| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Şu anda 96 aktif kullanıcı var. » (3 Üye - 87 Ziyaretçi) Bing, DuckDuckGo, Facebook, Google, Twitter, Yandex, hakan, Kut4, Rachioged
|
| Son Yazılanlar |
Satılık Esee CM6 Bıçak
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
13 dakika önce
» Yorum 3
» Okunma 134
|
Silah İşlemleri Genelgesi
Forum: Hukuk Bölümü/Ruhsat İşlemleri
Son Yorum: ceycey
Dün, 10:30
» Yorum 1
» Okunma 1,679
|
Bulundurma ruhsatı. Yol (...
Forum: Hukuk Bölümü/Ruhsat İşlemleri
Son Yorum: ceycey
Dün, 10:25
» Yorum 3
» Okunma 139
|
Yol (Nakil) Belgesi
Forum: Hukuk Bölümü/Ruhsat İşlemleri
Son Yorum: ceycey
Dün, 10:23
» Yorum 27
» Okunma 8,423
|
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: yavuzg
Dün, 01:24
» Yorum 75
» Okunma 30,361
|
BLACK HAWK UK SFK BIÇAK
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
02-04-2026, 15:37
» Yorum 2
» Okunma 260
|
Yivsiz Tüfek Ruhsatnamesi...
Forum: Hukuk Bölümü/Ruhsat İşlemleri
Son Yorum: blacksea
01-04-2026, 22:38
» Yorum 3
» Okunma 198
|
SATILIK (G19) ŞARJÖR VE K...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: nutkey
30-03-2026, 16:41
» Yorum 0
» Okunma 138
|
Springfield Garrison SS k...
Forum: Diğer Modeller
Son Yorum: yavuzg
28-03-2026, 22:56
» Yorum 9
» Okunma 478
|
Satılık 1911 aksesuarları
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: alpSaral
28-03-2026, 13:57
» Yorum 3
» Okunma 956
|
1911 yükseltme için parça...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: alpSaral
28-03-2026, 13:55
» Yorum 1
» Okunma 215
|
Zig 14 sürgü düşürme mand...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: alpSaral
26-03-2026, 17:27
» Yorum 5
» Okunma 258
|
En Son Ne Aldınız?
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: musti267
26-03-2026, 00:32
» Yorum 74
» Okunma 16,784
|
Acil satılık DERYA Dy9 9x...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mustafaondeer
25-03-2026, 21:50
» Yorum 0
» Okunma 176
|
Esee Junglas
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
25-03-2026, 20:45
» Yorum 2
» Okunma 246
|
|
|
| İkinci Elde Dikkat Edilmesi Gerekenler |
|
Yazar: ceycey - 21-02-2024, 21:31 - Forum: Bakım-Onarım
- Yorum (1)
|
 |
Üstat Lupus'un 2008 tarihli yazısı:
Arkadaşlar,
Öncelikle orijinal boyası muhafaza edilmemiş hiç bir silahı asla, ama asla almayın. Revizyondan önce silahın ne durumda olduğunu, ne kadar pas veya korozyona uğradığını, ne oranda tesviye ve polisaja ihtiyaç duyulup, yapılan işlemlerin silahın toleranslarını ne kadar değiştirdiğini bilemeyeceğinizden, tamamen kumar oynayarak bir silah almış olursunuz.
Yalnız tanıdığınız veya bildiğiniz bir arkadaşınızdan, önceki ve sonraki halini bilebildiğiniz silahları alabilirsiniz, ancak burada da dikkat edilmesi gereken bazı kriterler vardır. Sadece zevk için, çok fazla tesviye veya polisaj yapılmadan, işi iyi bilen birisi tarafından boyanmış, komple çelik bir silahı alabilirsiniz, ki Türkiye'de işini bilerek boya yapan yer bir elin parmakları kadar bile değildir.
Özellikle krom yapma adı altında, resmen silahların içine edilmektedir. Ağırlıklı olarak elektrolizli krom kaplama yapıldığından, sadece anodları gören dış yüzeyler kaplanırken, silahın iç yüzeyleri doğru dürüst kaplanmadan bırakılmaktadır. İşi biraz daha iyi bilen bir kaç kişi, iç yüzeyleri son derece ince bir kumlama ile kaplayarak sanki kromlanmış hissi vermektedir, ancak bu yüzeylerde hala krom kaplama yoktur.
Kaplama öncesi hazırlık sırasında eski boyanın kaldırılması, yüzey tesviyesi sırasında silahın orijinal yazı ve hatlarının korunması gibi konulara hiç girmiyorum, çünkü o zaman yine sinirlenip olmadık şeyler yazacağımdan korkuyorum.
Silahın tüm yüzeylerine eşit oranda boya aldırarak yapılabilen nikel ve meneviş benzeri boyalar da, beyaz sert kromun korozyon ve pas dayanıklılığını verememektedir.
Yurt dışında uygulanan polimer ve teflon bazlı boyalar ise ülkemizde henüz ateşli silah kaplamasında yaygınlaşmamıştır. Bazı firmalar kendi silahlarında değişik renkler vermek amacı ile polimer bazlı boyaları kullanmakla beraber, bu boyalar yurt dışı örnekleri kadar dayanıklı olamamaktadır.
Bazı illerimizdeki sanayi kuruluşları teflon, nikel, krom karışımı benzer boya tekniklerini uygulamakla beraber, yurdumun iş bilir ustaları bunlardan bihaber olduklarından, bu firmalar da tek başlarına ateşli silah kaplamacılığına vakıf olamadıklarından, bu kapasite atıl olarak durmaktadır.
Boya konusunda dikkat etmeniz gereken diğer bir konu da, geçmişini bilseniz dahi, tekrar boyanmış hiç bir alüminyum alaşımlı silahı almamanızdır. Alaşım gövdelerin üzerindeki kaplama genelde eloksel tabir edilen anodlama tekniği ile yapılan bir çeşit yakma, müteakiben bu yüzeye boya emdirilmesidir. Bu işlem yapılırken alaşım yüzeyinden bir miktar malzeme evapore olarak kaybedilmektedir. Bu nedenle mükerrer anodlamalar yapılarak boyanan alüminyum alaşım gövdeli silahlardan uzak durun. Alüminyum alaşım gövdenin son yüzey sertliğini veren faktör bu anodlama işlemidir. Orijinali kaldırıldıktan sonra ise yapılan işlemler hem tolerans değerlerini bozacak, hem de asla orijinal yüzey sertliğini sağlayamayacaktır.
Şu aralar yüzeyi önce nikel kaplayıp, sonra da kromlama modası vardır, bu işlem hem tolerans değerlerini getirdiği ekstra kalınlıkla muhafaza edebilmekte, hem de korozyon dayanıklılığı biraz daha fazla olmaktadır, ancak asla orijinal yüzey elokselinin sertlik ve tolerans değerleri yakalanamaz. SIG, Beretta, Ruger gibi alaşım gövdeli silahlar alınırken bunlara azami dikkat edilmesi gerekir.
Arkadaşlar, mümkünse almayı düşündüğünüz silahtan bir başka arkadaşınızda varsa ve orijinal hali ile duruyorsa, almayı düşündüğünüz silahla birebir karşılaştırın. Bunu yaparken;
1. İrca yaylarının sertliklerini,
2. Horoz yaylarının sertliklerini,
3. Tırnak yaylarının sertliklerini,
4. Şarjör mandal yaylarının sertliklerini, şarjörün her iki silaha oturma şekilleri ve sıkılıklarını,
5. Şarjörlerin kendileri,
6. Nişangah takımlarını,
7. Silahı manüpüle edip, tetik sertliklerini,
8. Üzerlerindeki yazıların karakter özellikleri ve derinliklerini,
9. Silahların köşe kenarlarındaki sertlik, hat derinlikleri ve netliklerini,
10. Namlu içi ve dışının yüzeyini, bu özellikle keçeye tutularak kusurları gizlenen namluları ayırt
etmenize yardımcı olacaktır,
11. Silahtaki tüm vida ve pimlerin yönlerini, niteliklerini ve oturma şekillerini tek tek karşılaştırın. En basitinden, en sık karşılaşacağınız şeylerden birisi CZ 75'in genelde kaybedilen şarjör kanalındaki şarjör sabitleyici maşa yayın üst sabitleme pimi yerine, ucuz tornavida uçlarından yapılmış pimler olmasıdır.
Eğer bu konularda tecrübesiz iseniz, tecrübeli bir arkadaşınız veya kendisine ve bilgisine gerçekten güvendiğiniz bir silah ustasına danışabilirsiniz. Eğer bir aracıdan silah alıyorsanız asla onun tavsiye ettiği bir ustaya danışmayın, çünkü bu tip sahtekar şarlatanlar arkanızdan danışıklı dövüş yapıp sizi dolandıracaklardır. Silah camiası sanıldığından çok daha küçük olduğundan, hemen hemen her ildeki, hatta tüm Türkiye' deki aracılar ve silah tamircileri birbirini tanımakta, sürekli olarak beraber iş yapmaktadırlar. Birbirlerinin ellerindeki silahlardan her zaman haberdar olup, ortaklaşa avlanmaktadırlar, dolayısı ile asla birbirlerinin yoğurtlarına ekşi dememektedirler. Bu nedenle aralarında az da olsa gerçekten dürüst olan ve kişiliğine güvendiğiniz insanlara danışın.
Saygılarımla.
|
|
|
| Sig Sauer P228-229 |
|
Yazar: ceycey - 21-02-2024, 20:53 - Forum: SIG Sauer
- Yorum Yok
|
 |
P228-P229:
Üstat Lupus'un 14.3.2008 tarihli yazısı:
Sig Sauer'in ülkemizde en yaygın olarak kullanılan iki kompakt modelinin karşılaştırması aşağıdadır:
P228,
* Karbon çelik pres ve kaynaklı kızakla mamuldür.
* Kızaktaki çekme kertikleri kızak yüksekliği kadardır.
* İğne bloğu ayrı bir parça olarak, iki geçme pimle kızağa sabitlenmiştir.
* İğne kilidi bloğu kare şeklinde, boyutları ideal ölçülerde olmazsa, sağ dıştan aşağıya doğru sarkıp, sökme takma sırasında ve çalışma sırasında, arka sağ gövde kızak rayının üzerini yiyerek aşındırmaktadır. Aslında bu parça tam parelel açı ile durup, sarkmaması gereken bir parça iken, yeni SIG'lerde neredeyse standart halde sarkmaktadır.
* Tırnak yaprak yay şeklinde tek parçadır.
![[Resim: nlb4zul.jpg]](https://i.hizliresim.com/nlb4zul.jpg) ![[Resim: 96o0fpu.jpg]](https://i.hizliresim.com/96o0fpu.jpg)
P229;
* Kızak paslanmaz blok çelikten tek parça olarak yapılmıştır.
* Kızaktaki çekme kertikleri, kızak yüksekliğinin yarısı kadardır.
* Tırnak ve tırnak yayı ayrı parçalar olarak yapılmıştır.
* İğne tek parça blok pimle yerine sabitlenmektedir.
* İğne kilitleme bloğu yuvarlak ve aşağı kazara sarkmayacak şekilde olup,
kullanım esnasında kızak raylarına temas etmemektedir.
![[Resim: bn6rjis.jpg]](https://i.hizliresim.com/bn6rjis.jpg) ![[Resim: c9u2qo2.jpg]](https://i.hizliresim.com/c9u2qo2.jpg)
P229 tırnağını sökmek ve bakımını yapmak daha kolaydır.
P229 iğnesini sabitleyen blok pim mükerrer kullanıma uygundur.
P228 tırnağı, iğne bloğu içinde, sökülmesi ve bakımı daha zordur.
P228 iğne bloğunu sabitleyen kıvırma pimler mükerrer kullanıma uygun değildir. Firma kesinlikle bunu menederken, yurdumun iş bilir ustaları bu tip kızakları boyamak için bu pimleri söküp, tekrar kullanmaktadırlar.
Sonuç olarak P229 kızakları bakım ve dayanıklılık açısından daha iyi iken, P228 kızakları çekme kertiklerinden dolayı daha kolay manipüle edilebilen, silahın ağırlık dağılımını daha dengeli tutan kızaklardır.
P229 kızakları, gövde elokselini de daha çok sıyırmaktadır.
SIG Sauer ' in, tek sıra şarjörlü, 9x19 mm çapındaki ilk kompakt tabancası olan P6 / P225 ' den sonra çıkardığı ikinci kompakt tabanca, 9x19 mm kalibredeki P228 ' dir. İlk bakışta sadece kabza tabanından ve sürgü önünden kısaltılmış bir P226 gibi görünse de, özellikle namlu kilit bloğunun ve kovan tahliye penceresinin farklı boyutları, SIG Sauer ' in alışıldık teammüllerin aksine silahı sadece alttan ve önden kısaltmadığını, kısalan sürgü ve namlu salınım mesafelerine göre, namlu kilit bloğunu dahi yeniden tasarladığını göstermektedir.
İlerleyen yıllarda .40 SW kalibrede bir silah geliştirme ihtiyacı hasıl olunca, yapılan testlerde iğne bloğunun iki ayrı pimle sabitlendiği, klasik bükme ve kaynaklı karbon çelik sürgülerin, .40 SW nin basınç ve tahribatına dayanamayacağı anlaşılınca, komple tek parça blok çelikten mamul sürgüler üretilerek .40 SW kalibrede tabancaların dayanım sorunu aşıldı ve bu çalışmaların ilk ürünü de P229 modeli oldu.
![[Resim: 54364326984_3d8106c739_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364326984_3d8106c739_o.jpg)
![[Resim: 54364124661_f098346d4d_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364124661_f098346d4d_o.jpg)
![[Resim: 54364352378_73def30432_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364352378_73def30432_o.jpg)
P228 ve 229 ' un gövde konstrüksiyon ve iç mekanikleri bire bir aynıdır. Hatta P228 ve 229 sürgülerini, birbirlerinin gövdelerine takabilir, P228 namlu ve icra yayı takımını, P229 ' da rahatlıkla takabilirsiniz. Her iki silah da, horoz indirme manivelalı, klasik çift / tek hareketli SIG Sauer P serisi mekaniğine sahiptir. DAO ve DAK gibi farklı tetik kombinasyonları olsa da, ülkemizde en sık görülenler klasik DA / SA tetikli modellerdir.
Aşağıda P228 ve P229 gövde, namlu ve sürgülerini birbirlerinin üzerinde görüyorsunuz.
![[Resim: 54363258222_733873d931_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54363258222_733873d931_o.jpg)
![[Resim: 54364530595_e6980177f5_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364530595_e6980177f5_o.jpg)
Aşağıda 228 ve 229 ' un tetik tertibatlarını görüyorsunuz.228 ' in boğumsuz tetik yayı eski tip olup, 229 ' un boğumlu tetik yayı ise yeni tiptir. 229 horozu ise tüm 229 ' lara has olmayıp, MKEK ' deki bu parti Two-Tone ' larda mevcuttur ve eski Alman Polis şartnamelerine göre üretilmiş, deformasyon çentikli bir horozdur. Bu arada tüm dostlarımızdan, 228 ve 229 kızaklarındaki aşınma farkına dikkat etmelerini rica ediyorum.
![[Resim: 54364138561_939555070b_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364138561_939555070b_o.jpg)
Aşağıda her iki silahın sürgü yakalama manivelası, horoz indirme manivelası ve şarjör mandallarını görüyorsunuz.Arzu edilirse her iki silahın da şarjör mandalının yönü değiştirilebilir.
![[Resim: 54364345884_05d09b3ab9_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364345884_05d09b3ab9_o.jpg)
Namlu, icra yayı ve kılavuzu dahi birebir aynı olan 228 ve 229 arasındaki asıl fark yine de tamamen sürgü grubundadır. P228 sürgüsü, bir mandrel üzerinde bükülerek ve namlu yüksüğü sonradan kaynak yapılarak kalın karbon çelik saçtan üretilmektedir. Bu şekilde üretim maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanmıştır. P229 sürgüsü ise paslanmaz çelik dolu malzemeden talaş kaldırılarak üretilmektedir.
![[Resim: 54364368898_69df3e84a6_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364368898_69df3e84a6_o.jpg)
![[Resim: 54364350124_a26787ce52_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364350124_a26787ce52_o.jpg)
P228 iğne bloğu da, iki adet kıvırma pimle sürgü içerisine sabitlenen ayrı bir parçadır. P228 tırnakları, komple tek parça bir yaprak yay şeklinde olup, iğne bloğunun üzerine sabitlenmiştir ve sürgü dışından bakıldığında görülmez. P229 tırnağı ise ayrı bir destek pimi ve tırnak yayı ile blok çelik sürgünün dışındaki bir yatağa yerleştirilmiş olup, dışarıdan bakıldığında görülmektedir.
P228 tırnağını sökebilmek için, iğne bloğunu da sökmek gerektiğinden, bu işlem için de, yataklarına geçerken yatağa oturarak sabitlenen kıvırma pimlerin de sökülmesi gerektiğinden, bu pimler sökülürken toleranslarının bozulma ihtimali olduğundan, P228 tırnağını sökmek hem daha meşakkatli, sahada ve kullanıcı tarafından yapılması zor ve riskli bir iştir. P229 tırnağı ise dışarıdan rahatlıkla sökülerek temizlenebilmektedir.
![[Resim: 54364547030_6d0668f6ba_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364547030_6d0668f6ba_o.jpg)
![[Resim: 54363280522_eaf4492cca_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54363280522_eaf4492cca_o.jpg)
Her iki silahın otomatik iğne kilidi bloklarının yapısı da farklıdır. Solda gördüğünüz P228 iğne bloğu dikdörtgen bir şekle sahip olup, bunu çalıştıran yay, bu bloğun sağ dış yanındadır. Bu nedenle eğer bu bloğun sağ dış kenarı ideal ölçülerde kesilmezse, bu parçanın sağ kenarı, sürgü kızak yataklarından daha aşağıya sarkarak, gerek söküp takarken, gerekse de çalışırken sağ arka gövde kızaklarını çizmektedir.
P228 iğne kilidi bloğunun, sürgüdeki kızak yataklarının sınırını geçmediğine dikkat edin, 2000 yılından önce üretilen SIG Sauer'lerde bu parça da nadiren hata olur ve bu parça aşağıya sarkardı. 2001 yılından itibaren gelen bükme çelik sürgülü SIG Sauer'lerin ise hiç birisinde bu parçanın tam ölçülerinde olup, gerektiği yerde, durması gerektiği gibi durduğunu hiç görmedim.
P229 iğne kilidi bloğu ise, tam yuvarlak bir parça olup, bu parçayı çalıştıran yay da parçanın tam ortasına yerleştirildiğinden, herhangi bir şekilde aşağıya sarkma ve gövdeye temas gözlenmemektedir.
![[Resim: 54363282187_a6106b10d0_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54363282187_a6106b10d0_o.jpg)
Aşağıda eski ve yeni SIG Sauer ' lerde sanayi kodlarının vurulma yerlerindeki farklılıkları görüyorsunuz.Eski nesil tüm bükme karbon çelik sürgülü SIG Sauer modellerinde sanayi kodları sürgü namlu yüksüğünün alt kısmına vurulurdu. '' KH '' harfleri silahın üretimden çıkıp, test onayı aldığı yılı kodlarken, kartal ve N harfleri yüksek basınçlı nitro sellüloz katkılı mühimmatla yapılan testi geçtiğini göstermektedir. Böceğe benzer kod ise, silahın genel kontrolünün yapıldığı Kiel Test Enstitüsü ' nün sembolüdür. 2000 yılından sonra gelen SIG Sauer modellerinde ise bu kodlar, namlu kilit bloğu ve fişek yatağının sol tarafına vurulmaktadır.
![[Resim: 54363284962_3f6ee3a193_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54363284962_3f6ee3a193_o.jpg)
![[Resim: 54364157456_bea9e6db1a_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364157456_bea9e6db1a_o.jpg)
Her iki silahta da, SIG Sauer ' in klasik çubuklu ve noktalı nişangah sistemi kullanılmaktadır. Alışıldığında bu kombinasyon gerek hızlı atışta, gerekse de nokta vuruşları amaçlanan yavaş atışta gerçekten çok kullanışlıdır.
Aşağıda da görüldüğü gibi, P229 sürgüsündeki çekme desenlerinin yüksekliği, sürgünün yarısı kadardır ve özellikle parlak paslanmaz çelik yüzey perdahı ile birleşince, sürgü manipülasyonlarında kavrama sorunlarına neden olabilmektedir.
![[Resim: 54364559740_56b6706d40_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364559740_56b6706d40_o.jpg)
Özetlemek gerekirse P229 daha yüksek basınçlı kalibreler için tasarlanmış, tırnak bakımı daha kolay olan, iğne kilidi ebat ve temas sorunları daha az olan, ağırlığı nedeni ile ele alındığında silaha üst bölümü daha ağırmış hissi veren, kısa çekme kertikleri ve parlak yüzeyi nedeni ile kavrama sorunlarına neden olabilen, alttaki alüminyum alaşım gövdeye daha zor uyum sağlayarak, kızakları çok hızlı yıpratan paslanmaz çelikten mamul blok çelik sürgüsü ile P228 ' den ayrılmaktadır.
Saygılarımla.
|
|
|
| Sig Sauer P228-229 |
|
Yazar: ceycey - 21-02-2024, 20:53 - Forum: Silah Karşılaştırmaları
- Yorum (2)
|
 |
Üstat Lupus'un 14.3.2008 tarihli yazısı:
Sig Sauer'in ülkemizde en yaygın olarak kullanılan iki kompakt modelinin karşılaştırması aşağıdadır:
P228,
* Karbon çelik pres ve kaynaklı kızakla mamuldür.
* Kızaktaki çekme kertikleri kızak yüksekliği kadardır.
* İğne bloğu ayrı bir parça olarak, iki geçme pimle kızağa sabitlenmiştir.
* İğne kilidi bloğu kare şeklinde, boyutları ideal ölçülerde olmazsa, sağ dıştan aşağıya doğru sarkıp, sökme takma sırasında ve çalışma sırasında, arka sağ gövde kızak rayının üzerini yiyerek aşındırmaktadır. Aslında bu parça tam parelel açı ile durup, sarkmaması gereken bir parça iken, yeni SIG'lerde neredeyse standart halde sarkmaktadır.
* Tırnak yaprak yay şeklinde tek parçadır.
![[Resim: nlb4zul.jpg]](https://i.hizliresim.com/nlb4zul.jpg) ![[Resim: 96o0fpu.jpg]](https://i.hizliresim.com/96o0fpu.jpg)
P229;
* Kızak paslanmaz blok çelikten tek parça olarak yapılmıştır.
* Kızaktaki çekme kertikleri, kızak yüksekliğinin yarısı kadardır.
* Tırnak ve tırnak yayı ayrı parçalar olarak yapılmıştır.
* İğne tek parça blok pimle yerine sabitlenmektedir.
* İğne kilitleme bloğu yuvarlak ve aşağı kazara sarkmayacak şekilde olup, kullanım esnasında kızak raylarına temas etmemektedir.
![[Resim: bn6rjis.jpg]](https://i.hizliresim.com/bn6rjis.jpg) ![[Resim: c9u2qo2.jpg]](https://i.hizliresim.com/c9u2qo2.jpg)
P229 tırnağını sökmek ve bakımını yapmak daha kolaydır.
P229 iğnesini sabitleyen blok pim mükerrer kullanıma uygundur.
P228 tırnağı, iğne bloğu içinde, sökülmesi ve bakımı daha zordur.
P228 iğne bloğunu sabitleyen kıvırma pimler mükerrer kullanıma uygun değildir. Firma kesinlikle bunu menederken, yurdumun iş bilir ustaları bu tip kızakları boyamak için bu pimleri söküp, tekrar kullanmaktadırlar.
Sonuç olarak P229 kızakları bakım ve dayanıklılık açısından daha iyi iken, P228 kızakları çekme kertiklerinden dolayı daha kolay manipüle edilebilen, silahın ağırlık dağılımını daha dengeli tutan kızaklardır.
P229 kızakları, gövde elokselini de daha çok sıyırmaktadır.
SIG Sauer ' in, tek sıra şarjörlü, 9x19 mm çapındaki ilk kompakt tabancası olan P6 / P225 ' den sonra çıkardığı ikinci kompakt tabanca, 9x19 mm kalibredeki P228 ' dir. İlk bakışta sadece kabza tabanından ve sürgü önünden kısaltılmış bir P226 gibi görünse de, özellikle namlu kilit bloğunun ve kovan tahliye penceresinin farklı boyutları, SIG Sauer ' in alışıldık teammüllerin aksine silahı sadece alttan ve önden kısaltmadığını, kısalan sürgü ve namlu salınım mesafelerine göre, namlu kilit bloğunu dahi yeniden tasarladığını göstermektedir.
İlerleyen yıllarda .40 SW kalibrede bir silah geliştirme ihtiyacı hasıl olunca, yapılan testlerde iğne bloğunun iki ayrı pimle sabitlendiği, klasik bükme ve kaynaklı karbon çelik sürgülerin, .40 SW nin basınç ve tahribatına dayanamayacağı anlaşılınca, komple tek parça blok çelikten mamul sürgüler üretilerek .40 SW kalibrede tabancaların dayanım sorunu aşıldı ve bu çalışmaların ilk ürünü de P229 modeli oldu.
![[Resim: 54364326984_3d8106c739_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364326984_3d8106c739_o.jpg)
![[Resim: 54364124661_f098346d4d_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364124661_f098346d4d_o.jpg)
![[Resim: 54364352378_73def30432_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364352378_73def30432_o.jpg)
P228 ve 229 ' un gövde konstrüksiyon ve iç mekanikleri bire bir aynıdır. Hatta P228 ve 229 sürgülerini, birbirlerinin gövdelerine takabilir, P228 namlu ve icra yayı takımını, P229 ' da rahatlıkla takabilirsiniz. Her iki silah da, horoz indirme manivelalı, klasik çift / tek hareketli SIG Sauer P serisi mekaniğine sahiptir. DAO ve DAK gibi farklı tetik kombinasyonları olsa da, ülkemizde en sık görülenler klasik DA / SA tetikli modellerdir.
Aşağıda P228 ve P229 gövde, namlu ve sürgülerini birbirlerinin üzerinde görüyorsunuz.
![[Resim: 54363258222_733873d931_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54363258222_733873d931_o.jpg)
![[Resim: 54364530595_e6980177f5_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364530595_e6980177f5_o.jpg)
Aşağıda 228 ve 229 ' un tetik tertibatlarını görüyorsunuz.228 ' in boğumsuz tetik yayı eski tip olup, 229 ' un boğumlu tetik yayı ise yeni tiptir. 229 horozu ise tüm 229 ' lara has olmayıp, MKEK ' deki bu parti Two-Tone ' larda mevcuttur ve eski Alman Polis şartnamelerine göre üretilmiş, deformasyon çentikli bir horozdur. Bu arada tüm dostlarımızdan, 228 ve 229 kızaklarındaki aşınma farkına dikkat etmelerini rica ediyorum.
![[Resim: 54364138561_939555070b_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364138561_939555070b_o.jpg)
Aşağıda her iki silahın sürgü yakalama manivelası, horoz indirme manivelası ve şarjör mandallarını görüyorsunuz.Arzu edilirse her iki silahın da şarjör mandalının yönü değiştirilebilir.
![[Resim: 54364345884_05d09b3ab9_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364345884_05d09b3ab9_o.jpg)
Namlu, icra yayı ve kılavuzu dahi birebir aynı olan 228 ve 229 arasındaki asıl fark yine de tamamen sürgü grubundadır. P228 sürgüsü, bir mandrel üzerinde bükülerek ve namlu yüksüğü sonradan kaynak yapılarak kalın karbon çelik saçtan üretilmektedir. Bu şekilde üretim maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanmıştır. P229 sürgüsü ise paslanmaz çelik dolu malzemeden talaş kaldırılarak üretilmektedir.
![[Resim: 54364368898_69df3e84a6_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364368898_69df3e84a6_o.jpg)
![[Resim: 54364350124_a26787ce52_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364350124_a26787ce52_o.jpg)
P228 iğne bloğu da, iki adet kıvırma pimle sürgü içerisine sabitlenen ayrı bir parçadır. P228 tırnakları, komple tek parça bir yaprak yay şeklinde olup, iğne bloğunun üzerine sabitlenmiştir ve sürgü dışından bakıldığında görülmez. P229 tırnağı ise ayrı bir destek pimi ve tırnak yayı ile blok çelik sürgünün dışındaki bir yatağa yerleştirilmiş olup, dışarıdan bakıldığında görülmektedir.
P228 tırnağını sökebilmek için, iğne bloğunu da sökmek gerektiğinden, bu işlem için de, yataklarına geçerken yatağa oturarak sabitlenen kıvırma pimlerin de sökülmesi gerektiğinden, bu pimler sökülürken toleranslarının bozulma ihtimali olduğundan, P228 tırnağını sökmek hem daha meşakkatli, sahada ve kullanıcı tarafından yapılması zor ve riskli bir iştir. P229 tırnağı ise dışarıdan rahatlıkla sökülerek temizlenebilmektedir.
![[Resim: 54364547030_6d0668f6ba_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364547030_6d0668f6ba_o.jpg)
![[Resim: 54363280522_eaf4492cca_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54363280522_eaf4492cca_o.jpg)
Her iki silahın otomatik iğne kilidi bloklarının yapısı da farklıdır. Solda gördüğünüz P228 iğne bloğu dikdörtgen bir şekle sahip olup, bunu çalıştıran yay, bu bloğun sağ dış yanındadır. Bu nedenle eğer bu bloğun sağ dış kenarı ideal ölçülerde kesilmezse, bu parçanın sağ kenarı, sürgü kızak yataklarından daha aşağıya sarkarak, gerek söküp takarken, gerekse de çalışırken sağ arka gövde kızaklarını çizmektedir.
P228 iğne kilidi bloğunun, sürgüdeki kızak yataklarının sınırını geçmediğine dikkat edin, 2000 yılından önce üretilen SIG Sauer ' lerde bu parça da nadiren hata olur ve bu parça aşağıya sarkardı. 2001 yılından itibaren gelen bükme çelik sürgülü SIG Sauer ' lerin ise hiç birisinde bu parçanın tam ölçülerinde olup, gerektiği yerde, durması gerektiği gibi durduğunu hiç görmedim.
P229 iğne kilidi bloğu ise, tam yuvarlak bir parça olup, bu parçayı çalıştıran yay da parçanın tam ortasına yerleştirildiğinden, herhangi bir şekilde aşağıya sarkma ve gövdeye temas gözlenmemektedir.
![[Resim: 54363282187_a6106b10d0_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54363282187_a6106b10d0_o.jpg)
Aşağıda eski ve yeni SIG Sauer ' lerde sanayi kodlarının vurulma yerlerindeki farklılıkları görüyorsunuz.Eski nesil tüm bükme karbon çelik sürgülü SIG Sauer modellerinde sanayi kodları sürgü namlu yüksüğünün alt kısmına vurulurdu. '' KH '' harfleri silahın üretimden çıkıp, test onayı aldığı yılı kodlarken, kartal ve N harfleri yüksek basınçlı nitro sellüloz katkılı mühimmatla yapılan testi geçtiğini göstermektedir. Böceğe benzer kod ise, silahın genel kontrolünün yapıldığı Kiel Test Enstitüsü ' nün sembolüdür. 2000 yılından sonra gelen SIG Sauer modellerinde ise bu kodlar, namlu kilit bloğu ve fişek yatağının sol tarafına vurulmaktadır.
![[Resim: 54363284962_3f6ee3a193_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54363284962_3f6ee3a193_o.jpg)
![[Resim: 54364157456_bea9e6db1a_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364157456_bea9e6db1a_o.jpg)
Her iki silahta da, SIG Sauer ' in klasik çubuklu ve noktalı nişangah sistemi kullanılmaktadır. Alışıldığında bu kombinasyon gerek hızlı atışta, gerekse de nokta vuruşları amaçlanan yavaş atışta gerçekten çok kullanışlıdır.
Aşağıda da görüldüğü gibi, P229 sürgüsündeki çekme desenlerinin yüksekliği, sürgünün yarısı kadardır ve özellikle parlak paslanmaz çelik yüzey perdahı ile birleşince, sürgü manipülasyonlarında kavrama sorunlarına neden olabilmektedir.
![[Resim: 54364559740_56b6706d40_o.jpg]](https://live.staticflickr.com/65535/54364559740_56b6706d40_o.jpg)
Özetlemek gerekirse P229 daha yüksek basınçlı kalibreler için tasarlanmış, tırnak bakımı daha kolay olan, iğne kilidi ebat ve temas sorunları daha az olan, ağırlığı nedeni ile ele alındığında silaha üst bölümü daha ağırmış hissi veren, kısa çekme kertikleri ve parlak yüzeyi nedeni ile kavrama sorunlarına neden olabilen, alttaki alüminyum alaşım gövdeye daha zor uyum sağlayarak, kızakları çok hızlı yıpratan paslanmaz çelikten mamul blok çelik sürgüsü ile P228 ' den ayrılmaktadır.
Saygılarımla.
|
|
|
| Walther P99-Glock 19 (Gen3) Karşılaştırması |
|
Yazar: ceycey - 21-02-2024, 20:21 - Forum: Silah Karşılaştırmaları
- Yorum Yok
|
 |
Üstat Lupus'un 14.3.2008 tarihinde yaptığı karşılaştırma:
(Bir kaç resmi ben ekledim.)
--------------------------------------------------------------------------
Artık Glock'lar da gelmeye başladığı için pek çok arkadaşın kafasına takılabilecek bir soruyu beraber irdeleyelim;
P99 mu, Glock mu?
![[Resim: ju85k37.jpg]](https://i.hizliresim.com/ju85k37.jpg)
![[Resim: ti65uqt.jpg]](https://i.hizliresim.com/ti65uqt.jpg)
P99 ile karşılaştırılması gereken Glock modeli, G19 dur. Çünkü gerek boyut, gerekse de üretim amaçları aynı olan modeller bunlardır. Aslında en mantıklısı Glock'un bir taklidi olan QA tetik versiyonu ile G19'u karşılaştırmak, ama bizim ülkemizde ağırlıklı olarak AS versiyonu tercih edildiğinden, ki bence Walther'in Glock 'a tercih edilmesine neden olacak en makul özelliktir, AS versiyonunu da hesaba katarak karşılaştıracağız.
G19; 102 mm hexagonal profilli bir namluyu, 174 mm toplam uzunlukla sunarken,
P99 ateşleme ve emniyet sistemlerine yapılan eklerden dolayı bunu 180 mm de sağlamaktadır.
G19; 15 mermi kapasiteli şarjörü toplam 127 mm yüksekliğe sığdırırken,
P 99 135 mm yüksekliğe sığdırmaktadır.
G19 kızak yakalama mandalı dahil edildiğinde 30 mm genişliğe sığarken,
P99 kızak yakalama mandalı ile 32 mm genişliğe ulaşmaktadır.
G19 şarjörsüz 595 gram gelirken,
P99 ise 630 gramdır.
* Bu durumda G19, daha derli toplu ve biraz daha hafif bir tabancadır.
Her iki tabancada da maalesef plastik nişangah takımları vardır.
Bu nişangahlar boyaları gitmediğinden iyidir, ancak en küçük bir darbede zedelenmektedir.
Walther'in gez takımı sağ-sol ayarlı olup, ayrıca üç ayrı arpacık ile geldiğinden atıcının ihtiyaçlarına göre değiştirilebilmektedir.
Bu arada Tuğra Gravür'ün sahibi Sayın Mehmet Karslıoğlu'na, Walther'in distribütörlüğünü ilk aldığında, Walther'in opsiyonel olarak üç nokta sistemli metal nişangah takımı sunduğunu, Türkiye'ye getirilecek silahların bu şekilde ısmarlanmasının daha iyi olacağını belirtmiştim. Gördüğüm kadarı ile P99'lar hala plastik nişangahlarla geliyor.
* Bu durumda P99, daha kullanışlı ve özellikli bir nişangah takımına sahiptir.
P99'un şarjör mandalı alışılagelmişin dışında, aşağıya doğru çevrilerek manipüle edilip, alışılması biraz zaman gerektirmekle beraber, sağ ve soldan manipüle edilebilir olması bir avantajdır.
* P99'un şarjör mandalı daha kullanışlıdır.
P99 tetik kıvrımı yüzey alanı, çok kısa olup, tombul parmaklı insanlar için problem oluşturmaktadır.
Tetik genişliği iyi olmakla beraber, kıvrım uzunluğu yetersizdir.
* G19'un tetik yüzeyi, farklı parmak yapılarına daha uyumludur.
Özellikle yeni P99'ların arka yan kısımları , eller ve parmaklar ileride, derin tutuşta, atıcının eline fazla dokunup rahatsız etmektedir. P99, klasik kahve fincanı tutucuları için uygun bir gövde şekline sahipken, eller-parmaklar
ileride tutuş yapan insanlar için uygun bir tabanca değildir.
Ancak P99'un en önemli avantajı, değiştirilebilir kabze sırtları ile, farklı el ve avuç yapılarına uydurulabilmesidir.
* P99'un kabzesi daha değişken ve uyumludur.
Şimdiye kadar karşılaştırdığımız şeyler, genel olarak dış görünüş ve tutuş ile ilgili özelliklerdir.
G19, tek tip tetik eğitimi gerektiren, daha basit bir konseptle üretilmiştir.
G19 tetiği, 12.5 mm çekme mesafesi ve 2.5 kg ağırlığa sahiptir.
P99 QA tetiği ise, 7mm çekme mesafesi ve 3.8 kg ağırlığa sahiptir.
Burada, kısa ama ağır bir tetik mi, yoksa biraz daha uzun ama yumuşak bir tetik mi arzuladığı atıcıya kalmaktadır.
Ancak kişisel deneyimim, Walther QA tetiğinin kullanımının aşırı zor, öğrenilmesinin çok fazla zaman ve atış gerektireceği yönündedir.
* G19 tetiği, QA dan daha kullanışlı ve pratik bir tetiktir.
P99'un AS tetiği ise tamamen kendine has olup, iğne vurmalı bir silahtaki tek klasik çift-tek hareket tetik sistemidir. Aslında üç ayrı pozisyonda kullanılabilen bir tetiktir.
Silahın ağzına mermi verildiğinde öne giden, ancak iğneyi kurulu bırakan, tetik çekildiğinde ise 14 mm tetik yolunun muhafaza edilip, ilk kısmının çok yumuşak bir şekilde alındığı, çift hareket güvenlik mesafesinin korunduğu, ancak tek hareket yumuşaklık ve hassaslığının sağlandığı, harika bir sistemi vardır.
Eğer atıcı, iğnenin kurulu pozisyonda kalmasını istemiyorsa, kızak üzerindeki manivela ile iğneyi boşaltıp, 14 mm lik uzun ve 4.0 kg lık ağır bir çift hareketle başlayabilir. Müteakip atışlar ise 5mm lik kısa ve 2.0 kg lık hafif bir tek hareketle yapılacaktır.
Arzu edildiğinde, fişek yatağı dolu ve sistem ağır çift harekette iken, kızak sadece bir kaç mm geri çekilerek tetik, hafif ağırlıklı ve uzun yollu pozisyona gelmekte, tetik manipüle edildiğinde de, uzun yolu kolayca ve hafif bir çekişle alınan tetik, direk tek hareketli konuma gelmektedir.
* P99 AS' nin tetiği, daha değişken ve kullanışlıdır.
* G19 tetiğinin ağırlığı, 3.5, 5.5, 8.5 lb lik [ connector ] değişimi yapılarak, planlanan amaca göre kolaylıkla değiştirilebilmektedir.
G19'un, namlu altı kilit takımı daha geniş bir yüzeye temas eden daha basit, problem çıktığında da değiştirilmesi çok pratik olan bir parçadır. P99'larda başlangıçta en çok kırılan parçalardan biri olup, revizyonlar sonrası daha dayanıklı bir hale getirilmiştir.
* G19'un, namlu altı kilit takımı daha basit ve sağlamdır.
G19 tırnak takımı, iğne ile beraber tamamen sökülen, bakım ve temizliği daha kolay olan bir sisteme sahiptir.
G19'un tırnak yüzeylerinde pislik olukları vardır.
Eski tip P99 tırnağı, sökümü daha zor, tırnak yayı eski tip ve tırnak gerisine oturtulmuş, daha kolay yorulan ve kirlenen bir sisteme sahiptir. Ancak yeni P 99'larda, tırnak şekli ve yayı değişmemekle beraber, sökümü çok daha kolay bir hale getirilmiştir. Sürgü içerisinden bastırılarak yerine itilen bir şafttan kurtulan tırnak, çok daha kolay sökülmektedir.
* G19 tırnak takımı daha pratik ve sağlamdır.
* G19 ateşleme sistemi daha az parça gerektirdiğinden, daha basit ve sağlamdır.
* Her iki silahta da, artık Tenifer yüzey perdahı kullanılmaktadır.
* Her iki silahta da, sökülünce bir arada kalan, yassı icra yayı takımı olup, her ikisinin de icra yayı klavuzları plastiktir.
* Her iki silahın da, oldukça düşük atış aksı olup, avuç içine oldukça derin oturtulabilmektedirler.
Arkadaşlar, Glock mu, Walther mi sorusunu cevaplayarak tercih yapacak kişiler, yukarıda sıraladığımız özelliklerden hangisinin kendisi için daha elzem olduğunu hesaplayıp, ona göre karar vermelidirler.
Saygılarımla.
|
|
|
| Silah Yasası Tasarısı Çalışmamız |
|
Yazar: ceycey - 21-02-2024, 18:11 - Forum: Bireysel Silah Edinme Hakkı
- Yorum (2)
|
 |
Arkadaşlar, bazılarınız hatırlar ;TBMM'de "Silah Yasası" için bir komisyon kurulmuş, 2013 yılı mayıs ayında Osman Ortaç ,Pinus(X) ve ben meclise giderek komisyon üyeleriyle komisyon odasında 1 saate yakın görüşmüş, beklentilerimizi ve düşüncelerimizi anlatmıştık.
Lupus,Ekeke,Tokoğlu,Osman Ortaç ve ben bir çalışma yapmış, tarafımca kaleme alınan yazı komisyon üyelerine elden teslim edilmişti.
Çok olumlu bir görüşme olmuştu. Ancak, iktidarın tercihi nedeniyle tasarı yasal sürede meclis önüne gelmeyerek kadük olmuştu.
Daha sonra temel silah yasalarında bazı değişiklikler oldu. Bu çalışmamızın ufak da olsa bu değişikliklerde etkisi olduğunu düşünüyorum.
Bu metni hiç bir değişiklik yapılmadan aşağıda mesajlar halinde yayınlıyorum. İleride yapılacak yasa değişikliklerinde inşallah yararlanılır.
(X)Pinus'tan izin alınmadığı için gerçek ismini belirtmedim.
Sayın Milletvekilim,
Bilindiği üzere İçişleri Bakanlığı tarafından 2009 yılında hazırlanan “Silah Kanunu Tasarısı”, TBMM İçtüzüğü’nün 77 maddesi uyarınca hükümsüz sayılmış; ancak Bakanlar Kurulu tarafından 16.4.2013 tarihinde yenilenerek tekrar TBMM’ye gönderilmiştir.
Tasarının genel gerekçesinde; ateşli ve ateşsiz silahlarla ilgili düzenlemelerin 6136 ve 2521 Sayılı Kanunlar’da yer aldığı, bu kanunların eski olduğu, zamana ve değişen şartlara göre bir çok değişiklik ve ekleme yapıldığı, bu değişikliklerin bütüncül bir bakış açısını içermediğinden ortaya anlaşılması zor, sistematiksiz, uygulaması zor kanunların çıktığı, dolayısıyla ihtiyaçlara cevap veremediği belirtilmiştir,
Yine, yivli ve yivsiz silahlara ilgili hususların ayrı ayrı düzenlenmesi nedeniyle, kanunlarda mükerrer hükümler olduğu, bunun da uygulamada ciddi sorunlar yarattığı anlatılmıştır. Ayrıca, mevzuatın Avrupa Birliği müktesebatına uyumunun sağlanması gerekliğinden de söz edilerek, mevzuatın tek bir metin halinde toplanmasının amaçlandığı bildirilmiştir.
Gerekçede belirtilen hususların tamamına katılıyoruz. Gerçekten, iki ayrı kanunla yapılan düzenlemelerin bir sistemi yoktu. Kanunlar eski olup, yapılan değişiklik ve ek maddelerle tam bir yamalı bohçaya dönmüşlerdi. Aynı konularda farklı ve mükerrer hükümler, uygulamayı zorlaştırmakta, sorunlar zaman zaman Yargıtay’ın ve Danıştay’ın devreye girerek içtihat yaratmalarıyla giderilmeye çalışılmaktaydı. Bu nedenlerle, bütün mevzuatın bir kanunda toplanması ve belli bir sisteme bağlanması zorunluluktu. Kısacası, yeni bir kanun zorunluluktu.
Kanunlar hazırlanırken, düzenlemeyle ilgisi olan bütün toplum katmanlarının, sivil toplum kesimlerinin, kamu kuruluşlarının, sektör temsilcilerinin vb. görüşlerinin alınması; o kanunun uygulanabilirliği yanında benimsenmesini de sağlar.
Mevcut taslak hazırlanırken, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının, sektör temsilcilerinin görüş ve teklifleri alınmış, ancak yasanın asıl muhatabı ve getirdiği yükümlülüklerin taşıyıcısı olan toplum kesimlerinin görüşleri ne bu dönemde, ne de daha önceki dönemlerde alınmamıştır. Sivil toplum adına görüşleri alınan bazı vakıf ve derneklerin ise, bahsi geçen muhatapları temsil etme, haklarını savunma ve gündeme getirme yeterlilikleri olmadığı gibi, aksi yönde görüş ve teklifler gündeme getirmişlerdir. Yani, bu yönüyle tasarının bir tarafı eksiktir.
Bunun dışında, yapılacak kanunların toplumun içinde bulunduğu duruma uygun, ihtiyaçlara cevap verebilecek nitelikte ve toplumun hassasiyetlerini karşılayacak özelliklerde olması gerekmektedir.
Halen yürürlükte olan 6136 ve 2521 Sayılı Kanunlar,1953 tarihinde milletin hesap sorma korkusuna karşı alınmış, temel mantık ve yaklaşımı ile milleti mümkün olduğu kadar silahsızlandırmayı amaç edinmiş kanunlardır. Bu kanunlar baştan aşağıya dikkatlice incelendiğinde, temel mantık ve yaklaşımının, genel asayiş ve güvenlikten ziyade bu korkuya dayandığı kolaylıkla anlaşılır.
BAĞIMSIZLIK-SİLAH İLİŞKİSİ:
Tarih boyunca yapılan savaşlar ve istilalar incelendiğinde; silahları daha güçlü olan ve silahlarını daha iyi kullanan milletlerin genelde galip geldiğini görüyoruz. Silahları düşmanlarından geri kalmayan ve silahlarını kullanmayı bilen toplumlar ,tarih boyunca kaybetmemişler ve asla köleleştirilememişlerdir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun 3 kıtaya kadar yayılmasının en önemli nedenlerinden birisi, iyi silahlara sahip olması ve bu silahları kullanmayı iyi bilen bir ordusunun olmasıydı.
Silahlarımız olmasa ve değerli komutanlarımızca silahını iyi kullanabilen eğitimli bir ordumuz olmasa, İstiklal Savaşı’nı kazanabilir miydik?
Yani,silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu, bağımsızlık için en önemli unsurlardan birisidir.
Yine savaş tarihi incelendiğinde, milis kuvvetler dediğimiz silahı olan sivil güçlerin çok önemli roller oynadığını görüyoruz.
Amerika’nın bağımsızlığını kazanabilmesi, milis kuvvetlerin düzenli ordu yanında savaşa girmesiyle mümkün olmuştur.
Osmanlı’da, savaş zamanı dışında çiftçilik yapan, sefer olunca orduya katılan sipahileri hatırlayalım. Bunlar da milisti.
Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasını sağlayan en önemli faktörlerden biri, Kuvay-i Milliye denilen bir kısmını milislerin oluşturduğu güç değil midir? Babadan, dededen kalma tüfekleri ve tabancaları olan siviller savaşa katılmasa, zafer kazanılabilir miydi?
Bu örnekler arttırılabilir. Bir de ters örnekleri düşünelim.
1995 Yılında Srebrenitsa’da, Birleşmiş Milletler tarafından Boşnak köylerinden duvarda asılı dededen kalma tekli kırmalar bile toplanmış, öteki yanda Yugoslav ordusunun depolarını açıp silahları alan Bosnalı Sırplar, savaş başlamadan çok önce milis eğitim kampları düzenleyerek katliama hazırlanmışlardır. Sonuçta silahlı Sırplar, çoluk, çocuk demeden hiçbir silahı olmayan(resmi rakamlara göre)8.372 müslümanı katletmişlerdir. Müslümanların evlerinde en azından birer tüfeği olsaydı, bu katliam olabilir miydi?
![[Resim: a6355km.jpg]](https://i.hizliresim.com/a6355km.jpg)
![[Resim: mpjjd96.jpg]](https://i.hizliresim.com/mpjjd96.jpg)
Yugoslayva iç savaşı sırasında ellerinden silahları alınan Müslüman Boşnaklar, küçük atölyelerde ve evlerinde silah yaparak kendilerini savunmaya çalışmışlardır. Bu silahların bir kısmı şimdi soykırım müzelerinde sergileniyor.
![[Resim: 8.jpg]](https://i.ibb.co/Df1fZs6/8.jpg)
![[Resim: 10.jpg]](https://i.ibb.co/NFZNDpW/10.jpg)
Yine 1992 yılında Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı Kasabası’nda Ermeni güçler, silahsız 106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan vatandaşını katletmiştir. Kadınlara tecavüz edilmiş, hamile olanlarının karınlarına süngü saplanarak bebekleriyle birlikte öldürülmüşlerdir. Bu insanların kendilerini savunmaya yetecek kadar silahı olsaydı, bu katliam kolayca yapılabilir miydi?
Tarih göstermiştir ki , silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu dışında silahı olan milisler de bağımsızlık için önemlidir.Silahı olan insanları köleleştiremezsiniz.
|
|
|
| SAÇMA DIŞ BALİSTİĞİ |
|
Yazar: Sabri - 21-02-2024, 14:56 - Forum: Genel Konular
- Yorum Yok
|
 |
Yivsiz av tüfeği, çok çeşitli mühimmat kullanabilme özelliği olsa da esas olarak hareketli hedeflere saçma adını verdiğimiz küçük güllecikler atma amacıyla kullanılır. Dergimizin önceki sayısında yivsiz tek kurşunların balistiğinden söz etmiştim. Yivsiz tek kurşunlar, yivli tek kurşunlara benzer davranış gösterirken, saçma konusuna girince işler biraz değişiyor. Farklı fizik özellikler, seyir esnasında farklı davranışlar, hele bir de namlu ucunda şok işin içine girince saçmaların davranışını daha karmaşık hale getiriyor.
Küre şeklindeki cisimlerin namludan çıktıktan sonraki seyir özelliklerini tekilden, çoğula doğru incelemeye çalışalım. Önce tek bir güllenin balistik özellikleri ile başlayalım. Küre şeklindeki cisimler en küçük hacım içinde en yüksek hacım ve yoğunluk taşıyabilen geometrik yapılardır. Küre şeklindeki cisimler geometrik olarak düz yüzeyli cisimlere göre az olsa da daha aerodinamik şekle sahip tek kurşunlara göre yüksek sürüklenme katsayısına sahip, dolayısıyla balistik katsayıları düşük cisimlerdir. Çapları küçüldükçe balistik katsayıları daha da düşüp, bozulur. Bu da hava içindeki seyrini kötüleştirir, menzili ve hedefteki enerjisini azaltır.
Gülle (Misket) hava içinde ilerlerken, kat ettiği havayı yararak seyrederken gülle etrafında akım özellikleri belirir. Özellikle gülleye bitişik hava katmanları arkaya doğru süzülürken hıza bağlı olarak değişik akım özellikleri yaratır. Önce gülle etrafında hava akımı ayrışarak yol alır.
![[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-09-38.png]](https://i.ibb.co/RCkmK5y/Ekran-Resmi-2024-02-21-13-09-38.png)
Hız arttığında bitişik hava güllenin arkasına doğru dönerek girdap akımları (vortex) meydana getirmeye başlar. Hız arttıkça en arkada boş bir alan da düşük basınç ortaya çıkar. Bu Newton'un hareket kanunlarının 3. göre şiddetli bir çekmeye sebep olur, gülleyi hızla yavaşlatır.
Aerodinamik hareketler akışkanların (burada hava) viskozitesi ile karmaşık bir şekilde alakalıdır. Eylemsizlik güçlerinin/viskozite güçlerine oranına Reynold sayıları adı verilir. Reynold sayıları “kürenin hızının, kürenin çapı ile çarpımı” nın, hava viskozitesine bölümü" ile elde edilir. Yüksek Reynold sayılarında direnç iyice düşecektir. Aşağıdaki resimde değişik Reynold sayılarında güllenin gerisinde oluşan hava akımı özelliklerini görebilirsiniz:
![[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-09-57.png]](https://i.ibb.co/VjL6Hzf/Ekran-Resmi-2024-02-21-13-09-57.png)
Yüksek hızlarda, Reynold sayısı 106 olduğunda arkadaki hava akımı (wake) daralarak çekme, dolayısı ile sürüklenme azalır. Ancak güllenin bu Reynold sayılarına ulaşması mevcut namlu çıkış hızları ile olası değil. Saçmaların seyri genellikle 103-105 Reynold sayılarındadır. Arkalarında daha çok, dengesiz türbülan (burgaçlı) hava akımları ortaya çıkar. Güllenin gerisinde oluşan girdap akımları çok şiddetli olduğunda, eğer gurup halinde saçma atıyorsak arkasından gelen saçmanın sapmasına sebep olur. Namludan çıktıktan sonra 5-10 metre toplu giden saçmaların dağılmasındaki etkenlerden biri de bence bu olaydır. (Havaalanlarında uçakların inmesinde, jet motorlarının yarattığı şiddetli girdap akımlarının, arkadan gelen uçağın dengesini bozmaması için girdabın zayıflayacağı süre kadar bir mesafe verilir, bu mesafe öndeki uçağın büyüklüğü ve motor gücüne bağlı olarak kule tarafından değiştirilir)
Şimdi saçmaların biri biri ile etkilenmesine bakmaya çalışalım:
Deneysel çalışmalar saçmaların birbiri ile etkileşimini incelenmiştir. Lee’nin yaptığı rüzgar tüneli çalışmalarda 104 Reynold sayılarında iki kürenin aerodinamik etkileşimi incelenmiştir.
Üst üste giden iki küre biri birine yakın olduğunda sürüklenme (Drag) %50 kadar artmaktadır. Aralarındaki mesafe kürelerin yarıçaplarının 3.5 katına vardığında ise sürüklenme azalmakta ve her biri kendi sürüklenme katsayısı ile hareket etmektedir:
![[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-10-11.png]](https://i.ibb.co/xFxdDdx/Ekran-Resmi-2024-02-21-13-10-11.png)
Arka arkaya seyreden kürelerde ise arkadaki kürenin sürüklenmesi öndeki küreye göre belirgin azdır. İki küre arasındaki mesafe çaplarının 3,5 katına çıktığında arkadaki kürenin sürüklenme katsayısı süratle artmaya başlar.
Küme halinde namludan çıkan saçma gurubunun 20-50 metre mesafedeki etkilenmeleri saçma bulutunun uzunluğu (saçma dizini) ve genişliği aslında iç balistik ile ilgilidir. Ancak ilk metreler içinde kendini pek göstermez.
Yukarıda anlattığım etkilenmeler sonuca etkili olmakla beraber saçmalar dağılmaya başladıktan sonra daha karmaşık, rastgele etkiler saçma taneleri üzerine etkili olur, karmaşık matematik formüller gerektirir. Ancak saçmaları bu rastgele hareketleri Markovian teori ile açıklanabilmektedir
![[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-10-28.png]](https://i.ibb.co/FYdHmsM/Ekran-Resmi-2024-02-21-13-10-28.png)
Aslında saçmaların dış balistiğinin çoğu; iç balistik etkilerden kaynaklanmaktadır. Birleştirme konisi, tapa, şok dış balistiği etkileyen iç balistik etkenleridir.
Saçmalar namludan çıktıktan sonraki genellikle birkaç metreden sonra dağılmaya başlarlar. 3 ila 9 metre uzunluğunda bir saçma dizini oluşur. Saçma dizinini boyu kullanılan şok ile de bağlantılıdır. Dar şoklarda düşünülenin aksine daha kısa saçma dizini oluşur (Daha sonra anlatacağım)
Saçmalar dağılırken ortadaki ezilmemiş saçmalar daha önde yoğun kenarlara gittikçe daha geride ve seyrek olarak bir saçma bulutu meydana getirirler. Ben kişisel olarak bu durumu açılmış bir şemsiyeye benzetiyorum.
Eğer saçmalar Pover tapa içinde değilde namluya sürtünerek gelirse iki durum ortaya çıkar:
Birincisi sürtünme ile bir dönme meydana gelirse: Dönme sonucunda fizikteki Magnus etkisi ortaya çıkar. Fizikteki Bernoulli eşitliğinden kaynaklı bu etkide, dönme tarafına doğru küre şeklindeki cisimlerde bir sapma ve falso ortaya çıkar.
Bunun en güzel örneğini futbol maçlarında izliyoruz. Futbolcular serbest vuruşlarda topa falsolu vurarak topta meydana getirdikleri dönme hareketi ile topu düz değil de kavisli şekilde gönderirler, bu falsonun nedeni topa dönme verilerek sağlanan Magnus etkisi iledir. Namlu yüzeyine sürtünerek dönme kazanan saçmalar bundan etkilenerek namludan çıkarken yön değiştirebilirler.
Saçmaların toplu olarak en çok etkilendikleri diğer bir konu, barut gazının ani ittirmesi ile biri birbirlerine çarparak ezilmeleridir, bu ezilme en çok tapanın dip kısmındaki saçmalarda oluşur.
![[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-10-52.png]](https://i.ibb.co/nqXmfXb/Ekran-Resmi-2024-02-21-13-10-52.png)
Yukarıdaki resimde tapa içindeki kurşunların özellikle dip kısımdakilerinin hızlı yanışlı barutlarla ani basınç yükselmesi ile ezilmesi (setback) ve bunun tapa içindeki izleri gösterilmiştir. Yüksek namlu çıkış hızlarında bu ezilme artacağı için “Hız saçmanın düşmanıdır” diyebiliriz.
Diğer bir konu ise keçe veya bior tapa ile sevk edilenlerde namlu yüzeyine sürtünerek şekillerinin bozulmasıdır.
![[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-11-10.png]](https://i.ibb.co/k1TZy6j/Ekran-Resmi-2024-02-21-13-11-10.png)
Zaten balistik katsayısı düşük olan küre şeklindeki cisimlerin şekilleri bozulduğunda, balistiği ve aerodinamiği daha da bozulmaktadır. Saçmaların gerek basınç, gerekse sürtünme nedeniyle ezilip şekil değiştirmeleri sürüklenme katsayılarını bozarak, daha fazla hava direnci ile karşılaşmalarına, dağılma ve düzgün saçmalardan geri kalmalarına neden olur. Ezilip şekil değiştiren saçmaların sürüklenmesi (Drag), ezilmemişlerden %20-30 fazladır
![[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-11-21.png]](https://i.ibb.co/c1jxS2V/Ekran-Resmi-2024-02-21-13-11-21.png)
Ezilmemiş saçmalar önde ve daha toplu seyrederken, balistiği bozulmuş ezilen saçmalar, saçma bulutunun daha gerisinde kalır ve yanlara doğru dağılma eğilimleri artar. Resmin solunda şekil değiştirmiş ezilmiş saçmaları görebilirsiniz. Resmin sağında ise oluşan saçma dizininde ezilmemiş saçmalar önde, ezilmiş balistiği bozulmuş saçmaların ise geride kaldığı ve yanlara açıldığı görülüyor.
Saçmaların gerek basınç, gerekse sürtünme nedeniyle ezilip şekil değiştirmeleri sürüklenme katsayılarını bozarak, daha fazla hava direnci ile karşılaşmalarına, dağılma ve düzgün saçmalardan geri kalmalarına neden olur. Ezilip şekil değiştiren saçmaların sürüklenmesi, ezilmemişlerden %20-30 fazladır
Saçmayı attınız, hedefe vardı, kağıt üzerinde gurupman da yaptınız. Hesaplar kitaplar yaptınız fevkalade iyi gurupman. Güzel de, hedefe atarken kağıt üzerindeki gibi mi oluyor? Durağan halden, hareketli hale geçildiği zaman olay hiç de öyle göründüğü gibi değil. Buyurun aşağıdaki yavaş çekim videoyu bir inceleyin:
Bu videoda mesafe arttıkça hedefe vuran ilk saçma ile en son saçma arasında saniyenin 1/3 ü kadar bir fark olmuş. Eğer hızlı uçan bir hedefe (keklik, ördek, trap plağı) attığınızda bu fark alacağınız sonucu cidden etkiler.
Kullandığınız saçma, hızı, namlu boyunuz kullandığınız şok saçmanın gidişinde ciddi farklar yaratıyor aşağıdaki resimleri inceleyin lütfen:
![[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-12-18.png]](https://i.ibb.co/kQx1Wqy/Ekran-Resmi-2024-02-21-13-12-18.png)
Saçma küçüldükçe çekmeden çok etkileniyor çok çabuk hız, enerji ve menzil kaybediyor. Namlu çıkış hızını 150 fps arttırmakla ancak 4 metre bir menzil kazandırabiliyoruz. Saçma büyüdükçe eylemsizlik nedeniyle daha uzun mesafelerde hızını ve enerjisini koruyor. İşin içine bir de şok girince saçma balistiği iyice karışıyor: Ed Lowry'nin yaptığı çalışmalarda şoklu namlu ile atılan saçmaların önce uzun ama toplu bir saçma dizini oluşturduğu ancak arkadan gelen saçmaların daha az sürüklenmeye maruz kalmaları nedeniyle , saçmaların birbirine yaklaşarak dizininin giderek kısaldığı da hızlı video/fotoğraf çekimleri ile gösterilmiştir
![[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-12-29.png]](https://i.ibb.co/nDzKGqL/Ekran-Resmi-2024-02-21-13-12-29.png)
Saçmalar tapa ile daraltılmış şoktan çıkarken daha düzgün bir dizilim kazanır ve fizikteki venturi etkisi ile de hız kazanır. Şoksuz namluda ise çıkarken dağılır.
Saçmalar namludan çıktıktan sonraki 20 metreden sonra dağılmaya başlarlar. 3 ila 9 metre arasında bir saçma dizini oluşur. Saçma dizinini boyu kullanılan şok ile de bağlantılıdır. Dar şoklarda düşünülenin aksine daha kısa saçma dizini oluşur
Saçmalar dağılırken ortadaki ezilmemiş saçmalar daha önde yoğun kenarlara gittikçe daha geride ve seyrek olarak bir saçma bulutu meydana getirirler. Ben kişisel olarak bu durumu açılmış bir şemsiyeye benzetiyorum
Yapılan bilimsel araştırmalar da saçma bulutunun yapısını buna yakın tanımlıyor.
Aşağıdaki resimde 28 gram 9 numara saçma 4 numara şok ile 40 metredeki saçma bulutu dijital grafik halinde gösterilmiş.
![[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-12-52.png]](https://i.ibb.co/hms6Hh6/Ekran-Resmi-2024-02-21-13-12-52.png)
Koyu renk daha fazla saçma yoğunluğunu, renk açıldıkça saçma sayısının azaldığını gösteriyor
Saçmalarda numara artıp saçma ağırlığı ve çapı küçüldükçe balistik etkinliği bozulmaktadır. Saçma küçüldükçe menzili ve enerjisi azalır
Sürüklenme katsayısı diğer yivsiz mermilere göre düşük olan saçmaların, küre şekli dolayısıyla yüksek sürüklenme katsayıları vardır
Saçmanın namlu çıkış hızını arttırdığımız zaman yüksek sürüklenme katsayısı ve yüksek Reynold sayıları nedeniyle çabuk yavaşlarlar. Namlu çıkış hızının 150 fps arttırılması ufak saçmalar için mesafeyi 5-10 metre arttırır. Hipersonik, çok hızlı saçma yararlı değildir. Zaten saçma fişekleri çoğunlukla 1200-1350 fps arasında çıkış hızında üretilirler
|
|
|
| MKE'DEN EN SON HABERLER |
|
Yazar: m16a2 - 21-02-2024, 02:35 - Forum: Genel Silah Sohbetleri
- Yorum (244)
|
 |
Değerli forum ziyaretçileri;
MKE'nin faaliyetleri ve özellikle de satışta olan, satışa sunulacak olan, şimdilik bitmiş ama yenileri beklenen silahlar hakkındaki haberleri paylaşmak için böyle bir konu açmayı uygun buldum.
Sınırlı bilgim dahilinde gelecek yakın zamanda satışa sunulacak silahlar Springfield Armory 1911 ler ve Remington 700 ler.Net model ve fiyat bilgim yok malesef.
|
|
|
|