Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 1,327
» Son Üye barisyilmaz96
» Toplam Konular 952
» Toplam Yorumlar 6,001

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Şu anda 83 aktif kullanıcı var.
» (0 Üye - 79 Ziyaretçi)
Bing, Facebook, Google, Twitter

Son Yazılanlar
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
Dün, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 199
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,758
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,623
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 480
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 949
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 247
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 388
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,233
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 485
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 534
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,928
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 288
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 299
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,957

 
  POMPALI
Yazar: Sabri - 24-02-2024, 09:14 - Forum: Av Tüfekleri - Yorum Yok

S. Alper Erdem Üstad'tan alıntıdır.

POMPALI

Zevkler ve renkler münakaşa edilemez... Kişi neyi kendine yakın buluyorsa ona yaklaşacaktır.

Meraklı olup silah mekanizma çeşitlerini izleyip kullanmak isteyenler tabiatıyla her çeşit tüfekten almak isteyeceklerdir...

Yoklukta, zorunlukta av merakını, kişiler su borusundan yapma ağızdan dolma tüfeklerle dahi giderebilirler. Bundan kırk yıl önce neredeyse büyük çoğunluğumuzun av silahı tek kırmalardı... Domuz avında yaralı hayvanın önüden kaçarken yere düşüp o sırada
tüfeğini açıp dolduran avcılar biliyorum...

Ama, yeterli para mevcut, alınacak yalnızca tek bir tüfek varsa... Bu yaşlı ağabeyinize ne kadar inanırsınız bilemem ama, bu "Pompalı" değildir...

Pompalı, Amerikan kültür saldırısının bize hediye ettiği bir silah türüdür...

Elle dolum yapıldığı için arıza vermeyeceği düşünülür... Ancak gerçekte öyle değildir... Atım yatağında sıkışmış bir boş fişeği silahı sökseniz dahi tehlikesiz biçimde alamazsınız...

Bunun yanında...

Filmlerde gördüğümüz esas oğlanlar tüfeği devamlı ayakta atış durumunda kullanırlar... Kuş avında, trap, skeette de öyledir....

Ama bir de yere yatıp yuvarlandığınızı, bu sırada kovan atma açıklığı düşeye bakar durumda pompalayıp tüfeği doldurduğunuzu düşünün...

Hazneden fırlayan fişek namluya değil, "Şak"!... Yere düşecektir... Domuz avında halinizi artık bir düşünüverin...

Evinizde yanınızda pompalınız, uykudan bir gürültüyle uyandınız... Belli ki bir tehlike var... Üstelik zebellah gibi karşınızda... Tüfeğinizi kaptınız, pompalayıp namluyu doldurmaya çalışıyorsunuz... Velakin el kundağı sanki çiviyle çaklmış gibi... Geri gitmiyor...Karşıdaki
silahtan ürküp kendininkini ateşliyor... Gittiniz... Niyazi oldunuz... Olay yerine sonradan gelen güvenlik ekibi uzmanı şöyle diyor;
"Vatandaş pompalısınn atım yatağını boşaltmış, ancak hazne dolu... Muhtemelen kullanmağı düşünmüş ancak horoz kuruluyken pompa yapmak için sürgü kilidini açmak gerektiği o korkuyla aklına getirememiş... Yazık olmuş"...

Bu kere avdasınız... Domuz da olabilir kuş da... Attınız vuramadınız... Pompaladınız tetiğe asıldınız..."Tık"!... Tüfek patlamadı... Ne oldu... Aceleyle el  kundağını tam geri çekemediniz, kovan gitti ama atım yatağına fişek süremediniz... "Tık"!... Düşen tetiğin nahoş sesi...

Gene avdasınız... Attınız vuramadınız... Pür hışım el kundağını geri alıp boş kovanı attınız acele kapatıp tetiği çektiniz... E, gene "Tık"!...

Ne oldu... Bu sefer aceleden kapağı tam kapatamadınız... İyi ki kuş avındasınız...

Bunlar pompalı kullanımında akla gelen öncelikli mahzurlar... Yavaş pompalamayla atılamıyan boş kovanlar da işin daniskası...

Halbuki otomatik bir tüfek bu mahzurların tamamından azade, tüm işleri sizin için kendisi yapıyor... Onun için geliştirilmiş... Kuş avına meraklıysanız en iyisi çifte... Ülkemizde her bütçeye uygun kullanılabilecek  markalar var...

Avantajlı tarafarı yok mu pompalıların...

Olmaz mı...

El kundağından şöyle sıkıca tutup silkeleyerek tüfeği kurup doldurabilirsiniz... Seyredenler hayran olacaktır...

Namludaki fişeği bir başka doluyla değiştirmek istediniz... Tetik üstte, kovan atım açıklığı altta olacak şekilde pompalayın... Hem namludaki hem de hazneden fırlayanın ikisi birden aşağı düşecektir... Tüfeği normal tutuşa getirin... Fişeğinizi sürün... (Her markada olmayabilir)...

"Ben ille de pompalı istiyorum" diyorsanız...

Döner başlıklı türleri seçin... Kilit sistemi namlu kuyruğu ve gövde üzerinde hiç stress yaratmıyacaktır...

Bu konuyu yazdır

  GÜZELİM 16'' yı KİM ÖLDÜRDÜ?
Yazar: Sabri - 24-02-2024, 09:06 - Forum: Av Tüfekleri - Yorum (1)

Bir dönem centilmenin tüfeği olarak isimlendirilen 16 çap, artık piyasalarda pek bulunmuyor, pek de üretilmiyor. Eskilerden kalma olanlar var ama fişekleri hem çeşitli değil, hem çok pahalı.

Gravase Markham 1621 de yazdığı kitabında belki de özel bir çap öğütleyen ilk kişidir. Uçar avlarının henüz yaygınlaşmadığı İngilterede o zamanın askeri silahı arkebüsden  biraz daha küçük çaplı, bir inçin 2/3 ü kadar namlu genişliğini önerdi. Bu çap 16 gauge idi. 1868 İngiliz namlu üreticileri sözleşmesinde tanımlanan tek çaptı. Arkadan dolum başladıktan sonra da İngilizler pek sevmese de, Avrupalı üreticiler neredeyse bir yüzyıl en çok bu çapı üretti. 

1950 lerde Amerikada 16 çap avcıların sevgilisiydi. Uzun yıllar Avrupa standartı 65 mm atım yatağı, keza Amerikan standartı olmuş ve 32 gramlık sıkılar bıldırcın ve keklik avlarında kullanılıyordu. 1920 lerde atım yatağının 70 mm ye çıkartılması, biraz daha barut, biraz daha saçma ekleme imkanı doğurdu. Ördek ve kaz avlarında 12 çap kadar başarılı, 20 çaptan daha iyi sonuçlar alınmaktaydı. 16 çap neredeyse her av için kullanılabiliyordu. Browning firmasının 16 gauge  A5 tüfeği (Sweet Sixteen) bir dönemin en çok satılan tüfeğiydi.

Pekiyi, 12 gauge kadar güçlü, 20 gauge kadar zarif bu tüfeği kim öldürdü?

Sanayi ve ekonomi. Aynı zamanda moda kaprisleri…

II. Dünya savaşından önce çoğu av tüfeği namlu çapına uygun tezgahlarda yapılıyordu. Bazıları 16 ve 20 çapları aynı tezgahlarda yapıyordu. Fakat tüm meşhur Amerikan çifteleri ayrı ayrı tezgahlarda imal edilmekteydi. Bazı yarı otomatik yivsizlerde kubuz kısmı da çapa uygun ayrı tezgahlarda yapılmaktaydı. Savaş sonrası ekonomi şirketleri zora sokmaya başladı. Sert alüminyum alaşımların kubuz imalinde kullanılmaya başlanması 16 çapın ağırlık avantajını da ortadan kaldırdı. 12 çapın daha güçlü oluşu, 20 çapın ağırlık avantajı hem uçar hem kara avlarındaki başarıları 16 çapa olan ilgiyi azalttı.
Öte yandan 1926 yılında Skeet atışlarında kullanılacak çaplar belirlenirken aralarında  8 gauge farklarla 12 – 20 – 28 – 36 çaplar yarışacak kategoriler olarak seçildi. (aslında 36 gauge diye bir çap yok 67 gauge. Günümüzde   .410  olarak geçiyor) Skeet federasyonu 16 çapı elemiş oldu.

1992 de ABD de sulak alanlarda toksik kabul edilen kurşun peletlerin yasaklanması, bu alanlarda çelik saçmaların kullanılmasını ön plana çıkardı. Haliyle 16 çapta saçma sayısının 12 ye göre az ve hedefte etkinliğin göreceli azalması, güzelim 16 ya olan talebi azalttı.

Günümüzde az sayıda firma 16 gauge tüfek üretiyor. Ama zor bulunan ve pahalı mühimmatı, 12 gauge daki mühimmat çeşitliliği ve gücü, giderek güzelim 16 yı ortadan kaldırıyor.

Bu konuyu yazdır

  SIG Pro ' ya Ayrıntılı Bir Bakış
Yazar: ceycey - 24-02-2024, 09:04 - Forum: SIG Sauer - Yorum Yok

Üstat Lupus'un 19.2.2011  tarihli yazısı.
Orjinalinde bir çok resim varmış; ancak zamanla silinmiş. Ben bir kaç resim ekleyeceğim.


SIG Pro, SIG ve Sauer ' in polimer gövdeli tabancalara adım attığı ilk platformdur. 1998 yılında ilk kez .40 SW kalibrede, kısa bir süre sonra da 9x19 mm kalibrede, ilerleyen yıllarda da .357 SIG kalibrede üretilmeye başlanmıştır. Temel olarak güvenlik kuvvetlerinin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak tasarlanmış bir ağır hizmet tabancasıdır.
İlk üretilen SIG Pro 'ların polimer gövdeleri İsviçre Neuhausen ' deki SIG tesislerinde üretilmiştir. Sürgü, namlu ve iç parçalar Almanya Eckenrförde ' deki Sauer tesislerinde üretilmiş veya tedarik edilmiş, müteakiben tabancaların montaj ve kalite kontrol onayları Almanya Kiel ' deki test merkezinde tamamlanmıştır Bu tabancaların gövdelerinin sol yanlarında '' Frame Made in Switzerland '' ibaresi mevcuttur. Gövde ön korkuluğundaki taktik aparat rayları standard dışıdır ve ancak bu raylara özel üretilmiş taktik araç / gereçler takılabilir.

Aşağıda birinci nesil SIG Pro ' yu görüyorsunuz;

[Resim: a6usin0.jpg]

2000 ' li yılların başında SIG ' in hafif silah bölümü el değiştirip, Swiss Arms adı altında faaliyet göstermeye başladıktan sonra İsviçre Neuhausen ' deki makina parkı da tamamen Almanya Eckernförde ' taşınmıştır. Ancak bir dönem daha eldeki İsviçre menşeli gövdelerle üretim devam etmiştir. Bu esnada horoz indirme manivelasında küçük bir değişiklik yapılmıştır. Ayrıca ilk nesil tabancalarda sahra sökümü esnasında, sürgü bloğu sabitleme manivelasının şaftını sağ taraftan itmek çok zor olduğundan, gövde sağ yanında, bu şaftın çıkış yeri olan bölgede parmak izi şeklinde yuvarlak bir tıraş yapılmıştır. Bunun sonucu olarak ortaya ikinci nesil olarak adlandırabileceğimiz SIG Pro çıkmıştır.

Bu meyanda yapılan teknik değişikliklerden birisi de, sürgü yakalama manivelası yayının değişmesi olmuştur. Bu şekilde ilk nesil SIG Pro ' larda nadir de olsa özellikle yüksek basınçlı fişeklerle atış yapılırken, şarjörde henüz fişek varken meydana gelen zamansız sürgü kilitlenmelerinin de önüne geçilmiştir.
2000' li yılların ilk yarısında, Fransız İç İşleri Bakanlığı ulusal polis ve jandarma teşkilatlarının zati demirbaş hizmet tabancası olarak 2022 yılına kadar SIG Pro ' yu seçti. İlerleyen zamanlarda Fransız İç İşleri Bakanlığı ' nın talepleri doğrultusunda platformda bazı tadilatlar yapılmıştır. Horoz indirme manivelası birinci nesil SIG Pro ' lardaki şekline geri dönmüş, gövde sağ yanındaki parmak izi sahra sökümünü kolaylaştırmak için daha da genişletilmiştir. Taktik aparat rayları standart Picatiny ray şekline çevrilmiştir. Tetik korkuluğunun ön kısmı da standart taktik aparatların düzgün sabitlenebilmesi için değiştirilmiştir. Fransız ihale kriterleri ve planlanan kullanım yılına atfen platform bundan sonra SP 2022 olarak adlandırılıp, sürgülerin üzerine marka ve model tanımı olarak SIG Sauer SP 2022 yazılmaya başlanmıştır.

[Resim: pd3u6b1.jpg]

Bir müddet sonra sürgü üst kısmına eklenen atım yatağı durum göstergesi ve kabza tabanına eklenen sabitleme kordonu halkası ( lanyard loop ) ve gövde önünde yapılan küçük bir değişiklik ile SP 2022 son halini almıştır. Aşağıdaki fotoğraf Sauer ' in resmi internet sitesinde yer alan SP 2022 ' dir. Ülkemize ithal edilmekte ve MKEK ' de satılmakta olan tabancalar da bunlardır.

SIG Sauer USA bir müddet önce üretimi çok rantabl olmadığı için New Hampshire, Exeter ' deki tesiste SP 2022 üretim ve montajını durdurmuş, polimer gövdeli tabanca pazarında sadece P250 ile yoluna devam edip, SP 2022 ' yi sadece talep kadar Almanya ' dan tamamen hazır bir şekilde ithal etmeyi planlamıştı. Ancak P 250 ile umduğunu bulamayan, zamanla daha çok tanınıp talep görmeye başlayan SP 2022 ' yi ABD ' de tekrar üretmeye karar verdi.
Bu sefer polimer gövdeler de ABD ' de üretilmeye başladı. Polimer gövde üzerinde ABD ve Kuzey Amerika pazarında talep gören bazı küçük tadilatlar yapıldı. Taktik aparat olukları değiştirildi. Kabza ön yan taraflarındaki çizgiler pürtüklü bir desenle değiştirildi. Tetik korkuluğunun altı genişletildi, devamındaki şarjör kanalının yerleştiği yüzey de genişletildi. Kabza opsiyonlarına daha ince ve tetik erişiminin daha da kısaldığı '' Slim Grip '' eklendi. Tetik standart olarak daha kısa erişim mesafesi sunan '' Short Trigger '' olarak sunulmaya başlandı. Horoz indirme manivelası üzerindeki parmak temas yüzeyinin açısı ve temas alanı değiştirildi. Bu makyajların yanında yapılan en önemli mekanik değişiklik ise, halihazırda üretilen blok çelik sürgülü klasik modellerle parça standardizasyonu sağlayarak maliyetleri düşürmek için tırnak ve yatağının artık dışarıda olması.


Burada ayrıntılı olarak inceleyeceğimiz SIG Pro, ikinci nesil veya geçiş döneminde üretilmiş model. Gövde 2003 yılında İsviçre ' de üretilmiş ve gövde sol yanında '' Frame Made in Switzerland '' ibaresi mevcut. Kalan parçaları Almanya ' da üretilmiş olan tabancanın test ve onayları da 2004 yılında Almanya Kiel ' deki test / onay merkezinde yapılmış ve SIG SP 2009 olarak satılmış. Horoz indirme manivelası, sağ taraftaki parmak izi geçiş dönemine ait modellerin özelliklerini gösteriyor.

SIG Pro ' ya genel olarak bakıldığında, oldukça kaliteli bir işçilikle karşılaşıyorsunuz. Uzaktan bakıldığında silahın polimer gövdeli olduğunu anlamak çok zor. Buna diğer polimer gövdeli tabancalardan farklı olarak ayrı bir parça olarak tasarlanmış kabza kapağının da katkısı büyük. Ancak bunun en önemli nedeni gerçekten çok temiz bir şekilde enjeksiyon kalıbından çıkan polimer gövde. Bunun yanında sürgü ve gövde hatları gerçekten birbirine çok uyumlu bir şekilde tasarlanıp, uydurularak, tabancanın tüm hatlarında derin bir uyum sağlanmış.

[Resim: 7wud7x7.jpg]

Diğer polimer gövdeli tabancaların gövdelerine baktığınızda, hemen hemen hepsinde az ya da çok iki gövde yarımının birleştiği hat boyunca polimer enjeksiyon artıkları veya çapakları görebilirsiniz. SIG Pro gövdesinde bu alan bile neredeyse pürüzsüz ve sanki gövde blok bir malzemeden tek parça olarak işlenmiş gibi.

Kontrol manivelaları gövde sol yanında yerleşmiş durumda. Klasik P serisi gibi Pro ve SP 2022 ' de manuel emniyet mandalı yok, sadece gövde sol yanında, kabza kapağı altında kurulu horozu indiren bir manivela var. Bu manivelayı aşağıya bastırdığınızda kurulu horoz iğneye temas etmeyecek şekilde çift hareketli pozisyona düşüyor.

Sürgü yakalama / salma manivelası klasik P serisi SIG Sauer ' lerden farklı olarak tamamen gövdenin dışında uzanıyor. Ancak yine P serisindeki gelenek bozulmayarak, atış pozisyonunda sağ el başparmağının altına kadar uzatılmış. Bu nedenle aynı P serilerinde olduğu gibi, eğer atış esnasında sağ el başparmağınız bu manivelaya temas ederse, şarjör boşaldığında sürgü geride kilitlenmeyebiliyor.

Şarjör mandalı modern bir havada, üçgen şeklinde tasarlanmış. Öne doğru incelen mandal atış esnasında tetik korkuluğunun hemen altındaki sağ el orta parmağına temas edip rahatsız etmiyor. Ancak geniş arka yüzeyi özellikle kılıf içerisinde kontrolsüz ve istemsiz temas ile şarjörün kurtulmasına neden olabiliyor. Şarjör mandalının bir güzel tarafı da, aynı P serisi SIG Sauer tabancalarında olduğu gibi ( P 225 hariç ) soldan sağa çevrilebilmesi.

SIG Pro ' nun çift hareketli tetik erişim mesafesi çok uzun. Küçük elli ve kısa parmaklı kullanıcıların tüm SIG Sauer modellerinde geçerli olduğu üzere çift hareketli tetiği etkili ve verimli bir şekilde kullanabilmeleri çok zor. Bu tabancanın tek hareketli tetik erişim mesafesi ise bambaşka bir dünya. Benim gibi ancak BHP kabzası ve tetik erişim mesafesi ile rahat edebilen bir kullanıcı bile SIG Pro 'nun tek hareketli tetiğinde çok rahat ediyor. Özellikle tetiğe erişim alanındaki gövdenin çok başarılı bir şekilde yuvarlanmış olması, parmaklarınız kısa bile olsa gövdeye müdahale edip nişan hattını bozmadan atış yapmanıza olanak sağlıyor. SIG Pro bu konuda gerçekten çok başarılı. SIG Pro ' nun tetiğinde tek sevmediğim şey ise tetik kurulma mesafesinin klasik P serisi kadar olmasa da, yine de uzun olması...

Nişangah takımı Von Stavenhagen tipi, gece parlamayan standard beyaz boyalı çubuklu gez, noktalı arpacıkla işaretli muharebe tipi nişangah. Gez aralığı ve arpacığın gezin içerisinde yerleşimi gerek hızlı atış için, gerekse de yavaş puan atışı
için uygun. Ancak puan atışı yaparken sadece beyaz boyalı noktalama işaretleri kullanılarak '' İ '' harfi yapmaya çalışmak, özellikle ışık şartlarının iyi olmadığı ortamlarda sağa veya sola arpacık hatası yapılmasına neden oluyor. Bu nedenle hızlı refleks atış yaparken nişangahlardaki noktalama işaretlerini kullanmak, puan atışı veya hassas uzun mesafe atışlarında gez ve arpacığın siyah kenarlarını kullanmak atış performansını arttırıyor.
Gez ve arpacıkta yükseklik ayarları ve sıfırlama için kodlar mevcut.

Tırnak sürgü içerisine gizlenmiş ve dışarıdan görünmüyor.
Bu tür tırnakların en büyük handikabı, silah monte haldeyken dışarıdan müdahaleye olanak tanımaması.

Tırnak klasik P serisindeki gibi yaprak yay olarak tasarlanmış, ayrı bir yayı yok. Sürgü içerisindeki yatağına her hangi bir pim vs kullanılmadan geçme olarak sabitlenmiş. Tırnağı biraz esnetip yukarıya doğru çevirdiğinizde, sabitlendiği yatakta dönerek serbest kalıyor. Ancak sökmeden de, tırnağı ve yatağını ayrıntılı olarak temizleyebiliyorsunuz.
Şarjörler bükme çelikten mamul ve İtalyan MecGar üretimi.
Şarjörlerin sağ yanlarında 5, 10 ve 15 ncu fişekler için kontrol / gözlem delikleri mevcut.
Arzu edildiğinde şarjör mandalı sökülerek soldan sağa alınabildiği için, şarjördeki yakalama çentikleri de çift taraflı.
Şarjörün tabanı kabzanın da bir kısmını meydana getiriyor ve kabza alanı şarjör tabanı ile tamamlanıyor.

Kabzanın alanının alt kısmı şarjör tabanları ile tamamlanıyor. Şarjörler çıkarıldığında özellikle büyük elli kullanıcılar kavrama sorunu yaşıyor. Kabzanın ön kısmında, iki farklı yerde, iki farklı desen var. Atış esnasında tabancanın dikey eksende oynadığı orta bölümde, tabancanın aşağı-yukarı hareketine ters yönde desen açılmış, aynı şekilde sağa sola devinimin daha fazla olduğu yan kenarlarda, sağa sola hareketin ters yönünde, dik açılı desen açılmış. Kabza kapağının üzerindeki alanlarda ise pürtüklü bir desen açılmış. SIG Pro ' nun kabza deseni yeterli kavramayı ve elde stabiliteyi sağlarken, pek çok polimer gövdeli tabancanın aksine uzun soluklu poligon kullanımı ve eğitim seanslarında elinizi hiç bir yerini kesinlikle rahatsız edip, iz yaparak kızarmasına neden olmuyor.

SIG Pro ' nun klasik P serisi ile ortak olan yönleri, klasik manuel emniyet manivelası olmayan, bunun yerine sadece horoz indirme manivelası olan klasik çift / tek hareketli tetik ve ateşleme sistemi, tırnak yapısı ve iğne sabitleme şekli ile, Von Stavenhagen tipi çubuklu gez ve noktalı arpacıktan oluşan nişangah takımı. Bunların dışında her şeyi ile tamamen farklı bir platform.

Namlu-sürgü kilidi, kare bir blok şeklindeki klasik P serisinin geometrisine sahipken, namlu-gövde kilitleri SIG ' in efsanevi modeli P210 ' un özelliklerini gösteriyor. Namlu-sürgü bloğu, namlunun altındaki böbrek şeklindeki bir yataktan geçen sürgü sabitleme / sökme takma manivelasının şaftı ile gövdedeki kilit bloğuna sabitleniyor. Namlu kilitleri, böbrek şeklindeki kilit yatağı içerisinde yerleşmiş bu şaft ile açılıp kapanıyor, namlunun nihai tepmesini ve geriye hareketini bu şaft karşılıyor. Bu yapı nedeni ile tabancanın sahra sökümü P210 veya daha iyi tanınan örneği ile CZ 75 ' i andırıyor, klasik P serisine oranla daha zor ve sahra sökümü sonrası gövdede bir parça ayrılmış oluyor. Klasik P serisinin tipik bir örneği olan P226 ve benzerlerinde sürgü bloğunu sabitleyen sökme manivelası sahra sökümü sonrası gövdede kalır.
İrca yayı yası, tek sıra sarmal yay ve sahra sökümü esnasında kılavuzundan ayrılıyor.
İrca yayı kılavuzu polimer.
Sürgünün her yerinden ideal devirde çalıştırılan, mükemmel takımlarla işlendiği belli oluyor. Sürgünün gerek dış kısmındaki, gerekse de iç kısmındaki işçilik birinci sınıf. Malzemenin hiç bir yerinde elinize ve parmağınıza takılan veya rahatsız eden çapak, keskin kenar yok. Tüm bu ayrıntılar insanın göz zevkini okşadığı gibi, yumuşak manipülasyon ve kolay temizlik ile kullanım keyfini de arttırıyor.
Namlu klasik yiv setli ve yiv-set soğuk olarak dövülerek açılmış. Namlu, kilit bloğu ve fişek besleme rampası, oldukça temiz ve düzgün bir şekilde işlenmiş. Klasik meneviş ile boyalı namlunun boyası çok dayanıksız. Özellikle kilit temas alanlarında ilk atımdan itibaren bariz bir şekilde boya açılması meydana geliyor, ancak metalde aşınma meydana gelmiyor. Fabrika çıkışında boyasız ve parlak olarak bırakılan namlu kilit bloğunun üst kısmında ince çizikler meydana geliyor.

Üst namlu kilit geometrisi klasik P serisi ile aynı, ancak alt namlu kilit yataklarında ilk kez MAB Model 1935 ' de, müteakiben SIG P210 ve CZ 75 ' de başarı ile uygulanan Charles Petter ' in böbrek kilit sistemi uygulanmış. Bu sistemin en büyük handikabı, sürgü bloğu sökme / takma / yakalama / salma manivelasının şaftına ayrı bir görev ve yük yüklemesi, bunun sonucunda da bu şafta meydana gelen kırımlardır.

Namlunun sol yanında üreticisi SIG Sauer ' in adı basılı.
Sağ yanında seri nosu, kalibre tanımı ve namlunun nitroselülozlu barut ile doldurulmuş yüksek basınçlı fişeklerle test edildiğini gösteren '' N '' harfi üzerine yerleşmiş Bundesadler kartalı mevcut.

SIG Pro ' yu diğer polimer gövdeli tabancalardan ayıran en önemli özelliklerden birisi de, gövdedeki sürgü taşıyıcı kızakların, gövdeden ayrı, biri önde, diğeri de arkada olmak üzere iki farklı çelik bloğun üzerinde olacak şekilde tasarlanması. HK USP serisi ve türevleri ile Glock modellerinde bu kızaklar, enjeksiyon işlemi esnasında polimer gövdenin içerisine yerleştiriliyor ve bu kızakların herhangi birisinde bir hasar gelmesi durumunda, gövdenin tamamen değiştirilmesi gerekiyor. SIG Pro ' da ise sadece o kızağın hasar gördüğü çelik bloğu değiştirmek yeterli oluyor. HS 2000 ' de sadece ön taşıyıcı kızaklar gövdeden ayrı bir parçanın üzerinde iken, Steyr M9 ' da da SIG Pro ' ya benzer bir şekilde tamamen ayrı bir parçadır.

SIG Pro ' nun klasik P serisinden en çarpıcı farklarından birisi, horoz ve ateşleme elemanları. Burada da P210 ' dan esintiler mevcut. Horoz ve ateşleme elemanları, aynı zamanda arka sürgü taşıyıcı kızak olarak da görev yapan tek parça halindeki bir taşıyıcı bloğa yerleştirilmiş ve pimlerle gövdeye sabitlenmiş. Horoz yayı aşağıya doğru değil, P210 veya BHP benzeri bir şekilde sıkışarak çalışıyor. Sürgü geriye gelip, kilitler açıldığında tetik kolu üzerindeki mahmuz yardımı ile ateşleme elemanları ile irtibatı kesilen tetik kolu, sürgü ileriye gidip, kilitler tekrar kapandığında, ateşleme elemanları ile tekrar irtibat sağlamak üzere yukarıya raylı bir sistem ve klasik burma bir yayla çalışan ayrı bir parça ile itiliyor. Bu sistem sağ kabza kapağı altında tek bir yayın hem bu işi yaptığı hem de tetik yayı olarak görev yaptığı klasik P serisinden çok daha güvenilir bir işleyişe sahip.
Bu ateşleme bloğu sahra sökümünü müteakiben, sırası ile kabza kapağı, tetik kolu taşıyıcısı ve iki adet sabitleyici pimin sökülmesi ile gövdeden tamamen ve kolayca ayrılabiliyor. Bir rivayete göre Fransız İç İşleri Bakanlığı ihalesinde SIG Pro ' yu H&K ve Walther modellerinin önüne geçiren asıl özelliği bu kolay ulaşım, bakım ve onarım özelliği olmuş...Horoz ve ateşleme bloğunu sökmeden de, sadece kabza kapağının sökülerek tüm mekanik aksama ve hayati parçalara ulaşarak temizleyebilmek gerçekten çok güzel bir özellik...

[Resim: igql8wt.jpg]

SIG Pro kaliteli işçiliği ile göz dolduran bir polimer gövdeli tabanca. Silahı tanımayan ve polimer gövdeli olduğunu bilmeyen pek çok kişi ilk bakışta metal gövdeli silah olduğunu sanıyor. Horoz ve çift / tek hareketli tetik ile mücehhez ateşleme sistemi ve güvenlik elemanları, mekanik çalışma açısından en az problem yaşatacak şekilde tasarlanmış. Tetik çekiş karakteristikleri diğer polimer gövdeli tabancalarla kıyaslanmayacak kadar temiz, net ve akıcı. Nişangah takımı son derece kullanışlı ve gerek hassas atışta, gerek hızlı atışta oldukça net bir görüş sunuyor. Toleransları son derece az namlu kilitleri ve kaliteli açılmış yiv-seti ile tabanca mesafelerini zorlayacak kadar derli toplu vuruş var. Yüksek atış aksından dolayı fazla şahlanan tabancanın, hedef hattına dönüşü ise inanılmaz derece hızlı. Elin hiç bir noktasını rahatsız etmeyen mükemmel kabza yapısı ve deseni, kolay tetik çekişi ve net nişangahları ile bu tabanca ile atış yaparken hedefi bulmakta hiç zorlanmıyor, asla yorulmuyorsunuz.

SIG Pro kesinlikle polimer sınıfın en küçük ve en hafif örneği değil. Ağırlık açısından klasik P serisi SIG Sauerlere oranla bariz bir avantajı yok. Taşıma ruhsatı ile tabanca alacak olan silah severlere SIG Sauer ' in de SIG Pro / SP 2022 ' yi P226 gibi tam boy hizmet silahları sınıfında tasnif ettiğini akıllarının bir köşesinde tutmalarını öneririm. Namlu kilit sistemi ve fişek besleme açısı nedeni ile genel boyutlara oranla namlu boyu kısa kalıyor. Neredeyse P226' ya yaklaşan boyutlarına rağmen tabancanın namlu boyu P228 ile aynı. Mükemmel yüzey işçiliğini gölgeleyen en önemli kusuru ise muadillerinin çok gerisinde olan boya dayanımı, SIG Pro sahiplerine kesinlikle Kydex ve benzeri sert kılıfları önermem.
Saygılarımla.

Bu konuyu yazdır

  Revolver Speedloader HKS 36
Yazar: ceycey - 23-02-2024, 23:41 - Forum: Alım-Satım İlanları - Yorum (2)

İlk satılık ilanını ben açayım.
5 kapasiteli, 38 Special/3.57 Magnum çapındaki revolverler için speedloader(Hızlı doldurucu).
Markası HKS modeli 36'dır.Hiç kullanılmadılar. Teki 300,00 TL.İkisi birden 500,00 TL.Özelden ulaşın.

[Resim: thumbnail-IMG-1978.jpg] [Resim: thumbnail-IMG-1979.jpg][Resim: thumbnail-IMG-1980.jpg]

Bu konuyu yazdır

  Çakı ve bıçak resimlerimiz
Yazar: Seone - 23-02-2024, 17:34 - Forum: Galeri - Yorum (26)

[Resim: YRDviBk.png]

[Resim: bVjahYv.png]




Farklı bir giriş yapmak istedim. Özel yapım bir puro kesme çakısı. N690 çeliği ve zeytin ağacından imal edilmiştir.

Bu konuyu yazdır

  YİVSİZ TEK KURŞUNLARIN TUTARSIZLIĞI
Yazar: Sabri - 23-02-2024, 16:33 - Forum: Genel Konular - Yorum Yok

YİVSİZ TEK KURŞUNLARIN TUTARSIZLIĞI

Değerli Forumdaşlarım,

XII. yüzyılda ünlü İslam düşünürü imam Gazali, “Tehafüt-ül Felasiye” (Filozofların tutarsızlığı) isimli kitabına yine ünlü İslam düşünürü İbn-i Rüşt “Tehafüt-ü Tehafüt” (Tutarsızlığın tutarsızlığı) eseriyle cevap verdi. Çağlar boyu tutarsızlık üzerine bu iki görüş tartışılagelir. Yivsiz tüfeğin de bana göre bir felsefesi var. Özellikle yivsiz tek kurşunların tutarsızlığı (isabet ve grupman sorunları) yıllardır yazılır, çizilir, görüntülenir.

1850 yılına gelinceye kadar bütün ateşli silahlar, günümüzün av tüfekleri gibi kaval namluydu. O zamanın ağızdan dolma askeri tüfekleri de 16 çap gülle atarlardı. Yivli tüfeklerin askeri alana girmesiyle, yivsiz tüfekler günümüze kadar sivil alanda gelişerek mevcudiyetini sürdürdü. İlk şoklu tüfekler 1870 yılında ortaya çıktı. 

1900 lere varıldığında kendinden şoklu namlulu yivsiz tüfekler yapılıyor, uyarı olarak “gülle atılmaması” belirtiliyor veya normal çapından küçük gülleler kullanılıyordu. Bu güllelerin isabetsizliği ve tutarsızlığına karşı 1890 da Almanya’da Willhelm Brenneke kendi adıyla anılan tek kurşunu çıkardı. 1932 yılında da William Foster ABD de kendi adıyla anılan tek kurşunu buldu. Gülleye göre daha isabetli bu kurşunlar ve bunların değişik varyasyonları günümüze kadar geldiler. İtalyan Brenekesi denilen Gualandi, sonraları yivli yivsiz namlu ve yivli şok için üretilen Sabot tarzı tek kurşunlar bunları izledi. Günümüzde yivsiz tek kurşunlar büyük avlar için hala kullanılıyor.

Tutarlılık rastgele zamanlardaki gözlem sonuçlarının hepsinin birbirine yakın olması hali.. olarak tanımlanabilir.  Yivsiz tek kurşun da olsa tutarlılık durumunda ayni fiziksel ve balistik koşullarda atılan her kurşunun aynı noktayı vurması gerekir.

Çeşitli faktörlere bağlı olarak namlu çıkış hızlarında farklılıklar olabilir. Daha önce yazmıştım.  "Kurşun ağırlığındaki 1 grain (0,06 gram) ve barut miktarındaki 0,6 grain (0,03 gram) üzeri değişkenlik atım yatağı basıncı ve bununla bağlantılı namlu çıkış hızını değiştirir.
Namlu çıkış hızını etkileyen faktörler şunlardır:

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-23-15-05-09.png]
Fabrika dolumlarında barut volümetrik olarak doldurulur. El dolumun da ise hassas terazi ile ölçme imkanımız var. Kaliteli fabrika dolumlarında bile namlu çıkış hızlarında 20 fps (6 m/s) fark vardır. El dolumlarında 15 fps (4 m/s) farka kadar düşürülebilme imkanı vardır. Namlu çıkış hızlarında ne kadar az fark ve standart sapma varsa fişek o kadar isabetli olacaktır. Namlu çıkış hızlarındaki fark hedefe isabette düşey eksende farklı vurmaya neden olur."

Namlu çıkış hızındaki değişiklikler vertikal (düşey) eksende farklılık yaratırlar:

[Resim: at-s-11.png]

Yukarıdaki resimde aralarında 40 ar fps farklı çıkış hızlarındaki tek kurşunların balistik eğrileri çizildiğinde 36,5 metrede  hedef üzerindeki vuruş noktalarını işaretledim. En yüksek ile en düşük namlu çıkış hızları arasında 120 fps farka rağmen vuruş noktalarının 3-4  cm’lik bir alanda üst üste dizildikleri görülüyor.  Gerçek atışlarda bu farkın daha fazla olduğunu görüyoruz. Tek sorun namlu çıkış hızı farkı olmamalı. Acaba bu farklılıklar nereden kaynaklanıyor? Onu gözden geçirelim.

Namlu çıkış hızındaki fark keza geri tepmeyi farklılaştırır, bu farklı namlu şahlanması demektir. Bu vertikal dağılımın nedenlerindendir. Böylece namlu çıkış hızındaki farklılıklar vertikal dağılımı hem mermi düşmesi hem de namlu şahlanması ile etkiler

Değerli arkadaşım Tevfik Gün YouTube kanalında çok değerli çalışmalar yapıyor. Kendisi ile sık sık yazışıyoruz. Beraber planladığımız çalışmalar var. Bunlardan biri de hassas ölçümlerle, her şeyi aynı fişeklerle bir tutarlılık çalışması da yapıyoruz. Atışlarından birini istatistik tutarlılık açısından değerlendirelim:


[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-23-15-06-03.png]

Resimde vuruş noktalarının namlu çıkış hızı, yatay ve düşey eksendeki koordinatları ile ilişkisini korelasyon analizi yaparak değerlendirdiğimizde (r = korelasyon katsayısı) :
Yukarıda yazdığım gibi düşey eksende (yukarı-aşağı) namlu çıkış hızı ile vuruş noktası arasında orta derecede bir ilişki olduğu gösterilirken, yatay eksende (sağ-sol) ilişki olmadığı ortaya çıkıyor.

Namlu çıkış hızındaki ilişkiden sonra, fişek çekirdek ağırlıkları farklı olursa ne olur ile ilgili bir çalışmayı da ben yaptım (rüzgar etkisi nedeniyle yanal dağılım fazla olduysa da fikir veriyor)

https://youtu.be/NzQ7-71XA5Y

Aşağıdaki resimde ağırlıkları eşit olanlar (rüzgara rağmen) toplu bir dağılım vermesine rağmen, sırasıyla 100 er mg farklı ağırlıktaki kurşunların dağınık grup yaptıklarını gözledik

Kurşun ağırlıkları eşit grupta (sol dıştaki ilk atış sağnak rüzgar nedeniyle dışta) altta toplu grubun dışında bir vuruş var. Klasik 4 e 1 diye tanımlanan, sıkı grup içinde 4. veya 5. Atışta, atıcı konsantrasyonunu kaybettiğinde ortaya çıkan bir durumdur. Bu noktada, genellikle son atışı mevcut deliklere denk getirmek isterken berbat olur. Genellikle dipçiği omuzuna fazla bastırmaktan dolayı atış aşağı gider

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-23-15-06-20.png]

Piyasadan aldığım bir fişek kutusundan rastgele örnekler alıp kesip barut ve çekirdek ağırlıklarını tarttım:

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-23-15-06-31.png]

Barut miktarları arasında 60 miligram, kurşun ağırlıkları arasında ise 550 (beşyüzelli) miligram fark var. Daha fazla fişek kessem bu farkların artacağını düşünüyorum. Bu ciddi farklar hedefte dağınık bir grupmana sebep olacaktır. Bu sadece namlu çıkış hızındaki farklılıktan olmayacaktır.

Ağırlık değişince Atım yatağı basıncı değişir. Yük arttıkça basınç da artar. Yukarıda söz ettiğim gibi farklı basınç ve namlu çıkış hızı farklı namlu şahlanması yaratır. Bunun yanı sıra farklı basınçlar namludaki titreşimi farklı frekansta yaratacağından, namlu salınımının farklı anlarında çıkan mermiler vuruş noktalarının farklılaşmasına neden olur.
Şu yavaş çekim videoyu dikkatlice izlerseniz namlu salınımı (Barrel harmonics) seçilebiliyor:

https://youtu.be/BhsNV1-P0PQ

Namlu salınımı sadece düşey eksende değil, yatay eksende de farklı noktaları vurmamıza yol açar. Namlu salınımı iç balistik olayların, namluya aktarılması ile ilgili bir olaydır. Namlu çeper kalınlığı arttıkça ve namlu boyu kısaldıkça azalır. O nedenle tek kurşun atmak için tasarlanan Slug namlusu biraz farklıdır. (Demek ki isabetlilik ve tutarlılık sadece fişek ve atıcıyı değil, aynı zamanda tüfeği de ilgilendiren bir konudur)

Farklı atım yatağı basıncı ve farklı namlu çıkış hızı namlu salınımını değiştirir, buna bağlı hedefte vuruş noktaları farklılaşır

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-23-15-06-51.png]

Av fişeği bir SİSTEMDİR. Av fişeği içinde her bir parça (kartuş, kapsül, barut, TAPA, kurşun) her biri  sistemi farklılaştırır. Yukarıda namlu çıkış hızının vuruş noktasını değiştireceğini görmüştük. Sistemin her bir parçası hem atım yatağı basıncı, hem de namlu çıkış hızı üzerinde etkilidir.

Bunların içinde yivlilerde bulunmayan önemli bir parça TAPA’dır.

Tapanın gaz pistonunun sızdırmazlık etkisi, tapadan tapaya değişir, ancak ne kadar olduğunu söylemek zordur.

Tapanın diğer önemli bir etkisi, tapanın amortisör (cushion= yastık, tampon) etkisidir.  Az tampon etkisi, daha yüksek basınç demektir. Tapanın bacaklarının uzunluğu, daha fazla alan açacağı için basıncı karşılamak ve azaltmak açısından önemlidir.

Diğer bir konu tapanın yapıldığı plastik malzeme ile ilgilidir. Yapıldığı malzemenin sürtünme katsayısı, namluya oturuşu basıncı da farklılaştırır. Ancak burada atıldığı tüfeğin namlu çapı ile de bir ilişki vardır. İyi tapa elastisitesi ile namlu çapına da uyum göstermelidir. Tapanın çapını genş olması da basıncı arttırır.

Tapanın atım yatağı basıncını etkileyen faktörler şöyle sıralanabilir:

Çapı (sıkılığı)
Ağırlığı
Tasarımı ( tampon etkisi ve bunun süresi)
Yapıldığı malzeme (sürtünme katsayısı)
Tapa duvar kalınlığı (tapa içinde ne kadar sürtüneceğini belirler)
Tapa yüzeyi (namlu ile temas eden alan)

 Bunların hepsi ATIM YATAĞI BASINCI üzerine etkilidir.,
Yivsiz tek kurşunlarda hem gaz pistonu hem basınç karşılayıcı tampon hem de kurşunla bütünleşik seyrediyorsa denge sağlayıcı olarak görev yapar.  Tapanın gaz sızdırması, ayaklarının ezilmesinde eşitsizlik, eğrilme tek kurşunun arkasında bir dümen gibi yön değiştirmesinde rol oynar. Basınç farklılığı namlu çıkış hızını farklılaştırarak düşey eksendeki isabeti etkilerken, bir şekilde ezilmesi, asimetrik eşitsiz bükülmesi yanal eksende isabeti etkiler.
Bunun dışında Yivsiz tek kurşunların transsonik bölgeden yivlilerden daha çok etkilendiğini bilmemizde fayda var. Misket türü tek kurşunlarda da Magnus etkisi gibi yön değiştirmeye sebep olan etkiler var. Bunları daha sonra aktarmaya çalışacağım.

SONUÇ:

Görüldüğü gibi teorik olarak her şeyi eşit tek kurşunların belirli mesafe içinde aynı noktayı vurmasını beklerken, birçok faktör yivsiz tek kurşunların farklı noktayı vurarak tutarsızlığına neden olmaktadır. Fabrika dolumlarında bu farklılıklar daha fazla olabilmekte, hassas el dolumlarında, hassas ölçümler, malzemeyi ve birleşenleri doğru seçerek daha isabetli kurşun etmeyi daha mümkün kılmaktadır.

Bu konuyu yazdır

  YİVSİZ yivli TEK KURŞUNLARDA (Rifled Slug) JİROSKOPİK STABİLİTE VARMIDIR?
Yazar: Sabri - 23-02-2024, 12:58 - Forum: Genel Konular - Yorum Yok

YİVSİZ yivli TEK KURŞUNLARDA (Rifled Slug) JİROSKOPİK STABİLİTE VARMIDIR?



Uzun yazı okumayı sevmeyenler için sorunun cevabını baştan vereyim EVET. Ama sınırlı mesafede. Nasıl ve hangi mesafede olduğunu merak edenler için devamında açıklayacağım.

Uzun senelerdir kabul gören görüş, yivsiz tek kurşunların shuttlecock ya da badminton topu gibi, ağırlık merkezi önde ve eteklerine binen hava akımı ile ve sürüklenme stabilitesi ile hareket ettikleri idi.  Rifled slug adı verilen etrafında kanatçıkları olan tek kurşunlarda, bu kanatçıkların ezilerek namlu ve şok genişliğine uygun çapa gelmeleri amacıyla yapıldıkları varsayılıyordu. Kanatçıkları olmayan yivsiz tek kurşunlar gerçekten sürüklenme stabilitesi ile hareket ediyorlar.

1960 lı yıllardan beri rifled slug adı verilen yivsiz yivli tek kurşunların kendi etraflarında döndüğü biliniyor. Bu dönmenin kanatçıklara binen hava akımı ile oluştuğu düşünülüyor ve “aerodinamic slug” başlığı altında US Patent dairesinden alınmış bir sürü patent de var. Ayni yanılgıya CFD analizlerime bakarak ben de düşmüşüm:

Taofledermaus 26 Ocak 2017 tarihinde youtube kanalında yayınladığı süper yavaş çekim videosunda Foster slugların namludan çıktıktan sonra kendi etraflarında döndüğünü gösterdi: (Dönüş sayısının 700 rpm civarında olduğunu ve bunun jiroskobik stabilite için yeterli olmadığını söylüyor, kameranın 8800 fp yavaş çekim hızını hesaba katmamış)



Kendisi ile yazışmalarımda (okuduğum patent yazılarının etkisiyle)  dönmenin kanatçıklara binen hava akımı ile olduğunu iddia etmiştim, o da dönmenin namlu içinde başladığını. Ancak yanılmışım. Hem Taofladermaus, hem Sn. Tevfik Gün, hem de benim (RX0 II kameramla) yavaş çekimler hep sağa dönüş gösteriyor (kanatçıklar rüzgar gülü etkisi yapsa dönüş sola doğru olacaktı). O zaman namlu içinde nasıl döndüğüne bakalım:

[Resim: Namlu-ic-inde-do-nme.png]

9-11 derece açıya sahip kanatçıklar namluya sürtünürken vida hareketi gibi bir dönme meydana geliyor, kanatçıklar sağa yönelik olduğundan dönme sağa doğru. Hesaplamalar yivsiz namluda 1:38 – 1:47  inç bir dönme oranı olduğunu gösteriyor.

Bunun sonucuda ortaya çıkan dönme, elbette yivliler gibi 200-300 bin devir değil. Ancak namluyu çıkış hızına da bağlı bir devir sayısı ile dönerek terk ettiği anlaşılıyor.

George N. Vitt kanatçıklara binen hava akımına göre yaptığı hesaplarda 12 gauge slug için dakikada 6750 devir hesaplamış:

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-23-11-29-44.png]
Outdoorlife forumda rifled slugların 10.000, yivli şok ile 40.000 devir yaptıklarını yazmışlar (tablonun kaynağını bulamadım)
https://answers.outdoorlife.com/forum/gu...gun-barrel

Tüm bunlara karşın hala bu devir sayısının jiroskobik stabilite için yeterli olmadığı söylemleri var. Yeterli mi değil mi biraz fiziğe girerek bakmak lazım.
 Klasik mekanikte momentum ya da devinirlik, bir nesnenin kütlesi ve hızının çarpımıdır; (p = mv). Hız gibi, momentum da vektörel bir niceliktir, yani büyüklüğünün yanı sıra bir yöne de sahiptir. Açısal momentum, herhangi bir cismin dönüş hareketine devam etme isteğinin bir göstergesidir ve bu nicelik cismin kütlesine, şekline ve hızına bağlıdır. Açısal momentum bir vektör birimidir ve cismin belirli eksenler üzerinde sahip olduğu dönüş eylemsizliği  ile dönüş hızını ifade eder.

[Resim: moment.png]
Belirli bir devir sayısının üzerinde açısal momentum yerçekimi etkisini yenecek gücün üzerine çıkarsa dönen cisim bir eksende sabit kalır. Jiroskobun ve jiroskobik dengenin temeli budur: Aşağıdaki video bağlantısında kendi etrafında dönen bir paranın, belirli devir sayısının üstünde dengede durduğunu, sürtünme etkisi ile devir sayısı düşünce önce yalpalamaya  (precession) başladığı, sonra dengesini kaybedip devrildiğini izleyebilirsiniz:

Etrafında dönen paranın yalpalama hareketi

[Resim: Ac-sal.png]

Yukarıdaki şekilde dönen bir topaç’ın ne zaman, hangi dönüş sayısının altında yalpalamaya başladığı fiziksel formül ile hesaplanabilmektedir.
Şimdi tekrar baştaki konuya dönelim. Kanatçıklı Yivsiz tek kurşunlar belirli bir devirde namludan çıktığına göre, bu hesaplara göre hangi devir sayısında jiroskobik dengeyi kaybettiğini bulalım.

Yivsiz tek kurşunlar cüsseleri, yapıları, yüksek sürüklenme katsayıları (düşük balistik katsayıları)  nedeniyle çok kısa sürede hız kaybederler. Vitt US3200751 no.lu patentinde yivsiz tek kurşunlar için menzili içinde ortalama hızının 1200 fps civarında olduğunu ifade etmiştir ki (ses hızı 1116 fps) bence de mantıklı. Bu durumda 18,51 mm çapta 32 gram bir Foster tek kurşunun 1200 fps (365 m/s) hızda yalpalamadan jiroskobik dengede kalacağı en düşük devir sayısını hesaplayalım

[Resim: hesap.png]

Dakikada 3217 devir bulduk. Bu devir sayısı altına düşünce yalpalama başlayacaktır. Pekiyi bu jiroskobik stabilite kaç metrede mümkün? Ona balistik tablodan bakabiliriz:

Piyasadaki tek kurşunların namlu çıkış hızını yaklaşık 1450 fps (442 m/s) olarak alırsak Foster için:

[Resim: sound.png]
Yaklaşık 55 yarda (50 metre) içinde jiroskobik stabiliteye sahip olduklarını söyleyebiliriz.
Çok kaliteli olmasada benim kendi kaydettiğim yavaş çekim videomda bunu bir değerlendirmek istedim:



Bu video da internette bulduğum bir foster slug'ın seyir esnasındaki dönüşünü aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:



Baştan da yazdığım gibi rifled slug adı verilen kanatçıklı tek kurşunlarda belirli bir mesafe içinde jiroskobik stabilite vardır.

Bu konuyu yazdır

  Bağımsızlık-Silah İlişkisi,Güvenlik Sorunları ve Çözümleri
Yazar: ceycey - 23-02-2024, 10:11 - Forum: Bireysel Silah Edinme Hakkı - Yorum (1)

Silah Yasası Tasarısı çalışmaları sırasında TBMM Silah Yasası Komisyonu üyelerine verdiğimiz metindeki "Bağımsızlık Silah İlişkisi" ve "Güvenlik Sorunları ve Çözümleri" isimli makaleleri, bireysel silahlanma hakkı ile ilgili olduğu için burada paylaşmak ihtiyacı hissettim.

                  BAĞIMSIZLIK-SİLAH İLİŞKİSİ:
                  Tarih boyunca yapılan savaşlar ve istilalar incelendiğinde; silahları daha güçlü olan ve silahlarını daha iyi kullanan milletlerin genelde galip geldiğini görüyoruz. Silahları düşmanlarından geri kalmayan ve silahlarını kullanmayı bilen toplumlar ,tarih boyunca kaybetmemişler ve asla köleleştirilememişlerdir.                 
                  Osmanlı İmparatorluğu’nun 3 kıtaya kadar yayılmasının en önemli nedenlerinden birisi, iyi silahlara sahip olması ve bu silahları kullanmayı iyi bilen bir ordusunun olmasıydı.
                  Silahlarımız olmasa ve değerli komutanlarımızca silahını iyi kullanabilen eğitimli bir ordumuz olmasa, İstiklal Savaşı’nı kazanabilir miydik?
                  Yani,silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu, bağımsızlık için en önemli unsurlardan birisidir.
                  Yine savaş tarihi incelendiğinde, milis kuvvetler dediğimiz silahı olan sivil güçlerin çok önemli roller oynadığını görüyoruz.
                  Amerika’nın bağımsızlığını kazanabilmesi, milis kuvvetlerin düzenli ordu yanında savaşa girmesiyle mümkün olmuştur.
                  Osmanlı’da, savaş zamanı dışında çiftçilik yapan, sefer olunca orduya katılan sipahileri hatırlayalım. Bunlar da milisti.
                  Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasını sağlayan en önemli faktörlerden biri, Kuvay-i Milliye denilen bir kısmını milislerin oluşturduğu güç değil midir? Babadan, dededen kalma tüfekleri ve tabancaları olan siviller savaşa katılmasa, zafer kazanılabilir miydi?
Bu örnekler arttırılabilir. Bir de ters örnekleri düşünelim.
                1995 Yılında Srebrenitsa’da, Birleşmiş Milletler tarafından Boşnak köylerinden duvarda asılı dededen kalma tekli kırmalar bile toplanmış, öteki yanda Yugoslav ordusunun depolarını açıp silahları alan Bosnalı Sırplar, savaş başlamadan çok önce milis eğitim kampları düzenleyerek katliama hazırlanmışlardır. Sonuçta silahlı Sırplar, çoluk, çocuk demeden hiçbir silahı olmayan(resmi rakamlara göre)8.372 müslümanı katletmişlerdir. Müslümanların evlerinde en azından birer tüfeği olsaydı, bu katliam olabilir miydi?
Yugoslayva iç savaşı sırasında ellerinden silahları alınan Müslüman Boşnaklar, küçük atölyelerde ve evlerinde silah yaparak kendilerini savunmaya çalışmışlardır. Bu silahların bir kısmı şimdi soykırım müzelerinde sergileniyor.
Yine 1992 yılında Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı Kasabası’nda Ermeni güçler, silahsız  106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan vatandaşını katletmiştir. Kadınlara tecavüz edilmiş, hamile olanlarının karınlarına süngü saplanarak bebekleriyle birlikte öldürülmüşlerdir. Bu insanların kendilerini savunmaya yetecek kadar silahı olsaydı, bu katliam kolayca yapılabilir miydi?
                  Tarih göstermiştir ki , silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu dışında silahı olan milisler de bağımsızlık için önemlidir. Silahı olan insanları köleleştiremezsiniz.
 
                   GÜVENLİK SORUNU VE ÇÖZÜMLERİ:
                  Büyük şehirlerimiz son on yıllarda büyük bir değişim geçirmiştir. Sosyal ilişkiler farklılaşmış, dayanışma, vatandaşlık bilinci, sevgi ,saygı gibi kavramlar tüm Dünya'nın içinden geçmekte oldu "kaos çağı" da diyebileceğimiz ortamda, giderek yok olmaya başlamışlardır. Nüfus artmakta, kaynaklar azalmaktadır. Kaynakları yoğunluklu tüketmekte olan kitle, pastanın kendilerine düşen payından vazgeçmeyip, daha da hırçınlaştıkça; genel nüfus, ekonomik olarak her geçen gün daha da zorlanmaktadır. Bu hızlı değişim ve sosyo-ekonomik anlamda yeni değerlere tutunamayan, nasıl tutunacağını bilmeyen , feodal düzenden şehirli düzenine geçmekte zorlanan kitleler, işsizliğin artışıyla ekonomik olarak da zorlandıkça; sonuç olarak kanunsuzlaşmaya giden iki farklı yoldan birini seçebilmektedirler. Yalnız kalarak, soyutlanmak, giderek geçiminin zorlaşmasıyla, bir aile kurma şansını da yakalayamamak ve en sonunda kaybedecek hiçbir şeyi olmayan potansiyel suçlu bir bireye dönüşmek. Ya da kendi aralarında gruplaşarak, bir güç mevzisi elde etmek adına kanunsuzlaşmak; ki buna çete kurmak diyoruz.
                  Bu noktaya ek olarak, vatanımız  şu an Dünya'da yüzyıllardır uğruna savaşılan kaynakların ortaya çıktığı , sınır komşularının politik açıdan son derece istikrarsız olduğu bir coğrafya üzerindedir. Kaynaklar ve güç dağılımları olarak bakıldığında da, bu coğrafya daha uzun süre bu konumda kalmaya mahkumdur. Dolayısıyla, bu ülke üzerinden suç nakli, (silah kaçakçılığı, uyuşturucu trafiği vs.) daima olmuştur ve olmaya da devam edecektir.
                  Güvenlik güçlerimiz bu konularda ellerinden geleni yapmakta olsa da, bu, bireyin böyle bir coğrafyada yaşadığı gerçeğini; kendisinin ve ailesinin güvenliğinden endişe duyabileceği gerçeğini değiştirmez.         
                  Hemen hemen Dünya’nın her yerinde olduğu gibi, yurdumuzda da saldırı suçları ciddi oranlarda artmaya başlamıştır. Dürüst vatandaşın haklarını kollamak, ve suçluların cezalandırılması adına yeterli çözümlerin bir türlü sağlanamaması, potansiyel suçluları da çabucak suç dünyasına çekmekte, adeta “ekmeklerine yağ sürmektedir. ”Kimi metropollerin nüfusunun on beş milyonu bulduğu bu zamanda, güvenlik güçlerinin de her köşe başına bir memur koyamayacağı malumdur. Dolayısıyla da bireysel suçları önleyici tedbirlerin alınmasında yetersiz kalınması, günümüzde anlaşılamayacak bir durum değildir. Öyleyse vatandaşın haklarının, özellikle de insan haklarının en kutsalı olan “yaşama hakkının” korunması; “bireyin kendisinin ve ailesinin can güvenliğini koruma hakkının elinden alınmaması gerekmektedir.
                  Özetlemek gerekirse,
                  -Silah ve silahlarını iyi kullanabilen bir ordu dışında silahı olan milislerin de bağımsızlık için önemli olduğu, silahı olan insanları köleleştirilemeyeceği,
                  -Ülkemizin en istikrarsız coğrafyalardan birinde yer alması ve bundan kaynaklanan silah kaçakçılığının her zaman var olacağı realitesi,
                  -Nüfusun artması, kaynakların azalması, feodal düzenden şehirli düzene geçilmesi, işsizliğin artmasıyla ekonomik ve sosyal olarak tutunamayan insanların potansiyel suçlu olması, çetelerin artması, saldırıların çoğalması,
                  -Nüfusun artmasıyla güvenlik güçlerinin herkesi her zaman koruyamayacağı gerçeği,
                  -Halkımızın geçmişten gelen silah sevgisi ve silah kültürünün varlığı, vb. nedenlerle savunma ihtiyacı hisseden insanlar, içgüdüsel olarak  kendisinin ve ailesinin namuslarını, canlarını, mallarını, ülkelerinin bağımsızlıklarını duvarda asılı duran silahlarına ve tabancalarına emanet etmişler, kısaca bireysel olarak silahlanmışlardır.
                  Emniyet Genel Müdürlüğü’nün resmi istatistiklerine göre, ateşli silahlarla işlenen suçlarda, ruhsatlı silahların oranı 2005 yılında % 16,7 , 2006 yılında %11,83 olmuştur. Silahlanma karşıtı Umut Vakfı’nın açıkladığı istatistiğe göre, bu rakam 2012 yılında % 9’a düşmüştür. Bu rakam içerisinde meşru müdafaa durumu nedeniyle ateşli silahını kullanan ve beraat edenlerin de olduğu düşünülürse, net rakamın %5-6 olması kuvvetle muhtemeldir.
                         
                   Yani ,yasal silahı olan insanlar, kanunlara uymaya çalışan, suç işlemekten çekinen ve silahına sadece yukarıda anlattığımız şekilde canını, malını, namusunu ve vatanını korumak için sahip olan insanlardır.

Bu konuyu yazdır

Photo YİVSİZ TEK KURŞUNLARDA DIŞ BALİSTİK
Yazar: Sabri - 23-02-2024, 09:22 - Forum: Genel Konular - Yorum (4)

YİVSİZ TEK KURŞUNLARDA DIŞ BALİSTİK

Eski TT forumda yer almış ve kaybolan yazıları toplamaya devam ediyoruz.

Sıkının namluyu terk ettikten sonra hedefe varıncaya kadar olan olayları “dış balistik” olarak tanımlamıştım. Genellikle saçma atmak üzere tasarlanmış yivsiz tüfeklerle  yakın sayılabilecek mesafelerde orta ve büyük avlara veya hedef atıcılığında yivsiz tek kurşunlar da kullanılmaktadır. Saçma balistiğini farklılıkları nedeniyle başka bir sayfada aktarmaya çalışacağım. Aslında okuyucularımızın bildiği konular.
Yivsiz tek kurşunlar, yivlilere göre hızı az, menzili düşük, isabet oranı düşük mermilerdir.
Nedenlerini kabaca şöyle sıralayabiliriz:

  • Namlu çıkış hızları yivlilere göre çok düşüktür. 
  • Cüsseleri yivli mermilerden fazladır, dolayısı ile sürüklenme katsayıları yüksektir, hava direnci ile kısa mesafede hız kaybederek düşmeye başlarlar
  • Çoğunlukla künt uçlu olduğundan aerodinamik yapıları yivlilere göre kötü ve Balistik katsayıları oldukça düşüktür
  • Yivli mermiler gibi jiroskobik dengeleri yoktur (veya çok az), daha çok çekme (sürüklenme) dengesi ile hareket ederler 
  • Üzerleri kaplı olmadığından namlu sürtünmesinden dolayı ısınma ile şekilleri kolay bozulur, aerodinamik yapıları daha namludan çıkmadan bozulabilir
  • Transsonik bölgeye kısa mesafede girerler, denge ve seyirleri çabuk bozulur

Yivsiz tek kurşun barut gazlarının basıncı ile namlu ağzından bir ivme ile fırlatıldıktan sonra, içinde seyrettiği ortamın (hava) direnci ve sürtünmesi ile giderek hız kaybederken, ağırlığına bağlı olarak yer çekimi etkisi ile düşmeye başlarlar.

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-23-07-52-57.png]

Yukarıdaki resimde bir mermi çekirdeğini etkileyen birleşenler görülüyor.

Namlu çıkış hızı ve Sıfırlama mesafesi

Eğer bir mermi, uzay boşluğunda hava direnci ve yer çekimi olmaksızın atılsa, sonsuza kadar ayni doğrultuda seyredecektir. Hava direnci olmadan, sadece yer çekimi etkili olsaydı, parabolik bir yörünge izlerdi:

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-23-07-53-20.png]


Oysaki hem yer çekimi etkisi, hem de içinde seyrettiği hava direnci ve sürtünmesi ile birlikte daha çabuk hız kaybederek, daha erken düşmeye başlar.
Atış esnasında atış hattı ile namlu doğrultusu paralel gibi görünebilir. Böyle olsaydı şekilde görüleceği gibi mermi 10-15 metre sonra gerek sürüklenme, gerekse yerçekimi etkisi ile düşmeye başlardı. Aslında gez, arpacığa göre (sıfırlama mesafesine bağlı olarak) çok az yüksektir.


Namlu hattı ile atış hattı arasında (sıfırlama mesafesine bağlı) 0,04 – 1,5 derece arasında bir açı vardır. Bu açı nedeniyle mermi namludan çıktıktan sonra nişan hattına doğru yükselir, namlu çıkış hızına bağlı olarak 10-15 metre sonra nişan hattını keser, bir miktar yükseldikten sonra sürüklenme ve yer çekimi etkisi ile sıfırlama mesafesinde nişan hattını ikinci kez keserek düşmeye başlar.

[Resim: DB1.png]
Sıfırlama mesafesi, saçma atan tüfekler için genellikle 40 yarda (36,5 m) dir. Yivsiz tek kurşunlar için 25-50-75-100 metreler (veya yarda) için sıfırlama yapılır.

[Resim: DB2.png]
Bu grafik 100 yarda için sıfırlanmış bir tüfekte 32 gram Foster tipi çekirdek için düzenlenmiştir. Bu grafikteki mermi yolu üzerine konmuş    biçimi işaretler o hızda çekirdeğin girdiği transsonik bölgeyi göstermektedir (Konunun içinde anlatılacaktır). Namlu çıkış hızı arttıkça transsonik bölgeye girme gecikmekte ve isabet artmaktadır.

Sürüklenme (Drag)

Bir cismin akışkan bir ortamda hareketi esnasında hareketini engelleyen dirence sürüklenme (drag) denmektedir. Bu hava içerisinde olursa aerodinamik sürüklenme veya hava direnci denmektedir.
Yivsiz tek kurşunlar künt uçları ve daha geniş çapları nedeniyle, yivli kurşunlara göre daha fazla hava direnci ve sürtünmeye maruz kalırlar. Bu nedenle daha çabuk hız ve dolayısıyla irtifa kaybederler.
Biraz fizik yönüyle inceleyelim. Alan (A) başına düşen güç (F) bize basıncı (P) verir, formüle dökersek:
P= F/A  ,  buradan gücü hesaplarsak F=P.A olur. Burada gücü sürüklenme (Fd) olarak alırsak alırsak ve basıncı da Bernoulli denkleminden alırsak Fd= (1/2 r v2 ) A  gibi bir denklem ortaya çıkar. (r = havanın direnci, v2  hızın karesi) . Bu formülü sürüklenme için yeniden düzenlersek:

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-23-08-04-29.png]
Burada Cd nereden çıktı derseniz o da “Sürüklenme katsayısı” dır.  Sürüklenme katsayısı Reynold sayılarına da bağlı boyutsuz bir sayıdır. Sürüklenme katsayısı hava içinde hareket eden cismin karşılaşacağı direnci ifade eder:

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-23-07-54-36.png]
Cismin sürüklenme katsayısı ne kadar küçükse, havada seyri esnasında karşılaşacağı direnç o kadar az olacaktır. Örneğin tapasıyla seyreden tek kurşunlar (uzun silindir), tapasız seyredenlere (kısa silindir) göre daha az hava direnci ile karşılaşır. Yivsiz tek kurşunlar, daha aerodinamik yapıya sahip G1 ve G7 formundaki yivli kurşunlara göre daha fazla sürüklenme gücüne maruz kalırlar.

Balistik Katsayı (BC)

Sürüklenme katsayısı mermi çekirdeğinin ne kadar hava direncine maruz kaldığını gösterirken, balistik katsayı (BC=Balistic Coefficient) o çekirdeğin hava direncini yenebilme yeteneğini gösteren katsayıdır. Balistik katsayı mermi çekirdeğinin, boyu, çapı, ağırlığı ve uç tasarımının hava direncine karşı hız, menzil ve dengeyi korumasını sağlayan bir katsayıdır, mermi tipine göre değişir. Yivli mermilerde özellikle uzun mesafe atışlarında önem taşır. Sürüklenme katsayısının tersine balistik katsayı ne kadar büyük olursa hızını daha iyi korur, rüzgardan daha a etkilenir, daha geç düşer ve isabet oranı artar. Balistik katsayı değişik yöntemlerle hesaplanabilir:

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-23-07-54-47.png]
Balistik katsayı, kesitsel yoğunluğun (SD) merminin şekline bağlı form faktörüne (i) bölünmesi ile elde edilen sayıdır. Kesitsel yoğunluk (SD) ise merminin ağırlığının (M) çapının karesine (d2) bölünmesi ile elde edilir. Form faktörü de bazı formüllerle hesaplanabilirse de her zaman doğru sonuç vermeyebilir. Yivsiz tekkurşunlar için form faktörü genellikle 1 kabul edildiğinden BC=SD  olur.

Balistik katsayı mesafe ve hız ile değişkenlik gösterdiğinden belirli mesafeye atış yaparak namlu çıkış hızı, menzildeki hızı ve mesafe üzerinden aşağıdaki formülle hesaplanabilir.

[Resim: DB3.png]

Pekiyi, bu hesaplamalar ne işe yarayacak derseniz balistik programlarda BC yi işleyerek, tek kurşunun hangi mesafede ne kadar düşüş yapacağını, enerjisinin ne olacağını ve ne zaman transsonik bölgeye girip dengesini ve isabetini kaybedeceğini bulabiliriz. Ben bunun için internette on-line olarak kullanılan başarılı bir programı tavsiye ederim:  http://www.shooterscalculator.com/ballis...t=de90a3b8

Transsonik etkileşim

Sesüstü hızda namludan çıkan mermi şiddetli ve artan bir hava direnci ile karşılaşarak yavaşlamaya başlıyor, şekilde izleyeceğiniz gibi mermi hızı ses hızına gelince aniden sürüklenme katsayısında (Drag) bir azalma oluyor, sürüklenme katsayısı süratle düşerken ses altı hıza ulaşınca hafif bir şekilde artış gösteriyor. İşte Mach 1.1 ile 0.8 hızları arasındaki bölgeye ( ortalama 1116 fps / 340 m/s)  transsonik bölge adını veriyoruz.

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-23-07-55-21.png]

Mermi, bu bölgede sürüklenme katsayısının ani düşmesiyle, balistik değerlerinde,  basınç merkezinde, ağırlık merkezindeki ani yer değiştirmeye bağlı olarak takla atabiliyor, az da olsa yön değiştirebiliyor. Transsonik bölgeye giren merminin nişan noktası (POA) ile vuruş noktası (POI) farklılaşıyor.

Yivlilerde jiroskopik stabilite, hızlı çıkış ve yapısı nedeniyle ancak uzun mesafelerde gerçekleşirken, yivsizlerde namlu çıkış hızı daha düşük, balistik katsayı kötü, sadece çekme stabilitesi olduğu için kısa mesafelerde bu olay gerçekleşiyor. Yivizlerde 100 m içinde transsonik bölgeye  girmeyecek 32 gram çekirdeğin hızının en az 487,5 m/s (1600 fps) hızda olması gerekiyor. Genellikle 1300 fps (396 m/s) civarında namlu çıkış hızındaki yivsiz tek kurşunlar balistik katsayısına da bağlı olarak genelde 30-40 metrede transsonik olup isabet kaybediyorlar.

Aşağıdaki resimde 36.5 metre (40 yarda) mesafede atılmış solda  namlu çıkış hızı nedeniyle bu mesafede transsonik olmamış, sağda ise bu mesafe öncesinde transsonik bölgeye girmiş Foster tipi kurşunlarda isabeti görüyorsunuz.

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-23-07-55-33.png]

Bu konuyu yazdır

  bir mc9 hikayesi
Yazar: Achilles - 23-02-2024, 00:31 - Forum: Yurt Savunma - Yorum (14)

Taşıması kolay küçük bir silah almak istedim,çokda seçenek yokdu malesef, canik mc9 da yeni çıkmışdı inanılmaz reklamı yapılıyor, yerli yabancı basında yere göğe sığdırılamıyordu,almadan denemek istedim bir poligonda buldum,gittim atış yaptım sürgü bir iki defa arkada kaldı tam oturmadı,oradaki hoca tutma kaynaklıdır dedi,çokda takılmadım,sonuçda kötü bir yorum yokdu internette,gittim aldım mke den reddot falanda takdırdım tetik değişdirdim şık oldu,sonra atışlara başladım 2-3 atışda bir tutukluk yapıyor besleme sorunu yaşıyor çoğu zamanda sürgü bir kaç mm geride kalıyordu,canik store a götürdüm sağolsunlar bayağı ilgilendiler,fabrikaya gitti geldi tabanca bir arıza yok ama tedbir amaçlı irca yayı değişdirdik dediler.

Tekrar atışlara başladım aynı sorunlar devam ediyor,tekrar aradım konuşdum,tekrar fabrikaya gönderildi,yine sorun yok tabancada siz yanlış tutuyorsunuz dediler,video atın çekin vs dediler,bende acaba gerçekden öylemi dedim 5 arkadaşla beraber atışa gittim hepsine denettim herkesde aynı problem,bu sefer şikayetimvar sitesine koydum hemen aradılar çok ilgilendiler,bu arada sürekli reddot vidalarıda gevşemeye başladı sürekli sıkıştırıyordum,bu sefer anadolu yakasında canik in merkezine gittim teslim ettim tabancamı.

Birkaç hafta sonra gittim teslim almaya,yine bir sorun yok tabancada dediler,şarjörlerdeki yayda sıkıntı olduğunu söyleyip şarjörlerin hepsini değişdirdiler,tekrar atışlara başladım bu sefer ilk atışlarda gerçekden sıkıntı olmadı ama malesef sonra yine aynı sorunlar başladı,tekrar aradım söyledim sorunları,gelin bırakın tabancanızı tekrar kontrol edelim dediler.

Gitmedim hala bir köşeye kaldırdım tabancayı,o sıralarda mke ye gelen hellcat pro lardan aldım,oda başka bir hikaye iğne mermiye vuruyor ama patlatmamaya başladı yeterince güçlü vurmuyor sanırım,şimdi canik tti ın çıkmasını bekliyorum ama kafamda bir çok soruyla beraber.

Mc9 da hala silah dolabının bir köşesinde duruyor....

Bu konuyu yazdır