Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 1,327
» Son Üye barisyilmaz96
» Toplam Konular 952
» Toplam Yorumlar 6,001

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Şu anda 372 aktif kullanıcı var.
» (2 Üye - 367 Ziyaretçi)
Bing, DuckDuckGo, Google, blacksea, Emrebay

Son Yazılanlar
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
07-10-2026, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 201
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,768
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,623
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 480
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 949
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 247
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 388
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,236
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 485
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 534
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,930
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 288
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 299
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,957

 
  IDPA
Yazar: turkmenoglu - 27-02-2024, 05:35 - Forum: IDPA - Yorum (1)

Ateşli silahlarla spor amaçlı olarak gerçekleştirilen parkur atışları (ülkelerde federasyon olarak temsil edilen IDPA, USPSA, IPSC, 3GUN gibi atıcılık kuruluşları ile) uluslararası alanda genel kabul görmektedir.
 
IDPA
 
IDPA, International Defensive Pistol Association’ ın (Uluslararası Defansif Tabanca Birliği veya Uluslararası Savunma Tipli Tabancalar Birliği olarak da adlandırabiliriz) kısa adıdır. 
IDPA; 1996 yılında kurulmuş Uluslararası Savunma Tipli Tabancalar Birliği (International Defensive Pistol Associaton), simüle edilmiş NEFSİ MÜDAFAA senaryolarına dayanan tabanca merkezli PARKUR ATIŞLARI sporudur. Merkezi ABD – Teksas’ ta bulunmakta olup, tabancanın savunma amacı ile kullanımını temel alır. 
Kişilerin/atıcıların/sporcuların; günlük hayatta kullandıkları teçhizatı kullanarak, günlük hayatta karşılaşabilecekleri gerçekçi senaryolar içerisinde yarışmalarını sağlayarak, silahlarını disiplin dâhilinde, emniyetle ve yüksek doğrulukla kullanma konusundaki yeteneklerini geliştirmeleri hedeflenmektedir.
 
Adından da anlaşılacağı gibi, savunma tipi tabanca veya kısa namluya sahip kısıtlandırılmış tüfek atıcılığına dayanan bir spor ve eğitim disiplini olan savunma tipi tabanca atıcılığı; gerçek hayattaki senaryolara benzer parkurlarda,  gerçek mühimmat kullanılarak yapılan bir spordur. Savunma tipi atıcılık sporu ile ilgili etkinliklere katılacak atıcılar, gerçek manada savunma amaçlı kullanıma uygun tabancalar, kılıflar ve ekipmanlar kullanmak zorundadır. Bu sporda asıl amaç teçhizatın değil, atıcının yetenek ve sınırlarını ölçmek olduğundan, sadece müsabaka amaçlı kullanıma müsait olan herhangi bir teçhizatın kullanımına izin verilmemektedir.
 
IDPA' nın spor faaliyetlerinin gerçekleştirilmesine yönelik belirlediği temel amaç ve prensipleri ise:
 
* Sporcuların, kişisel savunmaya uygun silah ve teçhizatını, güvenli ve etkin bir şekilde kullanabilme yetilerini geliştirmek
* Her düzeyde sporcuya, müsabıklık veya kullandığı ekipmandan ziyade, kişisel yetenek ve eğitimlerini test edebilecekleri, eksik ve kusurlarını görebilecekleri ortam sağlamak.
* Sporcuları kullandıkları teçhizata göre farklı kategorilerde sınıflandırarak, benzer özellikteki teçhizatı kullanan sporcuların aynı kategori altında birbirleri ile yarışmalarını sağlamak. 
* Sporcuları farklı kategorilerde sınıflandırarak, benzer nitelikteki sporcuların aynı kategori altında birbirleri ile yarışmalarını sağlamak.
* Sporculara; hayati tehdit oluşturabilecek durumlarla uyumlu, pratik ve gerçekçi atış parkurları ve senaryoları sunmak veya sporcuların hayatı tehdit eden durumlarda kendini koruyarak sağ kalabilmesi için gerekli yeteneklerini ve eğitimlerini test etmek.
* Şimdiye kadar görülmemiş standard ve oturmuşlukta, sık sık değişmeyen teçhizat kuralları ile sporcu ve sponsorların ihtiyaçlarına cevap verebilen pratik bir atıcılık disiplini sunmak.
* Sporcuların atıcılık melekelerinin geliştirilmesine konsantre olmasını ve kendileri gibi düşünen sporcular ile yardımlaşmasını; olumlu yönde karşılıklı etkileşim sağlayabilecekleri pratik bir atıcılık disiplini sunmaktır.


IDPA müsabakaları; içeriği itibariyle, sosyal etkileşime ve dostluğa önem verilerek, her beceri seviyesinde atıcı için eğlenceye müsait şekilde tasarlanmaktadır. Halen ABD de, 50 eyaletin tamamında 500'den fazla bağlı kulüp ve 50'den fazla yabancı ülkede üyeliği bulunan kendi kategorisinde en hızlı büyüyen 50.000 den fazla üyeye sahip atıcılık sporudur.
 
IDPA'yı diğer atış sporlarından benzersiz kılan yönlerden biri de; hem yeni veya ortalama kabiliyete sahip atıcılar hem de deneyimli sporcular için eğlenceli, zorlayıcı ve ödüllendirici ve öğretici olmasıdır.  
 
Ayrıca IDPA'nın kurucuları bu sporu, pratik teçhizat ve savunma silahlarının, rekabetçi bir şekilde kullanılabilmesi için geliştirmişlerdir. Bu spor ile ilgilenen herhangi bir atıcı mevcut ekipmanı veya mevcut ekipmanı üzerine ayıracağı asgari miktarda bir bütçe ile maçlara iştirak edebilir, yarışmacı/sporcu olabilir.
 
Gerçeğe yakın senaryolar ile savunma amaçlı, tabanca veya kısa namluya sahip kısıtlandırılmış tüfekler ile parkur içerisinde, karton veya metal hedeflere angaje olunan, hız ve pratik atılıcığı baz alan, atıcının yeteneğinin ölçüldüğü uluslararası bir spor disiplini olan IDPA sporunda hiç bir senaryo bir kolluk kuvvetinin görev tanımını asla simüle etmez. Öte yandan hız ve Pratik atıcılık gerektiren standart senaryolar veya gerçek yaşamda nefsi müdafaa temelli senaryolar da birincil öncelik olarak güvenlik temelli deneyimlenmiş kuralları esas almıştır.
Bir IDPA müsabakası öncesi hazırlanmış senaryolar, belirli eskalasyon seviyelerindeki hakem heyetleri tarafından öncelikli olarak güvenlik şartları gözetilerek incelenir, degerlendirilir, revize önerilir, onaylanır veya reddedilir. İlgili müsabakanın hakem heyeti, asıl yapılacak maç öncesi , teorik olarak tüm onaylanmış parkurları, sporcunun olası hata yapmasına yol açabilecek unsurları müsabaka öncesi tespit edebilmek için tatbik eder, öncelik güvenlik koşulu ile değerlendirerek gerekiyor ise revizeleri yerinde uygulatır. 
Müsabakalarda sporcu, müsabaka yapıldığı alana geldiği andan itibaren spor ekipmanını, gözetmen hakem tarafından kuşanır, müsabaka esnasında hakem komutu ile ekipmanını, kurallar dahilinde kullanır, senaryo süresi bitiminde hakem komutu ile ekipmanını güvenli, mühimmatsız halde kılıfına yerleştirir. Bunun aksine davranan yarışmacı kurallar dahilinde yarışma dışı bırakılır (DQ edilir).
            
Bu sporun ülkemizdeki ilk katılımcıları (2015 yılında Sn Frederico Iannelli'den aldıkları eğitimle) Sn Lupus, Sn Barış gibi toplam 5 eski forumdaşımız olmuştur. Hali hazırda akredite olmuş 16 kulübümüz (Apak, Udpas, Bürküt, Pars, Mfg, Karadeniz Tactical, Epak, İpak, Subutai, Bey Poligon vb) bulunmaktadır. Bu kulüpler ile hem ülkemizde çeşitli müsabakalar yapılmakta hem de Avrupa ve ABD de yapılan maçlarda ülkemiz temsil edilebilmektedir. Ayrıca çeşitli üreticilerin de müsabık sporcuları/takımları bulunmaktadır. Mevcut kulüplerin daha detaylı bilgilerini ayrıca konunun devamında paylaşacağım.
Avrupa Birliği müktesebatında, hali hazırda federasyon halinde faaliyet gösteren IDPA Sporu, Olimpiyatlarda da Pratik Atış Federasyonu olarak başvurusunu yapmış ve değerlendirme halindedir. Ülkemizde de açık Poligonlar ile AB uyum sürecinde IDPA nin federasyon olabilmesi için Spor bakanlığımız ve ilgili bakanlıklar ile görüşmeler devam etmektedir.
 

IDPA SPORCUSU olmak için
 
IDPA başvurusu yapmak/IDPA sporcusu olmak isteyen adayların, www.idpa.com üzerinden, dünya çapında onaylanmış tüm IDPA maçlarına katılımına izin veren IDPA International'da mevcut bir üyelik edinmeleri ve bu üyeliği sürdürmeleri gerekmektedir.

Atıcı/sporcu adayı, ikamet ettiği ülkede, bir IDPA kulüp bünyesindeki SO (saha hakemi) tarafından verilecek IDPA brifingini müteakip, sisteme giriş yapılacak klasman belirleme atışına (CLASSIFIER) katılarak lisanslı IDPA SPORCU su unvanını alabilmektedir. www.idpa.com sitesine kayıt olunarak (üyelik) “TR” başlıklı sporcu numaranızı (IDPA ID) almanız gerekmektedir. Yıllık üyelik 50 dolardır.

Atıcı/sporcu adayı, yapılacak CLASSIFIER atışını diskalifiye (DQ) olmadan tamamlamak zorundadır. CLASSIFIER atışını tamamlayan IDPA sporcuları, lisanslarını tamamlamış ve tüm dünyadaki turnuvalara katılım hakkı kazanmış olur. CLASSIFIER atışı ve IDPA üyeliğinin her yıl yenilenmesi ve yapılması zorunludur. Alınan lisansın devamlığı sağlanır, devam eden yıllarda brifing alınmaz.

IDPA sitesi üzerinden ilgili kulüp SO su tarafından açılan resmi turnuvalara katılım, practiscore.com sitesi üzerinden kayıt olunarak ve müracaat edilerek sağlanır.

Turnuva ve classifier sonuçları ilgili kulüp SO su tarafından IDPA HQ ya elektronik giriş yapılarak bildirilmekte ve sistem üzerinden müsabaka sonuçları tüm dünyada gözlemlenebilmektedir.

Bu konuyu yazdır

  Kısaca Tabanca ve Parçaları
Yazar: ceycey - 26-02-2024, 22:17 - Forum: Genel Yarı Otomatik Tabanca Konuları - Yorum (1)

[Resim: 3bdf288f-4604-4506-a5fb-fc945a1e3a59.jpg]

Tabancalar, tek elle kullanılmak üzere tasarlanmış silahlardır. İlk tabancaların 1550'lerde süvari silahı olarak geliştirildiği sanılır. Ancak bu ilk tabancalar kullanışsız ve güvenilmez silahlardı. 17. yüzyılın sonlarında çakmaklı ateşleme sistemi bulununca, daha etkili silahlar yapılmaya başlandı. Bu sistemde, tetik çekildiği zaman üzerinde çakmaktaşı bulunan bir çekiç (horoz) çelik bir yüzeye vuruyor ve bu vuruş sırasında ortaya çıkan kıvılcım barutu ateşliyordu O dönemde her asker, kılıcının yanı sıra iki tabanca taşıyordu. Ama bu tabancaların her atıştan sonra doldurulması gerekiyordu ve bundan dolayı bu silahlar savaş sırasında çok kullanışlı değildi.

1831-35 arasında, ABD'li Samuel Colt, revolver de denilen toplu tabancayı geliştirdi. Bu tabancada namlunun arkasında, genellikle altı mermi alan döner bir silindirin (top) bulunur. Her atıştan sonra bu silindir dönerek namlunun arkasına yeni bir mermi sürer. Böylece, yeniden doldurmaya gerek kalmadan altı kurşun atılabilir. Bu nedenle bu tür tabancalar altıpatlar olarak da adlandırılır. Otomatik tabancalarda ise "top" yerine şarjör bulunur. 6-17 mermi alabilen şarjördeki yay sistemi her atıştan sonra yeni bir mermiyi namluya sürer. Şarjör boşalınca yerine dolu bir şarjör takılarak atışa devam edilir.

Tabancaların namlusu tüfeklerinkinden daha kısadır. Mermisi daha küçük ve sevk barutu da daha azdır. Bu nedenle tabancanın atış uzaklığı (menzili) daha kısa, mermi hızı da daha düşüktür.

[Resim: t-NLFYRsb-Cn-wallpaperflare-com-wallpaper-1.jpg]

Tabancaların çalışma sistemlerini parçalara ayırarak inceleme yapmak gerekmektedir.

Tabancalar genelde 5 (Beş) ana Parçadan oluşmaktadır.

1.) Kapak Takımı
2.) Namlu
3.) Yerine Getiren Yay ve Mil
4.) Gövde
5.) Şarjör

[Resim: Browning-silah-parcalari.jpg]

1.) Kapak takımı (Sürgü):

Kapak takımı diğer adı ile sürgü ,Yarı otomatik ve tam otomatik tabancalarda namluyu dış etkenlere karşı koruyan tabancanın gövdesini kapatan emniyet tertibatını kovan atma tertibatını, tırnağı iğne ve yayını, gez ve arpacığı üzerinde taşıyan parçaya denir.
Kapak takımının bir görevi de şarjörden fişeği alarak fişek yatağına sürmektir. Boş kovan yine kapak takımındaki tırnak tarafından geriye çekilir. Boş kovan atacağına çarparak dışarıya atılır. Kapak takımı yerine getiren yayın etkisi ile ileriye doğru giderken şarjörden bir fişek alarak tabancayı atışa hazır hale getirir.
Kapak takımı fişek yatağındaki patlama sonucunda oluşan basınçtan zarar görmeyecek kadar dirençli metalden yapılmaktadır.

[Resim: dlkad0x.jpg]

Boş kovan atacağı:
Boş kovanın kendisine çarpılması suretiyle kovanı dışarı fırlatır.

Tırnak:
Fişek yatağındaki boş kovanı geri çeker.

Tetik tulumbası:
Horozun kurulması ve atış anında horozun serbest kalmasını sağlayan parçadır. Tetik manivelasından aldığı hareketle tetik tulumbası ara parçasını ileri doğru hareket ettirerek horozun çentiğinden kurtulmasını ve yarım otomatik çalışmasını sağlar.

2.) Namlu:

Merminin istikrarlı bir şekilde hedefe gitmesini sağlayan bölüme namlu denir. Çelik silindirin freze edilmesiyle elde edilir. Namlu kalınlıkları kuyruk kısmında fazla, ağız kısmında azdır.

[Resim: 4nwfpir.jpg]

Namlu iç yüzeyinde bulunan 4 , 5 veya 6 adet yiv ve set , mermiye dönü kazandırarak merminin takla atmadan istikrarlı bir şekilde hedefe ulaşmasını sağlar.

Namlu uzunluğunun artması tabancanın etkili mesafesini arttırır. Yiv ve setlerin dönüş açısı sabit kalıp namlu uzunluğu artarsa sürtünmeden dolayı namlu çıkış hızı azalır. Dönüş açısı arttırılarak namlu çıkış hızı arttırılabilir.

Fişek Yatağı: Namlunun hemen gerisindeki namlu ile bitişik olan kısma fişek yatağı denir. Fişek yatağının çapı namlu çapından daha büyük olduğu gibi kalınlığı da daha fazladır. Çapının büyük olmasının nedeni ise yatağa sadece fişeğin değil kovanında oturmasıdır. Fişek yatağı, iğnenin kapsüle çarptığı ve patlamanın meydana geldiği yerdir.

Yiv:
Namlu içindeki girintilere denir. Derinlikleri 0,075-0,1 mm.dir.

[Resim: yiv-set-nedir.jpg]

Set:
Namlu içindeki çıkıntılara denir.

Yiv-Set Çekirdeğin kendi ekseni etrafında dönmesini ve takla atmadan hedefe gitmesini sağlar. Menzili ve delme gücünü arttırır.

Rayyür:
Çekirdeğin üzerindeki yiv ve setlerin izlerine denir.


Yerine Getiren Yay ve Mil:
Atış anında kapak takımına hareket veren ve hızlı bir şekilde şarjörden mermi almayı sağlayan , geride kalmış olan kapak takımının ileriye gitmesini sağlayan parçalardır. Yerine getiren yay ve mil tabancanın yarı ve tam otomatik olarak çalışmasını da sağlar.


Gövde :
Tabancanın hareketli ve sabit bütün parçalarını üzerinde taşıyan bölüme denir.

[Resim: 178338.jpg]

Emniyet Tertibatları

Şarjör emniyeti :
jAtım yatağında fişek olsa dahi şarjör, şarjör yuvasına yerleştirilmedikçe tetik çekilmez ve silah ateş almaz. Ateş edebilmek için silaha mutlaka şarjör takılı olmalıdır.

NOT: Bu emniyet sistemi, bazı tabancalarda aşınma, kullanıcı personel tarafından silahın yetkisiz olarak kurcalanması veya orijinal parça kullanmama neticesi devre dışı kalmış olabilir. Şarjör çıkartıldıktan sonra silah boş olarak kurulup tetik çekildiğinde tetik düşüyorsa, tabancanın onarıma gönderilmesi gerekir.

Mandal emniyeti :
Tabancanın sol tarafında gövde üzerinde, kapak takımının ileri-geri hareketini engelleyecek şekilde emniyet mandalı vardır. Tabanca emniyette iken tetik düşmez. Ayrıca emniyet mandalı kapalı iken tabanca doldurulamaz ve boşaltılamaz.

Ateşleme çekici (horoz) emniyeti :
Horoz inik iken çıt sesi duyulana kadar (Normal kurulum mesafesinin 1/3’ si kadar) kaldırıldığında veya tam kalkık iken (Ateşe hazır durumda iken ) Horoz ile iğne arasındaki boşluğa sol elin baş parmağı ile bastırılıp, tetik sağ elin başparmağı ile yerinden kurtarılarak tetik üzerindeki parmak kaldırıldıktan sonra sol elin baş parmağı ile horozun üzerindeki baskı yavaşça kaldırılır. Horoz normal kurulum mesafesinin 2/3’ si kadar indikten sonra iğneye vurmadan durur ve böylece horoz emniyeti devreye girer.

Ateşleme iğnesi emniyeti :

Tetik sonuna kadar geriye kadar çekilmediği zaman ufak bir piston ateşleme iğnesini bloke etmekte ve yüksek bir yerden düşme gibi şiddetli darbelere maruz kalsa bile her türlü hareketi önlemektedir. Bu otomatik emniyet sadece tetik sonuna kadar çekildiğinde devre dışı kalır.

(e) Parmak Emniyeti :

Glock ve Browning model 125 te olduğu gibi parmak ucu ile tetiğe baskı uygulanmadığı sürece ve tabancanın yere düşmesinde bile horoz iğneye çarpamaz durumdadır.

(f) Kabza Emniyeti:

Avuç içi ile kabzanın arka bölgesine bastırılmadığı sürece tetik çekilse bile horozun düşmesini engellenmektedir.

5.) Şarjör :
Şarjörler genelde 5 (Beş) parçadan meydana gelmektedir.

a.) Şarjör Gövdesi b.) Şarjör Yayı c.) Gerdel d.) Şarjör Kapağı e.) Şarjör Kapak Kiliti

a)Şarjör Gövdesi: Şarjörün en büyük parçası olup Fişeklerin içine yerleştirildiği bölümdür. Gövdenin üzerinde bulunan yuvarlak deliklerden şarjörün içindeki fişek sayısını gösterir. Gövdenin üzerinde ve oval olan tarafında bulunan dikdörtgen şeklindeki delik şarjör tutma mandal yuvasıdır.

b)Şarjör Yayı: Gerdeli yukarı iterek, her fişeğin şarjör dudakları arasına tam olarak oturmasını sağlar. Şarjördeki fişeklerin rahat bir şekilde fişek yatağına sürülmesine yardımcı olan şarjör yayı genellikle çelikten yapılır ve esnek bir yapıya sahiptir.

c)Gerdel: Şarjör gövdesi içerisinde bulunan şarjör yayının uç kısmına takılan ve fişeklerin üzerine yerleştirildiği parçaya denir. Şarjördeki hareketli parçalardan biridir. Genellikle sert plastikten oluşturulmuş bir yapıya sahiptir. Üzerinde atış sırası gelen fişekler durur. Şekli gövdenin, şarjör dudaklarının ve fişek yatağının şekline göre dizayn dilmiştir.

d)Şarjör Kapağı: Şarjör yayı ve şarjör gövdesinin alt kısmında bulunan ve fişeklerin şarjör içerisinde muhafazasını sağlayan parçadır. Şarjör gövdesinin ait tarafını kapatmak için yapılmıştır. Gövdenin alt tarafında bulunan kızaklardan sürülerek takılır. Kimisinin ortasında şarjör kapak kilidinin geçmesi için yuvarlak bir delik bulunmaktadır.

e)Şarjör Kapak Kilidi: Şarjör gövdesi ve şarjör yayı ile şarjör kapağını bir arada tutan şarjörün sökülmesini ve parçaların birbirine kilitlenmesini sağlayan en küçük parçadır.

Bu konuyu yazdır

  Kaptırmatörler
Yazar: ceycey - 26-02-2024, 20:22 - Forum: Genel Silah Sohbetleri - Yorum (9)

Kaptırmatör terimini ilk kullanan Lupus'du. Üstadın kimleri kastettiğini anlayınca, hafifçe gülümsediğimi hatırlıyorum. 
Çünkü hemen hemen herkes bir kaptırmatörle tanışmış veya başından onlarla ilgili bir olay geçmiştir.
Bu terimi bilmeyenler için kaptırmatörü tanımlayalım: Karşısındaki insanın silahtan anlamadığını fark edince, silahın
özelliklerini abartılı şekilde anlatıp ya da işlem yaparak/yaptırarak süslediği silahı fahiş fiyatlara satan esnaf ya da esnaf gibi
görünen insanlardır.

Bir kaptırmasyon işlemi için gereken şartlar: Smile

1) Silahtan anlamadığı halde silah almaya gelmiş iyi niyetli, saf ama parası olan bir vatandaş
2) İyi düzenlenmiş, gösterişli bir silah dükkanı
3) Ağzı laf yapan ve saf (salak) insanı hemen tanıyan bir kaptırmatör esnaf
4) Özellikleri abartılan ya da işlemden geçmiş bir silah

Bu koşullar bir araya gelince, kaptırmasyonun gerçekleşmemesi ihtimali çok düşüktür.
Kaptırmatörlerin dükkanında kılıflar, kabza kapakları, çakılar, şarjörler vb bir sürü ürün vardır.
Bunlar kamufle için orada bulunurlar. Onların satışından kazanılan para dükkan masraflarını bile karşılamaz.
Asıl parayı, dükkana tamir edilmek üzere bırakılmış gibi gösterilen silahların satışından elde ederler.(Her birinin
mutlaka tamirci belgesi vardır.Ya da yanlarında bu belgesi olan birini çalıştırırlar.)
Ya tabancanın parasını verip, satılınca vekaleten alıcılara devrederler. Ya da konsiye olarak bırakılan tabancayı satıp,
yine vekaletle devredip aradan para alırlar.
Kar marjı inanılmaz yüksektir ve kaptırmatörler bu satışlar için 5 kuruş vergi ödemezler.
Eski forumda bu şahısların foyaları ortaya çıkartılmıştı. Forumdaki yazıların birazını okuyan bir üyenin, kaptırmatörler
tarafından dolandırılması mümkün değildi. İşte forumun olumlu işlevlerinden birisi daha!

Bu konuda şahit olduğumuz ya da duyduğumuz kaptırmatör olaylarını anlatalım. Birlikte eğleniriz Smile

Bu konuyu yazdır

  SİLAHLARINIZI HANGİ SIKLIKLA TEMİZLERSİNİZ
Yazar: Sabri - 26-02-2024, 14:34 - Forum: Bakım-Onarım - Yorum (3)

Silahlarınızı hangi sıklıkla temizlersiniz?

Değerli forumdaşlarım,

Yeni yeni silah sahibi olduğum dönemlerde, silahlarımı her atıştan sonra temizlerdim. Daha sonraları üşengeçlikten olacak atış sonrası namlu sıcakken ip harbi ile namluyu bir kaç kez silip, genel temizliği 200-300 atışta yapmaya başladım. Atış yapmasam bile senede en az iki kez silahlarımı temizler, biraz oynar, okşar silah dolabıma kaldırırım.

Forum kapanalı beri eskisi kadar atışa gitmediğimi farketttim. Bu pazar gününü kendime BANYO GÜNÜ ilan ettim, benim kızları masaya dizip birer birer temizledim:

[Resim: imageedit-35-9955026850.png]

Kinetik av tüfekleri tembeller için denir. Sadece namlu temizliği yeterli olur diye düşünülür. Gazlı tüfeklerde ise her taraf kirlenir, temizliği namlu dışında da biraz uğraştırıcı:

[Resim: imageedit-41-3690596591.png]

Üstteki resimde solda benim Ata Cy gazlı tüfeğim, gördüğünüz gibi her taraf is, pis içinde. Sağdaki Masai Mara, kinetik tüfeğim. Herne kadar kinetik az kirlenir dense de, namlu tamam, ama kubuz içinde de kirlenmeler olduğu görülüyor.

Gazlı tüfeklerin en çok kirlenen kısmı, namlu dışında piston. Ne de olsa yanan barut gazları ve kurşun artıkları önce burayı yoğun olarak kirletiyor. Geçen zaman içerisinde Çeşitli temizleyici solüsyonlar, silah yağları kullandım. Bugüne kadar kullandıklarım içinde en başarılısı bence TAC87 den aldığım OTİS CLP oldu.

[Resim: imageedit-39-8055137876.png]

Üstteki resimde benim Beretta 1301 TAC gaz pistonu solda temizlenmeden önce, sağda Otis CLP ile temizlendikten sonraki halini görüyorsunuz. Çok ovalamadan, fırçalamadan hem barut gazı artıkları hem de inatçı kurşun arıklarından temizlenip pırıl pırıl olduğunu söyleyebilirim.

[Resim: imageedit-33-6991226203.png]

Namlunun arkasında kalsa bile sürgü de barut gazlarından etkilenip kirleniyor.

En zor temizlik namluda. Ben önce mekanik temizlik için bakır tel harbi üzerine alüminyum (aslıda çelik yünü) mutfak teli sarıp, bir güzel harbi ile git gel temizlik yapıyorum. Bazıları gibi pratik ve hızlı bir yöntem olmasına rağmen matkap kullanmadım hiç. Mekanik temizlikten sonra silah yağlarım ile kimyasal temizlik yapıyorum (Bore cleaner da kullanmadım). Son aşamada namluyu kuruluyorum. Üstteki resimde sağda, mekanik temizlik sonrası bir yivsiz tüfek namlusu içinden çıkan kurşun artıkları.

Şu resimde namlu temizliği sonrası namlunun içi:

[Resim: imageedit-23-3065970845.jpg] 

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır misali, sizlerinde silah temizlik alışkanlıklarınızı öğrenmek, hepimize bir şeyler öğretecektir. Yazmaya çekinmeyin. Haydi kolay gelsin...

Bu konuyu yazdır

  Revolverlerde Namlu Uzunluğu ve Çıkış Hızı
Yazar: ceycey - 26-02-2024, 00:59 - Forum: Genel Toplu Tabanca Konuları - Yorum (2)

Üstat Lupus'un 21.2.2009 tarihli yazısı:

Revolverlerde Namlu Uzunluğu ve Çıkış Hızı

Aşağıda farklı mühimmatlarla elde edilen çıkış hızlarını görüyorsunuz:

S&W mod. 60, 2 inch barrel—854 fps (256 ft. lbs.)
S&W mod. 66, 2.5 inch barrel—871 fps (266 ft. lbs.)
Ruger SP101, 3 inch barrel—930 fps (303 ft. lbs.)
S&W Mt. Gun, 4 inch barrel—979 fps (336 ft. lbs.)

S&W mod. 60, 2 inch barrel—868 fps (251 ft. lbs.)
S&W mod. 66, 2.5 inch barrel—890 fps (264 ft. lbs.)
Ruger SP101, 3 inch barrel—961 fps (308 ft. lbs.)
S&W Mt. Gun, 4 inch barrel—1005 fps (336 ft. lbs.)

S&W mod. 60, 2 inch barrel—921 fps (235 ft. lbs.)
S&W mod. 66, 2.5 inch barrel—938 fps (244 ft. lbs.)
Ruger SP101, 3 inch barrel—1019 fps (288 ft. lbs.)
S&W Mt. Gun, 4 inch barrel—1078 fps (322 ft. lbs.)
1. 3 inch S&W J frame

a. Item 19A/20-180gr. Hard cast LFN = 1302 fps
b. Item 19B/20-170gr. JHC (jacketed hollow cavity) = 1299 fps
c. Item 19C/20-158gr. Speer Uni Core = 1398 fps
d. Item 19D/20-125gr. Speer Uni Core = 1476 fps

2. 4 inch S&W L frame Mt. Gun

a. Item 19A/20-180gr. Hard cast LFN = 1375 fps
b. Item 19B/20-170gr JHC = 1411 fps
c. Item 19C/20-158gr. Speer Uni Core = 1485 fps
d. Item 19D/20-125gr. Speer Uni Core = 1603 fps

3. 5 inch S&W model 27

a. Item 19A/20-180gr. Hard Cast =1398 fps
b. Item 19B/20-170gr. JHC = 1380 fps
c. Item 19C/20-158gr. Speer Uni Core = 1457 fps
d. Item 19D/20-125gr. Speer Uni Core = 1543 fps

4. 6 inch Ruger GP 100

a. Item 19D/20-125gr. Speer Uni Core = 1707 fps

5. 18.5 inch Marlin 1894

a. Item 19A/20-180gr. Hard Cast = 1851 fps
b. Item 19B/20-170gr. JHC = 1860 fps
c. Item 19C/20-158gr. Speer Uni Core = 2153 fps-

S&W mod. 340PD 1-7/8 inch barrel—1,015 fps (361 ft. lbs.)
S&W mod. 66 2-½-inch barrel—1,097 fps (422 ft. lbs.)
S&W mod. 65 3-inch barrel—1,172 fps (481 ft. lbs.)
S&W Mt. Gun 4-inch barrel—1,232 fps (532 ft. lbs.)
Colt Python 6-inch barrel—1,198 fps (503 ft. lbs.)

S&W mod. 340PD 1-7/8 inch barrel— 1,109 fps (341 ft. lbs.)
S&W mod. 66 2-½-inch barrels—1,225 fps (416 ft. lbs.)
S&W mod. 65 3-inch barrels— 1,322 fps (485 ft. lbs.)
S&W Mt. Gun 4-inch barrel— 1,445 fps (579 ft. lbs.)
Colt Python 6-inch barrel— 1,388 fps (535 ft. lbs.)

Aşağıdaki listede ilk rakamlar namlu uzunluklarıdır.
Diğer rakamlar da faklı mühimmatlar, aynı namlulardan elde edilen çıkış hızlarıdır.
Kullanılan mühimmatlar sırası ile;
Cor Bon 110 gr.JHP / Cor Bon125 gr.JHP / Cor Bon 140 gr. JHP / Cor Bon 125 gr.DPX Federal 125 gr.JHP / Federal 158 gr.JHP / Federal 130 gr.Hydra-Shok JHP / Federal 158gr. Hydra-Shok JHP



18" :1718 2113 1941 1936 2072 1719 2017 1721
17" :1686 2067 1947 1907 2026 1689 2009 1712
16" :1790 2119 2004 1946 2051 1739 2044 1741
15" :1728 2069 1942 1915 2032 1708 2012 1718
14" :1691 2054 1933 1897 2017 1732 1993 1715
13" :1682 2024 1916 1885 1979 1674 1984 1687
12" :1725 1994 1851 1858 1945 1654 1934 1679
11" :1667 1978 1814 1831 1973 1643 1922 1671
10" :1619 1943 1802 1804 1943 1630 1922 1638
9" . :1615 1901 1745 1779 1881 1563 1812 1586
8" . :1600 1851 1717 1728 1817 1570 1810 1593
7" . :1578 1784 1671 1682 1784 1516 1765 1536
6" . :1461 1715 1580 1648 1702 1465 1662 1485
5" .:1377 1614 1493 1552 1571 1373 1586 1402
4" .:1286 1496 1394 1471 1511 1293 1453 1332
3" .:1109 1257 1172 1271 1255 1102 1194 1122
2" . :928 904 911 1050 949 858 919 914


İki farklı markanın benzer modellerinde,
Yukarıda listelenmiş mühimmatlar kullanılarak elde edilmiş hızlar;

Colt Python :1278, 1373, 1186, 1314, 1376, 1175, 1387, 1153

S&W.... 686 :1351, 1477, 1284, 1438, 1436, 1246, 1452, 1248


Diğer yandan, Türkiye şartlarında yasal olarak JHP olmasa da, en azından soft point mühimmat kullanabileceğiniz tek platform revolverlerdir. Kalibresi ne olursa olsun yarı otomatiklerde FMJ mühimmata mahkum olunduğu düşünülürse, hedefteki etkinlik ve tahribat kapasitesi açısından değerlendirildiğinde, savunma amaçlı kullanımlarda 158 grain .357 magnum ile doldurulmuş, 2.5 '' namlulu bir revolver bile ülkemiz şartlarında tartışmasız bir şekilde her türlü yarı otomatiğin bir adım önündedir...


Diğer yandan, savunma amaçlı kullanılacak bir tabancada, revolver tercih edilmesinin çok daha farklı nedenleri de vardır. Revolverler sanıldığının aksine, yarı otomatiklerden çok daha güvenli tabancalardır. Hiç bir yarı otomatikte, şarjörü çıkardığınızda, başka hiç bir ameliye icra etmeden atım yatağı güvenliğinden emin olamazsınız. Mutlaka sürgüyü de şarj ederek, gözle atım yatağını kontrol etmeniz gereklidir. Bir revolverde ise, şarjör görevi gören silindiri açtığınız anda, silahın atım yatağını kontrol etmeyi bırakın, namludan ve silahtan atım yatağını ayırmış olursunuz...


Revolverde, stres altında vasat bir atıcının elini ayağına dolayacak hiç bir ayrıntı veya ameliye yoktur. Sadece tetiği çekersiniz ve güne mutlu bir şekilde başlarsınız...Buna rağmen, uzun çift hareketli tetik yolları, iç güvenlik elemanları ile, sanıldığının aksine revolverler kazara ve kontrolsüz bir şekilde patlatılması en zor tabancalardan birisidir. Diğer yandan, çift hareketli tetik yolları uzun olmasına rağmen, vasat düzeydeki bir atıcının bile savunma mesafelerinde isabetli ve kararlı vuruşlar yapabilmesini sağlayacak kadar yumuşak, akıcıdır. Eğer elinizde bir SW revolveri varsa, tetik sertliğinin isteğinize göre ayarlanabilmesi de önemli bir artıdır...Savunma amaçlı taktik kullanımlar için oldukça değişken bir çift tetik çekişi sunan revolverlerde, hedefe puan atışı yapmak veya herhangi bir hedefe hassas atış yapmak istediğinizde ise arzu ederseniz sadece tek hareketli tetikle, dokunmatik bir hedef tetiği konforu da yaşayabilirsiniz. Bir revolveri en azından kendini etkili bir şekilde koruyabilecek şekilde hakkını vererek kullanabilmek için, doğru bir teorik eğitimi müteakiben 300-500 civarında fişekle yapılacak yeterli olabilecekken, herhangi bir yarı otomatiği aynı şekilde hakkını vererek kullanabilmek için en az 1000 civarında fişekle planlı ve programlı eğitim yapmak gerekmektedir.


Eğer elinizde .357 / .38 kalibrede bir revolver varsa, ekstra bir namlu ve kalibre için, ikinci bir harç ödemeden, iki farklı kalibre ve mühimmat kullanabilmenin avantajını yaşarsınız. Poligonda .38 ' lik ile kendinizi yormadan keyif sürer, sokağa veya ava çıktığınızda, soft point çekirdekli .357 magnumun gücünün sağladığı güveni yaşarsınız. Kalibredeki bu değişkenlik, bayan atıcılar için de bulunmaz bir nimettir.


Uzun lafın kısası, kaliteli bir 2.5'' .357 / 38 revolveri tercih etmek için sanıldığından çok daha fazla neden vardır...
Özellikle de yurdum şartlarında...

Bu konuyu yazdır

  Ölçü birimleri olarak MOA ve MIL
Yazar: SSSalih - 25-02-2024, 20:02 - Forum: Optik - Yorum Yok

Günümüz uzak mesafe atıcılığında dürbünlerin kulelerinde gördüğümüz bu değerler, kulenin her bir klik hareketinde dürbün kasası içindeki tüpü gerek sıfırlama, gerek mesafe arttıkça çekirdeğin oluşturduğu parabolik eğrideki düşmenin fazla olması, dolayısı düşeydeki vuruş noktasının dürbünün görüş alanının dışına çıkması nedeniyle yukarı kaldırırken kaç klik gitmemiz gerektiği hususunda bize kılavuzluk eden, temelde dairenin dilimlere bölünmesi prensibinden faydalandığımız değerlerdir. Aradaki fark, dairenin bu dilimlere hangi prensiple bölüneceği hususunda yorum farkından ortaya çıkar.

MOA- Minute of Angle:
Emperyal ölçüm sistemini, diğer bir değişle yard, inç gibi ölçüleri kullanan ülkelerin uzun mesafe atıcılıkta başvurduğu bir ölçümlendirme birimidir.
Sümer-Babil sayı sisteminin kullandığı 60 lık taban günümüzde halen kullanılmaya devam etmektedir. Buna göre bir tam daire 360 derecedir, ve her bir derece de 60 dakikadır. O halde bir tam daire 21600 dakikalık daire dilimlerine bölünmüştür ki bu 1/60 derecelik her bir açısal dakika ” 1 Minute of Angle”, kısaltılmış olarak da ” 1 MOA” şeklinde tanımlanır.

[Resim: a.png]


Dairenin merkezinden 1 derecelik açıyla çizdiğimiz her bir pasta diliminde, bu bir derecenin gördüğü yayın uzunluğu çap uzayıp makas açıldıkça doğal olarak büyüyecektir. Geometrik çember yayını, merkez açıyla üçgen oluşturacak bir doğru olarak varsaydığımızda bu doğrunun uzunluğu her bir derece için 100 yardda 62,83 inç olacaktır. Bu değeri 60 a bölüp, atıcıyı da dairenin merkezine yerleştirdiğinizde, atıcının her bir dakikalık açısal hareketi, 100 yardda 1,047 inçlik, yuvarlanmış haliyle 1 inçlik kaymaya sebebiyet verir. Lakin batıda ”Atıcının MOA’sı” dedikleri bu yuvarlanmış değer, 1000 yard ve ötesinde sapmalara neden olacağından ondalık değeri baz almakta fayda vardır.

[Resim: b.jpg]

Bu değeri 100 yard harici mesafelerdeki hedefler için hesaplamak gerekirse, 1,047 x mesafe / 100 şeklinde formüle ederiz. Atıcı, sıfırlama, çekirdeğin düşüşü,vuruş noktası ( point of impact) ile nişan noktası (point of aim) farkı, hedefin büyüklüğü vs.. konularda MOA nın kendisini ölçek olarak alır ve çekirdeğin hedefe olan parabolik yolculuğunu ölçümleyip anlamlandırabilme çabasında insan beynine verileri bu değerle sunar. 100 yardda 4 MOA dört inç eder, veya 400 yardda 1 MOA dört inç eder gibi. Veya, optik nişangahların içindeki kırmızı nokta 1 moa ise 100 yardda 1 inçlik hedefi örter, 1/4 MOA klik hareketi olan bir dürbünde, her bir klikte 100 yardda 1/4 inçlik vuruş noktası değişimi olur gibi.

[Resim: c.jpg]

1/4 MOA hassasiyetindeki bir dürbün kulesi


1/4 MOA klik hareketi olan bir dürbünün ileri geri her klikte 100 yard=91,44 mesafede 1/4 inç=63mm gibi bir mekanik hassasiyet ve istikrarı sergileyebilme yeteneği, kaliteli bir dürbünün neden tüfekten pahalı olabildiği sorusunun da cevabı oluyor.

MILS-MRAD- Miliradyan:
Geometride 1 metre yarıçapı olan bir çemberde 1 metrelik yayı gören merkez açı bir radyandır. Açıları yay uzunluğuna göre ölçme fikrinden doğan radyan ölçü birimine göre, 1 radyan yaklaşık 57,2958 dereceye karşılık gelir. 1 Radyan da onluk sistemde 1000 parçaya bölündüğünde 1 miliradyan eder. Dolayısı ile 360 derecelik bir çember ise 6283,185 miliradyanlık değere karşılık gelir.

[Resim: d.jpg]


Bu hesaba göre 1 miliradyan 1000 yardda 1 yard, 1000 metrede 1 metreye karşılık gelir. Metrik veya emperyal sistemden bağımsız her iki sisteme de 1-1000 ölçeğini vermesi miliradyan ölçü birimini avantajlı kılar.
Bununla birlikte daire merkezindeki atıcının 1 miliradyanlık hareketi hedefte büyük kaymalara neden olacağından, atıcı bu bir miliradyanı 10’a bölerek 1/10 mrad’lık klik hareketi ile daha hassas değerleri yakalar. 0,1 mrad 1000 metrede 10 cm ‘e, 100 metrede ise 1 cm’e karşılık gelir.

[Resim: e.jpg]
1/10 MIL hassasiyetinde dürbünün kule kapakları


1 Miliradyan’ı 1 MOA’ya çevirirken 3,43 sayısı ile çarpar, ters yöndeki bir dönüşümde ise doğal olarak aynı değere böleriz.


Hangi ölçümlendirmenin diğerine göre ve hangi noktada avantajlı olduğu hususunda görüş ayrılıkları olsa da kişisel tercihlerin ötesinde birbirlerine üstünlük sağlayamamışlardır. Bu da dürbün üreticilerini her iki sisteme göre ürün çeşitlendirme yoluna götürmektedir.

Saygılarımla...
Sayg

Bu konuyu yazdır

  CANİK STORE ANKARA
Yazar: Osman Ortaç - 25-02-2024, 19:04 - Forum: Yurt Savunma - Yorum (1)

Bu konuyu yazdır

  SARSILMAZ SAR 9 AİLESİ
Yazar: Osman Ortaç - 25-02-2024, 19:02 - Forum: Sarsılmaz - Yorum Yok

Bu konuyu yazdır

  İDEF 2023 İZLENİMLERİ HUĞLU
Yazar: Osman Ortaç - 25-02-2024, 18:59 - Forum: Fuar,Buluşma,Etkinlik,Anı - Yorum Yok

Bu konuyu yazdır

  ATEŞLİ SİLAHLARIN TARİHÇESİ
Yazar: ceycey - 25-02-2024, 15:14 - Forum: Genel Silah Sohbetleri - Yorum Yok

Üstat xlcod3r'ın   7.12.2008 tarihli derlemesi: (Resimler tarafımca eklenmiştir.)

ATEŞLİ SİLAHLARIN TARİHÇESİ

Ateşli silahlar tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlandıktan sonra yaralanma ve ölüm nedenleri arasında önemli bir yer tutmuştur. Ateşli silahlarla ilgili her türlü kriminal olayın aydınlatılmasında çeşitli yöntemler kullanılmaya başlanmış, bu yöntemlerin geliştirilmesi ile balistik bilimi ortaya çıkmıştır.

I-Ateşli Silahların Tarihçesi:
Barut: Ateşli silahların tarihi barutun keşfi ile başlar. Ancak barutu kimin ve ne zaman keşfettiği bilinmemektedir. Prof.J.K.Partington milattan sonra bin yıllarından önce Çinlilerin güherçile esaslı barut kullandıklarını bildirmekte ise de 12. yy’da İspanya’da Müslüman Endülüslerin kolayca tutuşabilen tozlarla uğraştığı göz önüne alındığında bu tozların Çin’e Kuzey Afrika üzerinden müslüman tüccarlar tarafından götürüldükleri görüşü daha ağır basmaktadır. Çin’de barut hakkındaki ilk yazılı belgeye bu tarihten sonra rastlanmıştır. 1776 yılında Doğu Hindistan Şirketi tarafından eski Sankritçe yazılarının çevrilmesi ile barutun Hindistan’da beşyüzyıldır bilindiği ortaya çıkmıştır. Tüm tartışmalara rağmen barutun önce kimler tarafından bulunduğu ve hangi amaçla kullanıldığı tam olarak açıklanamamıştır.

Karabarut: İnsanlığın bildiği en eski patlayıcı, karabaruttur. 13. yy’dan beri Avrupa’da bilinmekte ve kullanılmaktadır. O zamanlarda %15 mangal kömürü, %10 kükürt ve %75 güherçile (potasyum nitrat) karışımından oluşmaktaydı. Amerika Birleşik Devletleri’nde ilk kullanılan barut %15,6 kömür, %10,4 kükürt ve %74 güherçile içeren karışımdı. Bu tür barutta güherçile yanıcı, kömür ve kükürt ise yakıcıdır. Kapalı yerde çabuk yanıyor ve patlıyordu. Bu karışım 16. yy ortalarına kadar ‘’Serpentine’’, bu tarihten sonra ‘’Corned’’ olarak biliniyordu. Bu toz birden patlayarak sıklıkla kazalara sebebiyet veriyordu. Karabarutun birçok modifiye edilmiş şekilleri geliştirildi.

Dumansız Barut: Karabarut fazla duman çıkarması ve artık oluşturması sebebiyle yerini dumansız baruta bırakmıştır. Tek veya çift bazlı olabilir. Dumansız barutun temel maddesi nitroselülözdür. Tek bazlı türünde baz nitroselülöz, çift bazlı türünde baz nitroselülöz ve nitrogliserindir. Nitroselülöz uygun çözücülerle homojen katı bir maddeye dönüştüğü zaman sadece yüzeyel olarak yanar ve ani patlama göstermez. İtici etkisinden dolayı tercih sebebi olmasına yol açmıştır. Nitroselülözün üretiminde ilk adım nitrik asit ile selülöz elyafın birleştirilmesidir. Bu şekilde meydana gelen selülöz nitrat, karbon monoksit, karbondioksit, nitrojen, hidrojen ve buhar meydana getiren patlayıcı bir maddedir. Dumansız barutlu silah ateşlendiğinde yara etrafındaki is’in rengi daha az dikkat çekicidir. Yandığı zaman hacminin 900-1000 misli patlama gazı meydana getirir. Tarihi açıdan dumansız barut ilk önce av tüfekleri için geliştirilmiştir. Harrison’a göre dumansız barutun av tüfeklerinde ilk defa başarılı bir şekilde kullanımı 1864’de Prusya Ordusunda Yüzbaşı E.Schultze tarafından gerçekleştirilmiştir. Berg ise, ilk kullanımın Fransa‘da 1884’de M.Vieille’ye ait olduğunu söylemektedir. Bundan 3 yıl sonra Alfred Nobel, %40 nitrogliserin ve %60 nitroselülöz birleşimi ile birlikte ‘’Ballistite’’ diye adlandırılan dumansız barutu icat etmiştir. Bundan sonra seri halde kısa namlulu silahlar yapılmaya başlanmıştır. Tüm bunların yanında yarı dumansız baruttanda söz edilebilir. Genellikle %85 karabarut ile %15 dumansız barutun karışımıdır ..

1900’lü yıllara gelince çoğu askeri tüfeklerde dumansız barut kullanılmaktaydı. Amerika Birleşik Devletleri’nde E.I.duPont deNemours Şirketi başlıca dumansız barut imalatçısıydı. Onların imal ettiği barutlarda esası teşkil eden madde sadece nitroselülözdü. 20. yy’ın başlarında Hercules Barut Şirketi, nitrogliserin ve nitroselülözden oluşan çift bazlı dumansız barutu imal etti. Dumansız barut giderek yaygın bir şekilde kullanılmaya başladı. Bunun nedeni dışardan ilave bir oksijen gereksinimi olmaksızın, silahın bir bölümünde yanmasına olanak sağlayacak yeterli oksijeni, bunun bileşenlerinin ihtiva etmesiydi. Silah içinde barut tutuşturulduğunda, oluşan ısı ve gaz, basıncı arttırarak daha fazla ısı, yanma ve patlamaya yol açıyordu. Tarihsel olarak gelişimini ve etkisini arttıran baruta benzer şekilde, ateşli silahlarda da bir aşama görülmüştür. Bu aşamalar daha çok ateşleme sistemlerinde, namlular ve mermilerde gerçekleştirilmiştir.


A-Ateşleme Sistemleri:

*El topu (14.yy): Büyük toplarda kullanılan sistem daha küçültülmüş ve elde taşınabilir kaba silah şeklinde kullanılmaya başlanmıştır. Bunlar basitçe bir ucu açık demir veya pirinçten yapılı borulardan oluşuyordu. Kapalı ucunda bir deliği vardı. Bu
boruların uzunluğu 23cm. Civarındaydı. El topunun ateşlenmesi için yanan bir çubuk, akkor haline getirilmiş demir parçası veya bir kor parçası kullanılmıştır.

[Resim: WKz-Y9h-Yd7-Ob-G8zls-637235782662847882.jpg]

*Kibrit ile ateşleme sistemi (1450): El toplarındaki sistem biraz daha geliştirilerek ateşleme kibrit ile sağlanmaya başlanmıştır. Bu sistem el topuna benzer özellikler taşıyan silaha özel olarak yanıcı bir cisme batırılmış kordonu, barut ile temasa getiren bir aygıt eklenmiştir. Yine bu dönemde yiv açılma işlemi uygulanmaya başlanmıştır. Yivin icadının Almanya veya Avusturya’da olup olmadığı bilinmemektedir. Fakat 1493 ile 1508 yılları arasında ilk kullanılan yivli silahların, Alman imparatoru Maximillan I’in silahları olduğu bilinmektedir.

*Tekerlekli ateşleme sistemi (1517): Johann Kiefuss adında bir Alman tarafından bulunmuş olan bu sistemde, piritten, elle kurulan bir yay vasıtası ile döndürülen, kenarı tırtıklı bir tekerlek vasıtasıyla ateşleme kabına kıvılcımlar fırlatılıyordu. Bu sistem ateşlemenin daha hızlı ve daha garantili hale getirilmiş bir şekli olmuştur.

*Çakmaklı silahlar (1550-1615): Bu tür ateşli silahlar da evre evre gelişmiştir. 1550 yıllarında ilk türlerine İskandinavya’da rastlanmıştır. Bu silahların ateşleme sisteminde tetik ile düşürülen çakmaktaşı bağlanmış bir horoz, çarpma bölümüne vurmak suretiyle ateşleme kabına kıvılcımlar fırlatırdı. Buna benzer sistemlerden İskandinav tipinde, biraz daha geliştirilmiş çarpma tablası vardı ve ateşleme kabı ile bir ünite olarak birleştirilmişti. En sonunda Fransa’da gerçekleştirilen çakmak sistemi ortaya çıkmıştır. Bu türde en önemli değişiklik ilk modellerde açıkta ve dışta olan ateşleme sisteminin, tüfeğin iç bölümüne yerleştirilmiş olmasıdır. 15. yy’ın sonları ile 16. yy’ın başlarında kavisli yivin kullanıldığına dair kanıtlar bulunmaktadır. 1577 ile 1648 yılları arasındaki dönemde yivli silahlar ilk defa askeri amaçlı olarak Danimarka’da kullanıldılar.

[Resim: u-Dt-Eefh7-Em-Eyzs-Bb-637235789582522889.jpg]

*Hazne dolumlu ateşli silahlar (1776): Ağızdan doldurulan ilkel tüfek yerine bu yılda ilk defa haznesi mermi ile doldurulan tüfekler ortaya çıkmıştır. 1776 yılında İngiliz ordusunda Ferguson markalı ve bu türde ateşli silahlar kullanılmaya başlanmıştır.

[Resim: Ij-KM8k-Bca3-KGe-FBi-637235793364541499.jpg]

*Revolver (1835): 1835’de Samuel Colt ilk revolverinin patentini almıştır. Bu ilk model revolverde top kısmında açılmış birkaç mermi yatağı, ateşlenecek mermiyi namlu hizasına getiriyordu.

[Resim: image004.jpg]

[Resim: image003.jpg]

*Makineli silah (1884): 2 Mart 1963 tarihli İngiliz Kraliyet Cemiyeti’nin kayıtlarına göre, yarı otomatik silahların prensipleri İngilizler tarafından bulundu. Bununla birlikte yarı otomatik silahların geliştirilmesi 1881 ile 1883 yılları arasında bir Amerikalı olan Hiram Maxim tarafından yapıldı. Amerika Birleşik Devletlerinde, Hiram Maxim tetik basılı kaldığı ve şarjörde mermi bulunduğu sürece silahın geri tepmesi ile dolumu sağlayan ve ateşe devam eden ilk makineli silahı meydana getirmiştir. Bu buluş, savaşlarda oldukça büyük etkiler yapmıştır.

[Resim: archive.jpg]

*Otomatik tabanca (1892): Bu tür tabancalara yarı otomatik veya kendiliğinden dolan tabancalar ismi de verilebilir. Her atış için tetiğe ayrı olarak basmak gerekmektedir. Bu tür ilk ateşli silahlar Avusturya’da Schonberger tarafından imal edilmiştir. Ticari olarak ilk başarılı yarı otomatik tabanca Amerikalı Borchard tarafından 1892’de üretilmiştir.


[Resim: Laumann1892.jpg]

B-Mermilerdeki Gelişme:
İlk mermi (1575): Merminin ilk şekli bugünkü mermilerle pek az benzerlik göstermiştir. Temel olarak, mermi çekirdeği ve yeterli ölçüde barutu içeren bir kâğıt paket şeklinde kullanılmıştır. Bu sistemin avantajı, ateşli silahı doldurmada çabukluk sağlanmış olması ve taşıma işlemi esnasında barut kaybının önlenmesiydi. Daha iyi vuruş gücü ve etkinlik elde etmek için küresel mermi modern mermilere benzeyecek şekilde uzatılarak ağırlık ve vuruş gücü arttırılmıştır.

*Vurma sistemi (1807): Bu sistemi bir İskoç papazı olan Alexander J.Forsyth geliştirmiştir. Bu sistemde patlama özelliği taşıyan bileşikler ince parçalar haline getirilir ve bunlara çarpan bir horoz, bu bileşikleri patlatarak barutu ateşlerdi.

*Çarpma kapsülü (1814): Philadelphia’lı Joshua Shaw, Forsyth prensiplerini kullanarak çarpma kapsülünü geliştirmiştir. Bu kapsülde patlayıcı bir bileşik bulunuyordu. Bu sistem dolma tüfekler için en çok kullanılan ateşleme sistemi olmuştur.

*İğne vuruşu ile ateşlenen mermi (1836): Bu tip mermi Fransa’da Lefaucheux tarafından geliştirilmiştir. Çıkıntılı bir iğne, buna çarpan horoz etkisiyle ateşleme karışımının olduğu kısma girerek, kovanda ateşlemeyi sağlardı. Bu tip mermi, mermi çekirdeği, barut ve ateşleyicinin hepsini bir tek mermide taşıyan ilk mermi modeli olmuştur.

*Çevresel vuruşlu mermi (1845): Fransa’da Flobert tarafından geliştirilmiştir. Bu kovanda ilk ateşleyici bileşiği, merminin arka bölümünde ve çevresinde boş olarak düzenlenmiş kenar kısmına konur. Ateşleme iğnesi veya horozun bu bölüme çarpması sonucunda barutun ateşlenmesi sağlanırdı.

*Merkezi vuruşlu mermi (1858): Bu mermi türünü Morse geliştirmiştir. Ateşleyici taşıyan kapsül merminin arka bölümünde yer alır. Bu kapsüle iğnenin çarpması sonucu kapsül içindeki ateşleyici, barutun ateşlenmesini sağlar. Gerek çevresel vuruşlu mermiler, gerekse merkezi vuruşlu mermiler bugün modern silahların standardı olarak kullanılmaktadırlar.

C-Namlulardaki Gelişme:

Bir ateşli silahın imalat işlemleri sırasında sert bir çelik çubuk, çelik bir namlu haline getirilmek için bir uçtan diğer uca kadar delinir. Ardından namlunun iç tarafı ateşleme işlemi denilen çevrilme ile tam olarak düz hale getirilir. Yivsiz namlu, bu şekilde yapılır ve yuvarlak, küresel kurşun bir mermi bu namludan ateşlenebilir. Bu silahın en büyük dezavantajı kullanılan küresel mermi namlu çapında olsa bile namluya tam olarak uymaz. Yanan barutla oluşan basınçlı gazların önemli bir kısmı küresel merminin kenarlarından ön tarafa geçerek silahın etkinliğini azaltır. 
16. yy.da savaşan askerler açısından namlu ağzından silahın doldurulması işleminin kısa bir süre sonra pratik olmadığı görüldü. Bu nedenle namlunun dip kısmından doldurulabilen ve birkaç defa ateşlenebilen silahların yapımına girişildi. Bu sistemde ayrı bölümler önce dolduruluyordu. Daha sonra bu kısım namlu dibine yerleştiriliyordu. Namlu dibinden doldurma konusunda yapılan çalışmalar, bir eksen etrafına yerleştirilen birkaç namludan oluşan bir silahın yapımına yol açtı. 18. yy’ın erken ve orta dönemlerinde savunma için kullanılan bu silahlar heybetli görünümde olan el silahları idi. Bu silahlar 14gr. veya daha fazla ağırlıkta olan bir mermiyi atabilen 15-20cm. Uzunluğunda bir namluya sahiptiler. Bu el silahlarının ilkinde ilk atıştan sonra namlu kısmı el ile döndürülerek daha sonraki atışlar için aşağıdaki dolu bir namlunun pozisyonuna getiriliyordu. Üst üste bir çift namlunun bulunması, ayrı ayrı ve yeniden doldurmaksızın dört atışın yapılmasına olanak sağlıyordu. 
Orta çağda, 15 veya daha fazla namlusu olan birkaç silah yapıldı. Bununla birlikte bu silahların çoğunda namlu sayısı altıdan azdı. Bunların çoğunda modern tek veya çift namlulu silahların çapının yaklaşık olarak, yarısı kadar olan bir namlu çapı bulunuyordu. Çok sayıda namlusu bulunan bu eski silahlara günümüzde ‘’Pepperbox” denilmektedir. Yanan barutun basınç etkisinden daha fazla yararlanmak için namlunun boyu uzatılmıştır. Ancak burada da bazı komplikasyonlarla karşılaşılmıştır. Mermi taklalar atarak çabucak hızını kaybetmiş ve uzun namlulu silah kullanışsız duruma düşmüştür.
Namlulardaki en büyük gelişme namlu içine yiv ve setlerin açılması ile oluşmuştur. İlk kayıtlara 1450 ile 1500 yılları arasında rastlanmıştır. Almanya ile Avusturya’dan çıkarak yayıldığı görülmüştür. Yaygın olarak kullanımı seneler sonra gerçekleşmiş ve şekilleri değişerek günümüze kadar gelmiştir. Böylece mermi, kat ettiği yolun büyük çoğunluğu boyunca takla atmadan ve sallanmadan yol almaya başlamıştır. Merminin kendi çevresinde dönüşü, namlu uzunluğundan bağımsız olarak uzun mesafelerde bile mermiye etkinlik kazandırmıştır. 
Namlu içindeki yivler, şu anda genellikle namlunun içerisine bir kere de spiral oluklar açan bir matkap aracılığı ile yapılmaktadır. İşlem sırasında çelik namlunun içerisindeki çok küçük sert parçalar matkabın kesici ucuna zarar vermekte ve bu zararın oluşturduğu iz, bu namlu içerisindeki tüm yiv boyunca devam etmektedir. Böylece her yiv oluğu, içerisinde matkabın kesici ucuna uyan bir dizi iz oluşturur. Bu izler matkabın her kullanılışında değişmekte, ayrıca aynı namlu içerisindeki her yivde de değişmektedir. Bu nedenle aynı imalatçı tarafından üretilen iki silah namlusundaki izlerin şeklinin aynı olması mümkün değildir. Böyle bir namludan geçen merminin yüzeyinde karakteristik çizgiler oluşacaktır. 
Çeşitli gelişmeler sonucunda silahlar, 18. yy’ın son yarısında fonksiyonel açıdan en yüksek duruma ulaştılar. Daha eski modellerde namluların birleştiği kısmın her atışta el ile döndürme zorunluluğu bulunmakta ise de, 1830 yılında Londra’lı Joseph Land’ın çalışması sonucunda namluların birleşme yerinin döndürülmesi işlemi mekanik hale getirildi. Bu Pepperbox silahlarının dezavantajı, tetik çekildiğinde namlunun otomatik olarak dönmesinin yanı sıra horozunun kalkarak, hedefin görülmesini zorlaştırmasıydı. 
Samuel Colt 1835 yılında nişan alma sorununu çözdü. Colt, bölümler ihtiva eden, silindiri bulunan ancak silahın namlusunun sabit kaldığı bir tabanca (revolver) geliştirdi. Samuel Colt bunu, silindiri döndüren ve her atıştan sonra aynı hizada kilitlenen bir iç mekanizma geliştirerek sağladı. En büyük dezavantajı silindirin önünden, her bölümün barut ve mermi ile doldurulmasıydı. Arka tarafta her bir bölümün baş kısmında küçük bir kapsül yer alıyordu. Bu yapı da işlemi yavaşlatıyordu. Pepperbox tipindeki ilk Fransız revolveri 1851 yılında yapılan Lefaucheux idi. Yapımından hemen sonra arkadan doldurulan mermilerle birlikte birçok revolver ortaya çıktı. 
1900’lü yıllarda en fazla gelişimi bu toplu tabancalar (revolver) gösterdi. Bundan sonraki gelişimleri ise pek fazla değildi. Manufrance gibi 0.25 kalibrelik otomatik silahlar ortaya çıktı. I. Dünya Savaşı’ndan önce Colt 0.45 modeli ve Luger gibi daha geliştirilmiş silahlardan bazıları yapıldı. İkinci dünya savaşından sonra keşfedilen ve silahların namlu ucuna takılan susturucu (silencer) denilen alet patlamanın sesini hafifletmiş; ancak, atış mesafesi tayinini güçleştirmiştir.

Derleme yazıdır. Forum için hazırlanmıştır

Bu konuyu yazdır