Aşağıda tırnakları görüyorsunuz. İç kısımdaki silindir çevirme dişlerindeki işçilik gerçekten çok kötü. Aslında net olarak hafif çapraz bir resim alabilseydim, dişlerin boyutlarındaki farklılıkları da daha net olarak gösterebilirdim. Bazı yerlerde malzemenin yetersiz sertlik nedeni ile zorlanma yönünde ezildiği ve sıyrıldığı görülüyor. Bu malzemenin tam ortasındaki boşluk ise, silindirin yatay eksendeki kilidinin oturduğu bölgedir.
Aşağıda tetik üzerindeki tek hareket çentiğini görüyorsunuz.
Bu parçanın üst yüzeyi ise, çift hareket tulumbasını iterek, çift hareketli çekişte horozu kurmaktadır.
Parça yüzeyi son derece düzensiz ve asimetrik bir geometride kesilmiş.
Yukarıdaki parça geometrisi, aşağıda okla işaretli alanın ortasındaki horoz çentiği ile bir araya gelince, işte o Gümüşay'daki meşhur sağma mesafeli tek hareketli tetik ortaya çıkıyor. Kesin konuşmayayım ama, dünyada başka hiç bir revolverde bu şekilde bir tek hareketli tetik geometrisi ve çekişine rastlayabileceğinizi sanmıyorum.
Aşağıdaki '' V '' şeklindeki maşa yay, Python' un, dolayısı ile Gümüşay' ın da kalbidir.
Bu yay horozu çalıştırdığı gibi, tetiği ve silindir dikey eksen kilidini de çalıştırmaktadır.
Üst kol horozu, alt kol da tetik ve kilit manivelasını çalıştırmaktadır.
Söz konusu kilit manivelası aynı zamanda üzerindeki yay gerimi ile, silindir çevirme manivelasını da gerim altında ve yerinde tutmaktadır.
Yukarıda gördüğünüz yayın geometrisi ve esnekliği, silahın tüm sisteminin yumuşaklık ve akıcılığını belirlemektedir. Yukarıda soldaki orijinal bir Colt Python yayı olup, halihazırda silahta bu yay takılıdır. Sağdaki yay ise Gümüşay'ın orijinal yayıdır. Yayların üst kısmındaki horoz taşıyıcı çentiğin açılarına, kavsine ve genişliklerine dikkat ediniz. Soldaki horozdaki küçük millere tam ve net olarak oturacak bir şekilde kesilmiştir. Sağdaki ise son derece geniş bir açı ve kavisle kesilmiştir.
Her iki yayın kıvrım bölgeleri farklıdır. Soldaki yayın sol kolunda, kıvrım yerinden sonra bir kot daha vardır. Bir önceki mesajın son resmine bakarsanız, bu kıvrımın ne işe yaradığı çok daha iyi anlaşılacaktır. Bu kıvrım sayesinde yay maksimum gerim altındayken, her iki kolu neredeyse birbirine paralel bir hale gelmektedir. Silaha takılı halde resmi olmayan sağdakinde ise arada hala bir açı kalmakta, üst kol kısmen gövdedeki köşeye temas etmekte ve horoza daha sert basmaktadır.
Yine orijinal yayın sağ kol açı ve uzunluğu da farklıdır. Dolayısı ile tetiğe ve silindir çevirme manivelasına gerekli gerimi ileten silindir kilidi açma manivelasına temas noktası ve parça üzerinde uyguladığı gerim de değişmektedir.
Her iki yayın arasındaki kalınlık farkı ise gerçekten çok fazla. Sanırım artık bazı arkadaşlar Gümüşay yaylarına neden kamyon makasından bozma yay dediğimi çok daha açık olarak anlayacaklardır. İşin komik tarafı yurt dışında orijinal bir yayın perakende satış fiyatı sadece 10 USD 'dir, toptan fiyatını varın siz düşünün. Maliyet düşürme uğruna kaçınılan masraf budur.
|
|
|
| BHP Tetikleri |
|
Yazar: ceycey - 03-03-2024, 15:57 - Forum: Browning/FN
- Yorum (1)
|
 |
Üstat Lupus'un 24.3.2008 tarihli yazısı:
BHP Tetikleri:
BHP'lerin her zaman en fazla yakınılan özelliklerinden birisi, ağır ve kalitesiz tetik çekişleri olagelmiştir. Bunun başlıca bir kaç nedeni vardır.
Birincisi, şarjör emniyet mekanizmasıdır. Bu aparat bir miktar ağırlık katmakla beraber asıl etkisi, tetik çekişini aşamalı bir hale getirmesi, bu aşamaların bir kısmında da kumlu bir ortamda tetik çekiyormuş hissi vermesidir. Bu aparatın tetikteki oluğundaki ve bu aparatın kendisinin üzerindeki çapaklar, bu aparatın şarjörde temas ettiği yüzeyin kalitesi, tetik çekişinin daha ziyade kalitesini çok etkilemektedir.
Bu aparat yerinde bırakıldığında yapılabilecek şeylerden birisi, bu aparatın kolu, şarjöre temas eden tabla yüzeyi, tablanın oturduğu şarjör yüzeyi ve bu aparatın tetik içinde çalıştığı oluğun çok itinalı bir şekilde temizlenmesi, daha sonra bu parçaların tekrar boyanmasıdır. Yurt dışında satılan MolyResin veya Teflon bazlı bazı boyalardan tedarik edebilirseniz, bu yüzeylerin bunlarla muamele edilmesi de oldukça faydalı olabilmektedir.
Benim kişisel tercihim ise bu aparatın komple iptal edilmesinden yanadır. Bu şekilde boş şarjörün serbest düşmesi de sağlanacağından, ben bu yolu tercih edenlerdenim.
BHP tetik ağırlığının bir nedeni de, horoz yayıdır.
C Serilerinden sonra sert kapsüllü makinalı tabanca mühimmatını patlatmada sorun yaşanmaması için, ayrıca yeni nesil yüksek basınçlı muharebe mühimmatları kullanımında silahı bir miktar daha korumak için, 32 lb ağırlığında horoz yayı eklenmiştir. BHP otörleri, standart mühimmat kullanıldığı müddetçe, horoz yayının 26 lb ye kadar güvenle indirilebileceğini söylemektedir. Bundan daha düşüğü ise pek tavsiye edilmemektedir.
BHP horoz ayağı ( sear ) yaprak bir yayla çalıştırılmaktadır.
Bu yaprak yayın, ayağa alanları çapaklardan temizlenirse, ayak daha esnek salınmaktadır. Emniyet camiası arasında yaygın olarak anlatılan, atış esnasında ayağın yay pozisyonunu değiştirerek tetik ağırlığını azaltma metodunun temelinde de, yay kolunun ayağa temas noktasını değiştirmek yatmaktadır, ancak bu geçici bir çözümdür.
Yayın ayağa temas ettiği alanda, hassas döküm artıklarını temizleyerek bu alanı pürüzsüzleştirmek de bir miktar fayda sağlamaktadır.
BHP horoz ve horoz ayağı hassas döküm olup, karşılıklı temas yüzeylerinde, son işlemler ve tesviyeden sonra kalan çapaklar tetik çekişini hem ağırlaştırmakta, ama daha da kötüsü, çekiş esnasında ayrı bir kuvvet ve parmakta hissedilen bir '' kırt '' sesi ile aşılabilen bir kademelenme meydana getirmektedir. Bu yüzeyler açıları bozulmadan güzelce temizlendiğinde, bu sorun büyük oranda aşılmaktadır. Ama en güzeli ehil bir elin buradaki açıları da horozu kaçırmayacak şekilde elden geçirmesidir. Ancak bu yapılması çok zor bir iştir, işi bilmeyen birisi bu parçaları kullanılamaz hale getirebilir.
Bu parçalarda görülebilen bir diğer sorun da, yukarıdan baktığınızda gördüğünüz iki temas yüzeyinin tam paralel olarak kesilmemiş olmasıdır. BHP' lerin bazılarında bu yüzeyler tam olarak sol içte, bazılarında ise diğer tarafta temas etmektedir. Bu nedenle de her iki parçanın yaylarının uyguladığı kuvvetler bu yüzeylere eşit olarak dağılacağına, belirli bir noktada yoğunlaşmakta, bu noktanın irtibat manivelası temas noktasına mesafesine göre, tetik çekişini de zorlaştırmaktadır. Bir MKIII'ün bu yüzeylerinin bile düzeltilmesi, işlem öncesi tetik çekişi ile arada dağlar kadar fark oluşturmuştu.
Bu parçalarda yapılan işlemlerle ilgili bir diğer sorun da bu parçaların sertlik derecelerinden dolayı, yapılan işlemin çok kalıcı olamamasıdır. Bu BHP parçaları muadillerine oranla oldukça yumuşak olup, yapılan işlemi ve verilen geometriyi, çok uzun süre muhafaza edememektedirler. Ancak bu parçaların işlemden sonra gene ehil bir elde kromlanması, yüzeydeki işlemi biraz daha kalıcı yapmaktadır, ama en güzeli yurt dışındaki gibi, 48-52 RC sertlikte aftermarket parça kullanarak bu işlemi yapmaktır.
BHP MKIII'lerde, otomatik iğne kilidi sistemi, silaha ayrı bir parça eklenmeden, tetik irtibat koluna iğneyi tutacak bir tabla eklenerek oluşturulmuştur. Bu parçanın iğneyi yakalar pozisyonda kalması için de, tetik koluna yakın bir yere, ince bir sarmal yay eklenmiştir.
Bu sarmal yayın da bir kısaltılması, tetik çekişini bir miktar etkilemekle beraber, çok da anlamlı bir etkisi olmamaktadır.
Yurt dışında yapılan bir diğer değişiklik de, tetik kolu irtibat manivelasını değiştirip, deliğini de aynı Competetion modelinde olduğu gibi, tırnaktan biraz daha geriden açarak, klasik kaldıraç kanunlarından faydalanıp, tetik çekişini hafifletmektir. BU şekilde tetik çekme mesafesi bir miktar daha uzamakta, ancak diğer değişikliklerle beraber tetik ağırlığı 1.5 kg ın altına inmektedir. Ancak bu işlemi çok yetkin olmayan atıcılara ve savunma amaçlı kullanılan silahlara yapmayı tavsiye etmem.
Kendi BHP MKIII' üme yaptığım değişiklikler;
* Şarjör emniyeti söküldü.
* Horoz ve horoz ayağı temas yüzeyleri taşlandı.
* Tetik, horoz ve ayağı kromlandı.
* Horoz yayı 28 lb ye indirildi.
* İcra yayı atışta 18.5 lb, kullanılırken 17 lb olarak kaldı.
( Horoz yayını azaltınca, silahı korumak için bir tedbir olarak bunu yaptım.)
( Orijinal ve MecGar şarjörler, yayları ağırlaştırılmadan 18.5 lb ile sorunsuz olarak silahı besleyip, fişek bittikten sonra da sürgüyü geride yakalayarak açık bırakmaktadır. )
Bu değişikliklerden sonra tetik çekişindeki gereksiz kıtırtılar, kademelenme ve ağırlık tamamen gitti. Lyman ile net ağırlığını ölçemediğimden bunu söyleyemiyorum, tahminen 2.0 kg civarı bir tetik ağırlığı var, ama son derece akıcı, devamlı ve net.
|
|
|
| Beretta 92 Serisi |
|
Yazar: ceycey - 03-03-2024, 15:44 - Forum: Beretta
- Yorum (3)
|
 |
Üstat Lupus'un 24.9.2009 tarihli yazısı: (Resimler tarafımca eklendi.)
BERETTA 92 SERİSİ
![[Resim: ilimg5w.jpg]](https://i.hizliresim.com/ilimg5w.jpg)
1970'lerin başında Beretta ekibi Model 951'in kullanışsız emniyet mandalı ve düşük fişek kapasitesi gibi handikaplarından arındırılmış yeni nesil bir hizmet tabancası üzerinde çalışmaya başladı ve 1976 yılında Beretta Model 92, selefinin açık sürgüsü ve Walther P38 tipi hareketli kilit sistemi ile gün yüzüne çıktı.
İlk Model 92 ' de, Colt 1911 gibi gövdede ve horoz tulumbasını kilitleyen tipte bir emniyet mandalı vardı. Ancak Avrupa ekolü daha ziyade Walther modellerindeki horozu indirip, iğneyi kilitleyen emniyetleri tercih ettiği için, ayrıca güvenlik güçleri de özellikle bu tür bir emniyet istedikleri için, emniyet mandalı sürgüye taşındı ve platform 92 S adını aldı.
![[Resim: al48c8z.jpg]](https://i.hizliresim.com/al48c8z.jpg)
Beretta JSSAP testleri için şarjör mandalının yerini değiştirip, Kuzey Amerika ekolünün tercih ettiği yer olan tetik korkuluğunun hemen arkasına taşıdı, emniyet mandalını çift taraflı yaptı, kabza önü ve arkasına hat çekti, nişangahları irileştirip, beyaz noktalarla donattı ve platform 92 S-1 adını aldı. Bir yıl süren ilk testlerde Beretta modeli FN GP35 ve SFS, Colt SSP, Star M28, HK P9S ve VP70, SW 459 modellerini geride bırakarak ABD Hava Kuvvetleri'nin yaptığı ilk JSSAP testlerinde ipi göğüslemeyi başardı.
ABD Kara Kuvvetleri ise, ilk testlerini yine Hava Kuvvetleri'nin yaptığı M16 fiyaskosu nedeni ile Hava Kuvvetleri'nin yaptığı testlere güvenmeyerek, ilk JSSAP testlerinin bilimsel ve teknik açıdan yetersi olduğunu iddia ederek, 1981 yılında kendi kontrol ve düzenlemesindeki JSSAP testlerine başladı. Teknik şartnamenin 85 şartından 72 tanesi olmazsa olmaz şart iken, 13 tanesi olması halinde tercih edilir şartlar olarak belirlendi. Bu testlere sadece dört tabanca girdi; Beretta 92 SB, HKP7M13, SW 459A, SIG Sauer P226. Söz konusu tabancaların dördü de testleri geçmeyi başaramadı, daha garip olanı da, Beretta o zaman henüz ABD Kara Kuvvetleri envanter silahı olan Colt 1911A1'den de daha kötü performans sergiledi.
Kaynak israfın dışında kayda değer hiç bir sonuç elde edilemeyen testler Kongre ve GAO ' nun tepkisini çekince, ABD Kara Kuvvetleri'nden benzer gerekçelerle sürekli tartışma konusu olan .45 ACP mühimmatın yerine NATO standarlarındaki bir mühimmatı kullanan bir platform testleri geçene kadar kriterlerini sürekli revize etmesi, açıkçası esnetmesi istendi ve 1984'de XM9 testleri tekrar başladı. Bu testlere Beretta 92 SB-F, Colt SSP, FN BDA9, HK P7M13, SIG Sauer P226, SW 459, Steyr GB ve Walther P88 ve sonuç olarak sadece P226 ve 92 SB-F ' in testleri geçebildiği açıklandı.
SIG Sauer P226'nın birim fiyatı daha düşük olmasına rağmen, Beretta'ya SIG Sauer'in birim fiyatı hakkında bilgi sızdırıldığı iddialarının gölgesinde, total pakette daha düşük fiyat veren Beretta'nın kazanan platform olduğu açılandı. SW ise ateşleme iğnesi enerjsi hesaplanırken, Anglosakson ölçü biriminden metrik ölçü birimine çevrilirken yaşanan bir hesaplama hatasının azizliğine kurban gitmişti.
GAO ve Kongre'nin yaptığı tahkikatlar sonrası 1987'de yeni bir XM9 test programı gündeme alındı. ABD Kara Kuvvetleri 92 F ( M9 ) zaten testleri geçtiği gerekçesi ile test programı dışında tutmayı talep etti. SIG Sauer de aynı gerekçe ile tekrar test edilmeye ihtiyaçları olmadığını iddia etti. SW ise Beretta M9' un artık XM9 standartlarında üretilmediğini, özellikle hedefteki vuruş dağılımı konusundaki standartların esnetildiği iddiasında bulundu.
Bu dönemde Navy SEAL timlerinin susturuculu tabancalarda kullandığı yüksek basınçlı mühimmatla Beretta sürgülerinde yaşanan kırım hadiseleri hakkındaki dedikodular ortalıkta dolaşmaya başladı. Ordu Fransız ihale teslimatı için üretilmiş olan sürgülerdeki tellerium katkısı nedeni ile sürgülerin kırılganlığının arttığını tespit ettiğini iddia etti. En sonunda da Beretta 92 sürgülerinin 3000 atımda bir değiştirilmesi, hatta bu atım adedinin de altında yaşanan kırımlar nedeni ile 1000 atımda bir değiştirilmesinin standart bakım şemasına eklenmesi önerildi.
Beretta önce NATO M882 mühimmatının standart üzerinde basınçla çalıştığı iddiası ile Ordu'yu suçladı, daha sonra da Navy SEAL' larını sürgü kırımları konusunda Ruger'e bilgi sızdırmakla suçladı. Beretta daha sonra horoz piminin sol tarafına ayrı bir tabla ekleyerek, ayrışan sürgülerin direk geriye değil, yukarıya yönlenmesini sağlanması için bir tadilat yaptı ve platform artık 92 FS adını aldı.
1988 de XM10 test programı gündeme geldi ama Beretta ve SIG Sauer bu testlere katılmayı reddetti. Beretta 459, Ruger ise P85 ile testlere katıldı.
Ordu paslanmaz çelikten mamul olsa dahi, içi de kromlanmış namlu konusundaki talebini ısrarla esnetmedi. SW XM9 programı esnasında geçtiği testlerde bu seferde başarısız oldu, XM9'un hedef dağılımı şartlarını karşılayabilen tek platform olmasına rağmen, XM10'da bu kulvarda sınıfta kaldı. XM9 esnasında karbon çelik olup, XM10 esnasında paslanmaz çelik olan bazı parçaları korozyon direnci konusunda da başarısız oldu. Ruger'e ise platformlarının neden başarısız olduğu konusunda herhangi bir bilgi verilmedi.
![[Resim: qxkwv8g.gif]](https://i.hizliresim.com/qxkwv8g.gif)
Beretta 92 serisi, ABD Ordusu'ndaki performansının aksine, güvenlik ve polis teşkilatlarındaki performansı göz dolduran bir platform oldu. Herhangi bir sürgü kırımı bildirilmezken, tek sorun çıkaran parça olarak hareketli kilit bloğu ön plana çıktı. Kilit bloğu kırımlarının engellenmesi için zamanla kenarlarındaki köşeler bir miktar kırılarak yumuşatıldı. Beretta 92 mekanik güvenilirlik ve vuruş dağılımı konusunda zamanla kendisini ispatlayan bir platform oldu ve yeteri kadar büyük elleri olan kişiler için göz ardı edilmemesi gereken bir 9x19 mm tabanca konumuna geldi.
![[Resim: 1h42jmh.jpg]](https://i.hizliresim.com/1h42jmh.jpg)
Beretta, 92 serisinin en zayıf yerinin bu handikabını giderebilmek için, bu parçada bir kaç kez revizyon yaptı. Kesin revizyon tarihlerini bilememekle beraber, halihazırdaki kilit bloğu geometrisinin en dayanıklı şekil olduğunu düşünüyorlar. Yeni nesil kilit blokları, eski model Beretta 92 serisi tabancalara da uyumlu olup, eski tip kilit blokları yenileri ile değiştirilebilir.
İkinci nesil kilit bloğunda yapılan küçük çaplı tadilatlar;
Kilit açma pimi çalışma yatağında değişiklik,
Ana blok ve kulakların birleşim yerlerindeki derinlik ve açıda değişiklik.
Üçüncü nesil kilit bloğu;
Kilit açma pimi yatağı daraltılmış,
Kilit kulakları açılarına küçük bir müdahale yapılmış.
|
|
|
| SW 686-3 /686-6 |
|
Yazar: ceycey - 03-03-2024, 11:04 - Forum: Silah Karşılaştırmaları
- Yorum Yok
|
 |
Lupus üstadın 3.3.2009 tarihli yazısı: (Resimler silinmiş, ben bir kaç resim ekledim.)
SW 686 3/686 6
Arkadaşlar, SW revolverleri zaman içerisinde bir kısmı gözle görülür, bir kısmı da gözle görülemeyen pek çok değişim geçirdi. Bunların bir kısmı olumlu yönde olurken, bir kısmı da özellikle duayen SW severleri üzecek tarzda oldu. Aşağıda SW' un revolverlerinin amiral gemilerinden birisi olan Distinguished Combat Magnum, ülkemizde en çok bilinen adı ile Model 686'nın farklı jenerasyonları arasındaki bazı farkları değerlendirmeye çalışacağız.
Distinguished Combat Magnum, yüklü miktarda tam güç ve hızlı .357 magnum mühimmata dayanabilecek şekilde dizayn edilip, üretilmiş bir revolverdir. K gövdeli revolverlerin kabza konforu ile, N gövdeli revolverlerin dayanımını bir araya getiren, L gövdeli bir modeldir. Model numaraları ile adlandırma standard bir hale gelince, paslanmaz çelik modeller 681 ve 686, siyah karbon çelik modeller ise 581 ve 586 olarak adlandırılmıştır. Ülkemizde en çok bilinen ve tanınan model, ayarlı gezli, paslanmaz çelik model olan 686'dır.
Aşağıda 90'lı yılların başlarında üretilmiş bir 686-3 ile, 2008 yılı üretimi bir 686-6 modelini görüyorsunuz.
686-3 4'' namlulu iken, 686-6 6'' namluludur.
![[Resim: i3k7vo8.jpg]](https://i.hizliresim.com/i3k7vo8.jpg)
Dışarıdan fark edilen ilk şey kabza kapaklarındaki farklılıklardır, ancak bu kapakların model revizyonları ile alakası olmayıp, farklı modellerde tercihe göre kullanılabilmektedir. Ahşap olan köşe tabanlı klasik '' Target '' kabza kapağı olup, polimer olan Hogue'un SW logolu tek parça kabza kapağıdır. Kişisel olarak ahşap olanı ben de daha klasik bulsam da, polimer kabza kapağının çok daha konforlu olduğunu söylemeliyim.
Hemen göze çarpan diğer fark ise, 686-6' nın top açma manivelasının hemen üzerindeki deliktir. Bu delik, özel bir kilit sistemine ait anahtar girişi olup, -6 revizyonundan sonraki modellerde mevcuttur. Daha önce kullandığım bir 686-5' de bu revizyon olmayıp, sadece hassas döküm MIM parçalar ve gövdeye yerleşmiş iğne sistemi vardı.
Yukarıda solda görülen gez ve arpacık 686-3' e, sağda görülenler ise 686-6' ya aittir. 686-3 arpacığı namlu ile yekpare iken, 686-6 da ayrı bir parça olup, ayrı bir pim ile sabitlenmiştir. 686-6' nın arpacığı hem namludan ayrı refle yapmayan siyah malzeme kullanmaya uygun olduğu için, hem de hasar gördüğünde değiştirme kolaylığı sağladığı için daha kullanışlıdır. 686-6 ' nın gez takımının önü de, gövdeye daha ince bir işçilikle oturtulmuştur. 686-4' den itibaren gez ve arpacık, yeni nesil 686' lardaki gibidir.
686-3 lerde top kilitleme ve açma manivelası ve düğmesi, parça çelik malzemelerden mamulken, 686-6 tek parça hassas döküm ve tutya türü malzemeden mamuldür. Resimlerde ilk ve solda gördüğünüz malzemeler 686-3' e ait puntolu veya tek parça çelik üretilmiş parçalardır. Top açma düğmelerinden sağda, içi boş tutya olan 686-6'ya aittir. Ayrıca 686-6' daki logonun ne kadar yüzeysel yazıldığı da hemen dikkati çekmektedir.
686-3' de top çevirme kolları ve ejektör / kovan tahliye tırnaklarının kolu, top eksenine üzerine açılmış ince ve özel bir oluk ve tırnaklara oturan iki ayrı pimle sabitlenirken, 686-6 sadece düz bir yüzey tıraşlanarak ve topa buna uygun bir yatak açılarak sabitlenmiştir. Bu işlemin amacı, tetik kolu üzerindeki top çevirme manivelasından alınan hareketin, topa aktarılarak, topun döndürülebilmesidir. 686-3' deki sistem, gerek topta, gerekse de tırnaklarda daha hassas bir işçilik gerektirip, daha iyi bakım ve temizlik gerektiren, biraz daha frajil bir sistem iken, 686-6' daki üretimi daha kolay ve basit, aynı zamanda biraz daha sorunsuz bir sistemdir.
686-3'de yan gövde kapağını sabitleyen üç vida da birbirinden farklıdır.
Top sabitleyen ve kapağı ortadan sabitleyen vida yuvarlak kafalıdır.
Kapağı en sondan sabitleyen ve kabza kapağının altında kalan vida ise düz kafalıdır.
686-6 da ise tüm vidala yuvarlak kafalıdır. Top sabitleme vidasının ucu ve boyutu farklıdır.
Gövde yan kapaklarının yapım tarzı ve işçiliği de çok farklıdır.
Solda görülen 686-3' ün kapağının içi çok daha özenlidir.
Sağda görülen 686-6 kapağının içi ise tipik döküm özellikleri içermektedir.
Ayrıca horoz irtibat kesme manivelasının yatağı da her ikisinde farklı açılmıştır.
Aşağıda gövde kapağının altında sizi karşılayan parçaları görüyorsunuz.
686-3' de gerek gövde içi gerekse de parça işçiliği çok çok daha iyi.
Tüm parçalar çok daha iyi tesviye edilmiş. Tamamı parça çelik.
Parça taşıyıcı çakma pim kafaları bile yuvarlanarak tesviye edilmiş.
686-6' da maliyet düşürücü her türlü etki daha ilk bakışta göze çarpıyor.
MIM horoz ve tetik ile, bağlantıları hemen dikkati çekiyor.
Parça taşıyıcı pimler olduğu gibi sert kafa kenarları ile bırakılmış.
İğne bir pimle gövdeye sabitlenmiş.
İlk iki resim 686-3, son iki resim ise 686-6' dır.
686-3 'de horoz ve buna bağlı çift hareket tulumbası, ayrı ve sabit bir pim ile, sabit bir eksende çalışacak şekilde horoza yerleştirilmiştir. Bu özellik çok daha güvenli ve stabil bir çift hareketli çekiş sağladığı gibi, bu tulumbanın altındaki yayın erken deformasyonunu da engellemektedir. SW Performance Center silahlarında hala bu tip horozları, ama sadece parası olanlar için kullanmaktadır. Aynı şekilde horozdaki, horoz yayı bağlantısı da ayrı bir pimle, sabit bir eksene ve yerinden kesinlikle çıkamayacak bir şekilde yerleştirilmiştir.
İğne de horozda olup, horoz gövdede sadece kendi yatağı ile temasta bulunup, bu temas esnasında atım yatağı boş ise, iğne üzerine bir darbe gelmemektedir. Bu da kuru tetik çalışması esnasında meydana gelebilecek iğne hasarlarını azaltan bir özelliktir.
686-6 ' da ise, çift hareket tulumbası MIM horoz üzerindeki yatağına geçme olarak oturmuş olup, serbestçe salınmaktadır. Bu kusur bazen mükerrer çift hareketli çekişlerde, sistemde takılmalara neden olabilmektedir. Yine horoz yayı mafsalı da geçme bir yatakta olup, tamamen MIM parçanın yatağının kenarlarının dayanımına emanet bir şekilde durmaktadır. Bu parçaların kısa dönemde ciddi bir sorun çıkaracağını sanmıyorum, ancak uzun vadeli kullanımda, çift hareket tulumbasının yayının daha erken deforme olacağı ki, Ağa'mız da buna kendi silahında bizzat şahit olmuştur, çift hareketli tetik çekişinde çıkabilecek sorunlara ortam hazırlayabileceği ortadadır.
İğne gövdeye ayrı bir pimle sabitlidir. Özellikle kuru tetik çalışmalarında kırılmaya aday bir yapıdadır ki, yurt dışında örnekleri çok olmuştur. Bu iğnenin avantajı, eski sistemdeki iğne yayı ve açısından bağımsız olarak, kapsüle sürekli olarak aynı terden vurma imkanıdır. Teorik olarak bu sistemin daha sağlıklı ateşleme sağlayacağı düşünülse de, pratikteki sonuçlarının öyle olmadığı gelen saha raporları ile gösterilmiştir. Forumun ilgili bölümlerinde yeni nesil iğnelerle yaşanmış ateşleme sorunları ile ilgili ayrıntılı raporlar mevcuttur.
Horoz grubunun arkasındaki garabet kilit sistemine ise hiç girmiyorum.
Aşağıda 686-3' ün tetik grubunu görüyorsunuz. Tetik yayı taşıyıcısına uzanan mafsal, top çevirme kolu ve bunun kendi etrafında iki boğumu olan yayı, ayrı ayrı pimlerle, parça çelik tetiğe, yerinden hiç kıpırdamayacak bir şekilde sabitlenmiştir. Tetik ayrıca kromlanmıştır.
686-6 'daki hassas döküm MIM tetikte, tetik yayı taşıyıcısına uzanan tetik mafsalı, top çevirme manivelası yayı, tetik içerisindeki yataklara, parçaların birbirine oturumu ile sabitlenecek şekilde yerleştirilmiştir. Sadece top çevirme kolunun iki ayrı pimi ve bunların içerisinde çalıştığı iki ayrı yatak, eski klasik tetiklerdeki gibi sabitlenmiştir. Tetiğin içi doğal olarak boş olup, döküm ve ısıl işlemden çıktığı gibi bırakılmıştır.
Arkadaşlar elimdeki resimleme tekniği yetersiz olduğu için görüntüleyemediğim bir konu da, namlu yiv setlerindeki farklılıklardı. 686-3' de set kenarları oldukça köşeli ve net iken, 686-6' da setler sanki daha silik ve set kenarları sanki daha bir yumuşak şekilde kırılmıştı. Sanırım bu fark halihazırda SW tedarikçilerinin kullanmakta olduğu elektrokimyasal yiv açma tekniğinden kaynaklanıyor. İlk fırsatta daha kaliteli ışık şartlarında her iki namluyu tekrar incelemeyi düşünüyorum. Ancak şunu da belirtmekte fayda, eski 686' nın ön ve arka namlu ağzı, çok daha güzel ve temiz bir şekilde işlenmişti.
Özetlemek gerekirse, 686-3 üretim tekniği ve işçilik açısından çok daha fazla emek isteyen bir silah. 686-6 ise, işin tembel ve aç gözlü adamdan, nasıl ucuza yapılacağı öğrenilerek üretilmiş bir model. Hele hele bu model tanımından sonra eklenmiş olan kilit sistemi de işin tuzu biberi olmuş. Kuşkusuz bu kolaycılık silahı güvensiz veya yetersiz performans sergileyen bir demir yığınına çevirmez, ancak kesinlikle klasik revolver severlerin alışveriş sepetinin dışına iter.
![[Resim: 7aw2rsn.jpg]](https://i.hizliresim.com/7aw2rsn.jpg) ![[Resim: cux623u.jpg]](https://i.hizliresim.com/cux623u.jpg)
686-4 de nişangahlar yukarıda gördüğünüz 686-6’daki yapılmaya başlanmıştır. 686-4'de hala parça çelik iç parçalar kullanılmış olup, iç mekaniği 686-3 ile aynıdır. Kişisel görüşüm 686-4' ün en rafine, aynı zamanda da son gerçek 686 olduğu yönündedir. 686-5' ten itibaren hassas döküm MIM tetik ve horoz, gövdeye sabitli iğne kullanılmaya başlanmıştır. 686-6 'da ise, SW severlerin kabusu olan, o meşhur kilit sistemi SW revolverlerinin bir gerçeği olarak karşımıza çıkmıştır.
Saygılarımla.
|
|
|
| Uyarılar |
|
Yazar: ceycey - 02-03-2024, 21:00 - Forum: Uyarılar
- Yorum (3)
|
 |
1)Arkadaşlar, bu bölümü üyelerimizin satmak istedikleri tabanca, çakı, aksesuar vs. aletleri diğer forum üyelerine uygun fiyatlarla devretmelerini sağlamak amacıyla açtık.Bu nedenle lütfen piyasa fiyatlarının altında fiyat yazmaya çalışalım. Piyasada bolca bulunan kaptırmatörleri foruma sokmamaya kararlıyız.Forum yöneticilerinin fahiş fiyatlı ilanlara müdahale etme yetkisi vardır.
2)Forumun genel kurallarında da belirtildiği üzere, satılık ilanlarında satışa çıkartılan tabanca, tüfek, aksesuar vs. aletin resminin, markasının, fiyatının ve biliniyorsa modelinin belirtilmesi gerekir.
3)Kanunlarımıza göre yasak olan ruhsatsız tabanca-tüfek , sustalı bıçak vb alet-aksesuar forumda satılamaz.
4)Ruhsatsız tabanca, tüfek satışı yasak olduğundan, tabanca veya tüfeklerini satışa çıkartan arkadaşların ruhsatlarının bir resmini de ilana koymaları zorunludur.
5) Ruhsatınızda TC Kimlik Numaranızı kapatabilirsiniz. Ruhsatınızı yayınlamaktan çekiniyorsanız avceycey@hotmail.com mail adresine gönderebilirsiniz (ilanınıza ruhsat yönetime gönderildi yazınız)
6)Forumda satış ilanı açabilmek için en az 3 aydır forum üyesi olmak gereklidir. Bu süreye uymayanların ilanları silinir.
|
|
|
|