Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 1,328
» Son Üye Florist
» Toplam Konular 952
» Toplam Yorumlar 6,001

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Şu anda 61 aktif kullanıcı var.
» (0 Üye - 57 Ziyaretçi)
Baidu, Bing, Google, Yandex

Son Yazılanlar
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
07-10-2026, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 205
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,781
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,627
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 486
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 954
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 249
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 389
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,242
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 488
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 534
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,961
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 289
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 299
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,961

 
  Remington 870 Police ve Express
Yazar: ceycey - 18-03-2024, 16:12 - Forum: Av Tüfekleri - Yorum (5)

Sn.Lupus'un 23-10-2008 tarihli yazısı:

Arkadaşlar, pompalı tüfek sınıfında referans olmuş bir markanın, aynı modelinin farklı versiyonları arasındaki farkları merak eden arkadaşlar için bu konu başlığı açtım. Bu yazı kişisel kullanım sonrası bir değerlendirme ve geri bildirim yazısı olmayıp, Remington firması tarafından kaleme alınmış bir makaleden derlenmiş bir yazıdır.

[Resim: k6f40hv.jpg]

[Resim: jyt4qjk.jpg]

* 870 Police modeli, çıplak gözle kontrol, fonksiyon testi, test atışı, son değerlendirme gibi bölümlerden oluşan 23 ayrı kontrol işleminden geçirilir.

* Bütün Police modelleri, ayrı bir tesiste, tamamen farklı işçiler tarafından, her kişinin hangi işlemi yaptığı kayıt altına alınarak monte edilir.

* Bu montaj tesisine, standart seri üretim parçalar değil, sadece tek tek elden geçirilmiş parçalar getirilir.

* Daha ağır ve sert fişeklerin daha rahat beslenebilmesi için, Police modellerinde daha uzun bir hazne yayı kullanılır.

* Horoz ayağının yayı, 5-8 lb arası arasında tetik çekişi sağlayacak şekilde ayarlanan, daha sert bir yaydır.

* Fişek süren manivelanın tuzak yayı da daha ağırdır. Bu şekilde bolt fişeği tam olarak kavrayana kadar fişek süren mühimmatı fişek yatağı ağzında tutar. Bu da daha ağır ve sert mühimmatın daha sağlıklı olarak beslenmesine olanak sağlar.

* Police modellerinde, '' Entegre Güvenlik Kilidi '' yoktur. Sadece standart emniyet mandalı vardır.

* Express modelinin ön el kundağı daha uzun olup, pek çok polis araçlarındaki silah taşıma sistemlerine uyumsuzken, Police modeli bu uyumu sağlayacak şekilde üretilmiştir.

* Police modellerindeki dipçik ve ön el kundakları, hızlı kullanıma olanak sağlayacak şekilde dizayn edilmiştir.

* Express modeli, namlu ve hazne modifiye edilmedikçe, hazne uzatma işlemlerine olanak tanımayacak şekilde üretilirken, Police modelinde buna gerek yoktur.

* Express modeli standart kumlama ile yapılmış meneviş ile perdahlanırken, Police modellerinde parkerizasyon veya daha dayanıklı meneviş kullanılmaktadır.

* Express modelinde plastik tetik muhafazası kullanılırken, Police modellerinde, preslenmiş çelik muhafaza kullanılmaktadır.

* Police modelinde namlu özel bir bağlantı ile, hazne tapası ile beraber kilitlenirken, Express modelinde ayrı ve plastik bir hazne tapası kullanılmaktadır.

* Police modellerindeki ana gövdeler, vibrasyon tekniği ile özel olarak honlanarak, tüm gövde her türlü artefakt ve çapaktan arındırılmaktadır.

* Police modellerinde blok malzemeden talaş kaldırılarak üretilen kovan fırlatıcı ve tırnaklar kullanılırken, Express modellerinde metal tozundan hassas dökümle üretilmiş tırnak ve kovan fırlatıcısı kullanılmaktadır.

Bu konuyu yazdır

  Temizlik ve yağ önerisi
Yazar: nutkey - 18-03-2024, 12:59 - Forum: Bakım-Onarım - Yorum (40)

Makul fiyatlı bir temizlik ürünü ve yağ öneriniz var mı siz hangi marka ve model ürünleri kullanıyorsunuz bu konuda?

Bu konuyu yazdır

  SIG P320
Yazar: Sabri - 18-03-2024, 09:24 - Forum: SIG Sauer - Yorum (1)

Saim Alper Erdem üstad'tan alıntıdır

SIG P320

Amerikan Ordusu’nun kadro tabancası… .45” Colt 1911’di… Ne var ki… 1940 yılından sonra alımlar durdurulmuş… Envanterdeki silahların kullanılmaktan da cılkı çıkmıştı…

E… Bu arada devir de değişmişti… 9mm Parabellum… Çok fişek alabilen… Tek/ Çift hareketli… Nisbeten daha hafif tabancalar modaydı… Amerikan Ordonatı 1975’te bir yarışma açıp… Handiyse kutsal 1911’leri… F92 Beretta ile değiştiriverdi… “Beretta” dedikleri… Bir İtalyan tabancası…
Amerikalılar bu işe bayağı bozuldular… Amerikan Ordusu’na İtalyan tabancası…

Derken…
Devir gene değişti… Bu kere… İğne vuruşlu plastik gövdeli modeller modaydı… E… Amerikalılar zaten Beretta’ya ısınamamış… Yirmi bin atış görünce orası burası kırılmaya başlayan kadro tabancalarıyla mızıldaşıp durmaktaydılar…
Amerikan Ordonatı fırsatı kaçırmadı…

Hemmen…
”Tabancalar yenilenecek… Hemi de MODULER olacak” dediler… Modüler dedikleri… Muhtelif maksatlı kullanıma… Ebada uyabilen çekirdek bünyeli anlamında…
Yarışma açtılar…
Avusturyalı Kornişçi bile katıldı…
Amerika’da şubesini açan “SigSauer” kazandı…
Açıkcası her kes “Kornişçi”nin kazanacağından emindi…

Lakin…
Kornişçinin tabancası hem modüler değildi… Hem de…
Amerikalı “Sig”… Ondan neredeyse yarı yarıya ucuz fiyat vermişti… Modüler özellikli “Ateş Kontrol Birimi / Fire Control Unit/ FCU” sahibiydi…

Tabanca…
Pazardaki… Tek hareketli… Yüksek fişek kapasiteli… Plastik gövdeli… İğne vuruşlu… Darbe güvenliği olarak… Düşünce kurulu halini değil… Ateş almamayı hüner edinen tabancaların her hangi birinden farksızdı…
Değişik olarak…
Modülerdi…
Namlu aksı çok yüksekti…
Tetik otomatik güvenliği yoktu…
Söküm için tetik düşürme gerektirmiyordu… Bu hüneri de beceren aksamı… Ateş kontrol birimleriyle birlikte… Çok titiz kalite kontrolu gerektiren MIM yöntemiyle üretilebilerek ekonomi verecek kadar karmaşık ve detaylıydı…

Bir de…
Sürgü hareketiyle eşgüdümlü çalışan… Disconnectorü yoktu… Tasarımcı taifesi… Oturup kafa patlatmış… Modern Amerikan kadro tabancasına… Taa 1900’lü yılların başlarında kullanılmış… “Vurkaç / Tek tetik çekimine münhasır” bağlantı kesiciyi münasip görmüş… Ordonat yetkilileri de bunu yemişti… Bu nevi tabancalar… Başkaca bir yapılanmaya sahip değilse… Sürgü tam yerine oturmadan da ateş edebilmekteydiler… Hele iğne vuruşlularsa…

“P 320” şeklinde tanımlanan tabancanın… Üzerinde… “Foolproof/Aptal işlemez” yaklaşımla hayli kafa yorulmuş görünen özellikleri şöyleydi…
-Sürgü… Ateşleme kontrol birimleri ve güvenlik aksamının tamamını içine alan… Silaha “Modüler” özelliğini veren… Plastik gövde içi… Çelik bir karkas (Şasi) mevcuttu… Seri numarasını da üzerinde taşıyan bu parçayla tabancanın muhtelif boy hatta çaplara değişimi mümkündü… 
-Ateşleme tam kurulu ateşleme iğnesiyleydi… Tetik… Buna uygun olarak… Tek hareketli… Pazardaki benzer ekseri plastik tabancanın aksine… Tetik koluyla farklı yönde hareketliydi…Yani… Tetik çekilirken… Tetik kolu ileri doğru gidiyor… Alt önünden temas ettiği takılma dişini… Üst arkada aşağı doğru çevirip… İğne ayağıyla irtibattan kurtarırken… Hem takılma dişinin alt arka ucunun kendini öne itmesi… Hem de içinde olduğu hamilin temasta olduğu yüzeyin eğimiyle irtibattan kurtulup… Takılma dişini… Sonraki atış için… Ateşleme iğnesiyle buluşmaya bırakıyordu… Bu iş için farklı bir bağlantı kesici(Disconnector) mevcut değildi… Filvaki… Bu yapılanma… Çok kısa bir tetiklenme dönümü (Reset) veriyor lakin…Sürgü tam kapanmadan ateşlemeye de açık kapı bırakıyordu…

-Farklı yönde hareketli tetik ve tetik kolunun… Düşme ve darbe alma gibi olaylarda… Yaklaşık eşdeğer kütle ve manivela özellikleri ve…Ataletleriyle dengeli hareket ederek birbirlerinin devinimlerini massedecek “Karşı ağırlıklar” olarak çalışacakları düşünülmüş… Bu nedenle… İstenmeyen tetik hareketlerine mani olacak bir “Tetik içi tetik” güvenliği düşünülmemişti…

-Benzer örneklerde iğne yolu üzerine konumlandırılan “Otomatik ateşleme iğne pasif güvenliği”… Bu tabancada… Ateşleme iğnesinin içinden geçip… Yayını kurma mesnedi olarak kullandığı… “Ateşleme iğne kaidesi” yanında… Düşey hareketli… Üste… İçe bükülü ucu… Ateşleme iğnesini… Kapsüle vurmadan bir kaç milim önce tutan… Tetik kolunu aktive ettiği bir mahmuzun yukarı iterek devreden aldığı manivela şeklindeydi…

-Güvenlik güçleri için… Standart şartnamelere uygun olarak… Farklı bir plastik gövde ve çelik karkasla… Emniyete alınınca… Tetik kolunun takılma dişiyle irtibatını kesen… Çift taraflı bir güvenlik mandalı dünülmüştü… Bu şekilde… Silaha pek ünsiyeti olmayan personelin… Kazara ateşleme vermeden… Sürgüyü çekip… İlk atış için atım yatağını doldurabilmesi hedeflenmiş olmalıydı…

-Sürgü tutma mandalı… Çift taraflı ve sahra sökümünde iş görür özellikteydi… Tabancanın sökme mandalı ön üst kısmı… Sürgünün arkada takılı halinde… Şarjör silahtan alınmışsa… Sürgü yanındaki bir yuvadan geçerek dönebiliyor… Dönerken de kendine yay baskısıyla temas ederek takılma dişine kadar uzanan ağırca bir kolu… Arkaya… Takılma dişindeki eğimli yüzden aşağı itip… Ateşleme iğnesiyle irtibattan kurtararak… Sürgü… Tutma kolu tutuşundan kurtarıldığında…Ateşleme iğnesi boşalmış olarak önden dışarı alınıyordu… Bu… Gene “Aptal işlemez” yaklaşımla… Dolu atım yatağıyla kazasız söküm için düşünülmüştü…

-Tabancanın namlu aksı… Bu alanda tek rakibi… “HS2000”den bile yüksekti… Bunun… Ateşleme kontrol birimlerinin yüklüce yapılanmasından mı… Yoksa… Modüler karkasın muhtemel bir horozlu modele de mi uygunluğu için yapıldığı meçhuldü…

-Çelik karkas… Çift taraflı sürgü tutma kolları kesme bükme… Diğer tüm hareketli aksam… MIM yöntemiyle yapılmıştı ve… Görülen kadarıyla MIM parçalar… Hiç ek tesfiye görmeden… Üretimden gelen nihai haliyle kullanılmaktaydı… MIM Metodu gibi… Kademeler halinde… İlk ve son boyutları arasında yaklaşık dörtte bir fark veren… Hem üretim hem de montaj safhalarında aşırı kalite kontrol isteyen uygulama… Ordu kadro tabancası olacak bir silahta… Ana üretim yöntemi olarak düşünülmüş… Çetrefil parça şekillendirmeleri buna güvenilerek şekillendirilmiş… Yapılmıştı… Eksik kontrol halinde… Gelen bir MIM parça grubunun… Geniş planda aksama verebileceği yaşanmış… Ancak ifşa edilmemiş gerçeklerdendi…
Tabancanın… “Atım yatağı dolu muşiri… İki taraflı kullanılabilir şarjör mandalı” benzeri aksamının diğer pazar modellerinden farkı yoktu…

Ordu kullanımı için… Aynı plastik gövde ve çelik şasi üzerinde… Sürgünün gövde önünden taştığı “M17” ve… Sürgünün gövde önüyle hem yüzey olduğu “M18” modelleri verilmişti…

Amerikan Ordonatı’nın… 2017 yılı başlarında “P320” tabancasını kabul etmesinin ardından…
Dört ay kadar sonra… Ordu teknisyenlerince… “Silahın yere düşünce ateşlendiği” mızmızlanmaları üreticiye ulaşmaya başlamıştı… Sivil kullanıcılardan da aynı mealde videolarla desteklenen buluntular yayılanmaktaydı…

Derken… Bir iki ay daha sonra…
Polise de dağıtılan( Kendi paralarıyla) tabancalardan birinin düşerek kullanıcısında delik açması ve vukuatın davaya bağlanması üzerine… İmalatcı firma… Konuya eğilip işi ele almak zorunda kaldı…
Araştırmalar… Gerçekten de…
Eksi 30 dereceyle… Namlu yukarı düşen tabancanın… Yere çarpınca ateş aldığını gösteriyordu… Ağır çekim videolarda… Tetiğin sademeyle geri gittiği görülebilmekteydi…
[Resim: ekran-resmi-2023-03-18-08.44.25.png?w=1024]
Demek ki…

”Karşı ağırlık” teorisine göre… Ters istikametli tetik ve tetik kolu hareketlerinin… Düşünce denge hasıl edip… Kıpraşmıyacakları uygulaması boştu…
Buna karşı yapılacak en uygun şey… Diğer plastikler gibi… Hemen bir “Tetik içi tetik” güvenliği ekleyerek düşüşlerde… Tetik hareketine engel olmaktı…

Lakin…
Üreticinin inadı inattı… Oturup… Kafadan dumanlar çıkararak düşünmeye başladılar… Muhtemelen daha önce bunlar akıllarına gelmemişti….
Tabancanın tetik kolu ağırlığı muhtemelen tetikten hafif olmalıydı… Hareket ekseninden tetik tarafına manivela kolu da bariz olarak daha uzundu… “ Arşimet” alimi bile “Verin bir mesnet… Manivelayla Dünya’yı yerinden oynatayım” dememiş miydi…
Acele yeni kalıplar yapıp… MIM tetik parçaların ağırlığını üçte bir düşürdüler…

E… Düşünce hareket alan yanızca tetik olamazdı… Takılma dişi… Ateşleme iğnesi… İğne kaidesinde meskun iğne güvenlik levyesi… Bu levyeyi yukarı iten… Tetik kolunun hareket verdiği mahmuz levye de ataletleriyle gerekeni yapmaktan geri kalmayacaklar… Oluşan her devinim bir ötekine yol açacaktı… Yeni takılma dişinde… İğne ayağının bir şekilde ana dişten kurtulması halinde… Yolu üzerine çıkacak ikinci bir takılma dişi tasarlanmıştı… Horozlularda “Yarım kurma dişi gibi”… Lakin… Burada… Kaçan ve yakalayan… Sürekli birbirine yanaşmıyor… Doğrusal hareketli iğneyi… Dairesel hareketli takılma dişi… Birim zamanda daha yavaş hareketli dişiyle yakalamaya çalışıyordu… İğne güvenlik hareket mahmuzu da… Eskisinden farklı olarak… Tetik kolunun hem ileri hem de arkaya hareketinden etkilenecek şekilde düşünülmüştü… Böylelikle mahmuz için ayrı bir yaydan tasarruf edilmiş oluyordu…

Hemmen yeni kalıplar yaptırıp… Tamamı MIM olan bu parçaların ağırlıklarını da düşürdüler… İğne kaidesinde konumlu güvenlik levyesinin yuvasını değiştirdiler… Levye yapımını da… MIM’den pres büküme çevirdiler… Neden… Çünkü… MIM yönteminde köşelerin minimum bir yuvarlaklığı şarttı… E… Keskin olmayan aksamın durduruculuğu da net olamazdı… Bu levyenin işi… Bir şekilde boşalan iğneyi kapsüle vurmadan durdurmaktı… 

Sonra…
Tetik koluna da… Sürgüyle etkinleşen bir bağlantı kesici(Disconnector) koydular… Bu konuda da mırmırlananlar vardı… 
Aynı sene Ağustos ayında… Sivil kullanıcıya… “İsteyen tabancası yollasın… Hallederiz” mealinde bir duyuru yaptılar… Koşan koşana…
Üretici testleri… Sorunun halledildiğini… İşlerin tıkırında gittiğini gösteriyorken…
Bazı oyunbozan personel ve sivil kullanıcı… Tabancanın halinden şikayetçiydi… Ve…
Halen öyleler…

Amerikan Ordusu’nun yeni kadro tabancasının… Kabulü ardından dört ay geçmeden… Yere düşünce ateş aldığı… Mahkeme kaydıyla belgelenmiş…
-30 dereceyle düşerek…
Bir de arkasına sağlam bir darbe alınca… 
Tabanca… Moda olan… İğne vuruşlu… Plastik gövdelilerden…

Lakin…
Bu tip tabancaların hepsinde mevcut “Tetik içi tetik”… Yani… Tetik otomatik güvenliği bu tabancada yok…
Tabanca… Dört kişilik bir tasarım ekibinin eseri… Tetik ve tetik çekişini takılma dişine ileten… Tetik kolu… Bunda ters istikamette çalışıyor… Tetik arkaya… Kol öne… Buna benzer yapılanma… “Springfield XD” modelinde var… Ancak o tabancada tetik içi tetik mevcut… Tetiğin istem dışı hareketinde… İç tetik…Gövdeye yaslanıp tetik hareketinin ateşlemeye varmasına engel oluyor… P320 tanımlı Amerikan Ordusu yeni kadro tabancasında… Bu güvenlik yok…

Neden…
Tasarım ekibi… Ters yönde çalışan tetik ve tetik kolunun… Düşme… Darbe alma benzeri atalet ortamlarında… Eksen alt ve üstünde terazi gibi çalışıp… Tetiğin geriye hareketini… Tetik kolunun aynı yönde hamlesiyle mas edeceğini mi düşünmüş… Meçhul…

Öyle bile olsa…
Tetik arkaya gitmekte özgür… Lakin…
Tetik kolu… Yapılanmada arkaya gidebilecek gibi değil… Geri seyahat… İç aksam engelleriyle kapalı…
E… Nasıl olacak terazilenme şimdi…

Dahası…
Tetik çelikten ve kütlesi hatırlıca…
Daha da ötesi… İç aksam… İğneyi kurulu tutan “Takılma dişi”… İğne ve onu sürgü içinde tutan “İğne kaidesi”… Bu kaide içinde meskun “İğne otomatik güvenlik levyesi”… Alt gövdede… Çelik karkas içinde bu levyeyi tetik çekişiyle etkilendiren “İğne otomatik güvenlik itici mahmuzu”… Hep… Müstakilen hareket edebilir özellikte ve… Hörmetlice kütlede…
Tüm bu aksam… Düşüş ve darbelerde… Ataletleriyle… Kendi başlarına… Diğer parçalara iletilecek hareketler oluşturmazlar mı…

Bunlara ilaveten…
Dörtlü tasarım ekibinin eklediği…
Tabancanın sahra sökümünde… Boşa tetik çekilmesin diye… Sürgü arkaya alınıp da şarjör çıkarılınca… Ve de sökme mandalı doksan derece aşağı çevrilince… Şarjör yuvasını aşıp arkaya… Takılma dişine kadar uzanıp onun içine yerleşen yan çıkıntısıyla… Oturduğu eğimli rampada ilerleyip… Takılma dişini iğne ayağıyla irtibattan alan… Ağırca bir kol var… “Sökme güvenlik kolu”… https://patentimages.storage.googleapis....303936.pdf
Bu kol… Sökme mandalına sadece yay zoruyla temas ediyor… Şarjör alındığında… Düşüşlerde… Arkaya gidip… Takılma dişiyle iğne irtibatını kesip… Uygun diğer aksamın da eylemsizlikleriyle verecekleri mesaide… Tabancayı ateşlemekte özgür…
Tasarım ekibi bunları düşünmemiş mi…
Düşünmediği gün gibi ortada… Tabanca düşmüş… Patlamış…

Şikayet ayyuka çıkınca… Tasarım ekibi…
Ne yapmış…
Ateş kontrol birimindeki… Tüm hareketli aksamın ağırlıklarını azaltmış…
Daha önce olmayan… Sürgü hareketiyle çalışan bir bağlantı kesici koymuş…

Bir de…
Takılma dişine… Ana dişten kurtulmayı başaran iğne ayağının… İğne yolu üzerinde takılmayı tercih edebileceği ikinci bir diş açmış…
E… Şimdi bu dişe… Nasıl olur da ezerek tetik çekişle ana dişten kurtulan iğne ayağı takılmaz… Horozlulardaki gibi… Her iki diş de aynı çenber üzerinde değil… Yedek olanı… Daha küçük çaplı çenberde ve… İğne ayağı doğrusal olarak hareket ediyor…https://patentimages.storage.googleapis....7353A1.pdf
Tasarım ekibi… Daha da öte…
Şarjör alınınca… Düşecek yahut darbe alacak bir tabancada rahatlıkla arkaya gidip takılma dişini iğneyle irtibattan alacak “Sökme güvenlik koluna” hiç mi hiç ilişmemiş… Öylece bırakmış…

Eh…
Fabrikaya yollanıp… Güncellenmiş tabancalardan halen bazı bazı… “Tetiğe dokunmadan patlama” haberleri geliyormuş…

E… Yani…

Bu konuyu yazdır

  GAZLI TÜFEKLERDE GÜÇ KAYBI ?
Yazar: Sabri - 18-03-2024, 09:08 - Forum: Genel Konular - Yorum (1)

Saim Alper Erdem üstad'tan alıntıdır


Gazlı tüfeklerde güç kaybı vehimi, ülkemizde, üreticiler indinde bile, nedense, gündemden hiç düşmeyen bir konudur.

Gaz basıncını namludan küçük çıkışlarla kilit açma mekanizmalarına yönlendirme düşüncesi, yivli tüfeklerde, geçen asrın ilk yıllarından da önce başlamış bir uygulamadır. O zamanın kara barutlu fişekleri. tahliye kanallarını çok kısa sürede tıkadığı, korozyona yol açtığı için fazla tutulmamış, bu şekilde otomatik dolumlu piyade tüfeklerinin gelişmesi bayağı ertelenmiş, hatta Almanya gibi bazı ülkelerde, bu nedenle, askeri tüfek talepleri arasına "Namluda delik olmama" zarureti getirilmiştir.

Zaman içinde barut teknolojisinin gelişimiyle gazlı sistemler kullanılmaya başlanmış, Newton fiziği uyarınca yapılan basit hesaplarla mekanizma devrelerine aktarılan barut gazının, tabir caizse "Atık gaz" niteliğinde olduğu ordonat yetkililerine anlatılarak tasvipleri paralelinde bugün çok kullanılan gazlı piyade tüfeklerinin çağı başlamıştır.

Yivsiz tüfeklerde, gaz tahliye çıkışlarının, barut artığı, küçük saçmalar, keçe ve sair ıvır zıvırla tıkanmasını önleyen plastik tapaların gelişimiyle aynı sistem, geçen asrın ortalarından itibaren kullanım görmeye başlamıştır. O zamana kadar pazar hakimi olan Browning A5 ve klonlarının "Uzun geri tepmeli" çalıştırma sistemi, daha ucuz ve etkin bu yaklaşımla giderek pazardan çekilmiş, kaybolmuştur.

Yivsizlerde gazlı düzenin ilk yapımcılarından "Remington" un başlangıç modeli patentinde, "Yapılan araştırmalar neticesinde, kullanılan barut türlerinin büyük çoğunluğuyla namlu ilk yirmi ile yirmi beş santim ilerisinde, gaz basıncının itiş etkisinin takribî yüzde sekseninin elde edildiği, bu nedenle her tür dolu için bu mesafeden mekanizma kilit devrelerine alınacak gaz niteliklerinin görevini kusursuz yapacağı" ifadesi yer almaktadır. Söz konusu söylem, uzun araştırma ve deneylerin sonucudur.

Bugün de bu görüş büyük oranda geçerlidir. Namlu içi ilk yirmi beş santim önünde, barut gazı itiş gücünün yaklaşık yüzde seksenini kazanmaktadır. Kalan miktar takribi yüzde yirmi, normalde altmış beş santimlik bir namludan artakalan öne uzunlukta, 12 Ga. Namlu çapıyla 230 santimetre karede, 2.5 milim çaplı iki tahliye kanalı alanı 0.03 santimetre kare; 0,000125 (1/8000 civarı) oranlı kapalı ve açık alan kıyaslı ortamda işlevini sürdürmektedir.

Çok müşkülpesent düşünürler için bu oranın 1/3000 olduğu varsayılırsa, tahliye kanallarına kadar gelen dolunun, orada "Zınk!" diye çakılıp gazın  aşağı gidişine seyirci olduğu düşünülse dahi , mesela 450 m/saniye kazanılmış ilk hızın bu oranda kaybı; Ancak 1.35 m/saniye civarı  olacaktır.

Ki gerçek böyle de değildir. Gazın çok küçük bir kısmı tahliye kanallarına sevk edilirken, büyük kısmı mesela 36 gram gelen dolunun ileri sürüm işlevinde mesaiine devam halindedir.

[Resim: gaz-kacagi.webp]

Mekanizma grubunun ortalama ağırlığı 600 gram civarıdır.

Aynı birimin geri giderek kilitten kurtulma mesafesi de yaklaşık bir santimdir.

Newton üçüncü formülünden neşet eden; "Mekanizma ağırlığı x mekanizmanın dolu namludan çıkıp gittiği zaman içindeki aldığı yol= Dolu ağırlığı x dolunun namlu sonuna kadar gideceği yol x fişek taban alanı/namlu iç çap vüsatı " eşitliğiyle, bir santim geri kilit açılma aralığı sonuna kadar seyahatin bitişinde, dolunun, namlu içi tahliye kanalları ilerisinde yaklaşık 22 santime ulaşacağı hesaplanabilmektedir. Yani, 25+22= 47 santim namlu içinde barut gazı tamamen kapalı bir ortam içinde devinim vermektedir. Bu vukuat sırasında mekanizma geri getirme yayı, eylemsizliği ile kendi içinde çok az sıkışıp gerekli parçalara destek özelliğini kaybettiğinden, geri tepen parçalara durdurucu etki verebilme kabiliyetinde değildir.

65 santimlik namlunun kalan , en fazla 25 santiminde söz konusu kapalı açık alan oranı, gerçekte 1/15000, karamsar yorumcu için, haydi onunda üçte biri; 1/5000, bu değerin 450 m/saniye ilk hıza kıyası, takribi, 0.9 m/saniye civarı olsa
gerektir.

Ki gerçekte oluşum böyle de değildir.

Kilit açıldıktan sonra mekanizma grubu, tamamen basit geri tepmeli düzende devinim vermektedir. Yani, fişeğin arkaya itişine karşı koyan, aksam ağırlığı olarak yalnızca takribi 600 gramlık kütlenin eylemsizliğidir. Bu birimin dolunun namludan çıkıp gitmesi için gerekli, kalan yirmi beş santim öne mesafede, fişek arka kısmının çıplak olarak dışarı taşırabileceği uzunluk 2 santim civarı olması gerekir ki, bu dahi güvenli sayılabilecek bir değerdir.

Ancak gerçekte durum farklıdır. Geri tepme şoku etkisiyle kendi içinde sıkışarak destek özelliğini kaybeden irca yayı, ilk bir santimlik mekanizma arkaya deviniminin bu aralığı kapatması neticesinde etkinliğini kazanıp, en az üç dört kilo yükle geri tepen aksam üzerinde durdurucu etkisini başlatacak, namlu içindeki dolunun tamamen çıkıp gitmesinden sonra kazanılmış moment ve kalan gaz basıncına yenilerek mekanizma arkaya hareketine izin verecektir.

Görülmektedir ki...

Tahliye kanallarından alınan gaz basıncının güç kaybı gibi bir etkisi hiç yoktur.

Olsa bile... Hesapla bulunan 1/5000, haydi olmadı 1/3000 açık alan kıyasıyla, dolu ileri devinimi namlu içinde yavaşlamış dahi bulunsa...

Herkesin malumu olduğu üzere, barut hakkının tamamı  standart en uzun namlu içinde dahi yanmamakta, bir kısmı dışarı atılmaktadır. Ağız alevi ve sesin büyük ölçüde sebebi bu oluşumdur.

Namlu içinde yavaşlayan dolu, bu zaman içinde daha çok miktar barutun yanmasına, bunun neticesinde daha yüksek ilk hız kazanımına neden olacaktır.

Yani, gazlı tüfeklerde beklenen, daha az değil daha çok ilk hız ve vuruş enerjisi olmalıdır...

Neye niyet... Neye kısmet...

Netice-i kelam...

Gazlı tüfeklerde güç kaybı yoktur... Aksine inananlar bir an önce bu vehimden kurtulmalıdırlar.

Bu konuyu yazdır

  REMINGTON 11-87 & 1100. BAKIM TAVSİYELERİ.
Yazar: blacksea - 17-03-2024, 21:45 - Forum: Av Tüfekleri - Yorum Yok

2024
 
Remington yarım oto av tüfekleri ile ilgili eski yazılarımdan bir diğeri…
 
Yazı çeviri olup, bazı resimler tarafımdan eklenmiştir.
 
 
18.11.2014
 
REMINGTON 11-87 & 1100 TÜFEKLERİN UZUN ÖMÜRLÜ OLMASI İÇİN TAVSİYELER:
 
- İrca yayının 10.000 atımda değiştirilmesi (değişimin 5.000 atışta yapılmasını tavsiye edenler de mevcut. Kişisel yorumum; imkan var ise 5000 kurşun veya magnum dolu atımında ya da 10000 normal atımda yayın değiştirilmesi ÇN). Yayın yenilenmesi (yay bolt hızını düşürmekte olduğundan), tüfeğin sıhhati açısından (boltun kasaya darbesinin önlenmesi) plastik buffer ın yenilenmesinden daha önemli. Yeni irca yayının boyu 15 inch olmakla beraber, mevcut yay 14,5 inche düştüğünde yenilenmelidir.
Plastik buffer yırtılıp dağılmadıkça değiştirilmesine gerek yok. Parçanın yenilenmesi için iğne ve iğne tutucu pimin sökülmesi gerekiyor. Yeni buffer deliksiz geldiğinden, iğne tutucu pim için matkap ile delik açmak gerekiyor.
 
İrca yayı:
[Resim: 53593656183_f2179a4ccf_o.jpg]
 
Buffer:
[Resim: 53593656153_8c870b6df8_o.jpg]
 
[Resim: 53593898295_e1a7b3c66f_o.jpg]
 
- Atış esnasında oluşan vibrasyon nedeniyle kep ile kasa arasındaki metal-metal temasın azaltılmasında faydalı olacağından namlu kepinin dışı kaliteli gres ile hafifçe yağlanmalıdır.
 
[Resim: 53593771014_53c3bf7e63_o.jpg]
 
- Namlu kepinin iç kısmı, kilit bloğunun darbelerine karşı hafifçe greslenmelidir.

[Resim: 53593898305_1655cc45c6_o.jpg]
 
-Kasada namlu altındaki (özellikle C şeklinde izin olduğu yer), el kundağı desteği görevi gören çelik yay parçasına karşılık gelen düz kısım kaliteli gres ile hafifçe yağlanmalıdır. Böylece çelik yay parçası diye adlandırdığımız kırılgan parçanın servis ömrü iki katına çıkartılabilir.
 
[Resim: 53592578562_22b62300ae_o.jpg]
 
El kundağı desteği görevi gören çelik yay parça:
 
[Resim: 53593898290_3fb1587fe4_o.jpg]
 
- Tetik grubunun en üstünde görülen siyah parçanın en uç kısmı yağlanmalıdır.
Kaşığın ön sağ tarafında gözüken çıkıntı da yağlanmalıdır.
 
[Resim: 53593770934_8b35f15cc0_o.jpg]
 
- 100.000 atım sonrası mevcut standart kilit bloğundaki aşınmadan mütevellit, kilit bloğu ölçü dışı (oversize L) blok ile değiştirilmelidir. (Sonraki 100.000 atım sonrası, namlu kepindeki kilit yuvası da aşınacağından namlu değiştirilmelidir). - USA için geçerli yorum.
 
[Resim: 53593656108_72e6d2977b_o.jpg]
 
- Gas Silindir içindeki çizgi ve çapaklar kontrol edilmeli varsa düzeltilmelidir. Böylece piston+piston seal in servis ömrü iki katına çıkartılabilir.(Barrel Seal yani O-Ring çıkartılıp, tekrardan yerine takılırken fişek borusu ucundaki dişlere bant sarmak, O-Ring in ömrüne müspet etki etmektedir).
 
Kaynaklı olduğu namludan kopan Gaz Silindiri:
[Resim: 53593656103_cef983f643_o.jpg]
 
Piston ve Piston Seal:
[Resim: 53593898230_835d378386_o.jpg]
 
- Şarjör borusu üzerindeki karbon kalıntılarını metal fırça veya kazıyıcı ile çıkartmaya çalışılmamalıdır. Aksi takdirde, uzun vadede, borunun dış çapında azalma ve neticesinde gas kaçağı oluşabilecektir. Kalıntıları temizlemek için solvent, plastik kazıyıcı, misal eski kredi kartı gibi, kullanılmalıdır. (Şarjör borusunun kırılma tehlikesine karşı, irca yayı değişimi vs durumlarda, namlusu sökülmüş tüfek, şarjör borusu üstüne bastırılmamalıdır).
 
- BRAEK FREE veya benzeri yağlayıcıdan bir damla, iğne yayının en çok stres yüklenen orta merkezine damlatılmalıdır.
 
[Resim: 53593450861_22c3b062ce_o.png]
 
- Kulak temizleme çubuğu ile (kesilme tehlikesi nedeniyle parmaklar ile değil) kasanın içi özellikle kanallar yağlanmalıdır. Hem kasanın hem de link in ömrü böylece uzamış olur. Linkin kasa kanalları içinde çalışan kısımlarının polishing yapılarak parlatılması faydalıdır.
Resimde görülen kasa içindeki namlu kepinin oturduğu köşe de hafifçe greslenmeli veya yağlanmalıdır.
 
[Resim: 53593770924_bb0f12ca2e_o.jpg]
 
- Action bar üzerindeki beyaz noktalar yağlanmalıdır.Action barın kırılgan noktası olan sağ bacağı greslenmelidir.
 
[Resim: 53592578457_cf28483977_o.jpg]
 
- Çok fazla sayıda atış yapılacak etkinlik sözkonusu ise; kırık olmasa dahi 5.000 atımda link in ve iğne yayının ve piston+piston seal in ve el kundağı desteğinin, 10.000 atımda tırnak ve irca yayının, 3.000 atımda O-Ring in yenilenmesi, güvenliğin arttırılması amacıyla tavsiye olunur. - USA için geçerli yorum.
 
- Tırnak kırılma tehlikesine karşı: Namludaki tırnak kitlenme yuvasında varsa çapaklar temizlenmeli. Tırnağın kendisinde varsa, çapaklar temizlenmeli. Yeni tırnak temin etme durumunda ise 870 Police modelinde kullanılan ve MIM olmayan tırnağın teminine çalışılmalıdır - USA için geçerli yorum.
 
 
Saygılar,
 
blacksea.

Bu konuyu yazdır

  Remington 11-87 Premier
Yazar: blacksea - 17-03-2024, 17:23 - Forum: Av Tüfekleri - Yorum (3)

Remington 11-87 Premier:
 
Eski forumdaki bir inceleme çalışmasını tekrar paylaşıyorum.
 
2024 yılı eklemeleri:
 
1963’te üretilen Remington 1100 lerin gelişmiş modeli olan Remington 11-87 modeli gaz operasyonlu tüfek 1987 yılında üretilmeye başlanmıştır. 1100 ler 70 mm veya 76 mm fişek yatağına sahip iken, 11-87 ler 76 mm fişek yatağına sahip olup, geliştirilmiş gaz sistemi sayesinde hem 70 hem de 76 mm fişekleri atabilirler (1100 lerin 2000 li yıllarda imal edilen 1100 G3 modeli de 70 ve 76 mm fişekleri atar).
 
80-90’lı yıllarda yapılan modelleri ki özellikle mat meneviş olan Special Purpose modelleri pasa yatkın olup, parlak meneviş olan Premier olanları daha dayanıklıdır. Kendi fikrim; işçilik ve boya kalitesi olarak diğer USA markaları Winchester ve Mossberg’ten öndedir. Ancak gerek Remington firmasının iflası sürecinde, gerekse de el değiştirip üretime başladıktan sonra kalitede ciddi düşüş olduğu USA forumlarında dillendirilmektedir. Bu nedenle özellikle 1990 - 2010 arası imal yılı olanları Amerika’da aranılan tüfeklerdir. 
 
Anavatanında genel anlamda en çok satılmış olan yarım oto tüfeklerden biridir.
Ülkemizde ise yaklaşık 2010 senesinden sonra o zamanki temsilcisi olan Sarsılmaz tarafından uzun süre ithal edilmemiştir. O yıllarda Türk avcısından büyük ilgi ve talep gören tüfeğin Sarsılmaz tarafından neden ısrarla ithal edilmediği çeşitli tevatürlere sebep olmuştur. Sonraki yıllarda Osmanlı Savunma tarafından Remington ithali yapılmış ama 870 ağırlıklı olan alımlarda 11-87 gelmemiştir (hafızam yanıltmıyorsa 1100 G3 gelmişti ve yukarıda yazıldığı üzere 1100 G3, 11-87 özelliklerini taşıyan bir modeldir).
 
Remington’un iflas edip, silah departmanının el değiştirilmesi nedeniyle bir süre silah üretimi olmamış, fabrika yeni sahibi ile yeniden üretime başladığında ise 11-87 tekrar banda alınmamıştır (G3 spectindeki 1100 günümüz itibariyla üretimdedir).
 
Ezcümle 11-87 üretimi 2020 tarihiyle sonlanmıştır.
 
 
30.03.2011:
Ülkemizde çok kullanılan ve pek çok avcının fanatiklik derecesinde bağlı olduğu Remington 11-87 modeli yarım otomatik tüfeğe  bir göz atalım.
 
[Resim: 53592012797_31420a1768_o.jpg]
 
[Resim: 53592885426_1aec20b398_o.jpg]
 
11-87 ülkemizde özellikle ördek-kaz avcılarının ve domuz avcılarının favori tüfeği. Bu ününü biraz da çelik kasa olması ve ağırlığına borçlu. Tüfeğin ağırlığı (Slug namlu ile 4 kg.a yaklaşmakta) kimine göre taşımada dezavantaj , kimine göre ise ağır doluları atmakta güvenilir ve düşük geri tepmede avantaj.
Bence tüfeğin bir önemli avantajı da USA’da çok yaygın yedek parça-aksesuar havuzuna sahip olması ve bu havuza ülkemizden de bir yere kadar erişim imkanının bulunması. Tüfeğin çelik kasa olması sağlamlığına sebep iken, parlak meneviş yüzeye sahip olması ise iyi bakım istemesine sebep oluyor ancak mat meneviş benzerleri kadar kolayca çizilmiyor. Kasa nemli kalması durumunda paslanabiliyor.Aluminyum alaşım  veya titanyum kasalı rakiplerinin ise böyle bir sorunu yok.
 
Remington 11-87, 1100 modelinin gelişmiş versiyonu olup, 1987 senesinde piyasaya çıkmış bir model. 1100, 70 mm veya 76 mm kullanımına uygun namlular ile üretilmiş olup , her iki boy fişek ile çalışmamakta (yeni çıkan 1100 G3 , çalışma prensibi olarak 11-87 ile aynı). 11-87 modifiye edilmiş gas system’i ile her iki tip fişek ile de çalışabiliyor. Bunu , gas pressure compansation (basınç dengeleme veya telafi etme) denen system’i sayesinde gerçekleştirebiliyor. Ancak bazı 11-87’lerde ise bu compansation sistemi mevcut değil. Örnek olarak slug namlularda bu sistem yok ve hafif dolular ile tüfeğin mekanizma yapmayacağı Remington tarafından belirtiliyor, slug namlu ülkemizde bol miktarda kullanımda. Ayrıca bazı target modellerinde de namlunun ağır dolular ile kullanılmaması gerektiği , şayet kullanılırsa oversize (normalden büyük) gas delikleri ve compansation (dengeleme) sistemin olmaması nedeniyle tüfeğin iç aksamında hızlı aşınma meydana geleceği bildiriliyor. LIGHT LOAD ONLY ibaresi olan bu tip namlulu modeller ülkemize ithal edilmiş midir bilemiyorum ama varsa da çok az sayıda olduğunu tahmin ediyorum.
 
11-87’in USA’da pek çok farklı türevi olmasına rağmen ülkemize ağırlıklı olarak ithal edilen modeli Special Purpose - mat metal ve mat ahşap- ile Premier –parlak metal ve cilalı ahşap- modelleri olup , Premier Light Contour ise daha düşük et kalınlığı ile nispeten hafifleştirilmiş tüfeklerdir. Premier ve Special Purpose’ların namluları USA’da farklı parça numaraları ile satılmakta olup , namlular pratikte birbirleri ile değiştirilebilmektedir , ancak Premier bir 11-87’de Special Purpose bir namlu görünüm olarak tezat oluşturmaktadır (11-87 Special Purpose ile 870 Express, 11-87 Premier ile 870 Wingmaster kozmetik olarak denktir, diyebiliriz).
 
 
TÜFEĞİN SÖKÜLMESİ & TAKILMASI & KOMPONENTLERİ :
Tüfeğin emniyetini kapatıp , namlunun ve şarjör tübünün boş olduğunu mekanik olarak ve gözle kontrol ediyoruz.
Sökümde el kundağı somununu söküp somunu ve kundağı çıkartıyoruz. Namlunun gaz silindiri üstünde kalan (namlu ucu doğrultusunda) Gas Cylinder Collar adlı parçayı alıyoruz. Kurma kolunu çekerek mekanizmayı kilitledikten sonra namluyu çekerek çıkartıyoruz. Şarjör borusu üzerindeki kanalda konuşlu Barrel Seal’i (O-Ring) çıkartıyoruz. Piston+Piston Seal’i çıkartıyoruz. Bolt salma butonuna basarak  mekanizmayı yerine alıyoruz , kasanın içindeki ‘’feed latch’ denen tırnağa basarak ‘action sleeve+bar’ ile bu parçaya oturtulan bolt’u beraber olarak , şarjör tübünden dışarı alıyoruz.
2 adet tespit pimini (pimler farklı öndeki ince arkadaki kalın) sökerek tetik grubunu dışarı alıyoruz .
Mekanizmanın hareketini , dipçik içindeki icra yayına ileten ‘Link’i dışarı alıyoruz.
 
Soldan sağa: Gas Cylinder Collar - Barrel Seal (O-Ring) - Piston+Piston Seal
 
[Resim: 53593332340_4db17d5dff_o.jpg]
 
[Resim: 53592885416_88ba76fb01_o.jpg]
 
Action bar:
 
[Resim: 53593206094_73251890e2_o.jpg]
 
Action bar ve Bolt:
[Resim: 53592885621_0640db334d_o.jpg]
 
Bolt:
 
[Resim: 53593092533_7970c3e411_o.jpg]
 
Bolt
Tırnak: Malzeme MIM olup, USA’da blok malzemeden talaşlı imalat olanları (11-87 Police modeline ait) satılmaktadır.
 
[Resim: 53593092508_018170503b_o.jpg]
 
 ‘Link’: Faturalı kısmı şekildeki gibi tetik grubuna bakacak şekilde takılmalı.
[Resim: 53592885596_13be0a9a65_o.jpg]
 
Tetik Grubu:
 
[Resim: 53592885571_46758d62f5_o.jpg]
 
[Resim: 53593206004_c804ea7fb8_o.jpg]
 
Tetik Grubu , horoz kurulu (tetik grubu söküldüğünde, şayet tetik çekilirse horoz tutulmalı, aksi takdirde ‘Carrier Latch’ denen ve resimde işaretli mandala çarparak eğilmesine sebep olabilir. Bu durum çalışma sıhhatini etkileyip tutukluk sebebi olabilir, 2. el tüfek alımında bu parça kontrol edilmelidir).
 
[Resim: 53592885556_80e690405c_o.jpg]

Bu konuyu yazdır

  ARGO vs Versa Max
Yazar: Sabri - 17-03-2024, 08:32 - Forum: Genel Konular - Yorum Yok

Saim Alper Erdem üstad'dan alıntıdır.

Tüm aleme kinetik sistemi tanıtan ve el üzerinde tutulmasını sağlayan Benelli, bu akımın cazibesiyle kendinden bir hizmet modeli isteyen Amerikan Ordonatı'nın talebine, bütün çalışmalarına rağmen aynı düzende bir örnekle karşılık veremeyince, hem mahcup olmamak hem de kasasını daha da doldurmak amacıyla çareyi rakip gaz düzeninde aramış ve 1997 yılında aldığı patentle Amerikan ordusu yivsizini pompalıdan otomatiğe çevirmeği başarmıştı. Bu yeni tüfeğin tasarlanmasında Benelli'nin start aldığı ana gerekler şunlardı;

- Mümkün olan en kısa namlu,

- Gazlı sistemin kirlilik mahzuruna çare...

Mevcut gaz piston ve silindirleri, bu sistemin popüler olmağa başladığı 1960'lı yıllar başından beri, barut gazı itişinin yaklaşık yüzde sekseninin kazanıldığı atım yatağından yirmi, yirmibeş santim ötesinden başlıyordu. Bunu gerektiren ana nedenlerin başında, boşaltma ve kurmayı gerçekleştiren namlu içindeki atış hemen sonrası gaz faktörünün, geride etkileyeceği alan olarak, en az namlu çapında bir gaz silindirinin olması lüzumuydu. 
Mossberg,  yaklaşık yirmi yıl kadar önce, atım yatağı hemen önünde İKİ ADET gaz birimiyle buna çare bulmuş, ancak seri üretimde kullanmamıştı. Patent koruması biten bu yaklaşımı Benelli kapmakta tereddüt etmedi. Bununla, bir taşla iki kuş vurulmuş, hem çok kısa namlu kullanımı mümkün olmuş, hem de barut gazı, atım yatağına en yakın mahalden en temiz haliyle alındığı için "Kirliliği" en aza indirilmiş oluyordu. 

Tahliye kanalları çapı çok da küçük tutulduğundan, mevcut basınçla namlu nihayetine kadar  pistonlara yeterli tahrik gücü rahatlıkla sağlanabilmekteydi.  Ağır doluların mekanizmayı tüfeği yormayacak hızda geri vurması için, iki yandaki iki silindirin önüne yaylı düzenleme valfları yerleştirilmişti. Amerikan Ordonatı, İtalyan otomatik tüfeklerinin kanuni zorunluğu olan dolaylı dolum özelliğine sahip tüfeği, taktik özelliğe biraz aykırı olan bu vasfına rağmen aynen kabul edip kullandı, siviller de cazibesinden etkilenip hayli pahalı fiyatına göre rağbet etmekte kusur etmediler. Atım yatağının hemen önünde sağ ve solda yer alan ikiz, cesim gaz silindirlerinin montaj zorluğuna binaen el kundağı iki parçalı yapılmıştı ve bu iki pistonla ancak namlu çapına uygun geri tepme alanı sağlayan sistem, alaşım gövdeli tüfeğin ağırlığını hatırı sayılır şekilde artırmaktaydı. Kullanıcıların, birisi aksarsa diğeri görevi sürdürür tevatürüne Benelli'den hiçbir aleyhte tepki gelmedi... 

Sivil pazarda umulandan fazla rağbet sağlayan düzenin adı "ARGO= Automatic Regulating Gas Operation" olarak baştan belirlenmişti.

[Resim: ekran-resmi-2023-06-15-21-50-39.webp]

[Resim: ekran-resmi-2023-06-16-07-53-00.webp]
Benelli, kazandığı başarı ve kazandırdığı yeni gaz sistemi kıvancıyla, aynı düzenin yivlilerde tatbikini sağlayan yapılanmayı 2001 yılında Amerikan Patent Dairesinde tescil ettirdi. değişik görünümü dışında model, yivli platforma, yivsizler kadar katkıda bulunmuyordu.

Tam bu sırada, mali durumu hayli zalzil olan Remington, kalite kontrol düzensizliğinin getirdiği imaj düşüklüğünü M4 benzeri bir yivsizle kapatabileceği düşüncesiyle VersaMax modelini pazara verdi. Tüfek gaz düzenleme sistemi hariç tam bir Benelli kopyasıydı.

[Resim: ekran-resmi-2023-06-16-07-49-31.webp]
Hatta o güne kadar hiçbir Amerikan yivsizinde kullanılmayan İtalyan usulü dolaylı dolum özelliğini dahi tıpatıp ihtiva etmekteydi. yapılanmadaki tek fark, gaz basıncı düzenlemesinin, M4 misali valflarla değil, kovan boyuna göre konumlandırılmış peş peşe tahliye çıkışlarıyla yapılıyor
olmasıydı. Kullanılmış kovanlarda sistemin işe yaramaması ve kullanıcı gözüne doğru gaz basmasına mani olmak için, silindirlerin en arkasında birer tahliye yarığı açılmıştı.

[Resim: ekran-resmi-2023-06-15-21-53-19.webp]

Medya yazarlarının pohpohlamasına karşı, özellikle İtalyan dolum sistemine pek sıcak bakmayan mutaassıp Amerikan kullanıcısı, biraz da taklid yapılanmaya tepki olarak, modele fazlaca itibar etmedi... Alınan patentte yer alan tasarımcı dahi bir İtalyan'dı.

Konkordato'dan banka yönetimleriyle çıkma uğraşındaki Remington, kendine  bir çeki düzen vermenin gereğine inanarak, Kasa içi baştan aşağı yeniden yapılandırılmış, dolum sistemi İtalyan usulünden, bu güne kadar hiç yapılmamış biçimde otomatik besleme görevini kaşık kaldıran aksama tevdi edilerek uzaklaştırılmış, son derece akılcı bir şarjör kesiciyle takviye edilmiş V3 modelini 2016 yılı başlarında pazara verdi. Tüfeğin gaz sistemi yine VersaMax benzeriydi, ancak sıralı gaz tahliye çıkışları bu kere piston önlerindeki düzenleme valflarıyla yedeklenmiş, yanlardaki aşırı gaz yarıkları, ağaç el  kundaklarını çatlattığı için önceki serilerde yer bulmasına rağmen sonraki üretimde iptal edilmişlerdi. Tüfek, çalışma düzeni olarak gene Benelli, doldurma sistemi olarak son derece akılcı yepyeni bir tasarım ürünüydü.

M4'ün ilk çıkış yıllarında, gazlı sistemin en büyük mahzuru olan kirliliğe müsbet katkısıyla, diğer üreticiler de akılcı yaklaşımlarda bulunup değişik, küçük çaplı tahliye kanalları paralelinde alınan gazı arkaya doğru daha büyük alanda yönlendirilmiş etkiyle kullanan yeni Beretta tarzı yapılanmalar geliştirdiler. Objektif gözlemlerin, temizlik periyotları kıyasında fark olmadığı söylemlerine istinaden, halen, M4 gaz sisteminin, sadece kısa namlu kullanımında daha etken olduğu ifade edilebilir.

Bu konuyu yazdır

  BERETTA BLINK SİSTEMİ
Yazar: Sabri - 17-03-2024, 08:31 - Forum: Genel Konular - Yorum Yok

İlk gazlı yarı-otomatik yivsiz av tüfeği 1903 yılında J.M. Browning tarafından bulunan ve FN tarafından üretilen Browning Auto-5 dır. Eylemsizlik/geri tepme ile hareketli bir namlu ile çalışan ve uzun yıllar gündemde kalan bir yivsiz tüfektir.
[Resim: Blink3.png]

Bunu daha sonra Remington 11 izledi. Patent sorunları nedeniyle Winchester 1911 modeli imalata devam edemedi. En etkileyici gaz piston itişli trap tüfeği Remington 1100 ise  1963 yılında piyasaya çıktı. Sonraları diğer firmalarda gaz piston itişli modelle ürettiler.

Yivsiz tüfeğin gelişimi esnasında daha fazla saçmayı, daha hızlı, daha uzağa taşımak için atım yatağı 70 mm den, 76 ya ve süper magnum dediğimiz 89 mm ye uzatılıp, daha ağır sıkılar atılmaya başlayınca 36 gram sıkıların üzerinde ağırlıkta, daha fazla geri tepme, pistonlarda hasar ortaya çıkınca ağır sıkılar için ağır pistonlar üretilmeye başlandı. Günümüzde hala değiştirilir piston başlıkları olan yivsiz tüfekler var.

[Resim: Blink2.png]

Bundan sonraki gelişme Beretta’nın piston değişimi gerektirmeyen sistemi oldu. 1994 yılında Beretta 390 modelinde, gaz odasının önüne bir yay sistemi koyarak aşırı basıncın buradan sızmasını sağlayarak basıncı dengeleyen sistemi ortaya çıktı.

[Resim: Blink1.png]

Elbette diğer firmaların buna karşılık sistemleri bulundu. Örneğin Mossberg’in patent süresi dolan sistemini uyarlayan Benelli ARGO sistemi, Remington Versa Max sistemi vb…

Beretta firması 390 modelinden elde ettiği deneyimlerle 1998 de BLINK sistemini geliştirdi.
Beretta BLINK sisteminde pistonun önünde sert bir yay tarafından kapatılan bir conta mevcuttur. Basıncın aşırı geldiği durumda bu conta fazla gelen gazı tahliye ederek, pistona fazla yük bindirmeden açılmasını sağlamaktadır. Böylece BLİNK sistemi 24 – 64 gram arasındaki her türlü sıkı ile sorunsuz bir şekilde çalışmaktadır. Beretta bu sistemi A400 serisi ve 1301 model tüfeklerinde kullanmıştır. Diğer gazlı sistemlere göre %36 daha hızlı çalıştığı iddiasındadır. Aşağıdaki videoda sistemin çalışması video animasyon olarak gösterilmiştir.



BLINK sistemi az bakım gerektiren, güvenilir bir çalışma ortaya koyar. Öndeki valvin çıkartılması ve temizlenmesi nadiren gerekir. Bunun nasıl yapıldığını Practical Shotgun sitesindeki, aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz:

https://www.practical-shotgun.com/543

Benim kullandığım Beretta 1301 tactical (Gen 1) de oldukça başarılı ve tutarlı, düzgün çalışan, her gramajda fişeği sorunsuz çalıştıran bir sistem olduğunu gözlemledim diyebilirim

Bu konuyu yazdır

  Meşru müdafaa nedir? Hangi hallerde kabul görür?
Yazar: AliGalip - 17-03-2024, 01:24 - Forum: Hukuk Bölümü/Ruhsat İşlemleri - Yorum Yok

Selamlar,
Silah sahibi herkesin arama motorlarında aradığı sorulardan biri de budur sanırım. Kıymetli avukatlara ait web sitelerinden derlediğim bilgileri özetlemek isterim. 

Meşru müdafaa, kendisine veya başkasına yönelmiş haksız bir saldırıya karşı o anki durum ve imkanlarla saldırı ile orantılı bir şekilde saldırıyı engellemek için işlenen fiildir.

TCK Madde 25/1 - Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

TCK Madde 25/2 - Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

TCK  Madde 27- (1) Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde, sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur.

Meşru müdafaanın kabul edilebilmesi için saldırı ve savunmaya ilişkin şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. 

1- Saldırıya ilişkin şartlar; 
a) Bir saldırı bulunmalıdır. 
b) Saldırı haksız olmalıdır. (Örneğin, intihar etmek isteyen bir kimseye müdahale ederken güç kullanılması halinde, intihar eden şahsın kendisini engellemeye çalışan kişiye karşı savunma yaparak darp etmesi halinde, darp fiili için meşru müdafaa hükümleri uygulanamaz.)
c) Saldırı 765 sayılı Kanuna göre, nefis veya ırza; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa göre ise korunmaya değer nitelikteki herhangi bir hakka yönelik olmalıdır. (Örneğin, komşusunun arazisinde sahip olduğu geçit hakkının kapatılmasına karşı komşusunu darp eden fail meşru müdafaa hükümlerinden yararlanamaz.)
d) Saldırı ile savunma eş zamanlı bulunmalıdır. 

2- Savunmaya ilişkin şartlar; 
a) Savunma zorunlu olmalıdır, (Saldırıdan savunma yapmadan başka bir şekilde kurtulmak mümkünse, fail meşru müdafaa hükümlerinden yararlanamaz. Yani, kaçabiliyorsan kaç)
b) Savunma saldırana karşı olmalıdır. (Saldırgan dışında kimseye zarar veremezsin)
c) Saldırı ile savunma arasında oran bulunmalıdır. (Örneğin, kendisine yumruk atan birini silahla vurup öldüren kişi meşru müdafaa şartları gerçekleşmediği için yalnızca haksız tahrik indiriminden yararlanabilir.)

Savunmanın, meşru savunma şartlarının bulunduğu sırada başladığı, ancak orantılılık ilkesinin ihlal edilmesi nedeniyle meşru savunmanın gerçekleştiğinin kabul edilmediği durumlarda “ sınırın aşılması” söz konusu olmaktadır.

Haksız tahrik durumunda karşı tarafa zarar veren kişiye sadece ceza indirimi uygulanır,, meşru müdafaa hakkı uygulanmaz.

Şimdi sorumuza dair bir kaç Yargıtay kararı paylaşayım.

Kendisini ve Köpeğini Koruma “Zorunluluk Hali” Nedeniyle Havaya Ateş Açma: CEZA VERİLMEZ
İlçe dışında, nispeten yerleşimin az olduğu bir mahallede oturduğu anlaşılan sanığın geceleyin evinin önünde köpeğine saldırıp yaralayan sokak köpeklerini uzaklaştırmak için tüfekle havaya doğru 3 el ateş etmesinden ibaret eyleminde TCK’nun 25/2. maddesi kapsamında bir zorunluluk hali mevcut olup faile ceza verilmesi mümkün değildir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Karar : 2013/64).

Kendisine Silah Doğrultulan Kişinin Meşru Savunma Hakkı:  CEZA VERİLMEZ
Maktul ile sanık akrabadır. Maktul olaydan önce sanığa “ortalıktan kaybolma bu gece senin mezarını kazacağım, seni öldüreceğim” şeklinde beyanda bulunmuş, olay günü de silahla failin lokantasının önüne gelerek faile silah doğrultmuştur. Fail ise silahını çekerek maktulü öldürmüştür. Sanık, kendisine karşı gerçekleşmesi muhakkak olan haksız saldırıyı o andaki durum ve şartlara göre saldırı ile orantılı biçimde defettiğinden, meşru müdafaa hükümleri gereği sanığın kasten adam öldürme suçundan beraatine karar verilmelidir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Esas No: 2014/2272, Karar No: 2014/3418, Tarih: 09.06.2014).

Hırsızlık Suçunu Engelleme ve Meşru Savunma :  MEŞRU MÜDAFADAN YARARLANABİLİR
Maktul ve arkadaşları, sanığa ait işyerinden mallarını çalmaya çalışmış, malları arabaya yüklemiş, bunu gören sanık da çalınan malları kurtarmak amacıyla maktule ateş etmiş ve maktulü öldürmüştür. Olayda mallarının çalınmasını önlemek için hareket eden ve kasten adam öldürme suçu işleyen sanık meşru müdafaa hükümlerinden yararlanmalıdır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Esas No: 2013/2791, Karar No: 2013/5664, Tarih: 10.10.2013).

Süren Saldırıyı Defetmek Amacıyla Meşru Müdafaa: BERAAT
Maktul ile fail arasında tarla konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Maktul, fail tarlada çalışırken silahını ve 28 adet fişeğini alarak tarlaya gitmiş, bunu haber alan fail jandarmaya bilgi vermiş ve içinde 4 fişek bulunan silahıyla kendisini maktulün geldiği yerin ters yönünde konumlandırmıştır. Maktul gelir gelmez silahını ateşlemiş, fail kolundan yaralanmış ve traktörlerinin camı da kırılmıştır. Fail maktulün bir daha silahına fişek doldurduğu sırada ateş ederek maktulü öldürmüştür. Fail hakkında meşru müdafaa nedeniyle kasten adam öldürme suçundan beraat kararı verilmelidir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Esas No: 2013/2321, Karar No: 2014/5460, Tarih: 24.11.2014). Kaynak

Defalarca Bıçakla Saldıran Kişiye Tabancayla Ateş Etmek Meşru Savunmadır
Aşırı derecede alkollü olan maktul …‘ın, eşi olan katılan …‘ın üzerine yürüyüp evden ayrılmasına neden olduktan sonra, bu duruma daha da sinirlenerek eline aldığı bıçak ile sanık …‘nin üzerine giderek kavga etmesi, maktulün sanığı merdivenlerden aşağıya doğru sürüklemesi nedeniyle sanığın ayakkabısını dahi giyme fırsatı bulmadan kendisini sokakta bulması ve maktulün sokakta da sanığa bıçakla vurmaya devam etmesi, civarda bulunan kişilere polisi aramalarını söyleyen sanığın, son ana kadar bekleyip boyun ve çenesine doğru bıçakla saldırı olması üzerine tabancasını eline alması, adli rapor bulgularıyla tespit edilen sanıktaki yaraların yeri ve özelliğine göre maktul tarafından saldırı aracı olan bıçağın kullanılma şekli göz önüne alındığında, saldırıyla sanığın savunma amacıyla tabanca kullanmasında orantısızlık bulunmaması karşısında; olay esnasındaki maktul tarafından yaralanacağı veya öldürüleceği korkusu içerisinde olan sanık …‘nin devam eden saldırıyı başka türlü def etme imkânı olmadığı, saldırı ile orantılı bir şekilde karşılık verdiği anlaşıldığından, meşru savunma koşullarının oluştuğu ve hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir (Ceza Genel Kurulu 2017/1181 E. , 2021/595 K.).

Arrow  KONUYA DAİR SON BİR HABER İLE YAZIMI BİTEREYİM:

[Resim: thumbs_b_c_aaec956a2dfd53565fec778651bbea90.jpg]
Kendisini bıçakla kovalayan kişiyi silahla öldüren sanığa ceza verilmedi
İstanbul Gaziosmanpaşa'da, bıçakla kendisini kovalayan kişiye arkasına bakmadan ateş ederek ölümüne neden olan sanığa "ısrarlı ve bıçaklı saldırıdan başka türlü kurtulamayacağından silahını ateşlediği" değerlendirilerek ceza verilmedi.
Mahkeme, "kasten öldürme" suçundan ceza hükmü kurmadığı sanığı, "ruhsatsız silah taşıma" suçundan 10 ay hapisle cezalandırarak tahliye etti. HABERİN LİNKİ

Bu konuyu yazdır

Sad Tabanca seçerken kabza ve el büyüklüğü uyumu nasıl olmalı?
Yazar: AliGalip - 16-03-2024, 23:04 - Forum: Genel Silah Sohbetleri - Yorum (6)

Selamlar,

Üstteki Stoeger STR 9SC, alttaki ise STR 9MC. 

SC'de işaret parmağının ilk boğuma kadarki etli kısmı tetiğe rahat oturuyor yani işaret parmağının geride kalan kısmı elin dışına doğru çok bombeli durmuyor,, ve parmakların kabzada kapladığı alan ve kalan boşluk bu şekilde. 

MC'de ise işaret parmağının ikinci etli kısmı tetiğe denk geliyor, işaret parmağının ilk etli kısmını oturtmak için, parmağımı elin dış istikametine doğru geriye çekmem gerekiyor. Silah avuca tam sığıyor. Parmaklarda kabzayı neredeyse tamamen kapatıyor.

Sorum şu, sizce bu tip durumda hangisi alınmalı? Neden?


[Resim: sc-mc-k-yas.jpg]

Bu konuyu yazdır