Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 1,327
» Son Üye barisyilmaz96
» Toplam Konular 952
» Toplam Yorumlar 6,001

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Şu anda 70 aktif kullanıcı var.
» (1 Üye - 68 Ziyaretçi)
Google, Themis

Son Yazılanlar
Smith Wesson 5906
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Killing
Dün, 21:03
» Yorum 4
» Okunma 199
MKE'de bulunan 29 farklı ...
Forum: Mühimmat
Son Yorum: Sabri
05-10-2026, 09:50
» Yorum 21
» Okunma 5,751
Yeniden Colt Python
Forum: Colt
Son Yorum: yavuzg
01-10-2026, 23:26
» Yorum 8
» Okunma 2,622
Taurus TH9C, 4 adet kılıf...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: Dark_Angel
01-10-2026, 10:45
» Yorum 2
» Okunma 480
Satılık Canik TP9 SF Elit...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: mrtky
30-09-2026, 14:36
» Yorum 5
» Okunma 949
SATILIK MORA ELDRİS
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
23-09-2026, 14:30
» Yorum 0
» Okunma 247
Genel sohbet
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: dekaya
22-09-2026, 15:49
» Yorum 1
» Okunma 421
Sig P229'um
Forum: SIG Sauer
Son Yorum: barisdogan
21-09-2026, 15:52
» Yorum 2
» Okunma 387
Taşıma Tabancanızda Red-d...
Forum: Genel Silah Sohbetleri
Son Yorum: Onyedi-Cetinkol
20-09-2026, 21:39
» Yorum 23
» Okunma 7,231
Satılık Benelli M4 pistol...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
19-09-2026, 21:11
» Yorum 1
» Okunma 485
Satılık Cold steel Talwar...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: hakan
16-09-2026, 18:54
» Yorum 2
» Okunma 534
Tabancalarımız
Forum: Galeri
Son Yorum: Husrev
16-09-2026, 13:17
» Yorum 80
» Okunma 43,919
HAVALI TABANCA ALIM İLANI
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: filinta
15-09-2026, 11:02
» Yorum 1
» Okunma 288
Browning Hi-Power Mark II...
Forum: Alım-Satım İlanları
Son Yorum: marlinspike
14-09-2026, 22:04
» Yorum 0
» Okunma 299
STOEGER COUGAR FL 13 LÜ Ş...
Forum: Stoeger
Son Yorum: Altain
14-09-2026, 03:36
» Yorum 6
» Okunma 1,957

 
  SAÇMA DIŞ BALİSTİĞİ
Yazar: Sabri - 21-02-2024, 14:56 - Forum: Genel Konular - Yorum Yok

Yivsiz av tüfeği, çok çeşitli mühimmat kullanabilme özelliği olsa da esas olarak hareketli hedeflere saçma adını verdiğimiz küçük güllecikler atma amacıyla kullanılır. Dergimizin önceki sayısında yivsiz tek kurşunların balistiğinden söz etmiştim. Yivsiz tek kurşunlar, yivli tek kurşunlara benzer davranış gösterirken, saçma konusuna girince işler biraz değişiyor. Farklı fizik özellikler, seyir esnasında farklı davranışlar, hele bir de namlu ucunda şok işin içine girince saçmaların davranışını daha karmaşık hale getiriyor.

Küre şeklindeki cisimlerin namludan çıktıktan sonraki seyir özelliklerini tekilden, çoğula doğru incelemeye çalışalım. Önce tek bir güllenin balistik özellikleri ile başlayalım. Küre şeklindeki cisimler en küçük hacım içinde en yüksek hacım ve yoğunluk taşıyabilen geometrik yapılardır. Küre şeklindeki cisimler geometrik olarak düz yüzeyli cisimlere göre az olsa da daha aerodinamik şekle sahip tek kurşunlara göre yüksek sürüklenme katsayısına sahip, dolayısıyla balistik katsayıları düşük cisimlerdir. Çapları küçüldükçe balistik katsayıları daha da düşüp, bozulur. Bu da hava içindeki seyrini kötüleştirir, menzili ve hedefteki enerjisini azaltır.

Gülle (Misket) hava içinde ilerlerken, kat ettiği havayı yararak seyrederken gülle etrafında akım özellikleri belirir. Özellikle gülleye bitişik hava katmanları arkaya doğru süzülürken hıza bağlı olarak değişik akım özellikleri yaratır. Önce gülle etrafında hava akımı ayrışarak yol alır.
[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-09-38.png]
Hız arttığında bitişik hava güllenin arkasına doğru dönerek girdap akımları (vortex) meydana getirmeye başlar. Hız arttıkça en arkada boş bir alan da düşük basınç ortaya çıkar. Bu Newton'un hareket kanunlarının 3. göre şiddetli bir çekmeye sebep olur, gülleyi hızla yavaşlatır.

Aerodinamik hareketler akışkanların (burada hava) viskozitesi ile karmaşık bir şekilde alakalıdır. Eylemsizlik güçlerinin/viskozite güçlerine oranına Reynold sayıları adı verilir. Reynold sayıları “kürenin hızının, kürenin çapı ile çarpımı” nın, hava viskozitesine bölümü" ile elde edilir. Yüksek Reynold sayılarında direnç iyice düşecektir. Aşağıdaki resimde değişik Reynold sayılarında güllenin gerisinde oluşan hava akımı özelliklerini görebilirsiniz:
[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-09-57.png]
Yüksek hızlarda, Reynold sayısı 106 olduğunda arkadaki hava akımı (wake) daralarak çekme, dolayısı ile sürüklenme azalır. Ancak güllenin bu Reynold sayılarına ulaşması mevcut namlu çıkış hızları ile olası değil. Saçmaların seyri genellikle 103-105 Reynold sayılarındadır. Arkalarında daha çok, dengesiz türbülan (burgaçlı) hava akımları ortaya çıkar. Güllenin gerisinde oluşan girdap akımları çok şiddetli olduğunda, eğer gurup halinde saçma atıyorsak arkasından gelen saçmanın sapmasına sebep olur. Namludan çıktıktan sonra 5-10 metre toplu giden saçmaların dağılmasındaki etkenlerden biri de bence bu olaydır. (Havaalanlarında uçakların inmesinde, jet motorlarının yarattığı şiddetli girdap akımlarının, arkadan gelen uçağın dengesini bozmaması için girdabın zayıflayacağı süre kadar bir mesafe verilir, bu mesafe öndeki uçağın büyüklüğü ve motor gücüne bağlı olarak kule tarafından değiştirilir)

Şimdi saçmaların biri biri ile etkilenmesine bakmaya çalışalım:

Deneysel çalışmalar saçmaların birbiri ile etkileşimini incelenmiştir. Lee’nin yaptığı rüzgar tüneli çalışmalarda 104 Reynold sayılarında iki kürenin aerodinamik etkileşimi incelenmiştir. 

Üst üste giden iki küre  biri birine yakın olduğunda sürüklenme (Drag) %50 kadar artmaktadır. Aralarındaki mesafe kürelerin yarıçaplarının 3.5 katına vardığında ise sürüklenme azalmakta ve her biri kendi sürüklenme katsayısı ile hareket etmektedir:
[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-10-11.png]
Arka arkaya seyreden kürelerde ise arkadaki kürenin sürüklenmesi öndeki küreye göre belirgin azdır. İki küre arasındaki mesafe çaplarının 3,5 katına çıktığında arkadaki kürenin sürüklenme katsayısı süratle artmaya başlar.

Küme halinde namludan çıkan saçma gurubunun 20-50 metre mesafedeki etkilenmeleri saçma bulutunun uzunluğu (saçma dizini) ve genişliği aslında iç balistik ile ilgilidir. Ancak ilk metreler içinde kendini pek göstermez. 

Yukarıda anlattığım etkilenmeler sonuca etkili olmakla beraber saçmalar dağılmaya başladıktan sonra daha karmaşık, rastgele etkiler saçma taneleri üzerine etkili olur, karmaşık matematik formüller gerektirir. Ancak saçmaları bu rastgele hareketleri Markovian teori ile açıklanabilmektedir

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-10-28.png]
Aslında saçmaların dış balistiğinin çoğu; iç balistik etkilerden kaynaklanmaktadır. Birleştirme konisi, tapa, şok dış balistiği etkileyen iç balistik etkenleridir.
 
Saçmalar namludan çıktıktan sonraki genellikle birkaç metreden sonra dağılmaya başlarlar. 3 ila 9 metre uzunluğunda bir saçma dizini oluşur. Saçma dizinini boyu kullanılan şok ile de bağlantılıdır. Dar şoklarda düşünülenin aksine daha kısa saçma dizini oluşur (Daha sonra anlatacağım)

Saçmalar dağılırken ortadaki ezilmemiş saçmalar daha önde yoğun kenarlara gittikçe daha geride ve seyrek olarak bir saçma bulutu meydana getirirler. Ben kişisel olarak bu durumu açılmış bir şemsiyeye benzetiyorum.
Eğer saçmalar Pover tapa içinde değilde namluya sürtünerek gelirse iki durum ortaya çıkar:

Birincisi sürtünme ile bir dönme meydana gelirse: Dönme sonucunda fizikteki Magnus etkisi ortaya çıkar. Fizikteki Bernoulli eşitliğinden kaynaklı bu etkide, dönme tarafına doğru küre şeklindeki cisimlerde bir sapma ve falso ortaya çıkar.

Bunun en güzel örneğini futbol maçlarında izliyoruz. Futbolcular serbest vuruşlarda topa falsolu vurarak topta meydana getirdikleri dönme hareketi ile topu düz değil de kavisli şekilde gönderirler, bu falsonun nedeni topa dönme verilerek sağlanan Magnus etkisi iledir. Namlu yüzeyine sürtünerek dönme kazanan saçmalar bundan etkilenerek namludan çıkarken yön değiştirebilirler.

Saçmaların toplu olarak en çok etkilendikleri diğer bir konu, barut gazının ani ittirmesi ile biri birbirlerine çarparak ezilmeleridir, bu ezilme en çok tapanın dip kısmındaki saçmalarda oluşur.

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-10-52.png]

Yukarıdaki resimde tapa içindeki kurşunların özellikle dip kısımdakilerinin hızlı yanışlı barutlarla ani basınç yükselmesi ile ezilmesi (setback) ve bunun tapa içindeki izleri gösterilmiştir. Yüksek namlu çıkış hızlarında bu ezilme artacağı için “Hız saçmanın düşmanıdır” diyebiliriz.
Diğer bir konu ise keçe veya bior tapa ile sevk edilenlerde namlu yüzeyine sürtünerek şekillerinin bozulmasıdır.

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-11-10.png]

Zaten balistik katsayısı düşük olan küre şeklindeki cisimlerin şekilleri bozulduğunda, balistiği ve aerodinamiği daha da bozulmaktadır. Saçmaların gerek basınç, gerekse sürtünme nedeniyle ezilip şekil değiştirmeleri sürüklenme katsayılarını bozarak, daha fazla hava direnci ile karşılaşmalarına, dağılma ve düzgün saçmalardan geri kalmalarına neden olur. Ezilip şekil değiştiren saçmaların sürüklenmesi (Drag), ezilmemişlerden %20-30 fazladır

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-11-21.png]

Ezilmemiş saçmalar önde ve daha toplu seyrederken, balistiği bozulmuş ezilen saçmalar, saçma bulutunun daha gerisinde kalır ve yanlara doğru dağılma eğilimleri artar. Resmin solunda şekil değiştirmiş ezilmiş saçmaları görebilirsiniz. Resmin sağında ise oluşan saçma dizininde ezilmemiş saçmalar önde, ezilmiş balistiği bozulmuş saçmaların ise geride kaldığı ve yanlara açıldığı görülüyor.
Saçmaların gerek basınç, gerekse sürtünme nedeniyle ezilip şekil değiştirmeleri sürüklenme katsayılarını bozarak, daha fazla hava direnci ile karşılaşmalarına, dağılma ve düzgün saçmalardan geri kalmalarına neden olur. Ezilip şekil değiştiren saçmaların sürüklenmesi, ezilmemişlerden %20-30 fazladır
Saçmayı attınız, hedefe vardı, kağıt üzerinde gurupman da yaptınız. Hesaplar kitaplar yaptınız fevkalade iyi gurupman. Güzel de, hedefe atarken kağıt üzerindeki gibi mi oluyor?  Durağan halden, hareketli hale geçildiği zaman olay hiç de öyle göründüğü gibi değil. Buyurun aşağıdaki yavaş çekim videoyu bir inceleyin:



Bu videoda mesafe arttıkça hedefe vuran ilk saçma ile en son saçma arasında saniyenin 1/3 ü kadar bir fark olmuş. Eğer hızlı uçan bir hedefe (keklik, ördek, trap plağı) attığınızda bu fark alacağınız sonucu cidden etkiler.

Kullandığınız saçma, hızı, namlu boyunuz kullandığınız şok saçmanın gidişinde ciddi farklar yaratıyor aşağıdaki resimleri inceleyin lütfen:


[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-12-18.png]
Saçma küçüldükçe çekmeden çok etkileniyor çok çabuk hız, enerji ve menzil kaybediyor. Namlu çıkış hızını 150 fps arttırmakla ancak 4 metre bir menzil kazandırabiliyoruz. Saçma büyüdükçe eylemsizlik nedeniyle daha uzun mesafelerde hızını ve enerjisini koruyor. İşin içine bir de şok girince saçma balistiği iyice karışıyor: Ed Lowry'nin yaptığı çalışmalarda şoklu namlu ile atılan saçmaların önce uzun  ama toplu bir saçma dizini oluşturduğu ancak arkadan gelen saçmaların daha az sürüklenmeye maruz kalmaları nedeniyle , saçmaların birbirine yaklaşarak dizininin giderek kısaldığı da hızlı video/fotoğraf çekimleri ile gösterilmiştir

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-12-29.png]
Saçmalar tapa ile daraltılmış şoktan çıkarken daha düzgün bir dizilim kazanır ve fizikteki venturi etkisi ile de hız kazanır. Şoksuz namluda ise çıkarken dağılır.


Saçmalar namludan çıktıktan sonraki 20 metreden sonra dağılmaya başlarlar. 3 ila 9 metre arasında bir saçma dizini oluşur. Saçma dizinini boyu kullanılan şok ile de bağlantılıdır. Dar şoklarda düşünülenin aksine daha kısa saçma dizini oluşur
Saçmalar dağılırken ortadaki ezilmemiş saçmalar daha önde yoğun kenarlara gittikçe daha geride ve seyrek olarak bir saçma bulutu meydana getirirler. Ben kişisel olarak bu durumu açılmış bir şemsiyeye benzetiyorum

Yapılan bilimsel araştırmalar da saçma bulutunun yapısını buna yakın tanımlıyor.

Aşağıdaki resimde 28 gram 9 numara saçma 4 numara şok ile 40 metredeki saçma bulutu dijital grafik halinde gösterilmiş. 

[Resim: Ekran-Resmi-2024-02-21-13-12-52.png]

Koyu renk daha fazla saçma yoğunluğunu, renk açıldıkça saçma sayısının azaldığını gösteriyor

Saçmalarda numara artıp saçma ağırlığı ve çapı küçüldükçe balistik etkinliği   bozulmaktadır. Saçma küçüldükçe menzili ve enerjisi azalır

Sürüklenme katsayısı diğer yivsiz mermilere göre düşük olan saçmaların, küre şekli dolayısıyla yüksek sürüklenme katsayıları vardır

Saçmanın namlu çıkış hızını arttırdığımız zaman yüksek sürüklenme katsayısı ve yüksek Reynold sayıları nedeniyle çabuk yavaşlarlar. Namlu çıkış hızının 150 fps arttırılması ufak saçmalar için mesafeyi 5-10 metre arttırır. Hipersonik, çok hızlı saçma yararlı değildir. Zaten saçma fişekleri çoğunlukla 1200-1350 fps arasında çıkış hızında üretilirler

Bu konuyu yazdır

  San Mai nedir?
Yazar: 1905sss - 21-02-2024, 09:04 - Forum: Bıçak,Çakı vs - Yorum Yok

En basit açıklama Cold Steel firmasının söylediği bir örnekleme; San Mai çeliği bir hamburger gibi düşünebiliriz. Ortada kalın bir et, iki kenarında ekmek.
Bunu bıçağa uyarlarsak ortada yüksek karbonlu bir çelik, iki yanında daha düşük karbonlu çelikler. Yani üç kat çelik.
Çelikler karbon oranlarına göre sertlik, sağlamlık, esneme payı vs. kazanırlar. San Mai III bıçaklarda yukarıda bahsettiğim farklı karbon oranında ki çelikleri 3 kat halinde birleştirilerek oluşturulmuş bıçaklardır.


[Resim: SAN-MA.jpg]


Bıçak sanatı Burak Bey den alıntı;
Sanmai ( ya da tam japoncasi sammai - n dusuyor yazarken - ) katlama sekli (gitae ) ,temel olarak 3 farkli celigin kullanilmasi demek. Ortada yumusak kor celigi ( shingane) dis yuzlerde daha sert bir celik ( kawagane) , ve agizda en sert celik ( hagane ) . Dogrusu bu. Ama simdilerde batida ortada sert , yan yuzlerde daha yumusak celik kullanilan bir sekle sammai deniliyor. Japonyada da  boyle birsey var. ama sadece mutfak bicaklarinda kullaniliyor. Bu ikinci sammainin amaci , kirilganligi azaltmaktan cok ortadaki sert celigin olusturdugu agiz acisini daha dar verebilmek ve bilemeyi kolaylastirmaktir.
Bunun yaninda kullanilan celiklerin ocak kaynagi ve su verme derecelerinin ve su aldiklarindaki deformasyonlarinin da birbirine yakin olmasi gerekmektedir.

[Resim: 250px-Katana-brique.jpg]

Bu konuyu yazdır

  Yivli Tüfekler İmza Föyü...
Yazar: m16a2 - 21-02-2024, 03:18 - Forum: Genel Konular - Yorum (3)

Bu kısımda Yivli Tüfekler imza föyünü açmış bulunmaktayız. Tüm yivli tüfek sahibi arkadaşların katılımını bekliyoruz.

Bu konuyu yazdır

  Askerlikte Kullandığınız Silahlar ve Anılarınız
Yazar: m16a2 - 21-02-2024, 03:03 - Forum: Genel Silah Sohbetleri - Yorum (12)

Siftah benden efendim.Kıbrısta yaptığım altı aylık kısa dönem askerliğim boyunca sadece bir kez G3 ile 9 mermi atma şansım oldu.Askere 28 yaşımda gittim ama 23 yaşından beri yivli tüfeğim olduğu için 7.62x51 de oldukça tecrübeli idim.Hiç atış yapmamış arkadaşıma yarım saatlik tüfek tutuşu,atışı teorik eğitimim ile 200m de 3 de 2 hedef vurdurmuştum.Bu yüzden kendimden oldukça gurur duydum fakat askere gitmeden önce binden fazla 7.62x51 atışı yapmama ramen benim de 200m de vuruşum 3 de 2 olmuştu. Blush
Kendim atış yapmasamda yardımcı olarak MG3 ve RPG-7 atışlarına da refaket edebildim.Rpg-7 nin acayip fazla rahatsız edici bir sesi var Undecided

Bu konuyu yazdır

  MKE'DEN EN SON HABERLER
Yazar: m16a2 - 21-02-2024, 02:35 - Forum: Genel Silah Sohbetleri - Yorum (254)

Değerli forum ziyaretçileri;
MKE'nin faaliyetleri ve özellikle de satışta olan, satışa sunulacak olan, şimdilik bitmiş ama yenileri beklenen silahlar hakkındaki haberleri paylaşmak için böyle bir konu açmayı uygun buldum.

Sınırlı bilgim dahilinde gelecek yakın zamanda satışa sunulacak silahlar Springfield Armory 1911 ler ve Remington 700 ler.Net model ve fiyat bilgim yok malesef.

Bu konuyu yazdır

  Bıçaklar hakkında birkaç bilgi
Yazar: 1905sss - 20-02-2024, 20:55 - Forum: Bıçak,Çakı vs - Yorum (7)

Bıçaklar kaç sınıfa ayrılır?



Her gün ( Everyday ): Her gün cebinizde taşıyacağınız, ip kesmek, kutu açmak, kağıt kesmek, meyve soymak gibi her an basit şeylerde kullanabileceğiniz bir bıçak. Taşınması kolay ve çok yönlüdür.

Açık hava (Outdoor) : Yürüyüş, Tırmanma, Kamp gibi aktivitelerde pek çok işe yarayacak bir bıçak. Mümkün mertebe hafif olmalı ve eğer sabit bir bıçak değilse tek el ile açılabilir olması yararlı olacaktır. Testereli olan modelleri bazı aktivitelerde tercih edilebilir.

Avcılık / Balıkçılık (Hunting/Fishing): Avlanmaya veya balık tutmaya gittiğinizde devamlı yanınızda olup, deri yüzmede vs. kullanacağınız bir bıçak. Çoğu zaman sabit ve güçlü bir bıçak tercih edilebilir.

Taktik / Survival (Tactical/Survival): Mesleğiniz veya şartlar gereği hayatınızı sürdürmenize yardımcı olacağını düşündüğünüz bir bıçak. Eğitimli profesyoneller, askerler veya ciddi macera tutkunları için uygundur.

Özel seri/ koleksiyon( Limited Edition) : Koleksiyonunuza katmak için aldığınız özel bir bıçak.


Bıçak seçerken dikkat etmem gerekenler nedir?


Sabit bıçak: Kaliteli bir markanın tek parçalı bir bıçağı çoğunlukla katlanabilir çakılardan daha güvenilir ve sağlamdır. Ama ebat ve ağırlık olarak taşınması her ortamda uygun olmayabilir.

Katlanır bıçak: Kompakt, daha güvenli taşımak için tercih edilir. Şehir yaşamında öncelik katlanır bıçaklarındır. Birden fazla özellik eklenmiş olanları da vardır.

Kilitli katlanır bıçaklar: Gelişmiş kilitleme mekanizmaları sayesinde sabit bıçak gibi kullanılabilir. Bu özellik istem dışı kapanıp kazalar olmasını engeller.

Tek elle açılan çakılar: Üzerinde ki delik veya özel çıkıntıları sayesinde tek elle açılabilen bıçaklar. Bir kaza sonrasında veya yaralı iken bu özelliği önem kazanabilir.

Kalın çelik: Ağır, zorlu şartlar ve görevler için düşünülebilir.

Hafif malzeme: Üzerinizde her gün taşıyacağınız bir bıçağın ağırlığı önemlidir. Özellikle şehir yaşamında günlük kıyafet ile bıçak taşımak daha zor olabilir.

Testere kenar: Ağaç, tahta vs. kesmek için üzerinde testere diş bulunan bıçaklar tercih edilebilir.


Bıçağın çelik veya kabza materyali önemli midir?


ÇELİK
Almayı düşündüğünüz bıçağın çelik özelliklerini öğrenerek kullanım alanınıza uygun olup olmadığına bakabilirsiniz. Birkaç örnek ile açıklamak gerekirse;

440 A çeliklerinden yapılan bıçaklar düşük karbon oranlarına sahip olduğu tuzlu su dalgıç bıçakları için en ideal çeliktir. Yüzme bıçakları için 5160 idealdir.

1095 ve ( 1050.1060.1070.1084 ) bu seri çelikler tamamen kasap bıçakları için uygundur.

A – 2 Çeliği mükemmel hava soğutmalı takım çeliğidir, sağlamlığı ve iyi keskinlik koruması ile bilinir. Dövüş ve savaş bıçaklarında en çok tercih edilen çeliktir.

420 çelik düşük karbon ihtiva eder karbon oranı 0.50% den azdır, oldukça yumuşaktır ve iyi keskinlik sağlamaz çoğunlukla dalgıç bıçaklarının yapımında kullanılır paslanmaya karşı çok dirençlidir. Geniş maksat kullanım bıçakları için iyi bir seçimdir.

440-C, yüksek teknolojinin mucizevi bir çeliğidir. Özellikle av bıçaklarının üretiminde mükemmel sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.

AUS – 6 AUS - 8 AUS – 10 (aka 6A 8A 10A) : Japon paslanmaz çelikleridir.

CPM T440V - CPM T420V:ilk ağız açımı ve bileme işi çok zor olmasına rağmen bu iki çelikte mükemmel keskinlik sağlar.

D2 , yarı paslanmaz çelik olarak adlandırılır. Krom oranı 12% olmasına rağmen paslanmaz çelik seviyesinde değildir lekelenmeye karşı diğer karbon çeliklerine nazaran daha dirençlidir. Sertliği biraz az olmasına rağmen mükemmel keskinlik sağlar.

N690, Bohler tarafından üretilen Avusturya meşeiili bir çeliktir. VG10 çeliğinin modifiye edilmiş şeklidir. Paslanmaz çelikler içerisinde kendi sınıfının en iyilerindendir

VG10, kenar dayanıklılığı özellikleri ve iyi korozyon toleransı sayesinde mutfak, avcılık, hobi vs. pek çok  yerde kullanılır. Spyderco nun kullandığı çeliktir.

KABZA


Kabza materyalleri arasında G10, alüminyum, plastik, çelik, titanyum, ahşap vs. kullanılabilir.

Kabza seçimini pek çok faktöre göre yapabilirsiniz.

Örneğin;

Ergonomik tasarımlı bir kabza taşımada rahatlık sağlar.

Lastik veya benzer dokulu bir kabza ıslak şartlarda emin tutuş sağlar.

Bir ahşap sap bıçağa estetik güzellik katar.

Plastik / kompozit bir kabza ekstrem koşullar altında daha dayanıklı olabilir.

Titanyum kabza çelik gibi sağlam ama çok daha hafiftir.


Bir bıçağı değerlendirirken unutmamamız gereken bazı noktalar;

Bıçağın tasarımı amacına uygun mu?
Kullanılan malzeme amacına uygun mu?
Yüksek kalitede malzeme kullanılmış mı?
Performans veya dayanıklılığı hakkında herhangi bir bilgiye sahip miyiz?
Açılır kapanır bir bıçak ise mekanizma düzgün işliyor mu?
Kilit yeri (emniyet) istediğimiz/alıştığımız gibi mi?



Bıçakların anatomileri


[Resim: bicak-modeli.gif]

[Resim: folder-anatomy.jpg]

[Resim: Some-of-the-more-common-shapes-for-pocke...632-ja.jpg]

Bu konuyu yazdır

  EDC Bıçak nedir? Nasıldır? Neye göre seçilir?
Yazar: 1905sss - 20-02-2024, 14:00 - Forum: Bıçak,Çakı vs - Yorum (7)

EDC konusunda senelerdir hep bir karmaşa olduğunu düşünürüm. Herkes sorar EDC şu çakıyı alsam mı, bu bıçak EDC için uygun mudur diye?


Aslında EDC kavramının özel ve yazılı bir kuralı yoktur. Kişiler genelde zevklerine/kullanım amaçlarına göre bıçak seçerler. Çoğunluk bilse de bıçaklara yeni ilgi duymaya başlayan genç arkadaşlardan EDC nin tam anlamını bilmeyenlerin olduğunu düşünüyorum. O yüzden biraz konuyu açmak istedim.


EDC İngilizce üç kelimenin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. EVERYDAY CARRY

Yani her gün taşımak veya gündelik vs. anlamında kullanılan bir kısaltmadır. Sonuna da knife yazarsak gündelik bıçak, her gün taşınan bıçak denilebilir.

Peki neye göre seçilir bu meşhur EDC? Aslında tanım o kadar popülerdir ki bıçak firmaları bile bıçaklarını sınıflandırırken EDC diye başlık yapıp o bölüme uygun bıçaklarını o başlıkta müşteriye sunarlar. Biz bıçak severler de sohbetlerimizin bir yerinde mutlaka EDC seçtim, EDC bıçağım, EDC ye uygun mu vs. kullanırız.

Ama bazen EDC seçimlerinin çok farklı olduğunu görürüz. Onun sebebi de bellidir aslında. Ofiste çalışan, fabrikada çalışan, şantiyede çalışan, arazide/ sahada çalışan, outdoor faliyetler de vakit harcayan, avcılık kampçılık ile meşgul olan kişilerin kafasındaki EDC bıçak tanımının, yani her gün taşıyacakları bıçaklarının aynı olması beklenemez doğal olarak. Ama insanların ve bıçak firmalarının/ üreticilerinin kafasındaki EDC mantığı "şehir içindeki" gündelik hayat için uyarlanmıştır. Çoğu bıçaksever burada hata yapıyor. Bir avcının, balıkçının, askerin vs. taşıyacağı bıçak sınıfı zaten "military, hunting, outdoor vs. gibi farklı başlıklarda belirtiliyor.

Ayrıca EDC bıçaklar; çakı dediğimiz açılır kapanır bıçaklardan ( Folder knives ) oluşur. Sabit, tek parça kılıflı bıçakların ( Fixed knives ) bahsettiğimiz şehir, ofis yaşantısında anlamlı olmayacağı zaten açıktır.

Çoklu aletleri de ( multi tools ) EDC çakı ile karıştırırız bazen. Evet çakı denilebilir bazılarına ama aslında adı üzerinde alet edavat sınıfındadır. Evet taşıyabilirsiniz, çok iş görebilir ama genel olarak akıllardaki EDC çakı değillerdir.


Nelere göre sınıflandırabiliriz bıçakları? EDC bıçağımızı seçerken nelere dikkat etmeliyiz? Bu tabii ki bir yerden sonra zevk ve beğeniye kalacaktır ama yine de toparlamaya çalışacağım.


1-Ağırlık

Her gün üzerimizde taşıyacağımız bıçağın ağırlığı çok önemlidir. Çanta veya arabada taşımayı ayrı tutuyorum. Cepte, klipsle kemerde vs. direk üzerimizde taşımaktan bahsediyorum. Günümüzde akıllı telefonların ortalama 150 gram olduğunu ve neredeyse 24 saat taşıdığımızı düşünürsek bu ağırlığın bir çakı içinde normal olduğunu kabul edebiliriz. Tabii ki ne kadar hafif olursa o kadar iyi olacaktır. Kışın kabanlar ve montlar varken belki sorun olmaz ama yaz kıyafetlerinde, ofis kıyafetlerinde ağırlık önem kazanacaktır.



Bıçaklarda ağırlık "oz" olarak yazılır. 1 gram 28,35 oz dur. Bence EDC seçiminde 4 oz yani yaklaşık 113 grama kadar olan çakılar idealdir. Çünkü ne kadar hafifse taşıması o kadar kolay olacaktır. 113 gram barajını kafanızda kestirmeye çalışırken bir Spyderco Delica'nın 71 gr, bir Spyderco Endura'nın 103 gr. olduğunu hatırlatmak isterim. Özellikle bu çakıları örnek verdim çünkü bunları bilmeyen görmeyen yoktur. EDC için nekadar çok tavsiye edildiğini ve seçildiğinihepimizi biliyoruz. Muhtemelen 200 gr olsa idi bu çakılar bu kadar popüler olmayacaktı günlük kullanım için.

5 - 6 oz ağırlığa kadar problem olamadan taşınabileceğini kabul edebiliriz . Bu da 170 grama denk geliyor. Samsung Note 2 telefonun 180 gr. olduğunu söylemek isterim. Tabii ki rahatsız olmayan birisi isterse yarım kiloluk bir çakıyı da taşıyabilir. Biz genel olarak en mantıklı EDC şartlarını oluşturmaya çalışıyoruz kafamızda.

Türkiye'de bulabileceğiniz bazı klasik çakıların ağırlıklarını yazıyorum arkadaşlar.

Spyderco : Delica 71 gr. - Endura 103 gr. - Centofante 71 gr. - Native 75,2 gr. - Military 120 gr.- Manix 143 gr. - Pasific salt 86 gr.

Cold Steel : Counter Point I 133 gr - Tuff Lite 70 gr - Ti Lite 4" 100 gr - Voyager Large 130 gr - Mini AK47 82 gr - Mini Recon 102 gr - Ultimate Hunter 121 gr.

Kabar : Dozier ( 4062 model ) 46 gr , Dozier Thumb noch ( 4065 model ) 46 gr.

Victorinox : Sentinel 75 gr - Victorinox Hunter Pro 162 gr.

Gerber : Applegate Covert 119 gr - Bear Grylls Folding 122 gr - Bear GryllL Scout 72 gr - Evo jr. 56 gr. - Bear Gryll Compact Scout 27 gr. - E Z Out Skeleton 74 gr -


Buck : Bantam 43 gr - Folding Adrealine 128 gr - Omni Hunter 131 gr. - Ecolite 97 gr. - Bucklite 46 gr. - Impulse 74 gr. - Vantage 114 gr.

Sog : Auto clip 81 gr. - Twitch XL 120 gr. - Vulcan 141 gr. - Elite 121 gr. - Trident 102 gr. - Aegis 88 gr. - Flash II 88 gr. -Sogzilla 136 gr.


2 -Uzunluk

Bıçağın uzunluğu tartışılan bir konudur. Çok küçük bir çakının pek işe yaramayacağı söylenir genelde. Ama çok büyük bir bıçağı da taşımak sorun olabilir. Buradaki sorun cebe sığmaması, belde rahatsız etmesi ve yeri geldiğinde bulunduğunuz ülkenin kanunlarına göre kolluk kuvvetlerini karşısında sorun yaratabileceğidir.

Mesela Cold Steel Ti Lite 6" çok beğendiğim bir bıçaktır. Stiletto tarzı, ince uzun namlusunu çok beğenirim. Çok güçlü ve etkili bir bıçaktır. Ama bu bıçağı EDC taşımak kolay mıdır? Açık uzunluğu 13" yani 33 cm. Hangi cebe sığar?Ne kadar rahat taşınabilir?

Diğer taraftan forumda yakın zamanda konuştuğumuz Spyderco Dragonfly örnek vermek istiyorum. Çok kolay taşınabilir.İsterseniz gömlek cebine atın. Açık uzunluğu 13 cm. Ama ne kadar işe yarayabilir veya zor şartlarda görevini ne kadar yerine getirebilir? Demek ki uygun ölçüyü bulmak gerekiyor.

Bıçakların uzunluğu inç ( " ) olarak yazılır. Bir inç = 2,54 santimdir. Firmaların sunduğu EDC bıçak seçeneklerini incelediğimde çok büyük bir kısmın ortalama açık uzunluğunun 7" - 8" olduğunu gözlemledim. ( yani 17 - 20 cm. arası ) Bence açık uzunluk için 9" yani 23 santime kadar bir baraj belirlenebilir. Bu ölçülerde bir çakının kapalı hali de 12 - 13 santim olacaktır.

En kötü senaryoyu düşündüm. Çakınızı yanınıza almanız lazım. Pantalon ve gömlek var kıyafet olarak. Üzerimizde çanta, mont, çakımızda da klips yok. Ölçtüğüm zaman klasik bir kot/kanvas pantalonun arka cebi 14 cm genişliğe, 15 cm derinliğe sahip. Klasik bir gömlek cebinin de çapraz ölçüsü 13- 14 cm geliyor.


Yani yukarıda ki yazdığımız kapalı hali 12 - 13 cm olan bir çakı rahatlıkla taşınabilir. Eğer çanta, veya araçta taşıyorsanız çok önemli olmayacaktır tabii.




3 - Kabza şekli

Çakının ağırlığı ve kapalı halindeki uzunluğu önemlidir. Ama kabza yapısı da her gün üzerimizde taşıyacağımız bir çakı için çok önemlidir. Bazı çakıların kabzası, kullanılan materyali ve şekli yüzünden çok kalındır/şişkindir.

Bu çakıların gerek cepte gerek belde, gerek kemerde taşınması zor olacağı gibi taşıyan kişiyi de rahatsız edecektir. Ayrıca yazın giydiğimiz kıyafetlerde belli olacaktır.

Bıçakların özelliklerini okurken bir kalınlık ölçüsü görürüz "thickness" yazar. Onunla karıştırmamak gerekir. O bıçakta kullanılan çeliğin kalınlılığıdır. Kabza kalınlığı diye bir ölçü tüketiciye sunulmamaktadır. Bu göz ile yapılması gereken bir seçimdir.

Resimle açıklamak gerekirse taşımaya çok uygun kabza kalınlıkları genelde 1 cm yi geçmemektedir.


Benchmade Ally - Spyderco Delica ince kabza yapısına örnek verilebilir. 

[Resim: 1.jpg]
[Resim: 2.jpg]
[Resim: 3.jpg]


4- Çelik


EDC bıçaklarda her çeliğin kullanıldığını biliyoruz. Çok belirleyici bir seçim değil sanırım. Ama gün boyu çok sıkça kullanıyorsanız ve bunun sonucunda sık bileyleme yapıyorsanız kolay bileyleyebildiğiniz bir çelik seçebilirsiniz. Veya devamlı çakınınızı ıslatıyorsanız paslanmaya karşı daha dayanıklı bir çelik seçebilirsiniz. Çakınızı kesmek için kullanıyorsanız kesici ağızın uzun ve dayanıklı olduğu bir modeli tercih edebilirsiniz. Eğer delmek ön planda ise daha güçlü ve sivri bir namlu düşünebilirsiniz. Veya kesimi zor olan kalın ip tel vs. kesmek gerekecekse testere dişleri olan bir bıçak seçilebilir.

Örnek olarak paslanmaya dayanıklı Spyderco Salt serisi, namlusu delmeye odaklı Spyderco Native, SOG Pentagon Elit, veya zor kesimler için bıçağının yarısı testere diş olan pek çok modeli düşünebiliriz.


5- Açılma şekli

Çakınınızı günde bir kere cebinizden çıkarıp kullanıyorsanız nasıl açıldığı çok sorun olmaz. Tırnak ile açmaya yarayan tırnak boşluğu denilen bir çakıda kullansak farketmez. Nail nicks yazmaktadır bu özellikteki çakılarda.

Ama hergün defalarca çıkarılan ve kullanılan bir çakının mutlaka açılması kolay olmalı. Üzerinde tek parmak açılımına uygun bir delik veya çıkıntı mutlaka olmalı. Bu tür bir özelliğin ilgilendiğiniz bıçakta olup olmadığını resimden seçemiyorsanız yazan özelliklerine bakınız. Thumb stud, opening hale, flipper, spring assisted yazıyorsa tamamdır. Bu özelliklerde başka konularda geçtiğinde resimler hatırlatmak yeterli olur diye düşünüyorum.



[Resim: 4.jpg]


6 - Emniyet

Ben hergün yanımda taşıyacağım bir bıçağın mutlaka emniyeti olmasını isterim. Küçük veya büyük çakı diye ayırmam emniyetsiz bir çakıyı kullanmanın tehlikeli olacağını düşünürüm. Bıçağın resimlerinde emniyeti göreceksinizdir.

Bıçağın özelliklerinde "Lock" kelimesi geçiyorsa emniyeti vardır. Forumda ayrıntılı konusu olduğundan sadece hatırlatma amaçlı resimlerle geçiyorum.




[Resim: 5.jpg]


7 - Klips

Bu çok işe yarayan bir özelliktir. Hangi kıyafeti giyerseniz giyin çakınızı kolayca yanınızda taşımanızı sağlar. Yazın bir şortun, eşofmanın belinde bile rahatça çakınızı taşıyabilirsiniz.

Bazı klipsler sabittir yeri değiştirilemez. Bazı klipslerin yeri ise iki veya dört yönlü olarak değiştirilebilir. Kabzanın üzerinde iki veya dört tarafta klips vidaların takılacağı yerler mevcutsa bu yer değiştirilebilir klips anlamına gelir.

Klips ve kabzanın her iki tarafında aşağı yukarı takılabilir opsiyonlar; 


[Resim: 6.jpg]


7 - a ;

 Resimde gördüğünüz vidalar klasik tornavida ile açılmaz "Torx uç" gerekmedir. Bilmeyenler için torx uç örnek resim aşağıdadır. 


[Resim: 8.jpg]

Bu konuyu yazdır

  Çelik nedir? Bıçaklarda hangi çelikler kullanılır?
Yazar: 1905sss - 20-02-2024, 13:48 - Forum: Bıçak,Çakı vs - Yorum (3)

Çelik en kısa tarifi ile demirin karbonla bileşimine verilen addır. Bütün çelikler karbon ihtiva eder ve çeliğe sertliğini sağlayan en önemli elementtir. Çelik ihtiva ettiği karbon oranına göre değişik setlik ve dayanıklılık kazanır. 

Çeliğin sertliğinin verilmesi yanında çeliğe birçok elemetler ekleyerek dayanıklığı, esnekliği, aşınmaya ve yıpranmaya direnci, paslanmayı önleyici katkılar yapılarak çeliğin kullanım yerlerine göre en verimli özelliklere kavuşması sağlanmıştır. 

Bunlar:
Krom. Çeliğe direnç kazandırır, sertleştirilme özelliği verir en önemlisi ise çeliğin aşınmasını önler. Şayet çelikte 13% krom varsa bu çeliğe paslanmaz çelik denilir.
Manganez: Çeliğin en önemli bileşenlerindendir, çeliğin mikro yapısını düzenler, sertlik verme işlemini düzenler, ısıtılarak yapılan çalışmalarda oksitlenmeyi önler, çeliğe güç ve direnç kazandırır.
Molibden: Yüksek ısılarda çeliğin dayanıklığını koruması ve gevrekleşmeye meydan vermemesi sağlayan bir elementtir. 1% oranında bulunduğu zaman çeliğe hava soğutma ile sertleşme özelliği kazandırır.
Nikel: Paslanma ve aşınmayı önler çeliğe güç ve katılık sağlar.
Silikon: Üretim esnasında çeliğe ilave edilir, bu tıpkı manganezde olduğu gibi çeliğin mikro yapısının düzgün olmasını ve güçlenmesini sağlar.
Tungsten: Çeliğe direnç kazandırmanın derecesini artırır, şayet krom ve molibden ile birlikte çok ayarlı bir şekilde kullanılırsa elde edilen çelik yüksek hızlı çelik olur.
Vanadyum: Direnç ve sertleştirilebilme özelliğine katkıda bulunur mikro yapısı sağlam A sınıfı çeliklerde mutlaka bulunur.


ÇELİKLERİN SINIFLANDIRILMASI

Teknoloji ve sanayinin gelişimi her türlü ihtiyaca cevap verecek şekilde çelik üretimine geçince, üretilen çeliklerin kalitelerini, vasıflarını, ihtiva ettikleri mineralleri ve oranlarını ifade eden, anlaşılır rakam ve numaralar vermek sureti ile çelikler sınıflandırılmıştır. Ve bu tanımlar temel olarak
Amerika : SAE, AISI, UNS, AMS
A.I.S.I : American Iron and Steel Industries - Amerikan Demir ve Çelik Endüstrileri
ASME : American Society of Mechanical Engineers -
UNS : The Unified Numbering System (UNS)
AMS : Aerospace Materials Specifications
Avrupa
1-Almanya : DIN standardı
2- İngiltere : British standardı (BS): bu tanımlama Japon JIS ile uygunluk gösterir.
3-Fransa : AFNOR standardı (Normalisation France) NR harfleri ile adlandırılır.
4-İtalyan : UNI standardı (Nazionale Italiano di Unificazione)
5-İsveç : Swedish standards (SS)
Japon : JIS standardı (Japanese Industrial Standards)
Tanımlama terimleridir.

ÇELİK SERTLİĞİ SINIFLANDIRMASI

Sertlik: bir malzemenin kendisine batmak isteyen kendisinden daha sert bir zeminde basınç etkisine karşı gösterdiği direnç dirençtir ve sertlik olarak bilinir.
Sertlik ölçme metotları ikiye ayrılırlar.
1.Dinamik sertlik ölçme metotları
2.Statik sertlik ölçme metotları
1.Dinamik sertlik ölçme metotları: Belli bir yükseklikten malzeme yüzeyine düşürülen standart sertleştirilmiş bilyenin sıçrama boyuna göre hesaplanır.
2.Statik sertlik ölçme metotları ve değerleri.
Mohs Hardness: - MH
Rockwell Hardness - RH-HR
Brinell Hardness - BH
Vickers Hardness
Knoop hardness
Shore Hardness
Barcol Hardness

MOHS HARDNESS SCALE ( Mohs sertlik değerleri )
1812 yılında Alman mineralci Friedrich Mohs mevcut minerallerin sertliklerini ölçerek bunları sıralamış ve bir liste oluşturmuştur bu sertlikler temel alınarak değişik yapıdaki maden ve maddelerin sertlikleri bu esas tabloya göre tespit edilmektedir.
En yumuşak madde olan talk(pudra) sertliği 1 kabul edilmiş mevcut en sert mineral olan elmasın sertliği ise 10 kabul edilmiştir.


Rockwell Hardness- HR (Hardness Rockwell),
.Rockwell Sertlik Ölçme Metodu
120º Açılı elmas konik uç 1/16″, 1/8″, 1/4″, 1/2″ çaplarında standart sertleştirilmiş bilye uçlar kullanılır. Uygulanacak yük 150,100,60kğ dır.
Uygulanan yükün etkisiyle malzemede meydana gelen iz derinliğini uygulanan yüke oranlaması ile Rockwell sertlik değeri bulunur. İki tür Rockwell sertlik ölçme cihazı vardır.

1. Standart cihaz: Yukarıda belirtilen uçlar ile 150.100.60 kg yükler uygulanır. Sert karbürlerin sertlik ölçmesinde ise 120º elmas uç kullanılır.
2. Yüzeysel cihaz: Çok ince parçalar ile yüzey sertleştirilmesi yapılmış parçaların kabuk sertleştirilmesinde kullanılır. Uygulanan yük 15, 30, 45 kg arasında değişir.

Rockwell önce her türlü element, maden, alaşım plastik ve diğer maddeleri sertliklerine göre ve alfabetik harfleri kullanarak sınıflandırmış ve bunların sertliklerini ölçerek en sert madde olan elmasın sertliğini 100 kabul ederek bunların değerlerini tespit etmiştir. Adlandırmada önce hard kelimesinin baş harfini (H) sonra kendi adının baş harfini® sonra alfabetik sıralamadaki harfi ( A – Z ) yazmış en sonuna da 100 üzerinden ölçtüğü değeri koymuştur. HRB 60 veya HRC 65 gibi. Bıçak çelikleri Rockwell’in C sıralamasında ve 55 ile 65 arasında değişen sertliklerde olur.
Rockwell’in alfabetik sıralaması.
• A Sertleştirilmiş karpit, ince çelik ve sertleştirilmiş çelikten sığ kâse
• B Bakır alaşımları, yumuşak çelikler, alüminyum alaşımları dövülgen demir. V.s.
• C Çelik, sert demir döküm, döküm çelik titanyum, sertleştirilmiş çelikten derin kâse ve B100 den daha sert olan diğer materyaller.
• D İnce çelik, sertleştirilmiş çelikten orta boy kâse, sertleşmiş dövülgen demir.
• E döküm demir alüminyum ve magnezyum alaşımları yatak metalleri.
• F sertleştirilmiş bakır alaşımları ince yumuşak metal levhalar.
• G fosforlu bronz, berilyumlu bakır, dövülgen demir.
• H Alüminyum, çinko, kurşun.
• K, L, M, P, R, S, V yatak metaller ve diğer yumuşak ve ince plastik gibi maddeler.

KARBON ( PASLANABİLİR ) ÇELİKLER:
Geleneksel olarak bıçaklar karbon çeliğinden yapılır. Genellikle bıçak yapımında kullanılan çelikler 0,5% karbon ihtiva etmelidir bu orana sahip çeliklere yüksek karbonlu çelik denir. Karbon çeliği dövülerek ve taşlanarak kolayca şekillendirilir ve ısı çalışması ile yüzey sertliği verilerek çeliğe harika bir keskinlik kazandırılır. Çeliğin sertliğinin kontrol altında olması çeliğin ısı görmesi ile olur. Ustaların çeliği tavlama ve soğutma ayarları sayesinde çeliğin sertliği ile sağlamlığı arasında denge oluşur. Çeliğin üzerine kazandırılacak sertlik, çeliği kırılganlaştıracak ya da zor bilenecek hale getirmemelidir.

Bazen bıçak ağzının keskinliği için ayrı bıçak sapı bölümünün sağlamlığı için ayrı ısıtma işlemi ile yapılabilir. Çok katlı, sert çelik çekirdeğine sahip olan çeliklerde sert bölümün keskin kenara uzanması üstteki dayanıklı katmanların düzgün sıralanmasını sağlamak için bu farklı ısıtma işleminin yanında mekanik işlemlerde uygulanır.

Bunun bilinen en iyi örneği samuray kılıçlarıdır. Japonlar değişik sertlik vermek için bazı çelik katmanlarını killi çamurla kapatarak ısıtma ve su verme işlemi yaparlar.

Çeliğin yapısı üzerinde etkili olan diğer bir uygulama ise düşük ısı uygulamasıdır.
Buna Cyrogenik çalışma denir. Bu işlem çeliğin sıvı nitrojenle dondurulması ile olur, bu sayede çeliğin yapısı sağlamlaştırılır.

Akılda kalması gereken en önemli konulardan biri ise çeliğin kullanıma uygun şekilde tasarlanmış olmasıdır. İnce, batıcı kama şeklinde bir bıçağı deri yüzme işinde kolayca kullanamazsınız.440 A çeliklerinden yapılan bıçaklar düşük karbon oranlarına sahip olduğu için küçümsenir fakat tuzlu su dalgıç bıçakları için en ideal çeliktir. Yüzme bıçakları için 5160 idealdir. Sağlam bir keskinlik için düşünülen çelik 52100 olur. Bunun kadar önemli olan bir diğer konu ise ısıtma işlemidir. İyi bir çelik kötü ısıtma işlemi ile kırılgan hale gelebilir.

0–1 ÇELİĞİ: Döverek bıçak yapan ustalar tarafından çok sevilen ve meşhur olan bir çeliktir, çabuk paslanmasına rağmen mükemmel keskinlik sağlayan sağlam bir çeliktir. Randall bıçakları bu çeliktendir.

10 serisi çelikler – 1095 ve ( 1050.1060.1070.1084 ) bu seri çelikler tamamen kasap bıçakları için uygundur. Bu rakamların son iki sırası çeliğin ihtiva ettiği karbon oranını gösterir, 1095 en meşhur bıçak çeliğidir. Bu seri arasında karbon oranı en çok olanı ve en dayanıklısıdır. Kısa bıçakların yapımında tercih edilir.

Kılıç yapımında çoğunlukla tercih edilen çelik 1050 ile1060 dır.

1095 çeliği 0.95% karbon ve 0.30% manganez içerir, çok iyi ve sağlam keskinlik tutan, basit, ucuz, kolay paslanan bir çeliktir. Kabar’s bıçakları bu çelikten ve siyah kaplamalı olarak imal edilmektedir.

W–1 ve W–2 Çeliği: içeriğinde uygun oranda 0.10 % ve 0.20% Vanadyum bulundurdukları için sert ve iyi keskinlik sağlayan çeliklerdir. W–1 de daha az vanadyum bulunur.

Carbon V: Cold Steel firmasının isimlendirdiği bir çeliktir. Bir tek cins çeliğin adı değildir, 1095 ile 0 1 çeliğin özelliklerine sahiptir. Yapılan kıvılcım testlerinde bazı üretimlerinde 0170–6 – 50100-B çeliklere ait özellikler görüldü.

0170–6 – 50100-B: Çelik üreticilerinin 0170–6 isimlendirdiği AISI Amerikan Demir ve Çelik Endüstrileri ise 50100-B adlandırdığı çeliktir. İyi bir krom –vanadyum çeliğidir 0 -1 ile benzer özellikler gösterir, biraz pahalıdır.

A – 2 Çeliği: mükemmel hava soğutmalı takım çeliğidir, sağlamlığı ve iyi keskinlik koruması ile bilinir. Dövüş ve savaş bıçaklarında en çok tercih edilen çeliktir.

L- 6 Çeliği: çok sert iyi keskinlik tutan kolay paslanan bir bant testere çeliğidir.

0 -1 gibidir demir dövücülere uygundur, bakımını iyi yaparsanız, özellikle dayanıklığı açısından kasap bıçakları için en ideal çeliktir.

M–2 Çeliği: çok yüksek ısılarda bile paslanmaz çeliklerden daha iyi sertliğini ve keskinliğini koruyan fakat kolay paslanan bir yüksek hız çeliğidir. Mükemmel keskinlik sağlar.

5160 Çeliği: Demir dövenler için meşhur bir çeliktir Sertleştirilebilmesi için krom ilave edildiğinden makas çeliği, yay çeliği olarak ta bilinir ve iyi keskinlik sağlar en çokta

L–6 gibi sağlamlığı ile tanınır. Karbon oranı 0.50 olanı çoğunlukla kılıç yapımında kullanılır. Karbon oranı 0.60% ve daha üstü ise bıçak yapımında kullanılır.

52100 Çeliği: Bilye çeliği denir fakat sadece demir dövenler tarafından kullanılır,5160 ile benzerlik gösterir fakat karbon oranı daha fazladır 1.00% 5160 nazaran daha iyi keskinlik sağlar fakat sertliği biraz zayıftır. Av bıçaklarının yapımında kullanılır.

D–2 Çeliği: yarı paslanmaz çelik olarak adlandırılır. Krom oranı 12% olmasına rağmen paslanmaz çelik seviyesinde değildir lekelenmeye karşı diğer karbon çeliklerine nazaran daha dirençlidir. Yukarıdaki çeliklere nazaran sertliği biraz az olmasına rağmen mükemmel keskinlik sağlar. Bob dozier bıçakları bu çeliktendir.

Vascowear Çeliği: bulunan en sert çeliktir, yüksek oranda vanadyum içerir. Bu çelikle çalışmak aşırı zordur. Kullanımı yoktur.

PASLANMAZ ÇELİKLER

Çatal bıçak endüstrisinde Krom oranı 13.00% üzerinde olan çelikler paslanmaz çelikler olarak kabul edilirler. Bu gün çoğu bıçaklar şekillendirilmeleri ve bilenmelerinin zorluğuna rağmen paslanmaya karşı dirençli olmaları yapısı ve keskinliğini uzun süre muhafaza etmeleri nedeniyle çeşitli paslanmaz çeliklerden yapılmaktadır.

420: Düşük karbon ihtiva eder karbon oranı 0.50% den azdır, oldukça yumuşaktır ve iyi keskinlik sağlamaz çoğunlukla dalgıç bıçaklarının yapımında kullanılır paslanmaya karşı çok dirençlidir. Geniş maksat kullanım bıçakları için iyi bir seçimdir.

440 A 440 B 440 C Karbon oranları A 0.75% B 0.90% C 1.20% Karbon atomları ve diğer önemli elementlerden oluşan 440-C, yüksek teknolojinin mucizevi bir çeliğidir. Özellikle av bıçaklarının üretiminde mükemmel sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Çeliğin kalitesi, mekanik özelliklerinin kıyaslanmasıyla anlaşılabilir. Bu özellikler, çekme direnci (19685 kg/cm2), esneme direnci (18965 kg/cm2), kayma direnci (5 cm.de %3), sıkışma, darbe direnci (2,8 cm2gm) ve sertlik 58 RHC (Rockwell birimiyle). Molibdenium ve Vanadyumun varlığı ve miktarı, malzemenin birinci sınıf olmasını sağlar. Molibdenium, yüzden çeliğin ortasına kadar homojen bir sertlik sağlar. Bunun yanı sıra, çeliğin korozyona, daha yüksek çekme ve sıkıştırma gerilimlerine, daha yüksek sıcaklıklara dayanıklı olmasını sağlar ve çeliği sertleştirir. Öte yandan, Vanadyum karbid oluşumunu hızlandırdığı için çekme direncini arttırır.

Av-Kamp’ın da kullandığı 440-C alaşımı, A.I.S.I (American Iron and Steel Industries - Amerikan Demir ve Çelik Endüstrileri) tarafından bir standart olarak kabul edilir. Buna ek olarak, Türkiye’de standartları belirleyen TSEK (Türk Standartları Enstitüsü Kurumu), bu alaşımı, çalışmalar sonucunda 22.01.1992 tarihinde av bıçakları için 25.03.1992′de de doğa koşullarında kullanılan bıçaklar için bir standart olarak kabul etti. Rockwell sertlik testi, çeliğin sertliğini belirlemek için en sık kullanılan testtir. Çeliğin izotopik olup olmadığı, yani homojen bir sertliği olup olmadığı, en önemli sorulardan birisidir. 58 RHC, istenilir bir sertlik düzeyidir. Rockwell sertlik testleri, amaçları dayanıklılık ve mükemmellik olan firmalar tarafından kullanılır. Bu testin bıçağın yüzeyinde kırmızı bir çıkartmayla sembolize edilmesi üzerinde uluslararası uzlaşma sağlanmıştır. İstenen tüm vasıflara sahip ve ücretinin hakkını yüz güldürecek şekilde karşılayan 440-C çeliği, birçok el yapımı ve seri üreticiler tarafından kullanılmaktadır. Bir çeliğin cerrahi çeliği olarak adlandırılması anlamsızdır, sadece cerrahi aletlerinin üretildiği özel bir çelik yoktur.

425 M -12C37: Her iki çelikte 440 A ile benzerlik gösterir 425 M (0.50% karbon) Buck knifes bu çeliği kullanır.12C37(0.60% karbon) İskandinav ülkeleri olan Fin ve Norveç bıçaklarında kullanılır.

AUS – 6 AUS - 8 AUS – 10 (aka 6A 8A 10A) : Japon paslanmaz çelikleridir.

Kabaca 440A - (AUS–6 0.65%karbon) - 440B (AUS -8 0.75%karbon)

440C-(AUS-10 1.10%karbon) ile kıyaslanabilirler.

Al Mar. Bıçakları AUS–6 çeliğini, Cold Steel bıçakları AUS–8 çeliğini kullanırlar.

AUS–10 440-C ile aynı karbon oranına sahiptir fakat krom oranı biraz azdır. Bu paslanma direncini biraz azaltır ama sertliği 440 C den biraz fazladır.

GIN–1 aka G–2 A: ATS-34 Çeliğinin çok az eksik karbonlusu, biraz fazla kromlusu ve molibdeni oldukça az olan çok iyi bir paslanmaz çeliktir. 
Spyderco bıçaklarının çoğunlukla kullandığı malzemedir.

ATS–34 - 154-CM: Şu andaki en son ve yeni üründür.

154-CM Orijinal Amerikan sürümüdür. Yüksek kalite standardında bıçak yapan bıçakçıların uzun bir zamandır bulamadıkları bu çeliği son zamanlarda bulmak mümkün olacaktır. Hitachi ürünü olan ATS-34 Çeliği her yönü ile 154-CM. aynısıdır, ve birinci yüksek kalite paslanmaz çeliktir. Normal sertlikte olanları 60HR dir, çok üstün keskinlik sağlar ve bu sertliğe rağmen sağlamlığı ve dayanıklığı çok iyidir.
Paslanma direnci 400 serisi kadar değildir. El yapımı bıçak üreticileri ve birkaç tanınmış seri üretim yapan yerler (Buck Cep Bıçakları) ATS–34 Çeliği kullanırlar Spyderco kaliteli ürünlerinde kullanır, Benchmade bıçakları da üretimlerine bu çeliği katmıştır.

ATS - 55: ATS-34 İle benzerlik gösterir, fakat alaşımından molibden kaldırılmış ve bazı diğer elementler katılmıştır, bu çelik hakkında henüz tam bilgi yoktur. Molibden yüksek hız çelikleri için uygun olmasına rağmen bıçak çeliklerinin yüksek hız özelliğine ihtiyacı yoktur. Bu yüzden pahalı bir madde olan molibdenin olmaması çeliğin fiyatına olumlu katkı sağlamış ve çeliğin performansını azaltmamıştır.
Çeliğin keskinlik tutuşu ve dayanıklığı ATS-34 ile aynıdır. Spyderco bu çeliği kullanmaktadır.

BG–42: Bob Lovelles’in ATS-34 çeliği üzerinde yaptığı değişimle elde ettiği bu çeliğin ATS-34 ne kadar benzese de iki büyük farkı vardır. Bu çelikte ATS-34 dün iki katı Manganez oranına sahiptir, ayrıca BG-42 de 1.10% Vanadyum vardır. ATS-34 de vanadyum yoktur. böylece BG–42 ATS-34 den daha iyi keskinlik sağlar.
Bıçak ustası Chris Reeves ATS-34 üretimlerini BG-42 ile değiştirmiştir.

CPM T440V - CPM T420V:ilk ağız açımı ve bileme işi çok zor olmasına rağmen bu iki çelikte mükemmel keskinlik sağlar hatta ATS-34 den daha iyidir çünkü bu çelikler yüksek vanadyum içerirler. Spyderco en azından bir modelinde CPM T440V kullandı


( Sayın Üstad Kemal Elitemiz'in araştırma ve bilgilerinden alınmıştır. )


[Resim: bc2.jpg]
[Resim: bc4.jpg]

Bu konuyu yazdır

  HS-9 ve Glock 19 karşılaştırması
Yazar: lenduha - 20-02-2024, 13:02 - Forum: Silah Karşılaştırmaları - Yorum (4)

İki polimer gövdeli modelden Glock 19 Gen 4 ve HS-9 MOD.TR paslanmaz çelik sürgülü model karşılaştırması.

Bu konuyu yazdır

  Alev Alatlı'nın Yazısı
Yazar: ceycey - 20-02-2024, 11:04 - Forum: Bireysel Silah Edinme Hakkı - Yorum (11)

Bu ay başında kaybettiğimiz değerli yazar Alev Alatlı'nın bireysel silahlanmayla ilgili yazısı:

“İyi düzenlenmiş bir Milis, özgür bir Devlet’in güvenliği için şart olduğundan, halkın silah bulundurmak ve taşımak hakkı ihlâl edilemez.”
Amerikan Anayasası

“Türkiye gibi yılda 3 bin kişinin ateşli silahlarla öldürüldüğü bir ülkede...” diye başlayarak, toplumuzun şiddet düşkünlüğüne gönderme yapan ahkâma girişmeden önce, Sevgili Kardeşim, dur bir pırtık. Dur, çünkü, ateşli silâhlardan kaynaklanan “3 bin ölüm,”(1) örneğin, karayolu trafik kazalarından kaynaklanan 137 bin ölümle(2) kıyaslandığında, 70 milyon nüfuslu Türkiye’ye “maganda kurbanları kabristanı” yakıştırmasını mesnetsiz bırakır.

“Milyonu bulan ruhsatlı silah taşıyıcıları” ile Türkiye’nin "bireysel silahlanma cenneti" olduğu hükmünü dillendirmeden önce de, dur bir pırtık. Dur, Sevgili Kardeşim, çünkü, ahkâmına mesnet aldığın “1 milyon” sayısı, her 100 kişiye 1,4 silâh düştüğünü söyler ki, bu rakam Avrupa Birliğini oluşturan onbeş ülkede 17,4; Avrupa Birliği birincisi barışçıl Finlandiya’da 36’dır. Bölgemizde, Yemen’de, ki kendileri bireysel silahlanmada dünya ikincisidirler, 39; ABD’de 96, (3) yani adam başına bir silâhdır. Diyeceğim, rakamlar ülkemizin “silahlanma çılgınlığına” kapıldığı ahkâmını mesnetsiz bırakır.

“Meclis çatısı altında bir milletvekilinin diğerine kurşun sıkıp öldürdüğü bir ülke...” diye başlamadan önce de dur, bir pırtık. Dur, çünkü, “ideolojik veya siyasi nedenlerle katledilen önemli insanlar” natamam-listelerinde(4) Fransa’nın 19, Almanya ve İngiltere’nin 13, İtalya ve ABD’nin 20’şer maktulle yeralmaları,(5) İsveç’in başbakan ve dışişleri bakanı(6) düzeyinde temsil edilmiş olması, ülkemiz Bakanlar Kurulu salonuna yakıştırılan “vahşi batıda bir şerif odası görüntüsü” benzetmesini de mesnetsiz bırakır.

Sayın Gönül’ün ve silah hediye ettiği “koruma ordusuyla gezen bakanların silah tutkusunu... Freud'a atıf yaparak, ‘silahın erkeklik organının bir simgesi olarak görüldüğü’” üstenciliği ile açıklamaya kalkışmadan önce de dur, bir pırtık. Aynı Freud, “Silâh korkusu cinsel ve duygusal olgunluk noksanına işaret eder”(7) diyen adamdır. Freud haklıysa, bakanların silâh taşımalarının “topluma ve kendine güvensizlikten” kaynaklandığı şeklindeki ahkâm da mesnetsizdir.

“Silahını da organı gibi hem ödüllendirme hem cezalandırma için kullanan erkeklerin ülkesi burası. Nasıl gerdeğe de, tecavüze de aynı ‘silah’la giriyorsa, takımını kutlamak için de, lanetlemek için de kurşun sıkabiliyor...” diyerekten, Türk erkeklerini dünyadaki hemcinslerinden soyutlayıp, istenmeyen özel nitelikler atfetmeden önce de dur, bir pırtık. Dur çünkü, futbolda saldırganlık oyunun kendisi kadar eskidir. O kadar eskidir ki, daha 1314’de, İngiltere Kralı İkinci Edward, maçlarda çıkan müteessif olayları önlemek için futbolu yasaklamak zorunda kaldıydı! Çağdaş medeni dünyaya gelince: 1982 UEFA kupasında ölen seyirci sayısı 340; 1985 Brüksel Dünya Kupasında İngiliz erkeklerinin verdikleri zayiat 39; Arjantin’de 2002 futbol sezonunda 5. Arada ölen düzinelerce taraftar vakayı adiyeden sayıldığından, bahsetmiyorum. Bize gelince, gelmiş geçmiş en kanlı olayımız, 2000 UEFA yarı-final maçında iki İngilizin ölümüyle sonuçlanan trajedidir ve nedeni maktullerin rakip takım taraftarları olmaları değil, terbiyesizlikleriydi.

Öte yandan, “Meclis'te ya da Kabine'de daha fazla kadın olması oraları maçoluktan kurtarmaz; bunun için Bakanlar Kurulu salonunu vahşi batıda bir şerif odası görüntüsünden çıkarmak daha inandırıcı olur” telkini de dur bir pırtık uyarısını hak etmektedir. Çünkü, “Vahşi Batı” bir Holywood kurgusu olmasının dışında, Amerikan toplumunun “Silâhlı adam vatandaş; silâhsız adam ise tebadır”(8) anlayışını simgeler. Bu anlayışa göre, “Halkın silâh taşıma hakkını elinden alırsanız, köleleştirirsiniz”(9) ve “Sadece vatandaşlarından korkan yönetimler onları kontrol etmeye/silâhsızlandırmaya/ kalkışırlar.”(10)

Anglo-Amerikan hukukunda “bireysel silahlanma,” yaşama hakkı, düşünce ve vicdan özgürlüğü gibi temel “insan hakları” ndan (11) sayılır; 12.yüzyılda İngiltere Kralı İkinci Henry’nin esir ve kölelerin dışındaki tüm vatandaşların savunma amacıyla silâh taşımalarını emretmesine uzanır. 1689 İskoç ve İngiliz İnsan Hakları Beyannameleri, (12) halen yürürlükte olan Kanada ve ABD Anayasalarının teminatı altındadır;(13) yönetim ve/veya özel kuruluşlar bireysel silahlanmayı hiçbir gerekçeyle yasaklayamazlar. ABD’nin “Kurucu Babalar”ının bu tutumlarının nedeni, İngiliz sömürge ordusuna başarıyla karşı koyan ademi merkeziyetçi (anti-Federasyoncu) milislerin sivillerin denetlemedikleri bir ordunun zaman içinde demokrasiyi ve sivil özgürlükleri tehdit etmesinden korkmaları ile açıklanır. “Merkezi hükümetin bir diğer gücü de silahlı kuvvetlerdir... /ancak/ Avrupa’daki krallıkların hemen hepsinde olduğu gibi, silahlı kuvvetlerin etkili olabilmesi, halkın silahsızlandırılması ile kaimdir. /Oysa/ Amerika’daki en üstün güç bile kılıç zoruyla haksız yasalar dayatamaz; çünkü halkın bütünü silahlıdır ve Birleşik Devletlerde şu ya da bu bahaneyle oluşturulacak herhangi bir /merkezi/ nizami kuvvetten daha güçlüdür.”(14)

Günümüzde bu anlayışın uçtaki bir özetini “vatandaş” Edward Abbey’in şu cümlelerinde görebiliriz: “...Demokrasinin silâhı tüfektir. Tüfekler yasaklandığında, sadece yönetim silahlı olacak demektir. Sadece polis, gizli polis ve askerler; yani yöneticilerimizin paralı hizmetlileri. Sadece yönetimimiz ve birkaç kanun kaçağı. Kendi adıma ben o kanun kaçakları arasında olmak niyetindeyim.” Abbey’den daha esprili olan Amerikalılar da var: “Eldeki tüfek, telefondaki polisten iyidir.” Ya da “Kriminaller silahsızlandırmaya bayılırlar, işleri kolaylaşır.” Ya da, “Saldırı, bir davranış biçimidir, cihaz değil.” Bunlar da daha bir “filozof”ça konuşanlar: “Tehlikeli silâh yoktur, tehlikeli adam vardır”(15) “Vatandaşların silâh taşıma hakkı, keyfi yönetimlere karşı bir güvencedir. Şimdilerde Amerika’da söz konusu değilmiş gibi duran ancak her an mümkün olduğu tarihin tasdikinde olan despotizme karşı bir diğer önlemdir.”(16) “/silahsızlanmada/ fayda olduğu düşüncesi yanlıştır.../çünkü/ insanoğlunu yaktığı için ateşten, boğduğu için sudan mahrum bırakmaya benzer; kötülüğe çare olmaz, özgürlüğü yok etmekle kalır...Suç işlemeğe niyeti ya da eğilimi olmayanları silahsızlandıran yasalar...cinayetleri önlemeye değil teşvik etmeye yararlar, çünkü silâhsız bir adama saldırı, silahlı bir adama saldırıdan çok daha kolaydır.”(17) “Sürgit acımasız saldırılara uğrayan bir adama kendisini savunmamasını öğretmek suçtur. Tabanca ya da tüfek sahibi olmak yasaldır. Bizler yasalara saygılı olmaya inanırız.”(18) En çarpıcılarından birisi de, geçtiğimiz aylarda bireysel silahsızlanmayı savunan Economist dergisi editörüne gelen bir okuyucu mektubu: “Bağdat halkı, Amerikan kıtalarını Irak’ın yasal düzenini darmadağın etmekle suçluyor. Çözüm basit... protestocuları Irak’ın dört bir yanında tepelenmiş silâh yığınlarına yönlendirin, herbirine bir adet Kalaşnikov, 30 salvoluk mermi verin ve kollarına üzerinde fosforlu harflerle Arapça ve İngilizce ‘Mahalle Nöbetcisi’(19) yazan bir kolluk takın, ‘Yallah...burası sizin şehriniz, sorunu kendiniz çözün, bizi de işler çığırından çıkmadıkça aramayın!’ deyin. Böyle yaparsanız bir anda Iraklılara yağmacıları durdurma imkânı tanımış olur; adamları yeni Baasçılara karşı donatır, geleceklerini kendi ellerine almalarını sağlar, koalisyonun Irak’ı kurtarmakta ciddi olduğunu gösterirsiniz. Silâhlar bir takım rezillerin eline geçmez mi? Elbette, geçer ama onlar zaten silâhlıdırlar. Ne var ki, bu defa her bir kötüye karşı normal bir yaşam isteyen, bu kabusu bir daha görmek istemeyen bir düzine silâalı Iraklı olacak ve bu insanlar dileklerini mahallelerinde dolanan serserilere ellerinde bir Kalaşnikov olduğu halde anlatabileceklerdir. Mademki Iraklılar artık özgürlüğün tadını aldılar, bırakın bu rezilleri onlar halletsin. Siyasi güç dediğiniz, bir tüfeğin namlusundadır...öyleyse bırakalım, herkesin bir tüfeği olsun.”

Bizim geleneğimize gelince, Amerikalılarınkinden uzlaşmaz boyutlarda farklı mıdır? Durup, bir pırtık düşünmek lâzım. Malum olduğu üzere, 15.yüzyıldın ikinci yarısından 16.yüzyılın sonuna kadar Osmanlıların seferber edebildikleri 300 000 kişilik kuvvettin sadece 25 000’i muazzaf (profesyonel) askerler teşkil eder, Osmanlı ordusunun asıl bölümünü Eyalet Askerleri olarak bilinen taşra milisleri oluştururdu. Eyalet Askerleri, genelde kılıç, ok, hançer vb.ile donanmış atlılardı ve kendilerine tahsis edilen toprakları (Tımar) korurlardı. (Yeri gelmişken, at-avrat-silâh üçlemesindeki “avrat,” burada eş ve aile anlamındadır; Batı dillerinde “triad” ya da “hendiatris” olarak bilinen, örneğin, Almanca "Wein, Weib und Gesang" yada İsveçce “"Vin, kvinnor och sång" yani şarap-kadın-şarkı üçlemesinin ima ettiği maço sefahati yansıtmaz.) Ateşli silâhların keşfi ile birlikte tüfek ve tabanca kullanmaya başlayan Eyalet Askerleri, Amerika’daki milis kuvvetlerini anımsatan birimlerdir. Federal orduya benzeyen yapılanma ise Kapıkulu Askerleri olarak bilinen, doğrudan padişaha bağlı seçkin birliklerdir ki, Yeniçeriler ve Sipahiler bu sınıflandırmaya dahildirler. Sayılarının 10-12 000 civarında olduğu kaydedilen Sipahilerden her birisi 2 ilâ 6 atlı bulmak, eğitmek ve silahlandırmakla yükümlüydü. Bunlardan başka yaya Başıbozuklar ve atlı Akibiler vardı. Gayri-nizami bir güç oluşturan bu askerlere maaş verilmez, geçimlerini ganimetten sağlamaları beklenirdi ki, bunlar da “Vahşi” daha doğrusu “Yaban Batı”nın verimli topraklarına, Kaliforniya’nın altınlarına hücum edenleri anımsatırlar.

İşaret etmeye çalıştığım şu: bireysel silahsızlanma “hümanist” bir tercihten öte, ülkenin güvenliğini ilgilendiren bir konudur. Bu çerçevede “Sayın Bakanlar! Lütfen silahlarınızı bırakın! Elinizi başınıza koyup düşünün! Sonra görevinizi teslim edin!”(20) noktasına gelmeden önce üzerinde uzun uzun ve uzman bilgileriyle donanmışlar tarafından tartışılması gerekir. Umut Vakfı’nın acılı mütevellileri fonlarını bu konuda tarafsız ve şeffaf araştırmalara yönlendirirlerse, ülkemize büyük iyilik yapmış olurlar. Ola ki, Economist okurunun sözlerinde bir gerçek vardır: “Hitler, Stalin, Mao, Pol Pot, /Saddam/ tarafından katledilmiş milyonlar, böylesine sessizce boyun eğmezlerdi eğer cinayetleri önleyebilecek imkanları olaydı. Bu adamların meczup olmaları bizi asrımızın temel doğrusunu teslim etmekten alıkoymamalı...”



(1) 3 bin/70 milyon = 0,0000429

(2) Tam rakam, 2006’da 137,409; 2000’de 119,374, ki, bu, sadece kaza anındaki ölümleri kapsar. Gerçek rakamın 270 bin civarında olması beklenir. Bkz. Karayolları ve Yol Güvenliği Araştırma Enstitüsü istatistikleri

(3) Birleşmiş Milletler, “Small Arms Survey 2003”

(4) “Incomplete List of Assasinated People” Wikidepia

(5) 1960’dan bu yana

(6) Sırasıyla Olof Palme, 1986; Anna Lindh (2003)

(7) “A fear of weapons is a sign of retarded sexual and emotional maturity.”

(8) “An armed man is a citizen. An unarmed man is a subject.”

(9) “When you remove the people's right to bear arms, you create slaves.”

(10) “Only a government that is afraid of its citizens tries to control

them.”

(11)“God given right to bear arms”

(12)Scottish Claim of Right, English Bill of Rights

(13) “Second Amendment” (İkinci Bölüm)

(14) Noah Webster

(15) Robert A. Heinlein

(16) Hubert H. Humphrey

(17) Thomas Jefferson

(18) Malcomb X

(19) “Neighbourhood Watch”

(20) Can Dündar, Milliyet 9 Ağustos 07

Bu konuyu yazdır