Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 1,327
» Son Üye barisyilmaz96
» Toplam Konular 952
» Toplam Yorumlar 6,001

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Şu anda 376 aktif kullanıcı var.
» (2 Üye - 371 Ziyaretçi)
Bing, DuckDuckGo, Google, blacksea, Emrebay

Son Yazılanlar
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
07-10-2026, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 200
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,768
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,623
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 480
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 949
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 247
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 388
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,236
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 485
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 534
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,930
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 288
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 299
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,957

 
  Revolver İmza Föyü
Yazar: ceycey - 28-02-2024, 12:44 - Forum: Genel Toplu Tabanca Konuları - Yorum (12)

Arkadaşlar,avukatlara silah taşıma yetkisinin verildiği 1992 yılından itibaren hep taşıma ruhsatlı 
tabanca/tabancalarım olmuştur.  Ayrıca çoğu zaman bunların yanında bulundurma ruhsatı aldığım 
tabancalar da olmuştur. Eskiden harçlar bu kadar fahiş değildi.
İlk revolverimi 2007 yılında almıştım. Bir SW model 65'di.Sonradan bir forumdaşıma devrettim.
O tarihten bu yana her zaman en az bir "combat magnum" revolverim olmuştur.Kişiden kişiye değişir:
ancak benim için revolver,şarjörlü tabancadan önce gelir. Bunun bir çok sebebi var.En önemlisi, şarjörlü
tabancalara göre tutukluk yapması ihtimalinin çok düşük olmasıdır. Bir mermi patlamazsa, hemen tetik
çeker ve diğer mermiyi patlatırsınız. Meslek gereği zamana zaman aldığım tehditler de önemli bir nedendir.
Bir revolveri tam olarak söktüğünüzde ,nasıl saat gibi bir makine olduğunu görürsünüz. Bunlar vd sebeplerden
dolayı günümüzün moda terimiyle "revolver candır" diye düşünürüm.

[Resim: Model-10-007-k.jpg]

Bir revolverin nasıl çalıştığına ilişkin güzel bir video var:



Şu an Smith Wesson 2,5 inç bir Model 19'um var. Onun bir resmi aşağıda.
Forumda revolver sahibi olan ya da zamanında revolveri olan arkadaşların da revolverlerinin
resimlerini eklemelerini ve birkaç satırla bu tabancayı tanıtmalarını rica ediyorum. Böylece bu
saat gibi makinelerin güzel resimlerinin toplandığı bir arşiv oluştururuz.

[Resim: thumbnail-image2.jpg]

Bu konuyu yazdır

  SİLAH ve FİŞEK ARIZALARI
Yazar: Sabri - 28-02-2024, 09:27 - Forum: Taktik ve Eğitim - Yorum (3)

SİLAH ve FİŞEK ARIZALARI

Olmadık zamanda karşımıza çıkan silah ve mühimmat arızaları, ne olduğu bilinmediği ve zamanında anlaşılmadığı takdirde büyük sorunlara yol açabilir. Silah kullanıcısı, kendine veya yakınındakilere zarar vermemek için bu sorunları ve çözüm yöntemlerini iyi bilmek zorundadır.
Başlamadan önce, tüm ateşli silah arızalarının eşit olmadığının belirtilmesi gerekir. Bazı arızalar nispeten küçük sorunlar olup kolayca düzeltilebilirken, diğer arızalar çok daha ciddi olabilir ve ateşli silaha zarar verebilir veya çevredeki insanlar için çok tehlikeli olabilir. Doğru temizlik ve bakım yöntemleri, arızaların önlenmesinde önemli bir rol oynayabilir.

Ateşli silah arızalarının iki temel neden grubu vardır ve her birinin içinde çeşitli alt kategoriler bulunur:
Mühimmat arızası: Mühimmat beklenildiği gibi çalışmaz.
Mekanik arıza: Ateşli silahın mekanizmasında bir sorun vardır ve bu nedenle silah düzgün çalışmaz.

Mühimmat Arızası: Bu grup içinde de bazı alt kategoriler bulunmaktadır:
Gecikmiş patlama (Hangfire): Tetik çekilir, ancak ateşli silahın ateşlenmesi arasında bir gecikme olur. Bu, özellikle karabarutun kalitesinin kötü olduğu çakmak ateşlemeli eski tip ateşli silahlarda yaygın olarak görülürdü. Ancak modern mühimmatlarda da özellikle mühimmat bir süre boyunca düzgün şekilde depolanmamışsa zaman zaman oluşabilir,
Oluştuğunda güvenlik önlemleri kullanılmazsa ciddi tehlike yaratabilir.
Patlamayan mermi (Misfire, Dud cartridge): Tetik çekilir ve horoz ya da iğne kovana sıkı bir şekilde vurur, ancak merminin kapsül veya barutunu ateşlemez ve böylece hiçbir şey olmaz, mermi patlamaz. Bir tutuk mermiyle karşılaşıldığında, standart prosedür ateşli silahın güvenli bir hedefe yönelik olarak tutulması ve 30-60 saniye beklenmesidir, böylece bu durum önceki paragrafta incelediğimiz "gecikmiş patlama" durumu değildir. Bu süreden sonra ateşlenmezse, bir tutuk mermi olabilir. Bu durumda, merminin çıkarılması ve uygun şekilde imha edilmesi gerekmektedir, çünkü hala tehlikeli olabilir.
Namlu Tıkanması  (Squib Load): Bu genellikle mermi kovanında yetersiz miktarda barut olması veya mühimmat kalitesinin çok kötü olmasından kaynaklanır. Bu durumda, mühimmatın mermi çekirdeğini namludan dışarı itecek kadar gücü yoktur ve mermi namlu içinde sıkışır. Eğer sıkışmış mermi çekirdeği fark edilip çıkarılmazsa, bir sonraki ateşlenen, sıkışmış olan mermi çekirdeğine çarpacak ve silahın patlamasına neden olabilecektir. Bu son derece tehlikeli bir durumdur.

Mekanik Arıza: Bu grup içinde de bazı alt kategoriler bulunmaktadır. Mekanik arızalar genellikle kirden ve paslanmadan, parça hasarından, silah bakımının kötü yapılmasından, kötü tasarımdan vb. kaynaklanır. Bazı alt kategorileri şunlardır:
Besleme hatası: Mekanik bir sorun nedeniyle bir mermi atım yatağına düzgün bir şekilde yüklenemez. Bu durum, şarjörün ateşli silaha doğru şekilde yerleştirilmemesi durumunda veya kullanıcının şarjörü yerleştirdikten sonra sürgüyü kurmayı unutması durumunda, ateşli silahın içinde arızalı parçalar olması durumunda veya mermileri düzgün beslemeyen kirlerin olması durumunda meydana gelebilir.
Fırlatma hatası: Mermi ateşlendikten sonra, bir mekanik sorun nedeniyle kovan düzgün bir şekilde silah dışına atılamaz, sürgü tarafından kıstırılır. Kovan dikme (Stove pipe) bu duruma bir örnektir.
Çıkartma hatası: Ateşlenen mermi kovanı düzgün bir şekilde, kısmen veya tamamen atım yatağından çıkarılamaz, ve sonuç olarak ikinci bir mermi, öncekinin kovanı çıkarılmadan arkasına yüklenir (Çift besleme).
Sürgü ateşlemesi: Bir kovan dışarı atıldıktan sonra, yeni bir mermi atım yatağına yerleştirildiğinde bazen yeni merminin tetik çekilmeden ateşlenmesine neden olacak şekilde bir kuvvet uygulanır. Bu özellikle bir yarı otomatik silahın, (kullanıcının ummadığı bir anda) tam otomatik hale gelmesi durumunda, beklenmedik bir durum olduğundan son derece tehlikelidir.
Emniyet sistemleri arızası: Bakımı kötü yapılan bir ateşli silahta emniyet araçlarının çalışmaması durumunda, kullanıcının beklemediği bir anda silah kazara ateşlenebilir.
Bundan sonraki iletilerde bu konuların örnekleriyle detaylarını ve konunun sonunda bu sorunların çözümlerini anlatmaya çalışacağız


Önceki yazımızda silah ve fişek hatalarını genel hatları ile ele almıştık. Bu yazımızda fişekler ya da mermilerden kaynaklanan arızaları biraz daha detayı ile ele alacağız.

Hedefe nişan aldınız ve ateşli silahınızın tetiğini çektiniz, Horoz veya iğne kapsülün üzerine düştü ve sonra hiçbir şey olmadı. Ya gecikmiş patlama, ya da bir tutuk mermi (patlamayan mermi)  ile karşılaşmış olabilirsiniz. Ne olduğunu inceleyelim:
İlk olarak, "gecikmiş patlama" (Hangfire) olarak bilinen olguyu inceleyelim. Bu durumda, tetik çekilir ve horoz veya iğne kovana düzgün şekilde düşürülür, ancak tetik çekilip silah ateşlendikten sonra patlamaya kadar arada farklı bir zaman gecikmesi vardır. Gecikme süresi değişebilir: Sadece birkaç salisenin hatta birkaç saniyenin üzerinde olabilir. Bu, atıcının zamanlama duygusunu bozarak hedefi kaçırmasına neden olabilir.

https://youtu.be/hmVuqFgI78M  Gecikmiş ateşlenme olgusu

I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı'ndan itibaren gecikmiş patlama, pervaneli uçaklarda, bazen daha kötü sonuçlara neden olabiliyordu. Çünkü o zamanlarda savaş uçakları, silahlarını dönen pervanenin arasından ateşleyebilmek için bir kesici dişli (Hollandalı Antoine Fokker tarafından I. Dünya Savaşı sırasında icat edilen bir mekanizma) kullanıyordu. Bu mekanizma, uçağın silahlarının pervane kanadı önünde olmadığı zamanlarda ateşlemesini sağlıyordu. Ancak gecikmiş patlama olması durumunda, mermilerin birkaç salise daha geç çıkması ve dönen pervane kanadına çarpması nedeniyle ciddi sorunlar ortaya çıkabiliyordu.

Çakmaklı silahların erken dönemlerinde, tüm ateşli silahlar böyle çalışıyordu. - Ttetik çekildikten sonra ateşli silahın ateşlenmesi her zaman az bir gecikme gösterirdi. Aslında, perküsyon kilidinin mucidi bu gecikme sorununu çözmek için ateşli silahını özel olarak tasarlamıştı. Ancak sorun tam olarak çözülmedi ve o dönemlerde karabarutun kalitesi de her zaman iyi değildi.

Modern zamanlarda da gecikmiş patlama hala bir sorun olabilir, çünkü üretim yöntemleri ve barut kalitesi gelişmiş olsa da, mühimmat düzgün şekilde saklamazsa veya mühimmat çok eskiyse hala böyle bir sorun yaşanabilir. Nemli ortamlarda saklanan veya WD-40 gibi nüfuz edici temizleme çözücülerine maruz kalan mühimmat, gecikmiş patlamalar veya tutuk mermilere neden olabilir.

Yeniden doldurulmuş mermi ya da fişekler, yeniden doldurulmadan önce düzgün şekilde temizlenmediyse (örneğin, kovanın kapsül yuvası kısmen kalıntıyla tıkanmış olabilir), bu sorunu yaşayabilir. Son olarak, fabrikada üretilen mermiler de çok eski ise veya yanlış yöntemlerle ve kötü kalite kontrolle üretilmişse bu sorunu yaşayabilir.

Bir gecikmiş patlama meydana geldiğinde, kapsül ateşlenir, ancak kovandaki ana barut hemen yanmaz ve mermiyi kovanın kıvırma kısmından ve namludan dışarı itmeye yeterli basıncı oluşturacak şekilde yavaşça yanar. Bunun gerçekleşmesi birkaç saniye sürebilir.
Bir tutuk mermi (dud cartridge = patlamayan mermi) hiç ateşlenmez (Misfire). Bu durumun nedenleri, gecikmiş patlamalarda olduğu gibi kötü mühimmat veya mühimmatın yanlış saklanmasıdır. Tutuk mermilere neden olabilecek diğer nedenler arasında dolum yapılırken kötü bir kapsül takmak veya kovana barut yüklemeyi unutmak da vardır.

https://youtu.be/_ylKzDOU294 Ateşlenmeyen mermi

Peki, bir kullanıcı tetiği çektikten sonra hiçbir şey olmadığında ne yapmalı? Bu bir tutuk mermi mi yoksa gecikmiş patlama mı ve kullanıcı bunun farkını nasıl anlayabilir?
Kullanıcı, sadece bir gecikmiş patlama olduğu durumlarda olası bir gecikmeyi karşılayabilmek için ateşli silahı güvenli bir yöne doğrultmaya 30 saniye kadar devam etmelidir. Ateşli silah 30 saniye sonra ateşlenmezse, kullanıcı kartuşun tutuk olduğunu ve ateşli silahtan çıkarması gerektiğini düşünebilir. Silahın ateşlenmeme durumunda hemen incelenmeye başlanması iyi bir fikir değildir, çünkü sadece gecikmiş patlamadan dolayı olabilir.
Aşağıdaki video, NE YAPILMAMASI gerektiğini gösteren bir örnektir:



Yukarıdaki videodaki kullanıcının, hayatta kalması çok büyük bir şanstır. Silahı ateşlenmediğinde, hemen nedenini görmek için namluya bakmaya karar vermiş, gecikmiş patlama olma ihtimaline karşı 30 saniye beklemeyi tercih etmemiştir. Silah sonunda ateşlendiğinde kurşunun kendisine isabet etmemesi çok şanslı olduğunu gösterir.

Eğer ateşli silah 30 saniye sonra ateşlenmezse, bunun bir gecikmiş patlama olmadığı ve merminin ya da fişeğin tutuk olduğu sonucuna varılabilir. Fişek çıkarılabilir, ancak güvenli bir şekilde imha edilmelidir. Neden mi? Çünkü kartuş daha sonra ateşlenebilir bir tehlike oluşturabilir (örneğin, mermi kapsülü kötü olabilir, ancak mermi içindeki barut hala işlevsel olabilir ve alev veya ısıya maruz kaldığında ateşlenebilir).

Bazı mühimmat fabrikalarının kalite kontrolü ve üretim yöntemleri çok kötü olabilir ve mühimmatları özellikle ucuz olarak satışa sunulur. Örneğin, POF (Pakistan Ordinance Factory) tarafından üretilen .303 kartuşlar, çok düşük kalitede oldukları ve her mühimmat kutusunda birkaç gecikmiş patlama ve tutuk mermi deneyimi yaşadıkları ününe sahiptir. Birçok Enfield kullanıcısı, bu üreticiden hiç alışveriş yapmamayı tavsiye etmektedir. Aşağıdaki video, POF tarafından yapılan 20 kartuşla bir kullanıcının yaşadığı deneyimi göstermektedir:

https://youtu.be/UcU5zzZNpmI

Videodan da görebileceğiniz gibi, ateşlenen 20 kartuşun 8'i hiç ateşlemedi ve geri kalanlarının birçoğunda gecikmiş patlama yaşandı. Bu durum, kullanıcının ateşlediğinde videoda açıkça görülebilir. Kullanıcı, böyle ucuz ve düşük kaliteli mühimmat satın alarak hiçbir şekilde para tasarrufu yapmamaktadır, çünkü güvenilmez ve oldukça tehlikeli bir şekilde ateşlenmektedir.

Namlu tıkanması (Squib Load)

Üstteki paragraflarda, patlamamış mermi ve patlama gecikmesi konularına değinmiştik. Bu yayında, genellikle kötü mühimmat nedeniyle meydana gelen başka bir ateşli silah arızası olan "Namlu tıkanması”nı (Squib Load) ele alacağız.
Peki, namlu tıkanması tam olarak nedir? Barut gazı basıncının, bir mermi çekirdeğini namludan çıkarmak için yetersiz güce sahip olması durumunda, mermi çekirdeği namlunun içinde sıkışır.

Bir kullanıcı namlu tıkanması ile karşılaştığında neler olur? Kullanıcı ateşli silahın tetiğini çeker, horoz veya iğne kapsüle doğru şekilde vurur, ancak normalde yüksek bir patlama ve tepme olması yerine, ateşli silah daha yumuşak bir "puf" sesi çıkarır ve hissedilen tepme çok daha azdır. Namlunun ucundan duman çıkması yerine, tahliye açıklığından çıkabilir.

Peki, namlu tıkanmasına neden olan şey nedir? Genellikle, mermi doldurulması sırasında kötü kalite kontrol nedeniyle meydana gelir. Kişi, kovana yeterli miktarda itici madde (barut) eklemeyebilir veya kovana barut koymayı unutabilir. Bazen kapsül barutu tutuşturmadan patlayabilir. Ayrıca, mühimmatın düzgün şekilde depolanmamış olması ve içindeki barutun bozulmuş olması da olasıdır. Bu sorunlar genellikle deneyimsiz kişiler tarafından yeniden doldurulan mermi yadaya da fişeklerde görülür, ancak fabrika dolumu mühimmatlarda da meydana gelebilir (özellikle üretici kalite kontrolünde kötü bir ünü varsa). Ayrıca, mermi çekirdeği şekilsiz veya namlu için biraz büyük olabilir, bu da sıkışmasına neden olabilir.

https://youtu.be/PwrmUbRiCbY  Squib Load

Bu olay, çok tehlikeli bir duruma yol açabilir. Kullanıcı namlu tıkanmasını fark etmezse ve tıkalı bir namluyla, bunun üzerine başka bir mermi ateşlerse, namlunun şişebilme ve ateşli silahın bozulabilme ihtimali çok yüksektir. Ayrıca namlunun patlaması ve kullanıcıya ve çevredeki insanlara yaralanma veya ölüm riski de vardır.

Aşağıdaki videolarda namlu tıkanması (Squib Load) derlemeleri var, ne olduğunu anlamak için izlemekte yarar var:

https://youtu.be/fi5xbBrCoNc Patlayan silahlar
Atışlar esnasında namlu tıkanması anında oluşan sese lütfen dikkat ediniz

https://youtu.be/rOMgLjAiaGo  Squib Load Nedir

Bu nedenle kullanıcı, ateş ederken ateşli silahına dikkatlice odaklanmalıdır. Eğer ateşli silah normalde yüksek bir ses yerine, düşük sesle bir "pat veya puf" sesi çıkarıyorsa ve hissedilen tepme çok daha azsa, namlu tıkanması durumu varsayılmalıdır. Kullanıcı, bu durumun patlama gecikmesi olmadığından emin olmak için bir süre beklemeli ve ardından ateşli silahı boşaltmalı, parçalarına ayırmalı ve içinde sıkışmış olan mermiyi namludan çıkarmalıdır.
Bir sonraki yazımızda silah nedenli arızaları gözden geçireceğiz
Bu arada tüm Pusat Blog okurlarının kurban bayramını kutluyoruz.

NOT: Tüm bunları yazarken yabancı dildeki terimlerin Türkçeleştirilmesi konusunda desteğini esirgemeyen Sayın Osman Ortaç'a teşekkür ederim.

Bu konuyu yazdır

  ATICILARIN GÖZ ARDI ETTİĞİ BİR KONU KULAK SAĞLIĞI ve AKUSTİK TRAVMA
Yazar: Sabri - 28-02-2024, 03:40 - Forum: Genel Silah Sohbetleri - Yorum (10)

Silah sesi her ne kadar hoşumuza gitse de yüzleştiğimiz sorunlara sağlığımız açısından önlemler alıyormuyuz? Doğanın içinde, av esnasında, ortam seslerini daha iyi duyabilmek için kulaklarımızı korumasız bırakmak pek çok avcının yaptığı bir şey. Ancak göz ardı edilemeyecek kadar ciddi bir sorun var.

En çok karşılaştığımız sorulardan biri de AKUSTİK TRAVMA.

Akustik travma iç kulakta sıklıkla yüksek desibelli bir gürültüye maruz kalma nedeniyle oluşan bir hasardır. Bu hasar bir kez çok yüksek sese veya daha uzun bir süre boyunca daha düşük desibelli sese maruz kalmayla ilişkili olabilir

Aşağıdaki tiplerde durumları yaşayanların akustik travma riski daha yüksektir:
- yüksek sesli endüstriyel ekipmanın uzun süreler çalıştığı bir işte çalışanlar
- yüksek desibelli seslerin uzun süre devam ettiği yerlerde yaşayanlar veya çalışanlar
- sıklıkla müzik konserlerine veya yüksek desibelli müzik etkinliklerine giden kişiler
- silah atış poligonları kullananlar
- kulaklık gibi uygun ekipman olmadan silah patlaması veya başka çok yüksek sesler yaşayanlar

Spesifik riskler açısından sürekli olarak 85 desibel sese maruz kalanlar akustik travma için en yüksek risk altındadır. 

Akustik travmanın ana belirtisi işitme kaybıdır. Uzmanlar birçok durumda hastaların önce yüksek frekanslı sesler duymakta zorluk çekmeye başladıklarını belirtirler. Daha düşük frekanslı seslerde zorluk daha sonra oluşur.
Akustik travma başlangıcını işaretleyen en önemli belirtilerden biri tinnitustur. Tinnitus kulakta bir çınlama veya vızıldama sesine neden olan bir yaralanma tipidir. Hafif ila orta tinnitusu olanlar sıklıkla bu durumu sessiz bir ortamda fark ederler.
Akustik travma tedavisi biraz sıkıntılı konudur, ağır durumlarda işitme kaybı ve /veya kulak çınlaması kalıcı olabilir. (Kaynak Health-line)

Bu keyifli işi zararsız sürdürebilmek için atışlarımız esnasında kulaklarımızı değişik türde kulaklıklarla korumamız gerekir. Kapalı poligonlarda yankılanmaya bağlı ses artışı olduğunu da göz ardı etmemek ve atışlarımız esnasında mutlaka kulaklık kullanmak ileride geri dönüşü olmayacak zararlardan kendimizi korumamızı sağlar.

Pekiyi, kulaklık almaya karar verdiğimizde, seçmede bize yardımcı olacak bilgiler nelerdir onları gözden geçirelim:

Kulaklıkların ses azaltma oranları (NRR=Noise Reduction Rating)

Kulaklığın ses azaltma oranı seçimimizde dikkate almamız gereken en önemli noktalardan birisidir. Gün boyu 140 desibel (Db) patlama sesine maruz kalmak, sonuçta uzun sürede kulakta kaçınılmaz olarak hasar meydana getirecektir. Piyasada mevcut birçok kulaklık bu sesi ortalama 33 Db civarına indirebilmektedir.  İyi kabul edilen kulaklıklar bu sesi 22-33 Db arasına indirmektedir. Kulak tıkaçları sesi 27 Db civarına indirmektedir. Pasif kulaklıklar ve kulak tıkaçları dışarıdan gelen tüm sesleri engellediğinden elektronik kulaklıklar bir tercih olabilir

[Resim: imageedit-55-5749617679.png]

Konfor

Kullandığınız kulaklık sizi rahatsız etmemelidir. Bazı kulaklıklarda kullanılan plastik malzemeler ciltte allerji de meydana getirebilmektedir. Uzun süreli baskı yapan nispeten sert malzemeden yapılmış kulaklıklar, uzun kullanımda ağrıya varan rahatsızlıklara sebep olabilmektedir. Seçeceğiniz kulaklık rahatsızlık vermemelidir

Ek fonksiyon ve yetenekler 

Bazı kulaklıklar sadece gürültü azaltma özelliği taşırken (Kulak tıkacı, pasif kulaklıklar), elektronik kulaklılar farklı özellikler taşıyabilmektedir. Konuşma sesini algılayıp, patlama sesini sönümleyen, Müzik dinlemek için ses cihazı ile bağlantı yapabilen, Telsiz kulaklığı görevi yapıp mikrofon da eklenebilen özelliklere sahip değişik kulaklık türleri mevcuttur. Ancak elektronik kulaklıkların özellikleri ile paralel fiyatlarının da arttığını göz önünde tutmak gerekir.

Fiyat

Kulaklık alırken bizi en çok etkileyen faktörlerden birisi fiyattır. Çok ucuza alacağımız kulak tıkacı da etkili bir koruma sağlayabilecektir. Ancak ihtiyaçlarımız ve beklentilerimiz doğrultusunda değişik fiyat seçenekleri karşımıza çıkar. Pasif kulaklıklar nispeten ucuz iken, elektronik kulaklıklar yeteneklerine göre artan fiyatlardadır. Seçimde koruma, konfor ve kullanılabilirlik ölçülerine göre bütçemize uygun bir kulaklık mutlaka vardır.

Atış esnasında kulaklarımızı nasıl koruruz?

Özellikle genç yaştakilerin ve çocukların kulakları sese bağlı zedelenmeye daha açıktır. Nasıl bisiklete veya motorsiklete binerken koruyucu başlık takıyorsak, atış esnasında da kulaklık takmak önemli bir tedbirdir. Kulaklarımızı korumak için çeşitli yöntemler ve araçlar olmasına rağmen, değişik silahların, değişik patlama sesi bazı kulaklarca yeterince sönümlenmeyebilir. Piyasada mevcut yüzlerce seçeneğimiz olduğunu bildiğimize göre, koşullara göre en uygun kulaklığı edinmemiz şarttır.

Bir Silah ne kadar gürültülü olabilir?

[Resim: imageedit-53-9639617619.png]

Ateşli silahlar kalibrelerine bağlı olarak 140 Db bazen daha yüksek ses üretirler. Uygun bir kulaklık bu sesi rahatsız etmeyecek düzeye indirir. Ortalama bir silah 140 Db ses ürettiğnde 50 atışta kulaklarımızdan 7000 Db civarında bir ses geçmiş olur. Bir kulakta bir ay içinde  28.000 Db ses geçmesi kulakta kalıcı hasara yol açmaktadır. Kulakta ortaya çıkan hasar kalıcı olmakta ve düzelmemektedir. Bu açıdan kulak korunmasını önemsemek ve mutlaka koruyucu kullanmak gerekir

Kulak korunmasında Pasif mi? Elektronik mi?

Elektronik kulaklıkların daha yüksek koruyucu özelliği ve ek avantajları olmasına rağmen pil ile çalışmaları, uzun süre arazide kalmayı gerektiren durumlarda sorun olabilmektedir. Pilin bulunamayacağı ortamlarda pasif kulaklıklar bir avantaj olabilir. Gerekli durumlarda kulak tıkacı ile birlikte kulaklık kullanılması ek bir koruma sağlamaktadır.
 
Elektronik kulaklıkların (bazılarının) bir özelliği de ortam seslerini arttırarak size iletirken, silah patlaması esnasında patlama sesini asgari düzeye indirebilmesidir.
 
Unutmayın ki uzun süreli yüksek sese maruz kalma sonucunda ortaya çıkan Akustik travma ya ömür boyu rahatsız edici ve tedavisi olmayan kulak çınlamasına, ya da sağırlığa neden olacaktır.

Bu konuyu yazdır

  .410/36 AR-15 ve AK-47 Platformu Tüfekleri Almak Doğru mu? Nasıl Kullanılır?
Yazar: DempseyRoll - 28-02-2024, 00:47 - Forum: Genel Konular - Yorum (8)

Merhabalar. Bildiğiniz üzere sivil vatandaşlar olarak ülkemizde yivli AR veya AK platformu tüfekleri alamıyoruz. Çünkü bu tüfekler en az yarı otomatik olarak çalışmakta. Ülkemizdeki silah yasaları gereği sivil vatandaşlar yarı otomatik yivli tüfek sahibi olamaz. Tam otomatikler ise hem yivli hem yivsiz tarafında yasaktır. Bu durumda silah sever sivil vatandaşlar olarak AR veya AK kullanmak istediğimizde .410 çap tercih ediyoruz.

Peki neden bu çapı tercih ediyoruz? Bu tüfekler yivli AR/AK'ler ile aynı şekilde mi çalışıyor? Bu tüfekler güvenilir mi? Bu tüfekler neden sürekli sıkışma yapıyor? Bu tüfekleri modifiye edebilir miyiz? Bu sorulara bu platformun bir kullanısı olarak elimden geldiğince yanıt vereyim.

AR / AK tüfekleri neden .410 tercih ediyoruz?

Bunun nedeni halk arasında ''36 kalibre'' diye tabir edilen .410 çapın hissiyatının 5.56 ve 7.62'ye yakın olması. AR / AK platformları istisnalar dışında bu çaplarda kullanılıyor ve .410 gerek mermi çapının gerek barut ölçüsünün benzerliğinden dolayı bu çaplara tahribat yönünden olmasa bile hissiyat (Tepme, şahlanma) yönünden oldukça benziyor. Örneğin siz bir AR platformunu .410 değil de 12 gauge olarak kullandığınız zaman o klasik piyade tüfeği hissiyatını alamıyorsunuz, çünkü tüfeğin tepmesi ve şahlanması çok daha güçlü oluyor.

[Resim: uedbzwyr.png]





Bu tüfekler yivli AR/AK'ler ile aynı şekilde mi çalışıyor?

Çok benzerler ancak %100 aynı diyemeyiz. Kesinlikle farklılıklar var. AR tarafında genelde Direct Impingement ve Gaz Pistonu sistemleriyle karşılaşıyoruz. Görsellerle örneklendirelim.

[Resim: 6259238835_eb0f4075d4_z.jpg] [Resim: maxresdefault.jpg] 
(görsellere sağ tıklayıp yeni sekmede açarak büyütebilirsiniz)

Soldaki görselde gördüğünüz üzere bir gaz tüpü vasıtasıyla gazın mekanizmaya ulaştığını görüyoruz. Sağdaki görselde de aynı işlemin farklı olarak bir piston vasıtasıyla yaşandığını görüyoruz. Hatta Amerikalı vatandaşların bu sistemlerden hangisinin daha verimli olduğuna dair tartışmalarına sürekli rastlamaktayız. Bizim .410 AR-15'lerde ise durum farklı;

[Resim: oxylv7ss.jpg] [Resim: uzkj5kqv.jpg]
(görsellere sağ tıklayıp yeni sekmede açarak büyütebilirsiniz)

Buradaki görsellerde ise .410 AR-15'in gaz pistonu sistemini görmekteyiz. İç içe geçmiş pistonlar aynı 12ga gazlı av tüfeklerinde olduğu gibi yaylanarak mekanizmayı hareket ettirmekte. E tabi standart AR'lerdeki gibi güzel gözükmediği aşikar. 

Bu piston sistemi farklılığın sebebi büyük oranda yine av tüfeği fişeği kullanılmasından kaynaklı olarak olası bir gaz kanalının çok daha çabuk tıkanacağına ve tüfeğin de daha sık tutukluluk yapmasına sebep olacak olmasındandır diye düşünüyorum. Sağdaki görselde gördüğünüz üzere son temizlikten itibaren sadece 30 atış yapılmasına rağmen pistonun içinin yavaş yavaş barut artıklarıyla dolduğunu görüyoruz. Bu sayı sadece 300'lere ulaştığında dahi pistonun içinin temizlenmesi şart oluyor, aksi halde tüfek çalışmıyor. İşte av tüfeği fişekleri (Özellikle yerli markalar) bu kadar kirli çalışmakta. Şayet yerli av tüfeklerimiz arasında Utaş XTR-12 standart AR gaz pistonu sistemini kullanmakta ancak kullanıcı yorumları tüfeğin muadillerine göre daha sık tutukluluk yaşadığını göstermekte.

Tabi aynı zamanda standart AR gaz pistonu yerine bu tarz iç içe geçmiş yaylı bir piston sistemi belki de işçiliğinin daha kolay olmasından dolayı da tercih ediliyor olabilir.

[Resim: l_078000710_7.jpg?width=1500&format=webp&quality=80] [Resim: l_078000710_2.jpg]  [Resim: ekj2tggv.jpg]  [Resim: 8w4pw9l6.jpg]
(görsellere sağ tıklayıp yeni sekmede açarak büyütebilirsiniz)

(Soldaki görsellerde HK416 mekanizması, sağdaki görsellerde Aksa T14 mekanizması)



AK'de ise AR tarafına nazaran durum çok daha yivlilere benzer. Standart yivli AK'lerin aksine av tüfeği olan AK'lerde gaz odasına piston diski yerleştiriliyor, bu parça barut artığı pisliklerini tutarak gaz odasının çabuk kirlenmemesini sağlıyor. Bu durum Saiga ve VEPR marka AK av tüfeği klonlarında olduğu gibi Dağlıoğlu FD serisi ve Armsan RS-S1 tarafında da aynı şekilde devam ediyor.

[Resim: xhimfiit.jpg] 
(görsele sağ tıklayıp yeni sekmede açarak büyütebilirsiniz)

(Dağlıoğlu FD-47 gaz odası içerisindeki piston diski)


[Resim: getimage__82021.1697571696.jpg?c=1]           [Resim: 43791_2177152089.jpg][Resim: xx5xa9ur.jpg]
(görsellere sağ tıklayıp yeni sekmede açarak büyütebilirsiniz)

(Sırasıyla AK-74, Saiga-12, Dağlıoğlu FD47 mekanizması)





Bu tüfekler güvenilir mi, neden sürekli sıkışma problemi yaşanıyor?

Bu tüfekler maalesef güvenilir değiller, kesinlikle ev savunması veya avda kullanılamazlar. Bunu en başında belirtmekte fayda var.

Bunun en önemli sebebi bu platformlar zamanında tasarlanırken standart metal kovanlı fişekler için tasarlanmışlardır. Ancak ülkemizde av tüfeği fişeklerinin kovanının plastik olma zorunluğundan dolayı metal kovanlı fişekler kullanmak yasaktır. Plastik kovanlı fişekler ile maalesef metal kovanlardaki fişekler kadar basınç sağlanamıyor ve basıncın sağlanamaması nedeniyle de bu tüfekler pek çok kez kendini tekrar kurmayı, yani yarı otomatik olarak çalışmayı başaramıyor. Bununla birlikte bu tüfekler kutu şarjör (Dikey fişek haznesi) ile çalıştığından ve "şarjörlü" sistemin plastik kovanı ezmesinden kaynaklı tüfek besleme yaparken sıkışma problemleri yaşanmaktadır.

Şuanda 410 çapta yerli fişeklerimiz maalesef kalite standartının altında. Bu yüzden yerli fişek markaları ile bu tüfekleri kullanmanız ekstra zor. Eğer ki siz yerli fişek markaları yerine ithal fişekler kullanırsanız veya kendiniz ithal kalitesine yakın fişekler doldurup onları kullanırsanız bu sorunların büyük ölçüde önüne geçersiniz. Arka arkaya atışlar yapıp platformun keyfini çıkartırsınız ancak ne olursa olsun tüfeğiniz güvenilir hale gelmeyecektir. Unutmayın ki bir silahın en büyük özelliği sorunsuz çalışması, güvenilir olmasıdır.

Bu durumlardan hariç olarak atış sırasında yaşanan sıkışma durumları tüfeği söktükten sonra yapılan yanlış montaj işlemlerinden de kaynaklanabiliyor. Örneğin AR tarafında gaz piston kısmı söküldüğünde geri toplarken önce oring contayı, daha sonra üzerine yarım ay parçalarını takmanız gerekmekte. Oring contası yanlış takıldığında yeterli basınç sağlanamıyor ve fişekler sıkışıyor.

Fişek sıkışması durumu aynı zamanda tüfeğe yeterli temizlik yapılmamasından da kaynaklı olmaktadır. Bu tüfeklerin standart tüfeklere göre daha nazlı olduğunu ve av tüfeği fişeklerinin de standart fişeklere göre daha kirli çalıştığını tekrar tekrar hatırlatmakta fayda var. Kullanıcı tüfeğini her atıştan sonra, -ister 50 atım isterse 500 atım yapılsın- temizlemek zorunda ve bu temizlik bir süperpoze tüfeği temizlemek gibi değil, detaylı yapılmak zorundadır. Özellikle piston kısmındaki barut artıkları ve atım yatağındaki kurşun sıvamaları temizlenmek zorundadır, aksi hâlde tüfek sorun çıkartacaktır. Buraya bir örnek bırakayım;

.410 AR-15 Atım Yatağı Temizleme Videosu (Faruk Yürekli)





Bu tüfekler modifiye edilebilir mi?

Modifiyede ne kadar detaya indiğinize göre değişir. Eğer sadece dipçik, el kabzesi, çeşitli tutamaklar, gez-arpacık, red dot vs.  modifiyeleri yapmak istiyorsanız büyük oranda hepsini modifiye edebilirsiniz. Ancak tüfeklerin gövdeleri üzerinde yer alan tetik, mekanizma düşürücü, emniyet selektörü, şarjör düşürme mandalı vb. parçalara kadar detaylı değişimlere girişecek iseniz alacağınız tüfeğin Mil-Spec ölçü standartlarında veya ona yakın olması gerekmektedir. Çünkü aftermarket alacağınız bu parçalar büyük oranda bu ölçü standartlarına göre imal edilir.

Mil-Spec için kısaca ABD Ordu Standartları diyebiliriz, detaylı bilgi için yerli modifiye kanalı olan Sopmodtr'ye bakmanız daha faydalı olacaktır.





Kısaca kendi yorumumla özetleyecek olursam..

Eğer ilk defa av tüfeği alacaksanız, silahlar ile içli dışlı değilseniz, evde güvenlik için bir tüfek bulundurayım diyorsanız kesinlikle bu platformu tavsiye etmiyorum. Alın kendinize güvenilir marka bir 12ga (Mümkünse tüp şarjörlü) ve rahatınıza bakın. Ancak artık 2. 3. tüfeğinizi alacaksanız ve farklı tecrübeler yaşamak istiyorsanız o zaman tavsiye edebilirim. Alın, kaliteli fişekler kullanın, modifiye edip kişiseltirin, keyfini çıkartın. İnanın .410 AR / AK tüfekler ile atış yapmak çok keyifli. Hatta 10 atış yaptıktan sonra kendini özel harekatçı zannedenler bile var, siz de bundan mahrum kalmayın. (!) 

Çeşitli sosyal mecralarda bu tüfekleri alıp hayal kırıklığına uğrayan veya tam tersi bu tüfeklerin tam çöp olduğunu söyleyen çok fazla kişiye rastgeldiğimden dolayı bu konuda bir şeyler karalamak istedim. Yeni şeyler öğrendikçe ve silah firmalarımız güncellemeler yaptıkça ben de bu konuyu elimden geldiğince güncel tutmaya çalışacağım. Bu konuya yurtdışında yaşayan silah sever arkadaşlardan, ''gerçek AR / AK'' tecrübesi yaşamış forumdaşlardan da katkılar bekliyorum. Umarım ki ileride biz de .410 değil de yivli çaplarda olan AR ve AK'ler kullanacağız. Saygılar.

Bu konuyu yazdır

  S.W Revolverleri Hakkında
Yazar: ceycey - 28-02-2024, 00:25 - Forum: Smith Wesson - Yorum (3)

SW revolverlerinin kabza tabanları iki farklı şekilde  yapılmaktadır:

[Resim: 94dbije.jpg]
1) İlki köşeli tabanlı, klasik kabzadır. Square Butt (Köşeli Tabanlı Kabza)

[Resim: rgjostr.jpg]

2)İkincisi Round Butt (Yuvarlak Tabanlı Kabza) denilen aşağı doğru daha kıvrımlı olan kabza tabanıdır.
Bunları daha çok küçük elli atıcılar tercih ediyorlar.

[Resim: fylm318.jpg]

İnternet aracılığıyla yurtiçi ve yurtdışından kabza kapağı ararken bu terimlere dikkat edin. Bazı üreticiler, K ve L gövdeli ve Round Butt kabzalı tabancaları Square Butt kabzaya çeviren kabza kapakları satıyorlar.(Örneğin Uncle Mike’s) Ancak, tersi mümkün değil.

[Resim: so93rtl.jpg]

Bu konuyu yazdır

  ATEŞLİ SİLAHLARDA DURDURUCULUK NE DEMEKTİR?
Yazar: Sabri - 27-02-2024, 22:48 - Forum: Genel Silah Sohbetleri - Yorum (6)

Durduruculuk bir silahın meydana getirdiği balistik travma ile hedefi (insan veya hayvan) anında yıkması ve  hareketsiz hale getirmesidir. Bu öldürücülükten farklı olarak, silahın hedef ölsün ölmesin, etkisiz, hareketsiz hale getirmesini ifade eder.

Durduruculuk merminin fiziksel özellikleri ile alakalıdır fakat konu karmaşık olup kolayca incelenemez. Gerçi geleneksel olarak yüksek kalibreli mermilerin daha yüksek durdurucu güce sahip olduğu söylenir.  Ancak fizik özellikler çok bilinmeyenlidir. Merminin çapı, namlu çıkış hızı, merminin kitlesi, şekli ve malzemesi durdurucu gücü etkiler. 

Durdurma gücü (durduruculuk) genellikle merminin gücü ve tahrip edici etkisi ile birlikte kan kaybı ve kan basıncının düşmesi ile ortaya çıkar.  Bir çok durumda yaralanma ile birlikte yavaş kan kaybı hedefi hemen durduramaz. En hızlı etki merminin Merkezi Sinir Sistemi bölümlerini (Beyin, Omurilik) hidrostatik şok ile etkilemesi ile olur. 

TARİHÇE

Durduruculuk kavramı kolonyal birliklerde 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır. 1889-1913 de Filipinlerde Moro isyanında Amerikalılar,   1889-1913 de Yeni Zellanda'da İngilizler yakın muharebelerde  tabancalarının yerli kabileleri durduramadığını gördüler. Bu durum yeniden rakibi tek vuruşta deviren daha büyük kalibreli tabancaların kullanılmasına yol açtı   (Örneğin .45 Colt).

Çinde Boxer isyanı sırasında kılınç taşıyan Boxer'ların ateşli silah taşıyan Amerikalı ve İngiliz askerleri vurulmalarına rağmen biçtikleri görüldü.  Bu durum da .303 kalibre Lee-Metford fişekleri kullanan İngilizler bir boxer'i durdurabilmek için en az dört atış yapmaları gerekiyordu.  Moro çetecileri Amerikalılara intihar saldırıları yapıyor ve vurulmalarına rağmen Amerikan askerlerini yaralayabiliyorlardı. Amerikalılar Moro'lara karşı .38 uzun Colt yerine .45 kalibre Colt kullanmaya başladılar.

MERMİ DİNAMİKLERİ

Mermi dokulara girerek kendine bir kanal açarak tahribat yapar.  Merminin çapında bir kalıcı boşluk (kavite) ve basınç etkisi ile mermi çapından çok daha geniş geçici bir boşluk meydana getirir.

[Resim: imageedit-48-8345091624.png]

Geçici ve kalıcı boşlukların çapı merminin kitlesi, hızı, çapı, yapısı ile bağlantılıdır. Zira mermi dokuyu kesmez, ezerek geçer. Merminin yapısına göre bazen mantarlaşarak genişleyip daha ağır hasara yol açarlar.

Ateşli silahların insan üzerindeki durdurucu gücü biraz karmaşık bir konudur. Birçok insan psikolojik olarak vurulduktan sonra saldırmayı durdurur. Bu bazen "psikolojik durduruculuk" olarak da tanımlanır. Fiziksel durduruculuk vuruş yeriyle de alakalıdır. Birçok hedef başa rastgelen tek atışla hareketsiz hale gelirken, birçok hedef kol veya bacaklara gelen mermiden etkilenmez. Yivsiz silahlarla göğüs bölgesine tek atış hareketsiz hale gelirken, tabancalar bu konuda daha az güvenilir silahlardır.


ATEŞLİ SİLAH YARALANMASININ ETKİLERİ

Fiziksel Etkiler

Geçici ve kalıcı kavitasyon farklı biyolojik etkilere yol açar. Kalbe denk gelen bir mermi, pompalama etkisini durdurur, kalp durur ve ani kan kaybı gelişir. Karaciğer ve akciğere gelen mermi de aşırı kanama ile benzer etki yapar ancak kalpteki kadar ani etki göstermez. Akciğer yaralanmasında kanın oksijenlenmesi bozulacağından bir süre içinde bilinç kaybına neden olur.  Beyne gelen mermi ani bilinç kaybı ile sonuçlanır. Omuriliğe gelen mermi felç meydana getirerek ani hareketsizlikle sonuçlanır. Kol ve bacaklarda büyük damarlara gelen mermi, kan kaybına neden olarak ölüme yol açabilir ama bu aniden olmayacaktır.

Psikolojik etkiler

Duygusal şok, terör ve sürprizler kişiyi bayıltarak aniden hareketsiz bırakabilir. Bu mermi bir tarafına denk gelmese bile olabilir. Namludaki patlama, ani ışık parlaması ve yüksek ses, kişide sersemletici, yönünü kaybettirici, baş dönmesi etkileri yaratabilir.

Ağrı, hareketi kısıtlayan diğer bir psikolojik etkendir. Mamafih uyuşturucu etkisindeki kişilerde etken olmayacaktır.

Penetrasyon (içine işleme)

IWBA ve FBI verilerine göre bir merminin insan vücudunda en fazla hasarı 31-35 cm derinliğe işlediği zaman oluştuğunu göstermektedir.

Merminin Enerji transferi, hidrostatik şok, geri tepme gibi diğer etkileri daha ileride paylaşacağım.


HANGİ ÇAP MERMİ DAHA DURDURUCU?

Bu konu herhalde en tartışılacak konu olacak. Burada sadece "Tabancaların durdurucu gücüne değişik bir bakış" 
https://www.buckeyefirearms.org/alternat...ping-power
adlı İngilizce bir makaleden derleyip, Türkçeleştirdiğim iki tablo paylaşacağım.

Yazar Greg Ellifritz 10 yıllık ateşli silah yaralanmaları verilerini toplayıp analiz etmiş. Tablo ve grafikte sonuçları toplamış. 

[Resim: ddrclik.webp]

12 Gauge yivsizlerin sonucu en durdurucu görünüyor. .40 , .44  ve .45 kalibrelerin sonuçları beni şaşırtmadı diyebilirim. Ama .32 kalibrelik ve 9 mm sonuçlarına şaşırdım açıkcası.

Durduruculuk bir silahın meydana getirdiği balistik travma ile hedefi (insan veya hayvan) anında yıkması ve  hareketsiz hale getirmesidir.Bu öldürücülükten farklı olarak, silahın hedef ölsün ölmesin, etkisiz, hareketsiz hale getirmesini ifade eder.

Aşağıdaki videoyu izleyin:



Bu videoda domuzlar GÖĞÜS bölgesine isabet almasına rağmen, sanki kafaya isabet almış gibi derhal hareketsiz hale geliyorlar (Kurşun isabet ettikten sonraki gidişleri koca cüsseleri nedeniyle eylemsizlikle ilgili)

Canlının aniden hareketsiz kalması ancak o anda sinir sisteminin devre dışı kalması ile mümkündür. Yoksa kalp çalışması dursa bile beyin faaliyetleri bilinç kaybolmadan 10-15 saniye daha devam etmekte, beynin oksijenlenme kapasitesine bağlı bu süre 30 saniyeye kadar uzayabilmektedir. Yukarıdaki videoda domuzların aniden hareketsiz kalmasını kalp durması veya kan kaybı ile izah edemeyiz.

Yapılan deneysel araştırmalar ve adli tıp otopsi çalışmalarının gösterdiği veriler, enerji transferi ve ani artan göğüs içi basıncının beyni etkilediğini gösteriyor. 

Bu basınç artışında damarlardaki kanın hidrolik etkilerini irdelemek lazım. Ani göğüs içi basınç artışı o anda kalbe giden kan pompalamasını arttırdığı gibi, toplar damarlarında kanı geri getirmesini önler. Hayvanlarda yapılan deneysel araştırmalar göğüse 700 jül ani enerji aktarımının kafa için basıncını aniden 30-40 Kpa arttırdığını göstermektedir. 

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK299193/

Göğüs bölgesine giren kurşunun hedefi aniden hareketsiz getirebilme sebebi budur.
Bir merminin enerjisini aşağıdaki formülle hesaplayabiliriz:

Ke=m.v2/2

Burada Kinetik enerji; merminin ağırlığının o andaki hızının karesiyle çarpımının yarısı olarak hesaplanmaktadır. 

Pekiyi, merminin bu kinetik enerjisi ne yapmaktadır:

1. Mermi kinetik enerjisi ile girdiği doku içinde ilerler. Dokuları ezerek kendine bir yol açar (kalıcı kavite). Canlı dokularda sürüklenme (Drag) havadakinin 1000 katıdır. Mermi süratle yavaşlar. Merminin kinetik enerjisi ve şekline bağlı olarak doku içinde bir mesafe ilerler. Bu esnada damarları yırtarak kanama meydana getirir. 

2. Mermi cildi delip doku içine girdiğinde kinetik enerjisi (Newton prensipleri ve enerjinin sakınımı kanunu gereği) transfer olur, bu esnada bir patlama (blast) etkisi ile kısa süreliğine bir geçiçi kavite oluşur:
İşte bu geçici kavite kısa süreliğine artan yüksek basınç, gögüs kafesi içinde olursa artan basınç kalbe ve damar sistemine etki yaparak kafa içi basıncını da arttırır. Bu ani basınç artışının ani bilinç kaybına neden olduğu düşünülmektedir. (Durdurucuculuk bu noktadadır)

Otopsi çalışmalarında gögüs şiddetli yaralanmalarında hayvanlarda ve insanlarda beyin dokusu, beyin sapı, hipotalamus gibi bölgelerde kanamalar da gösterilmiştir.

Durduruculuk konusunda merminin ağırlığı, yapısı ve şekli, vuruş hızı kadar, şekil değiştirme (Mantarlaşma etkisi) hem öldürücülük, hem de durduruculuk konusunda etkili bulunmuştur.

Yukarıdakileri DURDURUCULUK açısından özetleyecek olursak:
1. Durduruculuk merminin kitle (çap, ağırlık, kesitsel dansite), vuruş anındaki hızı, şekil değiştirme özelliklerine bağlı oluşan GEÇİCİ KAVİTE ve basınç etkisi ile oluşan sinir sistemi etkilenmesine bağlıdır.
2. Öldürücülük bunun yanı sıra kanama ile bağlantılıdır


Yüksek kalibreli mermilerin durduruculuğu daha yüksektir. 12 Gauge'un üstünlüğü tartışılmaz iken, 67 gauge tüfekler için savunma tüfeği olur diyenler için yukarıdakiler belki bir anlam ifade eder diye düşünüyorum

Yukarıdaki yazılarımda durduruculuk konusunda bir grafik paylaşmış ve .380 ACP nin 9 mm den daha durdurucu görünmesi garip karşılanmıştı.
Aşağıdaki balistik jel çalışmasında, 9 mm jeli delip geçerken, mavi çubukla işaret edilen .380 ACP nin takla atarak daha fazla kalıcı kavite meydana getirdiğini görebilirsiniz:

[Resim: 30-kavite.png]

Yukarıdaki bölümde durduruculukta hidrostatik şok ve bunun sonucunda oluşan sinir sistemi etkilenmesinden söz ettim. Konuya daha açıklık getirmek için "Kafa içi basıncı ve fizyolojik denge ve tampon mekanizmalarını" arzu edilirse ayrıca yazabilirim.

Bu konuyu yazdır

  SAVUNMA AMAÇLI YİVSİZ TÜFEK SEÇİMİ
Yazar: turkmenoglu - 27-02-2024, 19:45 - Forum: Genel Konular - Yorum (32)

"Değerli forumdaşlar sanıyorum 2012'de kaleme alıp paylaşmış olduğum bir yazıma bir forumdaşımız sayesinde tekrar ulaşınca tekrar paylaşayım istedim."



SAVUNMA AMAÇLI YİVSİZ TÜFEK SEÇİMİ


Değerli forumdaşlar tekrar merhaba.

Daha önce çeşitli konularda zaman zaman tekrar ettiğim bazı konuları, bir mesaj altında tekrar toplayarak kafasında bu soruya cevap arayan forumdaşlara nazaran kalıcı bilgi bırakmak istiyorum.

Aslında Sn Konuk, Sn Gunman, Sn Strongarm gibi değerli forumdaşlarımız varken yazmak çok doğru değil. Ancak bazı forumdaşlarımızın garip tavırlarının yol açtığı küskünlükler, bir çok bilgili forumdaşımızın uzaklaşmasına veya artık bilgi paylaşma konusunda isteksizliğe ve forumda yazmamasına sebep oluyor. 


Benim yazım insanın olmadığı yerde keçi Abdurrahman Çelebi olurmuş misali aslında. Ancak bütçesi her ne olursa olsun, kafasında savunma amaçlı tüfek arayışı olan herkese bir rehber olması amacı ile (hem silaha ve mekaniğine hem de kullanımına yatkın, hem silahın ne olduğunun hem de nasıl olması gerektiğinin farkındalığına sahip biri olarak) öğrendiklerimi aktarmak istedim. 
3 yılda yaklaşık 15 farklı marka ve tipte tüfek sahibi olmuş (şu gün itibarı ile sanıyorum 1 adeti yerli olmak üzere 40 tan çok daha fazla yivsiz silah -bir o kadar da tabanca- sahibi olmuş), en az bir o kadarını fikir sahibi olmaya yetecek kadar eş dost sayesinde kullanmış biri olarak; edindiğim tecrübemi sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Eksiğimiz veya yanıldığımı söyleyenler de olabilir. Akıl pazarı kurulsa herkes yine kendi aklını alırmış Smile 
Faydalanan ve Allah razı olsun diyen olur ise ne mutlu, Daha bilgili ve yetkin forumdaşlarımız eksikleri kapatacak olur ise yine ne mutlu..


Savunma amaçlı silah gerekli midir?

Kendimizi korumayı silahlanmadan yapamaz mıyız? Elbette huzurlu ve güvenli bir ülkede yaşıyor isek, ortalama bir hayatımız var ise, veya içinde bulunduğumuz coğrafya koşullarında çok şanslı bir insan isek hayatımız boyunca silaha ihtiyaç duymadan yaşama ihtimalimiz bulunabilmektedir.

İçinde bulunduğumuz coğrafya şartlarında; ortalama şartlarda yaşayan -ortalama zekada ve ortalama psikolojik sağlığa sahip- bir bireyin silah sahibi olmaktan rahatsız olacağına pek ihtimal vermemek ile birlikte; bireylerin seçimleri kişisel olarak kendilerini ilgilendirmektedir. 

Silah karşıtlarının at gözlükleri ile yaptıkları yorumların bizleri etkilemesine veya engellemesine izin verebiliriz. Ancak bir gün yardıma ihtiyaç duyduğumuzda asla bizi koruyamayacak veya korumak için kılını kıpırdatamayacak bireylerin öğütleri ile hareket etmiş olacağımız hususu da herkes tarafından kabul edilir düşüncesindeyim. 

Bu milletin askeri polisi var diyenler de olabilir. Ancak polis olay vuku bulduktan sonra, asker ise gerçek anlamda karışıklık çıktıktan sonra geleceğinden; kendinizi savunacak bir silahınız yok ise hırsızın/uğursuzun/terörist vb nin insafına kalmış olacaksınız bir müddet.

Gerçekleşmesi muhtemel bir senaryo yazalım. Olası bir bağımsızlık hakkı, vatan birliğinin korunması durumunda ise; düşmanlık güden güçler hem kolluk kuvvetlerine hem de kolluk kuvvetlerinin ailelerine aynı anda saldırmaktadır. Çoğu kişi eşi çocuğu tehlikedeyken (kolluk kuvvetlerimizin bir kısım personeli haricen) sizin eşiniz çocuğunuzu düşünemez, düşünemeyecektir de. Belki bölgesel/genel bir iç karışıklık durumunda veya bir terörist saldırısı durumunda; mahalle karakolundaki polis önce ailesini güvene alacak; ondan sonra durumunu değerlendirecek, ona göre hareket edecek, bu arada fırsat olursa sizi de kurtarmak için kısmi hareketlerde bulunabilir olacaktır (bir ihtimal yardımcı olmaya çalışabilir veya bir ihtimal düzeni korumayı öncelik olarak görür, düşman güç eline düşmüş sizi ve ailenizi göz ardı eder). Tüm bu süre boyunca kendinizi savunacak bir ateşli silahınız yok ise kurbanlık koyundan farkınız olmayacaktır. 

Diyelim ki kolluk kuvvetleri herşeyin önüne görevini koydu, o zaman da önce genel düzeni sağlamak zorunda. Önceliği insan kurtarmak olmayacaktır. Veya diyelim ki vatandaşların güvenliğine öncelik verildi, siz ve aileniz kaçıncı sırada kurtarılabilir olacaksınız? (Basit bir pandemi döneminde bile aşıların hangi öncelik sırası ile dağıtıldığı kimlere kaç ay sonra sıra geldiği çok yakın bir geçmişin acı gerçeği)

Her ne kadar yasal olarak yapılan bireysel silahlanmanın karşısında duran, asıl amaçları Kuva-i Milliye ruhunu öldürmek olan (bilinçli veya bilinçsiz şekilde) veya bu görüşe hizmet eden vakıf ve dernekler oldukça faal olsa da; bizler de silahımıza, kendimizi yasal olarak edindiğimiz silahlar ile koruma şansımıza/hakkımıza sahip çıkmalıyız.

Şartlar ciddi anlamda kötüleştiğinde yaşama hakkımız, silahımız ve mühimmatımız kadar olacaktır. Yivsiz bir tüfek; yıllarca dağda pişmiş, profesyonelleşmiş, iyi bir eğitim almış, elinde tam otomatik piyade tüfeği olan bir terörist karşısında asla etkili olmayacaktır. Ancak ağlaşarak ve dua ederek beklemek yerine, dua ederek silahlı beklemenin daha iyi olacağı hepimizce aşikardır. Bu tür ekstrem durumlar haricinde; dağda taşta kamp yaparken kamp alanını koruyabilmek, şehir dışında evimizi bahçemizi korumak, hırsıza uğursuza karşı kendimizi ve ailemizi korumak için silah sahibi olmak gayet anlaşılır bir ihtiyaçtır.

Silaha gerek yok ben vücudumu silah olarak kullanmayı biliyorum, evdeki keseri, mutfaktaki et bıçağını kullanır kendimi ve ailemi korurum, elzem bir sebeple sokağa çıkmam gerektiğinde taş ile her türlü işi görürüm, evden çıkmam gerekmez kapım pencerem kurşun geçirmez malzemeden imal edilmiş, biz barış dolu bir ülkede yaşıyoruz sen ne hayallerdesin diyorsanız Smile, tabi ki değerlendirme ve tercih yapıp karar verme elbette yine şahsınızın insiyatifindedir.  


Unutulmamalıdır ki silaha gerek görmeyen insanların fikirleri, sizi ve ailenizi başınız sıkıştığında ne yazık ki kurtaramayacaktır.


Savunma amaçlı ateşli silah tercihi/kullanımı konusunda yivsiz tüfek ne kadar doğru bir seçim olur?

* Ülkemiz şartlarında; savunma amaçlı ateşli silah edinmenin en ucuz ve en az prosedür gerektiren şekli yivsiz av tüfeği edinmektir (Kiralamaktır. Zira eski içişleri bakanımız Sn. SS in gider ayak verdiği kararlardan birisi de yivsiz tüfeklerin de kiralanması yönünde oldu).

Zaten yivli yarı otomatik olarak alabileceğimiz tüfek/tabanca maliyetleri, yasal prosedürleri, devlete ödenen kiralama ücretleri ortada, tekrar tekrar açıklamak abes ile iştigal olur. Tam otomatikler, bizim gibi kanun içerisinde hareket eden vatandaşların filmlerden veya resimlerden başka şekilde göremeyeceği silahlar da olduğuna göre..

Kısaca, her ne kadar prosedürü ağır olsa da, yivli silahlara nazaran daha az prosedürü vardır.

* Özellikle ve öncelikle şunu belirtmek gerekiyor; pompalı veya yarı otomatik olsun, şehir içinde yaşıyorsanız ve savunma amaçlı yivsiz av tüfeği edinecekseniz lütfen gidip kuş vb avlarda kullanılan av tüfeklerinden almayın. Ev içerisinde veya dışarısında kendinizi korumaya çalışmak için 71 namlu bir av tüfeğini almanın gerçekten mantıklı bir izahı yoktur.

Kendimizi kandırmayalım. Bu amaçla alınabilecek tüfeklerin ideal namlu boyu 46,5 cm-53 cm dir.

* Yeri gelmişken tekrar belirteyim, namlu ne kadar uzun olursa fişeğin menzili o kadar fazla, hedeften sapması o cihette az olacaktır. Bunu anlamak için temel fizik kurallarına biraz aşina olmak yeterlidir, ancak yivsiz tüfek uzun menzil için tasarlanmamıştır. Öyle olsa idi 1,5 -2 mt lik namlular ile gezmemiz gerekirdi.

* Fişek kapasitesi önemlidir. Ne kadar çok fişek varsa o kadar iyidir. Fakat kullanmayı bilmiyorsanız ister tek fişeğiniz ister 10 fişeğiniz olsun, sonuç pek değişmeyecektir. Yivsiz av tüfeklerinin sağladığı en büyük avantaj (ak74 olsa daha iyi olurdu evet ama yok) kullanılabilen fişek tiplerinin değiştirilebilmesidir. Yaralamak istemediğiniz bir hasıma karşı plastik mermi, avlamak istediğiniz hayvana (domuz için tek kurşun, kuş avı için saçma) uygun av fişeği kullanmanıza olanak verir.

* Kullanması kolaydır, söküp temizlemesi basit, ülkemizde üretimi bolca yapıldığı için de ekonomiktir. 

* Her bireyin rahat kullanabileceği bir çeşidi illaki bulunmaktadır.

* Tabancaya göre çok daha kolay kullanılabilir, daha uzun menzillidir, çok daha etkilidir. (Tabancalı bir adam ile tüfekli bir adam karşılaştığında, tabancalı adam ölü bir adamdır Smile )

Bu konuyu yazdır

Photo Atışta hangi gözünüz baskın (dominant)?  İki göz açık atış yararlı mı?
Yazar: Sabri - 27-02-2024, 19:24 - Forum: Taktik ve Eğitim - Yorum (4)

Bir gözün diğerinden baskın oluşu ilginç bir olgudur.  Erişkin insanların %70 inde baskın el ile ayni taraftadır.

Görme her iki gözle algılanan objenin retina dediğimiz gözün ağsı tabakasına gelen izdüşümlerin görme sinirleri ile beyne iletilip beynin arka bölümünde (oksipital lob) algılanması ve yeniden üç boyutlu şekillendirilmesi ile oluşur.

[Resim: gorme-alani.webp]

Cisimlerin sol yarıları beynin sağ yarısında, sağ yarıları sol beyin yarısında algılanıp streoskopik üç boyutlu görüntü oluşur. Tek Gözle 140-150 derecelik bir görme sağlanırken, çevresel görme ile her iki göz açık 210-220 derecelik yanal bir açıyı görebiliriz.  İleri bakışta yukarı 60, aşağı 75 derece bir görüş alanımız vardır.

Hangi Gözümüz baskın?

Çoğumuz nişan alırken tek gözümüzle nişan alırız. Solaklar sol göz, sağ elini kullananlar sağ göz ile nişan alır. Gerçekte hangi gözümüz baskın, hangi gözümüzle nişan almalıyız için basit bir test var:

[Resim: imageedit-46-9545363313.png]

Yukarıdaki resimdeki gibi elinizle bir üçgen oluşturup, içinden belli bir cisme nişanlayıp her iki gözünüz açık odaklanın. Sonra elinizi oynatmadan bir gözünüzü kapatıp bakın, sonra öbür gözünüzü kapatıp bakın. Hangi gözünüz açıkken görüntü kaybolmuyorsa o gözünüz baskın gözünüzdür.  Doğru nişan alacağınız gözünüz budur.

Ancak baskınlığı bazı göz rahatsızlıkları, stres, yorgunluk, bir objeye (bilgisayar ekranı gibi) uzun süre bakma sonucu bozulabilir.

Her iki göz açık atış yararlı mı?

Bazı kişiler doğal olarak iki göz açık atış yaparlar. Aslında her iki göz açık nişan alırken; derinlik ve mesafe algısı artar, hedefe daha iyi odaklanılır, kas gerginliği de daha azdır.  Ancak alışkın olmayan kişi egzersizlerle buna alışıcaya kadar zorluk çekebilir.

Özellikle red dot ile her iki göz açık atış yapılırken, hedefe odaklanıldığında beynin algısı nedeniyle, kırmızı noktayı hedefin üzerine otomatik yerleştirecektir. Buna alıştığınızda hedefe daha rahat, daha hızlı odaklanıp isabetli atışlar yapmanız mümkün olur. Sadece red-dot ile değil, tabanca ve tüfekte de metal nişangah ile her iki göz atış yapmak mümkündür.

[Resim: reddot-atis.webp]

Bu konuyu yazdır

  Ruhsatsız Silah Taşıma ve Bulundurma Suçu
Yazar: ceycey - 27-02-2024, 18:15 - Forum: Hukuk Bölümü/Ruhsat İşlemleri - Yorum (11)

Arkadaşlar, ruhsatsız silah taşıma veya bulundurma suçunu ve cezasını düzenleyen madde, 6136.Sayılı Kanun'un 13.maddesidir.Aynen:

"Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

Ateşli silahın, bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlardan olması (tüfek veya seri ateşli kısa sürede çok sayıda ve etkili biçimde mermi atabilen tam otomatik veya dürbünlü tabanca veya bu fıkrada sayılanların benzerleri olması ) ya da silah veya mermilerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

Bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlar dışındaki ateşli silahın bir adet olması ve mutat sayıdaki mermilerinin ev veya işyerinde bulundurulması halinde verilecek ceza bir yıldan iki yıla kadar hapis ve yirmibeş günden yüz güne kadar adli para cezasıdır.

Ateşli silahlara ait mermilerin pek az sayıda bulundurulmasının veya taşınmasının mahkemece vahim olarak takdir edilmemesi durumunda hükmolunacak ceza altı aya kadar hapis ve yüz güne kadar adli para cezasıdır.

Kuru sıkı tabir edilen ses veya gaz fişeği ya da benzerlerini atabilen tabancayı, teknik özelliklerinde değişiklik yaparak öldürmeye elverişli silah haline dönüştüren kişi, bu maddenin birinci fıkrası hükümlerine göre cezalandırılır."

-Bu suç, kasıtla işlenebilen bir suçtur. Mahkeme, her olayın özelliğine bakarak kastın olup olmadığını değerlendirecektir.

-İkinci fıkradaki "sayı ve nitelik bakımından vehamet", 3.fıkradaki "mutat sayı" ve 4.fıkradaki "pek az sayıda" konularında özellikle sayı tespiti yapılmamış, bu boşluğun yargı içtihatlarıyla doldurulmasını istenmiştir. Yargıtay 8.Ceza Dairesi, verdiği bir çok kararla bu boşlukları doldurmuştur.

İkinci fıkradaki mermilerdeki vehamet  sınırı 5.000 adetten fazla, tabancalarda ise 4'den fazladır.( Niteliksiz tabanca)
Üçüncü fıkradaki mutat sayı 251 adet mermidir.
Dördüncü fıkradaki pek az mermi 51 adete kadar olan mermidir.

-Suçun oluşması için silahın çalışmakta(atışa elverişli olması) ve mermilerin sağlam durumda olması gerekmektedir. 
Uygulamada mahkemeler polisleri veya muvazzaf askerleri bilirkişi olarak tayin etmekte, silahın çalışıp çalışmadığı konusunda görüşleri alınmaktadır.
Yine uygulamada 51 adede kadar olan mermilerde, mermilerin tamamı patlatılmamakta rast gele seçilen mermilerin genelde yarısı patlatılmakta.
51 ile 250 adet mermi ele geçirilmesi halinde ise mutlak şekilde en az 51 adet mermi patlatılmakta
251-5000 adet mermi ele geçirilmesi halinde ise mutlak şekilde en az 251 adet mermi patlatılmaktadır.

-Silahta bir arıza varsa veya bir parçası eksikse, mahkemelerce bu arızanın veya parça eksikliğinin  silaha esaslı bir müdahale gerektirip gerektirmediği, ustalık  istemeyen  basit bir müdahaleyle giderilip giderilemeyeceği konusunda bilirkişi görüşüne başvurulmaktadır.
Arıza, basit bir tamiratla ya da silahtan anlayan herhangi biri tarafından giderilerek kullanabilir hale geliyorsa, suç oluşmaktadır. Bu halde silah müsadere de edilir.
Aksi halde, suç oluşmaz ve müsadere edilmez. Sadece silahın zabıtaya teslimine karar verilir.

-Ruhsatı olmadan silah taşıyan ve bulunduranlarla, bulundurma ruhsatlı silahını (nakil belgesi olmadan) taşıyanlara aynı ceza verilmektedir.
Bu büyük haksızlıktır. Zira, ilkinde şahıs silahını yasadışı yoldan etmektedir. İkincisinde ise yasal harcını ödeyerek aldığı ve kayıtlı olan bulundurma ruhsatlı silahını taşımaktadır. Her iki eyleme aynı ceza verilmesi, hakkaniyete aykırıdır. Silah Yasası çalışmaları sırasında bunu özellikle dile getirdik ve tasarıdaki ilgili maddede değişiklik yaptırmıştık.

-Nakil (yol) belgesi olmadan bulundurma ruhsatlı silahını taşıyanlara bu maddeden ceza verileceğini yukarıda belirtmiştim. Yargıtay, ikametgah adresinin değiştirilmesi sırasında nakil belgesi almamayı ve adres değişikliğini bildirmeyerek ruhsata işletmeme şeklindeki eylemin, bu maddedeki suçu oluşturmayacağını, bu ihmalin idari bir  işlem eksikliği olduğunu kabul etmektedir.

-Silah ruhsatı için başvurup, gerekli koşuları yerine getirenlere(rapor,harç,sabıka vs) "Silah Satın Alma Yetki Belgesi" verilir. Bu belge 6 ay içerisinde MKE vb yerlerden silah ve mermi  satın alma hakkı verir. Silah satın alınınca alınan fatura, silahın "Menşei Belgesi" niteliğindedir. Faturayı 60 gün içerisinde ilgili kuruma (Emniyet,Jandarma vs) verip, ruhsat almak gerekir. Bu 60 günlük süre içerisinde, silah ve mermilerin taşınması veya bulundurulması suç oluşturmaz. Bu 60 günlük süre geçirilir ve silah-mermiler sadece evde bulundurulursa, yine bu suç  oluşmaz. Ancak, taşınması eylemi suç oluşturur. Bu nedenle 60 günlük süreye çok dikkat edilmesi gerekir.

Bu konuyu yazdır

  Çeşitli Tabanca ve Şarjör Kılıfları
Yazar: Osman Ortaç - 27-02-2024, 14:41 - Forum: Aksesuarlar - Yorum Yok

Bu konuyu yazdır