| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Şu anda 64 aktif kullanıcı var. » (1 Üye - 60 Ziyaretçi) Baidu, Bing, Google, Aquila54
|
| Son Yazılanlar |
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
07-10-2026, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 204
|
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,770
|
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,624
|
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 485
|
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 950
|
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 248
|
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
|
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 388
|
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,236
|
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 485
|
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 534
|
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,930
|
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 289
|
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 299
|
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,957
|
|
|
| CZ Tarihi ve Terminolojisi |
|
Yazar: ceycey - 02-03-2024, 00:51 - Forum: CZ
- Yorum Yok
|
 |
Sn.alone61'in 31.7.2013 tarihli yazısı:
Değerli Forumdaşlar,
CZ 75B sahibi olmam sebebiyle, CZ tarihi ile ilgili bir araştırma yaptım ve öğrendiklerimi sizlerle de paylaşmak istedim. Bu bilgilerin büyük bir kısmı çeviri olup, çeviri yaptığım metinde bulduğum bazı hataları da kendim araştırarak düzelttim. Bu güzel forum sayesinde, değerli üstatlar sayesinde silahlarla ilgili çok şey öğrendim ve ben de elimden geldiğince katkı yapmak istedim. Umarım sizler de beğenirsiniz. Hatalı veya eksik bilgiye rastlayan üyelerimiz uyarırlarsa çok memnun olur ve hemen düzeltmeye gideriz. Bu arada bu başlığı hazırlarken Lupus üstadımızın "İlk CZ 75" başlığından da faydalandım. En altta faydalandığım kaynakları da iletiyorum.
Saygılarımla.
CZ Tarihi ve Terminolojisi
CZ / CZ-UB : Ceska Zbrojovka, Çek Cumhuriyeti’nin güney doğusunda yer alan orta ölçekli Uhersky Brod şehrinde yer alan silah üreticisidir. Ceska Zbrojovka “Çek Silah Fabrikası” anlamına gelmektedir. Arms Moravia gibi başka firmalar da CZ kısaltmasını kullanmaktadırlar. Bunun iki sebebi vardır. Birinci sebep Çek Cumhuriyeti’nin (Czech Republic) kısaltmasının CZ olması, ikinci sebep ise Ceska Zbrojovka’nın uluslararası itibarı olması sebebiyledir. CZ-UB, firmanın resmi kısaltması olup, CZ-USA’dan farklı olduğunu belirtmek amacıyla da kullanılmaktadır. CZ-UB, yeniden organize edilip, Moravia’da yer alan Uhersky Brod şehrine taşındığı 1936 yılında kurulmuştur. Daha önceki imalatçılar Ceska Zbrojovka ve Ceskoslovenska Zbrojovkava Strakonice ve Prag’da yer almaktaydı. Haritaya baktığımızda bu iki şehir, Bohemia bölgesinde, ülkenin kuzey doğusunda Almanya sınırına yakın bir yerde bulunmaktadır. 1930' lı yılların sonuna doğru Moravia’ya fabrikalar taşınmıştır.
CZ-USA : CZ-USA, Ceska Zbrojovka’nın Amerika’daki alt şirketi olup, distribütör, ithalatçı, garanti servisi vb. hizmetler sunmakta olup, silah üretimi yapmamaktadır. 1991’de kurulan CZ-USA, 1997 yılında CZ-UB’nin Amerika’daki tek ithalatçısı olmuştur. İlk olarak Kaliforniya, Oakhurst’te kurulan CZ-USA, 1998 yılında Kansas eyaleti Kansas şehrine taşınmıştır.
CZ ve Brno : Günümüzde Ceska Zbrojovka, en büyük ve tanınmış Çek silah üreticisidir. 1. ve 2. Dünya Savaşları arası periyotta, CZ-UB henüz kurulmamışken ve 2. Dünya Savaşı öncesi Zbrojovka Brno daha fazla bilinen ve tanınan bir firmaydı. Zbrojovka Brno, ülkenin doğusunda, Moravia’nın tarihi başkenti Brno’da yer alan ayrı bir firmaydı. Zbrojovka Brno (Brno Silah Fabrikası), Mauser çalışma şekline sahip tüfekleriyle meşhur bir firmaydı. Komünist yönetimin ülkeyi idare ettiği dönemde, silah, mühimmat ve ilgili malzemelerin üretimi merkezi bir planlama ve yönetim merkezinden idare edildi. Brno markasının Çek Cumhuriyeti dışında çok iyi tanınması, bilinmesi sebebiyle, Dış Ticaret Bakanlığı ve Çekoslovakya Yetki Belgesi Kurumu, ihraç edilecek tüm silahlarda Brno markasının yer alması kararını aldı. CZ-UB’nin de ilerleyen zamanlarda tüm dünyanın tanıdığı, takdir ettiği silahlar üretmesi bu yolun çok da doğru olmadığını göstermektedir. 2004 yılında CZ-UB, Zbrojovka Brno’yu satın almış ve aynı çatı altında yer almışlardı. Brno Rifles ismini alan firma 2006 yılı Haziran ayında üretimini durdurmuş, Ağustos sonunda da son çalışanlarını da işten çıkarmak zorunda kalmıştı. 2006 Eylül ayında CZ-UB’nin bazı makinaları ve Brno Rifles’ın tüm makine ve ekipmanları açık ihale yolu ile satılmaya çalışıldı. Makine ve ekipman satın alarak kaynaklarını tüketmek istemeyen yatırımcılar namlu ve hammaddeyi CZ-UB’den hazır alma yoluna gittiler. Daha sonra 2007 yılı Ocak ayında Brno Rifles 29 eski çalışanını tekrar işe alarak üretime geçti ve ürettikleri tüfekleri piyasa satış faaliyetleri CZ-UB firması sorumluluğunda olmak üzere CZ-UB firmasına sattı. 2008 yılında silah sektörüyle ilgisi olmayan bir Slovak yatırım şirketi Brno Rifles’ı satın aldı ve mevcut üretim tesislerinin geliştirilmeye uygun olmaması ve fazla maliyetli olması sebebiyle, Brno şehrinde yeni fabrika yeri seçildi ve firma üretimine burada devam edecektir.
Vzor / vz : Vzor, Çek dilinde model anlamına gelmektedir. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce, Ceska Zbrojovka ürettiği tüm silahları Çek ordu terminolojisine uygun olarak ‘vzor+ilk üretim yılı’ olarak kodlamıştır. Komünist idare altında Çek ordusu ve tüm silah üreticileri bu şekilde kodlama yapmışlardır. Örnek vermek gerekirse vz-52 görev silahı ve vz-58 taarruz tüfeği. Bu nedenle, CZ’nin en meşhur tabancası Çekoslovakya dışında vz-75 olarak adlandırılmıştır fakat bu teknik olarak doğru değildir. Bir başka deyişle, Çek ordusu CZ-75’i 1975 yılında görev silahı olarak kabul etmemişti. Başka kaynaklar doğru olmayan şekilde 1991 yılından önce üretilmiş tüm silahları Vzor olarak adlandırmaktadır. Bu karışıklığın bir sebebi de CZ-UB firmasının ürettiği ve ihraç ettiği silahlarda vz yerine CZ kısaltmasını kullanması sebebiyledir.
Model Numaraları (CZ27, CZ52, Cz75 vs.) : CZ-UB’ nin çeşitli modeller için kullandığı numaralar şu anlama gelmektedir: Genellikler, iki haneli sayı, CZ-UB modelinin dizayn edildiği yılı ifade etmektedir. Bu rakam üretim yılı ile karıştırılmamalıdır. Örnek vermek gerekirse, CZ 50 (bir diğer adıyla vz 50), silahın 1950 yılında üretildiğini ifade etmeyip, dizaynının hangi yılda yapıldığını ifade eder. CZ-UB bu sistemi, diğer ordu silahları hariç (örneğin vz-58 7.62x39 taarruz tüfeği) istikrarlı bir şekilde kullanmıştır. Yakın zamana kadar üretilmiş silahlarla uyumlu olan bu sistemin son örneği CZ 97B olup, CZ 100 ve 101 2000 ve 2001 yıllarında dizayn edilmemişlerdir. Her ne kadar CZ P-01 2001 yılında dizayn edilmiş olsa da bu durum eski geleneğin devamı değildir.
Model Harfleri (CZ 85B, VZ 75B SA vs.) : CZ-UB firmasının modellerinde kullandığı harflerin her birinin anlamı olup, genellikle 75B serisinin ayırt edilmesinde faydalanılır. Daha sonra anlatılacağı şekilde B harfi, modelin otomatik iğne kilidi olduğunu ifade etmektedir ve bu durum sadece 75 serisi ile ilgili değil, tüm modellerle ilgilidir. D harfi, modelin klasik emniyet yerine decocker- iğne salma manivelası olduğunu ifade etmektedir. SA, modelin yalnızca tek hareketli tetik sistemine sahip olduğunu, DAO ise modelin yalnızca çift hareketli tetiğe sahip olduğunu ifade eder.
Tip A (Pre-B)/Tip B/Geçiş Modeli : CZ silahlarındaki en kafa karıştıran kısım bu kısımdır. Bu ayrım sadece 75/85 model tabancalarda geçerli olup, zamandaki gelişimlerini açıklamaktadır. Burada ifade edilen CZ 75, CZ 75B, CZ 85, CZ 85B ve çeşitleridir. Aşağıdaki resimde yer alan 3 CZ 75 modelinden en üstteki CZ 75B yani B tipi, ortadaki geçiş modeli, alttaki ise CZ 75 yani A çeşididir.
![[Resim: czs001.jpg]](https://i.ibb.co/3SRzm0q/czs001.jpg)
1975 yılında, CZ 75 modeli dizayn edildi. Modelin seri üretimi 1977 yılında başladı. CZ markasının en meşhur, bilinen modeli CZ 75’dir. İlk olarak 9x19mm(9mmmm Parabellum, 9mm Luger olarak da bilinir) kalibrede üretilmiş, daha sonra 9x21mm kalibrede de (9mm IMI) üretilmiştir. İlk üretilen CZ 75’ler şu an üretilen CZ 75B'lerden bazı farklılıkları vardı. CZ 75'ler, B modellerden farklı olarak otomatik iğne kilidine haiz değillerdi. Horozları da mevcut üretimdeki yuvarlak dizayndan farklı olarak mahmuz (spur) şeklindeydi. Tetik korkulukları mevcut üretimlerdeki köşeli değil yuvarlak şekildeydi. İlk CZ 75 dizaynı, 1977-1979 yıllarında iç parçalarda bazı değişiklikler yapılmış ateşleme iğnesi revize edilerek iyileştirilmiş ve 1979 yılında yarı kurulu çentik (half-cock notch) eklenmişti. Dış görünümünde ise 1980 yılında yapılan revizyonla, düz ve kısa olan kızaklar günümüz modellerindekine çevrilmişti. Gerçek A tipi (Pre-B) CZ 75’ler 1977’den 1992’ye kadar üretilmiş, geçiş modeli CZ 75’ler 1993 ve 1994 yıllarında üretilmiştir. A tipi (Pre-B) model CZ 75’ler 1991 yılına kadar Amerika’ya yasal olarak çok az miktarda gelmiştir.
![[Resim: Cz75.jpg]](https://i.ibb.co/hsjhrh8/Cz75.jpg)
1986 yılında, A tipi CZ 75’ler üretilirken, CZ, CZ 85 modelinin dizaynını tanıttı. Bu model, CZ 75’den farkı her iki taraftan kontrol edilebilen (ambidextrous) emniyet ve sürgü yakalama manivelasına (sürgü tutucu) sahip olmasıydı. A tipi CZ 75'lerde yapılan bazı revizyonlar da CZ 85 modeliyle kesişmiştir. Örneğin sürgünün üzerine parlamayı önleyecek şeritler çekilmesi ve sabit gezlerin daha modern bir dizaynla değiştirilmeleri gibi.
CZ 75’den farklı olarak CZ 85 3 farklı seçenek ile piyasaya sürülmüştür. Bunlar ;
1-Standart (ayarlanabilir tetik, sabit gez ve yuvarlak tetik korkuluğu)
2-Lüks (ayarlanabilir tetik, ayarlı gez ve yuvarlak tetik korkuluğu)
3-Kombat (ayarlanabilir tetik, ayarlı gez ve revize edilmiş tetik korkuluğu)
CZ 85 Combat orijinal modeli, B tipi CZ 75?lerdeki gibi modern manivelalara sahip olup, tetik korkuluğu B tipinden farklı olarak daha mahmuz (spur) tipinde dizayn edilmişti. A tipi (Pre-B) CZ 85’ler 1986 yılından 1994 yılına kadar üretilmişlerdir. A tipi (Pre-B) CZ 85’ler, A tipi (Pre-B) CZ 75?lere göre daha az sayıda üretildiklerinden daha nadir bulunabilmektedir.
1995 yılında, B tipi modeller dizayn edildi. B serisi olarak da bilinen bu modeller hem CZ 75B hem CZ 85B’de önceki modellerin yerini aldı. 1995 yılından itibaren sadece standart CZ 85B ve CZ 85 Combat modelleri üretilmiştir. B tipi CZ 75/85 silahlar, otomatik iğne kilidi, daha köşeli tetik korkuluğu, modernize edilmiş emniyet ve sürgü yakalama manivelası (sürgü tutucu) ve yuvarlatılmış horoza sahiplerdi. Mevcut CZ 85 Combat modeli, B tipi gövde ile benzer olsa da otomatik iğne kilidi bulunmaması sebebiyle tam uyum sağlamamaktadır. 75 serisinin bazı modelleri de ilk defa B tipinde üretilmişlerdir. Örneğin emniyet yerine iğne salma manivelası (decocker) olan A tipi (Pre-B) CZ 75 .40S&W kalibrede üretilmemiştir. CZ-USA, CZ 85 Combat hariç sadece B tipi CZ 75/85 ithal etmiştir. Bu modeller Amerika’da en çok kullanılan silahlardandır.
Geçiş modellerini de daha detaylı açıklamak gerekmektedir. Kronolojik sıraya göre düşünürsek bu modeller B modellerinden önce üretilmişlerdir ama en son olarak bunları anlatma daha doğru olacaktır. Esasen, bu geçiş modelleri A tipi (Pre-B) sürgüler ile B tipi gövdelerin birleşimi gibi düşünülebilir. Katı bir mantıkla düşünecek olursak, A tipi modeller, otomatik iğne kilidine (CZ kitapçıklarında 14 numaralı parça) haiz olmadıklarından B tipi gövdeye uyumlu değillerdir. Bir başka deyişle, bu modeller B tipi modeller gibi köşeli tetik korkuluğuna ve yuvarlak horoza sahip olup, A tipi sürgü, emniyet, sürgü tutucuya sahiptir. CZ Forum’daki bazı kullanıcılar, geçiş modellerinde de B tipinde yer alan modern emniyet ve sürgü tutucu manivelalarını gördüklerini belirtmişlerdir. Geçiş modeli CZ 75’ler 1993 ve 1994 yıllarında üretilmişlerdir. CZ 85'lerin de geçiş modeli vardır fakat belirlemek çok zor olmakla beraber, 85 Lüks ve 85 Combat modelleri B tipi modeller baz alınarak dizayn edilmiştir. Geçiş modeli silahlar az sayıda üretildiklerinden bulunmaları zor olmakla birlikte, Magnum Research ve Action Arms firması tarafından ithal edildiklerinden Amerika’da bulunmaları zor değildir.
Silahın Tip A, Tip B olduğunu anlamanın bir diğer yolu da sürgünün arkasına bakarak otomatik iğne kilidinin olup olmadığını kontrol etmektir. Sürgü üzerindeki çekme kertiklerinde kıvırma pim (parça no:57) olanlar B tipidir. A tipi ( Pre-B) silahların, CZ kitapçıklarındaki 14 ve 57 numaralı parçaları yoktur.
CZ 75 Kompakt modellerin hem A hem B tipleri olup hangi tipte olduğunu anlamanın yolu dıştan göz ile incelemekten geçmektedir. CZ 75 Kompakt modeller ilk olarak kompakt sürgü ile tam boy gövde ile eşleştirilerek üretildiğinden, kompakt gövde üretimine daha sonra geçildiğinden, bu modellerin üzerindeki amblem ve işaretler farklılık göstermektedir. Bu durum biraz kafa karıştırıcı olup, kompakt veya yarı-kompakt modellerdeki hemen hemen tüm A tipi kompakt sürgüler yer almakta ve “75 Kompakt” olarak adlandırılmışlardır. Aynı şekilde geçiş modellerinde de Amerika’ya çok az sayıda ihraç edilmiş kompakt ve yarı kompakt modeller “Kompakt” olarak adlandırılmıştır. B tipi CZ 75 yarı kompakt modelleri Amerika’ya çok az sayıda ihraç edilmiş olup artık üretilmemektedir. A tipi CZ 75 yarı kompakt modelleri de Amerika’da çok az bulunmakta ve yasal yollardan giriş yapmadıkları bilinmektedir.
Son olarak, CZ 75R Retro, sınırlı sayıda üretilmiş, B tipi, yuvarlatılmış tetik korkuluğuna ve mahmuz tipi horoza sahip olup, Tip A’ya olan benzerliği yüzeyseldir. Örneğin Retro modeli de klasik CZ 75B gibi 14 ve 57 numaralı parçalara sahiptir.
|
|
|
| Silahla Girilemeyecek yerler |
|
Yazar: ceycey - 01-03-2024, 14:13 - Forum: Hukuk Bölümü/Ruhsat İşlemleri
- Yorum (4)
|
 |
Taşıma ruhsatlı silahla girilemeyecek yerler çeşitli yasalarda belirlenmiştir.
Temel hüküm, 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun'un Ek 1.maddesidir:
"A)Duruşmalarda, mahkeme salonlarında, hastanelerin psikiyatri bölümlerinde, akıl hastanelerinde, ceza ve tutukevleri ile her türlü ıslah ve infaz kurumlarında veya bunların eklentilerinde,
B) Öğrencilerin toplu olarak oturdukları yurtlarda, eğitim ve öğretim kurumlarında, siyasi partilerin açık hava ve kapalı yer toplantılarında, izinli veya izinsiz yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, sendikalarda, derneklerde veya bunlara yönetim ve yapı olarak doğrudan doğruya bağlantılı olan yerlerde veya bunların toplantı ve kongrelerinde, her türlü spor karşılaşma veya yarışmalarının yapıldığı yerlerde, kanuna uygun veya kanuna aykırı olarak grev ve lokavt yapılmakta olan iş yerlerinde,
C) Türkiye Büyük Millet Meclisi ana binaları ile Meclis Başkanlığınca belirlenen yerlerde,
ateşli silahlar taşınamaz.
Yukarıda sayılan yerlerde bu Kanuna aykırı olarak ateşli silahları veya bunların mermilerini 4 üncü maddede yazılı olan bıçakları veya sair aletleri veya benzerlerini veya Türk Ceza Kanunun 174 üncü maddesinde(patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik madde) yazılı olanları taşıyan veya bulunduranlar hakkında ilgili kanunlarda belli edilen cezaların iki katı hükmolunur.
(A) ve (B) bentlerinde sayılan yerlerde 7 nci maddenin 1, 2, 3 ve 4 numaralı bentlerinde belirtilen, kişiler ile bu yerlerin güvenliği için görevli bulunan polis ve jandarma personeli, © bendinde sayılan yerlerde ise yalnız bu yerlerin güvenliği ile görevli bulunan polis, jandarma ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Muhafız Taburu personeli silahlarını taşıyabilirler.
(A), (B) ve © bentlerinde sayılan yerlere silahla giren veya buralarda silah taşıyan kişiler, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, elli günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, bu kişilerin silah ruhsatları bulundurmaya çevrilir. Ön ödeme veya mahkumiyet kararındaki adli para cezasının infaz edildiği veya düştüğü tarihten itibaren beş yıllık süre geçmediği takdirde, bu kişilere taşıma ruhsatı verilmez."
6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un 12.maddesi aynen.
"Müsabaka, seyir, özel seyir ve antrenman alanları ile takım veya taraftarların toplu olarak seyahat ettikleri araçlara;
a) Ruhsatlı dahi olsa ateşli silahlar ile esasen bulundurulması yasak olan diğer silahların,
b) Esasen bulundurulması yasak olmamakla beraber kesici, ezici, bereleyici veya delici aletler ile patlayıcı, parlayıcı, yanıcı veya yakıcı maddelerin.... sokulması yasaktır." şeklindedir.
298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun'un 79/3 maddesinde:
"Oy verme günü, emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse, köy, kasaba ve şehirlerde silah taşıyamaz." yazılıdır.
Yine, 2911 Sayılı toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 33.maddesinde:
"Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine;
a) Ateşli silahlar veya havai fişek, molotof ve benzeri el yapımı olanlar dahil patlayıcı maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar, boğma teli veya zincir, demir bilye ve sapan gibi bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler veya her türlü sis, gaz ve benzeri maddeler taşıyarak veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen bez vesair unsurlarla örterek katılanlar iki yıl altı aydan dört yıla kadar,......hapis cezasıyla cezalandırılırlar." denilmektedir.
Ayrıca, bildiğiniz üzere uçaklara silahla binmek yasaktır. Havaalanında silah polis noktasına bırakılır. Yolculuk sonunda yine havaalanı polis noktasında teslim alınır.Bu işlem için halen 395 TL ödenmektedir. Eskiden ücretsizdi. Havalimanlarında da silah taşınamaz.
Toparlamak gerekirse:
1)Duruşmalarda, mahkeme salonlarında,
2)Hastanelerin psikiyatri bölümlerinde, akıl hastanelerinde,
3) Ceza ve tutukevleri ile her türlü ıslah ve infaz kurumlarında veya bunların eklentilerinde,
4)Öğrencilerin toplu olarak oturdukları yurtlarda, eğitim ve öğretim kurumlarında,
5) Siyasi partilerin açık hava ve kapalı yer toplantılarında, izinli veya izinsiz yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde,
6)Sendikalarda, derneklerde veya bunlara yönetim ve yapı olarak doğrudan doğruya bağlantılı olan yerlerde veya bunların toplantı ve kongrelerinde,
7)Her türlü spor karşılaşma veya yarışmalarının yapıldığı yerlerde, antrenmanlarda,
takım ve taraftarların toplu olarak bulunduğu araçlarında,
8)Kanuna uygun veya kanuna aykırı olarak grev ve lokavt yapılmakta olan iş yerlerinde,
9)Türkiye Büyük Millet Meclisi ana binaları ile Meclis Başkanlığınca belirlenen yerlerde,
10)Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde,
11)Oy verme günü köy, kasaba ve şehirlerde,
12) Havalimanı ve uçaklarda,
silah taşınması yasaktır.
|
|
|
| 9x19mm Parabellum ve 9x19mm Luger farkı nedir? |
|
Yazar: lenduha - 01-03-2024, 13:44 - Forum: Mühimmat
- Yorum (2)
|
 |
Dünyada silahseverlerin sıklıkla birbirine sorduğu bu sorunun, Türkiye’de cevabı bir parça farklı… Bunu baştan belirteyim.
Eğer soruya global ölçekte cevap verecek olsa idik; 9x19mm Parabellum, 9mm Luger, 9x19mm, 9 mm mühimmatın birbirinden hiçbir farkı olmadığını baştan söyleyebilirdik.
Tarihçesine kısaca göz atılacak olursak, resmi adı “9x19mm Parabellum” olan bu mühimmat 1901 yılında Avusturyalı silah ustası Georg Luger tarafından tasarlandı. Mühimmatın geliştirilmesi sırasında Georg Luger, Alman silah üreticisi Deutsche Waffen-und Munitionsfabriken'de (DWM) çalışıyordu. Fabrika kapısının üzerinde ise şirketin Latince yazılmış sloganı vardı: Si Vis Pacem, Para Bellum (Barış istiyorsan, savaş için hazırlan). 9x19 mm'lik bu mühimmat, DWM tarafından onaylandıktan sonra şirket sloganının “savaşa hazırlan” kısmına atıfta bulunarak 9 mm Parabellum adını aldı. Haliyle Avrupa’da silah ve mühimmata dair ortak kuralları ve tanınmasını belirleyen kurum olan Commission Internationale Permanente (CIP), bu mühimmatı kayıtlarına “9 mm Parabellum” olarak geçirdi.
Bu arada Georg Luger yeni standart 9 mm'lik mermisini ateşlemek için P08 Luger tabancasını da geliştirdi. Bizde “Barabelli” olarak bilinen P08 Luger, 1904'ten 1945'e kadar Alman ordusunun standart beylik tabancası idi ve her iki Dünya Savaşında da yoğun şekilde kullanıldı.
1903'te Georg Luger, 9x19mm Parabellum mühimmatı ABD ordusuna da sundu ama Browning ve Colt rekabeti ile geç tarihlere kadar kabul edilmedi. Amerikan .45 inadı, 80’lere kadar devam etse de 9mm’nin yüksek şarjör kapasitesi, mermi başına düşük maliyeti vb. avantajları ile rekabet edemedi. Diğer taraftan Avrupalı CIP’ın, Amerikan versiyonu olan SAAMI ise herhangi bir ihlal davasından kaçınmak ve marka tescil sorununu yaşamamak için mühimmatı kayıtlarına 9mm Luger olarak geçirdi. Dolayısı ile aynı mühimmat Avrupa’da Parabellum, Amerika’da ise Luger olarak resmi kayıtlara girdi.
Gelelim ülkemizdeki duruma,
2018’e kadar adlandırma ile ilgili vereceğimiz cevap ülkemizde aynı idi. Ancak o yıl Sterling firması akılcı bir hamle ile “ekonomik” olarak piyasaya sürdüğü 9mm mermilerinde “Luger” ekini ayırıcı olarak kullandı. Luger mermi üretiminde, kovanın çekirdek ve kapsül ile birleşim yerlerinden sıvı girmesini engelleyen “laklama” (sealing) işlemi yapılmıyordu. Laklama işlemini basitçe, sonradan donan bir sıvı maddeyi bu birleşim yerlerine minik iğnelerden enjekte edilerek bir nevi sıvı conta uygulaması olarak tanımlayabiliriz. Loctite, bu sıvının davranışına örnek gösterilebilir.
Haliyle bu hassas ve tekrar gerektiren işlemin maliyeti de tüketiciye avantaj olarak yansıyordu. Diğer taraftan firma, laklı ve daha pahalı olan mühimmatı ise “Parabellum” eki ile piyasaya sundu. Böylece firma açık olarak laklama ile ilgili açık bir bilgi vermese de kullanıcılar adlandırmadaki bu fark nedeni ile iki mühimmat arasında bir fark olduğu sonucuna ulaşabildi. Daha sonra bu terminoloji diğer mühimmat üreticileri tarafından da benimsendi ve aynı şekilde adlandırıldı.
Sonuçta bugün Türkiye’de 9x19mm Parabellum aldığınızda laklı (sealed), 9x19mm Luger aldığınızda ise laksız mühimmat aldığınız anlamına geliyor ve ikisi birbirinden kesinlikle farklı. Ancak bu fark barut hakkı ve malzeme ilgili olmamakla birlikte, saklama ve kullanım koşullarını etkileyen bir fark. (Çok sonraları ekonomik Luger mühimmatını daha ekonomik tutmak için daha ucuz olan çelik kovan, bakırı daha az çekirdek vb. uygulamalara gidildi)
Peki, bu laklama ne kadar önemli ve gerekli? Bu sorunun yanıtı yine mühimmatı kullanma ve saklama koşullarınızla ilgili bir durum. Eğer mühimmat kullanım süresince uzun süre su içinde kalmayacak, ya da mühimmatı uzun yıllar aşırı neme maruz kalacak bir ortamda saklamayacaksanız lakın sağladığı korumaya ihtiyacınız olmayacak.
Diğer taraftan lakların kovan-çekirdek arasını iyi kapattığı ve basınç kaybını engelleyerek, atış esnasında çekirdeğin “daha hızlı” tahliye olcağı şeklinde bir varsayım ortay atıldı. Teorik olarak inanılmaz yüksek basınç kuvveti karşısında lak tutuculuğunun zayıf kuvveti ihmal edilecek derecededir. Bunu ayrıca Silah & Mühimmat kanalında yaptığımız deneylerde de gözlemledik. Deneylerde ayrıca 5 gün su içinde tutulan hiçbir “Luger” mühimmat ile atış yapılamadığını da gördük. (Burada yer yer Luger mühimmatın veya markanın “kötü” olduğu gibi yanlış bir çıkarım yapıldı. Ancak bu, laksız mühimmatın muhtemelen maruz kalmayacağınız ekstrem şartlardaki dezavantajıdır ve hangisini seçeceğiniz kararını vermek size kalacaktır).
Suya maruz bırakılan Parabellum ve Luger mühimmat atış testleri:
Laklı - laksız mermi arasında hız farkı var mı?
Luger Mühimmatı sonradan laklama:
9x19mm Hız Testleri:
Saygılar.
|
|
|
| Şu TAPA dedikleri... |
|
Yazar: Sabri - 01-03-2024, 10:25 - Forum: Genel Konular
- Yorum Yok
|
 |
Av fişeği bir sistemdir. Kovan, kapsül, barut, tapa, sıkı ve kıvırma şekli/miktarı her biri hem atım yatağı basıncı hem de sıkının namlu çıkış hızını etkileyen yapılardır.
Bunlar içerisinde yivlilere olmayan bir yapı, “Tapa” nın ayrı bir önemi var. Tapanın en önemli görevlerinden bir barut ile sıkıyı biri birinden ayırmak ve barut gazının sıkının etrafından sızmamasını sağlamaktır. Bir diğer görevi amortisör gibi basıncı tamponlamaktır. Son olarak da sıkıyı namlu içinde taşımak ve gerekiyorsa namlu duvarlarına sürtünmesini engellemektir.
Tapanın en önemli görevi barut ile sıkıyı biri birinden ayırmasıdır. Böylece barut ateşlendiğinde genişleyen barut gazı tapayı dolayısı ile önündeki sıkıyı ittirir. Ağızdan dolma tüfek döneminde çaput ile ayrıştırılan barut, daha sonra keçe tapaların kullanımı ile daha etkin bir şekilde kullanılmaya başlandı. 60 lı yıllarda ortaya çıkan plastik tapalar olayda epeyce değişiklik yaptı.
Tapanın gaz sızdırmazlığı önemlidir. Eğer gaz tapa kenarlarından sızarsa düşen basınç nedeniyle sıkıyı verimli bir şekilde ittiremez, dolayısıyla namlu çıkış hızı da düşer. Barut ile sıkıyı ayırd etmek için uzun yıllar karton diskler, keçeler, fiber diskler kullanıldı. Bu ayırıcı yanmaz disklere Nitro kart adı veridi. 1960 lı yıllardan sonra tapa olarak polietilen kullanılmaya başlandı. Bu polietilen tapaların uç kısmına saçma konulan taşıyıcı bir hazne eklenince daha toplu ve isabetli saçma dizini oluşturduğu bulundu. Uzun yıllar keçe tapalarda kullanılmakla beraber günümüzde büyük oranda polietilen tapalar yaygındır.
![[Resim: Tapa1.webp]](https://i.ibb.co/Wcxthv3/Tapa1.webp)
Ancak bu plastik tapaların doğada bozunmaması, çevre kirliliği yarattığı için, yavaş yavaş bu tapalar doğada çözünen malzemelerle yer değiştirmektedir.
Tapanın bir diğer görevi, boşluk doldurma işlevidir. Barut kovanın dibinde az bir hacım kaplar, dolayısıyla ince bir tapa üstüne sıkı konduğunda aşırı bir kıvırma payı kalır. Bunu ayarlamak için eskilerde değişik yükseklikte keçe tapalar kullanılırdı. Şimdilerde değişik yüksekliklerde plastik tapalar ile bunu ayarlamak mümkündür.
Av tüfeği fişeği içinde Tapa, basıncı etkileyen en önemli bileşenlerdendir. Barutun yanması sonucunda aniden ortaya çıkan gazların basıncı bir anda 9000 PSİ ve daha üstüne çıkar. Bu esnada değişik yapılardaki tapanın gaz kesicisi ile yük taşıyıcı yüksük kısmı arasında yer alan ayaklar ezilerek gaz basıncının ani yükselmesini biraz yavaşlatırlar.
![[Resim: tapa2.webp]](https://i.ibb.co/1Rh5FbQ/tapa2.webp)
Böylece yüke binen basıncı kısmen tamponlayarak
1. öndeki saçmaların basınçla ezilesini azaltırlar
2. Hissedilen geri tepmeyi azalttığına dair söylemler de vardır.
Aslında bu olay milisaniyeler içinde olur. Yine de saçmaları üzerine ani yük biner. Tapanın plastik duvarları yine de saçmaların ezilmesini bir yere kadar azaltır
![[Resim: imageedit-60-3690617569.png]](https://i.ibb.co/J7r4fr2/imageedit-60-3690617569.png)
Yukarıdaki resimde tapaların kanatçıkları üzerinde binen basınç sonucu oluşan saçma izlerini görebiliyoruz.
Tapanın basınç tamponlayıcı etkisi yanında atım yatağı basıncını arttırıcı etkisi birçok faktöre bağlıdır. Yapılarına bağlı olarak değişik tapalar ayni ölçü barut ve sıkı ile değişik basınçlara sebep olurlar.:
- Tapanın çapı (Namluya oturma sıkılığı)
- Ağırlığı
- Tasarımı ( Bacakların amortisör etkisi)
- Boyu (sürtüme miktarı)
- Malzemesinin Yapısı (sürtünme katsayısı)
- Duvar kalınlığı
Her biri tek başına basıncı arttıran faktörlerdir. Ancak bildiğiniz gibi tapa atım yatağı basıncını arttıran faktörlerden sadece birisidir. Dolum kitapçıklarında verilen basınçlar laboratuvar ve test ortamında hesaplanmış verilerdir. Gerçek şartları tam olarak yansıtmaz. Gerçekte basınç birkaç yüz PSİ farklı çıkabilir.
Tapanın sıkıyı sevk görevinin dışında, hedefteki etkiyi ve grupmanı düzenleyen etkisi de var. Her ne kadar şok oyunun kurallarını değiştirse de, aşağıda keçe tapa ve power piston tapa ile 3 numara şok ile atılmış saçmaların hedefteki dağılımını görüyorsunuz:
![[Resim: Tapa4.webp]](https://i.ibb.co/fvHKJQy/Tapa4.webp)
Eğer20 m. Mesafeden şoksuz namlu ile atarsak hedefteki sonuç daha anlaşılır hale geliyor:
![[Resim: imageedit-68-4553520949.png]](https://i.ibb.co/5RpMKXX/imageedit-68-4553520949.png)
Hedefteki bu sonuçları sebebi Power piston tapanın amortisör etkisi ile set-back denilen dipteki saçmaların ani darbe ile ezilmesini azaltması dışında, kanatçıklar arasında kalarak namlu duvarına sürtünmeden ezilmeden namludan çıkmasıdır.
Aşağıdaki Harry Kuulupaa tarafından çekilen hızlı çekim fotoğraflarında solda power piston tapa ile toplu ve düzgün çıkan saçma kümesine karşın, sağda fiber tapa ile atışta (okla işaretli) deforme olduğu için balistiği bozulup geri kalan iki saçma tanesi, öndeki saçma gurubunun da dağılmaya başladığı görülüyor.
![[Resim: ekran-resmi-2023-04-11-18.12.04.png?w=1024]](https://pusat194.files.wordpress.com/2023/04/ekran-resmi-2023-04-11-18.12.04.png?w=1024)
Bashieri & Pellagri sitesindeki videolardan elde ettiğim hızlı çekim fotoğraflarında, bior tapa ve keçe/fiber tapalarda namluya sürtünme sonucu ortaya çıkan saçma deformasyonu açıkça görülüyor.
![[Resim: imageedit-66-5914379246.png]](https://i.ibb.co/JKjTRD5/imageedit-66-5914379246.png)
Okla işaretli alanlara dikkatle bakarsanız saçmaların namlu duvarına sürtünme ile ezildiği net bir şekilde görülüyor. Bu da zaten BC’si düşük saçmaların sürüklenme katsayısını arttırarak daha hızlı dağılmasına sebep oluyor. Ancak plastik tapaların çevre kirliliğine sebep olmaları, bazı Skeet yarışmalarında keçe tapa zorunluluğu getirilmiş olması ayrı bir sorun. Ancak power piston tapaların doğada yok olan malzemelerle üretilmesinde aşamalar kaydedilmiş durumda. Teknolojik gelişmeler elbette durmuyor. Dışarıda yeni geliştirilen tapalar var. Yeni geliştirilen tapalar Kanatçıkları hava freni görevi görerek saçmaları sarsmadan ayrılıyor. Böylece 60 yardaya kadar çok sıkı grupman mümkün özellikle ördek avı gibi uzun mesafeye atış durumlarında çok kesin sonuçlar veriyorlar:
![[Resim: imageedit-64-9989951448.png]](https://i.ibb.co/wgjB17M/imageedit-64-9989951448.png)
Sonuç olarak tapa teknolojisi ilerlerledikçe şoktan bağımsız daha sıkı gurup yapan tapalar ortaya çıkıyor.
Tapa fişek yapısının önemli bir birleşeni olmaya devam ediyor.
|
|
|
| Walther P99 AS |
|
Yazar: ceycey - 01-03-2024, 10:20 - Forum: Walther
- Yorum (2)
|
 |
2007 veya 2008 yılında MKE'den Walther P99 AS almış ve 8 yıla yakın bir süre taşımıştım.
Benim ilk polimer tabancamdı. O dönemde fazla polimer tabanca alternatifi yoktu. Ya Glock ya HK
ya da Walther alacaktım. Düzgün bir yerli polimer yoktu.(belki de o tarihte üretilmemişti.)
Elim küçük olduğundan, ergonomisi, hafif olması ve görüntüsü nedeniyle P99'u tercih ettim.Glock 19 elime
büyük geliyordu ve tabancayı hiç estetik bulmuyordum. Kullandığım süre boyunca da memnun kaldım.
Geçenlerde internette gezinirken, yazdığım bu yazıyı buldum.(2008-2009 yılları arası) Alıntı yapmışlar. Bende olmadığından
görünce hoşuma gitti. O yazıyı aşağıda paylaşıyorum.
WALTHER P 99 AS Kullanıcı İncelemesi
10 aylık bir kullanıcı olarak Walther P 99 AS hakkında arkadaşlarla bilgi, tecrübe ve görüşlerimi paylaşmak istedim.
Genel Olarak:
Walther P 99 AS, son yıllarda yaygınlaşan polimer tabancalarda tercih olunan ilk 5 arasında yer alan,
Almanya yapımı ve yarı otomatik bir tabancadır.
Sizinle hakkında görüşlerimi paylaşacağım P99 versiyonu, 2004 yılında ilk kez piyasaya sürülmüştür.
15 adet 9 mm mermi kapasiteli şarjöre sahip olan tabanca,şarjörsüz 630 şarjörlü 710 gr ağırlığındadır.
43 parçadan oluşmaktadır. Uzunluğu 180 mm,yüksekliği 135 mm ve genişliği 32 mm’dir.
Namlu boyu 102 mm, nişangah hattı ise 150 mm’dir.Gez 4,6 mm genişliğindedir.
Namlu çıkış hızı 408 m/s’dir.
Gövde polimer, kapak takımı ise çeliktir.
Tetik emniyeti,
Ateşleme iğnesi emniyeti,
Düşme emniyeti ve
Ateşleme iğnesi boşaltma emniyeti olmak üzere 4 adet emniyet sistemine sahiptir.
Tetik emniyeti,düşme ve darbe gibi durumlarda istenmeden ateşlemeyi önlemektedir.
Düşme emniyeti, ateşleme iğnesi emniyetinin önemli bir parçasıdır. Darbe veya düşme anında aktif hale gelir.
Ateşleme iğnesi emniyetinin hareketsiz pozisyonu, iğnenin ileri doğru hareketini bloke eder.
Ateşleme iğnesi boşaltma emniyeti, iğnenin tehlikesiz bir şekilde boşaltılmasını (kurulmamış hale getirme)
sağlar ve otomatik emniyet işlevi görür.
Tabancanın bence en önemli özelliği, “Double Action '' (Çift Hareketli Tetik) yani sağmalı tetiğe sahip olması.
Bu konuda arkadaşlarca yazılmış bir çok yazı olduğundan, sağmalı tetik üzerinde fazla durmayacağım.
Mükemmel bir tetiğe ve tetik sistemine sahip bir tabanca.
Tetik çekiş yolunun ve tetik kurulma mesafesinin kısalığı, arka arkaya ve seri atışlarda isabet oranını arttırıyor..
Uzun süre klasik horozlu tabanca kullananlar ilk başta çok zorlanıyorlar.Ancak bir süre sonra tetiğe alışıyor ve vazgeçemiyorsunuz.
Ben de 2.atıştan itibaren alıştım. Kurulmuş vaziyette emniyetli bir şekilde tabancayı taşımak için mandala basmanız yeterli oluyor.
İkinci özelliği ise ergonomisi. Üç boydaki kabza sırtı sayesinde farklı el ebatlarına uyacak şekilde tasarlanmış.
Ele mükemmel oturuyor ve bir çok tabancada kavrayamadığınız kabzayı rahatlıkla kavrayabiliyorsunuz.
Tabi bu durum rahat ve dengeli atışı da sağlamakta. Solak olan kullanıcılar da rahatlıkla bu silahı kullanabilirler.
Üçüncü özellik hafifliği ve taşımak için ideal bir silah olması.
Şarjörlü ağırlığı 710 gram olan silah 15 mermiyle yaklaşık 860 gram olmaktadır.
Dolu bir tabanca için mükemmel bir ağırlık. Boyutları nedeniyle taşımak çok kolay.
Tabancayı ilk gördüğünüzde uzay tabancası zannediyorsunuz.
Ama elinize aldığınızda hemen ısınıyor ve bir daha bırakmak istemiyorsunuz.
Bence çok estetik ve farklı duruyor.
P99'un şarjör çıkartma mandalı, şimdiye kadar hiçbir tabancada rastlamadığım şekilde tetik bölümünün hemen altında ve aşağıya doğru çevrilerek açılmakta. Bu da tabancayı taşırken istemsiz şekilde şarjörün düşmesini engellemekte. Mandalın hem sağda hem de solda olması da yerinde bir düşünce.
Gezin ihtiyaca göre sağ ve soldan ayarını yapabiliyorsunuz.
Farklı yüksekliklerde 4 adet değiştirilebilir arpacığı mevcut olup, standart olarak silah kutusunda verilmekte.
Nişangah hattının alçak olması, hızlı nişan almaya olanak sağlıyor.
Tabancada tennifer yüzey perdahı kullanılmış. Bu da korozyona karşı etkili oluyor.
Siyah olmasına rağmen çok zor çiziliyor. Olan çizikler de birkaç gün sonra kayboluyor.
Polimer gövdede kaliteli malzeme kullanılmış. Lazer veya fener gibi ek teçhizatlar için montaj rayı ve kordon takma yeri var.
Sökülmesi ve takılması çok kolay .10 Saniyede söküp yine 10 saniyede takabiliyorum.
Kapağı biraz çekip, sökme mandalını aşağı çektiğinizde gövde ile kapak hemen ayrılıyor.
Geri tepmesi fazla değil. Geri tepmeyi az da olsa yumuşatmak için özel materyaldan kabze sırtları yapılmış.
Zaten silahın rahatlıkla kavranabilmesi, geri tepme şiddetinin hissedilmesini de azaltıyor.
Ateşleme iğnesi, kurulmamış vaziyette kapağın iç kısmında duruyor.
Kurulu durumdayken sürgü takımının arkasından çıkıyor, elle hissedilebiliyor ve rengi kırmızı.
Pratik bir uygulama.
1)Tetik emniyeti
2)Tetik
3)Ateşleme hareket mandalı
4)Ateşleme iğnesi emniyeti
5) Ateşleme iğnesi
6)Basınç noktası
7)Destek
8)Yakalama parçası
![[Resim: rdpjqkk.jpg]](https://i.hizliresim.com/rdpjqkk.jpg)
Sonuç olarak Walther P 99 AS, hafif, taşıması kolay, mükemmel bir tetiğe sahip, ergonomik, farklı ve kaliteli bir tabanca.
Polimer tabanca tercihi yapılacaksa, yukarıda yazdığım gibi Glock, H.K, S.Sauer, Steyr’le birlikte ilk 5 alternatif arasında.
Saygılarımla.
|
|
|
| TTC-Pedia "Silah ve muhimmatlarla ilgili degerli bilgiler Ansiklopedisi" |
|
Yazar: lenduha - 01-03-2024, 10:10 - Forum: Taktik ve Eğitim
- Yorum (6)
|
 |
Bir dönem satır aralarındaki önemli bilgilerin yorum yapmadan, alıntı şeklinde kopyalandığı forum bölümü idi. Aktarılabilenler dışında benzer amaçla kullanılabilir.
Toplu tabancalarda tetik:
(17-02-2012, 04:41 PM) lupus yazdı:Standard bir hizmet revolverinin tek hareketli tetiğini mekanik olarak standard hizmet tipi bir yarı otomatik tabancanın tek hareketli tetiğinden ayıran en önemli ayrıntı, tetik, tetik / horoz tulumbası / kurma parçası ( sear ) ve horoz ilişkileridir. Revolverlerin tek hareketli tetiklerinin güzelliğinin sırrı bu ilişkilerde yatmaktadır. Revolverde, yarı otomatik bir tabancadaki gibi tetik veya tetik kolu ile, horoz arasında ayrı bir kurma parçası ( sear ) yoktur. Revolverde tek hareketli tetik çekişi esnasında horoz direk tetik tarafından kurulur. Bu da, horoz kaçırmadan kurma yüzeylerini çok daha hassas bir şekilde temas ettirebilme kolaylığı verir. Bu özelliği nedeni ile kaliteli bir revolverin tek hareketli tetiği horoz kaçırma riski olmadan kolaylıkla tabiri caizse '' dokunmatik '' yapılabilir.
Yüksek basınçlı mühimmat kullanan, standard hizmet tipi bir yarı otomatik tabancada, tetik / tetik kolu ve horoz arasında mutlaka bir kurma parçası olması zarureti vardır. Bu tabanca P210 da olsa böyledir, bir 1911 olsa da böyledir. Atış esnasındaki sert sürgü hareketleri ve bunların tabancada oluşturduğu sarsıntı ve rezonanslar, kurma parçası ( sear ) olarak görev yapan tetik / horoz tulumbasının horozu kaçırmaması için, horozdaki kurma çentiklerini ideal zamanda, ideal derinlik ve sıkılıkta yakalamalıdır. Tüm bu ilişkiler ve parçalar, yüksek basınçlı mühimmat kullanan standard hizmet tipi bir yarı otomatik tabancada '' dokunmatik '' tek hareketli tetik çekişleri elde etmeyi çok zorlaştırmaktadır.
Hammerli, Walther gibi firmaların, ateşleme ve tetik sistemleri, özel kaldıraç sistemleri ile çok hassas hesaplanmış ara bağlantılarla çalışan, düşük basınçlı mühimmatla çalışan özel müsabaka tipi tabancalarında dokunmatik tetikler mevcuttur. Ancak iş yüksek basınçlı mühimmat kullanan hizmet tipi tabancalara geldi mi, bunu sağlıklı bir şekilde başarmak çok kolay olmamaktadır. Horoz yaylarından, irca yaylarına, horoz ve tulumbalara varana kadar pek çok özel tadilatla, oldukça tatminkar tek hareketli tetik çekişleri elde etmek mümkündür, ancak kullandığınız mühimmatın basınç özellikleri belli ise, Browning tipi veya benzeri kilit sistemlerine, hareketli namlu ve yüksek hacimli sürgülere muhtaç iseniz, yapabilecekleriniz sınırlı olmaktadır, çünkü bu gibi işlemler her zaman için horoz kaçırma, daha da kötüsü silahı tam otomatik bir hale çevirmeye aday çalışmalardır.
İşte revolverin güzelliği buradadır. Namlu kilitleri, hareketli sürgüler, ara bağlantı parçaları ve bu ayrıntıların neden olabileceği sorunlardan arındırılmış bir şekilde dokunmatik bir tek hareketli tetiği, envai çeşitte ve basınçta mühimmatı ateşleyebilecek bir şekilde sunabilmesidir. Evet, şu bir gerçek ki, halihazırda piyasadan alacağınız bir P210' un tetiği bile, asla bir S&W; revolverinin tek hareketli tetiği kadar hassas, kısa, net ve temiz olmayacaktır. Dahası, SW PC 952 gibi dokunmatik tetikli bir yarı otomatik tabancanız olsa bile, bu tabanca tetik özellikleri nedeni ile hiç bir zaman savunma amaçlı olarak kullanılması doğru olmayan bir tabanca olacakken, revolverinizin horozunu indirip çift hareketli konuma getirdiğiniz anda, tabancanız dünyanın en güvenli tetik çekişlerinden birisine sahip olacaktır.
Saygılar.
RE: Yerli Hafif Piyade Hücum Tüfeği
(21-12-2008, 02:27 PM) lupus yazdı:7.62x51 mm NATO, AR serisinin atası M16' nın orijinal kaliibresidir.
Ancak bu mühimmat gereçekten çok ağır ve mükerrer isabetli atış yapmanın gerçekten zor olduğu bir mühimmattır. Ayrıca bu kalibre ile beraber silahın ağırlığının da artacağı ve AR sisteminin, bu tip bir fişek ile çok daha hızlı kirlendiği de ayrı bir realitedir. Eğer HK 33'ü bundan sonra 7.62x51 olarak üreteceklerse de, ne diyeyim, '' Dön dolaş G3'e gel '' olacak resmen. Peki HK 33 için harcanan kaynak, ama en önemlisi de zaman nasıl geri gelecek.
Piyade tüfeği seçimi konusunda açılan bu konuda, en baştan beri savunduğum şeyi tekrar edeceğim. Kendi şartlarımıza ve ihtiyaçlarımıza uygun bir kalibre, NATO'nun standard kalibresi olmasa da tercih edilmelidir. Konjonktür artık resmen her koyunun kendi bacağından asıldığı bir hale dönmüşken, ihtiyaçlarımızı karşılayamayacağı anlaşılan herhangi bir kalibre ya da platformun, körlemesine tercih edilmesi, kaynaklarımızı, ama en önemlisi de zamanımızı boşa harcamaktan başka bir şey olmayacaktır.
RE: .357 Sig Mühimmat
(29-04-2011, 11:21 AM) lupus yazdı:.357 SIG uzak mesafelerde de 9x19 mm parabellumdan çok daha stabil ve hızlıdır. .357 SIG ' i .357 SIG yapan şey, yarı otomatik bir tabancada .357 magnumun balistik özelliklerini çok daha yüksek kapasite ve daha önceki yarı otomatik magnum denemelerinden farklı olarak nihayet üst düzey mekanik güvenilirlikle sunmasıdır. ABD Gizli Servisi ' nin bu mühimmattaki ısrarı, tüm mesafelerde, özellikle bariyer arkaları ve araç içlerinde 9x19 ' dan daha delici, kaliteli mühimmatla hızından dolayı daha iyi açılan ve mantarlaşan bir çekirdeği olmasıdır...
Diğer yandan balistik jelatin testleri için alıntı yaptığınız şemalardaki bilgileri de doğru okuyup analiz etmiyorsunuz. Çekirdek yapıları veya hızları nedeni ile insan vücudunu taklit etmeye çalışan balistik jelatin içerisinde farklı davranışlar sergileyen çekirdeklerin, balistik jel içerisindeki penetrasyonlarını göz önünde bulundurarak, yanlış bir analoji ile bunun bariyerler, araçlar ve en önemlisi de balistik yelekler için de geçerli olabileceğini iddia ediyorsunuz ki bu baştan aşağı yanlış bir değerlendirmedir. Bunun anlamak için sadece balistik yelek tasniflerine bakmak yeterli olacaktır.
Balistik jel içerisinde takla atarak veya mantarlaşarak mevcut enerjisini kalıcı kaviteyi arttırmak lehine kaybeden çekirdekler, ilk temas anında delmek zorunda kaldıkları çelik yelek veya saç bir araç kaportası gibi bir ortamla karşılaştıklarında çok farklı davranırlar. İşte bu nedenle de 9x19 mm' nin çekirdeğinin, üzerinden sekip, kütle halinde yere düştüğü metal bir plaka veya saçı, 7.62x51 mm' nin çekirdeği zımba gibi deler geçer. Doğal olarak bu bariyerin arkasındaki etki ve davranışları da buna göre olur. 7.62x51 mm çekirdeğine dahi gelmeden, .357 magnumun 158 grain soft point çekirdeği bile araç içlerine, 9x19 mm ' nin 124 grain FMJ çekirdeğinden daha iyi ve stabil bir şekilde nüfuz etmektedir...Bu denge mesafe ile de hızla 9x19 mm aleyhine gelişmektedir...
Balistik testler sadece balistik jel testlerinden ibaret değildir. Bir çekirdeğin genel balistik özellikleri ve profili, farklı ortamlardaki davranış şekillerinin tamamı incelenerek ortaya konur. Eğer böyle yapılmazsa, oldukça yanıltıcı ve hatalı sonuçlara varılır...
9mm CCI SHOTSHELL (Plastik saçma dolu mermiler)
(27-02-2011, 04:25 PM) ORTAÇ yazdı:Ayrıca, piyasada satılan 9 mm pipet fişek tabir edilen tek kırmaların fişekleri de kovan dibindeki av tüfeği kapsülü iyi oturmuşsa .357 toplu tabanca ve .357 Marlin Lever Actionlarda atılabiliyor.
Enerjileri ise 10 metreden 2 1/2" namlu ile skeet plağını kırabilecek seviyede.
Silah ithalatında vergiler ve maliyet hesabı
(26-02-2012, 02:59 PM) harun yazdı:(26-02-2012, 10:37 AM) BekciHursit yazdı:Misal olarak permi yoluyla Almanya'dan tabanca getirecek olan bir vatandaş gümrük vergisi ödemeden sadece %18 KDV ile %20 ÖTV ödeyerek mi ithal ediyor. Bir de aynı vatandaş diyelim Amerika'dan ithal ederse, ötv ve kdv ye ek olarak gümrük vergisini hangi orandan ödüyor?
Silahin CIF (Cost + Insurance + Freight / Mal bedeli + Sigorta + Nakliye) bedeli esas alinir.
Diyelim silah 800$ + sigortasi 10$ + hava nakliyesi 190$ = CIF bedeli 1,000$
Eğer bu silah ABD'den ithal edilecekse:
1,000$ +%2.7 gümrük vergisi = 1,027$
1,027$ +%20 ÖTV = 1,233$
1,233$ + %18 KDV = 1,455$
Avrupa ya da gümrük vergisi %0 olan ülkeler için %2.7'yi hesaplayamayacaksınız.
Tabii ki buna, ithalat başına ödeyeceğiniz yaklaşık 100-150$ ordino masrafı, (eğer kullanıyorsanız) gümrük komisyoncusuna ödeyeceğiniz 100-200$, ardiye vs masraflar için yaklaşık 30-40$ tahil değil.
Yani eğer ithal edebiliyorsanız, ABD fiyatı 800$ olan silah yaklaşık %80 net artışla 1,450$; nihai olarak ise %125 artışla 1,800$'a mal olur...
Silah temizlerken saglik acisindan dikkat edilmesi gerekenler:
(25-02-2012, 01:34 PM) lupus yazdı:Sn.alpago, nacizane bir uyarı ve tavsiyede bulunmak isterim. Çay, ortamdaki her türlü uçucu kimyasalı inanılmaz derecede çeken bir içecek. Diğer yandan sadece çay değil, atış esnasında, sonrasında, bakım esnasında her türlü yiyecek ve içeceği tüketmekten imtina etmek lazım. Atış veya bakım yaptıktan sonra, elleri önce soğuk su ile, müteakiben de uygun gördüğünüz ısıda su ve temizlik malzemeleri yıkamadan, güzelce kurulamadan her türlü yiyecek ve içecekten uzak durmak germek. Bir çay hastası olarak maalesef ben de aynı hatayı bazen yapıyorum, ama elden geldiği kadar dikkat etmek bizi barut artıkları ve kimyasalların uzun süreli ve sinsi toksik etkilerinden koruyacaktır.
Saygılar, selamlar.
Namlu degistirmek icin gereken yasal prosedur.
(30-03-2012, 10:36 AM) lupus yazdı:Sn.karacay, buluduğunuz ildeki silah tamir bakım yetki belgesi olan bir ustanın, silahınızın namlusunun değişmesi gerektiğini bildirir arıza / kırım raporu ile silahınızın kayıtlı olduğu ruhsat şube büro amirliğine müracaat edecekseniz. Onların düzenlediği bir belge ile Ankara'da Kriminal Daire Başkanlığı Kriminal Polis Laboratuvarı'na müracaat edeceksiniz. Oradan size silahın balistik kaydı olmadığına ve namlusunun değiştirilmesinde bir mahsur olmadığına dair bir rapor ve izin düzenlenecek. Bu izinle MKEK'ye müracaat edeceksiniz. MKEK Browning distribitörü ile temasa geçer, distribitör alicenaplık gösterip, kendi ithal etmediği bir silah için FNH ile irtibata geçerse, FNH de halihazırda üretimi olmayan bu model için stok tutmaya devam ediyorsa, sizin için bir namlu ithal edilir.FNH bilemem, ama Beretta'nın halen tam bir Model 70 yapabilecek şekilde stok tuttuğunu kesinlikle biilyorum, umarım aynı şey FNH için de geçerlidir.
MKEK bazen distribitörle veya üretici ile çözemediği sorunlar için silahı Kırıkkale'deki atölyelere gönderiyor, atölyeden size '' Şu gün gelin...'' diyorlar ve sorunu o gün çözüyorlar.Aynı şekilde namlusu şişmiş bir ÜN-MAK Kobra'nın namlusunu Kırıkkale'de bir günde yaptırmıştık ( Bu ucube için niye o kadar uğraştıysak... ...) . Ancak sonuçta bu silah da MKEK'den alınmış bir tabancaydı. Eğer bu seçeneklerin hiç birisi olmaz ise MKEK sizi sorununuzu çözebilecek bir atölyeye yönlendirecektir...
Vzor 27, 1927 üretimine mi denk geliyor acaba?
(03-04-2012, 11:33 PM) lupus yazdı:Vzor 27 üretim yılını değil, sadece model tanımını gösterir...Vz 27, Vz 24 biraz daha basitleştirilmiş versiyonu olup, 1926'da tasarlanmış, 1927'de de üretimine başlanmıştır, 1947 yılına kadar da üretimde kalmış, 650.000 adet civarında üretilmiştir...Üretimin 452.000 adeti Alman işgali yıllarında yapılmıştır...Genelde Alman işgali yıllarında üretilen tabancaların gövde sol yanında, daire içinde Almanca '' Çek '' manasındaki "Tschechisch" kelimesinin baş harfi vardır...Ayrıca sürgü sol yanında bu tabancaların üretildiği fabrikaya Almanların verdiği fabrika kodu olan '' fnh '' harfleri vardır. Savaş bittikten sonra işgal yıllarından kalan parçalarla yaklaşık olarak 5000 adet tabanca üretilmiştir ve bunların üzerinde gövde sol yanında daire içerisinde '' T '' harfi, sürgüde de '' fnh '' harfleri mevcuttur, ancak Wehrmacht kabul kodları yoktur. Bu silahların seri numaraları 500.000' den küçüktür...
1949 yılında Türkiye' ye 3826 adet Vz 27 satılmış, ancak bu tabancaların hangi kurum tarafından satın alındığına dair bir bilgim yok...Yukarıdaki silahın seri numarası da 500.000' den oldukça büyük olup, 600.000' e oldukça yakındır, tetik korkuluğu sol önündeki ayağa kalmış Çek Aslanı da yeni nesil bir onay kodudur. Bu tabanca İkinci Dünya Savaşı sonrasında üretilmiş, ihtimal 1949 yılında ülkemize giren tabancalardan birisidir....
(04-04-2012, 12:11 AM) lupus yazdı:Arkadaşlar, ülkemizde henüz pek bilinmeyen pek çok modifiye müdahaleleri vardır...Bunlardan birisi de hizmet tipi tabancaların vuruş hassasiyetine müdahale etmektir. Bu müdahalelerin en önemlisi de vuruş hassasiyetinin önemli bir ksımını sağlayan namlu / sürgü toleranslarına müdahale etmektir. Müteakiben de ihtiyaç duyulursa namlu femi taçlamasına, sürgü / gövde toleranslarına müdahale etmektir. Bu şekilde bizim düzeyimizdeki atıcıların oldukça tatmin olacağı vuruş hassasiyetleri elde edilebilir.
CZ 75 bu konuda müdahalenin en kolay olduğu tabancalardan birisidir. CZ 75 namluları fabrikada sürgüye alıştırılarak oturtulur. Bu iş için üretim aşamasında namlunun atım yatağı arkasında sağda ve solda iki ayrı kot bırakılır ( Ortada ve en üstte olan kilit kılavuz çıkıntısı değil...). Bu kotlar yavaş yavaş ve kademe kademe alınarak, her CZ 75 ve türevinin namlusu, her bir tabancaya ayrı ayrı oturtulur. Bu işlem esnasında mekanik vuruş hassasiyeti ile birlikte, geniş bir toleransla sıhhatli çalışma da gözetilir. Bu şekilde CZ 75 namluları sürgüye oturduğunda ileri ve geriye çok az oynar.
Standard bir CZ 75 namlusunun arkasındaki bu kot alanlarına hassas kaynakla ek yapılır, müteakiben de namlu alıştırılarak sürgüye tekrar adapte edilirse, namlu sürgü içerisinde kütük gibi durur, ileri ve geri hareket de dahil olmak üzere hiç bir yöne devinmez, bu şekilde MKEK fişekleri ile 5, hatta neredeyse 10 m de sadece bir tek delik açan, 15, hatta 25 m de vuruşları en fazla 5 cm içerisinde toplayabilen ki, bunda atıcı kaynaklı kusurların da etkisi vardır, CZ 75 elde edilebileceği tecrübe ile sabittir...
Namlu tolerasnları ile ilgili daha önce kaleme alınmış bir mesaj;
lupus yazdı:Sn.Kara, yüzünüzdeki gülümsemeyi biraz daha arttıracağını düşündüğüm bir ayrıntıyı daha paylaşmak isterim... Geçen haftalarda standard hizmet sınıfındaki SIG Sauer P226 SL, HK USP F, HK USP C, Glock 19 gibi silahları yan yana incelerken tüm arkadaşlarla birlikte güzel bir ayrıntı gözledik; Namlu-sürgü kilitlenme sıkılığı ve stabilitesi konusunda SIG Sauer gerçekten rakipsiz. HK Custom Sport ' un bile namlu kilitleri sağ-sol ve düşey eksende oldukça stabil olmasına rağmen, özellikle ön-arka eksendeki stabilite konusunda SIG Sauer kesinlikle rakipsiz.
Bunu şu şekilde test edebilirsiniz; Namluyu icra yayı ve kılavuzu olmadan sürgüye yerleştirin, bir parmağınızla da namluya üstten çok hafif bir baskı uygulayarak, namluyu stabilize edin. Bundan sonra namlu alt kilit kamasını yatay eksende sağa-sola hareket ettirmeye çalışın, daha sonra da yine bu namlu kilit kamasını direk sağa-sola çevirerek, namluyu kendi ekseni etrafında çevirmeye çalışın. Bu testlerde her namlu az ya da çok oynamak kaydı ile, stabilite sıralaması en sıkıdan en gevşeğe doğru SIG Sauer, HK ve Glock şeklinde olacaktır. Özellikle yan eksende en fazla gezinen namlu Glock namlusu olacaktır...
Ama SIG Sauer ' in bu konuda rakipsiz olduğunu, bu şekilde yerleştirilmiş bir namluyu yatağında ileri-geri oynatmaya çalıştığınızda anlıyorsunuz... .Tüm namlular az ya da çok ileri geri hareket ederken, SIG Sauer ' in standard üretim hizmet tipi tabancalarında namlu neredeyse zerre kadar kıpırdamıyor...
İşin asıl zor olan kısmı ise, bu kadar sıkı toleranslarla üretilmiş bir tabancada tam mekanik çalışma güvenilirliği sağlayabilmektir. İşte zurnanın tam zırt dediği yer de burası oluyor, bir şekilde toleransları sıkılaştırılmış silahlarda bu uğurda feda edilen en hayati özelliklerden birisi maalesef mekanik çalışma güvenilirliğidir. Aynı zamanlarda deneme imkanı bulduğumuz SW PC 945 ve modifiye edilmiş TİSAŞ ZIG M1911 'lerde bunu bizzat gözleme imkanı bulduk. Özellikle toleransları sıkılaştırılmış ve 15 m ' ye araya kağıt sokmadan vuruş yapabilen ZIG M1911 ' le biraz hızlı atış yapmaya başladığınızda, 230 gr FMJ mühimmatla bile aralıksız en fazla üç atış yapabiliyorsunuz, en çok dördüncü fişek besleme rampasına çakılıyor...
İşte SIG Sauer P serisini SIG Sauer yapan şey budur. Tasarım aşamasında İsviçrelilerin amacı P210 kadar olmasa da, ona yakın vuruş hassasiyeti sağlayabilen, ancak P210 ' dan daha ucuza üretilebilen ve sahada daha güvenilir mekanik çalışma özellikleri sunabilen bir hizmet tabancası üretmek idi ki, şahsen bunda oldukça başarılı olduklarını düşünüyorum...
Saygılar.
(04-04-2012, 01:35 PM) lupus yazdı:Sn.fuat_61, CZ 75 namluları '' semi-drop in '' dir, yani yukarıda da belirttiğim gibi her sürgüye her namlu alıştırılarak oturtulur, müteakiben de namlu, sürgü ve gövde bir araya getirilip, içi yağ dolu bir banyoda bir makina yardımı ile kaç yüz kere manüpüle edilerek üç parça birbirine alıştırılır...İç parçalarındaki freze izleri ve çapaklara rağmen CZ 75 ' lerin bu kadar güzel çalışmasının nedenlerinden birisi de budur...CZ ' nin uzun yıllardır her üç parçada da seri numarası kullanmasının bir nedeni de sadece Orta Avrupa gelenekleri ve hukuki yükümlülükler değil, bir aşamadan sonra bu üç parçanın tamamen birbirine ait olmasıdır...Özetle CZ fabrikasından çıkmış bir CZ 75 ve türevinin namlusunu alıp, direk o model bir tabancaya takamazsınız...Ancak piyasadaki CZ 75' lerin namluları hizmet tipi performans verecek şekilde alıştırılarak takıldığı için, büyük oranda bir CZ 75 'in namlusunu bir diğerine takıp silahı çalıştırabilirsiniz, ancak namlu tam oturup, silah tam olarak çalışmazsa da şaşırmayın ve silahta veya namluda kusur aramayın, bu tamamen normal bir durumdur...
BHP ve Sarsılmaz namluları tam '' Drop In '' dir, yani FNH veya Sarsılmaz fabrikasından çıkmış herhangi bir namluyu, ait olduğu modelden herhangi bir tabancaya direk takabilirsiniz. Bu durum H&K;, Glock, Beretta, S&W; için de geçerlidir. Yalnız TSW serisi 3 ncü nesil S&W; namluları CZ ' ye benzer bir şekilde '' semi drop in '' dir...Hatta buna sürgü taşıyıcı gövde kızaklarındaki fazladan kalınlık ve sıkılık da eklenip, silahlar CZ ' nin yaptığı gibi veya S&W; PC / Pro serisinde olduğu gibi fabrikada tam olarak alıştırılmadıkları için, MKEK' den alınan 5906 TSW' lerin bir kısmı ilk başlarda nadiren de olsa tutukluk yapmış, ancak kısa bir müddet kullanımı müteakiben bu sorun ortadan kalkmıştır...Tabii hemen piyasaya çakalları TSW serisi için '' fason üretim'' teranesi okumaya başlamışlardı...
SIG Sauer namluları da '' drop in '' dir. SIG Sauer fabrikasından çıkmış ve bir model için üretilmiş herhangi bir namluyu, ilgili modelden herhangi bir tabancaya direk takabilirsiniz. İşte yine zurnanın tam zırt dediği yerde SIG Sauer' in farkı ortaya çıkıyor...Çünkü ne olursa olsun namlu sürgüye kilitlendiğinde kilit noktalarında hiç bir yöne kıpırdamıyor, ancak silahı monte ettiğinizde silah sorunsuz bir şekilde çalışıyor, vermesi gereken klasik dağılım özelliklerini veriyor...
(05-04-2012, 06:02 PM) harun yazdı:Zoom seçimi konusunda yardım isteyen arkadaşlara işte tam bu görüntüyü ifade etmeye çalışırım. 22x bir dürbün ile aldığınız görüntü 1000 m üzeri atış yapmak için bile yeterli büyütmeyi, net hedef tespiti ve hedef yönlendirmesini sağlayacak kapasitedir. Memlekette sahip olabildiğimiz kalibrelerdeki anlamlı azami vuruş menzilleri 600-800 metreler arasında olmaktadır. Bu durumda 15x, 22x gibi büyütme oranları gayet yeterli olmaktadır.
Yeri gelmişken dürbünlerle ilgili bazı genel bilgiler aktarayım:
Yüksek zoom'lu bir dürbün seçtiğinizde, dürbünün içindeki lens adedi ve/veya lens kalınlıkları artmaktadır. Bu durumda dürbünün ışık kırıcılığı da artmaktadır. Yani güzel, parlak bir görüntü elde edebilmek için daha fazla ortam ışığı gerekmektedir. Sonuçta 42x bir dürbününüz var diye gerinirken, akşamüstü ışık azaldığında hedef tespitiniz oldukça zorlaşabilir.
Yüksek zoom kullanmanın diğer bir yüzü de, azami büyütme oranıyla birlikte asgari büyütme oranının da artmasıdır. Bunun ne zararı olabilir? Dürbünün büyütme oranı arttıkça görüş alanınız (Field of View) daralır. Görüş alanınız daralmışsa, hareketli hedefleri takipte zorlanırsınız; yakın mesafede aniden ortaya çıkan fırsat hedeflerini kaçırırsınız. Dürbünün asgari büyütmesi 1x yada buna yakın ise, her iki gözünüz açık iken hedef takibi yapabilir ve ateş edebilirsiniz. Bu genellikle orman içi gibi görüş/atış menzilinin kısıtlı olduğu yerlerde ortaya çıkar. 100 metre gibi menzillerde yüksek büyütme kullanmak durumunda kalıyorsanız, görüş alanı 1 metrenin altına bile düşebilecek ve fırsat hedeflerini dürbün içinden tespitiniz, hareketli hedefleri de takibiniz hemen hemen imkansız bir hal alacaktır.
Dürbün seçimi de hemen herşeyde olduğu gibi bir optimizasyon problemidir. Seçiminizi yaparken bunları da hesaba katmayı ihmal etmeyiniz.
(02-05-2010, 10:39 PM) zucchero yazdı:Atışta yapılan hatalar
![[Resim: correction.jpg]](https://i.ibb.co/fGcrXfM/correction.jpg)
A-Bileği yukarı kırma
B-Yan çevirme, Geri tepmeyi bekleme
C-Baş parmağı sıkma, boğuma yakın bölüm ile tetik çekişi
D-Tetiği çekiş sırasında tutuşu sıkma, tetiğe sağ taraftan basma
E-Bileği aşağı kırma, ileri itme, namluyu aşağı düşürme
F-Tetiği birden çekme, tetiğe sol taraftan basma
G-Parmakları sıkma
H-Tırnağa yakın bölüm ile tetik çekişi
I-İtme, geri tepmeyi bekleme, pozisyonu (el, duruş) bozma (?)
Tercümeden çok memnun kalmadım. Teknik terimlere hakim arkadaşlar yardımcı olursa sevinirim.
Tabanca gövdesinde anodizasyon işlemi
(14-02-2011, 04:32 AM) baris yazdı:1. soruya Sn. FMJ cevap vermiş, 2. için: (istek üzerine "kesin ve net")
Normal aluminyum alaşımlar, hem hafifliği için hem de tezgahta kolay işlendiğinden dolayı yumuşaklığından dolayı tercih edilir. Komple çelik bir parçadan daha hafif çıkar, ayrıca hızlı ve daha az takım yıpranması ile işlenir.
Fakat çeliğe göre yumuşak olan aluminyumun, işlenme sonrası sertliğinin artırılması gerekir. Bunun için komple sertleştirme yöntemleri (baştan daha sert alaşım seçmek, ısıl işlem) uygulansa da, er geç en dış katmanı çizilme ve oksitlenme (yani paslanma, çoğu aktif metal paslanır, aluminyum dahil) etkilerinden korumak gerekir.
Aluminyum parçalar ilk işlendiğinde parlak yüzeyi belli olur, hava ile temas ettiği an paslanma, yani oksitlenme başlar. Bir süre sonra yüzey mat bir oksit tabakası ile kaplanır.
Demirde bu pas kırmızı iken aluminyumda gri beyaz olur. Bu yüzey tabakası ilk anda hızlı, daha sonra yavaşça parçayı paslandırmaya devam eder. Özel yöntemler ile bu oksit tabakası irregüler toz yerine belirli bir kristal yapısına çevrilir ise, altındaki yüzeyin oksitlenmesini ve havayla temasını keser, ayrıca yüzey sertliği oluşturur.
Anodizasyon işlemi, akım verilerek elektrolit sıvı altında, aluminyumun sıvıya temas eden tüm yüzeylerinde, çok ince bir tabakanın hızlıca oksitlenmesidir:
2Al + 3H2O = Al2O3 + 3H2
ve bu oksit tabakasının altındaki tabaka ile oksijen temasını keserek daha fazla paslanmasını engeller. Yani en yüzeydeki daha sert incecik tabaka, parçayı hem çizilmeye, hem de oksitlenmeye karşı korur. Aslında renksiz olan anodize edilmiş aluminyum, daha sonra incecik (toz boya) pigmentler ile renklendirilir, klasik anodize aluminyum görünümüne kavuşur.
![[Resim: fetch.gif]](https://i.ibb.co/HNcMGcq/fetch.gif)
Tam yüzeydeki aluminyum oksit, aluminyuma göre çok daha sert bir maddedir, (çoğu zımpara kağıdı aslında aluminyum oksitten yapılır) ama çok ince olduğundan, korozyona karşı dayanım dışında sertliğe çok etkisi olmaz.
Görüldüğü gibi, glock'un fiber katkılı polimerden yaptığı alt gövdeyi, Beretta ve Sig gibi üreticiler alemyondan imal edip, bunu da paslanmasın diye çizilebilecek bir boya değil de, anodizasyon işlemi ile koruyarak kullanıyorlar. Bizde üretilen klonların kızaklarının kısa sürede çizilmesini ise, hem kullanılan alaşıma, hem de sürgü üretimi sırasında oluşacak geometri bozukluklarına bağlayabiliriz. Milimetrenin yüzde biri kadar bir kaçıklık, kızakları yemeye başlayacak ve boşluk oluşturup anodize aluminyumdan daha sert olan çelik yüzeyin yumuşak metali çizmesine yol açacaktır.
Ama uygun imal edildiğinde, ki ülkemizde üretilen ama Beretta'nın kala kalite kontrolünü yaptığı Stoeger Cougar modelinde olduğu gibi, aluminyum gövde ile çelik sürgü, birlikte çok yüksek atım rakamlarına ulaşabilmektedir...
Saygılarımla..
|
|
|
| TP9 SF Mete-S |
|
Yazar: ceycey - 29-02-2024, 20:02 - Forum: Yurt Savunma
- Yorum (11)
|
 |
Eski forumun ilk dönemlerinde bir tabancayı tanıtmak için bir sürü resmini çeker, ayrıntılı anlatır,
sonra da görüşümüzü belirtirdik. Böylece forumdaki üyelerin bu tabanca hakkında bilgi sahibi
olmalarına yardımcı olurduk. Son yıllarda youtube vb platformlarda videolar çekiliyor. İnsanlar
bu videoları seyrederek tabanca alımı konusunda kararlarını veriyorlar. Bu nedenle artık eskisi
gibi ayrıntılı inceleme yapmak gereksiz.
![[Resim: 4ijfp09.jpg]](https://i.hizliresim.com/4ijfp09.jpg)
![[Resim: hvn5mtr.jpg]](https://i.hizliresim.com/hvn5mtr.jpg)
Ben de halen kullandığım Canik TP9 SF Mete-S hakkında düşüncelerimi anlatacağım.
Tabancayı 2020 yılının 10.ayında aldım. Tabancayı almadan önce de çeşitli videolar
izledim,yazılar okudum. Hatta bir kaç arkadaştan bilgi aldım. Ondan sonra karar verdim.
Mete, bildiğiniz üzere Walther P99 klonu. Daha önce 10 sene P99 taşıdığım için bana hiç
yabancı gelmedi. Almadan önce firmaya giderek elime aldım ve ayrıntılı olarak inceledim.
Elime uygun olduğunu, rahatlıkla kavrayabildiğimi, ağır olmadığını ve ve tetiğin hafifliğini
görünce, aynı gün gittim ve tabancayı 3.200,00 TL bedelle aldım. O zaman Combat'ın
fiyatı 6.400,00 liraydı.
Tabancayı alıp, ilk atışlarımı yaptıktan sonra şöyle dedim: "Nihayet yapmışlar."
Eski forumun ilk döneminde, kaliteli bir yerli silah yoktu. En iyi yerli tabanca olarak Stoeger
Cougar'ı büyük çoğunlukla kabul etmiştik. Hey gidi günler hey!
Şimdi TR'de bayağı kaliteli tabancalar yapılıyor ve ciddi ciddi ihraç ediliyor. Şükürler olsun,
bugünleri de gördük.
Aldığım tarihten bu yana herhalde 1.000-1.200 tane atış yapmışımdır. Artık, az çok
tabancayla ilgili bir şeyler yazabilirim:
1)Geri tepmesi normal ölçülerde, fazla değil.
2)Tek hareketli tetik hafif. Reset mesafesi fazla değil.
3)Ele güzel oturuyor. Atış sırasında elime fazla gelen veya batan bir yeri yok.
Atışlarda biraz sola topluyorum. Benden kaynaklı bir durum.
4)Taşımak için ağırlığı ve boyutları uygun. Canik Market'ten aldığım Kydex iç kılıfla taşıyorum.
Bir P99 taşır gibiyim.Standart kabza sırtı ile kullanıyorum. Elime uygun. Kabza ergonomik
5)Polimer kaliteli malzemeden yapılmış. Yüzey kaplaması gayet iyi.
6)Picatinny rayı var. Yine haznenin ve iğnenin kurulu olduğunu gösteren sistemi mevcut.
7)Sahra sökümü çok basit. Hatta en kolay sökülen tabancalardan biri diyebilirim.
8)Çekme kertikleri yeterli. Kolayca manipüle edilebiliyor.
9) Üç nokta beyaz gez arpacık seti var. Nişan almayı kolaylaştırıyor.
10)Şarjör mandalı iki taraflı kullanılabiliyor. Opsiyonel emniyet tetik korkuluğunda.
Daha ileride ayrıntıları yazarım, uzatmaya gerek yok. İthal polimer tabancalara dünyanın
parasıverileceğine, onların kalitesinde veya kalitesine yakın, çok uygun fiyatlı bir tabanca.
Harçlar düşürülse de yurdum insanı bu ve benzeri tabancaları alabilse.
|
|
|
| Üye Grupları |
|
Yazar: ceycey - 29-02-2024, 13:19 - Forum: S.S.S.
- Yorum Yok
|
 |
Arkadaşlar, eski forum da olduğu gibi bu forumda da üye tarafından gönderilen mesaj sayısına göre gruplar belirleniyor.
Foruma girmiş ancak henüz mesaj göndermemiş üyeler "Yeni Üye" grubunu,
1-50 arasında mesaj göndermiş üyeler "Üye" grubunu,
51-200 arasında mesaj göndermiş üyeler "Aktif Üye" grubunu,
201-500 arasında mesaj göndermiş üyeler "Kıdemli Üye" grubunu,
500 üzerinde mesaj göndermiş üyelerse "Uzman Üye "grubunu oluştururlar.
Grup moderatörleri,bir veya bir kaç forumu modere eden( (yöneten,düzenleyen) üyelerdir.
Moderatörler ise bütün forumları modere eden (yöneten,düzenleyen) üyelerdir.
|
|
|
|