Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 1,327
» Son Üye barisyilmaz96
» Toplam Konular 952
» Toplam Yorumlar 6,001

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Şu anda 64 aktif kullanıcı var.
» (1 Üye - 60 Ziyaretçi)
Baidu, Bing, Google, Aquila54

Son Yazılanlar
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
07-10-2026, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 204
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,770
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,624
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 485
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 950
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 248
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 388
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,236
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 485
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 534
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,930
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 289
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 299
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,957

 
  BİR MÜHİMMAT ARIZASI: KOVANA GÖMÜLÜ MERMİ ÇEKİRDEĞİ
Yazar: Sabri - 29-02-2024, 13:03 - Forum: Mühimmat - Yorum (4)

KOVANA GÖMÜLÜ MERMİ

Silah ve mühimmat arızalarını bu forumda yazarken bir arkadaşımdan konuyla ilgili bir yorum geldi. Yorumda “bir diğer arıza biçimi de çekirdeğin kovan içeri gömülmesi sonucu oluşan yüksek basınca bağlı kırımlardır, özellikle laksız muhimmatlarda ve kovan içerisinde set olmadığı durumlarda kovan içine gömülü cekirdek çok tehlikeli olabiliyor.” deniyordu. Bu yorumu paylaştığım bir sosyal medya sitesinde diğer bir arkadaşımız “9mm için kovana gömülü bir fişeğin üretebileceği maksimum basınç standartlara uygun  bir tabancayı kıracak güç üretemez diye düşünüyorum.” diye yorum yazdı. Tabii ki bize de konuyu araştırmak düştü.

[Resim: Ekran-Resmi-2023-07-01-07-44-57.png]

Normal olarak bir 9 mm parabellum merminin kovan dipliğinden, mermi çekirdeği ucuna kadarki mesafesi 28,82 mm. Uzunluk bundan kısa ve mermi çekirdeği kovanın içine doğru fazla girmiş ise buna “kovana gömülü mermi” (bullet setback) diyoruz.

Kendi fişek dolumunu yapanların dikkatsizliği dışında, fabrika dolumlarında da hatalı dolum olabilir. Ancak en çok sebebi, aynı merminin atım yatağına çok defa yüklenmesi. Merminin atım yatağı rampasına sürtmesi ile mermi biraz biraz kovana gömülüyor. Sage Dynamics firmasından Aaron Cowan tarafından birkaç yıl önce yapılan bir testte, Cowan tabancasında 500 kez aynı mermiyi atım yatağına yüklediğinde. 9mm merminin genel uzunluğunun 28.82 mm'den 27.87 mm'ye kadar düştüğü, yani 0.95 mm fark olduğunu gösterdi.

Tabanca mermileri küçük kovan hacmı nedeniyle hızlı yanışlı barutlarla doldurulur. Kovanda bir miktar hava boşluğu kalır. Bu boşluk basıncın ani artışında bir tampon etkisi yapar.

Avusturya'daki bir fişek üreticisi olan Hirtenberger ve Glock temsilcisi tarafından Rauch'a doğrulanan bir bilgiye göre, 0.10 inçlik (2.5 mm) yer değiştirmenin, 40 S&W kovanında basıncı 35.000 psi'den 70.000 psi'ye kadar ikiye katlayabileceği belirtilmiştir. Ayrıca, Speer fişek şirketi, 1979 yılında yayımladıkları yıllık Yeniden Doldurma Kılavuzunda, 9mm bir mermide yer değiştirmenin 0.03 inç ( yaklaşık 1 mm) olduğunda atım yatağı basıncının yüzde 55 arttığını (28.000 CUP'tan 62.000 CUP'a) bildirmiştir. Bu kadar yüksek basınçlar, ancak 7.62 NATO fişeği tarafından üretilen basınçlardır.

Günümüzde bazı kovan üreticileri, çekirdeğin gömülmesini engelleyecek set ile kovan üretmektedir:

[Resim: setli-kovan.webp]

Mermi çekirdeği gömülmesi sadece tabanca mermilerine özgü bir durum değil. Yivli tüfek mermilerinde de aynı sorun görülmektedir.
Şimdi gelelim tartışma konusuna. 

“Kovana gömülü mermi, tabancaya zarar verir mi?”

Kovanın iç hacmi azaldıkça, yanan barutun oluşturduğu kuvvetlerin mermiyi hareket ettirmeye başlamadan önce yüksek basınçlara ulaştığını yukarıda açıklamıştık. 1990'larda, yer değiştirme ile basınç oluşturan mermiler, neredeyse bir patlama salgınına neden oldu. Kovanın arka kısmı ayrıldı, polimer kabzeler parçalandı ve şarjörler dışarı fırladı. Bu ateşli silahların çoğu 9mm ve 40 S&W kalibrelerindeydi. Bunlar tam anlamıyla Magnum gücüne sahip tabanca mermileri değil, ancak kovan hacmindeki küçük değişikliklerin, bu gibi küçük mermilerde büyük bir fark yaratabildiği görüldü.
Aşağıdaki videoda Brownell’s firmasının “Smithbuster” ekibi konuyu ele almış.



Söyledikleri :
1. Kovana gömülü mermiler farklı namlu çıkış hızları nedeniyle isabeti bozar, grupmanı dağıtır 
2. Kovana gömülü mermiler, silahı patlatmasa bile, silahınıza ve size zarar verebilir. Böyle bir mermi ile karşılaşırsanız kullanmayın.

Bir İtalyan videosunda ise, gömülü merminin, atım yatağı gerisinde kovanda yarılmaya, bunun da özellikle polimer silahlarda ciddi hasarlara neden olduğu anlatılıyor:

https://youtu.be/UfO1EC8EGzk

Eğer 9 mm silahınızda yine de kovana gömülü mermi sorun yaratmaz diyorsanız, hiç mi hiç tavsiye edilmemekle birlikte yine de siz bilirsiniz:

[Resim: K-r-m-kopyas.png]

Polimer tabancalar sorunlu diye bir izlenime kapılmayın, çelik tabancalar da basınç artışından muaf değildir:

[Resim: Kaboom-kopyas.png]

Hepinize güvenli atışlar dilerim…

Bu konuyu yazdır

  Taktik muharebe yaralı bakımı el kitabı
Yazar: marlinspike - 29-02-2024, 12:24 - Forum: İlk Yardım - Yorum (8)

Selamlar,

Arkadaşlar, ateşli silahlara dair faaliyetlerimiz oluyorsa olası yaralanma durumlarına da eğitim ve malzeme olarak hazırlıklı olmamız gereklidir.
Aşağıda bu konuda standart kabul edilen metnin orijinalini ve Türkçe çevirisini paylaşıyorum;

https://we.tl/t-42Id0GNfzt

https://we.tl/t-ZfyGr38Aja

Ateşli silahlarla ilgili olsun ya da olmasın tüm vatandaşlarımızın ilkyardım uygulamaları konusunda eğitimli olması ani gelişen hastalık, kaza ve afet durumlarında sağ kalım şansımızı artırmaktadır. Kendiniz ve sevdikleriniz için bu becerileri kazanmak için çaba gösterin lütfen.

Saygılarımla

Bu konuyu yazdır

  Geciken Üyelik İşlemleri
Yazar: Sabri - 29-02-2024, 09:56 - Forum: Yönetim Duyuruları - Yorum (3)

Üyelerimiz forumumuza "Referans" sistemi ile alınmaktadır.

Foruma kayıt esnasında TR Tabancatüfek Silah Forumu üyelerinden sizi tanıyan birini referans olarak göstermeniz gerekmektedir:

[Resim: imageedit-58-2694005255.png]

Forum üyelerinden sizi tanıyan birini referans göstermediğiniz durumda, bot hesaplardan kaçınmak için sizin kimliğinizi doğrulamak için verdiğiniz e-posta adresine yazı gönderilmektedir. Doğrulama yapıldıktan sonra üyelik işlemi sürdürüldüğünden, üyeliğin aktivasyonu gecikmektedir. 

KAYIT ESNASINDA LÜTFEN REFERANS BİLGİLERİNİZİ GİRİNİZ

Bu konuyu yazdır

  Tabanca Atıcılığında Tetik Kontrolü
Yazar: lenduha - 29-02-2024, 03:12 - Forum: Taktik ve Eğitim - Yorum (3)

Not: Bu yazı Sn. Lupus'un 22-03-2009 tarihli paylaşımından kurtarılmış, link ve görseller güncellenmiştir.



lupus 22-03-2009, 08:50 PM

Arkadaşlar aşağıdaki yazı ABD'de süreli olarak yayınlanan bir silah dergisinden özet bir derleme olarak hazırlanmıştır. Orijinal makaleye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz;

https://www.handgunsmag.com/editorial/ta...209/138902

[Resim: hgtrigger_1209a.jpg]

Alıntı:Alıntı:Good hits are made with perfect trigger control, not perfect sight control. Align the sights and have a perfect sight picture, but yank the trigger and you miss. why do we put sights first in our teaching? The instructor's mantra is invariably, "Front Sight. . .Press. . .Front Sight." I suggest it should properly be, "Trigger Press. . .Let the Sights Wobble. . .Trigger Press."

Güzel ve etkili vuruşlar mükemmel nişangah kontrolü ile değil, mükemmel tetik kontrolü ile başarılır. Nişangahları hizaya getirip, mükemmel bir nişangah görüşü yakaladığınızda bile, tetiği rastgele çekerseniz, hedefi kaçırırsınız. Pek çok eğitmenin klişe sloganı '' Arpacık, Tetik, Arpacık '' iken, benim önerim '' Tetik, Nişangahları kendi halinde bırak, Tetik '' dir.

Alıntı:Alıntı:Why make trigger press the first priority? Because correct trigger manipulation is, in my opinion, the reason for a well-placed shot.
Sure, having the sights lined up properly, as well as a having good grip and stance are all part of the well-aimed shot, but correct and consistent trigger manipulation is the heart of the shot.

Peki tetik çekişi neden önceliklidir? Kişisel görüşüme göre olması gereken yere yapılmış bir vuruşun temel nedeni doğru yapılmış tetik manüpülasyonudur. Şüphesiz nişangahların doğru hizalanması, düzgün bir duruş ve kavrayış da isabetli vuruşlar kaydetmenin gerekli aşamalarındandır, ancak etkili ve isabetli bir vuruş için gerekli en hayati konu doğru, akıcı ve süreğen bir tetik çekişidir.


Arkadaşlar burada şahsi bir saptama yapmak istiyorum. Yerli silahlarımızda en çok eleştirdiğimiz konulardan birisi de kalitesiz tetik çekişleridir. Yerli firmalarımızın aklı evvel avukatları da sürekli olarak bu tür kaliteli, ezberlenebilir tetik çekişlerinin sadece müsabaka atıcılığında kullanılan silahlarda elzem olduğu, savunma amaçlı silahlarda ise bunun gereksiz bir ayrıntı olduğunu tezini işler dururlar. Bu kültürsüz, bilgisiz, tecrübesiz ve ard niyetli kişiler, silah sahipleri ve bunların silahlarını kullanmak zorunda kalabileceği ortamlardaki kişilerin hayatları ile oynadıklarının farkında bile olamayacak kadar cahil ve gafil insanlardır. Eğer bu iddialarının altında sadece gaflet ve cehalet yoksa, yaptıkları sadece ihanettir. Sonuç itibari ile her ikisi de aynı kapıya çıkar.

[Resim: hgtrigger_1209c.jpg] [Resim: hgtrigger_1209b.jpg]


Alıntı:Alıntı:To get good hits on this B-27 humanoid target quickly and accurately at realistic self-defense distances, good trigger control is needed, using the sights simply to verify that the gun is centered

B27 insan hedefine, gerçekçi savunma mesafelerinde hızlı ve isabetli vuruşlar yapabilmek için, iyi bir tetik kontrolü gereklidir, nişangahlar ise sadece hedefin merkezinde kaldığınızı tespit için kullanılır.


Alıntı:Alıntı:I had previously observed a more scientific approach to this while visiting the FBI Firearms Training Unit in Quantico, Virginia. One instructor, explaining his remedial training work, had me use his electronic training device, a multi-thousand-dollar video-trigger pressure setup hooked into a split-screen computer, all on a live-fire indoor range. With this, the instructor sees what the shooter sees and the computer displays a graph of trigger pull and pressure.
It was demonstrated to me that at 10 yards, burying the front sight to the left, right and down--but coupled with a good trigger press--bullet strike varied but four inches from point-of-aim. This proved to me that trigger pull is much more critical to marksmanship than sighting.

Yazar FBI' ın eğitim merkezine yaptığı bir ziyaret esnasında, konunun çok daha bilimsel bir zeminde irdelendiğine şahit olmuş. Atıcının nişangahlardan ne gördüğünü, atıcının tetik çekişi ve bu esnada uyguladığı kuvvetin dökümlerini veren, oldukça pahalı bir simulasyon sisteminden elde edilen verilerin üzerinde yapılan analizlere şahit olmuş. Sonuç olarak 10 yarda mesafede arpacık sağa, sola veya aşağıya dalsa bile, düzgün bir tetik çekişi yapılırsa, nişan ve vuruş noktasının en fazla 4 inch değiştiği gözlenmiş. Bu da atıcının yetkinliğinde tetik çekişinin, nişangahların kullanmından çok daha kritik bir rolü olduğunu göstermiş.


Özetlemek gerekirse, hızlı ve mükerrer savunma atışlarında yapılan tetik çekişlerinin, rahat bir pozisyonda, hedef atıcılığı esnasında yapılandan teknik olarak hiç bir farkı yoktur. Sadece vuruş kalitesini mümkün olduğu kadar bozmadan, mümkün olduğunca daha hızlı bir şekilde yapılmaktadır. Hız uğruna teknikte yapılacak hatalar, hedefi ıskalamnızdan başka bir şeye yaramayacaktır. Bunun ülkemizde en yakın zamanda yaşanan örneği, geçen yıl bir park meselesi sırasında, oldukça yakın mesafede yaşanan bir mimar-polis düellosudur. Yapılan toplam 9 atıştan sadece iki tanesi hedefini bulmuş, bunlar da polis memurunun silahından çıkan 4 atıştan ikisidir.[/size]

Bu nedenle ilk öğrenilmesi gereken şeylerden birisi, iyi bir tetik disiplinidir. Daha sonra zamanla bu disiplin korunarak, tetik çekişi hızının arttırılmasıdır. Savunma atıcılığında isabet kaydedilemediği müddetçe, hızın ve ortalığa saçılan çekirdek adedinin hiç bir önemi yoktur. Bu tarz bir disiplin hedeften ziyade çevredekilerin ve kendinizin hayatını tehlikeye atmaktan başka bir işe yaramayacaktır.[/size]

Saygılarımla.

Cevap alıntıdır


xlcod3r (15-04-2009, 11:48 PM)

Sn. Lupus,
Atıcılıkta çok önemli olan konulardan birini irdelemişsiniz. Bildiğiniz üzere kişiler adlandırıldığı gibi davranmakta ve tetiği çekmektedirler. Tetik asla çekilmez ezilir. Tetik parmağı tetik üzerine konduğu zaman tırnak kökünün altına denk gelen etli kısım tetikle temas etmeli ve parmak üstten ikici boğumdan 90 derecelik meydana getirmelidir. Tetik ezilirken bu açı bozulmadan tetik namlu hattı boyunca hareket eder ve düzgün atış sağlar.

İkinci olarak tetik ezilirken istinadı alma esnasında istinat bitmeyecekmiş gibi tetiğe gittikçe artan baskı yapılmasıdır. Aslolan baskının aynı oranda devam etmesidir.

Yakın mesafe savunma atışlarında kolunuzu uzatıp atış pozisyonu aldığınızda sürgü hattı üzerinden hedefi görmeniz yeterli olacak ve gez arpacık ilişkisi sizi oyalamayacaktır.

Tetik çalışması bence çok elzem olup, kişinin düştü düşecek beklentisini izale etmek için mutlaka çalışması gereken bir konudur.

Her hareketin oturması ve bilinç altına işlemesi için defalarca çalışılmalı ve hareket refleks halini alana kadar devam etmelidir.

Saygılar...

Bu konuyu yazdır

  9x19 mm Çekirdeğin Azami Menzili
Yazar: lenduha - 29-02-2024, 02:54 - Forum: Mühimmat - Yorum Yok

Not: Bu yazı Sn. Lupus'un 11-08-2008 tarihli paylaşımından kurtarılmıştır.



lupus 11-08-2008, 06:51 PM

Arkadaşlar, bir arkadaşımız özel mesajla bu konu ile ilgili bir soru sormuştu.
Bununla ilgili olarak bir konu başlığı açarak, diğer merak eden arkadaşları da bilgilendirmenin yaralı olacağını düşündüm.

Aşağıdaki linkte, oldukça faydalı bilgiler bulacağınızı sanıyorum;

https://hypertextbook.com/facts/2002/Dom...adis.shtml

Yabancı dili zayıf olabilecek arkadaşlar için kısa bir özet yapmak gerekirse, yaklaşık 45 derece açı ile atılan bir 9x19 mm çekirdeği yaklaşık olarak 2400 m yol almaktadır. Düştüğü yerde de hızı yaklaşık olarak dörtte birine düşmektedir.

.45 ACP, yaklaşık olarak 1700 m yol alıp, hızı üçte birine düşmektedir.

Saygılar

Bu konuyu yazdır

  Balistiğin Tarihçesi
Yazar: lenduha - 29-02-2024, 02:47 - Forum: Genel Silah Sohbetleri - Yorum Yok

Not: Bu yazı merhum özel harekat emniyet amiri Ahmet Hayaloğlu'nun (xlcod3r) 07-12-2008 tarihli paylaşımından kurtarılmıştır.



xlcod3r 07-12-2008, 08:54 PM

Balistiğin Tarihçesi
Bugünkü balistik biliminin kökeni 1800’lü yılların ortalarına dayanmaktadır. Bu tarihlerde bazı esas ve basit prensipler silah ayrımına uygulanmıştır. Bu prensipler daha sonraki yıllarda giderek genişlemiş ve 20. yy’ın başlarında balistik bir bilim olarak ortaya çıkmıştır.

A-İlk Balistik Uygulamaları:
*Londra (1835): Henry Goddard adında bir polis, olayda elde edilen ve çentik taşıyan bir mermi çekirdeğini kendisinin döktüğü ve bütün kalıplardan aynı çentiği taşıyan mermi çekirdeklerine benzerliğini göstererek katil’in mahkûm olmasını sağlamıştır.

*Amerikan iç savaşı (1863): Amerikan iç savaşı sırasında 2 Mayıs 1863’de Virginia, Chancellorville’de Güneylilerin komutanlarından General Stonewell Jackson’un beklenmeyen bir şekilde yaralanarak ölmesi olayında elde edilen mermi çekirdeğinin şekil ve çapından tanımını yaparak, bunun eski tip piyade tüfeklerinde ve genellikle Hill’in tümeninde kullanılan bir tip olduğu ortaya çıkarmıştır. Generalin kendi askerlerinden birisi tarafından kazaen vurulduğu anlaşılmıştır. Kuzey Ordusunda kullanılan mermi çekirdeklerinin generalin ölümüne yol açan mermi çekirdeğinden çok farklı olduğu tespit edilmiştir.

*Minnesota (1897): Minnesota’daki olayda Edward Lawlor, mermi çekirdeğindeki set izlerinin basit tanımını yapmıştır. Winona kentinde, bir genelev işleten French Lou adında bir kadın yüzünden üç genç kavga eder. Bunlardan birisi tabanca ile öldürülür. Sağ kalan iki kişiden hangisinin katil olduğu araştırıldığında, silahların balistik incelemesi yapılır. Olayda kullanılan tabancalardan birisi 32 cal. Smith and Wesson, diğeri ise 32 cal. Hood revolveridir. Duruşma sırasında bilirkişi olarak dinlenen bir silah tamircisi, Smith and Wesson’un namlusunun yivli ve setli olduğunu, Hood marka revolverin namlusunun ise düz boru şeklinde olup sadece uç kısmında gerçek olmayan bazı setler olduğunu belirtmesi üzerine, cesetten elde edilen mermi çekirdeklerinin görünüşünden, katilin 32 cal. Hood marka revolveri taşıyan kişi olduğu ortaya çıkmıştır.

*Buffalo, Newyork (1900): Yiv izlerinden mermi tanımlanması hakkındaki ilk önemli kaynak olan “mermi ve silah” adındaki makale Dr. Albert L.Hall tarafından 1900 Haziranında Buffalo Medical Journal’de yayınlanmıştır. Makalede ayrıntılı olarak yiv ve setlerin ölçümlerinin nasıl yapıldığı, mermi çekirdeği çapının nasıl tespit edileceği açıklanmıştır. Aynı zamanda mermi çekirdeğinin şekil ve tiplerinin üreticilere göre gösterdikleri değişikliklere de değinilmiştir.

B-Balistiğin Bilim Olarak Gelişmesi:
1900’lerin ilk yıllarında balistik bilimi, mermi çekirdekleri ve mermi kovanlarının bir silaha bağlanabileceği veya belirli bir silahtan atılmış olabileceğini ortaya koyabilecek bir noktaya ulaşmıştır.

*Brownsville, Texas ayaklanması (1907): 1907’de Texas Brownsville’de Amerikan ordusunun bir piyade alayının çıkardığı ayaklanmadan sonra, elde edilen bazı mermi çekirdekleri ile birlikte 30 kalibre tüfeklerden atılmış 39 kovan ve olayda kullanıldığından şüphelenilen tüfekler, Frankford Tophanesine tetkik edilmek üzere gönderilmiştir. Tophanedeki personel tarafından yapılan incelemede, hazne arka yüzünün mermi kovanlarında meydana getirdiği izlerin benzerliğine dayanılarak, 33 kovanın şüphe edilen tüfeklerden dördü tarafından atıldığına karar verilmiştir. Olayda elde edilen diğer altı mermi kovanı ile teslim edilen diğer tüfekler arasında bir bağ kurulamamıştır. Mermi çekirdekleri hakkında da bir karara varılamamıştır.

*Paris, Fransa (1909–1923): Paris Üniversitesi’nde Adli Tıp profesörü olan V.Balthazard tarafından açıklanan bir yöntemde delil olarak gönderilen ve deney atışından elde edilen mermi çekirdekleri üzerindeki set izlerinin seri fotoğrafları alınıyor, sonra büyütülerek karşılaştırılıyordu. Balthazard aynı zamanda silahın iğnesi, fırlatıcısı, iticisi ve haznesinin arka yüzünün bıraktığı izlere ve onların karşılaştırılmasına dayanan fotoğraflar vasıtası ile mermi kovanın hangi silahtan atıldığını saptamıştır. Aynı yıllarda bu tür çalışmalar İngiltere’de Sir Sydney Smith, Hugh Pollard ve A.Lucas tarafından yapılmıştır.

*Newyork (1925): C.E.Waite, Philip O.Gravelle, John H.Fisher ve Calvin H.Goddard bir araya gelerek Bureau of Forensic Ballistics adında bir büro kurmuşlardır. Mermi çekirdeği ve mermi kovanı ayırımında mukayese mikroskobu kullanılmıştır. İlk defa uygulanan bu yöntem bugün bile kullanılan standart bir yöntem olarak kalmıştır. Bu büro, daha sonra namlunun içini inceleyen ve setlerin kıvrımını ölçmeye yarayan Helixometer’i geliştirmiştir. "Adli balistik" deyimi de o sıralarda Goddard tarafından kullanılmıştır. Goddard daha sonra laboratuarını Chicago’ya nakletmiş ve 1930 yılında Nortwestern Üniversitesinde Scientific Crime Detection Laboratory’ını kurmuştur.

Balistik bilimi hızla gelişerek günümüzde şu disiplinlere ayrılmıştır:

a) İç Balistik: Ateşli silahın tetiği çekildikten sonra mermi çekirdeğinin namlu ağzını terkedinceye kadar geçen sürede mermi kovanı ve mermi çekirdeğinin durumunu inceler. Balistiğin bu bölümü, kapsül, kapsül ateşlenmesi, barutlar, yanma hızı, yivler, yivlerin sayısı, hazne, namlu boyutları ve hızla ilgilenir.
b) Dış Balistik: Mermi çekirdeğinin namlu ağzından çıktıktan sonra hedefe çarpıncaya kadar geçen zaman içerisinde havanın direnci, mermi çekirdeğinin yer çekimi etkisinde kalması, yere düşüşü, sürüklenişi ve dengesi ile ilgilenir.
c) Terminal Balistik: Mermi çekirdeğinin hedefe çarptıktan sonra, duruncaya kadar yaptığı delme gücü, enerjisini çarptığı cisme iletmesi gibi etkilerle ile ilgilidir. d) Yara Balistiği: Terminal balistiğin bir parçası olup insan ve hayvanlarda meydana gelen yaralarla ilgilidir.
e) Adli Balistik: Ateşli silahlarda kullanılmış mermi çekirdekleri ve kovanların incelenmesi sonucunda belli bir silahtan atıldığını tespit ederek, olaya karışmış diğer silahların ayırımı ile uğraşır. Saçmaların ve barut artıklarının dağılışşeklinden, atış mesafesi tayinini yapar. Ateşli Silah Yaralarının Tespiti ve Laboratuar Yöntemlerindeki Bazı Gelişmeler:
*1878 yılında Prag'da Adli Tıp profösörü olan Hoffmann ateşli silahlarla yapılan bitişik atışlarda giriş yarasında yuvarlak bir boşluk oluştuğunu görmüş ve bitişik atışın tayini için çok önemli olan bu boşluğa "maden deliği" demiştir. Halen "Hoffmann boşluğu" olarak anılmaktadır. *1939 yılında Fransa'da V.Balthazard ateşli silah yaralarının özelliklerini tanımlamıştır.
*Ateşli silahı kimin kullandığını bulmak için, ateşli silah artıklarının araştırılması düşünülmüş ve bu amaçla 1933 yılında Gonzales Testi olarak
bilinen “Parafin Testi” geliştirilmiştir. *Mathews ise, 0.25gr. Diphenylbenzidin’in 100cc. %70’lik sülfirik asit içerisinde eritilmesi ile elde edilen bir solüsyon kullanmıştır. *Steinberg’in uyguladığı yöntemde aseton ile ıslatılmış pamuk svabların şüpheli ele sürülmesi ile barut artıklarının svaba geçmesi sağlanmıştır. *Barut artıklarının aranmasında daha etkili ve özellikli olan bir yöntem de, Griess yöntemidir. Griess reaktifi kullanılarak spektroskopik yöntemle niceleyici nitrit tayini yapılmıştır.
*Harrison ve Gilroy Testi; Artıkların toplanması ve testte kullanılan bileşikler bakımından parafin testinden değişiklik gösterir.
*E.P.Martin ve F.Sturzinger 1974 yılında elde bulunma ihtimali olan atış artıklarının alkol veya sulandırılmış nitrik asitle ıslatılmış hidrofil tipte bir pamuk parçası ile alıp kurşun, bakır, baryum, antimon gibi elementleri sürüm spektrografisi ile tespit etmeye çalışarak, şüpheli kişilerin ellerinde adam öldürme delillerini bulmak için bir yöntem ileri sürmüşlerdir.
*K.K.S.Pillay1974 yılında film tabakası haline getirilmiş saf selülözü barut veya ateşli silah artıkları bulunması muhtemel yüzeylere tatbik ederek bu numunelerde nötron aktivasyon analizi ile baryum, antimon ve bakır’ın eser miktarlarını aramışlardır.
*Ateşli silah patlama ürünlerini aramak için kullanılan bir diğer yöntem de alevsiz atomik absorbsiyon spektrofotometri yöntemidir.
*Steinberg ve arkadaşları, ateş edenin ellerinde bulunabilecek nitrit iyonlarını spektrofotometrik yöntemlerle incelemişlerdir.
*Giysilerde metallerin tayini için kurşun elementinin tesbitine yarayan sodyum rodizonat testi uygulanmýştır.
*Fotolüminesans tekniği özellikle antimon araştırmalarında yararlıdır.
*J.L.Booker, dumansız barut ve artıklarının tespiti için ince tabaka kromotografisiyle barut artıklarının ayırma ve görüntüleme yöntemlerini tanımlamıştır.
*Yapılan araştırmalar sonunda ateşli silah artıklarının tespiti için gaz kromotografisi ile kütle spektrofotometrisinin birleştirilebileceği görüşü de ileri sürülmüştür.
*S.S.Krishnan, eldeki ateşli silah artıklarından kurşunu, atomik absorbsiyon, spektrometri ile, baryum ve antimonu ise nötron aktivasyon analizi ile kantitatif olarak tayin edecek şekilde iki yöntemi bir arada kullanmıştır. Bu yöntemle ateş eden bir el, ateş etmeyen bir elden ayrılmıştır.
*V.R.Matricardi ve J.W.Kilty ateşli silah artıkları patlama ürünlerini tayin etmede, kapsül bileşiminde bulunan baryum, antimon, kurşun gibi elementlerin miktarlarını tespit etmenin bir sorun olduğuna değinerek, bu elementlerin her birinin ayrı ayrı elde edilebileceği bir test tanımlamışlardır. Bu test scanning elektron mikroskop ve onunla birlikte X ışını analizinden ibarettir.
Balistik ve ateşli silah yaraları ile ilgili olarak yüz yılımızda gerçekleşen sayısız araştırma ve yeniliklerin kapsamı bu yazının sınırlarını aşmaktadır. Günümüzde multidisipliner bir çalışma alanı olan adli balistiğin temellerinin bilinmesi, ateşli silahlarla ilgili yaraların doğru bir şekilde yorumlanmasını sağlamaktadır.

Derleme yazıdır. Tabancatufek.com(tr) forumu için hazırlanmıştır.

Bu konuyu yazdır

  Mühimmat kutuları ve paketlerindeki turuncu etiket (1.4S)
Yazar: lenduha - 29-02-2024, 02:22 - Forum: Mühimmat - Yorum Yok

Fişek kolilerinin veya mühimmat kutularının üzerinde, diyagonal turuncu bir etiket içerisinde 1.4 / S / 1 harf ve rakamları yer alır. Buradaki karakterlerin ve çevrenizde göreceğiniz benzer işaretlerin tam olarak neyi ifade ettiğini merak edenlerdenseniz, bu derleme sizin için yapıldı.
 
"Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşması" ya da yaygın kısa adı ile ADR*, tehlikeli maddelerin kargo standartlarını belirleyen uluslararası anlaşmadır. Mühimmatlarımızın üzerinde yer alan etiket de bu anlaşma uyarınca içinde yer alan maddenin sınıfını, bölümünü ve uyum grubunu belirterek hangi şartlarda ve standartlarda taşınabileceğini belirtir.

[Resim: 14s1.png]
Şimdi buradaki ifadeleri tek tek açalım... ADR'de tehlikeli maddeler, 1 ila 9 arası rakamlar verilerek 9 sınıfa ayrılmıştır:

[Resim: ADR-piktogram.png]

Buna göre turuncu etiketimizin ilk karakteri olan "1" rakamı maddenin "Patlayıcı" sınıfında olduğunu bildirmektedir. 
 

Bu aşamadan sonra da patlayıcı maddeler ve nesneler de kendi içinde ayrıca 6 bölüme ve 13 uyumluluk sınıfına ayrılmıştır. 

Bölümler şunlardır:
 
Bölüm 1: Kütle olarak patlama tehlikesi olan maddeler ve nesneler
(Ör. Plastik infilak maddesi)

Bölüm 2: Fırlama tehlikesi olan ancak kütle olarak patlama tehlikesi olmayan maddeler ve nesneler.
(Ör. Tahrip daneleri, yüksek infilaklı bombalar)

Bölüm 3: Yangın tehlikesi veya hafif bir patlama ya da hafif bir fırlama tehlikesi veya her ikisi birden olan, ancak kütle olarak patlama tehlikesi olmayan madde ve nesneler. (Ör. Sevk barutu)

Bölüm 4: Taşıma sırasında tutuşma veya tepkimenin başlaması durumunda sadece düşük bir patlama riski taşıyan madde ve nesneler. Etkileri, büyük ölçüde, sadece paket ile sınırlıdır ve dikkate alınabilecek ölçüde büyük parçacıkların, dikkate alınabilecek uzaklıklara fırlatılması beklenmez. Dışarıda oluşacak bir yangın ambalajın hemen hemen tüm içeriğinin bir anda patlamasına neden olmaz
(Ör. Hafif silah mühimmatı, av fişekleri, işaret ve aydınlatma mühimmatı)

Bölüm 5: Kütle olarak patlama tehlikesi taşıyan, ancak, normal taşıma koşullarında, tepkimenin başlaması veya yanma halinden patlama haline geçme olasılığı çok az olacak kadar düşük düzeyde hassaslığı olan maddeler. Asgari bir zorunluluk olarak, harici yangın testinde patlamamaları gerekir. (Ör. Yüksek nitrik asit tuzlu kimyevi gübreler)

Bölüm 6: Kütle olarak patlama tehlikesi olmayan, aşırı derecede düşük hassaslık düzeyindeki nesneler. Bu nesneler, sadece aşırı derecede düşük hassaslık düzeyindeki maddeler içerir ve kaza ile tepkimenin başlaması konusunda göz ardı edilebilecek bir olasılık düzeyi sergiler.
 
Buna göre [Sınıf].[Bölüm] düzeni içerisinde mühimmat 1.4 ile belirtilecektir.
 
Madde ve nesnelerin 13 uyum grubu ise A, B, C, D, E, F, G, H ve J, K, L, N, S harfleri ile belirlenmiştir:
 
A. Birincil patlayıcı madde
B. Birincil patlayıcı madde içeren ve iki veya daha fazla etkin koruyucu özelliği olmayan nesne. İnfilak basınçlı detonatörler, infilak basınçlı detonatör sistemleri ve başlık tipi fünye benzeri nesneler de, birincil patlayıcı madde içermemelerine karşın, bu gruba dahil edilirler.
C. İtici patlayıcı madde veya diğer yavaş infilaklı patlayıcı madde veya benzeri patlayıcı madde içeren nesne.
D. İkincil infilaklı patlayıcı madde veya kara barut veya ikincil infilaklı patlayıcı madde içeren nesne, her durumda da, tepkimeyi başlatıcı düzenek ve sevk yükü olmayan veya birincil patlayıcı madde içeren ve iki veya daha fazla etkili koruyucu özelliği olan nesne.
E. Tepkime başlatacak düzeneği olmadan sevk yükü olan (Yanıcı bir sıvı veya jel veya hiperbolik sıvı içeren dışında), ikincil infilaklı patlayıcı madde içeren nesne.
F. Kendi kendine tepkime başlatma sistemi olan bir ikincil infilaklı patlayıcı madde içeren, sevk yükü (Yanıcı bir sıvı veya jel veya hiperbolik sıvı içeren dışında), olan veya olmayan nesne.
G. Isıl teknik madde veya bir ısıl teknik madde içeren nesne veya hem patlayıcı bir madde hem de bir aydınlatıcı, yangın çıkartıcı, gözyaşı veya duman üretici madde içeren nesne (su ile etkinleşen bir nesne veya beyaz fosfor, bir piroforik madde, Yanıcı bir sıvı veya jel veya hiperbolik sıvı içeren bir nesne dışında)
H. Hem patlayıcı madde hem de beyaz fosfor içeren nesne.
J. Hem patlayıcı madde hem de Yanıcı bir sıvı veya jel içeren nesne.
K. Hem patlayıcı madde hem de zehirleyici bir kimyasal madde içeren nesne. (Bu nesneler taşıma için kabul edilmezler)
L. Patlayıcı madde veya patlayıcı madde içeren ve özel bir risk taşıyan (örneğin, su ile etkinleşme veya hiperbolik sıvıların, fosfidlerin veya piroforik bir maddenin varlığı nedeniyle) ve bu nedenle her türün birbirinden yalıtılması gereken nesne.
N. Yalnızca aşırı derecede duyarsız infilak maddesi içeren nesneler.
S. Kaza ile işlevsel hale gelmesi sonucu oluşacak tehlikeli etkilerin ambalaj içinde sınırlı kalacağı bir biçimde (ambalaj yangın nedeniyle bozulmadığı takdirde) paketlenmiş veya tasarlanmış ve tehlike oluşması halinde tüm basınç veya fırlatma etkilerinin sınırlı olup ambalajın hemen yakınında yapılacak yangınla mücadele veya diğer acil önlem alma çabalarını engellemeyen madde veya nesne.
 
Av fişekleri ve hafif silah mühimmatlarının paketlenme şekli ile paketin kendisi de yukarıdaki açıklaması yapılan S uyum grubundadır. 

Sonuç olarak mühimmatlarımız 1. Sınıf, 4. Bölüm ve S uyum grubunun taşıma özelliklerini haizdir ve 1.4 S ile işaretlenir.
 
Saygılarımla.


*  ADR: Accord européen relatif au transport international des marchandises Dangereuses par Route / European Agreement concerning the international carriage of Dangerous goods by Road
 
Kaynakça: 
1.    Resmi Gazete Sayı 28801 http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/20...1024-4.htm
2.    ADR Tam Metin: http://www.kugm.gov.tr/BLSM_WIYS/TMKDG/t..._64896.pdf
3.    ADR Maddesi: https://en.wikipedia.org/wiki/ADR(treaty)

Bu konuyu yazdır

  P 226 ve P 229
Yazar: lenduha - 29-02-2024, 01:38 - Forum: Silah Karşılaştırmaları - Yorum (7)

Not: Bu yazı Sn. Lupus'un 14-03-2008 tarihli paylaşımından kurtarılmıştır. Görsel sonradan eklenmiştir. 


[Resim: 226vs229.jpg]
lupus (14-03-2008, 03:04 AM)

Aslında üretim amaç mantıkları farklı olamakla beraber, sık sık karşılaştırılan P226 ve P229'un aralarındaki farklar şöyledir;

P226 ile 229 arasındaki yükseklik farkı sadece 3 mm dir.
Taşıma konforunu asıl belirleyen unsur ise, namlu uzunluğundan ziyade kabze uzunluğudur. BHP nin uzun bir silah olmasına rağmen çıplak belde bile kaydırılmadan taşınabilmesinin temel sebebi budur.

Silahın boyu, yazın dış kılıf ile yapılacak taşımalarda önem kazanır. İç kılıf kullanıldığı müddetçe, boy probleminiz de yoksa, bu ikincil bir faktördür.

P229 blok çelik sürgü takımına sahip olduğundan, elinize aldığınızda, polimerler gibi tepesi daha ağır basar. P226 ve P228 denge açısından rakipsizdir.Ancak P229 sürgü takımı daha yüksek basınçlı, sert 40SW ve .357 SIG kalibrelere dayanıklı olması için, kaynaklı bükme karbon çelik yerine, blok çelikten mamul edilmiştir.Doğal olarak daha sağlam bir yapıdadır. Ancak gene yapısından dolayı, kızak raylarındaki gövde eloksolünü daha çok yemektedir.

P229 kızağında, daha az kırılan, dışarıda yerleşmiş, temizlenmesi ve değiştirilmesi daha kolay bir tırnak vardır. P226 veya 228 de ise, bu işlemler için iğne bloğu tamamen sökülmek zorundadır.
Ülkemizde herşeyi çok iyi bilen ustalarımızın, sanırım dalgınlıkla gözden kaçırdıkları ufak bir ayrıntı da,

P226 ve 228 modellerinde, ayrı bir parça olan iğne bloğunu taşıyan, iç içe geçmeli iki çelik kıvırma sıkıştırma pimin, bir kez söküldükten sonra, kesinlikle tekrar geri takılmamasıdır. Fabrika böyle diyor, ama bizim dahi usta ve kromcularımız konuyu daha iyi bildiklerinden, aynı parçaları geri takıyorlar.
P229 da ise iğne, tek parça, yeniden kullanılabilir, blok bir pimle sabitlenmiştir.

P229 un sürgü takm üzerindeki çekme kertiklerinin boyu daha kısa olduğundan panik durumlarda kavrama zor olmaktadır. Bir de bize gelen modeller stainless olunca daha kaygan ve kısa olan bu kertikler manüpülasyonu zorlaştırmaktadır. Bu parlak kızaklı modeller atış açısından da çok ideal değildirler.
İthalatçı da inadına, revizyonu daha zor olan aluminyum gövdeyi nikel, revizyonu daha kolay olan kızağı siyah two-tone sipariş vereceğine, milletin cahilliğinden beyazın albenisine kanmasından dolayı, bu versiyonda ısrar ediyor.

Atış performansına gelince, P226 namlusunun, 228 ve 229 dan tek farkı boyu değildir. P226 da kilit görevi gören fişek yatakları da daha uzun, namlunun altındaki sökme-takma mandalına dayanarak namluyu kilitleyen, tepme esnasında da, alt gövdedeki çelik bloğa dayanıp, namlunun kızaktan aşağıya doğru hareket ederek ayrılmasını sağlayan kilit bloğunun yerleşim mesafesi de daha uzundur. Bu sayede P226 da salınım alanı daha geniş, namlu-kızak kilidi atışta daha geç açılacak şekildedir ( imkanınız varsa 228/229 ve 226 kızak tepelerindeki kilitlerin mesafelerini karşılaştırın ). Bu da P226 yı bunların arasında, mermi toplama yeteneği konusunda rakipsiz yapmaktadır.
Bu aynı zamanda boş kovanın, P226'da çok daha geniş bir pencereden atılmasını sağlamaktadır.

Sonuç olarak illaki kompact bir model istiyorum, kılıfa sokup çıkardıkça kızak boyası gitmesin istiyorum, kızağın bakım ve onarımı daha kolay olsun istiyorum derseniz P229 derim.

Kabze boyu neredeyse aynı olduktan sonra farketmez, denge ve atış performası daha iyi olsun diyorsanız P226 tercih edin.

Saygılar.

'' Savaşçı ve süvari hayatımız sayesinde, adı yabancıları titreten bir millet olduk. ''

Bu konuyu yazdır

  JERICHO vs CZ
Yazar: lenduha - 29-02-2024, 01:10 - Forum: Silah Karşılaştırmaları - Yorum (1)

Not: Bu yazı Sn. Lupus'un 13-03-2008 tarihli paylaşımından kurtarılmıştır. Rahmetli Ahmet Hayaloğlu'nun (xlcod3r) sorusu ve Lupus Üstadın verdiği cevap değerli görüldüğünden yazının sonuna eklenmiştir.



[Resim: cz75.jpg] [Resim: jericho.jpg]
CZ 75 B vs IWI Jericho 941 Steel Full Size (Görsel orijinal yazıda yer almamaktadır. Kaynak:HandgunHero.com)

lupus 13-03-2008, 08:30 PM

Arkadaşlar,

Ülkemizde en yaygın olarak kullanılan tabancalardan birisi ve onun kadar yaygın olmasa da, en az onun kadar popüler olan bir klonunu karşılaştırmanın iyi bir fikir olduğunu düşündüm.

CZ 75 platformu, yüksek mermi kapasitesi, çift hareketli tetiği, gövde içine yerleşmiş kızağı ile, gerek sağlamlık, gerekse de atış kararlılığı konusunda kendisini ispatlamış bir dizayndır.

Doğal olarak da, pek çok ülke ve üretici tarafından taklit edilmiştir.
Bunlarda birisi de, aslında direk CZ 'den değil, CZ'nin bir klonu olan Tanfoglio marka tabancalardan kopya edilen IMI üretimi Jericho 941'dir.

Jericho, Kudüs'e 20 km kadar mesafede, dünyanın ilk yerleşim yerlerinden biri olduğu kabul edilen, tarihi MÖ 9000 yıllarına kadar dayandırılan, Eski Ahit'te yahudilerin mücizevi bir şekilde fethettikleri iddia edilen ve Kenan ilindeki ilk büyük yahudi yerleşim yerlerinden birisi olan bir şehirdir. Herhalde tüm dünyayı da mücizevi bir şekilde fethetme sevdasının bir yansıması olarak bu silaha Jericho adı verilmiş olsa gerek.

941 tanımı ise silahın iki ayrı kalibre için dizayn edilmiş olmasındandır.
9 mm Luger ve .41AE kalibrelerini kullanacak şekilde dizayn edilmiştir.
Jericho'su olan arkadaşlar, 9 mm namlularının normalden biraz daha etli olduğunu göreceklerdir. Kızaklar aynı zamanda .41AE namlulara da uyumlu olarak işlendiğinden dolayı, 9 mm namlular bu namlu çıkış deliklerine tam olarak uyumlu olmaları için biraz daha etli kesilmiştir.

Bizm ülkemizde ağırlıklı olarak gövdeye yerleşimli emniyet manevelaları vardır, bu sistemin kodu da F olarak tanımlanmaktadır.

Özetle Jericho 941 F'in anlamı budur.
FB , 13 mermi kapasiteli, kısa kızaklı,
FS, 15 mermi kapasiteli, kısa kızaklı modelleri tanımlamak için kullanılmaktadır.
Harf kodlu olmayan 941'lerde, kızağa yerleşimli, horozu indiren bir emniyet sistemi vardır.

Jericho, dış görünüşde yapılan makjay dışında, bazı mekanik özellikleri ile de CZ 75'den ayrılmaktadır.

* Namluları ağırlıklı olarak poligon profilli namlulardır. Konvansiyonel namlulu olarak da üretilmiş olmakla beraber, ülkemizdeki modeller ağırlıklı olarak poligon profillidir.
Bu namlu sayesinde çıkış hızları, aynı uzunluktaki namlulardan daha fazladır.
Bu namlu profili etrafında dönen şehir efsanelerinden birisi de, bu namluların çedirdekte balistik incelemeye imkan bırakmadığıdır. Tamamen safsatadır. Çekirdekte daha farklı değişik bir iz bırakmaktadır, bu nedenle işi bilen birisi bu çekirdeğin poligon profilli bir silahtan çıkmış olduğunu hemen anlayacaktır. Ayrıca gene kendisi gibi poligon profilli namlusu olan HK ve Glock daki profilden de farklı bir izi olacağından, daha profesyonel birisi, çekirdeğin bir Jericho'dan çıkmış olduğunu hemen ayırd edecektir.

* Otomatik iğne kilidi manevelası, CZ'deki gibi yukarı kaldırılarak açılmak yerine, aşağı doğru hareketle açılmaktadır. Silah monte edildiğinde, iç tetiğin ( sear ) bir uzantısı olan parça, kilit bloğunu yukarı iterek iğneyi kilitlemektedir. Tetik çekilince, aşağıya doğru hareket eden iç tetik, hem horozu salmakta, hem de yay gerimi altında sıkışmış bulunan iğne kilidini açmaktadır.
Bunun avantajı ise, iğne kilidi bloğu yayının tetiğe getirdiği ekstra yükün olmamasıdır. Bu nedenle Jericho tetikleri biraz daha hafiftir.
Bir diğer avantaj da, CZ'deki iğne kilidi bloğunu açan kolun alt uzantısı Jericho' da olmadığından, tetik kolunun, iç tetik alt kolunu yakalayıp atış pozisyonuna geçmesi daha erken olmaktadır. Bu da '' Trigger Rest '' denen tetiğin atışa hazır olma zamanını ve mesafesini kısaltmaktadır.

* Jericho 'da iğne, BHP, Colt veya eski CZ'lerdeki gibi arkadan geçme bir plaka ile sabitlenmektedir. Bu da temizlik ve tamirat için bir kolaylık sağlarken, kuru tetik çalışması için de daha güvenlidir.

* Tetik kolunu yerinde tutan yay, CZ'lerdeki gibi gövde yanlarına uzanmış iki boynuz gibi değil, tetik ve tetik kolunun birleşim yerinin hemen altında, aynı zamanda şarjör yakalama mandalınıda çalıştıracak şekilde yerleşmiştir.

* Şarjör arkasındaki maşa yay, CZ de boş şarjörü yakalarken, Jericho'da serbest düşmesine izin verir.
CZ ve Jericho şarjörleri bire bir aynı değildir.
Sarsılmaz şarjörleri ve diğer parçaları, Jericho ile birebir aynıdır.
Bunu nedeni IMI'nin iç parçalarını Tanfoglio'dan tedarik etmesidir.

* Jericho 'da silahı horoz aşağıda iken de emniyete alabilirken, CZ'e alamazsınız. CZ emniyeti sadece horoz kurulu iken manüpüle edilebilir.
Jericho' larda, horozu kurup emniyete aldıktan sonra, kızakları manüpüle edebilir, fişek yatağına mermi sürebilirsiniz. Horoz kurulu ve silah emniyette iken CZ kızağını manüpüle edemezsiniz.
Jericho'larda emniyet mandalı, eski CZ'lerdeki gibi, emniyet mandalının altına yerleştirilmiş yaylı bir kama ile çalıştırıldığından, bu parça sökülürken son derece dikkatli olunmalıdır. Yeni CZ'lerde emniyeti çalıştıran kama gövde içindeki bir yatağa yerleşmiştir.

Saygılarımla.



xlcod3r 07-02-2009, 02:24 AM

Sn. Lupus,
CZ 75 B lerde horoz yarı inikken emniyete geçmiyor. Benim emektar CZ 75 geçiyor. Eski CZ 75 lerin bazılarında da emniyete alınamıyor. Emniyet mandalı içindeki tırnak, horoz kurulunca ortaya çıkan çentiğe girerek emniyete alıyor. Ancak benim emektar da horoz yarı kurulu iken bahse konu çentik ortaya çıkıyor.
Bu nedendir acaba?



lupus 07-02-2009, 10:50 AM

Sn.xlcoder, CZ 75 B' lerde horoz, yarı kurulu çentikte horoz ayağı / tulumbasına oturduğunda, horoz ayağı / tulumbasının emniyet mandalı şaftı üzerine doğru uzanan çıkıntısının pozisyonu, emniyet mandalı şaftı üzerindeki bir çıkıntıyı tutarak, emniyet mandalının yukarı doğru manüpülasyonunu engeller. Emniyet mandalının üzerindeki çıkıntı da, normalde horoz tulumbasının bu kolunun altına girerek horoz tulumbasını kilitleyerek silahı emniyete alır. Aşağıda işaretli yer, horoz ayağı / tulumbasının tarif ettiğim koludur;

[Resim: czkademegrubu1pi1.jpg]

[Resim: czkademegrubu2mf7.jpg]

Horoz tam kurulu pozisyona geldiğinde ise, horoz ayağı / tulumbasının pozisyonu değişir. Bu ayağın emniyet mandalı şaftı üzerine uzanan parçasının ucunun pozisyonunu bir miktar daha yükselir. Bu konumda, emniyet mandalı şaftı üzerindeki çıkıntıya temas etmez ve emniyet mandalı manüpüle edilebilir.

Eğer horozun yarım kurulu çentik derinliğinde bir artma meydana gelirse, horoz yarı kurulu pozisyona alındığında, kendisini çalıştıran yayın çalışma yönünden dolayı horoz ayağının arkası daha derine yerleşecek, öndeki uzantının da pozisyonu yukarı doğru değişecektir. Bu durumda silah bu pozisyonda da emniyete alınabilmeye başlayacaktır.

Diğer bir alternatif de, emniyet mandalı şaftı üzerindeki çıkıntıda veya bu çıkıntıyı yakalayan horoz ayağı uzantısında aşınma meydana gelmiş olmasıdır. Bu durumda da horoz yarı kurulu pozisyonda iken, emniyet mandalı manüpüle edilebilir.




Ancak sizin sorunuzdan sonra benim de kafam karıştı, yukarıda anlattığım sistem '' B '' modellerinde kullanılan sistemdir. Ancak Pre B 75' lerde nasıl olduğunu hatırlıyamıyorum. Hatırladığım kadarı ile bazı Pre B CZ'lerde yarı kurulu pozisyon çentiği de olmuyordu. Hangi yılda horozlara yarı kurulu pozisyon için yatak eklendiğini tam olarak bilemiyorum. Yarı kurulu horoz yatağı olanlarda da, silahın otomatik iğne kilidi olmadığından dolayı, bu pozisyonda da emniyete alınabilecek şekilde dizayn edilmiş olabilirler. Elimin altında veya yakınımda bir yerde de halihazırda bir Pre B, tırnaklı CZ yok. Elime bu tip bir CZ 75 geçtiği anda söylediğiniz konuyu ilk fırsatta kontrol edeceğim.

Bu konuyu yazdır

  Meşru Müdafaa
Yazar: ceycey - 29-02-2024, 00:21 - Forum: Hukuk Bölümü/Ruhsat İşlemleri - Yorum (23)

Meşru müdafaa (yasal savunma),Türk Ceza Kanunu’nun 25/1.maddesinde düzenlenmiştir.
Madde aynen şöyle: Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

Yapılan eylem , aslında ceza kanununa göre suç sayılan ve ceza gerektiren fillerden biridir. Ancak, belirli şartların bir araya gelmesi halinde bu eylem suç sayılmayıp, meşru sayılmakta ve kişi cezalandırılmamaktadır.

Bu şartları kısaca inceleyelim.
1)Öncelikle fiziki bir saldırı olmalıdır. Bu saldırının gerek şahsın kendisinin ya da bir başkasına ait bir hakka(can,namus,mal) yönelmiş olması gerekmektedir. Eski ceza kanununda mala yönelik saldırılarda haklı savunma nedeniyle ceza verilmemesi söz konusu değildi. Yeni kanunda “hak” teriminin kapsamına mal da dahil edildi.
2)Bu saldırı haksız bir saldırı olmalı. Bir yasal hakka dayanılarak yapılan saldırılarda meşru müdafaa söz konusu olamaz. Örnek verecek olursak, hasmınıza saldırırsanız, onun meşru müdafaa halinde size yapacağı saldırı nedeniyle meşru müdafaadan yararlanamazsınız. Yine bir güvenlik görevlisinin yasal şartları taşıyan eylemine karşı meşru müdafaa hakkınız olamaz.
3)Saldırı halen devam etmeli veya devam etmesi muhakkak(kesin) olmalı. Saldırısı bitmiş ve uzaklaşmış birini takip edip yapacağınız saldırı meşru sayılmaz. Ya da saldırması muhtemel olan birine yapacağınız eylem meşru sayılmaz.
4)Sıra geldi en önemli şarta. O anki hal ve koşullara göre saldırıyı defetmek için saldırıyla orantılı bir eylem olmalı. Çok sık verilen bir örneği tekrar verelim. Elinde bıçakla üzerinize gelen ve size saldırması kesin olan birini, bacaklarından vurarak durdurmanın mümkünse bu meşru müdafaa sayılır. Ancak, direk kafasına  veya göğüs bölgesine bir çok kez ateş edilmesi halinde meşru müdafaa sınırı aşılmış olur.
Bu olaylar faklı koşullarda farklı şekillerde oluştuğundan, her olayı mahkemeler ayrı ayrı değerlendireceklerdir. Koşulları varsa meşru müdafaa nedeniyle ceza vermeyecekler ya da sınır aşılmışsa kanuni indirimleri(tahrik vs.) uygulayıp ceza vereceklerdir.

Meşru müdafaa, hukuk fakültelerinde, avukatlar arasında hatta hakim savcılar arasında bile çok tartışılan bir konudur.
Kara Avrupası Hukuk Sistemi'nde yani Avrupa'da  uygulanan sistemde, uygulama genel olarak bizdeki gibidir.(Biz de bu sistemdeyiz.)
Anglo-Sakson Hukuk Sistemi'nde, yani Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde uygulama tamamen farklıdır. Özellikle Amerika'da yabancı bir şahıs evinizdeyse vurma ve öldürme hakkınız vardır, bu yüzden suçlanamazsınız.
Hakim, her olayda ve olayın şartlarına göre eylemin haklı savunma olup olmadığını değerlendirecektir. Yargıtay'ın içtihatları incelendiğinde de aynı durumun geçerli olduğunu görüyoruz. Yargıtay bu konuda hakime büyük takdir yetkisi tanımıştır ki bence yerindedir.
Arkadaşlar inanın hakimler o kadar çok benzeri olaylarla karşılaşıyorlar ki resmen hukuk ustası oluyorlar. Ve bu konudaki kararlarının ezici çoğunluğu haklı oluyor. O yüzden hakimlere inanın ve güvenin.


Bu yazıyı 10-12  yıl önce hazırlamış ve forumda yayınlamıştım. Yazının son kısmında "Hakim, her olayda ve olayın şartlarına göre eylemin haklı savunma olup olmadığını değerlendirecektir. Yargıtay'ın içtihatları incelendiğinde de aynı durumun geçerli olduğunu görüyoruz. Yargıtay bu konuda hakime büyük takdir yetkisi tanımıştır ki bence yerindedir.
Arkadaşlar inanın hakimler o kadar çok benzeri olaylarla karşılaşıyorlar ki resmen hukuk ustası oluyorlar. Ve bu konudaki kararlarının ezici çoğunluğu haklı oluyor. O yüzden hakimlere inanın ve güvenin."


Daha sonra bu yazım üzerine sayfalarca tartışma yaşandığını hatırlıyorum. Aradan yıllar geçti, maalesef ben artık aynı görüşte değilim.
Artık, hakimler-savcılar aynı yetkinlikte değiller ve yetkin olanlar da üzerlerindeki yoğun baskı nedeniyle rahat değiller. Hakim bağımsızlığı maalesef bitti.
Ben 34 yıllık avukatım. Hukukun ve adaletin  bu kadar belirsiz ve istikrarsız olduğu bir dönem yaşamadım. Eski yıllarda, bir dava gelince müvekkile az-çok davanın nasıl ve ne zaman sonuçlanacağını söylerdim. Şimdi "kesin kazanırız", "dava yaklaşık şu kadar sürede biter." diyemiyorum.
O hakimlerin nispeten bağımsız olduğu, hukukun istikrarlı olduğu günlerden bugünlere gelmek hakikaten beni çok üzüyor.
Sokaktan geçen 10 kişiye "Adalete güveniyor musunuz?" diye sorun. Ancak 1 veya 2 tanesi "güveniyorum" diyecektir. Bu, bir toplum için en kötü ve yıkıcı bir durumdur. İnşallah durum iyiye gider. Ama,benim pek umudum kalmadı...

Bu konuyu yazdır